tag:blogger.com,1999:blog-65333404399704208272008-05-11T06:55:59.339-07:00Belgesel izle,Hayvan Belgeseli,vahşi hayvanlarumithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comBlogger53125tag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-85367626269099591962008-04-02T16:25:00.000-07:002008-03-30T16:27:13.105-07:00ÖRDEK<a href="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R_Ac5M3vIbI/AAAAAAAAAGU/IEH_NawmmG0/s1600-h/045_sudan_kalkis.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183674940136563122" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R_Ac5M3vIbI/AAAAAAAAAGU/IEH_NawmmG0/s320/045_sudan_kalkis.jpg" border="0" /></a>Ördek ve kazların, küçük su birikintilerine hızlı ve ani inişler yapabilmek için kullandıkları "özel teknikleri" vardır. Geniş kanatlarının tüylerini açarak sağa ve sola savururlar. Tüyler arasında oluşan boşluklardan geçen hava yüksek bir sese neden olur. Hatta kanatlarını sırtlarına doğru kıvırırlar, bu da hızlarını aşırı şekilde arttırır. İniş yapacakları alana birkaç metre kala kanatlarını düzeltirler ve bu şekilde kanatlar hava freni görevi yaparak güvenli bir iniş sağlar.<br /><br />Kaynak: David Attenborough, The Life of Birds, s.419<br /><br /><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/orSYDUWYy3M&hl=en"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/orSYDUWYy3M&hl=en" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object>umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-34390934060383565942008-04-01T16:30:00.000-07:002008-03-30T16:26:46.904-07:00Muhabbet Kuşları<a href="http://bp0.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R_AVE83vIaI/AAAAAAAAAGM/c8sKQ5RVdow/s1600-h/muhabbetR.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183666345907003810" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R_AVE83vIaI/AAAAAAAAAGM/c8sKQ5RVdow/s320/muhabbetR.jpg" border="0" /></a><br />Yabani muhabbet kuşları Avustralya'nın fazla yağmur almayan bozkıyılık bölgelerinde yaşantılarını sürdürürler. Su ihtiyaçlarını yedikleri tohumlardan karşıladıkları için bu kuşlar hava son derece kurak da olsa 1 ay boyunca hiç su içmeden rahatlıkla yaşayabilir. Yabani muhabbet kuşlarının hayatlarında suyun çok önemi vardır. Örneğin yeterli miktarda su bulamadıkları zaman, yavru yapmayı durdururlar ve su için yeni yerler aramaya çıkarlar. Yeterli büyüklükte su birikintisi bulduklarında olabildiğince hızlı bir şekilde yumurtlamaya başlarlar.<br /><br />Kaynak: Ranger Rick, August 1999, s. 5-7<br /><br /><object height="355" width="425"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/8T0Ob5op3dQ&hl=en"><param name="wmode" value="transparent"><embed src="http://www.youtube.com/v/8T0Ob5op3dQ&hl=en" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object>umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-13174682161561807692008-03-30T15:21:00.000-07:002008-03-30T15:30:08.507-07:00Kırlangıç<a href="http://bp2.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R_ATGc3vIZI/AAAAAAAAAGE/qMmPUGZY2Go/s1600-h/146_kirlangic_yuvasi.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183664172653552018" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R_ATGc3vIZI/AAAAAAAAAGE/qMmPUGZY2Go/s320/146_kirlangic_yuvasi.jpg" border="0" /></a>Uçurum kırlangıçları evlerini yani yuvalarını uçurum kenarlarına, bina veya avlu duvarlarına çimento ile yaparlar. Bu çimentoyu elde ediş yöntemleri ise oldukça hızlıdır. Öncelikle gagalarıyla çamur veya kil parçaları toplarlar ve bu inşaat malzemelerini yuvalarına taşırlar. Çamuru yapışkanımsı ağız salgılarıyla karıştırıp, uçurumun yüzeyine sürerler ve üstünde yuvarlak bir açıklık bırakarak düzgün bir çömlek şeklinde biçim verirler. Çömleğin içini yavrularının rahat etmesi için çim ve tüyle doldururlar. Uçurum kırlangıçları yuvalarını çoğunlukla sarkan bir kaya çıkıntısının altına inşa ederler. Bunun nedeni yağmur yağdığında çamurun yumuşayarak yuvayı yıkıp götürme tehlikesinin bulunmasıdır.<br /><br />Kaynak: Russell Freedman, How Animals Def. Their Young, s.13-14<br /><br /><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/4lSUSbJfDh8&hl=en"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/4lSUSbJfDh8&hl=en" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object>umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-4237328711668566242008-03-23T15:31:00.001-07:002008-03-23T15:43:34.924-07:00Kerkenez<a href="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R-baXs3vIYI/AAAAAAAAAF8/dRUAuX25Sow/s1600-h/041_kerkenez.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5181068522053116290" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R-baXs3vIYI/AAAAAAAAAF8/dRUAuX25Sow/s320/041_kerkenez.jpg" border="0" /></a><br />Doğanların yakın akrabası olan kerkenezlerin çok değişik "avlanma stilleri" vardır. Avını ararken, adeta havada asılı olarak kalır. Kuyruğunu yayarak açar ve böylece kuyruğunun havayı tutma özelliğini daha da arttırır. Ayrıca kanatlarının ucundaki tüyleri de kaldırarak hava akımından dolayı oluşabilecek dengesini kaybetme riskini azaltır. Kanatlarının ucundaki tüyleri birbirinden ayırır; böylece kanadın üst yüzeyinde oluşabilecek hava boşluklarını dağıtmak için, yukarı doğru çıkan küçük ve hızlı hava akımları oluşur. Kerkenez havanın ileri doğru iten bu hareketini kullanarak, rüzgarın hızıyla yol alır ve avını gözlerken iniş yapacağı bölgenin tam üstünde havada asılı durur.<br />Kaynak: David Attenborough, The Life of Birds, s.56umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-78437442210088149492008-03-16T16:20:00.001-07:002008-03-16T16:26:47.736-07:00KARTAL<a href="http://bp0.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R92rWfs8mEI/AAAAAAAAAF0/-v853KXHXdU/s1600-h/44kartal2_1.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5178483549501429826" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R92rWfs8mEI/AAAAAAAAAF0/-v853KXHXdU/s320/44kartal2_1.jpg" border="0" /></a>Kartalların hem yerden havalanıp uçabilecek kadar zayıf ve hafif olmaları, hem de avlarını yakaladıklarında rahatlıkla taşıyabilecek kadar kuvvetli güçlü olmaları gerekir. Bir kel kartalın 7000'den fazla tüyü vardır, fakat hepsini biraraya koyduğunuzda bütün tüylerinin ağırlığı yaklaşık 500 gram tutar. Ayrıca vücutlarının daha hafif olabilmesi için, kemiklerinin içi de boştur. Bu kemiklerin birçok yerinde havadan başka birşey yoktur. Bir kel kartalın tüm iskeletinin ağırlığı 272 gramdan sadece biraz fazladır. Kaynak: ZooBooks, April 1993, Vol.10, N.7<br /><object height="344" width="432"><param name="movie" value="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=264840"><param name="wmode" value="transparent"><embed src="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=264840" wmode="transparent" width="432" height="344" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object><div style="FONT: bold 12px verdana; WIDTH: 432px; TEXT-ALIGN: center"><a title="Hayvan - kartaldan avlanma sanatı" style="COLOR: #ff3300; TEXT-DECORATION: underline" href="http://www.izlesene.com/videolar/hayvanlar/ref=embednew" target="_blank">Hayvan - kartaldan avlanma sanatı</a> <a title="kartal" style="COLOR: #ff3300; TEXT-DECORATION: underline" href="http://search.izlesene.com/?vse=kartal&ref=embednew" target="_blank">kartal</a> , <a title="keçi" style="COLOR: #ff3300; TEXT-DECORATION: underline" href="http://search.izlesene.com/?vse=keçi&ref=embednew" target="_blank">keçi</a> , <a title="dağ" style="COLOR: #ff3300; TEXT-DECORATION: underline" href="http://search.izlesene.com/?vse=dağ&ref=embednew" target="_blank">dağ</a></div>umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-64419387328506191482008-03-09T16:18:00.000-07:002008-03-09T16:27:47.175-07:00Engerek<a href="http://bp2.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R9RxuPs8mDI/AAAAAAAAAFs/eINtQzQmVm8/s1600-h/www_resimcity_com_hayvan_resimleri_engerek_ylan.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5175886911058516018" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R9RxuPs8mDI/AAAAAAAAAFs/eINtQzQmVm8/s320/www_resimcity_com_hayvan_resimleri_engerek_ylan.jpg" border="0" /></a><br />En Çok Afrika'da görülen engerek, Avrupa'da, özellikle Akdeniz yöresi­ni, bu yörenin sıcak iklimini ve bitki örtüsünü sever; Asya'da daha az bu­lunur. Engereği karayılandan ayıran başlıca özelliği yassı ve üçgen kafa-sıdır. Akdeniz yöresinde uzunluğu 80 sm'yi bulabilir. Görünüşü tıknaz, kuy­ruğu kısadır, rengi de kurşunî ile tu­runcu arasında değişir.<br />Küçük memelilerle beslenen aspis ve daha soğuk ve nemli iklime alış­kın peîiad, Avrupa'da rastlanan iki türdür. Sahra'da özellikle tehlikeli birçok engerek türü yaşar: gece do­laşan boynuzlu engerek, gündüzü ku­ma gömülü olarak geçirir; piramitler engereği, özellikle saldırgandır; çok renkli olan Gabon engereği'x\m ise boyu 1,80 metreyi bulabilir.<br />Aspis engereği ısınışa, insan için yüzde 10 öldürücü olan bir zehir aşı­lar. Saniyenin 40'ta biri kadar bir za­manda hayvan, başını arkaya atar, ağzını açar, çengellerini diker ve ısı­rır.<br />Engerek, haklı olarak korkulan bir hayvandır; ama o da, diğer birçok sürüngen gibi, tarla faresi v.b. zararlı kemiricileri ortadan kaldırarak tarı­ma yararlı olur. Genellikle ağır ve tembel olan engerek saldırgan değil­dirumithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-26837098563447691762008-03-05T15:57:00.000-08:002008-03-05T16:07:35.344-08:00GÜVERCİN<a href="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R880IDcMOdI/AAAAAAAAAFk/vGZV6_BCK-o/s1600-h/011_guvercin.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5174411809839135186" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R880IDcMOdI/AAAAAAAAAFk/vGZV6_BCK-o/s320/011_guvercin.jpg" border="0" /></a>Posta güvercin kuşlarının yollarını yuvalarını nasıl bulduklarını anlamak için yapılan bir gözlemde güvercinler bir süre karanlıkta bir kafesin içinde tutulmuşlardır. Daha sonra serbest bırakıldıklarında, güvercinlerin bulutlu bir havada bile binlerce yüzlerce kilometre ötedeki güvercinliğin yolunu buldukları gözlenmiştir.<br /><br />Kaynak: Bilim ve Teknik, Sayı 254, s.57<br /><br /><object width="432" height="344"><param name="movie" value="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=253210"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=253210" wmode="transparent" width="432" height="344" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object><div style="text-align:center;width:432px;font:bold 12px verdana"><a style="color:#FF3300;text-decoration:underline" href="http://www.izlesene.com/videolar/hayvanlar/ref=embednew" target="_blank" title="Hayvan - güvercin">Hayvan - güvercin</a> <a style="color:#FF3300;text-decoration:underline" href="http://search.izlesene.com/?vse=yakup&ref=embednew" target="_blank" title="yakup">yakup</a> , <a style="color:#FF3300;text-decoration:underline" href="http://search.izlesene.com/?vse=blue dewils&ref=embednew" target="_blank" title="blue dewils">blue dewils</a> , <a style="color:#FF3300;text-decoration:underline" href="http://search.izlesene.com/?vse=tokyo&ref=embednew" target="_blank" title="tokyo">tokyo</a></div>umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-79128206809955150852008-02-29T02:42:00.000-08:002008-02-29T02:47:33.357-08:00PERDE AYAKLI FLAMİNGOLAR<a href="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R8fiLEwcrkI/AAAAAAAAAFc/xiwm1eAO1cU/s1600-h/021.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5172351376941690434" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R8fiLEwcrkI/AAAAAAAAAFc/xiwm1eAO1cU/s320/021.jpg" border="0" /></a>Gösterişli renkleri ile ve uzun boyu ile dikkat çeken flamingolar aynı zamanda iyi birer yüzücüdürler. Flamingoların perde ayakları yüzmelerini kolaylaştırır. Bu perde ayakların yassı ve geniş bir kemik yapısında olması flamingoların yumuşak çamur üzerinde bile batmadan kolaylıkla yürüyebilmelerini sağlar. Ayrıca parmakları arasındaki ağlarlar, flamingonun suyu itebilmesi için geniş bir yüzey alanı sağlamaktadır. Görüldüğü gibi flamingolar uçabilmeleri için gerekli olan her detayla birlikte Allah tarafından yaratılmışlardır. Kaynak: Tonny Seddon, Animal Movement, s.40<br /><object height="355" width="425"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/_4jdpnsl0WM"><param name="wmode" value="transparent"><embed src="http://www.youtube.com/v/_4jdpnsl0WM" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object>umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-7561184245611790442008-02-29T02:34:00.000-08:002008-02-29T02:39:45.556-08:00Doğan<a href="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R8ff9EwcrjI/AAAAAAAAAFU/dJkB8SgcH74/s1600-h/025_falcon.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5172348937400266290" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R8ff9EwcrjI/AAAAAAAAAFU/dJkB8SgcH74/s320/025_falcon.jpg" border="0" /></a>Yüksek hızlarda uçan doğan kuşlarının özel kanat yapıları vardır. Havada uçan en "hızlı" kuş olan doğanlar, avlarına doğru hız aldıklarında, -ki bu genellikle başka bir kuş olur. Öncelikle kanatlarını çırparak hızlarını yükseltirler ve sonra alçalmalarının son aşamasında kanatlarını arkaya doğru iterler. Bu ise süpersonik jetlerin görüntüsünü andırır ve böylece saatte 320 km.'nin üstünde bir hıza ulaşırlar.<br />Kaynak: David Attenborough, The Life of Birds, s.57umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-56518867447679110802008-02-25T14:17:00.000-08:002008-02-25T14:27:43.492-08:00KOŞUCU DEVE KUŞLARI<a href="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R8M_mNCgO9I/AAAAAAAAAFM/U4cyWuYbIog/s1600-h/049.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5171046722719202258" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R8M_mNCgO9I/AAAAAAAAAFM/U4cyWuYbIog/s320/049.jpg" border="0" /></a> Deve kuşu hayvanlar alemindeki en süratli ve hızlı koşan iki bacaklı hayvandır ve 1 saatte tahmin olarak 70 kilometrelik bir hıza ulaşabilmektedir. Deve kuşunun her bir ayağında yalnızca iki parmak vardır ve bu parmakların biri diğerinden çok daha büyüktür. Bu da ona daha rahat hareket etme imkanı sağlamaktadır. Deve kuşlarının başka bir özellikleri de ayaklarındaki parmaklardan yalnızca büyük olanının üzerinde koşmalarıdır.<br /><br />Kaynak: Tonny Seddon, Animal Movement, s.38umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-36710966158020663142008-02-22T06:01:00.000-08:002008-02-22T06:05:38.131-08:00Çakır Kuşu<a href="http://bp3.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R77WB9CgO8I/AAAAAAAAAFE/Y6z5fbBUU2A/s1600-h/cakrkusuReptors64.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5169804751321185218" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R77WB9CgO8I/AAAAAAAAAFE/Y6z5fbBUU2A/s320/cakrkusuReptors64.jpg" border="0" /></a>Çakır kuşu yırtıcı atmacalardan biridir. Havada süzülürken 800-1000 m. yukarıdan tavşan yavrularını fark edecek kadar keskin gözlere bakışlara sahiptir. Çok usta bir avcı olmasına rağmen Çakır kuşunun avlanırken başarısızlıkla sonuçlanan zamanları da vardır. Çakır kuşu tavşan ve diğer memelileri avlamak için dalışa geçtiğinde yakınlarında Karakuşlar'ın özellikle Alkanatlı Karakuşlar'ın bulunması bir dezavantajdır. Çünkü bu kuşlar acı çığlıklar atarak tavşanlara Çakır kuşunun geldiğini haber verirler. Bu da Çakır kuşunun avını kaçırması demektir.<br /><br />Kaynak: Bilim ve Teknik Dergisi, Ağustos 1986, s. 33umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-78168337843748483712008-02-18T11:10:00.001-08:002008-02-18T11:52:45.516-08:00BAYKUŞ<a href="http://bp0.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R7nYUilz2BI/AAAAAAAAAE8/VN08D5dPgtM/s1600-h/098_baykus.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168399894778730514" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R7nYUilz2BI/AAAAAAAAAE8/VN08D5dPgtM/s320/098_baykus.jpg" border="0" /></a> Baykuş, avını yakalamak için, avının yerini belirler ilk önce, en sessiz şekilde onun üzerine atılmalıdır. Ama kuşların çoğu uçarken bir ses çıkarırlar. Örneğin havada uçan bir kuğunun kanat hışırtısı çok uzaklardan duyulabilir. Birçok büyük kuşun kanatları da uçarken ses çıkarır. Gürültülü kanatlarsa, bir gece avcısı için avının olası bir saldırıyı fark etmesine yol açacağı için açık bir dezavantajdır. Ama bu problem gece avlanan baykuşlara özel tüy yapısıyla çözülmüştür. Baykuşun tüyleri çok yumuşaktır, uçmasını sağlayan güçlü kanat tüylerinin uçları ise püskülümsü bir vücuda sahiptir. Kanat tüylerinin kadife yumuşaklığındaki yüzeyleri, sesi etkili bir biçimde boğarak, baykuşun sessiz uçmasını sağlar.<br />Kaynak: Görsel Bilim ve Teknik Ans., Cilt 3, s.784<br /><br />baykuş,baykuşlar,baykuş video,baykuş fotoğrafları<br /><br /><object height="355" width="425"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/VEVnNvqJQEA&rel=1"><param name="wmode" value="transparent"><embed src="http://www.youtube.com/v/VEVnNvqJQEA&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object>umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-91129182737164684952008-02-11T13:08:00.000-08:002008-02-11T13:16:21.599-08:00Ardıç Kuşu<a href="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R7C6YClz2AI/AAAAAAAAAE0/JIVc_-_u8aw/s1600-h/129_ardic_kusu.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5165833694769043458" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R7C6YClz2AI/AAAAAAAAAE0/JIVc_-_u8aw/s320/129_ardic_kusu.jpg" border="0" /></a>Bazı kuşlar kendilerini beslenmek için alet kullanırlar. Mesela Ardıç kuşları, taşları çekiç gibi kullanarak salyangozların kabuklarını kırarlar. Su samurları ise kabuklu deniz canlılarını yiyebilmek için, yanlarında kendi taş çekiçlerini taşırlar. Mısır akbabaları hedef vurmak için kullandıkları taşlarla, deve kuşu yumurtalarını kırarlar. Bazı şempanzelerse karınca avlamak için ince dal kullanırlar.<br />Kaynak: John Sparks, The Discovery of Animal Behavior, s.22<br /><br /><br /><br /><br /><br />ardıç kuşu,ardıç kuşları,ardıç kuşu belgeseli,ardıç kuş resimleriumithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-62665087779074471872008-02-07T13:24:00.000-08:002008-02-07T13:36:36.730-08:00ANTHOSCOPUSBazı Güney Afrika kuşları (Anthoscopuslar), iki tarafa ayrılmış olan özel yuva odaları kurarlar. Bu yuvalarda kuluçka odasının asıl girişi gizlenmiştir. Yuvanın diğer girişi ise orta da bir yerdedir. Bu avcı hayvanlar için özel olarak hazırlanmış bir aldatmacadır.<br />Kaynak: Giovanni G. Bellani, Quand L'Oiseau Fait Son Nid, s.24umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-12730555962650807342008-02-07T03:02:00.000-08:002008-02-07T03:36:02.173-08:00ALBATROS<a href="http://bp2.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6rpE-6TOhI/AAAAAAAAAEs/7kerVQhkxEs/s1600-h/039_albatros_DUZELT.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164196194549971474" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6rpE-6TOhI/AAAAAAAAAEs/7kerVQhkxEs/s320/039_albatros_DUZELT.jpg" border="0" /></a>Albatroslar açık denizlerde hayatlarını sürdürürler. Kanatlarını rüzgara karşı tamamen açarak havada durmak albatrosun uçması için yetiyor. Kuş bunu kanatlarını olabildiğince geniş açarak gerçekleştirir ve bu esnada kuşun kanatlarının genişliği "3.5 m.'ye" ulaşır ki bu, kuşlar arasında en geniş kanat uzunluğudur. Albatrosların kanat kemiklerinde kanatlarını açık pozisyonda tutmaya yarayan bir çeşit kilit sistemi vardır. Böylece günlerce, haftalarca hatta aylarca minimum seviyede enerji kullanarak hiç durmadan uçabilirler. Albatros yukarıya doğru yükselen dalgaları ve rüzgarı kullanarak, onların yönünde ilerler ve rüzgarın içinden zigzaglar çizerek bir dalganın tepesinden diğerine geçer. Bu şekilde albatros tek bir kanat bile çırpmadan saatlerce su üstünde uçabilir.<br />Kaynak: David Attenborough, The Life of Birds, s.55<br /><object height="355" width="425"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ZBlFBQ7SN20&rel=1"><param name="wmode" value="transparent"><embed src="http://www.youtube.com/v/ZBlFBQ7SN20&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object>umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-87342936119451595392008-02-07T02:49:00.000-08:002008-02-07T03:02:21.955-08:00Akbaba<!-- google_ad_section_start --><a href="http://bp2.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6riq-6TOfI/AAAAAAAAAEc/yjedpjyWZn4/s1600-h/158_akbaba.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164189150803606002" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6riq-6TOfI/AAAAAAAAAEc/yjedpjyWZn4/s320/158_akbaba.jpg" border="0" /></a>Hepsi birbirinden değişik kanat şekillerine sahip olan kuşlar değişik uçuşlar yaparlar. Örneğin And dağlarında yaşayan tepeli akbabanın uzun ve geniş kanatlarındaki tüylerin ucunda açılıp kapanabilen yarıklar bulunur. Akbaba bu kanatları ile, ısınıp yükselen hava akımlarının üzerine çıkar ve saatlerce bir kez bile kanat çırpmadan süzülür. Karakenarlı albatrosun çok uzun ve ince olan kanatları, denizlerde esen güçlü ve düzenli rüzgarların üzerinde yüksek hızla uçmaya uygun bir şekle sahiptir. Kızıl gergedan kuşunun aralarında yarıklar olan kısa ve geniş kanatları, çabuk havalanmasına, kaçmasına, dalların arasına ve yere doğru dalışlar yapabilmesine yarar.<br />Kaynak: David Attenborough, Life on Earth, s.131<br /><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/IGlfqGkLbpw&rel=1"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/IGlfqGkLbpw&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object><!-- google_ad_section_end -->umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-66373259416705007872008-02-06T14:34:00.000-08:002008-02-06T14:46:29.486-08:00EBE KURBAĞASI<p><object height="355" width="425"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/dwfK-q6AmWU&rel=1"><param name="wmode" value="transparent"><embed src="http://www.youtube.com/v/dwfK-q6AmWU&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object><br />Avrupa'da yaşayan ebe kara kurbağası, yaşamının büyük bir zamanını karada, sudan uzakta olmayan toprak oyuklarda geçirir. Karada çiftleşir. Dişi yumurtalarını yere bırakınca, erkek onları spermasıyla döller. Yarım saat sonra, erkek kurbağa yumurtalarını ipe dizer gibi birbirine yapıştırır ve sonra da bunları arka ayaklarının üzerine yapıştırarak yerleştirir. Daha sonraki birkaç hafta nereye gitse, seke seke yumurtalarını da yanında taşır. Sonunda yavrular yumurtadan çıkacağında suya zıplar. Yumurtaların yapışık olduğu arka ayaklarını tüm yavrular çıkana kadar suda tutar. Daha sonra tekrar karadaki oyuğuna geri döner.</p><p>Kaynak: David Attenborough, Yaşadığımız Dünya, s.105 </p>umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-49052931058003034892008-02-05T23:50:00.000-08:002008-02-06T00:10:13.385-08:00KÖSTEBEK<!-- google_ad_section_start --><a href="http://bp3.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6lm8e6TOeI/AAAAAAAAAEU/VlPeGCXgIX4/s1600-h/066-kostebek_yildiz_burunlu.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5163771637032761826" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6lm8e6TOeI/AAAAAAAAAEU/VlPeGCXgIX4/s320/066-kostebek_yildiz_burunlu.jpg" border="0" /></a>Toprağın altında, hiçbir şey yıldız burunlu köstebek gibi hızlı hareket edemez. Yumuşak toprakta, bu tüylü küçük hayvan yaklaşık 45 metre uzunlukta bir tüneli 1 saat içinde kazar. Burnunun üzerindeki yıldız şeklindeki duyargalarıyla yeri kontrol eder ve böylece toprağın en kolay nereden kazılacağını bulur. Keskin pençeleri, 10 küçük kürek gibi müthiş bir hızla ilerler. Köstebeğin kullandığı güç çok fazladır. Bu şekilde devam edebilmek için her 24 saat içinde kendi bedeninin ağırlığı kadar yiyecek yemesi gerekmektedir.<br />Kaynak: ZooBooks, January 1998, Vol.15, N.4, s.3<br /><object height="355" width="425"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/jxCg9VhPmGg&rel=1"><param name="wmode" value="transparent"><embed src="http://www.youtube.com/v/jxCg9VhPmGg&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object><!-- google_ad_section_end -->umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-52895262345091009552008-02-04T14:06:00.000-08:002008-02-04T14:14:09.027-08:00KOKARCA<a href="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6eMge6TOdI/AAAAAAAAAEM/zOFI-FtOJBE/s1600-h/109_kokarca.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5163249987484858834" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6eMge6TOdI/AAAAAAAAAEM/zOFI-FtOJBE/s320/109_kokarca.jpg" border="0" /></a>Hayvanların çok değişik savunma taktikleri vardır. Örneğin, Benekli kokarca davetsiz misafirlerine gözdağı vermek için pek alışık olunmayan bir taktik kullanır. Bir tehlike sezdiği anda kokarca bir elinin üzerinde ayağa kalkar ve arkasındaki bir bezden kötü kokan bir sıvı püskürtürek düşmanını kaçırır.<br />Kaynak: Tonny Seddon, Animal Movement,s.39<br /><object height="355" width="425"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/NmfuPpcvbXw&rel=1"><param name="wmode" value="transparent"><embed src="http://www.youtube.com/v/NmfuPpcvbXw&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object>umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-68278817406915918282008-02-04T13:56:00.000-08:002008-02-04T14:04:30.641-08:00KOALA<!-- google_ad_section_start --> <a href="http://bp2.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6eKiu6TOcI/AAAAAAAAAEE/o7rJdzcwvxs/s1600-h/116_koala.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5163247827116308930" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6eKiu6TOcI/AAAAAAAAAEE/o7rJdzcwvxs/s320/116_koala.jpg" border="0" /></a>Okaliptüs ağaçlarının yaprakları oldukça az protein içerir ve çok liflidirler. Yüksek miktarda içerdikleri aromatik yağlar ve kimyasal bileşikler ise otla beslenen birçok canlı için zehirlidir. Sadece okaliptüs ağaçlarının bazı türleriyle beslenen koalalar bu konuda bir istisnadırlar. Özel dişleri sayesinde koalalar okaliptüs yapraklarını çiğnemeden yutar. Yapraklar, koalaların diğer memelilerdekinden çok daha büyük olan kör bağırsaklarına gider, burada bulunan bakteriler sayesinde yapraklar kolaylıkla sindirirler. Yaprağın istenmeyen bölümleri karaciğerde zehirden arındırılır ve vücuttan atılır. Bu türlü beslenme çok az enerji verdiğinden koalalar günde 18 saat uyurlar.<br /><br />Kaynak:The Guinnes Encylopedia of the Living World, s.105<br /><object height="355" width="425"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/_A0I-Ll9GSw&rel=1"><param name="wmode" value="transparent"><embed src="http://www.youtube.com/v/_A0I-Ll9GSw&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object><!-- google_ad_section_end -->umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-65156223199518378682008-02-04T13:32:00.000-08:002008-02-04T13:55:00.940-08:00KİRPİ<!-- google_ad_section_start --> <a href="http://bp3.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6eG0-6TObI/AAAAAAAAAD8/G3V1WCzENgI/s1600-h/145_kirpi.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5163243742602410418" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6eG0-6TObI/AAAAAAAAAD8/G3V1WCzENgI/s320/145_kirpi.jpg" border="0" /></a> Çöl oklu kirpisi aslanları bile öldüren savaş taktikleri kullanır. Aslan saldırdığında kirpi hızla kaçar, fakat güzel uygun bir yerde aniden durarak, vücudunun arka kısmını hafifçe kaldırıp oklarını aslana yöneltir. Eğer aslan dişleriyle ısırarak kirpiyi yakalamaya çalışırsa, kirpinin okları ağzına ve yanaklarına batarak, iyileşmesi olanaksız yaralar açar. Aslan hiçbir şey yemez hale gelir ve bir süre sonra da ölür.<br /><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/FQpuS8KBjrw&rel=1"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/FQpuS8KBjrw&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object><br />Kaynak: Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:221, Nisan 1986, s.13<!-- google_ad_section_end -->umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-15973644635266646302008-02-03T13:56:00.000-08:002008-02-04T02:33:46.408-08:00Kertenkele Anoller'in Renkli Keseleri<!-- google_ad_section_start --> <a href="http://bp0.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6ZCle6TOaI/AAAAAAAAAD0/bgbO3m-y2Xo/s1600-h/anolisReptiles.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5162887234547038626" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6ZCle6TOaI/AAAAAAAAAD0/bgbO3m-y2Xo/s320/anolisReptiles.jpg" border="0" /></a>Anoller başları üçgen biçiminde, uzun çeneli bir kertenkele türüdür. İnce vücutları ve kamçıya benzer kuyrukları vardır. Ayaklarında ise hem sivri tırnakları hem de eklemlerinden birinde oluklar şeklinde yapışkan yastıkçıklar vardır. Anol bunların destekleri ile dimdik duvarlara bile tırmanabilir. Erkeklerin boyunlarında ise yassı bir kese bulunur. Bu kese heyecanlandıklarında kaslar yardımıyla genişler. O zaman deri de gerilir ve pullarının arasındaki ilginç ve renkli şekiller ortaya çıkar.<br />Kaynak: Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Sürüngenler, s. 154<br /><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/9P3oA671TB0&rel=1"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/9P3oA671TB0&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object> <!-- google_ad_section_end -->umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-37926813338567063522008-02-01T11:35:00.000-08:002008-02-01T11:48:38.511-08:00KRAL KELEBEKLER<!-- google_ad_section_start --><a href="http://bp3.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6N1E-6TOZI/AAAAAAAAADs/s0Qdi-VFbEU/s1600-h/001_monark.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5162098326364174738" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R6N1E-6TOZI/AAAAAAAAADs/s0Qdi-VFbEU/s320/001_monark.jpg" border="0" /></a>Her yıl düzenli şekilde olarak sonbaharda, Kuzeydoğu Amerika'da yaşayan kral kelebekleri yumurtlamak için Kanada'nın güneyinden Meksika'nın iç taraflarına kadar göç ederler. Bu yolculuk 4000 km.'nin üstünde bir yol demektir ve 75 günden fazla sürebilir. Kelebekler ise bu yolu katederken bir doğru yol boyunca uçmazlar. Kimi zaman önlerine çıkan bazı engelleri aşmak geçmek zorunda oldukları için aslında çok daha fazla yol katettikleri unutulmamalıdır.<br />Kaynak: Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:379, Haziran 1999, s.89<br /><div></div><br /><object height="355" width="425"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Odl2pp1hZqM&rel=1"><param name="wmode" value="transparent"><embed src="http://www.youtube.com/v/Odl2pp1hZqM&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object><!-- google_ad_section_end -->umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-33622360147501704622008-01-29T14:21:00.000-08:002008-01-29T14:24:08.358-08:00Belgesel Resimleri-2<embed style="WIDTH: 426px; HEIGHT: 320px" name="flashticker" align="middle" src="http://widget-1b.slide.com/widgets/slideticker.swf" type="application/x-shockwave-flash" quality="high" scale="noscale" salign="l" wmode="transparent" flashvars="cy=lt&il=1&channel=2161727821140650523&site=widget-1b.slide.com"></embed> <div style="WIDTH: 426px; TEXT-ALIGN: left"><a href="http://www.slide.com/pivot?cy=lt&ad=0&id=2161727821140650523&map=1" target="_blank"><img src="http://widget-1b.slide.com/p1/2161727821140650523/lt_t041_v000_a000_f00/images/xslide1.gif" border="0" /></a> <a href="http://www.slide.com/pivot?cy=lt&ad=0&id=2161727821140650523&map=2" target="_blank"><img src="http://widget-1b.slide.com/p2/2161727821140650523/lt_t041_v000_a000_f00/images/xslide2.gif" border="0" /></a></div>umithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-6533340439970420827.post-70805044175427665672008-01-29T13:58:00.001-08:002008-01-29T14:04:27.487-08:00Kedilerin Gözleri<a href="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R5-hle6TOYI/AAAAAAAAADk/loDzX7LCiCY/s1600-h/kedianimaux1.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161021363314702722" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 188px; CURSOR: hand; HEIGHT: 120px" height="152" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_NoPHYiG7LUQ/R5-hle6TOYI/AAAAAAAAADk/loDzX7LCiCY/s320/kedianimaux1.jpg" width="188" border="0" /></a>Kediler karanlıkta çok iyi görebilen canlılardandır. Bunu olayı sağlayan, kedilerin gözlerinin arkasında bulunan ve gözlerine gelen her yönüyle çift görmelerini sağlayan özel bir yansıtıcı tabakadır. Kedilerin gözlerinde karanlıkta görmelerini kolaylaştıran yansıtıcı bir yüzey vardır.<br />Bu özel yapı sayesinde kediler gece zifiri karanlıkta bile rahatlıkla hareket ederler.<br /><br />Kaynak: http://disney.go.com/DisneyChannel/AmazingAnimals/fact6.htmlumithttp://www.blogger.com/profile/14904278882639145430noreply@blogger.com