tag:blogger.com,1999:blog-7536567949686763847.post-22546730187357093092007-12-28T22:02:00.000+02:002007-12-28T22:02:00.000+02:00Hmm, yıllarca göçebe yaşamış bir insan olarak ben ...Hmm, yıllarca göçebe yaşamış bir insan olarak ben de bu hüzün olayını bir hayli düşündüm yazını okuduktan sonra. Ve kararımı verdim: Gülçin'in dediği gibi tren pek hüzünlüdür cidden, gar daha bir ıssız gelir insana, bağıran, koşturan muavinler filan yoktur ya; o yalnızlık insanın içine işler. Ama otobüsle yolcu ettiğin insanın cama dayadığı başı insanın içini dağlar da iyileşemezsin bir daha. Otobüs kalkmak bilmez. Sen de gözlerini ayıramazsın oradan. Ağlarsın, ya da ağlayamazsın, o artık duruma bakar, ama çok hüzünlüdür, doğru. <BR/><BR/>Kitapçıdan ve Kitapyurdu'ndan kitap almak ise gerçekten çok farklı. Ben artık eskiden müdavimi olduğum Dost'a gidip saatlerce oyalanamıyorum. Ne vaktim var, ne de halim doğrusu. Onun yerine kitap eklerinde avladığım kitapları bir takım kağıtlara yazarak, o kağıtların yarısını kaybetmeme rağmen bedava kargo için muhakkak belli miktarda kitap sipariş ederek kurnaz bir kasaba tüccarının hazzını yaşıyorum.<BR/><BR/>Alışkanlıklara hiç değinmeyeceğim. Hayatın en büyük rahatlığı ve dikeni onlar sanırım. Daha fazla konuşursam tehlikeli olabilir :)<BR/><BR/>Çok uzattım, özür. <BR/><BR/>marruumisohttp://www.blogger.com/profile/03023153123722971016noreply@blogger.com