tag:blogger.com,1999:blog-80397337246185818142009-07-01T00:59:38.743+03:00Mühendis-i GeyikGayrı ciddi lakırdı silsilesi...Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.comBlogger177125tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-48336027668566231092009-06-22T20:44:00.000+03:002009-06-22T20:46:15.157+03:00YİNE BİR SEZON FİNALİ<div style="text-align: justify;">Azizim,<br /><br />Şimdi ben bir ilaç firmasında staj yaptığımdan dolayıdır ki çok yoğunum bu aralar ki bunu siz de fark etmişsinizdir ki bloga girilen yazı sayısı gün geçtikçe düşmektedir ki ayrıca staj bittiğinde İsveç'i fethe gideceğimden mütevellittir ki stajın bitmesi demek hemen geri döneceğim anlamına da gelmemektedir. Sen de takdir edersin ki bu yaz yine geçen yaz ki gibi bir ara vermek iyi olacak gibi duruyor.<br /><br />Bu yüzden bu yazı dedim ki bu sezonun finali olsun.<br /><br />Su gibi aziz olasın.<br />Ben olamadım, sen ol.<br /><br />Eylül'de, tüm televizyon dizileri yeni sezonlarına başladıklarında ben de burada olacağım.<br /><br />Görüşmek üzere.<br /><br /> </div><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-4833602766856623109?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com3tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-83526707069716194752009-06-11T15:37:00.006+03:002009-06-11T15:46:03.931+03:00Kolbastı Oynayan Okunmuş Huskey<img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 450px; height: 313px;" src="http://img15.imageshack.us/img15/6918/kolbasti.jpg" alt="" border="0" /><br /><div style="text-align: justify;"><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Geçen gün "<span style="font-weight: bold;">Geyik Mühendisi</span>"ni bizim Hoca Süleyman Efendi bizzat kendisi okudu. Nerden buldu da girdi siteye bilmiyorum ama, artık bu blog okunmuş blog ey dostlar! Okunmuş şeker tadında, okunmuş su azizliğinde. Sövmeyin çarpılırsınız...<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Televizyonda hangi programı seyretsem artık, programdaki insanlar birden stüdyonun ortasına doluşup kolbastı oynamaya başlayacaklar diye öyle tırsıyorum ki. Çünkü biri "kol" dese hemen basacaklar havayı. Ha oynadı ha oynayacaklar diye telaş içinde beklemek çok acı verici.<br /><br /><span class="fullpost">Madem bukadar insan biliyordu bu oyunu oynamayı, daha önce nerdeydiler acaba? Bence hepsi gizliden gizliye bir kolbastı mensubu olup, bu oyunu bildiklerini tüm dünyadan saklıyorlardı. Sonra bir kıvılcım oldu hepsi taarruza geçtiler, saklandıkları yerden çıktılar tepinmeye. Geçen bir baktım bizim Hoca Sülüman Aga bile kolbastı oynuyor. O da kolbastı örgütünün üyelerindenmiş meğerse. İlahi Süleyman Abi. Muhteşem Süleyman Abi. Kanuni Abi.<br /><br />Ama hani sen Sülüman Aga'ydın, hani sen şopar havası oynardın? Tühh sana! Hain Süleyman Abi.<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Hiçbir hayvan, güneş altında tasmayla birlikte gezdirilen Sibirya Kurdu kadar zavallı değildir. İşkence dozunu arttırdığını sanıp hayvanın bir de dersini yüzsen o anda, <span style="font-style: italic;">"Eyvallah hacı, tüyler de gitti iyi oldu. Bak püfür püfür şimdi."</span> der zavallı kurdumsu.<br /><br /></span></div><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-8352670706971619475?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com4tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-6888842526451901182009-06-06T19:16:00.003+03:002009-06-06T19:54:29.367+03:00Diş Ağrısı ve SBS - LGS - OKS - ÖSS<div align="justify"><img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 299px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_LCYdr_oU0Wg/SQ-IQeMGAJI/AAAAAAAAApw/MzykN-sVls8/s400/diş+ağrısı.jpg" border="0" /><br /><strong><span style="color:#ff6600;">=></span></strong> Ağrıyan dişe neden diş masajı yapılmaz? Neden “illa çekecez bunu, illa bunun kanallarına sokacaz, illa dolduracaz” denir? Neden o mazlum dişe bir şans daha verilmez? E başım da ağrıyo şimdi benim. Hadi lan oyun başımı. Semih’in de çükü ağrıyomuş. Hadi koparın onu da!<br /><br /><span class="fullpost"><strong><span style="color:#ff6600;">=></span></strong> Kardeşim SBS’de 100 soru üzerinden 89 ya da diğer bir ihtimalle 91,33 net çıkarmış. Aile üzerinde kurduğum <em>“Bu okulu anca ben kazanırım ulen!”,</em> <em>“Benden sonra daha böyle başarı göremezsiniz!”, “En çok ben biliyorum, en çok bana soracaksınız!”</em> türündeki baskılarımı böyle akademik bir başarıyla bertaraf etti. Kardeşimin bu başarısından güç bulan diğer aile fertleri “Sana mı kaldık ulan?” diyerek beni dışladılar. Bu büyük devrim sonrası yapılmaya çalışılan mütarekede masadan anlaşamadan kalktım. “Daha ÖSS’ye girmedi, ÖSS’ye girsin o zaman göreceğiz!” dedim, resti çektim. Şimdi ne yapıp edip ayağını kaydırmam lazım bu yeni yıldızın. Yoksa taht elden gidecek a dostlar!<br /><br /><strong><span style="color:#ff6600;">=></span></strong> Hem bizim zamanımızda sorular daha zordu bikerem…<br /><br /><strong><span style="color:#ff6600;">=></span></strong> Eskiden LGS’ler, ÖSS’ler daha bir değişik olurdu. Veliler gelir, okul bahçesinde öğrencileri beklerlerken yere kilim serer, üzerinde piknik yaparlardı. Teypten bir Mezdeke açarlar, teyzeler oryantalin Allah’ını oynarlar; arka bahçede parayla tutulmuş şoparlar davul ve zurna çalarak sınav salonunda ter döken öğrencilere moral vermeye çalışırlardı. Bazı amcalarımızın kendi aralarında ‘benim çocuk seninkine koyar!” şeklinde sidik yarışı yaparlarken olayın dozunu arttırıp birbirlerini vurmaları da işin biberi tuzu olurdu. Biz hep aynı mahallenin aynı çocukları olarak, her sene hep aynı sıralarda ÖSS’ye girerdik. </span></div><div align="justify"><span class="fullpost"></div></span><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-688884252645190118?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com3tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-36870972787421347132009-06-01T03:03:00.005+03:002009-06-01T03:17:50.527+03:00Maltepe ile Serena_19<img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 440px; height: 290px;" src="http://site.mynet.com/speedmad/mynet_resimlerim/bilgisayar_manyagi.jpg" alt="" border="0" /><br />Mırc'ın çok popüler olduğu yıllar. 1998 gibi.<br />Muzaffer ilk defa chat yapıyor. Nicki Maltepe.<br />Favori sigarası o çünkü. Kütüğe kayıtlı olduğu yer de orası.<br />Bir kızla tanışıyor. İzmirli.<br />Muzo çok heyecanlı. Elleri 5.4 şiddetinde titriyor.<br />Kız iki aşklı meşkli kelime attırıyor bizimkinin monitörüne.<br />Muzaffer aşık oluyor.<br />2 saat boyunca romantizmin doruklarında tatmin ediyor kendini.<br />Muzaffer iki şiir yazıyor. Kız "lol" diyor.<br />Muzaffer ilan-ı aşk ediyor. Kız ":)" yapıyor.<br />Muzaffer bira şekilli piksel topluluğu ısmarlıyor.<br />Kız dudak pikselleriyle karşılık veriyor.<br /><span class="fullpost">Muzo'nun kalbi çıktı çıkacak.<br />Dışarıda delikanlı bir bahar. Muzaffer çıldırasıya seviyor.<br />Sonra aniden net kesiliyor. Kızla Muzaffer'in yolları ayrılıyor.<br />Muzaffer'in gözünden bir damla yaş akıyor, severek ayrılmak böyle olsa gerek.<br />O gün arkadaşlarla internet kafeden çıkıyoruz.<br />Muzaffer'i kendi başına bırakıyoruz.<br />Yıllar sonra tekrar geliyoruz. Sene 2009.<br />Bir bakıyoruz ki Muzo hala aynı bilgisayarın başında.<br />Bilgisayar eskimiş. Monitör çatlamış.<br />Muzo'nun saçlar uzamış. Sakallara ak düşmüş.<br />Anlıyoruz ki Muzaffer hiç yerinden kalkmamış, yıllarca internette o gün tanıştığı Serena_19'u aramış.<br />Ama bulamamış.<br /><br />Sene 2040 olduğunda bu olay büyük bir destana dönüşüyor.<br />Leyla ile Mecnun'un yerini artık Maltepe ile Serena_19 alıyor.<br />Hikayeye göre;<br />Maltepe 56 yaşındayken bilgisayara virüs girince deliriyor.<br />60 yaşında da ölüyor.<br />Serena_19'un akıbeti belli değil.<br />Sevenler yine kavuşamıyor.<br />Biz, "arkadaşlar" olarak hikayede hiç yer almıyoruz.<br />Sinirleniyoruz ama belli etmiyoruz.<br /><br /></span><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-3687097278742134713?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com5tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-31547029181435160102009-05-24T18:11:00.005+03:002009-05-24T18:28:19.344+03:00NSS ( Nadir Sorulan Sorular )<div style="text-align: justify;"><span style="font-weight: bold;">Yananı görür mü Allah?</span><br /><br />Allah her şeyi gören, her şeyi bilendir. O yüzden yanıyorsan eğer telaş etmene gerek yok, O seni kesinlikle görüyordur. Ama yanan kişi Allah'ı görüyor mu, işte orası çok önemli. Asıl bunu sorman lazımdı be aslanım. Senin sorunun cevabını zaten zamanında Bülent Ersoy vermiş. Hiç mi dinlemedin Bülent ablayı? Ayıp!<br /><br /><span class="fullpost">Herneyse... Eğer yanan zavallı, Allah'ı görüyorsa; o zaman onun vay haline. İşte o çok fena. O zaman anlamalı ki, o insan evladı bu dünyayı çoktan geçip gitmiş de ruhunu öteki tarafa nakletmişler bile. Adresi bile belli. İşte o zaman çok kötü. Ama işte o zaman hak ona. İşte o ilah-i adalet. Ne sen üzül ona, ne ben üzüleyim. Kim bilir kimi yaktı da şu fani dünyada, gitti cehennemde odun gibi yandı. İşte o zaman çok sıcak. Çok hot. Artık bu fani dünyada karşı cinsi eritip bitiren nasıl ateşli bir sıcaklığı vardıysa ki; orada "Bu sıcaklık sana yetmez, sen daha iyilerine layıksın." dediler. İşte bu çok seksi. Velhasıl bu fani dünyada ne kadar alkol tükettiyse hepsi mazot olarak geri dönecek orada ona. İşte bu çok alev çıkartıcı. Ama neresinden? Onu ben bilmem. Gidip yanıp öğrenebilirsin. Biliyorsun bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp. Gel bu akşam bir 70'lik devirelim, cehennem vizeni ben vereyim. Kömür ihracı yapıyorum ben burdan oraya. Orda ihtiyaç çok.<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Tek başına mı yazıyorsun? Bir de espirilerinin kaynağını görebilir miyiz? </span><br /><br />Tek başıma yazıyorum. Ben çok yalnızım çünkü. Bu kalabalık şehirde etrafımda herkes yabancı bana. Bir ben varım tanıdık. Bazen dışarıdan takviye kuvvetler talep ediyorum, yazılara yardım etsinler diye. Onlar da sırf Geyik Mühendisi'nin hatrına geliyorlar. Yoksa benim için kılını kıpırdatacak insan yok şu dünyada. Öyle bir sevilmiyorum yani. Yalnızlık bana helal, şu Semih denilen bir p.ç var yan blokta ona da haram. Niye böyle oluyor, valla bilmiyorum. Zira soracak insan da yok yanımda. Öyle bir yalnızlık benimkisi.<br /><br />Esprilerimin kaynağını göstermeyi çok isterdim. Ama gel gör ki zamanında çok açıp gösterdim. Sonra aklını yitiren mi dersin, korkup kaçan mı dersin.<br /><br />Göstereyim mi?<br />Ne dersin?<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Sen de şu dünyaya dair bir şeyler merak ettiysen, utanma, iletişimden/Info'dan sor. Öğretmenlerin bile hoşuna gidermiş öğrencilerin soru sorması. Fantazi meselesi işte bir yerde. Kimisi sever; kimisi Orhan, Müslüm olur, üzer...<br /></span></div><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-3154702918143516010?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-11028598280292054242009-05-21T01:14:00.004+03:002009-05-21T01:27:58.316+03:00Öksürük Şov<img src="http://2.bp.blogspot.com/_HPMuBZE-Ld8/SWzV9_JIIdI/AAAAAAAAAPA/z9M7xwuOxDs/s320/oksuruk.jpg" border="0" alt="" align="left" /><div align="justify">Arkadaş öksürüyor. Öyle bir öksürüyor ki ben diyeyim binlerce, siz deyin milyonlarca mikrop yayıyor etrafa. Çok da pis bir herif zaten. Mikropun, virüsün bini bin para kendisinde. Soluk verirken çıkardığı her karbondioksit molekülünün bir oksijen atomu kesinlikle hastalıklı, öyle diyeyim. Ya da <i>"öyle bir öksürüyor ki eşkiyalar dağlarda dize geliyor"</i> diyeyim. Beğenmediysen eğer, <i>"çok şahane öksürüyor, her öksürüğü müzikal bir nota gibi kulaklarımda nağmeleniyor"</i> da diyebilirim. Seç beğen al. Hangisini duymak istiyorsan. Hangisi işine geliyorsa! Subjektif bir öksürük nihayetinde. Kimine ters, kimine düz...<br /><br /><span class="fullpost">Arkadaş öksürüyor. Diğer bir arkadaş sırtına vuruyor.<i> "Helal!"</i> diyor. <i>"Helal ulen!"</i>.<br />Anlam vermeye çalışıyorum. Niye helal lan? Nesi helal?<br /><i>"Helal olsun!"</i> diye devam ediyor diğer bir arkadaş.<i> "Helal olsun ulen! Yiğit herif böyle öksürür işte. İnlet şu şehri, hey yavrumm bee!"</i>.<br /><br />Arkadaş öksürüyor. Suratı morarıyor.<i> "Helal!"</i> diyerek sırtına çakıyor diğer bir arkadaş. Diğer bir arkadaşa dönüyor <i> "Helal tabi yaa, herkes böyle öksüremez!"</i> diyor. Diğer bir arkadaş da onu onaylıyor.<br /><br />Arkadaş diğer bir arkadaşların "helal" tezahüratları içinde öksürmesini sürdürüyor. Kahvede bir Cem Yılmaz şovundaymışım gibi hissediyorum kendimi. Arkadaşın öksürük şovu belli ki tutuyor diğer bir arkadaşların arasında. Bedava şov nihayetinde. İki çay parasına, bir de yutulan birkaç çeşit mikrop hatrına, yakışıyor "helal" sloganları böyle güzide bir ortama. Murat abi çayları yeniliyor. İki masa ötede tavlalar kapanıyor, iskambiller bir daha kesilmemecesine toplanıp bir kenara konuyor. Potansiyel bataklar, öksüren arkadaş sayesinde batmaktan kılpayı yırtıyor. Öksürük bitip oyunlar tekrar başlamadan kahvehaneden hemen sıvışabilme derdindeler hepsi. Ne de çok potansiyel batak varmış meğerse bu kahvede. Şaşırıyorum.<br /><br />Arkadaş öksürüyor. Artık mor da değil suratı. Sarı. Sapsarı. Bazen kırmızı. Bilmiyorum. Çok değişik. Suratı var mı yok mu belli bile değil aslında. Komple ağızmış gibi gözüküyor bulunduğum yerden. Arada bir dili girip girip çıkıyor. O kadar. Etrafındaki diğer bir arkadaşlar çıldırmış gibiler artık. Kimisi arkadaşın sırtına, kimisi kafasına çakıyor bir tane "helal" niyetine. Kimisi tokatlıyor o koca ağzı. Saçında sigara söndüren bile var. Resmen dehşet. Koca bir vahşet. Korkuyorum. Çayımı bir dikişte bitirip, çıkmak için kalkıyorum.<br /><br />Derken inanılmaz bir desibelle hapşuruyorum. Bir sessizlik oluyor ortamda. Derin, koca bir sessizlik. Arkadaş bile öksürmüyor artık. O da susmuş. Anlaşılan öksürük şovunun modası o an bitiyor. İstemeden yeni bir şov başlatıyorum. Diğer bir arkadaşlar bana bakıyor. Kimisi sırıtıyor, kimisi masum bir bebek saflığında tebessüm ediyor. <i>"Çok yaşa aslanım!"</i> diyor biri. <i>"O ne biçim hapşuruktu lan! Helal valla!"</i> diyor bir diğeri. Alelacele kapıya doğru bir hamle yapıyorum. Ama yetişemiyorum. Diğer bir arkadaşlar çok atik. Etrafım çabuk sarılıyor. Döve döve çok yaşatıyorlar beni. Allah'ıma kitabıma. Vallaha bak...<br /><br /></div></span><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-1102859828029205424?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-4256590972812522482009-05-11T12:59:00.003+03:002009-05-11T13:05:55.701+03:00Takıl Ağıma Canım, Tadına Bakacağım!<img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 422px; height: 281px;" src="http://www.selcukkiran.com/uploads/1610.jpg" alt="" border="0" /><br /><div style="text-align: justify;"><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Konsere girmek için, sinemaya girmek için bilete o kadar para veriyoruz, sonra onu kapıda yırtıveriyorlar ya, içim gidiyor benim. Ulan öğrenci halimle son paramı vermişim belki o bilete ben. Ne biliyorsun? Bir çırpıda yırtmak onu yakışıyor mu sana? Kaç kere kavga ettim biletçibaşıyla sırf bu yüzden ben. Bilet yırtılmasın diye konsere girmediğim zamanlar bile oldu. Ayıp. Cidden çok ayıp. Gayrı ciddense kayıp.<br /><br /><span class="fullpost"><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Yararlı linkler serisi devam ediyor ey ahali! Geçen sefer verdiğim <a style="font-weight: bold;" href="http://sharmute.mybrute.com/">MyBrute.com</a>'a yararlı diye girip aslında linkin gayet de yararsız olduğunu görünce bana aduket maviliğinde bir tepki gönderen insanlar vardı. Buradan onlara "bana ne yolluyorsanız size iki katı ulan!" diyerekten meydan okuyorum. Bu bir.<br /><br />İki, şimdi gerçekten çok yararlı bir şey veriyorum. Tamam bir önceki linkin önemi acemiliğe kurban gittiydi. Kabul. Bu seferki çok farklı ama, çok faydalı. Vallaha bak. <a style="font-weight: bold;" href="http://www.omegle.com/">Omegle.com</a>'a giriyorsun hacu, mükemmel seviyesiz sohbetlerle İngilizce'ni ya da daha büyük bir ihtimalle Türkçe'ni geliştiriyorsun. Ha sen şimdi "olm bu zaten yıllardır olan bir şey falan diyorsun", ben biliyorum. Ama ben işime gelmeyeni duymam. Bu da üç.<br /><br />For example;<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Geyik Mühendisi:</span> say hi<br /><span style="font-weight: bold;">Stranger:</span> hi<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> well done. you passed level 1.<br /><span style="font-weight: bold;">Stranger:</span> can i haz cheeseburger?<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> no not yet.<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> first you have to reach level 5<br /><span style="font-weight: bold;">Stranger:</span> :O<br /><span style="font-weight: bold;">Stranger:</span> whats lvl 2<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> say my<br /><span style="font-weight: bold;">Stranger:</span> my<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> well done. you passed level 2.<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> you are in level 3 now<br /><span style="font-weight: bold;">Stranger:</span> lvl 3?<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> you complete the half of the mission<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> say first<br /><span style="font-weight: bold;">Stranger:</span> first<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> well done. you passed level 3.<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> you are in level 4 now.<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> the last test<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> say fucker<br /><span style="font-weight: bold;">Stranger:</span> :D<br /><span style="font-weight: bold;">Stranger:</span> fucker<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> well done. you completed the mission...<br /><span style="font-weight: bold;">Stranger:</span> yippie<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> you said "hi my first fucker."<br /><span style="font-weight: bold;">GM:</span> and i say to you "hi"...<br /><br />Your conversational partner has disconnected.<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> M-iG'e yöneltilmiş günün sorusu:<br /><span style="font-style: italic;">"Oruç tutmadığımız gün için ne kadar para vermek gerek?"</span><br /><br />Siz de cevaplarını bulamadığınız bu tip soruları "info"dan bana yöneltip cevaplarını er ya da geç bu sayfadan alabilirsiniz, aynı bunun cevabını alacağınız gibi...<br /><br />Yeni bir kategori mi doğuyor ne?<br /></div></span><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-425659097281252248?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-1251782067652972882009-05-06T15:29:00.005+03:002009-05-06T15:45:29.734+03:00Şizofreniyatım - 11<div style="text-align: justify;">Azizim Günlük,<br /><br />Biliyor musun bilmiyorum ama ben her ilkbahar zamanı yaz için form tutmaya başlıyorum. Hani Rocky her boks maçı öncesi 2-3 hafta yoğun programa giriyor ya, ben de öyle yapıyorum. Ama bu bahar biraz geç kalmışım. Çünkü form tutmaya başlamak için saatimin alarmını 5 Mayıs'a kurmuşum lan, çalınca fark ettim. 5 Mart olacaktı halbu ki. Mayıs, Mart ikisi de "Ma" ile başlıyor ya karışmış işte. Ben de aradaki açığı kapamak için dün akşam komple bir kutu ( 5 kilo ediyor kendisi ) protein tozunu çorbama karıştırıp içtim. Amacım bu sabaha kasları hemen çıkartmaktı. Lakin gel gör ki protein tozunun son kullanma tarihi geçmiş be günlük! Bozulmuş yani. Sabah bir kalktım, bir de ne göreyim? <span class="fullpost">Alnımda baklava kaslar belirirken kıçımda pazular çıkmış. Kollarım göbek bağlamış. Salondaki boy aynası bile çok sinirlendi bu duruma, <span style="font-style: italic;">"Adam olmadan gelme bana!"</span> dedi, kırdı beni. Onun sonu da pek farklı olmadı tabi. Dayanamadı bu halime. Çat diye çatladı.<br /><br />Bu arada görüyorsun değil mi güzel Türkçe'min pratikliğini? Çat diye çatlamak, pat diye patlamak, tık diye tıklamak... Sen hiç pat diye çatlayan, tık diye patlayan gördün mü Türkçe cümlelerde? Görmedin. Bak Türkçe'de hayat kurgusu bile öyle sağlam işlenmiş ki. Öyle yani. Allah'ım ne güzel yaratmış.<br /><br />Her neyse, bugün sırf bu yüzden yurt odamdan dışarı çıkamadım işte. Ve sanırım bu önümüzdeki yaz da hiç çıkamayacam. Bu sımsıcacık yaz günlerinde benimle işin çok günlük. Sayfalarına kustuğum içimi yine sen temizleyeceksin. Kimbilir, belki de kimilerinin benden döktükleri de sana kalacak. O çirkef gözlere inat, kendinin olmayan bir çok leş pisliği temizlemekle uğraşacaksın. Ama başaracaksın sen biliyorum, aslansın, yaparsın. Gerçi işin ne zaten mk. Melankoliye bağladık bak iki dakikada, sırf yazın bize sövme diye. Hayret bir şey...<br /><br />Azizim Günlük,<br /><br />Bazen su mu daha aziz, sen mi diye çok düşünüyorum da... Çok ikileme düşüyorum bu konuda. Beni affet. Kıskancım ben biraz çünkü. Zamanında, çocukken dedelerime su verirken bana hiç "Su gibi aziz ol evladım." demediler diye ne aziz olabildim, ne asil, ne de basit. Kompleksli oldum zamanla. Kulaklarımda sırt kası çıkmış, beyninde çok karmaşık sistemler içeren, zeka manyağı, çok kompleks bir adamım şimdi.<br /><br />Dostlar sağolsun...<br /></div></span><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-125178206765297288?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com3tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-81664994790853345032009-05-01T14:26:00.004+03:002009-05-01T16:47:45.264+03:00Geyikliler<img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 440px; height: 305px;" src="http://img.dailymail.co.uk/i/pix/2008/02_02/roman1202_468x312.jpg" alt="" border="0" /><br /><div style="text-align: justify;"><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Deli Petro falan hikaye... Tarihin en deli adamları hep Orta Asya'dan çıkan tiplerdir. Bak Timur'a, bak Cengiz Han'a, Bak Attila'ya... Bu adamlar öyle adamlarmış ki, kurdukları ülkeler bile kendi isimleri ile anılmış hep. Osmanlılar, Selçuklular, Timur İmparatorluğu... Dostlar, siz Henryliler, Petrolular, Davidliler, Konstantinliler diye Avrupa ülkesi gördünüz mü hiç, ha? Görmediniz. <span class="fullpost">Göremezsiniz, çünkü bu adamların hepsi tırışkadan. Değil ülkeye kendi isimlerini verebilsinler, ben inanmıyorum ki savaş meydanlarına çıkıp ordularıyla beraber çarpışmış olsunlar. Utanmamışlar, bir de bu korkaklıklarını medeniyet adı altına saklayıp cesur Asyalılar'a da barbar diyerek işin içinden çıkmaya çalışmışlar, ama olmamış. Yemedim ben. Tarih bunların hepsini yazacak ey IV. Henry! Tarih yazmazsa ben yazacam. Olmadı, Beşiktaşlı Deli İbrahim'e anlattıracam gerçeği.<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Dostlar, şimdiye kadar sizlere bir kere bile faydalı bir şey vermediğimi fark ettim bugün. Mesela bir blogger eklentisi olsun, mesela bir redtube'a girmek için DNS ayarı olsun, güzel bir mp3 linki falan... Hiç bahsetmedim bunlardan. Varsa yoksa dırdır ettim. Bu yüzden bir farklılık yapayım dedim bugün ve sizlere MyBrute.com diye çok salakça, ama çok da şahane bir oyun sitesinden bahsetmek istedim; ama sonra da MyBrute'ü sizlere her yumruk darbesiyle çok daha güzel özümsettirebilecek sevgili muhabirim Sharmute geldi aklıma. O yüzden MyBrute'ü Sharmute'yle tanırsanız güzel olur gibi.<br /><br /><a style="font-weight: bold;" href="http://sharmute.mybrute.com/">Evet, Sharmute söz sende...</a><br /><br /></span></div><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-8166499479085334503?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com4tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-15931520612865592772009-04-26T16:16:00.005+03:002009-04-26T16:25:39.456+03:00Göbekli Adam vs Terminatör<img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 402px;" src="http://physicalsubculture.com/wp-content/uploads/2009/04/arnold-schwarzenegger-big_muscle.jpg" alt="" border="0" /><br /><div style="text-align: justify;">Ne Coca-Cola'nın sırrı, ne de FBI'ın veya CIA'in sakladığı sırlardır en büyük sırlar. Şu dünyadaki en büyük ve en gizemli sır, ki an itibariyle artık sır olmaktan çıkıyor, göbekli adamın sakladığı sırdır. Göbekli adamın göbeği aslında üstün bir zeka ürünü, bir evrim mucizesidir. Göbeğin anlamı herkes tarafından bilinenden çok farklıdır. Göbek aslında sadece bir yağ tabakasından ibaret sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Hem de çok fena. Gerçeği öğrendikten sonra ters köşe olmuş Fevzi kadar şaşkın olmakla birlikte, inanıyorum ki kafayı Fevzi gibi direklere vuracak kadar da afallayacaksınız. <span class="fullpost">Çünkü göbekli adamın o göbeğini evrim süreci içinde baklava kaslarını korumak için geliştirdiğini öğrenmek, kaslarıyla övünen, <span style="font-style: italic;">"Hacı vur bakayım bak nasıl sert!"</span> deyip kendine yumruk attıran Arnoldvari Fatih Ürekleri oldukça mahcup duruma düşürecektir. Bir kere göbekli adam oldukça zekidir. Çünkü o karındaki baklava kaslar kolay elde edilen şeyler değildir. E haliyle o kadar harcanılan emeğin korunmasız olarak dış dünyaya açılmaması gerektiğini bilirler. Çünkü üstünde yağ tabakası olmayan kaslar, darbelere açık, tahriş olmaya oldukça elverişlidir. Yıllarca dökülen terlerle ortaya çıkan baklavalar çok kısa bir süre içinde deforme olabilirler. Göbekli adam işte tam bu düşünüşle evrim yarışında kazanmaya yönelik çok süper bir adım atmıştır. Kaslarını gere gere, korunmasız vaziyette dolaşan zibidilerin 200 yıl sonra nesillerinin tükeneceğini göreceksiniz. Ama göbekli adam yaşayacaktır. 500 yıl sonra da ona rastlayabilirsiniz. Baklavaları 500 yıl sonra da göbeğinin altında mutlu mesut şekilde var olacaklar ve daha uzun yıllar o yağ tabakasının altında darbelere korunmuş vaziyette olacaklarının bilinci ile gizliden gizliye saman altından su yürütmeye devam edeceklerdir. Ya da yağ altından laktik asit de yürütebilirler. Onu ben bilmem.<br /><br />Ayrıca bundan 312 yıl sonra pazıları baklava şeklinde çıkacak olan bir neslin türeyeceğinin müjdesini vermekten de gurur duyarım. Onlar ki çok naif insanlar olarak göze batacaklar ve göbekli adamlarla birleşerek, insanların makinelere karşı yapacağı savaşta çok kilit roller üstlenecektirler. Terminatör buna gerçekten çok şaşıracak.<br /><br />Ama valla, gerçekten şaşıracak.<br /></div></span><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-1593152061286559277?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com4tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-63804636063134935572009-04-23T13:29:00.004+03:002009-04-23T13:38:11.677+03:0023<img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 307px; height: 400px;" src="http://www.osamex.com/images/child.jpg" alt="" border="0" /><br /><div style="text-align: justify;">23 Nisanlar'da başbakanlık koltuğuna oturuyorsun ya sen, çocuk. Gidip 1 günlüğüne belediye çöp kamyonunda çalışan amcaların da yerine geçsene. Mesela iş arayanların da yerine geç, bugün onlar için sen iş ara. Geçsene hadi. Koltuğa oturmayı biliyorsun. <span class="fullpost">Bana aklım ermiyor numaraları falan yapma. Bal gibi de eriyor aklın. Eriyor, geçiyor bile. Biz de geçtik o yollardan, bücür. Sen portakalda vitaminken, daha ben babamın pankreasında hormon; sen babanın gonat rampalarında bekliyorken, ben 23 Nisan'da polis kamuflajlarıyla yürüyüşlerdeydim. Törenden sonra da o kıyafetle Çorlu Emniyet Müdürlüğü'ne gidip, tüm işleri ele aldığımı bilirim. Adam coplamışlığım bile vardır. Bir de babamın copuyla balkonda halı coplamıştım bir keresinde. O hiç zevkli değil ama.<br /><br />Öyle işte. Ben çok kıskandım şimdi seni. O yüzden yani. Neyse, şimdi sen koltuğa mı oturacaksın? İyi hadi bakalım. Makam, 1 günlüğüne de olsa adam gibi ellerde olacak gibi hissediyorum. Mustafa Topaloğlu'ndan sana gelsin ozaman, <a style="font-weight: bold;" href="http://www.youtube.com/watch?v=Sbx7Kg0QoRs">Welkam to Prezidensi</a> evlat.<br /></span></div><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-6380463606313493557?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com10tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-74222099279842245982009-04-18T20:42:00.007+03:002009-04-18T20:58:38.278+03:00Balerin, Descartes ve Kusmuk<img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 430px; height: 315px;" src="http://www.crazyparkrides.com/images/ballerina/7.jpg" alt="" border="0" /><br /><div style="text-align: justify;"><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Bir mahallenin namusundan sayılabilecek objeler araasında o mahalledeki lunaparkta bulunan balerin de yer alabilir mi diye düşündüm geçen gün. Sonuçta o balerinin her beş saniyede bir verdiği frikiğe bakmaktan zevk duyan adamlar var bu memlekette. Üstelik balerine yakından bakmak için yanına gidince <span style="font-style: italic;">"Ulan yakından da o kadar güzel değilmiş lan, yörü gidelim."</span> diyen türevleri de mevcut bunların. Ayıp oluyor. Mühendisler o balerini siz bakın diye icat etmedi arkadaşlar. Bineceksiniz. Onun zevki öyle çıkıyor.<br /><br /><span class="fullpost"><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Kimi mahallelerde ranger, kimi mahallelerde kamikaze ya da çekiç olarak adlandırılan ters dönen bir alet var ya, işte o tam tepedeyken yukarıdan düşen kusmuk parçacıklarını bozuk para sanıp, gidip yakalamaya çalışan şuursuz insan evladı gördüm ben. Şelale altında ıslanıyor gibiydi. Halbuki düşen şeyler kusmuk zerrecikleri değil de bozuk para olsaydı bu sefer 'epten kafası yarılacaktı onların altında, oysa o bunu da akıl edememişti. Haktı ona. <span style="font-style: italic;">Kusmukla yıkanan mal görmedim</span> de demem artık. Gördüm çünkü. Görmek dedin mi de bana geleceksin. Çünkü gözlerim kartal gibi keskindir. Kaçmaz. Hani kampüste tavşan geçse önümden acımam yani. Bu dünyada bir Sprite bir de ben zaten. Ama Sprite daha acımasız olabiliyor kimi zaman. Üzüyor.<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Bu arada M-iG'in resmi marşı ne olsun diye sormuşuz, tee bundan kaç ay önce. Ve yine aynı şekilde tee bundan kaç hafta önce de sonuç belli olmuş. Fakat nedense sandıklar açılalı bir hayli zaman geçmesine rağmen bu sonuçlar pek sallanmamış. Anketeklerin %57'si <span style="font-weight: bold;">Leva's Polka</span> şaha çıksın istemiş, %42'si <span style="font-weight: bold;">Baila El Chiki Chiki</span> adındaki şarkıyı resmi marş olarak görelim demiş. Burada şimdi iki marşıda koalisyon sürecine soksak blog olarak bundan kazancımız ne olur diye düşündüm, tam şimdi. Evet tam şimdi düşündüm. Ama ben farkındaysanız ben pek mantıklı düşünemiyorum bu aralar. Böyle pek bir boş, pek bir düz düşünüyorum. O da formaliteden hani, "varım" diyebileyim diye. Zaten Descartes ne zaman demiş o ünlü sözü<span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);">*</span>, o zaman millet düşünürken bile strese girmeye başlamış. E şimdi düşünüyorsun mesela, iki dakika sonra düşünce akışı bir bitti mi yok olma tehlikesiyle karşı karşıyasın. Düşünen adam strese girmesin de kim girsin şimdi?<br /><br />Valla hayat düşünmeyen adama güzel. Descartes'in yalancı olduğunu da biliyor zaten, kafası da rahat, ne stres var ne problem. Ohh! Ne güzel Maslak be!<br /><br /></span> <div style="text-align: right;"><span class="fullpost"><span style="font-size:85%;"> ( </span></span><span class="fullpost"><span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;font-size:85%;" >*</span></span><span class="fullpost"><span style="font-size:85%;">Düşünüyorum, öyleyse varım.)</span></span><br /></div> <span class="fullpost"><span style="font-size:85%;"><br /></span></span></div><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-7422209927984224598?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-71962148758175805422009-04-16T13:21:00.002+03:002009-04-16T13:33:49.077+03:00Altta Kalanın Canı Çıksın!<img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 430px; height: 370px;" src="http://80.237.205.52/r/2007/08/20070816_1187251183_94p63ke9ud-b.jpg" alt="" border="0" /><br /><div style="text-align: justify;"><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=> </span>Ben bilmem kaç aylıkken anasona, 2 yaşındayken de lunaparklardaki gondola başlamışım. İkisini de hatırlamam ama ikisinin de ilerleyen yaşlarda kişiliğimi etkilediği çok açıktır. Anason olayında, bir süre sonra level atladım ve rakıya geçtim. Tekirdağ'ın anasonu da rakısı da boldur. Bu yüzden her Trakyalı bir gün anasona ve dolayısıyla rakıya başlar. Fakat bu kadar erken başlayanını ben ne bildim ne gördüm. Düşünün işte kendi başladığım anı bile gördüğümü bilmiyorum. Öyle bir erkenlik yani bu. Gazeteler erken yaşlarda uyuşturucuya başlayan, 5 yaşında sigara içen çocukları ibretlik haberler yapıyor da beni neden hiç <span style="font-weight: bold;">erken aylarda rakıya başlayan bebek</span> şeklinde 16. sayfa haberi yapmadılar, çok merak ederim. Ayrıca biraz da üzülürüm.<br /><br /><span class="fullpost">Gondol'a da annemin kucağında başlamışım. Her şeyden habersiz, ilk defa gondolla karşılaşan aile ahalisi, bir aile büyüğünün de gazıyla sadece salıncak gibi bir oraya bir buraya gideceklerini sandıkları gondola çekirdek ve benimle beraber bindikten sonra, ilk uçuş dalgasından sonra işin vahametini fark etmişler ve çekirdekleri ellerinden fırlattıktan sonra klasik durdur ulan şunu şeklinde başlayan gondol küfürleri ile coşkuya coşku katmışlar. Ben ilk defa o gün sinsi sinsi sırıtmışım. Babam öyle diyo'.<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=> </span>Dün akşam İTÜRock'taydım. Çimlere oturmuş arkadaşlarla muhabbet ediyorduk. Zaten her şey o zaman oldu. Kafamı yan tarafa çevirdim ve bir de gördüm ki elemanın biri bana tip tip bakıyor. Aldırış etmemeye çalıştım. Ama aldırdım. Bana çok baktı. Uzun uzun baktı. Sonra neden öyle baktığını anladım. Bir GM okuruydu o. Beni tanımış, ama böyle ünlü ve yüce bir şahsiyet karşısında utanıyor, sıkılıyor bir şey diyemiyordu. Hemen yanına gittim.<br />- Naber dedim.<br />- İyidir senden?<br />- İyiyim dedim<br />- Tanıyamadım? dedi. Şaşkındı.<br />- Tanıyorsun, tanıyorsun dedim. Ben şu Geyik Mühendisi. Hani var ya...<br />- Anlamadım dedi.<br />- Boş boş yazılar yazan var ya oyum işte dedim. Üsteledim.<br />- Bilmiyorum dedi.<br />- İmza vereyim mi ? diye sordum.<br />- İstemez dedi.<br />- Ne ayaksın sen ? diye sinirle sordum.<br />- Yaa adam ol, yürü git dedi.<br />Çok sinirlenmiştim. Orada yatırıverdim elemanı. Arkadaşları çağırdım. Üstüne atladık.<br />Altta kaldı.<br />Canı çıktı.<br /><br />Oradan konser alanına geçtik. Çalan grubu en önde izliyorduk. Derken, o güzel solist kız sürekli bana baktı. Aldırış etmemeye değil, çok aldırmaya çalıştım aslında, yalan yok. Aldırdım da. Biliyordum bana neden baktığını. Tanımıştı beni. Bir GM okuruydu o da. Madem o utanıyor, benim yanıma gelemiyor ben onun yanına gideyim dedim. Gittim sahneye çıktım.<br />Sonra ne olduğunu anlamadım ben. Siyah giysili adamlar üstüme atladı birden.<br />Bağırdım ama nafile.<br />Çoktan altta kalmıştım.<br />Canım çıktı.<br /><br /></span></div><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-7196214875817580542?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com5tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-30878865678583707312009-04-11T19:45:00.003+03:002009-04-11T19:56:55.699+03:00Oy Verme, Koyver Gitsin!<div align="center"><a href="http://2009.blogodulleri.com/blog/muhendis-i-geyik" alt="bö!2009" title="bö!2009"><img src="http://2009.blogodulleri.com/public/banner/meric_pembe-468.png" alt="bö!2009" width="420" height="50" border="0" /></a><br /><br /><div align="justify">Azizim, biliyorsun Blog Ödülleri denen hadise başladı. Bakıyorum da tam 1 sene geçmiş geçen seneki yarışmadan bu yana. Ne 11 ay ne de 13 ay. Tamı tamına 1 yıl yani. Tesadüfün de böylesi... Hayretler içindeyim.<br /><br />Hayretler içindeyim, "Eğlence" kategorisi dışlanıp, sindirilerek "Kişisel" içine ittirilivermiş. Görmezlikten geldim. Ama yutmadım. İlla sponsor gerekliyse ben de bir ayar çekerim seneye. No problem. Bundan sonra mizahçıların, geyikçilerin, boş lafla peynir gemisi yürütenlerin de yüzleri gülecek. Boş işlerin adamı daha çok gülecek. Söz.<br /><br /><span class="fullpost">Hayretler içindeyim, çünkü bu çift kişilikli mühendis tek blogla kişisel kategoride yarışmaya katılıyor.<i> "Neden tek? Hangi kişiliğini dışladın? diye sormazlar mı adama!"</i> dedim kendi kendime. Kendim de, <i>"Yahu salla. Koy götüne rahvan gitsin."</i> dedi. Başımı haklısın anlamında salladım ben de. O anlamda kafa sallama hareketi nasıl oluyor diye sorarsan eğer, sorma bence. Cevapsız bırakırım, üzülürsün.<br /><br />Hayretler içindeyim, çünkü artık 1 şişe şarap bu bünyeyi çakır keyif bile yapmıyor. Çakır - Elif gibim oluyorum diyecem şimdi ama o da Polat - Elif ikilisiydi. Olmadı yani. Gel şimdi sıva bakalım bu maddeyi.<br /><br />Hayretler içindeyim, Çok Güzel Hareketler Bunlar diye bir program var ya hani. Şu bıyıklı bir adam var bir de, onun şeysi. Sadece ellerinde kağıtlarla textten okuma yaptıkları provalar için 45 TL alıyorlarmış masum izleyiciden. Sanat ayağına iki tokat çakıyorlar yani. Söylemeden geçmeyeyim dedim. Bıyıklı hakkında da konuşmak var ama kalsın şimdi. Ona daha sonra özel girecem.<br /><br />Hayretler içindeyim, Adnan Polat <i>"Nistelrooy için tüm servetimi harcamaya razıyım."</i> dememiş. Yazıklar olsun! Diyeceksin bunu. Bunu demezsen olmaz. <i>"Servet gidecek, Nistelrooy gelecek"</i> bile desen kafiydi halbuki.<br /><br />Neyse azizim,<br />Ben burada senden oy istemek için yazmadım bu yazıyı, aksine tam tersini yapacam. Eğer beni sevmediysen ve sevmediğin daha bir çok blog varsa onların hiçbirine ve <strong>Mühendis-i Geyik</strong>'e oy verme. Koyver gitsin!<br /><br /></div><br /></div></span><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-3087886567858370731?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com6tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-45573349620195794432009-04-08T00:00:00.000+03:002009-04-08T00:00:00.115+03:00O Gökdelen Var ya...<img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://www.salgit.com/resimler/gokdelen.jpg" alt="" border="0" /><br /><div style="text-align: justify;"><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Şu okul hayatında işçi problemleri gibi daha başka mantıkdışı problem tipi yoktur. Mesela bir problemde diyor ki, bir gökdeleni 10 işçi 100 günde dikiyor.<br />20 işçi 50 günde dikiyor.<br />40 işçi 25 günde dikiyor.<br /><br />Matematik kitapları bu noktada durmayı tercih ediyorlar. Çünkü devam ederlerse mantıksızlık açığa çıkacak. Onlar da biliyor.<br />Ben de biliyorum.<br />Devam edelim.<br /><br /><span class="fullpost">80 işçi 12,5 günde<br />160 işçi 6,25 günde<br />320 işçi yaklaşık 3,2 günde<br />640 işçi 1,6 günde<br />1280 işçi 19 saatte<br />2560 işçi 9,5 saatte<br />44000 işçi 10 dakikada dikecek gökdeleni.<br /><br />Yani yeterli sayıdaki işçiyi koyarsan gökdelen daha saniyesinde çıkabilecek.<br />Bir kere iş hukukunda böyle bir şey yok. İşçinin işverenle saniyelik süreli sözleşme imzalaması diye bir şey ben görmedim. Sen hem gökdeleni 10 dakikada diktireceksin sonra da işçiye <span style="font-style: italic;">"Sen nasıl olsa 10 dakika çalıştın sana asgari ücretin 10'da biri yeter."</span> diyeceksin.<br />Çok fantastik.<br /><br />Bir de bir türküyü 5 bağlamacı 4 dakikada çalarken, 1 bağlamacı yine 4 dakikada çalıyor. Ne iş?<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Minibüslere otostop çekerek binmek ne güzel bir şey. Otostop çekerken durduracaksın aga minibüsü, sonra <span style="font-style: italic;">"Ben otostop çekiyordum zaten, para mara vermem sana."</span> diyeceksin şoföre. Sonracığıma yiyeceksin küfrü, yiyeceksin sövgüyü. Ve göreceksin ki artık bizim minibüsçüler de <span style="font-weight: bold;">ass hole</span> demeyi öğrenmiş. Eskiden böyle miydi ama? Bir şoför amca <span style="font-weight: bold;">götünü keserim senin</span> dedi mi akan sular dururdu.<br /><br />Ass hole'muş... Korkutmuyor bunlar.<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> <a href="http://www.geyikmuhendisi.com/2009/02/orhan-gence-bay-yaslya-bayan-gorunur.html">Büyüyünce bilirkişi olmak isteyen çocuk</a>tan sonra şimdi de <span style="font-weight: bold;">tüzel kişi</span> olmak isteyen çocuk peydahlandı. Kim peydahladı lan bunu? Faili meçhul ana baba olaraktan, <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/03/28/faili-mechul-kiyak-bir-aylik-oldu/">Faili Meçhul Kıyak</a> misali can verdiniz çocuğa, sonra da saldınız çayıra, mevlam kayıra. Ne güzel İstanbul be!<br /></span></div><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-4557334962019579443?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com7tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-42095728533274540352009-04-05T03:07:00.002+03:002009-04-05T03:12:28.663+03:00Nereden Geldin, Nereye Gidiyorsun?<div style="text-align: justify;">Sansür yedirtilemeyen bilimin tek adresi olarak araştırma sonuçlarıma devam ediyorum dostlar. 115 kişiye <span style="font-weight: bold;">nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun</span> diye sorduk ve aslında bakarsanız diğerlerine ezici üstünlük sağlayan bir popüler cevap alamadık. Ve bu bilimsel aketimizdeki ilk şıkkı da kapak şıkkı yapayım şuraya, en başa yazayım.<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Darwin'den geldim, maymuna doğru gidiyorum. 10 (8%)</span> <span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Darwin bu işe ne derdi çok merak ediyorum. Zira Darwin maymundan geldi, sonra sen Darwin'den geldin ve tekrar maymuna gidip başa döndün. Bir döngü oldu burada şimdi. Kısır mı kısır... Kısır dedim de aklıma geldi bak, şöyle acılı bir kısır da iyi giderdi bu saatte be. Saat de gece yarısı 3'ü gösteriyor bu arada.<br /><br />Evet, şimdi bu senin olayında baya kısır bir döngü oldu, saat yönüne de ters...<br />Bilmem anlatabildim mi.<br /><br /><span class="fullpost"><span style="font-weight: bold;">Taksim'den geldim, Maçka'ya gidecem. 8 (6%)</span> <span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Taksim'den gelip Maçka'ya gidiyorlarsa, o an bu bu şıkkı işaretleyen arkadaşlar Taksim'le Maçka arasında bir yerde olmalılar. Ben Maçka parkıdır diye düşünüyorum. Yok eğer değilse ne olabilir, bilemiyorum. Maçka parkında internet var mıdır ondan da haberim yok. Bu işte bir pislik var diyenler var, kulaklarımı tıkıyorum.<br /><br />Bir de şu var ki; bence güzel olan Maçka'dan Taksim'e gitmek. Taksim'den Maçka'ya gidilmemeli. Eğer gidilecekse vazgeçmek en iyisi. Taksim'de kalın dostlar. Yılbaşı kutlamalarına da 9 ay gibi kısa bir zaman kaldı zaten. En iyisi Taksim'in ücra sokaklarında pusuya yatıp 2009'u 2010'a bağlayan gece <span style="font-style: italic;">RÖÖööÖAHhh</span> diye ortaya çıkmak, ortamdan birazcık da olsun nasiplenebilmek...<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Abi ben gelemedim henüz. Beni beklemeyin siz, gidin. 35 (30%)</span> <span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Azizim, sesin de uykulu geliyor hani. Daha kalkmadın bile değil mi?<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Cuma'ya gittim, gelecem. 26 (22%)</span> <span style="color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Bu şıkkı daha Perşembe'den işaretleyenler var, gözümden kaçmadı dostlar. Ya bu arkadaşların evleri camiye çok uzak, ki Perşembe yola çıktıklarında anca yetişebiliyorlar; ya da altlarında bir zaman makinesi filan var, Perşembe oldu mu o zaman aletiyle Cuma günlerine uzanıyorlar, bir ortama falan bakıp geri geliyorlar. İlginç.<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Gittim geldim, gittim geldim. Sonra harbiden geldim. Zevkliydi. 36 (31%)</span> <span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Allah'ım, bu bir işaret olmalı! Yüzdesi 31'e vuran en yaygın davranış şekliymiş. Daha yorum yapmam ben buna.<br /><br /></span></div><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-4209572853327454035?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-30752775064647076382009-04-02T01:30:00.003+03:002009-04-02T01:37:53.518+03:00Mühendishane-i Geyik<div style="text-align: justify;"><span style="font-weight: bold;">"Mühendishane-i Geyik"</span> adında bir dergi çıkarmaya kara verdim ben. Hatta daha ilk sayısında okur mektuplarına yer verecem. <span style="font-style: italic;">"Ohoo baba çok güzel olmuş bu dergi."</span>, <span style="font-style: italic;">"Ben böyle muhteşem bir dergi daha görmedim. Gördüysem ve eğer yalan söylüyorsam Allah beni bildiği gibi yapsın."</span> gibi... Ama sorun şu ki Allah zaten seni bildiği gibi yapmamış mı be adam? Bilmediği gibi mi yapmış yani? Ne demeye getiriyorsun sen şimdi, ben anlamadım ki seni. Anlayan varsa beri gelsin bence. Evet, <span style="font-weight: bold;">"Allah seni/beni bildiği gibi yapsın."</span> cümlesi gibi saçma ve cibilliyetsiz bir cümle daha var mı şu alemde? Allah seni bilmese yapar mıydı sanıyorsun o seni? Seni senden daha iyi biliyor aslında da sen bilmiyorsun. Çünkü bilmiyorsun ki bilmemek değil öğrenmemek ayıp. <span class="fullpost">Çünkü sen biliyorsun ki sen şu dünyada en farklı canlısın, en gelişmiş organizmasın. Evrim senle son bulmuş hayalleri içinde dalgalanıyorsun. Ama aslanla aynı kafese koysak seni iki dakikada mort olursun. Bunu da bil. Bilmediklerinin yanına bunu da koyuver. Devir artık şu at gözlüklerini. Devrimciliğin sadece şu yataklara devirdiğin hatunlardan/delikanlılardan ibaret olmasın.<br /><br />Ne diyorduk? Mühendishane-i Geyik diyorduk.<br />Geyik denen boş ama eğlenceli muhabbetin de bir felsefesinin yaratılabileceğini bilelim dostlar. Bu gerçeğe sahip çıkalım. Sahip çıkmadığımız her gerçek için 4 tane yanlışın peydahladığını dikkate alalım. Platon şu an yaşasaydı eminim o da bana destek verecekti. Çünkü onun ölmeden önce söylediği son sözün, <span style="font-style: italic;">"Şu dünyada pişman olduğum tek şey bir geyik felsefesi ideolojisi yaratamamak"</span> olduğunu biliyor muydunuz? Hayır. Bilemezsiniz tabi, çünkü liselerde bunu öğretmiyorlar. 10 adımda geyik nasıl yapılır göstermiyorlar. Çünkü geyik yapmanın ezberci eğitimde yeri yoktur. E hepimiz de ezberci eğitimden geldiğimize göre bu Platon yalanımın kimse tarafından bilinmediğine eminim.<br /><br />Neyse ne diyorduk?<br />Mühendishane-i Geyik diyorduk...<br />Demeye devam edelim mi?<br /><br />Bence edelim...<br />Ama kafa bi dünya şimdi. Kafa normale döndü mü geyik geyik diye ortalarda dolanmaya devam ederim ben.<br /><br />Şimdilik, saygılarımı sunarım....<br />Hürmetler...<br /><br /></span></div><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-3075277506464707638?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com5tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-67741264368426503282009-03-23T00:00:00.001+02:002009-03-23T00:00:01.152+02:00ÇÖD ÖSS - 6<div style="text-align: justify;"><span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;">1)</span> Ağırlıksız ve sürtünmesiz bir ortamda aşağıdakilerden hangisi olmaz?<br /><br />A) Seks<br />B) Amasyalı Newton<br />C) Baskül<br />D) "Ağır ol Molla desinler!"<br />E) Her şey olacağına varır<br /><br /><span class="fullpost"><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);">2)</span> Kimyagerler elementleri sınıflandırabilmek amacıyla <span style="font-weight: bold;">periyodik cetveli </span>icat etmişlerdir. Bu şeyin diğer adı <span style="font-weight: bold;">periyodik tablo</span> olduğuna göre, aşağıdakilerden hangisinde anlatım bozukluğu vardır?<br /><br />A) Ayşe sınıfa tablosunu getirmediği için, üçgenin çevresinin uzunluğunu ölçemedi.<br />B) Picasso’nun çok ünlü yağlı boya cetvelleri vardır.<br />C) Makine mühendisleri için T tablosunun önemi büyüktür.<br />D) Ali 3. sınıfta çarpım cetvelini anca ezberleyebildi.<br />E) Yangında, Fekruh'un tablosu, cetveli yandı gitti kül oldu.<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);">3)</span> Tayyar, oğlu Hikmet’e işten eve gelince 3 tane oyuncak araba getiriyor. Hikmet’in arkadaşı Halime’de de biraz oyuncak varmış. Halime y tane oyuncağını Hikmet’e verince Halime’nin oyuncaklarının sayısı Hikmet’in oyuncaklarının sayısının z katının x fazlasına eşit oluyor. Buna göre eğer Hikmet 2 tane oyuncak arabasını Halime’nin kardeşi Kerhanettin’e verirse ne olur?<br /><br />A) Tayyar oğlunu döver<br />B) Kerhanettin oyuncakları satarak kendine sermaye yaratmaya çalışır<br />C) Halime ile Kerhanettin arasında kavga çıkar<br />D) Cimbom şampiyon olur<br />E) Hikmet ne olduğunu anlamadan z’nin x fazlasının y eksiği kadar zarara girer.<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);">4)</span><u> Ayşe ablası Mahmuriye’den 3 yaş büyük kardeşi Saluhe’den ise 5 yaş büyüktür.</u> Buna göre Saluhe’nin Mahmuriye’den büyük olma olasılığı altı çizili cümledeki hangi anlatım bozukluğunun giderilmesi ile %50’ye yaklaşır?<br /><br />A) Ayşe yerine Fatma diyerek<br />B) Sayıları roma rakamlarıyla ifade ederek<br />C) Cümlenin altındaki çizgiyi cümlenin üstüne taşıyarak<br />D) Sadece A ve biraz da C<br />E) Hepsi<br /><br /></span></div><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-6774126436842650328?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com8tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-53661158551178990232009-03-17T00:00:00.003+02:002009-03-17T00:00:00.639+02:00Hollywood<img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://api.ning.com/files/h7ndMXbGVbi2uz4exzMdIV2WjEkK2PbaJ6c4VzHykihaFZx3FgBxnW1RiF3rNuVU1QBEHn0EqQAsrCjLdbxzWg6JnA*tDgzg/hollywood.jpg" alt="" border="0" /><br /><div style="text-align: justify;">Hollywood filmlerini izlerken, dünyaya ne zaman bir göktaşı düşecek olsa o koca dünyayı hep Amerikalılar kurtarıyor ya biz de acayip kıl oluyoruz bu duruma. Ama boşunadır bu kıl olmalar, bilesin. Evet, tabi ki dünyayı Amerikalılar kurtaracaktı, ne olacaktı ya? Biz mi kurtaracaktık? Hadi tamam, filmi biz çeksek diyelim, tamam göktaşı da Türkiye'ye düşsün, filmin ana karakterleri, aşk pıtırcıkları Hayri ve Hayriye gidip o asteroidi patlacaklar mıydı sanki? Aksine, <span style="font-weight: bold;">"Allahım, göktaşı bize, biz sana geliyoruz!"</span> diyerek göktaşını şarkılarla, ilahilerle karşılayacaklardı. Peki böyle senaryo mu olur? Göktaşı bile isyan eder bu duruma ki <span style="font-style: italic;">"Ulan ben böyle atraksiyonsuz heyecansız filmin ağzına sıçayım, rezil ettiniz lan beni. Gelmiyorum anasını satayım!"</span> diyerekten allem eder, kallem eder bizim filmimizde yine gider Amerika'ya düşer. Ne de olsa alışmış kudurmuştan beter azizim. Ayrıca alışmadık götte don da durmuyor. E bize de Çağan Irmak filmleriyle ağlamak kalıyor. Ağlayın gaari.<br /><br /><span class="fullpost">Yine bu Hollywood'taki bilimadamların ne şeyim bir bilimadamı olduklarını vallaha da billaha da çözebilmiş değilim. Mikroskoplarına numune olarak ne getirseler <span style="font-style: italic;">"Ben şimdiye kadar böyle bir şey görmedim! Bu yepyeni bir hastalığın virüsü olmalı."</span> diyorlar ya işte ben çok ayar oluyorum ona. Ulan sanki şu dünyadaki tanımlanabilmiş mikroorganizmaların hepsini gördün de, hepsinin moleküler düzeyde şeklini kafanda ezbere biliyorsun sanki de bunu tanımaya çalışıyorsun göz kararıyla. Ne dallama adamsın sen yahu. Ne diye heyecan yaratıyorsun durduk yere? Hödük müsün arkadaşım? Halbu ki senin o mikroorganizmayı tanımaman çok normaldir. Çünkü ben senin karizmatik bir mikrop sarrafı olmadığını, filmin o sahnesine kadar hayatında gördüğün tek mikroorganizmanın da sadece ele ayağa düşmüş E.coli'den ibaret olduğunu biliyorum. Hatta şimdi ben, E.coli'yi de kayıtsız şartsız direk E.coli olarak ezberlemiş olan senin o aptal beynine Escheria coli diye fısıldasam, <span style="font-style: italic;">"O ne lan? Yeni bir hastalık herhalde hemen karantina olalım."</span> diyeceğini de bal gibi biliyorum. Yörü!<br /><br />Bir de ben o korku filmlerindeki korkusuzca karanlık mekanlarda dolaşabilen başrol karakterlerinden çok korkuyorum. Hayaletten, cinden, periden korkmuyorlarsa Allah bilir daha nelerden korkmaz onlar. Düşündükçe korkutuyor bu insanı. Filmden ziyade asıl korkutucu olan budur yani. Korkun!<br /><br /></span></div><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-5366115855117899023?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com4tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-83040345882760593132009-03-14T02:32:00.004+02:002009-03-19T02:16:17.402+02:00Geometrili Hislerim<img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 430px; height: 270px;" src="http://medhycos.mpl.ird.fr/doc/zoran-i/image016.jpg" alt="" border="0" /><br /><div style="text-align: justify;">İsterim ki herkes geometriyi su gibi yalayıp yutsun. Çünkü şimdi ben derdimi geometrik terimlerle anlatmak istesem, mesela <span style="font-style: italic;">"Bugün bir eşkenar üçgen gibi homojen dağılmış tüm karakteristik yüzeylerim. Mutluyum uLan."</span> desem isterim ki herkes anlayabilsin ne hissettiklerimi. Çünkü bazen öyle bir an geliyor ki ben hislerimi geometriye dökmek istiyorum. Başkası olmaz. O an geometri olacak. Şiirsel, romantik adam olamam ben. Sevdiğim kıza, <span style="font-weight: bold;">yüreğimin kalp şeklindeki bulutlara çıkıp ağlayası geldi, bu yağmurun sebebi budur, seni sırılsıklam eden fırtına bundandır</span> diyemem. İstesem derim ama aslında. Derim valla. Bak yazıyorum bile. Ama demiyorum işte, demem. Keyif benim değil mi? <span class="fullpost">Çünkü sonra sevdiğim kız bu sözleri arkadaşlarına yumurtluyor pembe peri tozları içinde, aşktan salak olmuş bir şekilde. Tabi böyle şeyler söyleyebilmek de herkesin harcı değil. Bunu duyan diğer kızlar sonra <span style="font-weight: bold;">niye</span> <span style="font-weight: bold;">sen bana böyle şeyler söylemiyosun lan</span> diye kendi erkek arkadaşlarına çıkışıyorlar. E sonra ne oluyor? O odun erkek arkadaşlar da geliyor bana çıkışıyor, bunlara sen yüz veriyorsun diye. Sonra erkekler birbirine düşmüş oluyor. Kendi kendimizi yiyoruz. Erkek nesli kendi iç çatışmalarından dolayı bir türlü ilerleyemez seviyeye geliyor. Çünkü gözü şişmiş, görmeyen ve kafası yarılmış, düşünemeyen bir insanın herhangi bir şekilde ilerlemesi mümkün olmuyor. O zaman ne yapacaz? O zaman işte ben sevgililerime bu tip romantik şeyler söylemeyecem. Aranızda söyleyenler varsa lütfen sizler de artık bir durun. Şu an erkekler kadınlar ile eşitse, onlar kadar ileriyse işte ben ve benim gibiler bu fedakarlığı yaptığı içindir sevgili okurlar. Hiç bir zaman stratejik olarak kaybetmedim ben. Kaybetmem.<br /><br />İşte bu yüzden ben de geometriye öyle bir sarıldım ki, ayrılamaz oldum. Ne zaman aşık olsam geometrik şekilleri art arda sıralayarak görsel şiirler yazıyor, dikine daldığım güzel düşlerin içinde x eksenine meyillenerek sağa yani pozitif yöne doğru ilerliyorum. Aşkıma <span style="font-weight: bold;">yamuk</span> yaptığım da çok nadir görülmüştür. Çünkü çiçek dünyasında kaktüs neyse geometride de yamuk odur. Öyle bir basiretsiz, asimetrik, dolayısıyla antipatik bir şekildir yani , bok. Ben daha çok <span style="font-weight: bold;">doğru</span> yaparım. Çünkü o hem uzun, hem karakterli. Bir oraya, bir buraya döndüğünü göremezsiniz. Gerçi biraz şeyinin doğrultusunda gider ama sonuçta gittiği yoldan sapmaz yani. Kararlı olması süperdir.<br /><br />Sadece ben değilim, benim gibi olduğunu düşündüğüm çok insan var bu ülkede. Ama onlar geometriyi çok iyi bilmedikleri için hislerini tercüme ederlerken yanlış yapıyorlar. Mesela çap ile teğeti karıştıran insanlar, lütfen rica ediyorum bir daha geometriyi alet etmeyin hislerinize. Bilmiyorsanız konuşmayın olum! Oruçluyken <span style="font-weight: bold;">bu açlık krizi akşama çap gibi ta kıçımızdan girecek</span> demek istiyorsunuz ama, terimi tam bilmediğiniz için <span style="font-weight: bold;">teğet geçecek</span> diyorsunuz. Olmaz! Karıştıracaksanız, hiç bulaşmayın. Herkes geometri bilecek diye bir şey yok. Olabilir çünkü, bilmemek ayıp değil. Ben biliyorum o yeter zaten. Ama itirazın varsa, gel kapışalım ÖSS'de. Alırım aklını.<br /><br />***<br /><br />Lan sevgilim o değil de, ben şu anda muhteşem üçlüyle<span style="color: rgb(255, 0, 0);">*</span> beraberim. Sen kenarortayı sil ben geliyorum.<br /><br />***<br /><br /><span style="color: rgb(255, 0, 0);">*</span>Muhteşem Üçlü=> Bir dik üçgende kenarortay ve ikiye böldüğü kenarların üçüne birden ÖSS çevresince verilen isim. Halk arasında <span style="font-weight: bold;">Çarli'nin Melekleri </span>olarak bilinirler.<br /></span></div><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-8304034588276059313?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com7tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-49429537616624038822009-03-12T01:44:00.004+02:002009-03-12T02:03:28.007+02:00Sayısal Günlük Tutan Öğretmen<img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 397px; height: 210px;" src="http://www.kahramanhaber.com/resim/sayisal_loto_heyecan.jpg" border="0" alt="" /><br /><div style="text-align: justify;"><b><span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;">=></span></b> Ben diyorum ki, sayısal lotoda çan eğrisi uygulanmalı. Mesela bilinen <b>"şanslı sayı"</b> sayısı loto oynayan insan sayısına bölünecek ve lotoyu o hafta oynayanlar ortalama kaç sayı bilmiş bulunacak. Diyelim ki çan 1 çıktı, yani herkes ortalama 1 tane bildi, işte o zaman 2 ve üstü bilen herkes para kazanacak. Diyelim ki çan 5 çıktı, yani çok bilenlerin sayısı fazla, yani herkes ortalama 5 bilmiş, işte o zaman kimse para almayacak arkadaş. Demek ki o hafta sayılar çok kolaymış ki herkes bilmiş. Kolay sorunun bile sınavlarda puanı düşük oluyor; kolay sayıya bir de para mı vereceklerdi? Böylece bu fikri ortaya attığımdan dolayı kimse almadığı için devreden paranın yarısı benim olacak. Çeyreği MP idaresine kalacak, kalan çeyrek de artık kendini ne kadar devredebiliyorsa o kadar devredecek. Hem ben, hem de Milli Piyango idaresi bu işten karlı çıkacak. </div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;">İstiyorum ki talih kuşu sadece şansa değil, yaratıcı fikirlere de açık olsun. Yoksa oduna vermişin 5 trilyon, ne olmuş yani? 5 de olsa 15 de olsa odun yine odun, arabada da odun, evde de odun.</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><span class="fullpost"><div style="text-align: justify;"><b><span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;">=></span></b> Sayısal lotodan ikramiye mi kazandınız? Parayı hemen alacak mısınız? </div><div style="text-align: justify;">Bir kere daha düşünün.</div><div style="text-align: justify;">Çünkü ileride bir gün <b>loto haramdı ulan</b> deyip gözlerinize siyah şerit çekerek sizleri sansürlemeleri an meselesi. Bilim ve Teknik bile sansür yediyse bu ülkede, vay halimize! E zaten ne gerek kıçını, göbeğini kaşıyan adama bilim? Daya Yaradılış Atlası'nı, daya patlak ampülü, daya kömürü gönüller bir olsun. Değil mi ama? </div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;">Bilim de desen, sorgula da desen, düşün, üret, çalış da desen, odun yine odun. </div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;"><b><span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;">=></span></b> E şimdi ben lisede arkadaşla sınıfta satranç oynarken, matematik anlatan hocaya, <i>"Hocam biraz sessiz anlatır mısınız? Burada satranç oynuyoruz."</i> dedikten sonra o hoca beni dışarı atmadıysa eğer, o adamı sonuna kadar sevmek, zalimden, şerefsizden korumak artık farz olmaz mı? </div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;">Olsa da olur, olmasa da olur aslında. İlla şimdi olayı bir mecburiyete sürüklemenin bir anlamı yok. Ama olsa iyi olur. Olmazsa çok da kötü olmaz. Çünkü ben, <i>"Hoca, zaman kötü, kolla götü."</i> diye bizlere Almanca öğretmeye çalışan bir adamı manalı bir şekilde tehdit eden öğrencinin de dersten atılmadığını biliyorum. Sonra <b>E o atılmadıysa ben niye atılayım? Hadi ben atıldım madem, o niye duruyor orda?</b> diye sormazlar mı adama? </div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;">E sorsalar da olur sormasalar da olur aslında. Ama ben sormak taraftarıyım. Şimdi olayı illa fanatikleştirmenin bir lüzumu yok. Ama sormak iyidir her zaman. Sorulmazsa da önemli değil. Çünkü biliyorum ki...</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;"><b><span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;">=></span></b> Küçükken ben de günlük yazmışım. <b>Sevgili Günlük</b> diye başlamışım. Aziz mertebesine henüz ulaşamamış o zamanlar. Tey tey...</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;"><i>Saat 09:30'da kalktım. 09:35'te elimi yüzümü yıkadım. 09:45'te kahvaltıya oturdum. 10:00'da şuraya gittim, 11:00'de burada çay içtim. 12:00'de Ayşe'yi öptüm. 12:05'te kulaklarım kızardı. Saat 12:10 olduğunda daha anca yeni utanmıştım. O kadar da yüzsüzüm. Saat 12:15'te bir daha öptüm. 12:25'te bir daha. 12:32'de bir daha...</i></div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;">Ulan çocuk manyak... Yememiş içmemiş her dakikayı not almış. Olaydan çok saat istatistikleri var. Zaten iki gün sürmüş bu günlük yazma macerası da aslında. İyi sürmüş ama ha...</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;"><i>16:36'da babama yaptıklarmıı söyledim. 16:37'de bir tokat yedim. 16:45'te yanağım kızardı. 17:00'de daha ağlamaya anca yeni başladım. 17:05'te bir tokat daha yedim. 17:10'da bir daha. Babam salladı copu, vurdu kırbacı... Dedi sen bu kızı alacan artık. 18:00 sularında evden kaçtım günlük. Sonra 19:05 gibi geri döndüm. Muhteşem döndüm ama. </i></div><div style="text-align: justify;"><br /></div></span><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-4942953761662403882?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com4tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-7743045500673554782009-03-04T23:54:00.003+02:002009-03-05T00:28:36.151+02:00Cuatro, El Robocop!<img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 440px; height: 330px;" src="http://www.cadenaser.com/recorte/20080407csrcsrtec_1/XLCO/Ies/chiki-chiki-visto-Eurovision.jpg" alt="" border="0" /><br /><div style="text-align: justify;"><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> <span style="font-weight: bold;">"Oh Shit!"</span> ya da <span style="font-weight: bold;">"Ananı! Bok!"</span> deyip aşağılamayın artık! İnsan sıçınca bok oluyor, hayvan aynı şeyi yapınca gübre ya da organik madde oluyor. Nedir yani bu aşağılık duygusu? Orhan'ın dışkısından mesela çok güzel orhanik madde olur. Değerlendirin böyle şeyleri.<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=> </span>Adamı manyetik manyak yapmayalım lütfen. Nedir manyetik manyaklık? Şöyle ki; manyetik manyaklık doğadaki çekim kuvvetlerine karşı gelmektir. Fiziği hiçe saymaktır. Terbiyesizliktir, cibilliyetsizliktir. Çünkü budur yani. (+) yük (-) yükü, erkek dişiyi, dişi erkeği çeker. Ha ama, dişi dişçi de çekebilir. Dişçiyi dişinin çekmesi ise dişçinin tamamen erkek olup olmamasına bağlıdır. Aksini ortaya atacak öte gitsin!<br /><br /><span class="fullpost"><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Leonardo Da Vinci ilerde adının mutant bir teenage ucubeye verileceğini bilseydi, Mona Lisa'yı iki kılıç darbesiyle parçalardı. Onun yerine porno masal yazar, Donatello, Rafael ve Michelangelo arasında geçen aşk üçgenini konu alırdı. Adamı manyetik manyak yapardı. İnanmayana açıp gösteririm!<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Alaaddin'in lambayı okşaması cine haddinden fazla haz veriyor olmalı. Yoksa sadece okşanınca komple vücudunu gösteren görmedim ben. Gören varsa bir adım öne çıksın! Helal olsun diyecem çünkü. Demeyen Michelangelo olsun, boğazına da mozerella kaçsın!<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Zaten şu dünyada kız sıkıntısı çeken bir şirinler, bir ninja kaplumbağalar, bir de teknik üniversitelerin mühendislik fakülteleri var. Onlara Allah'tan sabır dilemek istiyorum. Ama için için istemiyorum.<br /><br />Dünya hakkat çok acımasız bir yer!<br /><br />Bir de hemşirelik bölümleri var. O apayrı. Ona değinmek istemiyorum. Ama için için istiyorum aslında.<br /><br />***<br /><br /><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);">=></span> Böylelikle Uno, Dos, Tres, Cuatro serisi de tamamlanmış oldu. Vatana millete hayırlı, hayırsız evlatlara örnek, ördeklere akşam öğünü, Geyik Mühendisi okurlarına selam olsun. Sürahim 2 litre suyla dolsun, karanlıkta sakladığım güller solsun. Küçük kardeşim o gelinin saçlarını yolsun, onun renkli gözleri göz yaşlarıyla dolsun. Beddualarım yerini bulsun, yanlışlıkla ettiğim hayır dualarım cehennemde kaybolsun, dedim ki o geline zaten sen kafa olarak henüz toysun. Seni gitsin şalvarlı kırolar soysun, zamanı gelince de bir güzel koysun. Nikahına beni çağır sevgilim, istersen katilin olurum senin. Ümit kadar safı da yokmuş hani, s.ksinler şahidin olursam eğer beni. Ey hayat sen ne kadar boşsun, ama güneş sen de pek bir hoşsun. Parkurda atletler koşsun, elektrik tellerine kuşlar konsun, konserde gençler coşsun. Güzel günler göreceğiz dostlar, şen olsun yalnızlık, bu zalım hayat şen olsun!<br /><br />FİNİTO.<br /></span></div><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-774304550067355478?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com6tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-82342201521534273102009-02-28T00:00:00.005+02:002009-02-28T00:08:51.789+02:00Tres, El Maiquelyason!<img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand; width: 256px; height: 350px;" src="http://www.arpacik.net/images/jpg/guncel/yasam_olum_ve_avcilik/20459059.thb[1].jpg" alt="Geyik Mühendisi" align="left" /><div style="text-align: justify;"><b><span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;">=></span></b> Benim ilkokuldaki öğretmenim hep efendisine söylerdi. Bir ders anlatırken mesela, diyelim yabani hayvanları anlatsın; <i>"Çocuklar, doğadaki yabani hayvanlar timsahtır, kertenkeledir, efendime söyleyeyim komodo ejderidir..."</i> derdi. Ya da Sosyal Bilgiler dersinde çok sosyal bir konu anlatıyor olsun; <i>"Biz seçimlerde kimi seçeriz? Mahalle muhtarını seçeriz, efendime söyleyeyim başbakanı seçeriz, cart seçeriz, curt seçeriz."</i>. E hoca sen bunları madem efendine söyledin, ki hala da söylüyorsun, niye tekrardan bize de söyleme gereği hissediyorsun? Efendinle senin arandaki diyaloglardan bana ne? Hem senin efendin kim? Yıllarca sen değil miydin <b>bu sınıfın kralı benim, yamuk yapanı çizerim</b> diyen? Hani hiyerarşide en üstte sen vardın? E nerden çıktı şimdi bu efendi? Hayret bir şey ya! </div><div style="text-align: justify;"><br /></div><span class="fullpost"><div style="text-align: justify;"><b><span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;">=></span></b> Hey sen yengeç burcu erkeği! Yengeç olmanın dayanılmaz <b>hafifliğini</b> en iyi sen bilirsin. Mükemmel bir şey. Duygusalsın sen. Haftada en az 3 litre gözyaşı döküyorsun. Millet o 3 kiloyu verebilmek için 2 ay kıçından ne terler akıtıyor, biliyor musun? Senin mesela böyle atraksiyonlara girmene hiç gerek yok. Ne güzel değil mi? Süper!</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;">Hehe. Şaka lan. Yok böyle bir şey. Kaşı kendini.</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;"><b><span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;">=></span></b> Azizim şimdi ben sana,</div><div style="text-align: justify;">Y52D2, B269R, Y32Z, xN</div><div style="text-align: justify;">x yerine gelebilecek en küçük sayı hangisidir?</div><div style="text-align: justify;">Diye sorsam ne dersin? </div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;">Eğer bir şey demiyorsan ve ben bunun üstüne sana <i>"x'i bulursan eğer, dünyayı kurtaracaksın."</i> uyarısında bulunsam hala bir şey dememekte ısrar edecek misin? Ayıp değil mi?</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;"><b><span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;">=></span></b> Ben <b>Süper Zeka Oyunları</b> adında bir kitap çıkarmaya karar verdim. Mesela, ilk sayfadaki soru böyle olacak: 1, 2, 3, 4, 5, 6, ?</div><div style="text-align: justify;">Sonra 2. sayfadaki şöyle: İlk sorudaki soru işaretinden sonra ne gelir?</div><div style="text-align: justify;">3. sayfa: Ondan sonra?</div><div style="text-align: justify;">4. sayfa: Peki ya ondan sonra?</div><div style="text-align: justify;">5. sayfa: Mantığı kavradıysanız eğer, bundan sonraki sorular nasıl olur bulunuz. Geri kalan boş sayfaları doğru sorularla doldurunuz.</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;">Tabi asıl zekilik sayıları bulmakta değil, kitabın tamamen para tuzağı olmasını anlamakta yatacak. Anlamayan da iflah olmaz. Olmasın zaten. Aslında şöyle bir düşününce güzel duruyor lan. Zekiliği değil de, aptallığı ölçecek bir kitap yani. Piyasada böylesi yok mesela. Bu çok orijinal oldu. İyi oldu.</div><div style="text-align: justify;"><br /></div></span><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-8234220152153427310?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-68470780968433693152009-02-25T00:00:00.003+02:002009-02-25T00:00:00.265+02:00Hadise Ne Yapmalı ki;<img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 290px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/G%C3%BCzelim/HAD%C4%B0SE/hadise_07.jpg" border="0" alt="" /><br /><div style="text-align: justify;">Azizim, bilimin ayağa düştüğü bu geyik sitesinde, bundan tam bir ay önce binlerce kişiye <b>Hadise ne yapmalı ki Eurovision kupasını kapsın?</b> diye sormuşuz. Fakat bu binlerce kişinin sadece 127'si bu soruyu üstüne alınmış. Onların da cevaplarının dağılımı ve çok özel laboratuvarlarda çıkarılan kişilik analizleri aşağıdaki gibi olmuş.</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><span class="fullpost"><div style="text-align: justify;"><b>Olay yaratmalı. Sahneye çıktığında öyle bir bakış atmalı ki insanlara; öyle bir bakış yani... Böyle değil... 27 (21%)</b> <b><span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;">=></span></b>İlk bakışta aşka inanıyorsun sen. Biraz safsın. Ama hayatta yol aldıkça, yaşın kemale ermeye başladıkça sen de gerçekleri birer birer öğreneceksin. Biraz sabır, biraz itimat az da tereyağlı omlet lazım sana. Sonra her şey istediğin gibi olacak. Değil üç, bir vakti bile bulmayacak ki bir gün Ortaköy'de Kabataş'ın önünden geçerken Hadise'nin seksi bakışlarıyla karşılaşacaksın. İşte o zaman azizim, işte harekete o zaman geçeceksin. </div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;">Bilimsel bir anketten de kahve falını ancak ben çıkarırım, bunu da böyle bileceksin.</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;"><b>"Ulan niye katloldunuz? Özür dileyin çabuk!" diye 'fucking SOAD'a seslenmeli. 11 (8%)</b> <b><span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;">=></span></b> Amann, özür dileseler ne olur azizim? Özür de dilese, amele yine amele, eşek yine eşek. Zaten piyasaya Hadise çıkınca korkup kaçmış bunlar. Yok yarışmayacaklarmış. Eşeğin işi ne zaten sahnede. Git yalağında anır değil mi ama?</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;"><b>Arkasına İsveçli kızlar almalı hacı. Oradan hiç puan gelmiyor. Belki böyle gelir. Hastasıyım İsveçliler'in. 12 (9%)</b> <b><span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;">=></span></b> Yurdum erkeğinin hiç şaşmayan sarı saç - mavi göz fetişine mukabil eder bu şık. Nitekim, boy <i>ortalaması</i> 1.75'i anca bulan yurdum erkeği için, bu en kısası 1.90 olan hatunlara ulaşabilmek metreler bazında bir hayli zordur. Darılmaca, gücenmece yok! Gerçek böyle azizim. Hadise kız haliyle ulaşır o hatunlara, sen sapına kadar erkekliğinle yine de ulaşamazsın. Çünkü sorun nerede biliyor musun? Hadise İsveçli hatunları arkasına alır. Dans etsinler diye. Sen yakalasan önüne alırsın. Potansiyelini kinetiğe çevirsinler diye. E sonra <i>niye İsveçli ahbabım yok benim</i>? Niye olsun ki? Amacın ahbaplık mı akrabalık mı? Ona bir karar ver önce.</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;"><b>İsmail YK ile kısa bir düet, Ajdar ile karşılıklı bir folklor gösterisi... Hadise'nin tüm ilacı bu. 26 (20%)</b> <b><span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;">=></span></b> Seni kutluyorum. Sen ki ilerde Türkiye Eurovision Araştırma ve Geliştirme Kurumu (TEAr-GeK) diye bir kurum kurulursa eğer, o kurumun başkanlığını değil ama, asbaşkanlığını yapacak kadar süper bir insansın. Yöneticilikle alakan yoksa eğer, o da olur. Çünkü sen, TEAr-GeK binasının inşaatından sorumlu mühendis olacak kadar da mükemmel birisin yani. Ama liseden terk falansan, mühendis de olamayacaksan üzülme gene de, sıkıntı yok. Çünkü sen, o binanın inşaatında amele olarak çalışabilecek kadar da kusursuz birisin. Her şeyin çaresi var. Demek istediğim, hani oldu ya, aslında olmaz ama çok umutlanma sırf geyiğine söylüyorum yani, hani oldu da öyle bir kurum kuruldu, işte sen o kurumun açılış törenindeki kokteylde şaraba petibör bisküvi bandırıp, şaraplı kısmı ısırdıktan sonra, bisküvinin kalan sert tarafını Hadise'ye ikram edecek kadar ince bir insansın. <a href="http://www.geyikmuhendisi.com/2008/05/orba.html">Ege'nin tüm domates tarlaları seni kutsasın</a>. Amin.</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;"><b>Az giyinsin, öz giyinsin. Nakarat sonunda da Sharapova gibi çığırırsa tamamdır bu iş. 51 (40%)</b> <b><span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;">=></span></b> Pratik zeka diye ben buna derim işte. Hem giysi masrafından kısacaksın, hem çığlıklarla coşturacaksın, hem de kazanacaksın. Ver coşkuyu usta. Vur kırbacı dağlara taşlara.<br /><br /></div> </span><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-6847078096843369315?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com3tag:blogger.com,1999:blog-8039733724618581814.post-65102009685507914022009-02-23T00:25:00.002+02:002009-02-23T00:27:55.915+02:00Bugün de Benim Doğum Günüm Değil<div style="text-align: justify;">Şimdi benim arkadaşlarım var, doğum günleri hep okul zamanında. Bir gün onunkini kutluyoruz, ertesi gün berikinin doğumgününü, başka bir gün ötekinin. Sınıf, sınıf değil ki bildiğin Reina yahu. Reina'yı bilmiyorsanız gidin araştırın derim. Devir internet devri. Bilgi devri.</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 275px;" src="http://www.alabildigine.net/dosyalar/resim/dogum_gunu_pasta_ufleyen_kiz_cocuk.jpg" border="0" alt="" /><br /><div style="text-align: justify;">Benim doğum günüm Temmuz'un tam ortasına koğuşlandığı için, bende bir için için kıskançlık oluyor bu sınıftaki kutlamalara. Okulda 50 kişinin ortasında hiç doğumgünü kutlamadım ben. Hiç o duyguyu hissetmedim. Halbuki çok duygu yüklü biriyimdir. Bana özel bir şey de değil aslında, herhangi tanıdığınız bir sulugöz yengeç erkeğinde de bu semptoma rastlayabilirsiniz. Yok eğer tanımıyorsanız, stredin. Ne güzel işte, şanslısınız, haftanın 4 günü periyodik olarak ağlayan birine teselli verme zorunluluğunuz yok. Sevinin. Yani sonuç olarak demek istediğim şu ki; ben kıskançlıktan çok çatlıyorum bu konuda vesselam. Zamanında bir doğum günü kutlaması için sınıfa getirilen kocamanından bir pastanın üzerine kasıtlı bir şekilde ayakkabımın izini bırakmış olmam sırf bundan ötürüdür. Ama siz sakın böyle kıskanç, bencil olmayın tabi. Ben sizin yerinize zaten oluyorum.</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><span class="fullpost"><div style="text-align: justify;">Yine de benim umudum hep var. Bir gün gelecek, benim de doğum günüm kutlanarak matematik dersi kaynatılacak. İnanıyorum. Çünkü sırf bu amaç için bu yaz, <b>yaz okulu</b>na gitmek en büyük projelerim arasında yerini koruyor.</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;">Bu arada yengeç diye de genişlettik konuyu bari devam edelim. Temmuz'un 20'sinde doğuyorsun arkadaşım, bari 2 gün sabret de aslan burcuna yetiş. Ama yok. Ama yoklar. Yengeç olmak tam bir karın ağrısı dostlar. Böyle evine, sevdiğine sadık, duygusal, sulugöz başka bir burç daha yok. Ne sevgilinden ayrılınca duygusuz bir şekilde hiç olmamış gibi davranabiliyorsun, ne de birini sevince hovardalık yapabiliyorsun. Rahatçana başka hatunlarla kırıştıramıyorsun yani. Dışarda iki gece kaçamak yapınca vicdanın öyle sızlıyor ki sözlere dökemiyorum. Döksem vicdanım kabusum oluyor, Golden Gate köprüsünden atlayıp kendimi İstanbul Boğazı'nın serin sularına vurasım geliyor. Paralel evrenlerden zıplayıp, kesişen evrenlerde kesişim noktasında sıkışasım geliyor. İşte bu yüzden buradan henüz doğmamış, yengeç burcu olma riski yüksek fetüslere sesleniyorum. Siz siz olun, benim gibi tabakhaneye bok yetiştirir vaziyette alelacele gelmeyin bu kahrolası dünyaya. Acık sıkın dişinizi, aslanlar gibi aslan burcu olun. Gidin Galatasaray Lisesi'nde kükreyin, İstiklal'de gönül rahatlığıyla kız kaldırın falan...</div><div style="text-align: justify;"><br /></div><div style="text-align: justify;">Bize hiç böyle uyarılarda bulunan olmadı, azizim. Bizim zamanımızda yoktu ki böyle bir Geyik Mühendisi... Tey tey...</div><div style="text-align: justify;"><br /></div></span><div class="blogger-post-footer">Yansın bu Olcay. Su veren itfaiyenin hortumunu...<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8039733724618581814-6510200968550791402?l=www.geyikmuhendisi.com'/></div>Geyik Mühendisihttp://www.blogger.com/profile/09675961004627874200noreply@blogger.com8