tag:blogger.com,1999:blog-51384880367056670362009-02-21T07:36:38.929+02:00KokoreçGeniş içeriği ile ziyaretçisinin iyi zaman geçirmesini sağlayan, bilgilendirici, güzel bir web sitesi.Goodnoreply@blogger.comBlogger181125tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-24929939956501570352008-07-11T20:21:00.000+03:002008-07-11T20:22:23.766+03:00Google Adsense Kontör Reklamları - Baştan Savma Mailler - Alakasız Reklamlar- Nedensiz Ban İşlemleriDeğerli Google Çalışanı,<br /><br />Öncelikle websitesi işletmecilerine;böylesi geniş reklam portföyü sunduğunuz için teşekkür ederim. Hizmetinizi 2005 yılından beri kullanmakta olup,memnuniyetimi belirtek isterim. Ancak bazı konularda eksikleriniz olduğunu düşünmekle beraber;<u>eleştirilere önem veren bir firma olduğunuz </u>kanaatindeyim. Bir çok web sitesi işletmecisinin bir arada olduğu forumlarda aktif olarak bulunmaktayım. Bu sebeple "Türk Webmasterlarının" "Adsense Hakkındaki" düşüncelerine dair geniş bir bilgi birikimim ve gözlemim var.<br /><b><u><br />Destek Deparmanı ve Geri Dönüşümler</u></b><br />Benim hizmet kalitesi anlayışımın temelinde ; hizmet-içi kaliteden ziyade hizmet sırasında verilen <u>destek hizmeti</u> önemlidir. Bu tip forumlarda sıklıkla okuduğum ve bizzat tecrübe ettiğim sürece; maillere hep <b>aynı şablonlarla</b> cevap veriyorsunuz. Size sorunlarını detayları ile açıklamaya çalışmış ve mağdur bir yayıncıya böyle bir dönüş yapmanız gerek <u>iş ahlâkı</u>na gerekse de <u>Google felsefesi</u>ne tamami ile aykırıdır. Çok sayıda yayıncı ile çalıştığınızdan ötürü hepsine zaman ayıramayacak düzeyde bir çalışma temposuna sahip olduğunuzu anlıyorum. Ancak bu olumsuzluk yayıncılarınızın mağduriyetlerini arttıracak düzeyde ise buna bir <u>önlem</u> alabilir,"İnsan kaynakları departmanı" ile iletişime geçip <u>personel sayınızı arttırabilirsiniz</u>. Böylece bu maili okuyan personel de her zamanki gibi otomatik mail ile bana dönüş yapmamış olur. Aksi takdirde gereken makamlara Adsense Türkiye Departmanı ile ilgili şikayetlerde bulunmak istiyoruz.<br /><br /><u><b>Kontör Sahtekarlığı ve Reklamveren Kalitesi</b></u><br />Bununla beraber hizmet-içi kalitenize dönecek olursak; Google 'ın çalışma prensibine tamamiyle ters bir durum olan sahtekarlık reklamları yayımlamaktasınız. Reklamverenlere değer verdiğinizi biliyor ve kabul ediyoruz.. Ancak Türkiye genelindeki tabloda çoğunlukla bu durum suistimal edilmektedir. Ayrıca bu tip reklamları yayınlayan insanlar "kâr oranlarını" yükseltmek amacı ile "sizin tanıtım sebebi ile" çeşitli firmalara hediye ettiğiniz <b>kuponları kullanmakta</b>,aktivasyon ücreti dışında bir ücret ödememektedir. Bu durumun<i> kağıt üzerinde</i> size de büyük bir zarar verdiği aşikardır. <i>Mağduriyetimizi net olarak açıklamak için bir kaç örnek vermek isterim.</i><br /><i><b><br />Örnek 1</b>;</i><br />Adwords yayıncılarınızdan olan ; "<a rel="nofollow" href="http://asktessti.info/" target="_blank">asktessti.info</a>" site içeriği itibariyle; hiçbir anlam ifade etmemekle beraber <b>"Ringofon" ve benzeri iş ortaklarının altyapılarını kullanmaktadır</b>. Buraya kadar "Reklamveren Politikanıza" ayrı bir durum bulunmamakla beraber asıl sorun site içeriğinin temelindedir. Aşağıda verilen her iki resimde de durum net olarak ifade edilmektedir.<br /><blockquote> <div class="anym"> <a rel="nofollow" id="929" href="http://www.destek.org/adsense.jpg" class="highslide" onclick="return hs.expand(this, {})"><img src="http://www.destek.org/adsense.jpg" alt="Highslide JS" title="Click to enlarge" width="107" height="120" /></a> <div id="controlbar" class="highslide-overlay controlbar"> </div> </div> </blockquote><blockquote> <div class="anym"> <a rel="nofollow" id="396" href="http://www.destek.org/adsense2.jpg" class="highslide" onclick="return hs.expand(this, {})"><img src="http://www.destek.org/adsense2.jpg" alt="Highslide JS" title="Click to enlarge" width="107" height="120" /></a> <div id="controlbar" class="highslide-overlay controlbar"> </div> </div> </blockquote>Her iki resimde de incelendiği üzere buradaki kötü niyet sabittir.<b> Sadece bununla kalmamakla beraber yüzlerce alan adı ile bu işlem yapılmakta; Google Adwords ve Adsense ortaklıkları büyük prestij kaybetmektedir.</b> Ayrıca; içerik hedefi olmayan bu kimseler; <b>1 Amerikan Centi</b> gibi minimal rakamlarda reklam vererek Adsense'nin içerik hedefi felsefesine aykırı sonuçlar çıkartmakta,webmasterların gelirlerini ciddi manada düşürmektedir. Ayrıca yukarıda da belirttiğim üzere; bu şahısların farklı alan adları ile yayın yapmalarının sebebi; sizin reklam sisteminizin "yayılmacı politikası" doğrultusundaki kuponlarınızı kullanmakta; hem sizi maddi zarara sokmakta hem de <u>Adsense Reklamlarını da olumsuz yönde manipüle etmektedir.</u><br /><br />Bu noktada reklamları yayınlarken özellikle kayıt ücreti bazı firmalarda 75 cent ile 99 cent arası değişmekte olan .info uzantılı domainler kullanılmaktadır. <i>Şayet "Rekabetçi Reklamveren Filtresi" dahilinde TLD ( Top Level Domain ) olarak bir yasaklama izni getirebilirseniz;toptan engelleyebiliriz düşüncesindeyim</i>.Ayrıca dünyanın en kaliteli hizmete dayalı web yazılımlarını üreten bir firma olarak buna net bir çözüm bulabileceğinizden <b><u>eminim</u></b>.<br /><b><u><br />İçerik Hedefli Reklam Stratejisinin Geleceği<br /></u></b>Ayrıca; Google Adsense'nin başarısının temeli olan içerik hedefli reklam sistemi Türkçe içerikler için eskisi kadar etkili olmamaktadır. Basit bir mantıkla bunu reklamveren çeşitliliğinizin sayısının azalmasına bağlayabiliriz ancak bu tip bir servisin reklamveren sıkıntısı çekmeyeceği aşikardır. Bu noktada sanırım algoritmalarınızda çeşitli sorunlar bulunmakla beraber; Türk Web işletmecileri ve tasarımcıları bu konuda sıkıntılar yaşamaktadırlar. Her örneğimizi kanıtlı olarak pekiştirmek istediğimden size bir kaç belge sunmak isterdim ancak saatin geç olması sebebiyle yazımı kısa tutmak ve yazı tabanlı örnekler vermek istiyorum.<br /><b><i><br />Örnek 1</i></b>;<br />İslami içerik içeren ve dîni tanıtan bazı sitelerde; "İncil Satış Reklamları" bazen de ahlaksız sayılabilecek kelimeler içeren "sohbet siteleri ve kontör sahtekarlığı" sitelerinin reklamları çıkmaktadır. Tabii ki %100 hedefli bir reklam yüzdesi tutturmak olasılıksızdır ancak; reklamlarda içerik ve ilişki kalitesini arttırmak için bazı<u><b> İŞE YARAR ve NET ipuçları</b></u> vermeniz gerekmektedir.<br /><b><u><br />Reklamveren ve Yayıncı Adaletsizliği - Sebepsiz Uzaklaştırmalar</u></b><br />Bunun yanısıra bir diğer olumsuzluk da; <b><i>reklamveren ve reklam yayıncıları arası yaşanan adaletsizliklerdir. Reklamverenleriniz tüm kurallara karşın reklamveren indeksinze zarar vermesine rağmen; rahatlıkla reklamlarını yayımlayabilmekte, buna karşın; reklam yayıncılarınız -hiçbir sebep göstermeden- programınızdan uzaklaştırılmaktadır.</i></b><br /><br />Anlatımımızı netleştirmek için; sizlerden gelen her zamanki klasik şablonlu maillerden bir örnek vermek isterim.<br /><blockquote>Son zamanlarda kayıtlarımızı gözden geçirirken AdSense hesabınızın<br />AdWords reklamverenleri için <b>önemli bir risk </b>oluşturduğunu fark ettik.<br />Hesabınızın yayıncı ağında tutulması reklamverenlerimiz açısından<br />gelecekte mali açıdan zararlı olacağından, hesabınızı devre dışı<br />bırakmaya karar verdik.<br /><br />Bunu, reklamverenlerimizin ve diğer AdSense yayıncılarımızın<br />çıkarlarını korumak üzere alınmış gerekli bir önlem olarak uygulama<br />düşüncemizi anlayışla karşılamanızı rica ediyoruz. Bunun sizin<br />açınızdan sıkıntılara yol açabileceğinin farkındayız ve anlayışınız ve<br />işbirliğiniz için şimdiden teşekkür ederiz.<br /><br />Hesabınız veya yaptığımız işlemler hakkında sorularınız varsa, lütfen<br />bu e-postayı yanıtlamayın. </blockquote>Sözkonusu elektronik postada; hesap sahibinin ne sebeple uzaklaştırıldığı gibi kritik bilgiler bulunmamakla beraber; öncesinde bir uyarı vs. gönderilmemektedir. Bu işlemi;hizmet kalitenizi korumak amacı ile almış olabilirsiniz ancak yayıncıya ne sebeple uzaklaştırıldığına dair detayları içeren bir <u>mail ile dönüş yapmak zorunluluğunuz ticaret etiği ve kalite prensiplerinin gereğidir.</u><br /><br /><br /><u><b><br />Sonuç</b></u><br /><i>Öncelikle elektronik postamı sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.</i> Eleştirilerimin tamamı Google gibi insanlığa faydalı bir şirketin reklam servisinin sabote edilmesinden doğan rahatsızlığı<b>m</b> ve hizmet kalitenizin günden güne düşüşü konusunda uyarma isteğimdeki samimiyetimdendir. Elektronik postamı dikkate almanızı ve tıpkı benim bu maili hazırladığım gibi; bir robot veya hazır şablonlar tarafından değil,isim sahibi ve muhattap kabul edilecek bir yetkili tarafından yanıtlamanızı rica ediyorum. Bu mail Türk Website İşletmecileri adına "Yiğit Konur" tarafından atılmış olup yine de yanıtlanmaması veya klişeleşmiş bir dönüş ile karşılaşmamız durumunda hakkımızı üst mercilerdeki Google çalışanları ve yargı yoluyla arayacağımızı bilmenizi isteriz.<br /><br />İyileştirilmiş hizmet kaliteniz ile beraber en kısa zamanda yanıtınızı bekliyorum.<br /><br /><br />İyi çalışmalar...<br /><i><br />Yiğit Konur</i><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-2492993995650157035?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-52024051369270972512008-07-11T16:53:00.002+03:002008-07-11T17:01:11.722+03:00Yeni Oluşum PartisiEski Başbakan yardımcısı Abdüllatif Şener yeni partisinin ismini buldu. Yeni Oluşum Partisi. :)<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-5202405136927097251?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-55447423436102110002008-07-11T16:21:00.002+03:002008-07-11T16:22:00.087+03:00Yeni Oluşum HareketiSayın Abdüllatif Şener, yeni parti kurma kararı almış.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-5544742343610211000?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-21147846454025395202008-07-11T04:02:00.001+03:002008-07-11T04:02:46.392+03:00Neden Kazanamıyoruz (Sadece Para Değil)Bu yazıyı yazmaktaki hareket noktam kendimdir. Sadece özeleştiriden hareketle denememsi bir şeyler yazmak istiyorum. Yazı içeriğinde yer yer internet dünyamızın sorunlarından, interneti algılayış şekillerimizden, internetin bize kazandırdıkları ve kaybettirdiklerinden, internetten ne beklediğimizden ve internetin bize ne vermediğinden ve de en önemlisi burada birçok kişiyi ilgilendirecek "internetten neden para kazanamadığımızdan" bahsetmek istiyorum. Temel hareket noktam, az evvel de bahsettiğim gibi "kendim"dir. O nedenle bu yazıyı okuyan herkesin temel sorunları aynı değildir. Ancak birçok kişi ile sorunlarımızın aynı olduğunu düşünüyorum. Sıkılırım derseniz, lütfen şimdiden bırakın okumayı...<br /><br />Yaklaşım 10 senedir hayatımızda etkin bir rol oynayan internet o günden bugüne mükemmel bir gelişme seyri göstermektedir. Türk internet dünyasında geçirdiğimiz bu 10 sene içerisinde internet adına birçok yeni atılımlar yapıldı ve internet hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline getirildi.<br /><br />İnterneti Nasıl Algılıyoruz?<br /><br />İnterneti algılama şeklimizi öğrenmek için aslında internete dışarıdan bakan gözlerin yorumlarını almak gerekir diye düşünüyorum. Mesela ailemizden internetle ilgisi olmayan bir büyüğümüzün gözüyle. Bu konuda en güzel örnek, eğer anneleri yaşlı olanlar varsa onların sık sık duyacağı bir cümledir:<br /><br />"Daha hevesini almadın mı?"<br /><br />Evet, internet birçok insan için hevesi alınınca bırakılacak bir şeydir. Oysa ben 4 senedir günde 8-10 saat internete girmeden duramayan birisiyim. İşte burada kendimi eleştirmek istiyorum. 5 senedir günde 8-10 saatimi başka bir işe harcasaydım, sizce daha iyi bir yerde olmaz mıydım? Şüphesiz evet diyorum kendi kendime. Benim şu an yaptığım ise boşa kürek sallamaktır.<br /><br />İnternet hayatımı şöyle bir düşündüğümde neler yaptığımı ve neler yapmak istediğimi nesnel bir bakış açısıyla masaya yatırıyor ve değerlendirmek istiyorum.<br /><br />Bugüne kadar birçok internet sitesi yaptım. Çoğundan da para kazanma gibi bir amacım yoktu. Tâ ki işsiz güçsüz, yağız bir delikanlı olana kadar. İşte o günden sonra internetten para kazanmanın ne demek olduğunu ve nice genci en derinden yaraladığını fark ettim. Ben de onların gittiği yollardan gittim, onların düştüğü hatalara düştüm. Birçok kez umutlarım suya düştü, birçok kez de üç beş kuruş kazandım. Tüm bu para kazanma aşamalarımda çeşitli tecrübeler edindim. İşte şimdi sizlerle bunları paylaşacağım madde madde.<br /><br />1. Para Kazanmak İçin Site Açmayın<br /><br />Aslında birçoğunuz bu maddeeye itiraz edecektir. Ama ben her zaman doğallıktan yanayım. Bugüne kadar birçok farklı alanda site yapmış olsam da en çok hiti, ziyaretçiyi en iyi bildiğim alanda yaptığım sitelerde gördüm. Çünkü en iyi yaptığım iş "edebiyat" yapmaktı. Edebiyatın ne olduğunu, edebiyat sitesine gelen ziyaretçilerin ne istediğini biliyordum. Bir kere de kadın sitesi yapmaya kalktım, elime yüzüme bulaştırdım. Çünkü kadınların ne istediğini henüz hiç kimse çözememiş durumda iken benim böyle bir site yapmam saçmalıktı. <img src="http://www.r10.net/images/smilies/smile.gif" alt="" title="Smile" class="inlineimg" border="0" /><br /><br />Siz doğallığınızı ortaya koyar ve en iyi bildiğiniz alanla ilgili bir site açarsanız emin olun çok fazla ziyaretçi alırsınız. Tabiî bu salt bu siteyi açmakla olmayacaktır. Mesela benim gibi bir edebiyatçının, dil bilimcinin bugün internette en çok dolaştığı siteler genellikle edebiyat ve dil bilim siteleri olacaktır. Haliyle o tarz sitelerde çok fazla etkin olduğum için o tarz sitelerde kendi sitemin de tanıtımını rahatlıkla yapıyorum ve oralardan kendi siteme rahatlıkla ziyaretçi çekebiliyorum. Bu da dolaylı bir yoldan bildiğim işin bana sağladığı katkıdır.<br /><br />2. Özgün Olmaya Çalışın ve Üşenmeyin<br /><br />Asında burada bahsettiğim gidip oradan buradan metin bulup, çeşitli betikler vasıtası ile metin içerisindeki kelimelerin eş anlamlısını bulup, değiştirip siteye eklemek değildir. Burada özgün olmaktan kastım "üretici" olmaktır. İnanın sadece Google değil, Google'a bağlı olmayan birçok ziyaretçi üretici olan siteleri seviyor. Sağdan soldan çırpma bilgilerle yaptığımız siteler samimi olmayan, ancak ve ancak yeni ziyaretçi oranının % 99.99 olduğu sitelerdir. Özenerek yaptığımız siteler ise emin olun birçok ziyaretçinin tekrar gelmesini sağlayacaktır.<br /><br />3. Çok Fazla Site Yapmayın<br /><br />Birçoğumuz, ben dahil sürekli proje ararız ve hangi sitelerde para var ise o siteden bir tane de biz yaparız. Sözüm ona, araba sitesi, kadın sitesi, otel sitesi gibi para kazandıran sitelerden hemen bir tane de biz yapar ve para kazanmaya çalışırız. Ancak birçok farklı kola ayrıldığımız için hiçbirini adam gibi yapamayız ve dolaysıyla da para falan kazanamayız. Eğer bir önceki maddede söylediğim gibi özgün bir site yaptıysanız, o site üzerinde mutlaka çalışmalısınız. Başka hiçbir site ile uğraşmadan tüm emeklerinizi o site üzerinde harcamalısınız. O zaman size geri dönüşü çok fazla olacaktır.<br /><br />4. Kullanıcılarınızı Yönlendirin ve Siteye Katkısını Sağlayın<br /><br />İyi bir internet sitesi yapımcısı olamadım belki ama her zaman iyi bir internet kullanıcısı olduğumu söylerim. Yararlandığım birçok siteye mutlaka yardımımın dokunmasını isterim. Örneğin en son bir Türkmence metni Türkiye Türkçesine aktarırken bir Türkmence-Türkçe sözlükten yararlandım. Sözlükte olmayan ve benim elimde olan birçok sözcüğü iletişim formunu kullanarak yolladım ve eklenmesini sağladım. Çünkü o yollardan benim gibi mutlaka geçen olacaktır. Ayrıca bir internet kullanıcısı olarak hoşlandığım sitenin içeriğinde kendi adımın geçmesini mutlaka isterim. Onun içindir ki forum siteleri bu kadar tutmuştur. İnsan kendi adının önemli yerlerde olmasını sever. Onun için değil midir ki forumlarda ileti sayısının çok fazla olması için çabalayanların olması...<br /><br />Sitenizde mutlaka üyeliğin olmasına çalışın. Üyelerinizin siteye içerik yollayacağı bir formun olmasına dikkat edin. Üyelerinizin size rahatlıkla ulaşabileceği iletişim formu, eposta adresi gibi birçok bilgilerin sitede olmasına dikkat edin.<br /><br />5. Bol Bol Gerçek Hayatta Etkinlik Düzenleyin<br /><br />Birkaç maddedir yorumlarımı 2. maddeye uyan arkadaşlar için yaptığımın farkındayım. Kusura bakmayın. Bu madde de onunla ilgili çünkü. Siz doğal davrandığınızda ve üyelerinizin sık sık siteyi ziyaret etmesini sağladığınızda artık dostluklarınızı gerçek hayata dökün. Çeşitli toplantılar, geziler düzenlemeye çalışın. Bu şekilde sizin sanal kimliğinizin arkasında saklanmadığınızı üyeler görür ve daha samimi davranırlar. Size bu davranış birçok ziyaretçi ve tecrübe kazandıracaktır.<br /><br />6. Gelir Kapınız Sadece Adsense Değildir<br /><br />Aslında burada bu yazıyı okuyan birçok arkadaş için en önemli madde bu diye düşünüyorum. O sebeple bu konuda biraz daha detaylı yazmak istiyorum.<br /><br />Acaba bundan birkaç sene evvel Google Adsense yokken bu internet sitesi sahipleri nereden para kazanıyordu? Gerçekten çok merak ediyorum. Bilen varsa lütfen söylesin. Ben Google Adsense'nin tek gelir kapımız olduğunu düşünmüyorum maalesef. Birkaç alternatif var aslında.<br /><br />- Sabit Reklâmlar Almak<br /><br />Yine birçok internet sitesi sahipleri sabit reklâm almanın çok zor olduğunu düşünüyorlar. Aslında pek de öyle zor değildir. Ancak bu sabit reklâmı nerede aradığınıza bağlı. İnternet üzerinde arıyorsanız büyük bir yanılgı içerisindesinizdir. Sabit reklâmlar gerçek hayattadır. Mesela ben yine kendi yaptığım işten örnek vermek istiyorum. Bugün Google Adsense ile edebiyat sitemden 1 ayda 50 dolar kazanamazken, gidip bir kitapçı ile anlaşıp sabit ayda 100 YTL reklâm alabilirim. Ancak tabiî biraz çevre edinmeniz gerekiyor. Bu da yine dönüp dolaşıp 2. maddeye geliyor. Kendi bildiğiniz işi yapmak. İnanın sabit reklâm almak çok zor değildir. Bir tanıdığım siteye -ki günlük tekil ziyaretçisi 1.000 civarında, <acronym title="Page Ranking">PR</acronym>'si 3- bir şirket 12 aylık reklâm verdi. 125 x 125 boyutlarında bir flash reklâm koydular. 12 ay için altığı miktar ise 2.400 YTL. Varın siz bir daha düşünün...<br /><br />- Bağışlar<br /><br />Kimse bağış yapmaz diye düşünmeyin. Bir deneyin derim. Çünkü bundan bir kaç sene evvel benim başımdan geçti. Sitem henüz bedava hostlarda ( o zamanlar freeownhost vardı ) iken birkaç üyem bana yardım etmeyi teklif ettiler. Yani siteismi.com almam ve host almam için gerekli parayı verebileceklerini söylediler. Hem de ben istemeden. Eğer yaptığınız iş samimi ise, yani 2. maddeye uyuyorsa bunun için hiçbir engel yoktur.<br /><br /><br />Yine internetten para kazanmanın bir diğer yolu da paralı siteler yapmaktır. Arkadaşlık siteleri bunlara örnek olarak gösterilebilir. Ancak ben kesinlikle arkadaşlık sitelerini tasvip etmiyorum. Bunun yerine güzel makale sitesi yapabilirsiniz. Her okuttuğunuz makale için 1 YTL alabilirsiniz. Ya da aylık belli üyelikle makale okutabilirsiniz. Mesela antoloji.com gibi şiirini ekletmek isteyen şairlerden para alabilirsiniz. Bu tarz işler sömürücülük değil, kaliteyi arttırmak içindir.<br /><br /><br />Özetlemek gerekirse, yaptığımız sitenin adresini bir kısakolluya bastırıp Türkiye'nin her yerinde rahatlıkla gezebilmeliyiz. Yani o derece içimiz rahat olmalı ve güven duymalıyız kendimize.<br /><br />Bu saydığım şeyler Türk internet dünyasının kalitesini inanın bana arttıracaktır.<br /><br /><br />Kaan Fakılı<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-2114784645402539520?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-10609002316465415532008-07-09T14:43:00.003+03:002008-07-09T14:45:18.515+03:00En iyi takim hangisi *** soyle cabuk? Tabi ki Fenerbahçe ne kiziyon abi : )En iyi takim hangisi *** soyle cabuk? Tabi ki Fenerbahçe ne kiziyon abi : )<br />En büyük takım Fenerbahçe'dir. Bunu bilmeyen kerizdir.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-1060900231646541553?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-72238738733768002772008-07-08T00:09:00.000+03:002008-07-08T00:10:36.806+03:00Hasreddin HocaHasreddin Hoca daha çok bilinen ismiyle Nasreddin Hoca bugünkü Konya'nın Akşehir ilçesinde yaşamış ünlü düşünür, halk kahramanıdır. Fıkralarıyla ünlüdür. Sefaköy-Küçükçekmece'de ilköğretim okulu bulunur. Fıkraları güldürürken düşündürmeyi amaçlar.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-7223873873376800277?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-78221787167686720282008-07-04T01:24:00.002+03:002008-07-04T01:39:47.663+03:00KırkpınarKırkpınar deyince aklımıza tabi ki Edirne'nin Kırkpınar ilçesi ve o ilçede yapılan tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri gelir. Güreş bizim ata sporumuzdur. Güreşçi zeki, çevik, ahlaklı aynı zamanda kuvvetli olmalıdır. Burada bir tane de cazgır bulunur. Altta kaldın diye yerinme, üste çıktın diye sevinme. Diye bağırdığı duyulmuştur. Sporcularımızın giydiği pantolona kispet adı verilir. Manda derisinden yapılır. Oldukça sağlam ve dayanıklıdır. Güreşçinin biri diğerinin kispetini çıkarır veya yırtarsa çok büyük iş yapmış sayılır. En büyük yenilgi kispetin çıkarılmasıdır. Bir de küfürlü bir ata sözümüz vardır burada söylenmesi gereken. G*t kispetten çıkınca y.. Bağdat'tan gelir. Der atalarımız. Bunun bir konuyla ilgisi yoktur fakat biz bunu burada sizi bilgilendirmek amacı ile size sunuyoruz.<br />Köyün birinde Pınar isminde, çok güzel bir genç kız varmış. Onun ismi Pınar'mış. Annesi ona Pınar ismini vermiş. Onu gören, güzelliği karşısında adeta büyüleniyormuş. Artık herkes güzel olması için yeni doğan kız çocuklarına Pınar ismini veriyormuş. Köyün ağası bir gün sayıma çıkmış. Köyde ismi Pınar olan kaç kişi var diye araştırmış. Tam kırk tane çıkmış. Sonra kendisine köyün ortasına kırk katlı bir gökdelen inşa ettirmiş. Daha sonra evine gitmiş. Kırk gün kırk gece evinde uyumuş. Kırkbirinci gün kırk katlı gökdelenin kırkıncı katına çıkmış ve bütün köye şöyle seslenmiş. Yurttaşlarım. Köyümüzün adı bundan sonra Kırkpınar'dır. Bu böyle biline. Ey ahali. Köyümüzün adının değişmesine itirazı olan varsa şimdi konuşsun ya da sonsuza kadar sussun demiş. Osman diye bir adam çıkmış. "Ağam! Ben bu isme karşıyım, köyümüzün ismi Kırbirpınar olmalı" demiş. Ağa şaşırmış. "Neden" demiş? "Az önce çocuğum oldu adını Pınar koydum" demiş. Sonra ağa da demiş ki iş işten geçti artık banane demiş. O da demiş senin gibi ağa olmaz olsun. Köy halkı olarak seni kovuyoruz demiş. O da demiş siz beni kovamazsınız ben Kırkpınar köyü ağalığından istifa ediyorum demiş.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-7822178716768672028?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-18898371647460854802008-06-26T18:15:00.005+03:002008-07-10T14:19:13.115+03:00özcan sarıca ile kurtlar vadisi pusu 3.sezon 1.seo yarışmasıAdamlar seo yarışması manyağı oldu sürekli seo yarışması düzenliyorlar. Kendileri için de kar olmuyor değil. Öte yandan seo yarışmasınıın ne olduğunu bilmeyenler afallayıp kalabilir. SEO, halk dilinde Search Engine Optimization, Google dilinde ise Search Engine Optimizator demektir.<br />Özcan Sarıca adlı arkadaşımızın adının Özcan olduğunu öğrendim. Buna çok şaşırdım desem yalancı olurum. Yine de gayet iyi bir kişi olduğunu düşünüyorum. Yanlış anlaşılmasın, adının Özcan olması bende olumsuz bir izlenim bırakmadı, aksine seo yarışması içinde kendi adının geçmesi beni ziyadesi ile mutlu etti. Soyadı da Sarıca imiş. Sarıca deyince aklıma arı geliyor. Sarıca arı. Bal yapmayan bir arı türüdür sarıca arı. Kurtlar Vadisi ise ülkemizde tutulmuş en iyi dizilerden biridir. Bunu yazmış olmak için yazmıyorum gerçekten çok büyük bir izleyici kitlesine sahip. Yazar Raci Şaşmaz gayet iyi yazıyor. Gündemi takip ediyor en can alıcı noktadan senaryoyu koyuyor. Hayranım. :p Üçüncü sezonda da başarılar dilerim.<br />Şimdi gelelim sezonlara. Efendim sezonlar 3'e ayrılır. Bunların isimleri sırasıyla: 1.sezon, 2.sezon ve 3.sezon dur. Bunların en önemlisi şekil itibari ile 3.sezondur. Diğer bir mantıkla en önemlisi 1.sezon olabilir. Çünkü 1.sezon ilk göz ağrısıdır. Ama ve lakin 3.sezon sonuncu olması sebebiyle en önemli sezondur. Sezonlar zaman içinde gelişmiştir. 3.sezon son sezon olduğu için en gelişmiş sezon olma özelliğini de ortaya koymuştur. Öte yandan Fenerbahçe'li futbolcu Gökhan Gönül bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde final oynamak istediklerini dile getirdi.<br />Sezonlar ayrılıyor seolar neden ayrılmasın dedik ve seoları da 5'e ayırdık. Bunlar sırasıyla 1.seo, 2.seo, 3.seo,5.seo ve 4.seodur. 5.seo'nun 4. sırada olma sebebi henüz netlik kazanmadı. Lakin 1.seo en önemlisidir. Çünkü, seo'da amaç her zaman 1. sırada olmaktır. Bu yüzden 1.seo diğerlerine nazaran daha iyi bir konumdadır.<br />Türk televizyonlarına yarışma programı deyince akla ilk Çarkıfelek gelir sanırım. Gelmese de önemli değil biz çarkıfelek yarışmasını ele alacağız. Çarkıfelek şu anda Kanal 1 ekranlarında sizlerle buluşuyor. Kalite bakımından eskisi kadar kaliteli olmasa da idare eder. Toblerone'da sizleri Dansöz Asena karşılıyor. Evet yanlış duymadınız, Asena. Neyse lafı uzatmak istemiyoruz ve Çarkıfelek'in bir an önce eski kaliteyi yakalamasını diliyoruz.<br />Bir de pusu vardı değil mi? Pusu, tek kelime dört harften oluşan bir sözcüktür. Basit kelimedir. Türememiştir, birleşmemiştir. Ek almamıştır. Oyunlardan en çok Counter-Strike oyununda yapıldığı bilinir. Yapan kişi bundan haz alır. Pusuya düşen kişi ise nefret eder. Şu diyalogun gelişmesi muhtemeldir.<br /><br />admin: Pusma lan<br />ReaL_TrT: K3s Lan<br /><br />Hoşça kalın, goodbye, hasta la vista, довиждане, doviđenja, sbohem, farvel, näkemiin, au revoir, Auf Wiedersehen, αντίο, अलविदा, arrivederci, さようなら, 안녕히 가세요, ha det, adeus, adiós amigos, hejdå...<br />Size Dünya'nın hemen hemen tüm dilleriyle seslendik. Hoşça kalın, mutlu kalın.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-1889837164746085480?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-31941186888216431742008-06-25T20:38:00.000+03:002008-06-25T20:39:35.417+03:00Recep'in Tavuğu Filmi İzle<img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4478066.jpg" alt="recepin tavuğu" /><br />Recep'in tavuğunu ücretsiz olarak izleyebileceğiniz en güzel site bu sitedir. Recep'in tavuğu indir, recepin tavuğu rapidshare<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-3194118688821643174?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-29946051574869514062008-06-16T18:39:00.002+03:002008-06-16T18:41:36.505+03:00Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Doğum YeriBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan herkesin de bildiği gibi Türkiye'de dünyaya gelmiştir. Türkiye'nin 7 coğrafi bölgeye ayrılmış olması sebebiyle, doğduğu bölgenin ismini Marmara olarak nitelendirebiliriz. Öte yandan Marmara'nın içinde birçok il var, hangisinde doğdu diye merak ediyorsunuz. Biz merak etmeden söyleyelim; Recep Tayyip Erdoğan İstanbul'da doğmuştur.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-2994605157486951406?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-11504863875225260132008-06-16T18:29:00.002+03:002008-06-16T18:37:51.491+03:00Hırvatistan Türkiye Maçının GolleriHırvatistan Türkiye maçının gollerini seyreylemek isteyenlerdenseniz o halde doğru yerdesiniz. Ne maçtı ama? What a match diyor buna gavurlar. Müthiş geçen müsabaka sonucu goller de internete düşmeye başladı. Siz de vakit kaybetmeden bu müthiş maçın gollerini izlemek istiyorsunuz. Çünkü Hırvatistan Türkiye maçının golleri ilk defa burada. <a href="http://www.dailymotion.com/videos/relevance/search/Croatia%20Turkey" target="_blank">Goller için tıklayın</a>.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-1150486387522526013?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-50567346883988364312008-06-15T19:50:00.002+03:002008-06-15T19:56:45.027+03:002008 Öğrenci Seçme Sınavı Soruları<a href="http://oss2008-sorular.osym.gov.tr/genel/oss2008mat2.pdf" target="_blank">indirmek için tıklayınız</a><br />İnşallah kazanmışsındır. Sana başarılar diliyorum. Sorular çok kolaydı.<br />Öğrencinin uygulamada başarısını arttırmak için. gerekli deneyim gereçleri ve<br />görsel kaynakların bulundurulması ve ögrencinin bunlardan yararlanması sağlanmalıdır. Sanal eğitiminde görme, algılama yaratma sürecinin doğrudan araç ve gereçlere bağlı oluşu bunun önemini kendiliğinden ortaya koyar.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-5056734688398836431?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-20309417977836598102008-06-15T18:44:00.000+03:002008-06-15T18:45:01.784+03:00City Life in LisbonUnique boho nightlife throngs the streets of Lisbon's Bairro Alto (p84), vvhile its vvaterside Lux (p107) is one of Europe's best clubs. Belem (p92) has incredible architecture, a fantastic design museum and heavenly custard tarts. Museu Calouste Gulbenkian (p90) is a cultural feast, with ancient Egypt the starter and Lalique the after-dinner mint. A top shovvcase for cutting-edge art is Porto's Museu de Arte Contemporânea (p355), surrounded by grounds that are a masterpiece in themselves. Vila Nova da Gaia's vast hillside of port warehouses (p368) and the opposite Ribeira district of Porto cast light on how the twin cities have grown around their port.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-2030941797783659810?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-46330310184007258342008-06-15T18:41:00.000+03:002008-06-15T18:42:12.939+03:00New England'I don't want to change the world, I'm not looking for a new England', So sang urban troubadour Billy Bragg. Today's traveller can fınd a ne\v England on this tour of the country's revitalised cities.<br />Start in Bristol (p247), once a poor cousin to grand neighbour Bath, but now a city with fierce pride, rich history and a music scene to rival hip northern outposts. Next stop, Birmingham (p453), formerly famous for bland 1960s architecture, today oozing transformation with renovated waterside, energised museums and space-age shopping centre. Nearby is Nottingham (p488), formerly famous for men in tights, but renowned today for some very merry nightlife.<br />Then north to fashionable Leeds (p582), Yorkshire's shopping heaven, dubbed thc Knightsbridge of the North, and voted UK favourite city by rcaders of Conde Nast Traveller. Retail not your thing? No problem. Head for Manchester (p641), England's second city and long-time hotbed of musical endeavour, with a thriving arts and club scene, galleries a-go-go, fine dining, dramatic new architecture and - oh yes - a rather famous football team. Nearby is Liverpool (p662); the Beatles may be done to death, but here's a rich and genuine musical heritage, not to mention another well-known football team.<br />And to finish, Newcastle-upon-Tyne (p727), now promoted to the outside vvorld along vvith its neighbouring city as Nevvcastle-Gateshead - a perfect blend of to-the-hilt party-town and 21st-century cultural renaissance.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-4633031018400725834?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-38809098346045156582008-06-15T18:38:00.003+03:002008-06-15T18:39:33.237+03:00Le ChefLe Chef<br />Oui. on peut parler d'un art du saucier turc. Je vous (ait remarquer aussi que la cuisine turque est aussi parfumee, parce que nous utilisons quantite de plantes aromatiques, l'abondance des legumes comme tomates, l'ail, des herbes donne leur aröme particulier â nos plats. Depuis la periode ottomane, nous avons su garder nos coutumes cultnaires.<br /><br />Je ne sais pas si vous avez goute nötre fameux raki. I'eau de vie parfüme â l'anis. Le pays est un bon producteur du vin. Chaque region apporte sa contnbution â cette variete. Lâ aussi, vous avez plusieurs choıx qui vont du vin rouge au blanc. en passant par vıns mousseux. Je crois que vous aurez l'occasıon de goûter tout ça.<br /><br />Mais pas de quoi. Je vous souhaite bienvenu en Turquie et bon appetit.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-3880909834604515658?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-63626818183194071712008-06-15T18:38:00.002+03:002008-06-15T18:39:08.013+03:00M. MazeauVous avez une grande variete de vins aussi, n'est-ce pas?<br /><br />Je n'y manquerai pas. Merci bien, Monsieur le Chef.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-6362681818319407171?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-13689679613812051132008-06-15T18:36:00.001+03:002008-06-15T18:36:39.822+03:00Duyuru tahtalarıÇok etkili olan ancak çok da ihmal edilen iletişim araçlarından duyuru tahtalarını küçümsememek gerekir. Çünkü duyuru tahtaları en ucuz ve en etkin iç iletişim araçlarından biridir. İyi mekanlara yerleştirilen ve sürekli taze haber ile donatılan bu duyuru tahtaları gerek çalışanlar gerekse ziyaretçiler için etkili iletişim yoludur. Duyuru tahtalarında günlük yemek mönüsünden tatil günlerine kadar her türlü bilgi sergilenebilir.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-1368967961381205113?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-55785390037573186542008-06-15T18:28:00.001+03:002008-06-15T18:28:38.047+03:00MektupÜst yöneticilerin bizzat kaleme aldıkları ve çalışanları bilgilendirmek istedikleri konuları içeren mektuplar, kurum çalışanları üzerinde her zaman olumlu etki bırakır. Zaman zaman çalışanların evlerine yine üst yöneticilerin kaleme aldıkları mektuplar gönderilir. Böylece o kuruluşun üst yönetimin çalışanlara olduğu kadar ailelerine de verdiği önem anlatılmış olur. Mektuplar bazı durumlarda süreli bir yanına dönüşebilir.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-5578539003757318654?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-7067310305564035252008-06-15T18:13:00.000+03:002008-06-15T18:14:10.856+03:00Nişanlılık Döneminde Anlaşmazlıklar ve Nişanın BozulmasıNişanlılık döneminde bir takım anlaşmazlıkların ve uyumsuzlukların yaşanması doğaldır. Nişanlılıkta tartışmaların sıklığı, niteliği ve yoğunluğu kimi zaman ileriye yönelik ipuçları verebilir. İleride çıkabilecek bazı sorunların işaretçileri olabilir. Bunlar dikkatle değerlendirilmelidir.<br />Nişanlılık döneminde aşırı kıskançlık, tartışmalara neden olan önemli bir konudur.<br />Nişanlılık dönemi kimi zaman nişanlıların aileleri arasında da bazı anlaşmazlıkların yaşandığı bir dönemdir. Sorunlar çoğu zaman tarafların birbirlerini yeterince tanımamaları, olayları farklı algılamaları ve yorumlamaları sonucu ortaya çıkar. Böyle durumlarda aileler için çocuklarının mutluluğu önemli olmalı, sorunlar sabır, iyi niyet ve hoşgörü ile çözümlenerek uzlaşma sağlanmalıdır.<br />Nişanlanma evlenme vaadiyle olur ancak her zaman evlilikle sonuçlanmayabilir. Nişanlılık döneminin amacı başarısız evliliği önlemek olduğuna göre gerektiğinde nişanın bozulması da doğal karşılanmalıdır.<br />Bazı çevrelerde çok önemli nedenler olmadıkça nişanın bozulması pek hoş karşılanmaz. Bilinmelidir ki hatalı bir evlilik kararının nişanlılık döneminde farkedilmiş olması, mutsuz bir evlilikten ve evlenip boşanmaktan çok daha akıllıcadır.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-706731030556403525?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-11663682585472813492008-06-15T04:10:00.001+03:002008-06-15T04:16:32.090+03:00Babalar GünüBugün babanızın babalar gününü kutlamayı unutmayın. Yüzünüzden gülücükler, aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın. :p<br />Anne-baba, çocukları arasındaki çatışmaları doğal karşılamalı, nedenlerini anlamalı, olabildiğince karışmamalıdır.<br />Anne-babalar çocuklarına önemli ve farklı birer birey olarak davranmalı, farklılıkların bizlere kattığı zenginlikler çocuklara anlatılmalı, herkesin ihtiyaçlarının çeşitliliği ve farklı bireyler olmanın güzelliği anlatılmalıdır.<br />Kardeşlerin birbirleriyle uyumlu oynadıkları veya paylaştıkları ortamlarda, anne-baba çocuklarının arkadaşlıklarından ne kadar memnun olduklarını mutlaka belli etmelidirler.<br />Kardeşler arasında bir problem varsa kesinlikle hemen çözmeye kalkışılmamalıdır. Yardımcı olarak çözüm bulma konusundaki yetenekleri onaylanmalıdır.<br />Anne-baba çatışmalarının olduğu ailelerde, anne-babadan biri, bir çocuğa yakınlık göstermemelidir.<br />Anne-baba, çocuklarını birbirleriyle kıyaslamamalıdır.<br />Sorumluluklar ve ayrıcalıklar çocukların bilişsel ve toplumsal düzeyine uygun dağıtılmalıdır.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-1166368258547281349?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-84751930045837232862008-06-15T02:00:00.001+03:002008-06-15T02:00:30.933+03:00SEYAHATİN TARİHİ GELİŞİM SÜRECİYolculuk diye iç geçirir Avusturyalı yazar Moritz Hartmann 1851 tarihli Güney Fransa gezisi günlüğünde, herhalde insanın en güzel ve en masum tutkularından birisidir. Buharlı gemilerin boğuk sireni, lokomotiflerin tiz düdüğü, havaalanlarındaki son çağrı - bu sesler kime, dünyanın uzak köşelerini, yabancı diyarları, farklı insanları, macera ve yaşantıları çağrıştırmaz ki? Bütün bunlar, anıları canlandırır, tatil hasretini depreştirir, umut dolu beklentilere girilir; in-sanlığın en eski düşlerinden birisi gerçekleşir.<br />Bütün dünya seyahat ediyor. Her zaman, her yerde yolculuğa çıkılıyor. Bir zamanlar eşsiz ve önemli bir olay olan seyahat, bugün artık bir alışkanlığa dönüştü, hayatın bir parçası haline geldi. İnsanlar yalnızca gezmek için seyahat etmiyor, yola çıkmak için çeşitli neden ve amaçları da var artık; her mevsim yollardalar. İş seyahatleri, aile ziyaretleri, kültür ve spor, dinlenme ve tatil amaçlı seyahatler, inceleme gezileri....Türlü türlü neden çeşit çeşit amaç. İlk seyahat olgusu ne zaman başlamıştır. Eğer seyahati amacı ne olursa olsun yer değiştirme eylemi olarak algılarsak daha tekerlek bile icat olmadan insanlar çeşitli nedenlerle ama en başta mevsim değişikliklerinden korunmak için yer değiştirmişlerdir. Mevsimler değiştiğinde ve hayvanlar göç ettiklerinde, insanlar da yaşamlarını sürdürebilmek için seyahat ettiler. Bu ilk yolcular yayan olarak seyahat ettikleri için oldukça küçük coğrafi alanlarda hareket ediyorlardı. Seyahat, bölgesel bir deneyim olarak kalmış olabilir ama insanlar yapıları gereği meraklıdırlar. Bu ilk seyyahların yaradılışlarında var olan macera ve merak duygularını tatmin etmek amacıyla bilinmeyene bir göz atmak için dağlara tırmandıklarını, ırmakları geçtiklerini<br />hayal etmek zor değildir. Onların her yeni keşiflerinde ne kadar heyecanlandıklarını, mutlu olduklarını tahmin edebiliriz.<br />İnsanlar her zaman seyahat etmişlerdir. Yiyecek kaynakları ile birlikle, avlanabilmek için göç etmişlerdir. Eski uygarlıklar için seyahat, özellikle savaş için gerekli olduğunda keyifli bir iş değildi. Eski çağlarda seyahat, ilkel, güç, usandırıcı ve genellikle riskli bir işti. Zaten seyahat anlamına gelen travel kelimesi Latince travail kökünden türemiştir ve çalışmak, zorlukları aşmak demektir.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-8475193004583723286?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-31588919344018171422008-06-14T23:54:00.010+03:002008-06-15T00:00:53.274+03:00Optik nedir?<img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer" src="http://img97.imageshack.us/img97/1350/kmz6.jpg" alt="optik" border="0" /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />Fizik biliminin ışık bölümüne optik denir.. :P<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-3158891934401817142?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-8175462991933729502008-06-14T23:53:00.001+03:002008-06-14T23:53:42.314+03:00Mantık nedir?"Mantık" sözcüğü Arapça "nutk'tan gelir. "Nutk" (nutuk) konuşmak, söylemek demektir ve eski Yunancada hem konuşma (söz) anlamına, hem akıl anlamına gelen logo$\jr\ karşılığıdır. Buna göre mantık, konuşma, düşünme bilgisi, doğru düşünme sanatı, doğru düşünme kurallarının bilgisi diye tanımlanagelmiştir.<br />Burada "düşünme" hangi anlamda kullanılmaktadır? Mantık her türlü düşünmeyle mi ilgilidir? Örneğin "sevgiliyi düşünme'nin mantıkla alıp vereceği var mıdır? Günlük yaşamda, sürekli sevgilisini düşündüğü için. derslerinde ya da işinde başarısız olan kişilere mantıklı olmasını. mantıklı düşünmesini öğütlediğimiz olur. Burada "mantık" günlük anlamda kullanılmakta. "mantıklı düşünmek" ile "aklını başına toplamak" kastedilmektedir. "Sevgilim şu anda ne yapıyor acaba?" diye düşündüğümüzde, bu düşünme bizim burada konu edindiğimiz düşünme türüne girmez. Ama "Sevgilim beni neden aramıyor?" diye düşünüp bu soruyu yanıtlamaya çalıştığımızda, buradaki düşünme açıklamaya çalışma, açıklama arama anlamındadır. Mantığı ilgilendiren de, "düşünme" sözcüğünün akıl yürütme anlamına geldiği bu bağlamıdır.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-817546299193372950?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-73357032614820516422008-06-14T23:04:00.001+03:002008-06-14T23:06:54.176+03:00Felsefe Soruları (TEST-ÇOKTAN SEÇMELİ)<span style="font-weight: bold;">1. Bilgi felsefesinde nesneyi öznenin bilincinin bir etkinliğinin ürünü olarak gören görüşlere ne ad verilir?</span><br />A) Gerçekçi<br />B) Maddeci<br />C) İdealist<br />D) Yararcı<br />E) Nesnelci<br /><span style="font-weight: bold;">2. Descartes'ın kuşkuculuğu ile Gorgias'ın kuşkuculuğu arasında ne fark vardır?</span><br />A) İkisi de hiçbir şeyin bilinemeyeceğini göstermeyi amaçlar.<br />B) Descartes yalnız duyularımızın güvenilir bilgi verdiğini ileri sürerken, Gorgias yalnız aklın doğru bilgi verdiğini söyler.<br />C) Descartes bildiğimiz her şeyi akıl yoluyla bildiğimizi ilen sürerken. Gorgias duyularımıza da güvenebileceğimizi söyler.<br />D) Gorgias'ınki kayıtsız şartsız bir kuşkuculuk, Descartes'ınki ise bilginin olanağını göstermeye çalışan yöntemli bir kuşkuculuktur.<br />E) İkisi de duyu bilgisinin a priori öğeleri olduğunu göstermeye çalışır.<br /><span style="font-weight: bold;">3. İnsan aklının doğuştan bir tabuta rasa olduğunu söyleyen filozof aşağıdakilerden hangisidir?</span><br />A) Descartes<br />B) Locke<br />C) Hume<br />D) Kant<br /><span style="font-weight: bold;">4. Kant'ın "Her türlü bilgi deneyle başlar, ama deneyden çıkmaz" sözü ne anlama gelir?</span><br />A) Bilginin kaynağı deneydir.<br />B) Bilginin kaynağı deney ve sezgidir.<br />C) Bilginin kaynağı hem deney hem akıldır.<br />D) Bilginin kaynağı akıldır.<br />E) Bilginin kaynağı akıl ve sezgidir.<br /><span style="font-weight: bold;">5. Locke'un açtığı yoldan giderek nedensellik ilkesini eleştiren filozof aşağıdaki lerden hangisidir?</span><br />A) Hume<br />B) Berkeley<br />C) Kant<br />D) Descartes<br />E) Aristoteles<br />E) Protagoras<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-7335703261482051642?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-5138488036705667036.post-58305819955961191452008-06-14T22:43:00.001+03:002008-06-14T22:43:26.663+03:00Bilginin OlanağıEskiçağda, Yunan filozofu Gorgias. üç sav ileri sürmüştür: İlki, "hiçbir şey yoktur"; ikincisi, "bir şey olsaydı bile biz onu bilemezdik"; üçüncüsü, "bir şey olsaydı ve bilinebilseydi, biz onu başkasına aktaramazdık". Gorgıas'ın bu savlarından oluşan görüşe, felsefe tarihinde "kuşkuculuk" adı verilir. Buradaki kuşku, bilginin olanağı karşısında duyulan kuşkudur ve bilmeyi hemen hemen olanaksız sayar. Bu tutumun temelinde, duyulara dayalı bilginin yanıltıcılığı bu-lunmaktadır. Eskiçağın en ünlü sofistlerinden biri olan Protagoras da "İnsan her şeyin ölçüsüdür; varolanların varolmasının ve varolmayanların varolmamasının ölçüsü" derken bu kuşkuyu dite getirmeye çalışıyor, bilginin göreli olduğunu ileri sürüyordu. Yine bir kuşkucu olan Pyrron ise "bilginin bize mutluluğu sağlayamayacağını, çünkü birbirinin karşıtı olan iki savın aynı kesinlikle doğrulanabileceğini. bundan ötürü yapılacak en iyi şeyin her şeyden kuşku duymak ve yargıdan kaçınmak {epokhe) olduğunu" söylüyordu.<br />Ama "her şeyden kuşku duymak gerekir" önermesinin kendisinden de kuşku duyulabilir ve kuşkucuların yukarıdaki savlarıyla tutarlı kalınacaksa, bu önermeyi nasıl bildiğimiz de sorulabilir. O zaman kuşkucu "her şeyden kuşku duymak gerekir" önermesinin, doğruluğundan kuşku duyulmayacak tek önerme olduğunu söylemek zorundadır. Bu da Gorgias'ın "Bir şey olsaydı bile biz onu bilemezdik" biçimindeki ikinci savını çürütür. Demek ki bilginin olanaklılığın-<br />dan kuşku duymak çıkmaza götürmektedir. Kuşkuculuğa karşı çıkanlar onu böyle eleştirmişlerdir.<br />Kuşkuculuğa karşı bilginin olanağını ortaya koyan bir görüş, 17. yüzyılda yaşamış Fransız filozofu Rene Descartes'ın görüşüdür. Descartes da duyularımızın yanıltıcılığından yola çıkar. Duyularımız bizi sık sık yanıltır. Örneğin su içerisindeki kaşık kırık görünür, dörtgen bir kule uzaktan bize yuvarlak gelir. Üstelik uyurken düş görürüz ve düşümüzde birtakım işler yaparız; hatta düş sırasında düşümüzü gerçek sanırız.<br />I<br />Ama Descartes'a göre yanılmanın sorumlusu yalnızca duyular değildir. Anlık, anlama yetisi ı de yanıltır bizi. Örneğin matematikte de hata yaparız, en büyük matematikçilerin yapıtlarında bile hata bulunur. O zaman kuşkulu olmayan, kesin, sarsılmaz hiçbir bilgimiz olmadığını mı kabul edeceğiz?<br />!<br />ı Descartes'a göre yanılmanın olması, yanılan bir "ben"in varlığına işaret eder. "Yanılıyorum.<br />, demek ki varım". Kuşku duya duya. kuşku duyamayacağım bir yere gelirim. Kuşkulanmakta olduğumdan kuşku duyamam. Kuşku duymak düşünmektir. Böylece Descartes. ünlü Cogıto ergo sum önermesine; bütün öteki hakikatleri, Tanrının varlığına ilişkin önerme ile dış dünyanın gerçekliğine ilişkin önermeyi kendisinden türetebileceği ilk. yalın, açık ve seçik hakikate. "Düşünüyorum, demek ki varım" önermesine ulaşır. Düşünüyor olmam varolduğumdan, düşünen bir "ben"in olduğundan emin olmamı sağlamaktadır. Çünkü varolmasaydım düşüne-<br />! mezdim.<br />1 Böylece Descartes, doğrudan doğruya ulaştığı, doğruluğundan apaçık bir biçimde emin olduğu en azından bir önerme bulunduğunu göstererek, kuşkuculuğun hiçbir şey bilinemez yollu temel kanısını çürütmüş olur. Bilmek olanaklıdır. Eskiçağda önemli bir yeri olan kuşkuculuk öznenin kendi içine kapalı olduğunu, nesneyle ilişki kuramadığını, kursa bile bunu gösteremediğini, başkasına aktaramadığını, dolayısıyla, bilginin bir kuruntudan başka bir şey olmadığını ileri sürerek, bilginin, doğru bilginin, öznelerarası bilginin olanağını yadsıyordu. Bu görüşün karşısında idealizm, bilginin olanağını ortaya koyar, onun sorunlarını çözmeye girişir.<br />Descartes doğruluğundan kesinlikle emin olacağı ilk hakikate. "Düşünüyorum, demek ki varım" önermesine ulaşasıya. o zamana dek doğru diye bilinen her şeyden kuşku duyar. Ancak Descartes'ın kuşkuculuğu Gorgias'ın kuşkuculuğundan çok farklıdır. Gorgıas'ın kuşkuculuğu bilmenin olanaksız olduğu sonucuna varırken, Descartes'ın kuşkuculuğu bilginin olanağını ortaya koymaya çalışan yöntemli bir kuşkuculuktur. Kuşkuculuk, Descartes'ın dile getirdiği dört yöntem kuralından ilkidir ve dogmacılığa yöneltilmiştir.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5138488036705667036-5830581995596119145?l=hocacamide.blogspot.com'/></div>Goodnoreply@blogger.com0