tag:blogger.com,1999:blog-350181202007-04-07T01:36:08.931-07:00BASINDA YARGI HABERLERI 25.09.2006 [METİN ÖZDERİNMetin OZDERINhttp://www.blogger.com/profile/10121960027332376506noreply@blogger.comBlogger1125tag:blogger.com,1999:blog-35018120.post-1159226033052232412006-09-25T16:06:00.000-07:002006-09-25T16:13:53.256-07:0025 EYLUL 2006 PAZARTESI GUNLU GAZETELERDEN BASINDA YARGI HABERLERI<div> </div> <div class="Section1"> <table style="border: medium none ; background: black none repeat scroll 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; margin-left: 3.15pt; width: 99.46%; border-collapse: collapse;" align="left" bgcolor="black" border="1" cellpadding="0" cellspacing="0" width="99%"> <tbody> <tr style="height: 24.1pt;"> <td style="border-style: solid solid solid none; border-color: silver silver silver -moz-use-text-color; border-width: 3pt 3pt 3pt medium; padding: 0cm 3.5pt; width: 138.9pt; height: 24.1pt;" valign="top" width="185"> <p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"><b><u><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;">O</span></u></b><b><u><span style="font-size: 10pt; color: rgb(255, 153, 0); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;">Z</span></u></b><b><u><span style="font-size: 10pt; color: rgb(153, 204, 0); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;">D</span></u></b><b><u><span style="font-size: 10pt; color: yellow; font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;">E</span></u></b><b><u><span style="font-size: 10pt; color: rgb(255, 204, 0); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;">R</span></u></b><b><u><span style="font-size: 10pt; color: aqua; font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;">I</span></u></b><b><u><span style="font-size: 10pt; color: rgb(255, 102, 0); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;">N</span></u></b><b><u><span style="font-size: 10pt; color: rgb(204, 255, 255); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;">,</span></u></b><b><u><span style="font-size: 10pt; color: rgb(0, 204, 255); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;">M</span></u></b><b><span style="font-size: 10pt; color: blue; font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;">.</span></b><b><span style="font-size: 10pt; color: silver; font-family: 'Copperplate Gothic Bold';"><o:p></o:p></span></b></p> <p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; color: silver; font-family: Batang;">msn : ozderin@hotmail.com<o:p></o:p></span></p></td></tr></tbody></table></div> <p class="MsoNormal"> <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="justify"> <span style="font-family:Arial;font-size:78%;color:#0000ff;">25 Eylül 2006 Tarihli ve 26300 Sayılı Resmî Gazete </span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;font-size:78%;color:#0000ff;"> MEVZUAT</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;font-size:78%;color:#0000ff;">YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;font-size:78%;color:#0000ff;"> </span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;font-size:78%;color:#0000ff;">BAKANLIĞA VEKÂLET ETME İŞLEMİ</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;font-size:78%;color:#0000ff;">— Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN’e, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN’un Vekâlet Etmesine Dair Tezkere</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;font-size:78%;color:#0000ff;"> </span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;font-size:78%;color:#0000ff;">YÖNETMELİKLER</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;font-size:78%;color:#0000ff;">— Akdeniz Üniversitesi Kültür-Sanat Araştırma ve Uygulama Merkezi Yönetmeliği</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;font-size:78%;color:#0000ff;">— Mersin Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik</span></p><span style="font-family:Arial;"> </span><p class="MsoNormal" align="justify"> </p><hr /> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Yargıtay, asılsız şikâyete tazminat cezası verdi</u></strong></span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"> </p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Yargıtay, asılsız şikayetler konusunda emsal teşkil edecek önemli bir karara imza attı.</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Hatay'da bir doktoru ‘menfaat karşılığı ilaç yazıyor' diye Sağlık Bakanlığı'na şikayet eden eczacı odası başkanı, tazminat ödemeye mahkum oldu. Tazminat miktarına yerel mahkeme karar verecek. Dava konusu olay, 2001 yılında Bülent Artun'un, Hatay Eczacı Odası Başkanlığı'na seçilmesinden sonra başladı. Dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş'a bir şikayet mektubu gönderen Artun, Doktor Sıtkı Sönmez'in reçetelere yazdığı her kutu ‘Ducaid' tablet karşılığında ilaç firmasından maddî çıkar sağladığını öne sürdü. Bunun üzerine Doktor Sönmez, kendisi hakkında asılsız suçlama yapıldığı ve kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Artun'a karşı manevî tazminat davası açtı.</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Davaya bakan Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, Artun’un şikayet hakkını kullandığına işaret ederek tazminat talebini reddetti. Dava daha sonra Yargıtay’a gitti. Davacı doktorun yaptığı temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yerel mahkemeye katılmadı. İddiaların davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını vurgulayan 4. Daire, yerel mahkemenin kararını bozdu. Kararda, şikayet konusu iddialarla ilgili Hatay Valiliği tarafından yapılan ön incelemede yazılan reçetelerin usul ve fenne uygun olduğu sonucuna varıldığı aktarıldı. Dosyadaki bilgilere ve tanık anlatımlarına göre de iddiaların doğrulanmadığı belirtilerek asılsız şikayette bulunan Artun’un tazminat ödemesine karar verilmesi istendi. Ancak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin tazminat talebinin reddine ilişkin önceki kararında direnmesi üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun gündemine geldi. Genel Kurul, 4. Hukuk Dairesi’yle aynı yönde karar vererek yerel mahkeme kararını bozdu. Kurul gerekçeli kararında şu açıklamaya yer verildi: “Davalının başında olduğu oda yönetiminin, iddia olunan olaylar zincirini değerlendirerek, gerçek bilgiye ulaşılmasına olanak sağlayacak nitelikte bulunmasına karşın, şikayet hakkının meşruluk çerçevesi aşılarak kullanılması sonucu davacının kişilik değerlerinin zarar gördüğü belirgindir.”</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">25.09.2006<br />Murat Aydın<br />Ankara </span></p><span style="font-family:Arial;"> </span><p class="MsoNormal" align="justify"> </p><hr /> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>HSYK asıl üyeliği için seçim yapıldı/ 3 isim belirlendi<br /></u></strong></span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"> </p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">ANKARA - Yargıtayda, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) asıl üyeliği için seçim yapıldı.</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">HSYK'nın Yargıtay kontenjanından üyesi ve Başkanvekilliği görevini yürüten Celal Altunkaynak'ın görev süresinin dolması nedeniyle boşalan üyelik için yapılan seçimde 3 isim belirlendi.</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Buna göre, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Üyesi Kadir Özbek, 1. Ceza Dairesi Üyesi Salih Zeki İskender, 19. Hukuk Dairesi Üyesi Recep Kömürcü aday olarak çıktı.</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 3 adaydan birini HSYK asıl üyesi olarak atayacak.</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">HSYK'nın asıl ve yedek üyelerinin katılımıyla yapılacak seçimde yeni Başkanvekili belirlenecek.</span></p><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Cumhuriyet yöneticilerine suç duyurusu<br /></u></strong></span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Cumhuriyet Gazetesi yöneticileri hakkında, ''yargı ve yargı görevini yapanı etkileme'' ve ''gizliliğin ihlali'' suçlarını işledikleri iddiasıyla, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu.<br /></span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Koza Altın A.Ş. ve şirketin sahibi Hamdi Akın İpek'in avukatı Bahadır Öztürk tarafından verilen suç duyurusu dilekçesinde, gazetenin, 13 Eylül 2006 tarihli sayısında yer alan ''Koza'nın Hukuk Oyunu'' başlıklı haberde, suç unsurlarının bulunduğu öne sürüldü.</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Dilekçede, Cumhuriyet Gazetesi'nin, müvekkili ve şirketi hakkında, sistematik bir yıpratma politikası yürüttüğünü ileri süren Öztürk, gazetenin basın özgürlüğü sınırlarını aşarak, müvekkiline ve şirketine karşı ağır saldırıda bulunduğunu iddia etti.</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Öztürk, gazete aleyhinde, daha önce manevi tazminat davası açıldığını hatırlatarak, gazetenin bu davayı, ''zorbalığı maskelemek'' olarak nitelendirdiğini ve ''Koza'nın Hukuk Oyunu'' başlığıyla kamuoyuna duyurduğunu belirtti.</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Devam eden bir davayı bu şekilde nitelendirmenin, ''yargı ve yargı görevini yapanı etkilemek'' suçunu oluşturduğu iddia edilen dilekçede, gazetenin, dava konusu haberlerde, daha önce meydana gelen bir olaya ilişkin soruşturma belgelerini açıkladığı ifade edildi.</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Dilekçede, gazetenin, açıkladığı belgelerle de ''soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği'' ileri sürülerek, gazete yetkililerinin, ''gizliliği ihlal'' suçunu işledikleri savunuldu.</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Avukat Öztürk, bu nedenlerle, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız ve Sorumlu Müdürü Güray Öz'ün, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 277. maddesindeki ''yargı görevini yapanı etkileme'', 285. maddesindeki ''gizliliğin ihlali'' ve 288. maddesindeki ''adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs'' suçlarından cezalandırılmalarını talep etti. [16:38:00]<br /></span></p><o:p><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> </o:p><p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u> 'Zorunlu Din dersi' uygulaması 3 Ekim'de AİHM'de...<br /></u></strong></span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Türkiye’deki zorunlu din dersi uygulamasına ilişkin şikayet üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) açılan davanın duruşması 3 Ekim’de Strasburg’da yapılacak.<br />(ANKA)-Türkiye’deki zorunlu din dersi uygulamasına ilişkin bir Alevi vatandaşın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) yaptığı şikayet üzerine açılan davanın duruşması 3 Ekim’de Strasburg’da yapılacak.<br />2001 yılında 7. sınıfa giden kızı E.Z.’nin “Alevi bilgilerin yer almadığı ve tamamen Sünni öğretime dayalı” Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine girme zorunluluğu kaldırılması amacıyla sırasıyla İstanbul Valiliği’ne, İstanbul İdare Mahkemesi ve Danıştay’a başvuran ancak sonuç alamayan Hasan Zengin, iç hukuk yollarının tükenmesi üzerine AİHM’e yaptığı başvurdu.<br />Başvurusunda zorunlu din derslerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin aykırı olduğunu belirten Hasan Zengin’in şikayetini kabul edilebilir bulan Mahkeme, tarafları dinlemek üzere 3 Ekim 2006 tarihine duruşma günü verdi.<br />Hasan Zengin’e bu yöndeki çabalarında Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu gibi çeşitli Alevi örgüt ve kuruluşlardan destek aldı.<br />Türkiye ABF Genel Başkanı Doç. Dr. Atilla Erden, ANKA’ya yaptığı açıklamada, “Devletin dini ve inancı olmaz. Çağdaş, bilimsel, demokratik ve laik bir eğitim için Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi kaldırılmalı. Devlet din eğitim ve öğretimi yapmamalı” dedi. Erden şöyle devam etti:<br />“Avrupa Birliğine girme konusunda istekli görünen siyasi iktidarın bu çelişkiyi öncelik ve ivedilikle ortadan kaldırması, başta Alevi’ler olmak üzere laiklikten yana tüm yurttaşlarımızı Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi cenderesinden kurtaracağına inanıyoruz.”<br /></span></p><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Meclis’te ’uyum’ mesaisi sürüyor</u></strong></span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"> </p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Meclis, 9. Avrupa Birliği uyum paketinde yer alan yasaları görüşmeye bu hafta da devam edecek<br />25.09.2006</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Hükümetin azınlık okullarına yönelik verdiği önerge nedeniyle yarım kalan özel öğretim kurumları yasa tasarısı, Salı günü yeniden görüşülecek. Çarşamba günü ise Cumhurbaşkanı’nın veto ettiği, komisyondan ise aynen geçen Ombudsmanlık Yasası görüşülecek. Perşembe günü de Tohumculuk Yasa Tasarısı Genel Kurul’un gündeminde olacak.</span></p><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Kabarık suç dosyalı azmettirici</u></strong></span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"> </p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Adana-Karataş Belediye Başkanı avukat Yusuf Erenkara (35) ile kardeşi Çınar Erenkara'yı (30) evlerinde silahla öldürttüğü iddiasıyla gözaltına alınan dönerci Mehmet Kumlu'nun (40) çok sayıda sabıkası olduğu ortaya çıktı. Kendisine ihale vermediği gerekçesiyle başkan ve kardeşini öldürttüğü öne sürülen ve geçmişte işlediği suçlardan dolayı birkaç kez cezaevine girip çıkan Mehmet Kumlu'nun 'sol bir örgüt üyesi olmak, adam yaralamak, akaryakıt kaçakçılığı, 6136 yasaya muhalefet etmek' suçlarından sabıkası olduğu anlaşıldı.</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Erol ŞENNUR </span></p><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Türk polisi ABD'ye terör brifingi verdi</u></strong></span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"> </p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Terörle Mücadele Yasası'nı değiştirmeye hazırlanan ABD senatosu'nun konuyla ilgili kurduğu İç Güvenlik Komisyonu, Türk, İngiliz ve ABD'li terörle mücadele uzmanlarından brifing aldı. Emniyet amirleri Ahmet Sait Yayla ile Mustafa Özgüler, komisyona "Yerel ve Bölgesel Terör Tehditleri ve Stratejileri" konusunda bilgi verdi. Bu konuda daha önce ABD'de doktora yapan Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde görevli Emniyet Amiri Ahmet Sait Yayla, senatörlere 11 sayfalık rapor sundu. Emniyet Amiri Mustafa Özgüler de ABD'li senatörlere, Türkiye'nin terörle mücadele tecrübelerini ve yasaları anlattı.</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Kadir ERCAN / ANKARA</span></p><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Laikliği en sert biçimde uygulayan Tunus, 'türbanlı bebekleri' de YASAKLADI</u></strong></span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"> </p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Amerika�dan çıkıp dünyayı saran Barbie bebeklerin �Müslüman rakibi� olan tesettürlü Fulya bebeklere, laiklikten taviz vermeyen Tunus�ta büyük darbe indi<br />(25 Eylül 2006 Pazartesi)</span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">60 yaşın altındaki kadınların sokakta başörtüyle dolaşmasının ve kız öğrencilerin türbanla okula girmesinin yasak olduğu bu Kuzey Afrika ülkesinde güvenlik güçleri Fulya bebeklerin satıldığı yerlere baskınlar düzenledi. Binlerce tesettürlü bebek, �laik Tunus toplumuna kötü örnek oluyor� diye toplatıldı; bu bebekleri satan esnaf sorgulandı. Tunus yönetimi, üzerinde Fulya bebek resmi bulunan okul çantası ve defter gibi ürünlerin satışını bile yasakladı. 2003 yılında piyasaya sürülen ve İslam dünyasında satış rekorları kıran Fulya bebekler Tunuslu çocuklar arasında da bir hayli popülerdi.<br /></span></p><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>52 bıçak darbesine tahliye<br /></u></strong></span></p> <p class="MsoNormal" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Adana’da sokak ortasında ve polislerin gözü önünde eşini 52 yerinden bıçaklayarak yaralayan Aydın Kara tahliye edildi.<br />NTV - Dumlupınar Mahallesi’nde 4 yıl önce eşi Ayşegül Porsuk’u, kendisini başka erkeklerle aldattığı iddiasıyla sokak ortasında bıçaklayan Aydın Kara tahliye edildi.<br />2004 yılında 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasına mahkum edilen Kara, 1 Haziran’da yürürlüğe giren yeni ceza yasasından faydalanmak için mahkemeye başvurdu.<br />Yeniden yargılanan Kara, duruşmada eşini kendisini aldattığı için yaraladığını, amacının öldürmek olmadığını söyledi. Pişman olduğunu ve yeni yasanın indiriminden yararlanmak istediğini belirten Aydın Kara, eşiyle barıştığını da ifade etti.<br />Mahkeme, Kara’nın cezasını yeni ceza yasasına göre 11 yıl 3 aya indirdi. Kara’nın, tutuklu bulunduğu süre ve dosyanın Yargıtay’dan geç döneceği dikkate alınarak tahliyesine karar verildi. Ceza, Yargıtay tarafından onanırsa kara yaklaşık 5 ay daha hapis yatacak.</span></p><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Özel okullar Meclisin gündeminde</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">TBMM Genel Kurulunda, yarın kamuoyunda çeşitli tartışmalara yol açan Özel Öğretim Kurumları Yasa Tasarısı görüşülecek.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Genel Kurulda, yarın Ortaöğretim Kurumları Yasa Tasarısı�nın müzakereleri sırasında Hükümetin azınlık okulları ile ilgili bir önergesinin kabul edilmesinden sonra çıkan tartışmalardan sonra görüşmelere ara verilmişti. Tasarıya eklenen önergeyle azınlık okullarına, gayrimüslim azınlığa mensup Türkiye Cumhuriyeti uyruklu öğrencilerin yanı sıra, bu azınlığa mensup yabancı uyruklu çocukların da girmesine imkan tanınıyor. Genel Kurulda 27 Eylül Çarşamba günü, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer�in bir kez daha görüşülmek üzere 12 maddesini TBMM�ye iade ettiği Kamu Denetçiliği Kurumu Yasası ele alınacak. Meclis, 28 Eylül Perşembe günü ise Tohumculuk Yasa Tasarısını görüşecek. Tasarı, bitkisel üretimde verim ve kalite yükseltmeyi tohumlara kalite güvencesi getirmeyi amaçlıyor. Bu arada 26 Eylül Salı günü TBMM Adalet Komisyonu Vakıflar Yasa Tasarısının, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu da Sayıştay Yasa Teklifinin görüşmelerine devam edecek. </span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Azınlık okulları ile vakıflar tartışması bu hafta da sürecek</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Geçen hafta olağanüstü toplanan TBMM, 4 günlük çalışma süresinde sadece İskân Kanunu ve Mesleki Yeterlilik Kanunu’nu çıkarabildi. Özel Öğretim Kurumları ve Tohumculuk tasarıları ise iktidar ve muhalefet arasındaki tartışmalar sebebiyle yasalaşamadı.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Tartışmalı konular bu haftaya kalırken, muhalefetin sert tepkilerine yol açan Vakıflar Tasarısı’nın komisyon görüşmeleri yarından itibaren devam edecek.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">AB 9. Uyum Paketi’nde bulunan tasarıların hızla kanunlaşması için Meclis’i olağanüstü toplayan hükümet, bu amacına ulaşamadı. Paketin en önemli tasarıları olan vakıflar, özel öğretim kurumları ve tohumculuk konusunda iktidar ve muhalefet arasında büyük düşünce ayrılıkları var. Adalet Komisyonu’nda görüşmeleri devam edecek olan Vakıflar Kanunu Tasarısı’nda azınlıklara tanınan haklar CHP tarafından ‘Lozan Antlaşması’nın delinip Sevr’e dönülmesi’ olarak yorumlanıyor. Muhalefet, en çok Lozan’daki ‘mütekabiliyet’ şartının tasarıda olmamasını eleştiriyor. Ancak Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile mütekabiliyet şartının önerge olarak tasarıya ekleneceği belirtiliyor. Bu hafta, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda da Sayıştay Kanunu tartışılmaya devam edecek. Tasarı, askerî harcamaların şeffaflaşmasını öngörüyor.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Geçen hafta görüşülmeye başlanan; ancak AK Parti’deki kafa karışıklığı nedeniyle kanunlaşmayan Özel Öğretim Kurumları Tasarısı, yarın yeniden Genel Kurul’da görüşülecek. Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun’un azınlık okullarında Türk vatandaşı olmayan öğrencilerin de okuyabilmesini ve ‘Rum, Ermeni, Musevi azınlıklar’ tanımının ‘gayrimüslim azınlıklar’ olmasını öngören önergesi, muhalefet partilerinin yanı sıra AK Parti sıralarında da tepkilere neden olmuştu. Bunun üzerine AK Parti grubu, önergeyle ilgili tekriri müzakere (tekrar görüşme) kararı almış, konuyla ilgili olan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in Ankara dışında olması nedeniyle görüşme bu haftaya ertelenmişti.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Genel Kurul’un çarşamba gündeminde Köşk’ten veto yiyen Ombudsmanlık Yasası var. Perşembe günü ise geçen hafta görüşülemeyen Tohumculuk Tasarısı gündeme gelecek. Tohumculuk Tasarısı’ndaki 40 madde için 2’şer önerge hazırlayan CHP, 80 milletvekili aracılığıyla 5’er dakika konuşarak hükümetin tarım politikalarına yüklenmeyi hedefliyor.<br /></span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Tohum kanun tasarısına akademik tepki</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">TBMM'de görüşülecek olan Tohum Kanunu tasarısı ile ilgili olarak görüşlerini açıklayan Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semih Erkan, çıkarılmak istenen yasanın, hazırlanma aşamasında belirttikleri görüşler doğrultusunda olmadığını söyledi<br />25.09.2006</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Yasa taslağının fakültelerinin Bahçe Bitkileri Bölümü ile Tarla Bitkileri Bölümü başkanlıklarına gönderildiğini, görüş istendiğini anlatan Prof. Dr. Semih Erkan, "Bu konudaki görüş ve öneriler ilgili makama sunulmuştur. Yapılan incelemelerde, tarafımıza gönderilen ile AB uyum paketi içinde görüşmeye açılan kanun tasarıları arasında önemli derecede değişimler ve ayrıcalıklar olduğu gözlenmektedir. Yeni tasarıda, kamu kurumlarını, üreticileri, biyolojik çeşitliliği, özel sektörü, bazı şirketleri ya da şahısları kayırabilen nitelikte konular da yer almaktadır" dedi.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Prof. Dr. Erkan, "Konuya yönelik endişelerimizi ve düşüncelerimizi meslektaşımız olan ve tarımı seven bazı milletvekillerine ilettik. Ancak, kaygımız zamanlama ve girişim açısından geç kalınmış olunması yönündedir" diye konuştu. Tohumun bitkisel üretimde en önemli bir girdi ve başlangıç materyali oluşunun, özellikle gelişmiş ülkeleri tohum ya da tohumluk üzerinde araştırma, geliştirme ve üretim faaliyetlerine yönelttiğini vurgulayan Prof. Dr. Erkan, şöyle devam etti:</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">"Bu çabalar sonucunda endüstrileşme aşamasını tamamlamış ülkeler tohum sanayilerini de geliştirerek, dünya tohum pazarında önemli bir konuma ulaşmışlardır. Bugün tüm bitki türlerini kapsayan bir ticarete neden olan tohumluğun dünya bazındaki parasal değeri 30 milyar dolardır. Diğer bir deyişle, tohum dünyası iştah kabartıcı bir görünüm sergilemektedir. Büyük bir tarımsal potansiyele sahip olan ülkemiz tohum/tohumluk üretimi için iklim, toprak, yöre gibi faktörlerin elverişliliğine rağmen, tohum ihracatımız, sürekli olarak ithalatın gerisinde kalmıştır. Ülkemizdeki tohumculuk pazarının parasal büyüklüğü ise 300 milyon dolar civarındadır."</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Genel olarak bakıldığında, ülke tohumculuğunun yasal alt yapı, organizasyon, destekleme, denetim ve zirai karantina ile ilgili sorunlar yaşadığını vurgulayan Prof. Dr. Erkan, "Bu sorunlara çözüm bulabilmek amacıyla, yürürlükte olan, 1963 yılında çıkarılmış '308 sayılı Tohumlukların Tescil, Kontrol ve Sertifikasyonu Hakkında Kanun'un günün ihtiyaçlarına ve gelişmelere cevap verememesinden hareketle yeni bir kanunun ele alınması ve devreye sokulması gündeme gelmiştir" dedi.</span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Ağar: Türklük, bir kanun maddesi ile korunacak kadar küçük bir kavram değildir<br /></u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">ANKARA - Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanı Mehmet Ağar, 301. madde ile ilgili bir soru üzerine, "Türklük, bir kanun maddesinin kanatları altında korunacak kadar küçük bir kavram değildir" dedi.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Ağar, DYP Genel Merkezi'nde Genç Yönetici ve İş Adamları Derneği Genel Pınar Eczacıbaşı ve yönetim kurulu üyeleri ile görüştü.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Görüşme sonrası yapılan basın toplantısında Ağar, tartışmalara neden olan 301. Madde ile ilgili soruları yanıtladı.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">AK Parti ve CHP yetkilileri arasında söz konusu madde ile ilgili karşılıklı açıklamaların 'her 2 taraf arasında konu üzerinde uzlaşı olmamasının itiraf ve ifadesi' olduğunu savunan Ağar, "Türkiye'de her mesele zıtlaşma ve kutuplaşma eksenine oturtulmak istenmekte. Bu konunun uzlaşma alanı, Türkiye'nin ihtiyaçları ile evrensel hukuku örtüştürecek orta bir yol bulunmasıdır'' dedi.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Fransa'nın uyguladığı sistemin iyi bir örnek olduğunu dile getiren Ağar, bu konularda dava açma yetkisinin Cumhurbaşkanı'nda olması teklifinde bulundu.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Ağar, "Türkiye, daha sivil ve demokratik bir ülke olacak. Kendi hassasiyetlerini de koruyacak. Bunun hukuki methodları var. Bunlar aşılacak şeyler. Ben bir sorun görmüyorum. Ayrıca, Türklük bir kanun maddesi kanatları altında korunacak küçüklükte bir kavram değildir'' dedi.</span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Gecekondulaşmaya karşı mücadele tek elden yürütülecek</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Gecekondu Kanunu'ndan kaynaklanan yetkileri, Toplu Konut İdaresi Başkanlığına (TOKİ) devretmeye hazırlanıyor.<br />(25 Eylül 2006 Pazartesi)</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Gecekondu Kanunu'nda değişiklik öngören taslağa göre, TOKİ, Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca başlatılmış veya planlanmış işleri yürütmeye, bu konuda yeni işler yapmaya, gerekli görülenleri belediyelere devretmeye veya tasfiye etmeye yetkili olacak.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Taslağın gerekçesine göre, dar gelirli ve konutsuz vatandaşların ucuz konut sahibi olmalarının sağlanması ve gecekondulaşma eğilimlerinin ortadan kaldırılması amacıyla 1966 tarihinde çıkarılan Gecekondu Kanunu kapsamındaki çalışmalar, halen Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca yürütülüyor. Çalışmalarda kullanılan ''gecekondu fonu'', 2000 yılında yasal düzenleme ile tasfiye edildi ve bütün varlıkları, TOKİ adına açılan ''gecekondu gelir hesabına'' devredildi. Bu durum, uygulamaları son derece zor ve sağlıksız duruma getirdi.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">''Gecekondu Kanunu uygulamalarının ve finansman kaynağının aynı kurumun idaresi altında olması, uygulamaların daha hızlı, etkin ve sağlıklı yürütülmesi bakımından gerekli görülmektedir'' denilen gerekçede, TOKİ'nin misyonu dikkate alındığında, Bakanlıkça yürütülen Gecekondu Kanunu kapsamındaki işlemlerin, TOKİ'ye devredilmesinde kamu yararı olduğu belirtildi.</span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Cumhurbaşkanı Sezer İskan Kanunu'nu onayladı<br /></u></strong></span></div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yurtdışından gelen göçmenlerin, yerleri kamulaştırılanların, göçebelerin ve milli güvenlik nedeniyle yerlerinin değiştirilmesine karar verilen köylülerin iskanına ilişkin esasları belirleyen 5543 sayılı "İskan Kanunu"nu onayladı.<br />AA- Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, kanun yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderildi.<br />Milli güvenlik nedeniyle iskan edilecek yerlerde yaşayan ailelerin iskanı, MGK'nın önerileri doğrultusunda, bakanlar kurulunca alınacak karar doğrultusunda yapılacak.<br />Kamulaştırma sonucu yerlerini terk etmek zorunda kalanlar, talep ettikleri takdirde bakanlıkça gösterilecek yerlerde iskan edilecek.<br /></span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Türkler'in davasına avukat torunu müdahil oldu.<br /></u></strong></span></div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">İstanbul - DİSK genel başkanlarından Kemal Türkler'i 26 yıl önce öldüren kişilerden biri olduğu öne sürülen Ünal Osmanağaoğlu'nun, Yargıtayın bozma kararından sonra yeniden yargılanmasına devam edildi.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Duruşmada, Türkler'in olay tarihinde 1 yaşında olan torunu Burç Akpınar, davaya müdahil avukat olarak katıldı.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya bu davanın tutuksuz, başka suçtan hükümlü sanığı Ünal Osmanağaoğlu katıldı.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Duruşmada, müdahiller Türkler'in eşi Hatice Sebahat Türkler ile kızları Nilgün Soydan ve Yasemin Akpınar da hazır bulundu. Duruşma, avukatların görevsizlik taleplerinin incelenmesi amacıyla ertelendi. </span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Türk Bay ve Bayan Smith!</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Uşak'ta şiddetli geçimsizlik yüzünden karşılıklı boşanma davası açan karı-koca avukatlık bürosunda tartıştı. Her ikisi de silahlı olarak avukatın yanına gelen çiftin kavgasında, koca yaralandı.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Alınan bilgiye göre, Serpil Güraslan (25) boşanma davası ile ilgili ayrıntıları konuşmak üzere avukatlık bürosuna gitti. Daha sonra avukatlık bürosuna kocası Hakan Güraslan (28) geldi. Çift tartışmaya başladı.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Adliye Sarayı karşısında bulunan Şeker İş Hanının üçüncü katında meydana gelen olayda, Hakan Güraslan'ın tartışma üzerine silahını çekerek eşi Serpil'i vurmak istediği, Serpil Güraslan'ın daha hızlı davranarak çantasındaki silahını çıkardığı ve eşine bir el ateş ettiği öne sürüldü.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Karnından yaralanan Hakan Güraslan, binayı terk etti. Hakan Güraslan, Adliye merdivenlerine kadar giderek burada ambulansın gelmesini bekledi. Hastaneye kaldırılan Hakan Güraslan'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Serpil Güraslan'ın gözaltına alındığı, soruşturmanın sürdürüldüğü bildirildi.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">(AA) </span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Roj TV davası bugün başlıyor</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">DTP'li 56 belediye başkanı Rasmussen'e Roj TV ile ilgili mektup göndermişti<br />Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'e gönderdikleri mektubun, 'terör örgütü PKK'nın görsel propaganda aracından mahrum kalmasını engellemeye yönelik olduğu' gerekçesiyle haklarında dava açılan DTP'li 56 belediye başkanının yargılanmasına bugün başlanacak.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">DTP'li 56 belediye başkanının Danimarka Başbakanı Rasmussen'e Roj TV ile ilgili mektup göndermesi üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 21 aralık 2005'te soruşturma başlatmıştı.<br /><br />Haklarında dava açılan DTP'li 56 belediye başkanı Diyarbakır 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün hakim karşısına çıkacak.<br /><br />İddianameden...<br /><br />İddianamede, Roj TV'nin, terör örgütü güdümünde faaliyet gösterdikleri gerekçesiyle İngiltere ve Fransa'da yayın lisansları iptal edilen Med TV ve Medya TV'nin devamı niteliğinde olduğu belirtiliyor.<br /><br />Belediye başkanlarının gönderdiği mektupla gerçekte, terör örgütü PKK'nın propaganda kanallarından birisinin yayınlarına devam etmesinin amaçlandığının belirtildiği iddianamede, ''bu husus, mektubun sonunda yer verilen 'bu sesin ortadan kaldırılması, demokrasi, insan hakları ve demokratik medeniyetin temel özgürlükleri için verilen mücadelede önemli bir mekanizmanın kaybedilmesi anlamına gelecektir' ibarelerinde dile getirilmiştir'' deniliyor.<br /><br />15 yıla kadar hapis cezası isteniyor<br /><br />İddianamede, Iğdır'ın Hoşhaber Beldesi Belediye Başkanı Nusret Aras ile Adıyaman'ın Yaylakonak Beldesi Belediye Başkanı Hasan Karakaya'nın ifadelerinde, mektubun içeriğine katılmadıklarını belirttikleri, mektubun kim tarafından hazırlandığını da bilmediklerini anlattıkları dile getirilmişti.<br /><br />Aralarında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Baydemir'in yanı sıra Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, Tunceli Belediye Başkanı Songül Erol Abdil, Şırnak Belediye Başkanı Ahmet Ertak ve Hakkari Belediye Başkanı Metin Tekçe'nin de bulunduğu toplam 56 DTP'li belediye başkanı hakkında, TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddesini içeren 'terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır' suçundan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor. </span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Hrant Dink'e 301'den yeni dava</u></strong></span></div> <div align="justify"><span style="font-family:Arial;"><br />Hrant Dink, gazetesinde Ermeni iddialarını 'soykırım' olarak niteledi<br />Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı gazeteci Hrant Dink hakkında ‘Türklüğü aşağılamak’ suçundan yeni bir dava daha açtı. Dink'in üç yıla kadar hapsi isteniyor.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Şişli Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Agos gazetesinin 21 temmuz tarihli nüshasında yer alan ‘301'e karşı 1 oy’ başlıklı haberde Hırant Dink'in daha önce Reuters'e verdiği demeçte kullandığı sözlerden alıntılar yapıldığı belirtildi.<br /><br />İddianamede, Dink'in "elbette bu bir soykırımdır diyorum çünkü sonuç kendisini zaten tanımlıyor ve adını koyuyor. 4 bin yıldır bu olanlarla halkın ortadan yok olduğu görüyoruz" sözlerine yer verildi.<br /><br />Bu sözlerle Türklüğün aşağılandığı ileri sürülen iddianamede, Dink ile birlikte Agos gazetesinin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Arat Dink ve Serkis Seropyan'ın TCK'nın 301’inci maddesi kapsamında üç yıla kadar hapsi istendi.<br /><br />Dink altı ay hapis cezası almıştı<br /><br />Dink hakkında daha önce de aynı sebepten soruşturma açılmıştı.<br /><br />Şişli 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi, Hrant Dink'i, Agos gazetesinde 2004 yılında yazdığı bir dizi yazıda 'Türklüğe hakaret' ettiği gerekçesiyle altı ay hapis cezasına çarptırmış, ancak Dink'in sabıkasız olması ve ileride bir daha suç işlemeyeceği konusunda oluşan kanaat nedeniyle bu cezayı ertelemişti.<br /><br />Yargıtay Dokuzuncu Ceza Dairesi, kararı, uygulama yönünden bozmuş, esasa yönelik temyiz istemlerini ise reddetmişti.<br /><br />Kararın esastan bozma isteminin reddine ilişkin gerekçesinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, tebliğnamesinde, 'Türklüğü tahkir ve tezyif' suçunun maddi ve manevi unsurunun oluşmadığının belirttiği anımsatılmıştı.</span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>DTP'li 56 belediye başkanı yarın yargı önünde</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">PKK'nın yayın organı Roj TV'nin kapatılmaması için Danimarka Başbakanı Rasmussen'e yazdıkları mektup nedeniyle DTP'li 56 belediye başkanı hakkında 10'ar yıl hapis talebiyle açılan dava yarın başlıyor.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Aralarında Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in de bulunduğu sanıklar ‘Yasadışı PKK terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek'le suçlanıyor. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek dava için, sanık avukatlarının kurduğu Savunma Komisyonu hazırlıklarını tamamladı.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Emrullah Bayrak, Diyarbakır </span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Vodafone roaming gelirini getiremiyor</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">TMSF`den Telsim`i alan Vodafone`un, Rosamara şirketinin 28 Nisan 2006`da mahkeme kararıyla tüm aktiflerine tedbir koydurtması nedeniyle yurtdışındaki roaming gelirlerini Türkiye`ye getiremediği belirtildi.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Vodafone`un bunun üzerine Rosamara`nın avukatına bir mektup göndererek, borçtan kendilerinin değil TMSF`nin sorumlu olduğunu yazdığı ve Almanya`daki roaming gelirlerinin Türkiye`deki Vodafone`a gönderilmesini istediği öğrenildi. TMSF`nin ise şartname gereği Telsim`in tüm alacak yükümlülüklerinden Vodafone`un sorumlu olduğunu şirkete ilettiği kaydedildi. Rosamara`nın avukatı, Vodafone`un mektubuna verdiği yanıtta, `Roaming gelirinin Türkiye`ye yollanması halinde hakkınızda yeni bir dava söz konusu olacaktır. 28 Nisan 2006 tarihinde bildirilen tedbirler ve kararlar geçerlidir. Dolayısıyla Telsim veya Vodafone`a herhangi bir ödeme ya da gelir aktarımını kabul etmemiz ve izin vermemiz mümkün değildir` dedi.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Rosamara, Telsim`in kendisine olan 730 milyon dolarlık borcunu ödememesi üzerine Güney Kıbrıs mahkemesine başvurmuştu.</span></div> <div align="justify"><span style="font-family:Arial;"> </span><hr /> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>ABD'de sigara üreticilerine toplu dava açılacak<br /></u></strong></span></div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Amerikan adaleti, sigara üreticileri aleyhinde toplu dava açılmasını kabul etti.<br />(A.A) - Sigara üreticilerini "light" sigaranın zararları konusunda yalan söylemekle suçlayan dava sahipleri iddialarını ispatlarsa, şirketlerin ödemek zorunda kalacağı tazminat 200 milyar doları bulabilecek.<br />Brooklyn'deki federal mahkemenin yargıcı Jack Weinstein, 2004 yılında açılan davanın görülmesi yolunda bugün karar vererek, yepyeni bir süreci başlatmış oldu. Yargıç, jürinin ocak ayında seçilmesini kararlaştırdı.<br />Müştekilerden Barbara Schwab'ın adıyla anılan Schwab davasında, şikayet sahipleri; Philips Morris, Reynolds, British American Tobacco, Liggett, Brown and Williamson ve Lorillard şirketlerini, gelirleri azalmasın diye "hafif" sigaranın zararları konusunda tüketiciyi kandırmakla suçluyor.<br />Avukatlardan biri, şirketlerden, 100 ila 200 milyar dolar tazminat talep edeceklerini belirtti. Avukat, bu miktarın, "hafif" sigaraların piyasaya çıktığı 1971 yılından bu yana şirketlerin kazandığı paranın toplamına tekabül ettiğini söyledi.<br />Avukat, ayrıca 50 eyaletteki ticaret düzenleme kurullarından bu şirketlerin sigara üretme izinlerini iptal etmelerini ya da askıya almalarını isteyeceklerini vurguladı.<br />Sigara şirketleri, Brooklyn mahkemesinin kararını temyiz edeceklerini bildirdi.</span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Danıştay saldırganının babası emekli oluyor</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Danıştaya saldırı düzenleyen avukat Alparslan Arslan�ın Elazığ Milli Eğitim Müdürlüğü�nde ilköğretim müfettişliği yapan babası İdris Arslan, emekli olmak için başvuruda bulundu.<br /></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Milli Eğitim Bakanlığı�nın dilekçeyi onayladığı öğrenildi. Arslan bir hafta içinde emekliye ayrılacak. İdris Arslan, 17 Mayıs tarihinde oğlu avukat Alparslan Arslan�ın Danıştay 2. Dairesi�ne silahlı saldırıda bulunmasının ardından izinsiz olarak Ankara�ya gitti. Elazığ Milli Eğitim Müdürlüğü, Arslan hakkında görevinden izinsiz ayrıldığı için müfettiş görevlendirerek, soruşturma başlattı. Müfettişlerin yaptığı inceleme sonucunda Arslan�a, müfettişlikten alınma cezası anlamına da gelen 2 maaş kesme cezası verilmesine karar verildi. Arslan�ın, hakkındaki idari soruşturma devam ederken emekli olmak için müdürlüğe dilekçesini verdiği, dilekçenin bakanlık tarafından onaylandığı öğrenildi.<br /></span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Tülay Tuğcu: CHP’nin Köşk adayı olarak anılmak istemiyorum, tarafsızlığımı zedeler</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">CHP’nin cumhurbaşkanlığı adaylığı için ismini gündeme getirmesi Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu’yu rahatsız etti.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Teklifin tarafsızlığını zedelemesinden çekinen Tuğcu, “Ben ne CHP’nin, ne AKP’nin, ne de herhangi bir partinin adayıyım. Öyle de anılmak istemiyorum.” dedi. Tülay Tuğcu, hanım olarak başlangıçta Anayasa Mahkemesi başkanlığında sıkıntı çektiğini ifade ederken, kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığa ise karşı çıktı.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Tuğcu, İzmir’de yayımlanan kadın gazetesi KAzete’ye verdiği demeçte, CHP’nin cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili teklifini değerlendirdi. Yüksek Mahkeme Başkanı, “henüz ortada bir şey yok iken anamuhalefet partisinin adaylık için adını basına taşımasını” doğru bulmadı. Nisanda emekliye ayrılacak olan Tuğcu, başında bulunduğu kurumun tarafsızlığının önemine değindi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, bir süre önce yaptığı açıklamada cumhurbaşkanlığı için AK Parti ile uzlaşabilecekleri kişilerden birinin Tülay Tuğcu olduğunu söylemişti. Özyürek, “Saygın bir hukukçu ve kadın olması nedeniyle Atatürk Cumhuriyeti’ne yakışan bir cumhurbaşkanı olur.” demişti. Anayasa Mahkemesi’nin yapısıyla ilgili sorulara da cevap veren Tülay Tuğcu, Yüksek Mahkeme’ye bireysel başvuru hakkını öteden beri savunduğunu ifade ederken, bunun gerçekleşmesi halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruların kendiliğinden ortadan kalkacağına inanıyor. Tuğcu, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da aynı görüşte olduğunu, ancak Yargıtay’ın karşı çıkması sebebiyle düzenlemenin hayata geçirilemediğini vurguladı.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Başkanlığımın ilk günlerinde hanım olduğum için sıkılıyordum</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Tülay Tuğcu, kadın-erkek eşitliğine temas ederken, pozitif ayrımcılığın tek başına eşitliği getirmediğini kaydetti. Bu konudaki tutumun önemli olduğuna dikkat çeken Başkan Tuğcu, şöyle devam etti: “Yani biz erkek ağırlıklı bir toplumuz. O erkeğin de beyninde, zihninde eşitlik kavramı oluşmamış, gelişmemiş. Mesela ben, başlangıçta zaman zaman sıkılıyordum hanım olarak, Anayasa Mahkemesi başkanı olduğum için. Yoo ben 30 senelik hukukçuyum, işe raportörlükten başladım, üyelik yaptım. Bunların hepsi bir tarafa, ‘kadın olarak seçildi’ dediler. Ben kadın olarak seçilmedim oraya. Yahut pozitif ayrımcılık olsun diye seçilmedim ki... Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu da öyledir. ‘Kadın, hanım’ falan diye seçilmiş değil. O da belli nitelikleri olduğu için seçilmiş. O nitelikler benim için çok önemli. Başkanlık seçiminde de ‘O hanımdır, onu seçelim, seçmeyelim’ konusunu bile akıllarına getirmemişlerdir.” Tuğcu, “Devletin en üst makamından birindesiniz. Böyle bir üst görevde iken kadınca duygularla düşünüp, ‘Kadınlar için de bir şeyler yapabilirim’ diyor musunuz?” sorusuna şu karşılığı verdi: “Ben hiçbir dönem kendimi erkek gibi hissetmedim doğrusu, hissetmem de gerekmiyor. Ben kadınım. Ama şu var tabii sadece kadın olarak görülmeyi arzu etmiyorum. Bana ne görev verilmişse ben o görevi temsil etmekle mükellefim. Elbette kadınım, yani kırmızı da giymek isterim, yeşil de giymek isterim, makyajımı da yapmak isterim, haklarımı da kullanmak isterim kadın olarak. Hiç kuşkusuz kadınlara da biraz daha yakınlık duyuyorum tabii ki. Erkek gibi davranayım diye bir şeyim yok. ‘Adalet Ana’ diye karikatürlerimi çizdiler. Adalette şefkat da vardır. Şefkat ise kadınlarda daha fazladır. Kadınca bakış, o özveri, şefkat, insanların sorunlarına daha fazla eğilebilmek, sevgiyle çözüm üretebilmek kadınlarda çok daha yoğun.”</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Anayasa Mahkemesi’nin 25 Nisan 2007’de yapılacak kuruluş yıldönümü törenlerinde Dünya Anayasa Hukukçuları Zirvesi’ni Türkiye’de toplamak için çalışma yürüttüklerini açıklayan Tuğcu, çeşitli ülkelerin anayasa Mahkemesi başkanları, ünlü Anayasa hukukçuları ve 350 dolayında anayasa yargıcının bir araya geleceği zirve için Çeşme ya da Kuşadası’nı düşündüklerini, ancak bu kadar konuğu ağırlayacak otel ve salon bulmanın sıkıntısını yaşadıklarını dile getirdi. Ankara, Anka</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">25.09.2006 </span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>MHP 301’de ısrarlı</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">MHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Nacar, Türk Ceza Kanununun (TCK) 301. maddesinin ‘’demokratik olmadığı iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu’’ savundu.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Nacar, yaptığı yazılı açıklamada, TCK’nın 301. maddesi üzerinde suni bir tartışma başlatıldığını ifade etti. Nacar, TCK TBMM’de görüşülürken, 301. maddenin ‘’demokrasi havarileri ve AB yandaşlarının akıllarına gelmediğini’’ ileri sürdü. TCK’nın 301. maddesinin, AB üyesi ülkelerin ceza kanunlarında değişik şekillerde mevcut ve meri olduğunu kaydeden Nacar, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: ‘’301. madde, içeriğinin tartışılmasından ziyade tümüyle kaldırılmak istenmektedir. Bu suretle bölücü ve ayrılıkçı faaliyet ve propagandanın serbest hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Bölücü terörün zirveye çıktığı, her gün şehit cenazelerinin toprağa verildiği bir ortamda, Türk milletinin sabrı sınanmakta ve bölücüler ödüllendirilmek istenmektedir. Maddenin demokratik olmadığı iddiası dayanaktan yoksundur. Zira maddenin 4. fıkrasında yer alan ‘Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz’ hükmüne rağmen ortaya konan talebin nihaî amacı, bölücülüğü serbest bırakmaktır. Yapılmak istenen, düşünce özgürlüğü maskesi altında Türk milletinin mukaddeslerine küfretmenin serbest bırakılmasıdır.’’</span></div> <div align="justify"> </div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Cinsel boykot çeteleri durdurdu</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Kolombiya'da suç oranlarının en yüksek olduğu Perreira kentinde kadınların erkekleri çetelerden uzak tutmak için başlattığı "seks boykotu" olumlu sonuç verdi. Çetelerde yer alan eşleri ve sevgilileriyle, 12 gün önce cinsel ilişkiye girmeme eylemi başlatan kadınların bu kararından sonra yetkililer cinayet, silahlı çatışma ve kavga oranlarında ciddi düşüş kaydedildiğini açıkladı. Sunday Times gazetesi sadece geçen yıl Perreira'da 488 kişinin cinayete kurban gittiğini, ölenlerin yüzde 90'ının 18-25 yaş arasında olduğunu söyledi. Kolombiya medyası tarafından desteklenen eylemin 12 gün içinde suç oranlarını düşürdüğüne dikkat çeken yetkililer, bunun büyük bir başarı olduğunu söylerken kadınların eylemlerini sürdürmeleri halinde çetelerin ortadan kalkabileceğini ileri sürdüler.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">BİR DE ŞARKI BESTELEDİLER<br />Gazetelere konuşan kadınlar da eşleri tamamen çetelerden ayrılıncaya kadar bu eyleme devam etmeye kararlı olduklarını anlattılar. Kadınlar eylemlerini desteklemek için radyolarda çalınan bir de şarkı kaydetti. Şarkıda, "Ne zaman, nasıl ve nerede olacağına ben karar veririm. Kadınlar şiddet eğilimli erkeklere karşı birleşti. Ve bacaklarını kapattı" deniyor. Eylemde yer alan kadınlardan biri de, "Onun kızmasını, cenazesine gitmeye tercih ederim" diye konuştu.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">DIŞ HABERLER</span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>'5 milyon dolarlık cezaya itiraz hakkımız var'<br /></u></strong></span></div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Uluslararası Otomobil Federasyonu'nun (FIA) 5 milyon dolarlık cezasına itiraz edip etmeyeceklerinin belli olmadığını belirterek, "Ancak, önümüzdeki hafta çarşamba gününe kadar itiraz etme hakkımız var" dedi.<br />AA-Hisarcıklıoğlu, bu konuda lobi ve kulis yapıldığının farkında olduklarını ifade ederek, konuyla ilgili Türk televizyon ve gazetelerinde ne tartışıldıysa heyetin önününe gittiğini kaydetti.<br />Hisarcıklıoğlu, "Türkiye'de ne tartışıldıysa, hangi televizyonda kim ne konuştuysa, hangi gazetede kim ne yazdıysa, bu aynen İngilizceye çevrilmiş, heyetteki 22 tane insanının önünde" dedi.<br />"Türkiye'de konu bu kadar tartışılmasa büyük ihtimalle çıkmazdı, çıksa da küçük bir ceza olurdu" diyen Hisarcıklıoğlu, önümüzdeki hafta Çarşamba gününe kadar konuya itiraz etme haklarının bulunduğunu bildirdi.<br />İtiraz edip etmeyeceklerinin henüz belli olmadığını belirten Hisarcıklıoğlu, şu anda avukatların çalışma yaptıklarını, esas olanın Türkiye'nin menfaatlerinin savunulması olduğunu söyledi.</span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Yeni TCK, cezasını AZALTTI...<br /></u></strong></span></div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Halasının 16 yaşındaki kızını kaçırıp 'rızasıyla' birlikte olan kişi 7 yıl 7 ay hapse mahkum oldu</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Samsun'da, evli olmasına rağmen halasının 16 yaşındaki kızını kaçırıp tecavüz ettiği iddiasıyla daha önce 8 yıl 1 ay 5 gün hapis cezasına çarptırılan şahıs, yeni Türk Ceza Kanunu'na (TCK) göre yeniden yargılandığı duruşmada, kızla rızasıyla ilişkiye girmek suçundan 7 yıl 7 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">İHA - Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen davada, 3 yıl önce Kökçüoğlu Mahallesi'nde ikamet eden halasının 16 yaşındaki kızı Ç.S.'yi kaçırarak, Çarşamba İlçesi'ne götürüp, burada arkadaşının evinde tecavüz ettiği iddiasıyla hakkında dava açılan Ahmet Z. (41) yeniden yargılandı. Mağdur Ç.S., sonuna kadar şikayetçi olduğunu belirterek, Ahmet Z.'nin ölmesini istediğini söyledi.<br />Ahmet Z. ise, Ç.S.'nin kendi isteğiyle geldiğini belirterek, "Hakim bey ben kızı değil kız beni kandırarak birlikte olduk" dedi.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Mahkeme heyeti, daha önce 8 yıl 1 ay 5 gün hapis cezasına çarptırılan Ahmet Z.'yi eski TCK lehine olduğu için rızasıyla küçük yaşta kızla ilişkiye girmek suçundan 7 yıl 7 ay 20 gün hapis cezasına çarptırırken, yeni TCK'ya göre de alıkoymak suçundan ceza vermedi.<br />(25 Eylül 2006 Pazartesi)</span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Kapıcının kilerinde C-4 patlayıcı çıktı<br /></u></strong></span></div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">İzmir'in Balçova ilçesinde evinde PKK terör örgütüne ait 9 kilo 250 gram A4 plastik patlayıcı ele geçirilen kapıcı M.B.C. (50), tutuklandı.<br /></span></div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Alınan bilgiye göre, işlemleri tamamlandıktan sonra adliyeye gönderilen M.B.C. cumhuriyet savcılığındaki ifadesinin ardından tutuklama talebi ile mahkemeye sevk edildi. M.B.C, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin Balçova Oyak Sitesinde apartman kapıcılığı yapan M.B.C'nin evine yaptığı baskında, kilerde saklanmış 9 kilo 250 gram A4 plastik patlayıcı ele geçirmiş, Van'dan getirildiği belirlenen patlayıcı ile Ege sahillerinde turistik bölgelerde bombalama eylemi yapılmasının planlandığı bildirilmişti</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">AA</span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Ceset başında koyu sohbet!</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Antalya'nIn Alanya İlçesi'nde bir Alman turistin boğularak yaşamını yitirmesinin ardından fotoğraftaki bu manzara görenleri hayrete düşürdü. Ceset savcılık incelemesi için kumsalda bekletilirken, turistler cesedin hemen yanında sohbetlerini sürdürdü.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">İncekum Beldesi'ndeki Alara Star Otel'de önceki gün öğle saatlerinde meydana gelen olayda denize giren Alman turist Schedt Löffler (66) boğularak hayatını kaybetti. Löffler'in cesedini su sporları ile uğraşan vatandaşlar fark ederek kıyıya çıkardı. Kıyıya çıkarılan cesedin yanında oturan turistlerin rahat hareketleri ve vurdumduymazlıkları görenleri hayrete düşürdü. Cesedin hemen yanında oturan turistler uzun süre sohbet ettiler. Löffler'in cesedi nöbetçi savcı tarafından incelendikten sonra ailesi tarafından Almanya'ya götürüldü.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Adem TEKİN / ANTALYA</span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Türkiye'ye 'cinsel uyarıcı sprey sokmak isteyen' İranlı turist, gözaltına alındı</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">İHA - İran'dan gelen bir yolcu, Türkiye'ye 8 valiz dolusu cinsel uyarıcı sprey sokmaya çalışırken Atatürk Havalimanı'nda yakalandı.<br />Atatürk Havalimanı gümrük ekipleri, Türk Hava Yolları'nın (THY) 1281 sefer sayılı uçağıyla sabah Tahran'dan İstanbul'a gelen İran vatandaşı Azeri asıllı Sadıgh Barazandeh Saber'e ait 8 valizde şüphe üzerine arama yaptı. Yapılan aramada, valizlerde paketler halinde piyasa değeri yaklaşık 200 bin YTL olan 3 bin 781 adet cinsel uyarıcı krem ve sprey yakalandı. Gümrük ekipleri tarafından gözlem altına alınan Sadıgh Barazandeh Saber, ifadesinde cinsel uyarıcı krem ve spreyleri Bakü'den piyasaya sürmek üzere İstanbul'a getirdiğini söyledi. Sadıgh Barazandeh Saber ifadesinin alınmasının ardından Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'na sevk edilirken, cinsel uyarıcı krem ve spreylere el konuldu.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><br /><span style="font-family:Arial;">(25 Eylül 2006 Pazartesi)</span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>AKP hükümeti, devlet politikasını göz ardı etti </u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Terörle savaşa El Kadı gölgesi </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Başbakan Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Dışişleri'nin El Kadı davasına ait itirazını geri çekmesi Türkiye'nin terörle mücadele politikasına gölge düşürdü. Türkiye bir taraftan PKK'nin üçüncü ülkelerdeki finans kaynaklarının kesilmesi, örgütün malvarlıklarına el konulmasını da içeren mücadele yöntemlerini gündeme taşırken, diğer yandan da BM Güvenlik Konseyi'nin terörist ilan ettiği kişinin Türkiye'de serbestçe faaliyet göstermesinin önünü açtı. Bu durum, Türkiye açısından bir çifte standart görüntüsünü ortaya çıkardı. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">BAHADIR SELİM DİLEK /CUMHURİYET</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın talimatıyla Başbakanlık'ın ardından Dışişleri Bakanlığı'nın El Kadı davasına ilişkin itirazını Danıştay'dan geri çekmek zorunda kalması, Türkiye'nin bugüne kadar uluslararası alanda izlediği terörle mücadele politikasına gölge düşürdü. AKP hükümeti, Erdoğan'ın bu tutumuyla bugüne kadar uluslararası alanda ''terörle ortak mücadele için anlayış birliği'' oluşturmaya çalışan Türkiye'nin devlet politikasını göz ardı etmiş oldu. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Cumhuriyet 'in ulaştığı bilgilere göre, Erdoğan'ın itirazın geri çekilmesi yönündeki talimatına Dışişleri Bakanlığı bürokrasisi direndi. Ancak siyasi talimat doğrultusunda Dışişleri Bakanlığı da itirazını geri çekmek zorunda kaldı. Ancak bir ön yazıyla Başbakanlık'ın ''İtirazı geri çekme'' kararına atıf yapıldı. Böylece Dışişleri Bakanlığı'nın siyasi talimat doğrultusunda hareket ettiğine işaret edildi. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Yapılan değerlendirmelere göre, Dışişleri Bakanlığı'nın BM Güvenlik Konseyi'nin ''terörist'' ilan ettiği bir kişiye yönelik söz konusu yaklaşımının, Türkiye'nin özellikle PKK ile mücadele konusunda oluş turulmasını istediği uluslararası anlayış birliğine ilişkin tezini de zedeledi. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Türkiye bir taraftan PKK'nin üçüncü ülkelerdeki finans kaynaklarının kesilmesi, örgütün malvarlıklarına el konulmasını da içeren mücadele yöntemlerini gündeme taşırken, diğer yandan da BM Güvenlik Konseyi'nin terörist ilan ettiği kişinin Türkiye'de serbestçe faaliyet göstermesinin önünü açtı. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bu durum, Türkiye açısından bir çifte standart görüntüsünü ortaya çıkarırken Türkiye'nin pozisyonunu BM'deki genel yaklaşımın dışına çıkardı. Türkiye'nin terörle mücadele konusundaki pazarlık gücü zayıfladı. BM'deki genel yaklaşım 11 Eylül saldırılarının ardından, terörü besleyen finans kaynaklarının kesilmesi, teröre destek veren kişi veya kuruluşların üçüncü ülkelerdeki malvarlıklarının dondurulması, bu kişi ve kuruluşların ticari faaliyetlerine son verilmesi şeklinde oluşmuştu. Ancak gerek Başbakanlık'ın gerekse Dışişleri Bakanlığı'nın aldığı son karar, AKP hükümetinin uluslararası alandaki bu yaklaşımın dışına çıktığını gösterdi. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Türkiye'nin bugüne kadar izlediği politika ise birçok alanda olumlu etkisini göstermişti. Son olarak İngiltere Parlamentosu PKK ve PKK ile bağlantılı terör örgütlerinin bütün faaliyetlerini yasaklama kararı almıştı. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Sakıncalı isim<br />Suudi Arabistan kökenli Muvaffak Vakfı'nın kurucusu olan El Kadı'nın, Heyet-ül Gaza isimli yardım kuruluşuna da finansal kaynak sağladığı biliniyor. El Kadı'nın El Kaide'ye de destek sağladığı belirtiliyor. Çeşitli ülkelerdeki şirketleri ve banka hesapları arasında yoğun hareketlilik olduğu saptanan El Kadı'nın Türkiye'de Albaraka Türk Finans Kurumu'na da para yatırdığı belirlenmişti.</span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Atabeyler'de askeri savcı polisi işaret etti</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Genelkurmay Askeri Başsavcılığı, Atabeyler Operasyonu belgelerini sızdırdığı gerekçesiyle aralarında müdürlerin de olduğu altı polisi işaret etti. </span></div> <div align="justify"><span style="font-family:Arial;">ERSAN ATAR /SABAH<br /></span></div> <div align="justify"><span style="font-family:Arial;">Genelkurmay Askeri Başsavcılığı, Atabeyler Operasyonu belgelerini sızdıran kişilerin asker olmadığını kesinleştirdi ve Ankara Emniyeti'ndeki 6 polis şefini işaret etti. Askeri savcılığın görevsizlik kararında, olayın "Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmaya çalışma gayreti" olduğu belirtildi. Aralarında bazı asker kişilerin de bulunduğu "Atabeyler Çetesi" operasyonu devam ederken, sanıkların ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda krokiler bulunmuştu. Bu krokilerden bazılarının, Erdoğan'ın evinin çevresine, bazılarının da Erdoğan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu'nun ortağı bulunduğu BİM mağazalarına ait olduğu belirlenmişti. Operasyonu yürüten sivil savcılık, polisten belge beklerken bu belgelerden bir kısmının bazı basın mensuplarıyla Genelkurmay Başkanlığı ana nizamiyesi önünde buluşan kişi tarafından basına servis edildiği belirlenmişti. Genelkurmay ile Emniyet Genel Müdürlüğü'nü karşı karşıya getiren bu olay üzerine Genelkurmay Askeri Başsavcılığı'nın belgeleri basına sızdıranların asker olabileceği şüphesi üzerine başlattığı soruşturma tamamlandı. Belgelerin asker kişilerce basına sızdırılmadığını kesinleştiren Askeri Savcılık, olayın soruşturma dosyasını görevsizlikkararı ile sivil savcılığa gönderme kararı aldı. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">6 EMNİYETÇİ VAR<br />Askeri Savcılığın önümüzdeki günlerde "gereğinin yapılması için" Ankara Başsavcılığı'na göndereceği görevsizlik kararında, tamamı Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli ve aralarında grup amirlerinin de bulunduğu 6 emniyet görevlisinin sicil numaraları ile üç gazetecinin isimleri yer aldı. Kararda, polis şeflerinin sadece sicil numaralarına yer verilmesinin nedeni, bu kişilerin Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli olmalarıyla açıklandı. Askeri savcılık hazırladığı görevsizlik kararında, herhangi bir suç tanımı yapmadı. Ancak kararda, "Eylemin bir bütün halinde düşünüldüğünde, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmaya yönelik bir girişim" olduğuna işaret edildi. Bu değerlendirmenin dayanağı olarak da belgelerin Genelkurmay Başkanlığı ana nizamiyesi önünde sızdırılması gösterildi. Ankara Başsavcılığı, görevsizlik kararı ulaştıktan sonra olayı yeniden soruşturacak. Askeri savcılığın işaret ettiği emniyet görevlileri, haklarında soruşturma izni alındıktan sonra "sanık" sıfatıyla dinlenebilecek.<br /></span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Danıştay tanığının sözleri etkilemez</u></strong></span></div> <div align="justify"><span style="font-family:Arial;">Saygı ÖZTÜRK/ ANKARA/HÜRRİYET</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Danıştay saldırganı Alparslan Arslan’ı, baskından bir gün önce Danıştay çevresinde yanında bazı kişilerle gördüğü halde, Ankara Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz tarafından "bir şey görmediğine" dair ifadesinin alınmaya çalışıldığını öne süren "sürpriz tanık" Ayşe Sağlam’ın sözleri üzerine, Yılmaz kendini savundu. Yılmaz, iddialar karşısında Hürriyet’e şunları söyledi: </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">YARAR SAĞLAMAZ </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Suçüstü yakalanan bir sanık var. Olayın işlendiği anı görmeyen, bir gün önce yaşadığı bir olayı anlatan hanımın ’Gördüm ya da görmedim’ demesinin soruşturmayı etkileyecek hiçbir boyutu söz konusu değil. Gördüm, görmedim, demesi suçüstü yakalanan sanığa hukuki bir yarar da sağlamıyor. Ayrıca, yaptığımız teknik araştırmada da Arslan’ın o an yanında o kişilerin bulunmadığı anlaşılmıştı. O yüzden ’İfadeni değiştir’ demenin anlamı olmadığı gibi böyle bir şeyi de hiçbir Emniyet mensubu söylemez.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">SÖZCÜ AÇIKLAMASI </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü İsmail Çalışkan da konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Danıştay saldırısının polis açısından aydınlanmış bir olay olduğunu söyledi. Çalışkan, Sağlam’ın iddiaları hakkında "Böyle bir şey söz konusu değildir. Yeni bir gelişmenin olması durumunda polis savcının talimatları doğrultusunda gereken çalışmayı yapar." dedi.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"> </div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Cola'ya 7 bin YTL'lik 'Rüyamı çaldın' davası </u></strong></span></div> <div align="justify"><span style="font-family:Arial;">AKŞAM</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">2000 yılında gördüğü rüyayı ilginç bularak Samsun'un Bafra İlçesi'nde notere onaylatan emekli öğretmen Hasan Sancak, bu rüyayı 2005 yılında Coca-Cola firmasının kendisinden olur almadan reklam filminde kullandığını öne sürüyor. Sancak, firmanın Türkiye Temsilcisi Tuncay Özilhan hakkında 7 bin YTL'lik tazminat davası açtı, davanın ilk duruşması Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dün yapıldı. Duruşma, taraf avukatlarının davayla ilgili olarak gerekli delillerin sunulması için gün istemeleri üzerine duruşma ertelendi.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Sancak'ın notere tasdik ettirdiğini söylediği rüya şöyle:'Rüyamda karnımın zil çaldığını fark ederek uyandım. Mutfağa gittim. Buzdolabını açıp yiyecek aradım. Yiyecek hiç bir şey yoktu. Açlıktan ayakta duracak dermanım kalmamıştı. Birden aklıma bilgisayarım geldi. İnternette büyük bir market arayıp buldum. Canımın çektiği ne varsa, bir bir tıkladım. Her tıkladığım yiyecek benim buzdolabına üstten dolmaya başladı. Buzdolabını ağzına kadar doldurdum. Sevincimden havalara zıplıyordum. Birden aklıma bunların parasını vermediğim geldi. Doldurduğum o yiyeceklerin hesabını yapmaya başladım. Hanımın seslenmesiyle tatlı düşten uyandığım zaman durmadan elimin ağzıma gittiğini, sanki o yiyecekleri yiyor gibi bir hal aldığını gördüm.''</span></div><span style="font-family:Arial;"> <div align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>301 tek değil 13 madde daha var<br /></u></strong>BİRGÜN<br /><br />Türkiye İnsan Hakları Vakfı, 2006'da 18 Eylül'e kadar, 96 kişinin yalnızca yazıları nedeniyle yargı önüne çıktığını açıkladı. Vakıf Başkanı Yavuz Önen: "Ceza, Terörle Mücadele, Atatürk'ü Koruma, Basın, RTÜK yasalarının ruhu değişmeli. AKP uygulamayı bekledi; gördü"</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kalkması için yalnızca Ceza Yasası'ndaki (TCK) 301. maddenin değiştirilmesinin yetmeyeceğini, yasada "ifade özgürlüğü bakımından sorun yaratabilecek, birbiri yerine kullanılabilecek en az 14 madde olduğunu" açıkladı.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">'İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KISITLANIYOR'<br />Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Yavuz Önen, bu maddelerin yanı sıra, Terörle Mücadele Yasası, Atatürk'ü Koruma Yasası, Basın Yasası ve RTÜK Yasası gibi yasaların da ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte olduğunu belirtti.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">'YASALARIN RUHU DEĞİŞMELİ'<br />Türkiye'de ifade özgürlüğünün tam anlamı ile yerleşebilmesi için bütün bu yasaların ruhunun değiştirilmesinin gerektiğini söyleyen Önen şunları söyledi:</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">"Aksi durumda yapılacak değişikliklerin hiçbir anlamı olmayacak ve bu maddelere bağlı olarak açılan davalar 'beraat' ile sonuçlansın sonuçlanmasın 'yargı yolu ile yıldırma' anlamını taşıyacak. Tıpkı yazar Elif Şafak'in beraat ettiği davasının yarattığı aylardır süren olumsuz atmosferde olduğu gibi."</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">AKP iktidarının TCK'nin yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra, düşündüklerini yazılı ya da sözlü ifade ettikleri için yargılanan, beraat eden, mahkum olan onlarca kişi olmasına karşın 'uygulamayı bekleyelim' tavrını sürdürdüğüne dikkat çeken Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Yavuz Önen, "Uygulama beklenmiş ve hep birlikte görülmüştür ki, ifade özgürlüğü önündeki engeller devam ediyor" dedi.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">TİHV Dokümantasyon Merkezi'nin verilerine göre, 2006'da 18 Eylül tarihine kadar 96 yazar, yayıncı, gazeteci, aydın; sadece kitap ya da medyadaki yazıları nedeniyle yargı önüne çıktı. BİA<br /></span></div> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div> <div class="Section1" align="center"><span style="font-family:Copperplate Gothic Bold;font-size:6;color:#ff0000;"><strong><u>Y A Z A R L A R </u></strong></span></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Bankacılık suçları<br /></u></strong>Yaman TORUNER - Milliyet</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok, yargı yılının başlaması nedeniyle bir konuşma yaptı. <br />Özok konuşmasındaki bazı satırbaşlarında şunları söyledi: </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">· 1982 Anayasası'yla başlayan süreç içinde, yargı bağımsızlık ve güvenceden yoksun bırakılmış, yargıda görev yapanlar memurlaştırılmış ve yürütme organına bağlı hale getirilmiştir. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">· Bunun temel nedeni, siyasi iktidarların güçlü ve tam bağımsız bir yargı istememesidir. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">· Türkiye, AB ilişkilerinde hep taviz veren, teslimiyetçi, yeterince tavır koyamayan, elde ettiği hak ve yetkileri savunamayan ve kullanamayan bir görüntü çizmiştir.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Hedef hukuk devleti olmak</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">· Yeterince tartışılmayan ve altyapısı oluşturulmadan çıkarılan Medeni Kanun, Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan düzenleme ve değişikliklerde büyük hatalar yapılmıştır. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">· Temel hedef, kanun devleti değil, hukuk devleti olmak, olmalıdır. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">· 5020, 4672, 5040 ve 5411 sayılı yasaların olanaklarını arkasına alan BDDK ve TMSF, yetkilerini hukukilik anlamında değil, kanunilik anlamında acımasızca kullanmaktadır.<br />Konuşma medyada büyük yankı buldu. BDDK ve TMSF haklı olarak, "Biz adalet dağıtmıyoruz. Kanunlarla verilen yetkileri kullanıyoruz" dediler. Zaten, Özok da bu kurumlardan çok, kurumlara bu yetkiyi verenleri hedef almıştı.<br />Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı hâkimlerinden Dr. Uğur Yiğit, birkaç hafta önce, bu konuları da kapsamına alan "Bankacılık Suçları" isimli bir kitap yayımladı.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Sıkıntılar dile getiriliyor<br />Yiğit, kitabında, Özok'a paralel görüşler dile getirdi. Yiğit, kitabını tanıtma iletisinde diyor ki:<br />"5411 sayılı Bankacılık Kanunu bir tepki kanunudur. Tıpkı 1982 Anayasası'nın terörü gerekçe göstererek temel hak ve özgürlükleri sınırlayan düzenlemeler getirmesi ve bu hükümlerden kurtulmak için 20 yıldır uğraş verilmiş olması gibi, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu da yaşanan birtakım kötü olayları gerekçe göstererek ileride daha da vahim sonuçlar doğuracak düzenlemeler getirmiştir.<br />Bankalar, BDDK'dan çekindikleri için bu hususları doğrudan dile getiremiyorlar. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile birlikte, bankacılık sektörü, ağır ceza tehditleri altında ve BDDK ve TMSF'nin olağanüstü yetkilerle donatıldığı, buna karşın sorumluluklarının olmadığı, adeta sıkıyönetim koşulları altında çalışmak zorunda olunan güvensiz bir döneme girmiştir."<br />Bu konulardaki sıkıntılar artık ciddi biçimde dile getiriliyor. Yapılması gereken, sıkıntıları dile getirenleri suçlamak değil, sıkıntıların üzerine gitmektir. Yargı ve hukuk hepimize lazımdır.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><a href="mailto:ytoruner@milliyet.com.tr"><span style="font-family:Arial;">ytoruner@milliyet.com.tr</span></a><br /></div><span style="font-family:Arial;"> <div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div></span> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"> CUMHURİYET /DÜNYADA BUGÜN /ALİ SİRMEN </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Kavramları Yerli Yerine Oturtmak<br /></u></strong></span></div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Ortalık toz duman olup da, hiçbir şey açık biçimde görünmez olunca yapılması gereken ilk iş, kavramları yerli yerine oturtmaktır. Elif Şafak 'ın, hakkında TCY'nin 301. maddesinden açılan davadan daha birinci celsede aklanması, hiç kuşkusuz sevindiricidir. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Düşüncenin ve sanatın, teröre açıkça çağrı yapılıp, yakın tehlikenin ortaya çıkması durumu dışında artık sansürlenmesi, cezalandırılması düşünülemez. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Türklüğe en büyük hakaret ve aşağılama da, Türklerin sanat eserlerini cezalandıran bir toplum durumuna düşürülmeleridir. TC vatandaşı olarak Elif Şafak'ın aklanmasına bu yüzden çok sevindim. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Yalnız bir noktayı görmezden gelemeyiz. Mahkemenin, daha birinci duruşmada, savcının da talebine uyarak verdiği aklanma kararı, sorunu ortadan kaldırmıyor. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Yani, ''görüyorsunuz efendim, yargı 301. maddeyi demokrasiye aykırı bir şekilde yorumlamıyor, uygulama da gösteriyor ki, bu maddenin kalmasında bir sakınca yoktur'' düşüncesi doğru değildir. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Ceza yasalarında, esnek, her yana çekilebilen, suçun kanuniliği ilkesi ile çelişen maddelerin bulunması son derecede sakıncalıdır. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Türkiye'de geçmişte 141- 142. maddeler kimi zamanlar daha liberal, kimi zamanlar da daha otoriter biçimde yorumlanmışlardır. Aynı tehlike günümüzde de vardır. Bu yüzden, 301. madde yeniden ele alınıp, düzenlenmelidir. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">AB'nin 301. maddeyi istemediği doğru. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">TCY 301, yalnız AB'ye karşı uymayı yükümlendiğimiz ilke ve anlaşmalarla değil, TC'nin imzaladığı daha başka bir sürü anlaşma ve uymayı kabul ettiği ilke ile de çelişmektedir. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Şimdi, AB 301. maddeye karşı çıkıyor diye, bizim demokrasiye aykırı bir uygulamada direnmemizin bir anlamı yoktur. Bizim 301. maddeyi -AB karşı çıkmasa, hatta tam tersine illa istese bile- kendimiz için değiştirip, yeniden düzenlememiz gerekmektedir. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Şöyle bir geçmişe bakalım. Osmanlı İmparatorluğu, 1838 yılında İngiltere ile bir tür gümrük birliği olan, Londra'nın çok lehine, İstanbul'un da aleyhine işleyen İngiliz-Türk Ticaret Anlaşması'nı imzaladı. Aradan çok az bir süre geçtikten sonra da, bu anlaşmanın doğurduğu ekonomik ilişkilerin yürütülmesi için zorunlu olan hukuki ve sosyal reformları öngören Tanzimat Fermanı imzalanmıştı. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Her iki metnin de hazırlayıcıları aynıydı, Mustafa Reşit Paşa ve İngilizler. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Doğrusu 1838 Baltalimanı Anlaşması ve Osmanlı'nın hesapsız istikrazı ve israf, imparatorluğun yarı sömürge haline gelmesine yol açmıştı. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bu gerçeği çoğu tarihçi kabul ediyor. Ama biz bu olgudan yola çıkarak, ''Tanzimat, İngilizlerin dayatmasıyla yapıldı'' diye Tanzimat'ın insanların yargılanmadan mahkûm edilmelerine, mallarına el konmasına, ırk ayrımı yapılmasına, devlette görev alanlara keyfi yaptırımlar uygulanmasına devam mı etmeliydik? 1838 Anlaşması'nın sakıncalarını görelim, ama Tanzimat'ın Osmanlı'da hukuk kavramının gelişmesindeki katkısını da görmezden gelmeyelim. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bu arada, demokrasinin yerleşmesi ve özgürlüklerin korunmasında birinci etkenin kamuoyunun duyarlığı olduğunu da unutmamak gerek. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bu noktada, ne yazık ki toplumumuzda egemen olan bir çifte standardın varlığını görmezden gelemeyiz. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Kabul etmek gerekir ki, bugün toplumumuzda çeşitli düşünce akımları mevcut; bu durum, demokrasinin doğal bir sonucu. Ne var ki, her akımın bireylerinin kendine yakın gördüğü kişilerin özgürlüklerinin tehdit altına düşmesine duyarlılık gösterirken, kendine yakın görmediği, hatta uzak bulduğu kişi veya grupların özgürlüklerine aynı duyarlılığı göstermediklerine tanık olmaktayız. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Şu anda, kimi çevreler için Türkiye'de adeta iki grup var. Birinciler, özgürlükleri değerli ve savunulası olanlar, ikinci gruptakiler ise, özgürlükleri o denli önemli ve değerli olmayanlar. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bu ayrımın, bu çifte standardın, herkes için zararlı olduğunu belirtmek gerek. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Evet, Elif Şafak'ın özgürlüğü hepimizin özgürlüğüdür, tıpkı Muazzez İlmiye Çığ 'ın özgürlüğü gibi. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bilmem anlatabildim mi? </span><a href="mailto:asirmen@cumhuriyet.com.tr"><span style="font-family:Arial;">asirmen@cumhuriyet.com.tr</span></a></div> <div align="justify"> </div><span style="font-family:Arial;"> </span><div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"> CUMHURİYET /GEÇMİŞTEN GELECEĞE /ORHAN ERİNÇ </span></div> <div align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Geç Kalan Soru... <br /></u></strong></span></div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Siyasetin hukuka istediği gibi yön verme alışkanlığı, Türk Ceza Yasası yenilenirken yeniden depreşmişti. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının yasa maddelerini neredeyse ''kendi görüşündekilere uygulanacaklarla uygulanmayacaklar'' diye ikiye ayırdığını söylemek, sanırım haksızlık olmaz... </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Laiklik açısından önem taşıyan kimi maddelerdeki suç tanımlarının yumuşatılması ve öngörülen hapis cezası sürelerinin azaltılmış olması henüz unutulmadı. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Buna karşın aralarında son günlerin güncel tartışma konularının başında yer alan 301. maddenin de yer aldığı benzer maddeler için ''Nuh deyip peygamber dememek'' benzeri anlayıştan vazgeçilmedi. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">AKP'nin, genel başkanına demir dövdürerek yansıttığı milliyetçilik şovu, yasa yapılırkenki yaklaşımına yeni bir boyut kazandırdı, diye düşünüyorum. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Milliyetçi Hareket Partisi'nin barajın altında kalmış olmasını kendi başarıları olarak görüyor ve o görüştekilerden aldıklarını sandıkları oyları yitirmek istemiyorlar. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Oysa MHP'nin barajı aşamaması AKP'ye kaçan oylardan değil, Genç Parti'nin aldığı oyladan kaynaklanmıştı. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Korkunun ecele faydası olmadığı gibi ümmetçiliğin yanı sıra milliyetçiliğe sarılmanın bir fayda sağlamadığını, zamanı geldiğinde göreceğiz. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">AKP için böyle düşünmenin yanlış olmadığını sanmak kolay ama, Cumhuriyet Halk Partisi'nin benzer yaklaşımına sıra gelince insan ne diyeceğini bilemiyor. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Türk Ceza Yasası Tasarısı Ecevit Hükümeti tarafından Meclis'e sunulmuştur. 3 Kasım 2002 seçimiyle kadük oldu. CHP o süreçte Meclis'te olmadığı için bir değerlendirme yapma olanağı yok. Bu nedenle süreci 3 Kasım 2002 ile başlatmak gerekiyor. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Adalet Komisyonu'nda oluşturulan alt komisyon o tasarıyı, evirip çevirerek AKP'nin istedikleri doğrultusunda yeni bir kalıba soktu. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Tasarıyla ilgili alt komisyon raporunun tartışmaya açıldığı tarih 4 Haziran 2004'tür. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Ardından Adalet Komisyonu'nda görüşülme dönemi başlamış, Meclis'te de 26 Eylül 2004 günü, 1 Nisan 2005 günü yürürlüğe girmek üzere kabul edilmiştir. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Eleştirilerin yoğunlaşması nedeniyle yürürlüğe girişi 1 Haziran 2005'e ertelenmiş ve kimi değişikliklerle yeniden yürürlüğe sokulmuştur. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Süreci bir kez daha tarihleri yineleyerek anımsatmamın nedeni, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal 'ın çok kısa bir süre önce tartışmalara ''301 diğer ülkelerde de var mı?'' sorusuyla katılıp yanıtını da yine kendisinin ''301 diğer ülkelerde de var'' diyerek vermiş olması. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">''Peki 301 diğer ülkelerde var da, onlarda niye bu maddeden yargılama yok?'' sorusuna, doğrusu yanıt bulamadım. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Şayet Baykal, sorusunu yasa yapılırken sormuş ve uzmanları ciddi bir çalışma yapmış olsaydı, suç tanımının bizdeki gibi olmadığını görecekti. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bu sayede belki de bugünkü tartışma yaşanmamış olacaktı. </span><a href="mailto:oerinc@cumhuriyet.com.tr"><span style="font-family:Arial;">oerinc@cumhuriyet.com.tr</span></a></div> <div align="justify"> </div><span style="font-family:Arial;"> </span><div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>301. madde ve Elif Şafak davası – II</u></strong></span></div> <div align="justify"><span style="font-family:Arial;">Zülfü Livaneli (23.09.2006) <br /></span></div> <div align="justify"><span style="font-family:Arial;">Türk Ceza Kanunu ve Avrupa ülkelerinin ceza kanunlarını 301. madde açısından karşılaştırmaya devam edelim.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">* Fransız hukuku bakımından daha değişik bir durum söz konusu.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bu suça Fransız Ceza Kanunu’nda değil de 27 Temmuz 1881 tarihli Basın Özgürlüğüne Dair Kanun’da yer veriliyor.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bu kanunun 30. maddesinde mahkemelerin ve ordunun tahkiri cezalandırılırken 31. maddede bakanlara, meclis üyelerine ve kamu görevlilerine, görevleriyle ilgili olarak yapılan hakaretler konu ediliyor.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">* İtalyan hukukunda, yürürlükteki ceza kanununun 290. maddesi “Cumhuriyetin, anayasal kurumların ve silahlı kuvvetlerin tahkir ve tezyifi” başlığını taşıyor.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Karşılaştırmalı hukuk açısından bakıldığı zaman bu ülkelerin hiçbirinde Türk Ceza Kanunu’ndaki “Türklük” vurgusuna benzer bir kavrama rastlanmadığı görülüyor.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Devlet aleyhindeki suçları ele alan diğer maddelere ise Avrupa ülkelerinde çok istisnai durumlarda başvurulmaktadır.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Türkiye’de ise 301. maddeye adeta sistematik olarak başvuruluyor, hatta zaman zaman bu maddenin kullanılmasında adeta bir toplumsal baskı oluşturuluyor.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">301. maddenin gerekçesine baktığımız zaman “Türklük” kavramının “Türk ulusu” kavramından daha geniş bir biçimde nitelendirildiğini görüyoruz.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Madde gerekçesinde Türklük kavramının, “dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar Türklere has müşterek kültürün ortaya çıkardığı ortak varlık” olduğu belirtiliyor.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Oysa hepimiz biliyoruz ki Atatürk, Türk olmayı “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” cümlesiyle tarif etmiştir.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bu nedenle maddedeki Türklük vurgusu, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ırk temeli üzerine kurulmayan cumhuriyet felsefesiyle çelişmektedir.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bütün bunları göz önünde bulundurarak verdiğimiz kanun değişikliği teklifinde önerdiğimiz gibi “Türklük” kavramı yerine “Türk Ulusu” kavramı kullanılsaydı, 301. madde Anayasa’nın 66. maddesine uygun hale gelecek, Türklükten zaman ve mekân bakımından ne anlaşılması gerektiğini belirtecek biçimde somutlaşacak ve böylelikle birçok yanlış anlamanın önüne geçilecekti. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Önerdiğimiz değişiklik her şeyden önce daha çağdaş bir yorumdur ve Orhan Pamuk, Elif Şafak davaları gibi birçok “ırk vurgusu” taşıyan davanın önüne geçebilir. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bütün bu olanlara baktığımda dikkat çekmemiz gereken çok tehlikeli bir gelişme olduğunu görüyorum. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Çoğunluğun paylaşmadığı bir görüşü ya da eleştiriyi dile getiren bir yazar, bunu “şöhret olmak” ya da “Batı’ya yaranmak” için yapıyordur yolunda tuhaf bir yargı oluşuyor ya da oluşturuluyor.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bu hastalıklı bir savunma mekanizmasıdır ve bu tür yaklaşımların yaygınlık kazandığı toplumsal ortamlarda ifade özgürlüğünün varlığından söz edilemez. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Sanatçıların, yazarların varoluş nedeni içinde yaşadıkları toplumu, o toplumu daha iyiye götürmek adına, eleştirmektir. Dünya edebiyatının en büyük yazarları hep kendi toplumlarına ayna tutmuş, kendi ülke ve insanlarını kıyasıya eleştirmişlerdir. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bugün görüyoruz ki yazarlar, toplumun katılmadığı, paylaşmadığı düşünceleri dile getirdiklerinde, hukuksal çerçevenin dışına çıkılması, 301. maddenin toplumsal intikam amacıyla kullanılması ihtimali ortaya çıkıyor. Dava süreçlerinde şahit olduğumuz şiddet ve linç görüntüleri bunun korkutucu bir göstergesi. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bu sebeple, 301. maddenin tanımladığı suçun koruduğu hukuki yararın sınırlarının oldukça net bir biçimde ve ifade özgürlüğünü ihlal etmeyecek şekilde yeniden çizilmesi gerekmektedir.<br /></span></div><span style="font-family:Arial;"> </span><div class="Section1" align="justify"> <hr /> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>301'in meşhurları</u></strong></span></div> <div align="justify"><span style="font-family:Arial;">Melih AŞIK - Milliyet </span></div> <div class="Section1" align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesi yasada yazıldığı gibi "Türklüğü, Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni" gerçekten koruyor mu? Yoksa aksi tesir mi yapıyor?<br />Uluç Gürkan dostumuz geçtiği notta durumu güzel incelemiş... <br />Uygulamada madde, hukukçular arasında farklı biçimlerde yorumlanıyor. Kimi hukukçular, başkaları tarafından söylenen olumsuz sözlerin nakledilmesini bile 'suç' sayabiliyor. O sözler, nerede, nasıl ve hangi amaçla yayımlanmış olursa olsun, şikâyet konusu olabiliyor ve davalar açılabiliyor.<br />Bu da 301'inci maddenin belirsizliğinden, açık anlatımıyla, herkesin kendine göre yontacağı ve "Türklük" vurgusuna dayanarak ırkçılığı ön plana çıkarabileceği bir içerik taşımasından kaynaklanıyor.<br />Gerekli yasal değerlendirme yapılmadan, onun bunun öfke dolu şikâyetiyle rasgele açılan davaları hep birlikte izliyoruz. Bu davalar, Türkiye'de düşünce ve anlatım özgürlüğü olmadığına bütün dünyayı inandırıyor. Türkiye düşmanlarının değirmenine durmaksızın su taşıyor.<br />Sonuçta, "suçun yasal unsurları oluşmadığı" gerekçesiyle tek celsede, hatta suçlananların savunmasının alınmasına dahi gerek duyulmadan yargıda gerçekleşen beraat kararları da Türkiye hakkındaki bu olumsuz kanıyı değiştirmiyor.<br />Dahası, aralarında Elif Şafak ve Orhan Pamuk gibilerinin de olduğu üç beş kişi de hiç hak etmedikleri ün ve paraya kavuşuyor.<br />Burada yapılması gereken bellidir. Bana "Türkiyelilik" safsatasını da anımsatan ve uygulamada istismara kapı açan 'Türklük' gibi sınırı belirsiz bir kavram yerine 'Türk ulusu' gibi somut bir kavram kullanılabilir. 'Aşağılama' gibi her türlü eleştiriyi de kapsayabilecek suç tarifinin yerine bütün dünyada kullanıldığı biçimiyle 'nefrete' işaret eden çok daha belirgin ölçütler getirilebilir. Suçun kovuşturulması da önceki ceza yasasındaki biçimiyle "izne tabi" tutulabilir... Bu konuda bir çare bulunması şart...</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">301. maddenin faydası da var: Dünya çapında yazarlarımız oluyor...<br /></span><a href="mailto:m.asik@milliyet.com.tr"><span style="font-family:Arial;">m.asik@milliyet.com.tr</span></a></div><span style="font-family:Arial;"> </span><div align="justify"> <hr /> </div> <div align="justify"><span style="font-family:Arial;">Zeynep GÖĞÜŞ /HÜRRİYET </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Elif Şafak davası</u></strong></span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><br /><span style="font-family:Arial;">PERŞEMBE günü saat 10.15. Aracımız Haliç Köprüsü’nden Beyoğlu Adliyesi’ne döner dönmez gördüğüm manzara karşısında içim cız etti.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Atatürk’ün büyük boy kalpaklı posterleri ve Türk bayraklarını taşıyan bir grup, 301. madde kapsamında Türklüğe hakaretten yargılanacak olan yazar Elif Şafak’ı protesto için oradaydı. Benim için bu görüntünün camilere sığınıp gecekondu yıktırmamak için duygu sömürüsü yapanlardan çok da farkı yoktu. Cumhuriyetin kurucusunu yerli yersiz böyle gösterilerle marjinalleştirmeye çalışanlar, "ulusal değerler"e ve "Türklüğe" asıl zarar veren tarafın kendileri olduğunun bilincinde elbette değiller. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Göstericiler Adliye’nin bahçesine alınmamışlardı, destekçiler ise içerideydi. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Destekçiler deyince, çoğu artık yaşını başını almış sol kökenli 68 kuşağı aydınları. Birkaç dernek temsilcisi. Uluslararası birkaç temsilci. Kadın kuruluşlarından temsilciler. Yaklaşık 10 kişilik genç bir grup. Benim gibi dava izlemek için değil destek anlamında orada bulunan birkaç gazeteci.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">İşin doğrusu o ki davayı takip etmek için gelmiş olan Türk ve yabancı medya mensuplarının sayısı her iki tarafın toplamından da fazlaydı. Davanın sonunda müdahil avukatların üzerlerinde uçuşan cübbeleri, kurt işareti yaparak ve ağza alınmayacak küfürler savurarak önümden geçişlerini ise etkileyici bir sinema sahnesi gibi unutmak mümkün olmayacak. Tabii bu arada destekçilerin arasına karışmış olan küçük gençlik grubunun yumruklar havada slogan atmaya başlaması da provokatif ortamı iyice keskinleştirmekten başka bir işe yaramadı. Bu noktada emniyet güçlerinin işi de zor. Kimin gerçekten entelektüel anlamda destekçi, kimin ise bu fırsattan istifade ortalığı bulandırmaya çalışan tipler olduğunun ayrımını yapmak mümkün değil. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Sonuç benim açımdan "Türklük" adına sevindirici oldu. 301. maddenin olur olmaz nedenlerle kullanımı başımızı umarım bir kez daha böyle ağrıtıp hepimizi ele güne rezil etmez. Türkiye’de kafalar değişmedikçe maddenin yeni baştan ele alınması kaçınılmaz görünüyor. </span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Elif Şafak’ın "Baba ve Piç" romanını okumayanlara tavsiye ediyorum. Benim de bu romanda katılmadığım noktalar var. Mesela Avrupa’daki bazı araştırmalar, Mimar Sinan’ın Latince ve İtalyanca da bilmesinden yola çıkarak, bir Osmanlı paşası tarafından sahiplenilen annesinin Hırvat ya da Avusturyalı olması ihtimalini yabana atmamaktalar. Ama esas mesele bu değil. Farklı düşünceye tahammül etmeme bir hastalığımız olarak sürüyor. Daha da kötüsü, sırf adı bir yerlerde canımızı acıttığı için okumadığımız bir romandan yola çıkarak cepheleşmelerdeki yerimizi alabiliyoruz. Elif Şafak’ın romanının adı Baba ve Piç yerine Baba ve Kızı olsaydı aynı tepkiler gösterilecek miydi? Bakın bunda bile emin değilim.</span></div> <div align="justify"><span style="font-family:Arial;"> </span><hr /> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;"><strong><u>Cemil Çiçek, galiba haklı çıkacak</u></strong></span></div> <div align="justify"><span style="font-family:Arial;">Mehmet Ali Birand - POSTA</span></div> <div class="Section1" align="justify"><br /><span style="font-family:Arial;">Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile, KRİTER'in Pazartesi günü Radikal ile birlikte dağıtılacak olan sayısı için bir söyleşi yapıyordum. Çiçek sürekli olarak, aynı yaklaşımı tekrarlıyordu:<br />- Kardeşim herkes çok sabırsız davranıyor. Biraz bekleyin, Adalet kendi ince ayarını yapacaktır. Şimdiye kadar çıkan kararlara bakılacak olursa, bu yönde önemli adımlar atıldığı görülecektir.Yasaların suç olarak niteledikleri herşeye net bir açıklama getiremezsiniz.Bunlar, içtihatlarla kendi içinde gerçekleşir.Her sıkışıklıkta yasa çıkararak bir yere varamayız.<br />Cemil Çiçek, Elif Şafak davasının beraatle sonuçlanmasından sonra yine aradı. "Ben dememiş miydim ?"diye takıldı.<br />Doğrudur.<br />Demişti.<br />Eğer yargıtay da onayını verirse,Çiçek haklı çıkacak.<br />Ancak şu anda Elif Şafak'ın davasından söz ediyoruz. Şafak tanınmış bir yazar. Bütün dünyanın gözü bu davanın üstünde ve daha da önemlisi, Türkiye' nin önemli bir bölümünün de üstünde titrediği bir dava.<br />Peki, bir de adını sanını duymadığımız birçok davalı var. Onların bir bölümü mahkum oluyor, bir bölümü eziyet çekiyor.<br />Adaletin kendi içtihatını oluşturması iyi de, acaba kendimize bu kadar eza çektirmeden bu işin içinden çıkamaz mıyız?</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">301 AB İÇİN DEĞİL, BİZİM İÇİN DEĞİŞMELİ<br />Cemil Çiçek ile aynı görüşte olmadığım bir nokta var. Bakan sürekli şekilde, 301'in AB için değiştirilmesinin istendiğini, AB' nin dayattığının üstünde duruyor.<br />Evet, Avrupa Birliğinin bu madde hakkında birçok girişimleri oldu. Ancak , Adalet Bakanının görmediği veya görmek istemediği bir nokta var . O da, AB'nin 301 itirazları, daha çok Türkiye içinden çıkan tepki seslerinin yansımasından ibarettir.<br />301 için AB değil, Türkiyenin bir bölümü dayatmaktadır.<br />Yani, 301'e bizler karşıyız.<br />301 değiştirilecekse, AB için değil, bu ülkenin insanlarının rahat yaşamaları ve fikir özgürlüklerini sonuna kadar kullanılabilmeleri için değiştirilecektir.</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">KERİNÇSİZ VE DOSTLARI BU DEFA FENA KAYBETTİLER…</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">Bu köşe'de, Kerinçsiz'in Türkiye'nin yetiştirdiği en iyi propagandacı olduğunu yazmıştım. Bu görüşümü hala sürdürüyorum.Elif Şafak davasında da yine tüm dikkatleri üstüne topladı. Koca koca partilerin, özellikle MHP' nin yapamadığını, birkaç arkadaşıyla birlikte gerçekleştirdi. AB'ye karşı kadroları hareketlendirmesini bildi. Görüşlerini paylaşmıyorum, ancak yine de hakkını vermek gerekir. Adam kendi başına bir olay.<br />Hangi olayın üstüne gideceğini, ekibini nasıl örgütleyeceğini son derece iyi biliyor.Nasıl konuşacağını, neler söyleyeceğini, kameralar karşısında nasıl hareket edeceğini de biliyor. Tabii durum böyle olunca, Manşetlerden inmiyor. Ekranların aranan insanı oluyor.<br />Ancak, doğrusunu da söylemeliyiz ki, Kerinçsiz'in yükselişinde medyamızın da büyük rolü var. Eğer bizler onu gazete sayfalarına ve akranlara çıkarmamış olsaydık, şimdi kimseler onu tanımayacaktı.<br />Bütün bunlar işin medyaya yansıyan yönleri…<br />Bir de alınan sonuç var ki, işin o tarafı çok kötü.<br />Şimdiye kadar hangi konuya el attılarsa, neyi engellemeye çalıştılarsa, başarılı olamadılar.Yurt içi ve dışındaki medyanın dikkatini çekmekle kaldılar. Ne Ermeni Konferansı, ne Orhan Pamuk, ne de Elif Şafak olayı…<br />Kerinçsiz ve Hukukçu dostları belki önümüzdeki seçimlerde MHP'den milletvekili dahi olacaklar, ancak göğüslerini kabartarak "Ülkemi yurt dışında şöyle temsil ettim, böyle onurunu korudum" diyemeyecekler.<br />Bakalım Kerinçsiz ve dostlarını hangi olayda yeniden karşımızda göreceğiz…</span></div> <div align="justify"> </div> <div class="Section1" align="justify"><span style="font-family:Arial;">KRİTER, PAZARTESİ