<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956</id><updated>2009-10-16T17:49:34.612-04:00</updated><title type='text'>FREEGANIZM</title><subtitle type='html'>Lüks tüketim çılgınlığına ve kapitalizmin insanları sömürmesine karşıdır. 
Not: Freeganizm, dini yada siyasi bir konu değildir.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>15</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-3793518642797003248</id><published>2008-02-26T14:34:00.004-05:00</published><updated>2008-02-26T15:31:21.868-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='geri dönüşüm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freecycle'/><title type='text'>FREECYCLE</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;BEDAVA ALABİLİRSİN... EĞER İHTİYACIN OLMAYAN EŞYALARINI BEDAVA VERMEYİ KABUL EDERSEN...&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.freecycle.org"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/R8RqBJ8qO5I/AAAAAAAAAlY/MQqcgBvNcDg/s1600-h/freecycle-tm.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/R8RqBJ8qO5I/AAAAAAAAAlY/MQqcgBvNcDg/s400/freecycle-tm.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5171374840210930578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odanızı her topladığınızda çıkan , kullanmadığınız ıvır zıvırı çöpe atmayın. Sizin işinize yaramıyorsa , yarayan brini bulabilirsiniz. Aynı şekilde aradınız bir şeyi size ücretsiz olarak verebilecek insanlar da bu çatı altında... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.freecycle.org&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene yapılan dönüşüm milyonlarca tonluk malzemenin çöpe gitmesini engellemiş durumda. Freecycle' de Türkiyenin 4 grubu var. İstanbul, Ankara, İzmir ve Bolu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;MUTLAKA ZİYARET ETMELİSİNİZ...&lt;/strong&gt; &lt;a href="http://www.freecycle.org"&gt;GİTMEK İÇİN TIKLAYIN&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-3793518642797003248?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/3793518642797003248/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=3793518642797003248&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/3793518642797003248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/3793518642797003248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2008/02/freecycle.html' title='FREECYCLE'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/R8RqBJ8qO5I/AAAAAAAAAlY/MQqcgBvNcDg/s72-c/freecycle-tm.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-6874139083124055417</id><published>2007-12-14T16:46:00.000-05:00</published><updated>2007-12-14T16:50:31.439-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Buy Nothing Day'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bnd'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='satın almama günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sag'/><title type='text'>Satın Almama Günü</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/R2L6kGVGyKI/AAAAAAAAAgc/3I0SFSDCzN0/s1600-h/sag_6.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/R2L6kGVGyKI/AAAAAAAAAgc/3I0SFSDCzN0/s320/sag_6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5143949222491900066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;24 Kasım 2006  günü (Avrupa ülkelerinde 25 Kasım), başta tüketimin en üst düzeyde gerçekleştiği Batı ülkeleri olmak üzere 65 ülkede, tüketim bağımlısı ve alışveriş çılgını insanlara cılız, ama dikkat çekici bir çağrı yapıldı. “Yılda sadece bir gün alışveriş yapmadan yaşayabilirsiniz” denildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1992 yılından itibaren, önce Kanada’da, ardından ABD’de, onun da ardından Batı ülkelerinde, en son olarak bu yıl tam 65 ülkede bu çağrı yapıldı. Çeşitli gönüllü kuruluşlarca çok sayıda organizasyon ve etkinlik düzenlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çağrıya konu alan günün ismi “Buy Nothing Day (BND).” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tercümesi “Satın Almama Günü (SAG).” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günün ana gayesi, haftanın 6 günü biraz daha fazla para kazanmak için hayatını hızlandırdıkça hızlandıran; 7. günü de o kazandıklarını harcamak için çılgınca harcayan tüketim bağımlısı veya robotu insanlara “dur, sakin ol, kendine gel” mesajının verilmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAG kutlamaların mazisi 1992’ye kadar uzanıyor. İlk öncüsü ise Kanada’nın Vancouver şehrinde yaşayan grafik sanatçısı Ted Dave oldu. Mesleği gereği büyük firmaların ürünlerini daha etkili ve daha yaygın bir şekilde tanıtabilmeleri için reklam hazırlıyordu. İnsanlara bir ürünü tükettirdiği oranda daha fazla para kazanıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşinde çok başarılı olan Ted Dave, zaman içinde yaptığı işten rahatsızlık duymaya başladı. Özellikle her Kasım ayının son Perşembe günü ABD ve Kanada’da “Şükran Günü” olarak kutlanıyordu ve bu iki ülke tam bir tüketim çılgınlığına sahne oluyordu. Onun ardından Noel ve Yılbaşı günleri ile tüketim çılgınlığı en zirve noktasına ulaşıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1992 yılında, kendi çapında bu gidişatı geri çevirecek bir yol arayışına girdi. İnsanları biraz olsun kendilerine getirmek ve tüketim çılgınlığından kurtarabilmek için bir kampanya planladı. Bu kampanya ile insanları sadece bir günlüğüne alışveriş yapmamaya çağırdı. Kampanya için seçtiği ve “No Shop Day” (Alışverişsiz Gün) adını verdiği gün ise ise, bir yıl boyunca en fazla alışverişin gerçekleştiiği Şükran Gününün hemen ertesi günü, yani Kasım ayının son Cuma günü oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca bir reklâmcı olarak çalışan Ted Dave, bu kez hazırladığı afişler ve posterlerle insanları tüketmemeye, alışveriş yapmamaya çağırıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için hazırladığı tanıtım afişlerinde şu soruyu yöneltmişti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Alışveriş yapmadan bir gün geçirebileceğinizi hiç düşündünüz mü?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ted Dave’in öncülüğünü yaptığı bu hareket ilk yılında Kanada insanının bir hayli ilgisini çekti. Sonraki yıllarda bu kampanyaya Media Foundation (Medya Vakfı) isimli kâr amacı gütmeyen bir bir vakfın destek vermesiyle, bir günlük alışveriş yapmama eylemi daha sistemli ve örgütlü hale geldi. Kampanyanın ismi de, daha öncekiyle aynı anlamı ifade eden “Buy Nothing Day” (Satın Almama Günü) olarak değişti ve bu isimle dünyaya yayıldı. Bu vakfın yayın organı olan Adbusters isimli dergi ve dergiye ait internet sitesi aracılığıyla SAG ile ilgili sürekli bilgiler verildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek medya organlarında çıkan yazılı ve görüntülü haberler, gerekse Adbuster dergisi sayesinde SAG kampanyaları Kanada ve ABD’nin sınırlarını aştı. Bu kampanyalar her yıl yeni yeni ülkelerde kutlanmaya başlandı. Bu yıl ise dünyanın 65 ülkesinde bu gün etkinliklerle kutlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAG kampanyalarının en belirgin eylemi, 24 saat boyunca hiçbir şeyin satın alınmaması. Başlangıcından günümüze kadar bu kampanyalarda, tüketim çılgınlığına karşı insanların dikkatini çekmeye yönelik pek çok ilginç yöntem kullanıldı. Konserler düzenlendi, kredi kartları kesildi, posterler asıldı, el ilanları dağıtıldı. Alışveriş merkezlerinin önlerinde merihli kostümlerini giyen, koyun maskeleriyle alışveriş reyonlarını dolaşan insanlar görüldü. İnsanlar birbirlerine bu günü hatırlatan mektuplar, kartlar, internet üzerinden yazılı ve resimli mesajlar gönderdiler. Bazı alışveriş merkezlerinin önünde veya içinde “alışveriş yapılmayan” küçük bölgeler oluşturdular. Buralara kanepe, masa, halı, minder gibi şeyler koydular ve alışveriş için gelenleri buraya çağırdılar. Misafirleriyle satranç oynadılar, kitap okudular, resim yaptılar, sohbet ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; SAG kampanyalarındaki etkinlikler kırıcı, incitici, hakaret edici özelliklerden uzaktı. İnsanların dikkatini çekebilecek, en azından kendi kendini sorgulamaya yöneltecek ve çoğunlukla da insanları gülümsetecek eylemler düzenlendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/R2L542VGyJI/AAAAAAAAAgU/5xRz2kG0ATo/s1600-h/buynothing.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/R2L542VGyJI/AAAAAAAAAgU/5xRz2kG0ATo/s320/buynothing.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5143948479462557842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-6874139083124055417?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/6874139083124055417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=6874139083124055417&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/6874139083124055417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/6874139083124055417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2007/12/satn-almama-gn.html' title='Satın Almama Günü'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/R2L6kGVGyKI/AAAAAAAAAgc/3I0SFSDCzN0/s72-c/sag_6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-2533949111027625906</id><published>2007-12-14T16:39:00.000-05:00</published><updated>2007-12-14T16:43:50.500-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat tarzı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sadelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sade hayat'/><title type='text'>Sade Hayat Oh Ne Rahat</title><content type='html'>Son yılların belki en çok kullanılan kavramlarından birisidir “Tüketim”. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Tüketim Bağımlılığı,” “Tüketim Hastalığı” ve “Tüketim Çılgınlığı” gibi nitelemeler, ferdî sınırları çoktan aştı. Toplumları, kitleleri, hattâ ülke ve kıtaları tıpkı bir virüs gibi sardı. Beyinleri ve hisleri hakimiyeti altına alan bu hastalık, artık bütün dünya insanlığını; hattâ dünya üzerinde yer alan canlı-cansız tüm varlıkları tehdit edecek; ekolojik dengeyi bozacak boyutlara ulaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketim bağımlılığı ve hastalığının kaynağı aslında belli. Tıpkı saçayağını gibi üç temel unsur, tüketimi sürekli körüklüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlardan ilki medya organları. Medyanın elebaşısı ise televizyon. Şimdilerde onu internet aracılığıyla hızla yayılmakta olan sanal marketler takip ediyor. Reklamlarla, yaldızlı hayat hikayeleriyle insanlar, bilmedikleri, tanımadıkları ve yabancısı oldukları hayatı yaşamaya zorlanıyor. Üstelik kendi irade ve isteklerini kullandırmak suretiyle bunu gerçekleştiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci ayağı bankalar meydana getiriyor. Tüketim kredileri, kredi kartları gibi her an patlamaya hazır tuzaklarla, insanlar tüketim ve alışveriş yarışına sokuluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü ayak ise, alışveriş mekanları. Mahalle bakkallarını bir silindir gibi ezip geçen süpermarketler, ardından hipermarketler ve ardından gelen “Mall”lar. Dev alışveriş merkezlerinde karınca kadar küçük kalan insanlar, neredeyse tüm ürünleri omuzlayıp çıkacak kadar bonkör davranıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık çoğu insan, gezmek, dinlenmek, şöyle bir rahatlamak için alışverişe çıkıyor. Bir kutu kibrit almak için markete giren, dışarıya iki eli poşetlerle dolu çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ve benzeri tablolar, özellikle büyük şehirlerimizde çok daha net görülebiliyor. Belki, bu tabloda bizim yerimiz de bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm dünya geneline baktığımız zaman, ülke ve toplum olarak bizi rahatlatacak bir durumdan bahsedebiliriz. Çünkü, tüketim çılgınlığının en fazla yaşandığı ülkelerin başında ABD geliyor. Onu da diğer Batı ülkeleri takip ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam bu noktada, dikkatleri üzerinde toplayan bir gelişme, bir kıpırdanma söz konusu. Tüketim girdabında kıvranan insanlar, çözüm arayışı içindeler. Tek başlarına bu dertten kurtulamayacağını anlayanlar ise, “birlikten kuvvet doğar” kaidesine riayet edip, birlik olup, bazı organizasyonlara imza atıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı toplumlarında, tüketim çılgınlığı ve alışveriş bağımlılığına bir tepki olarak ortaya çıkan ve son 20 yıl içinde hızla yayılan bir hareket bulunuyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sade Hayat” hareketi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yöndeki teşebbüsler içinde, en etkili ve en çok taraftar toplayan hareket ise “Gönüllü Sadelik” ismini taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hareketin öncülüğünü, aynı zamanda bir sosyolog olan Duane Elgin üstlenmiş durumda. 1981 yılında Voluntary Simplicity (Gönüllü Sadelik) ismiyle yayınlanan kitabında, Duane Elgin, insanların hayatlarını sadeleştirmelerine yönelik uygulamaları sistematik bir şekilde ortaya koymakta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitap kısa zamanda, tüketim hastalığından kurtulma arayışındaki milyonlarca Amerikalı için adetâ bir can simidi olarak algılandı. Adından da vurgulandığı gibi, Sosyolog Elgin’in kitabını okuyan herkes, “Gönüllü” olarak sade bir hayatı tercih etme ve hayatını sadeleştirme arayışına girdiler. Küçük gruplar halinde biraraya gelip, sade hayata geçişte birbirlerine destek olmaya çalıştılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönüllü Sadelik çalışma grupları veya halkalarının en belirgi özelliği, sayıları üç-beş aileden oluşan küçük gruplardan meydana gelmesi. Bu gruplar, sırayla evlerde toplanıyorlar. Her toplantının ana gündemi ise, hayatlarını daha sade hale getirebilmenin yolları oluşturuyor. Yaptıkları araştırmalar neticesinde, buldukları çözüm yollarını beraberce uygulamaya çalışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sade hayatı benimseyen kişilerin faaliyetleri sadece bundan ibaret değil elbette. Kimileri, uzun yıllar boyunca sadeliği yaşama ve insanlara anlatma kaygısına düşüyor. Kimisi ise, bu yöndeki faaliyetlerini daha organizeli hale getiriyor; hattâ akademik çalışmalarda bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;New York menkul kıymetler borsası Wall Street’te bir süre finansal analist olarak çalışan Joe Dominguez’in hayat hikayesi, bu yöndeki gelişmeleri en dikkat çekici örneklerinden birisidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesleğinde çok başarılı olan ve henüz 31 yaşındayken çok yüksek gelirler elde eden Dominguez, hayatını kökten değiştirecek bir karar alıp, emekli oldu. Aldığı bu radikal kararın ardından geri dönmedi ve maaşlı bir işte çalışmadı.  Son derece mütevazi bir hayat yaşamaya başladı. Ekonomik kaygılardan arınmış, para, lüks tüketim ve gösteriş gibi kavramların çok uzağında bir hayatı öngören “New Road Map for Money” (Para İçin Yeni Yol Haritası) projesini geliştirdi. Bu proje, günlük hayattaki paranın hakimiyetini ortadan kaldırmayı esas almaktaydı. Bütün zamanını, enerjisini ve maddî-manevî bütün birikimlerini bu projeyi hayata geçirmeye ayırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıpkı Dominguez gibi, Vicki Robin de, Brown Üniversitesinden yüksek bir dereceyle mezun olmuştu. Ardından, New York’ta, tiyatro ve film alanında çalışmalar yapmaktaydı. Bu esnada Joe Dominguez ile tanıştı ve onun projesine büyük ilgi duydu. Bu ilgisi onu tıpkı Joe gibi, henüz 30 yaşındayken emekli olmasına ve hayatının geri kalan kısmında paraya karşı bağımsızlık bayrağını açmasına sebep oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine iki dost, bu projelerini vakıf çatısı altında kurumsallaştırdılar. Projelerinden hareketle vakıflarının ismini “New Road Map Foundation” (Yeni Yol Haritası Vakfı) koydular. Bu vakfın amacını “daha bilinçli, daha sade, daha sağlıklı ve daha düzenli bir hayat tarzını öğrenmeyi ciddî olarak isteyen herkese uygun malzemeleri sağlama” şeklinde ifade ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sade hayatı ortak yaşamaya yönelik olarak Batıda yaygınlaşan ve bizim kültürümüzdeki yardımlaşma örneklerini andıran örnek uygulamalar bulunuyor. Meselâ, belli bir bölgede yaşayan insanlar gönüllü olarak bir araya geliyorlar ve ihtiyaçları olan gıda maddelerini topluca alıyorlar. Böylelikle ihtiyaçlar hem en kaliteli ürünlerle giderilmiş, hem de çok ucuz fiyatlarla temin edilmiş oluyor. Basit bir satın alma maksadıyla dahi olsa, bu yolla insanlar arasında önemli bir bağın ve toplum ruhunun oluşması sağlanıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sade hayatı tercih edenler çok ilginç eylemler de gerçekleştiriyor. 1992 yılından beri dünyanın 13 ülkesinde Kasım ayının üçüncü Cuma günü “Buy Nothing Day,” yani Satın Almama Günü olarak kutlanıyor. Bu günde yine dünyanın değişik yerlerinde tüketim alışkanlıklarını eleştiren ilginç eylemler yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sade hayat merkezli ortak eylemlere bir başka ilginç örnek ise “TV-Turn Off  Week,” yani Televizyonu Kapatma Haftası. 1995 yılında başlanan bu özel faaliyet, Nisanın son haftası kutlanıyor. Tıpkı, geçtiğimiz 25 Nisan-1 Mayıs 2005 tarihlerinde gerçekleştirildiği gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SADE HAYAT VE BİZ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sade hayat akımının doğuşuna yol açan sebepler, Batıda gelişmiş de olsa, bize hiç yabancı gelmiyor. Çünkü orada olup bitenler, Batı ülkelerinin sınırları içinde kalmadı. Hattâ henüz sanayileşmemiş, millî geliri çok düşük seviyelerde olan ülkelere kadar yayılmış durumda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemiz insanı da, bu yaygın hastalığın maalesef pençeleri arasında bulunuyor. “Başımı sokacak bir evim olsun” temennileri bir süre sonra yerini daha geniş bir daire arayışına bırakabiliyor. Ardından araba, ardından villa ve ardı arkası kesilmeyen istekler, hedefler takip edebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para kazanmak için harcanan zamanın, enerjinin ve gayretin pek azı, gerçekten mutlu edecek şeylere ayırılmıyor. Bu yüzden, her geçen gün mutsuzluk tablolarına yenileri ekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok kompleks, karmakarışık; alabildiğine dağınık bir hayat tarzı giderek daha da yaygınlaşıyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evli olanlar, ailesine yeteri kadar zaman ayıramıyor. Özellikle çalışan eşler, hem kendilerine, hem de çocuklarına karşı görevlerini ve sorumluluklarını yerine getiremiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlara, komşulara ve akrabalara yeterince zaman ayırılmıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece ve gündüz kavramları, sadece mesai saatlerini çağrıştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevsimlerin değişmesiyle tüm dünya değişiyor. Ama mevsim isimleri, zihinlerde sadece mevsimlik alışverişleri canlandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başımızı ellerimizin arasına alıp, biraz düşünelim. Yaşadığımız böyle bir hayattan haz alabiliyor muyuz? Mutlu muyuz? Mutlu olabilmek için başvurduğumuz çarelerin kaçta kaçı bizi ve insanımızı hedefine ulaştırdı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa, mutluluğu gerçekten elde edebilecek bir hayat tarzını, Batı insanı gibi bütün yolları deneyerek mi bulacağız? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı insanı aradığı mutluluğu sade hayatta buldu. Hem de tüketim hastalığının bütün benliklerini kapladığı bir zeminde. Bizim için sade hayat daha kolay. Çünkü, tarihimizle, kültürümüzle; hattâ pek çok âdet, gelenek ve göreneğimizle sade hayat bize çok yakın. Yapacağımız tek şey, önemli bir karar almak. Gerisi çok daha kolay olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Lüks hayat" değil "sade hayat oh ne rahat!"&lt;br /&gt;Dr. Veli Sırım (Bu yazı Genç Yaklaşım Dergisinin Haziran-2005 sayısında yayınlanmıştır)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-2533949111027625906?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/2533949111027625906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=2533949111027625906&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/2533949111027625906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/2533949111027625906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2007/12/sade-hayat-oh-ne-rahat.html' title='Sade Hayat Oh Ne Rahat'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-2923915543024875066</id><published>2007-12-14T16:36:00.000-05:00</published><updated>2007-12-14T16:39:47.103-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='izdiham'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='teknoloji'/><title type='text'>Tüketebilmek İçin İzdiham</title><content type='html'>“Istanbul’da  yeni açılan teknoloji mağazasında izdiham, tüketiciler birbirini ezdi. Yaralanan tüketici hastaneye kaldırıldı. Alış veriş yapanlar düzeni sağlamak için coplandı, müşterilerinin üzerine biber gazı sıkıldı”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ankara’daki teknoloji mağazasının açılışı için akşamdan sıraya giren tüketiciler kepenkler açılınca mağazaya hücum etti, izdiham yaşandı”  “Basın”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haberleri çoğaltmak mümkün , ancak son yıllarda artan bu haberleri görmezden gelmek mümkün değil. Ne oluyor tüketicilerimize niçin durup dururken birden çıldırdılar? Nasıl yanındaki bir kadının suratına basıp bir malı ondan önce  “kapıp”  meydan muhaberesinde zafer kazanmış savaşçı edasıyla kasaya koşabiliyorlar? Ne oldu insanlığa? Ne zaman komşuluk, yardım, başkalarının da haklarına saygı gösterme , centilmenlik duyguları gibi sosyal davranışları bir kenara atıp,  sahip olma ve daha fazla tüketme duygusuyla yanındaki insanın gırtlağına ayağıyla basıp  kasaya koşmaya başladık? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında sorunun cevabı bir yılda reklam için dünyada  ayrılan payın 500 Milyar USD olduğu bilmekte veya ABD’de 11 Eylül saldırılarının hemen ardında “President”  George W. Bush’un  halkına hitaben yaptığı konuşmada “Alışveriş merkezlerine gidip bir şeyler satın almanın bir vatandaşlık görevi” olduğunu söylediğini hatırlamaktan geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi, harcadıkça kendine güveni geliyor, harcadıkça morali düzeliyor, harcadıkça mutlu oluyor aslında harcadığının kendi hayatı olduğunu bilmeden. Tıpkı bir uyuşturucu bağımlısı gibi. Sahte bir tatmin ve mutluluk duygusuyla “küffar ordusuna yalın kılıç dalan” din savaşçısı coşkusuyla dalıyor mağazalara Kredi Kartlarıyla ! Peki aradığı mutluluğu buluyor mu dersiniz?  Bu konuda Worldwatch Enstitüsünün araştırması farklı bir sonuç koyuyor ortaya. Harcamak ve para yılda 13.000 USD’ye kadar  ihtiyaçların karşılanmasından dolayı bir mutluluk  veriyor. Ancak ne yazık ki  yıllık gelir daha yukarı çıktıkça  harcama ile doğru orantılı  bir tatmin sağlamıyor. Yani daha çok harcadıkça daha mutlu olmuyor insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Öyleyse bu kontrol edilemez hale gelen tüketim çılgınlığının sebebi ne? Bu sebep biz-zati mal ve hizmet üreten firmaların   tatmin edilemez kar duygularından kaynaklanıyor. Daha açık bir deyimle kapitalist sistemin bireyi daha, daha daha çok tüketme ve daha çok çalıştırma ve daha çok kar elde etme dürtüsünden kaynaklanıyor. Buna “karı maximize etmek” deniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;TEMEL İHTİYAÇ YERİNE LÜKS TÜKETİME  BÜTÇE&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yine yapılan araştırmalara göre, kadınların yılda makyaj malzemesi harcamaları 18 Milyar USD.  Oysa dünyadaki her bir kadına üreme sağlığı ve doğum kontrol eğitimi vermenin maliyeti sadece  12 Milyar USD.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm dünyada bir yılda yapılan parfüm harcaması 15 Milyar USD. Tüm dünyada ki nüfusun okuryazarlığının sağlanması için gerekli olan bütçe sadece 5  Milyar USD. Ev hayvanı mamaları  için yapılan tüketim tutarı 14 Milyar USD’dir. Sadece AB’de yenilen dondurmalar için AB vatandaşı tüketicilerin ödediği para 11  Milyar USD’dir.  Oysa  Dünya’da günlük 2 USD altında gelir elde eden tüketici sayısı 2,8 milyar kişidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketiciler 1960’larda yılda 4,8 trilyon USD tüketim harcaması yapıyorlardı. 2000’lere gelindiğinde harcama tutarı 20 trilyon USD’yi buldu. 2007’lerde tüketim çılgınlığı dizginlenemez boyutlara ulaştı ve 25 trilyon UDS’yi geçmiş durumda. (Bu yazıda bireysel tüketim  konusu  dışı olduğu için savaşa ve silahlanmaya ayrılan bütçe yazı dışı tutulmuştur.)&lt;br /&gt;Ülkemizde de durum hiçte farklı değil. Istanbul’da bir hiper-marketin bir aylık alış-veriş rakamları şöyle; Bir ayda giren müşteri sayısı bir milyon. (her giriş ayrı bir müşteri olarak hesap edilmiş.) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ayda tüketilen yumurta sayısı bir milyon, tüketilen et miktarı 100 .000 kğ, deterjan 1.250.000 kğ, tuvalet kağıdı rulosu 800.000 adet. Yani dünyanın etrafını iki kez kağıtla sarabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KAPİTALİZİM MERKEZİNDEKİ TÜKETİCİ DAHA DA ÇILGIN&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Bu durum gelişmiş, geri bıraktırılmış veya gelişmesine izin verilmemiş ve verilmeyen ülke tüketicilerine göre de değişiyor.  Örneğin ABD; dünya nüfusunun %4,7 sini barındırıyor. Ama doğal kaynakları kullanma oranı %25. Tüm dünyada ki çöp ve atığın %25 ila 30’unu ABD çıkarıyor. Ortalama bir Amerikalı , ortalama 1 gelişmekte olan ülke vatandaşından 50 kat fazla çelik,56 kat fazla enerji, 170 kat fazla kauçuk kağıt, 5 kat fazla tahıl tüketiyor. Kapitalizmin merkezindeki tüketiciler de eşitsiz. Örneğin bir Amerikalı , bir İngiliz’in 2 katı doğal kaynak tüketiyor. Diğer yandan 24 Afrikalı  ancak bir Amerikalı kadar doğal kaynak tüketiyor. &lt;br /&gt;Peki, bu kadar tüketen gelir seviyesi yüksek tüketiciler sağlıklı ve mutlu mu? Cevabı açık bir HAYIR’dır.  Yine yapılan araştırmalar ortaya koymuştur ki; tüketim çılgınlığı yeni dertlerin kaynağıdır. Tüketimle beraber stres de artmaktadır. Aile için ve yakın çevre ile sosyal ilişkiler ve iletişim zayıflamaktadır.Borçlanmalar, şişmanlık hastalığı,  çevre  kirliliği,   hormonlu ve genetiği değiştirilmiş gıdalara bağlı hastalıklar artmaktadır. Zengin ülkelerde   kalp, damar hastalıklarından ve kanserden, dengesiz beslenme ,  obezite ve stres kaynaklı hastalıklardan ölüm oranı   yüzde 42 gibi inanılmaz bir düzeydedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SADECE KENDİMİZİ DEĞİL DÜNYAYIDA TÜKETMEKTEYİZ.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Aslında bunu zengin ülkelerde hızla yükselen obezite hastalığında da sera gazları salınımında da görmek mümkün. ABD tüm dünyadaki sera gazı salınımının  tek başına dörtte birini üretmekte. Yani ABD tek başına bugünkü iklim değişikliğini yaratan kirliliğin yüzde 25’ni üretmektedir. Yine, petrol ve kömürün dörtte birini, doğal gazın yüzde 27’sini tüketmektedir.  Tüm dünyada üretilen arabaların yüzde 30’ u ABD’dedir.  ABD’li tüketicilerin kullandığı arabalar nedeniyle atmosfere bırakılan karbon oranı, Japonya’nın tüm sanayi faaliyetleri nedeniyle bırakılan  karbon oranına eşittir. Dünya nüfusunun sadece yüzde 12’sini barındıran Kuzey Amerikan ve AB ülkeleri , dünya genelinde yapılan tüketim harcamalarının yüzde 60’nın yapmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekolojik dengenin bozulması, toprak erozyonu, orman yangınları ve ormanları  bilinçli yok ediş, biyolojik çeşitliliğin azalması, temiz su kaynaklarının hızla kirlenmesi ve azalması, hava kirliliği, asit yağmurları, küresel ısınma ve küresel ikim değişikliği, radyoaktik kazalar ve atıklar, büyük kasırgalar, seller tüketim çılgınlığının diğer etkileridir. &lt;br /&gt;Çünkü; kapitalist sistem tarafından körüklenen tüketim çılgınlığına dünyanın kaynakları yetmemektedir. Tüketim çılgınlığı bu hızla giderse 2050 yılında dünya artık yetmeyecek yeni bir dünyaya ihtiyaç duyulacaktır. Bu dünya henüz bulunamadığı ve gelişmiş kapitalist ülkeler o bulunacak yeni dünyayı henüz işgal edemedikleri için mevcut kaynaklara ulaşmak için yeniden, yeniden silaha başvuracaklardır. Sadece su ve gıdaya sahip olmak için bölgesel ve küresel savaşlar öngörülmektedir. Bu nedenle Birleşmiş milletler raporunda 2050 yılında yapılacağı varsayılan su savaşlarının tam da göbeğinde TÜRKİYE vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;TÜKETİM ÇILGINLIĞI KADER DEĞİLDİR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tüketim çılgınlığı bir kader değildir.  Yenilmesi ve kontrol altına alınması gereken bir hastalıktır. Bu hastalığı önlemenin yollarından birisi şirketlerin kar ,kar yine kar dürtüsünün kontrol alına alınması ise , diğeri bilinçli tüketici davranışıdır.&lt;br /&gt;Bilinçli tüketici davranışı; ihtiyaçları belirlemek, ihtiyaç olunan mal ve hizmetler konusunda yeterli bilgi edinmek, fiyat araştırması yapmak ve bunun sonucun da bir alışveriş listesi ile alış verişe gitmek ve bu listeye uymaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Reklam aldatmacasına, Kredi Kartı yanıltmasına kanmamaktır. Ülkemiz tüketicilerin durumunu Fortis Bank Genel Müdürü Aralık ayı başında  bir cümle ile özetlemiştir. Sayın Genel Müdür “Dünyadaki ekşi pazara karşın, Türkiye tatlı bir lokumdur” buyurmuşlardır. Türkiye’yi tanımlayan çok uluslu şirket temsilcilerinin “gelişmekte olan pazar”, “çok dinamik bir pazar” vb terimlerinin Türkçesini “aldatılacak çok tüketici var” diye okumak gerekir. &lt;br /&gt; Bilinçli tüketici olmanın olmazsa olmaz diğer şartı ise örgütlü tüketici olmaktan geçer. Örgütsüz tüketici “köle”dir. Bu nedenle tüketicilerin kölelikte kurtulmasını çok önemli bir yöntemi tüketici derneklerinde örgütlenerek, yaşamlarına ve geleceklerine  yönelen saldırılara karşı birlikte “tüketimden gelen güçlerini” kullanmalıdır.&lt;br /&gt;Sözün özü “Deryanın içinde olup, deryayı bilmekten” geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/bjXJy_nQnvY&amp;rel=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/bjXJy_nQnvY&amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-2923915543024875066?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/2923915543024875066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=2923915543024875066&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/2923915543024875066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/2923915543024875066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2007/12/tketebilmek-iin-izdiham.html' title='Tüketebilmek İçin İzdiham'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-9127032672531645968</id><published>2007-12-14T16:32:00.000-05:00</published><updated>2007-12-14T16:35:48.614-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='paradoks'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aç gözlülük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='paylaşma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutluluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fakir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yoksul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zengin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sınır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='para'/><title type='text'>Tüketim Çılgınlığı ve Mutluluk Arasındaki Paradoks</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/R2L3IGVGyII/AAAAAAAAAgM/pgYQPE7N3T8/s1600-h/paradoks.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/R2L3IGVGyII/AAAAAAAAAgM/pgYQPE7N3T8/s320/paradoks.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5143945442920679554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Zenginlik ile mutluluk arasındaki münasebet her zaman tartışılan hususlardan birisi olmuştur. Modern kapitalist sistem anlayışına göre zenginlik ile mutluluk arasındaki münasebet doğru orantılıdır. Bu anlayışa göre, bir kimse ne kadar çok tüketirse, o kadar çok mutlu olur. Yapılan çalışmalar bu anlayışın belli bir eşik değere kadar mânâlı olduğunu, ancak belli bir sınırdan sonra doğru olmadığını göstermiştir. Mutlulukla bağlantılı zenginliğin sınır değeri; yeme, içme, barınma, sağlık, giyinme ve eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanmasıyla alâkalıdır. Gerçekte ise zenginliğin hasıl ettiği bu durum, mutluluk değil, insanın zarûrî ihtiyaçlarının karşılanması ile ortaya çıkan bir rahatlamadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan asıl önemli husus, temel ihtiyaçların karşılanması sonrasında artan zenginlik ve bunun paralelinde artan tüketimin, insanların mutlu olmalarında birebir tesirli olmadığı yönündedir. Aksine; çoğu zaman tüketimin artması; strese, aile içindeki ve içtimaî hayattaki rolleri yerine getirmede zaman darlığına, borçlanmaya, şişmanlığa, çeşitli hastalıklara, sosyal münasebetlerde bozulmalara ve çevre problemlerine yol açmakta, hayat kalitesine menfi tesir etmektedir. Kuzey Amerika ve Batı Avrupa ülkelerde meydana gelen ölümlerin sebepleri, bu duruma uygun bir örnek teşkil etmektedir. Nitekim; bu ülkelerde meydana gelen ölümlerin % 42 gibi büyük bir nispeti; damar, kalb hastalıklarından ve kanserden kaynaklanmaktadır. Bu hastalıkların gelişmesinde ise, aşırı tüketimin şişmanlığın dengesiz beslenmenin büyük rolü bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zenginlik seviyesi ile mutluluk arasındaki münasebeti ortaya çıkarma yönünde yapılan çalışmalardan birisi, 1990 ve 2000 yıllarında, 65 ülkede yürütülmüştür. Çıkan neticeye göre; gelir seviyesinin fert başına 13 bin dolara kadar yükselmesi maddî rahatlama ile gelen geçici mutluluğu artırmış, bu seviyenin üzerindeki gelir ise, mutluluğun yükselmesinde önemli bir katkı sağlamamıştır.1 Bütün bu gelişmeler ile dünyadaki mutluk anlayışının maddî gelişmeye endeksli olmadığı anlaşılmaya başlanmıştır. Cismanî ve maddî saadet olarak tarif edilebilecek bu mutluluk, Bediüzzaman’ın ifadesiyle yeme-içme, mesken ve nikâh gibi temel insanî ihtiyaçların karşılanması ile sınırlı olup, bu noktadan sonra tüketimin artırılarak mal ve mülk biriktirilmesi, belli bir hayat kalitesinin kazanılması yolundaki hırsla yapılan çalışmalar, bu münasebeti koparmaktadır. Zenginliğin belli bir sınırdan sonra mutluluk getirmediğini idrâk eden Batılı araştırmacılar, mutluluğu daha çok tüketmekte değil, “toplam hayat kalitesi” gibi, içinde mânevîyat bulunmayan yeni bir tarif arayışında görmeye başlamışlardır. Dolayısıyla maddî ve cismanî mutlulukların tüketime, mânevî mutluluğun (huzur) ise paylaşmaya endeksli olduğunun henüz farkına varamamışlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaradılışından günümüze insanoğlu, ihtiyaçlarını maddî boyutla sınırlandırıp mânevî boyutunu ihmal ettiğinde, aradığı mânevî huzuru ve elem vermeyen mânevî eksenli mutlulukla desteklenmiş dünyevî saadeti bulamamış; bulmuş gibi görünse de, bu geçici olduğundan neticede elem ve ızdırap birikmiştir. Nitekim her şeyi maddede arayan ve mutluluğu ele geçirmede, sınırsız üretim ve tüketimde gören günümüzün modern insanı, mutlu olma yolunda girişmiş olduğu mücadele sonunda, hem kendi iç huzurunu kaybetmiş, hem de yeryüzününün yaşanabilirliğini kısıtlayan çevre problemlerine yol açmıştır. Toprak bozulması, erozyon, çölleşme, ormanların yok edilmesi, biyolojik çeşitliliğin azalması, temiz su kaynaklarının kirletilmesi, hava kirliliği, asit yağmurları, ozon tabakasının delinmesi, küresel ısınma, zehirli kimyevî ve radyoaktif atıklar gibi çok çeşitli problemler, ‘İstediğin kadar, istediğin şekilde üret ve sınırsızca tüket...’ anlayışından kaynaklanmaktadır. Neticede mutluluğu sadece maddî boyutta arayan insanoğlu, beşerin çoğunluğuna değil, azınlık bir kitleye refah ve geçici saadet getirmiş ve insanlığın büyük kısmı, fakirlik, açlık, cahillik, savaşlar, çatışmalar, salgın hastalıklar, gelir dağılımındaki eşitsizlik gibi sosyo-ekonomik problemlerin kıskacında hayatını yaşamak mecburiyetinde kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüz modern toplumunu inşa eden ve yöneten insanların en büyük hataları; yeryüzünün insan için de geçici bir ikametgâh alanı olduğunu unutmaları, gerçek mutluluğu maddenin dar kalıplarında aramaları, kalb ve ruhun hayat derecelerine kendilerini kapatmaları, “Ne kadar çok tüketirsem o kadar mutlu olurum, bunun için de zenginleşmem gerekir.” anlayışıyla kendilerini özdeşleştirmeleri, zenginleştikçe zarûrî ihtiyaçlarının ötesinde tüketmeye başlamaları, kâr ve zararı düşünmeden etrafındaki kaynaklara ve çevreye zarar vermeleridir. Tüketim çılgınlığı olarak adlandırılan bu kısır döngü sebebiyle yeryüzü, bütün kaynakları ile her geçen gün daha da tükenirken, insanoğlunun dünyaya hâkim olma ve kalan kaynaklardan daha fazla pay alma hırsı ise zengini daha da zengin, fakiri ise daha da fakir yapmaktadır. Bu durum aslında insanoğlunun kendisini tüketmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların temel ihtiyaçlarını karşılama açısından aslında faydalı olan üretim ve tüketim zinciri, insanı sadece maddeden ibaret, parayı da “her şey” gören bir anlayış sebebiyle insanoğluna pek çok açıdan zarar vermektedir. Aşırı tüketimin mevcut kaynakların azalmasına ve çevre problemlerine sebep olmasının yanında, adaletsiz tüketim de toplumların sosyal, ahlâki ve ekonomik yönden çok çeşitli problemlerle boğuşmasına sebep olmaktadır. Tüketimin daha çok zengin olan toplum kesimleri tarafından yapılması ve milyarlarca insanın da temel ihtiyaçlarını karşılayacak kadar bile olsa maddî kaynağı bulamaması, ülkeler ve hattâ aynı ülke insanları arasında eğitim, sağlık ve hayat standartları gibi konularda büyük farklılıkların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Günümüzde gelişmiş ülkeler elde ettikleri bilgi ve tecrübeyi, ‘Diğer ülkelere göre daha fazla nasıl tüketiriz.’ diye kullanırken; geri kalmış toplumlar ise fakirlik, cahillik ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ortamdan beslenen çatışma, terörizm ve iç savaşlarla kıvranmaya devam etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her geçen gün daha da fazla tüketiyoruz &lt;br /&gt;Bilgi ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği günümüzde; haberleşme, ulaşım, şehirleşme, ticaret, sanayi, turizm ve hemen diğer bütün sahalarda meydana gelen ilerlemeler, insanın ruhî varlığından çok, bir şeye hizmet etmektedir. Bu da, tüketimin artmasıdır. Bilgi ve teknolojinin gelişmesi, binlerce yeni ürünün piyasaya sürülmesi ile kendini göstermektedir. Ardından, bu ürünlerin insanlar tarafından bir ihtiyaç olarak algılanması ve tüketilmesi için reklam kampanyaları başlatılmaktadır. Her yıl yaklaşık 500 milyar doların harcandığı bu reklamlar vasıtasıyla iradesi kırılan ve mekanikleştirilen insanoğlu, kendisine sunulan hayat tarzını ve ürünleri elde edebilmek için kitle ruh hâletiyle farkında olmadan acımasız bir yarışın içine sürüklenmektedir. Hiçbir zaman kazanamayacağı bu mânâsız yarış içinde insanoğlu, tüketimi âdeta hayatının gâyesi hâline getirmekte ve neticede sadece tüketmek için yaşayan bir organizma hâline gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya genelinde tüketim gerek besin, gerekse hammadde ve enerji kaynakları açısından giderek artmaktadır. 1960 ile 2000 yılları arasında dünya nüfusu yaklaşık iki kat artmışken, aynı dönemde aile seviyesinde yapılan harcamalar, dört kat artarak 20 trilyon dolara ulaşmıştır.1 Dünyanın en zengin insanları, en fakir insanlarına göre 25 kat daha fazla enerji tüketmektedir. Dünya nüfusunun % 5’ini teşkil eden ABD, tek başına dünya petrol ve kömür tüketiminin % 25’ini, tabiî gaz tüketiminin ise % 27’sini gerçekleştirmektedir. Dünya genelinde 500 milyon araba mevcut olup, bunun 1/3’ü ABD’de bulunmaktadır. Her yıl yaklaşık 11 milyon yeni otomobil trafiğe çıkmakta ve sadece ABD’de kullanılan otomobillerden atmosfere bırakılan karbon nispeti, Japonya’nın bütün sanayi faaliyetleri ile havaya göndermiş olduğu karbon nispetine eşittir.2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şuursuz tüketimle, aslında dünyamızı ve kendimizi mi tüketiyoruz? &lt;br /&gt;Dünyamız tahmini 4,6 milyar yıllık geçmişi boyunca, son 150 yıldır üzerinde meydana geldiği ölçüde hızlı ve büyük bir tahribata sahne olmamıştır. Buhar gücünün keşfi, insanoğluna çok büyük makinelerin yapımı için imkân sağlamış ve bundan sonra yeryüzü kaynakları, o güne kadar görülmemiş ölçüde bir hızla tüketilmeye başlanmıştır. Sanayi ve ticaretin gelişmesine bağlı olarak, refah seviyesi giderek artan insanların ihtiyaçlarını karşılamanın yanında, zarûrî olmayan arzuların da ihtiyaçlar listesine dahil edilmesiyle artan çılgınca tüketim için her geçen gün çoğalan fabrikalar, enerji ve hammadde temini adına bir yandan yeryüzü kaynaklarını hızlı bir şekilde harcarken, bir yandan da üretmiş oldukları atıkları ile su, hava ve toprak kaynakları ve üzerinde barındırdığı bitki ve hayvan türlerini zehirlemeye ve yok etmeye başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Körü körüne tüketen bir robot hâline getirilen toplumlarda, ekonomik problemlerin yanında içtimaî ve ahlâkî problemler da çoğalmaktadır. Alkol, sigara ve uyuşturucu gibi maddelerin tüketimi; aile ve toplum açısından büyük sosyal ve ekonomik çöküntülere sebep olmaktadır. Sadece sigaradan dünya genelinde yılda beş milyon insan hayatını kaybetmektedir. Bu da yaklaşık olarak bütün dünyada bir yılda meydana gelen yetişkin ölümlerinin 1/10’u demektir. 1999 yılında ABD’de, sigaraya bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklarla mücadele için 150 milyar dolarlık bir harcama yapılmıştır. Bu rakam ülkedeki sigara imal eden en büyük beş firmanın yıllık gelirleri toplamının yaklaşık bir buçuk katıdır.2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketim hırsına bağlı olarak, mevcut kaynaklardan daha fazla pay alma adına yeryüzünde verilen mücadele, çoğu zaman insan toplulukları arasında çatışma ve savaşların çıkmasına da sebep olmaktadır. Sadece 1990’larda enerji kaynaklarının kontrol altına alınmasına bağlı olarak, çoğu etnik gruplar arasında meydana gelen çatışmalarda beş milyondan fazla insan ölmüş ve yaklaşık 20 milyon insan da yurdundan göç etmek zorunda bırakılmıştır2. Son yıllarda meydana gelen silâhlı çatışma ve savaşlara bakıldığında bunların da petrol ve değerli madenler gibi kaynakların kontrolünü ele geçirmek için gerçekleştirildiği görülür. Bu savaş ve çatışmaların hemen hepsi, belli bir etnik grup veya ekonomik olarak üstün olan bir grubun, ülke kaynaklarını, ülkenin geri kalan büyük nüfus kitlesi karşısında tek başına kontrol etmesi maksadıyla, daha çok fakir ülkelerde meydana getirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketim hırsı ekonomik eşitsizlikleri artırmaktadır &lt;br /&gt;Dünya genelinde tüketim ile ilgili rakamlara bakıldığında, artan tüketimin dengesiz bir dağılımla gerçekleştiği, yani tüketimdeki artışın daha çok, zaten zengin olan ülkelerde meydana geldiği görülecektir. Dünya nüfusunun % 12’sini barındıran Kuzey Amerika ve Batı Avrupa ülkeleri, 2000 yılında dünya genelinde yapılan toplam harcamaların % 60’ını gerçekleştirmişlerken, dünya nüfusunun 1/3’ünü barındıran Güney Asya ve Orta Afrika ülkeleri ise bu harcamaların sadece % 3,2’sine ortak olabilmiştir.1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya nüfusunun yaklaşık % 16’sını barındıran gelişmiş ülkeler, 1997 yılındaki bütün ferdî harcamaların % 80’ini yapmışlardır. Bu ülkelerin, normal ihtiyaçları karşılamanın ötesinde, çoğu lüks tüketime giren harcamalarının giderek artmasına karşılık, Afrika ve Güneydoğu Asya’da bulunan fakir ülkelerdeki halk, içmek için temiz su kaynaklarından, temel sağlık ve eğitim hizmetlerinden ve yeterli beslenme imkânlarından mahrum bir şekilde hayatlarını sürdürmektedir. Günümüzde günlük iki doların altında gelir seviyesine sahip 2,8 milyar insanın büyük bir çoğunluğu bu derece kötü şartlar içinde hayat mücadelesi verirken, ABD ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde milyarlarca dolarlık bir kaynak, lüks tüketim maddelerine harcanmaktadır. Bu ülkelerde her yıl yaklaşık olarak; makyaj malzemelerine 18 milyar dolar, ev hayvanı mamaları için 17 milyar dolar, parfüm için 15 milyar dolar, okyanus aşırı geziler için 14 milyar dolar ve sadece Avrupa’da yenilen dondurmalar için ise 11 milyar dolar harcanmaktadır1. Bu durum, geri kalmış ülkelerde fakir halk için yeterli besine ulaşamama, temel eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanamama mânâsına gelirken, zengin ülkelerde ise üçüncü bir araba, yazlık sahibi olma veya lüks bir gemide dünya turu mânâsına gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkeler arasında olduğu gibi, aynı ülke nüfusu içinde de gelir dağılımında büyük eşitsizlikler vardır. 1950 yılından bu yana dünya ekonomisi yaklaşık yedi kat büyümüş olmasına rağmen, aynı ülkelerin zengin ve fakir nüfusu arasındaki gelir dağılımı eşitsizliği yaklaşık iki kat artmıştır. Yüksek gelire sahip ülkelerden, gelir dağılımının en adaletsizce olduğu ülkelerin başında ABD gelmektedir. Bu ülkenin en fakir % 20’lik bölümüne ülke gelirinin % 5,2’si harcanırken, bu nispet en zengin % 20’lik nüfus için % 46,4 olarak gerçekleşmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülkelerde daha da kötüdür. Meselâ; bir Güney Amerika ülkesi olan Brezilya’da nüfusun en fakir % 20’lik bölümü bütün ülke gelirinin sadece % 2,2’sini alırken, en zengin % 20’lik nüfus ise bu gelirin % 64,1’lik bölümüne sahiptir.1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Netice &lt;br /&gt;Yeryüzü; bileşenleri, fonksiyonları ve üzerinde barındırdığı canlı ve cansız varlıklarıyla, insanoğlunun yiyecek, giyecek, barınma, hava, su ve enerji gibi bütün ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hizmet vermek üzere yaratılmıştır. İnsanoğlu da kendisine sunulan bu kaynaklardan istifade etme kabiliyeti ile donatılmıştır. Yeryüzü ile insanoğlu arasında yaratılışın kanunu olarak fıtrî bir uyuşma ve denge mevcuttur. Peki, insan acaba sahip olduğu bütün bu nimetlere rağmen mutlu bir hayat sürdürebilmekte midir? Yeryüzü, bütün nimetleriyle âdeta zengin bir sofra gibi kendisine lütfedilmişken; acaba insanoğlu bunun kıymetini akıl ve vicdanıyla ne ölçüde bilebilmiş ve bundan insanca yaşama adına ne ölçüde istifade edebilmiştir? Ne yazık ki insanoğlu; bu nimetlerin ne kıymetini, ne de mânâsını bilmektedir. Güneşli bir günde, bir çiçekten diğerine konarken bir yandan çiçek özleri ile beslenen bir kelebek, akıl nimeti ile donatılmadığından ne geçmişin elemini, ne de geleceğin geçim endişesini hissetmektedir. Kendisine sevki ilâhî ile yaptırılan işleri yerine getirerek, faaliyetteki lezzeti ve zevki birkaç gün de olsa tadabilmektedir. Ancak günümüzde ortalama 70 yıllık ömre sahip sanayi toplumunun fertleri, kendilerine verilen nimetleri ve kabiliyetleri akıl ve iradelerini kötüye kullanarak çoğu zaman israf ettiğinden ve mutluluğu sadece cismanî zevk ve lezzetlerde aradıklarından hayatlarının büyük bir bölümünü, acı, sıkıntı ve elem içinde geçirmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim ve teknoloji alanındaki onca gelişmeye rağmen insanoğlunun günümüzde yaşadığı savaşlar, iç çatışmalar, açlık, cahillik, terörizm ve çevre problemleri insanoğlunun mutlu olmak için inandığı “Ne kadar çok üretir ve tüketirsem, o kadar çok mutlu olurum.” hayat felsefesinin yan ürünleridir. Bir damla suyun bile çok kıymet ifade ettiği yeryüzünde, hayatının üretmek ve tüketmek dışında bir mânâsı olmadığını esas alan bu tüketim anlayışı, çoğu zaman dünya servetini elde etmek için, başkalarının üzülmesini ve perişaniyetini baştan kabul etmeyi gerektirmektedir. İnsanlığın bu maddî tüketime endeksli hayat tarzından kurtulabilmesi için, köklü bir zihniyet değişikliği geçirmesi gerekmektedir. Özellikle insanın hayatının bir gâyesi ve mânâsı olduğuna, yeryüzündeki kaynakların açgözlülükle, dengesizce, sorumsuzca kullanılmaması gerektiğine, yaşanabilir bir “dünya nimetinin” herkese ait olduğuna ve adilce paylaşılması gerektiğine, yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin insanoğluna fazlasıyla yetebileceğine inanılırsa, sonu gelmeyen ve insanı bir noktadan sonra mutsuz eden sınırsız üretim ve tüketime endeksli cismanî hayat tarzından kurtulma yolunda bir fırsat ortaya çıkabilir. İnsanoğlu ancak bu zihnî ve kalbî dönüşümü geçekleştirebildiğinde, pek çok sıkıntısının sebebi olan şuursuz ve bencil tüketim alışkanlığından kurtulacak ve paylaşma ve sevgi-saygı eksenli mânevî bir mutlulukla taçlandırılmış olarak her iki dünyanın saadetine doğru yelken açacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Ömer KUTLU / sızıntı dergisi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-9127032672531645968?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/9127032672531645968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=9127032672531645968&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/9127032672531645968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/9127032672531645968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2007/12/tketim-lgnl-ve-mutluluk-arasndaki.html' title='Tüketim Çılgınlığı ve Mutluluk Arasındaki Paradoks'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/R2L3IGVGyII/AAAAAAAAAgM/pgYQPE7N3T8/s72-c/paradoks.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-4093007088843638639</id><published>2007-12-14T16:20:00.000-05:00</published><updated>2007-12-14T16:23:20.354-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='almak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='esir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aile'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='internet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='refah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='din'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Worldwatch Enstitüsü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tüketim çılgınlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dolar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alışveriş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='toplum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doyumsuzluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Worldwatch'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cep telefonu'/><title type='text'>Tüketim Çılgınlığı Kıyameti Çağırıyor</title><content type='html'>Worldwatch Enstitüsü'nün araştırmalarını içeren ve TEMA Vakfı tarafından yayınlanan 'Dünya'nın Durumu' raporu, aşırı tüketimin 'dünyayı tükettiğini' vurguluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun ruhundaki din, aile ve toplum ve sosyalleşme duyguları, yeni dünya insanında yerini 'sahip olma ve tüketme' dürtülerine bırakıyor. Tüketim, milyarlarca insanda yeni bir bağımsızlık duygusu yaratıyor. 11 Eylül saldırılarının ardından Amerika Başkanı George W. Bush'un halka hitaben yaptığı konuşmada "Alışveriş merkezlerine gidip bir şeyler satın almanın bir vatandaşlık görevi olduğunu" vurgulaması bile tüketim olgusunun ne denli bir güç olduğuna işaret etmeye yetiyor. Ancak ne yazık ki araştırmalara göre, kişisel mutluluğun temeli olarak görülen para bile, yılda 13 bin dolar kazanca ulaşıncaya kadar iş görüyor. Daha yüksek gelir elde edenler, daha çok mutlu olamıyor. Yani tüketimin olmazsa olmazı 'para' ile saadet olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;GELECEK DE TÜKETİMİN ESİRİ &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çevre, sosyal ve ekonomik konular üzerine kapsamlı çalışmaları bulunan Worldwatch Enstitüsü'nün ödüllü ekibi tarafından araştırmaları gerçekleştirilen ve Türkiye'de TEMA Vakfı tarafından yayınlanan "Dünyanın Durumu 2004" raporu, tam da bu yaraya parmak basıyor. "Tüketim" olgusunun masaya yatırıldığı araştırma sonuçları çarpıcı: Tüketim arzusu, zengin, yoksul demiyor, yaşam kalitesini 'erozyona' uğratıyor... TEMA Vakfı tarafından Türkçe'ye kazandırılan araştırma kitabı, toplam 37 ülkede yayınlandı. Kitapta, hepimizin, her gün yalnızca kendi toplumumuzu değil tüm dünyayı ve geleceği de etkileyecek önemli kararlar aldığımıza dikkat çekiliyor ve gereğinden fazla; ya da hatalı tüketimin hem sağlığımızı hem de doğal çevreyi 'ateşe' attığını gözler önüne seriyor. Ancak manzara o kadar da ümitsiz değil. Kitapta, gıda, su, enerji, tüketim politikaları ve iyi bir yaşamın yeniden tanımı yapılıyor, 'daha az tüketen bir toplum' yaratmanın mümkün olup olmadığı sorgulanıyor ve ardından bunun için gerekli koşullar sıralanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;MAKYAJA 18 MİLYAR DOLAR &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;En çarpıcı sonuçlardan biri ise bazı temel ihtiyaçları karşılamak için gerekli olan para ile lüks malzemelere ödenen rakamların karşılaştırıldığı tablo. Buna göre, kadınlar yılda 18 milyar doları makyaj malzemelerine verirken, her kadına üreme sağlığı hizmeti sağlayan sektörler için sadece 12 milyar dolar gerekiyor. Parfüme 15 milyar dolar harcanıyor ama evrensel okuryazarlığın sağlanması için sadece üçte biri, yani 5 milyar dolar gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;REFAH DÜZEYİ ARTIYOR &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmaya göre tüm dünyadaki tüketicilerin nüfusu 1.7 milyarı buluyor. Bu da ortalama olarak dünya nüfusunun dörtte birine karşılık geliyor. Tüketiciler, televizyon, telefon ve internet kullanıcıları ile bu ürünlerin yaydığı kültür ve idealler noktasında birleşiyor. İlginç olanı ise tüketici sınıfın yarısının, gelişmekte olan ülkelerde yaşayan insanlardan oluşması. 45 yıl önce özel ihtiyaçlar için yapılan harcamalar, günümüzde 4 kat artmış durumda. Evler düzeyinde mal ve hizmetler için harcanan miktar 1960'larda 4.8 trilyon dolar iken 2000 yılında bu rakam 20 trilyonu bulmuş. Uzmanlar, rakamların katlanmasının en önemli nedenin dünyanın birçok yerinde refahın artması olduğunu belirtiyor. 20. yüzyıldaki tüketim patlamasının altında yatan asıl sebep ise refahın artmasıyla paralel gelişen üretimdeki verimlilik. Çünkü modern endüstri işçisi, çok değil, iki yüzyıl önce meslektaşlarının 4 yılda ürettiği malı, bugün bir haftada raflara taşıyabiliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-4093007088843638639?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/4093007088843638639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=4093007088843638639&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/4093007088843638639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/4093007088843638639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2007/12/tketim-lgnl-kyameti-aryor.html' title='Tüketim Çılgınlığı Kıyameti Çağırıyor'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-5654784683676778386</id><published>2007-09-16T09:55:00.001-04:00</published><updated>2007-09-16T10:43:42.215-04:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sefalet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fast food'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='obez'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='obezite'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mc donalds'/><title type='text'>AZ + ÇOK / 2 = FREEGANİZM</title><content type='html'>Fotoğraflara dikkatli bakın, ama bir kısmı midenizi bulandırabilir. Hangi kısmı olduğu kendiniz hakkında çok fazla ip ucu verecektir.&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru058vqhb2I/AAAAAAAAAUU/xDFCyZAwTas/s1600-h/pulitzer01.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru058vqhb2I/AAAAAAAAAUU/xDFCyZAwTas/s400/pulitzer01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110804867885133666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru06NPqhb3I/AAAAAAAAAUc/yFmD-yIeKX8/s1600-h/obez11.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru06NPqhb3I/AAAAAAAAAUc/yFmD-yIeKX8/s400/obez11.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110805151352975218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru09h_qhcNI/AAAAAAAAAXM/lYzAaQVBF88/s1600-h/obez12.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru09h_qhcNI/AAAAAAAAAXM/lYzAaQVBF88/s400/obez12.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110808806370144466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru09cPqhcMI/AAAAAAAAAXE/mhoT7QqHtlc/s1600-h/a%C3%A7l%C4%B1k11.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru09cPqhcMI/AAAAAAAAAXE/mhoT7QqHtlc/s400/a%C3%A7l%C4%B1k11.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110808707585896642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru09HPqhcLI/AAAAAAAAAW8/IhxwwzV27bI/s1600-h/obez10.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru09HPqhcLI/AAAAAAAAAW8/IhxwwzV27bI/s400/obez10.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110808346808643762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru09C_qhcKI/AAAAAAAAAW0/F8YlrhnTipo/s1600-h/a%C3%A7l%C4%B1k10.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru09C_qhcKI/AAAAAAAAAW0/F8YlrhnTipo/s400/a%C3%A7l%C4%B1k10.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110808273794199714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;MARQUEE style="border: 1px dashed 000000; color:FF2222; font-family:arial; font-size:14pt; width:650px; " direction="left" behavior="scroll" scrollamount="5" &gt;BİLİYORMUYDUNUZ?...BİR AMERİKALI , AYNI SÜRE YAŞADIĞI BİR AFRİKALIDAN 42 KAT DAHA FAZLA TÜKETİR. YANİ BİR AMERİKALININ YEDİĞİ İLE 42 AFRİKALI HAYATTA KALABİLİR.&lt;/MARQUEE&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08-vqhcJI/AAAAAAAAAWs/67ILVTIJ5Vc/s1600-h/obez09.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08-vqhcJI/AAAAAAAAAWs/67ILVTIJ5Vc/s400/obez09.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110808200779755666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru086PqhcII/AAAAAAAAAWk/oKFFbBYKsQk/s1600-h/a%C3%A7l%C4%B1k09.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru086PqhcII/AAAAAAAAAWk/oKFFbBYKsQk/s400/a%C3%A7l%C4%B1k09.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110808123470344322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08y_qhcHI/AAAAAAAAAWc/i33D2OZgrL4/s1600-h/obez08.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08y_qhcHI/AAAAAAAAAWc/i33D2OZgrL4/s400/obez08.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110807998916292722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08vPqhcGI/AAAAAAAAAWU/2lREgd0he80/s1600-h/a%C3%A7l%C4%B1k08.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08vPqhcGI/AAAAAAAAAWU/2lREgd0he80/s400/a%C3%A7l%C4%B1k08.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110807934491783266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08rfqhcFI/AAAAAAAAAWM/C1k_BxeZACY/s1600-h/obez07.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08rfqhcFI/AAAAAAAAAWM/C1k_BxeZACY/s400/obez07.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110807870067273810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08kvqhcEI/AAAAAAAAAWE/5KO7lD6oF7U/s1600-h/a%C3%A7l%C4%B1k07.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08kvqhcEI/AAAAAAAAAWE/5KO7lD6oF7U/s400/a%C3%A7l%C4%B1k07.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110807754103156802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08WfqhcDI/AAAAAAAAAV8/fco9f6hKKUM/s1600-h/obez06.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08WfqhcDI/AAAAAAAAAV8/fco9f6hKKUM/s400/obez06.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110807509290020914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08SvqhcCI/AAAAAAAAAV0/Z8Zk9pRIjnQ/s1600-h/a%C3%A7l%C4%B1k06.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08SvqhcCI/AAAAAAAAAV0/Z8Zk9pRIjnQ/s400/a%C3%A7l%C4%B1k06.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110807444865511458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08PPqhcBI/AAAAAAAAAVs/n6zZnCQEAxo/s1600-h/obez05.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08PPqhcBI/AAAAAAAAAVs/n6zZnCQEAxo/s400/obez05.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110807384735969298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08K_qhcAI/AAAAAAAAAVk/gw6P6rieBq0/s1600-h/a%C3%A7l%C4%B1k05.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08K_qhcAI/AAAAAAAAAVk/gw6P6rieBq0/s400/a%C3%A7l%C4%B1k05.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110807311721525250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08G_qhb_I/AAAAAAAAAVc/I0hMxjOcuyI/s1600-h/obez04.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru08G_qhb_I/AAAAAAAAAVc/I0hMxjOcuyI/s400/obez04.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110807243002048498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru06kvqhb4I/AAAAAAAAAUk/I9zhS8nwVk0/s1600-h/a%C3%A7l%C4%B1k01.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru06kvqhb4I/AAAAAAAAAUk/I9zhS8nwVk0/s400/a%C3%A7l%C4%B1k01.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110805555079901058" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;MARQUEE style="border: 1px dashed 000000; color:2222FF; font-family:arial; font-size:14pt; width:650px; " direction="left" behavior="scroll" scrollamount="5" &gt;SÜREKLİ TÜKETMEYİ ÖZENDİREN REKLAM FİLMLERİNE KARŞI DİKKATLİ OLUN... SİZ DEVAMLI BİRŞEYLER YERKEN, UZAKLARDA BİRİLERİNİN AÇLIKTAN ÖLDÜĞÜNÜ UNUTMAYIN... BİRAZ OLSUN FREEGAN OLUN&lt;/MARQUEE&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru06wvqhb5I/AAAAAAAAAUs/ruRLMyvPfZ4/s1600-h/obez01.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru06wvqhb5I/AAAAAAAAAUs/ruRLMyvPfZ4/s400/obez01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110805761238331282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru068fqhb6I/AAAAAAAAAU0/bXSmAvqC8qM/s1600-h/a%C3%A7l%C4%B1k02.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru068fqhb6I/AAAAAAAAAU0/bXSmAvqC8qM/s400/a%C3%A7l%C4%B1k02.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110805963101794210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru07G_qhb7I/AAAAAAAAAU8/_crpcWb-XP0/s1600-h/obez02.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru07G_qhb7I/AAAAAAAAAU8/_crpcWb-XP0/s400/obez02.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110806143490420658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru07avqhb8I/AAAAAAAAAVE/qcUZSLEnR4A/s1600-h/a%C3%A7l%C4%B1k03.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru07avqhb8I/AAAAAAAAAVE/qcUZSLEnR4A/s400/a%C3%A7l%C4%B1k03.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110806482792837058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru07mvqhb9I/AAAAAAAAAVM/aSQdtHHZHYg/s1600-h/obez03.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru07mvqhb9I/AAAAAAAAAVM/aSQdtHHZHYg/s400/obez03.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110806688951267282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru07s_qhb-I/AAAAAAAAAVU/5_zgXum94Ko/s1600-h/a%C3%A7l%C4%B1k04.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru07s_qhb-I/AAAAAAAAAVU/5_zgXum94Ko/s400/a%C3%A7l%C4%B1k04.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110806796325449698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;MARQUEE style="border: 1px dashed 000000; color:FF2222; font-family:arial; font-size:14pt; width:650px; " direction="left" behavior="scroll" scrollamount="5" &gt;FREEGANİZM, LÜKS TÜKETİME KARŞIDIR.... GEREKENLER , SADECE GEREKTİĞİ KADAR TÜKETİLMELİDİR.&lt;/MARQUEE&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-5654784683676778386?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/5654784683676778386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=5654784683676778386&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/5654784683676778386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/5654784683676778386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2007/09/az-ok-2-freeganizm.html' title='AZ + ÇOK / 2 = FREEGANİZM'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru058vqhb2I/AAAAAAAAAUU/xDFCyZAwTas/s72-c/pulitzer01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-3939901783937980858</id><published>2007-09-16T08:01:00.000-04:00</published><updated>2007-09-16T09:10:50.701-04:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freeganizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='moda'/><title type='text'>MODA VE FREEGANİZM</title><content type='html'>Yep yeniiii... 2008 ilk bahar-yaz kreasyonuuuu... yeni moda, sosyete bunu konuşuyoooorr... bu yaz koltuk altına kadar uzanan pantolonlar modaaaa?... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İğrenç!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen bir yarışma vardı, proje moda. Erkek kılığındaki kadınlarla, kadınımsı erkeklerin bir araya gelerek yarıştığı bir tasarım,moda yarışması.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0gjfqhbvI/AAAAAAAAATc/89isPjLuJJ0/s1600-h/moda+proje.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0gjfqhbvI/AAAAAAAAATc/89isPjLuJJ0/s400/moda+proje.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110776946302742258" /&gt;&lt;/a&gt;Hafta boyunca bir tane saçma sapan elbise üretmek için uğraşan gençler, finalde cemil ipekçi gibi modanın piri olmuş(!) duayenlerin karşısına çıkıp ter döküyordu... Sonra, cemil bey hanım teyze ve diğerleri hiçbirimizin anlam veremediği eleştiriler yapıyordu. İnsanın içinden "kral çıplak" diye bağırmak geliyor. Bunların hepsi iğrennnç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama hayranlık duymamak elde değil. Bu modacılar ve sosyete bu olmayan güzelliği nasıl benimsiyor ve benimsetiyor. Bu ucube elbiseler milyarlara nasıl satılıyor. Bir kadın sıradan bir şala bir kaç bin $ nasıl veriyor... PESSS!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0i2_qhbxI/AAAAAAAAATs/6MKG7Ly3vnw/s1600-h/moda+ayakkab%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0i2_qhbxI/AAAAAAAAATs/6MKG7Ly3vnw/s320/moda+ayakkab%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110779480333446930" /&gt;&lt;/a&gt;Bir çılgınlık daha var tabiii... Bu çılgınlık ise hiçte uzak değil bize, hepimizin gardrobunun içinde yaşıyor. Ayakkabı çılgınlığı !&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0jUvqhbyI/AAAAAAAAAT0/kQNDLFfTLRU/s1600-h/moda+ayyakkab%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0jUvqhbyI/AAAAAAAAAT0/kQNDLFfTLRU/s320/moda+ayyakkab%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110779991434555170" /&gt;&lt;/a&gt; Özellikle kadınlara has bir takıntıyken ayakkabı merakı günden güne erkeklerinde bacaklarına dolanmaya başladı. Reklamlar mı desek, mağazaların süslü vitrinleri mi desek insanları ayakkabı almak için tehdit ediyor neredeyse. Önceden herkes sadece mevsimlere yada işe göre ayakkabı alırken, şimdi bir pantolon alan altına uygun ayakkabı alıyor, ona uygun çorap, ona uygun kravat, kol düğmeleri, küpe, kolye, bilezik,saat,çanta, oooofff...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler oluyor bize, neyin peşindeyiz hiç düşünüyormusunuz. Peki bu işten karlı çıkanları hiç düşünüyormusunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketler en çok gideri reklam için ayırırlar. Bunun nedeni insanlara ürünleri tanıtmaktan çok, bu ürünlere ihtiyaç duymalarını sağlamaktır. Televizyonda yada başka bir mecrada reklamını görmediğiniz bir ürüne ihtiyacınız yoktur. Onun var olduğundan bile haberiniz yoktur,ki bundan bir şey kaybetmezsiniz...&lt;br /&gt;Aldığınız bir çantanın %70'ini reklam giderlerine ödersiniz. Bu yüzden reklamları çok çıkan ürünler diğer tanınmayan ürünlere nazaran daha pahalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat Freeganizm modaya şu açıdan bakıyor. Neden? İhtiyacınız yokken neden daha fazla alıyorsunuz? Başkalarına güzel görünmek için mi desek "hayır" diyeceksiniz. Çünkü televizyonlarda sıkça rastladığımız ve mükemmel etki sağlayan, herkesin arkasına sığındığı bir söz var."Kadınlar başkaları için değil, kendileri için giyinir!" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vayy be, bu ne kadar mükemmel bir söz ki, herkes hatta erkekler bile kendine uyarladı. Bu sözü ortaya atan Kapitalist devler ise gururla etkileri izliyor ve paralarını sayıyor.&lt;br /&gt;Hiç kimseyi umursamayan,cool tipler vardır ya.. Onlar bile başkalarını mest etme çabasında. Hip-Hopçular , Rockçular vardır ya hani dünyayı umursamayan... ama saatlerini ayna karşısında saçlarına kilolarca jole sürerek geçiren :) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim kimi kandırıyor anlamak mümkün değil.&lt;br /&gt;Freeganizm, sadece ihtiyaç kadar diyor. Lükse hayır!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0oQfqhb0I/AAAAAAAAAUE/eLz2zDUBQ54/s1600-h/moda+b%C3%BClent.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0oQfqhb0I/AAAAAAAAAUE/eLz2zDUBQ54/s400/moda+b%C3%BClent.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110785415978250050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;O birşeyleri kanıtlamaya çalışıyor, ya siz neyin peşindesiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0ogPqhb1I/AAAAAAAAAUM/KjP2Pg-EeLA/s1600-h/moda+b%C3%BClent2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0ogPqhb1I/AAAAAAAAAUM/KjP2Pg-EeLA/s400/moda+b%C3%BClent2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110785686561189714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve son moda ayakkabı, herkes mutlaka alsın...&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0nk_qhbzI/AAAAAAAAAT8/gf9MziY8pHA/s1600-h/moda+ayyakkab%C4%B1l.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0nk_qhbzI/AAAAAAAAAT8/gf9MziY8pHA/s400/moda+ayyakkab%C4%B1l.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110784668653940530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-3939901783937980858?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/3939901783937980858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=3939901783937980858&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/3939901783937980858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/3939901783937980858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2007/09/moda-ve-freeganizm.html' title='MODA VE FREEGANİZM'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0gjfqhbvI/AAAAAAAAATc/89isPjLuJJ0/s72-c/moda+proje.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-9053828083940113710</id><published>2007-09-16T07:24:00.000-04:00</published><updated>2007-09-16T08:00:59.919-04:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kapitalizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freeganizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='teknoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cep telefonu'/><title type='text'>TEKNOLOJİ VE FREEGANİZM</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0aRPqhbuI/AAAAAAAAATU/VFYPbBtMdi0/s1600-h/cep+telefon+ilk.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0aRPqhbuI/AAAAAAAAATU/VFYPbBtMdi0/s200/cep+telefon+ilk.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110770035700362978" /&gt;&lt;/a&gt;Ne kadarda çabuk ilerliyor teknoloji... Daha dün televizyonlarda telefonlara titreşim özelliği gelmesinin reklamları yapılıyordu. Lamba değiştiren adamın eşi telefon ediyordu ve adam lamba değiştirirken poposu titriyordu falan, hatırlıyormusunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0YVPqhbqI/AAAAAAAAAS0/O2OEfVAUvC8/s1600-h/cep+tel+3210.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0YVPqhbqI/AAAAAAAAAS0/O2OEfVAUvC8/s320/cep+tel+3210.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110767905396584098" /&gt;&lt;/a&gt;Ardından oyunlu telefonlar çıktı. Üç boyutlu falan değil ha, yılan oyunu :) Hadi bakalım herkes alsın, oynasın. Hatta yakın bir arkadaşımın 3210 telefonu ile yılan oyunu oynamak istediğimde elimden çekip almıştı, bozacaksın diye!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra renkli ekran, poifonik, fotoğraf çeken, video çeken, mp3 çalar,mp4 çalar, 1.3 mega piksel, 2mp derken telefon üreticileri 7-8 sene içinde her nesil telefonu kakaladılar bizlere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0Yb_qhbrI/AAAAAAAAAS8/WocQfFIFgvw/s1600-h/cep+tel+2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0Yb_qhbrI/AAAAAAAAAS8/WocQfFIFgvw/s320/cep+tel+2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110768021360701106" /&gt;&lt;/a&gt;Ne yani? Teknoloji bukadar mı hızla gelişti sanıyorsunuz? Hayır.. Aslında bugün ortaya çıkan 3G özellikli telefonlar zaten üretilmişti 10 yıllar önce. -Hatta yurt dışında kullanılıyordu-  Ama düşünsenize, telefon üreticilieri Türkiye'ye doğrudan 3G özellikli telefonları getirselerdi, aradaki sıradan nesil telefonlar nasıl satılırdı. O telefonlardan katrilyon $'lar nasıl kazanılırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0ZvfqhbsI/AAAAAAAAATE/PGQdnx8vgXQ/s1600-h/bilgisayar+eski.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0ZvfqhbsI/AAAAAAAAATE/PGQdnx8vgXQ/s400/bilgisayar+eski.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110769455879777986" /&gt;&lt;/a&gt;Hele bilgisayar pazarı! Aldığınız bilgisayar dükkandan eve gelene kadar eskimiş oluyor. İki sene sonra -diyelim ki- RAM arızalandığında ve bilgisayarcıya gittiğinizde artık üretilmediğini duyarsınız. Piyasadaki RAM'ler anakarta uymaz ve belkide anakartı değiştirmek zorunda kalırsınız. Neden? Çok mu zor üretime devam etmek... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi çıkan 4 çekirdekli bilmem ne özellikli bilgisayarlar üretilemiyormuydu 10 sene önce. Elbette üretiliyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0Z5_qhbtI/AAAAAAAAATM/NOSomN72pfI/s1600-h/bilgisayar+dizst%C3%BC.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0Z5_qhbtI/AAAAAAAAATM/NOSomN72pfI/s400/bilgisayar+dizst%C3%BC.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110769636268404434" /&gt;&lt;/a&gt;Sonuç olarak Para ve Teknoloji devleri biz tüketicileri sömürmeyi çok ama çok iyi biliyor. Zengin takımıda, yeni çıkan her teknoloji ürününü satın almakla övünüyor. Zavallı gözü doymaz tüketiciler, birçoğumuz hiçbir özelliğini kullanmadığımız teknoloji ürünlerini sırf popülerizm ve alışkanlık yüzünden durmadan satın alıyoruz. Bu arada kapitalist devler ceplerini dolduruyor ve bizimle alay ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Freeganizm, lüks tüketim çılgınlığına bireysel de olsa karşı çıkar. Sade ve sadece ihtiyaç kadar kullanmayı savunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizde yaşamınızı ve teknoloji ile olan bağınızı sorgulayın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-9053828083940113710?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/9053828083940113710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=9053828083940113710&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/9053828083940113710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/9053828083940113710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2007/09/teknoloji-ve-freeganizm.html' title='TEKNOLOJİ VE FREEGANİZM'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ru0aRPqhbuI/AAAAAAAAATU/VFYPbBtMdi0/s72-c/cep+telefon+ilk.png' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-7896959612864235094</id><published>2007-09-15T17:12:00.000-04:00</published><updated>2007-09-15T17:35:26.848-04:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freeganizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='merve ildeniz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freeganist'/><title type='text'>ÖZGÜVEN VE FREEGANİZM</title><content type='html'>Etrafı umursamamalarıyla en çok övünen kesim kimlerdir dediğimizde, rapçılar,hiphopçular yada rockçılar cevaplarını alıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hepsini incelediğimiz zaman, saatlerini aynaların karşısında saçlarını joleleyerek geçiren kişiler olduğunu görürürüz. Ve neredeyse hepsinin de saç şeklinden kıyafetine kadar herşeyi aynıdır. Bu bir eleştiri değil aslında, sonuçta sizde onlardan biri olabilirsiniz değil mi? Hatta ben bile!?...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları özgüveni kıyafetinde bulur. Kıravat iğnesinde, kol düğmelerinde , topuklu ayakkabılarında, destekli sutyenlerinde, parlak rujunda, kaliteli fondoteninde vs. vs...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları ise kürküne yedirmek yerine kendine yedirmiştir. Kültürü yada bilgisiyle övünür. Kıyafete ihtiyacım yok imajı çizer, belki çok yakışıklı yada güzeldir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Freeganizm, özgüvene en çok ihtiyaç duyulan akımdır. Düşünsenize, Freeganlar çöpten yiyecek topluyor ve kimsei umursamıyor. Freeganistler yaşam yerlerinden, giysilerine kadar hiç birşeyde lükse yada görünüşe dikkat etmiyor. Bir çoğu bu yüzden dışlanıyor belki... ama kim tarafından? Bilmiyoruz, çünkü fondoten ve kalın rujun altında, pırıltılı elbiselerinin içinden kimler olduğunu seçemedik :) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünsenize , biri size baktığında "Vay canına, şu elbiseye bak!" diyor... Yani bakışlar size ulaşamıyor bile. Kim olduğunuzun ne önemi var bu andan itibaren. Zaten sizde onun farkındasınız ki kendinize değil, elbiselerinize yatırım yapıyorsunuz sürekli. Yada kullandığınız arabaya, parfümünüze !... Belkide sizle birlikte olmak için can atan kızların tek derdinin son model arabanız yada kabarık cüzdanınız olduğunu biliyorsunuz...ama kimin umrunda!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Freeganist iseniz, sadece siz varsınız... Ne son model bir araba, kol dümeleri, pahalı parfümler... ne parlak rujlar, topuklu ayakkabılar, göz alıcı takılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna rağmen halen &lt;strong&gt;var &lt;/strong&gt;olabiliyorsanız, gerçekten varsınız demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuxOzfqhbmI/AAAAAAAAASQ/Le3HUuraE1E/s1600-h/eda+ta%C5%9Fp%C4%B1nar.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuxOzfqhbmI/AAAAAAAAASQ/Le3HUuraE1E/s400/eda+ta%C5%9Fp%C4%B1nar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110546323738816098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuxO7_qhbnI/AAAAAAAAASY/KFdDefXynSw/s1600-h/MERVE+%C4%B0LDEN%C4%B0Z.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuxO7_qhbnI/AAAAAAAAASY/KFdDefXynSw/s400/MERVE+%C4%B0LDEN%C4%B0Z.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110546469767704178" /&gt;&lt;/a&gt;Soldaki fotoğraftaki bayan kim? Muhtemelen görmüşsünüzdür bir şekilde ve adını bile biliyor olabilirsiniz. Ama bahse varım ki, ne iş yaptığını kime ne faydası olduğunu bilmiyorsunuzdur. Çünkü ona bakanlar, onu değil lüks yatını, mücevherlerini ve ithal elbiselerini görüyor... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağdaki ise Merve İldeniz, eminim tanıyorsunuzdur. Kendisi bir freeganist ve ünlü olmasına rağmen tüm bunlardan uzakta, sade bir yaşam sürüyor. Mutlu... Tahmin edemeyeceğiniz kadar!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-7896959612864235094?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/7896959612864235094/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=7896959612864235094&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/7896959612864235094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/7896959612864235094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2007/09/zgven-ve-freeganizm.html' title='ÖZGÜVEN VE FREEGANİZM'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuxOzfqhbmI/AAAAAAAAASQ/Le3HUuraE1E/s72-c/eda+ta%C5%9Fp%C4%B1nar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-9136797271635783139</id><published>2007-09-15T16:39:00.000-04:00</published><updated>2007-09-15T17:11:41.555-04:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freeganizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hijyen'/><title type='text'>SAĞLIK VE FREEGANİZM</title><content type='html'>Haberleri izlerken "Uzmanlar uyarıyor...." diye başlayıp uzayıp giden haberlerle karşılaştınız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haberlere dikkat ediniz. Muhtemelen,çok insanda görülmesine rağmen hiç kimseyi hasta etmeyen bir kaç belirtiden bahsedecek ve muhakkak bir doktora danışmanızı tavsiye edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette genellememek gerekir, fakat neredeyse hiç bir zaman kim olduğu açıklanmayan uzmanlar sizi sürekli olarak doktora gitmeniz konusunda teşfik eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne dersiniz, bu doktorlar tarafından işlerin artırılması için yapılan haberlerden olabilir mi? Bu bir soru, komplo teorisi değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama hepimiz demezmiyiz, "O eski toprak, ona birşey olmaz" diye. Doğrudur, kimden bahsediyorsak eski toprak diye, o gerçektende eski topraktır. Hergün yenisi çıkan ilaçlar bünyesini bozmamış ve bağışıklık sistemini zayıflatmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünün bir kere, her ilacın bir yan etkisi yok mu? Yani bir şekilde tedavi olurken aslında başka bir hastalığa yakalanmıyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bundan en karlı çıkanlar kimler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve çocukları gözlemleyin... Ebeveynleri tarafından sürekli korunup kollanan çocuklar mı daha çok hastalanıyor, yoksa ilgisiz ailelerin sokaklarda yalın ayaklarla , sıcak soğuk demeden sürekli koşup oynayan çocuklar mı? Bu soruları kendiniz cevaplayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karar verin, sizce aşırı hijyenik ortamlar, ilaçlar ve hastaneler bizi sağlıklı mı kılıyor... yoksa bağışıklık sistemimizi zayıflatıp sık sık hasta olan zayıf bünyeli kişiler olmamıza mı neden oluyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuxJWfqhbkI/AAAAAAAAASA/5ZOCAkszd20/s1600-h/hijyenik.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuxJWfqhbkI/AAAAAAAAASA/5ZOCAkszd20/s320/hijyenik.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110540327964470850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuxKBfqhblI/AAAAAAAAASI/pruv3NC9Vsc/s1600-h/freegan07.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuxKBfqhblI/AAAAAAAAASI/pruv3NC9Vsc/s320/freegan07.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110541066698845778" /&gt;&lt;/a&gt;Bu kadar hijyenik ortamlara alışık bayanlar, yandaki gibi davranırsa muhtemelen hastanelik olacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-9136797271635783139?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/9136797271635783139/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=9136797271635783139&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/9136797271635783139'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/9136797271635783139'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2007/09/salik-ve-freeganizm.html' title='SAĞLIK VE FREEGANİZM'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuxJWfqhbkI/AAAAAAAAASA/5ZOCAkszd20/s72-c/hijyenik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-839444833440771819</id><published>2007-09-15T14:28:00.000-04:00</published><updated>2007-09-15T17:12:31.933-04:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freeganizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kirlilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='trafik kazası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='trafik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tasarruf'/><title type='text'>TRAFİK VE FREEGANİZM</title><content type='html'>Freeganizm, her alanda lüks tüketimi ve kullanımı zararlı buluyor. Bu yazıda Freeganiz ile Trafik sorunun nasıl çözülebileceğine değineceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadelik, mütevazilik gerektirir Freeganizm. Lüks ve israf,felsefesine aykırıdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuwuYPqhbhI/AAAAAAAAARY/XT3ezwYadCI/s1600-h/trafik....jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuwuYPqhbhI/AAAAAAAAARY/XT3ezwYadCI/s400/trafik....jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110510671215291922" /&gt;&lt;/a&gt;Trafikte sağımıza solumuza baktığımızda yüzlerce, bazı şehirlerde binlerce özel otomobil dikkatimizi çeker. Şoför koltuğunda oturan kişiler önlerindekilere küfür etmektedirler, arkalarındakilerde onlara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuwtO_qhbfI/AAAAAAAAARI/6y4A3hcwW7k/s1600-h/jeep+%C5%9Fehirde.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuwtO_qhbfI/AAAAAAAAARI/6y4A3hcwW7k/s200/jeep+%C5%9Fehirde.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110509412789874162" /&gt;&lt;/a&gt;Bunlardan bazıları hiç ihtiyaç olmamasına rağmen 4x4 Jeeplerdir.İnsanlar neden bilinmez ama düm düz yollarda, arazi jeeplerine binerler ve hatta 50 km hızı bile geçmezler. İnsanın aklına, kendini diğerlerinden büyük görmek olarak ortaya çıkan aşağılık duygusundan başka birşey gelmiyor değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ruwtk_qhbgI/AAAAAAAAARQ/Fm-yU5joX-Y/s1600-h/belediye+oto.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Ruwtk_qhbgI/AAAAAAAAARQ/Fm-yU5joX-Y/s200/belediye+oto.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110509790746996226" /&gt;&lt;/a&gt;Bu belediye otobüsü ise yaklaşık 150 özel otomobilden çıkacak kişileri, iş yerlerinin sokağında indirebilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama binenler sıradanlaşmış olurlar değilmi? İncileri dökülür bizim oranın deyişiyle:) Halkın içine karışmak bazılarına ağır gelebilir, bazıları ise durakta dakikalarca otobüs beklemektense , trafikte sıkışıp saatlerce 1 km hızla ilerlemeyi tercih eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa bu kişiler, iş yerlerine yakınsa belki de bisikletle, fırsat varsa toplu taşıma araçlarıyla gidebilirler. Böylece hava kirliliği, trafik arızaları, yakıt sarfiyatı, zaman kullanımı konusunda fayda sağlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Freeganizm trafik konusuna mütevazi ve sade bakar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-839444833440771819?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/839444833440771819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=839444833440771819&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/839444833440771819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/839444833440771819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2007/09/trafik-iin-freeganizm.html' title='TRAFİK VE FREEGANİZM'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RuwuYPqhbhI/AAAAAAAAARY/XT3ezwYadCI/s72-c/trafik....jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-2482161850792067235</id><published>2007-09-14T18:26:00.000-04:00</published><updated>2007-09-15T14:28:21.080-04:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freeganizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freegan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='artık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='para'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='geri dönüşüm'/><title type='text'>FREEGANİZMİ ANLAMAK</title><content type='html'>Freeganizm'in özüne saygısızlık olur mu bilmiyoruz ama, biraz esnetilmez ise yok olacağını görebiliyoruz. Bu yazımızda Freeganizm'i biraz tartışalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Freeganizm “free” (özgür) ve “vegan” (hiçbir et ürününü yemeyen, vejetaryen) kelimelerinden türetilmiş. Fakat günden güne bu özellikleri arka planda kalmış ve freeganlar lüks olan herşeye ve kapitalizme karşı hale gelmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusQW_qhbZI/AAAAAAAAAQU/Yl1WqSLHh3g/s1600-h/freegan10.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusQW_qhbZI/AAAAAAAAAQU/Yl1WqSLHh3g/s320/freegan10.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110196189414911378" /&gt;&lt;/a&gt;İnsanların gereksiz tüketim mallarını alıp tüketmeden çöpe atmaları, bunu protesto etmeyi amaçlayan freeganları çöpten beslenmeye yöneltmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Freeganizm'in yayılması gerektiğini savunuyoruz. Bunun içinde çöpten beslenme felsefesini esnetmeyi gerekli görüyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Freeganizmin bu şekilde devam edebilmesi, insanların lüks tüketime devam ettiği takdirde sağlanabileceğinden oluşacak tezatların önüne bu şekilde geçebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Freeganizm'e sosyal hayatta daha da uygulanabilecek açılardan yaklaşmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin, önceleri Kim Vilde, Cameron Diaz gibi kimseler buna öncülük ediyordu. Şimdi ise, Mischa Barton, Keira Knightley, Sienna Miller, Brad Pitt... gibi ABD’nin önde gelen sinema sanatçıları. Bunlar, “Freeganizm” ekolünü, akımını oluşturmuşlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Londra, New York, Los Angeles, Milano gibi büyük şehirlerde çöp bidonlarının üzerine “Gerektiği kadar tüket” yazıları yazıyorlar. Güzellik, moda, giyim, dekorasyon gibi tüketim çılgınlığının yaşandığı sektörlerdeki israfa isyan ediyorlar. Tatminsizliğin, huzursuzluğun kaynağının israf olduğunu, gerçek huzuru sadelikte bulduklarını söylüyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişte, hayatlarında giydiğini bir daha giymeyen, milyon dolarlık ev ve arabaya sahip olan bu ünlüler, şimdi lüksü hatırlatan her türlü harcamaya başkaldırıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin, şehre yakın kabin evler satın alarak, daha sıradan bir hayatı tercih ediyorlar. Lüks arabalara binmeyi bırakın, günlük hayatlarında taksi bile kullanmıyor, kısa mesafelere yürüyerek, uzun mesafelere toplu taşıma araçlarını kullanarak gidip geliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Freeganizmin öncüleri; insanların lüks hayattan son derece sıkıldıklarını, bunun aslında belli güç odakları tarafından zihinlere yerleştirilen bir kavram olduğunu, lüks hayatın zenginleri karamsarlaştırdığını, strese düşürdüğünü her ortamda ifade ediyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela, freeganist Mischa Barton bu ekolü şöyle tanımlıyor: “Hayat ile, para dışında bir bağ kurmak isteyenlere ait bir yöneliş bu. Asla, sadeliğe yönelme, aldatıcı, sanal mutluluk sunan kesime isyan akımı.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Freeganizm'i günlük hayata uygulanabilir boyutta yaşamak ve yaymak geleceği için faydalı olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedenleri için linkleri okumaya devam edin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-2482161850792067235?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/2482161850792067235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=2482161850792067235&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/2482161850792067235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/2482161850792067235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2007/09/freeganizmi-anlamak.html' title='FREEGANİZMİ ANLAMAK'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusQW_qhbZI/AAAAAAAAAQU/Yl1WqSLHh3g/s72-c/freegan10.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-6954264727134333670</id><published>2007-09-14T18:01:00.000-04:00</published><updated>2007-09-16T10:47:21.122-04:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freeganizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freegan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çöp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freeganist'/><title type='text'>ABD'DE FREEGANLAR</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;em&gt;ABD'de yaşayan freeganlardan bir kaç fotoğraf, umarım düzensizliğini umursamazsınız...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJtvqhbXI/AAAAAAAAAQE/RYO56c2cw3o/s1600-h/KONTEYNR.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJtvqhbXI/AAAAAAAAAQE/RYO56c2cw3o/s320/KONTEYNR.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110188883675540850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJo_qhbWI/AAAAAAAAAP8/Deoj1gDzpQI/s1600-h/freegan22.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJo_qhbWI/AAAAAAAAAP8/Deoj1gDzpQI/s320/freegan22.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110188802071162210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJjvqhbVI/AAAAAAAAAP0/IYmZO3aKiB0/s1600-h/freegan21.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJjvqhbVI/AAAAAAAAAP0/IYmZO3aKiB0/s320/freegan21.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110188711876848978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJffqhbUI/AAAAAAAAAPs/R2ly91HI8qg/s1600-h/freegan20.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJffqhbUI/AAAAAAAAAPs/R2ly91HI8qg/s320/freegan20.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110188638862404930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJavqhbTI/AAAAAAAAAPk/QgNueHN5W0k/s1600-h/freegan19.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJavqhbTI/AAAAAAAAAPk/QgNueHN5W0k/s320/freegan19.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110188557258026290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJWvqhbSI/AAAAAAAAAPc/lOpYzESnmTk/s1600-h/freegan18.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJWvqhbSI/AAAAAAAAAPc/lOpYzESnmTk/s320/freegan18.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110188488538549538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJRvqhbRI/AAAAAAAAAPU/wvyeu9z551Q/s1600-h/freegan17.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJRvqhbRI/AAAAAAAAAPU/wvyeu9z551Q/s320/freegan17.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110188402639203602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJMvqhbQI/AAAAAAAAAPM/As4hDbc0NlM/s1600-h/freegan16.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJMvqhbQI/AAAAAAAAAPM/As4hDbc0NlM/s320/freegan16.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110188316739857666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJH_qhbPI/AAAAAAAAAPE/Saz5UJdNpu0/s1600-h/freegan15.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJH_qhbPI/AAAAAAAAAPE/Saz5UJdNpu0/s320/freegan15.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110188235135479026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJCvqhbOI/AAAAAAAAAO8/wQnj3jgL2lY/s1600-h/freegan14.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJCvqhbOI/AAAAAAAAAO8/wQnj3jgL2lY/s320/freegan14.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110188144941165794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusI-PqhbNI/AAAAAAAAAO0/i3uElbPVqdY/s1600-h/freegan13.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusI-PqhbNI/AAAAAAAAAO0/i3uElbPVqdY/s320/freegan13.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110188067631754450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusI4_qhbMI/AAAAAAAAAOs/oBMtdAm8xWs/s1600-h/freegan12.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusI4_qhbMI/AAAAAAAAAOs/oBMtdAm8xWs/s320/freegan12.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110187977437441218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusIz_qhbLI/AAAAAAAAAOk/v3XTpSlb3Rk/s1600-h/freegan11.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusIz_qhbLI/AAAAAAAAAOk/v3XTpSlb3Rk/s320/freegan11.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110187891538095282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusIk_qhbKI/AAAAAAAAAOc/jDYTumVdQx0/s1600-h/freegan10.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusIk_qhbKI/AAAAAAAAAOc/jDYTumVdQx0/s320/freegan10.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110187633840057506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusIf_qhbJI/AAAAAAAAAOU/HC1Ed1odwN0/s1600-h/freegan09.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusIf_qhbJI/AAAAAAAAAOU/HC1Ed1odwN0/s320/freegan09.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110187547940711570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusIbvqhbII/AAAAAAAAAOM/azX3kCj-O28/s1600-h/freegan08.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusIbvqhbII/AAAAAAAAAOM/azX3kCj-O28/s320/freegan08.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110187474926267522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusIVfqhbHI/AAAAAAAAAOE/g6VKDw2nAIs/s1600-h/freegan07.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusIVfqhbHI/AAAAAAAAAOE/g6VKDw2nAIs/s320/freegan07.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110187367552085106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusIQvqhbGI/AAAAAAAAAN8/oq8nBguhD94/s1600-h/freegan06.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusIQvqhbGI/AAAAAAAAAN8/oq8nBguhD94/s320/freegan06.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110187285947706466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusIAvqhbFI/AAAAAAAAAN0/eL4PbNuqFt4/s1600-h/freegan05.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusIAvqhbFI/AAAAAAAAAN0/eL4PbNuqFt4/s320/freegan05.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110187011069799506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusH6fqhbEI/AAAAAAAAANs/pX99E6bAZFo/s1600-h/freegan04.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusH6fqhbEI/AAAAAAAAANs/pX99E6bAZFo/s320/freegan04.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110186903695617090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusHw_qhbDI/AAAAAAAAANk/HDJoesV6aZs/s1600-h/freegan03.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusHw_qhbDI/AAAAAAAAANk/HDJoesV6aZs/s320/freegan03.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110186740486859826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusHsfqhbCI/AAAAAAAAANc/N7ay4sSAUKU/s1600-h/freegan02.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusHsfqhbCI/AAAAAAAAANc/N7ay4sSAUKU/s320/freegan02.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110186663177448482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusHnfqhbBI/AAAAAAAAANU/5YdexQE6ClQ/s1600-h/freegan01.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusHnfqhbBI/AAAAAAAAANU/5YdexQE6ClQ/s320/freegan01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110186577278102546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-6954264727134333670?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/6954264727134333670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=6954264727134333670&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/6954264727134333670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/6954264727134333670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2007/09/freeganizme-dair-fotoraflar.html' title='ABD&apos;DE FREEGANLAR'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusJtvqhbXI/AAAAAAAAAQE/RYO56c2cw3o/s72-c/KONTEYNR.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8833251679029014956.post-8426314559126523197</id><published>2007-09-14T17:28:00.000-04:00</published><updated>2007-09-14T17:57:56.572-04:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freeganizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tüketim çılgınlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='freegan'/><title type='text'>BASINDA FREEGANİZM...</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Uyarı!...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Freeganizm lüks tüketim çılgınlığına karşıdır. Bu felsefe, en az büyük para imparatorlarının ve üretim devlerinin, dolayısıylada medya ve basının işine gelir.&lt;br /&gt;Bu yüzden ; Basın ve Medyada Freeganizm ile ilgili karşılaştığınız haber ve yorumlara körü körüne inanmamalısınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tüketim çılgınlığına karşı freeganizm &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Freeganizm; 2006 kuşağını peşinden sürüklüyor. Peki bu akım nedir? Yaşamla paranın dışında bir bağ kurmak isteyenlere özgü ciddi bir yöneliş... Lüks kavramını reddeden, aşırı tüketime karşı baş kaldıran ünlülerin 'takıldığı' bir 'izm'.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlangıçta atık ya da arta kalan yiyecekleri tüketen, çevreye zararlı maddeleri toplayarak değerlendiren kişiler olarak tanımlanan 'freegan'ların yeni hallerini Marie Clarie dergisi araştırdı. Ortaya ilginç sonuçlar çıktı. Dünyanın en büyük şehirlerinde çöp kutularına; 'Gerektiği kadar tüket!' yazan, doğaya zararlı maddeleri toplayıp imha eden veya birer sanat eserine dönüştüren 'freegan'lar yoksul kişiler değil! Onlar kapitalizmin her şeyi, alınır-satılır eşyalara dönüştürdüğünü ve bunun karşılıklı ihtiyaç duymayı sarsarak israfı körüklediğini savunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusAFPqha5I/AAAAAAAAAMU/RJobfGkzq9M/s1600-h/BRAD+PiTTX.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusAFPqha5I/AAAAAAAAAMU/RJobfGkzq9M/s200/BRAD+PiTTX.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110178292286188434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;BİTKİSEL KOZMETİKLER İN&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Freeganizm gelişerek; moda, tekstil, dekorasyon ve güzellik gibi alanlara da kaymaya başladı. Ve freegan'lar amaçlarını; 'Sadece tüketim çılgınlığına karşıyız!' şeklinde açıklar oldu.İlerleyen tarihlerde ünlü metropellerde sağlıklı beslenen,organik materyalli giysiler giyen, bitkisel kozmetik ürünleri kullanan bunların yanı sıra manto, çanta, takı ve konsol gibi aileden kalma her şeye sahip çıkan, kıyafetlerini farklı tarzlarda kullanabilen yaratıcı bir kesim ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Rur_1fqha4I/AAAAAAAAAMM/7iDSjgTSUzw/s1600-h/MERVE+%C4%B0LDEN%C4%B0Z.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/Rur_1fqha4I/AAAAAAAAAMM/7iDSjgTSUzw/s200/MERVE+%C4%B0LDEN%C4%B0Z.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110178021703248770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;ESKİ HALLERİ KALMADI &lt;/strong&gt;Derken bu akım dünyaca ünlü yıldızları da da etkisi altına almaya başladı. Eskiden kusursuz güzellikleri, göz kamaştıran kıyafetleri, görkemli evleri ve lüks yaşamlarıyla gıpta edilen ünlülerin bir kısmı artık lüks ve lüksü çağrıştıran her şeye karşı! Ünlü freegan'lar arasında 80'li yılların unutulmaz şarkıcısı Kim Wilde ve Cameron Diaz'ı saymak mümkün. Diaz, kullanım süresi uzun olduğu için marketlerde bekletilen gıdaları ihtiyacı olanlara dağıtıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusAbvqha7I/AAAAAAAAAMk/87pHhRwScQQ/s1600-h/NEJAT+%C4%B0%C5%9ELER.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusAbvqha7I/AAAAAAAAAMk/87pHhRwScQQ/s200/NEJAT+%C4%B0%C5%9ELER.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110178678833245106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusBgPqha_I/AAAAAAAAANE/egdBSb7oS4k/s1600-h/KONTEYNR.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusBgPqha_I/AAAAAAAAANE/egdBSb7oS4k/s200/KONTEYNR.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110179855654284274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusBsfqhbAI/AAAAAAAAANM/4SSTZUu-Jc8/s1600-h/K%C4%B0M+W%C4%B0LDE.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusBsfqhbAI/AAAAAAAAANM/4SSTZUu-Jc8/s200/K%C4%B0M+W%C4%B0LDE.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110180066107681794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusARfqha6I/AAAAAAAAAMc/gDcqQJH1bjo/s1600-h/KE%C4%B0RA+KN%C4%B0GHTLY.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusARfqha6I/AAAAAAAAAMc/gDcqQJH1bjo/s200/KE%C4%B0RA+KN%C4%B0GHTLY.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5110178502739585954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;27 Mayıs 2006 / Radikal Gazetesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kapitalizme karşı 'çöp'izm!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;ABD'de ortaya çıkan freeganizm, Britanya'da da hızla yayılıyor. Gurubun şiarı, ihtiyaçlarını çöpten karşılayarak kapitalist döngüyü kırmak....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;REUTERS - LONDRA - Ross ve Ash, çöpten çıkardıkları yiyeceklerle ziyafete hazırlanıyor. Ash, "Yediğim her şey çöplerden, bu, benim için mantıklı bir yaşam tarzı seçimi. İsraf edilen şeyleri kullanmak kadar doğal bir şey olamaz" diyor. Bazıları onlar için 'çöpe dalanlar' tabirini kullanıyor ama Ross Parry ve Ash Falkingham kendilerini 'freegan' olarak adlandırmayı seçiyor. &lt;br /&gt;Freegan'lar başkalarının attığı şeyleri değerlendirerek yaşayan ve giderek büyüyen bir grup. Sözcük, 'free' (özgür) ve 'vegan' (hiçbir et ürününü yemeyen vejetaryen) kelimelerinden türetilmiş olsa da tüm freegan'lar vejetaryen değil. &lt;br /&gt;Freeganizm, bir şirket ya da belli bir ürün yerine, her şeyi boykot etmeye ve mümkün olduğunca bir şey satın almayarak kapitalist döngüyü kırmaya çalışan marjinal bir akım. ABD kökenli akım, şimdilerde Britanya'da da yayılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yeterince müsrif var &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Britanyalı freegan'lar da tıpkı Amerika'daki yoldaşları gibi sistemin müsrifliğini göstermek için süpermarket çöplerine atılan yiyeceklerle besleniyor ve böylece her yıl binlerce insan açlıktan ölürken yapılan bu savurganlığa dikkat çekmek istediklerini söylüyorlar. &lt;br /&gt;Britanya'da ne kadar insanın freegan olduğu tam bilinmiyor. İlk temsilciler Falkingham ve Parry, geçen ekimden beri ülkeyi dolaşarak kendi yaşam biçimlerine taraftar bulmaya çalışıyor. Terk edilmiş bir karavanda yaşayan ikilinin burada kullandığı her şey de atılan eşyalardan oluşuyor. &lt;br /&gt;İşleri ya da paraları yok, buna ihtiyaç da duymuyorlar: "Önceliğimiz aşk için çalışmak ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek. Bunun için daha fazla zamanımızın kalmasını istiyoruz. Bir maaş peşinde koşarken gerçekten inandığımız şeyleri nasıl gerçekleştirebiliriz ki!" diyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8833251679029014956-8426314559126523197?l=freeganizm.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freeganizm.blogspot.com/feeds/8426314559126523197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8833251679029014956&amp;postID=8426314559126523197&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/8426314559126523197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8833251679029014956/posts/default/8426314559126523197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freeganizm.blogspot.com/2007/09/basinda-freeganizm.html' title='BASINDA FREEGANİZM...'/><author><name>S</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11164837652398963224</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='06842468213070765826'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_7ht9P2EWHvo/RusAFPqha5I/AAAAAAAAAMU/RJobfGkzq9M/s72-c/BRAD+PiTTX.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry></feed>