tag:blogger.com,1999:blog-5475305693636424489.post-14162560819153607612007-10-07T02:58:00.000-07:002007-10-07T02:59:23.671-07:00sık kullanılan ingilizce kelimelera<br /> "Sokaktan bir adam geçti." cümlesindeki -herhangi bir adam, <br /><br />adamın biri- anlamındaki bir kelimesine karşılık gelir. <br /><br />Sessiz harfle başlayan kelimelerin önünde kullanılır.<br /><br />Örnek: My brother is a lawyer. Erkek kardeşim avukattır.<br /> <br />a few<br /> Sayılabilen isimlerin az bir miktar (çok olmasa bile, yeter miktarda) olduğunu göstermek için<br /><br />-birkaç tane- anlamına gelen a few kullanılır. İsimlerin çoğul halleriyle kullanılır.<br /><br />Örnek: I have a few oranges. –Birkaç tane portakalım var.-<br /> <br />a little<br /> Sayılamayan isimlerle kullanılır ve onların az bir miktar (yeteri kadar) olduklarını gösterir.<br /><br />Örnek: There is a little fig jam in the box. –Kutuda biraz incir reçeli var.-<br /> <br />a lot of<br /> Bir çok anlamındadır. Sadece olumlu cümlelerde kullanılır.<br /><br />Örnek: There are a lot of cars in the street. Caddede birçok otomobiller var.<br /> <br />about<br /> Hakkında, dair.<br /><br />Örnek: What do you know about Italy? İtalya hakkında ne bilirsin?<br /> <br />across<br /> Bir şeyin (enlemesine) bir tarafından diğer tarafına geçiş veya gidişi anlatırken kullanılır.<br /><br />Örnek: The boat is going across the river. Kayık nehrin bir tarafından öbür tarafına gidiyor.<br /> <br />again<br /> Bir daha, tekrar, yeniden, yine.<br /><br />Örnek: Who can get this engine working again? Kim bu motoru yeniden çalıştırabilir?<br /> <br />all<br /> Hepsi, bütün. Örnek: They are all learning English. Hepsi İngilizce öğreniyorlar. <br /> <br />am<br /> var olmak, bulunmak anlamındaki to be fiilinin cümlenin öznesi I (ben) olduğunda aldığı şekildir. <br /><br />Genellikle -dir, -dır şeklinde ek olarak tercüme edilir. <br /><br />Örnek: I am a student. Ben bir öğrenciyimdir.<br /> <br />among<br /> İkiden fazla şeyin arasında anlamındadır.<br /><br />Örnek: Our village is among the hills. Köyümüz tepeler arasındadır.<br /> <br />an<br /> "Sokaktan bir adam geçti." <br /><br />cümlesindeki -herhangi bir adam, adamın biri- anlamındaki bir kelimesine karşılık gelir. <br /><br />Sesli harfle başlayan kelimelerin önünde kullanılır<br /><br />Örnek: He is an interesting person. O ilginç bir kimsedir.<br /> <br />another<br /> Diğer bir.<br /><br />Örnek: Give me another cup. Bana diğer bir (başka bir) fincan ver.<br /> <br />any<br /> Hiç. -birkaç, biraz- yerine kullanılan some kelimesinin kullanılması gerektiği <br /><br />soru cümlelerinde -hiç- anlamında kullanılır. <br /><br />Örnek: Masanın üzerinde birkaç kitap var mı? yerine -Masanın üzerinde hiç kitap var mı?-<br /><br />There aren't any apples on the table. Masada hiç elma yok.<br /> <br />are<br /> var olmak, bulunmak anlamındaki to be fiilinin cümlenin öznesine göre aldığı şekildir. <br /><br />Öznenin çoğul olduğu durumlarda kullanılır. <br /><br />Genellikle -dir, -dır şeklinde ek olarak tercüme edilir. <br /><br />Örnek: They are nurses. Onlar hemşiredir.<br /> <br />aren't<br /> Are ve not kelimeleri birleştirilerek aren’t şeklinde yazılabilir.<br /> <br />as<br /> O kadar, aynı derecede, gibi, olarak.<br /><br />Örnek: You are as intelligent as they. Sen de onlar kadar zekisin.<br /><br /> …iken, esnasında anlamını verir.<br /><br />Örnek: As I came here, I saw a big crowd. Buraya gelirken büyük bir kalabalık gördüm.<br /> <br />at<br /> 1. –de, -da anlamındadır. Belirli bir yerde oluşu gösterir.<br /><br />Örnek: My son is at scholl. Oğlum okuldadır.<br /><br />2. Saat ifadelerinde –de eki. <br /><br />Örnek: I get up at eight o’clock. –Saat sekizde kalkarım.-<br /><br />3. Küçük yerler ve bir şehrin semtleri için at kullanılır. <br /><br />Örnek: Recep’s house is at Kadıköy. –Recep’in evi Kadıköy’dedir.<br /> <br />at all<br /> Hiç, katiyen. Örnek: I am not tired at all. Hiç (katiyen) yorgun değilim.<br /> <br />at once<br /> Derhal, hemen. Örnek: I must go there at once. Oraya derhal gitmeliyim.<br /> <br />be<br /> Ol. Örnek: Be a good boy. –İyi bir çocuk ol.-<br /> <br />behind<br /> Arkasında<br /><br />Cümlede to be fiili veya başka fiil kullanılmamışsa –ki eki alır. <br /><br />Örnek: The dog behind the tree. –Ağacın arkasındaki köpek.-<br /> <br />between<br /> İki şeyin arasında anlamındadır.<br /><br />Örnek: There are five villages between the two stations. İki istasyon arasında beş köy var.<br /> <br />bought<br /> <br /> <br />buy<br /> Bir şeyi satın almak.<br /><br />Örnek: I’ll buy a car. –Bir otomobil alacağım.-<br /> <br />by<br /> 1. Bir nakil vasıtasıyla gidiş anlatılırken by kullanılır. <br /><br />Örnek: I go to school by bus. –Okula otobüsle giderim.-<br /><br />2. yanında, yanıbaşında, hemen yanında. Near ön takısından daha fazla yakınlık ifade eder.<br /><br />Örnek: Our house is by the lake. –Evimiz gölün yanındadır.-<br /><br />3. göre anlamını da verir.<br /><br />Örnek: It is ten o’clock by my watch. Benim saatime göre saat on.<br /><br />4. tarafından anlamında da kullanılır.<br /><br />Örnek: This play is by Shakespeare. Bu piyes Shakespeare tarafındandır.<br /> <br />clock<br /> Duvar saati, masa saati. Örnek: There is a clock on the table. Masanın üstünde bir saat var.<br /> <br />do<br /> Yapmak. Bir harekette bulunmak anlamında –yapmak- (make fiili ile karıştırılmamalıdır.)<br /><br />Örnek: What are you doing? -Ne yapıyorsun?-<br /><br />I am reading a book. – Bir kitap okuyorum.<br /> <br />does <br /> Do fiili özne tekil olduğu zaman does şeklinde yazılır.<br /> <br />doesn't <br /> Does ve not kelimeleri birleştirilerek doesn’t şeklinde yazılır<br /> <br />don't <br /> Do ve not kelimeleri birleştirilerek don’t şeklinde yazılır.<br /> <br />east<br /> Doğu. Örnek: Kars is in the east of Turkey. Kars, Türkiye'nin doğusundadır.<br /> <br />est<br /> Türkçedeki –en- anlamını vermek için tek heceli veya kısa iki heceli olan sıfatların sonuna –est- eklenir.<br /><br />Örnek: This is the smallest of the apples. –Bu elmaların en küçüğüdür.- <br /> <br />every<br /> Her, her bir. Örnek: They come here every day. –Onlar her gün buraya gelir.-<br /> <br />Everybody<br /> Herkes, her bir. Her ne kadar çoğul bir ifade gibi görünüyorsa da aslında tekildir.<br /><br />Örnek: Everybody is in the garden. Herkes (her bir şahıs) bahçededir.<br /> <br />Everyone<br /> Herkes, her bir şahıs. Örnek: Everyone was there. Herkes oradaydı.<br /> <br />everything<br /> Her şey. Örnek: Did she see everything? Her şeyi gördü mü?<br /> <br />for<br /> için anlamında bir öntakıdır. Örnek: There is a book for Zeynep. Zeynep için bir kitap var.<br /> <br />from<br /> 1. Bir yere doğru yön gösteren to öntakısının zıddı, Türkçedeki "-den, -dan" ekinin karşılığı. <br /><br />Örnek: Come to the house from the field. -Tarladan eve gel.-<br /> <br />get on<br /> Bir vasıtaya binme hareketi get fiili ve on öntakısının meydana getirdiği get on deyimi ile anlatılır.<br /><br />Örnek: The woman is getting on a bus. Kadın otobüse biniyor.<br /> <br />go<br /> Git. Örnek: Go there. Oraya git.<br /> <br />goes<br /> Özne tekil olduğu zaman, geniş zaman halindeki fiilin sonuna –s- ilave edilir. Fiilin son harfi sesli<br /><br />harf ise -es- ilave edilir. <br /><br />Örnek: My son goes to the station every morning. Oğlum her sabah istasyona gider.<br /> <br />going<br /> Gitmek fiilinin şimdiki zaman çekimi. Örnek: I am going. Gidiyorum.<br /> <br />get off<br /> Bir vasıtadan inme hareketi get fiili ve off öntakısının meydana getirdiği get off deyimi ile anlatılır.<br /><br />Örnek: The boy is getting off the car. Çocuk otomobilden iniyor.<br /> <br />had<br /> Have –sahip olmak- fiilinin geçmiş halidir. <br /><br />Örnek: I had a book. –Bir kitabım vardı.-<br /> <br />has<br /> Sahip olmak anlamındaki have kelimesi he, she, it veya tek bir şahıs veya şey gösteren bir kelime<br /><br />İle kullanılınca –has- şekline girer. Örnek: He has two legs. İki bacağı var.<br /> <br />have<br /> 1. Bir şahıs veya bir şeyin herhangi bir şeye sahip olduğunu anlatmak için, <br /><br />bu şahıs veya şeyi gösteren kelimenin yanına -sahip olmak- anlamında -have- getirilir. <br /><br />Örnek: I have a book. Bir kitabım var.<br /><br />2. Türkçedeki –kahvaltı etmek, öğle yemeği yemek, çay içmek- anlamını da verir.<br /><br />Örnek: I have breakfast. –Kahvaltı ederim.-<br /> <br />haven't<br /> Have ve not kelimeleri birleştirilerek -haven't- şeklinde yazılabilir.<br /> <br />he<br /> Erkekler için kullanılan -o- zamiri.<br /> <br />hour<br /> 60 dakikalık zamanı ifade eden –(bir) saat- anlamındadır.<br /><br />Örnek: How many hours are there in a day? Bir günde kaç saat vardır? <br /> <br />How<br /> Nasıl, ne kadar. Örnek: How are you? Nasılsınız?<br /> <br />I<br /> Ben<br /> <br />in<br /> 1. içinde. <br /><br />Türkçede genellikle -içinde- kelimesi yerine ismin sonuna -de, -da eki ilave edilerek <br /><br />-içinde- kelimesi kaldırılır. Örnek: -sepetin içinde- yerine sepette <br /><br />The pencils are in the box. Kalemler kutunun içindedir.)<br /><br />2. Memleket ve şehirlerde bulunuşu anlatırken in öntakısı kullanılır.<br /><br />Örnek: Hasan Bey’s house is in Adapazarı. –Hasan Beyin evi Adapazarı’ndadır.<br /><br />3. Zaman bildiren kelimelerle kullanılır. <br /><br />Örnek: We’ll go to England in July. –İngiltere’ye Temmuzda gideceğiz.-<br /> <br />in front of<br /> Önünde. Örnek: The teacher is in front of the school. Öğretmen okulun önündedir.<br /> <br />into<br /> 1. Türkçedeki "-e,-a" eklerinin karşılığı olan -to- öntakısı kapalı bir yer için <br /><br />kullanıldığı zaman -into- şeklini alır. <br /><br />Örnek: Put the chairs into my room, please. Lütfen sandalyeleri odama koy.<br /><br />2. –ye, -ya. Örnek: They are translating from Turkish into English.<br /> <br />is<br /> var olmak, bulunmak anlamındaki to be fiilinin cümlenin öznesine göre aldığı şekildir. <br /><br />Öznenin tekil olduğu durumlarda kullanılır. <br /><br />Genellikle -dir, -dır şeklinde ek olarak tercüme edilir. <br /><br />Örnek: He is a student. O bir öğrencidir.<br /> <br />isn't<br /> is ve not kelimeleri birleştirilerek isn't şeklinde yazılabilir.<br /> <br />it<br /> o, onu, ona şeklinde tercüme edilebilir. Cansız varlıklar ve hayvanlar için kullanılır.<br /> <br />like<br /> beğenmek, hoşlanmak ve benzer, gibi anlamları vardır. <br /><br />Örnek: Most boys like football. Çoğu erkek çocuk futboldan hoşlanır.<br /> <br />look for<br /> Aramak, bulmağa çalışmak.<br /><br />Örnek: I am looking for my pencil. Kalemimi arıyorum.<br /> <br />look like<br /> Görünüş olarak benzemek. <br /><br />Örnek: The two brothers don’t look like each other at all. İki kardeş birbirlerine hiç benzemiyorlar.<br /> <br />made from<br /> -den yapılmış. Bir şey yapılırken kullanılan ana madde eski niteliğini kaybediyor ve <br /><br />meydana gelen şeyin içinde görülemiyorsa bu durumda made from deyimi kullanılır.<br /><br />Örnek: Butter is made from milk. Tereyağ sütten yapılmıştır.<br /> <br />made of<br /> -den yapılmış. Bir şeyin yapıldığı veya imal edildiği ana madde imal edilen şeyde mevcutsa,<br /><br />Yani görülebiliyorsa bu durumda made of kullanılır.<br /><br />Örnek: This table is made of wood. –Bu masa tahtadan yapılmıştır.-<br /> <br />make<br /> Yapmak. bir şeyi imal etmek, meydana getirmek anlamında –yapmak- (do fiili ile karıştırılmamalıdır.)<br /><br />Örnek: What are you making? –Ne yapıyorsun?-<br /><br />I am making a table. –Bir masa yapıyorum.-<br /> <br />making<br /> Make fiilinin şimdiki zaman çekimi.<br /> <br />many<br /> Çok, birçok anlamına gelir ve sadece sayılabilen isimlerle kullanılır.<br /><br />Örnek: There are so many things to see. Görülecek o kadar çok şey var.<br /> <br />more<br /> Daha, daha çok. Örnek: Would you like some more cake? Biraz daha pasta ister misin?<br /> <br />most<br /> İkiden fazla heceli veya çift heceli olup da hecelerinden bir tanesi uzun sesli olan sıfatlarda bu <br /><br />sıfatların önüne most konulur.<br /><br />Örnek: Hatice is their most careful maid. Hatice onların en dikkatli hizmetçileridir.<br /> <br />much<br /> Çok anlamına gelir ve sadece sayılması mümkün olmayan isimlerle kullanılır.<br /><br />Örnek: Is there much milk in the glass? Bardakta çok süt var mı?<br /> <br />must<br /> Yardımcı fiildir. Fiillerin önüne gelerek o fiilin yapılmasının lüzumlu olduğunu ifade eder. <br /><br />Türkçeye –meli, -malı olarak tercüme edilir. Örnek: I must go. Gitmeliyim.<br /> <br />near<br /> Yakında,yanında, yakınında.<br /><br />Örnek: She is sitting near the guide. Rehberin yanında oturuyor.<br /><br />Memleket söylenirken anlam değişir.<br /><br />Örnek: I am from Ankara. – Ankara’lıyım.<br /> <br />need<br /> Lüzum, gerek, ihtiyaç. Örnek: The poor man was in need. Yoksul adam ihtiyaç içindeydi.<br /> <br />No<br /> Hayır.<br /> <br />north<br /> Kuzey. Örnek: Sinop is in the north of Turkey. Sinop, Türkiye'nin kuzeyindedir.<br /> <br />not<br /> Değil, yok, olumsuzluk belirten ek. Örnek: They are not tired. Onlar yorgun değildirler.<br /> <br />o'clock<br /> Vakit bildirirken söylenen –saat üç, saat beş- gibi sözlerdeki –saat- anlamındadır. <br /><br />Örnek: It’s ten o’clock. Saat ondur.<br /> <br />of<br /> Tamlayanı hayvan veya cansız bir varlık olan isimlerle yapılacak isim tamlamalarında <br /><br />ise Türkçedeki -in- takısının vazifesini of kelimesi görür. <br /><br />Örnek: The legs of the table are short. -Masanın bacakları kısadır.-<br /> <br />off<br /> Kapalı. Örnek: The green light is off. Yeşil ışık sönük (kapalı).<br /> <br />on<br /> Üstünde, üzerinde. <br /><br />Örnek: I am writing on the blackboard. –Karatahtanın üzerine yazıyorum.-<br /><br />Haftanın günlerinden önce -on- eki kullanılabilir.<br /><br />Örnek: Come on Sunday. -Pazar günü gel.-<br /> <br />one<br /> Türkçede sıfatın sonuna eklenerek yapılan şey İngilizce de one kelimesi ile yapılır.<br /><br />Örnek: There are two boks on the table. Masamın üstünde iki kitap var.<br /><br />The yellow one is mine, the red one is my brother’s. Sarısı benimkidir, kırmızısı kardeşimindir.<br /><br />Muhakkak sıfattan sonra gelir. Sadece sayılabilen isimlerle kullanılabilir.<br /> <br />ones<br /> Tekrar edilmemesi istendiği için ikinci defa geçeceği yere one konulan isim çoğul olduğu takdirde one<br /><br />yerine ones kullanılır.<br /><br />Örnek: There are some apples on the table. Masanın üstünde birkaç elma var.<br /><br />Put the red ones in the basket. Kırmızılarını sepete koy.<br /><br />Muhakkak sıfattan sonra gelir. Sadece sayılabilen isimlerle kullanılabilir.<br /> <br />or<br /> yoksa, veya, ya da<br /><br />Örnek: Would you like a cup of tea or coffee? Bir fincan çay mı yoksa kahve mi istersiniz?<br /> <br />other<br /> Diğer, diğeri. <br /><br />Örnek: This boy is Tom; the other boy is Bill. Bu çocuk Tom’dur; diğer çocuk Bill’dir.<br /> <br />others<br /> Diğerleri<br /><br />Örnek: This vase is better than the others. -Bu vazo diğerlerinden daha iyidir.-<br /> <br />out<br /> Dışarı, dışarıda.<br /><br />Örnek: The girl went out of the room. Kız odadan (dışarı) çıktı.<br /> <br />over<br /> Üstünde, üzerinde. On önekinden farklı olarak gösterdiği şeyin altta bulunan şeye değmeyerek<br /><br />Daha yukarıda ve tam üstünde anlamındadır.<br /><br />Örnek: There are black clouds over the hills. Tepelerin üzerinde siyah bulutlar var.<br /> <br />owe<br /> Borçlu olmak. Örnek: How much do I owe you? Borcum ne kadar? <br /> <br />put on<br /> Giymek.<br /><br />Örnek: Put on your hat. Şapkanızı giyiniz.<br /> <br />receive<br /> Almak. Örnek : We received your letter last week. Biz geçen hafta sizin mektubu aldık.<br /> <br />round<br /> Sıfat olarak yuvarlak, daire şeklinde anlamındadır.<br /><br />Örnek: The ball is round. Top yuvarlaktır.<br /><br />Öntakı olarak kullanıldığında around öntakısıyla eş anlamlıdır.<br /><br />Örnek: The girl is running round the house. Kız evin etrafında koşuyor.<br /> <br />shall<br /> -ecek, -acak. Gelecek zaman cümlelerinde fiillerin sonuna gelen eklerin karşılığıdır. <br /><br />I ve We özneleri ile kullanılır.<br /><br />Örnek: I shall go. –Gideceğim.-<br /> <br />she<br /> Bayanlar için kullanılan -o- zamiri.<br /> <br />some<br /> Çoğul isimlerin önünde bulunur. <br /><br />Sayının belirtilmesi gerekmediği veya belirtilemeyeceği durumlarda birkaç, biraz anlamında kullanılır.<br /><br />Sayılamayan isimlerin önünde –biraz, bir miktar- anlamına gelir. <br /><br />Örnek: some water. –biraz su-<br /><br />Some kelimesi ayrıca –bazı- anlamına da gelir. <br /><br />Bu anlamda olduğu zaman genel olarak cümlenin başında olur ve sayılamayan isimlerle hemen<br /><br />Hemen hiç kullanılmaz.<br /><br />Örnek: Some lessons are short. Bazı dersler kısadır.<br /> <br />south<br /> Güney. Örnek: Antalya is in the south of Turkey. Antalya, Türkiye'nin güneyindedir.<br /> <br />take<br /> Bir şeyi bir yerden almak, elle tutup almak.<br /><br />Örnek: Don’t take my basket. Benim sepetimi alma.<br /> <br />Take off<br /> Çıkarmak.<br /><br />Örnek: Take off your coat. Ceketini çıkar.<br /> <br />than<br /> -dan. Genellikle ikinci isimden önce gelir. <br /><br />Örnek: My hat is bigger than your hat. Şapkam senin şapkandan daha büyüktür.<br /> <br />that<br /> Şu<br /><br />Örnek: That is a door. Şu bir kapıdır.<br /><br />-ki<br /><br />Örnek: He is so strong that he can carry this table. O kadar kuvvetlidir ki bu masayı taşıyabilir.<br /> <br />the<br /> Türkçe karşılığı yoktur. <br /><br />A kelimesi gibi isimlerin önünde kullanılır.<br /><br />Önünde bulunduğu ismin söyleyen ve söylenen kişi tarafından bilindiği durumlarda kullanılır. <br /><br />Örnek: The sun is in the sky. Güneş göktedir. <br /><br />Bir isimden daha öncede bahsedilmişse ismin önünde -the- kullanılır.<br /> <br />there<br /> Orada, oraya, orayı. Örnek: Don't go there now. Oraya şimdi gitme.<br /> <br />they<br /> onlar. Soruda these, those, they kelimelerinin hangisi olursa olsun cevapta they kullanılmaktadır.<br /> <br />This<br /> bu, bu kadar<br /> <br />to<br /> Türkçedeki fiil kelimelerinin sonundaki -mek, -mak eklerinin karşılığıdır. <br /><br />Örnek: to come: gelmek - come : gel <br /><br />Fiil kelimelerinin önünde değilse, kendisinden sonraki kelimeye -e, -a ekini getirir. <br /><br />Örnek: Go to the wall. Duvara git. He went to London. Londra’ya gitti.<br /> <br />under<br /> Altında<br /><br />Örnek: The dog is sleeping under the chair. Köpek sandalyenin altında uyuyor.<br /> <br />up<br /> Yukarı, yukarıda. Örnek: The man looked up. Adam yukarı baktı.<br /> <br />used<br /> Kullanılmış, eski. Geçmişte adet halinde yapmakta olduğumuz hareketleri anlatırken fiil önüne<br /><br />-used to- getirilir. Örnek: I used to come late. Eve geç gelirdim.<br /> <br />usually<br /> Çoğunlukla, genellikle. Örnek: She usually finishes early. Genellikle erken bitirir.<br /> <br />was<br /> To be –olmak- fiilinin geçmiş halidir. I öznesi ve tekil şahıslarla birlikte kullanılır.<br /> <br />were<br /> To be –olmak- fiilinin geçmiş halidir. Çoğul şahıslarla birlikte kullanılır.<br /> <br />weren't<br /> Were ve not kelimeleri birleştirilerek weren’t şeklinde yazılır.<br /> <br />west<br /> Batı. Örnek: İzmir is in the west of Turkey. İzmir, Türkiye'nin batısındadır.<br /> <br />What<br /> 1. Soru kelimesi: ne? Örnek: What is this? –Bu nedir?-<br /><br />2. Şahıslarla kullanıldığı zaman –neci, ne iş yapar, mesleği nedir?- <br /><br />Örnek: What is your father? –Babanız necidir?-<br /> <br />where<br /> Nereye, nerede, nereden.<br /><br />Örnek: Where is the teacher? Öğretmen nerededir?<br /><br />Cümle içinde bir isimden sonra geliyorsa, -ki orada- anlamına gelir.<br /><br />Örnek: A bedroom is a place where we sleep. Yatak odası bir yerdir ki orada uyuruz.<br /> <br />who<br /> Kim, kime anlamında soru kelimesidir.<br /><br />Örnek: Who came here? Buraya kim geldi?<br /><br />Cümle içinde bir isimden sonra geliyorsa, -ki o- anlamına gelir.<br /><br />Örnek: A teacher is a man who teaches. Öğretmen bir adamdır ki o öğretir.<br /> <br />will<br /> -ecek, -acak. Gelecek zaman cümlelerinde fiillerin sonuna gelen eklerin karşılığıdır. <br /><br />I ve We özneleri dışındaki şahıslar için kullanılır.<br /><br />Örnek: He will sleep. –Uyuyacak-<br /> <br />with<br /> 1. ile, beraber. Örnek: I am going with my father. –Babamla gidiyorum.-<br /><br />2. kullanarak. Örnek: I write with a pencil. -Bir kalemle yazarım.-<br /><br />3. –lı eki : Örnek: the girl with blue eyes is my sister.- Mavi gözlü kız kızkardeşimdir.<br /> <br />Yes<br /> Evet<br /> <br />you<br /> Siz, senkurthttp://www.blogger.com/profile/00313935282743465115noreply@blogger.com