tag:blogger.com,1999:blog-66634143772967598912009-04-08T15:12:27.069-07:00Küresel ısınma, küresel ısınma resimleri, küresel ısınmanın nedenleri, küresel ısınmanın sonuçlarıKüresel ısınma, küresel ısınmanın nedenleri, küresel ısınmanın zararları, küresel ısınma resimleri, küresel ısınmanın etkileri, küresel ısınmanın önlemleri, küresel ısınma nedir, küresel ısınmanın sonuçları, küresel ısınmanın sebepleri, sera etkisi, çevre kirliliği, küresel ısınma nasıl oluşur, küresel ısınma nasıl önlenir, küresel ısınma videoları, sera gazları, karbondioksit salınımı, sera etkisi nedir, hava kirliliği, su kirliliğiHepsixnoreply@blogger.comBlogger368125tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-47206538334591185462009-02-20T06:51:00.000-08:002009-02-20T06:53:18.630-08:00Rusya'dan küresel ısınma uyarısı<span style="color: rgb(153, 51, 153);">Rusya'da yapılan bir araştırmaya göre gelecek yüz yıl içinde küresel ısınma nedeniyle ülkeyi daha fazla orman yangını, sel felaketi ve kuraklık bekliyor.Rusya Federal Hidrometeoroloji ve Çevre Gözlem Kurumu tarafından yapılan araştırma sonucunda, dondurucu sert kışlarıyla tanınan Rusya'yı ileride sel felaketleri ve kuraklığın beklediğinin ancak, küresel ısınmanın, daha sıcak kış ayları ve daha az kar gibi gibi olumlu sonuçlarının da olacağının anlaşıldığı belirtildi.</span><br /><br />Araştırma raporunda, son yüz yıl içinde ülkede ortalama 2,33 derecelik bir ısınma olduğu, 20'nci yüzyılın ikinci yarısında uzak doğudaki Çukotka ve Sibirya bölgelerinde kış aylarında biriken kar tabakalarında azalma meydana geldiği belirtildi.Yetkililerden değişen iklim koşullarına göre önlem almaları istenen raporda, aksi takdirde küresel ısınma yüzünden artacak sel felaketlerinin özellikle Hazar kıyısındaki köyleri ve kasabaları sular altında bırakacağı uyarısında bulunuldu.<br /><br />Batı Sibirya'daki toprak sıcaklığında geçen yüzyılın son çeyreğinde 1 derecelik artış olduğu kaydedilen raporda, son 20 yılda Kuzey Kutbu'ndaki buz tabakalarının da ''muntazaman'' azaldığı ifade edildi.Gözlem Kurumu Başkanı Aleksandır Bedritskiy yaptığı açıklamada, ''Doğal olarak Rusya'da bir çok iklimsel farklılıklar var. Biz de tam olarak ne olduğunu bilmek için iklim değişikliği ve küresel ısınmanın Rusya'nın değişik bölgelerini nasıl etkileyeceğini öğrenmeye çalışıyoruz'' diye konuştu.Bedritskiy, havanın ısınmasının kış aylarının daha da kısalması anlamına geldiğini ve bu sayede enerji ve para tasarrufu yapılabileceğini söyledi.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-4720653833459118546?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-91146712227662622482009-02-20T06:50:00.000-08:002009-02-20T06:51:49.539-08:0070 yıl sonra 3 derece daha sıcak<span style="color: rgb(153, 51, 153);">Tarımsal Araştırma Genel Müdür Yardımcısı (TAGEM) Dr. Müslüm Beyazgül, sıcaklığın son 100 yıl içerisinde 0.6 santigrat derece arttığını, 2080 yılına kadar bu artışın 3.1 santigrat dereceye çıkmasının beklendiğini söyledi. TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Dr. Beyazgül geleceğe yönelik yapılan projeksiyonlara göre 2080 yılına kadar sıcaklığın ortalama 3.1 santigrat derece artmasının tahmin edildiğini dile getirdi. </span><br /><br />Dr. Beyazgül, iklim bilimcilerin bunun sonucu olarak yüksek enlemlerde yağışların artmasını, orta ve güney enlemlerde ise azalmasını beklediklerini ifade etti. Küresel ısınma sonucu iklimde bir bozulma olduğunu ve önlem alınmadığı takdirde bozulmaların artarak devam edeceğini belirten Dr. Beyazgül, şiddetli iklimsel değişmelerin yaşanacağının beklendiğini ifade etti. Son yıllarda yaşanan iklim değişiklerinin belirli bir alan veya dönemde kuraklığa sebep olduğuna dikkat çeken Beyazgül, kuraklık olgusunun iklim değişikliği ile birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.<p>Türkiye'de farklı bölgelerin iklim değişikliğinden farklı etkileneceğinin altını çizen Beyazgül, ülkenin kuzey yarı kürede ve bir geçiş bölgesinde olduğunu hatırlattı. Bu nedenle Türkiye'nin küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkelerden biri olacağını dile getiren Dr. Beyazgül, Güneydoğu, İç Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinin daha çok etkileneceğinin tahmin edildiğini ifade etti. </p><p>Küresel ısınma ve kuraklığın su kaynaklarına doğrudan etki etmesi nedeniyle en fazla tarım sektörünü sıkıntıya sokacağınıın altını çizen Beyazgül, suyun dörtte üçünün tarımsal sulamada kullanıldığını ve bunun tarımsal üretimi sınırlayan en önemli faktör haline geldiğini belirtti. Türkiye'de son yıllarda en kurak mevsimlerin yaşandığını ve kuraklığın artacağına yönelik tahminlerin ilgili kuruluşlarca yapıldığına vurgu yapan Beyazgül, Türkiye'nin en kurak mevsimini 2007 yılında yaşadığını en çok etkilenen bölgelerin ise Ege, Marmara, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu olduğunu hatırlattı. Bunun sonucu olarak bazı önemli hububat merkezlerinde kayıpların yüzde 40-50 oranına ulaştığını ifade eden Beyazgül, buğday üretiminin ise 20 milyon tondan 17,2 milyon tona gerilediğini dile getirdi. Beyazgül, dünyada da benzer gelişmelerin yaşandığını, bunun doğal sonucu olarak fiyatlarda artışlar oldğunun altını çizdi. </p><p>Türkiye'nin sahip olduğu iklim, toprak, su ve biyoçeşitlilik potansiyeli dikkate alındığında bu etkileri en aza indirecek çözümleri de içerisinde barındırdığına vurgu yapan Beyazgül, alınacak önlemlerin başında bunların korunması geldiğini dile getirdi. Beyazgül, iklim değişikliği ve biyoenerji arzının yarattığı güçlüklerle mücadele etmek için iklimle uyumlu ve sürdürülebilir üretim tekniklerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bakanlık olarak yağmurlama, damla sulama teknikleri, daha az su ihtiyacı olan bitki türlerinin yetiştirilmesi gibi tedbirler aldıklarını ifade eden Beyazgül, su kaynaklarının korunması, kirletilmemesi ve tasarruf edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.<br /></p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-9114671222766262248?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-84797942824604658022009-01-15T13:54:00.000-08:002009-01-15T13:59:37.681-08:00Liseliler kuraklık içinLise öğrencileri kürsel ısınma nedeniyle kuruyan Akşehir Gölü'ne dikkat çekmek amacıyla okulda bir gösteri düzenledi. Gösteriye vatandaşlar da büyük ilgi gösterdi. Avrupa Birliği Comenius öğrenci değişim programı kapsamında kuraklık ile ilgili Avrupa çapında çeşitli çalışmalar yapan Akşehir Selçuklu Lisesi öğrencileri, Akşehir bölgesini de içine alan kuraklığın geldiği boyutları düzenledikleri seminerle gözler önüne serdi. Öğrencilerin kuraklığı işleyen skeci de katılımcıların büyük beğenisini topladı.<br /><br />Okulun konferans salonunda düzenlenen 'Küresel Isınma' konulu seminere Akşehir Garnizon Komutanı Albay Osman Arıduru, Okul Müdürü Muttalip Uysal, okulun öğretmenleri ve öğrenciler katıldı. Katılımcılara küresel ısınmanın sebepleri ve Dünya'ya etkileri hakkında bilgiler veren sinevizyon gösterisinin ardından öğrencilerin sahnelediği 'Su faturası' isimli skeç beğeni topladı.<br /><br />Okulun halen Fransa, Polonya, İspanya ve İtalya'daki okullarla birlikte yürüttükleri AB projesi kapsamında yabancı öğretmenlerin Akşehir'e geleceğini belirten Okul Müdürü Muttalip Uysal, "Eğitim ve Öğretime verdiğimiz önemin yanı sıra bu tip toplumsal sorunlar konusunda öğrencilerimiz ve tüm çevremizi bilgilendirmeye çalışıyoruz. Bizler bu dünya da yaşıyorsak ona sahip çıkmalıyız. Her birimiz gönüllü çevreci olursak dünyamızı kısa sürede küresel ısınma denilen tehditten kurtarabiliriz. Bunun için var gücümüzle çalışıyoruz." dedi.<br /><br />Program boyunca küresel ısınmanın en önemli nedenlerinden biri olan fosil yakıtlarının çevreye verdiği zarar öğrencilere ayrıntılı olarak anlatıldı. Öğrencilerin hazırladığı gösteri katılımcılardan büyük beğeni topladı.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-8479794282460465802?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-37713050971091832432009-01-14T14:04:00.000-08:002009-01-14T14:06:47.453-08:00Google, küresel ısınmayi tetikliyor mu?Fizik uzmanı Alex Wissner-Gross’un yaptığı bir araştırma, üst üste iki Google araması yapmanın elektrikli ısıtıcıda bir fincan çay için su kaynatma sırasında ortaya çıkan karbondioksit salınımına eşit olduğunu ortaya koydu. Harvard Üniversitesi fizikçilerinden olan Alex Wissner-Gross’un hesaplamaları, Google’a iki arama sorgusu gönderildiğinde, Google sunucularının tükettiği enerjinin 14 gram karbondioksit salınımına neden olduğunu ortaya koydu. Elektrikli ısıtıcıda bir fincan çay (yaklaşık 200 ml) ısıtmak için kullanılan enerjinin yarattığı karbondioksit salınımı ise yaklaşık 15 gram.<br /><br />Dünya üzerinde çalışır vaziyette duran bilgisayarların ne kadar enerji tükettiği konusunda bir araştırma yapan fizikçi Gross, “Google’ın aramalar için açık tuttuğu sunucuların çevreye etkisi yadsınamaz” diyor.<br /><br />Enerji tüketimi ve sunucularının bulunduğu yerler konusunda gizlilik politikası güden Google, karbon salınımı konusunda tek bir açıklama bile yapmıyor. Firma, her ne kadar en yeşil bilgisayar firmalarından biri olduğunu iddia etse de, Google arama altyapısının çalışma şekli oldukça yüksek enerji tüketmesine neden oluyor.<br /><br />Google’da yapılan bir arama, yalnızca tek bir sunucuya yönlendirilmiyor, yanıt süresini kısaltmak amacıyla sorgular sunucular arasında paylaştırılıyor ve en hızlı cevap verebilecek sunucu sorguya yanıt veriyor. Bu yöntem sorgu cevaplama süresini kısaltsa da, aynı anda bir çok sunucuyu uyardığından enerji tüketimini arttırıyor.<br /><br /><br />Gartner firmasının bir raporuna göre, küresel bilişim endüstrisi, atmosfere dünyanın tüm havayolları kadar zarar veriyor. Havayolları, toplam karbondioksit emisyonunun yüzde 2’si kadar sera gazına neden oluyor. Wissner-Gross’un hesabına göre basit bir internet sayfasını bile görüntülemek atmosfere saniyede 0.02 gram karbondioksit salıyor.<br /><br /><br />İDDİAYA GOOGLE’DAN CEVAP GECİKMEDİ<br />Google’ın başkan yardımcılarından Urs Hölze’nin resmi Google Blog’unda yayınladığı açıklamayla yalanlaması gecikmedi.<br /><br />Hölzle, yaptığı açıklamada Google’ın her aramasının 0.2 gram karbondioksit salınımı yaptığını, bu gerçekleşirken 0,0003 kilowatt enerji veya diğer bir ifadeyle 1kilojoule enerji harcandığını ifade etti. Bir kıyas yapmak gerekirse, ortalama bir yetişkin günde 8000 kilojoule enerjiyi yiyecekten sağlıyor. Google’ın bir araması, yetişkin bir insanın on saniyede tükettiği enerjiyle eşdeğer.<br /><br />Google.org vakfı kanalıyla 2008 yılında yeşil enerji çalışmalarında 45 milyon dolar yatırım yaptıklarını açıklayan Hölzle, yenilenebilir enerji konusunda yaptıkları çalışmaların da asla yadsınamayacak olduğunu ve dünyanın enerji verimliliği bakımından en etkin veri merkezlerinin (data center) de kendilerinde olduğunu ifade ediyor.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-3771305097109183243?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-70383722203317422922009-01-10T16:46:00.000-08:002009-01-10T16:48:21.100-08:00Küresel ısınma ve açlıkABD’li bilim adamlarının küresel ısınma konusunda bilgisayar modellemeleriyle yaptıkları öngörüler, tropikal ve subtropikal bölgelerde sıcaklıkların artmasıyla ürünün önemli ölçüde azalacağını gösteriyor. Stanford Üniversitesi’nden Robamond Naylor, “Science” dergisinin son sayısında yayınlanan makalede, en kötü ihtimali göz önünde bulundurduklarını söyledi. Küresel ısınmayı göz önüne alarak tarım sisteminin bütünüyle gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Naylor, ortaya çıkacak sıcak ve kuraklık şartlarına uyum sağlama yönünde adımlar atılmazsa, geleceğin hiç de parlak olmadığına işaret etti ve özellikle yoksul ülkelerde bugün tarımdan geçinen nüfusun büyük kısmının bu faaliyetin dışına düşeceğini vurguladı.<br /><br />Washington Üniversitesi’nden David Battisti de Naylor ile birlikte kaleme aldığı aynı makalede, sadece sıcaklık artışının bile dünya tarımına olumsuz etkisinin devasa boyutlarda olacağını bildirdi ve öngörülerinde su miktarının azalacak olmasını hesaba bile katmadıklarını kaydetti.<br /><br />Araştırmacılara göre, tropikal bölgelerde artan sıcaklıklar yüzünden mısır ve pirinç gibi temel gıda maddeleri üretimi yüzde 20 ila 40 oranında azalacak. Toprakta nem oranının azalmasıyla ürün daha da azalabilecek.<br /><br />Dünya nüfusunun yarısı -3 milyar- bugün tropikal ve subtropikal bölgelerde yaşıyor. Bu sayı, yüzyılın sonuna kadar muhtemelen ikiye katlanacak.<br /><br />Araştırmacılara göre, bu bölgelerdeki az gelişmiş ülkelerde nice insan günde 2 dolardan az parayla geçiniyor ve hayatta kalabilmek için tarımda çalışıyor. Uzmanlar, “daha sıcak bir dünyaya ayak uydurabilmek için” şimdiden gerekli yatırımların yapılması gerektiğini hatırlatıyor. Naylor, makalede şu çarpıcı ifadeyi kullandı:<br /><br />“Tarih boyunca belli dönemlerde yiyecek sıkıntısı ortaya çıkınca insanlar başka yerlere gidip karnını doyurabildi. Ama gıda kaynaklarını gözden geçirmezsek, ilerde yiyecek bulunacak başka yerler olmayacak.”<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-7038372220331742292?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-65974221744449957492008-12-30T14:48:00.000-08:002008-12-30T14:49:56.819-08:00Çevre ve ekoloji2008’in çevre ve ekoloji açısından (aslında dünyanın geleceği açısından) en önemli olayı küresel iklim politikalarındaki değişim işaretleriydi. ABD’de iklim değişikliğini inkar politikasını terkedecek ve iklim değişikliği ile mücadeleyi öncelik olan yeni bir yönetimin seçilmesi, AB’nin (yetersiz de olsa) 2020’ye kadar %20 hedefini ilan etmesi, 2009’da Kopenhag’da başlayacak olan Kyoto sonrası dönem için umut veriyor. Şimdi gerçekten iklim değişikliğini durdurabilecek radikal bir programın kabulü için toplumsal mücadeleyi yükseltme zamanı.<br /><br />Olumlu gelişmelerden bir diğeri yenilenebilir enerjinin yıldızının iyiden iyiye parlamasıydı. Avrupa’da ve Amerika’da rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarındaki patlama, hatta Türkiye’de bile yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payının %1 civarına yükselmesi, artık yenilenebilir enerjinin ve enerji verimliliğinin geleceğin değil, bugünün hakim enerji politikası olduğunu kanıtladı. Şu anda gerileme dönemini yaşayan nükleer endüstri kendini kurtarmaya çalışıyor, ancak hiçbir şansı yok. Fosil yakıtların ise sadece küresel ısınmaya yol açmakla kalmadığı ve küresel barışı nasıl tehdit ettiğini görmeye devam ediyoruz.<br /><br />2008, kapitalizmin yeni krizinin başladığı yıl oldu. Bu krizin öncekilerden en büyük farkı (her ne kadar ana akım iktisatçıların aklının ucundan dahi geçmese de) büyük ekolojik krizle iç içe sürmesi. Eskiden olduğu gibi daha fazla tüketim yoluyla bu krizi çözmeye kalkmak, sadece ekolojik krizi derinleştirmek, gıda ve su krizleriyle açlığı, kitlesel göçleri ve sosyal patlamaları tetikleyerek yeni ekonomik krizlere yol açmak anlamına gelecek. Şu anda sistemin yenilenebilir enerji yatırımlarıyla ve yeşil istihdam gibi yöntemlerle krizi çözmeyi öngörmesi bu durumun bir belirtisi. 2009, bu eğilimin güçleneceği bir yıl olacak.<br /><br />Türkiye açısından hükümetin Kyoto Protokolü’nü onaylamaya ve Kopenhag’dan itibaren uluslararası iklim politikalarında taraf olmaya karar verdiğini açıklaması önemli bir gelişmeydi. Ancak ne yazık ki hükümet Kyoto’yu Poznan’dan önce Meclis’ten geçirmeyerek ve Poznan’daki iklim zirvesine Çevre Bakanı’nı göndermeyerek kaçabildiği yere kadar kaçma politikasını terketmediğini gösterdi. Yine de 2009’da Türkiye’nin daha fazla kaçma şansı yok. Bu da önümüzdeki yıl Türkiye için çok şeyin değişeceği anlamına geliyor.<br /><br />Öte yandan 2008’de hükümetin önündeki yeni kömürlü termik santral projesi sayısının 50’yi aşması başka bir aymazlık işareti. Hükümet bu politikalarla yangına körükle giderek ve otuz yıl önceki kalkınma politikalarında ısrar ederek sadece Türkiye’yi değil, gezegeni uçuruma sürüklüyor. Neyse ki halkın örgütlü tepkisi nedeniyle termik santral kurmak artık kolay değil. 2008’in önemli başarılarından biri Gemlik’te halkın tepkisi nedeniyle termik santral projesinin, şimdilik bile olsa, durdurulmasıydı. Doğu Akdeniz, Çanakkale ve Karadeniz’de (özellikle Sinop’ta) de termik santrallara karşı hareket örgütleniyor.<br /><br />Akkuyu nükleer santral ihalesinin sona yaklaşması 2008’in en olumsuz gelişemesiydi. Ancak ihaleye şartname alan 13 şirketten sadece birinin katılaması, hem ihaleye karşı kararlı bir mücadele sürdürüen nükleer karşıtları açısından bir başarıydı, hem de nükleer endüstrinin ekonomik krizlerle sarsılan dünyada çöküşte olduğunu bir kez daha kanıtladı. 2009 nükleer karşıtı hareket için her zamankinden daha zor bir yıl olacak. Ancak bu mücadelenin bir kez daha başarılı olacağına ve hükümetin geri adım atmak zorunda kalacağına inanıyorum.<br /><br />Altın madenlerinin Kazdağları’nı bile yokolma tehdidi ile karşı karşıya bırakacak kadar yaygınlaşması, Ilısu barajında ısrar edilmesi, çimento fabrikaları (özellikle Pazarcık’taki iki çimento fabrikasının bitirilmesi ve 5 yeni projenin yolda olması), Doğu Karadeniz’de en ufak derenin bile HES’ler uğruna ve kurutulmak pahasına satışa çıkarılması, tarım alanlarının sanayi ve yerleşimler için yok edilmesi, küresel ısınma nedeniyle göllerin ve akarsuların kuruması, yaklaşan su ve gıda krizi ve yanlış kentleşme Türkiye’nin önemli ekolojik sorunları olmayı sürdürüyor.<br /><br />2009’da Dünya Su Forumu’na karşı düzenlenecek alternatif zirvelerin de Türkiye’de ekoloji hareketleri açısından önemli bir açılım yaratacağını düşünüyorum.<br /><br />Ayrıca 29 Mart yerel seçimleri, çevre ve ekoloji hareketlerinin siyasete doğrudan müdahale etmelerini gerektirecek. Yeşiller Partisi olarak biz de yerel seçimlere bağımsız yeşil adaylarla ve ortak platformlar yoluyla katılarak ve yeşil yerel yönetğmlere ilişkin politikalarımızı geliştirerek bu konuda öncülük yapmaya çalışacağız.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-6597422174444995749?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-53655998575655917372008-12-26T14:40:00.000-08:002008-12-26T14:41:32.295-08:00Tasarruf ampülleriKüresel ısınma, kanser, çevre, sağlık ve benzeri sorunların daha az ortaya çıkması için doğal kaynakların daha verimli bir şekilde kullanılması gerektiğine dikkati çeken Ertuğrul, "Tükettiğimiz her kaynağın bizden, geleceğimizden, çocuklarımızdan çaldığımızı unutmayalım. Her birey, her kurum yapacağı küçük bir verimlilik ile belki bir termik santralin kurulmasını engelleyebilir. Bir ağacın kesilmesini önleyebilir. İçme suyu kayıplarını engelleme ve çevreye daha zarar vererek katkı yapabilir." dedi. Zenginliğin ne kadar çok kazanmakla değil, kazandığından ne kadar tasarruf ettiğinle orantılı olduğunu savunan Vali Kızılcık ise, "Her ailede 2 mevcut akkor ampulün kompart floresan ampulle değiştirilmesi, iki Keban Barajı yapma ihtiyacının ortadan kalmasıdır." diye konuştu.<br /><br />Konuşmaların ardından çocukların evlerinden getirdiği ampuller tasarruflu ampullerle değiştirildi.<br /><br />Ampullerle yüzde 80 enerji tasarrufu sağlanacağını belirten Vali Kızılcık, proje kapsamında Batman'da 18 bin ampul dağıtılacağını belirtti.<br /><br />Ampul değişimden sonra Vali Kızılcık ve beraberindekiler Kültür ve Turizm Müdürlüğü salonunda açılan enerji tasarrufu konulu resim sergisini gezdi.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-5365599857565591737?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-36358790107415162282008-12-24T13:06:00.000-08:002008-12-24T13:07:54.213-08:00Soğutucu plajDubai'de üst düzey müşterilerinin ayaklarının kızgın kumlarda yanmasını önlemek isteyen bir otel, dünyanın ilk "soğutuculu" plajını kuruyor. Palazzo Versace Oteli, sahip oluğu plajın kumlarının altına ısı emici borular döşettiriyor. Plaja ayrıca deniz meltemi bölgede ortalama 40 ila 50 arasında değişen sıcaklıkları düşürmediği zamanlarda serinlik sağlaması için dev vantilatörler yerleştiriliyor. Otel, söz konusu plajı 2009 yazında, ya da en geç 2010 yılında açmayı planlıyor. Plajda ayrıca serinletilmiş suyun bulunduğu bir de havuz yer alacak.<br /><br />Ancak otelin bu planı, çevrecilerin tepkisini çekiyor. Çevreciler, bu projenin sera gazı emilimini artıracağını belirtiyor. Ancak Palazzo Versace Başkanı Suheyl Abideyn, çevreye göz ardı edilebilir bir zararı olacağını belirttiği otelin, çevre açısından sürdürülebilir olacağını savunuyor.<br />Uzmanlara göre Dubai'de yaşayan her bir kişi, yılda ortalama 44 ton karbondioksitlik "karbon ayakizi"ne (insan faaliyetlerinin çevreye olan etkisi) sahip. Bu rakam,<br /><br />Amerika'da bir kişinin ürettiği ortalama karbondioksit miktarından dört kat fazla. Birçok çevresi, insanları küresel ısınmayı artırdığını düşündükleri "karbon ayakizleri"ni sınırlandırmaya çağırıyor.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-3635879010741516228?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-80183586861435263492008-12-23T13:02:00.000-08:002008-12-23T13:04:40.963-08:00Güneş enerjisi şarj ediyor<span class="textBodyBlack">Önümüzdeki ay Las Vegas’ta düzenlenecek CES 2009’da (Consumer Electronics Show / Tüketici Elektroniği Gösterisi) tanıtılması beklenen Energizer pil şarj aleti gücünü güneş enerjisinden alıyor.</span> Genellikle taşınabilir cihazlar ve kumandalarda kullanılan AA ve AAA boyutlu pilleri şarj etmek için tasarlanan yeni cihaz, güneş ışığını elektriğe çeviriyor ve bu şekilde pilleri şarj etmek için daha yeşil bir yöntem uyguluyor. 49,9 dolar fiyatla satışa sunulacak ürünün paketinde ayrıca iki şarj edilebilir pil bulunacak.<br /><p><br />Günümüzde bir çok el bilgisayarı ve akıllı telefonun USB bağlantı noktalarından şarj edildiğini belirten Energizer yetkilileri, bu sebepten ötürü yeni şarj cihazına ayrıca bir USB güç bağlantı noktası yerleştirmiş. Bu nokta sayesinde dileyen kullanıcılar telefon, PDA, GPS ve iPod gibi ürünlerini güneş enerjisiyle şarj edebilecekler. Ürün güneş ışığı bulunmadığı ortamlarda şehir elektriğini de kullanabilecek şekilde tasarlanmış. </p><!-- JOM COMMENT START --><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-8018358686143526349?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-24323465488560265702008-12-21T15:37:00.001-08:002008-12-21T15:38:51.103-08:002 trilyon buzul eridiAmerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) yeni uydu verilerine göre, Grönland, Antarktika ve Alaska'da 2003'ten bu yana 2 trilyon tondan fazla buzul eridi. Bilim adamlarının küresel ısınmaya ilişkin son veriler olarak nitelediği bulguların, NASA'nın GRACE uydusunun ölçümlerine dayandığı belirtildi..<br /><br />NASA'da görevli jeofizik uzmanı Scott Luthcke, uydunun buz ölçüm verilerine göre son beş yıl içindeki kara buzulları kaybının yarısından fazlasının Grönland'da meydana geldiğini kaydetti.<br /><br />Luthcke, Grönland'daki buzulların 2008 yazındaki verilerinin henüz tamamlanmadığını ancak bu yılki buz kaybının, hala çok önemli olmakla birlikte 2007'deki kadar ağır çıkmayacağını söyledi.<br /><br />Alaska'daki durumun daha iyi olduğunu ifade eden Lutchke, 2005'deki büyük azalmanın ardından kara buzullarının 2008'de, kışın yoğun kar yağışı nedeniyle biraz arttığını belirtti. Luthcke, Alaska'nın NASA uydusunun ölçümlere başladığı 2003'ten bu yana 400 milyar ton kara buzulunu kaybettiğini ifade etti.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-2432346548856026570?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-56704721067420641062008-12-21T15:35:00.000-08:002008-12-21T15:37:24.662-08:00Küresel ısınma fırtınaları tetikliyorNASA küresel ısınmanın tropik fırtınaların sayısını artırdığını açıkladı<br /><br />NASA’NIN Jet Motorları Geliştirme Merkezi tarafından yapılan araştırmada, tropik bölgelerde oluşan bulutlar 5 yıl boyunca incelendi. Bu bulutlar ile okyanuslardaki tropik bölgelerdeki ortalama sıcaklığın mevsimsel değişimi arasında çok net bir bağlantı olduğu belirlendi.<br /><br />OKYANUS yüzeyi sıcaklığındaki her 1 derecelik artışta, yüksek bulut sayısının yüzde 45 arttığı tespit edildi. Araştırmacılar, sıcaklığın her 10 yılda 0.13 derece arttığı göz önüne alındığında, tropikal fırtınaların 10 yılda yüzde 6 artmasının beklendiğini vurguladılar.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-5670472106742064106?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-87242932133354794412008-12-16T10:56:00.000-08:002008-12-16T10:58:40.241-08:00Uydu verileri korkuttuKüresel ısınma her gün yeni doğal felaketlere yol açıyor. Ama uydudan geçen bu veriler çok daha ürkütücü.Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) yeni uydu verilerine göre, Grönland, Antarktika ve Alaska'da 2003'ten bu yana 2 trilyon tondan fazla buzul erdi. Bilim adamlarının küresel ısınmaya ilişkin son veriler olarak nitelediği bulguların, NASA'nın GRACE uydusunun ölçümlerine dayandığı belirtildi. NASA'da görevli jeofizik uzmanı Scott Luthcke uydunun buz ölçüm verilerine göre son beş yıl içindeki kara buzulları kaybının yarısından fazlasının Grönland'da meydana geldiğini kaydetti.<br /><br />Luthcke, Grönland'daki buzulların 2008 yazındaki verilerinin henüz tamamlanmadığını ancak bu yılki buz kaybının, hala çok önemli olmakla birlikte 2007'deki kadar ağır çıkmayacağını söyledi.<br /><br />Alaska'daki durumun daha iyi olduğunu ifade eden Lutchke, 2005'deki büyük azalmanın ardından kara buzullarının 2008'de, kışın yoğun kar yağışı nedeniyle biraz arttığını belirtti. Luthcke, Alaska'nın NASA uydusunun ölçümlere başladığı 2003'ten bu yana 400 milyar ton kara buzulunu kaybettiğini ifade etti.<br /><br />Bilim adamları iklim değişikliğine ilişkin değerlendirmelerinde genel bir eğilime karar vermek için genellikle birkaç yıla bakıyor.<br /><br />NASA'dan bilim adamlarının son bulguları perşembe günü San Francisco'da düzenlenecek Amerikan Jeofizik Birliği konferansında sunmayı planladığı bildirildi.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-8724293213335479441?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-16494670694418102212008-12-15T11:48:00.000-08:002008-12-15T11:49:43.101-08:00Tarım sektörüBilimadamları, tuzlu toprakta yetişebilecen yabani bitkilerin tarım mahsülüne dönüştürülmesinin gıda sıkıntısı sorununa karşı ciddi kazanımlar sağlayacağını düşünüyor. Dünyadaki suların sadece yüzde 1’i tatlı su kaynağı. Genelde tuz oranının su kaynaklarında giderek arttığını söyleyen araştırmacılar, tarım arazilerinin bu nedenle verimliliğini kaybettiğini vurguluyor. Amsterdam merkezli Profesör Jelte Rozema, “İnsanoğlunun eninde sonunda kabul etmesi gerek, dünyamız tuzlanıyor” diyor.<br /><br />Denizlerin su seviyesindeki artışın ekili dikili topraklarda tuzluluk oranını tırmandırdığı bilinen bir gerçek. Bilimadamları, bu gelişmeye uyum sağlamak için tuzlu ortamlarda, örneğin deniz kıyılarında yetişmeye alışmış bitkileri tarım mahsülü olarak kullanılmasına ağırlık verilmesini istiyor.<br /><br />Bilimadamları bu yönde atılacak en iyi adımın yabani bitkileri, daha verimli hale getirmek için, melezleştirerek geliştirmek olacağını söylüyor.<br /><br />Deniz rezenesi gibi dünyanın birçok yerinde kıyı şeritlerinde yetişen ve yüzyıllardır insanların sofrasına konuk olan bitkiler ileride buğday gibi belli başlı ürünlerden biri haline gelebilir.<br /><br />Gene deniz kıyısında yetişen bir çeşit kıvırcık lahana türü de Science dergisindeki araştırmaya göre önemli bir potansiyele sahip.<br /><br />Profesör Rozema, bu lahana türünün Hollanda’da ticari ekiminin yapılmaya başlandığını söylüyor.<br /><br />Ispanak ve şalgam gibi yaygın biçimde yenen bitkilerin tuzlu toprağa dayanıklı olduğuna dikkat çeken araştırmacılar, deniz rezenesinin de aynı bitki ailesinden geldiğini söylüyor.<br /><br />Bilimadamları yaklaşık 30 yıldır pirinç ve buğday gibi ürünleri tuzlu suda yetiştirmek amacıyla genetik deneyler yapıyor.<br /><br />Ancak bugüne değin bu girişimlerden olumlu bir sonuç alınabilmiş değil.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-1649467069441810221?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-65311596559687850642008-12-14T17:09:00.000-08:002008-12-14T17:10:43.092-08:00BM İklim konferansıBM İklim Konferansı sona ererken, katılımcılar ne kadar mesafe katedildiği hakkında farklı fikirler dile getiriyor. Batılı katılımcılar sağlanan ilerlemenin umut verici olduğunu söylüyor ancak çevreciler zengin ülkelerin yeterince yüksek hedefler belirlemediği kanısında. Gelişmekte olan ülkeler ise iklim değişiminin etkileriyle mücadele konusunda yeterli kaynak sağlanmadığı gerekçesiyle öfkeli. Polonya’nın Poznan kentinde 189 ülkeden temsilciyi bir araya getiren iklim değişikliği konferansına, 10 binden fazla delege ve çevreci katıldı.<br /><br />Konferansta, süresi 2012’de dolacak Kyoto sözleşmesinin yerini alacak anlaşmanın maddeleri ele alındı.<br /><br />Poznan konferansında iklim değişikliğiyle ilgili bir karar çıkmadı.<br /><br />Konferans, Birleşmiş Milletler’in geçen yıl Endonezya’nın Bali adasında başlattığı sürecin bir parçası.<br /><br />Bu süre içinde her ülke, gelecek yıl Kopenhag’da son halini alması beklenen küresel anlaşmayla ilgili önerilerini sunmuştu.<br /><br />Bu toplantı, 2009 yılı sonunda tamamlanması planlanan sürecin orta noktası.<br /><br />2009 yılı sorunda Kopenhag’da yapılacak toplantıda nihai anlaşmaya varılması planlanıyor.<br /><br />Çevreci gruplar, bununla birlikte küresel ekonomik kriz nedeniyle küresel ısınmayla mücadele çabalarının bir kenara bırakılacağı endişesini taşıyor.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-6531159655968785064?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-30716896196095305892008-12-08T08:03:00.000-08:002008-12-08T08:05:20.112-08:00İklim değişikliğinin etkileriPolonya’da başlayan Uluslararası İklim Konferansı kapsamında açıklama yapan uluslararası yardım kuruluşu Oxfam’ın uzmanı Heather Coleman, dünyada çok sayıda insanın, ani iklim hareketlerinin etkilerinden korunabilmesine yönelik olarak “sellere karşı erken uyarı sistemleri kurulması” ve “kıyı bölgelerinde dalgaları engelleyecek bitkilendirme çalışmaları yapılması” gibi önlemler için yardıma ihtiyaçları olduğunu söyledi. Heather Coleman, bu gibi önlemlerin yıllık en az 50 milyar dolara mal olacağını, küresel çapta sıcaklık artışını önlemekte başarısız olunursa, bu maliyetin daha da yükseleceğini belirtti.<br /><br />Oxfam, gereken bu paranın sanayi ülkelerinin karbon kredisi pazarından fon ayrılarak sağlanabileceğini ve oluşturulan fonun BM gözetiminde kullanılabileceğini kaydetti.<br /><br />Giderek sıklaşan sellerin tehdidi altındaki ülkelerden biri olan Bangladeş’in temsilcisi Muhammas Reazuddin, önlem alınabilmesi için gereken paranın bir an önce toplanabilmesi amacıyla önerilerin değerlendirilmesini istedi ve konunun aciliyetini vurguladı. Reazuddin, “Biz, bizzat neden olmadığımız bir sorun için para harcıyoruz” diye konuştu.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-3071689619609530589?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-81242104744434104662008-12-06T17:53:00.000-08:002008-12-06T17:55:33.672-08:00Küresel ısınma eylemiÇevre alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri temsilcileri, İstanbul'dan Polonya'nın Poznan kentinde Birleşmiş Milletler nezdinde devam eden Uluslararası İklim Konferansı'na ''Küresel ısınmayı durdur, dünyayı değiştir'' mesajı gönderdi.Beşiktaş Meydanı'nda toplanan ve aralarında Greenpeace'in de bulunduğu çevreci sivil toplum örgütleri adına ''Mor ve Ötesi'' müzik grubunun solisti Harun Tekin bir basın açıklaması yaptı. Tekin, dünyada ortalama sıcaklığın 4 derece artmasının çocuklar da dahil pek çok canlının yok olması anlamına geldiğini, bu hızla gidilmesi halinde bunun 50 yıl içinde gerçekleşeceğini savundu.<br /><br />İklim değişikliğini yavaşlatmak için sera gazları emisyonunun şimdiki düzeyin yüzde 20'sine indirilmesi gerektiğini belirten Tekin, bu konuda zaman kaybedilmemesini istedi.<br /><br />Son ekonomik krizde küresel sermayeye 850 milyar dolar aktarıldığına dikkati çeken Tekin, şunları kaydetti:<br /><br />''Bir günde küresel sermayeye aktarılan bu paranın çok küçük bir bölümüyle tüm dünyanın enerji üretiminde radikal iyileşmeler yapılabilirdi. Bütün dünya hükümetlerine 6,5 milyar insanın geleceğine dair bir ekolojik muhtıra veriyoruz. Küresel eylem grubu olarak tüm emekçileri, yoksulları, antikapitalistleri, gençleri, işsizleri, barış yanlılarını gezegen çapında mücadeleye çağırıyoruz. Küresel ısınma, küresel sermayenin ve hükümetlerin ahmakça enerji politikalarının sonucudur.<br /><br />Petrole, kömüre, doğalgaza bağlı enerji politikalarına 'hayır' diyoruz. Rüzgar ve güneş bize yeter. Şimdi zenginleri değil, gezegenleri kurtarma zamanıdır.''<br /><br />Eylem sırasında, güneş enerjisiyle çalışan meyve suyu sıkacaklarıyla portakal sıkılarak, katılımcılara servis yapıldı.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-8124210474443410466?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-5617907234482582522008-12-04T08:08:00.000-08:002008-12-04T08:10:42.953-08:00İklim değişikliğinin zararlarıWWF, uluslararası iklim değişikliği konferansının sürdüğü Polonya’nın Poznan kentinde, toplantının yanı sıra sunduğu raporda, BM’nin iklim değişikli kurbanlarına tazminat düzenlemesini içeren bir anlaşmaya ihtiyacı olabileceğini, aksi taktirde sıcak hava, kuraklık ve taşkınlarla ilgili olarak milyarlarca dolarlık tazminat davalarıyla karşı karşıya kalabileceğini bildirdi.<br /><br />Raporda, halihazırda nükleer kazalar, petrol kazaları ve uzaya gönderilen araçların yol açabileceği felaketlerle ilgili tazminat düzenlemesi bulunduğu hatırlatıldı, ancak iklim değişikliği zararları konusunda bir BM projesi bulunmadığına dikkat çekildi.<br /><br />Sera gazı salımının yüksek olduğu ülkelerde, buna karşı yasal başvuruların arttığına işaret edilen 37 sayfalık raporda, iklim değişikliğinin yol açacağı zararları tazmin etmek için uluslararası tazminat fonu kurulması da önerildi.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-561790723448258252?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-53804890913290487992008-12-03T10:35:00.000-08:002008-12-03T10:36:22.899-08:00Yeni canlı türleriAntartika'da hem kara hem de denizin derinliklerinde yapılan keşiflerle1224 yeni canlı türü tespit edildi. İngiliz Antartika Araştırma Ekibi ve Hamburg Üniversitesi su altı araştırma ekibinin bulduğu sonuçlar çok ilginç. Hem buzulların üstünde hem de denizin 1500 m kadar derinliklerinde yapılan araştırmalar şimdiye kadar bilinmeyen yeni yaşam formlarıyla da tanışılmasını sağladı. Galapagos Adası'nda ise türünün tek örneğini orda barındıran canlılar yaşıyor. Bulunan yeni deniz türlerinin arasında bir çok kabuklu, solucan, yumuşakça ve kuş var. Ayrıca karada yürütülen araştırmalar sayesinde, bölgenin 100 yıl öncesine kadar dayanan bitki örtüsüne dair yeni keşifler de yapıldı.<br /><br />23 araştırmacıdan oluşan ekip, elde edilen tüm bu bulguların ve yeni keşiflerin hayvan ve bitkilerin iklim şartları doğrultusunda nasıl bir evrim geçirdiklerini de ortaya çıkarabileceğini söylüyor. Çünkü, şimdiye kadar bilinen türlerle çok fazla benzerlikleri de olsa, bazı türler Antartik bölgesine özgü farklı yapıları ile dikkat çekiyor.<br /><br />Son 50 yıl içinde Antartik Okyanusu'nun sıcaklığı 1°C, Atmosferin sıcaklığı ise 2,5°C arttı. Dünyanın genelindeki ısınma problemi bu bölgedeki bir çok farklı yapı ve türün de ortaya çıkarılmasına olanak sağladı.<br /><br />Araştırma grubunun lideri ve yazar Dr David Barnes, küresel ısınma nedeniyle, bu yeni keşfedilen türlerin gelecekte ne gibi tepkiler ortaya koyacağı incelebilir ve anlaşılabilirse, bilim dünyası adına doğanın bunca merak edilen gizemli yapısına cevaplar verilebilir şeklinde konuştu.<br /><br /><br />50 TANE YENİ CANLI<br />Bulunan 1224 türün 50'si daha önce yeryüzünde hiç bir şekilde karşılaşılmamış canlılar. Kalanlar ise farklı bölgelerde benzerleri yaşayan ancak, iklim şartları nedeniyle değişime uğramış türler.<br /><br />Deniz Canlılarının Demografisi adlı 2000 yılında başlamış bir çalışmanın kollarından birini oluşturan Antartika Araştırması gelecek için çok farklı sonuçlara gebe görünüyor.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-5380489091329048799?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-52661055831597313632008-12-01T10:54:00.001-08:002008-12-01T10:55:11.928-08:00Çevreci firmalarGreenpeace’in kişisel bilgisayar, taşınabilir telefon, televizyon, oyun konsolu gibi tüketici elektroniği üretimi yapan 18 büyük üreticiyi ürünlerinde kullandıkları zehirli kimyasallar ve üretim tekniklerine göre derecelendiren “Guide to Greener Electronics” raporu 10. kez yayınlandı. Firmaların çevreyle ne kadar dost olduğunu göstermek amacıyla tüketiciyi bilinçlendirme misyonu taşıyan Guide to Greener Electronics (Daha Yeşil Elektroniğin Yol Rehberi) 10. kez yayınlandı.<br /><br />Kasım 2009 itibarıyla yayınlanan araştırmaya göre, Dünya’nın en yeşil firmaları listesinde ilk sırayı Nokia, ikinci sırayı Sony Ericsson ve Toshiba, üçüncü sırayı ise Fujitsu Siemens ve LG Electronics aldı.<br /><br />Rehberde Nokia’nın kapsamlı “eskisini getir geri dönüştürelim” kampanyası sayesinde 10 üzerinden 6,9 ile en yüksek puanı aldığı belirtiliyor.<br /><br />Sony Ericsson, yeni çevre garantisi ve nerede olduğu önemsenmeksizin eski ürünleri geri almaya dayalı programı sayesinde 5,9 puan alırken, ikinciliği enerji tüketiminde yenilenebilir enerji kullananması sayesinde 5,9 puan kazanan Toshiba ile paylaşıyor.<br /><br />Üçüncülüğü 5,7 puanla paylaşan Fujitsu Siemens enerji kullanımında yüksek puan alırken elektronik atık konusunda aynı performansı gösteremiyor. Üçüncülük pozisyonunu paylaşan LG Electronics ise bir önceki rapora göre geri dönüşüm ve enerji altbaşlıklarında daha iyi bir pozisyona sahip.<br /><br />Piyasaya sürdüğü yeni MacBook serisi ile oldukça iddialı bir söyleme sahip olan Apple ise, 4,3 gibi ortalamanın oldukça altında bir puan alarak beklediği başarıyı elde edemedi.<br /><br />Aşağıdaki interaktif uygulama ile mevcut sıralamayı görebilir, daha önceki sıralamalara da 1’den 10’a kadar sıralanmış versiyon numaraları ile ulaşabilirsiniz.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-5266105583159731363?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-7682096873262064222008-11-29T17:45:00.000-08:002008-11-29T17:46:38.237-08:00Kuresel ısınma sonucuBrezilya'nın güneyindeki Santa Catarina eyaletinde etkili olan, en az 99 kişinin hayatını kaybettiği şiddetli yağışların, küresel ısınmanın erken gelen sonuçlarından biri olabileceği bildirildi. Ülkenin Uzay Araştırmaları Enstitüsü'nden (INPE) Carlos Nobre adlı bir klimatologun bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Brezilya'daki sürekli ve şiddetli yağışların, genellikle Pasifik Okyanusu'nda ısınmaya neden olan ve El Nino olarak bilinen küresel okyanus-atmosfer fenomeni ile aynı zamanda ortaya çıktığını, ancak bu sefer durumun böyle olmadığını belirtti. <br /><br />Nobre, "Son birkaç yıldır El Nino olmadan, şimdiki gibi çok şiddetli yağışlar meydana geliyor. Ve bu yağışların neden olduğu sorusuna meteorolojin hala net bir yanıt yok. Bu durumda, artan şiddetli yağışlar ve güneydeki kuraklık ile küresel ısınma arasında ilişki bulunduğu olasılığı iyice artıyor" şeklinde açıklamada bulundu. <br /><br />Bir kısım uzman ise, Brezilya'nın güneyinde yaşanan iklim problemlerinin, Amazon yağmur ormanlarındaki ormansızlaştırmayla ilişkisi olduğu görüşünde. Eyaletteki 30 kasabada büyük yıkıma neden olan, 80 bin kişinin evini terk ettiği yağışlarda, Brezilya hükümeti şu ana dek mağdurlara, dış yardımlarla birlikte toplam 733 milyon dolar harcadı. <br /><br />Öte yandan yağışlar nedeniyle mağdur durumda olanlara bağışta bulunanlar arasında Formula 1 pilotu Felipe Massa, eski 1 numaralı seri başı tenisçi Gustavo Kuerten ve çeşitli futbol takımları bulunuyor.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-768209687326206422?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-46818006629299207872008-11-29T17:42:00.000-08:002008-11-29T17:45:36.744-08:00Ekonomiye yeşil dopingBM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, yeşil teknolojilere yatırım yapmanın küresel finans krizinin etkilerine çare olabileceğini söyledi. Ban Ki-mun, Polonya'da bir gazetede yayımlanan röportajında, "Temiz sanayi ve yatırım, halihazırda çok karlı olduğunu ve uzun dönemde yararlar sağladığını gösterdi" dedi. BM Genel Sekreteri, "küresel ısınmaya karşı kullanılacak yöntemlerin finans krizine karşı da etkili olabileceğini" kaydetti. Ban Ki-mun, pazartesi günü Polonya'nın Poznan kentinde başlayacak iki haftalık BM iklim değişimi konferansına katılacak. <br /><br />Konferansta, 190'dan fazla ülkeden gelecek heyetler, 2012 yılı sonunda süresi bitecek Kyoto Protokolü'nün halefi olacak yeni uluslararası anlaşmayla ilgili müzakereler de yürütecek.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-4681800662929920787?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-67608180950509902302008-11-28T17:10:00.000-08:002008-11-28T17:12:51.271-08:00Kuşlar ve küresel ısınmaİngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Akdeniz Havzası’ndaki ülkelerde yaşayan kuş türleri, havadaki 3 derecelik ısınma senaryosuna göre bulundukları yerden 550 kilometre Kuzeydoğu’ya göçebilir. İngiltere’deki Bird Life International tarafından yapılan araştırmada, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Akdeniz Havzası’ndaki ülkelerde yaşayan kuş türlerinin, havadaki 3 derecelik ısınma senaryosuna göre bulundukları yerden 550 kilometre uzaklaşabileceği bildirildi.<br /><br />Doğa Derneği Proje Sorumlu Eray Çağlayan, yaptığı açıklamada, İngiltere’de doğa ve çevrenin korunmasına yönelik faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşunun, “Avrupa’nın Üreyen Kuşları İklim Atlasının Bulguları” raporu hazırladığını söyledi.<br /><br />Bu atlasın 21. yüzyılın sonunda, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda yer alan Avrupa ülkelerinde üreyen türlerin gelecekte elverişli iklim şartlarını sağlayan olası yayılma alanlarını içerdiğini belirten Çağlayan, geleceğe yönelik bu izdüşümlerin, küresel sıcaklıklarda ortalama 3 derecelik bir artışın gerçekleşmesi senaryosuna dayandırıldığını bildirdi.<br /><br />Yapılan modellemeler sonucunda bu ısınma senaryosunun gerçekleşmesi durumunda kuşların dağılımlarının yaklaşık 550 kilometre kuzeydoğuya kayacağının tahmin edildiğini belirten Çağlayan, “Buna göre de kuşların olası dağılım alanlarının, bugünkü alanlarının beşte birinden küçük olduğu var sayılmıştır” dedi.<br /><br />Çağlayan, şu bilgileri verdi:<br /><br />“Kuzey Kutbu ve İber Yarımadası kuşları, bu olası değişimden en çok zarar görecek türleri oluşturuyor. Bu türlerin yaşayabilecekleri uygun iklim şartlarını sağlayan alanlar, diğer türlere göre çok az sayıda. Benzer biçimde dağılımları yalnızca Avrupa ile sınırlı olan kuş türlerinin de, bu tip bir ısınma sonucunda yok olma riskinin ciddi ölçüde artacağı tahmin edilmekte.<br /><br />Bu çalışmayla, iklim değişikliğinin yaban hayatı üzerindeki olası etkilerini anlamamızda çok büyük bir ilerleme sağlandı. Eldeki arazi verileri ve iklim modelleri bir araya getirilmiş ve bunun sonucunda 21. yüzyıl sonundaki Avrupa’da üreyen kuş türlerinin olası coğrafi dağılım haritaları oluşturulmuştur. Bunu yapabilmek için kuşların üreme dağılımları üç iklim parametresi ‘yaz sıcaklığı, kış soğukluğu ve su miktarı’ olarak belirlenmiştir. Böylece, her türün yaşayabileceği elverişli iklim şartları, diğer bir deyişle her türün karakteristik iklim aralıkları tanımlanmıştır. Daha sonra bu iklim aralıkları, bir sera modeline dahil edilmiştir. Bu modellerle, düşük ve ortalama bir sera gazı emisyonu sonucunda oluşacak 21. yüzyıl sonu Avrupasının iklimi tahmin edilmekte.”<br /><br />80 YIL SONRASI<br />Çağlayan, hazırlanan senaryoya göre eğer sera gazı emisyonlarına göre 3 derecelik bir artış olursa kuşların bugünden yaklaşık 80 yıl sonraki olası dağılımlarının harita üzerinde de gösterildiğini söyledi.<br /><br />Kuşların gelecekte yayılacakları alanların, yalnızca o alanlarda elverişli iklim şartlarının bulunmasıyla ilişkili olmadığına işaret eden Çağlayan, “Aynı zamanda kuşların ihtiyaç duydukları yaşam alanları, o alanlarda bulunmasını gerektirmekte. Buna benzer birçok faktör, kuşların yayılım alanlarını belirler” diye konuştu.<br /><br />Doğanın korunması ve ısı artışına neden olacak yaklaşımlardan kaçınılması gerektiğini belirten Çağlayan, şöyle konuştu:<br /><br />“Bu çalışmanın sonuçlarına funda ötleğeni (sylvia undata) örnek olarak verilebilir. Funda ötleğeninin şu anki üreme alanları güneybatı Avrupa, İber Yarımadası’ndan İngiltere ve orta Fransa üzerinden doğu sınırı güney İtalya. Avrupa dışında çok dar bir alanda, Fas’tan Tunus’a kuzeybatı Afrika’nın kıyısında ürerler.<br /><br />Funda ötleğeninin gelecekteki olası dağılımı kuzeye ve doğuya doğru kaymıştır. Gelecekte tür için elverişli iklime sahip alanlar, İngiltere Adaları, batı Avrupa, doğu Akdeniz, Balkanlar ve güney Rusya’ya kadar genişlemiştir. Bu türün şimdiki dağılımının yüzde 60’ından fazlasının ise (İber Yarımadası ve batı Akdeniz’in büyük bir bölümü) 21. yüzyılın sonunda elverişli iklim koşullarını barındırmayacağı tahmin edilmiştir. Aynı zamanda, toy, kuğu, turna, maskeli örümcek kuşu ve maskeli ötleğen de bu değişimden en çok etkilenecek türler arasında yer alıyor.”<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-6760818095050990230?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-9787512696295419392008-11-27T12:47:00.000-08:002008-11-27T12:48:58.918-08:00Okyanuslar daha asitliBD’nin Chicago Üniversitesi’nden bilim adamları, Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımladıkları araştırmalarında, okyanusların asit oranının atmosferdeki karbondioksit seviyesinin artışıyla birlikte yükseldiğini tespit ettiler.<br /><br />Okyanuslardaki asit oranının artışına bağlı değişkenler arasında sadece atmosferdeki karbondioksidin farklılık gösterdiğini belirten uzmanlar, asitli suyun artışının bazı deniz hayvanlarına zarar vermeye başladığını ve okyanusların karbondioksit soğurma kapasitesini azaltabileceğini ifade ettiler.<br /><br />Chicago Üniversitesi’nden bilim adamları araştırmalarında Büyük Okyanus’ta Washington açıklarındaki (Pasifik) Tatoosh adasında 8 yıl süreyle suyun pH düzeyinde 24 bin 519 ölçüm yaptı.<br /><br />Amerikalı uzmanlar, okyanusların asitlilik oranının, iklim değişikliği ve diğer araştırmalarla tahmin edilenden 10 kat hızlı arttığını belirterek, bu artışın, deniz gıda zincirinde ciddi bir etkisi olacağı uyarısında bulundu.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-978751269629541939?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-86599882195322173892008-11-26T12:32:00.000-08:002008-11-26T12:34:15.978-08:00Küresel ısınma, ögrencilere anlatıldıŞanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde sahnelenen 'küresel ısınma' konulu tiyatro gösterisini 2 bin 450 öğrenci izledi.<br /><br />Eğitim-Bir-Sen'in organizasyonuyla İzmit'ten getirilen Tiyatro Birikim ekibi, küresel ısınmaya dikkat çekmek ve öğrencileri bilinçlendirmek için gösteri sundu<br /><br />Eğitim-Bir-Sen Viranşehir Şube Başkanı Fethi Yıldırım, ''Dünyanın sorunu haline gelen küresel ısınmayı öğrencilerimize öğretme ve bu konuda alınabilecek önlemleri eğlendirerek öğretmek için tiyatro ekibini getirdik. İlkokul öğrencilerimize yönelik yaptığımız bu çalışmada eğlendirirken öğretme yoluna gittik. Bu bağlamda 4 seans şeklinde yapılan tiyatro gösterisini 2 bin 450 öğrenci izledi.'' dedi.<br /><br />Tiyatro sonrası öğrenciler, öğretmenlerinin gözetiminde okullarına döndü.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-8659988219532217389?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-6663414377296759891.post-2988268005463604692008-11-25T12:14:00.000-08:002008-11-25T12:16:11.786-08:00Küresel ısınmanın yaradığı ülke57 bin nüfuslu grönland'da halkın yüzde 75'inden fazlası bağımsızlıktan yana...<br /><br />Yeni ülkenin ana dili Grönlandça olacak, ekonomi küresel ısınma nedeniyle kolaylaşan petrol çıkarma faaliyetleriyle ayakta duracak. Petrol geliri Danimarka ile yarı yarıya paylaşılacak.<br /><br />Danimarka'ya bağlı özerk bölge olan Grönland'da, bugün bağımsızlık yolunda önemli bir adım olarak görülen özerklik sınırlarının genişletilmesi için referandum yapılacak. Grönland, bugün oylanacak yeni yasanın kabulü halinde madenler ile petrol kaynaklarının kontrolünü üstlenecek, adalet ve hukuki işler dahil 32 alanın sorumluluğunu Danimarka'dan devralacak.<br /><br />Referandumda "evet" çıkması halinde Grönlandça adanın resmi dili olacak. Bunlara karşın, ada yine Danimarka'ya bağlı kalacak. Adada Danimarka para birimi geçerli olacak, Danimarka Kraliçesi yine devlet başkanı sayılacak. Dış politika ve savunma konuları da Danimarka'nın elinde kalmaya devam edecek.<br /><br />Adadaki Nuuk Üniversitesinin yaptığı bir araştırma, 57 bin nüfuslu Gröndland'da halkın dörtte üçünün daha fazla özerklikten yana olduğunu gösteriyor. Danimarka'dan gelen yılda ortalama 540,6 milyon dolar para yardımı gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 30'unu oluşturan Grönland, ekonomisini balıkçılık ve turizme dayandırıyor. Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle son yıllarda buz tabakaları incelen Grönland'da, geleneksel yaşamı tehdit eden bu küresel gelişme, petrol çıkarılmasını da kolaylaştırmış durumda. Maden ve petrol zengini olmayı bekleyen Grönland, Danimarka ile petrol gelirini yüzde 50 paylaşma konusundaysa anlaştı. Grönland Başbakanı Hans Enoksen, Reuters ajansına yaptığı açıklamada, bugünkü referandumda "evet" çıkması halinde Grönlandlıların uluslararası hukukta diğer halklarla eşit olarak kabul edileceklerini belirtti. Adadaki alkolizm, uyuşturucu, yüksek intihar oranı gibi sosyal sorunların varlığını dile getiren Enoksen, "bu sorunlar, sömürgecilik mirasının bir parçası" dedi. Bu konuda birşeyler yapılması gerektiğine dikkat çeken Enoksen, ancak iyi aileler ve gençler olduğunun da unutulmamasını istedi. 1775'te Danimarka'nın sömürgesi olan buzlar ülkesi Grönland 1953'e kadar bu statüde kaldı, 1979'a kadar eyalet oldu, 1979'da ise özerk yönetime kavuştu.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663414377296759891-298826800546360469?l=www.kuresel-isinma.info'/></div>Hepsixnoreply@blogger.com0