tag:blogger.com,1999:blog-326880182009-04-24T09:13:34.422+03:00Söz bende...miglatenoreply@blogger.comBlogger147125tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-82684224264483224752009-03-31T14:00:00.001+03:002009-03-31T14:00:49.153+03:00Yerel seçimlerin ardından…<p>Genel seçimlere nazaran yerel seçimlere pek önem vermem.</p> <p>Yerel seçimlerde partilerden çok adaylara, adayların sunduğu projelere ve varsa önceki yıllardaki çalışmalarına bakarak oy vermeyi daha mantıklı buluyorum.</p> <p>Öte yandan İl Genel Meclisi gibi kimsenin ne yaptığını bilmediği bir meclisin seçimlerinde kullanılan oyların genel seçimi yansıttığı söyleniyor.</p> <p>Gerçi ben bunu da çok doğru bulmam. Parti ve aday arasında kalan seçmen oylarını genelde bu ikisi arasında eşit şekilde paylaştırmaya çalıştırır. Mesela belediyede CHP’ye verecek AKP’li kendini rahatlatmak için il genel meclisinde AKP’ye oy verebilir. Öte yandan genel seçimde ise böyle bir şansı olmadığından oyunu verirken daha ince bir elekten geçirir.</p> <p>Yine de bu seçimin en büyük sonucu AKP’nin hezimeti olarak gözüküyor.</p> <p>Ben AKP’nin hezimetinden daha ziyade AKP’nin ideal oy oranına gerilediğini düşünüyorum. 367 tartışması, e-muhtıra, ETÖ gibi faktörlerin sonucuydu bir önceki seçimlerde aldığı oy oranı.</p> <p>Fakat benim dikkati çekmek istediğim konu gündemde yer alan Tayyip Erdoğan’ın seçimin faturasını bir kaç bakana keseceği konusundaki söylentiler.</p> <p>Özellikle kaybedilen belediye başkanlıkları için Tayyip Erdoğan bu şehirlerden gelen bakanların kellesini isteyecekmiş.</p> <p>Antalya bunlardan biri. 28 kere gittiği bir şehirde böyle bir yenilgi beklemiyordu Tayyip Erdoğan. O kadar hizmete rağmen nasıl olurdu böyle bir sonuç? </p> <p>Antalya belediye başkanı Mustafa Akaydın’ın Abdullah Gül tarafından birinci sırada seçildiği halde rektör atanmamasıyla ilgili olabilir mi acaba? 367 oyununda AKP’ye yapılan tutumu haklı bulmayan halk,&#160; bu sefer de Mustafa Akaydın’a yapılan muameleyi haklı görmedi. Halbuki Abdullah Gül’ün yaptığı <a href="http://sozbende.blogspot.com/2008/08/rektor-atamalarinin-ardindan.html" target="_blank">rektörlük seçimlerinin AKP açısından nasıl yanlış bir tutum olduğunu</a> burada anlatmıştık.&#160; Enteresan bir şekilde halk bu tür davranışları unutmuyor; en yakın zamanda faturayı kesiyor.</p> <p>Seçim sonucunda, Tayyip Erdoğan’ın herkesten çok payı var. Yerel seçimi bir anda genel seçim havasına çeviren, oyların bir nevi hükümete güvenoyu niteliğine sokan, adaylardan çok kendini ön plana çıkaran ve de bu tutumuyla Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli’yi de peşinden sürükleyen o oldu. O yüzden temizlemeye biraz da kendinden başlamalı.</p> <p>Seçim sonuçlarını önceki seçimlerin aksine “sessiz” bir ortamda değerlendiren Tayyip Erdoğan’ın bu davranışının&#160; daha sağlıklı düşünmeyi sağlaması açısından iyi bir başlangıç olduğuna inanıyoruz.</p> <p><a href="http://lh6.ggpht.com/_L3uZmWOmYsQ/SdH3tcz7CKI/AAAAAAAAAiI/7NRCHvs7CLo/s1600-h/Image.jpg" target="_blank"><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; display: block; float: none; margin-left: auto; border-top: 0px; margin-right: auto; border-right: 0px" title="tayyip erdoğan sen düşün" border="0" alt="tayyip erdoğan sen düşün" src="http://lh4.ggpht.com/_L3uZmWOmYsQ/SdH3u7_rhGI/AAAAAAAAAiM/CjDoDHi43fs/Image.jpg?imgmax=800" width="455" height="269" /></a></p> <div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-8268422426448322475?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-69305359053451545572009-03-26T03:06:00.001+02:002009-03-26T03:07:07.256+02:00Türkiye’nin en iyi yorumcusu: Müslüm Gürses ve yeni albümü Sandık<p>&#160;<strong>“Türkiye’nin en büyük sanatçısı kim?”</strong> sorusuna cevap veremem ama <strong>Türkiye’nin en iyi yorumcusunun kim olduğu sorusuna</strong> rahatlıkla <strong>“Müslüm Gürses” cevabını verebilirim.</strong></p> <p>Belki de sesinin kalitesi ve yeteneği bir <strong>İbrahim Tatlıses</strong>, bir<strong> Cem Adrian</strong> kadar olmayabilir ama bence <strong>Müslüm Gürses gibi bir şarkıyı yorumlayabilen insan yoktur herhalde bu ülkede.</strong><a href="http://lh3.ggpht.com/_L3uZmWOmYsQ/ScrU_JvA09I/AAAAAAAAAiA/OrFgSI3qXMU/s1600-h/m%C3%BCsl%C3%BCm%20g%C3%BCrses%20sand1k%5B3%5D.jpg"><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 5px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="müslüm gürses sandık" border="0" alt="müslüm gürses sandık" align="right" src="http://lh3.ggpht.com/_L3uZmWOmYsQ/ScrU_-cdrcI/AAAAAAAAAiE/m7vvNCEs21o/m%C3%BCsl%C3%BCm%20g%C3%BCrses%20sand1k_thumb%5B1%5D.jpg?imgmax=800" width="244" height="244" /></a></p> <p>Tabi, şu sıralar herkes eski şarkıları “<strong>remix</strong>”leyip yorumlama derdinde ama çoğunun ağzında bu şarkılar eğrelti duruyor.</p> <p>Oysa ki Müslüm Gürses’in söylediği her şarkı, <strong>onunla yeniden yorumlanır. </strong></p> <p>Kaldı ki kimse Müslüm Gürses gibi tarzının dışına çıkmaya cesaret edememiş, bu şarkıları söylerken onun kadar olumlu eleştiriler almamıştır.</p> <p>İşte son albümü Sandık da bu açıdan son derece özel.</p> <p>Klasikleşmiş Müslüm Gürses şarkılarının yanısıra bazı popüler şarkıları da yorumlamış Müslüm Gürses.</p> <p><strong>Benim Meselem,&#160; Senden Vazgeçmem,&#160; İtirazım Var</strong> gibi kült şarkılarının yer aldığı bu albümde <strong>Gönül, Sorma, Tutamıyorum Zamanı (!), Vazgeçtim</strong> gibi her daim dinlediğimiz şarkıların&#160; Müslüm Gürses’in yorumuyla nasıl başka bir tat alacağını görüyoruz.</p> <p>Müslüm Gürses, bu ülkede <strong>yaşamayı ayrıcalıklı kılan ender şeylerden biri…</strong> </p> <p>Severek dinliyoruz kendisini… </p> <div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-6930535905345154557?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-30180031666337398972009-03-17T15:44:00.002+02:002009-03-17T15:45:01.647+02:00Google Reader’da paylaştıklarımı bu bloga entegre ettim.<p>Uzun bir süredir bu bloga uzun aralıkla az sayıda yazılarla katkıda bulunuyorum.</p> <p>Bunun başlıca sebebleri arasında vaktimin çoğunu yazmak yerine okumaya ayırmam geliyor.</p> <p>Bir diğer sebebi ise çoğu zaman yazacaklarımı zaten birilerinin benden önce davranıp yazmaları geliyor.</p> <p>Bu durumda da bu tür yazıları ve ilgi çekici bulduğum diğer yazıları Google Reader’da paylaşıyorum.</p> <p>Hal böyle olunca bu blogun yazılarını takip etmekte kullandığım feed’i Google Reader’da paylaştıklarımla birleştirmeyi uygun buldum.</p> <p>Böylece bu blogu takip edenlerle daha sık etkileşim içinde olmayı umuyorum.</p> <p>Yeni feedin adresi <a href="http://feeds2.feedburner.com/sozbende" target="_blank">burada</a>, bu tür birleşme işlemlerini nasıl yaptığım konusunda bilgi ise <a href="http://miglate.blogspot.com/2007/05/simple-application-of-yahoo-pipes.html" target="_blank">şuradaki blog yazısında</a>.</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-3018003166633739897?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-7641415178896026352009-02-27T23:38:00.001+02:002009-02-27T23:38:37.668+02:00Fall like a star!<p>Başlık içeriği açısından çok kötü bir çağrışım yapsa de maalesef hayat bize böyle kötü sürprizler sunmaya devam ediyor.</p> <p>Öncelikle THY, 1 ay öncesinden müthiş bir reklam kampanyası başlatıp, hem yurtiçinde hem de uluslararası düzeyde müthiş bir hava yaratmıştı.</p> <p>Hayat “<a href="http://sozbende.blogspot.com/search/label/black%20swan" target="_blank">Black Swan</a>”larla doludur! Milyonlarca dolar harcarken hiç beklemediğiniz bir olay bütün planlarınızı alt üst ediyor. </p> <p>Neyse efendim, seyahatleri sırasında “Tekirdağ” uçağına rastgelen birisi olarak, bu haber ben de de garip hisler uyandırdı.</p> <p>Fakat kazanın ardından yapılan açıklamaları ve garip tutumları başlangıçta medyanın her zamanki gibi işgüzarlığı olarak algılamış, kazanın bu kadar gündemde olmasını biraz da yerel seçimle bağdaştırmıştım.</p> <p>Fakat günler geçtikçe gerçekler netlik kazanacak yerde daha da bulanıklaşmaya başladı. Mesela bugün Boeing uçakta 4 mühendisi olduğunu ve bunların 2’sinin öldüğünü açıkladı. <a href="http://www.nytimes.com/2009/02/28/world/europe/28amsterdam.html?partner=rssnyt&amp;emc=rss#" target="_blank">NYTimes’ın haberine göre:</a></p> <blockquote> <p>o American employees of the aircraft manufacturer Boeing were among nine people killed when a <a href="http://topics.nytimes.com/top/news/business/companies/turkish_airlines/index.html?inline=nyt-org">Turkish Airlines</a> jet fumbled its landing at Amsterdam international airport on Wednesday and crashed into a field just short of the runway, officials said on Friday.</p> <p>….</p> <p>Earlier this week Boeing identified its four employees as Ronald A. Richey, John Salman, Ricky E. Wilson and Michael T. Hemmer, all from the Seattle region. On Friday Boeing declined to specify which ones were killed or injured.</p> </blockquote> <p>Uçakta 3 pilotun&#160; ve 4 Boeing mühendisinin olması ve –bu kişilerin çoğunun ölmesi- maalesef zihnimde Komplo teorilerinin oluşmasına neden oldu. Sonuçta uçağın düşüşünün esrarengiz bir şekilde olması kafamda “acaba bir şeyler mi denendi?” şeklinde soru işaretleri oluşmasına sebep oluyor. Bunun dışında şu sorular benim aklımı kurcalamaya devam ediyor:</p> <ul> <li><font color="#444444">Uçakta 3 pilot olması niçindi?</font></li> <li><font color="#444444">4 Boeing mühendisinin orada işi neydi?</font></li> <li><font color="#444444">Neden ölülerin isimlerinin açıklanması bu kadar sorun oldu?</font></li> <li><font color="#444444">Uçağın düşüş şekli konusunda neden bir çok farklı açıklama var? Ve neden uzmanlar garip buluyor?</font></li> <li><font color="#444444">İlk yardım neden uçak düştükten 40 dakika sonra başladı?</font></li> </ul> <p><font color="#444444">&#160;</font></p> <div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-764141517889602635?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-6826038145010476822009-01-25T16:09:00.000+02:002009-01-31T18:25:43.715+02:00Ankara...<p>Ankara'ya hayatımda 2 kere gittim: </p> <p>Birincisinde henüz 8 yaşımdaydım ve ocak tatilinde annemle birlikte Ankara'da oturan teyzemi ziyarete gitmiştik. </p> <p> İkinci gidişim ise üniversitede oldu. Tam 5 yıl Ankara'da yaşadım. </p> <p>Üniversiteden mezun olduktan sonra 2 yıl oldu ama ben Ankara'ya hiç gitmedim. Şairin dediği gibi "Ankara'nın en çok İstanbul'a dönüşünü seviyorum" belki. </p> <p>Öyle ya kasımda yağan kar bir daha ancak Mart'ta kalkardı. Ve Ankara sayesinde kardan nefret ettim. İstanbul'da belki 1 gün belki 2 gün kalırdı yerde kar bütün bir kış boyunca.. </p> <p>Bir de Ankara'nın büyük gri devlet binalarından nefret ederim. Bir Enerji Bakanlığı binası vardı aklımda kalan. Ne zaman önünden geçsem "Ulan bu binanın her odasına bir tane yürüme bandı koysan sonra da onlardan enerji üretsen, bütün Türkiye'nin enerjisini karşılar" diye düşünürdüm. Tabi bir de okula giderken her zaman önünden geçtiğimiz boş Halkbank binaları. İki dev gökdelen yıllarca atıl vaziyetteydi. </p> <p>İstanbul'da ise durum apayrıydı. Maslak'ta çoğu zaman gökdelenlerin sonunu görmek için başımı kaldırdığımda başım dönerdi. Öğle arasında yemek yeme telaşında milyonlarca insan... Her sabah ve her akşam muhteşem bir trafik. </p> <p>Yani İstanbul'u görünce sürekli "Bu şehirde hayat var" dersiniz. Ama Ankara öyle miydi? </p> <object width="425" height="344"> <param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/R7m5kU9Mpfs&amp;hl=en&amp;fs=1" /> <param name="allowFullScreen" value="true" /> <param name="allowscriptaccess" value="always" /> </object> <div align="center"> <object width="425" height="344"> <embed src="http://www.youtube.com/v/R7m5kU9Mpfs&amp;hl=en&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344" /> </object> </div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-682603814501047682?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-4283748643131783792009-01-03T06:56:00.002+02:002009-01-03T06:57:17.416+02:00Bloglara cevap verme diyagramı<p>Diyelim ki şirketiniz, kurumunuz, derneğiniz ya da örgütünüz hakkında benim gibi densizler bloglarında yazı yazdılar. Bu gibi durumda ne yapmayı planlıyorsunuz?</p> <p>Valla yapılacak çok fazla şey yok. Hemen en yakın mahkemeye başvuruyorsunuz. Aslında <a href="http://www.webrazzi.com/2008/10/31/bloggercom-davasi-ile-ilgili-digiturk-aciklamasi-ve-sorular" target="_blank">Diyarbakır, Hakkari gibi yerlerde elemanlarınız varsa oralara başvurun ki</a> benim gibi gariban blogger’lar oraya kadar gidemeyecekleri için savunma yapamasınlar. Sonrasında Telekomünikasyon Kurumu bloga “Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir” başlıklı <a href="http://www.webrazzi.com/2008/11/24/youtube-turkiyede-tasarim-degisikligi-ve-yeni-reklam-modeli/" target="_blank">tasarımın günün ihtiyaçlarına göre değiştiği güzel bir yazı</a> ekliyorlar. Böylece sorununuz hallledilmiş oluyor.</p> <p>Tabi, bu Türkiye gibi bir ülkede olan bir uygulama. Elin ABD’sinde böyle bir çözüm yöntemi olmadığı için kurumlar farklı yöntemlere başvuruyorlar.</p> <p>Aşağıdaki diyagram da ABD Hava Kuvvetleri’nin meseleye ele alış şeklini yansıtıyor. Adamlar üşenmemişler <a href="http://www.web-strategist.com/blog/2008/12/31/diagram-how-the-air-force-response-to-blogs/" target="_blank">iletişimin standart olması için standart bir prosedür hazırlamışlar</a>. Bu Amerikalılar’da çok salak insanlar yahu! Kahvenin üzerine bile “dikkat çok sıcaktır” şeklinde uyarı yapıp prosedür ortaya koyuyor.</p> <p>Bak bize! Türk işi bir çözümümüz var. Öyle “evet” ya da “hayır”larla olayı dallandırıp budaklandırmaya ne gerek var? Kapattırıverirsin olur biter.</p> <p><img height="730" src="http://farm4.static.flickr.com/3207/3154057414_f797f3fc16_o.jpg" width="484" /></p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-428374864313178379?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-9327205108887408762009-01-03T06:35:00.002+02:002009-01-03T06:40:59.150+02:00Mahalle baskısı mı dediniz?<p>“Mahalle baskısı var mı yok mu” tartışması daha uzun süre devam eder. Bence mahalle baskısı diye bir şey var. <a href="http://www.taraf.com.tr/makale/3310.htm" target="_blank">Bakın bu konuda yapılan en son çalışmanın sonucunu Yıldıray Oğur bizlerle paylaşmış:</a></p> <blockquote> <p><b>•</b> Bu araştırmada anlatılanların hepsi yaşanmış olaylardır. İnternet üzerinde, tanıdık, bildik insanlar arasında yapılan küçük bir soruşturmayla birkaç gün içinde toparlanmış yüzlerce vaka arasından seçilmiştir. İsimler araştırmacıda saklıdır. <b> <br />•</b> Araştırmanın amacı mahalle baskısı resmini tamamlamak, baskıcı mahalleler arasında tercih yapmadan, baskı yapan başka mahalleleri de teşhir etmektir. <b> <br />•</b> Araştırma için uzun süre beklenmiş, ama Said Nursi üzerinde çalıştığı için Şerif Mardin’i bile yıllarca dışlamış olan Türk akademyasının bir yüz yıl daha böyle bir araştırma yapmaya cesaret edemeyeceği anlaşılınca bu işe girişilmiştir. Araştırmacının bilimsellik iddiası yoktur. Anlatılan olayların gerçekliği hakkında ikna edici ayrıntı mevcuttur. <b> <br />•</b> Araştırmanın amacı kesinlikle Hutu-Tutsi mücadelesine dönen Türkiye’deki siyasi kutuplaşmanın altına odun atmak ya da “mahalle baskısı diye bir şey yoktur, Anadolu herkesin elele dolaştığı bir Teletabiler diyarı, insanlığın son ütopyasıdır” demek değildir. Bu yüzden araştırmanın diğer mahalle araştırmalarını hükümsüzleştirmek için kullanılması yasaktır. <b> <br />•</b> Araştırma MGK’ya rapor olarak yazılmadığı için araştırmanın sonuç bölümünde devlet laik mahalle baskılarına karşı göreve çağrılmamıştır. Araştırmacılar bu işin mahallede ve mahalleliler arasında çözülebileceğine inanmaktadır. <b> <br />•</b> Araştırmacılara göre bir toplumda baskın havayı insanlar, gruplar ve ideolojiler arasındaki rekabet yaratır. “Bunların sayısı artıyor”, “toplum muhafazakarlaşıyor” diye mızmızlanmak, kavgaya dışarıdan adam çağırmak centilmenliğe aykırı hareketlere girer. Şiddet ve baskıya başvurmadan gruplar arasında propaganda, ikna sürmelidir. Demokratlık bunu gerektirmektedir. <b> <br />•</b> Araştırma için Soros’tan, Fethullah Gülen’den, AKP’den, Diyanet’ten, ABD’nin ılımlı İslam projesi koordinatörlüğünden ya da başka herhangi bir dış güçten para alınmamıştır. Aksi ispatlanırsa bu araştırma üç saniye içinde kendini yok eder. <br />*** <b> <br />ANNEMİN ŞAPKASI • </b>2002 yılıydı. ODTÜ’den mezun oluyordum. Mezuniyet törenime ailem de gelmek istedi. Annem başörtülü. Türbanlı dersem daha iyi anlaşılır. Çok dindar biri değilim. Arkadaşlarım ve hocalarım annemin türbanlı olduğunu bilmiyorlar. Onlar için din, köylü, taşralı bir şey, dindarların hepsi de şeriatçı. Annemin türbanlı olduğunu görürlerse üniversitede kalıp asistan olma hayallerim suya düşer diye düşündüm. Aslında mezuniyet törenine türbanlı annelerin girmesine izin verilmiyor muydu bilmiyorum. Ama ben üzerimdeki mahalle baskısı yüzünden gelme de diyemeyeceğim annemi törenimde şapka takması için kardeşimle birlikte ikna ettim.Tören akşamüstü açık havada yapılıyordu. Güneş yoktu. Ve benim annem sırf üzerimdeki mahalle baskılarının yarattığı endişe ve aşağılık komplekslerim yüzünden binlerce kişi içinde o şapkayla oturmak zorunda kaldı. Bu konuyu daha sonra hiç konuşmadık. Ama ben ömrümün sonuna kadar o mezuniyet fotoğraflarına baktıkça hem kendimden utanacağım hem de yaşadığım ülkeden... <b> <br />SİVİL TOPLUM LİNCİ •</b> Geçen hafta demokrat bir sivil toplum kuruluşunun düzenlediği, “İnanç, Düşünce ve İfade Özgürlüğü” başlıklı foruma, farklı grup ve inançlardan 10 kişi ile birlikte, başörtüsü mücadelesi veren bir STK adına ben de davetliydim. İnanç ve düşünce özgürlüğü üstüne bir konuşma yaptım. Daha sonra kürsüye, hakkında 301 davaları olan bir yazar çıktı. Bağırarak yaptığı konuşmasının pek çok yerinde adımı vererek, yüzüme bakıp, parmak sallayarak, “Amerika’ya herkes hayır der, asıl AB’ye hayır diyemeyenden bir iş çıkmaz”, “İnanç dogmadır, ifade hürriyeti ile bağdaşmaz” gibi sözler söyledi, İslam ile ilgili ileri geri ifadeler kullandı. Çok alkış alıp yerine oturdu. Adımı on defadan fazla zikrettiği bu sunuma salonda benden başka biri cevap verir diye bekledim. Baktım olmuyor, söz alıp “herkesin saçmalama hakkı vardır, saygı duyuyorum” deyip yerime oturdu. Tabii bu cümleyi duyan bu kişi ayağa fırlayıp söz aldı ve yine bana dönüp “... hanım daha genç, büyüyünce beni anlar, saçlarını açsa daha iyi anlar” diyerek sözlerini bitirdi. Salondan bir alkış daha alıp oturdu... Bana da salonu terk etmek düştü. <b> <br />ÇOCUĞUM İHBARCI •</b> Ben bir yüzbaşıyım. Eşim başörtülü. Yeni atandığım yerde komutan eşiyle birlikte ziyaretimize geldi. Bunun ne anlama geldiğini bildiğimiz için eşim peruk taktı. Ama üç yaşındaki kızımın memleketin bu durumlarından haberi yoktu tabii. Tam yemeği kazasız belasız bitirip oturuyorduk ki kızım içerdeki başörtülerden birini alıp “anne taksana bunu” diye annesinin kucağına bıraktı. Yetmedi. Yere o başörtüsünü serip komutanın şaşkın bakışları altında namaz kılar gibi hareketler yapmaya başladı. Tabii kıpkırmızı olduk. Eşim “babaannesinden gördü galiba” gibi bir şeyler geveledi ama herhalde mesele anlaşıldı. Ben de baktım ki böyle numaralarla olmayacak, ordudan erken emekli oldum. <b> <br />GENÇ DİNDAR DOKTORLARA TAVSİYELER •</b> Tıpta uzmanlık sınavını kazanan asistan işe başlar. İstediği kadar çalışkan, bilgili olsun hocanın bazı sınavlarından geçmek zorundadır. Hoca eşinizle birlikte sizi evine davet eder (karısı örtülü ise bilelim, örtülü değilse içki içip içmediklerini çözelim yemeği). Asistan bekar ise mutlaka içki içip içmediğiniz araştırılır. Bir yemekte garsonu ayarladınız, votka vişne deyip sade vişne gelmesini sağladınız ise eh birinci yemeği kurtardınız; ama hoca külyutmaz mutlaka odasında bir bahane ile ‘hadi birer tek atalım öyle gidelim’ deyip size içki içirmeye çalışır. Ramazan ayı boyunca diğer doktor arkadaşlarınız ve klinik şefi mutlaka gündüz yemek yeyip yemediğinizi denetler. Bir gün niyetlenmeyip de yediğinizi gösterirseniz rahatlarlar, diğer günlerin peşine düşmezler. <b> <br />RAKI-AYRAN •</b> Üç yıl önce İstanbul’da bir tıp kongresinin yemeğinde, önündeki ayrana su karıştırarak rakı görüntüsü vermeye çalışan bir genç akademisyene çok gülmüştük. Daha sonra hocası geldiğinde bu çabanın nedenini anladık; hocayla kadeh kaldırmak mecburi imiş. <b> <br />BEYAZ YAKALI FAŞİZMİ •</b> Bir bankada çalışıyorum. Sekiz yıllık iş arkadaşlarım ablamın başörtülü olduğunu hala bilmiyor. Karısı başörtülü olanlar eşlerini mümkün olduğunca saklıyor. Taraf okuduğum için sürekli tacizle karşılaşıyorum. Asıl kötü olanı yıllık izinim olduğu halde anlayacaklar diye Hrant Dink’in cenazesine katılamadım.10 Kasım saat dokuzu beş geçe ofisin içinde ayağa kalkmayanın ise vay haline... <b> <br />REKLAM AJANSINDA RAMAZAN •</b> Uluslararası ortaklığı olan iyi bir reklam ajansında junior art director olarak iş buldum. İşe başladığım günler Ramazan’a denk geliyordu. Oruç tuttuğumun öğrenilip, parmakla gösterilmekten, rahatsız edici şakalara maruz kalmaktan, yapacağım en ufak hatanın orucuma mal edilmesinden korktuğum için ilk on beş gün çeşitli taktiklerle oruç tuttuğumu sakladım. Sigara ve çay içmemem en büyük avantajımdı. Sonunda sorular ve yemek teklifleriyle etrafımdaki şüpheler artınca itiraf ettim oruçlu olduğumu. Namaz bile kılmayan benim ajanstaki ön adım artık ‘hacı.’ Hüseyin Üzmez birine tecavüz etse benden kınama mesajı yayınlamamı bekliyorlar... <b> <br />O EV TUTULDU •</b> Mühendis bir çiftiz. Eşim başörtülü. Eşimle birlikte bir hafta sonu yine ev ararken Ümraniye’de bir sitenin girişinde sahibinden kiralık ilanını gördük. Apartman yöneticisi olan kadınla konuştuk. Kadın bize “daire tutuldu” dedi. Ben şüphelenip “peki neden kâğıdı kaldırmadınız” deyince, “az önce tutuldu” deyiverdi. “Tamam” deyip eve döndük. Kadının hallerinden şüphelenmiştim. Kâğıttaki numarayı tekrar arayıp aynı evi sordum. Bu kez aynı kadın bana evin özelliklerini saymaya başladı. “Ben az önce gelen eşi başörtülü kişiyim. Yaptığınız ayıp değil mi” deyince de telefonu yüzüme kapattı. <b> <br />AÇIK KAPI BASKISI •</b> Ankara’daki büyük üniversitelerimizden birinde birilerinin odalarında namaz kıldığına dair çıkan şayialar üzerine, öğretim elemanlarının oda kapılarını kapatması yasaklandı. <b> <br />ÇAY ISMARLAYAYIM MI? •</b> ODTÜ’de normal zamanlarda yüzümüze bile bakmayan bir hocamızın Ramazan günü tüm sınıfa çay ısmarlayası geldi. ‘Kimler istemiyor’ diye sordu. Benimle birlikte birkaç kişi el kaldırdı. Neden diye sorguya çekti. “İstemiyorum” falan dedim önce. “Oruç mu tutuyorsun” diye sordu. “Evet” dedim. Böylece serbest bırakıldım. <b> <br />AVRUPA DUY SESİMİZİ •</b> Başörtülüyüm. Üniversite son sınıfta Erasmus öğrenci değişim programına başvurmuştum. Fakülte birincisiydim. İngilizce sınavından en yüksek notlardan biri benimdi. Son aşama ise mülakattı. Mülakata girdiğimde üniversitenin Erasmus koordinatörü beni bayağı sıkıştırdı, sorularının hepsine onu alt edecek cevaplar verdiğimde daha da sinirlendi. Ertesi gün mülakat sonuçları açıklandı. Herkes 100 alırken benim puanım 60’tı. <b> <br />YEMEKTEYİZ •</b> Bodrum-Türkbükü. Eylül 2008. Ramazan ayı. Bir otelde yapılan düğüne davetliydik. Başörtülü eşim ve çocuğumla gittik . Biz sorun etmeyip içki içilen masalarda oturduk, bu sırada 60 yaşlarında zengin bir işadamı, sıradan bir başörtüsü takan eşime “Sen yakında çarşaf da giyersin” deyiverdi. <b> <br />LAİK KURTARILMIŞ BÖLGE •</b> 2007’in ekim ayıydı. Okuldan iki başörtülü arkadaşım ile birlikte Rumeli Caddesi’nden Osmanbey’e doğruyürüyorduk. Arkamızdan “cıkkk cıkkk” diye bir ses geldi ve 50 yaşlarında bir kadın başladı bize doğru söylenmeye “Siz her şeyi biliyorsunuz da bir yolda yürümeyi mi bilmiyorsunuz, bu ülkeyi siz bu hale getirdiniz, Nişantaşı’nı kirletmeyin bari,burası temiz kalsın.” <b> <br />APARTMAN KARARIYLA •</b> Ankara Ümitköy’de oturan bir arkadaşım posta kutusuna bırakılan dini bir dergiden dolayı apartman yöneticilerinden “genel şikâyet üzerine” uyarı aldı.</p> </blockquote> <p>Tek kelimeyle mükemmel!</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-932720510888740876?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-77373137380418384422009-01-02T22:16:00.002+02:002009-01-02T22:16:37.942+02:00Düşün düşün kötüdür işin...<p>Kanada’da yapılan bir araştırmaya göre <a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/470981.asp" target="_blank">insanlar düşündükçe kilo alıyorlarmış:</a></p> <blockquote> <p>ANKARA - Kanada’nın Quebec kentindeki Laval üniversitesinde yapılan araştırmaya göre, düşünmenin yarattığı stres çok yemeye yol açıyor. Araştırmada, 14 öğrencinin, kendilerine verilen 3 ödevi yerine getirdikten sonra gıda tüketimleri ölçüldü.</p> <p>Öğrencilerden ilk ödev olarak oturarak rahatlamaları istendi. İkinci ödevde bir metni okumaları ve sonra özetlemeleri istenen öğrencilerden son ödevlerinde bilgisayarda hafıza ve dikkat gerektiren testleri yapmaları istendi. 45 dakika süren her faaliyetten sonra öğrenciler açık büfeye davet edildi. <br />Zihinsel faaliyetlerde daha az enerji harcanmasına rağmen yapılan ölçümlerde öğrencilerin, okuma ve özet çıkarmadan sonra 203’ten fazla, bilgisayar testlerinden sonra da 253’ten fazla kalori aldıkları tespit edildi. Oturarak rahatlama ödevindeki kalori alımının ise diğerlerine göre az olduğu belirlendi.</p> </blockquote> <p>Ben de düşünüyordum niye sürekli kilo alıyorum diye. Meğer kısır bir döngünün içerisine girmişiz!</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-7737313738041838442?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-76618883798080797262009-01-02T21:55:00.002+02:002009-01-02T21:57:55.835+02:00Paylaşılanlar<p>Google Reader hayatımda öyle bir yere sahip oldu ki takip ettiğim çoğu siteye girme gereği bile duymuyorum. Bütün bilgiler Google Reader’ın alışmış olduğu arabiriminde ayağıma kadar geliyor. </p> <p>Google Reader’ın en güzel özelliklerinden bir tanesi de beğendiğiniz yazıları yeni bir feed olarak üstelik yorum da ekleyerek paylaşma imkanını vermesi. </p> <p>Çoğu zaman söyleyeceğim şeyleri diğer bloglarda ya da sitelerde birileri söylemiş oluyor. Bu gibi durumlarda sıfırdan yazı yazmak yerine ilgili yazıyı paylaşmak bana yetiyor. İsterseniz son dönemde paylaşmış olduğum yazıların kısa bir listesini burada yayınlayalım:</p> <p><a href="http://feedproxy.google.com/~r/TheBigPicture/~3/lH0IMcSfxxE/" target="_blank">Charlie Rose: Michael Porter, HBS:</a> Porter isminin ağırlığı hakkında konuşmaya bile gerek yok. Porter krizin çıkış yolunu “eğitim şart” diye özetliyor.</p> <p><a href="http://feedproxy.google.com/~r/TheBigPicture/~3/Qa64a4syA2w/" target="_blank">January 21st Presidential Staff Meeting:</a> Herkes Obama’nın koşulların bu kadar kötü olduğu bir ortamda dünyanın en zorlu işine soyunduğunu merak ediyor.&#160; Güzel bir karikatür.</p> <p><a href="http://www.sabah.com.tr/2008/12/26/haber,EF49797A39354A3594B842AC9B41AACB.html#EF49797A39354A3594B842AC9B41AACB" target="_blank">Sabah – 26 Aralık 2008, Cuma – Engin Ardıç:</a> Engin Hoca, tarihin eski sayfalarından ilginç şeyleri çekip günümüze getirmeyi ihmal etmiyor.</p> <p><a href="http://feeds.feedburner.com/~r/chrisblattman/~3/495600554/fill-er-up-with-obama-unleaded.html" target="_blank">Fill’er up with Obama (unleaded):</a> “Yes we can”.</p> <p><a href="http://feeds.feedburner.com/~r/chrisblattman/~3/495600555/travel-dos-and-donts.html" target="_blank">Travel do’s and don’ts:</a> İngiltere Dışişleri Bakanlığı vatandaşlarına gittikleri ülkede yapmaları/yapmamaları gerekenler konusunda tavsiyede bulunmuş.</p> <p><a href="http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2008/12/ehirli_turklerin_koylu_vaziyeti.php" target="_blank">“Şehirli” Türklerin “Köylü Zihniyeti:</a> Mustafa Aydın enteresan bir konuda ilginç bir tespitte bulunmuş.</p> <p><a href="http://www.izlenimler.net/2008/12/18/astronot-kemal-ii/" target="_blank">Astronot Kemal-II:</a> 2014’de uzayda ilk “gökmen” projemiz maalesef yattı.</p> <p><a href="http://www.derindusunce.org/2008/12/13/obamanin-turk-ortaklari/" target="_blank">Obama’nın Türk Ortakları:</a> Obama’ya yol gösterecek Türk çok!</p> <p>Neyse efendim şimdilik bu kadar yeter. Ara ara paylaştığım öğeleri buraya taşımaya devam edeceğim. Siz de <a href="http://feeds.sinanyuce.com/paylasilanlar-gunluk" target="_blank">şu feed’e bağlanarak</a> paylaştığım öğeleri takip edebilirsiniz.</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-7661888379808079726?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-33159614877168748822009-01-02T04:28:00.002+02:002009-01-02T04:29:38.960+02:00Bilkent'teki acı kaybımız...<p>Yeni yıla umut dolu duygularla girdiğimiz saatlerde, Ankara’da 7 Bilkentli kardeşimiz hayatlarına veda ediyordu.</p> <p>Bu haberi duyduğumdan beri çok kötü oldum. Ben de Bilkent mezunu olduğum için Bilkent’teki günlerim aklıma geldi ve hayata o yaşta veda etmenin geride kalan aile ve sevdiklerinizde yaşatacağı dayanılmaz üzüntüyle kahroldum. Ölen kardeşlerime Allah’tan rahmet, geride kalan yakınlarına da sabır diliyorum.</p> <p>Fakat haberle ilgili detaylar ortaya çıktıkça kafalar karışmaya başladı. Özellikle de yetkili mercilerin yaptığı açıklamalardaki çelişkiler dikkatimi çekiyor. <a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/470910.asp" target="_blank">NTVMSNBC’nin haberine göre olay doğalgaz kombisinin baca filtresindeki yırtıktan kaynaklanıyordu:</a></p> <blockquote> <p>“Makine Mühendisleri Odası yetkilileri ile şirketimiz Baca Etüt Servisi ekiplerinin olay yerinde yaptıkları incelemeler sonucu, kombinin baca fileksinin (kombiyi bacaya bağlayan boru) yırtık ve yıpranmış olduğu görülmüş ve atık gaz (karbonmonoksit) bacaya gelmeden ortama yayıldığı için ölüm olaylarının meydana geldiği tespit edilmiştir. Bu tespit, Makine Mühendisleri Odası Ankara Şube sekreteri ile şirketimiz Baca Etüt Servisi görevlisi tarafından da tutanak altına alınmıştır. Olayla ilgili incelemeler sürmektedir.”</p> </blockquote> <p align="left">Fakat haberin detaylarına baktığımızda ise bir üst kattaki komşuların gaz kaçağını EGO’ya bildirdiğini ve yetkililerin olay yerinde inceleme yaptığını öğreniyoruz. Fakat burada yapılan incelemede gaz kaçağının kaynağı konusunda bir sonuca ulaşılamadığı görülüyor:</p> <blockquote> <p align="left">“Ekiplerimiz, bu dairenin olduğu kata çıkıp gazı kesmiş, binada kaçak olup olmadığını kontrol etmiş ve kaçak tespit edilmeyince olay yerinden ayrılmışlardır. Üzücü olayın olduğu daire için maalesef bir ihbar gelmemiştir. Acil ekiplerimiz bir kaçak ihbarı geldiğinde, ihbarın yapıldığı meskende kontrol yapar, kaçağın nereden kaynaklandığını araştırırlar. <strong>Yapılması gerekenleri yaptıktan sonra da oradan ayrılırlar. Diğer dairelere bakmazlar. Çünkü bu ekipler ihbarın yapıldığı daireye giderler.”</strong></p> </blockquote> <p align="left">Eğer gaz kaçağından dolayı bir şikayet varsa –ki üst kattaki komşunun gaz zehirlenmesi dolayısıyla hastaneye kaldırıldığı haberde belirtiliyor- yetkililerin gaz kaçağının kaynağının tespit edilebilmesi için soruşturmayı daha da derinleştirmesi ve de gerekirse destek çağırması gerekmez mi? Kaldı ki kazaya sebep olan kombinin bacaya bağlandığı kısımda kaçak varsa bu sadece merhumların bulunduğu daireyi etkileyecek; üst kattakilere bir şey olmayacaktı.</p> <p>Bu da kazanın oluşuyla ilgili diğer bir olasılığı destekliyor. Buna göre kazanın sebebi <a href="http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=172651" target="_blank">baca tıkanması sonucunda karbonmonoksit gazının bacadan evlere geri basması:</a></p> <blockquote> <p>Apartmanda inceleme yapan Başkent Doğalgaz A.Ş Genel Müdürü Veysel Karani Demir, ''Bacanın ters rüzgar alması sonucu facianın meydana geldiğini zannediyoruz'' dedi. </p> <p>Demir, olay yerine gelerek incelemelerde bulundu. Daha sonra gazetecilere açıklama yapan Demir, itfaiye ekiplerinin apartman bacasında inceleme yaptıklarını söyledi. Bacada sorun olup olmadığının yapılacak incelemeden sonra ortaya çıkacağını belirten Demir, ''Ancak ilk kanaatimiz, bacanın ters rüzgar alması sonucu öğrencilerin kaldığı 3 numaralı dairede karbonmonoksit gazının geri tepmesi sonucu bu üzücü olay olmuştur'' dedi</p> </blockquote> <p>Yani karbonmonoksit gazı her iki daireye geri bastı. Bu durumda muhtemelen üst kattakiler gaz kaçağının farkına vardı ama alt kattakiler çeşitli sebeplerden dolayı gaz kaçağını anlayamadı.&#160; Ama bu da itfaiyenin yapmış olduğu çalışmalar sonucu çürütülüyor:</p> <blockquote> <p>Ancak dairede inceleme yapan Ankara İtfaiye Daire Başkanı, bacada herhangi bir tıkanıklık olmadığını, öğrencilerin henüz netleşmeyen bir nedenle eve sızan ham gazdan zehirlenmiş olabileceklerini belirtti. Evde inceleme yapan mühendisler de bacanın açık olduğu bilgisini doğruladı.</p> </blockquote> <p>Bu da bizi kombinin bacaya bağlandığı noktanın yırtılması nedenine götürüyor.</p> <p>Görüldüğü gibi yapılan açıklamalar maalesef kafalardaki soru işaretlerini gidermek yerine daha da artırıyor. Böyle bir durumda bu olayın yetkililer tarafından bütün yönleriyle hiçbir ihmale yer bırakmaksızın incelenmesi gerek.&#160; </p> <p>Bu arada genel bir gözlemimi aktarmak istiyorum. Doğalgaz konusunda eski hassasiyetin gösterilmediğini düşünüyorum. Her ne kadar ilk hattın çekilmesinin ardından evlerdeki doğalgaz sistemleri uzman mühendisler tarafından incelenip onaylandıktan sonra gaz verilmeye başlansa da sonradan hiçbir denetleme yapılmıyor. Yıllar içinde yapılması gereken kombi ve boru bakımı maalesef rutin kontrollerle takip edilmiyor.</p> <p>Eğer bu olayda yetkililerin ihmalkarlığı varsa bu ihmalkarlığın neden olduğu kayıplar maddi ve manevi olarak ilgili kuruluşlar tarafından karşılanmalıdır. Bu noktada ben de bu işin takipçisi olmaya devam edeceğim. </p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-3315961487716874882?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-8477217685181300162009-01-01T09:44:00.000+02:002009-01-31T19:11:29.550+02:002008'in ardından 2009'a bakış<p><a href="http://iyipara.sinanyuce.com/2008/11/dogru-tahmin-ve-dogru-soz-soyleyenin.html" target="_blank">Peter Schiff hakkında daha önce burada yazı</a> yazmıştım. Hani şu herkes ekonominin hiç olmadığı kadar iyi olduğu konusunda atıp tutarken, “beyler bunların hepsi balon, sonumuz hiç iyi değil” diyen adam.</p> <p>Tabi bir de Ron Paul var. Ron Paul’da bence Amerika’daki en ilginç politikacılardan bir tanesi. Hatta kendisi en son seçimlerde cumhuriyetçilerden başkan adayı bile olmuştu fakat kampanyası tutmamıştı. Ama yine de gerek cumhuriyetçi gerekse de demokrat adaylar arasında kendime en yakın bulduğum kişiydi. Amerikalı bir arkadaşımdan Facebook’ta “senin başkan adayın kim” diye bir uygulamanın davetiyesi gelmişti ve ben bu uygulamayı yükleyip Ron Paul’u seçmiştim. O da “çok ilginç ya, ABDde aykırı bir isim bu yahu” demişti.</p> <p>Ama şu anda ABD’nin içinde bulunduğu duruma en hazırlıklı başkan adayı kendisiymiş meğer. Aşağıdaki videoda görüldüğü gibi 2002 yılında “bu gidiş, iyi gidiş değil, sonumuz kötü” mealinde açıklamalar yapmış bu adam.</p> <p>Aslında 2002-2007 yıllları arasında ben de boğacıydım. Gerçekten de öyleydi aslında. <a href="http://www.economist.com/specialreports/displayStory.cfm?story_id=7877959" target="_blank">Endüstri devriminden beri ilk defa dünya ekonomisi bu oranlarda büyüyordu</a>. Bu sürede <a href="http://www.economist.com/specialreports/displayStory.cfm?story_id=9070726" target="_blank">ilk defa şehirde yaşayanların sayısı kırsalda yaşayanların sayısını geçiyor</a>, <a href="http://www.economist.com/specialreports/displayStory.cfm?story_id=7877959" target="_blank">gelişmekte olan ekonomilerin büyüklüğü gelişmiş ülkelerinkilerinin geçiyordu</a>.</p> <p>Açıkçası kendimi tarihin önemli bir dönemine bizzat şahit olmam nedeniyle şanslı görüyorum. Fakat her partinin bitişi olduğu gibi bu dönem de bitecekti.</p> <p>Benim işlerin kötüye gittiğini anlamam geçen senenin ocak ayına rastlar. <a href="http://www.economist.com/finance/displaystory.cfm?story_id=10591927" target="_blank">Bush 150 milyar dolarlık paketi açıklayınca</a> olayın ciddiyetini hemen kavradım. Eğer ne zaman hükümet bir şeyi önlemek için aksiyon almaya başlamışsa olan olmuş demektir –dikkat ABD’de resesyon 2007 Aralık ayında başladı-. </p> <p>Ondan sonra zaten altın gibi eski dostlara dönmeye başladım. Ama emtia fiyatları da kriz dönemlerindeki talep düşüşünden dolayı geriye gitmeye başlamıştı. </p> <p>2009’un 2008 kadar kötü olmayacağını ummaktan başka yapacak bir şey yok. Şimdilik elimizde nakitle beklemedeyiz.</p> <div class="wlWriterEditableSmartContent" id="scid:5737277B-5D6D-4f48-ABFC-DD9C333F4C5D:424c53a4-7244-43b2-81c1-021651e9f814" style="padding-right: 0px; display: block; padding-left: 0px; float: none; padding-bottom: 0px; margin-left: auto; width: 425px; margin-right: auto; padding-top: 0px"><div id="3c7a1e2b-c25a-4ac7-9e9d-369da095139c" style="margin: 0px; padding: 0px; display: inline;"><div><a href="http://www.youtube.com/watch?v=0w9j_t4AaH0&amp;color1=0xb1b1b1&amp;color2=0xcfcfcf&amp;hl=en&amp;feature=player_embedded&amp;fs=1" target="_new"><img src="http://lh5.ggpht.com/_L3uZmWOmYsQ/SVx0QIgAB2I/AAAAAAAAAc0/kaERagbTdTE/videoc49d36aacf2b%5B3%5D.jpg?imgmax=800" style="border-style: none" galleryimg="no" onload="var downlevelDiv = document.getElementById('3c7a1e2b-c25a-4ac7-9e9d-369da095139c'); downlevelDiv.innerHTML = &quot;&lt;div&gt;&lt;object width=\&quot;425\&quot; height=\&quot;355\&quot;&gt;&lt;param name=\&quot;movie\&quot; value=\&quot;http://www.youtube.com/v/0w9j_t4AaH0&amp;color1=0xb1b1b1&amp;color2=0xcfcfcf&amp;hl=en&amp;feature=player_embedded&amp;fs=1&amp;hl=en\&quot;&gt;&lt;\/param&gt;&lt;embed src=\&quot;http://www.youtube.com/v/0w9j_t4AaH0&amp;color1=0xb1b1b1&amp;color2=0xcfcfcf&amp;hl=en&amp;feature=player_embedded&amp;fs=1&amp;hl=en\&quot; type=\&quot;application/x-shockwave-flash\&quot; width=\&quot;425\&quot; height=\&quot;355\&quot;&gt;&lt;\/embed&gt;&lt;\/object&gt;&lt;\/div&gt;&quot;;" alt=""></a></div></div></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-847721768518130016?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-82680350200319205262009-01-01T09:25:00.000+02:002009-01-31T19:11:29.550+02:002008'in en çok okunan yazıları<p>2009’un bu ilk saatlerinde yapılacak çok şey olmayınca 2008’e bakıp en çok okunan yazıların listesini çıkarayım istedim. İşte 2008’in en çok okunan yazıları şunlardı:</p> <p><a href="http://iyipara.sinanyuce.com/2008/01/2008-de-altinin-fiyati-ne-olur.html" target="_blank">1. 2008’de altının fiyatı ne olur?</a> Altın 2008’de aslında pek kazandırmadı. En azından ilk 3 ayında iyi kazandırdı fakat ondan sonra aynı bantta seyretti.</p> <p><a href="http://iyipara.sinanyuce.com/2008/02/piyasalar-nereye-gider-altin-ve-dolar.html" target="_blank">2. Piyasalar nereye gider? Altın ve Dolar:</a> Yine bir altın ve dolar ekseninde piyasa tahmini.</p> <p><a href="http://iyipara.sinanyuce.com/2008/01/kemal-unakitan-guncel-konular-hakkinda.html" target="_blank">3. Kemal Unakıtan güncel konular hakkında yorum yapıyor:</a> KU eski popülerliğini kaybetti –2008’de daha çok Nazım Ekren ve Mehmet Şimşek fırtınası vardı- ama yine de söylediği sözlere dikkat etmek gerekiyordu.</p> <p><a href="http://iyipara.sinanyuce.com/2008/01/hukumetin-2008-yili-tahminleri.html" target="_blank">4. Hükümetin 2008 yılı tahminleri:</a> Bir ara vaktim olsa da ne kadarı tutmuş diye baksam.</p> <p><a href="http://iyipara.sinanyuce.com/2008/01/amerikada-secim-surprizi.html" target="_blank">5. Amerika’da seçim sürprizi:</a> Obama’nın başkan olması sürprizdi ama bu performansla 2012’de bir Arnold bekliyorum Amerika halkından.</p> <p><a href="http://iyipara.sinanyuce.com/2008/04/fortune-500-listesi-aciklanmis.html" target="_blank">6. Fortune 500 listesi hazırlanmış:</a> Zenginin malı züğürdün dilini yorar. Fakat yine de bu tür konuları konuşmak zevkli yahu.</p> <p><a href="http://iyipara.sinanyuce.com/2008/02/finansal-krizin-boyutu-ne-olur.html" target="_blank">7. Finansal Krizin Boyutu Ne Olur?:</a> O zamanlar 1 trilyon göze büyük gelirken şimdiden 3 trilyonu aştı.</p> <p><a href="http://iyipara.sinanyuce.com/2008/03/altinin-onsu-1000-dolar-oldu-durmak-yok.html" target="_blank">8. Altının onsu 1000 dolar, durmak yok yola devam:</a> Altının onsu 1000 doları aştı ama dolar düşüktü efendim. Keşke şimdi olsa di mi?</p> <p><a href="http://iyipara.sinanyuce.com/2008/01/finansal-kiralamadaki-kdv-sorunsal.html" target="_blank">9. Finansal Kiralamadaki KDV sorunsalı:</a> FK’da KDV oranı yükselince işin tadı kaçmıştı. Tabi o zamanlar Ülker’in bir Yıldız FK kazığı vardı ama.</p> <p><a href="http://iyipara.sinanyuce.com/2008/02/osman-ulagayin-yeni-kitabi.html" target="_blank">10. Osman Ulagay’ın yeni kitabı:</a> Kitap AKP’nin başarısı karşısında bir nevi iç hesaplaşma niteliğindeydi fakat 2008’de daha çok Osman Ulagay’ın Deniz Gökçe ile resesyon tartışmasını konuştuk.</p> <p>Yeni yılın sağlık, mutluluk ve esenlik getirmesi dileğiyle…</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-8268035020031920526?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-42040666585978734492009-01-01T09:09:00.002+02:002009-01-01T09:10:31.269+02:002008'in en çok okunan yazıları<p>Yılın bu zamanında medyayı takip etmeyi çok severim. Bütün gazeteler, televizyonlar ve dergiler geçtiğimiz senenin en ilginç, en önemli olaylarını liste halinde yayınlar ve bir nevi geçen yılın bir muhasebesini yaparlar.</p> <p>Ben de bu bağlamda bu blogda en çok okunan 2008 yazılarını yayınlamaya karar verdim. İşte ilk 10 şunlardı:</p> <p><a href="http://gunluk.sinanyuce.com/2008/03/turk-telekom-e-faturaya-gecmek-icin.html" target="_blank">1. Türk Telekom’a e-faturaya geçmek için güvenebilir miyiz?:</a>&#160; E-fatura olayı güzel de TT hala daha şehiriçi konuşma detaylarını bir sır gibi saklıyor. Bir de akıllı olup faturayı yazılı görmek de yarar var.</p> <p><a href="http://gunluk.sinanyuce.com/2008/10/akttn-baskini-hakkinda-mehmet-altanin.html" target="_blank">2. Aktütün baskını hakkında Mehmet Altan’ın bir yazısı:</a>&#160; Mehmet Altan’ın yazısı Türkiye’de sorulmayan soruların sorulmaya başlaması açısından son derece önemliydi.</p> <p><a href="http://gunluk.sinanyuce.com/2008/10/orhan-pamukun-frankfurt-kitap-fuari.html" target="_blank">3.&#160; Orhan Pamuk’un Frankfurt Kitap Fuarı konuşmasının ardından:</a> Yıllar boyunca Nobel ödülü hayaliyle yaşayan bir ulusun ödülü alan insanın fikirlerini beğenmeyince nasıl dönebileceğini göstermesi açısından Orhan Pamuk zaten çok şey başarmıştı.</p> <p><a href="http://gunluk.sinanyuce.com/2008/03/kadina-verilen-milli-vazife.html" target="_blank">4. Kadına verilen milli vazife:</a> Türk kadınının görevleri arasında Türk ırkını en iyi şekilde güzellik yarışmalarında temsil etmek de vardı.</p> <p><a href="http://gunluk.sinanyuce.com/2008/06/adnan-menderesin-son-sozleri.html" target="_blank">5. Adnan Menderes’in son sözleri:</a>&#160; Adnan Menderes’in son sözlerini içeren güzel bir videoydu. “Kimseye dargın değilim.”</p> <p><a href="http://gunluk.sinanyuce.com/2008/01/demokrasi-hakknda.html" target="_blank">6. Demokrasi hakkında:</a> Alan Greenspan’ın The Age of Turbulence kitabından demokrasi hakkında ilginç bir alıntı.</p> <p><a href="http://gunluk.sinanyuce.com/2008/02/sabah-gazetesinin-yazar-atagi.html" target="_blank">7. Sabah gazetesinin yazar atağı:</a> Sabah enteresan yazarları kadrosuna dahil etmeye başlamıştı. Engin Ardıç ve Mehmet Barlas mesela.</p> <p><a href="http://gunluk.sinanyuce.com/2008/01/tarkan-ve-metamorfoz.html" target="_blank">8. Tarkan ve Metamorfoz:</a> Her ne kadar ben beğensemde genel itibariyle çok tutmayan bir albüm olmuştu.</p> <p><a href="http://gunluk.sinanyuce.com/2008/08/pekin-olimpiyatlarinda-skandal-haremlik.html" target="_blank">9. Pekin Olimpiyatlarında skandal:</a> Haremlik Selamlık Uygulaması: Arasıra mizah yapmaya çalışıyorum ama yorumlardan anlaşıldığı üzere “millet henüz böyle şeylere hazır değil”.</p> <p><a href="http://gunluk.sinanyuce.com/2008/02/sonunda-alan-greenspan-kitabini.html" target="_blank">10. Sonunda Alan Greenspan’ın kitabını bitirebildim:</a> Kitabı bitirdim bitirmesine ama adam son krizde kendisine çok yüklenildiği için bu eleştirilere tokat niteliğindeki cevabını içeren “extended versiyonunu” 2009’da yayınlamayı planlıyormuş. O da 2009 yılında yapılacaklar listesine girdi bile.</p> <p>2008 yılının en çok okunan yazıları bunlardı. Her zaman belirttiğim gibi, 2009 yılında okumaya ve yazmaya devam ederim inşallah.&#160; Herkesin yenin yılının sağlık, esenlik ve mutluluk getirmesi dileğiyle…</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-4204066658597873449?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-60570771559092856582008-12-22T04:00:00.001+02:002008-12-22T04:01:44.203+02:00Başarı için ne gerekli?<p>Başarı için ne gerekli?</p> <p>Facebook’ta bir arkadaşımın yandaki fotoğrafını görünce şöyle bir yorum yapmıştım:</p> <blockquote> <p>“bu resimde insan vücudunun kusursuzluğunu görüyorum. iyi bir eğitim ve terbiyeyle hemen her şeyi yapılabileceğini gösteriyor. Bu tematik çalışmamla beraber seni de kutluyorum esatçım.”</p> </blockquote> <p>Tabi, o da sağ olsun şöyle bir cevap yazmış:</p> <blockquote> <p>“:) tesekkur ettim. gaza geldim... :P”</p> </blockquote> <p><a href="http://lh5.ggpht.com/_L3uZmWOmYsQ/SU70wTNNEvI/AAAAAAAAAcs/rnwX7ajPdNI/s1600-h/tek%20el%5B5%5D.jpg"><img title="tek el" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin-left: 0px; border-left: 0px; margin-right: 0px; border-bottom: 0px" height="184" alt="tek el" src="http://lh6.ggpht.com/_L3uZmWOmYsQ/SU70xYe6xvI/AAAAAAAAAcw/QNpag0NvS4c/tek%20el_thumb%5B3%5D.jpg?imgmax=800" width="244" align="right" border="0" /></a>Yaklaşık 105 kilo birisi olarak benim için bu hareketi yapmak imkânsız gibi bir şey. Ama ben lisedeyken bu adamla hemen hemen aynı fiziksel özelliklere sahiptim. Fakat aradan geçen 10 yıldan sonra işler çok değişmiş… </p> <p>Bence doğuştan gelen yetenek diye bir şey yok. Ufak tefek farklılıklar dışında hemen hemen her insan aynı donanımla doğuyor. Fakat hayatta farklı alanlarda uzmanlaşmamızı sağlayan tamamıyla çevresel faktörler ve bizim bu çevresel faktörler karşısındaki tepkimiz.</p> <p>Neyse efendim resim hakkında bu yorumdan sonra beni bu yazıyı yazmaya yönelten asıl sebebe gelebiliriz. O da aşağıdaki video.</p> <object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="400" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?showShareButtons=true&amp;docId=7927861560484865829%3A16000%3A1822000&amp;hl=en" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="400" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?showShareButtons=true&amp;docId=7927861560484865829%3A16000%3A1822000&amp;hl=en"></embed></object> <p>&#160;</p> <p>Charlie Rose, <a href="http://www.ritholtz.com/blog/2008/12/charlie-rose-a-conversation-with-malcolm-gladwell/" target="_blank">Big Picture sayesinde keşfettiğim önemli kaynaklardan bir tanesi</a>. Bütün videolarını Google Reader’a düştükçe izlemeye çalışıyorum.</p> <p>Bu videoda ise Tipping Point, Blink ve son olarak Outliers adlı kitapların yazarı olan Michael Gladwell’le yapılan bir söyleşi var. Yazarı daha önceden duymadıysam da görünümünden tipik bir New Yorker yazarı olduğu anlaşılıyor –arada sırada yazılarımda magazinsel öğeler bulundurmaya çalışıyorum.</p> <p>Videoyu izlemeye devam <a href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2008/12/19/basari-icin-gerekli-3-faktor/" target="_blank">ederken Kariyer Yolculuğu’nun şu blog yazısı</a> aklıma geldi.&#160; Bir de ben bunları bir yerden hatırlıyorum diyordum…</p> <p>Video gerçekten çok etkileyici. Yarım saat sürmesine rağmen sıkılmadan ilgiyle izliyorsunuz.</p> <p>İnanılmaz bir başarı ortaya koymak için –kitapta sanırım bu tür başarılara “outliner” deniyor- aslında yüksek I.Q.’ya ihtiyacınız yok.</p> <p>Tamam, yeterli bir zekaya sahip olmalısınız –bu da sanırım 120 civarı- fakat işin önemli bir kısmı sıkı çalışma, inanç ve şans.</p> <p>Videoda Bill Gates, ve Yahudi avukatlar için verilen örnekler gayet ilginç tespitler.</p> <p>Fakat Asyalıların Matematik’te başarılı olmasının ardında yatan sebep konusunda ise Gladwell’in anlattığı teoriyi çok tutmadım doğrusu. Bence Amerika’daki Asyalıların matematik ve mühendislik gibi alanlarda başarılı olması, bunun ekonomik olarak bir üst sınıfa geçmek için uygun bir yol olması. Anne ve babaları işçi olan ikinci kuşak mühendis ve bilim adamı Amerika’daki Asyalıların çocuklarının gittikçe sanat, edebiyat, tarih gibi alanlarda uzmanlaşması bunun da önemli bir göstergesi.</p> <p>Herhangi bir alanda başarılı olmak için 10 bin saat çalışma konusuysa verilen keyifli örnekler düşünülürse doğru bir tespit. Kendi kişisel gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki gerek iş hayatında&#160; gerekse de akademik dünyada başarılı bulduğum insanların çoğu 10 yıl çizgisini geçmiş insanlar.</p> <p>Bunun dışında videoda şu sözü çok tuttum: “Experience rich; theory poor!”. Maalesef hayatta çoğu insan çok zengin tecrübeler ediniyor fakat bu tecrübeleri organize edip, düzenli bir birikim haline dönüştürmeyi beceremiyor.</p> <p>Neyse efendim, gecenin bu saatinde ilham verici bir şeylerle karşılaşmak son derece güzel oldu. Vakit bulunca videoyu izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim.</p> <div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-6057077155909285658?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-2522003089337714082008-12-16T22:24:00.006+02:002008-12-16T22:44:34.184+02:00We wunt freedom to Zaidi<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_L3uZmWOmYsQ/SUgR4spP0UI/AAAAAAAAAcc/Yi4iUpSzfpo/s1600-h/zeydi_ayakkab%u0131_irak2.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 330px; height: 177px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_L3uZmWOmYsQ/SUgR4spP0UI/AAAAAAAAAcc/Yi4iUpSzfpo/s400/zeydi_ayakkab%u0131_irak2.jpg" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280490228846416194" border="0" /></a>&nbsp; <p>Bir hareketle dünyanın gündemine oturmak böyle bir şey herhalde. Teknik olarak iki hareket aslında. Hatta yaptığı harekette başarılı olamasa da Zeydi dünyanın gündemine girdi. </p> <p>Bence eylemin başarasızlığı Amerika'nın Irak'ta demokrasi girişiminin başarısızlığını simgelediği için daha da anlamlı... </p> <p>Gerçi ben yine de Irak'ın şimdiki durumunun Saddam dönemine göre iyi mi yoksa kötü mü olduğu konusunda tam karar vermiş değilim. En azından demokrasi olan bir ülkede olaylar ört bas edilemiyor, insanlar tepkilerini ortaya koyuyor. </p> <p>Bence son paragrafta anlattığım konu biraz önemli. Yani Saddam döneminde bunu yapan adama ne olurdu acaba? Hatta birisi buna cesaret edebilir miydi? (Konuyla <a href="http://sinankolat.blogspot.com/2008/12/shoe-my-confusion.html">paralel bir şekilde Sinan's Blog'da bir yazı var</a>).&nbsp; </p> <p>Hatta geçenlerde <a href="http://www.newsweekturkiye.com/haberler/detay/22611/O-zaman-MGK-ile-ilgili-espri-yapsalardi">Newsweek Türkiye dergisinde Cem Yılmaz'ın şöyle ilginç bir tespiti vardı</a>: </p> <blockquote> <p> ... Zamanın politik figürleriyle ilgili şaka yaptığını söyleyen insanlar aslında yanılıyorlar. Onlar yalnızca ortadaki liderlerle ilgili yaptılar. Perdenin arkasındakilerle ilgili hiç şaka yapabildiler mi? Televizyona çıkan komedyenlerden bahsediyorum. Bana bir tane televizyona çıkan komedyen söyleyin Kenan Evren'le ilgili şaka yapmış olsun. Özal'ın sempatik tombulluğuyla, yürüyüşüyle ilgili profesyonel komiğin şaka yapması bana yetmezdi ki. Milli Güvenlik Kurulu'yla, Tahsin Şahinkaya'yla ilgili şaka yapan bir komedyen söyleyin bana. Bunları ben çocukken de biliyordum. Yapamazlar. <br /> </p> </blockquote> <p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_L3uZmWOmYsQ/SUgRryBgDXI/AAAAAAAAAcU/qGlJPZmADok/s1600-h/zeydi_ayakkab%u0131_irak.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; cursor: pointer; width: 291px; height: 164px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_L3uZmWOmYsQ/SUgRryBgDXI/AAAAAAAAAcU/qGlJPZmADok/s400/zeydi_ayakkab%u0131_irak.jpg" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280490006952021362" align="right" border="0" /></a> Şimdi birileri çıkıp bu ülkede cumhurbaşkanından başlayıp genel kurmay başkanına kadar espriler yapabiliyorlarsa -gerçi ordu konusunda biraz daha temkinli davranılıyor- bu da bu ülkenin normalleştiğinin göstergesi olarak algılanmalı! </p> <p>Tabi, yeterli mi? Kesinlikle değil. </p> <p> <br /> </p> <p> <br /> </p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-252200308933771408?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-70341681674120390692008-11-30T16:36:00.000+02:002009-01-31T19:11:29.550+02:00Iyi pazarlar<p>Hitler'in mortgage krize tepkisini daha önce izlemiştik: </p> <object width="425" height="344"> <p> </p> <param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/bNmcf4Y3lGM&amp;color1=0xb1b1b1&amp;color2=0xcfcfcf&amp;hl=en&amp;feature=player_embedded&amp;fs=1" /> <param name="allowFullScreen" value="true" /> <embed src="http://www.youtube.com/v/bNmcf4Y3lGM&amp;color1=0xb1b1b1&amp;color2=0xcfcfcf&amp;hl=en&amp;feature=player_embedded&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" width="425" height="344" /> </object> <br /> <p>Fakat görünen o ki Führer'i Galatasaray da bunalıma sokmuş. Çok yaratıcı ve çok başarılı bu videoyu tebrik etmek lazım: </p> <object width="425" height="344"> <param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/quqLCqKtwbM&amp;color1=0xb1b1b1&amp;color2=0xcfcfcf&amp;hl=tr&amp;feature=player_embedded&amp;fs=1" /> <param name="allowFullScreen" value="true" /> <embed src="http://www.youtube.com/v/quqLCqKtwbM&amp;color1=0xb1b1b1&amp;color2=0xcfcfcf&amp;hl=tr&amp;feature=player_embedded&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" width="425" height="344" /> </object><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-7034168167412039069?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-91116558497137880372008-11-18T22:47:00.000+02:002009-01-31T19:11:29.550+02:00Dogru tahmin ve dogru soz soyleyenin kovulma sorunsali<p>"Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar..." Kesinlikle doğru bir söz olmalı. </p> <p>Aşağıda bir video var. Peter Schiff diye bir analist var. Adam çıktığı bütün programlarda bas bas "kriz geliyor, hepiniz borsadan uzak durun" demiş fakat kimse dinlememiş... </p> <p>Hatta çıktığı programlarda diğer insanlar dalga bile geçmiş. </p> <p>Videoyu izlerken Peter'ın tahminlerinin birer birer çıktığını hatırlayınca adeta şok oluyorsunuz. Bir yerde bu kadar da olmaz diyesiniz geliyor! </p> <p>Fakat o kadar gürültü içinde sesiniz bile çıkmıyor. Hatta doğrudan dışlanıyorsunuz. </p> <p>Şimdi ben de aslında krizin olacağını bu yılın başlarında tahmin etmiştim. Hatta videonun sonunda (Aralık sonu çıktığı programda) <a href="http://iyipara.sinanyuce.com/2008/01/2008-de-altinin-fiyati-ne-olur.html">Peter altını önerirken ben de burada altını öneriyordum.</a> Bir kaç yazıyla "Altına hücum..." demiştim ve altının nasıl 1000 doları aşacağından dem vurmuştum. O dönemde paramın önemli bölümünü (neredeyse % 100'ü) altına yatırıp ortalama 30YTLden aldığım altın hisselerini 40YTL civarından satmıştım. 4 aylık bir zamanda %33'lük kar fena değildi benim için. </p> <p>Fakat o dönemde <a href="http://iyipara.sinanyuce.com/2008/02/piyasalar-nereye-gider-altin-ve-dolar.html">altının bu seviyelerde kalacağını ve borsanın en son 35000 seviyelerin görebileceğini söylemiştim.</a> Fakat birinci tahminim de yanıldım çünkü bütün dünyada emtialara olan talep düşünce altında bundan kötü etkilendi. Gerçi kur çıkınca altın YTL cinsinden aynı seviyelerini korudu. </p> <p>Borsa ise 35000'i geçip bugün 23000 seviyelerine indi. Yani orada da çuvalladım. </p> <p>Ama en azından son 6-7 ayda nakitte kalıp olası kayıpları önledim fakat yine de dolar alabilirdim ama daha önce de söylediğim gibi kur konusunda tahmin yapmak oldukça güç o yüzden dövizden de uzak durmuştum. </p> <p>&nbsp;Neyse siz aşağıdaki videoyu izleyin ve tahmin yapacaksanız böyle tahminler yapın! Tam 12'den isabet diye ben buna derim. </p> <object width="425" height="344"> <param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/2I0QN-FYkpw&amp;color1=0xb1b1b1&amp;color2=0xcfcfcf&amp;hl=en&amp;fs=1" /> <param name="allowFullScreen" value="true" /> <embed src="http://www.youtube.com/v/2I0QN-FYkpw&amp;color1=0xb1b1b1&amp;color2=0xcfcfcf&amp;hl=en&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" width="425" height="344" /> </object> <div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-9111655849713788037?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-35570092615170950662008-11-17T01:25:00.000+02:002009-01-31T19:11:29.550+02:00Enerji fiyatlarinda artis...<p>Enerji fiyatları şu anda en çok tartışılan konuların başında geliyor. Maalesef son bir yılda doğalgaza % 74, elektriğe % 62 zam yapıldı. </p> <p>Ama işin ilginç yanı ise dünyada enerji hammaddelerinin fiyatı düşerken bu zamların yapılıyoro olması. Bu nedenle AKP'nin bu zamların sorumluluğunu en yakın yerel seçimde göreceğine inanıyorum. </p> <p>Maliyetlerde en ufak artış fiyatlara yansıtılırken, azalışların fiyatlara yansıtılmaması bu konuda denetim mekanizmalarının etkin çalışmadığı sorularını gündeme getiriyor. </p> <p><a href="http://www.taraf.com.tr/makale/2641.htm">Taraf Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar da bu konuda Enerji Piyasaları Düzenleme Kurulu'nun uyumasını sebep gösteriyor:</a> </p> <blockquote> <p>Rafinerilerde 12 kilogramlık ev tüpünün tonu 2.235 YTL’den 1.689 YTL’ye indirildi. Rafineri çıkış fiyatlarında 12 kilogramlık ev tüpünde indirim oranı yüzde 24,4 oldu. Buna karşın vatandaşın kullandığı 12 kilogramlık tüpgazın perakende fiyatı 49 YTL’den, 44 YTL 50 Yeni Kuruşa indirildi. Yapılan indirim vatandaşa sadece yüzde 9,1 oranında yansıdı. <br /> <br />Ayrıca otogaz olarak kullanılan (LPG) fiyatlarının tonu rafinerilerde 2.303 YTL’den, 1.757 YTL’ye indirildi. Fiyatlardaki düşüş yüzde 23,7 oranında oldu. Buna karşın otogazın litresinin perakende satış fiyatı 2 YTL’den, 1 YTL 71 Yeni Kuruşa geriledi. Yapılan indirim oranı perakende fiyatlarda ancak yüzde14,5 oldu. <br /> <br />Anlaşılan o ki, maliyet bazlı fiyatlama sisteminde ithalat fiyatındaki artış anında ve aynı oranda tüketiciye yansıtılırken, ithalat fiyatındaki düşüş çok düşük bir oranda tüketiciye intikal ediyor. <br /> <br />Enerji piyasası herkesin bildiği gibi tekeller ve oligopollerin faaliyet gösterdiği bir piyasadır. Devletler eksik rekabet koşulları oluştuğu için enerji piyasalarında tüketicileri korumak amacıyla fiyat kontrolü yaparlar. Enerji piyasasında kontrolü sağlamak amacıyla bağımsız kurumlar kurup enerji fiyatlarını bu kurumlara belirletirler. <br /> <br />Bizde de 2001 yılından beri enerji piyasasını düzenleyen ve denetleyen bir kurum var. Ama bu kurumun sadece adı var, kendisi yok. Bu kurum sanki şirketlerin fiyat bildirimlerinin kayıtlarını tutan bir büroya dönüşmüş durumda. Halbuki bu kurumun enerji ürünlerinin maliyet analizini yapıp fiyatların kaynak dağılımını doğru yansıtması için tam rekabet fiyatlarına yakın bir fiyatı şirketlere dikte ettirmesi gerekiyor. <br /> <br />Enerji piyasasını düzenleyen kurum ortada olmayınca, şirketler ithal girdi maliyetlerinin artışlarını anında aynı oranda fiyatlara yansıtırken, ithal maliyetlerindeki gerilemeleri aynı anda ve aynı oranda fiyatlara yansıtmıyorlar. Tüketicileri sömüren bu duruma artık bir son vermek gerekiyor. </p> </blockquote><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-3557009261517095066?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-70667747098096522652008-11-16T23:53:00.001+02:002008-11-16T23:53:49.934+02:00Obama’nin haftalik konusmasi Youtube uzerinden dagitilacak<p>Aşağıda Obama’nın bundan sonra her hafta yayınlayacağı haftalık “icraatın içinden” videosu var.</p> <p>Bu videonun ilginç yanı ise her hafta Youtube’a konulacak olması ve oradan ilgili haber kaynaklarına dağıtlacak.</p> <p>Bunu görünce aklıma Özal geldi. Herhalde o da benzer bir şey yapardı.</p> <div class="wlWriterEditableSmartContent" id="scid:5737277B-5D6D-4f48-ABFC-DD9C333F4C5D:20e9c270-af81-47bf-816d-2fbc5de77dcd" style="padding-right: 0px; display: inline; padding-left: 0px; float: none; padding-bottom: 0px; margin: 0px; padding-top: 0px"><div id="b9aa3255-3f8f-49c0-a987-8683c336d993" style="margin: 0px; padding: 0px; display: inline;"><div><a href="http://www.youtube.com/watch?v=Zd8f9Zqap6U&amp;color1=0xb1b1b1&amp;color2=0xcfcfcf&amp;hl=en&amp;fs=1" target="_new"><img src="http://lh3.ggpht.com/_L3uZmWOmYsQ/SSCWbASCLjI/AAAAAAAAAcI/Doe6kConhb0/video4e32af74685c%5B3%5D.jpg?imgmax=800" style="border-style: none" galleryimg="no" onload="var downlevelDiv = document.getElementById('b9aa3255-3f8f-49c0-a987-8683c336d993'); downlevelDiv.innerHTML = &quot;&lt;div&gt;&lt;object width=\&quot;425\&quot; height=\&quot;355\&quot;&gt;&lt;param name=\&quot;movie\&quot; value=\&quot;http://www.youtube.com/v/Zd8f9Zqap6U&amp;color1=0xb1b1b1&amp;color2=0xcfcfcf&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;hl=en\&quot;&gt;&lt;\/param&gt;&lt;embed src=\&quot;http://www.youtube.com/v/Zd8f9Zqap6U&amp;color1=0xb1b1b1&amp;color2=0xcfcfcf&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;hl=en\&quot; type=\&quot;application/x-shockwave-flash\&quot; width=\&quot;425\&quot; height=\&quot;355\&quot;&gt;&lt;\/embed&gt;&lt;\/object&gt;&lt;\/div&gt;&quot;;" alt=""></a></div></div></div> <div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-7066774709809652265?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-71537916132579972322008-11-16T23:24:00.001+02:002008-11-16T23:24:42.581+02:00Cem Yilmazin reklami gercek oldu..<p>Vallahi bu uyuşturucu satıcıları bir alem adamlar. Aşağıda da onlarla ilgili bir başka video var.</p> <p>Videoda babanın oğluna yaptığı uyarıya dikkat. Ayrıca kameramanlarla geçen muhabbet ise bir başka alem…</p> <div class="wlWriterEditableSmartContent" id="scid:5737277B-5D6D-4f48-ABFC-DD9C333F4C5D:45742d57-5bf6-413e-bc89-6bc300c80400" style="padding-right: 0px; display: inline; padding-left: 0px; float: none; padding-bottom: 0px; margin: 0px; padding-top: 0px"><div><object width="425" height="373"><param name="movie" value="http://www.analiztv.com/player.swf?v=3405"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed width="425" height="373" src="http://www.analiztv.com/player.swf?v=3405" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></div></div> <div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-7153791613257997232?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-18790828595665718602008-11-16T23:15:00.001+02:002008-11-16T23:15:05.271+02:00Uyusturucu kacakcilarinin yaraticiliklari<p>“Acaba bu sefer hangi akıl almaz çözümü denediler?” şeklinde sorulan bir kaçakçılık varsa o da uyuşturucu kaçakçılığıdır.</p> <p>Bu insanlar bu yöntemler için harcadıkları aklı ve zamanı, doğru düzgün iş yapmaya harcasalar muhakkak daha çok para kazanırlar.</p> <p>Ama herhalde bu tarz bir iş çok daha heyecanlı. </p> <p>Adana’da da uyuşturucuyu arı kovanlarının içine koyup götürmeye çalışmışlar. Fakat yine de polise yakalanmaktan kurtulamamışlar. Acaba bal kokusu, uyuşturucu kokusunu bastırır diye mi düşünmüşler?</p> <p>Çok komik bir haber olmuş yahu.</p> <div class="wlWriterEditableSmartContent" id="scid:5737277B-5D6D-4f48-ABFC-DD9C333F4C5D:866a5a7f-43a6-4320-8a1b-2dd108e4a650" style="padding-right: 0px; display: inline; padding-left: 0px; float: none; padding-bottom: 0px; margin: 0px; padding-top: 0px"><div><object width="425" height="373"><param name="movie" value="http://www.analiztv.com/player.swf?v=3412"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed width="425" height="373" src="http://www.analiztv.com/player.swf?v=3412" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></div></div> <div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-1879082859566571860?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-53475661887360238442008-11-16T13:40:00.001+02:002008-11-16T13:46:08.828+02:00Kurt sorunu ve Hrant Dink<p><a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&amp;ArticleID=908259&amp;Yazar=%20&amp;Date=16.11.2008&amp;PAGE=">Cengiz Çandar'ın 14.11.2008 tarihli yazısını</a> nedense atlamışım. Bu yazı son günlerde Hrant Dink ve Kürt sorunu konusunda yazılan en önemli yazılardan biri herhalde. Yazının bir bölümünü buraya aktaralım: </p> <blockquote> <p>&nbsp;<a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&amp;ArticleID=908259&amp;Yazar=%20&amp;Date=16.11.2008&amp;PAGE=">Devlet 'fail' ise, 'Derin Devlet' gerekmez - Cengiz Çandar:</a> </p> <p>Hrant Dink’in, şayet sonuncusu değilse,&nbsp; son konuşmalarından biri olmalı. Çünkü 23-24 Aralık 2006’da Darphane binalarında düzenlenen bir sempozyumda ‘Resmi Tarih ve Aydın İlişkisi’ başlıklı oturumda konuşmuş. Bu konuşmasından üç hafta kadar sonra güpegündüz, İstanbul’un orta yerinde, arkasından vurdular Hrant’ı. <br /><br> ‘Resmi Tarih ve Aydın İlişkisi’ başlıklı oturumdaki o&nbsp; konuşması Agos’un son sayısında yayımlandı. Tekrar tekrar okunmasında yarar var. Ancak, göz okumasıyla okunacak konuşma değil o. ‘Yürek’ten bakarak okunması halinde anlaşılacak cinsten.<br> <br /> O konuşmanın bir yerinde şöyle diyor: <br /><br> “... Kimlik sorununa girmişken, elbet buradan Kürt sorununa da geçebiliriz. Kürt sorununun yaşanmakta olan bütün boyutları, size çok açık söyleyeyim, geçmişte Ermenilerin bu topraklarda yaşamış olduğu sorunun ve sürecin aynısıdır. Size Ermenice makaleler getirseydim keşke; 1910’lu yıllarda, 1908’li, 1912’li, 1915’li yıllarda yazılmış makaleler... Herkes sorunu görüyor, aydınlar müdahale ediyorlar. ‘Şu şöyle olmasın, bu böyle olsun’ deniyor. Harekete geçiyor, devletten hak talep ediyorlar. Devlet ‘evet’ diyor ama gereğini yapmıyor. Bunun üzerine birileri dışarıdan müdahale ediyor. Bugün de aynı şeyler yaşanıyor. O makaleleri tercüme edip yayımlasam, hiçbiriniz anlamazsınız yüz sene önce yazılmış olduklarını. O kadar her şey birbirine benziyor ki...” <br /><br> Hrant’ın o konuşmasının, bugünün gündemi açısından benim özellikle dikkatimi çeken bölümü ise yukarıda aktardığımız sözlerinin hemen ardından geleni. Şöyle: <br /><br> “Türkiye tarihiyle gerçek anlamda hesaplaşmadığı için bugün Kürt sorunu içinde bunalıyor ve bocalıyor. Bocalamayan tek bir kesim var: Devlet. Toplum bocalıyor, çünkü toplum tarihini bilmiyor. Devlet bocalamıyor, çünkü devlet tarihini çok iyi biliyor ve becermiş olduğu ‘başarının’ tıpkısını aynısını bugün tekrarlamaya çalışıyor. Ama, toplum bunun farkında değil, çünkü tarihini bilmiyor. Eğer tarihini bilmiş olsa bugün bu sorunun altından kalkması çok daha kolay olacaktı diye düşünüyorum.” <br /><br> Şimdi Vecdi Gönül’ün 80 yıl önce ‘ulus-devlet’in temellerinin nasıl atıldığına ilişkin söylediklerini, bir de Hrant’ın sunduğu bu prizmadan bakıp anlamaya çalışın ve üzerinde düşünün bakalım. Ve, unutmayın hangi yönden baksanız, Vecdi Gönül, ‘devlet’tir... <br /><br> *** <br /><br> Hrant Dink cinayeti duruşmalarından birinden sonra bir gazete ya da derginin sorusu üzerine, cinayetin ardında ‘Derin devlet aramanın anlamsız olduğunu’ söylemiştim. ‘Devlet’e bakmak, ‘cinayetin faili’ni görmek ve anlamak için yeterliydi. <br /><br> Hrant Dink’i öldürenin çok derinlerde aranması gerekmiyordu. ‘Derin devlet’ genellikle işin işinden çıkamadığımız vakit, bilgisizliğimiz ya da çözümsüzlüğümüz&nbsp; için sağladığımız görünmeyen ve hayli gösterişli, emin ve meşruiyetini sıfatından üreten bir sığınak aslında. <br /><br> Oysa Hrant Dink cinayeti kadar ayan beyan devlet kurumlarının işin içinde olduğu, ‘failini bulmak’ için ‘derinlere’ gitmeyi gerektirmeyecek kadar ‘devletin sathı’nda, yüzeyinde gerçekleştirilmiş bir cinayet. <br /><br> Başbakanlık Denetleme Kurulu, bir buçuk yıllık bir çalışmadan sonra 200 sayfa civarında bir raporla bulgularını açıkladı. Bu bulgularda, cinayet işleneceğinin, yani Hrant Dink’in öldürüleceğinin cinayet tarihinden bir yıl kadar önce gerek Trabzon Jandarma İl Komutanlığı, gerekse Trabzon Emniyet Teşkilatı’nda bilindiği, bu bilgilerin bir aşamada İstanbul Emniyeti’ne de intikal ettiği, dolayısıyla cinayetin ‘pekâlâ önlenebileceği’ ve Hrant’ın şu sırada yaşıyor olacağı kaydediliyor. <br /><br> Bazı bulguların sağlanamaması da, Başbakanlık Denetleme Kurulu olarak cinayeti soruşturan müfettişlere Adalet Bakanlığı tarafından gerekli iznin verilmemesinden kaynaklanıyor. Rapor, bunu da açıklıyor. <br /><br> Hrant, “Devlet, tarihi iyi biliyor” demişti. Onun kastettiği ‘devlet’ -‘derin devlet’ filan değil- kendisini nasıl, ne şekilde öldürüleceğini, kendisi öldürülmeden bir yıl önce biliyordu! <br /><br> Hrant, işte ‘devlet’in bunu da bileceğini bilmiyordu. Yani, o konuşmayı yaparken, ‘devlet’in, kendisinin öldürüleceğini bildiğini ve ölümünden yaklaşık iki yıl sonra bunu bir ‘rapor’la ortaya koyacağını... <br /><br> Şimdi, Hrant Dink cinayeti davasının nasıl bir seyir izleyeceğini merak ediyoruz. Bu davanın ‘Ergenekon davası’ ile birleştirilmesi için ‘siyasi irade’ var mı, yok mu? <br /><br> Birleşebileceğini, aklı olan, bakıp görmesini, anlamasını bilen herkes biliyor... </p> </blockquote> <p>Yazı, çok yerinde tespitler içeriyor. <br /> </p> <p> <br /> </p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-5347566188736023844?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-73054480705309505982008-11-16T00:46:00.000+02:002009-01-31T19:11:29.550+02:00Kriz hakkinda piyasanin icinden birisinin gorusleri<p>Krizin sebepleri konusunda herkes bir şeyler söylüyor. Fakat aşağıdaki videoda piyasanın içinden gelen bir hedge fund yöneticisi ilginç açıklamalarda bulunuyor.</p> <p>Bu krize sebep olan iki şey var: <strong>Leverage ve Rating</strong>. Leverage, piyasa aktörlerinin bitmek tükenmek bilmeyen açgözlülüğün sonucu. Rating şirketleri ise verdikleri notlarla kredileri değerlendirmek yerine açgözlülüğü değerlendirmiş.</p> <p>Bugün <a href="http://bigpara.ekolay.net/M3/haber_detay.asp?id=651145" target="_blank">başbakan Recep Tayyip Erdoğan S&amp;P’nin kararını eleştirirken</a> buna işaret etmiş olabilir mi?:</p> <blockquote> <p>&#160;</p> </blockquote> <div class="wlWriterEditableSmartContent" id="scid:5737277B-5D6D-4f48-ABFC-DD9C333F4C5D:fdc12a52-a9e7-424a-bab1-76f993699859" style="padding-right: 0px; display: block; padding-left: 0px; float: none; padding-bottom: 0px; margin-left: auto; width: 400px; margin-right: auto; padding-top: 0px"><div><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="400" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?showShareButtons=true&amp;docId=-817708814789126459%3A119000%3A1762000&amp;hl=en"></embed></div></div> <p></p> <p><em>Kaynak:</em> <br /><a href="http://www.charlierose.com/view/interview/9498">A conversation with Bill Ackman </a> <br />Charlie Rose, Tuesday, November 11, 2008 <br />http://www.charlierose.com/view/interview/9498</p> <div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-7305448070530950598?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-42038157163399052162008-11-15T18:10:00.001+02:002008-11-15T18:10:49.494+02:00Baskin Oran ve Mustafa filmi<p>Baskin Hoca, yine o bildiğimiz uslubuyla Mustafa filmini eleştirenlere güzel cevap vermiş.</p> <p>Özellikle videonun sonundaki tespitleri çok yerinde.</p> <p>Can Dündar’ın da dediği gibi bu filmin çekim amacı Atatürk’ün iktidarı gökten alıp yere indirmeyi başarmasıydı. Fakat bu mesaj, filmden diğer cümleler cımbızla çekilerek göz ardı edilmeye çalışıldı.</p> <p>Baskın Hoca’da bu noktada iyi bir tespit yapmış. Atatürk bir kesim tarafından yerden alınıp göke çıkarıldı. İşte bu film de onu tekrar yere indiriyor. İşte bütün yaygarada bundan kopuyor.</p> <p>Doğru söze ne denir!</p> <div class="wlWriterEditableSmartContent" id="scid:5737277B-5D6D-4f48-ABFC-DD9C333F4C5D:330122ae-b7c3-4b78-a67a-2f9d6dab496a" style="padding-right: 0px; display: block; padding-left: 0px; float: none; padding-bottom: 0px; margin-left: auto; width: 425px; margin-right: auto; padding-top: 0px"><div><object width="425" height="373"><param name="movie" value="http://www.analiztv.com/player.swf?v=3427"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed width="425" height="373" src="http://www.analiztv.com/player.swf?v=3427" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></div></div> <div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-4203815716339905216?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-32688018.post-23403424833087440622008-11-15T17:45:00.000+02:002009-01-31T19:11:29.550+02:00Paulson planini savunurken<p>Şu anda dünyadaki herkesin gözü ABD Hazine Bakanı Henry Paulson’un daha önceden kongreden onayını aldığı 700 milyar dolarla ne yapacağında..</p> <p>Aşağıdaki videoyu izleyince bu krizin öyle kolay kolay başımızdan gitmeyeceğini bir kez daha anladım. Zaten kendisi de bu planın sorunları bir anda çözemeyeceğini söylüyor. Hatta şu anda durumun öncekinden daha kötü olduğunu söylüyor.</p> <p>Bir de videoya bakınca psikolojik olarak da çöküntü içinde olduğunu düşündüm. Konuşması ve ses tonuyla o kadar da umut vermemesi başımızdaki belanın ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.</p> <p>Bu durumda bizi zor günlerin beklediğini söyleyebilirim. </p> <p><a href="http://www.pbs.org/newshour/video/module.html?mod=0&amp;pkg=13112008&amp;seg=1" target="_blank"><img title="paulson" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: block; float: none; margin-left: auto; border-left: 0px; margin-right: auto; border-bottom: 0px" height="187" alt="paulson" src="http://lh4.ggpht.com/_L3uZmWOmYsQ/SR7usIsdm2I/AAAAAAAAAcE/uaBEIyJOtvA/paulson%5B4%5D.jpg?imgmax=800" width="244" border="0" /></a></p> <div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32688018-2340342483308744062?l=sozbende.blogspot.com'/></div>miglatenoreply@blogger.com0