tag:blogger.com,1999:blog-98539152009-06-23T18:16:06.620+03:00MoDOLOG - günlük eleştiri dozajınızTürkiye'nin en eski blogcularında MoD, her gün yeni bir eleştiriyle karşınızda. Fikir, film, oyun, kitap, mekan ne olursa olsun MoD eleştirecek bir şey buluyor.MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.comBlogger94125tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-12367052648686263692008-12-10T02:12:00.002+02:002008-12-10T02:14:02.881+02:00Van'da kısa dönem jandarma oldum.Feci kötü bir zar attım galiba.<br />Jandarma oldum, Van'da oldum. VAN İL J. K.LIĞI'nda oldum. Önce Elazığ kabul toplama merkezi oradan Van. 14'ünde uçuyorum.<br /><br />Giden bilen var mı?<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-1236705264868626369?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com6tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-62128719178245783282008-11-24T23:42:00.004+02:002008-11-24T23:54:14.218+02:00XBoxdan Wiileşim.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_T77To4Y-2fo/SSsf7cHIvnI/AAAAAAAAAEA/BuKv5fksXWM/s1600-h/avatar-body.png"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 150px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_T77To4Y-2fo/SSsf7cHIvnI/AAAAAAAAAEA/BuKv5fksXWM/s320/avatar-body.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272342894786166386" border="0" /></a><br />XBox arayüzü geçen gün update edilip, çok daha kullanışlı hale getirildi. En büyük yeniliği de sadece fotoğraftan oluşan oyuncu kimliğiniz Wiivari avatarlar haline geldi. Yine Wii özentisi olarak 2-3 oyunda avatarlarla oynamanız imkanı oluştu.<br /><br />Ama yani hani Wii casual bir oyun makinesiydi ve eşle dostla vakit geçirmek için oynanırdı da Xbox ve PS3 "ciddi" oyuncular içindi? O da mı daha çok kişiye ulaşma yolu seçti? (!)<br /><br />Ben kendi adıma sevindim. Doğru bir konsepti, başarılı bir konsepti "kopyalamak" bence yanlış bir iş değil. Ben buna "gelişme" diyorum, "standart" diyorum. Keşke insanlık onuru gururu bırakıp iyi olanı doğru olanı hep kopyalasa.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-6212871917824578328?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-29731009094077695842008-10-30T10:26:00.005+02:002008-10-30T11:12:10.243+02:00Internet'te Sansür HakkındaKabalcı kitapevindeyim. Bir baktım Richard Dawkings'in yeni kitabının çevirisi. Süper dedim. Elimi attım. Kapakta yazan: "Web sitesi yasaklanan ünlü yazar"<br /><br />Yani diyor ki, bu kitabı alın. İçeriği neredeyse yasaklı bir yayın bu. Neredeyse yasa dışı bir iş yapacaksınız bunu alarak. Tehlikeli bir şey yapıyorsunuz, heyecanlı. Herif öyle şeylerden bahsediyor ki, her an toplatılabilir bir kitap bu. O derece.<br /><br />Sonra efendim, bir ara blogger kapatıldı. Yani olan şu:<br />Taksim meydanında bir sandık üzerine çıkıp içeriği tartışılır veya belki de yasadışı bir şeyler mırıldanan bir iki adam tespit edildi. Polis geldi, Taksim meydanını kapattı.<br /><br />Çok sapkın bir ülkedeyiz yahu. Hayır yani sadece hukuken değil. Aklen.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-2973100909407769584?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-3392158924371250352008-10-06T15:26:00.001+03:002008-10-06T15:28:41.301+03:00Aragones - Real Age<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_T77To4Y-2fo/SOoEbv1VFAI/AAAAAAAAAD4/GJ7WYJIcCcg/s1600-h/aragones.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_T77To4Y-2fo/SOoEbv1VFAI/AAAAAAAAAD4/GJ7WYJIcCcg/s320/aragones.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5254016790024229890" border="0" /></a><br />Fanatik.com.tr'ye bakarken, yukarıdaki görüntüyle karşılaştım. Benzerlik şaşırtıcı?<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-339215892437125035?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-15755481004243457032008-08-28T16:05:00.004+03:002008-08-28T16:17:18.649+03:00Projeksiyon cihazından Nefret Ediyorum!Benim eski bir tarihte aldığım bir Infocus X2 projeksiyon cihazım var.<br /><br />2 sene önce ampülü patlamıştı, cihazın yarı fiyatına yeni ampül almıştım. Bir süre önce birden bire görüntünün sol tarafında siyah bir gölge oluşmuştu. Dertli bir alet anlayacağınız.<br /><br />Ama bu macera başka. Evlenince, salonun dekorasyonu biraz değişti, projeksiyonu masanın üzerinde tavana asmadan kullanıyordum - artık o şekilde kullanamaz oldum, tavana asmak mecburi oldu.<br /><br />Bugün projeksiyonu zamanında aldığım İstanbul Bilişim A.Ş. yi aradım. Projeksiyonu tavana asmam gerektiğini ve aparatımın olmadığını söyledim. Beni dışarıdan bir servise yönlendirdi.<br /><br />Servisi aradım. Derdimi anlattım.Servis, İstanbul Bilişim A.Ş.'den iş emri çıkarmam gerektiğini söyledi. Oraya ait bir dahili numara verdi.<br /><br />İstanbul Bilişim A.Ş'yi aradım, dahili numarayı tuşladım. Derdimi anlattım. "Sizi projeksiyon departmanına aktarıyorum, yanlış aradınız" dediler.<br /><br />Projeksiyon Departmanı'na aktarıldım. Derdimi anlattım. Karşımdaki; yalnız dedi, 160 YTL bu iş dedi. Aparatı da siz alacaksınız dedi. Kabloları da siz alacaksınız dedi. Servis kablo takmıyor dedi.<br /><br />Peki o zaman kendi aldığım aparatı tavana matkapla monte etmek için mi 160 YTL veriyorum dedim?<br /><br />Evet dedi.<br /><br />Peki dedim, komple bir servis satın alabiliyor muyum dedim. Böyle, parası neyse versem, birileri gelse, aparatı da getirse, cihazı tavana monte etse, kabloları taksa gitse dedim.<br /><br />Yok dedi.<br /><br />Teşekkür edip kapattım.<br /><br />Ya, bu tip firmalar batsa? Yok olsalar? Cihazı satın alırken gösterdikleri güleryüzlülük ve yardımcılık parayı verdiğin anda yok olan TÜM firmalar böyle otomatik cehennemde yansa?<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-1575548100424345703?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-42935566483320857572008-08-23T12:11:00.004+03:002008-08-24T10:49:08.461+03:00Geri döndüm...<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_MmJeZuHmPaU/SKPY7fGhHjI/AAAAAAAAAgM/7yjhBBnhaQk/s400/DSC00748.JPG"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_MmJeZuHmPaU/SKPY7fGhHjI/AAAAAAAAAgM/7yjhBBnhaQk/s400/DSC00748.JPG" alt="" border="0" /></a>Geri döndüm, anlatacak bir sürü de şeyim var. santorini nefisti, mykonos pek süper değildi.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-4293556648332085757?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com3tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-33049371416792836502008-08-05T16:36:00.005+03:002008-08-05T21:48:41.197+03:00Türk'ün internette globalizasyon imtihanıŞöyle bir durum var: Her Türk genci ve vizyoner firması yabancı akranları gibi günümüz trendlerine uygun olarak web siteleri, bloglar, e-commerce hareketleri, sosyal networking ağları yapıyor ve bir şekilde internet üzerinden yayıncılık yaparak para kazanmanın yollarını arıyor.<br /><br />Ancak bizlerin "garaj" ları yok. :)<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Eski ticaret</span><br /><br />Amerika'da veya Avrupa'da doğup büyüyen atalar, global markalar ve ürünler üretebiliyorken - biliyoruz ki bizler bu konularda çok ama çok aşağılardayız.<br /><br />Tamam. Bunu, çeşitli aşağılık komplekslerimize, dostsuz olmamıza, yasal düzenlemelere, yurt dışı giriş çıkışlarının zor olmasına, maliyetlere vesaire bağlayabiliriz.<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Yeni ticaret</span><br /><br />Yeni nesil internet atılımları içerisinde, yine, Türkler yok. Biz yine, kendimize kapalı küçük dünyamıza ait siteler yapıyoruz. Türkiye'de internet kullanım oranlarını da göze alarak bu şekilde çok büyük paralar kazanmayı hayal ediyoruz.<br /><br />Üstelik, bu sefer daha da vahim olarak, internet işi yaparken yurt dışına çıkmamıza gerek yokken, reklam mecraları globalken, giriş maliyetleri dünyanın her yerinde aynı iken, bandwidth direkt yurt dışından satın alınıyorken bunu yapmaya devam ediyoruz.<br /><br />Ne bileyim X sitesi, kurulurken bir allahın kulu bir fizibilite yapıp şirket misyonuna:<br /><blockquote>Türkiye'de testpad yapacağız, multilingual yapı kuracağız, başarısak N sene içerisinde global reklam kanallarını kullanarak yurt dışını deneyeceğiz ve bu şekilde kullanımımızı geometrik arttırmaya çalışacağız.<br /></blockquote>Yazmıyor. Yazmayı düşünmüyor. Yazmak istemiyor. Yazmaktan korkuyor. Yazabileceğini bilmiyor.<br /><br />Biz atalarımız ve ailelerimiz tarafından kendi küçük dünyamızda yaşamaya o kadar alıştırılmışız ki, "global pazar" lafını sadece yurt dışından bir markanın Türkiye'ye gelmesi ve bizim orada iş bulmamız olarak algılıyoruz.<br /><br />Günümüz internet teknolojilerinde, bildiğimiz ticaretten farklı olarak son derece kolay şekilde yurt dışına açılabileceğimizi, en azından deneme sırasında çok para kaybetmeyebileceğimizi bile bilemiyoruz.<br /><br />Ne bileyim, belki de aslanlar gibi site yapma becerimiz var da, ingilizcemiz mi yok? Yurt dışında yaşayan gençleri uzaylı mı sanıyoruz? Bizim sevdiklerimizi sevmezler mi sanıyoruz? Bambaşka işletim sistemleri mi kullanıyorlar sanıyoruz? Kodlarını bizden başka toollarla mı yazdıklarını sanıyoruz? Bizden farklı ofisleri var mı sanıyoruz? Onların serverları başka serverlar mı sanıyoruz?<br /><br />Veya, kısaca bizim kültürümüzde pek fazla "garaj" yok diye mi oluyor bunlar? Nedir?<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-3304937141679283650?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-18658481935148844392008-07-28T16:17:00.003+03:002008-07-28T17:21:29.635+03:00Content'in geri dönüşüWeb'e ilk başladığımız dönemde, bize, "Content is King" diye öğretilmişti.<br /><br />Ancak yıllar geçtikçe, web için contentin önemi giderek azaldı. Hele, Web 2.0 için content üretimi o kadar da önemli değildi. Content, kullanıcıların kendi oluşturdukları şeylerdi ve bir web sitesinin görevi bunları doğru şekilde göstermek ve diğer kullanıcılara ulaşmasını sağlamaktı.<br /><br />Web 3.0, semantic web söylemleri etrafta dolaşırken, ben, bir sonraki dönemin yine "Content is King" dönemi olacağını düşünüyorum. Tabii, Web 1.0 şeklinde değil.<br /><br />Şöyle açıklayayım; Digg, delicious gibi bookmarking siteleri, Twitter ve Friendfeed gibi micro-blogging siteleri içeriğinizi çok güzel oradan oraya taşıyor, duyuruyor ve kategorize ediyor. Herkes, sizin neyi sevip sevmediğinizi, ne üretip üretmediğinizi biliyor.<br /><br />Ancak, sevdiğiniz içerikleri digglemek veya onla bunla paylaşmak için gerekli bir durum var: Paylaşılacak içeriğe ihtiyaç duyuyorsunuz.<br /><br />Yeni nesil weble üretilen içerik çok kolay paylaşılıp, akıl almaz okuyucu kitlelerine ulaşabiliyor. Bu durumda, içerik esasında birbirinden pek farkı olmayan digg siteleri veya paylaşım siteleri içerisinde viral olarak oradan oraya ulaşabiliyorken ve tüketiliyorken, ihtiyaç bu sefer, tekrar "üretim" oluyor.<br /><br />İleride para, bence, tekrar, olması gerektiği gibi içerik üretiminden kazanılacak. Ancak, eskiden farklı olarak para kazanma bu içeriğin nerede yayınlandığıyla bağlantılı olmayacak.<br />(Ek: Ne kadar popüler olduğu ve ne kadar paylaşıldığıyla -tirajıyla- orantılı para kazanılabileceğini düşünüyorum)<br /><br />Sonuçta üretim olmadan tüketim olmuyor, günümüzde yapılan sadece tüketim kanallarını arttırmak.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-1865848193514884439?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-48223071874351744592008-07-24T20:04:00.004+03:002008-07-24T20:19:42.650+03:00Migros'dan Nefret Ediyorum!<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.synexsys.com/images/migros.gif"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 106px; height: 118px;" src="http://www.synexsys.com/images/migros.gif" alt="" border="0" /></a>39 ytl'lik Migros alışverişi yaptım.<br />Kasaya ilerledim. Kasiyer kibarca "Migros kartınız var mı?" diye sordu.<br /><br />Vardı. Hem de paro kartı. O an aklıma geldi, evlilik mevlilik derken bi dolu da puan birikmişti. Alışverişi beleşe getirecektim!<br /><br />"Kaç poropuanım var?" diye sordum. (typo bilinçlidir oynamayınız)<br />Kız, "bilmem" dedi. "E, bakın" dedim. "Bakamam" dedi. "Nasıl yahni?" dedim.<br /><br />"Kiosk var bizde." dedi, "ordan bakıcaksınız". Sonra ekledi, "ama durun, sanırım alışveriş sonunda gösteriyordu, ekrana bakın, yanıp söncek" dedi. Malları teker teker geçirdi.<br /><br />Evet, ekranda paro puanım gözüktü! 119 ytl'lik puanım birikmişti.<br /><br />Hemen, "evet evet burdan alın evet" dedim.<br /><br />Kız nazikçe, "Alamam" dedi. "Niye" dedim. "Kiosk var" dedi. "Ordan fiş basacaksınız, öyle" dedi.<br /><br />"Tamam" dedim. Kız güvenlikçiye bağırdı: "Kiosk çalışıyor mu?" dedi. Güvenlikçi, hiç düşünmeden cevap verdi: "Hayııır."<br /><br />Yenilmiştim. Nakit nakit ödedim. Torbalarımı yükledim, çıkışa yöneldim.<br /><br />Kiosk oradaydı. Boştu. Çalışıyordu. Hem de müşteri ilişkileri yanındaydı hem de standda benimle ilişki kurabilecek bir temsilci vardı.<br /><br />"E!" dedim. "Kiosk hani çalışmıyordu?". Kız, "Yoo, çalışıyo" dedi. Ben o sırada paro kartımı geçirmiştim bile. Hala kapı gibi 119 ytl vardı. O sırada ben söyleniyordum, "çalışmıyo dediler, hakkımı yediler."<br /><br />Cana yakın müşteri temsilcisi bir ekrana bir de elimdeki poşetlere baktı. "Tüm alışverişiniz bu kadar mı" dedi. Kafamı salladım. "Olmazdı ki zaten!" dedi.<br /><br />"Fiş basınca, tümünü basıyorsunuz. Hepsini harcamanız lazım" dedi.<br />"Nasıl ya?" dedim.<br />"Bir seferde hepsi" dedi. Sonra ekledi:<br />"Ama bazen de 2 fiş basıyor yarı yarıya öyle olsa olurdu belki" dedi.<br /><br />Ben de, ne yapınca iki fiş basıyor neye göre diye sordum.<br />Kız açık yüreklilikle cevap verdi:<br />"Bilmiyoruz. Makine kendisi kafasına göre öyle basıyor. Bize söylemediler"<br /><br />Ben bir laf etmeden kaçtım.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-4822307187435174459?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-30263026390454799302008-07-23T14:45:00.005+03:002008-07-23T14:59:19.073+03:00Yurtici Kargodan Nefret Ediyorum!<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.birincisanayisitesi.com/galeri/99_b1.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 174px; height: 124px;" src="http://www.birincisanayisitesi.com/galeri/99_b1.jpg" alt="" border="0" /></a>Malum evleniyorum. Davetiyeleri bir şekilde insanlara ulaştırmam lazım. Yurtiçi Kargo'yu çağırdım, geldiler verdim bir kaç davetiyeyi yolladım.<br /><br />Bir gün sonra telefonum çaldı.<br />- Burak bey, Yurtiçi Kargo'dan arıyoruz. Kapınızdayız kimse yok.<br />- Ben Orkun. Kargoyu gönderen benim.<br />- Burak bey, ne yapalım, kime teslim edelim?<br />- Beyfendi, ben Orkun. Gönderen kısmında yazıyorum ben. Kargoyu ben gönderdim, Burak teslim edeceğiniz kişi, yanlış aradınız.<br />- Abi, bu adam Orkun diyor. Burak değilim diyor ben gönderdim diyor napiyim?<br /><br />Bu noktada sanırım kendinden yaşça büyük ustasıyla konuşuyor padawan.<br /><br />Telefona usta geçiyor:<br />- Orkun bey?<br />- Benim!<br />- Burak bey evde yok.<br />- Eumm, bırakın gidin kapıya. Davetiye o, sorun değil.<br />- Bırakamayız. İmza almamız gerekiyor.<br />- Tamam, sorun değil, ben yolladım onu. Bırakabilirsiniz.<br />- Olmaz. Müşteriler hep öyle diyor, sonra bizi şikayet ediyorlar. İçinde elmas falan oluyor bunların.<br />- Yahu incecik zarf o, davetiye var onda. Düğün davetiyesi o. Bırakın.<br />- Olmaz bırakamayız.<br />- Beni niye aradınız o zaman?<br />- Bir çözüm sunarsınız diye.<br />- Hmm. (Rengim yeşile doğru dönüp, kütlem büyümeye başladı) Ben bir daha sizinle çalışmak istemiyorum, davetiyeyi geri getirin, parasını da geri verin. Çözümüm bu.<br />- Olmaz. Geri getiririz ama paranızı geri veremeyiz.<br />- Peki. (Güzel bir düşünce bulup, kendimi sakinleştirip olayı baştan ele almayı tercih ediyorum) Zaman zaman gittiğiniz yerlerde pakedi teslim edemediğiniz oluyor mu?<br />- Evet.<br />- Ne yapıyorsunuz o zaman?<br />- Kağıt bırakıyoruz, gelip şubeden alıyorlar.<br />- Adınız nedir?<br />- Caner ben.<br />- Caner bey, prosedürünüz neyse onu uygulayın. İyi günler.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-3026302639045479930?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com4tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-81125048503258793742008-07-21T15:47:00.003+03:002008-07-21T17:59:57.200+03:00Bauhausdan Nefret Ediyorum!<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kalle-wassertechnik.de/Wasserentharter/Shelly/Bauhaus_Logo-gut-rot.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.kalle-wassertechnik.de/Wasserentharter/Shelly/Bauhaus_Logo-gut-rot.jpg" alt="" border="0" /></a><br />Bakın bu sefer ciddiyim.<br /><br />20 gün kadar önce, Bauhaus'a gidip tuvalet için; lavabo, dolabı, klozet ve duş aldık. Dediler ki, teslim günümüz 18 Temmuz. Duş için 19'una kurulum günü verdiler.<br /><br />Şimdi, tuvalette zaten her şey var eski de olsa. Hilton lavabo, küvet, klozet ve dolaplar. Haliyle yenilerin monte edilmesi için eskilerin demonte edilmesi gerekiyor.<br /><br />17 Temmuz'da, usta çağırdık, geldi herşeyi demonte etti. Bomboş bir tuvalet sahibi olduk.<br /><br />17 Temmuz öğlen bauhaus aradı. Lavabo'nun ellerinde olmadığını pazartesi temin edeceklerini söylediler. Biz de dedik ki, ama duş için cumartesi kuruluma geleceksiniz?<br /><br />Tamam dediler. Duşu 18 Temmuz'da getirelim, lavaboyu Pazartesi (21 Temmuz) getirelim.<br /><br />Duş, 18 Temmuz'da geldi. Cumartesi sabahı kurulum için bekliyoruz. Sabah kurulum için aradılar, akşam 19:00'da geleceğiz dediler. Tamam dedik. Akşam 19:00'da aradık, 22:00'de geleceğiz dediler.<br /><br />22:00'de geldiler, 24:00'de kurulum tamamlandı. Artık sadece duşu olan bir tuvaletimiz vardı.<br /><br />Pazar günü aradım, yarın geliyorsunuz değil mi? dedim. Aaaaa, lavabo henüz yok, Salı gelelim dediler.<br /><br />Hadi ordan! dedik. Pazartesi geliyorsunuz dedik. Tamam dediler.<br /><br />Pazartesi Aylin evde bekliyor. 11:00 gibi aradılar. Arayan bu sefer lavaboyu imal eden adam. Bakın beyfendi dedi, bugun biz onu getiremeyiz. Yapmadık çünkü. Olmayan şeyi getiremem dedi. Tamam dedim, Salı getirin. Sizi şikayet edeceğim ama yine de dedim. Peki dedi.<br /><br />Bauhaus müdürünü aradım. Durumu anlattım. Firmayı aradı... bir çözüm yok. Çünkü lavabo yok. Yarın gelecek lavabo. Dedi ki, firmaya cezai müeddiye uygulayacağız zart ve zurt. Uygulasınlar. Benim lavabom yok ulan! Elimi yüzümü yıkayamıyorum. Sürekli evde bekliyoruz adamlar hep son anda arayıp erteliyorlar. Biz evde usta bekleyelim diye mi evleniyoruz be!<br /><br />Bir daha Bauhaus'a falan gitmeyin derim ben.<br /><br />Allah kimseyi ustalara düşürmesin. Yok, düşmanlarınızı ustalara düşürsün. Ama bence düşürmesin, onlara bile yazık.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-8112504850325879374?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com3tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-39737037447918111712008-07-16T14:00:00.000+03:002008-07-16T14:01:40.484+03:00Translate Server Error<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://craphound.com/images/translateservererror.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://craphound.com/images/translateservererror.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><a href="http://www.boingboing.net/2008/07/15/chinese-restaurant-c.html">Budur...</a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-3973703744791811171?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-53183814272357598902008-07-07T15:11:00.007+03:002008-07-07T15:20:24.987+03:00Evleniyorum!<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_T77To4Y-2fo/SHIJGsPvJHI/AAAAAAAAADM/_IDeuHCucb8/s1600-h/orkun_aylin2.png"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_T77To4Y-2fo/SHIJGsPvJHI/AAAAAAAAADM/_IDeuHCucb8/s320/orkun_aylin2.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5220244928636855410" border="0" /></a>Bir süredir niye layiğiyle blog yazamadığımı soranlar oldu (1 kişi).<br /><br />Ben de "evleniyorum o yüzden" dedim.<br />Dedi ki, "durum buysa, bunu yaz bari".<br /><br />Doğru.<br /><br />Evleniyorum, o yüzden blog'a yeterince konsantre olamadım. Ancak, evlenme süreciyle ilgili bir dolu macera topladım, onları sizlerle paylaşacağım.<br /><br />Hatta, ahanda henüz basılmamış davetiyemin ön yüzü.<br /><br />ps. Davetiye tasarımı <a href="http://www.mohac.com/">Mohaç'a</a> ait :)<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-5318381427235759890?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com3tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-57989419828419969072008-06-26T18:37:00.002+03:002008-06-26T19:00:19.348+03:00Futbol Uzerine AhkamTabii ki her konuda ahkam kesecek derecede kendini bilmez biri futbol hakkında yazmazsa olmaz.<br /><br />Öncelikle, 90 dakika oynanan bir maç hakkında, medyanın toplam konuşma süresi 1000+ saat oluyorsa futbol medyasının saçmalıyor olması kaçınılmaz.<br /><br />Bir radyo kanalı 24 saat futbol hakkında konuşacak güç buluyorsa, saçmalamaması imkansız.<br /><br />Bir gazete 365 gün en azından 3 sayfa futbol haberi vermek zorundaysa, saçmalamaması imkansız.<br /><br />Tabii ki 90 dakikalık tek bir maç için, siz saatlerce yayın yapıyor, konuşuyor, makaleler yazıyorsanız teknik taktikten girip, futbolcuların kafalarındaki jöle hakkında konuşuyor OLMALISINIZ.<br /><br />Tabii ki, her futbolcuyu ve futbol adamını 1 gün övmeli, 1 gün yermelisiniz. Diğer spor yorumcularıyla dalaşmalı, 1 gün dediğinizin, diğer gün dediğini tutmamasına özellikle özen göstermelisiniz ki bu konularda daha da çok konuşabilesiniz.<br /><br />Esasında bir futbol maçıyla, futbol sonrası bu eleştiri işini TAMAMEN ayırmalıyız. Futbol sonrası eleştiri işi, bir çeşit kendi kuralları olan şov işi. Aksi halde Erman Toroğlu, Ahmet Çakar gibi şovmenler türeyemez.<br /><br />Ahmet Çakar-Erman Toroğlu futbol eleştirmenleri midir? Kesinlikle hayır.<br /><br />Onlar futbolun bir yan ürününü iş haline getirebilmiş, öncü şovmenlerdir. Onlara öykünen, onların izinden giden spor yazarları da mutlaka var olmalıdır. Ancak, kesinlikle onların yaptığı işi futbol sporuyla bağdaştırmamak lazımdır.<br /><br />Bu tür şov programlarını zevkle izleyebiliyorum - bahsettikleri, konunun ana çerçevesi olan maçı seyretmemiş olsam, ilgilenmemiş olsam bile.<br /><br />Bu durumda ne oluyor? Seyretmediğim ve belki de zevk almadığım bir maç sebebiyle çok doyurucu bir şov izlemiş olabiliyorum. Kesinlikle maçla bağlantılı değil.<br /><br />Tehlike, bu şov işini net kotaramamış, bu ikiliye öykünen bazı futbol adamlarının şov bilincini tam kavrayamayıp maçla-şovu, eleştiriyle-şovu birbirine katmaları. Bu durumda; fanatizm, yalan haberler, haksız eleştiriler ve tatsız durumlar ortaya çıkabiliyor.<br /><br />Alternatif olarak, amacım seyredip zevk aldığım bir maç üzerine tatlı niyetine analiz ve bilgi almaksa eğer, Rıdvan Dilmen-Mustafa Denizli gibi saygın, doyurucu futbol yorumcularının işlerini dinlemem/okumam.<br /><br />Bu iki türün arası ise daha kendini bilmez, ne yapacağını anlamamış başarılı yorumcular/eleştirmenler zaten.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-5798941982841996907?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-37930252892069491442008-06-24T11:16:00.002+03:002008-06-24T11:21:00.458+03:00Speed Racera SAKIN gitmeyin!<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/8/82/Speed_racer_ver5_xlg.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 235px; height: 348px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/8/82/Speed_racer_ver5_xlg.jpg" alt="" border="0" /></a><br />Benden söylemesi. Hayatımda 1-2 kere ara verildiğinde filmi terk ettiğim olmuştur. Ancak ilk defa arayı bile beklemeden 20. dakika civarı filmi terketmeyi başardım.<br /><br />Hayatımda şu ana kadar seyrettiğim EN KÖTÜ film.<br /><br />Br sürü çocuk filmine gittim, hepsinden çocuk gibi zevk aldım. Bu öyle bir şey de değil. 10-15 dakika ekranda sadece suratlar birbirleriyle gerizekalı şeyler konuşup duruyorlar. Hareketli sahneler anlaşılır gibi değil. Herşey ama herşey berbat.<br /><br />Matrix'i yapan adamlar bunu nasıl yapmışlar belli değil. Adamlara da tek atışlık kurşunları varmış diyesim bile geliyor.<br /><br />Lütfen gitmeyin.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-3793025289206949144?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-36290438170608195342008-06-19T11:47:00.002+03:002008-06-19T11:49:46.221+03:00AFM İstinyepark 30 dakika reklam konusuGeçen gün AFM İstinyepark'ta tam 30 dakika süren reklam kuşağı için onlara bir mesaj atmıştım, bu da cevabıdır:<br /><br /><blockquote>Sayın Konuğumuz,<br /><br />Sinemalarımızı tercih ettiğiniz ve de bizi burada yaşadıklarınız ve gördükleriniz konusunda bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederiz.<br /><br />Amacımız misyonumuz doğrultusunda tüm izleyicilerimize koşulsuz bir memnuniyet sağlayacak sinema deneyimi yaşatmak olduğundan, sizlerin geri bildirimleri ve yönlendirmeleri çalışmalarımıza yön vermektedir. Bu nedenle her şikayeti ve öneriyi bir armağan olarak kabul ediyor, bundan sonra da bize bu bildirimleriniz ile yardımcı olmanızı diliyoruz.<br /><br />Dünyada olduğu gibi ülkemizde de film başlamadan önce 10-30 dakika arası reklam ve fragman gösterilmektedir. Tüm dünyada ve özellikle Türkiye’de sinemalar, bilet fiyatları üzerinden çok düşük miktarlarda gelir elde etmektedir.<br /><br />Sinema eğlence amacı taşımasının yanı sıra bir kültür faaliyeti de olduğundan daha çok izleyicinin sinemalarımıza gelebilmesi için bilet fiyatlarımız makul seviyelerde tutulmaktadır. Sektördeki diğer sinemalarla karşılaştırıldığında sinemalarımızın fiziksel artıları ve teknolojik üstünlükleri (THX, Dolby Digital, Dolby Digital Surround EX ses sistemleri, stadyum tarzı salon, geniş koltuk ve koltuk araları ) düşünüldüğünde; düşük bilet fiyatlarının telafisi için film öncesinde reklam ve fragman gösterimi zorunlu hale gelmektedir. Bu bilgilendirme ışığında bizi anlayışla karşılamanızı ümit ediyoruz.<br /><br />Sizi sinemalarımızda görmekten duyacağımız mutluluğu bildirir, şikayet ve önerilerinizle bizi geliştirmeye destek verdiğiniz için tekrar teşekkür ederiz.<br /><br />Saygılarımızla,<br /><br />AFM SİNEMALARI</blockquote><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-3629043817060819534?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-39461048192587001932008-06-14T22:41:00.006+03:002008-06-14T23:03:42.141+03:00Mantık dışı sms marketinglerBankalar delireli çok oldu. Hepimiz bankalardan onlarca e-posta, zarf, sms, arama almaya alıştık ve artık önemsemiyoruz bile. Hele bir finansbank var ki, her an yanımızda. Finansbank sıklığında benimle kontak kurmaya çalışan bir arkadaşım olsa, kesin bir daha görüşmezdim.<br /><br />Banka spamlerine bir şekilde direndik varsayalım. Yaptıkları akıllara zarar sms promosyon kampanyalarına ne demeli? 2-3 lira bonus, world puan vesaire kazandıracak olan sms promosyonlarını anlamak ve katılabilmek için akıllı bir mazoşist olmak gerekiyor.<br /><br />Şöyleki, 160 karakterlik bir sms içinde hem kim olduklarını, hem kampanyanın ne olduğunu, hem de nasıl katılmak gerektiğini anlatmak zorundalar. Bu insan üstü görevde pek başarılı olamadıkları kesin.<br /><br />Demin başımdan geçen bir promosyon hikayesini madde madde sindirelim:<br /><ul><li>Babalar günü furyası sebebiyle, her spam bankası gibi kampanyalarda sınır tanımayan Yapı Kredi'nin ısrarlarına dayanamadım.</li><li>Teklif, 40 ytl değerinde puan kazanmayla ilgiliydi. Başka SMS'e sığmayan hediyeler de vardı.</li><li>Mesajın dediğine göre 4 haneli bir numaraya <span style="font-weight: bold;">KAZAN 6tribgf27w</span> diye bir mesaj atmamı gerektiriyordu.</li><li>Bu SMS'i telefon ekranında okurken, mesajı yazmama imkan yoktu. E, bu fantastik kodu aklımda tutmamada imkan yoktu, o yüzden kodu bilgisayara yazdım. (Ki şimdi sizler için paste edebildim)</li><li>4 haneli numaraya mesajı gönderdim.</li><li>HİÇ BİR CEVAP GELMEDİ.</li><li>Mesajı tekrar okudum. Yanlış anlamıştım. KAZAN 6tribgf27w kart noyu 4 haneli numaraya gönder yazıyordu! Yani 16 haneli kredi kartı numaramı da yazmalıydım!</li></ul>Yahu siz deli misiniz? Manyak mısınız?<br /><ul><li>Kimden geldiğini bilmediğim bir SMS mesajına, kredi kartı numaramı niye yazayım ben? 4 haneli numaranın bankaya ait olduğunu nereden bileyim ben?</li><li>Cep telefonuna alfanumerik 10 haneli kampanya kodu yazdırılır mı? Sadist misiniz siz?<br /></li><li>Cebimi biliyorsunuz, kartımı biliyorsunuz - Benden niye kredi kartı numaramı istiyorsunuz? 16 haneli numerik kart numaramı yazmamı nasıl beklersiniz? Aklınızı peynir ekmekle mi yediniz?</li><li>SMS başına KAZAN niye yazdırıyorsunuz? Koskoca bankasınız, kampanyaya özel numara alamadınız mı? Bana hangi mesajı attığınızı bilmiyor musunuz? "Bu telefondan mesaj atıldığınızda diğer şartlar uyuyorsa kampanyaya katılsın" şeklinde bir program yazmayacak kadar cahil misiniz?</li><li>Yanlış mesaj attığımda 160 karakter daha bana doğrusunu anlatma, örnek verme ihtiyacı niye duymadınız? Katılmamı istemiyorsanız niye paranıza kıyıp bana SMS atıyorsunuz.</li></ul><br />Arkadaşlar gözünüzü seveyim, beceremediğiniz işlere kalkışmayın. Paranızı car cur etmeyin. İyilik yapacağım diye kötülük yapmayın. Böyle devam ederseniz, insanlar sizden nefret edecek, bunu göremeyecek kadar aklınız yok mu?<br /><br />Yok ki, böyle kampanyalar yapıyorsunuz.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-3946104819258700193?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-57006518948036155932008-06-13T16:48:00.004+03:002008-06-13T16:56:08.591+03:00I Wanna Be The Guy!<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kayin.pyoko.org/iwbtg/title.gif"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 385px; height: 89px;" src="http://kayin.pyoko.org/iwbtg/title.gif" alt="" border="0" /></a>Sizleri, bir oyun fenomeniyle tanıştırmak istiyorum: I Wanna Be The Guy.<br /><br />Genç bir programcının yazdığı bu bedava oyun, tarihteki EN ZOR platform oyunu olarak kült olmuş durumda.<br /><br />Ben 2 gündür oynuyorum ve sanırım sadece 3 ekran geçebildim. Ortalama 5000 kere ölmüşümdür.<br /><br />Eğer, kendinize oyunsever, oyuncu, oyun oynayan, becerikli etc. etc. gibi tanımlamalar yapıyorsanız, arkadaşlarınız arasında iyi oyuncu olarak nitelendiriliyorsanız bir de bunu deneyin. Aklınız çıkacak.<br /><br />Dikkat: Eğer oyun hayatınıza yeni başlıyorsanız falan bu oyunu sakın oynamayın, başlayamazsınız.<br /><br /><a href="http://kayin.pyoko.org/iwbtg/Drrnloads/iwbtgbeta%28fs%29.exe">Oyunun son sürümünü buradan <span style="font-weight: bold;">indirebilirsiniz</span>.</a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-5700651894803615593?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-12468026418510611172008-06-13T10:24:00.002+03:002008-06-13T10:27:55.831+03:00AFMden nefret ediyorum!Dün sonunda Indiana Jones'a gittim. İstinye Park AFM'de.<br /><br />Filmden önce 30 DAKİKA reklam gösterdiler. İnanamadım. Öylesine sıkıntılı ve negatif başladı ki film benim için. Ancak 2. yarı civarı toparlandım (ki devre arasında non stop reklam gösterimine devam ediyorlar).<br /><br />Durum böyle olunca, sinemanın artık evde seyredilmesi gereken bir şey olduğunu kabul etmeye iyice yaklaşıyorum.<br /><br />Kaldı ki, sinema bileti parayla satılıyor. Bu durumda paramla 30 dk reklam seyretmek çok ama çok saçma.<br /><br />Sanırım, artık, "reklamlar sadece 5 dakika" diye reklam yapan sinema salonlarını tercih edeceğim(!).<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-1246802641851061117?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-8748358502824983102008-06-09T21:40:00.002+03:002008-06-09T21:42:11.532+03:00Sosyal Matematik #2<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_T77To4Y-2fo/SE15TlH5FhI/AAAAAAAAAC8/dQPtfU9vn_8/s1600-h/socailmath2.gif"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_T77To4Y-2fo/SE15TlH5FhI/AAAAAAAAAC8/dQPtfU9vn_8/s400/socailmath2.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5209953721227220498" border="0" /></a><br />Comic strip olayını beceremediğime karar vermeme ramak kaldı. :) Bir de tamamen elle çizip deneyeceğim.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-874835850282498310?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-84638551433961576842008-06-09T00:01:00.006+03:002008-06-09T16:37:50.380+03:00Sosyal Matematik #1<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_T77To4Y-2fo/SE0yJqyfvrI/AAAAAAAAAC0/oGkgdkVsGvY/s1600-h/socailmath1.gif"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_T77To4Y-2fo/SE0yJqyfvrI/AAAAAAAAAC0/oGkgdkVsGvY/s400/socailmath1.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5209875485623828146" border="0" /></a><br />Comic strip denemesi... fikir ifade etmenin tek yolu yazı değil ki :)<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-8463855143396157684?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com8tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-64562124921681606212008-06-06T16:57:00.003+03:002008-06-06T17:27:11.292+03:00En iyi kopya koruma - Üyelik!<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/4/43/Age_of_Conan_Cover.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 201px; height: 286px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/4/43/Age_of_Conan_Cover.jpg" alt="" border="0" /></a>Age Of Conan: Hyborian Adventures çıktı.<br /><br />Gözüken o ki WoW'dan sonra tahta geçebilecek bir MMORG. Ancak konumuz, Conan değil.<br /><br />Konumuz, korsan.<br /><br />Kendimi bildim bileli, bilgisayar oyunu denilince, aklıma kopya bir kaset, kopya bir cd, kopya bir dvd, internetten indirilen kopya dosyalar gelir. Hatta bu kültürümüzde o kadar kanıksanmıştır ki, Microsoft Türkiye'yi sektör olarak görüp de XBox 360 getirmeyi bile düşünmedi.<br /><br />Ortaokuldayken, kopya commodore ve sinclair oyunlarını ki teypten teybe çekilen kasetlerdi - bolca aldığımı, hatta intenret yokluğunda bir bilgisayarcıda çıkan oyunu alıp - başka bir bilgisayarcıya sattığımı bile hatırlarım.<br /><br />Hayatımın ilerleyen safhalarında kopya kasetlerin yanına bu sefer fotokopi oyun kitapları girmişti. Kopya koruması yapmaya çalışan oyun firmaları, oyuna devam edebilmek için gereken kodları oyun kitapçıklarına bastılar bir dönem. Sonucu ise kitapçıkların kopyalanması oldu.<br /><br />Daha da ileride, "çip" lerle tanıştık. Oyun konsolunuz çipleniyor ve yine kopya CD kullanabiliyordunuz.<br /><br />Sonra XBox geldi ve kopya oyun birden BİTTİ.<br /><br />Niye? Online oyunlar yüzünden. Microsoft, eğer çip takılmış bir konsolla online contente ulaşmak istediğiniz anda konsolunuzun bir daha online'a girmesini engelliyordu.<br /><br />Online olmadan, online içeriğe ulaşmadan bir konsol sahibi olmak, internte bağlanmamayan bir PC olmakla aynı noktaya birden gelivermişti. (Tabii bu sefer sorun, parasıyla XBox oyunu alamamaktı :) )<br /><br />Her neyse, 2-3 gündür Conan'ı almaya çalışıyorum. Türkiye'den. Online sitelerde stok bitmiş - D&amp;Rlarda stok bitmiş.<br /><br />Bu ne demek? Bir oyun, parasıyla satılarak, kopyalanamayarak da tüketilebiliyormuş.<br /><br />Bence bu süper bir gelişme.<br /><br />Zaten, D&amp;R'a gidip eğer Nintendo veya PS3 sahibiyseniz, neredeyse yurt dışıyla aynı zamanda oyun satın alabilmek kadar güzel bir gelişme olamaz.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-6456212492168160621?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-24755178629555501222008-06-04T23:59:00.006+03:002008-06-06T16:57:29.718+03:00Twitter Mucizesi (ve phoenix teknolojiler)<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.twitter.com/"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 247px; height: 91px;" src="http://twofones.typepad.com/photos/uncategorized/2007/12/15/twitter_logo.jpg" alt="" border="0" /></a><span style="font-weight: bold;">Hızlıca:</span><br />Twitter nedir biliyorsanız, Phoenix aracı nedir biliyorsanız - araçla ilgili son gelişmeleri twitterdan <a href="http://twitter.com/MarsPhoenix">takip edebilirsiniz</a>.<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Yavaşça: </span><br />Twitter nedir az çok biliyordum ancak facebook benim için twitter rüzgarını öldürmüştü, bir siteye daha üye olmayacaktım.<br /><br /><a href="http://geekbrief.tv/">Geekbrief.tv</a> takip ediyorum. Sunucu Cali, ısrarla twitter internetin beyni deyip durduğu için bir şans vereyim dedim, account açtım.<br /><br />Twitter, en kısa haliyle facebook'un status update'ini andırıyor. 160 karakterlik kendiniz hakkında mini bir blogunuz oluyor. 160 karakteri nasıl kullanırsanız kullanın, ister o an ne yaptığını yazın, ister beğendiğiniz bir şeyi tavsiye edin. İster internetten kullanın, ister SMS atarak kullanın. Belki de sizi takip etmek isteyen ailenize o an ne yaptığınızı belirtmek için - şimdi sinemadayım, - çok sıkıştım tuvalete gittim, film mundar oldu gibi bilgiler yayınlayın.<br /><br />İnsanlar, sizi takip etmek istiyorsa tıklayıp takipciniz oluyor ve sizin hakkınızda son dakika gelişmelerini izliyor. Türkiye'de henüz çok popüler değil, sadece 1-2 arkadaşımın takipçisi olabildim. <a href="http://www.gokcenkaran.com/">Gökçen</a> gibi twitter'ı manyakça (sıkça) kullanan arkadaşlarımı da takipten vazgeçtim.<br /><br />Bugün, yine sonu gelmez RSSlerimde gördüm ki, Phoenix uzay aracınında bir twitter accountu varmış!<br /><br />Kendisi (yani onun adına geek bir NASA görevlisi) resmi olarak ilgili tüm gelişmeleri twitter'a post ediyor! (Mesela - demin kazı yaptım, altımdaki tuz olabilir - gibi.)<br /><br />Twitter adını (benim için) yine sonu gelmez RSSlerimde yabancı bir ülkede tutuklanan bir gencin "TUTUKLANDIM!" yazıp cep telefonuyla twitter'a durumu bildirmesi ve neticesinde arkadaşlarının yardımıyla kurtulmasında duyurmuştu.<br /><br />Bugün ofiste twitter geyiği esnasında <a href="http://ufuk.paralaus.com/2008/06/06/on-twitter-and-the-bigger-picture-of-next-generation-mail-clients/">Ufuk</a> twitter'ı IRC'ye benzetti.<br /><br />Çok doğruydu da! IRC, körfez savaşında en hızlı bilgi veren ortam olarak kullanılmıştı. Protokolün amacı, bugünlerde olduğu gibi korsan dosya bulmak, hack etmek crack etmek değildi. Eskiden olduğu gibi kız bulmak da değildi. IRC'nin protokol amacı en hızlı şekilde haber iletmekti.<br /><br />Bu durumda IRC, twitter'la birlikte küllerinden yeniden doğmuştu.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-2475517862955550122?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-32788932100537744752008-06-03T15:35:00.002+03:002008-06-03T15:45:38.602+03:00RSSlerden nefret ediyorum!<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.mspoke.com/images/feedhubm.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 229px; height: 72px;" src="http://www.mspoke.com/images/feedhubm.jpg" alt="" border="0" /></a>Ya da, RSS okumayı bilmiyorum.<br /><br />Hafta sonu biraz yoğundum, bilgisayar başına geçemedim. Keza, pazartesi de. RSS reader'ımda <span style="font-weight: bold;">442</span> adet mesaj birikmiş.<br /><br />Şimdi, benim sanırım şöyle bir hastalığım var - Ben bu mesajları OKUMAK istiyorum, okumadan okundu diye işaretleyemiyorum. Ancak oturup da 442 mesaj okuyacak vakit ayırmak istemiyorum.<br /><br />Burada ya benim bir manyaklığım var - ki 22 adet feed'e üyeyim, ya RSS rafine bir teknoloji değil ve çok fazla feed oluşturuyorlar.<br /><br />Ancak bu sıkıntımda kesinlikle yalnız değilim!!!<br /><br />Ben ve benim gibi manyakları düşünerek oluşuturulmuş bir servis var: <a href="http://www.feedhub.com/">FeedHub</a>!<br /><br />Bu servise, RSS listenizi veriyorsunuz. O gidip, RSSlerinizi araştırıyor - Bunları memlere (mem nedir - bunu bir araştırın. Üşeniyorsanız şimdilik keyword diyelim) ayırıyor. Dilerseniz, hiç bir ayarlama yapmıyorsunuz, dilerseniz de çıkardığı memleri ben bunla ilgileniyorum - ilgilenmiyorum yapıyorsunuz.<br /><br />İnceleme sonrası FeedHub size TEK bir RSS adresi veriyor. Sizin RSSlerinizi o sizden önce okuyor, ilgilenmeyeceklerinizi düşündüklerinizi eliyor - önemlileri tutuyor ve size gün içinde HAKİM OLABİLECEĞİNİZ kadar makale döndürüyor.<br /><br />Süper bir servis. :)<br /><br />Ancak bunu yazmaya başladığımda baktım, bakıma girmiş. Ne de olsa o da her şey gibi BETA.<br /><br />ps. Düşündüm de epostalar için de güzel olur bu yahu.<br />pss. Bu ara web 3.0 - semantic web servislerini inceliyorum, çok güzel potansiyel siteler var.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-3278893210053774475?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-9853915.post-31462449633584205142008-05-30T16:16:00.004+03:002008-05-30T16:27:34.181+03:00Yapı Krediden Nefret Ediyorum!<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.prbu.com/wp-content/uploads/2006/10/ykb.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 211px; height: 70px;" src="http://www.prbu.com/wp-content/uploads/2006/10/ykb.jpg" alt="" border="0" /></a>Çağımızda bireysel müşterilerle iş yapan büyük firmaların (sigortacılık, bankacılık, digiturk etc.) en büyük sorununun müşteri ilişkileri olduğunu düşünüyorum.<br /><br />Çağrı merkezlerine bir sürü para akıtmalarına rağmen hiç bir bireysel müşteriye sağlıklı hizmet verememe paradoksu içindeler.<br /><br />Bu konuya eğilip çözüm getirecek ilk firma, bence, bulduğu çözümle tarihte yer alacak.<br /><br />Durumum şu;<br />Emlak vergisinin son günü ve ben doğal olarak unuttum.<br /><br />Yapı Kredi'yi aradım. Amacım, telefon şubesi ve/veya Internet şubesinden emlak vergisi yatırılıp yatırılmayacağını öğrenmekti.<br /><br />Bankacılık işlemlerini seçtim, müşteri numaramı tuşladım. Bana şifremin 1., 3. ve 6. hanesini sordu. Aklımda kaldığı şekliyle, tuşlamaya çalıştım ki telefonda bir cümleyi harflere bölüp hangi hanede ne yazıyordu çıkartmak zor oldu. 3 bilgiyi de tuşladıktan sonra bana, "sizin telefon bankacılığı şifreniz YOK, sizi müşteri hizmetlerine bağlıyorum" dedi. Yahu, maden şifrem yoktu bile bile niye sordun? Manyak!<br /><br /><span style="font-weight: bold;">5 dakika</span> kuyrukta bekledim ve operatöre bağlandım.<br /><br />Telefon bankacılığından emlak vergisi yatırılamıyor dedi. Ben, internet bankacılığından yatırılıyor mu? dedim.<br /><br />Bilmiyordu. Beni internet bankacılığı kuyruğuna soktu.<br /><br /><span style="font-weight: bold;">15 dakika </span>kuyrukta bekledim ve operatöre bağladım.<br /><br />Internet bankacılığından emlak vergisi yatırılamıyor dedi.<br /><br />Teşekkür ettim ve kapattım.<br /><br />Böylece uzaktan emlak vergisi yatılamadığını <span style="font-weight: bold;">yarım saatte</span> öğrendim.<br /><br />Eskidne olsa nasıl olurdu? Şubemi arardım, görevliye bağlanırdım, sorardım ve olmayacağını söylerdi. Yardımıcı olmaya çalışır ve yönlendirirdi. 5 dakikada işim ya biter yada olmayacağı anlaşılırdı. Ne güzel, servis sektöründe geriye doğru gidiyor olmamız.<br /><br /><br /><br />ps. "eklebunu" servisinde konu başlığında tırnak işareti kullanamadığımdan "yapı krediden" yazmak zorunda kaldım.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9853915-3146244963358420514?l=dasmod.blogspot.com'/></div>MoDhttp://www.blogger.com/profile/08272625600232088236noreply@blogger.com2