tag:blogger.com,1999:blog-91966604291237715632008-07-24T09:35:12.526+02:00Duslerinizin Pasini SilinCircirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comBlogger15125tag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-68202833447607519392008-01-29T11:46:00.000+02:002008-01-29T11:49:01.428+02:00Tully<a href="http://bp3.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R572HLiz9mI/AAAAAAAAB30/Orrx87GbP2o/s1600-h/tully.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160832826231486050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R572HLiz9mI/AAAAAAAAB30/Orrx87GbP2o/s400/tully.JPG" border="0" /></a><br /><div align="center"><a href="http://www.tullythemovie.com/">Tully</a> seyrettiğim en güzel filmlerden biriydi. Sarsıcı. Tavsiye ediyorum.</div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-3600554694309607122008-01-20T23:39:00.000+02:002008-01-20T23:50:16.129+02:00<div align="center"><a href="http://bp1.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R5PBASLnJzI/AAAAAAAABuE/pGL3vGEwtLg/s1600-h/Kopyas%C4%B1+Samantha+Lamb%27s19.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157678208894052146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R5PBASLnJzI/AAAAAAAABuE/pGL3vGEwtLg/s400/Kopyas%C4%B1+Samantha+Lamb%27s19.JPG" border="0" /></a> <span style="font-size:78%;">Samantha Lamb</span><br /><div align="center"><em></em></div><div align="center"><em></em></div><div align="center"><em></em></div><div align="center"><em></em></div><div align="center"><em></em></div><div align="center"><em>Yağmurlu genç kadın.....</em></div></div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-68454346910684143122008-01-14T17:21:00.000+02:002008-01-14T17:32:57.597+02:00Orhan Veli Kanık- Kurt<a href="http://bp1.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R4uAOSLnJyI/AAAAAAAABt8/_twP8ppmE0A/s1600-h/Samantha+Lamb%27s.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155355181342730018" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R4uAOSLnJyI/AAAAAAAABt8/_twP8ppmE0A/s400/Samantha+Lamb%27s.JPG" border="0" /></a><br /><div align="center">Ah! artık benim de benzim sarı,<br />Damar kanımı dolaştırmıyor,<br />Hiçbir kıyıya ulaştırmıyor,<br />Beni Sehrazad'ın masalları.<br /><br />Anlamıyorum dilinden artık<br />Geceyi saran güzelliğin.<br />İçim, kor bir kuyu gibi derin,<br />Ve sonsuz rüyasında yalnızlık.<br /><br />Susmak istiyorum, susmak bugün.<br />Susmak, hiçbir üzüntü duymadan,<br />Büyük bir kuş iniyor semadan.<br />Sükût, bu indiğini gördüğün.<br /><br />Artık tırtılları beslemiyor<br />Bahçemin orta yerindeki dut.<br />Başıma kondu ebedî sükût.<br />Gün yeniden doğmak istemiyor.<br /><br />Kuşla oldumsa da senli-benli,<br />Beynimi kurcalıyan bir kurt var:<br />Anlamak istiyorum, ne yapar<br />Rüzgârı boşalınca yelkenli?</div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-84623955056713660582008-01-10T22:43:00.000+02:002008-01-10T22:58:41.261+02:00Bette Midler / For The Boys / P.S. I LOVE YOU<a href="http://bp1.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R4aE-iLnJoI/AAAAAAAABrk/R4PA3o3NBig/s1600-h/for+the+boys+(+bette+midler).jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5153953033434375810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R4aE-iLnJoI/AAAAAAAABrk/R4PA3o3NBig/s400/for+the+boys+(+bette+midler).jpg" border="0" /></a><br /><div><div align="center">Dear, I thought I'd drop a line.<br />The weather's cool. The folks are fine.<br />I'm in bed each night at nine.<br />P.S. I love you.<br /><br />Yesterday we had some rain,<br />but all in all I can't complain.<br />Was it dusty on the train?<br />P.S. I love you.<br /><br />Write to the Browns just as soon as you're able.<br />They came around to call.<br />I burned a hole in the dining room table.<br />And let me see, I guess that's all.<br /><br />Nothin' else for me to say,<br />and so I'll close. Oh, by the way,<br />everybody's thinkin' of you.<br />P.S. I love you.<br /><br />I do my best to obey all your wishes.<br />I put a sign up. Think<br />now I got to buy us a new set of dishes,<br />or wash the ones that have piled in the sink.<br /><br />Nothing else to tell you, dear.<br />Except, each day feels like a year.<br />Every night I'm dreamin' of you.<br />P.S. I love you.<br />P.S. I love you.</div><div align="center"> </div><div align="center"> </div><div align="center"> </div><div align="center"><strong>Filmi tüm kalbimle öneriyorum: </strong><a href="http://www.amazon.com/Boys-Bette-Midler/dp/B000059HAO"><strong>For The Boys</strong></a></div><div align="center"> </div><div align="center"> </div><div align="center"> </div><div align="center"> </div><div align="center"> </div></div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-49959655663833213782008-01-07T16:35:00.001+02:002008-05-14T17:27:46.210+02:00Hayat bana bu oyunu hep oynar.<a href="http://bp0.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R4I7HSLnJbI/AAAAAAAABpQ/Xqm1J-vwjk4/s1600-h/I+love+you.JPG"></a><br /><div></div><br /><div></div><br /><div>1 Ocak 2008 tarihli yazımda demişim ki:</div><br /><div></div><br /><div>"Düşünsenize anılarımızı nasıl saklıyoruz? </div><br /><div><br />Çoğunu aklımızda, kalbimizde... Ama sadece damağımızda bıraktığı tatla... Belki uzun yıllar sonrasında o bile kalmıyor. Bir çoğu da maddesel şeylerle eşleştirilmiş. Bir fotoğraf, bir şarkı, bir parfümün kokusu, bir yüzün görüntüsü, kişisel eşyalarımız, evlerimiz v.s. ile...</div><br /><div><br />Deprem gerçeği belki bir yangın ve belki ölüm bunlara zarar verebilir. Peki bunları nerde nasıl tüm ayrıntılarıyla muhafaza edebilirim?</div><br /><div><br />İşte o zaman cevap burası gibi geliyor."</div><br /><div></div><br /><div>Az önce oturmuş ayva reçeli tarifi arıyordum internette. Önce portakal ağacına baktım. İlk haberide orda gördüm. Ordan, burdan derken nihayet bloğuna ulaşabildim: </div><br /><div></div><br /><div><a href="http://buyuleyenmutfakkokusu.blogspot.com/">http://buyuleyenmutfakkokusu.blogspot.com/</a></div><br /><div></div><br /><div></div><br /><div>Bakın 20 Kasım tarihli son yazısında ne demiş:</div><br /><div></div><br /><div align="justify">"<em>Merhabalar;<br />Bu keki gelecek tarif diye koydum kenara ama, sıra gelene kadar kokacaktı nerdeyse ben bişey olmadan size tarifini vereyim diye düşündüm... :):)<br />Tarifi vereyim ki sanırım bir müddet bloğumla ilgilenemeyeceğim...<br />Pazar günü başladı nefes alamama, pazartesi günü evden çıktığımda yürüyerek 3 dk süren okuluma tam 15 dk da gidebildim. Okula gittiğimde zaten nefes alamıyordum... Apar topar hastaneye götürdüler. Yapılan sonuçlarda astımımın çok kötü seviyeye ulaştığı anlaşıldı. Üstüne üstlük 7.9 çıkan kan sayımım sonucunda doktor ayakta nasıl durabildiğime şaştı. Çünkü 7.8 çıkarsa sonuç kan takviyesi yapılması gerekiyormuş. Anlayacağınız şu ana gerek ciğerlerimin isyanı gerekse kanın yeterli oksijen taşıyamaması sonucunda ben yerle yeksan durumdayım. Bir odadan diğerine gidişim bile 10 dk sürüyor. Yolda mola veriyorum :). Az öncede eve doktor geldi ve oksijen tüpü bağlandı. Verdiğim arada yazıyorum bunları. Bunları demogoji olsun diye anlatmadım. Ortalıklarda görünmezsem ve hani merak eden olursa diye.<br />Hepinize bol bol sevgiler arkadaşlar"</em></div><br /><div></div><br /><div>Son sözünde de SEVGİ var. Onun vedası...</div><br /><div></div><br /><div></div><div align="justify">Ben size üç senedir burda bunu vermeye çalıştım. "Son" un bir elektrikli süpürgenin fişini prizden çekmekle aynı olduğunu, işte bu nedenle ertelemeden vazgeçmeden yaşamak gerektiğini söyledim. Aklımız alsa da, almasa da bir gün biri fişimizi çekecek. Bunu bilerek, kabullenerek yaşamaktan başka çaremiz yok. Belki bu yolla affetmeyi, alçakgönüllüğü, şükretmeyi, ve çevremize hakettiği gibi davranabilmeyi öğreniyoruz. Bunu düşünün lütfen. Yapabildiğimiz kadarını yapalım en azından.</div><br /><div></div><br /><div>Esra nurlar içinde yatsın, yaptığı iyiliklerle anılsın. </div><br /><div></div><br /><div>Sevgiler</div><br /><div></div><br /><div></div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-65553769568974464752008-01-06T18:56:00.000+02:002008-01-06T19:24:10.452+02:00Do you feel my heart beating, do you understand?<div align="left"><a href="http://bp0.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R4EJ4iLnIyI/AAAAAAAABjU/9D9DEn3tWD0/s1600-h/Alicia+Bock+(8).jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152410315541390114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R4EJ4iLnIyI/AAAAAAAABjU/9D9DEn3tWD0/s400/Alicia+Bock+(8).jpg" border="0" /></a><span style="font-size:78%;"> Not: Fotoğraf Alicia Bock a aittir.<br /></span><div align="center"></div><div align="center"></div><div align="center">*</div><div align="center"></div><div align="center"></div><div align="center">Bana uzaksın.<br /><br />İçindeki ses gerçeği kendine saklar: “ Uzağım.”<br /><br />Cevap vermeyecek misin?<br /><br />Neyi değiştirir?<br /><br />Birbirimize dürüst davrandığımızı düşündürtebilir bana.<br /><br />Neyi değiştirir?<br /><br />İhtiyacımı düşündüğünü gösterir. Gerçek birşeylere tutunma ihtiyacımı.<br /><br />Bu seninle ilgili. Benimle ilgili değil. Gerçeklik ihtiyacın.<br /><br />Sense hayalleri seviyorsun.<br /><br />Gerçek olamayacak kadar güzel olanı diyelim.<br /><br />İhtiyaçlarımızın tamamı tıpkı bu ikisi gibi birbirinden farklı mı?<br /><br />İkimiz ile ilgili düşünmemiz gereken farklılıklarımız değil. Farklılıklarımızı sevebiliriz. Anlayış gösterebiliriz. Yapabildiğimizce... Önemli olan yapabildiğimizin yetip yetmeyeceği...<br /><br />Birbirimize eskisi kadar ilgi duymuyoruz. Neye sahip olduğumuzla ilgilenmiyoruz.<br /><br />Sen demek istediğinde sen diyebilirsin. Biz demek zorunda değilsin.<br /><br />Kırıcı olmak istemiyorum.<br /><br />Bu kadar hassasiyet insanı dürüstlükten uzaklaştırır.<br /><br />.......<br /><br /><br />.......<br /><br /><br />Seninle ilgili hayallerim vardı. Seni çok mutlu edebilmekle ilgili... Bunu istemek yetmez mi...<br /><br />Bu bir yolculuk... Varılacak bir durak değil... Beni bir evle, arabayla, hediyelerle mutlu edemezsin... Beni güzel anılarla mutlu edebilirsin...<br /><br />Ne yapmak istersin? Bir tatil belki... Uzaklaşalım mı buralardan.? </div><div align="center">( Gülümseyerek kadının ellerine uzanır. )<br /><br />Dürüst olmam gerekirse, böyle bir konuşmanın içinde geçtiğinde “tatil” kelimesi beni heyecanlandırmıyor. ( Ellerini adamın avuçlarından çeker. )<br /><br />Adam öfkesine hakim olamayıp kadına bağırır: Bunun bana ne yaptığının farkında mısın? Özgüvenime ne yaptığının farkında mısın? Beni ne tür bir başarısızlık korkusunun avucuna savunmasızca bıraktığının farkında mısın? Aşkta başarısızlık ne demek farkında mısın? İhtiyacın olan kalbi fethedememenin ne demek olduğunun farkında mısın?<br /><br />Mesele de bu: Senin ihtiyacın ONAYLANMA. Ne kadar “iyi” olduğunun onaylanması.<br /><br />Şımarıksın sen.<br /><br />Olduğum gibiyim en azından.<br /><br />Ne istiyorsun bitirmek mi? ( Umursamazca konuşmuştur. )<br /><br />Ne istediğimle ilgili son kararımı vermiş olsaydım, kararım gitmek olsaydı, çoktan gitmiştim biliyorsun.<br /><br />Seni korkun alıkoyuyor. Dışarıda kendinle ilgili ne yapacağına dair en ufak bir fikrin yok. ( Savunmasız bir anında kurbanına bıçağını saplayabilme fırsatını yakalamış avcının tatmin dolu sesiyle, hemen peşinden vicdan azabını duyumsayarak)<br /><br />Bana hayatı iki şey sevdirir. Biri aşk diğeri özgürlük. Aşkım için hayatımı veririm ama özgürlük için aşkımı da feda ederim. Alexander Dumas Fils.<br /><br />Benden hala vazgeçmedin.<br /><br />Altın kafesteki kuş gibi hissetmeme rağmen.<br /><br />Beni seviyorsun.<br /><br />Ne farkeder?<br /><br />Benim için çok şey...<br /><br />Benim için herşey demek değil.<br /><br />Böyle konuşma...<br /><br />Yanlış birşeyler var. Beni anlamıyorsun. Açıklasam bile hep aynı yerden bakıyorsun bana. ( Gözleri dolar. )<br /><br />Bencil miyim ben? Bu mu söylemek istediğin.<br /><br />Kim kime suçlusun diyecek kadar suçsuz bu konuda? Kendini düşünmek en temel içgüdümüz. ( Zorla gülümsemeye çalışır, tükendiğini gizlemeye çalıştığı anlarda hep yaptığı gibi. )<br /><br />Seninle konuşmak ...<br /><br />Yorucu. ( "Anlamıyor" der içinden. )<br /><br />Evet<br /><br />Dışarı çıkacağım. Biraz yürüyüş yapmak istiyorum. Döndüğümde sıcak şarap içeriz. Olmaz mı?<br /><br />Tamam. ( Gülümser, gözlerinin içiyle )<br /><br />Tamam.<br /><br />CD playerını alıp çıkar sokağa. The Bangles söylüyordur “Eternal Flame” i:<br /><br />"Close your eyes, give me your hand, darling </div><br /><div align="center">Do you feel my heart beating, do you understand? </div><br /><div align="center">Do you feel the same, am I only dreaming? </div><br /><div align="center">Is this burning an eternal flame? </div><br /><div align="center">I believe it's meant to be, darling </div><br /><div align="center">I watch when you are sleeping, you belong to me </div><br /><div align="center">Do you feel the same, am I only dreaming </div><br /><div align="center">Or is this burning an eternal flame? </div><br /><div align="center">Say my name, sun shines through the rain </div><br /><div align="center">A whole life so lonely, and then you come and ease the pain</div><div align="center"> </div><div align="center"> </div><div align="center"> </div><div align="center"> </div><div align="center"></div><div align="center"></div><div align="center"></div><div align="center">I don't want to lose this feeling"</div><div align="center"> </div><div align="center"></div><div align="center"></div><div align="center"></div><div align="center"></div><div align="center"></div><div align="center">"I don't want to lose this feeling" diye yakarır içinden.</div></div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-75402708336354000912008-01-04T12:12:00.000+02:002008-01-04T12:39:13.240+02:00Victor-Marie Hugo / Les Misérables<div align="justify"><a href="http://bp0.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R34LDSLnH-I/AAAAAAAABcE/4j9zdWWYm-8/s1600-h/Victor_Hugo.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5151567174806478818" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R34LDSLnH-I/AAAAAAAABcE/4j9zdWWYm-8/s400/Victor_Hugo.jpg" border="0" /></a><br /><br />Doğru veya yanlış, kişiler konusunda söylenenler çoğu zaman, onların yaşamında, özellikle yazgılarında, davranışları kadar yer tutar.<br /><br /><br /><br /><br /><br />.... İmparator, dayısını ziyarete geldiği bir gün, bekleme odasındaki sayın rahip, Majestelerinin yolu üzerinde bulunuyormuş. İmparator, bu yaşlı adamın kendisine oldukça merakla baktığını görünce, dönüp sert bir biçimde "Bana bakan bu Allahlık ihtiyar kim?" diye sormuş. Bay Myriel, " Majesteleri" demiş, "siz zavallı bir ihtiyara bakıyorsunuz, oysa ben bir büyük adama bakıyorum. Her ikimiz de durumdan yararlanabiliriz." İmparator hemen o akşam Kardinale papazın adını sormuş. Bir süre sonra, Digne Piskoposluğuna atandığını öğrenince Bay Myriel çok şaşırmış. ....<br /><br /><br /><br /><br /><br />İşleyen çok çene, düşünen pek az kafa.<br /><br /><br /><br /><br /><br />.... ( Bayan Baptistine'nin bedenini tanımladıktan sonra ) ; bir ruhun yeryüzünde kalabilmesi için sanki bir bahane.<br /><br /><br /><br /><br /><br />Hiçbirşeyi çabucak, bunu oluşturan durumları, olayları hesaba katmadan yargılayıp suçlamazdı: "Suyun geçtiği yolları görelim hele bir" derdi.<br /><br /><br /><br /><br /><br />En ulu, en yüce şeyler, çoğunlukla,en az anlaşılabilen şeyler olduğundan....<br /><br /><br /><br /><br /><br />İnsanların yasasını görmeyecek kadar Tanrı yasasına saplanmak, bir yanılgıdır.<br /><br /><br /><br /><br /><br />Bay Myriel'i her saat hastaların, ölüm halindekilerin başucuna çağırabilirlerdi. Biliyordu ki onun en büyük görevi, en kutsal ödevi oradaydı. Dulların, öksüzerin onu çağırmasına gerek kalmazdı, o kendiliğinden gelirdi. Sevdiği eşini yitiren adamın, çocuğunu yitiren ananın yanıbaşında saatlerce hiç konuşmadan oturmasını bilirdi. Ne zaman susması gerektiğini bildiği gibi, konuşacağı zamanı da iyi bilirdi. En iyi avuntuyu verip , üzüntüyü unutturarak yok etmeye çalışmazdı ama onu yücelterek, umut yoluyla ulaştırırdı. Derdi ki: "Ölülere karşı takındığınız tavra dikakt edin. Çürüyen şeyi düşünmeyin. Göz kırpmadan bakın. Gökyüzünün derinliğinde sevgili ölünüzün ışıldadığını göreceksiniz." İnancın en doğru yol olduğunu bilirdi. Umutsuzluğa düşen adama yazgıya boyun eğmiş kişiyi göstererek öğüt vermeye, onu yatıştırmaya çalışır, bir yıldıza yönelen acıyı göstererek, gömüte bakan üzüntüyü değiştirmeye çabalardı.<br /><br /><br /><br /><br /><br />Mihrapların en güzeli, avuntu bulup Tanrıya dua eden bir zavallının ruhudur.<br /><br /><br /><br /><br /><br />"nisi Dominus custodierit domumin vanum vigilant qui custodiunt eam" "Bir konutu Tanrı koruyamazsa, onu koruyanlar boş yere uykusuz kalırlar."<br /><br /><br /><br /><br /><br />Ne var ki yükselen kişilerde hoşumuza gidenleri, düşenlerde daha az beğeniyoruz.<br /><br /><br /><br /><br /><br />Tanrıyı incelemiyordu. Ona hayran oluyordu.<br /><br /><br /><br /><br /><br />Ayaklarının dibinde yetiştirilebilen, toplanabilen her şey, başının üstünde incelenebilen, düşünülebilen her şey, yerlerde birkaç çiçek, gökte bütün yıldızlar...<br /><br /><br /><br /><br /><br />Dante' ler Michelangelo'lar için yaşlanmak gelişmek artmaktır; acaba Anibad'lar, Bonaparte'lar için bu eksilmek, düşkünleşmek miydi?<br /><br /><br /><br /></div><p align="justify"><br /> </p><div align="justify">Sefiller- Victor Marie Hugo<br /><br /></div><div align="justify"></div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-89666074575569466762008-01-01T14:52:00.000+02:002008-01-01T15:32:33.493+02:002008<a href="http://bp1.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R3o_UiLnH9I/AAAAAAAABbk/xvzvo1pE6iU/s1600-h/D%C3%BCnyan%C4%B1n+en+tatl%C4%B1s%C4%B1na2.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150498745857023954" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R3o_UiLnH9I/AAAAAAAABbk/xvzvo1pE6iU/s400/D%C3%BCnyan%C4%B1n+en+tatl%C4%B1s%C4%B1na2.jpg" border="0" /></a><br /><div align="justify">Yıl 2008... Kendim 3 Ocak 1980 tarihinde doğmuş olsam da... Yani demek istediğim 27 sayısı göze çok büyük bir sayı gibi gelmese de ( ki ortalama insan ömrünü düşünürsek pek küçük de değil ) 2008 sayısı M.Ö ki yılları da düşünürsek gözüme hayret verici büyüklükte bir sayı olarak gözüküyor. </div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">O zaman sonsuzlukta bir noktada kendimi daha net algılıyorum.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Bu senenin bana neler getirebileceği ile ilgili hislerim karışık. İçimde bir yerlerde depremle ilgili sayısız teori üreten bir <strong><a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&Kelime=d%c3%bczenek">düzenek</a></strong> var. Bir yerimde umutlarım var, bir yerimde sorularım, bir yerimde bakmaya korktuğum cevaplarım... Bir yerimde varoluşta ne kadar ufak bir rolüm olduğunu söyleyen sesin yaşadığı diyar, hemen bitişiğindeki başka bir diyarda yaşayan, varoluşta sadece varolmanın bile bir mucize olduğunu söyleyen ses var.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Bir yanım tembel, bir yanım üretebilmek için <a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=kafa%20patlatmak"><strong>kafa patlatıyor</strong></a>.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Bir de <strong><a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=kafa+patlatmak">niyet</a></strong>lerim var.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Bir günlük tutmak istiyorum. Belki internet ortamında, belki bir defterin ak sayfalarında.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Yaşadığım günden kalan ne kadar güzel şey varsa biriktirmek istiyorum.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Anılarımı doğal afetlerden etkilenmeden internet ortamında daha rahat biriktirebileceğimi düşünüyorum.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Düşünsenize anılarımızı nasıl saklıyoruz? </div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Çoğunu aklımızda, kalbimizde... Ama sadece damağımızda bıraktığı tatla... Belki uzun yıllar sonrasında o bile kalmıyor. Bir çoğu da maddesel şeylerle eşleştirilmiş. Bir fotoğraf, bir şarkı, bir parfümün kokusu, bir yüzün görüntüsü, kişisel eşyalarımız, evlerimiz v.s. ile...</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Deprem gerçeği belki bir yangın ve belki ölüm bunlara zarar verebilir. Peki bunları nerde nasıl tüm ayrıntılarıyla muhafaza edebilirim?</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">İşte o zaman cevap burası gibi geliyor.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Fotoğraflarımızı, düşüncelerimizi, duygularımızı internet ortamında ücret ödemeden saklayabileceğimiz çok yer var.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Size bunu düşünmenizi tavsiye ediyorum. </div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Biz olmasak bile, bizi bilen geride kalanları için bir anlam ifade edebilir bunlar.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">İşte böyle...Aklımdan geçenleri giriş gelişme sonuç üçlüsüne tam uyduramasamda olduğu gibi aktarıyorum buraya...</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Ben kendi dilimden anlarım nasılsa daha çok sizin için endişeleniyorum:)</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">*Dileğime gelince, bir yeni yıl dileği olmalı. Herşeyin başı niyettir. Tüm dünya için huzur ve sağlık diliyorum. *</div><div align="justify"> </div><div align="justify"><br /> </div><div align="justify">*Bu arada yeni başladığım kitap: <strong><a href="http://www.canyayinlari.com/BookDetails.aspx?BookID=2119">Yanılsamalar Kitabı - Paul Auster</a>*</strong></div><div align="justify"><strong></strong> </div><div align="justify"><strong></strong> </div><div align="justify"><strong></strong> </div><div align="justify"></div><div align="justify"><strong></strong></div><div align="justify"><strong>*Yukarıdaki kartpostal yüzü <a href="http://www.hallmark.com/webapp/wcs/stores/servlet/home%7c10001%7c10051%7c-1">Hallmark</a> a aittir.*</strong></div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-39718193557426104962007-12-28T13:36:00.000+02:002007-12-28T13:40:12.490+02:00Çin İlkesi<a href="http://bp3.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R3TgTiLnH1I/AAAAAAAABZ4/vmPtRzqPthU/s1600-h/014_toldyouso.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5148986900188962642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R3TgTiLnH1I/AAAAAAAABZ4/vmPtRzqPthU/s400/014_toldyouso.jpg" border="0" /></a><br /><div align="center">* bir ev satin alabilirsin ama , yuvayi alamazsin *<br />* bir yatak alabilirsin ama uykuyu alamazsin *<br />* bir saat alabilirsin ama zamani alamazsin *<br />* bir kitap alabilirsin ama bilgiyi alamazsin *<br />* bir mevkiye kavusabilirsin ama saygiya degil*<br />* doktora para ödeyebilirsin ama sagliga degil *<br />* ruhunu satin alabilirsin ama hayatini degil *<br />* seksi satin alabilirsin ama aşkı degil*</div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-7666246190940998372007-12-23T14:52:00.000+02:002007-12-23T14:58:17.621+02:00Your life is your art!!!<a href="http://bp0.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R25bWSLnHnI/AAAAAAAABWk/_OH_TgTybOw/s1600-h/tenways.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5147151862526844530" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R25bWSLnHnI/AAAAAAAABWk/_OH_TgTybOw/s400/tenways.jpg" border="0" /></a><br /><div><a href="http://bp2.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R25apyLnHmI/AAAAAAAABWc/DPqTsUQJFrA/s1600-h/Freshly-Cut-Flowers-Print-C10033129.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5147151098022665826" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R25apyLnHmI/AAAAAAAABWc/DPqTsUQJFrA/s400/Freshly-Cut-Flowers-Print-C10033129.jpg" border="0" /></a><br /><br /><div align="justify">1. Document what you are responding to regularly. *journal/sketchbook, blog, listmaking, photo journal, bulletin board collage, internet bookmarks, Allow yourself to go deeper into an idea. Find influence outside of your field. Consider that you are ALWAYS working for yourself.</div><br /><br /><div align="justify"><br />2. Start to challenge yourself on a regular basis to try new things, (not just for work. *i.e. new foods, colors, processes, classes, travel, become a guerilla artist, etc. Your hobbies are your greatest source of play.)</div><br /><br /><div align="justify"><br />3. Go back to your childhood, (the formative years). What were your favourite things to do? In this lies some clues as to where you want to focus your energy as an adult. What makes you burst with energy?</div><br /><br /><div align="justify"><br />4. Do something that is not for money. For your own enjoyment. (Your greatest work will come from here!) *examples…-newsletter-zine-website-x-mas card-product concept-toys-gifts for friends. Design for yourself. *See handout on guerilla art.</div><br /><br /><div align="justify"><br />5. Use sources that are based on your daily life. <strong>Your life IS your art.</strong> What are the things that are most important in your current life? </div><br /><br /><div align="justify"><br />6. Become a collector. Collecting allows us to look at one thing in a contemplative & mindful way. Giving you new insights and perceptions. Examples: Maria Kalman -purse contents, Steven Guarnaccia -shoe sole rubbings, Ian Phillips & Grant Heaps -Lost & Found pet posters, Mark Ulriksen (former art director) -misspellings of his name, Charles & Rae Eames -toys from other countries</div><br /><br /><div align="justify"><br />7. "Pay no attention to the man behind that curtain." Ignore what other people are doing. It has no bearing on your existence or vision of the world. The times we feel the most discouraged are usually due to the fact we are comparing ourselves to others. Most times reading awards annuals, and industry mags only serves to make us feel inadequate. Try cutting it out entirely. Designer Bruce Mau recommends not entering awards competitions. His reasoning, “Just don’t do it, it’s not good for you.”</div><br /><br /><div align="justify"><br />8. Don't promote to target your audience. By all means send things out into the world, but don't think in terms of "promoting to get work". Send stuff out because -you're proud of it, -you want to share something with the world, -it's fun to get mail, -to have good karma, -you want to spread your germs, -you like licking stamps. Try sending a postcard of something you made for fun, (i.e. directions on how to make a finger puppet). When thinking of subject matter for promotions look to your current life. If you deal with topics that are important to you a piece will have much more life to it.</div><br /><br /><div align="justify"><br />9. Take a lighthearted approach (Don't take yourself too seriously). If you feel stuck, you can always reinvent yourself, (re: try something else).</div><br /><br /><div align="justify"><br />10. Study other artists or creators who followed their own vision. Research.</div><br /><br /><div align="justify"><br /><a href="http://www.kerismith.com/blog/archives/2004_05.html">Keri Smith</a></div></div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-17693781786085801972007-12-19T20:25:00.000+02:002007-12-19T20:35:19.251+02:00About Schmidt (2002 )<a href="http://bp1.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R2lkDyLnHlI/AAAAAAAABWU/YccgVe4OxKg/s1600-h/Horazon.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5145754065420361298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R2lkDyLnHlI/AAAAAAAABWU/YccgVe4OxKg/s400/Horazon.jpg" border="0" /></a><br /><div align="justify">Relatively soon, I will die. Maybe in 20 years, maybe tomorrow, it doesn't matter. Once I am dead and everyone who knew me dies too, it will be as though I never existed. What difference has my life made to anyone. None that I can think of. None at all. ~ Warren Schmidt</div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-67862442925516933962007-12-13T16:23:00.000+02:002007-12-13T17:02:54.567+02:00Zwartboék<a href="http://bp3.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R2FIjvgqf1I/AAAAAAAABWM/ix0ieNp3_GM/s1600-h/Zwartbo%C3%A9k2.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5143472028319907666" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R2FIjvgqf1I/AAAAAAAABWM/ix0ieNp3_GM/s400/Zwartbo%C3%A9k2.jpg" border="0" /></a><br /><div align="justify">Bir savaş düşünün. Sevdiklerinizi yanıbaşınızdan çekip alan, gözlerinizin önünde en sevdiklerinize kıyan bir ölüm düşünün.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Hedefi siz olan bir ölüm düşünün. Ondan kaçmayı kaç defa denersiniz? Yaşadığınız tüm ıstırabı bitireceğini bildiğiniz o tatlı uykuya dalmamak için gözkapaklarınızı ne kadar daha açık tutabilirsiniz?</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Bir kadının naif görüntüsü altında zekasını, cesaretini ve dişiliğini kullanarak ölümle nereye kadar mücadele edebileceğinin; kötülerin kaç kılık değiştirebileceğinin lirik şiiri....</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Gerçekle beyaz perdenin arasındaki çizgiyi saydamlaştıran harika aktör ve aktrisler... Harika mekan ve kostüm. </div><div align="justify"></div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Zwartboék i kesinlikle seyredin.</div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-66885816153992832232007-12-11T13:01:00.000+02:002007-12-28T13:43:29.973+02:00John Q.<div align="justify"></div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Bu aralar kafamın içinde dolaşan bazı seslerden uzaklaşmak için normal dozun üstünde film alıyorum:)</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Beni izole etmesine bayılıyorum. Elimde değil.</div><div align="justify"></div><div align="justify"></div><br /><div align="justify"></div><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5142674006216441650" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R15ywvgqfzI/AAAAAAAABV8/Em5d9SgoL74/s400/johnq_desktop1_640x480.jpg" border="0" /><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Herneyse " <a href="http://www.iamjohnq.com/">John Q.</a> " dan bahsedelim. John bir baba, belirtelim en iyilerinden. İyi bir eş, iyi bir arkadaş, iyi bir çalışan. Elinden gelenin en iyisini yapan ama gene de büyük gel- gitler yaşayan biri... Bilirsiniz bazen kendinizi ne kadar zorlarsanız zorlayın yetmez. John Q de böyle biri işte. Yettirtemeyen biri.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Zaten en kötüsünü yaşadığını düşünürken kaderin hayalgücü ona fazlasının da olabileceğini gösteriyor. Kendini olmak istemeyeceği , en zor kararların ondan cevap beklediği bir durumda buluyor.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Ne söylerler bilirsiniz: Kaybedecek bir şeyi olmayan insandan korkun.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">John da işte böyle bir sona doğru çığ gibi ilerlemektedir.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Ve o da korkmaktan vazgeçer. En kötüsü onu beklerken kanunlardan mı korkacaktır? </div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Film anneliği, babalığı, toplumda bir birey olmayı, basını , arkadaşlığı, yardımı, kanun güçlerini, sağlık sektörünü, bu sektörün yeminli doktorlarını tek tek iyileriyle kötüleriyle işliyor. </div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Ve hikaye son bir doz adrenalin enjekte ettikten sonra bitiveriyor.</div><div align="justify"> </div><br /><div align="justify"></div><div align="justify"></div><div align="justify">Haftasonu için iyi bir film olabilir.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Aşağıda filmin en önemli konuşmalarından birinin yapıldığı sahnenin senaryosu var.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Neden sigorta ile tedavinin güvenilir olmayacağını bize gösteren bir yaklaşım.</div><div align="justify"></div><div align="justify"></div><div align="justify"></div><div align="justify"></div><div align="justify"></div><div align="left"></div><div align="left"></div><div align="left"></div><div align="left"></div><div align="left"></div><div align="left"></div><div align="left"></div><div align="left"></div><div align="left"></div><div align="left"> </div><div align="left"> </div><div align="left"> </div><div align="left">Sevgiler</div><p align="left"><br /></p><div align="left"></div><p align="left"><br /></p><div align="left"></div><p align="left"><br /></p><div align="center"></div><br /><div align="center"></div><br /><div align="center">INT. EMERGENCY ROOM - DAY<br />The vending machines have been jimmied open and a huge pile of candy bars and soda cans sit on the waiting room table. Everybody is chowing down.<br />J.Q.<br />The thing I don't understand is why no one caught it before. Mike had check ups every year since the day he was born. Why didn't his doctors pick it up?<br />DR. TURNER<br />Was he ever diagnosed with a murmur?<br />J.Q.<br />Yeah, he was. About a week after he was born. But his doctor said that was normal. That it happens all the time.<br />DR. TURNER<br />He might not have been tested thoroughly enough.<br />J.Q.<br />Why not?<br />MAGUIRE<br /><strong>You got an HMO, right? There's your answer. <span style="color:#ff0000;">HMO's pay their doctors not to test. Their way of keeping costs down.</span> Let's say Mike needed additional testing, insurance says they won't cover them. The doctor keeps his mouth shut and no one's the wiser. Little Mike falls through the cracks, and come Christmas, the HMO sends the doc a big, fat bonus check. J.Q. looks at Turner.</strong><br />J.Q.<br />Is that true?<br />DR. TURNER<br />Possible. Not likely, but possible.<br />J.Q.<br />Then Mike's doctors could have known about his condition all along? And he could have been treated years ago?<br />DR. TURNER<br />Who knows?<br />LESTER<br />Nothing personal, Doc, but you all are a bunch of damn crooks.<br />MAGUIRE<br />You see,here's the problem. Over here, you've got your insurance companies who basically want you healthy or dead. That's how they make money. And over here, you've got your medical establishment, doctors, pharmaceutical companies, who don't want you healthy or dead. They want you sick. That's the way they make money.<br />LESTER<br />It's all about getting paid, man.<br />MAGUIRE<br />And the individual is caught in the middle of this gigantic tug-of-war. It's a game. And the end result is, people don't get the treatment they deserve.<br />LESTER<br />Because then no one gets paid.<br />JULIE<br />But what about that thing you guys take? That promise? What do they call it?<br />STEVE<br />The Hippocratic oath.<br />LESTER<br />More like the hipp-crit-cial Oath to me. How's that go, Doc? "I solemnly swear to take care of all sick folk, except those without major medical?"<br />MAGUIRE<br />I'm telling you, it's not that far from the truth. The shit happens all the time. Paramedics bring in some accident victim gasping for his last breath. Big boys in accounting find out they can't pay, they send them packing.<br />JULIE<br />Hospitals can't turn people away.<br />STEVE<br />Yeah. I thought there were laws about that.<br />MAGUIRE<br />There are laws. But there are also ways around the laws. All we have to do is stabilize them. After that, we're off the hook.<br />Turner is getting hot.<br />DR. TURNER<br />That's not how it works.<br />MAGUIRE<br />That's exactly how it works. Maybe not up there on the fifth floor, but down here, if you ain't got no money, you get a band-aid, a foot in the ass, and you're out the door.<br />MITCH<br />Is that how you paid for that Armani suit, Doc?<br />Finally, Turner explodes.<br />DR. TURNER<br />Shut up. Enough already. I've heard all the bitching and moaning I can stand. Sure, the system sucks. There's red tape and there's worse. There's tough luck. And if you're looking for kindness and compassion, they're in short supply these days. But some of us got into medicine to do something about it. I break my ass every day trying to make a difference, trying to plug the dam. I'm in it up to my elbows. I've seen people live who shouldn't, and the other way around. And when I say I do my best, I mean it. So don't tell me about doctors, because they're the last stop between you and six feet under. And if you all want to regard me as some blood sucking vampire, fine. I'm the bad guy. But who's holding the fucking gun?<br />Turner gets up and walks into the treatment room. </div><br /><div align="center"></div><br /><div align="center"></div><br /><div align="center">Senaryonun tamamı için <a href="http://www.dailyscript.com/scripts/JohnQ.html"><strong><em>bu linki</em></strong> </a>tıklayın lütfen.</div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-57850940910007824662007-12-10T21:21:00.000+02:002007-12-10T21:49:06.650+02:00Ratatouille<a href="http://bp1.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R12X-PgqfwI/AAAAAAAABVk/Q19FPOzhsDQ/s1600-h/ratatouille.bmp"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5142433445098192642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R12X-PgqfwI/AAAAAAAABVk/Q19FPOzhsDQ/s400/ratatouille.bmp" border="0" /></a><br /><br /><a href="http://bp3.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R12X-vgqfyI/AAAAAAAABV0/Pbu-9SYyYgc/s1600-h/ads%C4%B1z.bmp"></a><br /><div align="justify">Nihayet "<a href="http://disney.go.com/disneyvideos/animatedfilms/ratatouille/main.html">Ratatouille</a>" yi seyredebildim.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Pixar dünyasının kendine has renkleri, animasyon tekniği, hikayeleri ve içinde barındırdığı karakterler, hırpalamadan öğreten yanı büyüleyici.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Walt Disney Pictures bu işin kıdemlisidir ama kusura bakmasın beni bu DVD yi almaya asıl teşvik eden <a href="http://www.pixar.com/">PIXAR ANIMATION STUDIOS </a>oldu. Pixar yapmışsa bende seyretmeliyim diye düşündüm.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Size hikayeyi yazmak yerine anafikri veriyorum: Herkes sanatçı olamaz ama bir sanatçı her yerden doğabilir. </div><div align="justify"> </div><div align="justify"> </div><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5142433449393159954" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R12X-fgqfxI/AAAAAAAABVs/uP9SMnNVEEU/s400/ratatouille2.bmp" border="0" /><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify">Ratatouille ( rat.a.too.ee ) yi kaçırmayın diyorum.</div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify"></div><br /><div align="justify"></div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-9196660429123771563.post-66774892255395258212007-12-05T10:52:00.000+02:002007-12-05T14:09:25.965+02:00My Date With Drew<div align="justify"><a href="http://bp1.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R1Zn4_gqfpI/AAAAAAAABU0/gDpOFvdsn8g/s1600-h/my+date+with+Drew.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5140410253508771474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_63uT4OwpDPE/R1Zn4_gqfpI/AAAAAAAABU0/gDpOFvdsn8g/s400/my+date+with+Drew.jpg" border="0" /></a><br /><div align="center"><a href="http://www.mydatewithdrew.com/index.html">My Date With Drew</a> </div><br /><br />Loto dan kazandığınız 1100$ ınız var ve hedefiniz Drew Barrymore ile bir randevu. Herşeyi dilenene sürekleyen ise şu cümle:<br /><br /><div align="center"><strong>I met Drew. </strong></div><div align="center"> </div><strong></strong></div><div align="justify"><strong><div align="center"><br /></div></strong><div align="center">Not: Filmin <a href="http://www.digiturk.tv/tvProgram/progDetail.aspx?contentID=6569">DIGITURK gösterim tarihleri </a>için tıklayın.</div></div>Circirbocegihttp://www.blogger.com/profile/18293983260330230729noreply@blogger.com