tag:blogger.com,1999:blog-69409667328973124952009-02-21T08:50:13.258-06:00ozakinci.netMy turn...tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.comBlogger15125tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-24023271626712176072008-05-09T09:25:00.003-05:002008-05-09T09:29:56.302-05:00Spirituality and All That JazzEfenim bu jazz cabaret muhabbetinin son ayagi olarak konser salonu olarak da kullanilan afilli bi kilisede caldik ettik yine, burdan yakin:<br /><br /><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/kBCszr-FNOA&hl=en"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/kBCszr-FNOA&hl=en" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object><br /><br /><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/idLjWXUlT-Y&hl=en"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/idLjWXUlT-Y&hl=en" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-2402327162671217607?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-16628193385164139772008-05-03T01:03:00.002-05:002008-05-03T01:05:37.190-05:00Jazz CabaretEfenim, gecen haftadan beri cilgin caliyoruz orda burda, en nihayet bi geceyi goruntuleyebildik, buyrun:<br /><br /><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/IaTr4lnzGYI&hl=en"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/IaTr4lnzGYI&hl=en" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object><br /><br /><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/tVvsYezx4o4&hl=en"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/tVvsYezx4o4&hl=en" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-1662819338516413977?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-61867819023070703642008-04-30T08:57:00.004-05:002008-04-30T09:07:36.170-05:00Foto MotoDun gece bir tren gari icerisindeki havuzlu spor kompleksine dahil bir dugun salonunda (ki elbet dugun salonu degil, bole cakma balo salonu gibi bi yer) (gerisi dogru ama evet, mini bi tren gari ve icinde havuzlu spor kompleksi var) ("spor kompleksi"nin nasi bi tanim oldugunu bana aciklayabilene bir gofret hediye edecegim) (bu aciklamayi yapacak kisinin arabalardaki "torpido gozu"nun de nasi bisi demek oldugunu irdelemeye yetkin olmasi gerekiyor yanniz), bi de cumleyi bitirebilsem...<br /><br />Bastan aliyorum...<br /><br />Dun gece bir tren gari icerisindeki havuzlu spor kompleksine dahil bir dugun salonunda (bkz: yukaridaki parantezler) Jazz Cabaret yaptik efenim (ne demekse bu?). Ciktik caldik bi ton insan, ahan da fotolarin linki sudur:<br /><br /><table style="width:194px;" align="center"><tr><td align="center" style="height:194px;background:url(http://picasaweb.google.com/f/img/transparent_album_background.gif) no-repeat left"><a href="http://picasaweb.google.com/ozakinci/JazzCabaretLeavenworth"><img src="http://lh3.ggpht.com/ozakinci/SBh26gCluCE/AAAAAAAAAmE/7XLsP_zqUU0/s160-c/JazzCabaretLeavenworth.jpg" width="160" height="160" style="margin:1px 0 0 4px;"></a></td></tr><tr><td style="text-align:center;font-family:arial,sans-serif;font-size:11px"><a href="http://picasaweb.google.com/ozakinci/JazzCabaretLeavenworth" style="color:#4D4D4D;font-weight:bold;text-decoration:none;">Jazz Cabaret @ Leavenwort<wbr></wbr>h</a></td></tr></table><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-6186781902307070364?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-5449345061461179252008-04-06T21:33:00.002-05:002008-04-06T21:37:14.341-05:00Foto MotoGectigimiz haftasonu <a href="http://www.aes.org/">Audio Engineering Society</a> ogrenci zirvesi icun St. Louis'e dustu yolumuz, ahan da bunlar da fotolari:<br /><br /><table style="WIDTH: 194px" align="center"><tbody><tr><td style="BACKGROUND: url(http://picasaweb.google.com/f/img/transparent_album_background.gif) no-repeat left 50%; HEIGHT: 194px" align="middle"><a href="http://picasaweb.google.com/ozakinci/StLouis"><img style="MARGIN: 1px 0px 0px 4px" height="160" src="http://lh5.google.com/ozakinci/R_l6JEjc9bE/AAAAAAAAAPM/N_P5Cko4P5Q/s160-c/StLouis.jpg" width="160" border="0" /></a></td></tr><tr><td style="FONT-SIZE: 11px; FONT-FAMILY: arial,sans-serif; TEXT-ALIGN: center"><a style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: #4d4d4d; TEXT-DECORATION: none" href="http://picasaweb.google.com/ozakinci/StLouis">St Louis</a></td></tr></tbody></table><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-544934506146117925?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-72393624141437446392008-02-06T09:49:00.001-06:002008-02-06T10:19:38.649-06:00FasulyeIzleyicilerden gelen istekler genelde su yonde: "Gittin madem anlat ne fark var?"<br /><br />Neymis? Halk olarak cok merak ediyormusuz. Madem oyle neden yazmiyorum diyerektek geliyorum fasulye ve faydalarina.<br /><br />Taze fasulyenin, vücudun çalışmasını, gelişmesini ve tamirini sağladığını vurgulayan uzmanlar, genç-ihtiyar herkese tavsiye ediyor. Uzmanlar, taze fasulyenin, pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirdiğini, albümin ve şekerde de çok fayda verdiğini bildiriyor.<br /><br />Ne yani? Bi kere de biri anlatsindi kardesim su fasulyenin faydalarini, buyrun annattim iste, alal.<br /><br />Bunun disinda, bi seferde sudur abi farklar diye anlatmak mumkun degil. Cok sey var gercekten. Beri yandan diyebilirim ki beklemediginiz konularda beklemediginiz seylerle karsilasmak cok bi mumkun. Kimi zaman kendinizi bir film sahnesinde hissetmeniz de gayet mumkun. Cok yani.<br /><br />Bi yerden baslamak gerekirse, baslayalim madem.<br /><br />Amerika ile ilgili yazacaklarim henuz Kansas ve Missouri eyaletleri, Kansas City sehri ile sinirlidir. Netekim sehrin yarisi orda, yarisi burda. O sebepten yok ben New York'a gittim de hic de oyle degildi diye gelmeyin.<br /><br />Desek desek ilk ne desek?<br /><br />Ucuz, evet abicim ucuz burasi. Hem de kimi konularda oyle boyle degil. Dunyanin en kral yemegini 3-30 paraya yiyebildigin gibi, yine en kral tekstil urunlerini de ayni sekilde gayet dusuk fiyatlara elde etmek mumkun. Kiralar keza cok ucuz. Istanbul'da yanindan gecemeyeceginiz evlerde yasamak gayet mumkun. Ayni sekilde arabalar da cok ucuz. Ister taksitle, ister pesin, her sekilde Turkiye'den cok cok ama cok daha ucuz. Yenisinden bahsediyorum, yuruyen 2. el 1000$'dan basliyor, 3000$'a gayet efendi arabalar bulmak mumkun, 6000$ ve daha fazla paraniz varsa gozunuz donebilir. Ben 8000$'a manyak bi Mercedes, 9000$'a daha BMW 750 buldum. 14000$'a 2004 Jaguar felan var, daha ne diym bilmem.<br /><br />Ucuzluk konusunu soyle sonlandirayim, eger bi sekilde ayda sabit 2000$ geliriniz varsa, burada hem ev hem de araba sahibi olup, gayet luks bi hayat yasayabilir, ustune para biriktirebilir, sevgilinizi hediyelere bogabilirsiniz. Benim yok boyle bi gelirim, olursa diye seyttiriyorum.<br /><br />Bunun disinda insanlar farkli, bi kere kimse kimseye negatif yaklasmiyor. Herkes herkese yardimci olmak icin ugras gosteriyor. Ha bunun hede hodo sebepleri olarabilir, ben bilmem, bildigim Turkiye'de kimseyenin bu kadar toleransli, iyi niyetli, vs olmadigi. Hic itiraza kalkmayin, gordugum bildigim budur.<br /><br />Hele karsinizdaki size hizmet icin orada olan biriyse, garsonundan ogretmenine, tezgahtarindan devlet dairesi memuruna, o zaman bu iyi niyet, yardimci olma mevzu iyice tavana vuruyor. Oyle ki kimi zaman fazla geliyor adama. Misal ben odevleri gununden once tamamlayip gidip hocayla kontrol ediyorum. Adam varsa hatalarimi soyleyip, neyi nasil daha iyi yaparim onlari soyluyor. Donem sonunda da gelsin Alar.<br /><br />Lakin iste bu noktada hemen bir saptama yapmam gerekiyor ki, burda herkes ske ske kurallara uyuyor. Oysa bizde napsam da delsem diye ugrasiriz. Burda ise kurallar, sartlar, vs onceden gayet guzel belirlenmis, yazilmis cizilmis ve en onemlisi ilgili kisilere ulastirilmis/ulastiriliyor. Yani donemin ilk dersinde adamin eline bikac sayfalik yapilacaklar edilecekler listesi veriliyor. Sikiysa yapma.<br /><br />Bu durum okulda da gecerli, trafikte de gecerli, lokantada da gecerli, sinemada da gecerli. Kural bozmak konusunda tolerans olmadigi gibi yaptirimlari abuk subuk. Sinavlariniz ne kadar iyi olursa olsun odevlerini tamamlamadiginiz dersten kalabildiginiz gibi, trafikte yol iscisine carparsaniz 10000$ cezanin yaninda ehliyetinize sonsuza kadar el koyuluyor, bi daha araba kullanamiyorsunuz. Eger bi mahallede hiz limiti 20 mil ise, 30'la gidemiyorsunuz cunku polis 2 sokak otede ebeliyor. Keza kirmizida gecemiyorsunuz, cunku polis daha ilk sokakta ebeliyor, vs.<br /><br />Evet baslangic olarak budur buranin durumu. Genel olarak her sey ucuz, insanlar iyi niyetli ve kurallara uyuluyor.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-7239362414143744639?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-84928202316804540862008-01-05T04:19:00.001-06:002008-01-05T04:20:11.217-06:00OzalitAhan da burda:<br /><a href="http://www.tahinpekmez.org/?m=show&sa=3299" target="_blank">http://www.tahinpekmez.org/?m=show&sa=3299</a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-8492820231680454086?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-69640022764153520502008-01-01T01:40:00.001-06:002008-01-01T01:43:20.776-06:00Comfortaby NumbYeni yila yeni seylerle baslamak lazim... Yok boyle bisi, buyrun size olabilecek en guzel sey, gelmis gecmis en iyi parca mi bilmem ama en iyi gitar solosu oldugu kesin: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=4-MLxgkiPNg" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=4-MLxgkiPNg</a><br /><br />Happy New Year!<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-6964002276415352050?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-81565746992598014422007-12-25T02:35:00.000-06:002007-12-25T02:37:13.044-06:00Yilbasinda calisilir kardesim...Ahan da burdan okuyun:<br /><a href="http://www.tahinpekmez.org/?m=show&sa=3218" target="_blank">http://www.tahinpekmez.org/?m=show&sa=3218</a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-8156574699259801442?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-27696219608381851102007-11-30T23:57:00.001-06:002007-12-01T00:05:49.922-06:00Bildirki hurmalar gelir kicini tirmalar(Bu hikaye uzakdikca uzuyor ve ben aslen baska seyler yazmak istiyorum, ahan da bu sebepten toparlayip bitiriyorum.)<br /><br />"Niye kacirdini ucagi?"<br /><br />Bu laftan sonra ben cosuyorum tabi. Ucak kacmis, gitar yok, yorgunluktan pestil olmusuz, bi de uykum var ustune. Ve iste o anlardan biri geliyor. Zaman icerisinde kendi kendimi egittigim, hayata sakin ve olumlu yaklasmanizi saglayan, ki aslinda tam boyle degil, soyle desem daha iyi olacak, hayata sakin ve olumsuz yaklasmamanizi saglayan telkin ani. Telkin evet, aslinda belki dogru kelime telkin degil ama olsun, ben seviyorum boyle tanimlamayi, artistik bir hava katiyor.<br /><br />Neyse, nedir bu telkin ani? Istanbul'da yola cikmadan once yaparim ben bunu, misal bir cuma aksamustusu, is cikisi, avrupa'dan anadolu yakasina gececegim arabayla ve biliyorum ki bir saatten fazla surecek bu yolculuk. Iste o zaman derin bir nefes alip soyle dusuncelere garkoluyorum: "Bu izdirap bir saatten fazla surecek mi? Surecek. Benim bu konuda yapabilecegim bisi var mi? Yok. O zaman kasmaya da gerek yok". Bu kisa kisisel terapinin ardindan, misal tuvalete girip butun ihtiyaclarimi gideriyorum, arabada dinlemek uzere yeni bir CD yaziyorum, cep telefonumun sarjinin dolu oldugundan emin oluyorum, yolda arayabilecegim insanlari dusunuyorum, arada belki kacabilecegim farkli yollari dusunuyorum, hani bugun ustten degil de alttan gitsem gibi. Bunlarin neticesinde oyle bir hazir oluyorum ki o yolculuk bir degil uc saat surse koymaz artik. Herkese de tavsiye ederim netekim, guzel bisi. Ha kafanin o anki durumuna gore her zaman isleyen bi yontem degil ama cogunlukla ise yariyor.<br /><br />Neyse ben bu ruhani koordinasyonu tamamladiktan sonra, koyveriyorum kendimi gitsin. Bir sonraki ucak zamanlarini ogreniyoruz, adama gaz verip en kralindan bizi yedege almasini sagliyoruz. Ustune gitardan bahsediyoruz, napalim nedelim bi sole diyoruz. Bu noktada Amerikalilar hakkinda, en azindan bu benim karsilastiklarim hakkinda, yeni bir sey dikkatimi cekmeye basliyor. Simdi Turkiye'de sen kalkip da isi olmayan bi konuda kime ne solersen bi tersler seni. Dogal yani bizim icin bu durum. Ama burda, karsindaki kim olursa olsun, sana hizmet ediyorsa bi sekilde, adami istedigin gibi kitleyebiliyorsun ve o adam bundan bi sekilde rahatsiz olmadigi gibi bi de sana yardimci olmak icin cirpiniyor. Evet boyle bisi var burda, daha sonra yazcam bol bole seyler isalla, beraberce bi tartisalim bakalim nedir.<br /><br />Iste bu adam da cirpiniyor boyle bize ucak bulsun, ustune gitari da bulsun, ustune nerde yiyelim icelim, o koca havaalaninda o kadar saat nasi gecer, vs, perisan ediyor kendini. Garip geliyor iste o an bana, bekliyorum ne zaman patlayacak diye, patlamiyor.<br /><br />Bi yer oneriyor boyle alt katta kayip bavul olaylariyla ilgili, oraya gidiyoruz, sari cizgiyi gecmeden bekliyoruz mekanin onunde. Burda yine boyle bi durum var, banka olsun, okulda ogrenci isleri olsun, benzer yerler olsun, cizgiyi gecmeden bekliosun, gecersen opuolar. Burdaki adamla konusuyoruz, bavul fislerini gosteriyoruz, aslansin kaplansin bulursun diyoruz. Bu da perisan ediyor kendini, bilgisayara bakiyor, telefon aciyor, arkada kuyruk oluyor, bir allahin kulu da cikip hadi kardesim demiyor, hir cikarmiyor, pasa pasa bekliyor sirasini. Garip memleket vesselam.<br /><br />Enn sonunda diyor ki: "Sizin gitar, beklemis beklemis, kimse almayinca varis adresine gonderilmis. Lakin olmasi gerektigi gibi kacirdiginiz ucaga binmemis. Muhtemelen bineceginiz bilmemkac saat sonraki ucaga binecek. Ustelik diger bavullar da ayni sekilde sizin gibi ucagi kacirmis, onlar da bi sonraki ucakla gelecek. Kisaca siz Kansas'a vardiginizda bavullar da gitar da orada olacak".<br /><br />Inanmiyorum tabi, bu kadar kolay olamaz diye dusunuyorum, biz boyle seylere alisik degiliiiz, degiliz.<br /><br />Ister istemez bi rahatlama geliyor tabi, gidip bi sonraki icagin mekanini bulalim koltuklara bi yerleselim diyoruz. O meshur ayakkabi corap cikarttirdiklari kontrollerden geciyoruz. Hayatimda ilk defa Quiznos yiyorum, ki pek guzelmis. Bekliyoruz, vakit geliyor, adimizi garip bi sekilde anons ediyolar, ben anlamiyorum direk. Ama kardesim antremanli onceden, kos diyor, kosuyoruz. Ucaga biniyoruz, ucuyoruz, iniyoruz.<br /><br />Kucuk bi yer bu Kansas International Airport. Chicago'dan sonra koye felan geldik diyoruz. Giriyoruz iceri, basliyoruz bavullari beklemeye, hepsi teker teker cikiyor zimbirtidan, ufak ufak keyifleniyoruz. Derken bir kapi aciliyor, iceri bole biri giriyor, elinde de bizim gitar case'i. Saldiriyoruz adama, numaralarimizi felan gosteriyoruz, tamam diyor, gitari veriyor. Oh ne guzel her sey.<br /><br />Leo diye bi cocuk geliyor, bi sezon onceden kardesimin ev arkadasi, benim de yeni ev arkadasim olacak dolayisiyla. Brezilyali kafa bi tip. Yukluyoruz bavullari arabaya, geliyoruz yeni evimize. Yolda bi benzincide durup Red Bull Light aliyoruz. O ne ya? Neyse geliyoruz yeni evimize. Turkiye'den Ozakincilar gelmis, evde bir senlik havasi.<br /><br />Bir anda toplamda 6 kisi oluyoruz, diyorum komun hayati yasiyoruz herhal. Ev buyuk allahtan, toplamda 2 Turk, 1 Brezilyali, 3 Banglades'li var. Neyse biri ekstraymis, iyi arkadas hesabi, arada gelip gidiomus. Sonra benzer sekilde bir de Ukraynali ortaya cikiyor misal. Genellersek pek enternasyonel bir gun geciriyorum yani.<br /><br />Bir sekilde her seyi birakip, oturuyorum bi koltugun ustune, bi bardak da su aliyorum elime, Altan be diyorum, geldik galiba. Geldik abi diyor...<br /><br />Ertesi gun oluyor, okula gidiyorum, yillar sonra ilk defa, garip bi his, iste kayit ot bok ne gerekiyorsa yapiyorum, ogrenci oluyorum nihayetinde. Paso var mi paso diyorum, otobus felan ucuz olsun. Ne paso ne de otobus var diyorlar cevap olarak...<br /><br />Yine bi kac gun sonra okula geri donup okuyacagim bolumun basindaki hocayi buluyorum, derslerimi seciyorum, allah pek guzeller. Okul icerisinde medya departmaninda is buluyorum. Hayatimda biraktigima pisman oldugum iki seyden biri olan kameramanliga yeniden donebilirim burda belki, ustelik fotograf da cekebilirim. (Ki bir 9.11 seremonisi sonrasi bilumum best of fotolarla goze girip, okul fotografcisi olup cikiyorum kisa zamanda.)<br /><br />Iki ay geciyor, <a aiotitle="baska bir ev bulup ona geciyoruz" href="http://www.facebook.com/album.php?aid=16258&l=5fbf9&id=643474047" target="blank">baska bir ev bulup ona geciyoruz</a>. Kardesim hayat boyu kedi istemis, bir ay sonra da <a href="http://www.facebook.com/album.php?aid=18625&l=e8697&id=643474047" target="blank">ona bi tane kedi aliyoruz</a>, once istemem diyorum ama benim canima minnet. Kasim basi gibi de <a href="http://www.anchor-auto.com/assets/images/db_images/db_1999_Chevrolet_S-10_LS.jpg" target="blank">en nihayetinde bir araba ediniyoruz</a>. Kucuk bi truck bole, iki kisilik, sirin bisi. Butun bu sure zarfinda da <a href="http://www.facebook.com/album.php?aid=19610&l=63f19&id=643474047" target="blank">tonla konsere gidiyorum</a>, ki aralarinda eskiden anca hayal edebildigim seyler de var.<br /><br />Neticede bu hikaye simdilik burda bitiyor, oh be.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-2769621960838185110?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-52457739571395115982007-10-20T09:27:00.000-05:002007-10-20T11:10:53.200-05:00Kansas yollari tastan, ustelik bitmek bilmiyorBir nefes, iki nefes, uc nefes derken anliyorum ki boyle nefes ala vere sakinlesmenin mumkunati yok. O zaman diyorum neden yola koyulmuyoruz.<br /><br />Oncelikle bi gidecegimiz yeri bulmamiz lazim, bir de gitari tabi. Yan tarafta bi alinmayan bavullarin toplandigi mekan oldugu bilgisine ulasiyoruz. Hemen gidiyoruz kendimizi bavul yiginlarinin arasina atiyoruz. Buraya aklina gelebilecek her bavulu her sekilde atmislar ve hatta tutmamislar. Oyle surunuyor bavullar ustuste gelgelelim bizimki yok. Zaten beklemiyorduk da bi umut hani.<br /><br />Elimiz bos bari ucaga gidelim diyoruz. Saate henuz bakmis degiliz, yani ucak bekliyo mu gitti mi belli degil. Belli olsun da istemiyoruz. <a href="http://www.murphys-laws.com/" target="_blank">Murphy</a>'ye inanan tipleriz, durduk yerde moral bozmanin ne alemi var?<br /><br />Soruyoruz bizim ucak nerde diye, trene bineceksiniz diyorlar. Yok biz havayoluyla geldik ayni sekilde gitmek istiyoruz diyoruz, tamam iste ucaga ulasmak icin trene bineceksiniz diyorlar yine. Lan diyoruz, biz bu filmi gormedik mi? Bak diyoruz bi sakatlik olmasin? En son tren macerasi pek parlak degildi. Yok ille de bindirecekler trene, nuh diyorlar peygamber demiyorlar.<br /><br />Neyse treni buluyoruz ama gelgelelim bu tren digeri gibi degil, resmen peronu var, 2 yone birden gidiyor, ustelik bilmemkac tane durak ismi felan da var. Biz nereye gidicez belli degil. Kapi numarasindan tahmin etmeye calisiyoruz, insanlara soruyoruz ama kesin olarak bisi soyleyen yok. E insan boyle bir kavsaga bi tane gorevli koymaz mi?<br /><br />Neyse uzunca bi bekleyisin sonunda geliyor tren kardes. Lokomotifi yoksa da bikac vagonu olan bildiginiz minik bi tren bu. Kapilar aciliyor ve o da ne, gorevlimsi bir adam, hemen yakasina yapisiyoruz. Diyor ki iste su yonden gelene bin, sonra su tabelada bilmemne yazinca in. Iyi diyoruz, dogru yonden gelen treni bekliyoruz, bi 10 dakka sonra geliyor da biniyoruz, tabelada bilmemne yazmasini bekliyoruz da bekliyoruz. Almanya'nin 5 kati felan burasi en az, tren yolu araba yollariyla makaslara felan giriyor, alttan ustten geciyor, bilmemne duraginda yolcu indirip bindiriyor ve iste terminaller arasinda ne kadar bir mesafe olabilir sorusuna beklenmeyecek buyuklukte bir cevap verip bizim duraga geliyor.<br /><br />Inip karsidan karsiya gececegiz boyle ama bizim taksim'deki tramvaya inip cikarkenkine benzer mekanlardan gecmemiz gerekiyor. Boyle acik hava baglantili yerleri var, diyorum ki ilk dogal oksijeni aliyoruz birazdan.<br /><br />Sen misin alan? Lan bildigin sicak bu, hem de oyle boyle degil, hamam bildigin. Yok canim diyorum, bu trenin havasidir ya da ucaklarin havasi, normal hava boyle degildir. Kendimi avutmaya calisiyorum, yok bak burasi soguk dediler, adamin bitarafi donuyormus kisin, olamaz bu kadar sicak.<br /><br />Neyse, ilerliyoruz alttan ustten, geliyoruz asil terminalimize, hakkaten buyuk, boyle bi yuruyen merdivenden iniyoruz bi binanin icine ki buyuk hakkaten, bizim kapalicarsi kalabalikliginda ve en az bir ucak hangari buyuklugunde bi yer. Onlarca kubikimsi, hepsinde degisik havayollari, bir karinca kolonisi gorunumunde, arada anonslar felan, karmakarisik.<br /><br />Inip bizim havayolunu ariyoruz, hesapta buluyoruz ama bir degil onbinbir tane mekan var, kimisinde adam var ama onunde insan yok, kimisinde bir yigin, kimisi bos. Yine soralim felan diyoruz ama herkes bi mesgul boyle, bosta takilan adam yok. Neyse yaslica bi hatun buluyoruz, diyoruz ki biz Kansas'a uccaktik en son, diyor ki su ekranlari kullanicaksiniz. Ekran dedigi garip bisi, orasina bileti burasina bi kredi karti surtmemiz gerekiyor. Basliyoruz kurcalamaya ama cozebilirsen coz, bi bileti begenmiyor, bi kredi kartini begenmiyor, vs derken en son diyor ki git bilmemne havayollari ile gorus. E be civanim, biz zaten onu yapmak istiyoruz, niye kastiriosun da bastan soylemiosun.<br /><br />Ayni yasli kadina gidip lan bak bole dedi diyoruz, o zaman suraya gidin surdan siraya girin diyor, e ben sana direk bunu sordum zaten ne oyaladin beni diyorum, bisi demiyor pis pis bakiyor. O sirada kardesim araya giriyor, abi bak burasi Turkiye degil, deme soyle seyler, anlamiyor bu Amerikalilar bu tarz seyleri diyor.<br /><br />Uzaklasiyoruz kadindan, ben soyleniyorum kendi kendime. Hala bavulumuz yok, hala ucagimiz yok, hala nereye nasi gidiyoruz belli degil. Donup duruyoruz, gelmemiz gereken bankoya geliyoruz, siraya giriyoruz, sira geliyor, adamin onune gidiyoruz, biletler elimizde, uzun ip belimizde, adama uzatiyoruz. Adam soyle bi bakiyor ve diyor ki:<br /><br />"Niye kacirdiniz ucagi?"<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-5245773957139511598?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-8341542882624445742007-09-22T10:08:00.000-05:002007-09-22T11:31:41.277-05:00Wel sensin, come da...Duyulan bu tok ses itibariyle herkes bir sarsilip kendine geliyor, vay be diyor adamlar nereye geldik, film gibi memleket valla, butun polisler super burda, seslendiren <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/James_Earl_Jones">Darth Vader</a>, daha ne olsun artik?<br /><br />Bekliyoruz da bekliyoruz, o tok ses ara ara anlatiyor bisiler ama bir noktadan sonra kimse dinlemiyor tabi, demek ki neymis, Vader da olsan cok laf bi sureden sonra bayiyormus, aksiyon lazimmis. Bakiyorum vakit gecmiyor, ben neden tuvalete gitmiyorum diye dusunuyorum. Sadece dusunmekle de kalmiyorum, gidiyorum da.<br /><br />Bu noktada ilginc bir detay vermek istiyorum ki, bu havaalaninda tuvalet mekanlarinin giris kapisi yok, yani atiyorum erkekler tuvaleti yazisi bir kapinin degil duvarin uzerinde yaziyor, boyle o noktadan iceri ilerleyip koseyi donunce geliyorsun mekana. Burada ilk gordugumde garip demistim ama sonra farkettim ki Kansas Havaalani'nda da boyle. Demek ki Amerikalilar kapi masrafindan bu sekilde yirtiyorlar. Ve hayir, her yerde bu sekilde degil tabi, sadece benim gectigim havaalanlarinda boyle.<br /><br />Neyse, hayirlisiyla Amerika'nin da icine ettikten sonra yerime donuyorum ki sira oldugu gibi duruyor. Ucak kacti kacacak, bavullar noldu, vs derken bosveriyorum, veriyorum cunku olacak gibi degil. Sikintidan hemen etraftaki kizlari kesmeye basliyoruz. Su guzel, bu daha guzel, kardesim diyor bizim ordakiler daha guzel, ben diyorum bunlar da yeter felan. Arada super polisler soyle bi gelip gidiolar felan, sira ilerlemiyor.<br /><br />Belki bir saat felan geciyor, polisler kuyrugun ilerledigi yollari degistirip isi hizlandirmaya calisiyorlar, yeni kubikler aciliyor, sira en nihayet bize geliyor. Bi tane polis abla var bole, latin tadinda, agzinda ciklet, yat kalk felan diyor. Geliyor onumuze, diyor ki hedelerinizi hazir edin. Hede ne ola ki? Yok bizde oyle bisi diyoruz, hemen birer kagit tutusturuyor elimize doldurun sira gelene kadar diyor. Kagit dedigim koca bi form, abuk subuk bilgiler istiyor. Ogrenci olanlar dolduracakmis bunu, sokarim diyip cokuyorum yere, bi kalem, bi pergel hazir ediyorum, basliyorum doldurmaya. Her 30 saniyede bir kadin gelip hazir mi diyor? Degil diyorum, ulan hazir olsa ne isim var yerde? Neyse bi sekilde doldurup yeniden ayaklaniyoruz ki ustumuze ceki duzen vermeden kubiklere itiyorlar bizi.<br /><br />Buradaki gorevliler de bir baska alem. Hemen onlerinde koca posterler var, uzerlerinde iste bu adamlar Amerika'nin yuzu, sizi ulkeye sokan, ilk tanistiginiz Amerikalilar, hani boylesi yok, ulema bunlar felan diyor. Lakin bahsettigi adamlar bu posterleri sabah kahvaltisinda tatli niyetine yiyorlar ki boyle bir asabiyet hakim hareketlerinde. Hani noldu Amerika'nin yuzu, gotume benziyor diye soylemek istiyorum ama yemez tabi. Neyse, geciyorum onune hazrol modunda, gerekli her sey elimde, hani hadi dese elimdekilerden uydu anteni yapicam, o kadar hazirim. Anten kalsin hodo formu nerde diyor. Lan o ne, yok bende hodo formu diyorum, hop bi baska form tutusturuyor elime. Bereket kucuk bi form ama ya yanlis yaparsam stresi var. Sonucta bir form ne kadar yanlis doldurulabilir diye dusunuyor simdi insan, o anda hic de boyle dusunmuyor ama. Kasmislar bizi bi kere sokmazlar da geri gonderirler de cart da curt da diye.<br /><br />Formu doldurucaz diye siramizdan oluyoruz, yine yerlerde yazi yazma moduna giriyoruz. Formu dolduruyoruz, siramizi bekliyoruz. Sira geliyor, yine kubike gidiyoruz. Adam forma soyle bi bakip kenara firlatiyor. Lan bari burda yazsaydim o zaman iki dakkada madem o kadar onemli degildi, ne diye strese sokuonuz bizi?<br /><br />Neyse adam diger formlari, pasaportu felan evirip ceviriyor, yok imzaliyor, yok damga basiyor, yok cart derken hepsini soyle bi birlestirip yigin halinde geri uzatiyor: "Welcome to USA, NEEEXT!"<br /><br />Boyle bos bir ruh halinde giriyorum bu yeni memlekete, kardesim yan kubikten cikip geliyor yanima. Hadi daha bavullari alicaz da ucaga yetisicez de. Gerci uzun bi sure once saate bakmayi biraktigimiz icin ucagi felan dusunmuyoruz, once bi bavullari bulalim. Cok yok zaten, minik 2-3 canta, bir bildiginiz bavul, bir de gitar var hardcase icinde. En onemlisi o zaten. Kosturuyoruz bavullarin gelecegi donergecin yanina. Belli ki bunlar bosalali cok olmus, cunku tek tuk canta donuyor boyle zimbirtinin ustunde. Neyse bizimkileri toparliyoruz, butun cantalar burda, bavul burda ama Istanbul'dan beri bizi diken ustunde oturtan gitar ortalarda yok. Haydaa, kosturuyoruz, bakiyoruz, artik donen bantlar duruyor felan ama gitar yok da yok.<br /><br />Olmayan moralimiz daha bi bozuluyor boyle. Gorevliler kiziyor artik cikin burdan diye. Canta eksik diyoruz, cikinca halledersiniz diyorlar. Bildigin kovaliyorlar bizi mekandan. Neyse cikiyoruz disari, diger bavullari yeni ucagimiza veriyoruz, bi tane eksik diyoruz, suraya bi gidin bakin ama orada da olmayabilir, aslen Kansas'a vardiginiz zaman sorusturmaniz gerekiyor diyor. Lan iyi de Almanya'da kayboldu ise nolcak diyoruz. Olmaz bisi hadi gidin felan diyor. Bir de ustune diyor ki, zaten bu bavullar da hemen simdiki ucaga yetismez, 10 dakka felan var, siz gidin, bi sonraki ucaktan cikar bunlar diyor. Biz saka heralde felan diye dusunurken oradan da kiskisliyorlar.<br /><br />Chicago havaalaninin bilmemkacinci binasinda, bavulsuz, yorgun, ac, susuz bi sekilde birbirimize bakiyoruz kardesimle. "Dur" diyorum "bi nefeslenelim".<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-834154288262444574?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-23307496014627623692007-08-25T13:25:00.000-05:002007-08-25T14:25:39.177-05:00Chicago... Ben senin...Madem kardes uyuyor ben neden uyumuyorum deyip kapatiyorum gozlerimi. Zaten yorgunum, Chicago'da uyanirim artik. Olmuyor tabi. Cok saatlik bu yolculugun toplasan bir saatinde uyuyabilmis miyimdir? Sanmiyorum.<br /><br />Vakit gecirmek icin sacma sapan seyler yapiyorum. Kendime gore hayaller kuruyorum, sonra bunlari begenmeyip yeniden kuruyorum. Ayni seyi bes farkli sekilde hayal ettikten sonra ilki iyiydi ulan deyip yeniden basa donuyorum. Gelgelelim vakit gecmiyor. Yemek geliyor gidiyor, ben garip seyler yapmaya devam ediyorum. Bi ara okyanusta gemi gormece oynuyorum. Gorene kadar kafami camdan cevirmeyecegim diyorum. Gozlerimi denize dikmis oyle melul melul bakiyorum. Isin komigi, artik boyle boynumun tutulma asamasinda, gozlerim sulanmisken goruyorum da bir gemi. Efendi gibi kuzeye gidiyor. Ama orda bi tek Gronland var benim bildigim. Hemek koltuk arkalarindaki minik ekranlardan haritayi acip dogruluyorum.<br /><br />(Bu kadar teknoloji bir gun oldurecek beni)<br /><br />Sonra bi ara filmlere veriyorum kendimi. Bayiyorum. Kardesimin ustunden atlayip koridorda geziniyorum. Tuvalte gidip varolan butun dugmelere basiyorum. Yerime donup radyolara veriyorum kendimi. Lakin, radyoda programlar, televizyonda filmler bitiyor, bu yolculuk bitmiyor.<br /><br />Ucak nedense Kanada'nin kuzey dogusundan boyle bir giris yapiyor kitaya. Oysa ki dumduz gel degil mi? Ne isin var Kanada'da? Sonra dusunuyorum acep dunyanin yuvarlak olmasi ile bir alakasi olabilir mi?<br /><br />Derken kardesim bi kimildaniyor. Firsat bu firsat deyip uyandiriyorum. Ohoo cok var deyip uyumaya niyetleniyor ama birakmiyorum. Yanimizda bir kagit oyunu var. Benim cocuklugumda kuartet derdik bunlara, neden bilmiyorum. Onun <a href="http://www.starwars.com/">Star Wars</a> versiyonu. Oynuyoruz boyle uzun uzun. Artik besinci tur felan bitiyor bu yolculuk bitmiyor.<br /><br />Neden sonra ucak Kanada'dan sikilmis olacak ki Amerika sinirlarina girmeye niyet ediyor ve hedefimize bir miktar daha yaklasiyoruz. Bu arada kaptan pilot kisisi konusuyor boyle. Aslinda ara ara hep konusuyor bu adam. Boyle sen sakrak bi tip. Espri yapiyor, hikayeler anlatiyor. Belli ki o da sikilmis diye dusunuyorum ben. Yoksa misal Istanbul - Ankara arasi ne ucak ne otobus ne de trende bu kadar eglenen bi adama rastlamadim ben.<br /><br />Diyelim ki inmemize bir saat felan kala hostes kardesler bilumum formlar dagitiyorlar. Doldurun ama iyi doldurun diyorlar. Kotu olursa sokmayabilirlermis bizi iceri diye uyariyolar. Oyle super dolduruyoruz ki kendimiz bile sasiriyoruz.<br /><br />Sonunda yol bitiyor, iniyoruz, ucaktan cikiyoruz, mutluyuz. Eger Ataturk Havalimani koyse burasi bildigin sehir, oyle kocaman bi yer. Boyle bombos bi koridora giriyoruz, herkes bir yone ilerliyor, biz de peslerinden. Diger ucaga yine az vaktimiz var ve bu sefer Amerika'ya girmemiz gerekiyor. Uyarildik daha yolculuga cikmadan. En sikintili yer burasi, bildigin piliyi pirtiyi toplayip geri donme ihtimalimiz varmis. Neyse, biz yurumeye devam ediyoruz ama nafile. Bitmiyor bu koridor. Derken boyle buyuk bir acik alana geliyoruz. Gumruk mekani iste. Hani Istanbul'da gorevlilerin oturup pasaporta damga bastigi 5-6 tane kubik var ya, burda 20 tane var. Lakin hepsi kapali. Bir sonraki salona ilerliyoruz. Evet, aynisindan bir de burda var. Hem de onunde cilgin bir kuyrukla beraber.<br /><br />Gerci su durum dunyanin her yerinde ayniymis ki 20 mekanin 10 tanesi kapali. Lan acsana da rahat rahat ilerleyelim, su kuyruk birikmesin. Yok abicim, giriyoruz kuyruga, basliyoruz beklemeye, etrafta ultra havali polisler felan, lan nereye geldik derken gelmis gecmis en tok, en agir, en karizmatik, en bi hede hodo ses yukselior gaipten.<br /><br />"Welcome to USA."<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-2330749601462762369?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-55562888688175292892007-08-15T14:06:00.000-05:002007-08-15T15:26:38.821-05:00Ne isim var lan benim Frankfurt'ta?Ilerliyoruz tuglalar demirler icerisinde, etraf bi karanlik garip. Geliyoruz en nihayet bir guvenlik alanina, 2 x-ray cihazi, 4 guvenlik gorevlisi, onlerinde yuz kusur kisi, yavas yavas ileriyoruz boyle. Diyoruz ucak kacti zati. Cunku ben diyeyim 5 sen de 10 dakika var kalkis vaktine.<br /><br />Benim daha canta acilacak, icinden, fotograf ekipmanlari haricinde 2 harddisk ve tonla elektronik sey bulunan foto cantasi cikartilacak, hepsinin ne oldugu gorevlilere aciklanacak ve umulacak ki bi ibnelik cikarmasinlar. Niye bu kadar eminim? Cunku Ataturk Havalimani'nin kapisinda aynen boyle yaptilar. Yani Turkiye'de durum bu ise Almanya'da, hele de Amerika'da bittim ben diye dusunuyorum.<br /><br />Gerci herhal guvenlik gorevlisinin iyi bir tarafina denk geldik diye dusunuyorum o an, cunku benim cantayla ilgili bir harekette bulunmuyorlar. Kardesimin cantasindaki notebook'u bi cikarttirip kokluyorlar, sonra da saliyorlar bizi. Ucaga yetismek icin kosarak devam ediyoruz. Daha bikac saat once ayni depari Istanbul'da da attigim icin bacaklarim itiraz ediyor ama sallamiyorum kendilerini. Bir kapiya geliyoruz, cekik gozlu bi hatun el ediyor. Diyoruz "boyle boyle ucak olcakti bizim", "burda" diyor, "daha kalkmasina yarim saat var". "E ama kalkis saatini gecti" diyoruz, "olsun" diyor "beklettik biz sizin icin". "Allah razi olsun" diyoruz, girmeye yelteniyoruz. "Nayn", "Halt" hatta "Ich Ficke" diyor. Neymis, bilmemne formunu doldurmamiz gerekiyormus. "Lan bak ucak" diyoruz, "bekler" diyor.<br /><br />Formu dolduruyoruz, diyoruz ki madem ucak bekler, bi tuvalete gidelim. Olmuyor, havaalaninin bu kismina tuvalet yapmayi unutmuslar. O zaman su icelim diyoruz, o da olmuyor. Bozuk parasi yokmus tezgahtaki yengenin. Daha saat kacmis, yeni acmismis. Altimiza yapmadan ucaga girsek diyoruz, yine olmuyor. Bilmemneyi beklememiz gerekiyor. En son "siz soyleyin bari napalim" diyoruz, oturtuyorlar bi koseye bekle diyorlar.<br /><br />Ucagin kalkma saatinden epey bir sonra biz ucaga nihayet girebiliyoruz. Neyse simdi cosariz artik felan diye dusunuyorum ben ancak tabi ki mumkun degil. Megersem Frankfurt'a kadar ayri, sonrasi beraber diye bildigimiz oturma sekli Frankfurt'a kadar beraber sonrasi ayri degil miymis? Ucakta siralar 2-5-2 seklinde, biz de kuyruktan 2 onceki koltuklarda les bir yerdeyiz. Kardesimin yeri orta beslinin diger kosesi, benimki cam kenari, oh ne ala.<br /><br />Yerime dogru ilerlerken bir bakiyorum ki yanimdaki yere zenci bi hatun kurulmus. Orta yasli ama kafada bandana felan var, elinde de plaj cantasindan bozma bir torba. Diyorum ki sansimi bir deneyeyim. "Ma'm" diyorum (yuru be) "iki dakka efendi olsaniz da ben kardesimle otursam, bak yazik bize" diyorum, "ok" diyor. Valla mi diye soruyorum ister istemez, biz alisik degiliz boyle nezaket felan. Valla diyor, hop gidiyor, kardes geliyor, oh keka...<br /><br />Yerimize kuruluyoruz boyle, cosucaz simdi, kagit oynicaz felan. Ani bir sesle irkiliyorum, "horrr".<br /><br />Arkasi yarin (yersen)...<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-5556288868817529289?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-71791833499740634312007-08-10T09:59:00.000-05:002007-08-13T09:06:06.281-05:00Altan ve Nuri Camli kardeslerin yeni hayati su andan itibaren baslamistirBoyle dedi kardesim tam ucaga binerken. Guldum kahkahalarla, tam yerinde harika bir replik.<br /><br />Amerika'ya gidiyorduk, heheyt, her sey cok guzel olacakti. Olacak elbet, heyecanla bekliyoruz ayri. Gelgelelim dereyi gormeden pacayi sivama aliskanligimizdan her zamanki gibi erken havaya girdik. Bi dursana kardesim, sen yolculugunu tamamla, git evine otur bi, ondan sonra ister kasap havasina girersin ister Ankara havasina. Bi dur, bi dusun hele; onunde yaklasik 20 saatlik bi yolculuk var. Ne yer, ne icersin? Rahat eder misin? Uyuyabilir misin? Aklina gelmiyor ki adamin dunyayi pespembe gorurken. Oysa bi dikkat etsen Murphy kosede bekliyor bak.<br /><br />Netekim biz hohoyt nidalari icinde ucaga bindik. Yolculuk guzergahimiz Istanbul - Frankfurt - Chicago - Kansas seklindeydi ve biz Frankfurt'a kadar ayri, geri kalan yolda da beraber oturacaktik, biletlerin o sekilde oldugu soylenmisti en azindan. Ama bir de ne gorelim, Frankfurt'a kadar da beraber oturmuyor muyuz? Huhuu, her sey cok guzel olacak. Evet olacak, ama geriden. Netekim dort bir yanimiza cocuklar oturdu mu? Oturdu. Bunlar ucagin harekete gecmesiyle beraber aglamaya basladilar mi? Basladilar. Ebeveynleri bunlari susturmak icin ugrastilar mi? Elbette, tekme tokat giristiler.<br /><br />Bence, cocuk dogurmadan once, kaynasip tavsanlasmaya niyeti olan kimselere ozel bir okul/kurs felan olmali. Ilk ders konusu da "Aglayan Cocuk" olacak elbet. Netekim su eriyen dunya uzerinde kotek yiyip de susan cocuk daha gorulmemistir. Ayni sekilde cocugun tokadi yedikten sonra susmadigini ogrenen ana baba da gorulmemistir. Bence bu durum, beyindeki henuz kullanmadigimiz bir bolgeden dolayi gerceklesmektedir. Insallah gelecekte bir gun, beynimiz biraz daha fazla calismaya basladigi zaman bu durumun duzelecegini umuyorum.<br /><br />Neyse efendim, biz basladik aglamalarla cigliklarla dolu Frankfurt yolculugumuza. Yanimda kardesim var ama, guzel bisi. 20 saat muhabbet simdi, gidince napariz planlari, vs. Derken bir horultu sesi, kardesim uyumus. Kaldik mi ortada?<br /><br />Kaldim evet. Mal mal ucuyorum oyle. Kitap felan var yanimda da okuyasim yok. Negzel konusacaktik felan. Neyse bulutlarla beraber ucuyoruz oyle, "bu yukseklikten aynen <a href="http://earth.google.com/">Google Earth</a> gibi gorunuyor" felan derken yemek servisi basladi. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/French_toast">French Toast</a> denen bisi verdiler. Aciz, yicez mecburen. Meret bildigin yumurtali ekmegin yandan yemisi. Ustelik icinde yumurta da yok. Bildigin sekerli suya banilmis garip bisi. Yaninda da dilimlenmis ananas. Tamam <a href="http://www.lufthansa.com/">Lufthansa</a> olabilirsin ama Turkiye'den Almanya'ya adam tasiyorsun. Ucagin %90'i Turk. Sevmeyiz ki biz boyle garip seyler.<br /><br />Bereket ki her turlu yemege acik bi insanim. Yedim ictim, karnim doydu, mutluyum lakin kardes halen uyuyor. Bulutlarin uzerindeyiz, yer de gorunmuyor. Dedim bari ben de biraz gozlerimi kapatayim, belli olmaz, her an uyuyabilirim.<br /><br />Uyumakla uyumamak arasi bir durumda bir sure daha kastiktan sonra artik nolduysa geldik. Indik felan, her sey yolunda gibi. Buyukcene bi havaalani boyle, ne guzel felan diyor insan. Ama tabi goruntuye kanmamak lazim, netekim burasi bildiginiz labirent. Ustelik iyice zor olsun diye herhanbi bir tabela, ekran felan da yok ortada. Insanlar oyle dolasiyorlar ordan oraya. Dedim ki sicarim ben boyle havaalaninin icine ve en yakin tuvaletin yolunu tuttum. Onun tabelasi var Allah icin, gordum biraz yuruyunce.<br /><br />Havaalanina karsi bu icimi bosaltma isi bitince dedim ki bari soralim oraya buraya. Sorduk, dediler ki info yazan noktalarda ekranlar var, ordan ogrenebiliosun ucak nerde, kapi nerde. Evet cok mantikli da, etrafta herhangi bir yol bildirgeci olmamasindan kelli o info ekranlarinin onunde her daim kuyruk var. Ucak kalkicak yarim saat sonra. Yarim saatte ekrana ulasmayi birak, kuyrugun yarisina gelemezsin.<br /><br />Neyse bi sekilde ucagin hangi kapidan kalkacagini ogrendik, orasi nerde diye sorduk. Bu sefer de dediler ki burdan suraya, surdan oraya, ordan da buraya gideceksin. Dedik guzel dedin de orasi burasi neresi ki? Bilsek gideriz zaten. Bu sefer dediler ki ust kata cik, trene bin! Tren diosun! Eyvallah, neyse bindik trene, indik trenden, ayni tas ayni hamam, ne tabela var ne baska bisi. Bir de insaat var havaalaninin icinde. Her yer dokuluyor boyle, bir tane gorevli yok ortada. Istisnasiz herkes birbirine soru isareti seklinde bakiyor.<br /><br />Arkasi yarin...<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-7179183349974063431?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6940966732897312495.post-13267438499795903572007-08-05T11:28:00.000-05:002007-08-05T03:29:10.232-05:00Macera dolu AmerikaGorucez bakalim neresi ne kadar macera dolu imis. Evet efenim abbas yolcu, ben bildiginiz gidiyorum. Amerika yollari tastan, Kansas yollari Arnavut Kaldirimi.<br /><br />Birkac saat sonra kalkiyor ucagim. Evet benim ucagim, aldim kendime ucak, ari viz viz viz misali. Aktarmalardan aktarma begenerek ucacagim saatlerce. Aslen nereye ve niye gidiyorum sorularinin vardir bin cesit cevabi ama hangisi, ne kadar dogru, iste o kavsakta ben de surum surum surumcemedeyim.<br /><br />Gelmisti bence vakti bireyselligin. Geldi de niye bu kadar gecikti bilmiyorum ben onu. Tabi ki temelinde benimdir sebebi emme bunu simdi mi anladim yoksa anlamistim da simdi mi dank etti kafama bilmiyorum. Lan ben de hic bisi bilmiyorum, onu fark ettim bak simdi.<br /><br />Herhal bunyeyi kandirmama en uygun olani sudur ki, kendi kendimi, kendi ellerim ve bilincimle, nam-i diger bilerek ve isteyerek, baskalari icin ugrastirdim bugune kadar. Bu sebepten, "E yeter hadi, sira bende gayri" diyerekten kendimi, kedimi, evimi, isimi, esimi biraktim, gidiyorum ardima bakmadan. Zor cunku bi yone giderken kafayi cevirip de bakmak. Boynu tutuluyor insanin.<br /><br />Ustelik bahane oldu, tee blog kavrami ortada yokken basladigim bu muhabbete de geri donmus oldum bu sekilde. Neydi abi oyle kurumsal site muhabbeti felan, bi de oturdum yaptim ya orasi komik. Neyse gecti gitti bitti, oh.<br /><br />Gerci blog olayi cok da saglikli degil aslen. Millet havaya girip yaziyor felan da, sakat bi durum var. Bilumum gerzek 3. muhabbetler hakkinda yazinca sorun yok gibi. Lakin oturup da kendin hakkinda yazinca fena. Netekim ben yillarca yaptim, ordan biliyorum. Tamam arkadaslarin okuyor, iyi guzel de bu arkadaslarinin arasina zaman zaman yanlis insanlar da karisiyor. Bunun anasi var, babasi var, esi var, dostu var. Misal yaziyorsun dun gece bi ictik eglendik diye. Ertesi sabah karga bokunu yemeden anne telefonda hesap soruyor, evladim bak nasi icmissiniz ayip felan diye. Sikintili (evet, kimi kelimelerde turkce harf kullanimi sikinti yaratabiliyor) olabiliyor yani.<br /><br />Ama sonucta yeniden yazicam isalla, kararliyim. Hem de boyle fotolu motolu bisiler yapayim diyorum. Nereye gittim, niye gittim, ne gordum felan hep ortada olsun da sonra beddualarla ugrasmayalim. Okul diyorum netekim, bunun dersi var, odevi var, yabanci bir yer, tanimadik insanlar. Burada halkin arasinda farkedilmeden yuruyorduk, orada simdi 9/11 tribi yapip ayakustu dutmesinler bizi.<br /><br />Neyse efem, uzun lafin kisasi, boyleyken boyle. Ben gidiyorum hatta belkim gittim bile. Geride kalanlara Allah sabir versin. Bana da hayallerimi gerceklestirecek azim, guc, zaman, para, vs ne gerekiyorsa versin, ugrastirmasin. Amin.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6940966732897312495-1326743849979590357?l=www.ozakinci.net%2Fblog'/></div>tayfunhttp://www.blogger.com/profile/01269427329613880771noreply@blogger.com1