tag:blogger.com,1999:blog-78625431956572019632009-02-21T11:20:42.174+02:00Meme kanseri ile ilgili bilmek istediğiniz her şeyMeme kanseri, Meme kanseri Hastalığı, Meme kanseri Tedavisi, Meme kanseri Hastalıkları, Meme kanseri için Şifalı Bitkiler, Göğüs Kanseri, Gogus KanseriKBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.comBlogger37125tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-54134735142240402432008-08-25T20:05:00.003+03:002008-08-25T20:05:00.565+03:00Gogus Ve Dekolte Bakımlari<center style="color: rgb(255, 0, 0);"><h1>Göğüs Ve Dekolte Bakımları</h1></center> <table style="color: rgb(0, 0, 102);" align="right" width="160"><tbody><tr><td> <br /></td></tr></tbody></table><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Göğüslerde meydana gelen sarkma, yumuşaklık ve deformasyon bayanların en çok duyarlı oldukları konuların başında yer almaktadır. </span> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Yapısında hiç kas olmayan tamamen yağ ve süt bezlerinden oluşan göğüsler zamanla yer çekimi, yaşlanma, sık kilo alıp verme, doğum, emzirme, yanlış sütyen kullanımı gibi nedenlerle eski diri ve dik görünümlerini yitirirler ve bu durum estetik açıdan bayanların huzursuz olmasına ve çeşitli yöntemler aramasına neden olur.</p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Sizlerin de çok iyi bildiği gibi ilk akla gelen büyütme, küçültme ya da silikon gibi operasyonlardır. Ancak ben şahsen bir kadının kadın olduğunu vurgulayan göğüs gibi önemli bir uzvunu cerrahi müdahalelerle riske atmasını kesinlikle doğru bulmuyorum. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Kaldı ki slikon ve benzeri yöntemlerin zararlı olup olmadığı halen tartışılmaktadır. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">ABD ve Avrupada slikon yaptıranlar bile zamanla bunları çıkartmaktadırlar.</p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Halbuki göğüslerde meydana gelen deformasyonları sağlığınızı riske atmadan yapay ve size ait olmadığı her halinden belli olan yöntemler yerine son derece sağlıklı, doğal ve etkili bir biçimde gidermek mümkündür.</p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Biz Lavinia'da bu konuda son teknoloji ürünü bilgisayar kontrollü sistemlerimiz ve özellikle yosun özleri içeren tamamen doğal içerikli krem, maske, serum ve ampuller yardımı ile bıçak altına yatmadan size sağlıklı çözümler sunabiliyoruz.</p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Kişinin göğüs büyüklüğü, yaşı ve deformasyon derecesi belirlendikten sonra ilk önce 5 seans yoğun bir şekilde ürünlerle bakım yapıyoruz. Özel masaj teknikleri ile uygulanan hücre yenileyici ve sıkılaştırıcı bu ürünler göğüs dokusunun canlanmasını ve dirileşmesini sağlıyor. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Tabi ki ürünle dikleştirme işlemi yapılamayacağı için 10 seans süresince bilgisayar programlı bir cihaz yardımı ile özellikle boyun ve dekolte kaslarını çalıştırarak göğsü taşıyan bağ dokusunu kaldırıyor ve 15 seanslık bir kür sonucunda sağlıklı bir şekilde diri ve dik göğüslere kavuşmanıza yardımcı oluyoruz.</p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Herhangi bir yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermemek için şu hususu vurgulamak isitiyorum.Yukarıda açıkladığımız işlemler göğüslerin toparlanıp dikleşmesini sağlar, ancak büyütme ya da küçültme yapan bir etkisi yoktur. Böyle bir programa katılmak için göğüslerinizin deforme olmalarını beklememize gerek yok. Tıpkı cilt bakımı yaptırır gibi ayda bir kez özel ürünler kullanılarak yapılan göğüs bakımına katılmanız ileride yaşayacağınız problemlerin önlenmesini sağlar.</p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Tüm bunlarla birlikte göğüs güzelliğini korumak amacı ile aşağıdaki bilgilerin sizlere yardımcı olacağını ümit ediyorum. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>Göğüs güzelliğini korumak için</strong></p> <ul style="color: rgb(0, 0, 102);"><li>Çok sıcak su ile duş almayın. </li><li>Her banyodan sonra soğuk su ile masaj yapın. </li><li>Üstsüz güneşlenmeyin. </li><li>Doğru sütyen kullanın. </li><li>Sütyensiz spor yapmayın. </li><li>Sürekli yüz üstü yatmayın. </li><li>Çok sık kilo alıp vermeyin. </li><li>Düzenli olarak nemlendirici bir krem ile masaj yapın. </li><li>Özellikle boyun, omuz ve kolları çalıştırcı egzersizleri ihmal etmeyin.</li></ul> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>Göğüs liftingi</strong> </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>1. Göğüs liftingi nedir?</strong> </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Çeşitli nedenlerden dolayı formunu kaybetmiş, sarkmış göğüslerin dikleştirilip, toparlanması işlemidir. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>2. Göğüs liftinginde ürün kullanılır mı?</strong> </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Ürün kullanılarak daha çok göğüs dokusunu sıkılaştırma ve nemlendirme işlemi yapılır. Lifting uygulaması bu işlem için geliştirilmiş özel cihazlarla uygulanır. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>3. Göğüs liftingi sırasında göğüs kasları mı çalıştırılır?</strong> </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Hayır, çünkü göğüste kas yoktur. Dikleşme ve toparlama işlemi özellikle boyun ve göğsü taşıyan dekolte bölümündeki kaslar çalıştırılarak yapılır. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>4. Göğüs liftingi kimlere uygulanmaz?</strong> </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Bu işlem kalp problemi olanlara, vücudunda kalp pili, metal ya da protez olanlara; hamilelere, emziren bayanlara ve göğsünde kist problemi olanlara uygulanmaz. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>5. Bu uygulama göğüslerde büyüme ya da küçülme etkisi sağlar mı?</strong> </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Hayır, bu cerrahi bir işlem olmadığı için ne büyüme ne de küçülme sağlamaz. Ancak toparlama ve dikleşmenin etkisiyle göğüsler daha diri ve formda görüneceklerdir </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>6. Göğüs liftingi kaç yaşından itibaren uygulanabilir?</strong> </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Bu tamamen göğüslerdeki deformasyonla ilgilidir. Genelde hamilelik ve emzirme döneminden sonra uygulanmaktadır. Ancak öncesinde de ihtiyaç varsa göğüs oluşumu tamamlanmış herkese rahatlıkla uygulanabilir. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>7. Bu uygulama süt bezlerine ya da göğüs ucu hassasiyetini etkiler mi ?</strong> </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Deri altına bir müdahale olmadığı için bunlardan hiçbirisi söz konusu değildir. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>8. Göğüs kremleri dikleştirici etki sağlar mı ?</strong> </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Hayır, bu tür ürünler genelde göğsü sıkılaştırmak ve formunu korumak amaçlı kullanılmaktadır. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>9. Bu uygulama sırasında herhangi bir acı hissedilir mi?</strong> </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Hayır. Ancak göğsü taşıyan kaslarda yoğun gerilme, hareket ve kasılmalar hissedilir. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>10. Bu uygulama kaç seans yapılmaktadır?</strong> </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Bu kişinin yaşı ve deformasyon derecesine bağlı olarak genelde 10 seans olarak uygulanmaktadır. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>11. Dikleşmenin etkisi ne kadar sürmektedir?</strong> </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Bu göğüs büyüklüğüyle yakından ilgilidir. Ancak göğüste kas olmadığı için yaklaşık 1-1.5 yıl sonra tekrar deformasyon görülebilir. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>12. Göğüs deformasyonunun nedenleri nelerdir?</strong> </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Sık sık kilo alıp verme, hamilelik, emzirme, çok fazla sigara tüketimi, az su içmek, yanlış sütyen kullanımı, üstsüz güneşlenmek ve aşırı sıcak suyla banyo yapmak. </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>13. Göğüs güzelliğini korumak için hangi sporlar etkilidir?</strong> </p> <p style="color: rgb(0, 0, 102);">Bu amaç için en ideali yüzmedir.</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-5413473514224040243?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-73066958443950349862008-08-20T20:04:00.001+03:002008-08-20T20:04:00.256+03:00Gogus Buyutme Ameliyatlari<center style="color: rgb(255, 0, 0);"><h1>Göğüs Büyütme Ameliyatları</h1></center> <table style="color: rgb(0, 0, 102);" align="right" width="160"><tbody><tr><td> <br /></td></tr></tbody></table><img style="color: rgb(0, 0, 102);" src="http://kadin.hastaliklari.com/resimler/makale/meme_kucultme.jpg" align="left" height="195" width="200" /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Göğüsler, meme dokusu altına yerleştirilen ve genellikle silikon yapısında olan meme protezi ile büyütülebilmektedir. Meme büyütme ameliyatı için başvuran hastalar genellikle ulaşmak istedikleri meme büyüklüğünü tarif etmede güçlük çekerler. Sıklıkla, istedikleri sütyen numarasını söylerler (85, 90 gibi). Ancak çeşitli sütyen markaları, farklı büyüklükte olabilir. Bu nedenle ameliyat öncesinde hastanın beklentisinin çok iyi saptanması, bunun yanında olabilecek farklı büyüklükler ve sebepleri (örneğin küçük yaşlardan beri çok küçük olan göğüslerin çok fazla büyütülmesi bir ameliyatta mümkün olmayabilir çünkü derinin belirli bir oranda esneme kabiliyeti vardır, bu toleransın çok zorlanması, komplikasyona- dikiş açılması, kapsül kontraktürü gibi- yol açabilir). </span><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Hastalar ameliyat öncesi aspirin almamalı, vücudun herhangi bir yerinde enfeksiyon olmamalıdır. Kırk yaşın üzerindeki hastalarda özellikle ailede meme kanseri hikayesi varsa ameliyattan önce mamografik inceleme yapılmalıdır. Meme büyütme amacı ile günümüze kadar parafin, lastik, sünger gibi çok çeşitli yabancı maddeler yanında, hastanın kendi dokuları da kullanılmıştır. Yabancı maddelerin büyük kısmında reaksiyon olusumu ve atılım görülmüş, vücut dokularında ise zamanla erime ve küçülme ortaya çıkmıştır. İlk defa 1963 te silikon protezlerin kullanımıyla, bu alanda yeni bir çığır açılmıştır. Günümüze kadar silikon protezlerde çok önemli gelişmeler sağlanmış ve daha uzun süre dayanan ve çok daha az rahatsızlıklara neden olan protezler üretilmiştir. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Ameliyata karar verildikten sonra, hasta ile ayrıntılı bir görüşme yapılıp hastanın beklentileri belirlenir. Ameliyatın riskleri anlatılır. Aspirin alımı ameliyattan 10 gün önce kesilmelidir. Ayrıca yine sigara içiliyorsa, 10 gün önce kesilmelidir. Meme protezinin, kansere neden olmadığı birçok yabancı bilimsel araştırmalarla saptanmıştır. Bu araştırmalarda, 20-30 yıl gibi uzun süreler takip edilen hastalar incelenmiş ve meme protezi konulan hastalarda normal kadınlara göre meme kanseri oluşma oranı farklı çıkmamış hatta biraz daha düşük olduğu belirlenmiştir. Meme protezinin yerleştirileceği cebin açılması için üç değişik ulaşım yolu vardır. Bunlar: meme başı etrafı, meme altı ve koltuk altıdır. Teknik olarak en basit olanı meme altı kesisidir. Ancak bu metodun olumsuz tarafı, diğerlerine göre daha çok belirgin görülebilen bir iz bırakmasıdır. Ancak izin fazla belirgin olması halinde ikinci bir ameliyat ile azaltılması olasıdır. Meme başı halkası etrafından yapılan kesi ise en az iz bırakanıdır. Bunun olumsuz tarafı ise, teknik olarak biraz daha zor olması ve özellikle küçük çaptaki meme başı halkası durumunda ( 3 cm ve altı) protezi yerleştirmenin çok zor olmasıdır. Son dönemde özellikle ABD de en popüler yöntem içi su dolu olan protezlerin koltuk altından kas altına yerleştirilmesi.sıkça kullanılan ve endoskopik yöntemler ile gerçekleştirilen bu teknikte meme üzerinde kesi yapmaya gerek kalmıyor ve hiçbir iz bırakılmamış oluyor. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Aynı ameliyatta karın germe ameliyatı da yapılacak ise, bu durumda meme etrafı veya üzerinde herhangi bir kesi yapılmasına gerek kalmaz. Karın germe için yapılan göbek altındaki kesiden meme altına ulaşılarak protezler yerleştirilebilir. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>1- Bu ameliyatta neler yapılır?</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Bu operasyonda içi silikon veya sıvı ile dolu meme protezleri kullanılır. Bunlar değişik hacimlerde olup hastanın istekleri ve doktorun tavsiyeleri doğrultusunda uygulanacak hacim tespit edilir. Seçilen protezler, koltuk altından, meme altındaki kıvrım çizgisi üzerinden veya meme ucu etrafındaki renkli bölgenin (areola) sınırından küçük birer cilt kesisi yapılarak yerleştirilir. Protez hemen meme dokusunun altına veya göğüs kasının arkasına yerleştirilir. Her iki şekilde de hastanın süt bezleri korunduğundan çocuk emzirmede bir problem olmayacaktır. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>2- Kimler bu ameliyat için uygun adaydır</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Doğuştan meme dokusu hiç yok veya çok küçük ise, aşırı kilo kaybı veya doğuma bağlı meme dokusunda ileri derecede sarkma ve hacim kaybı varsa, her iki meme arasında büyüklük ve şekil farklılığı (asimetri) varsa, kanser ameliyatına bağlı olarak memelerin biri veya her ikisi alınmışsa veya kendi gözünüzde memeleriniz küçük görünüyorsa meme protezi operasyonu için aday olabilirsiniz. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>3- Ameliyat hakkında bilgi</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Operasyon 1-2 saat kadar sürer. Sedasyon eşliğinde lokal anesteziyle veya genel anesteziyle yapılabilir. Hasta genellikle aynı gün taburcu edilir. Bazen 1-2 gün yatması gerekir. Hasta sigara içiyorsa ameliyattan en az 2 hafta önce bırakması ve ameliyattan sonra en az 15-20 gün hiç içmemesi tavsiye olunur. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>4- Ameliyata bağlı normalde beklenen rahatsızlıklar nelerdir</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Ödeme bağlı ameliyat bölgesinde şişlik, meme başı duyusunda değişiklik, ciltte geçici çürükler, birkaç hafta boyunca göğüslerde ağrı ve hassasiyet artışı. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>5- Ameliyatın riskleri vardır ve önceden bilinmesi gerekir</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">İnfeksiyon, sıvı birikimi (seroma), memelerde asimetri, göğüslerde sertleşme (protez etrafında kapsül oluşumuna bağlı), nadiren protez materyalinin yırtılması ve bunlara bağlı olarak ikinci bir ameliyatın gerekliliği. Meme protezlerinin ana maddesi olan silikonun kanser yapıcı etkisi olduğu halen kanıtlanmamıştır. Ancak kişinin kendisinde mevcut olan kansere yakalanma riskini arttırmadığı rahatlıkla söylenebilir. Meme dokusu içinde silikonun varlığı ancak mamografik tetkiklerde zorluk yaratabilir. Bazen meme başı ve göğüs cildindeki duyu değişiklikleri (hassasiyet artışı veya hissizlik) kalıcı olabilmektedir. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>6- Normale dönüş</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Hasta ameliyattan birkaç gün sonra sütyen giyerek işbaşı yapabilir. Dikişler 5-10 gün arasında alınır. Göğüslerle fiziksel kontakt en az 3-4 hafta sonra olmalıdır çünkü bu süre içinde temas ağrı meydana getirebilir. Pembe ameliyat yara izinin solarak gözden kaybolması aylardan birkaç yıla kadar sürebilir. Sonuçların sürekliliği değişkendir. Bazı durumlarda protezlerin tamamen çıkartılması veya yenileriyle değiştirilmesi gerekebilir.</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-7306695844395034986?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-72836781033962729122008-08-15T20:03:00.001+03:002008-08-15T20:03:00.756+03:00Daha dik gogusler icin<center style="color: rgb(255, 0, 0);"><h1>Daha Dik Göğüsler İçin</h1></center> <table style="color: rgb(0, 0, 102);" align="right" width="160"><tbody><tr><td> <br /></td></tr></tbody></table><img style="color: rgb(0, 0, 102);" src="http://kadin.hastaliklari.com/resimler/makale/dik_gogusler.jpg" align="left" height="214" width="263" /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Uzmanlara göre, ameliyat olmadan da kesinlikle dümdüz bir karna ve harika göğüslere sahip olmak artık mümkün. </span><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Her kadın diri ve güzel göğüslere sahip olmak ister. Uyku şekli, göğüslerin formunu yıllar içinde değiştirir. İp atlama ve koşma göğüslerin sarkmasına neden olur. Doğal ürünler ve düzgün beslenmeyle diri ve biçimli göğüslere sahip olabilirsiniz. Eczanelerde reçetesiz olarak satılan göğüs büyütücü bitkisel tabletlerin içinde şevket otu, karahindi bağı, melek otu, beş parmak otu gibi bitkiler bulunuyor. Bilimadamları, bu otların yenerek tüketilmesinin de olumlu sonuç verebileceğini söylüyor. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Uzmanlar, daha diri göğüslere sahip olmak isteyenlerin tüketmeleri gereken besinleri ise şöyle sıralıyor: "Sarımsak ve fesleğen gibi lezzet vericiler; soya gibi kuru baklagiller; buğday ve pirinç gibi tahıllar; bezelye, havuç ve patates gibi sebzeler; hurma, nar, vişne ve elma gibi meyveler. İçecek olarak kahve." </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">İşte neştersiz güzelliğin sırları: Günde 2 kere, öğünler arasında 1 bardak ananas suyu için. Ananasın içerdiği maddeler dokuları gerginleştirir. Sabahları kahvaltıdan önce bir çorba kaşığı bitkisel yağ, hücreleri zararlı maddelerden ve serbest radikallerden korur, sizi gençleştirir. Ayrıca her gün düzenli olarak yapılan soğuk duş ya da buz masajı bağ dokusunu güçlendirir. Göğüslerin kesinlikle formda kalmasını sağlar. Soyulmuş elma ise dekolteye tat katar. Meyve asitleri ve C vitamini kolajen üretimini harekete geçirir ve küçük kirleri temizler. Elmayı dilimleyin, dekoltenize yerleştirin. 20 dakika bekletin, soğuk suyla durulayın. Masaj, bağ dokusunu güçlendirir. Ellerinize aromatik vücut yağı sürün. Sağ elinizle sol göğsünüzü, sol elinizle de diğer göğsünüzü ovarak masaj yapın. Ayrıca, duruş çok etkilidir. Sahip olduklarınızı göstermekten kaçınmayın. Karın içeri, göğüs dışarı kuralına uyun. Omuzlarınızın vücudunuza göre orantılı olmasını istiyorsanız, her gün 1 kase yoğurt yiyin.</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-7283678103396272912?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-3967235908084977242008-08-10T20:01:00.001+03:002008-08-10T20:01:01.388+03:00Meme Kucultme Ameliyati<center style="color: rgb(255, 0, 0);"><h1>Meme Küçültme Ameliyatı</h1></center> <table style="color: rgb(0, 0, 102);" align="right" width="160"><tbody><tr><td> <br /></td></tr></tbody></table><img style="color: rgb(0, 0, 102);" src="http://kadin.hastaliklari.com/resimler/makale/meme_kucultme.jpg" align="left" height="166" width="175" /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Meme Küçültme Ameliyatı (Reduction Mammaplasty) estetik göğüs ameliyatları içerisinde temelde göğüs dikleştirme ameliyatlarına çok yakın bir ameliyattır. Meme küçültme ameliyatının (reduction mammaplasty) tek farkı bu ameliyatta meme dikleştirilirken memenin içerisindeki bezlerden ve yağlardan bir kısmı ve bir miktar deri de alınarak yapılması. Böylece meme hem küçülür hem de şekli düzeltilir. </span><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>GÖĞÜS ESTETİĞİ VE MEME KÜÇÜLTME AMELİYATI</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Meme dikleştirme ameliyatında söylediklerimi meme küçültme ameliyatını (reduction mammaplasty) anlatırken de aralarda tekrar edeceğim. Aynada göğüslerinize bakın. Eğer meme uçlarınız meme katlantı çizginizin üzerindeyse herşey yolunda demektir. Eğer bu çizgi seviyesine inmişse hafif, bu çizginin altında ise ileri derecede meme sarkıklığınız var denebilir. Özellikle tam aşağı bakan meme uçları durumun ağırlığını gösterir. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Aşırı büyük göğüslerin sebep olduğu bazı sağlık problemleri de var. Örneğin bu insanların hemen hepsinde ciddi bel ağrıları ve omurga problemleri görülür. 4-5 kg ağırlığında bir yükü boynunuza asın ve bu yükle bir kaç dakika ayakta durun neden olduğunu anlayacaksınız. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Büyük göğüslerin altında genellikle pişikler oluşur. Hatta bu pişikler bazen açık yaralara dönüşebilir. Aşırı büyük göğüslerin neden olduğu psikolojik sorunlarda hep göz ardı ediliyor. Özellikle ergenlikte aşırı büyüme gösteren göğüsler (gigantomastia) hastalarda uyum sorunları doğurabilir. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>GÖĞÜSLER NEDEN SARKAR?</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Bunun bir çok nedeni olabilir. Yaşlanmaya bağlı hormonal nedenler ile meme dokusunda azalma olur. Bu da memenin içinin boşalmasına ve sarkmasına neden olur. Emziren annelerin göğüsleri de sarkmaya daha meğilli olur. Mememler süt dolu olunca büyürler, emzirmeyle boşalırlar. Bu defalarca tekrarlanınca memeler doğal olarak sarkar. Ayrıca yerçekimi memeleri aşağı doğru çekerek sarkmalarına sebep olur. Bazı durumlarda ise sarkıklık çok erken yaşlarda başlar ve tamamen memeyi taşıyan bağların doğuştan zayıf olmasından kaynaklanır. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>AMELİYATSIZ ÇÖZÜMLER OLABİLİR Mİ?</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Maalesef. Sarkmış göğüsleri toparlayacak bilinen bir yöntem henüz yok. Memelerin göğüs kaslarının zayıf olmasından sarktığını ve spor ile dikleşeceklerini düşünmeyin. Anatomik olarak göğüs kasının ve meme sarkmasının bir alakası yok. Spor ile vücudunuzda bir çok iyileşme sağlayabilirsiniz ama meme dikleştirmek bunlardan biri değil. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>AMELİYAT: KESİLER VE İZLER:</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Meme dikleştirme ameliyatı aslında iyi yapılırsa çok iyi sonuç veren bir operasyon. Memeye yeniden şekil vermek, sarkıklığı tamamen gidermek, aynı anda da memeyi büyültmek ya da küçültmek mümkün. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Ama bütün bunların bedeli memede bırakılan izler oluyor. Henüz iz bırakmadan meme dikleştirebilecek bir ameliyat tekniği bilinmiyor. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Kullanılan teknikler meme ucunun deri ile birleştiği bütün çevresi boyunca ve meme altına doğru uzanan bir iz bırakıyorlar. Bu iz klasik tekniklerde meme altında da devam ediyor ve alttaki katlantı çizgisinde devam ediyor. Daha yeni tekniklerde bu alt iz yapılmıyor. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Genellikle meme ne kadar sarkıksa bırakılan izlerin o kadar uzun olacağını kabul edebiliriz. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>GÖĞÜS DİKLEŞTİRME ve GÖĞÜS BÜYÜLTME AMELİYATLARI ARASINDA NE FARK VAR?</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Temelde tek fark birinde meme dokusunun alınarak memenin küçültülmesi diğerinde sadece sarkıklığın giderilmesi. Teknik olarak her iki ameliyat birbirine çok yakın. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>KİMLER BU AMELİYATI OLMALI:</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Aslında yapılan ameliyat bir estetik problemin (sarkıklık) bir diğerine (iz) dönüştürülmesi olarak görülebilir. Dolayısı ile bu ameliyat herkes için uygun olmayabilir. Eğer göğüslerinizdeki sarkıklık orta derecede ise, eğer izlerden ciddi şekilde rahatsız olacağınızı düşünüyorsanız bu ameliyatı olmayın. Ama ciddi derecede sarkık göğüsleriniz varsa ve hiç bir şey bundan daha kötü olamaz diyorsanız bu ameliyat size uygundur. Ameliyat sonunda dimdik ve şekilli, istediğiniz boyda göğüsleriniz olacaktır. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">İzlerden ne kadar rahatsız olunacağı da çok kişisel bir konu. Benim gözlemim gerçekten sarkık göğüslü hastalarım bu izleri benim beklediğim kadar dert etmiyorlar. Ben bu ameliyatı çok seçerek yaptığım için bu güne kadar da izlerimden çok mutsuzum diyen hastam olmadı. Ama bu ameliyatın diğer ameliyatlara göre daha fazla iz bıraktığını ve bu izlerin ne derece belirgin olacağının biraz da hastanın iyileşme faktörleri ile ilgili olacağını unutmamak gerekiyor. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR:</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Büyük göğüsler daha fazla süt verir. Böyle bir ilişki kurmak doğru değildir. Süt üretimi hormonal etkilere bağlıdır ve A cup bir anne ikiz bebeklerini rahatlıkla emzirebilirken, D cup bir annenin hiç sütü gelmeyebilir. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Büyük göğüslerde meme bezi fazla olduğu için kanser ihtimalide artar. Bu da doğru değildir. Memesi olan her canlı meme kanseri olabilir. İhtimal daha çok aile hikayesi, hamilelikler, ilaç kullanımı gibi faktörlere bağlıdır. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>SIK SORULAN SORULAR:</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em><u>Bu ameliyattan sonra emzirebilir miyim?</u></em> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Bu soruya kesin evet demek zor ama belli teknikler kullanılırsa büyük bir olasılıkla normal bir şekilde emzirebilirsiniz. Emzirme için önemli olan meme ucunun, süt kanallarının ve süt bezlerinin ameliyat sırasında hiç ellenmemiş olmasıdır. Yani meme ucunu zeminden kaldırıp yukarı taşırsanız (böyle teknikler var örneğin) emzirememe ihtimaliniz yüksek olacaktır. Ama �central pedicule� olarak bilinen teknik kullanılırsa meme ucu, kanallar ve bezler tek bir parça olarak tutulur ve emzirmenizde bir sorun çıkmaz. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em><u>İzsiz meme küçültmek mümkün mü?</u></em> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Genellikle hayır. Çok nadir durumda sorun sadece büyüklükte ise ve memeler hiç sarkmamışsa liposuction ile memeler biraz küçültülebilir. Ama bu küçülme hem çok sınırlı olur hem de göğüslerin bir miktar sarkmasına sebep olur. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em><u>İzler beni ne kadar rahatsız eder?</u></em> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Eğer sırt ağrılarından şikayet edecek kadar iri göğüsleriniz varsa bu izleri kabul edilir bulma hatta sonuçtan çok memnun olma ihtimaliniz çok yüksektir. Ama sadece küçük göğüsleri beğendiğiniz için şekli ve büyüklüğü sizi rahatsız etmeyen göğüslerinize bu ameliyatı yaptırmayın. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>KOMPLİKASYONLAR VE ÇIKABİLECEK SORUNLAR:</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Bu ameliyat sonrasında karşılaşabileceğiniz sorunlar meme dikleştirme ameliyatındakilere çok yakın ve riskler nisbeten biraz daha fazla. Bunların başında, her ameliyatta olduğu gibi kanama ve enfeksiyon var. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Bu tür ameliyatlarda ciddi bir kanama olması olasılığı neredeyse yok. Kanama memenin bir kenarında kan birikmesi yani hematom şeklinde olabilir. Doktorunuz sizi yeniden ameliyathaneye alarak bu birikmeyi temizlemek ve kanamayı, eğer devam ediyorsa, durdurmak isteyebilir.. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Aynı şekilde ameliyattan sonra beşinci gün civarında tek taraflı bir şişlik enfeksiyon habercisi olabilir. Yine çözüm enfeksiyonun temizlenmesi ve tabii antibiotik tedavisi olacaktır. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Cilt kaybı, yine nadir olmasına rağmen görülebilecek komplikasyonlar arasındadır. Genellikle ameliyattan sonra sigara içen hastalarda gözükür. Özellikle çok büyük memelerin küçültüldüğü ameliyatlarda bu risk daha artar. Deri siyah renkli sert bir şekil alır ve uzun süre pansuman yapılması gerekebilir. Bu süreyi kısaltmanın bir yolu da küçük bir müdahele ile ölü cildin temizlenmesidir. Aynı deri problemi göğüs ucunda da görülebilir. Bir müddet pansuman sonucunda bu tür problemler genellikle tahminlerin ötesinde iyi iyileşirler. Sakın bir şey olmaz diye sigaraya başlamayın. Ameliyattan sonraki ilk iki haftanın kritik olduğunu unutmayın. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Yara iyileşme problemleri genellikle ameliyatta kullanılan kalın dikişlerden kaynaklanır. Genellikle bir kaç günlük pansumandan sonra iyileşirler. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Estetik sorunlar: Asimetri bu ameliyattan sonra karşılaşılabilecek sorunlar arasında. Ciddi asimetrilerde bir rötuş ameliyatı gerekebilir. Bu ameliyatın sonucunda meme şeklinizi hiç beğenmeme olasılığınız da tabi her zaman var. Bu durumda da bir ikinci ameliyat şansınız var. Genllikle asimetrileri düzeltmek kolay oluyor. En zor düzelen deformiteler meme ucunun gereğinden fazla yukarıya kaldırıldığı durumlardır. Göğüsleri cerrahi olarak kaldırmak kolayken sarkmalarını sağlamak çok daha zor olmakta. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>İPUÇLARI:</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">* Ameliyat öncesi mutlaka bir kontrol mamogramı çektirin ve saklayın. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">* Aynanın karşısına geçin ve göğüslerinizin ne kadar sarktığına karar verin. Eğer meme ucunuz meme altınızdaki katlantı çizgisinin altına inmişse ameliyat için iyi bir adaysınız demektir. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">* Bu ameliyat ile memelere mükemmele yakın şekil verilebilir ama memede izler kalması kaçınılmazdır. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">* Göğüsler ne kadar sarkıksa kalacak olan ameliyat izi de o kadar çok olacaktır. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>AMELİYAT ÖNCESİ VE SONRASI SİZİ NELER BEKLER:</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Bu büyüklük ve zorluk olarak orta sıralarda bir ameliyat. Ağrılı bir ameliyat değil. Genellikle hastalar aynı gün taburcu olabiliyorlar ve 3-4 gün sonra işlerine dönebiliyorlar. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">İlk gece nispeten sıkıntılı geçebilir. Genellikle ağızdan alınacak basit bir ağrı kesici yeterli olur. Bu ameliyat ciddi morarmanın ve şişliklerin beklenmediği bir girişimdir. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Çalışıyorsanız bu ameliyat için bir haftanızı ayırmak en doğrusu olacaktır. Bir haftanın sonunda neredeyse normale dönmüş olursunuz. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><strong>AMELİYATIN KARNESİ:</strong> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Anestezi şekli:</em> Genel. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Ameliyat nerede yapılmalı:</em> Bir hastanede ve ameliyathanede. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Ameliyat süresi:</em> 2 saat. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Hastanede yatış süresi:</em> Aynı gün taburcu olunabilir. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Ameliyat sonrası ağrı sıkıntı:</em> Bir kaç gün hafif bir sızlama olabilir. Özellikle ilk bir kaç gün kol hareketlerinde hafif ağrı olur. Genellikle ağızdan alınan basit ağrı kesiciler yeterli olur. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Şişme, morarma:</em> 5-10 gün arasında, orta derecede. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Dren:</em> Düşük bir ihtimalle drenler kullanmak gerekir. Drenler ertesi gün alınır. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Pansuman:</em> 3-4 günde tamamen çıkarılıyor. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Sütyen:</em> 4 hafta yumuşak sporcu sütyeni kullanmak gerekiyor. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Dikişler:</em> Genellikle her memede sadece bir tek alınacak dikiş oluyor ve bu dikiş 10. gün civarında alınıyor. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Ne zaman işe dönülebilir:</em> 3-7 gün. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Araba kullanmak:</em> 3-4 dört gün sonra, özellikle kol hareketlerindeki hassasiyet azaldığında araba kullanılabilir. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Günlük hayata dönüş:</em> Ameliyattan sonraki bir kaç gün kol hareketlerinde hafif ağrı olur. Bu memenin üzerinde bulunduğu göğüs kaslarının hareketleri ile oluşan ağrıdır. İlk bir kaç hafta ağırlık kaldıramaz, eğer küçük çocuğunuz yada bebeğiniz varsa onları kucağınıza ancak otururken alabilirsiniz. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Spor:</em> 2 hafta sonra uzun yürüyüşler, 3-4 hafta sonra koşuya başlanabilir. Kolların kullanıldığı fitness, tenis gibi sporlara 4-5 hafta sonra başlanabilir. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"><em>Son şekil:</em> İzlerin iyileştiğini farz ettiğimiz altıncı ay civarında. </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);"> </p><p style="color: rgb(0, 0, 102);">Dr. Teoman Doğan<br />Adres : PS. Clinic İş Kuleleri Kule 2 Kat 9<br />4. Levent 80620 / İSTANBUL<br />Telefon : 0 (212) 284 55 44</p><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);font-size:85%;color:gray;" >Yazar: Dr. Teoman Doğan</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-396723590808497724?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-69472722687123765672008-08-05T20:00:00.001+03:002008-08-05T20:00:01.351+03:00Meme Diklestirme Operasyonu<center style="color: rgb(255, 0, 0);"><h1>Meme Dikleştirme Operasyonu</h1></center> <table align="right" width="160"><tbody><tr><td> <br /></td></tr></tbody></table><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Sarkık ya da düşük memeler için uygulanır. Bu işlem bazen silikon meme protezi ile birleştirilir. Memeyi örten derinin meme dokusundan geniş olması ya da meme dokusunun küçülmesi ile derinin bollaşması veya her ikisinin aynı anda olması nedeniyle meme sarkar. Bu yüzden meme hacminin artırılması ya da memeyi örten derinin bir kısmının çıkarılması ile meme dikleştirilir. Bazı vakalarda ikisinin kombinasyonu en iyi sonucu verir. Meme dikleştirme nasıl yapılır? Sarkıklığın derecesine göre meme başı etrafından ya da meme altından deri çıkarılması ve meme başının normalde olması gerekenden daha üst noktaya kaldırılması ile yapılır. Böylece meme dokusu daha gergin olur. Gerekirse projeksiyon denilen, memenin doğal çıkıntılı görünümünü artırmak için silikon protez yerleştirilir. Sonuçta meme dokusu gençlikte olan düzgün ve dolgun görünümüne kavuşur.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Ameliyat sonrası gelişmeler Ameliyat ortalama 2-3 saat sürer. Hasta aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilir. Meme başı ve meme altında düz tek çizgi yada "L" şeklinde kesik izi olur. Bu iz ilk birkaç ay belirgin olmasına rağmen özellikle beyaz tenlilerde altıncı aydan sonra dikkat bile çekmeyecektir. Ameliyat sonrası ödem ve şişlikler olacaktır. Ortalama bir hafta kadar gerginliği azaltıcı bandajlar kullanılır. Aynı zamanda üç hafta boyunca gece gündüz kullanılacak sporcu sütyeni ile destek yapılmalıdır. Hasta, rutin işlerine bir ya da iki gün sonra başlayabilir. Sportif etkinlikler için bir ay beklemekte fayda vardır.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-6947272268712376567?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-26133331068249526282008-07-30T19:59:00.001+03:002008-08-03T12:35:30.770+03:00Meme Basi Akintisi<center style="color: rgb(255, 0, 0);"><h1>Meme Başı Akıntısı</h1></center> <table align="right" width="160"><tbody><tr><td> <br /></td></tr></tbody></table><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Meme başı akıntısı , memede kitle ve ağrı şikayetinden sonra karşımıza çıkan bir sorundur.Meme ile ilgili nedenlerle polikliniğe başvuran hastalarda bu oran %3-5 olup, bu sebeple meme ameliyatı geçirenlerin oranı ise %7-8�i oluşturmaktadır.Yaş olarak da en sık 25-45 yaşları arasında görülür.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Meme başı akıntısı daha çok iyi huylu hastalıklarla birlikte olmasına karşın akıntının bir memeden ya da her iki memeden olması, kendiliğinden veya uyarımla olması, sürekli ya da aralıklı olması, tek bir kanaldan ya da birçok kanaldan akıntının gelmesi, akıntının kanlı veya kansız olması altta yatan olası kötü hastalığı ortaya çıkarmak açısından önemli noktalardır.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Adet döneminin başlamasından itibaren gebelikte,laktasyonda(süt verme dönemi) ve menopoz sonrası dönemde memelerde fonksiyonel(beklenen) ve patolojik(normalin dışında) değişiklikler olur. Bu patolojik değişikliklerden birisi de meme başı akıntısıdır, gebelik ve laktasyon dışında ortaya çıktığında patolojik olarak kabul edilir.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Meme başı akıntıları genel olarak üç grup altında incelenebilir; </span><br /><br /><table cellpadding="5" width="90%"><tbody><tr><td class="makale" align="justify" valign="top" width="100%"><li style="color: rgb(0, 0, 102);">Galaktore</li> <li style="color: rgb(0, 0, 102);">Kansız akıntı </li> <li style="color: rgb(0, 0, 102);">Kanlı akıntı</li><br /><b style="color: rgb(0, 0, 102);"><br />GALAKTORE<br /><br /></b><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Her iki memeden, spontan (kendiliğinden) olarak, tüm kanallardan sütlü akıntı gelmesi galaktore olarak adlandırılır. Memelerden sütlü akıntı gelmesi gebelik sırasında veya gebelik bittiğinde görülebilir.Bu yaklaşık iki yıl kadar sürebilir ve emzirme bittiğinde kesilir. Gebelik veya emzirme olmaksızın memelerden sütlü akıntı gelmesi fizyolojik, farmakolojik (ilaçlara bağlı) veya endokrinolojik (hormonal) nedenlere bağlı olabilir.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Fizyolojik olarak;aşırı meme manüplasyonu (elle uyarılması), meme başlarının emilme şeklinde uyarılması buna yol açabilir. Tanı ve tedavi için uyarı kesilerek akıntının devam edip etmediğine bakılır.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Farmakolojik nedenler ise başka problemler nedeniyle kullanılan ilaçların galaktoreye sebep olmasıdır. Bu ilaçlar arasında en sık ülser ilaçları, doğum kontrol ilaçları, antiemetikler (bulantı giderici ilaçların bir kısmı) ve antidepresanlar sayılabilir. Ayrıca kronik morfin kullananlarda da görülebilir.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Endokrinolojik sebeplere gelince bir grup kadında galaktorenin sebebi kolayca açıklanamaz. Böyle durumlarda serum prolaktin seviyesi oldukça yardımcıdır. Prolaktin, hipofiz ön lobundan salgılanan bir hormondur. Görevi memeden süt salınımını sağlamak, diğer hormonlarla birlikte memenin gelişimine katkıda bulunmaktır.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Gebelik sırasında prolaktin seviyesi yükselerek doğumdan hemen sonra 200 ng/ml ye ulaşır. Gebelik ve doğum olmaksızın prolaktin seviyesindeki artış hipofize ait tümoral bir kitleyi düşündürmelidir. Hastalarda kitleye bağlı baş ağrısı ve görme bozukluğu vardır. Tanı için görme alanı muayenesi yapılır.Kafa grafisi ile büyük bir hipofizer kitle ortaya çıkarılabilir. Daha küçük kitleler için bilgisayarlı tomografi ya da magnetik rezonans çekilebilir. Kitlenin boyutuna ve medikal(ilaç) tedavisinin sonucuna göre cerrahi eksizyon ve radyoterapi(ışın tedavisi) planlanabilir.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Bunların dışında hipotalamik kitleler, enfeksiyonlar, vasküler (damarsal) ya da dejeneratif hasarlar, ektopik (normal yeri dışında) prolaktin salgılayan bronkojenik karsinoma, göğüs duvarına ait lezyonlar; herpes zoster, cerrahi skarlar da galaktoreye sebep olabilir.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Eğer galaktore kontrol altına alınamıyor, hastanın sosyal ve seksüel yaşamını etkiliyorsa ayrıca gelecekte gebelik planı yoksa cerrahi ile tüm kanallar çıkarılabilir.</span><br /><br /><b style="color: rgb(0, 0, 102);">KANSIZ AKINTILAR<br /><br /></b><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Pürülan Akıntılar: Sıklıkla çocuk emzirme döneminde görülmekle beraber postmenapozal kadınlarda da görülebilir. Memede ağrı, huzursuzluk ve bir çok kanaldan kaynaklanan, spontan, tek taraflı akıntı enfeksiyon (iltihap) belirtileri ile birlikte mevcuttur. Enflamasyona ait klinik ve laboratuar bulguları ile tanı koyulabilir.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Tedavi için kültür alınarak uygun antibiyotik ve antiinflamatuar (iltihap giderici) verilir. Eğer apse oluşmuşsa insizyon ve drenaj gereklidir. Ayrıca inflamatuar kanser açısından dikkatli olmak gerekmektedir.</span><br /><br /><b style="color: rgb(0, 0, 102);">KANLI AKINTILAR<br /><br /></b><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Bu hastalarda sıklıkla </span><br /><br /><li style="color: rgb(0, 0, 102);">%48.1 İntraduktal papillom</li> <li style="color: rgb(0, 0, 102);">%32.9 Fibrokistik değişiklik</li> <li style="color: rgb(0, 0, 102);">%14.3 Kanser</li> <li style="color: rgb(0, 0, 102);">%4.8 Duktal ektazi </li><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">saptanmıştır.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Meme duktus ektazisinde (meme kanallarının genişlemesi) bu tür akıntı görülür.Bu grupta akıntılar farklı renklerde ,spontan , yapışkan ,bilatera l(iki taraflı) ve bir çok kanaldan olur. Çocuk doğurmuş, meme başı uyarımı olan, 37-53 y. arasında ki kadınlarda daha sıklıkla görülür. Akıntı sıklıkla farklı renklerde karşımıza çıkarken genellikle yeşil hakimdir. Sırasıyla sarı, beyaz ,kahverengi-gri ve kırmızımsı kahverengi olabilir. Bu son renk kanlı akıntı ile karışabilir.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">İntraduktal papillomlar da bu tür akıntılara sebep olabilir.Genellikle 20-40 yaşlarında görülürler. Çoğunlukla meme başına yakın bir kist ya da genişlemiş bir duktus içinde gelişen genellikle 1 cm� den küçük lezyondur. Bazen papillomlar birçok duktusda ve duktusun farklı yerlerinde de olabilir. Fizik muayene ile akıntının geldiği duktus saptanmaya çalışılır. Tanıda mamografi yalnız başına yetersizdir. Duktografi (kanallardan ilaç verilerek görüntüleme) ve histopatolojik (parçanın alınarak mikroskop altında incelenmesi) tanıda önemlidir.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Bu akıntılar sıklıkla kanserle veya prekaseröz mastopati ile birliktedir. Akıntı tek taraflı , tek kanaldan kaynaklanıyor, kitle var ise sitolojik ve mamografik bulgular da değerlendirilerek kanser ayırıcı tanısına gidilmelidir</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Akıntı serösanginöz (sulu-kanlı gibi) ya da kanlı ise 50 yaşın altında iyi huylu olma olasılığı artarken, 50 yaşın üstünde kötü bir hastalık ile birlikteliği sıktır. Yaş artışı ve kitle varlığı kanser olasılığını akla getirmelidir.</span><br /><br /><b style="color: rgb(0, 0, 102);">Meme başı akıntısında hastaya yaklaşım ve tanı yöntemleri ne olmalıdır ?<br /><br /></b><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Eğer akıntı çamaşır üzerinde spontan fark edilmişse bu hastanın aktivasyonu örneğin jimnastik sonrası fark edilenden daha önemlidir. Akıntının menstruel siklus (adet kanamaları), ovulasyon ve mevcut gebelik ile ilişkisinin olması nonkanseröz (kanser dışı) lezyon ayırımında önemlidir. Akıntının rengi, travma (hasara maruz kalma), cerrahi, herpes zoster gibi enfeksiyonlarda ayırıcı tanıda önemlidir. Hikayede ilaç kullanımı araştırılmalıdır.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Hasta yaşı ve ailede kanser hikayesi meme kanseri gelişiminde artmış bir risktir. Tüm menapoz sonrası akıntılar önemlidir.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Her iki memenin fizik muayenesi nazik ve dikkatli biçimde yapılmalıdır. Akıntının geldiği kadranın demonstrasyonu önemlidir. Akıntının rengi ve konsantrasyonu gözlenir. Sitoloji yapılabilir fakat yalancı negatif sonuç oranı yüksektir. Sitoloji şüpheli, kitle tespit edilememişse kesin tanı için akıntının geldiği meme duktusu çıkarılarak tanıya gidilmelidir. Tüm palpe edilen (ele gelen) kitlelerde ince iğne aspirasyon biyopsisi gereklidir. Histopatolojik tanı daha değerlidir ve bizi kesin tanıya götürür. Mammografi öncelikle yapılmalıdır. Duktografi özellikle intraduktal papillom tanısında yardımcı olabilir.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Sonuç olarak tek taraflı, kendiliğinden olan, kanlı akıntılarda mutlaka tanının konması gerekmektedir.Ayrıca unutmamamız gereken önemli bir nokta ise, akıntının gelip gelmediğini kontrol için kesinlikle meme başını uyarmamalıyız. Akıntı var ise zaten gelecektir. </span><br /></td></tr></tbody></table><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-2613333106824952628?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-14886955269688162762008-07-25T19:55:00.001+03:002008-07-30T11:02:57.172+03:00Meme Kanserii<span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;">Meme Kanseri</span><h1><img style="width: 337px; height: 269px;" alt="http://www.healthcentral.com/common/images/1/17019_1728_5.jpg" src="http://www.healthcentral.com/common/images/1/17019_1728_5.jpg" /><br /></h1><br /> <table style="color: rgb(0, 0, 102);" width="160" align="right"><tbody><tr><td> <br /></td></tr></tbody></table><em style="color: rgb(0, 0, 102);">Meme kanseri kadınların korkulu rüyası olan hastalıklardan biri. Her doğan 15 kız çocuktan biri meme kanserine yakalanıyor. Her hastalıkta olduğu gibi meme kanserinde de önemli olan erken teşhis. Erken teşhis edilen meme kanseri hastanın yaşamına önemli etkiler yapmadan tedavi edilebiliyor.<br /><br /></em><b style="color: rgb(0, 0, 102);">Meme kanseri </b><span style="color: rgb(0, 0, 102);">kadınların korkulu rüyası olan bir hastalıktır. Her doğan 15 kız çocuktan birisi mutlaka meme kanseri olur. Burada önemli olan kanserin erken yakalanması ve tedavi edilmesidir. Meme kanserine aday olan yada kansere yakalanma ihtimali yüksek olan hanımların öncelikle tetkiki önemlidir. Risk altındaki hanımları şöylece sıralayabiliriz.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">� Evlenmemiş ve çocuk doğurmamış olanlar, </span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">� Emzirme süresinin kısa olması, </span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">� Adet görmeye erken yaşta başlaması ve ileri yasa kadar devam etmesi, </span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">� Anne, teyze yada kız kardeşlerde meme kanseri görülmesi, </span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">� Hormon tedavisi görmek, </span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">� Guatr, rahim hastalıkları ve şeker hastalığı bulunması.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Burada gördüğümüz gibi çok çocuk doğurmak ve emzirme süresinin uzun olması meme kanserinden koruyucu iki önemli faktörtür.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Meme kanserinden şüphelenilen hastaların doktora müracaat etme sebepleri aşağıdaki durumlardan bir ya da birkaçı nedeniyle olabilir;</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> � Sancı yada acıma şeklinde tarif edilen ağrı, </span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> � Sertlik yada kitle fark edilmesi,</span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> � Meme basında basından kendiliğinden ya da sıkmayla akıntı olması, </span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> � Meme basının içeriye çekilmesi, ciltte çöküntü ya da portakal kabuğu görünümünde olması, </span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> � Meme ucunda ekzamaya benzer erezyon ve ıslaklık olması </span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> � Meme cildinde kızarıklık, damarlanmanın artması,</span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> � Memede ve kolda ödem.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Hanımların pek çoğunun yakındığı meme ağrısını hastalık durumundaki ağrıdan ayırt etmek gerekir. Bizim Mastodini dediğimiz bu ağrı herhangi bir hastalığa bağlı değildir. Tamamen fizyolojik olan hu ağrı siklusun ikinci yansından başlar ve adet görmeyle kaybolur. Hassasiyet ve gerginlik olarak tanımlanan bu ağrı daha çok memenin üst dış kadranında görülür. Özellikle iri memeli hanımlar bu ağrıyı koltuk altlarına ve omuzlarına kadar hissederler. Bu tip ağrı tamamen fizyolojiktir ve endokrin sistemin dengede olduğunun kesin bir belirtisidir. Bu durumlarda herhangi bir hormon tedavisi kesinlikle uygulanmaz. Basit bir ağrı kesici yeterlidir. Memenin enfeksiyonları daha çok süt verme döneminde görülür. Meme ucundaki çatlaklardan giren mikroplar memede kızarıklık ve ağrı ile enfeksiyona yol açarlar, İyi tedavi edilmezse apseleşirler. Doktorların uzun süren bir meme enfeksiyonunu kanserden ayırdetmesi çok önemlidir.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Bu tür lezyonlardan mutlaka biyopsi alınmalıdır. Kız çocuklarda genellikle 9-10 yaşlarında meme tomurcukları gelişir. Bazen 6 yaş civarında bir memede bu tomurcuk gelişir. Bunu tümör zannederek aileler telaşlanır. Bu erken gelişmeye başlamış bir memeden başka bir şey değildir. Yanlışlıkla biopsi yapılması çocuğun ilerdeki bir memesinin olmamasına yol açar.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Meme başı akınıtıları da kadınların sık görülen dertlerinden biridir. Bu akıntılar sarı, gri, yeşil yada kahverengi kanlı olabilirler. Akıntı kendiliğinden gelebildiği gibi. sıkmakla da meme uçunda görülür, Bazen süt verme kesildikten sonra bile süt salgısı devam edebilir. Doktorlar bu tip akıntılar selim hastalıktan mı yoksa meme kanserinin bir belirtisi mi olduğunu ayırt etmek zorundadır.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Özellikle kanlı meme başı akıntıları titizlikle incelenmelidir.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Meme başındaki ve çevresindeki çatlaklar ülserler ve akıntılı egzamaya benzer yaralarda da kanser şüphesini daima ekarte etmek gerekir. Bu tür lezyonlardan mutlaka biopsi alınmalı ve kanser olmadığı kanıtlanmalıdır.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Yukarıda saydığımız ağrı, kitle, meme başındaki çatlaklar, meme başı akıntısı gibi kanser şüphesi uyandıran tüm lezyonlarda mutlaka biopsi yapılmalıdır. Tüm radyolojik ve laboratuar tetkikler memede ki bir lezyonun kanser olup olmadığını ayıramaz. Meme kanserinde biopsiden başka kesin tanı yöntemi yoktur diyebiliriz. Hanımların memelerini kendi kendilerine kontrol etmeleri, erken meme kanseri tanısında çok önemlidir. Bunun için öneriler şunlardır.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">� Her ay belden yukarı tamamen çıplak olacak şekilde bir aynanm karşısında memelere bakılması, meme uçlarından birinin dışa veya yukarıya bakması uyarıcı olmalıdır. </span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">� Memelerdeki damarlanma, kızarıklık olup olmadığı ve ödem dediğimiz şişkinlikler kontrol edilmelidir. </span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">� Her iki koltuk altında ki lenf bezlerinin parmaklarla kontrol edilmesi </span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">� Her banyoda özellikle sabunlu iken memeler elle muayene edilmelidir. Devamlı yapılan bu muayene ile her hanım kendi memesinin yapısını öğrenir ve farklı oluşumları erkenden fark eder. </span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> � Anne, kız kardeş gibi akrabalıklarında kanser olanlar mutlaka doktor kontrolüne gitmelidir. </span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> � 40 yaş üstündeki hanımların her altı ayda bir doktor muayenesi ve mammografi ile tetkiki gelişmiş ülkelerde uygulanan, meme kanserini erken teşhis etmeye yönelik bir uygulamadır.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Şurasını unutmamak gerekir ki; meme kanseri erken teşhis edildiğinde ve uygun tedavi edildiğinde kesinlikle korkulacak bir hastalık değildir. Önemli olan lezyonun erken yakalanmasıdır, Uygun tedavi edilen hastalar normal ömürlerini yaşarlar.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-1488695526968816276?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-491774744174532572008-07-20T15:37:00.000+03:002008-07-20T15:37:00.851+03:00Kanserden Korunma Nasil Olur<span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);">Kanserden Korunma Nasıl Olur<br /><br /></span><img style="width: 408px; height: 182px;" alt="http://www.binsm.gov.tr/resimhaberi/kanser.gif" src="http://www.binsm.gov.tr/resimhaberi/kanser.gif" /><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Bazı kişiler kanser olurken diğerleri olmuyor. Bunun sebeplerini doktorlar genellikle açıklıyamıyorlar. Bilim adamları kanser tanısı alan insanların genel özellikleri toparlanarak kanser olma ihtimalini arttıran sebeplerin neler olduğu araştırmışlardır. Bilindiği gibi herhangi bir hastalığa yakalanma ihtimalini arttıran faktörlere risk faktörleri, bu olasılığı azaltan faktörlere de koruyucu faktörler denilmektedir. Bazı risk faktörlerinden uzak durulabilirken (sigara içmeyi bırakmak, düzenli beslenmek gibi), bazı risk faktörlerini değiştiremeyiz (doğuştan genlerimizle ailemizden getirdiğimiz özellikler, v.b.). Kanserden korunma bazı risk faktörlerinden kaçınma ve kanser olma ihtimalini azaltan koruyucu faktörleri arttırma ile yapılabilir. Kanserle ilişkili olduğu bilinen madde ve alışkanlığın kanser tanısı konmadan doğrudan önlenmesine birincil korunma, kanser öncesi görülen (premalin) özellikleri içeren hastalarda bunların kansere dönüşmesini önlemek için yapılanlara ikincil korunma denir. Kanser tanısı alan ve tedavisi yapıldıktan sonra bu hastalığın geri gelmemesi için kansere neden olduğu bilinen durumun ortadan kaldırılması veya bazı önleyici ilaçlar alınması ise üçüncül korunmayı oluşturur. En basit örneğiyle sağlıklı bir insanın sigaraya başlamanın engellenmesi veya kullanıyorsa bırakması birincil korunma, ağız içinde çok erken dönemde kansere dönebilecek bulgular olan hastaların sigarayı bırakması ikincil korunmadır. Akciğer kanserine yakalanıp tedavi edilen hastanın ağız içinden başlayarak tüm solunum yollarında, akciğerlerinde ve diğer bölgelerde oluşabilecek yeni bir kanser odağını önlemek amacıyla sigarayı bırakması ise üçüncül korunmadır. İlaç ve vitamin gibi maddeler kullanılarak bu maddelerin çevresel risk faktörlerinin hücrelerde meydana getirdikleri değişiklikleri ve dolayısıyla kanseri önlemelerine de kemoprevensiyon denmektedir. Kemoprevansiyonun temel amacı doğal ya da sentetik maddeler kullanarak kanseri oluşturan biyolojik süreçleri geri çevirmektir. Bu nedenle kanser öncülü ya da başlangıç aşamasındaki hastalığın geri çevrilmesi, yüksek risk altındaki kişilerde hastalığın önlenmesi ve belli tümörlerin sıklığının azaltılması hedeflenir. Böylelikle riskin büyük olduğu toplumlarda bir halk sağlığı girişimi olarak da kabul edilir. Bir maddenin bir kanser türünü engellediğini söyleyebilmek için çok sayıda kişi tarafından yıllar boyunca düzenli olarak kullanılmış olması gerekir.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-49177474417453257?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-3889207713219462162008-07-15T15:19:00.000+03:002008-07-15T15:19:00.729+03:00Kanserin Nedenleri Nelerdir?<span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);">Kanserin Nedenleri Nelerdir?<br /><br /></span><img style="cursor: -moz-zoom-in; width: 309px; height: 235px;" alt="http://www.mam.gov.tr/basinda_MAM/arsiv-05/subat/bir-22-sub.jpg" src="http://www.mam.gov.tr/basinda_MAM/arsiv-05/subat/bir-22-sub.jpg" /><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Normal hücrelerin kanser hücrelerine dönüşmelerinde geçtikleri aşamalara karsinogenez adı verilmektedir. Bu değişikliklere neden olan başlıca etkenler kimyasal maddeler, ultraviyole ve iyonizan radyasyon gibi fiziksel ajanlar ve virüslerdir. Hepatit B virüsü, insan papilloma virüsü (HPV) ve retrovirüslerin kansere neden oldukları hemen hemen kesinlik kazanmıştır. Kanser etkenlerinin kesin olarak saptanabilmesi korunmaya yönelik uygulamaları güçlendirecek, ayrıca örneğin virüslerin neden olduğu rahim boynu kanseri için söz konusu olduğu üzere aşı çalışmalarıyla önlenmesi olasılığını gündeme getirecektir.</span><br /><br /><br /> <table style="color: rgb(0, 0, 102);" border="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td valign="top"><img src="http://www.kanser.org/toplum/images/rfkneden.jpg" border="0" /></td> <td> </td> <td valign="top"> <li>Kansere neden olan alışkanlıkların başında elbette sigara kullanımı gelmektedir. Sigara başta akciğer kanseri olmak üzere, ağız boşluğu, hava yolları (larinks), böbrek, idrar kesesi, rahim ağızı (serviks) ve pankreas kanserlerinin gelişiminden sorumlu tutulmaktadır. Kanserin yolaçtığı tüm ölümlerin % 30'u sigara ve diğer tütün ürünlerine atfedilmektedir. Günde 1-10 adet sigara içmekle akciğer kanseri riski içmeyenlere göre %20 artarken, iki paket içildiğinde bu rakam %80'e varmaktadır.</li></td></tr></tbody></table><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Öte yandan sigara içilmese bile sigara içilen ortamda bulunulması da (pasif içicilik) akciğer kanseri riskini yaklaşık 1,5 kat arttırmaktadır. Yaklaşık 20 yıl günde bir paket sigara içmiş birinin akciğer kanserine yakalanma riski sigarayı bıraktıktan sonraki 10 yıl içerisinde ancak yarıya inmektedir. Sigara içmeyi bırakmak kanser ve diğer kalp, damar ve akciğer hastalıklarının oluşma ihtimalini azaltmak için yapılabilecek en önemli korunmadır. Bu amaçla doktorunuza başvurduğunuzda sigarayı bırakma sırasında ihtiyacınız olacak psikolojik ve ilaç (nikotin içeren yapıştırma bantları, sakızları, v.b.) desteğini sağlayacaktır.</span><br /><br /> <table style="color: rgb(0, 0, 102);" id="table7" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="97%"><tbody><tr><td><li>Sigaranın zararlı etkileri beraberinde alkol alındığında daha da artmaktadır.<br /><br /><table border="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td valign="top"><img src="http://www.kanser.org/toplum/images/rfkneden2.jpg" border="0" /></td> <td> </td> <td valign="top"> <li><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Ulusların beslenme alışkanlıklarını ve belli kanserlerin görülme sıklığını dikkate alınarak yapılan çalışmalar, yüksek yağ ve protein, düşük lif içeren gıdalar yenmesinin kalın bağırsak, meme, rahim, pankreas ve prostat kanserleri riskini artırdığını ortaya koymuşlardır. Yanlış beslenmenin bütün kanserlerin % 35'inden sorumlu olduğuna inanılmaktadır. A.B.D. Ulusal Bilimler Akademisi ve Ulusal Kanser Enstitüsü'nün bu konudaki ilk önerisi alınan yağ miktarını kısıtlamaktır.</span> </li></td></tr></tbody></table><br />Buna göre yağlardan alınan kalori günlük kalori alımının % 30'unu geçmemelidir. Öte yandan lifli gıdalara ağırlık verilmeli, rafine gıdalardan olabildiğince uzak durulmalıdır. Özellikle taze sebze ve meyveler, ve son yıllarda ülkemizde de tüketimi giderek yaygınlaşan tam işlememiş tahıl ürünleri tercih edilmelidir. Füme gıdalardan kaçınılmalıdır. Uzak Doğu ülkelerindeki yüksek mide kanseri sıklığından isli balık yeme geleneğinin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. Etleri pişirmede yeterince iyi yanmamış mangal ateşi kullanılması da bazı kanser yapıcı kimyasal maddelerin oluşmasına neden olmaktadır. Aynı risk yüksek miktarda nitrit içeren salam, sosis gibi şarküteri ürünleri için de geçerlidir.<br /><br /></li><li>Şişmanlığın menopoz sonrası meme, prostat, kalın barsak kanseri ihtimalini arttırdığına dair veriler mevcuttur.<br /><br /></li><li>Kanserin ortaya çıkmasından sorumlu üçüncü önemli neden ise giderek artan çevre kirliliğidir. Çevre kirliliği sadece hava kirliliğinden ibaret değildir. İçme ve kullanma sularının, toprakların, dolayısıyla yiyeceklerin kirliliği de bu kapsam içerisine girmektedir. İnsanoğlu toprağı kazıp pek çok madeni yeryüzüne çıkarmakta, ne var ki aslında yeryüzünde bulunmaması gereken bu madenlerin atıklarını zararsızlaştırmada aynı duyarlılığı göstermemektedir. Her gün kullanılıp çöpe atılan "piller" bunun en basit örnekleridir. Çevre kirliliğinin kanser oluşumuna katkısı ozon tabakasının incelmesi ve mesleki faktörleri de işin içine kattığımızda %10'u bulmaktadır. Stratosferik ozonun azalması ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerini artırmıştır ve ultraviyolenin cilt kanserine neden olucu etkisi kesindir.<br /><br /></li><li>Yaş ilerledikçe kanser riski artmaktadır. Kadınlarda meme ve üreme organlarına ait kanserler; erkeklerde prostat ve akciğer kanserleri ileri yaşlarda daha çok görülmektedir.<br /><br /> Kansere yakalanma olasılığı yukarıda anlattığımız etkenlerle karşılaşma yoğunluğu ve süresi ölçüsünde artmaktadır. Bu nedenle yaş ne kadar ileriyse o kadar sık ve düzenli doktor kontrolünden geçerek hastalığın henüz başlangıcında yakalanması mümkündür. Yeterince erken tanı konulduğunda kanser tamamen tedavi edilebilecek bir hastalıktır.</li></td></tr></tbody></table><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-388920771321946216?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-63075454941367583342008-07-10T15:14:00.000+03:002008-07-10T15:14:00.524+03:00Kanser turleri nelerdir?<span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;">Kanser türleri nelerdir?<br /><br /></span><img style="width: 419px; height: 279px;" alt="http://www.adnanaydiner.com/images/kanser_nedir_03.jpg" src="http://www.adnanaydiner.com/images/kanser_nedir_03.jpg" /><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"><span style="font-weight: bold;">Kanser türleri</span> histolojik olarak üç sınıf içerisinde incelenmektedir. Bunlar daha çok vücudun yüzeylerini kaplayan dokulardan çıkan karsinomlar, kemik, adale, kıkırdak gibi destek dokulardan çıkan sarkomlar ve kan ve lenf düğümlerinden kaynaklanan lösemi ve lenfomalardır. Karsinomlar insan kanserlerinin %90'ından fazlasını oluştururlar. Her üç türün de biyolojik davranışı birbirinden farklıdır ve bu nedenle kanser tedavisinde kullanılan cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi uygulamaları da değişiklik göstermektedir.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-6307545494136758334?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-14944563866407336902008-07-04T15:12:00.000+03:002008-07-04T15:12:00.164+03:00Kanser nasil olusur?<span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);">KANSER NASIL OLUŞUR?<br /><br /></span><img style="width: 332px; height: 249px;" alt="http://www.muslimgemeinde.com/e107_plugins/autogallery/Gallery/Ekim%20eklenenler/kanser%201.JPG" src="http://www.muslimgemeinde.com/e107_plugins/autogallery/Gallery/Ekim%20eklenenler/kanser%201.JPG" /><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"><span style="font-weight: bold;">Kanser oluşumu</span> tıp dünyasında yoğun araştırılan konuların başında gelmektedir. Hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayan nedenler ve mekanizmalar günümüzde oldukça iyi anlaşılabilmiştir. Kanser dokuları oluşturan hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalması sonucu ortaya çıkan genetik bir hastalıktır. Burada "genetik" tanımlaması kansere ailevi yatkınlıktan öte, genlerdeki mutasyon denilen değişikliklere bağlı kazanılmış işlev bozukluklarını tanımlamaktadır. Çeşitli hücre içi ve dışı etkenlere bağlı olarak hücrelerde önce sınırsız çoğalma yeteneği (ölümsüzlük) ortaya çıkmakta, ardından eklenen mutasyonlar hücrelerin sadece bulundukları yerde değil daha uzak yerlerde de çoğalabilmesini mümkün kılmaktadır (metastaz). Bununla birlikte bugüne dek elde edilen veriler kanserin oluşumunu önlemeye yönelik uygulamaların çok daha büyük başarılar getirebileceğine işaret etmektedir. Çünkü bütün kanser türlerinin %60'dan fazlasının önlenebilir çevresel nedenlere bağlı olduğu kabul edilmektedir.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-1494456386640733690?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-18807776999226109642008-07-01T15:10:00.000+03:002008-07-01T15:10:01.161+03:00Kanser sikligi artiyor mu?<span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;">Kanser sıklığı artıyor mu?<br /><br /></span><img style="width: 340px; height: 258px;" alt="http://www.genbilim.com/images/stories/genresim/adenocalung2p.jpg" src="http://www.genbilim.com/images/stories/genresim/adenocalung2p.jpg" /><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Yüksek teknolojinin bütün nimetleri ve modern tıbbın kaydettiği bütün ilerlemelere karşın, kanser günümüzde de manevi ve maddi önemli bir sağlık sorunu olma özelliğini korumaktadır. En sık görülen 10 kanser türünün sıklığı ve ölüm oranının 1990-1995 arasında düşme eğilimi göstermesine karşılık, son yapılan değerlendirmeler düşme eğiliminin durduğunu ve kanser sıklığının özellikle sanayileşmiş ülkelerde giderek artmakta olduğunu göstermektedir. Bu artış nedeniyle önümüzdeki yıllarda örneğin ABD'de her dört aileden üçünün bu hastalıktan etkileneceği öngörülmektedir. Her iki erkekten biri ve her üç kadından biri yaşamı boyunca kanserle karşılaşma riski altındadır.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Devlet İstatistik Enstitüsü'nün verilerine göre, ülkemizde de kanser bütün ölüm nedenleri arasında kalp hastalıklarından sonra ikinci sırada yer almaktadır. Ancak sağlıklı bir veri bildirim sisteminin bulunmaması nedeniyle, hastalığın bölgelere göre dağılımı kesin olarak bilinmemektedir.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-1880777699922610964?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-76319507947978134362008-06-29T15:07:00.000+03:002008-06-29T15:07:00.397+03:00Tarama testi ile erken tani konulamayan kanserler nelerdir?<b style="color: rgb(255, 0, 0);"><b>Tarama testi ile erken tanı konulamayan kanserler nelerdir?</b></b><span style="color: rgb(255, 0, 0);"> <br /><br /></span><img style="width: 371px; height: 371px;" alt="http://www.sbs-med.com/CMSU/sbs/img_news/oncolife_html_511a140e.jpg" src="http://www.sbs-med.com/CMSU/sbs/img_news/oncolife_html_511a140e.jpg" /><br /><span style="color: rgb(255, 0, 0);"><br /></span><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Tarama testlerinin her zaman yüzde yüz kanseri göstermez. Bazen kanser olmayan hastalarda varmış gibi bulgular verebileceği ve bazı kanser vakalarını da atlayabileceği hiç bir zaman unutulmamalıdır. Aynı zamanda kanser tanısının konmasında faydası olsa dahi hastaların sağkalımını uzatmayan testler de günlük kullanıma girmemişlerdir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(255, 0, 0);">a. İdrar torbası (mesane) Kanseri:</strong><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Mesane kanseri riskini arttıran faktörler şunlardır; sigara içme, yaşlılık (60 yaşından büyük), erkek olmak, kömür, lastik, kağıt, boya veya tekstil sanayilerinde çalışmak, kuru temizlemecide çalışmak, yüksek oranda arsenik içeren su içmek, sık idrar yolu infeksiyonu geçirmek, uzun süre mesane içinde sonda kalmasır, bazı kanser ilaçları ve ışın tedavileri yapılması, böbrek nakli yapılması ve genetik bir hastalık olan Herediter non-poliposis coli sendromu olmasıdır.</span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Mesane kanserini erken dönemde saptamak için yapılan bir tarama testi yoktur. Mesane kanseri olan hastalar genellikle kanlı idrar yapma şikayeti ile başvurur.Mesane kanseri tanısı konmuş hastaların izleminde sistoskopi (idrar torbasının içine girin bakmak) ve idrar sitolojisidir (idrarla dökülen hüzrelerin boyanarak patologlar tarafından mikroskop altında incelenmesi).</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(255, 0, 0);">b. Karaciğer Kanseri<br /> <br /> c. Mide Kanseri<br /> <br /> d. Yemek Borusu Kanseri<br /> <br /> e. Rahim Kanseri:</strong><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Rahim kanserinin erken tanısında faydalı bir tarama testi olmamasına karşın beklenmedik ara kanama veya iç çamaşırında görülen şüpheli lekelerin mutlaka doktora bildirilmesi gerekir. Yüksek riskli kişilerde (kendisinde veya ailesinde herediter non-poliposis kolon kanseri olanlar) ise rahimden her yıl biyopsi yapılması ve 35 yaşından itibaren bu işleme başlanılması önerilmektedir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(255, 0, 0);">f. Testis Kanseri</strong><br /> <br /> <strong style="color: rgb(255, 0, 0);">g. Prostat Kanseri:</strong><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Makattan parmakla muayene ve prostat spesifik antijen testi (PSA kan testi) prostat kanserinde tarama testleri olarak halen araştırılmaktadır. 50 yaşın üstünde olan ve önümüzdeki 10 yıl süreyle sağ olacağı düşünülen erkeklere bu taramalar önerilmektedir. Yüksek riskli kişilerde (bir veya daha fazla 1. dereceden akrabada erken yaşlarda prostat kanseri tanısı olması) bu testlere 45 yaşında başlanılmalıdır. Çok riskli kişilerde ilk testler 40 yaşında yapılıp sonuçlar normal gelirse 45 yaşından sonra yıllık taramalara da devam edilebilinir. Doktora testler hakkında bilgi almak için gelen kişilere tartışmalı noktalar anlatılmalı, fakat testleri yaptırmaları önerilmelidir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(255, 0, 0);">h. Over Kanseri:</strong><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Kadın doğum muayenesi, transvajinal ultrason ve CA-125 testleri tarama testi olarak halen araştırılmaktadır.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(255, 0, 0);">i. Ağız İçi Kanserler</strong><br /> <br /> <strong style="color: rgb(255, 0, 0);">j. Nöroblastom</strong><br /> <br /> <strong style="color: rgb(255, 0, 0);">k. Akciğer Kanseri:</strong><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Akciğer grafisi, balgamın mikroskop altında incelenmesi sıklıkla çalışılmasına rağmen bu kansere bağlı ölümleri azalttığı gösterilememiştir. Son yıllarda spiral bilgisayarlı tomografi ile çalışmalar yapılmaktadır.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-7631950794797813436?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-6672362950330073772008-06-27T15:00:00.000+03:002008-06-27T15:00:03.138+03:00Erken tani icin tarama yontemleri nelerdir?<b style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;">Erken tanı için tarama yöntemleri nelerdir?</b><span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"> <br /><br /></span><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Ne var ki diyeti ve diğer çevresel faktörleri tamamen kontrol altına aldığımızı var saysak bile, kanserden tamamen uzak olmamız mümkün değildir. Çünkü ilerleyen yaşla birlikte hücrelerdeki çoğalmayı kontrol eden mekanizmalar zayıflamakta, dahası o güne dek yapılmış olan hücresel hatalar da birikmektedir. Hiç bir şikayeti olmayan sağlıklı bireylerde kanser taraması yapılarak etrafa yayılmadan hastalığı erken evrede yakalamaya çalışılmaktadır. Bu sayede hastalık daha kolay tedavi edilebilecektir.</span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Aşağıda ABD'nin Ulusal Kanser Enstitüsü'nün kanser taraması önerileri özetlenmiştir.</span><br /> <br /> <table style="color: rgb(0, 0, 102);" border="0" cellspacing="2"> <tbody><tr> <td valign="top"><img src="http://www.kanser.org/toplum/images/rfktarama_neden.jpg" border="0" /></td> <td> </td> <td valign="top"><strong>1. Meme Kanseri:</strong><br /> <br /> <strong>Kendi kendine meme muayenesi:</strong> 20 yaşından başlayarak her ay yapılması önerilir.<br /> <strong>Klinik meme muayenesi:</strong> 20-40 yaş arası 2-3 yılda bir, 40 yaş üzerindeki kadınlarda ise her yıl doktor tarafından yapılması önerilir.<br /> <strong>Mammografi (meme rontgeni):</strong> 50 yaş üzerindeki kadınlarda yılda bir yapılması önerilirken, 40-50 yaş arasındaki kadınlarda meme dokusu daha yoğun olduğu için şüpheli kitleleri gösterme başarısı daha düşüktür. Bu yaşlar arasında yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa da hangi sıklıkta yapıması gerektiği tartışmalıdır. Amerikan Kanser Cemiyeti mammografi çekimlerinin 40 yaşında başlamasını ve her yıl tekrarlanmasını önermektedir.<br /> <strong>Ultrason:</strong> Tek başına bir tarama testi değildir. Gerekli görüldüğünde diğer testlere eklenmelidir.<br /> <strong>Meme MR'ı:</strong> Ailesinde meme kanseri olan, yüksek riskli kişilerde faydalı olduğu düşünülmektedir. Bu kişilerde tarama testi olarak kullanımını inceleyen çalışmalar devam etmektedir.</td> </tr> </tbody></table> <br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">2. Serviks Kanseri:</strong><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Amerikan Kanser Cemiyetinin önerileri şunlardır: </span><table style="color: rgb(0, 0, 102);" id="table17" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"><tbody><tr><td><br /><li> İlk cinsel ilişkiden itibaren ilk 3 yıl içinde veya en geç 21 yaşında serviks kanseri tarama testlerine başlanmalıdır. Her yıl kadın doğum muayenesi ve Pap testi yapılmalıdır. </li><li> 30 yaşından sonra peşpeşe yapılan son 3 tarama normal bulunmuşsa tarama arlıkları 2-3 yılda bire çıkartılabilir. Eğer anne karnındayken dietilstilbesterol (DES) kullanılmıssa, HIV infeksiyonu varsa, veya organ nakli, kemoterapi tedavisi yada uzun süreli kortizon içeren ilaçlar kullanması nedeniyle bağışıklık sistemi baskılanmışsa kontrollere yıllık devam edilir. </li><li> 30 yaş üstü ve normal sonuçları olan kişiler için diğer bir öneride 3 yılde bir yapılacak olan Pap testi ve HPV-DNA testidir. </li><li> 70 yaş ve üstü kadınlarda son yapılan Pap testlerinden 3 veya daha fazlası veya peşpeşe yapılan testlerden 10 tanesi birden normal gelirse serviks kanseri için tarama sonlandırılabilinir. Yukarıda belirtildiği gibi bağışıklık sistemini baskılanmış hastalarda tarama yıllık olarak devam etmelidir. </li><li> Histerektomi (rahmin rahim ağzı ile birlikte tamamen alınması) ameliyatı olan hastalarda tarama yapılmayabilinir.<br /> <br /> <strong>3. Kalın Barsak Kanseri:</strong><br /> <br /> Kalın barsak kanseri taramasında 5 test kullanılabilir. Bunların başarı oranları birbirine eşittir.<br /> <strong>a. Dışkıda gizli kan aranması:</strong> Dışkıda sadece mikroskopla görülebilen kanamaları bu test saptayabilir. Farklı günlerde alınan 3 dışkı örneği test edilir. Yılda bir tekrarlanır.<br /> <strong>b. Sigmoidoskopi:</strong> Makattan ince ışıklı bir tüple girilip kalın barsakların bir kısmının incelenmesidir. Eğer şüphelenilen bir bölge, polip, ülser, v.b. görülürse aynı zamanda biyopsi yapılmasına da olanak sağlar. 5 yılda bir tekrarlanmalıdır.<br /> <strong>c. Sigmoidoskopi ve yıllık dışkıda gizli kan incelenmesinin birlikte yapılması.</strong><br /> <strong>d. Baryumlu kolon grafisi:</strong> Makattan özel bir ilaç verildikten sonra çekilen rontgenlerdir. 5 yılda bir tekrarlanmalıdır.<br /> <strong>e. Kolonoskopi:</strong> Makattan ince ışıklı bir tüple girilip tüm kalın barsak incelenir. Eğer şüphelenilen bir bölge, polip, ülser, v.b. görülürse aynı zamanda biyopsi yapılmasına da olanak sağlar. 50 yaş ve üzerindeki kişilerde mutlaka yapılması gerektiği bildirilmekle birlikte hangi sıklıkta yapılacağı tartışılmaktadır. Daha önceleri sonuçların tamamen normal olduğu kişilerde 5 yılda bir yapılması önerilirken Amerikan Kanser Cemiyetinin son önerisi 10 yılda bir tekrarlanmasıdır. 50 yaşından itibaren kadın ve erkeklerde bu tarama testlerinden birinin yapılması önerilmektedir. Bu testlerden herhangi birisi şüpheli çıkarsa mutlaka kolonoskopi yapılmalıdır.<br /> <strong>Rektal tuşe:</strong> Makattan parmakta muayenedir. 40 yaş üzerindeki kişilerde her yıl yapılmalıdır. Sadece bu yöntem tarama için tek başına yeterli değildir. Aşagıda belirtilen risk faktörlerine sahip olan kişiler kalın barsak kanserine yakalanma olasılıkları yüksektir. Bu nedenle tarama testlerini yaptırmaya daha erken yaşlarda başlayabilirler ve daha sık yaptırmaları gerekebilir. </li><li> Daha önce adenomatöz polip veya kolorektal kanser tanısı alanlar </li><li> Ailesinde yoğun kolorektal kanser veya polip görülenler (1. derece akrabalardan -anne, baba, kardeş yada çocuklar- birinde 60 yaşından daha erken yaşta veya 2. derece akrabalardan ikisinde herhangi bir yaşta kolorektal kanser veya polip olması) </li><li> Kronik inflamatuvar barsak hastalığı tanısı olanlar </li><li> Ailevi adenomatöz poliposis veya herediter non-poliposis koli gibi genetik geçişli kolorektal kanser hastalıkların ailede görülmesi 4. Melanom (cilt kanseri): Kendi kendine muayene her ay yapılmalıdır. Doktor muayenesi daha önce cilt kanseri geçirmiş hastalarda yapılmalıdır.</li></td></tr></tbody></table><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-667236295033007377?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-13253173672032486442008-06-26T14:57:00.000+03:002008-06-26T15:15:00.149+03:00ONKOLOJi VE RADYOTERAPi TERiMLER SoZLugu<b style="color: rgb(255, 0, 0);"><b>ONKOLOJİ VE RADYOTERAPİ TERİMLER SÖZLÜĞÜ<br /><br /></b></b><b><span style="color:#4343a9;">KISALTMALAR</span></b><br /> <br /> <b style="color: rgb(0, 0, 102);"><i>anat: </i></b><span style="color: rgb(0, 0, 102);">anatomi</span><br /> <b style="color: rgb(0, 0, 102);"><i>bkz: </i></b><span style="color: rgb(0, 0, 102);">bakınız</span><br /> <b style="color: rgb(0, 0, 102);"><i>c: </i></b><span style="color: rgb(0, 0, 102);">cerrahi</span><br /> <b style="color: rgb(0, 0, 102);"><i>ef: </i></b><span style="color: rgb(0, 0, 102);">elektrofizyoloji</span><br /> <b style="color: rgb(0, 0, 102);"><i>ekg: </i></b><span style="color: rgb(0, 0, 102);">elektrokardiyografi</span><br /> <b style="color: rgb(0, 0, 102);"><i>f: </i></b><span style="color: rgb(0, 0, 102);">farmakoloji</span><br /> <i style="color: rgb(0, 0, 102);"><b>fiz: </b></i><span style="color: rgb(0, 0, 102);">fizik</span><br /> <i style="color: rgb(0, 0, 102);"><b>g: </b></i><span style="color: rgb(0, 0, 102);">genetik</span><br /> <i style="color: rgb(0, 0, 102);"><b>k: </b></i><span style="color: rgb(0, 0, 102);">kimya</span><br /> <i style="color: rgb(0, 0, 102);"><b>nk: </b></i><span style="color: rgb(0, 0, 102);">nükleer kardiyoloji</span><br /> <i style="color: rgb(0, 0, 102);"><b>nt: </b></i><span style="color: rgb(0, 0, 102);">nükleer tıp</span><br /> <i style="color: rgb(0, 0, 102);"><b>onk: </b></i><span style="color: rgb(0, 0, 102);">onkoloji</span><br /> <i style="color: rgb(0, 0, 102);"><b>pat: </b></i><span style="color: rgb(0, 0, 102);">patoloji</span><br /> <i style="color: rgb(0, 0, 102);"><b>r: </b></i><span style="color: rgb(0, 0, 102);">radyoloji</span><br /> <i style="color: rgb(0, 0, 102);"><b>rt: </b></i><span style="color: rgb(0, 0, 102);">radyoterapi</span><br /> <i style="color: rgb(0, 0, 102);"><b>tıb: </b></i><span style="color: rgb(0, 0, 102);">tıbbi terim</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-1325317367203248644?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-91470270456973602322008-06-25T10:44:00.000+03:002008-06-25T10:51:45.516+03:00Kemoterapi ilaclari ve Yan Etkileri<b style="color: rgb(255, 0, 0);">Kemoterapi İlaçları ve Yan Etkileri :<br /><br /></b><img alt="http://content.zaman.com.tr/2007/10/22/ilac.jpg" src="http://content.zaman.com.tr/2007/10/22/ilac.jpg" /><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Aşağıda listelenmiş halde kemoterapi ilaçları ve olası yan etkileri sunulmuştur. Akılda tutulması gereken önemli nokta her ilaç için bu yan etkilerin belli oranlarda görülebileceği veya bazı hastalarda hiçbir yan etkinin ortaya çıkmayabileceğidir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">BCNU (Carmustine):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması damar içine olarak 15 ila 45 dakika arasında değişmektedir. Daha kısa süreli infüzyonlarda; damarda şiddetli yanma ve kabarma görülmektedir. Yan etkileri arasında kemik iliği baskılanması görülmekte ve bu yan etki genellikle geç ortaya çıkmaktadır. Diğer yan etkileri, uygulanan damar boyunca yanma ve ağrı, yüzde kızarma, bulantı ve kusmadır. Az rastlanan yan etkiler arasında ise, çoğunlukla geri dönüşümlü olan karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında bozulma görülmektedir. Uzun dönem tedavi olarak uygulandığı takdirde akciğerlerde hasar (toksisite) oluşmasına sebep olabilmekte (nefes darlığı yaratmakta) ve bu durumda ölüm riski yaratabilmektedir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Bleomycin:</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması damar içi, kas içi, derialtı veya intrakavital (Akciğer zarı, karın zarı içine) olarak değişmektedir. Yan etkileri arasında şiddetli ateş ve deri reaksiyonlarının (deride siyaha çalan renk değişimi) yanı sıra deride yanma ve iltihaplanma, tırnak yuvasında şişme ve kalınlaşma görülmektedir. Saç kaybı, kaşıntı ve baş ağrısı da görülebilecek yan etkiler arasındadır. 400U' dan daha yüksek toplam doza ulaşılması durumunda yüksek akciğer toksisitesi riski gözlenmektedir. </span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> + </span><strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Busulfan :</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Oral olarak uygulanmaktadır.Yan etkileri; düşük doz uygulandığında düşük lökosit sayısı, yüksek dozda uygulandığında ise pansitopenidir. Akciğerde nefes darlığına yol açan fibroza sebep olabilmekte fakat bu nadiren ölümcül olmaktadır. Hormonal olarak, jinekomasti (meme dokusunda büyüme), testislerde hasar veya işlevsizlik, iktidarsızlık ve amenoreye (amonerrhea) neden olabilmektedir.Böbrek üstü bezi işlevlerinde bozulma ve deride siyahlaşma görülen yan etkileri arasındadır.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Carboplatin (Paraplatin):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Damar içine uygulanmaktadır. Yan etkileri, kemik iliği baskılanması ve özellikle kanama riskini artıran trombositopenidir. Bunların yanı sıra, bulantı, kusma ve nefrotoksisite (böbrek hasarı), nörotoksisite (ayaklarda ellerde hissizlik ve karıncalanma) ve ototoksisite (duyma duyusunda azalma) de görülebilen yan etkiler arasında olsa da bunlar sisplatine göre nispeten daha azdır. Nadir görülen yan etkiler ise(%3'den daha az ) saç kaybı, deride kızarıklık, ağızda yara oluşumu ve soğuk algınlığı benzeri durumdur (ateş, üşüme, titreme, baş ağrısı, eklem ağrısı, kas ağrısı ).</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">CCNU (Lomustin):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Ağız yoluyla uygulanmaktadır. Aç karnına alınmalıdır. Doz kısıtlayıcı yan etkileri; enfeksiyon riskini artıran kemik iliği baskılanması, kanama ve kansızlıktır. Diğer yan etkiler arasında ishal, iştah kaybı, uyuşukluk, koordinasyon bozukluğu yer almaktadır. Saç kaybı ve geçici karaciğer fonksiyon yetersizliği de ortaya çıkabilen yan etkiler arasındadır.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Chlorambucil (Leukeran): </strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);">Ağız yoluyla uygulanmaktadır. Kan hücrelerinden eritrosit, lökosit ve trombositlerin düşmesine sebep olan kemik iliği baskılanması doz kısıtlayıcı yan etkisidir. Yüksek dozda uygulandığında, merkezi sinir sistemi üzerinde nöbet ve koma gibi bazı etkileri görülmüştür. Çok sık olmasa da mide barsak sistemde ağrı ve kasılmalar ortaya çıkabilmektedir. Uzun dönem tedavi olarak kullanıldığında akciğerde hasar oluşumuna sebep olabilmektedir. Son olarak bu ajanın kullanılmasıyla sperm oluşumu baskılanabilmektedir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Cholrodeoxyadenosine (Cladribine):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması sürekli damar içi infüzyonla 5 ila 7 gün arasında değişmektedir. Başlıca yan etkisi nötröfil ve lenfosit hücrelerinde görülen düşüştür. Bu düşüş bakteriyel enfeksiyonların oluşmasına meydan verirken, ilaçtan dolayı oluşan bağışıklık sisteminin baskılanması tehlikeli enfeksiyonların oluşmasına sebep olabilmektedir. Bu ilacı kullanan hastaların %50'sinde deride kızarıklık ve kurdeşen oluşumu görülmüştür.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Cis-platinum:</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Damar yoluyla veya vücut boşluklarına uygulanmaktadır.İlacı kullanacak hastanın sıvı dengesinin iyi olması gerekmektedir. Sıvı dengesinin yetersiz kalması durumunda, yan etkilerin daha şiddetli şekilde ortaya çıktığı kanıtlanmıştır.Böbrek fonksiyonları yetersiz olan, duyma güçlüğü çeken, daha önceden nöropatiye (periferal sinir sistemi hasarı) maruz kalmış veya cis-platin alerjisi olan hastalarda uygulanırken son derece tedbirli davranılmalıdır. Yan etkileri; bulantı-kusma, anafilaktik reaksiyonlar (hızlı nabız, hırıltı, düşmüş kan basıncı ve yüzde oluşan ödemler) , böbrek fonksiyonlarında bozulma, işitme zorluğu, ellerde ve ayaklarda karıncalanma ve hissizlik yaratan sinir hasarı, kanama ve enfeksiyona sebep olan kemik iliği baskılanması, elektrolit (sodyum, potasyum, magnezyum) dengesizlikleri ve kalp rahatsızlıklarıdır.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Cytarabine (Ara-C):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması derialtı, kas içi veya damar içi olarak yapılabilmektedir. Doz kısıtlayıcı toksisitesi, genellikle geç ortaya çıkan kemik iliği baskılanmasıdır. Uygulanan yüksek toplam dozlar kalıcı merkezi sinir sistemi hasarına yol açabilmektedir. Beyincikte meydana gelebilecek hasar; konuşmada zorluk, yürümede zorlanma, görme mekanizmasında bozulma ve bazı nörolojik sorunlara yol açabilir. Beyincikte oluşan hasar genellikle 50 yaş üstü hastalarda ortaya çıkmaktadır. Diğer ortaya çıkabilecek yan etkiler, deride kızarıklık, bulantı ve kusma, ishal, iştah kaybı, ağızda oluşan yaralar, geçici karaciğer fonksiyon bozukluğu, ateş, vücut ağrısı, deride kızarıklık ve gelişebilecek soğuk algınlığı benzeri tablodur. Nadiren akciğerlerde sıvı tutulumu meydana gelebilmektedir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Cyclophosphamide (Endoksan):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Damar içi yada ağız yoluyla uygulanmaktadır. Yan etkileri; kemik iliği baskılanması, hemorajik sistit (kanlı idrarla birlikte mesanede şiddetli yanma hissi), saç kaybı, elektrolit dengesizlikleri (özelikle sodyum), bulantı ve kusmayla ortaya çıkan gastrointestinal hasar ve nadir karaciğer fonksiyon bozukluklarıdır. Akciğerlerde hasarlanması görülebilir. Cinsel olarak; adet atlaması, testislerde ve yumurtalıklarda fonksiyon bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Kısırlık yapabilir. </span><br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);"><br /> Docetaxel (Taxotere):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması damar yoluyla yapılır. Doz kısıtlayıcı yan etkileri nötropeni (düşük kan akyuvar sayısı) ve nadiren düşük trombosit (kanda pıhtılaşmayı sağlayan hücre sayısında azalma) sayısıdır. Allerjik reaksiyonlara, akciğerde ve bacaklarda şişliklere neden olabilmektedir. Ellerde ve ayaklarda karıncalanma ve hissizlik yaratan sinir hasarı yapabilir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Doxorubicin (Adriamycin):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Kullanılan genel uygulamaları damar yoluyladır. Yan etkileri; kemik iliği baskılanması, stomatit (ağızda oluşan yara), bulantı, kusma ve nadiren ishaldir. Deride hiperpigmentasyon (deri renginde koyulaşma) ve tırnaklarda renk değişiklikleri yanı sıra, gözlerde yanma ve aşırı yaşlanma görülebilecek olası yan etkiler arasındadır. Fark edilebilir saç kaybına sebep olur. Radyoterapi almış hastalarda yenileyen yumuşak deri reaksiyonları görülmektedir.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Damar dışına sızması durumunda (Ekstravazasyon) sızıntı olan bölgede derin doku hasarına yol açabilir. Ekstravazasyon görülen hastaların %33'ünde ciltte derin yara oluşumu görülmüştür. Oluşan yaranın iyileşmediği durumlarda bazen cerrahi müdahale gerekebilmektedir.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Doksorubisin uygulamasının en önemli yan etkisi kalp hasarı gelişimidir. Uygulanan doza bağımlı gelişen kalp hasarının tıbbi tedavisi oldukça zordur. Bu komplikasyonun ortaya çıkmasında etkili olan risk faktörleri; maksimum doz olan 550mg/m2 doza ulaşılması, hastanın 70 yaş ve üzeri olması, kalp bölgesinden radyoterapi almış olması ve geçmişte kalp krizi yada yüksek kan basıncı gibi kalp hastalıklarına sahip olmasıdır.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Etoposide (VP-16, VePesid):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması damar yoluyla en az 30 dakika şeklindedir. İlaç çok hızlı verildiği takdirde şiddetli hipotansiyon (düşük kan basıncı) ortaya çıkabilmektedir. Etoposid aynı zamanda ağız yoluyla da verilebilmektedir. İlacın damar dışına kaçmasından kaçınılmalıdır. Başlıca yan etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Bulantı, kusma ve iştah kaybı ortaya çıkabilir. Diğer yan etkiler, saç kaybı, baş ağrısı, ateş ve düşük kan basıncıdır. Nadiren kalp krizi, kalp yetmezliği, sinir hasarı, yorgunluk, uyku, ve eller-ayaklarda karıncalanma ortaya çıkabilir. Ayrıca lösemi (kan kanseri) gelişim riskinde artış olabileceği görülmüştür.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">5-Flourouracil (5-FU):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Damar yoluyla ve bazı vücut boşluklarına uygulanabilmektedir. Yan etkileri, bulantı, kusma, ağızda yara (stomatit-mukozit) oluşumu, yemek borusunda yaralar ve mide ülserleridir. Düşük lökosit sayısı görülebileceği gibi, saç kaybı ve tırnaklarda renk değişimi ortaya çıkabilmektedir. Cilt güneşe duyarlı hale geldiği için güneşten sakınma önerilmektedir. Baş ağrısı, görme bozuklukları ve yürürken denge kaybı (serebellar ataksi) gibi yan etkiler nadir görülen yan etkisidir. Göğüs ağrısı, ani ölüm ve düzensiz kalp atışları şeklinde bildirilen kalp hasarı vakaları mevcuttur fakat mekanizması bilinmemektedir. Ayrıca, deride kızarıklık ve kabarma, el-ayaklarda yanma hissine neden olabilmektedir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Fludarabine (Fludara):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması damar yoluyla kısa süreli (30 dakika civarında) veya ağız yoluyladır. Yan etkileri arasında kemik iliği baskılanması bulunmaktadır. Bu durum enfeksiyon kapma riskini artırmaktadır.Diğer yan etkiler; bulantı, kusma, ishal (hastaların %30'u), hafif ve geçici böbrek ve karaciğer yetmezliğidir. Uyku ve deride kızarıklık nadiren görülen yan etkilerdir. Akciğerde iltihaplanma(interstisyel pnömoni) az görülür fakat birkaç hafta içinde geri dönüşüm göstermektedir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Gemcitabine (Gemzaar):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması damar yoluyla 30 dakika civarındadır. Yan etkileri, kanama riskini artıran kemik iliği baskılanmasıdır (azalmış trombosit sayısı). Diğer yan etkileri; deride kızarıklık, ateş , bulantı- kusma ve grip benzeri tablodur.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Herceptin (Trastuzumab):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması damar yoluyladır. Tek başına verildiğine görülen yan etkiler, ishal, üşüme, ateş, baş ağrısı, baş dönmesi, düşük kan basıncı ve deride kızarıklıklardır. Kemoterapiyle birlikte verildiğinde kalbe yönelik yan etkileri artmaktadır. Kombinasyon şeklinde diğer ilaçlarla kullanıldığında görülen diğer bir yan etki ise hafif ve orta derecede üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);"><br /> Ifosfamide (Haloksan):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması damar yoluyla kısa süreli şekilde ve 30 dakika civarında olmasına rağmen uzun süreli uygulamalara (120 saate kadar) çıkılabilmektedir. Mesna kullanımı ve sıvı desteği yüksek doz ifosfomid kullanımından kaynaklanan hematüriyi (kanlı idrar) önlemek amacıyla gereklidir.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Saç kaybı, bulantı kusma ve kemik iliği baskılanması bildirilen yan etkiler arasındadır. Ifosfamid yüksek dozda kullanıldığında nörolojik toksisite ortaya çıkabilmektedir. Nöbet geçirme, yürümede zorluk çekme ve güçsüzlük gibi komplikasyonlarla da karşılaşılmıştır.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);"><br /> Irinotecan (Campto):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması damar yoluyladır. Doz kısıtlayıcı yan etkileri ishal ve düşük lökosit sayısıdır (enfeksiyon riskini artırır). Diğer yan etkileri, bulantı , kusma ve saç kaybıdır. Ateş ve nefes darlığıyla ortaya çıkan akciğer toksisitesi görülebilmektedir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Melphelan (Alkeran):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması oral yoldandır. Emilim en iyi aç karnına gerçekleşmektedir. Başlıca yan etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Uzun dönem kullanıldığında miyelodisplazi ve lösemi (kan kanseri) riskini artırmaktadır. Diğer yan etkileri, saç kaybı, stomatit (ağızda yaralar), dermatit (ekzema) ve Akciğer fibrozisidir. Bunların yanında, düşük kan basıncıyla şiddetli allerjik reaksiyonlar, terleme ve kalp rahatsızlıkları bildirilmiştir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Methotrexate :</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Ağız yoluyla, kas içine, damar içine veya intratekal (beyni çevreleyen zar bölgesinin içine) uygulanabilmektedir. Kemik iliği baskılanması (enfeksiyon riskini artırır),bulantı, kusma, iştah kaybı görülen yan etkileridir.Dişeti enfeksiyonu, faranjit, mukozal ülser oluşumu diğer yan etkileridir. Karaciğer yetmezliği, deride kızarıklık, kaşıntı, renk değişiklikleri, saç kaybı ve ışığa duyarlılık gibi yan etkiler bildirilmiştir. Yüksek doz kullanıldığında böbrek yetmezliğine neden olabilir. Baş dönmesi, bulanıklık, üşüme, ateş, akciğer fibrozu gibi yan etkilerle de karşılaşılmıştır.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Mitoxantrone (Novantrone):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması damar yolundandır. İlacın ekstravazasyona (damar dışına ilaç sızması) yol açmaması için çok dikkatli olunmalıdır. Doz kısıtlayıcı yan etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Diğer yan etkileri; bulantı, kusma ve stomatittir (ağızda yaralar). Nadir görülen yan etkileri arasında ise; kabızlık ve saç kaybı bulunmaktadır.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Kalbe yönelik yan etkileri oluşabilmektedir. Bunu önlemek için uygulanan maksimum dozun (toplamdozun) 160mg/m2'yi geçmemesi gerekmektedir. </span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Oxaliplatin (Eloxatin):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Damar yoluyla kısa süreli veya uzatılmış 120 saate kadar sürekli infüzyon şeklinde uygulanabilmektedir. Sinir hasarı (ellerde ve ayaklarda bazen dudaklarda hissizlik ve karıncalanma) olabilir fakat genellikle ilaç kesildikten sonra düzelir. Kanda lökosit ve trombositlerde hafif düşüşlere sebep olabilir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Paclitaxel (Taxol):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması damar yoluyladır. İlacın uygulaması sırasında allerjik şok ve diğer allerjik reaksiyonlara raslanabilmektedir. Bu reaksiyonlar; hırıltı, nefes darlığı, yüzde kızarma, şişme ve düşen kan basıncı (tansiyon) dır.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Taxol' ün doz kısıtlayıcı yan etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Hissizlik, karıncalanma ve acıyla ortaya çıkan nöropati (sinir hasarı) görülebilen yan etkileridir. Nöropati ilacın kullanımı kesildiğinde geri dönebilmektedir. Fakat şikayetlerin kaybolması genellikle birkaç ay sürmektedir. Kalp atışında yavaşlamaya (bradikardiye) sebep olmaktadır fakat bu kısa sürelidir. Diğer yan etkileri, bulantı, kusma, ishal, ağız yarası, saç kaybı, eklem-kas ağrılarını kapsayan soğuk algınlığı sendromu, ateş, deride kızarıklık, baş ağrısı ve yorgunluktur.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Procarbazine (Natulan):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması ağız yoluyla yada damar yolundandır. Procarbazine'nin bazı gıdalar ve ilaçlarla etkileşimi vardır. Bu nedenle bu gıdalar ve ilaçlar tedavi süresince alınmamalıdır. Bu yan etkiye sebebiyet verebilecek bazı ilaçlar etanol (alkol), efedrin, epinefrindir. Bu ilaçlarla, bulantı ve kusma, görsel rahatsızlıklar ve baş ağrısının yanı sıra, göğüs ağrısı ve anormal nabız gibi kalp rahatsızlıklarına da sebep olabilmektedir. Bira, peynir, şarap, muz gibi gıdalarla yüksek kan basıncı, titreme, eksitasyon (psikomotor aktivitede şiddetli artış)göğüs ağrısı, anormal nabız düzeni gibi kalp rahatsızlıklarına neden olabilir. Kemik iliği baskılanması bu ilacın doz kısıtlayıcı yan etkisidir (kanama ve enfeksiyon riskini artırır). Diğer yan etkiler, bulantı, kusma, ateş, üşüme, terleme, eklem ve kaslarda ağrı yaratan soğuk algınlığı şikayetleridir. Saç kaybı, kaşıntı ve deride kızarıklık bildirilmiştir. Sinir sistemi toksisitesi (yan etkisi) baş dönmesi, yürümede bozukluk, ellerde ve ayaklarda hissizlik ve karıncalanmadır. Işığa karşı duyarlılık ve kadınlarda adet atlaması ve erkeklerde kısırlık yapabilir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Maphthera (Rituximap):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Damar yoluyla uygulanır. Yan etkileri ateş, titreme, bulantı, kusma, yorgunluk, kaşıntı, hırıltı, nefes darlığı, düşük kan basıncı ve boğazda veya dilde şişmedir. Hastalık bölgelerinde ağrı ve ateş görülebilmektedir.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> İmmunolojik olarak, hastaların çoğunluğunda kan hücrelerinden B-lenfositlerinde azalma görülmüştür fakat bu enfeksiyon riskinde artışa sebep olmaz. Kemik iliği baskılanması ve anemi nadirdir. Düzensiz ve/veya hızlı nabız atışına sebep olan karditoksisite (kalp yan etkisi) bildirilmiştir. Nadiren eklem ağrıları, ishal, yüksek kan basıncı, göğüs ağrısı, iştah kaybı, iç sıkıntısı, yorgunluk, ve tat alma eksikliği yapabilir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Topotecan (Hycamtin):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması damar yoluyladır. Başlıca yan etkisi enfeksiyon riskini artıran nötröpenidir. Düşük trombosit ve anemi de bildirilen yan etkilerindendir. Hastaların %30'unda bulantı ve kusma görülmüştür. Hastaların 1/3'ünde 40 dereceden yüksek ateş gözlemlenmiştir ve %10-12'sinde idrarda mikroskobik düzeyde kana rastlanmıştır.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Vinblastine :</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması toplam dozun 1 dakika içinde damardan verilmesi şeklindedir. Bu ilaç şiddetli tahriş edici özeliğe sahip olduğu için deri atına yada kas içine verilmemelidir.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Başlıca yan etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Bu yan etki kandaki lökosit (akyuvar), eritrosit ve trombositlerin sayılarında düşmeye sebep olmaktadır. Bu düşüşler; enfeksiyon ve kanama riskini artırdığı gibi, egzersiz toleransının düşmesine ve nefes darlığına da neden olmaktadır. Nadiren bulantı, kusma, kabızlık ve karın ağrıları görülür. Sıkıntı, baş ağrısı, kırıklık, çenede oluşan ağrılar, idrar sorunları ve konvülsiyon (istemsiz kasılma) olarak ortaya çıkan nörotoksisite (sinirsel zarar) bildirilen yan etkilerindendir. Diğer yan etkileri, hafif saç kaybı, ağızda yara oluşumu ve deride güneşe karşı gelişen hassasiyettir.</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Vincristine (Oncovin):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Uygulaması damar yoluyladır. Vinkristin bazen şiddetli ağrı, nöbet, kabızlık ve mesanede fonksiyon bozukluğuna yol açan nörotoksisiteye (sinir sisteminde hasar) sebep olur. Ekstravazasyondan (damar dışına ilaç sızması) kaçınılmalıdır. in'in doz kısıtlayıcı yan etkisi nörotoksisitedir (sinirsel hasar).</span><br /> <br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 102);">Vinorelbine (Navelbine):</strong><span style="color: rgb(0, 0, 102);"> Genellikle 20 ila 30 dakika civarında damardan uygulanmaktadır. Başlıca yen etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Bu yan etki düşük lökosit (kandaki akyuvar hücrelerindeki azalma) ve anemiyi kapsamaktadır. Nörotoksisite (sinir sisteminde oluşan istenmeyen yan etki) hastaların %30'unda, kabızlık ve el-ayaklarda oluşan hissizlik ve karıncalanma gibi şikayetler şeklindedir. Hastaların ¼'ünde saç kaybı görülür.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-9147027045697360232?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-90887574505386087872008-06-24T10:40:00.001+03:002008-06-24T10:44:05.525+03:00Kemoterapi Suresince Kendinize Nasil Bakacaksiniz<b style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;">Kemoterapi Süresince Kendinize Nasıl Bakacaksınız</b><span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"> <br /><br /></span><img alt="The image “http://yenisafak.com.tr/resim/site/kemoterapi162d3a6c1621836bby.jpg” cannot be displayed, because it contains errors." src="http://yenisafak.com.tr/resim/site/kemoterapi162d3a6c1621836bby.jpg" /><br /><ul style="color: rgb(0, 0, 153);" type="disc"><li>Daha az ve sık yemek yemelisiniz. Günde 5 ila 6 defa atıştırma şeklinde yiyeceğiniz yemekler sindiriminize yardımcı olacaktır. Meyve kokteylleri bir öğün için iyi bir seçenektir.</li><li>Yemek yedikten sonra uzanmayın. Sindirim için kendinize ve vücudunuza 1 saat civarı izin verin. Yemekten sonra kısa yürüyüşler yapmayı deneyin, dinlenmeye ihtiyaç duyarsanız bacaklarınız gergin şekilde oturun ve başınızı yastıkla destekleyin.</li><li>Yemekte sıvı almayın.Bu şekilde sindirim sıvılarınız tam güç çalışacak ve sindirimi hızlandırarak hazımsızlığı azaltacaktır.Yemek aralarında alabildiğiniz kadar sıvı alın.(en azından yemeklerden 1 saat önce ya da sonra). Sebze ve meyve suları ve et/tavuk sulu çorba da içmeye çalışın. Şekerden mümkün olduğunca uzak durun eğer şekerli bir gıda yemek isterseniz, tahıldan elde edilen ürünleri deneyin.</li><li>Şişmanlatıcı tüm gıdalardan uzak durun. Diyetinize dikkat edin ve taze meyve, buharda pişmiş yada kaynatılmış sebzeler, hafif tahıl ürünleri ve proteinlerinizi yemeye devam edin.</li><li>Eğer kusma ve şiddetli ishal yaşıyorsanız, sebze çorbalarını deneyin. Bu diyetin tuzla desteklemesi elektrolitlerinizi dengede tutacağı için kendinizi güçsüz hissettiğiniz zamanlarda sizi ve vücudunuzu dengesizliklerden koruyacaktır.</li></ul><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-9088757450538608787?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-69909704399776874052008-05-18T17:30:00.003+03:002008-05-18T17:35:12.412+03:00Meme kanseri tedavisini kimler yapar<span class="genel"><strong style="color: rgb(255, 0, 0);"><a name="37" class="genel">MEME - GÖĞÜS KANSERİ TEDAVİSİNİ KİMLER YAPAR?</a> </strong> <br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Meme ya da göğüs kanserinin tedavisi, çağımızda multidisipliner bir yaklaşım gerektirmektedir. Hastanın ilk ameliyatını yapan cerrah, ilaç tedavisini yapan onkolog, ışın tedavisini yapan radyasyon onkoloğu, tanı konulmasında kilit rol alan patolog ve plastik cerrah mutlaka bir ekip çalışmasıyla birlikte hastayı ele almalı ve hastanın tedavisini birlikte planlamalıdır. Bu hekimler meme kanseri konusunda yeterince bilgili ve uzmanlaşmış olmalıdır. Alınan memenin yerine, rekonstrüksiyon yapılarak hastaların bedensel kayıplarının en aza indirilmesi, çağdaş meme kanseri tedavisinin ayrılmaz parçasıdır. Bu nedenle plastik ve rekonstrüktif cerrahi, bu ekip içinde yerini almalıdır. Meme kanseri sadece hastayı değil, çevresindeki insanları da psikolojik olarak önemli ölçüde etkileyen bir sosyal bir sorundur. Böyle bir ekip içinde psikolojik desteği sağlayan psikoloğun bulunması, mutlaka gereklidir. Hastaların hemen tümü büyük bir bilgi açlığı içindedir. Özellikle beslenme konusunda kendileri yeterince bilgilendirilmemektedir. Ekip içinde bulunan bir diyet ve beslenme uzmanı, bu açığı kapatacaktır. Bu ekiplerin birlikte çalıştığı meme poliklinikleri, gelişmiş ülkelerin çoğunda vardır. Yapılan bilimsel araştırmalar, meme kanseri hastalarının, bu konuda uzmanlaşmış kliniklerde tedavi görmeleri ile, çok daha başarılı sonuçların alındığını göstermiştir.</span> </span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-6990970439977687405?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-40986514883146142512008-05-03T13:11:00.001+03:002008-05-03T13:19:07.259+03:00Meme Kanseri Resimleri-1<span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" >MEME - GÖĞÜS KANSERİ RESİMLERİ<br /><br /></span><img src="file:///C:/DOCUME%7E1/ADMINI%7E1/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot.jpg" alt="" /><img src="file:///C:/DOCUME%7E1/ADMINI%7E1/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot-1.jpg" alt="" /><br /><img alt="The image “http://www.metam.org/usr_img/urun/selim_hastaliklar.jpg” cannot be displayed, because it contains errors." src="http://www.metam.org/usr_img/urun/selim_hastaliklar.jpg" /><br /><br /><br /><img alt="The image “http://www.lib.uiowa.edu/Hardin/md/pictures22/breastcancer3.jpg” cannot be displayed, because it contains errors." src="http://www.lib.uiowa.edu/Hardin/md/pictures22/breastcancer3.jpg" /><br /><br /><img alt="The image “http://www.mersin.edu.tr/upimages/anasayfa_icerik/basinyayin/tamer%20hoca1%20net.jpg” cannot be displayed, because it contains errors." src="http://www.mersin.edu.tr/upimages/anasayfa_icerik/basinyayin/tamer%20hoca1%20net.jpg" /><br /><br /><img alt="The image “http://www.ecureme.com/atlas/data/dis_images/Breast_Cancer550_ab.jpg” cannot be displayed, because it contains errors." src="http://www.ecureme.com/atlas/data/dis_images/Breast_Cancer550_ab.jpg" /><br /><br /><img alt="The image “http://www.kanserleyasamak.org/images/im_belirti.jpg” cannot be displayed, because it contains errors." src="http://www.kanserleyasamak.org/images/im_belirti.jpg" /><br /><br /><img alt="http://www.turkkitap.org/catalog/images/kanser%20olan%20memedi.jpg" src="http://www.turkkitap.org/catalog/images/kanser%20olan%20memedi.jpg" /><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-4098651488314614251?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-76564788094693119862008-05-01T22:28:00.002+03:002008-05-01T22:32:24.745+03:00Meme Protezi Nedir?<span class="genel"><strong style="color: rgb(255, 0, 0);"> <a name="39" class="genel">MEME PROTEZİ NEDİR?</a> </strong><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"> Meme(göğüs) ameliyatı</span> olmuş ve plastik rekonstrüksiyon yapılmamış kadınlar, beden görünümlerini korumak amacıyla protez meme kullanmaktadırlar. Batı ülkelerinde bu konuda eğitimli protez hemşireleri, hasta olan kişinin ölçülerini almakta ve uygun protezin seçimine yardımcı olmaktadır. Bu verilen hizmet, eğitim ve deneyim gerektirmektedir. Ülkemizde bu protezlerin satışı, sıradan kişilerce ya da sıradan satış elemanlarınca yapılmakta ve normal fiyatının çok üzerinde ücret istenmektedir. Uygun bir organizasyon ve araştırma ile bu sorun çözülebilir ve ücret daha aşağılara düşürülebilir. Bu sayede hizmet toplumun tüm kesimlerine yayılabilir.</span></span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-7656478809469311986?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-17009673959762963282008-04-12T14:57:00.002+03:002008-04-12T15:07:20.425+03:00Kansere Yenilmeyin<span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);">Kansere Yenilmeyin</span><br /><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);">Birçok yıldızın kaymasına sebep olan, birçok umudun kökünden sökülmesine sebep olan şeydir </span><span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);">Kanser</span><span style="color: rgb(0, 0, 153);">. Herşey çok güzel giderken bir anda çıkıverir ortaya. Bir doktorun kansersin dedikten sonra nasılda değişir hayatımız?</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);">Birçok kişiye göre kanser psikolojik savaşın başlangıcıdır, bazılarına göre ise ölümün başlangıcı. Bana göre kanser birçoklarının dediği gibi psikolojik bir savaştır. Yaşama olan bağlılığınızın göstergesidir belkide. Kanser yaşamla sizin aranızda yoldur. Arabanız yoldan saparsa takla atabilir, tekeri patlayabilir, belkide hiç bir zaman yol almayabilir.</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);">Arabanın sürücüsü ne kadar dikkatliyse, direksiyona ne kadar bağlıysa, araba o kadar güvenli, yollar o kadar güvenli olur.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-1700967395976296328?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-49821710217452827262008-04-06T15:31:00.000+03:002008-04-06T15:32:10.126+03:00Meme Kanseri Arastirmalari<span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;">Araştırmalar</span><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"><span style="color: rgb(255, 0, 0);"> Meme kanseri </span>konusundaki araştırmalar önemli gelişmeler göstermiştir. Dünyada bir çok klinik çalışma (insanların gönüllü olarak yer aldığı araştırma çalışmaları) yürütülmektedir. Bunlar meme kanserini teşhis etme, önleme ve tedavi etme konularında ki araştırmalardır. Çalışmalarda aynı zamanda hastalığın psikolojik etkilerini, hastanın rahatını ve yaşam kalitesini arttırmanın yolları araştırılmaktadır.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Klinik çalışmalar, önemli soruların cevabını vermek ve yeni yaklaşımların etkili ve güvenli olup olmadığını bulmak için yapılmaktadır. Çoğunlukla araştırmalar, metodu kabul görmüş bir yaklaşımla karşılaştırılır.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Klinik çalışmalara katılanlar, yeni yaklaşımlardan ilk yararlananlar olmaktadır. Aynı zamanda ilaçlara önemli katkıda bulunarak, doktorların hastalık hakkında daha fazla şey öğrenmesine yardımcı olurlar. Bu çalışmaların riskleri olsa da, araştırmacılar hastalarını korumak için her şeyi yaparlar. Bu araştırmalara katılmak isteyen kadınlar bunu doktorlarıyla konuşmalılardır.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-4982171021745282726?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-53974639116093848352008-04-06T15:28:00.000+03:002008-04-06T15:30:47.115+03:00Kanser Tedavisinin Yan Etkileri<b style="color: rgb(255, 0, 0);">Kanser Tedavisinin Yan Etkileri</b><br /><br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Kanser tedavisi sağlıklı hücre ve dokulara da zarar verebileceğinden istenmeyen yan etkiler de görülmektedir. Belirgin yan etkiler, tedavinin tipi ve büyüklüğüne göre değişmektedir. Bunlar her kadın için veya aynı tedaviyi gören kadınlar için aynı olmayabilir. Aynı hastada, yan etkiler bir tedavi seansından diğer tedavi seansına değişebilir. Doktor, tedavilerin yan etkilerini ve ne yapılması gerektiğini size anlatacaktır. </span><br /> <br /> <b style="color: rgb(0, 0, 153);">Ameliyat</b><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> </span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);">Ameliyat yerinde kısa süreli ağrı ve hassasiyet olabilir. Ameliyattan önce hastalar ağrının giderilmesi için doktorlarıyla konuşmalıdırlar. Her ameliyat az da olsa enfeksiyon, kanama ve başka problem riski taşıyabilir. Herhangi bir problem oluşan kadınlar doktorlarına başvurmalıdırlar.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Bir yada iki memesi alınan kadınlar eğer büyük memelilerse denge kaybı yaşayabilirler. Bu dengesizlik boyun ve sırt bölgesinde ağrı yaratabilir. Aynı zamanda meme alınan bölgenin derisi gergin hissedilebilir. Omuz ve kol kasları da gergin hissedilebilir ama bu problem geçicidir. Doktor, hemşire ve fizyoterapist, kadının kol ve omzundaki gücü geri kazanması için egzersiz önerebilirler.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Ameliyat sırasında bazı sinirler incinmiş veya kesilmiş olabileceğinden hastalar, omuz, koltuk altı, üst kol ve memesinde uyuşma ve karıncalanma hissedebilir. Bunlar birkaç hafta yada birkaç ayda geçer, ama bazı kadınlarda uyuşma daha uzun sürebilir. </span><br /> <br /> <b style="color: rgb(0, 0, 153);">Lenf Ödem (Kol Ödemi)</b><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> </span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);">Koltukaltındaki lenf bezlerinin alınması, lenf sıvısının akışını yavaşlatır. Sıvı, kolda ve elde birikip şişme (lenfödem) yaratır. Bu problem ameliyattan hemen sonra ya da yıllar sonra da olabilir. Hastanın tedavi edilen taraftaki el ve kolunu hayatı boyunca koruması gerekir. Kadının aşağıdakilere dikkat etmesi gerekir: </span><ul style="color: rgb(0, 0, 153);"><li> Etkilenen koluna dar kıyafetler yada mücevher takmaktan kaçınmalı </li><li> Çanta ya da valizini diğer koluyla taşımalı </li><li> Kesilmesini önlemek için koltukaltını elektrikli makineyle almalı </li><li> İğne, kan testleri, kan basıncı ölçümlerini diğer koluna yaptırmalı </li><li> Bahçeyle uğraşırken elini korumak için eldiven giymeli, kuvvetli deterjanlar kullanmamalı </li><li> Dikkatli manikür yaptırmalı, tırnak etlerini kesmekten kaçınmalıdır. </li></ul> <br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);">Hasta doktoruna, kolunda ya da elinde olabilecek kesik, böcek ısırığı, güneş yanığı ya da başka incinmelerle nasıl baş edeceğini sormalı. Aynı zamanda kolu yada eli incindiğinde, şiştiğinde, kızardığında yada ısındığında doktoruna başvurmalı.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Eğer lenfödem oluşursa, doktor bu tip problemler için egzersiz yada başka yollar önerebilir. Örneğin lenfödem olan bazı kadınlar lenf sıvısı akışını artırmak için elastik kolluk giyerler. Doktor, aynı zamanda ilaç, masaj veya kola baskı yapan makineler gibi başka yaklaşımlar da önerebilir. Hastaya bir uzman yada fizyoterapist önerilebilir. </span><br /> <br /> <b style="color: rgb(0, 0, 153);">Radyoterapi</b><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> </span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);">Radyoterapi sırasında meme kanseri olan kadın, özellikle tedavinin sonuna doğru yorgunluk hissedebilir. Bu his tedavi bittikten sonrada devam edebilir. Dinlenmek önemli, ama doktorlar hastalarına genelde olabildiklerince aktif olmalarını önerirler. </span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);">Tedavi edilen alandaki cildin kırmızı, kuru, hassas ve kaşıntılı olması yaygındır. Meme ağır ve gergin hissedilebilir. Bu problemler zamanla geçer. Tedavinin sonuna doğru cilt nemlenebilir. Bu alanın havayla yeteri kadar temas ettirilmesi cildin iyileşmesine yardımcı olur. </span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);">Sütyen ve diğer kıyafetler kaşıntı ve terleme yapabileceğinden, hastalar tedavi süresinde bol pamuklu kıyafetler tercih etmelidirler. Cilt bakımı da önemlidir. Kadınlar tedavi edilen alana deodorant, krem ve losyonlar kullanmadan önce doktorlarına danışmalıdır. Radyoterapinin bu yan etkileri geçidir. Tedavi bittikten sonra tedavi alanı yavaş yavaş iyileşir. Fakat cildin renginde sürekli bir renk farklılığı olabilir. </span><br /> <br /> <b style="color: rgb(0, 0, 153);">Kemoterapi</b><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> </span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);">Radyasyon gibi kemoterapi de kanser hücreleri gibi normal hücreleri etkileyebilir. Kemoterapinin yan etkileri genelde belli ilaçlara ve doza göre değişir. Genelde anti-kanser ilaçları, çabuk bölünen hücreleri etkiler, bunlar: </span><ul style="color: rgb(0, 0, 153);"><li><b>Kan hücreleri:</b> Bu hücreler enfeksiyonla savaşır, kanın pıhtılaşmasını sağlar ve vücudun diğer bölgelerine oksijen taşır. Kan hücreleri etkilendiğinde, hastalar hastalıklara kolay yakalanır, kolayca kanar, kendilerini yorgun ve zayıf hissedebilir. </li><li><b>Saç köklerindeki hücreler:</b> Kemoterapi saç dökülmesine neden olabilir. Saç uzar ama rengi ve yapısında farklılık olabilir. </li><li><b>Sindirim sistemindeki hücreler:</b> Kemoterapi iştahsızlık, bulantı, ishal veya ağız ve dilde yara yapabilir. Bu yan etkilerin bir çoğu ilaçlarla kontrol edilebilir. </li></ul> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Kemoterapinin yan tesirleri kullanılan ilaç türüne, verilen miktara ve tedavi süresine bağlıdır.</span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Aşağıdaki geçici yan tesirler ortaya çıkabilir: </span><ul style="color: rgb(0, 0, 153);"><li>Çok yorgun olmak (bitkinlik, genellikle alyuvar eksikliğine bağlı)</li><li>Bulantı ve kusma</li><li>İştahsızlık</li><li>Saç dökülmesi</li><li>Ağızda yaralar</li><li>Âdet düzeninde değişmeler (kalıcı olabilir)</li><li>Artmış enfeksiyon riski (akyuvar eksikliğine bağlı)</li><li>Çürük oluşması veya küçük kesilerden sonra kanama (kandaki plateletlerin eksikliğine bağlı)</li></ul><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Bu yan tesirlerin çoğu tedavi bittiğinde ortadan kalkar. Örneğin, saçlarınız yeniden çıkar. Yan tesirlerle ilgili bir sorununuz olduğunda doktorunuza veya hemşirenize durumu bildiriniz, çünkü genellikle yapılabilecek bir şeyler vardır.</span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Bazı anti-kanser ilaçları, yumurtalıklara zarar verebilir. </span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);">Kalıcı yan tesirler olarak erken âdet kesilmesi (menopoz) ve hamile kalamama görülebilir. Ancak kemoterapi alıyor olmak her zaman gebeliği önlemez, ayrıca kemoterapi sırasında hamile kalınması doğumsal sakatlıklara yol açabilir. Kemoterapinin doğmamış çocuğa etkileri bilinmediğinden, cinsel yönden aktif dönemde iseniz, doğum kontrolü konusunu onkoloğunuzla görüşmelisiniz.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Bazı ilaçların uzun süre veya yüksek dozda kullanılması kalp hasarına yol açabilir; ancak doktorlar bu ilacın dozunun kontrolünde dikkatli oldukları gibi, problem bulgularını da izlerler.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Ayrıca, kemoterapi alan birçok kadın, konsantrasyon ve belleklerinde hafif bir azalma fark ederler ("kemo beyin"). Bu durum uzun süre devam edebilir. Ancak araştırıcılar bu bulguları doğrulamamıştır. "Kemo beyin" konusunun doğru olup olmadığı henüz bilinmese de, kemoterapi sonrası hastaların işlevleri iyidir. Tedavinin bir yan tesiri olarak "kemo beyin" saptanan çalışmalarda, belirtilerin genellikle bir veya iki yıl içinde ortadan kalktığı görülmüştür.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Çok nadir olarak, meme kanseri tedavisinden yıllar sonra bazı kemoterapi ilaçları akut myeloid lösemi adı verilen bir başka kansere yol açabilir. Ancak meme kanseri tedavisinden elde edilen yarar bu nadir olayın riskinden çok daha fazladır.</span><br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Halsizlik de kemoterapi alan kadınlarda uzun sürebilen bir problemdir. Birkaç yıl sürebilen bu duruma yardımcı olunabilir. Halsizlik problemi yaşıyorsanız bunu doktorunuza bildiriniz.</span><br /> <br /> <!--<b>Hormon Tedavisi</b><br /><br />Hormon tedavisinin yan etkileri kullanılan ilaçlara ve doza göre değişir. Tamoksifen en çok kullanılan ilaçtır. Östrojenin hücreler üzerindeki etkisini ortadan kaldırır. Tamoksifen' in yan etkileri, kullanan her kadında yan etkilerini görülmeyebilir. Bu yan etkiler genelde bazı menopoz belirtilerine benzer. Bunlar, ani sıcaklık artışı ve vajinal akıntıdır. Bazı kadınlarda düzensiz adet dönemleri, baş ağrısı, yorgunluk, bulantı ve/veya kusma, vajinal kuruluk ve kaşıntı, vajinanın etrafında tahriş ve isilik görülebilir. Adet gören kadınlar, tamoksifen kullanırken hamile kalabilirler. Tamoksifen anne karnındaki bebeğe zarar verebilir. Kadınlar, tamoksifen almadan önce doğum kontrol yöntemlerini doktorlarıyla görüşmelidirler.<br /><br />Tamoksifen' in ciddi yan etkileri çok nadirdir. Ama damarlarda özellikle bacak ve akciğer damarlarında kanın pıhtılaşmasına neden olabilir. Çok az kadında tamoksifene bağlı felç görülebilir. Aynı zamanda rahim iç duvarında kanser oluşumuna neden olabilir. Beklenmeyen bir vajinal kanama doktora gidilmelidir. Doktor, pelvis muayenesi hatta biyopsi ve diğer testleri de yapabilir.<br /><br />Eğer hormon tedavisi ameliyatla yumurtaların alınması şeklinde olacaksa, kadın hemen menopoza girer. Bunun yan etkileri doğal menopozdan daha ağır olabilir. Doktor bu yan etkilerle baş etmek için yeni yollar önerebilir.<br /><br />--> <b style="color: rgb(0, 0, 153);">Biyolojik Tedavi</b><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> </span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Yayılmış meme kanseri olan bazı kadınlarda hedefe yönelik tedavi uygulanır. İlk tedavideki yan etkiler, ateş ve titreme şeklinde olur. Diğer muhtemel yan etkiler ise ağrı, halsizlik, bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, nefes almada zorluk ve isiliktir. Bu yan etkiler ilk tedaviden sonra daha az şiddetli olur. </span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);">Hedefe yönelik tedaviler bazen kalp yetmezliğine neden olabilecek kalp sorunları da yaratabilir. Aynı zamanda akciğerleri de etkileyebilir ve hemen tıbbi yardım gerektiren nefes alma problemleri ortaya çıkabilir. Bu tedavileri almadan önce hasta, doktoru tarafından kalp ve akciğer problemleriyle ilgili olarak kontrol edilmelidir. Tedavi sırasında doktor, kalp ve akciğer problemi olabilecek hastalara daha çok dikkat eder.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-5397463911609384835?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-67248543647419045392008-04-05T18:29:00.000+03:002008-04-01T18:30:02.271+03:00Meme Kanseri Cerrahisi İle İlgili Mitler<strong style="color: rgb(255, 0, 0);">Meme Kanseri Cerrahisi İle İlgili Mitler</strong><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Meme kanseri cerrahisi ile ilgili mitler bir kadın neslinden diğerine geçmektedir. Doğru olmayan bu bilgiler yüzünden endişelenmeden, hastalık gerçeğiyle yüzleşmek kolay değildir. Bu yanlış bilgilerin, uygulanabilecek en iyi tedavinin önüne çıkmasına izin verilmemesi çok önemlidir. Meme kanseri cerrahisiyle ilgili en yaygın mitler şunlardır: </span><ul style="color: rgb(0, 0, 153);"><li><i>Cerrahi, kanserin havayla temas etmesine yol açarak yayılmasına neden olur.</i> <br /> <strong>Yanlış:</strong> Sağlığınız yerindeyken memenizde şüpheli bir şey saptanıyor. Cerrahi uygulanıyor ve tanı ortaya çıkıyor: kanser. Daha sonra yapılan testlerde başka bir yerde de kanser bulunduğunda, ilk olarak ameliyat sırasında kanser hücrelerinin havaya karıştığını ve tüm vücudunuza yayıldığını düşünüyorsunuz ("Oysa daha önce fark etmemiştim"). Ancak metastatik meme kanseri (memenin dışına çıkarak diğer vücut bölgelerine yayılan kanser) uzun süre sessiz kalabilir. Cerrahi tedavi kanserin bir yerlere yayılmasına yol açmaz, kanser cerrahiden önce de zaten oradadır.</li><br /><br /><li><i>Mastektomi uygulanması, lumpektomi ile birlikte radyoterapi uygulanmasından daha güvenlidir.</i><br /><strong>Her zaman doğru değil:</strong> Memesinin tek bir bölgesinde kanser olan, tümörün 4 cm'den küçük olup temiz sınırlarla çıkarıldığı hastalarda, lumpektomi ile radyoterapinin birlikte uygulanması, mastektomi kadar etkilidir.</li><br /><br /><li><i>Ailenizde meme kanseri öyküsü kuvvetli ise, lumpektomi ile birlikte radyoterapi tedavisi sizin için uygun değildir.</i><br /> <strong>Yanlış:</strong> Ailenizde meme kanseri öyküsü olması, sizde ortaya çıkan kanserin başkalarında görülenlerden daha tehditkâr olduğu anlamına gelmediği gibi size meme koruyucu tedavi uygulanamayacağı anlamına da gelmez. Doktorunuzla birlikte aşağıdakilerin ışığında birçok faktörü değerlendirerek sizin için en uygun cerrahi tedavi türüne karar vermelisiniz: hastalığın evresi,kanserin "kişiliği",yinelemeyi veya aynı memede kanser başlamasını önlemek için ne kadar agresif davranmak istediğiniz.</li><br /><br /><li><i>Lenf bezleriniz alınırsa, hayatınızın geri kalan kısmında kolunuz şiş kalır.</i> <br /> <strong> Yanlış:</strong> Lenf bezi cerrahisi, uzun süren rahatsızlık, hissizlik ve lenfödem adı verilen şişlik gibi rahatsızlık verici yan tesirlere neden olabilir. Genellikle vakaların ancak %5-10'unda bu durum görülür. Tüm koltuk altı diseksiyonu (I, II ve III düzey lenf bezlerinin alınması) VE cerrahiden sonra lenf bezi bölgesine radyoterapi uygulanması VE ayrıca kemoterapi verilmesi durumunda lenfödem riski %25'e yaklaşır. Etkilenen kolun düzgün kullanımı ve bakımı, ayrıca fizik tedavi, lenfödemin tedavisine ve şiddetinin azaltılmasına yardımcı olur.</li></ul><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-6724854364741904539?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-7862543195657201963.post-61272832401229501052008-04-03T18:27:00.000+03:002008-04-01T18:29:03.043+03:00Meme Kanseri İle İlgili Mitler<strong style="color: rgb(255, 0, 0);">Meme Kanseri İle İlgili Mitler</strong><br /> <br /> <i style="color: rgb(0, 0, 153);">Meme kanseri riskiniz nedir? Sizin için en uygun olan meme kanseri tedavisi hangisidir? Terlemeyi önleyiciler ile meme kanseri arasında ilişki var mıdır?</i><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Bilmediğiniz şeyler sizi incitebilir. Yanlış bilgi, meme kanseri riskinizi fark etmenizi ve en aza indirmenizi veya olabilecek en iyi tedaviyi almanızı engelleyebilir. Kendinizi gerçeklerle donatınız.</span><br /> <br /><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Burada meme kanseri ile ilgili yaygın mitler verilmiş, ardından meme kanseri tedavisi ile ilgili mitlerden söz edilmiştir. </span><ul><li style="color: rgb(0, 0, 153);"><i>Memede kitle bulmak meme kanseri olduğunuz anlamına gelir.</i><br /> <strong>Yanlış:</strong> Her 10 kitleden 8' i kanser değildir. Eğer memenizde sürekli bir kitle veya değişiklik hissederseniz bir an önce doktora görünmelisiniz. Çoğu zaman kadınlar korkuları yüzünden düzenli sağlık kontrolü yapmazlar. Bazen kadınlar karşılaşacakları şeylerden korktukları için tedaviden uzak dururlar. Aylık kendi kendinize kontrollerle, düzenli doktor ziyaretleri ve düzenli mamografi çekimleriyle kendi sağlığınızla ilgilenin.<br /><br /> <table align="center" border="1" cellpadding="5" cellspacing="0" width="500"> <tbody><tr> <td width="36%"><div align="center"><img src="http://www.kanserleyasamak.org/images/im_meme.gif" height="284" width="133" /></div></td> <td width="64%">Yandaki şekil bazı kanser olmayan ve sık görülen meme hastalıklarını göstermektedir. Her ne kadar bunlar kitle gibi gözükse de endişelenecek bir durum yaratmazlar. Fakat, yalnız doktorunuz bu durumu teşhis edebilir ve tedavi önerebilir. Son olarak, eğer aylık kendi kendine muayenenizde anormal bir şey fark ederseniz derhal doktora görünün. Erken teşhis her zaman lehinize olacakır. </td> </tr> </tbody></table><br /></li><li style="color: rgb(0, 0, 153);"><i>Meme kanseri sadece yaşlı kadınları etkiler.</i><br /> <strong>Yanlış:</strong> Yaş ile birlikte meme kanseri riskinin arttığı doğru olmakla birlikte, meme kanseri herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Doğumdan 39 yaşına kadar her 231 kadından biri meme kanserine yakalanır (risk <=/%0.5); 40-59 yaşları arasında bu olasılık 25'te 1'dir (%4 risk); 60-79 yaş arasında ise 15'te 1'dir (yaklaşık %7). Doksan yaşına kadar yaşayacağınız varsayılırsa, hayatınız boyunca meme kanserine yakalanma olasılığınız 7'de 1'dir. Bu da genel yaşam boyu riskinizin %14.3 olduğu anlamına gelir.<br /><br /></li><li style="color: rgb(0, 0, 153);"><i>Meme kanseri açısından bir risk faktörü taşıyorsanız, muhtemelen hastalanırsınız.</i><br /> <strong>Yanlış:</strong> Meme kanseri geni anormalliği gibi en kuvvetli risk faktörlerinden birini taşıyor olsanız bile meme kanserine yakalanmanız kesin değildir. Kalıtsal BRCA1 veya BRCA2 genetik bozuklukları taşıyan kadınların tüm yaşamları boyunca %40-80'inde meme kanseri ortaya çıkmakta; %20-60'ında ise meme kanseri görülmemektedir. Diğer tüm risk faktörlerinin meme kanserine yol açma olasılıkları daha düşüktür.<br /><br /></li><li style="color: rgb(0, 0, 153);"><i>Ailenizde meme kanseri geçmişi yoksa hastalanmazsınız.</i><br /> <strong>Yanlış:</strong> Her kadın biraz meme kanseri riski taşır. Meme kanserine yakalanan kadınların %80'inin aile öyküsünde meme kanseri yoktur. Yaş -hayatın yıpratması- meme kanseri için bilinen tek başına en önemli risk faktörüdür. Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kadınlarda risk biraz artabilir, çok artabilir veya değişmeyebilir. Bu konuda kaygılarınız varsa doktorunuzla veya bir genetik danışman ile aile öykünüzü görüşünüz. Boşuna endişeleniyor olabilirsiniz.<br /><br /></li><li style="color: rgb(0, 0, 153);"><i>Sadece annenizin ailesindeki meme kanserleri sizin riskinizi arttırır.</i><br /> <strong>Yanlış:</strong> Annenizin veya babanızın ailesinde meme kanseri öyküsü olması sizin riskinizi eşit olarak etkiler. Bunun sebebi, genlerinizin yarısının anneden, yarısının babadan gelmesidir. Ancak meme kanseri geni bozukluğu bulunan bir erkekte meme kanseri gelişme riski, aynı geni taşıyan bir kadındakinden daha düşüktür. Bu nedenle, babanızın aile öyküsü hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, baba tarafınızdaki erkekleri değil, esas olarak kadınları incelemeniz gerekir.<br /><br /></li><li style="color: rgb(0, 0, 153);"><i>Deodorant/ Ter önleyici kullanmak meme kanserine yol açar.</i><br /> <strong>Yanlış:</strong> Koltukaltı bölgesine uygulanan ter önleyici veya azaltıcılarda bulunan aktif maddelerin meme kanseri riskini arttırdığını gösteren herhangi bir bulgu yoktur. Meme kanseri ile ter önleyiciler arasında ortaya atılan ilişki, anatomi ve meme kanseri hakkındaki yanlış bilgilere dayanmaktadır.</li><br /><br /><li style="color: rgb(0, 0, 153);"><i>Doğum kontrol hapları meme kanserine yol açar.</i><br /> <strong>Yanlış:</strong> Günümüzdeki modern doğum kontrol hapları düşük dozda östrojen ve progesteron hormonları içerir. Yapılan birçok araştırmada doğum kontrol hapları ile meme kanseri riski artışı arasında bir ilişki bulunamamıştır. Ancak, birçok farklı çalışmanın sonuçlarının birleştirildiği bir çalışmada, doğum kontrol hapları ile meme kanseri riskinde küçük bir artış arasında ilişki saptanmıştır. Aynı çalışmada ayrıca, riskteki bu hafif artışın zamanla azaldığı gösterilmiştir. On yılın sonunda, doğum kontrol hapları ile meme kanseri riski artışı arasında bir ilişki kurulamamaktadır. Doğum kontrol haplarının yararları da vardır:<br /><ol><li>Yumurtalık ve endometrium kanseri riskinde azalma,</li><li>Adet bozuklukları, pelvik iltihabi hastalık ve yumurtalık kistlerinin iyileştirilmesi,</li><li>Kemik mineral yoğunluğunun düzeltilmesi.</li></ol> Herhangi bir ilaç kullanırken, riskleri ve yararları değerlendirerek kendiniz için en iyi kararı vermeniz gerekir.<br /><br /></li><li style="color: rgb(0, 0, 153);"><i>Yüksek yağ içeren besinler tüketilmesi meme kanserine yol açar.</i><br /> <strong>Yanlış:</strong> Yapılan birçok büyük çalışmada, yüksek yağlı besinler tüketilmesi ile meme kanseri riskinde artış arasında açık bir ilişki gösterilememiştir. Halen devam eden araştırmalarda bu konunun açığa kavuşturulmasına çalışılmaktadır. Yüksek yağ içeren yiyeceklerden uzak durulmasının başka nedenlerle sağlıklı bir seçim olduğu söylenebilir: "kötü" kolesterolün (düşük yoğunluklu lipoproteinler) azaltılması, iyi kolesterolün (yüksek yoğunluklu lipoproteinler) arttırılması; daha sağlıklı besinler tüketme fırsatı oluşturması ve kilo kontrolüne yardımcı olması. Aşırı kilo meme kanseri için bir risk oluşturmaktadır; çünkü fazla yağ, yumurtalıklar dışındaki östrojen üretimini arttırmakta ve vücuttaki genel östrojen düzeyinin yükselmesine yol açmaktadır. Eğer kiloluysanız veya kolayca kilo almaya meyilliyseniz yüksek yağ içeren besinlerden uzak durmanız iyi bir fikirdir.</li><br /><br /><li style="color: rgb(0, 0, 153);"><i>Ayda bir yapılan kendi kendine meme muayenesi meme kanseri tanısı için en iyi yöntemdir.</i><br /> <strong>Yanlış:</strong> Yüksek kaliteli mamografi, meme kanserinin mümkün olduğunca erken, tedavi edilebilirliğinin en yüksek olduğu dönemde yakalanması için en güvenilir yöntemdir. Meme kanseri hissedilebilir duruma geldiğinde genellikle mamografide saptanabilecek boyuttan daha büyüktür. Yine de kendi kendinize veya bir uzman tarafından yapılan meme muayenesi çok önemlidir. Meme kanserlerinin yaklaşık %25'i sadece meme muayenesiyle (mamogramla değil), yaklaşık %35'i sadece mamografi ile ve %40'ı ise hem fizik muayene hem de mamografi ile saptanmaktadır. Her iki önlemi de almanız önerilir.</li><br /><br /><li style="color: rgb(0, 0, 153);"><i>Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyorum ve bu konuda yapabileceğim bir şey yok.</i><br /> <strong>Yanlış:</strong> Meme kanseri riski yüksek olan kadınlarda bu riski azaltmanın -ortadan kaldırmak değil- birçok etkili yolu varıdr. Bu seçenekler arasında yaşam tarzı değişiklikleri (alkol tüketiminin en aza indirilmesi, sigaranın bırakılması, düzenli egzersiz), ilaçlar; çok yüksek risk taşıyanlarda cerrahi (önleyici mastektomi, bazı kadınlarda önleyici yumurtalık alınması) önerilebilir. Risk düzeyinizle ilgili varsayımlarda bulunmadan önce doktorunuzla veya bir genetik danışmanla görüşünüz.</li><br /><br /><li style="color: rgb(0, 0, 153);"><i>Meme kanseri tanısı otomatik olarak ölüm hükmü anlamına gelir.</i><br /> <strong>Yanlış:</strong> Meme kanseri tanısı alan hastaların en az %80'inde herhangi bir metastaz bulgusu yoktur (kanser meme dışına ve lenf bezlerine yayılmamıştır). Ayrıca, bu hastaların %80'i en az beş yıl veya daha fazla ve birçoğu da daha uzun süre yaşamaktadır. Metastaz bulguları olan bir hasta uzun süre yaşayabilir. Bunlara ek olarak tedavide her geçen gün umut verici gelişmeler olmaktadır.</li><br /><br /><li><i style="color: rgb(0, 0, 153);">Erkekler meme kanseri olmaz.</i><br /> <strong style="color: rgb(0, 0, 153);">Yanlış:</strong><span style="color: rgb(0, 0, 153);"> Bu yıl 211.000 kadına meme kanseri teşhisi konulacak ve 43.300' ü ölecek; öte yandan 1.600 erkeğe meme kanseri teşhisi konulacak ve 400' ü ölecek. Her ne kadar erkeklerin meme kanseri teşhisi oranı düşükte olsa, aylık kendi kendilerine kontrollerini yapıp değişiklikleri doktorlarına bildirmelidirler.</span><br /> </li></ul><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7862543195657201963-6127283240122950105?l=www.0da.org'/></div>KBBhttp://www.blogger.com/profile/17318792467241819062noreply@blogger.com0