<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211</id><updated>2009-03-06T18:34:07.757+02:00</updated><title type='text'>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</title><subtitle type='html'>EVLİ İKİ ÇOCUK ANNESİ'YİM.EMİRHAN VE METEHAN ADINDA İKİ OĞLUM VAR.BÜTÜN GÜZELLİKLERİ PAYLAŞMAK AMACIYLA SİZLERLEYİM.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>173</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-3357008880974815133</id><published>2008-04-21T11:05:00.001+03:00</published><updated>2008-04-21T11:10:26.406+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TANITIM'/><title type='text'>GELECEĞİN MESLEKLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAxK3WzJs3I/AAAAAAAAA0A/3S2uLmTvETY/s1600-h/3792319.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191606785324725106" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAxK3WzJs3I/AAAAAAAAA0A/3S2uLmTvETY/s400/3792319.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;GELECEĞİN MESLEKLERİ NELERDİR&lt;/span&gt;?Yapılan yatırımlar doğrultusunda yeni olduğu kadar uzlaşmayı gerektiren pek çok meslek gençleri bekliyor. Bir zamanlar doktorluk, öğretmenlik ve mühendislik el üstünde tutulurdu. Son yıllarda her alanda meydana gelen değişiklik meslekleri de değiştirmiş durumda. Elbette değişim fırtınası geçmişe dair her türlü mesleğe olan ilgiyi değiştiremedi.Bir zamanlar itibarlı olan meslekler günümüzde de önemini korumakta. Bununla birlikte geçmişin gözde meslekleri ile geleceğin gözbebeği olan meslekler bir arada yaşayacak ve onların da ortak paydası uzlaşma olacak. Yeni mesleklerin ortaya çıkmasında gelişmiş olan ülkeler önemli rol oynamaktadır. Elbette ABD bu konuda başı çekiyor ABD'nin 2000'li yılında yapacağı yatırımlar, mühendisliğin bir çok farklı alanda ortaya çıkacağının sinyalini veriyor. Yapılacak yatırımları altı alanda toplamak mümkün. Bunlar;malzeme sentezi ve . üretimi, taşımacılık, bilişim ve iletişim, bioteknolojik gibi alanlar dikkati çekiyor. Önümüzdeki yıllarda makine, bilgisayar, malzeme, endüstri, çevre ve kimya gibi mühendislik alanların ön plana çıkması bekleniyor. Ayrıca işletme, fiyatlandırma uzmanlığı, promosyon analistleri, kalite mühendisleri, kalite mühendisleri, marka araştırmacıları aranan mesleklerden olacak. Teknolojik değişimin meslekler üzerinde belirgin etkisini yapılan araştırmalar gösteriyor. Örneğin İngiltere'de yeni açılan iş yerlerinin %73'ü teknoloji tabanlı. Eleman arayan şirketlerin %58'i teknoloji eğitimi almış elemanlar tercih ediyor.Türkiye'de ise yapılan planlamada öncelikle AR-GE (Araştırma geliştirme), teknolojik gelişme, çevre koruma vb yeni çalışma alanlarına ayrılacağı belirtiliyor. AR-GE' ye ABD'de gayri safi milli hasıladan ayrılan pay %2,8, Japonya'da %3 oranında iken; bu Türkiye'de %0,5 dolaylarında. Planlamada öngörülen hedeflere ulaşıldığı taktirde mühendislerin önü açık görülmekte. Gelecek dönemde telekomünikasyon yazılımcıları, elektronik, bilgisayar ve iletişim teknikerlerinin önünün parlayacağı yönünde.&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;TIBBIN YILDIZI SÖNMEDİ&lt;/span&gt;Gelecekte tıp ve tıbbi bilimlerin yıldızı parlamaya devam edecek. Nöroşirurji (beyin cerrahisi) geleceğin ilgi gören mesleklerinden olacak. Bunun gerekçesi ise stres, depresyon, melankoli gibi rahatsızların kaynağının beyinden kaynaklı olmasıdır.Aynı zamanda kanserin nedenini araştıracak olan onkologlar, hastalıkların kaynağını araştıracak olan genetikçiler gelecekte aranan mesleklerden olacak. Zorlaşan hayat şartları altında ezilen insanlar için psikiyatristler aranan insanlar olacak.&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;FİYATLANDIRMA UZMANLARI GÜNÜMÜZ ŞİRKETLERİN GÖZDELERİ&lt;/span&gt;Fiyatlandırma uzmanları yeni ürünlerin piyasaya çıkmadan önce gerçek fiyatlarını belirlemek için ön çalışmalar yapıyorlar. Ticaretin her zaman revaçta olduğu günümüzde onlara her zaman ihtiyaç vardır&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;.TÜM DEVRE TASARIM VE ÜRETİM UZMANLIĞI.&lt;/span&gt;Üniversitelerin elektronik mühendisliği bölümlerindeki lisans eğitiminin üçüncü yılından sonra mikro elektronik bölümü seçiliyor.. Tüm devre tasarımı, iyon ekme tekniği konularında lisansüstü eğitimi yapılıyor. TÜBİTAK ve üniversitelerin dışında Türkiye'deki çalışma alanları kısıtlı. Ancak, dünyada önü oldukça açık bir işkolu Bu alanda eğitim alan Türk mühendisleri yurt dışında cazip koşullarda çalışıyorlar.&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;SAGLIK, EMNİYET, ÇEVRE KORUMA UZMANLIĞI&lt;/span&gt;Çevre mühendisliği konusunda lisans eğitiminin ardından işletme alanında yüksek lisans yapılması gerekiyor. Ancak çevre mühendisliği eğitiminde emniyetle ilgili yeterli bilgi verilmediği için, bu konudaki deneyim sanayiden ediniliyor. Diğer mühendislik kollarından da bu mesleğe geçiş yapılabiliyor.&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;MOLEKÜLER BİYOLOJİ&lt;/span&gt;Bilkent, ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi'nde moleküler biyoloji ve genetik dallarında lisans eğitimi yapılıyor. Üniversite ve TÜBİTAK gibi eğitim kurumlarının yanı sıra yurtdışında iş alanları var.&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;BİYOTEKNOLOJİ&lt;/span&gt;Biyoloji eğitiminden sonra moleküler biyoloji ve genetik dallarında yüksek lisans yapmak gerekiyor. Enerji sektörü, üniversite ve TÜBİTAK başlıca çalışma alanları.&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;ÇEVRE BİYOTEKNOLOJİSİ&lt;/span&gt;Çevre konusundaki lisans eğitiminin yanı sıra tarım ve ziraat mühendisleri de bu alana geçiş yapabiliyorlar. Ancak, meslek içi eğitimler ve konuyla ilgili lisans eğitimi almaları gerekiyor. Türkiye'de Biyoteknoloji alanında faaliyet gösteren şirket sayısı fazla değil. Dünyada bu mesleğe ilgi giderek artıyor. Geliştirilen ürünler için alınan patentler, bu işi yapanlara yüksek kazanç sağlıyor.&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;GAYRIMENKUL DANIŞMANLIĞI&lt;/span&gt;Gayrimenkul geliştirme danışmanlığı, dünyada yaygın bir iş kolu olmasına karşı Türkiye'de pek bilinmiyor. Gelecekte bu mesleği seçenler kazanacak. Yatırım yapılması halinde arsa gibi taşınmazların ekonomik değerini belirleyen bu iş kolu, fabrika ve şirketlerin de belirli zamanlarda ekonomik değerlendirmesini yapıyor. Batı'da ipotek bankacılığının gelişmesiyle yaygınlaşan gayrimenkul geliştirme danışmanlığının, Türkiye'de de aynı süreci izleyeceği yorumları yapılıyor. Teminat amaçlı gayrimenkul değerlemesinin, gerçek ve bilimsel değerler kullanılarak yapılması, birçok yatırımcıya kaynak sağlaması açısından da önem taşıyor.&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;SERMA VE PİYASASI UZMANI&lt;/span&gt;Bir ülkedeki menkul kıymetleri, yabancı yatırımcılara pazarlayan uluslararası sermaye piyasası uzmanları, ülkeye finansman sağlıyor. Mesleğini hem keyifli hem de milli yanı ağır basan bir meslek olarak tanımlanıyor. Dikkatli bir çatışma süreci gerektiriyor. iktisat ve işletmeyle birlikte, muhasebe, finans, pazarlama ve diğer sosyal bilgiler dallarında alınacak eğitimler çok önemli olmaktadır.Tombul'a göre, Türkiye'de sermaye piyasalarının yeni gelişmesi, bu mesleği gelecekte öne çıkaracak nedenlerden biri olarak kabul ediliyor. Tombul, sermaye piyasalarının gelişmeden hiçbir ülkenin gelişmeyeceğini vurguluyor.'Türkiye'de borsa yolun çok başında ve spekülatif ağırlıklı olarak ilerliyor. Ama bu böyle olmayacak. Her ülke bu aşamadan geçiyor. bir ülkenin gelişmesi, sermaye piyasalarının gelişmesine bağlı. Bu durum Türkiye için de geçerli.&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;'SAĞLIK, EMNİYET, ÇEVRE UZMANI&lt;/span&gt;Bu meslek, işyerinde çalışanların kendi sağlıklarını koruyarak çalışmalarını sağladığı gibi, şirketin çevreye zarar verip vermediğini de kontrol ediyor. Üretim faaliyetleri çoğalıp, yeni tesisler açıldıkça, gelecekte bu konunun uzmanlarına büyük ihtiyaç duyulacak Ölçek farkı gözetilmeden tüm şirketler, bu konuyla ilgili danışmanlık hizmeti alarak, eleman çalıştıracaklar.Mesleği ön plana itecek gelişmelerden biri de şirketlerin ISO 14000 belgesi alma zorunlulukları. Çevreyle ilgili bir sertifika olan ISO 14000'i alabilmeleri için Sağlık, Emniyet ve Çevre (SEÇ) sistemlerine sahip olmaları gerekiyor. Gelecekte, gerek Türk, gerekse yabancı şirketlerin mal satabilmek için gerekli olan ISO 14000'e yönelmeleriyle bu alanda hizmet verecek onlara büyük ihtiyaç duyulacak&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;.GAZETECILIK&lt;/span&gt;İnsanların haber alma ihtiyaçları gelecekte de artarak devam edecek. Bu nedenle gerek yazılı, gerek görsel asın önem kazanacak. Bugününün gazetecileri, özellikle savunma, ekonomik, magazin gibi alanlarda uzmanlaşmayı tercih ediyorlar. Böylece , geçmişteki her şeyi bilen gazeteciler dönemi tarihe karışıyor.&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;SPİKERLİK&lt;/span&gt;Özel televizyon kanallarının çoğalmasıyla birlikte önem kazanan haber spikerliği, bugün gençler arasında en çok tercih edilen mesleklerden biri. Gelecekte de yenileri açılacak olan televizyon kanallarıyla haber spikerliği giderek popülaritesini artıracak.&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;YÖNETİCİLER&lt;/span&gt;Endüstri çağında, yöneticilerle işçiler arasında 'sosyal kontrat'lar gündeme gelebilecek. 'Ömür boyu iş garantisi' kavramı ağırlık kazanarak işgücünün eğitimine önem verilecek. Gerçek değişim ise yönetim biçimlerinde yaşanacak. Sistem, vardiyasız çalışma, iş paylaşımı, geçici profesyoneller ve yöneticiler üzerine kurulacak.Yöneticiler, yeterli iş bilgisi olmayan işçiler izin özel yönetim planlarını devreye sokacaklar. iyi eğitim görmüş ve iş bilgisi tam olan uzmanlara ise özel motivasyon programları uygulanacak. Böylece, her iki gruba da önce kendini, sonra işini geliştirme fırsatları sunulacak.Meslek içi eğitimler artacak, danışmanlık hizmeti veren şirketler önem kazanacak. Eğitilen ve iş .deneyimi kazanan çalışanlar, kendi mesleklerini şirketin ihtiyaçları konusunda kullanabilmeyi amaçlayan ileriye dönük planlar yapabilecekler. Yönetim, her düzeydeki çalışanın ihtiyaç duyduğu rahat ortamı sağlayac8.k, bunun karşılığında ise onlardan şirkete yeni fikir kazandırmasını ve ürünler katmasını isteyebilecek. Organizasyonun başarılı olması ise ana hedef olacak.Teknolojinin etkileri, eğitim, sosyo-ekonomik sistem, organizasyonel eğilim, pazarda globalizasyon, işgücü gibi unsurlar, 2005 yılı yönetim ve yöneticilerin ana konularını oluşturuyor. Orta kademe yöneticiler gerekli teknolojileri kullanarak, kurum içinde toparlayıcı, organize edici, süzgeçten geçirici bir rol oynayacaklar. Sınırların kalkmasıyla birlikte çok yönlü işgücü potansiyelini yönetecek olan yöneticilerin başarıları, bu grupları birleştirerek,. verim alabilmesiyle ölçülecek. Tüm çalışmalar iş gruplarının oluşmasıyla yürütülecek. Bu gruplar, yeni kararları verirken müşteriden, varolan iş gücü potansiyeline ve kurumun dış dünyadaki yapısına kadar birçok bulguyu inceleyecek. Onların inisiyatif kullanmaları sağlanacak. Kısacası, 2005 yılı yöneticileri; izleyici, atak, insana odaklı, esnek, risklere açık, lider, vizyon sahibi olan ve insanların performansını ölçebilen bir yapıda olanlar arasından seçilecek. Bilgiyi, teknolojiyi, rekabet ortamında bir avantaj haline getirebilen yöneticiler, kendi güçleri yerine verimliliği en önemli güç olarak görebilecekler&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-3357008880974815133?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/3357008880974815133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=3357008880974815133' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/3357008880974815133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/3357008880974815133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/gelecein-meslekleri.html' title='GELECEĞİN MESLEKLERİ'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAxK3WzJs3I/AAAAAAAAA0A/3S2uLmTvETY/s72-c/3792319.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-6293957355523072925</id><published>2008-04-21T10:55:00.001+03:00</published><updated>2008-04-21T10:57:13.672+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAxIh2zJs1I/AAAAAAAAAzs/r4K2jzeh6zc/s1600-h/3X0I3S77388.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191604216934282066" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAxIh2zJs1I/AAAAAAAAAzs/r4K2jzeh6zc/s400/3X0I3S77388.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;AĞIZ KANSERİ SESSİZCE İLERLEYEREK ÖLÜME GÖTÜRÜYOR&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;Bugün'ün haberine göre erkeklerde oluşma olasılığı kadınlara oranla 2 kat fazla olan ve genellikle 45 yaşın üzerinde ortaya çıkan ağız kanseri, sessizce ilerleyerek kişiyi ölüme götürüyor.Erken teşhisi için mutlaka yılda en az 1 kez diş hekimine gidilmesi gerektiğini kaydeden Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş, Çene Hastalıkları Cerrahisi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Cansu Alpaslan, ağız kanserinin belirtilerini şöyle sıraladı:- Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar.- Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanlar.- Ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar.- Seste boğukluk veya boğazda yutulamayan cisim hissi.Ağız kanserini önlemek için yapılması gerekenleri sıralayan Alpaslan şöyle konuştu: “Tütün ve alkol mutlaka azaltılmalı. Ispanak, kara lahana, havuç, kayısı, mango ve nişastalı olmayan gıdalar riski düşürüyor."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-6293957355523072925?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/6293957355523072925/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=6293957355523072925' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/6293957355523072925'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/6293957355523072925'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/aiz-ve-di-salii.html' title='AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAxIh2zJs1I/AAAAAAAAAzs/r4K2jzeh6zc/s72-c/3X0I3S77388.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-4087583501682449567</id><published>2008-04-21T10:46:00.001+03:00</published><updated>2008-04-21T10:48:43.585+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TEKNOLOJİ'/><title type='text'>TELEFON FİYATINA CEP BİLGİSAYARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAxGZmzJs0I/AAAAAAAAAzk/LEsoLGfUfCs/s1600-h/2X9J2S77215.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191601876177105730" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAxGZmzJs0I/AAAAAAAAAzk/LEsoLGfUfCs/s400/2X9J2S77215.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;Birkaç yıl öncesine kadar lüks olarak görülen cep bilgisayarlarının (PDA) fiyatları, 400 YTL seviyesine kadar indi&lt;br /&gt;ilk modelleri 1993 yılında çıkan, buna karşın sadece telefon rehberi ve kısa notları saklamaya elverişli olan PDA'lar, günümüzde gelişen teknoloji sayesinde, cep telefonu olarak kullanılır ve masaüstü bilgisayarların yapabildiği işlemleri yapar hale geldi. Genellikle masaüstü bilgisayarlarda kullanılan işletim sistemlerinin mobil sürümlerini kullanan ve dokunmatik ekrana sahip PDA'lar, cep telefonlarının tüm özelliklerinin yanı sıra, internet sitelerinde dolaşma ve e-postaların kontrolü, yazı, hesap tablosu ve sunum dosyalarını gösterme ve basit düzeyde düzenleme, navigasyon, müzik dinleme ve video izleme gibi işlemleri yapabilirken, bu cihazlar için üretilen binlerce değişik yazılım da yüklenebiliyor. Birkaç yıl öncesine kadar birkaç bin dolar seviyesindeki fiyatlara alınabilen PDA'ların fiyatları ise başlıca rakipleri olan cep telefonlarının özelliklerinin kendilerine yetişmesi ve fiyatlarının da düşmesi sonucu, son yıllarda cep telefonlarının seviyesine kadar indi. FİYATLARPDA'larla özdeşleşen PALM firmasının en alt modeli olan ZIRE31 327 YTL fiyatla satılırken, popüler modellerinden TREO 600 modelinin fiyatı ise 423 YTL'ye kadar indi. Bunun yayında, HP firmasının cep telefonu görünümlü IPAQ 514 modeli ise 417 YTL'ye kadar düşen fiyatla satılıyor. Bunun yanında, bir dizüstü bilgisayarın işlem gücüne yaklaşan özelliklere sahip üst modellerin fiyatları ise 1,200 YTL'ye kadar çıkıyor. FUJITSU'nun POCKET LOOX T830 modeli bin 258 YTL'den satılırken, BENQ-SIEMENS'in P51 modeli bin 149 YTL'ye, PALM'in TREO680 modeli ise bin 69 YTL'ye satılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-4087583501682449567?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/4087583501682449567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=4087583501682449567' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/4087583501682449567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/4087583501682449567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/telefon-fiyatina-cep-bilgisayari.html' title='TELEFON FİYATINA CEP BİLGİSAYARI'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAxGZmzJs0I/AAAAAAAAAzk/LEsoLGfUfCs/s72-c/2X9J2S77215.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-4204739714297703099</id><published>2008-04-21T09:05:00.002+03:00</published><updated>2008-04-21T09:08:10.659+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>GÖZ ALTINDAKİ HALKALARA SON</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAwuumzJszI/AAAAAAAAAzc/o8zrVIkVeAk/s1600-h/efb0cb32-goz-resimleri2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191575848675291954" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAwuumzJszI/AAAAAAAAAzc/o8zrVIkVeAk/s400/efb0cb32-goz-resimleri2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#006600;"&gt;Herhalde göz altındaki morluk ve halkalar kadar can sıkıcı bir sorun olamaz! Üstelik hemen hemen tüm kadınlar bu sorunu yaşıyor. Ancak bazıları her zaman, bazılarıysa dönem dönem diye eklemekte fayda var...Peki göz altlarında morluklar niçin oluşuyor?Uzmanlar bunun çeşitli nedenleri olduğunu belirtiyor. Onlara göre buradaki önemli nokta sorunun sürekli mi yoksa dönemsel mi olduğu. Çünkü dönemsel ve kronik göz altı morluklarının farklı nedenleri var. Göz altında kronik bir şekilde morluk ve halka oluşmasının başlıca nedeni bu bölgedeki ince, kılcal damarlarla ilgili sorunlar. Ayrıca yorgunluk ve uykusuzluk, güneş ışınları, alerjiler, bazı ilaçların uzun süre kullanılması da dönemsel olarak sorunu ağırlaştıran etkenler. Kronik göz altı morluklarıyla baş etmenin en iyi yolu buna özel üretilmiş kozmetik ürünlerden faydalanmak. Dönemsel sorunlardaysa, sorununun kaynağıyla savaşmak en akıllıca olanı.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;1&lt;/span&gt;. Kılcal damarların kan sızdırması Yapılan dermatolojik araştırmaların birçoğu gösteriyor ki; siyah halkalar göz çukurlarındaki kılcal damarların içinde yer alan hemoglobinin oksidasyonuna bağlı. Başka bir deyişle göz çukurundaki kılcal damarlar, kanı sızdırarak sızan kanın oksijene maruz kalmasına yol açıyorlar. Bu sızıntıyla meydana gelen oksidasyon göz çevresinin mor hatta siyah renge bürünmesine neden oluyor.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;2.&lt;/span&gt; Güneş ışınlarına maruz kalma Özellikle koyu tenli kişilerin yaz aylarında, koruyucu kullanmadan güneş ışınlarına maruz kalmaları göz altlarında hiper pigmentasyon denilen durumun olmasına yol açıyor. Yani göz altlarında fazla miktarda melanin pigmenti salgılanıyor, bölge koyu renkli bir hal alıyor.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;3.&lt;/span&gt; Alerjiler, astım ve egzama Gözlerinizin kaşınmasına ve sulanmasına neden olan tüm durumlar, göz altlarında da halkalar belirmesine yol açabiliyor. Alerjiler, astım ve egzama gibi hastalıklar nedeniyle gözlerinde problem yaşayan kişiler genellikle bunların devamında gözaltı halkalarından da şikayetçi oluyor.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;4.&lt;/span&gt; İlaç kullanma Bazı ilaçların uzun süre kullanılması, damarların genişlemesine neden olabiliyor. İnce gözaltı cildinin altındaki damarların genişlemesi de, bu bölgenin koyu renkli görünmesine yol açabiliyor&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;.5.&lt;/span&gt; Dengesiz beslenme Dengesiz ve eksik beslenme, yeterli vitamin ve mineral alınmamasına bu da göz altlarında renk değişikliğine yol açabiliyor.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;6.&lt;/span&gt; Yorgunluk, uykusuzluk Uykusuzluk ve yorgunluk, tüm yüzün daha soluk görünmesine neden oluyor. Bu da tabii ki, gözaltındaki halkaların daha belirginleşmesine yol açıyor. Ancak yorgunluğun ve uykusuzluğun yol açtığı bu durum geçici.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;7.&lt;/span&gt; Yaşlanma Göz altlarında morluk ve halkalar bulunan kişilerin bu sorunu, çoğu zaman yaşla birlikte daha ciddi bir hal alıyor. Bu bölgedeki, pigmentasyon lekeleri, kırışıklar ve torbalanmalar da morluk ve halkaları belirginleştiriyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-4204739714297703099?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/4204739714297703099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=4204739714297703099' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/4204739714297703099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/4204739714297703099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/gz-altindaki-halkalara-son.html' title='GÖZ ALTINDAKİ HALKALARA SON'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAwuumzJszI/AAAAAAAAAzc/o8zrVIkVeAk/s72-c/efb0cb32-goz-resimleri2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-2643070084053864350</id><published>2008-04-21T08:55:00.003+03:00</published><updated>2008-04-21T09:00:39.887+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>KALBİNİZE KULAK VERİN SİZE KRİZİ HABER VERİR.....</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAwsh2zJsyI/AAAAAAAAAzU/TPrhvv1-hBw/s1600-h/Kalp.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191573430608704290" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAwsh2zJsyI/AAAAAAAAAzU/TPrhvv1-hBw/s400/Kalp.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;Belirtileri dikkate alırsanız hem sevdiklerinizle daha uzun süre yaşama hem de sağlıklı kalma ihtimaliniz çok yüksek. Alınacak en etkili önlem de en küçük bir göğüs ağrısını bile önemseyip derhal en yakın hastaneye gitmek!.&lt;br /&gt;Anadolu Sağlık Merkezi Kalp Damar ve Göğüs Cerrahisi Koordinatörü Doç. Dr. Besim Yiğiter; kalp krizi ile ilgili soruları yanıtladı:&lt;br /&gt;Kalp krizinin 'geliyorum' dedirten belirtileri neler?&lt;br /&gt;Öncelikle göğüs kafesinin orta bölgesinde birkaç dakikadan uzun süren sıkışma ve sıkıntı hissi yaşanır. Ancak bu can yakan bir ağrı değildir. Göğüs ağrısı; omuzlara, boyna veya kollara yayılır. Çarpıntı ve nefes darlığı olur. Ayrıca baş dönmesi, bayılma, bulantı ve terleme de görülüyor.&lt;br /&gt;Kol ya da eldeki ağrı da dikkate alınmalı mı?&lt;br /&gt;Kalp Podcast krizi belirtilerinin atipik olanları da var. Mesela ağrının sol kola yayıldığı gibi yerleşmiş bir kanı varr. Halbuki ağrı, sağ kola da yayılabilir. Elin sadece bir ya da iki parmağı bile ağrıyabilir. Çene veya diş ağrısı da olabilir.&lt;br /&gt;Kriz sırasında öksürme gerçekten hayat kurtarır mı?&lt;br /&gt;Öksürmenin kalbe elektroşok etkisi olabilir. Çünkü öksürerek kalbi uyarıyorsunuz. Bu yöntemle, ritim bozukluğundan ya da ani kalp durmasından gerçekleşen ölümler engellenebilir.&lt;br /&gt;DERHAL HASTANEYE GİDİN&lt;br /&gt;Kriz anında neler yapılmalı?&lt;br /&gt;Eğer enfarktüs trajik bir şekilde ortaya çıkmadıysa, uzak da olsa yakın da olsa mutlaka hastaneye gidilmesi gerekiyor. Yani tek başına evde yapılacak bir şey yok. İlk önce enfarktüsün teşhis edilmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;Kriz anında dil altı hapı kullanımının yararı var mı?&lt;br /&gt;Evet; kalp krizi geçirenler için dil altı hapının alınmasının yararı olabilir. Zaten daha önce kalp krizi geçirmiş hastalar yanlarında hep dil altı hapı taşırlar ve kriz geçirdiklerini anlarlar.&lt;br /&gt;Aspirin faydalı olur mu?&lt;br /&gt;Evet, kalp krizi esnasında bir aspirin içilebilir. Aspirinin ağızda çiğnenerek yutulması, kanı sulandıracağından hayli faydalı olabilir.&lt;br /&gt;Hasta yakınları ne yapmalı?&lt;br /&gt;Kriz anında hastayı hemen hastaneye yetiştirmek dışında yapılabilecek pek bir şey yok. Hemen gelebiliyorsa ambulansla ya da en iyisi kendi imkanlarıyla hastayı hastaneye yetiştirsinler.&lt;br /&gt;Hiç kalp ağrısı çekmemiş birinin birden göğsü ağırırsa ne yapmalı?&lt;br /&gt;En küçük bir şüphede, yani normalin dışında bir tuhaflık hisseden kişi bunu hiçbir şekilde ihmal etmemeli; şikayet kalp krizine benzesin ya da benzemesin derhal bir hastaneye başvurmalı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-2643070084053864350?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/2643070084053864350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=2643070084053864350' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/2643070084053864350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/2643070084053864350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/kalbinize-kulak-verin-size-krizi-haber.html' title='KALBİNİZE KULAK VERİN SİZE KRİZİ HABER VERİR.....'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAwsh2zJsyI/AAAAAAAAAzU/TPrhvv1-hBw/s72-c/Kalp.gif' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-5558190178733298270</id><published>2008-04-20T21:25:00.000+03:00</published><updated>2008-04-20T21:27:34.136+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TEKNOLOJİ SAĞLIK'/><title type='text'>CEP TELEFONLARI KANSER NEDENİ....</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAuK0WzJsxI/AAAAAAAAAzM/CKsj3MGxKJ8/s1600-h/20080330081421_cep1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191395627552584466" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAuK0WzJsxI/AAAAAAAAAzM/CKsj3MGxKJ8/s400/20080330081421_cep1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#006600;"&gt;Tıp alanında çok sayıda ödül sahibi İngiliz beyin cerrahı Prof. Vini Khurana, cep telefonlarının sigaradan da asbestten de daha zararlı olduğunu ve kansere yol açtığını öne sürdü. Cep telefonu üreticilerine seslenen Khurana, cep telefonlarındaki radyasyon oranının mutlaka düşürülmesi gerektiğini savundu. Halka da "cep telefonlarınızı mümkün olduğu kadar az kullanın, mecbur olmadıkça kullanmayın" çağrısında bulunan Prof. Vini Khurana, hükümetin de acil önlemler alması ve cep telefonu üreticilerinin radyasyon seviyesini düşürmesini sağlaması gerektiğini ifade etti. Khurana’nın araştırmasının sonuçları, cep telefonlarının sağlığa muhtemel zararları konusunda bugüne kadar yapılmış en olumsuz tahmin olarak kabul edilirken, Khurana’nın araştırmasının sonucunda hazırladığı makale IoS adlı sağlık dergisinde yayımlandı. Khurana, 10 yıl boyunca cep telefonu kullananların beyin kanserine yakalanma oranlarının iki kat arttığını öne sürdüğü araştırmasında, beyin kanserlerinin gelişmesinin de 10 yıl kadar süre aldığını belirtti. Bilimsel araştırmalar alanında 16 yılda 14 ödül alan ve 40’a yakın makalesi bulunan Prof. Khurana’nın, araştırması sırasında cep telefonlarının etkileri konusunda bugüne kadar yapılmış 100’den fazla araştırmanın sonuçlarını da yeniden değerlendirdiği bildirildi. Cep telefonlarının beyin tümörlerine yol açtığının gelecek 10 yıl içinde kesinlikle kanıtlanmasını beklediğini de belirten Khurana, hemen önlem alınmazsa gelecek 10 yılda beyin tümörü vakalarında büyük artış görülebileceğini ifade etti. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-5558190178733298270?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/5558190178733298270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=5558190178733298270' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/5558190178733298270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/5558190178733298270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/cep-telefonlari-kanser-nedeni.html' title='CEP TELEFONLARI KANSER NEDENİ....'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAuK0WzJsxI/AAAAAAAAAzM/CKsj3MGxKJ8/s72-c/20080330081421_cep1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-1192221233609581334</id><published>2008-04-20T21:20:00.000+03:00</published><updated>2008-04-20T21:22:21.676+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TEKNOLOJİ'/><title type='text'>BU TELEFONUN ŞARJI BİTMİYOR...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAuJmWzJswI/AAAAAAAAAzE/8NBPdzBwVyA/s1600-h/20080410040901_cinliler.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191394287522788098" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAuJmWzJswI/AAAAAAAAAzE/8NBPdzBwVyA/s400/20080410040901_cinliler.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#993399;"&gt;Cep telefonumun şarjı bitecek diye endişelenme devri artık bitiyor. Çinliler yine yaptı yapacağını. Nasıl mı?&lt;br /&gt;Çin'de üretilen I Coloured Mobile ZJ268 cep telefonu tam 666 gün pil ömrü sayesinde şarj edilmeye gerek kalmıyor. Dört hoparlörü bulunan cep telefonuyla mp3, mp4 dinlemek ve izlemek de mümkün. GPRS ve WAP bağlantısı da bulunan cep telefonunun en önemli özelliği 32.800mAh süper pili. 3,0 inch ekran büyüklüğüne sahip bu cep telefonu Çin'de 128 dolardan satışa sunuldu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-1192221233609581334?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/1192221233609581334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=1192221233609581334' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/1192221233609581334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/1192221233609581334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/bu-telefonun-arji-bitmiyor.html' title='BU TELEFONUN ŞARJI BİTMİYOR...'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAuJmWzJswI/AAAAAAAAAzE/8NBPdzBwVyA/s72-c/20080410040901_cinliler.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-5180473888376993685</id><published>2008-04-20T21:05:00.002+03:00</published><updated>2008-04-20T21:19:12.413+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TEKNOLOJİ'/><title type='text'>DİJİTAL OYUNCAKLAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAuIrGzJsvI/AAAAAAAAAy8/-2C_Fv41SZw/s1600-h/20080407062934_g450.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191393269615538930" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAuIrGzJsvI/AAAAAAAAAy8/-2C_Fv41SZw/s400/20080407062934_g450.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;DİJİTAL OYUNCAKLAR&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;Japon elektronik firması Toshiba’nın G450 modeli cep telefonu ince formlu cep kategorisindeki rekabete hızlı bir giriş yapma peşinde.&lt;br /&gt;56 gramlık parmak telefon: Toshiba G450&lt;br /&gt;56 gramlık ağırlığının yanı sıra şık tasarımı sayesinde kolaylıkla taşınabilen telefon, aynı zamanda mobil şebekele üzerinden internet bağlantısı için de kullanılabiliyor.&lt;br /&gt;Türkiye’de henüz kullanılmayan üçüncü nesil (3G) teknolojiyi içinde barındıran bu ürün, USB üzerinden bilgisayarlara bağlanarak, mobil şebekelerin çalıştığı bölgelerde internette hızlı sörf imkânı tanıyor. Türkiye’de ise bu ürünle, Edge ve GPRS erişimi üzerinden internete bağlanılabilir.&lt;br /&gt;Bu ay içinde Toshiba’nın Türkiye temsilcisi Multimedya tarafından satışa çıkarılacak olan G450, müzikçalar olarak da kullanılabiliyor. 96x39 boyutlarında mini ekranı bulunan ürün, MP3, AAC formatlarında müzik parçalarını destekliyor. Yeni model telefonun tasarım özelliklerine bakıldığında tuş takımının iki parçalı olduğu görülüyor. Menünün kullanımı içinse her iki taraftaki tuşlar kullanılıyor&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-5180473888376993685?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/5180473888376993685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=5180473888376993685' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/5180473888376993685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/5180473888376993685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/dijital-oyuncaklar.html' title='DİJİTAL OYUNCAKLAR'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAuIrGzJsvI/AAAAAAAAAy8/-2C_Fv41SZw/s72-c/20080407062934_g450.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-6166181762003346960</id><published>2008-04-20T20:45:00.001+03:00</published><updated>2008-04-20T20:52:42.262+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BURÇLAR'/><title type='text'>YÜKSELEN BURÇ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAuCfGzJstI/AAAAAAAAAys/HaWAmRsu6WM/s1600-h/yukselen.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191386466387342034" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAuCfGzJstI/AAAAAAAAAys/HaWAmRsu6WM/s400/yukselen.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Doğum anında doğu ufkunda yükselmekte olan burç "Yükselen Burç" adını alır. Buna "Ascendant" denir ve kişisel haritanızda "AS" veya "YB" rumuzu ile gösterilir. Yaşamdaki rollerimiz ve davranışlarımız hakkında Yükselen burç bilgi verir. Doğum yeri ve zamanı Yükselen'in hangi burç olacağını belirler. Ekliptiğin Dünya çevresin deki turu 24 saat olduğundan ortalama 2 saatte bir doğu ufkumuzda başka bir Zodyak burcu yükselir. Bunun anlamı, her 2 saatte bir Yükselen burç matematik sel olarak değişir. Ancak ekliptik düzelminin eğimi nedeniyle burçlar dünyadan bakıldığında farklı hızlarda yükselirler. Yükselen burç çevremizdeki dünyaya nasıl göründüğümüzü, nasıl yaklaştığımızı ve yeni bir girişim için taşıdığımız ruh halini ve takındığımız tutumu gösterrir. Aynı zamanda doğum sırasında yaşadığımız deneyimi açıklamaya yardımcı olur. Bu deneyim savaşçı bir yapıda&lt;/span&gt; (Koç-Mars)&lt;span style="color:#ff0000;"&gt; veya içine kapanık ve çekingen bir yapıda &lt;/span&gt;(Oğlak-Satürn) &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;olabilir.Yükselen burcun simgelediği bu yaşama dair ilk zlenim,ömür boyu izlenen bir yol, her yeni başlangıçta tekrar yaşanan bir deneyim olacaktır. Bu izlenimler İmaj, Hayata Yaklaşım ve Özdeyiş olarak açıklanabilir. Yaşamla ilgili temel tutumumuzun ve özbenlik duygumuzun temeli ve göstergesi olan Yükselen Burç, aynı zamanda karşıt uçta Alçalan Burç ile ifade edilen bireysel temaları;Evlilik ve Ortaklığa yaklaşımımızı da gösterir. Yükselen burç bizim kişilik imajımızı, dünyaya ilk bakışta onu nasıl gördüğümüzü tanımlar. Yükselen burç, tüm horoskop faktörleri arasında, bireyin dış görünümü ile en anlamlı ve önemli bilgileri veren yerleşimdir. Yine de kişiliğin başkalarına görünüşü tek bir etkene bağlı değildir. Aynı zamanda Yükselen Burç ayrıca Aşk ve Seks karakterinizi ve meyillerinizi gösterir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-6166181762003346960?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/6166181762003346960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=6166181762003346960' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/6166181762003346960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/6166181762003346960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/ykselen-bur.html' title='YÜKSELEN BURÇ'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/SAuCfGzJstI/AAAAAAAAAys/HaWAmRsu6WM/s72-c/yukselen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-3542786578973953049</id><published>2008-04-20T20:28:00.004+03:00</published><updated>2008-04-20T20:44:32.772+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BURÇLAR'/><title type='text'>GEZEGENLER HAKKINDA GENEL BİLGİ (BURÇLAR)</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Güneş&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Yönettiği burç&lt;/span&gt; : Aslan&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçlü olduğu burç&lt;/span&gt; : Koç&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçsüz olduğu burç&lt;/span&gt; : Kova&lt;span style="color:#000099;"&gt;Zararlı olduğu burç &lt;/span&gt;: Terazi Kişinin enerji birikimini ve yaratıcılığını nasıl kullanıp geliştirdiğini belirler.Güneş doğum haritasındaki hareket ve yaratıcı enerjinin kişi tarafından nasıl ortaya konduğunu bulunduğu burç belirler.Oluşturduğu bakış açıları bu enerjinin hangi alanlarda olumlu çıkışlar yapabileceğini,hangi alanlarda uyumsuzluk ve engellerle karşılaşacağını gösterir.Güçsüz konumda olması yada bakış açısı oluşturmaması yerine sert etkiler alması daha iyidir,çünkü böyle bir güneş yanlışlarından derslerle kişinin olgunlaşmasına yardım eder. &lt;span style="color:#000099;"&gt;AyYönettiği burç&lt;/span&gt; : Yengeç&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçlü olduğu burç&lt;/span&gt; : Boğa&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçsüz olduğu burç&lt;/span&gt; : Akrep&lt;span style="color:#000099;"&gt;Zararlı olduğu bur&lt;/span&gt;ç : Oğlak Ay soğuk ve sisli bir etkiye sahiptir. Dişi özellikler gösterir. Ay geçmişi belirler. Bedenimizin yaşamasını sağlayan besleyici ve kuvvetlendirici sıvıları yönetir. Kişilerin geçmişlerindeki anıları biriktirir ve yeri geldiğinde anımsatır. Ay kişiliğin bilinçsiz yönüdür. Bir erkeğin haritasında annesini ve eşini gösterir. Annelik içgüdüsü ile birlikte içimizde barınan aile baskısını gösterir. Ay gebeliğin ve doğumunda yöneticisidir. Çocukluk döneminde yaşadığınız olaylara ait anılar Ay tarafından yönetilir. İnsan ruhunu yavaş yavaş geliştiren bir güce sahiptir. Nerede bir yaşam kıvılcımı varsa onu en iyi biçimde besler,büyütür ve korur. Duygu ve heyecanların bugünden geçmişe,geçmişten bugüne akışını yönetir. &lt;span style="color:#990000;"&gt;Merkür&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Yönettiği burç&lt;/span&gt; : İkizler, Başak&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçlü olduğu burç :&lt;/span&gt; Başak&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçsüz olduğu bur&lt;/span&gt;ç : Balık&lt;span style="color:#000099;"&gt;Zararlı olduğu burç&lt;/span&gt; : Yay Merkür, zihinsel gücü ve iletişimi simgeler.Aynaı zamanda el,ayak ve sinir sistemimizin yöneticisidir. Onu sorumluluk duygusu taşımayan yaramaz bir erkek çocuğuna benzetebiliriz, fakat bu sorumsuzlukla birlikte zekayı da gösterir. İçgüdülerimizin tutsağı olmamıza izin verir.Mantığımızı kullanma yeteneğimizi,kendimizi ifade etme gücümüzü gösterir.İnsanların gelişmeleri ve ilerlemeleri için merküre ihtiyacları vardır.. &lt;span style="color:#990000;"&gt;Venüs&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Yönettiği burç&lt;/span&gt; : Boğa,Terazi&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçlü olduğu burç&lt;/span&gt; : &lt;span style="color:#000099;"&gt;BalıkZararlı olduğu burç :&lt;/span&gt; Koç, Akrep&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçsüz olduğu bur&lt;/span&gt;ç : Başak Venüs, kişilerin sevinçlerini,beğendiği lüks şeyleri,sosyal yaşamlarını ve sanat yeteneklerini yönetir.Aynı zamanda huzuru,güzelliği,tembelliği ve bohem alışkanlıkları simgeler.Venüs çok güçlü bir konumda ise fazla zevke düşkün,yüzeysel ve basit düşünen bir kişiliği gösterir.İnsanların en güzel ve ince duygularını yönetir. Cinsel ilişkilerde büyük bir mutluluk verir.Çiftleşme oyununda tamamlayıcı öğeler olan giysi,şarkılar ve çekici davranışları yönetir.Venüs istek demektir.Hertürlü zorbalığı terbiyesizliği Ve onur kırıcı etkileri uzaklaştırır. Güzel sanatların esin kaynağıdır. Ortaklığı, cömertliği, tatlılığı, hoşluğu, iyi huyu ve dengeyi simgeler. İlişkilerde uyum sağlamak, denge kurmak isteğini de yönetir. &lt;span style="color:#990000;"&gt;Mars&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Yönettiği burç&lt;/span&gt; : Koç, Akrep&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçlü olduğu bu&lt;/span&gt;rç : &lt;span style="color:#000099;"&gt;OğlakZararlı olduğu burç&lt;/span&gt; : Terazi&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçsüz olduğu burç&lt;/span&gt; : Yengeç Mars,cana yakın ve dostç tutumlu fiziksel gücü simgeler.Hem yapıcı ve hem yıkıcı enerjiler taşır.Tutku ve insanlardaki hayvansal içgüdüler gibi güçlü duyguların yöneticisidir. İyi dengelenir ve kendisini olumlu bir biçimde göstermesine olanak sağlanırsa,cesaret,sabır,kendine güven gibi güçlerin filizlenmesine neden olur. Kişisel atılımlar,hırçınlık,kavgacılık,keskin zeka kavga ve tarışma gücü,bağımsızlık,kararlılık,direnç,tüm engellere karşı başarıya ulaşma isteği ve tüm bunların üzerinde,önderliktir.Mars,olağanüstü bir kas gücü,uygulama yeteneği,çalışma ve yöneticilik yeteneği verir.Fiziksel hazları mutlulukla bir araya getirebilir.Olumsuz yanı korkunçtur.Kötü bir açı yapıyorsa şiddet ve zorbalık patlak verir.Cinayet,kaza,yangın,saldırılar,yağmalar ve ahlak bozuklukları ortay çıkar.İyi bir konumda ise güçlü,dinç,çalışkan ve iyi yapılı bir kişilik ortaya çıkar. &lt;span style="color:#990000;"&gt;Jüpiter&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Yönettiği burç&lt;/span&gt; : Yay, &lt;span style="color:#000099;"&gt;BalıkGüçlü olduğu burç&lt;/span&gt; : Yengeç&lt;span style="color:#000099;"&gt;Zararlı olduğu burç&lt;/span&gt; : İkizler&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçsüz olduğu burç&lt;/span&gt; : OğlakJüpiter şansların en büyüğüdür.Tüm umutların yitirildiği bir anda bir kurtuluşu bulmayı simgeler.Kişinin din,felsefe ve eğitimle ilgili konularda yaşamın hangi alanlarında kendisini ortaya koyduğunu gösterir.Bu alanlar maddesel ve ruhsal zenginliklerinin hangi sosyal düzenlerde gelişebileceğini,karşılığında nasıl bir şans elde edilebileceğini gösterir.Kötü konumdaki jüpiter kararsız bir kişiliği gösterir.Bu kişiler tüm görüş ve düşüncelerinde aşır bir yol izler,yobaz yada fanatik olabilirler.Borca girebilir,gelişigüzel herşeyi ödünç alabilirler.sözlerini tutmaz,yükümlülüklerini yerine getirmezler.lükse düşkündürler.İyi konumdaki jüpiter insanları ise yücegönüllülük ve içtenlik görülür.Akıllıca ve yerinde yargıları vardır.Ahlak kurallarına ve dinsel inançlara saygılıdırlar. &lt;span style="color:#990000;"&gt;SatürnYönettiği burç :&lt;/span&gt; Oğlak, Kova &lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçlü olduğu burç&lt;/span&gt; : Terazi &lt;span style="color:#000099;"&gt;Zararlı olduğu bu&lt;/span&gt;rç : Yengeç &lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçsüz olduğu burç&lt;/span&gt; : Koç Satürnün etkisi ağır,sınırlayıcı ve uzun sürelidir,tıpkı zaman gibi.İnsanın kendini geliştirip yücelteceği sorumluluğunu,görev duygusunu,kişisel disiplinini, sabır,direnç ve kararlılığını arttıracak bir güce sahiptir. Satürn kısıtlayıcı bir gezegendir. Bu sınırlama insanlara sorumluluklarını sürekli hatırlatmasından ötürü ortaya çıkar.İnsanın karakterinde henüz tamamlanmamış eksikliklerini karşısına çıkarır ve onları cesaretle ele alıp düzeltmesini sağlar. Soyluluk ve ağırbaşlılık verir.İyi konumdaki satürne sahip insanlar vicdanlı,dürüst ve çalışkan olurlar.Kötü konumdaki satürne sahip kişiler, her durumdan yakınan ellerine geçen her fırsatı kaçıran kişiler olurlar.Bencillik karamsarlık ve kendine acıma görülür. &lt;span style="color:#990000;"&gt;UranüsYönettiği burç&lt;/span&gt; : Kova &lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçlü olduğu burç &lt;/span&gt;: Akrep&lt;span style="color:#000099;"&gt;Zararlı olduğu burç&lt;/span&gt; : Aslan&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçsüz olduğu burç&lt;/span&gt; : Boğa Uranüs kişinin yeni arkadaşlıklar,gruplar örgütlenmiş dernekler,deneyler edinme olgularını simgeler, yaşamına birdenbire beklenmeyen deneyler getirir.Aynı zamanda kişinin özgürlüğünü ve bağımsızlığını aramasını simgeler.Ürünüs zekanın ötesinde deha gezegenidir,önseziler,ileri görüşler,gleceği okuma,altıncı duyu v.b konuları da kapsar. Üranüs değiştirme,özgünlük,yaratıcılık,başkaldırma,özgürlük,şok ve koparmadır.Bağımsız,klasik olmayan,önceden belirlenemeyen,doyurulamayan,keskin ve moderndir.Yenilik,yaratıcılık ruhu,anarşi,serbest ve yasadışı cinsel davranışlardır. Doğruluğun arı bir biçimi olan uranüs ödün vermez.Ona karşı olan düşünce ya tümüyle yok edilmeli yada kendisi yok olmalıdır.Üranüsün kötü etkisi altında kalanlar aşırı tutkulu,sosyal yönden uyumsuz yada her iki niteliği de kapsayan kişiler olduğu görülür.Güçlü bir uranüsü olanlar disiplinle öz denetimi öğrenmelidirler. &lt;span style="color:#990000;"&gt;NeptünYönettiği burç :&lt;/span&gt; Balık&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçlü olduğu bu&lt;/span&gt;rç : Yengeç&lt;span style="color:#000099;"&gt;Zararlı olduğu bu&lt;/span&gt;rç : &lt;span style="color:#000099;"&gt;BaşakGüçsüz olduğu burç :&lt;/span&gt; Oğlak Neptün soyut şeylerle ilgilenir. Madde ile ilgili olmayan düşünceler,kurnazlıklar ve arınma.Neyin anlamlı neyin anlamsız olduğunu açıklayan çok kişisel bir denem taşıdır.Neptün tanımlanamayan duygular oluşturur. Neptünü iyi konumda olan kişiler ince,alçakgönüllü ve çok duygusal olurlar.Böyle olunca da kolayca kırılıp gücenebilirler.Sıksık yalnızlığa çekilip ruhsal yönden kendini dengelemek isterler.Çok çabuk kavrama yeteneği sağlar.Kötü konumda neptüne sahip olanlar kendi iç dünyalarına kapanan kişiler haline gelirler.Bu tipler içkiye ve uyuşturucu maddelere çabuk alışırlar.Olumsuz neptüne sahip kişiler kişisel çekiciliklerini diğer insanları aldatmak için kullanırlar. &lt;span style="color:#990000;"&gt;PlutoYönettiği burç&lt;/span&gt; : &lt;span style="color:#000099;"&gt;AkrepGüçlü olduğu burç :&lt;/span&gt; Aslan&lt;span style="color:#000099;"&gt;Zararlı olduğu burç&lt;/span&gt; : Boğa&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güçsüz olduğu burç &lt;/span&gt;: Kova Pluto fiziksel ruhsal yenilenme gücüdür.Bilinçaltındaki düşünceleri yüzeye çıkarır.Fiziksel olarak pluto cinsel organlar ve bilinçli cinsel isteklerle ilgilidir. Kötü konumda pluto kişiyi aşırılıklarının kurbanı ederek,ruhsal bozukluğa neden olabilir.Ölüme yakın bir olay yaşayabilirsiniz veya bir ölüm haberi sizin bütün hayat görüşünüzü değiştirebilir. luto evrensel gelişme,değişim,dönüşüm,bitişler ve yeniden yapılanmanın yöneticisi konumundadır &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-3542786578973953049?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/3542786578973953049/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=3542786578973953049' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/3542786578973953049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/3542786578973953049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/gezegenler-hakkinda-genel-bilgi-burlar.html' title='GEZEGENLER HAKKINDA GENEL BİLGİ (BURÇLAR)'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-4564749458167055041</id><published>2008-04-09T16:37:00.005+03:00</published><updated>2008-04-09T16:53:14.677+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HİKAYE'/><title type='text'>EVLİLİK (EŞİNİZE MUTLAKA OKUYUN YADA OKUTTURUN)</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_zGzrjwioI/AAAAAAAAAyQ/C5V1U2Igtfk/s1600-h/mutlu-ask-evlilik.jpg"&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters&gt; &gt;ters baktı. Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani&gt; &gt;kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat&gt; &gt;temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. 'Sapa sağlam adam&gt; &gt;gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir' diye&gt; &gt;düşündü. Zaten canı çok sıkkındı, birde sinirlenmişti.&gt; &gt;&gt; &gt;Alaycı bir ses tonuyla:&gt; &gt;&gt; &gt;- Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.&gt; &gt;&gt; &gt;- Hayır çikolata parası lazım!&gt; &gt;&gt; &gt;Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin&gt; &gt;hali de başka oluyor diye düşündü.&gt; &gt;&gt; &gt;- Niye siz ekmek &lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;bulamayınca &lt;/span&gt;çikolata mı yiyorsunuz?&gt; &gt;&gt; &gt;- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz,&gt; &gt;onu da bulamadıysak aç yatarız.&gt; &gt;&gt; &gt;Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini&gt; &gt;anlayamamıştı.&gt; &gt;&gt; &gt;- Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?&gt; &gt;&gt; &gt;- Fakirin canı mı olur ki,&gt; &gt;tatlı istesin beyim.&gt; &gt;&gt; &gt;- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?&gt; &gt;&gt; &gt;- Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona&gt; &gt;çikolata götürmek istiyorum.&gt; &gt;&gt; &gt;- Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.&gt; &gt;&gt; &gt;- O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca&gt; &gt;ona bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka&gt; &gt;çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever.&gt; &gt;&gt; &gt;Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla&gt; &gt;kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da&gt; &gt;binmemiş sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu&gt; &gt;rahatlatmamıştı. Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı.&gt; &gt;Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü.&gt; &gt;Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir&gt; &gt;&gt; &gt;şey onu rahatlatmıyordu. Dilenciyle konuşurken biraz kafası&gt; &gt;dağılmıştı.&gt; &gt;'Acaba&gt; &gt;söyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu' diye düşündü.&gt; &gt;&gt; &gt;- Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?&gt; &gt;&gt; &gt;Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus&gt; &gt;cüzdanından başka bir şey çıkmadı.&gt; &gt;&gt; &gt;- Ben dilenci&gt; &gt;değilim. Işim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam&gt; &gt;yaparım.&gt; &gt;Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.&gt; &gt;&gt; &gt;Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.&gt; &gt;&gt; &gt;- Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.&gt; &gt;&gt; &gt;Adam çekingen çekingen oturdu yanına.&gt; &gt;&gt; &gt;- Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?&gt; &gt;&gt; &gt;- Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi&gt; &gt;&gt; &gt;karınlarını doyururlar.&gt; &gt;&gt; &gt;- Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?&gt; &gt;&gt; &gt;- Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.&gt; &gt;&gt; &gt;- Hımmmm. Aşk hemde otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en&gt; &gt;fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.&gt; &gt;- Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.&gt; &gt;&gt; &gt;- Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı?&gt; &gt;Söylediklerine&gt; &gt;bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.&gt; &gt;&gt; &gt;- Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.&gt; &gt;- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık&gt; &gt;evliyim.&gt; &gt;Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz.&gt; &gt;Daha&gt; &gt;iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz,&gt; &gt;&gt; &gt;gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok,&gt; &gt;ama mutlusun.&gt; &gt;Para&gt; &gt;mı acaba bizi mutsuz eden?&gt; &gt;&gt; &gt;- Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her eyim.&gt; &gt;Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım&gt; &gt;insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada? Sizin&gt; &gt;ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey&gt; &gt;olan.&gt; &gt;&gt; &gt;- Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet&gt; &gt;ediyor.&gt; &gt;Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?&gt; &gt;&gt; &gt;- Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç&gt; &gt;anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit&gt; &gt;yiyecekler yediği için mutlu olmaz.&gt; &gt;Bir kadın, kocasının her şeyi&gt; &gt;olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.&gt; &gt;&gt; &gt;- Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ?&gt; &gt;&gt; &gt;- Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için&gt; &gt;ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.&gt; &gt;&gt; &gt;- Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?&gt; &gt;&gt; &gt;- Küçük kızı severek.&gt; &gt;&gt; &gt;- Küçük kız mı ? Hangi küçük kız&gt; &gt;?&gt; &gt;&gt; &gt;- Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük&gt; &gt;kız vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o&gt; &gt;kadını da o kadar mutlu edersin.&gt; &gt;&gt; &gt;- Nasıl yani ?&gt; &gt;&gt; &gt;- Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar&gt; &gt;hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya&gt; &gt;bayılırlar.&gt; &gt;&gt; &gt;Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar&gt; &gt;hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz&gt; &gt;şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler.&gt; &gt;Iltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?&gt; &gt;&gt; &gt;- Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam&gt; &gt;boynuma sarılır 'babacığım beni ne kadar seviyorsun?' diye sorar.&gt; &gt;Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda 'Baba güzel olmuş muyum?' diye&gt; &gt;sorar durur.&gt; &gt;Güzelsin demem de yetmez ona. ' Harikasın prenses gibi olmuşsun'&gt; &gt;demeliyim.&gt; &gt;Dünyanın en güzel kızı demeliyim.&gt; &gt;&gt; &gt;- Işte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli&gt; &gt;yaşındaki karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan&gt; &gt;yıl da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam&gt; &gt;edeceğim. Ona&gt; &gt;'bebeğim' diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. 'Bebeğim bana bir&gt; &gt;çay yapar mısın?' dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu&gt; &gt;görmelisiniz.&gt; &gt;&gt; &gt;- Hiç kavga etmezmisiniz siz?&gt; &gt;&gt; &gt;- Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp&gt; &gt;barışmanın tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla&gt; &gt;barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif verir&gt; &gt;bana.&gt; &gt;&gt; &gt;- Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.&gt; &gt;&gt; &gt;- Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar.&gt; &gt;En&gt; &gt;ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki&gt; &gt;sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla&gt; &gt;aldatma.&gt; &gt;Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla&gt; &gt;bakar.&gt; &gt;Küçük&gt; &gt;kızlar hem çabuk mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar. Çok narindir&gt; &gt;onlar.&gt; &gt;Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.&gt; &gt;&gt; &gt;- Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum.&gt; &gt;Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.&gt; &gt;&gt; &gt;- Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi.&gt; &gt;&gt; &gt;Çoğu&gt; &gt;zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde&gt; &gt;karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için&gt; &gt;elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu&gt; &gt;olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu&gt; &gt;etmelidir. Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle&gt; &gt;yolculuğa çıksan ne kadar mutlu&gt; &gt;olabilirsin.&gt; &gt;&gt; &gt;- Haklısın da bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.&gt; &gt;&gt; &gt;- Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama&gt; &gt;kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar&gt; &gt;verir. Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi.&gt; &gt;Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini&gt; &gt;katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur. Benim hiçbir zaman çok param&gt; &gt;olmadı. Günlük kazandım günlük yedik.&gt; &gt;Bazen aç kaldığımız günler oldu. Hiçbir zaman karımın kulaklarına&gt; &gt;altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir&gt; &gt;zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep öpücüklerle sevdim&gt; &gt;boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi&gt; &gt;bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim&gt; &gt;onu.&gt; &gt;&gt; &gt;Adam ayağa kalktı.&gt; &gt;&gt; &gt;- Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine&gt; &gt;küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp&gt; &gt;duruyordur.&gt; &gt;&gt; &gt;- Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.&gt; &gt;&gt; &gt;- Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.&gt; &gt;&gt; &gt;Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.&gt; &gt;&gt; &gt;- Hadi gel eşin için&gt; &gt;şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.&gt; &gt;&gt; &gt;Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta&gt; &gt;götürmenin mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evinin yolunu tuttu.&gt; &gt;Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden &gt; &gt;aldı.&gt; &gt;&gt; &gt;Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su&gt; &gt;içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp&gt; &gt;yıkadı., sonra eşinin önüne&gt; &gt;koydu.&gt; &gt;&gt; &gt;- Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.&gt; &gt;&gt; &gt;Inci hiç konuşmadı.&gt; &gt;&gt; &gt;- Sorsana 'niye' diye.&gt; &gt;&gt; &gt;Inci kızgın kızgın:&gt; &gt;&gt; &gt;- Niye? Diye sordu.&gt; &gt;&gt; &gt;- Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi&gt; &gt;gayet ciddi bir ses tonuyla. Inci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün&gt; &gt;ifadesi&gt; &gt;yumuşamıştı.&gt; &gt;- Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.&gt; &gt;- Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim&gt; &gt;hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim&gt; &gt;istediğim bir şeydi. 'bak senin sevdiğin meyveleri aldım'&gt; &gt;Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü&gt; &gt;alamazsın.&gt; &gt;- Özür dilerim seni kırdığım&gt; &gt;için.&gt; &gt;Sonra Bülent yere diz çöktü.&gt; &gt;- Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice&gt; &gt;seven bu adamı senden mahrum etme.&gt; &gt;- Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.&gt; &gt;Inci kıkır kıkır gülmeye başladı.&gt; &gt;- Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara&gt; &gt;katlanabilecek sin,&gt; &gt;dedi.&gt; &gt;Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı&gt; &gt;küçük kızı gördü.&gt; &gt;Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü.&gt; &gt;Her şey gönlünüzce olsun&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187239461992303234" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_zGzrjwioI/AAAAAAAAAyQ/C5V1U2Igtfk/s400/mutlu-ask-evlilik.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-4564749458167055041?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/4564749458167055041/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=4564749458167055041' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/4564749458167055041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/4564749458167055041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/evlilik-einize-mutlaka-okuyun-yada.html' title='EVLİLİK (EŞİNİZE MUTLAKA OKUYUN YADA OKUTTURUN)'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_zGzrjwioI/AAAAAAAAAyQ/C5V1U2Igtfk/s72-c/mutlu-ask-evlilik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-1292566039854239952</id><published>2008-04-09T14:49:00.001+03:00</published><updated>2008-04-09T14:52:36.032+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖNEMLİ HAFTALAR'/><title type='text'>10 NİSAN POLİS HAFTASI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_ytf7jwinI/AAAAAAAAAyI/OWLHWsayW_U/s1600-h/tufekli-polis.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187211634899192434" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_ytf7jwinI/AAAAAAAAAyI/OWLHWsayW_U/s400/tufekli-polis.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="style3"&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Polis Haftası&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;İLK POLİS TEŞKİLATININ KURULUŞU (10 Nisan 1845&lt;/span&gt;)1845 tarihi, Türk Emniyet Teşkilatı açısından önemli bir noktadır. Çünkü bu tarihe kadar zabıta olarak nitelenen teşkilat; 10 Nisan 1845 (12 Rebiü’l Evvel 1261)’den itibaren polis adı altında hayata geçmiş ve Emniyet Teşkilatının kuruluş günü olarak kabul edilmiştir.Yeniçerinin ortadan kaldırılmasından sonra, başkentte ve eyaletlerde zabıta hizmetleri eskisiyle kıyaslanmayacak derecede gelişmesine rağmen; bu hizmetler karışık ve ayrı ayrı kurumlara bağlı olarak yürütülmekteydi. Teşkilat ve yürütme alanındaki bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla ilk defa 10 Nisan 1845’te İstanbul’da ilk polis teşkilatı kurulmuş, görevleri de yine aynı tarihte yayımlanan Polis Nizamnamesinde belirtilmiş ve bu durum yabancı elçiliklere de bir yazı ile bildirilmiştir.Bu nizamnamede polis teşkilatının kuruluş amacı, belde güvenliğini sağlamak olarak belirtilmiştir.Bu çalışmalara rağmen, karışıklık devam etmiş, İstanbul’da polis hizmeti; Yeniçeri Ağası yerine geçen Serasker, İhtisap Ağası ve Polis adını taşıyan teşkilatlar tarafından yürütülmüştür. Taşrada ise güvenlik hizmetleri, Sipahilerden oluşan zaptiyelerle ve Asakir-i Mansure alaylarıyla yürütülmüştür.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;POLİS&lt;/span&gt;Polis terimi, kökeni Yunanca ve Latince olan bir kelimedir. Yunanca politika, Latince politika kelimelerinden türemiştir. Eski Yunanlılar kendi şehir devletlerine polis ismini vermişlerdir.Polis kelimesi ıstılah! Olarak, kuruluşu bulunduğu yerde kamu düzen ve güvenliğini koruyan, yasaların adil ve eşit bir şekilde uygulanmasını sağlayan teşkilat, kolluk, zabıta, şehirde güvenliği sağlamakla yükümlü kişiler anlamında kullanılmıştır. Polis kelimesinin yerine emniyet deyiminin kullanıldığı da olur.Polis görevi itibariyle; asayişi, amme, şahıs tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini koruyan, halkın ırz can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatını temin eden, yardım isteyenlere, yardıma muhtaç olan çocuk, alil ve acizlere muavenet eden, kanun ve nizamnamelerin kendisine verdiği vazifeleri yapan silahlı icra ve inzibat kuvvetidir.Genel olarak polis, bir ülkenin sükûn, güvenlik ve düzenini sağlamak ve korumakla görevlidir. Bunu yerine getirirken önceden belirlenmiş müeyyidelere uymakla yükümlü ve hükümet tarafından alınan ve yerine getirilmesi istenen kararların icrasını sağlamakla görevlidir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-1292566039854239952?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/1292566039854239952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=1292566039854239952' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/1292566039854239952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/1292566039854239952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/10-nisan-polis-haftasi.html' title='10 NİSAN POLİS HAFTASI'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_ytf7jwinI/AAAAAAAAAyI/OWLHWsayW_U/s72-c/tufekli-polis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-4898624269404591588</id><published>2008-04-05T21:33:00.001+03:00</published><updated>2008-04-05T21:36:40.479+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYATA DAİR&quot;'/><title type='text'>"HAYATA DAİR"</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#cc0000;"&gt;"İNANILMAZ AMA GERÇEK...&lt;br /&gt;Okulun ilk gününde 5. sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Ancak bu imkânsızdı, çünkü ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı. Bayan Mediha bir yıl önce Mustafa yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemişti. İlave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu. Bu öyle bir noktaya geldi ki, Bayan Mediha onun kâğıtlarını büyük bir kırmızı kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar (x ) yapmaktan ve kâğıdın üstüne büyük? F? (en düşük derece) koymaktan zevk alır oldu.&lt;br /&gt;Bayan Mediha nın okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu ve Mustafa nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı.&lt;br /&gt;Mustafa nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:&lt;br /&gt;Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor ve çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli?&lt;br /&gt;İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:&lt;br /&gt;Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evde ki yaşamı mücadele içinde geçiyor.?&lt;br /&gt;Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:&lt;br /&gt;Mustafa nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu etkileyecek.&lt;br /&gt;Mustafa nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:&lt;br /&gt;"Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.&lt;br /&gt;Bunları okuyunca, Bayan Mediha problemi kavradı ve kendinden utandı.&lt;br /&gt;Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kâğıtlara sarılmış hediyeleri getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu. Mustafa nın hediyesini alıncaya kadar bu böyle devam etti.&lt;br /&gt;Mustafa nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kâğıdı ile beceriksizce sarılmıştı.&lt;br /&gt;Bayan Mediha onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu. Bayan Mediha pakette taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı. Ama o bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi. Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü. Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu söylemek için kaldı.&lt;br /&gt;Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz.&lt;br /&gt;Çocuklar gittikten sonra, Bayan Mediha en az bir saat ağladı. O günden sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı. Bunun yerine, çocukları eğitmeye başladı. Bayan Mediha, Mustafa ya özel ilgi gösterdi. Onunla çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu. Onu daha fazla teşvik ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu. Yılın sonuna kadar Mustafa sınıfta ki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri idi.&lt;br /&gt;Bir sene sonra, Bayan Mediha kapısının altında Mustafa dan bir not buldu, ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.&lt;br /&gt;Altı yıl sonra Mustafa dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.&lt;br /&gt;Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını, sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Yine Bayan Mediha nın tüm yaşamında ki en iyi ve ne favori öğretmen olduğunu yazmıştı. Sonra dört yıl daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldıktan sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektup onun hala karşılaştığı en iyi ve en favori öğretmen olduğunu açıklıyordu. Ama simdi ismi biraz daha uzundu&lt;br /&gt;Mektup söyle imzalanmıştı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öykü burada bitmiyor. Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var.&lt;br /&gt;Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Bayan Mediha nın damadın annesine ayrılan yere oturup Aramayacağını soruyordu. Şüphesiz Bayan Mediha bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu? Taşları düşmüş olan o bileziği takti. Dahası, Mustafa nın annesinin süründüğü parfümden sürdü.Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Bayan Mediha nın kulağına şöyle fısıldadı,&lt;br /&gt;"Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim. Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim" Bayan Mediha, gözlerinde yaslarla fısıldadı, söyle dedi,Mustafa, yanlış şeylere sahiptim. Bir fark meydana getirebileceğimi bana öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum".&lt;br /&gt;Birinin Hayatında Bir Fark Oluşturmaya Çalışın.&lt;br /&gt;Bunu iletin, birinin yüreğini ısıtın, hayatında bir fark oluşturmaya çalışsın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-4898624269404591588?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/4898624269404591588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=4898624269404591588' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/4898624269404591588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/4898624269404591588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/hayata-dair.html' title='&quot;HAYATA DAİR&quot;'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-1928626492717998842</id><published>2008-04-02T14:38:00.000+03:00</published><updated>2008-04-02T14:39:43.975+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KOMİK RESİMLER'/><title type='text'>KOMİK RESİMLER</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_Nwc7jwilI/AAAAAAAAAx4/ldKz8Qw-v5k/s1600-h/24.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184611238359894610" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_Nwc7jwilI/AAAAAAAAAx4/ldKz8Qw-v5k/s400/24.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_NwdLjwimI/AAAAAAAAAyA/swzcd6dcmBA/s1600-h/27.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184611242654861922" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_NwdLjwimI/AAAAAAAAAyA/swzcd6dcmBA/s400/27.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-1928626492717998842?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/1928626492717998842/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=1928626492717998842' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/1928626492717998842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/1928626492717998842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/komik-resimler_02.html' title='KOMİK RESİMLER'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_Nwc7jwilI/AAAAAAAAAx4/ldKz8Qw-v5k/s72-c/24.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-3138248876721359645</id><published>2008-04-02T14:37:00.000+03:00</published><updated>2008-04-02T14:38:44.525+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KOMİK RESİMLER'/><title type='text'>KOMİK RESİMLER</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_NwJ7jwigI/AAAAAAAAAxQ/jydqP8mUBc0/s1600-h/5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184610911942380034" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_NwJ7jwigI/AAAAAAAAAxQ/jydqP8mUBc0/s400/5.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_NwKLjwihI/AAAAAAAAAxY/vI1hV_ebYyc/s1600-h/6.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184610916237347346" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_NwKLjwihI/AAAAAAAAAxY/vI1hV_ebYyc/s400/6.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_NwK7jwiiI/AAAAAAAAAxg/-Vk_cIdLyYc/s1600-h/7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184610929122249250" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_NwK7jwiiI/AAAAAAAAAxg/-Vk_cIdLyYc/s400/7.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_NwK7jwijI/AAAAAAAAAxo/dOGWR4s1rn8/s1600-h/12.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184610929122249266" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_NwK7jwijI/AAAAAAAAAxo/dOGWR4s1rn8/s400/12.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_NwLrjwikI/AAAAAAAAAxw/WFe6PQ0HGaU/s1600-h/22.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184610942007151170" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_NwLrjwikI/AAAAAAAAAxw/WFe6PQ0HGaU/s400/22.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-3138248876721359645?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/3138248876721359645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=3138248876721359645' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/3138248876721359645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/3138248876721359645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/04/komik-resimler.html' title='KOMİK RESİMLER'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R_NwJ7jwigI/AAAAAAAAAxQ/jydqP8mUBc0/s72-c/5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-7517766135562703261</id><published>2008-03-22T14:28:00.001+02:00</published><updated>2008-03-22T14:33:28.575+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>SAĞLIKLI ALIŞVERİŞ REHBERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R-T7nLjwifI/AAAAAAAAAxI/xOfzIl8dfSY/s1600-h/bayanlar1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5180542121919154674" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R-T7nLjwifI/AAAAAAAAAxI/xOfzIl8dfSY/s400/bayanlar1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;SAĞLIKLI ALIŞVERİŞ REHBERİ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ambalajı kontrol edin. Donmuş besinler katı, soğutucudaki besinler soğuk olmalıdır. Donmuş besinler çözülme belirtileri göstermemelidir. Ambalajda delik, yırtık veya açık köşeler olmamalıdır, güvenlik kapaklarının ve düğmelerinin mutlaka kontrol edilmesi gerekir.&lt;span style="color:#990000;"&gt;Balık Satın Alırken:&lt;/span&gt; Beslenme açısından yararları nedeniyle deniz ürünlerine ilgi gittikçe artmaktadır. İyi bir protein kaynağı olmalarının yanı sıra deniz ürünlerinin yağ içeriği özellikle doymuş yağlar açısından düşüktür. Ve balık omega - 3 yağ asitleriyle sağlık açısından önemli yararlar sunar. Satın almadan önce balık tezgahını kontrol edin. Sokak satıcılarından balık almayın. Bütün balıkları (yüzgeçli veya kabuklu) koklayın. Kuvvetli balığımsı koku taze olmadığının bir işaretidir. &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Sebze Alırken Bamya:&lt;/span&gt; Koyu yeşil renkli ve lekesiz olmalıdır.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt; Bezelye:&lt;/span&gt; Dolgun, parlak yeşil kabuklu ve körpe, iyi gelişmiş tohumlu olmalı. Biber: Yumuşak, benekli ve berelilerden sakının. &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Domates:&lt;/span&gt; Düzgün, iyi şekillenmiş ve sert (çok sert değil) olmalı. Yeşil Yapraklı Sebzeler: Taze, yumuşak, lekesiz yapraklı olmalı, kalın damarlı yapraklı demetlerden sakının. Rengi kendini ele verir&lt;span style="color:#cc0000;"&gt; Et Satın Alırken:&lt;/span&gt; Yağları iyi ayrılmış eti satın alın. Etin rengi tazeliğini gösterir. Sığır eti tipik olarak parlak kırmızı renktir. Genç dana eti grimsi pembedir. Daha yaşlı dana eti koyu pembedir. Kuzu etinin rengi nasıl beslendiğine bağlı olarak açık pembeden koyu pembeye kadar değişebilir. Ekonomik olmalarının yanı sıra tavuk ve hindi etleri yüksek protein içerir ve genellikle yağsızdır. Çoğunlukla kümes hayvanlarının yağsız çeşitlerini seçin (hindi ve tavuk gibi). Yağ tüketiminizi azaltmak için derisiz beyaz et alın, Sağlığınız için üzerinde son kullanma tarihi bulunan bütün tavuk tercih edilmeli. Böylece maddi anlamda da tasarruf sağlarsınız. &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Yumurta Satın Alırken:&lt;/span&gt; Almadan önce yumurtaların kartonlarını açın. Temiz ve tam olan kolileri seçin. Kırılmış olanı almayın. Oda sıcaklığında değil buzdolabında saklanmış olan yumurtaları alın. &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Meyve Satın Alırken:&lt;/span&gt; Elma- Çürük ya da çürük noktaları olanlardan sakının. Erik- Çatlamış veya buruşuk kabuklardan sakının. &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Kiraz- Vişne:&lt;/span&gt; Fazlaca yumuşak veya kurumuş veya koyu sapları olanlardan sakının. &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Limon:&lt;/span&gt; Genellikle pürtüklü yapılı limonlar daha kalın kabukludur ve ince kabuklulardan daha az suludur.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt; Muz:&lt;/span&gt; Lekelenmiş ve çürümüş kabuklulardan sakının.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt; Portakal:&lt;/span&gt; Yumuşaklık veya ucunda beyazımsı küf hissi tehlikelidir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-7517766135562703261?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/7517766135562703261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=7517766135562703261' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/7517766135562703261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/7517766135562703261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/03/salikli-aliveri-rehberi.html' title='SAĞLIKLI ALIŞVERİŞ REHBERİ'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R-T7nLjwifI/AAAAAAAAAxI/xOfzIl8dfSY/s72-c/bayanlar1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-3656325598699316112</id><published>2008-03-19T09:27:00.002+02:00</published><updated>2008-03-19T09:31:00.391+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KANDİLLER'/><title type='text'>MEVLÜT KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R-DAb5bvggI/AAAAAAAAAw0/-psyLVrAw-w/s1600-h/mevlidgb9.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179351156982252034" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R-DAb5bvggI/AAAAAAAAAw0/-psyLVrAw-w/s400/mevlidgb9.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Mevlid, doğum zamanı demektir&lt;/span&gt;. Mevlid gecesi, Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Peygamber efendimizin doğum günü, bütün Müslümanların bayramıdır. Resulullah dünyaya gelince, amcası Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe, (Kardeşin Abdullah’ın oğlu oldu) diyerek kendisine müjde getirince, sevinmişti. (Ona süt vermek şartı ile, seni azat ettim) demişti. Bunun için, Ebu Leheb’in, her mevlid gecesinde, azabı biraz hafiflemektedir. Mevlid gecesi sevinen, o geceye kıymet veren müminlerin pek çok sevap kazanacağı buradan da anlaşılmaktadır. Hafız Muhammed ibni Cezeri Şafii diyor ki: (Ebu Leheb rüyada görülüp, ne halde olduğu sorulduğunda, çok azap çekiyorum. Ancak, her yıl, Rebiul-evvel ayının 12. geceleri, azabım hafifliyor. Resulullah dünyaya gelince, müjde veren cariyemi sevincimden azat etmiştim. Bunun için, bu gecelerde azabım hafifliyor) dedi. Ebu Leheb gibi azgın bir kâfirin azabı hafifleyince, O yüce Peygamberin ümmetinden olan bir mümin, Onun doğduğu gece sevinir, malını uygun yerlere dağıtır, ziyafet verir, böylece, Peygamberine olan sevgisini gösterirse, Allahü teâlâ onu Cennetine sokar.) [M. Nasihat] Resulullah efendimiz, mevlid gecelerinde eshab-ı kirama ziyafet verir, dünyayı teşrifindeki ve çocukluk zamanındaki şeyleri anlatırdı. Hz. Ebu Bekir de, halife iken, eshab-ı kiramı toplar, Resulullah efendimizin dünyayı teşrifindeki olağanüstü hâlleri konuşurlardı. Bu gece, Resulullahın doğum zamanında görülen hâlleri, mucizeleri okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevaptır. Bugün veya ertesi gün oruç tutmakta mahzur yoktur. Tutulması iyi olur, sevap olur. İslam âlimleri mevlid gecesine çok önem vermişlerdir. Hz. Mevlana, (Mevlid okunan yerden belalar gider) buyurmuştur.Mevlid gecesi, Kadir gecesinden sonra en kıymetli gecedir. Hatta, Mevlid gecesinin Kadir gecesinden de kıymetli olduğunu bildiren âlimler de vardır.El-mukni, el-miyar ve Tenvir-ül-kulub kitaplarında Mevlid gecesinin Kadir gecesinden kıymetli olduğu bildiriliyor. (Ed-dürer-ül-mesun)(Allahü teâlâ bir kimseye söz ve yazı sanatı ihsan ederse, Resulullahı övsün, düşmanlarını kötülesin) hadis-i şerifine uyularak, asırlardır mevlid kitapları yazılmış ve okunmuştur. Resulullah efendimizi öven çeşitli mevlid kasideleri vardır. Meşhur olan ve Türkiye’de her zaman okunan Mevlid kasidesini Süleyman Çelebi, 15. asırda yazmıştır. Bu kasidenin asr-ı saadetten sonra yazılması, bid’at olmasını gerektirmez. Çünkü Resulullahı övmek ibadettir. Her zaman Onu övücü kasideler, yazılar yazılabilir. Onları da okumak bid’at değil, sevap olur. Mevlid-i şerif okumak, Resulullahın dünyaya gelişini, miracını ve hayatını anlatmak, Onu hatırlamak, Onu övmek demektir. Her müminin Resulullahı çok sevmesi gerekir. Bu da zaten imanın gereğidir. Çok sevmek kâmil mümin olmanın da alametidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Beni ana-baba, evlat ve herkesten daha çok sevmeyen, mümin olamaz.) [Buhari] (Bir şeyi çok seven, elbette onu çok anar.) [Deylemi] (Resulullahı seven de onu çok anar.)(Peygamberleri anmak, hatırlamak ibadettir.) [Deylemi] (Bu ibadeti, şiir olarak söylemek daha tesirli olur. Resulullah efendimizin şairleri, camide, Resulullahı öven ve kâfirleri kahreden şiirler okurlardı.)Bunlardan Hassan bin Sabit hazretlerinin şiirlerini çok beğenirdi. Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem, mescide bu şair için bir minber koydurdu. Hassan bin Sabit hazretleri minbere çıkar, düşmanları kötüler, Resulullahı överdi. Resulullah efendimiz de buyurdu ki:(Hassanın sözleri, düşmanlara ok yarasından daha tesirlidir.) [M. Nasihat]Bu husustaki hadis-i şeriflerden ikisi de şöyle:(Allahü teâlâ, Resulünü övmek ve müdafaa etmek hususunda Hassanı, Ruh-ül-kuds [Cebrail aleyhisselam] ile takviye etmektedir.) [Buhari]Peygamber efendimiz, şairin söylediği şiiri beğenip (Dişlerin dökülmesin) diye dua etmiştir. (Hakim)Şiir hakkında hadis-i şeriflerden birkaçı da şöyle:(Şiir, öyle bir sözdür ki, güzeli daha güzel, çirkini daha çirkindir.) [Buhari] (Büyüleyici sözler gibi, hikmetli şiirler de vardır.) [Ebu Davud](Bazı şiirler elbette apaçık bir hikmettir.) [Buhari]Vehhabiler, mezhepsizler, Resulullah efendimizi öven ve Ondan şefaat isteyen müslümanlara müşrik, yani puta tapan kâfir damgasını basıyorlar. Ülkemizde bunu açıkça söyleyemedikleri için, mevlide bid’at diyorlar. Resulullahı övmek bid'at olmaz. Bu övgüden ancak Allah’ı sevmeyen rahatsız olur. Çünkü Allahü teâlâ Onu övmektedir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:(Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107] (Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.) [Sebe, 28] (Senin için bitmeyen, sonsuz mükafat vardır. Elbette sen en büyük ahlak üzeresin) [Kalem 3-4] (Rabbin sana [çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın!) [Duha 5] (Allah ve melekleri, Resule salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin.) [Ahzab 56]Mevlidi, erkek kadın karışık olmadan, çalgı ve başka haram karıştırmadan, Allah rızası için okumak, salevat-ı şerife getirmek, tatlı şeyler yedirip içirmek, hayrat ve hasenat yapmak, böylece, o gecenin şükrünü yerine getirmek müstehabdır. (Ni'met-ül kübrâ, Hadika, M.Nasihat) Doğum gününe önem vermeyi hıristiyanlar, müslümanlardan öğrenip almışlardır. Mevlid okumanın kıymetli bir ibadet olduğunu bildirmek için İslam âlimleri çeşitli dillerde kitaplar yazmışlardır. Bunlardan on tanesi, Keşf-üz-zünunda bildirilmektedir.İbni Hacer-i Hiytemi hazretlerinin En-Nimet-ül-kübra isimli mevlid kitabı ile imam-ı Süyuti hazretlerinin Erreddü ala men enkere kıraetel mevlid-in-Nebi kitabı meşhurdur. Resulullah efendimizi çok övmek, mahlukların en üstünde olduğunu söylemek, Allahü teâlânın, sevgili Peygamberine verdiği üstünlükleri saymak ve Ondan şefaat istemek, büyük ibadettir. Buna karşı koymak, koyu bir cahillik, pek çirkin bir inattır. Resulullahı övmek, anmak lazım geldiğine delil olarak, Ahzab suresinin (Allah ve melekleri, Resule salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin) mealindeki 56.âyet-i kerimesi yetmez mi? İslam âlimleri buyuruyor ki: Mevlid gecelerinde toplanarak, mevlid kasidesi okumak, tatlı şeyler yedirip içirmek, hayrat ve hasenat yapmak, böylece, o gecenin şükrünü yerine getirmek müstehaptır. Salihlere elbise ve benzeri hediye vermek, bu geceye hürmet etmek olur. Bunları Allah rızası için yapmak çok sevap olur. (İbni Battal maliki) Mevlid cemiyetinde, salihleri toplayıp, salevat okumak, fakirleri doyurmak, her zaman sevaptır. Fakat, bunlara çalgı gibi haram karıştırmak büyük günah olur. (Allame Zahirüddin bin Cafer) Mevlid cemiyetinde, sadaka, hediye vermek, neşe ve sevinç göstermek, haram karıştırmadan mevlid kasidesi okutmak çok sevap olur. (Allame Nasirüddin) Haram şeyler karıştırmadan mevlid cemiyeti yapmak müstehaptır. (S.ibni Mace şerhi) Pazarlık etmeden, sırf Allah rızası için hatim veya mevlid okuyan hafızın, okutanın verdiği hediyeyi alması caiz olur. Kur'an okuyup hediye almayı meslek haline getirmemelidir! Zira âdet haline gelen hediye, şart edilen ücret gibidir. (Dürr-ül muhtar) Ücretle okunan Kur'andan ölüye sevap hasıl olmaz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-3656325598699316112?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/3656325598699316112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=3656325598699316112' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/3656325598699316112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/3656325598699316112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/03/mevlt-kandiliniz-mbarek-olsun.html' title='MEVLÜT KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN...'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R-DAb5bvggI/AAAAAAAAAw0/-psyLVrAw-w/s72-c/mevlidgb9.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-152123605684060877</id><published>2008-03-18T11:41:00.002+02:00</published><updated>2008-03-18T11:53:27.536+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİİR'/><title type='text'>ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ HAFTASI</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9-OhJbvgfI/AAAAAAAAAws/G_tHm40ezyo/s1600-h/index_01.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179014796618465778" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9-OhJbvgfI/AAAAAAAAAws/G_tHm40ezyo/s400/index_01.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;ÇANAKKALE ŞEHİTLER'İN KUCAĞI&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çanakkale şehitlerin kucağı, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hak yoluna şehadetin ocağı,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cennet bahçesinin tatlı sıcağı,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çanakkale kan kaynıyor toprağın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çanakkale düşmanını boğuyor, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mehmet'lerim size HİLAL doğuyor&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Farkedermi dense hava soğuyor&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çanakkale kan kokuyor toprağın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yetmişinde Veli dayı tığ gibi, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yüklenince düşmanlara çığ gibi,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Boyladılar boğazların sığ dibi, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yutuverdi Çanakkale boğazı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nusret gemi mayınları döşerken,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Alabora oldu düşman şişerken, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve Türk adını tarihe düşerken, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Düşman soluğunu romada aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜMÜT GÜNGÖR&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-152123605684060877?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/152123605684060877/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=152123605684060877' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/152123605684060877'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/152123605684060877'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/03/anakkale-ehitleri-haftasi.html' title='ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ HAFTASI'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9-OhJbvgfI/AAAAAAAAAws/G_tHm40ezyo/s72-c/index_01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-8882982829024006089</id><published>2008-03-15T23:53:00.005+02:00</published><updated>2008-03-16T00:02:02.447+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='turizm'/><title type='text'>GÖRMEDEN DÖNMEYİN.....( NEW YORK)</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9xGOJbvgeI/AAAAAAAAAwk/QgVcxqyUsJM/s1600-h/empire.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5178090880433619426" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9xGOJbvgeI/AAAAAAAAAwk/QgVcxqyUsJM/s400/empire.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9xFbpbvgbI/AAAAAAAAAwM/XY_pLy-vkKM/s1600-h/newyork.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5178090012850225586" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9xFbpbvgbI/AAAAAAAAAwM/XY_pLy-vkKM/s400/newyork.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9xGEZbvgdI/AAAAAAAAAwc/9y8OHwC9DBk/s1600-h/timessquare.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5178090712929894866" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9xGEZbvgdI/AAAAAAAAAwc/9y8OHwC9DBk/s400/timessquare.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9xFopbvgcI/AAAAAAAAAwU/BRU-grvj9bM/s1600-h/central.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5178090236188524994" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9xFopbvgcI/AAAAAAAAAwU/BRU-grvj9bM/s400/central.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;ÖZGÜRLÜK ABİDESİ&lt;/span&gt; : Özgürlük Abidesi New York'un sembolü durumundadır. 1865 yılında Edouard René Lefebvre de Laboulaye ve heykeltraş Frédéric -Auguste Bartholdi bir akşam yemeği partisine gittiler ve Amerika'nın politik özgürlüğünü onurlandırmak amacıyla bir abide yapmaya karar verdiler böylece onu 'Fırsatlar Şehri' ne armağan edebileceklerdi. 21 yıl sonra 28 Ekim 1886 tarihinde 45 m ( 151 fit ) boyundaki Özgürlük Abidesi halka açıldı. New York' a gelip de bu anıtı görmeden gitmek olmaz. Ancak 354 basamak çıkmak zor gelebilir ( Bu 22 ortalama yükseklikte binaya tırmanmakla eşdeğer!! ). Ancak yine de ziyaret etmeye değer bir yapı. Fakat ziyaret için kalabalık vakitler yerine nispeten sakin zamanları seçmek yararlı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;EMPIRE STATE BİNASI :&lt;/span&gt; New York'un gökyüzüne uzanan bu eşsiz yapısı sadece 410 gün içinde inşa edilmiştir ( hem de dünya ekonomik bunalımı sırasında ) .5th Avenue ve 34. Cadde'nin orada bulunan bina 102 kattan meydana gelmiştir ve 436 metre boyundadır. Binanın üzerinden geçecek uçaklar için bir anten konulması planlanmıştır ancak Hindenberg faciası bu planın hayata geçirilmesine engel olmuştur. 1945 Temmuzu'nda ( sisli bir gün ) B25 tipi bir uçak 79. kat civarında binaya çarpmıştır ve olay 14 kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır. Ancak bina hala popülaritesini korumaktadır.Binanın 102. katından şehri izlemek hoş olabilir.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;CENTRAL PARK :&lt;/span&gt; Empire State Binası'nın en üst katından etrafınıza bakınca Central Park'ın ne kadar muhteşem göründüğüne tanık olacaksınız. Central Park şehrin trafiğinden, gürültüsünden kaçmak için iyi bir yerdir. Central Park 1873 yılında yapıldığında şehrin stresinden kaçan insanların uğrak yeriydi. Bununla beraber bugün orada koşu yapanlara, kaykayla kayanlara ve de müzisyenlere rastlayabilirsiniz. Daha sakin yerler arıyorsanız 72. Cadde civarında uygun yerler bulabilirsiniz. Parkta küçük bir hayvanat bahçesi ile birlikte spor yapabileceğiniz ( baseball, frizbi, buz pateni gibi )&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;TIMES SQUARE :&lt;/span&gt; Times Square New York'un ışıltılı yerlerinden biridir. Ancak 1960 'larda sinema salonlarının adult eğlence yerlerine dönüşmesi ve buranın renkli, çılgın, tehlikeli insanların mekanı haline gelmesiyle önemini kaybetmeye başlamıştı. Ancak izleyen yıllardaki büyük bir temizlik operasyonuyla bugünkü popüler haline geldi. Her yıl başı gecesinde buraya bir milyona yakın insan One Times Square'in çatısından konfeti atılışını izlemek için gelir. 90 saniyelik bir gösteri ve ardından insanlar gecenin kalanında ne yapacaklarını düşünürler.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;METROPOLITAN SANAT MÜZESİ ( THE MET ) :&lt;/span&gt; New York'un yukarı kuzey kısmı adeta bir kültür merkezi işlevi görür. 5th Avenue ve 57. Cadde müzelerin bol olduğu yerlerdendir. Bunların en ünlüsü ve de en büyüğü Metropolitan Sanat Müzesi'dir. Müzeye turistlerin yoğun ilgisi vardır. Üç milyonluk obje koleksiyonuyla -mısır mumyalarından , baseball kartlarına- müze ilk uğranılması gereken yerlerden.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;MODERN SANAT MÜZESİ ( MOMA ) :&lt;/span&gt; New York'un en büyük müzelerinden biridir ve mimari yapısıyla da dikkati çeker. Her yıl özel koleksiyonların sergilendiği bir yerdir. Müze MOMA ( Museum of Modern Art ) olarak da bilinir. Müzede kendi koleksiyonları dışında Picasso'nun 'Les Demoiselles d'Avignon' , Van Gogh'un 'Starry Night', Claude Monet 'nin 'Water Lilies' ve Piet Mondrian'ın 'Broadway Boogie-Woogie' adlı eserleri de sergilenir.Müze ayrıca ilginç fotoğraf koleksiyonları ve hoş hediyelik eşya mağazasıyla gezilmesi gereken yerlerin başında.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;DİĞER MÜZELER&lt;/span&gt; : Frank Lloyd Wright tarafından dizayn edilen Solomon R Guggenheim Müzesi spiral geometrik yapısıyla dikkate değer bir yer.Whitney Museum of American Art da modern sanatın örneklerini içinde barındırır. Amerikan Doğal Sanatlar Müzesi de dinazor koleksiyonu ve 30 milyona yaklaşan objeleriyle dikkati çeker. Televizyon&amp;amp;Radyo Müzesi de yağmurdan kaçanlar ya da yürümekten yorulanlar için iyi bir durak. Müzede 75.000 televizyon ve radyo yanına müzedeki 90 konsolun herhangi birinden ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;SOHO :&lt;/span&gt; SoHo ( South of Houston = Houston'ın güneyi ) sanat galerilerinin, giyim mağazalarının ve de butiklerin yoğunlaştığı bir yerdir. Kendi sınıfında dünyadaki sayılı örneklerinden olan binalarıyla dikkati çeker. Ayrıca bölgedeki mağazaları dolaşmakta hoş olabilir ( Nasılsa kimse sizi satın almaya zorlamıyor!! ).&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;TRIBECA &lt;/span&gt;: Tribeca SoHo kadar turistler açısından dikkate değer bulunmasa da adının açılımı SoHo'dan daha hoştur : Tribeca =TRIangle BElow Canal ( kanalın altındaki üçgen ).Tribeca eski depoları, apartmanları, hoş manzaralı restoranları, barları ve Robert De Niro'nun sahibi olduğu Tribeca Film Prodüksiyon Şirketi ile hoş bir yerdir. Burada bir lokal barda oturmuş içkinizi yudumlarken ünlü bir yıldızı görmeniz olağan şeylerdendir.Bu gibi yönleriyle Tribeca görülmeye değer bir yer.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;GREENWICH VILLAGE&lt;/span&gt; : The Village ( New Yorklular ona böyle derler. ) şehrin en popüler yerlerinden biridir. Bölge radikalliğin ve yabancılığın sembolü durumundadır. 1900'lerin başlarında artistler ve yazarlar buraya yerleşmeye başladı, onları 'Blue Note' ve 'Village Vanguard' gibi ünlü kulüplerde çalan caz müzisyenleri izledi. 1940'larda burası gaylerin toplandığı bir yer konumundaydı, 1960'larda ise hippilerin. Bu şekilde el değiştiren yer aslında birçok ünlü kişiyi içinde barındırmıştı. Jimi Hendrix burada yaşamıştı ve Rolling Stones burada kayıt yapmıştı. Ve söylenenlere göre Bob Dylan ilk esrarlın sigarasını burada yakmıştı. The Village bu özellikleriyle tarihi bir yer niteliğindedir.Kafeleri, dükkanları, gay barları ve de kalabalık Washington Square Parkı ile ziyaret edilmesi gereken yerlerden.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-8882982829024006089?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/8882982829024006089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=8882982829024006089' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/8882982829024006089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/8882982829024006089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/03/grmeden-dnmeyin-new-york.html' title='GÖRMEDEN DÖNMEYİN.....( NEW YORK)'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9xGOJbvgeI/AAAAAAAAAwk/QgVcxqyUsJM/s72-c/empire.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-1012393300370899921</id><published>2008-03-15T23:31:00.004+02:00</published><updated>2008-03-15T23:41:38.607+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='turizm'/><title type='text'>NEW YORK</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9xCBJbvgXI/AAAAAAAAAvs/zqbBs84hn6I/s1600-h/2183884644_319783e117.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5178086259048808818" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9xCBJbvgXI/AAAAAAAAAvs/zqbBs84hn6I/s400/2183884644_319783e117.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9xBy5bvgWI/AAAAAAAAAvk/2_zjZV_bOYk/s1600-h/800px-Manhattan_from_helicopter.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5178086014235672930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9xBy5bvgWI/AAAAAAAAAvk/2_zjZV_bOYk/s400/800px-Manhattan_from_helicopter.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;TARİHÇE&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Dünyanın başkenti niteliğini taşıyabilecek New York'tan başka bir kent daha yoktur. New York sekiz milyon nüfusunu 800 km kare alanda barındırır. New Yorklu olmak bir ayrıcalıktır. New York'a insanlar adeta akın eder. Buna neden olan şeyler tam olarak açık olmasa da insanları buraya çeken şey buranın hiper-aktif , enerjik hayatıdır.&lt;br /&gt;New York gerçekten global bir kenttir. New York'a gittiğinizde sanki orada daha önce bulunduğunuzu sanırsınız. Özgürlük Abidesi'ne , Empire State Binası'na , Central Park'a ve de Times Square'e hayran kalacaksınız. Modern Sanat Müzesi dünyanın en ünlü müzelerindendir. Guggenheim Müzesi ve Modern Tarih Amerikan Müzeleri de onun kadar ünlüdür. Kitapçıları, tiyatroları, yemekleri, alışveriş imkanları ve insanları…New York'ta nereye giderseniz gidin kendinizi hoş bir tecrübenin içinde bulacaksınız.&lt;br /&gt;TARİHİNew York'u keşfetmek için gelen ilk kaşif olan Fransız Giovanni da Verrazano kuzeydoğu kıyılara doğru yolculuk yapmış ve buraya 1524 yılında ulaşmıştır. Ancak Giovanni şehre giriş yolunu bulamamıştır. Bu yüzden New York ancak 1609 yılında İngiliz kaşif Henry Hudson tarafından keşfedilebilmiştir. Hudson gördükleri karşısında çok etkilenmiş ve 'İnsanın hayal bile edemeyeceği kadar güzel bir yer.' demiştir.&lt;br /&gt;Ve keşifi izleyen yıllarda bu küçük yer gelişmiş ve bugünkü halini almıştır. Şehir ilk zamanki büyüsünü hala korumaktadır. Frank Sinatra'nın dediği gibi ' New York New York senin bir parçan olmak istiyorum.'&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;NE ZAMAN GİTMELİ?&lt;/span&gt;New York yılın her zamanı gezmek için popular bir yerdir. Bu yüzden fiyatların aşağılara düştüğü bir mevsim bulmak zordur. Bazen kış aylarında uçak bileti fiyatlarında düşmeler görülür ve 1 Ocak- 15 Mart arası bazı oteller özel indirimler uygularlar.&lt;br /&gt;Eğer kararınızı mevsim şartları etkileyecekse New York'a gitmek için en iyi zaman 15 Eylül - 15 Ekim arası , Mayıs ayının tamamı ve de Haziran ayının başlarıdır.Ancak bu aylar turistlerin yoğun olduğu aylar olduğu için bu zamanlarda fiyatlarda gözle görülür artışlar yaşanır.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-1012393300370899921?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/1012393300370899921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=1012393300370899921' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/1012393300370899921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/1012393300370899921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/03/new-york.html' title='NEW YORK'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9xCBJbvgXI/AAAAAAAAAvs/zqbBs84hn6I/s72-c/2183884644_319783e117.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-7989574379432619358</id><published>2008-03-15T17:38:00.002+02:00</published><updated>2008-03-15T17:54:23.321+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TUZLU'/><title type='text'>TRABZON PİDESİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9vtr5bvgUI/AAAAAAAAAvU/43679JSl43Q/s1600-h/Resim+012.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5177993534999855426" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9vtr5bvgUI/AAAAAAAAAvU/43679JSl43Q/s400/Resim+012.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;SEVGİLİ ARKADAŞLAR&lt;/span&gt; Bu tarifi güldence hobi arkadaşımızdan aldım.çok leziz güzel bir pide tarifi.tarifini ve diğer tariflerini görmek için güldence hobiyi tıklamanız yeterlidir.benim kamera çok net çekmediğinden böyle idare ediyorum.afiyet olsun.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-7989574379432619358?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/7989574379432619358/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=7989574379432619358' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/7989574379432619358'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/7989574379432619358'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/03/trabzon-pidesi.html' title='TRABZON PİDESİ'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9vtr5bvgUI/AAAAAAAAAvU/43679JSl43Q/s72-c/Resim+012.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-8738039410485193027</id><published>2008-03-15T15:59:00.003+02:00</published><updated>2008-03-15T16:10:13.755+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TATLI'/><title type='text'>UN HELVASI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9vWkpbvgTI/AAAAAAAAAvM/MCq7wXtYPJs/s1600-h/Resim+011.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5177968121678364978" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9vWkpbvgTI/AAAAAAAAAvM/MCq7wXtYPJs/s400/Resim+011.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sevgili arkadaşlar hep yapabilirmiyim diye soruyordum kendime un helvasını.blogları gezerken sağolsun adını hatırlamıyorum bir arkadışımız tarifini vermiş bende neden olmasın bi deneyeyim dedim.inanın ilk yapmama göre çok &lt;/div&gt;&lt;div&gt;güzel oldu.haydi mutfaklara helva yapmaya....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;MALZEMELER:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;125 GR MARGARİN&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2 SU BARDAĞI SU&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1.5 SU BARDAĞI ŞEKER&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2 SU BARDAĞI SU&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;YAPILIŞI:&lt;/span&gt;Bir tavada margarini erit.eriyince içine unu yavaş yavaş kat.rengi dönene kadar karıştır en az 20 dakika kadar.altını kapat.kaynayan suyla şekeride sıcakken tavanın içine dök ağzını kapat.5 dakika sonra şerbeti yedirene kadar karıştırıp şekil ver.afiyet olsun.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-8738039410485193027?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/8738039410485193027/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=8738039410485193027' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/8738039410485193027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/8738039410485193027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/03/un-helvasi.html' title='UN HELVASI'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9vWkpbvgTI/AAAAAAAAAvM/MCq7wXtYPJs/s72-c/Resim+011.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-8162358686227411794</id><published>2008-03-13T11:54:00.000+02:00</published><updated>2008-03-13T11:56:54.890+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLARDAN KORUNMA</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9j58pbvgSI/AAAAAAAAAvE/rZoLy6G2lB0/s1600-h/lice.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5177162591972065570" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9j58pbvgSI/AAAAAAAAAvE/rZoLy6G2lB0/s400/lice.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunma&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH), özellikle nüfusu kalabalık olan şehirlerde daha önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Çok çeşitli şehirlerden ve hatta ülkelerden, çeşitli kültürlerden gelen insanların fazlaca yaşadığı yerlerde elbette kaçınılmaz olarak bu tür hastalıklar daha fazla görülür.&lt;br /&gt;Korunma yollarına girmeden önce bu hastalıkların çok kısa bir özetini yapmakta fayda var:&lt;br /&gt;CYBH başlığı altında toplanan hastalıklar hayatı tehdid eden hastalıklar olabileceği gibi (AIDS ve Hepatit B gibi); hayati tehlikesi olmayan ancak kalıcı hasarlar bırakabilen hastalıklar (erkekte ve kadında kısırlığa neden olan enfeksiyonlar, özellikle kadında kalıcı ağrılar ve diğer jinekolojik belirtilere yolaçan enfeksiyonlar) şeklinde; ya da enfeksiyon süresince çok çeşitli belirtilere yolaçan, kişiyi rahatsız eden ve daha sonra giderek hafifleyen seyir izleyecek şekilde olabilir (kadında vajinit ve bazı sistit türleri gibi).&lt;br /&gt;CYBH'ler kadının anatomik özellikleri nedeniyle erkekten kadına daha kolay bulaşırlar. Hayatı tehdid eden enfeksiyonlar hariç, diğerleri genellikle kadınlarda daha kolay kalıcı hasar bırakırlar ve daha şiddetli belirtilere neden olurlar. CYBH'lerin önemli bir kısmı kronik seyirlidir, yani bir kez bulaştıktan sonra hiçbir belirti vermese de vücutta enfeksiyon etmeni yaşamaya devam eder. CYBH'ler arasında virüslere bağlı oluşanlar için henüz kesin etkili bir tedavi şekli geliştirilememiştir.&lt;br /&gt;Tüm bu özellikleri nedeniyle CYBH'ler önemli bir sağlık sorunudur ve bu konuda bilgisi olmayanları daha kolay "vurur".&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Korunma&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bireysel düzeyde korunmanın en etkili yolu hastalık riski taşıyan şüpheli kişilerle (hayat kadınları, hayat kadınlarıyla birlikte olduğu bilinen kişiler, çok sayıda partneri olan ya da olmuş kişiler) ilişkiye girmekten kaçınmaktır.&lt;br /&gt;Ancak unutulmamalıdır ki bariz olarak şüpheli olmayan biriyle beraber olunduğunda da hastalık bulaşabilir. O yüzden ikinci basamak, hakkında bilgi sahibi olunmayan bir kişiyle, ne kadar "temiz" görünürse görünsün, ilişkide prezervatif kullanmaktır.&lt;br /&gt;Prezervatifler arasında lateks yapılı olan ve spermisit içerenler tercih edilmelidir (spermisitlerin aynı zamanda mikroorganizmaları etkisiz hale getirebilme özellikleri de bulunmaktadır). Prezervatif bir kez kullanılmalı ve ilişki sonrası çıkartıldıktan sonra poşete koyularak atılmalı ve eller sabunlu suyla yıkanmalıdır.&lt;br /&gt;Prezervatif kullanımı yıllar boyu erkeklerin tekelinde ve inisiyatifinde kalmıştır. Son yıllarda ise kadınların kullanımına uygun olarak geliştirilen prezervatifler Amerika'da ve bazı Avrupa ülkelerinde kullanılmaya başlanmıştır. Ülkemize de girmiş olan bu ürünlerin çok yakında yaygın olarak kullanılacağını düşünüyorum.&lt;br /&gt;Ne kadar etkili korunma olursa olsun cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından herkes risk altındadır. Bu hastalıkların çoğunda erken tanı ve tedavi hem kişinin sağlığının tekrar oluşturulması, hem de hastalığın daha çok bulaşmasının engellenmesi açısından önemlidir. Her bireyin CYBH grubunda yeralan hastalıkların genel belirtilerini bilmesi ve aşağıdaki belirtilerden bir veya daha fazlası olduğunda çekinmeden doktora başvurması önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-8162358686227411794?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/8162358686227411794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=8162358686227411794' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/8162358686227411794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/8162358686227411794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/03/cinsel-yolla-bulaan-hastaliklardan.html' title='CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLARDAN KORUNMA'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9j58pbvgSI/AAAAAAAAAvE/rZoLy6G2lB0/s72-c/lice.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-2506234431247467183</id><published>2008-03-13T11:48:00.003+02:00</published><updated>2008-03-14T13:07:34.610+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>AİDS HASTALIĞI</title><content type='html'>&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;AIDS&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;AIDS, tedavi alınmadığı takdirde 'HIV' virüsünün bağışıklık sistemini zayıflatarak yol açtığı bir sendromdur. AIDS tablosuna gelen kişiler; cilt kanseri ve bunun gibi ciddi enfeksiyonlara yakalanırlar. Açılımı "Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu"dur.&lt;br /&gt;HIV virüsü taşıyan kişiye HIV pozitif denir. HIV pozitif olmak ile AIDS olmak aynı şey olmadığı gibi, her HIV pozitif olan kişi AIDS tablosuna gelecektir diye bir durum yoktur. Günümüzde uygulanan ART ilaç tedavisi ile HIV pozitif olan kişiler AIDS tablosuna gelmeden yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Yani yaygın olarak bilinenin aksine, HIV pozitif olan kişiler artık ölümü beklemiyorlar. Günümdeki tedavi olanakları ile HIV/AIDS artık kronik bir hastalıktır.&lt;br /&gt;HIV virüsü kana bulaştıktan sonra uzun yıllar belirti vermeyebilir. Bulaşma gerçekleştikten 3 ay sonra yapılan testler en doğru sonucu verir.&lt;br /&gt;&lt;a id="Belirtileri" name="Belirtileri"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Belirtileri&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;HIV bulaştıktan sonra, AIDS hastalığı belirtileri kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre, 3 - 5 yıl, hatta bazen daha uzun süre sonra ortaya çıkar. HIV bulaştığı vücutta çeşitli hücrelere, özellikle &lt;a class="new" title="CD4T (henüz yazılmamış)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=CD4T&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;CD4T&lt;/a&gt; &lt;a class="mw-redirect" title="Kan" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kan"&gt;kan&lt;/a&gt; &lt;a title="Hücre" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/H%C3%BCcre"&gt;hücrelerine&lt;/a&gt; yerleşerek çoğalır. Zarar gören CD4T hücreleri giderek azalır ve bunun sonucu olarak vücudun bağışıklık sistemi yıkıma uğrar. Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlayan uçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük görülür. Tüberküloz, pamukçuk, diğer bakteri, mantar ve protozoon hastalıkları fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkar.Kişide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir. Kaposi sarkomu ve bazı lenfomalarda HIV enfeksiyonunu düşündüren önemli belirtilerdendir. Kesin tanı için anti-HIV testi yapılır.&lt;br /&gt;&lt;a id="Korunma" name="Korunma"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Korunma&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Kan nakli sırasında, AIDS testi yapılmamış kontrolsüz kan asla kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş şırınga, &lt;a title="İğne" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0%C4%9Fne"&gt;iğne&lt;/a&gt;, &lt;a class="new" title="Cerrahi aletler (henüz yazılmamış)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Cerrahi_aletler&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;cerrahi aletler&lt;/a&gt;, &lt;a title="Jilet" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Jilet"&gt;jilet&lt;/a&gt;, &lt;a title="Makas" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Makas"&gt;makas&lt;/a&gt;, &lt;a title="Diş" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Di%C5%9F"&gt;diş&lt;/a&gt; hekimliği aletleri, &lt;a title="Akupunktur" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Akupunktur"&gt;akupunktur&lt;/a&gt; iğneleri kesinlikle kullanılmamalıdır ve kullanılmasına izin verilmemelidir. Böyle işlemlerde bir kez kullanılıp atılan araç-gereç kullanılmalı ya da kullanılan aletler kesinlikle &lt;a class="new" title="Dezenfekte (henüz yazılmamış)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Dezenfekte&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;dezenfekte&lt;/a&gt; ya da &lt;a class="new" title="Sterilize (henüz yazılmamış)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Sterilize&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;sterilize&lt;/a&gt; edilmelidir.&lt;br /&gt;Beden kişiye aittir. Uygulanacak işlemler sırasında akla takılan soruları sormaktan çekinmemek gereklidir.&lt;br /&gt;HIV pozitif kişi, test sonucunu öğrendikten sonra kesinlikle kan vermemelidir.&lt;br /&gt;HIV'li &lt;a title="Sperm" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sperm"&gt;sperm&lt;/a&gt; sıvısı, &lt;a class="new" title="Genital (henüz yazılmamış)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Genital&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;genital&lt;/a&gt; sıvı ya da kanın bulaştığı alet ve eşyanın yaralı &lt;a title="Doku" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Doku"&gt;dokuya&lt;/a&gt; teması ile de HIV bulaşabilir.&lt;br /&gt;Açık yaralar, vücuda mikrop/&lt;a title="Virüs" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Vir%C3%BCs"&gt;virüs&lt;/a&gt;/&lt;a title="Bakteri" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bakteri"&gt;bakteri&lt;/a&gt; girişini engellemek için bantla kapatılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;a id="Cinsel_.C4.B0li.C5.9Fki" name="Cinsel_.C4.B0li.C5.9Fki"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-2506234431247467183?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/2506234431247467183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=2506234431247467183' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/2506234431247467183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/2506234431247467183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/03/aids-hastalii.html' title='AİDS HASTALIĞI'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3164806221240056211.post-6023431919458182792</id><published>2008-03-13T11:34:00.002+02:00</published><updated>2008-03-13T11:42:06.520+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9j1SJbvgRI/AAAAAAAAAu8/6uXX3GA8ptk/s1600-h/31387.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5177157463781114130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9j1SJbvgRI/AAAAAAAAAu8/6uXX3GA8ptk/s400/31387.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;DERİ ve ZÜHREVİ HASTALIKLAR&lt;/span&gt; 1.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt; Deri Hastalıkları&lt;/span&gt;: Deri ve deri üzerindeki oluşumlarda meydana gelen hastalıklar.Yani kafamızdaki saçlardan itibaren ayak ucuna kadar tırnaklar dahil insan vücudunun dış kısmında meydana gelen hastalıklardır. Bu bölüm her yaşta insanın görünen dış kısım hastalıkları ile ilgilenir.Erkek ve kadın, bebek, çocuk ve erişkin yaşlarda herkesin dış kısmının hastalıklarına bakar, tedavi ile ilgilenir. Ayrıca ağızda aft gibi hastalıklar ile yanak iç kısmında, dudakların iç kısmındaki hastalıklar ile ilgilenir.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt; 2. Zührevi Hastalıklar Bölümü ise:&lt;/span&gt; Cinsel ilişki sonunda ortaya çıkan hastalıklar ile ilgilenir. Bu da aynı cins, karşı cins olsun fark etmez.Cinsel temasla ortaya çıkan hastalıklara bakar, gerekli tedaviyi düzenler. Kontakt Dermatit: Temas ile ortaya çıkan hastalıkların genel adıdır. Yani vücudumuzun dış kısmında deriye temas sonucunda deride meydana gelen allerjik hastalıklardır. Tahriş eden veya deriye temas eden maddenin deride yaptığı allerjik görüntüler, tahriş eden maddenin cinsine göre farklı görünümler arzeder. Bu da tahriş eden maddenin cinsine göre farklı isimlerle anılır. Hepsinde de ortak özellik, deriye temas eden maddeye karşı deride cevap niteliğinde kızarık şişlikler, sulantılı kabarcıklar olur. Bu olaylar tekrarladıkça kabarıklaşmalar, sertlikler, kaşıntılar gittikçe şiddetlenerek ilerler. Bunların tedavisi temas eden maddenin cinsine göre yapılır. Allerjiyi yapan madde araştırılır.Tespit edilince de bu maddelerden uzak durulur. Tedavi düzenlenir.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt; Mantar Hastalıkları:&lt;/span&gt; İnsanda hastalık yapan 4 cins yaratık vardır. Mikroplar, mantarlar, parazitler ve virüs denen canlı yaratıklardır. &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Mantarlar:&lt;/span&gt; İnsanda hastalık yapan 50’ye yakın çeşidi bulunur.Vücudun her tarafında mantar hastalığı görülebilir.En meşhurları ayak mantarı, kasık mantarı, tırnak mantarlarıdır. Bebeklerde ağızda pamukcuk mantarı daha çok görülür. Mantarların yerleştiği yere göre ve cinsine göre tedavisi düzenlenir. Bazılarında pansuman tedavisi kafi gelirken, bazılarına ağızdan da takviye gerekebilir.İlgili uzman hastalığın önemine göre bu tedaviyi ayarlar. Doktorun önerdiği tedavi müddetinden evvel tedaviyi kesmemek hastalığın tedavisi yönünden önemlidir.Bazı tedaviler karaciğer ve böbreklerin kontrolü altında yapılır. Kendiliğinden doktor kontrolü dışında bazı ilaçları kullanmamak lazımdır. &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Sedef Hastalığı:&lt;/span&gt; Vücudun herhangi bir yerinde kızarık zemin üzerinde beyaz sedefi renkli kabuklu hastalıklardır. Zaman zaman tekrarlayarak hayat boyu sürebilir.Kesin sebebi belli olmayan hastaklıklardır. Bir kısım irsi olarak görülür.Her yaşta görülür.Daha çok erişkinlerde görülür. Vücudun her tarafında ve değişik şekillerde görülürler.Daha çok diz-dirseklerde, kalçalarda ve başta görülür.Bazende büklüm yerlerinde de görülür. Tedavisiz kalan vakalarda parmak eklemlerinde bozukluklar, deride yaygın kızarıklıklar olabilir.Bu yüzden tedavisini ihmal etmemelidir. Ayrıca önemli olan bir durumda bu hastalığa deri dışında ağızdan veya kalçadan kortizon verilmez.Verilirse önce geçer gibi olur ama daha sonra daha şiddetli ve geniş alanlar halinde görülür.Dermovate gibi kuvvetli kortizonlu merhemler rastgele kullanılmamalıdır. Kortizonlar doktor kontrolünde kullanılmalıdır.Çünkü fazlası deride incelme, damarlanma, kıllanma ve sivilcelenme de yapar. &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Ekzama:&lt;/span&gt; Kızarık, içi su dolu kabarcıklı, kaşıntılı, tekrarlayan çeşitli şekil ve büyüklüklerde görülen allerjik deri hastalığıdır. İçerden ve dışardan çeşitli maddelerle ortaya çıkar. Yaşa göre, mesleğe göre, dışardan etki eden maddelerin cinsine göre, yerleştiği yere göre, yayılışına göre, görüntüsüne göre, süresine göre çeşitli adlarla anılır.Bazen de bünyeden olur. Tedavi olarak uzmanınca allerjiyi yapan madde tespit edilmeye çalışılarak yapılır.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt; Saç ve kıl dökülmeleri:&lt;/span&gt; Saç ve kılların dökülmesi ile ortaya çıkan hastalıklara genel olarak Alopecia (kellik)denir. Saç ve kıl dökülmeleri doğuştan ve sonradan olabilir.Doğuştan olanlar daha çok ailevidir. Sonradan olanlar ise yaygın ve bölgesel olur. Yaygın olanlar: Bazı ilaç alımları sonucunda tikleri alanlarda, sürtmelerde, sürtmelerde travmaya bağlı dökülmeler de olabilir.Bazende bazı hastalıklar sonucunda psikolojik bozukluklarda, hazımsızlık, şeker hastalıklarında, kronik hastalıklarda, mikrobik ve mantar hastalıklarında saç dökülmeleri görülebilir.Ayrıca yağlanma ve yaşlanma sonucunda de dökülmeler görülebilir. Bazı erkeklerde 20 yaşında başlayıp 25 yaşına kadar süren dökülmeler sonucunda dazlaklık olur.Bazı erkeklerde ise yavaş dökülür.35-40 yaşlarına kadar saçlar seyrelir ve durur. Kadınlarda dazlaklık pek görülmez.Daha çok karşımıza çıkan Alopecia Areata (yalancı saç kıran) denilen yalancı kellikler de görülür.Ancak saçlarda ve sakallarda yuvarlak görülür.Bazen tek bazen birkaç tane. Bu tür dökülmelerde saçlar genellikle birkaç ayda çıkar. Sık tekrarlayabilir.Daha çok moral durumu bozuklukları sonucunda görülür.Tedavisi vakaya göre yapılır. &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Saç Ekimi (Saç Transplantasyonu):&lt;/span&gt; Başın saçlı alanlarından saçsız alana saç nakli olayına saç ekimi denir. Saç ekimi başın arka kısmından şerit şeklinde saçlı deri alınır.Bu alınan şeritteki kıllar kökleri ile beraber 1’li, 2’li, 3’lü gruplara ayrılarak başın ön kısmında önceden açılan doku yuvarlarına yerleştirilir. Bu işleme Mikrogref yöntemi denir. Bu metotla bahsedilen bölgeden 1500-2500 civarında kıllar kökleri ile beraber önde ayarlanan saçsız kısma nakledilmiş olur. Bu işlemden evvel hasta muhakkak muayene edilmeli. Hipertansiyonu, saçlı deri hastalıkları araştırılmalıdır. Ekilme alanlarında herhangi bir hastalığın olması ,saç ekilmesini iptal ettirir. Saçın ön kısmında hafif açılmalar olunca hastalar ekim için müracat etmektedirler. Böyle durumlarda ekim yapılmamalıdır. Çünkü ara ara, bölge bölge ekimler homojenliği ve görünümü bozar saç ekiminden sonra 3 ay kadar yüzeydeki kıllar dökülür. Kıl kökü istirahatte ve toparlanmada kalır.Bu devre sonunda yavaş yavaş büyürler. İkinci ekim için çoğu çalışmalar 3 aydan evvel yapılmamasını önerirler.Çünkü kıllar ancak 3 aydan itibaren büyümeye başlar.Kıllar büyümeye başlayınca hastaya cesaret gelir.2.ekim ondan sonra rahat yapılır. Hasta ile bütün ayrıntılar konuşulup hastanın psikolojisi göz önüne alınarak ekim yapılmalıdır.4 ekimden fazla ekim yapılmamalıdır. &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Sivilceler:&lt;/span&gt; Deride içlerinde cerahat bulunan küçük kabarcıklara sivilce denir. Bunlar daha çok o bölgede herhangi bir nedenden dolayı mikrop yerleşmesi sonucunda olur. Bunlar da büyüklüklerine göre çeşitli isimler alır.Mesela kan çıkanı gibi. Mikropların cinsine ve sivilcelerin görünümüne göre de değişik adlarda anılırlar. Kontrolsüz kaldığında kabuklanma meydana gelir ve giderek ağırlaşır. Onun için hemen doktora gidip tedavisi yapılmalıdır. Bir de daha çok halk arasında yaygın olarak yüzde görülen sivilceler vardır.Bunların mikroplarla alakası yoktur. Bunlar daha çok ergenlik çağında görüldüğü için ergenlik sivilcesi (AKNE) ismi verilir. Hafif, orta, şiddetli olur. Bazen de kistik görünüm alır. Bu tür sivilceler daha çok gençlerde görüldüğünden estetik olarak rahatsızlık verirler. Bu yüzden bundan kurtulmak için her çareye başvururlar .Doktora gider 1-2 kullanır, umutsuzlaşır. Başka doktor ve çareler dener. &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Dikkat edilecek husus şudur:&lt;/span&gt; Hasta bunu bilirse durumunu ona göre ayarlar. Sivilcelerin hemen geçemeyeceğini, birkaç ay sürebileceğini, bunların ancak uzun sürede geçeceğini bilmelidir. Bu yüzden stres yapmamalıdır. Doktor kontrolü altında geçiştirmeli cinsine, şekline göre doktor bunun tedavisini düzenler. Muhakkak doktorun dediklerine uymalıdır. Sivilceleri sıkmaya ve kaşımaya çalışmamalıdır. Behçet Hastalığı:Ağızda aft, mahrem yerlerinde (genital) yaralar, gözde iltihaplanma olması Behçet hastalığını düşündürür.Daha çok erkeklerde görülür. Dudaklarda, dilde, yanak iç kısmında, damakta ve boğazda aftlar görülür. Bunlar ağrılıdır. Genital lezyonlar, ön ve arkada aft benzeri yaralar, gözde ağrı ve ışığa hassasiyet olur.Daha sonra irirtis olur.Tedavi edilmez gecikilirse gözde körlük olabilir. Bu hastalık zaman zaman tekrarlar. İhmale gelmez. Muhakkak doktor kontrolüne girmelidir. Uyuz: Kaşıntılı, bulaşıcı bir hastalıktır. Her yaşta ve her insanda görülebilir. Bulaşma genellikle geceleri sıcakta sıkı temasla olur.Ortalama olarak bulaştıktan bir hafta sonra görülmeye başlar. Parmak araları, avuç içlerinde, bileklerin iç yüzünde, dirseklerde, göbek etrafında, ön-arka mahrem yerlerinde en çok görülür.Bu bölgelerde excorie papüllü, vezikülekrutlu püsküller bulunur. Muhakkak tedavisi yapılmalıdır.Yapılmadığı takdirde ailenin diğer fertlerinde de görülür.&lt;span style="color:#cc0000;"&gt; Pediküloz (BİT):&lt;/span&gt; Başta, gövdede ve kasıklarda görülür.Bit ve yumurtaların görülmesi ile teşhis edilir. Kaşıntıya bağlı sivilcelenmeler görülür. Tedavi edilmezse ailenin diğer fertlerinde de görülür.Daha çok kalabalık, toplu yaşanan alanlarda (okul gibi) görülür. Vücut biti yoksullarda, ihtiyarlarda, kasık biti ise daha çok cinsel temasla olur. Deri &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Kanserleri (epitelyoma’lar):&lt;/span&gt;Bunlar görünümlerine göre çeşitli isim alırlar.Yüzeyel ve deri olurlar.Yüzeyel olanlar pansumanla geçebilir.Derin olanlara ise radyoterapi ve cerrahi çıkarma işlemi uygulanır. Bazı vakalarda ise Elektrokoagülasyon işlemi uygulanır. Bu tip hastalığı olan kimseler güneşte fazla kalmamalı, palyatif dediğimiz halkın arasında söylenen tedavileri uygulamamalı. Mesela kaşığı ısıtıp bastırmamalı, yanmış sigara basmamalı. En iyisi bir cildiye doktoruna giderek hastalığın önemi ve tedavisini istemelidir. En çok yüzde görülürler. Daha çok 40-50 yaştan sonra görülürler. Bazıları yavaş bazıları hızlı gelişir. Terlemeler: Bunlar yaygın ve bölgesel olurlar.Yaygın terleme streslerde, ilaç kullanımında, enfeksiyonda. Menopozda, şeker düşüklüğünde ve aşırı tiroid faaliyetlerinde görülür. Tedavide altta yatan sebep araştırılmalıdır.Varsa uygun tedavi verilir. Bulunmazsa tıbbi tedavi veya cerrahi tedavi uygulanır. Son zamanlarda iyontoforez tedavisi de kullanılan metotlar arsına girmiştir. Ucuz olması, pek yan etkisi olmaması tercih nedenleri arasına girmektedir. Seanslar halinde uygulanmaktadır.İnatçı olgularda ise cerrahi girişimler uygulanabilir.&lt;br /&gt;__________________&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;ÖLÜM BİR SON DEĞİL,AKSİNE BİR BAŞLANGIÇTIR.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3164806221240056211-6023431919458182792?l=yasemininpenceresinden.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/feeds/6023431919458182792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3164806221240056211&amp;postID=6023431919458182792' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/6023431919458182792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3164806221240056211/posts/default/6023431919458182792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasemininpenceresinden.blogspot.com/2008/03/deri-ve-zhrevi-hastaliklar.html' title='DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR'/><author><name>YASEMİNİN PENCERESİNDEN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01550606904378987183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='10950752136089143880'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_wlAb_5FPxJk/R9j1SJbvgRI/AAAAAAAAAu8/6uXX3GA8ptk/s72-c/31387.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry></feed>