tag:blogger.com,1999:blog-3048756616517081922008-08-01T12:55:43.259+03:00HER ŞEYDEN BİRAZRequiem for a dream...http://www.blogger.com/profile/16002116080186819054noreply@blogger.comBlogger76125tag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-43834989648049931782008-07-28T10:45:00.011+03:002008-07-28T11:13:10.637+03:00Bir Film...<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://yalibnan.com/site/archives/2007/08/24/caramel%20snapshot%205.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://yalibnan.com/site/archives/2007/08/24/caramel%20snapshot%205.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><span style="font-weight: 700; color: rgb(51, 51, 51);font-family:Verdana;font-size:11;" ><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /></span><span style="font-weight: 700; color: rgb(51, 51, 51);font-family:Verdana;font-size:11;" ><span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" ><br /><br /></span></span><span style="font-weight: 700; color: rgb(51, 51, 51);font-family:Verdana;font-size:11;" ><span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" ><span style="font-size:100%;"><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /></span></span></span><span style="color: rgb(51, 51, 51); font-weight: bold;font-family:Verdana;font-size:130%;" ><span style="color: rgb(255, 0, 0);">Yönetmen: Nadine Labaki<br />Senaryo: Rodney El Haddad, Jihad Hojeily<br />Oyuncular: Nadine Labaki, Yasmine Elmasri, Joanna Moukarzel, Gisèle Aouad, Adel Karam</span></span><span style="font-weight: 700; color: rgb(51, 51, 51);font-family:Verdana;font-size:11;" ><span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" ><span style="font-size:100%;"><br /><br /></span></span></span><span style="color: rgb(51, 51, 51); font-weight: bold;font-family:Verdana;font-size:130%;" ><span style="color: rgb(255, 0, 0);"><span style="color: rgb(0, 0, 0);">Beyrut'ta bir kuaför dükkanında geçen biraz kadınlara özel olsa da keyifle izlenen bir film. Müzikleri güzel, biraz duygusal, biraz eğlenceli...<br />Sevgilime bir gün önce izlettiğim Fellini'nin Kadınlar Kenti filmine karşı misilleme olacağı korkusuyla gitmeme rağmen keyifle izledim:)))<br />Hatta filmden sonra kendimizi iyi bir filmden çıkmış olmanın verdiği keyifle kordonda imbada karşı biramızı yudumlarken bulduk:))))<br />Pazarımıza keyif katan bu filmi izlemenizi tavsiye ederim...<br />Film <a href="http://www.deu.edu.tr/DEUWeb/Icerik/Icerik.php?KOD=10260">Desem</a>'de gösterimde...<br />İyi seyirler...</span></span></span><span style="font-size:130%;"><br /></span><span style="color: rgb(51, 51, 51); font-weight: bold;font-family:Verdana;font-size:130%;" ><span style="color: rgb(255, 0, 0);"><br /></span></span><span style="font-weight: 700; color: rgb(51, 51, 51);font-family:Verdana;font-size:11;" ><span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" ><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><span style="font-size:100%;"></span></span></span><span style="font-weight: 700; color: rgb(51, 51, 51);font-family:Verdana;font-size:11;" ><span style="font-size:100%;"><br /></span><span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" ><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /></span></span><span style="font-weight: 700; color: rgb(51, 51, 51);font-family:Verdana;font-size:11;" ><span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" ><span style="color: rgb(0, 0, 0);"><span style="font-weight: bold;"><br /></span></span></span></span>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-16219164881036358442008-07-11T00:30:00.002+03:002008-07-11T00:33:59.038+03:00ÖYLESİNE...<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SHZ_hhMkY2I/AAAAAAAAAGY/uVEMebcIYTk/s1600-h/DeliCevat-1.png"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SHZ_hhMkY2I/AAAAAAAAAGY/uVEMebcIYTk/s400/DeliCevat-1.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221501031806165858" border="0" /></a><br /> <p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><br /></span></p><p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><br /></span></p><p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><br /></span></p><p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><br /></span></p><p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><br /></span></p><p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><br /></span></p><p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><br /></span></p><p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><br /></span></p><p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">Her güzel anın bir bedeli mutlaka var!<br />Ülkenin % 80’ i aptal dersek, akıllı olduğunu varsaydığımız % 20’ ye sokmaz bizi bu önermemiz!<br />Sonsuz diye bir şey yok!<br />Son da yok!<br />‘What is the Matrix?’<br />‘Ahbap aldırmaz!’</span></p> <p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">En birinci derece ölüm nedeni hayatta olmaktır!<br />Her güzel anın kesinlikle bir bedeli vardır!<br />Tekrardan zarar gelmez!<br />Dumansız hava sahasını destekleyelim, bir dahaki seçimlerde kömür kabul etmeyelim, doğal gaz isteyelim!<br />İmam osturursa cemaat altına kaçırırmış madem, şeyh ağlarsa biz de kendimizi sönmemiş kireç kuyusuna atalım! Şeyhimizin gözyaşlarıyla yanalım…<br />Dinimizi Arapça, müziğimizi İngilizce, acımızı Portekizce, küfrümüzü Almanca, aşkımızı Fransızca eylesin Yüce Manitu! Türkçe olarak sadece pazarda pazarlık eyleyelim…<br />Auranız geniş, çekim yasanız kuvvetli, limanınız mutedil dalgalı, çipuranız ızgara, salatanız zeytinyağlı olsun…<o:p></o:p></span></p>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-37297980729826792272008-06-30T02:16:00.009+03:002008-07-03T13:25:17.788+03:00TEMBELLİK... HAK MI, İHTİYAÇ MI?<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SGgX9wKieKI/AAAAAAAAAGM/GXH65aHd99o/s1600-h/shte600span.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SGgX9wKieKI/AAAAAAAAAGM/GXH65aHd99o/s400/shte600span.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5217446517977282722" border="0" /></a><br /><span style="font-weight: bold;font-size:130%;" >Ferhan Şensoy'un Ferhangi Şeyler oyunundan;</span><span style="font-weight: bold;font-size:130%;" ><br /></span><span style="color: rgb(153, 0, 0); font-weight: bold;font-size:130%;" ><span>''Bugün evden çıkasım yok,</span> <span>Telefonu açasım yok,</span> <span>Rakımız var, virgül, içesim yok,</span> <span><br />Acelem var, koşasım yok...'' </span> </span><span style="font-size:100%;"><br /></span><span style="font-weight: bold;font-size:130%;" >Tembellik Hakkı isimli kitabın yazarının Marx'ın damadı olduğunu biliyor muydunuz?</span><span style="font-weight: bold;font-size:130%;" ><br /></span><span style="font-weight: bold;font-size:130%;" >Yapı Kredi Yayınlarının bir zamanlar keyifle takip ettiğim dergisi olan Cogito bir sayısını tembelliğe ayırmıştı, başlık çok güzel bir manifesto niteliğindeydi;</span><span style="font-size:100%;"><br /></span><span style="font-size:180%;"><span style="font-weight: bold;font-size:100%;" ><span style="color: rgb(204, 0, 0);font-size:130%;" >Çalışmak Yorar!</span><br /></span><span style="font-weight: bold;font-size:100%;" >Günlük mesainiz size ne kazandırır, hiç düşündünüz mü? On milyarlık bir nüfusa dayanmış dünya... Ekmek aslanın ağzında tabiri günlük hayatımıza sirayet etmiş... Kendimizi avutmak adına hobiler edinmişiz, takım tutmuşuz, milliyet vs aidiyet durumları yaratmışız... Ama insan ömrü sınırlı... Sonsuz diye birşey yok!<br />Hayvanlara bakıyoruz, en yakın örneği teşgil ediyorlar çünkü, avlanıp besleniyorlar, üreme işini hallediyorlar, vs... Üreme dışında çiftleşen tek türüz belki ama bunu bile çeşitli ritüellere bağlamışız:))))<br />Mesai yapan bir hayvan türü yok! Hayatını uyku, iş, tuvalet, eğlence, tatil, vs diye bölümlere ayıran başka bilinen canlı türü yok!<br />Bir tanrı, din, hatta din yetmez dinin içinde tarikat, şeyh/mürit durumları yaratan başka bir canlı örneği yok! Kabul edelim en zeki tür olduğumuz kocaman bir yalan...<br />Neden işe gidiyoruz?<br />Eskiden avlanıyorduk... Yetiştiriyorduk...<br />İş nedir?<br />Meslek nedir?<br />Kişisel gelişim, işte yükselmek, kariyer, vs... Ne anlam ifade eder bunlar hayatın özünü düşünürsek?<br />Hemen her meyveden bir içki elde etmesi türümüzün boşuna değil galiba:)))<br />Size hiç anlamsız gelmiyor mu bu keşmekeş, koşturmaca?<br />Ortalıkta yöneticiliğin püf noktalarını sıralayan, lider olmanın tüyolarını veren kitaplar dolaşıyor... Herkes okusa bu kitapları kim kimi yönetecek mesela? Neden kimse iyi bir köle olmanın, iyi yönetilmenin, salak olmanın, düzenin içinde kaybolmanın kitabını yazmıyor?<br />Acaba üreme dışında da seks yapabilen türümüzün asıl problemi bu özelliğini değerlendirememesi mi?<br />Öyle ya hayvanlar bile bizim kadar sorumsuzca üremiyor! Hiç sürü lideri bir hayvanın sürüsüne; Çoğalın, binbeşyüz çocuk yapın Manitu bir çaresini bulur dediğine şahit olmuşluğunuz var mı?<br />Tembellikten çıktık nerelere geldik... Hayat dediğimiz şey kısa olduğu kadar garip de...<br />Sanırım duruma en uygun dize Arthur Rimbaud'dan;<br /><span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" >Bırak gebersin geberecekse dünya,<br />Gerçek gelişme budur!<br />Haydi ileri!</span><br /><br /></span><span style="font-weight: bold;font-size:100%;" ><br /></span><span style="font-weight: bold;"><span style="font-size:100%;"><br /></span><br /></span></span>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-69364273741259740662008-06-25T18:01:00.002+03:002008-07-03T13:24:48.460+03:00Ulusal Takımımıza Başarılar...<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SGJd2q0srxI/AAAAAAAAAGE/5I1gnO1YnZw/s1600-h/LiveImages%255CYeniFotoAnaliz%255CAvrupa%2520bas%25FDn%25FDndan%2520T%25FCrkiye%2520de%25F0erlendirmeleri%255C15.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SGJd2q0srxI/AAAAAAAAAGE/5I1gnO1YnZw/s400/LiveImages%255CYeniFotoAnaliz%255CAvrupa%2520bas%25FDn%25FDndan%2520T%25FCrkiye%2520de%25F0erlendirmeleri%255C15.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5215834512238096146" border="0" /></a><br /><br /><p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><br /></span></p><p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><br /></span></p><p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><br /></span></p> <p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">Türk Ulusal Takımının çıkardığı ilginç maçlar karşısında herkes hayretler içinde kalırken aslında durum çok da tuhaf sayılmaz…<br />Düşünün; sınavına son gün çalışan, faturalarını son dakika yatıran, hediyelerini son anda alan insanlar topluluğu değil miyiz biz?<br />Her işimizi olabilecek en son anda halletmeyi tercih eden bir ırk olduğumuz göz önüne alınırsa Ulusal Takımımızın da gollerini son dakikalarda sıralaması gayet normal…<br />Hiç kimsenin tahmin yürütemediği Almanya maçı için de hepimize bol şans bu arada:)))<br />Umarım çekirge misali üç zıplama hakkımızı kullanmış bir halde çıkmıyoruz Almanya karşısına:))))</span></p>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-2342214561406635692008-06-23T11:46:00.006+03:002008-06-23T12:03:17.176+03:00MALVARLIĞIM - MİM<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SF9jPRD8ghI/AAAAAAAAAF8/ULY44pq-OeI/s1600-h/Servet+Resimleri.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SF9jPRD8ghI/AAAAAAAAAF8/ULY44pq-OeI/s400/Servet+Resimleri.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214996007447462418" border="0" /></a><br /><br /><br /><br /><br /><br /><span style="font-size:130%;"><a style="font-weight: bold;" href="http://www.cocuklacocuk.com/">Çocukla Çocuk</a><span style="font-weight: bold;"> ekibinin mimine gecikmiş cevabımdır...</span><br /><span style="font-weight: bold;">Malvarlığımı açıklamam isteniyor:)))</span><br /><span style="font-weight: bold;">Aklıma pek birşey gelmiyor açıkçası...</span><br /><span style="font-weight: bold;">Çok sevdiğim sevgilimi saysam olmaz kendisi bana ait değildir, 'mal' hiç değildir:)))</span><br /><span style="font-weight: bold;">Bilgisayarımı, kitaplarımı, müzik ve film arşivimi sayabilirim sanırım...</span><br /><span style="font-weight: bold;">Acaba tutkularım, hayallerim ve hayal kırıklıklarım sayılabilir mi?</span><br /><span style="font-weight: bold;">Boş bira şişelerimi de sayabilirim her zaman evimin bir köşesini işgal eden...</span><br /><span style="font-weight: bold;">Özetle para edecek pek bir varlığım yok... </span><br /><span style="font-weight: bold;">Mutlu geçmiş çocukluğum kaç para eder ki? Hem para etse bile satmam:)))<br />Ben bu mimi Fethullah Gülen Hoca'ya paslıyorum:))) Cidden merak ediyorum sahip olduğu kaç futbolcu, siyasi, gazete ve gazeteci var?<br />Ayrıca siz değerli ziyaretçilerimiz de malvarlıklarınızı açıklamaya davet ediyorum...<br /><br /><br /></span><br /><br /><br /><br /></span>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-33286697979055435502008-06-19T13:14:00.002+03:002008-07-03T13:25:44.468+03:00Tanrılar kurban istemiş olmalı...<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SFoxvtaUOPI/AAAAAAAAAFA/0W0Q59m4N0k/s1600-h/www.yeniresim.com_-_Okyanus_Resimleri.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SFoxvtaUOPI/AAAAAAAAAFA/0W0Q59m4N0k/s400/www.yeniresim.com_-_Okyanus_Resimleri.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5213534214348355826" border="0" /></a><br /> <p class="MsoNormal"><b style=""><span style="font-size:16;"><br /></span></b></p><p class="MsoNormal"><b style=""><span style="font-size:16;"><br /></span></b></p><p class="MsoNormal"><b style=""><span style="font-size:16;">Okyanusu göremeden öleceğim belki de…<br />Hayal kurmayı da unutturacak bu hayat bana belki…<o:p><br /></o:p></span></b></p> <p class="MsoNormal"><b style=""><span style="font-size:16;">Tanrılar kurban istemiş olmalı…<o:p></o:p></span></b></p> <p class="MsoNormal"><b style=""><span style="font-size:16;">Gönderin benden Tanrıların masasına bir porsiyon çipura<br />Kurban niyetine…<br />Yanına da yollayın Efe rakısı…<o:p><br /></o:p></span></b></p> <p class="MsoNormal"><b style=""><span style="font-size:16;">Bıraksınlar beni yüzeyim okyanusumda…<o:p></o:p></span></b></p>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-38653398291164711222008-06-05T23:04:00.005+03:002008-07-03T13:50:46.435+03:00Biz de pasta yeriz:)))<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SEhG7QTZnGI/AAAAAAAAAE4/oGup_5SVGIE/s1600-h/bread.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SEhG7QTZnGI/AAAAAAAAAE4/oGup_5SVGIE/s400/bread.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208490952856542306" border="0" /></a><br /><br /><br /><p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">Bizim yaş grubu bilir; 80’lerde <span style="color: rgb(255, 0, 0);">Uçak</span> isminde absürd bir film vardı. Yanlış hatırlamıyorsam devamı da çekilmişti. O filmden hatırladıkça gülümsediğim bir sahne vardır. Uçak düşme tehlikesi geçirmektedir ve yolculara uçağımız düşüyor, tehlikedeyiz, şöyle yapın böyle yapın türünden bir anons geçilir ama yolcuların umrunda değildir. Anonsun sonunda uçakta hiç kahve kalmadığı ayrıntısı dilegetirilir ve uçakta isyan başlar:))) Dedim ya absürd bir filmdi…</span></p> <p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">Şimdi ben bu konuyu nereye bağlayacağım? Madem absürdlüklerden bahsediyoruz, konuyu bugün yapılan ekmek zammına bağlayayım:))) Nasıl mı? Çok kolay…</span></p> <p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">AKP iktidarı ülkede satılmadık kuruluş bırakmadı, her şeyin altını oydu tabiri caizse, halkta ses yok.<span style=""> </span>Bankalar yabancıların, <span style=""> </span>önemli hatta can damarı diyebileceğimiz bütün kurumlarımız yabancıların, mahalle baskısı, din istismarı almış başını gitmiş… Dünya ekonomik krize çözüm ararken biz Ergenekondu, <span style=""> </span>Asenaydı, türbandı vs konularla meşgulüz… Elden gelse Zeus’un çapkınlıkları caiz midir onu tartışacağız:))) Halkta yine ses yok. Ama şimdi yılan herkese dokundu:))) Ekmek. Türk insanının vazgeçilmezi… Asgari ücret hesaplamalarının başrol oyuncusu… </span></p> <p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">Ama meraklanmayın Türk Milli takımı şu Avrupa Kupasında bir bomba patlatırsa yine bir şey olmaz ama o turnuvadan da ses gelmezse işte o zaman uçağın düşmesine sesini çıkarmayan halk kahvenin bitişine isyanı patlatır:)))</span></p> <p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">İktidara naçizane tavsiye; Dua etsinler Milli Takım birkaç maç kazansın:))) Eski yazılarımdan birinde sormuştum, şimdi yine sorayım; Takiyye taktiğiyle Avrupa kupası kazanılabilir mi?</span></p> <p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">Yine bir yazımda bulgura kömüre oy verenlere bu mamülleri idareli kullanmalarını salık vermiştim sanırım:)))) Bakınız haklı çıktım:))))</span></p> <p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">Ekmek bulamayıp pasta peşinden koşacağımız günlerin arefesinde biraz dalga geçer gibi oldu ama gülmeden de edemiyorum… Belki de gülüyorum ağlanacak halimize… </span></p> <p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">Şimdi ben sormaz mıyım; Bu ekonomik koşullarda bizler nasıl evleneceğiz? Hani üç çocuğumuz olacaktı:))))</span></p>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-10154297133058143912008-05-20T23:18:00.003+03:002008-07-03T13:26:36.350+03:00Fıkra gibi kitapçılık anıları...<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SDMzHnTWySI/AAAAAAAAAEw/8xKTJMeHM5w/s1600-h/dukkan1.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SDMzHnTWySI/AAAAAAAAAEw/8xKTJMeHM5w/s400/dukkan1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5202558200445323554" border="0" /></a><br /><br /> <p class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">Eskiden kitapçılık biraz usta çırak şeklinde yürüyen bir meslekti… Gayet de keyifliydi. Son yıllarda ise sıradan bir mağazacılık sektörüne döndü maalesef. Artık sadece kitap satan kitabevi kalmadı sanırım. Müzik ve film satışı yine kaldırılabilir bir durum ama oyuncaklar vs… Hoş daha da kötüsü var; En hiperinden bir markete girdiğinizde et but reyonunun karşısında kitap reyonu görme olasılığınız olası…<br />Şimdilerde her markette olduğu gibi müşteri memnuniyeti, beden dili, satış teknikleri vs iş başında… Eskiden daha keyifliydi, en azından çalışanlar açısından:)))<br />Aşağıda bizzat yaşadığım veya kitapçı arkadaşlarımın yaşadığı fıkra gibi anılardan bir demet var, bir miktar gülümsetmesi dileğiyle:)))<br />Küçük bir not eklemeliyim; Elbette müşteri ilişkilerimiz tamamen böyle değildi:))) Burada anlatılanlar iki kitapçı bir araya gelip iki bira içse anlatıp güldüğü ekstrem örneklerdir…<br /><span style="color: rgb(255, 0, 0);">Geçelim anılara:)))</span><o:p><span style="color: rgb(255, 0, 0);"> </span><br /></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">Cümleten çok sevdiğimiz, güvenlik işine bakan (ismini ifşa etmeyelim) bir kardeşimizin bitmek bilmeyen maceralarından birisi;<br />Hafta sonu, çok yoğun, mağazada adım atılmıyor, bunalmışız… Birden kapıda alarm çalıyor, sevgili kasiyerlerimiz müşterinin aldıklarının alarmını yoketmeyi unutmuş olmalı… Güvenlikçimiz irice ağabeyimize yaklaşırken herkesin duyabileceği bir tonda;<br /><span style=""> </span>-Pardon, öttünüz!<br />Müşterimiz cevaben;<br />-Düdük müyüm lan ben?<br />Ve cümleten kopma anı…<br /><o:p> </o:p><br /><span style="color: rgb(255, 0, 0);">Kitapçı müşteri anlaşamayışları…</span><o:p><br /></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">Müşterinin ilgilendiği kitap hakkında pek doyurucu bilgi veremediğiniz zamanlarda ukalaca;<br />-Siz sadece satıyorsunuz galiba bu kitapları…<br />-Hiç olur mu? Benim geçen sene bitanesini okumuşluğum da var…</span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">Hayalindeki mesleği icra ettiğinizi düşünen (nedense bayan) müşteri sorar;<br />-Buradaki bütün kitapları okudunuz mu?<br />Cevap;<br />-Manyak mıyım ben?</span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><o:p> </o:p>Hediye olacak kitabın etiketini en kolay çıkarma taktiğidir çakmağı yakıp hafifçe etikete yaklaştırmak… Müşteri müdahale eder;<br />-Kitabımı yakıyorsunuz…<br />Cevap;<br />-Pardon birden faşizan duygularım kabardı kendime hakim olamadım…</span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><o:p> </o:p><br />-Bana ağır felsefi bi roman verir misiniz?<br />Hemen Yapı Kredi Yayınları baskısı Don Quichotte uzatılır. Birinci hamur kağıt, oldukça ağır, felsefe zaten her yerde<span style="font-family:Wingdings;"><span style="">:)</span></span>))</span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><o:p> </o:p>Tiyatro bileti satışı…<br />-Ferhangi Şensoy’un tiyatrosunu alabilir miyim?<br />-Bilmem, alabilseniz ilginç olurdu değil mi?<br />-Nasıl?<br />-Hiç…</span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><o:p> </o:p><br />-Orhan Pamuğun bi kitap okudum hayatım değiştisi var mı?<br />-Kalmadı ama isterseniz Sir Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes, elindeki gazeteyi katladı; oturduğu geniş koltuğun hemen yanındaki etajerin üstüne bıraktısı var…<br />-Nasıl?<br />-Yaaa…</span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;"><o:p> </o:p>Devam edecek...</span> </p>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-76713826674266215412008-05-14T01:12:00.013+03:002008-07-03T13:50:24.751+03:00Ödüllü Yazı<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SCoSZXTWyPI/AAAAAAAAAEY/C4uMtsvgWkE/s1600-h/%C3%B6d%C3%BCl+foto.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SCoSZXTWyPI/AAAAAAAAAEY/C4uMtsvgWkE/s400/%C3%B6d%C3%BCl+foto.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5199988946713889010" border="0" /></a><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><span style="font-size:130%;">Artık her ay bir kitap hediyemiz olacak! Üstelik yazarından imzalı...<br />İlk olarak Durmuş Akbulut'un İstiklal Kitabevi Yayınlarından çıkan 'Açık Beden (Resimde Çapkınlık, Şiddet, Doğa Ve Saplantı)' isimli kitabını ödül olarak vereceğiz.</span><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SCtDzXTWyQI/AAAAAAAAAEg/KvNRhVYpyJ0/s1600-h/index.59.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SCtDzXTWyQI/AAAAAAAAAEg/KvNRhVYpyJ0/s400/index.59.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200324744436959490" border="0" /></a><br /><span style="font-style: italic;font-size:130%;" ><span style="color: rgb(255, 0, 0);">'Resim tarihi boyunca baştan çıkarmanın, çapkınlığın, kaçırmanın ve erken erotizmin bayrağını taşıyan ressamlara ve skandal tablolarına farklı bir bakış. Tablolarda kadının, suyun, hamamların ve erkek varlığının gelişimi, dönüşümü, gizlenmesi ve ilginç yöntemlerle yansıtılışı. Doğaya duyulan saplantıyla kadına duyulan saplantının kesişme noktaları.'</span><br /></span><span style="font-size:130%;">(Kitabın tanıtım yazısından...)</span><br /><br /><span style="font-size:130%;">Gelelim bu ödüle hak kazanacak kişinin nasıl seçileceğine... Noter falan olmayacak elbette:)) Birinci dereceden yakınlarım asla ve asla ödül kazanamaz çok ısrar ederlerse ben ayrıca hediye ederim kitabı:)<br />Cevaplarınızı </span><span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" >izmirdesanat@gmail.com</span><span style="font-size:130%;"> adresine gönderebilirsiniz...<br />Biraz kazık bir sorumuz olacak; Aşağıda alıntılayacağım paragraf hangi romanın muhteşem girişidir? Elbette yazarının ismini de isteyeceğiz:)))</span><br /><p style="color: rgb(255, 0, 0); font-style: italic;" class="MsoNormal"><span style="font-size:130%;">'Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer...Bunu daha önce bir kahin bana söyleseydi, kuşkusuz geri dönmeye kalkmazdım, ama bu sevdanın nerede, nasıl karşıma çıkacağını düşünmekten belki de olayların sırasını bozardım, zamanı altüst ederdim. Geleceğimizi bilmemektir bizi zamanın içine sokan. Yoksa bir gün dizlerine dokunur dokunmaz onun soyunuvereceğini bilip de beklemek, bir ölümlünün sabrını aşar..."</span></p> <p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"><o:p><span style="font-size:130%;"> 31 Mayıs 2008 cevap yollayabileceğiniz son tarih olup kazanan 1 Haziranda burada duyurulacaktır... Herkese bol şans diliyorum...</span></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p><table style="width: 302px; height: 48px;" border="0" cellpadding="0" cellspacing="15"><tbody><tr><td valign="top"><br /></td></tr></tbody></table>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-19804228270817976412008-05-07T16:52:00.004+03:002008-05-15T11:52:27.327+03:00Kişisel gelişiyorum...<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SCG0RWuP0PI/AAAAAAAAAEQ/X4VihvEQcpU/s1600-h/meditasyon_clip_image004.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SCG0RWuP0PI/AAAAAAAAAEQ/X4VihvEQcpU/s400/meditasyon_clip_image004.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197633655212593394" border="0" /></a><br /><br /><br /><br /><br /><span style="font-size:130%;">Bir şey keşfettim ki paylaşmadan duramam; Hayalperest olmakla övünürken farketim ki insanlar burun kıvırıyor. Ben de taktik değiştirdim ve artık olumlu düşünüyorum, auramı geniş tutuyorum, evimin önünü temizliyorum ki dünya temiz olsun diyorum:)))<br />Tam olarak kişisel gelişince fotoğraftaki amca gibi huzura ericem ben de...<br />Muhteşem bir aura ve pozitif enerjiyle dolunca dünyayı da kurtarıcam hiç endişelenmeyiniz artık...<br />Nil Gün teyzenin kitaplarını hatmedicem. Ben boşuna edebiyat okumuşum şimdiye kadar. Ne işimde yükseltti beni edebiyat ne de köşeyi dönebildim. Secret'ı sıkıştırıcam kolumun altına ve olumlu düşüncelerin gücü adınaaa diyerek sallayacam kılıncımı:))))<br />Artık Bizans'ı yeniden mi fethederim, tekerleği mi icat ederim, blogumun ziyaretçi istatistikleri tavan mı yapar bilemem...<br />Hüzünlü şarkılar yerine ilkokul çocuklarının bayramlarda söylediği şen şarkıları dinleyeceğim bundan böyle...<br />Dayanın Afrikalı aç çocuklar yettim gaariii:)))<br />...</span>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-77863179391772643572008-05-06T10:51:00.003+03:002008-07-03T13:27:15.181+03:00Parapsikolojim bozuk...<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://resim.delisiyiz.com/system/files/images/DALI031.preview.JPG"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://resim.delisiyiz.com/system/files/images/DALI031.preview.JPG" alt="" border="0" /></a><br /><span style="font-size:130%;">Neden bir yerlerde bir terör örgütü için alenen yürüyen insanların yanında sakince yürüyen polis, iş,emek, hak hukuk diye ellerinde karanfil yürüyenlere saldırır bu ülkede?<br />Zamanında 'Tam bağımsız Türkiye!' diyenlerin asıldığı bir ülkede yaşamanın dayanılmaz hafifliği mi?<br />İnsanların kişisel gelişim veya parapsikoloji kitapları okuyunca okur oldum zannetmesi, bir şeyhe mürid olunca muradına erme psikolojisi, tuttuğu takım şampiyon olunca hiç bir sorun yokmuş gibi günlerce kutlama yapabilmesi... vs vs... Bunlar da etken olabilir mi bu ülkenin bu günleri böyle yaşamasında? Yoksa ben uçtum mu yine:)))<br />Bizim gibi toplumlarda din, milliyet, futbol ve benzeri fanatizme açık spor dalları siyasilere büyük kolaylık sağlıyor sanırım ülke yönetiminde...<br />Bir de ekonomi kötü gitmeli ki eğitim düzeyi düşük kalsın, insanlar 'ekmek parası' derdine düşüp her türlü ülke sorununa omuz silksin, hatta seçim zamanı parti programı yerine bulgur dağıtılabilsin...<br />Düşünün ki çalışan insanlar sorunsuzca yaşayabiliyor ve işsizler de yaşamlarını ikame edebilecek bir maaş alıyor, asgari ücret hesaplanırken insanların kültürel doyumları da düşünülüyor; bir aile haftada bir gün sinemaya veya tiyatroya gitse, bir akşam ailesiyle dışarıda yemek yese... Ayda dört beş kitap okusa kabilinden... Eğitim düzeyimiz yüksek... Şimdi sorun kendinize böyle bir ülkede şu anki siyasilerden kaçı siyasal yaşamına şu anki haliyle devam edebilirdi?<br />Bu ülke insanın geçtim psikolojisini, parapsikolojisini bilem bozar yahu:)))</span>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-27432274550873702152008-05-04T22:04:00.009+03:002008-07-03T13:50:03.405+03:00''Sigaramın dumanına sarsam, saklasam seni...''<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SB4NcKUsezI/AAAAAAAAAEI/5v0i5D-4K60/s1600-h/sigara.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SB4NcKUsezI/AAAAAAAAAEI/5v0i5D-4K60/s400/sigara.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5196605797490785074" border="0" /></a><br /><span style="font-size:130%;">Nasıl da aklımdan çıkıverdi bilmem, evlilik yıldönümümüzü unutmuşum... Sigara içmek unutulmaz oysa:)))<br />Kitap okumaya vaktim yok... Şu aralar vaktim yok sigara dahi içemiyorum denmez oysa:)))<br />Depresyondayım hiç bir şey yapmak gelmiyor içimden... Canım sıkkın sigara içmiyorum bu aralar denmez oysa...<br />Bazen sevgilinizi bırakmak daha kolay bile gelebilir...<br />Bülent Ecevit'in deyişiyle;<br />'Bütün alışkanlıklar gibi, zararı kadar leziz.'...<br />'İçen ölüyor da içmeyen dünyaya kazık mı çakıyor?' da diyebilirsiniz...<br />Canımız sıkılsa, kendimizi iyi veya kötü herhangi bir şekilde hissetsek, bilgisayar başında veya tuvalette... Her yerde her zaman dumanı tütebilir... Onsuz bir hayatı muhayyilemize sığdıramayız...<br />Cemal Süreya'ya<br />'Eskiden birinci işimdi sigara içmek<br />Şimdiyse içmemek birinci işim.'<br />dedirten de sigara...<br />Her fotoğrafımızda, her anımızda kendine bir yer bulur...<br />Çocukken karizmatik olduk zannederiz, askerde başlamak olağan kabul edilir, ayrılıklar bulunmaz fırsattır başlamak için...<br />İlerleyen yaşlarda her doğum günü veya yılbaşı bir bırakma denemesi yaşanır ama nafile...<br />Kaç defa denedim bırakmayı hatırlamıyorum. Nasıl ve neden başladığımı da hatırlamıyorum... En ciddi bırakma deneyimimde hissettiğim en güzel şeyler, yemeklerin tadı değişmişti ve hiç hissedemediğim kokuları hissetmeye başlamıştım...<br />Son paramı sigaraya mı yoksa yemeğe mi vermeliyim tartışmalarını hep sigara kazanmıştır...<br />Yemekten sonra, tuvalette, orgazm sigarası, yemek arası, alkolle, kahveyle...<br />Ve bir itiraf bu yazı yazılırken dahi dumanı tütüyor masada:)))<br />Gelin bırakalım şu meredi...<br />Hayatımızı feda edecek daha güzel şeyler vardır mutlaka illaki feda etmek gerekiyorsa:)))</span>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-6012293210927585252008-04-27T09:32:00.004+03:002008-04-27T09:36:25.069+03:00Ben...<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SBQeIqUseyI/AAAAAAAAAEA/cZKZeUHkVS8/s1600-h/Self-confidence.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SBQeIqUseyI/AAAAAAAAAEA/cZKZeUHkVS8/s400/Self-confidence.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5193809404413901602" border="0" /></a><br /> <p class="MsoNormal">Parçalı bulutlu bir havada mutedil dalgalı denize açılsam, köpekbalıkları etrafımda dolansa…<span style=""> </span>Tekneme kendim, öfkem ve bezginliğim dışında hiçbir şey almasam… (Neden illaki üç şeyle sınırlarsak? Bu da çocukluk oyunlarından kalma olmalı...) Öfkemle beslesem köpekbalıklarını… Yoksa kendimle besleyip tekneyi öfkem ve bezginliğime mi bıraksam… Çocukken çıktığım balık<span style=""> </span>avlarında sabah ayazında soğuktan ellerimi hissetmezken yakaladığım balığı oltadan çıkarırken batan dikeniyle ellerim nasıl da acırdı… Şimdi köpekbalığı acıtmaz hiçbir yanımı… Büyümek böyle bir şey mi acaba?<br />Eksilmek mi biraz?<br />Bir zamanlar dinlerken kendimizden geçtiğimiz müziklerin artık hiçbir şey ifade etmemesi mi? Eksilen fiziki acılarımız mı, yerini daha derin acılara ve hüzne bırakan?<br />Güvenlik budalası olup çıkmamız, okul sıkıntımızın yerini ülke bunalımlarına bırakması… Küfürlerin en okkalılarını öğrenmemiz, abuk kırılganlıklar edinmemiz… Hepsi büyüdüğümüz için mi?<br />Ben köpekbalıklarını bezginliğimle besleyeyim, bana ben ve öfkem kalsın en güzeli…</p>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-11611797815559858522008-04-13T10:10:00.003+03:002008-07-03T13:28:22.283+03:00Hayvanlar Ve İnsanlar<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SAGx-tTEzrI/AAAAAAAAADs/Z05U5iMX8H8/s1600-h/akbaba.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/SAGx-tTEzrI/AAAAAAAAADs/Z05U5iMX8H8/s400/akbaba.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188623936577130162" border="0" /></a><br /> <p class="MsoNormal">İnsan dediğimiz canlı türünü abartıyor olabilir miyiz?<br />Nedir bizim türümüzü diğer canlılardan üstün kılan? Biz konuşarak anlaşmaya çalışıp başarısız oluyoruz çoğunlukla, bazı hayvan türleri çeşitli yöntemlerle anlaşabiliyor… Düşünebilen tek canlı türü de değiliz, diğer canlı türleri de kendi hayatlarını ikame edebilecek kadar düşünebiliyorlar. Pek bir artımız yok gibi, hatta eksilerimiz yoğun, biz abuk şeyler için savaşıyoruz birbirimizi öldürüyoruz, dünya olanaklarının kaldırabileceğinden daha fazla üreme yapıyoruz, orman yakıyoruz, çevreyi kirletiyoruz vs… bunları yapan hayvan türü ben bilmiyorum…<br />Siz herhangi bir kaplanın koşarken önüne geçti diye başka bir kaplanı öldürdüğünü duydunuz mu? Türümüz böyle şeyleri trafikte yapıyor.<br />Bizler aşık olabiliyoruz. Sonra aşkımızın içine ediyoruz. Penguenler daha düzeyli yaşayabiliyor oysa ilişkilerini…<br />Siz eşini üfürükçüye yollayan bir penguene rastlayamazsınız ama türümüzde bunu yapanlar var. Şeyhde de libido var tabi, sadece üfürmüyor genelde…<br />Fahişelik sadece bizim türümüze mahsus bir meslek.<br />Önce ilişki dediğimiz şeyi ardından aldatmayı keşfetmek de bizim türümüze nasip olmuş bir şey mesela…<br />Yuvası diğer akbabadan daha yüksekte olduğu için hava atan bir akbabaya rastlayamazsınız ama daha iyi model arabaya binince psikolojisi değişen, daha pahalı bir mekanda bira içince adam oldum sanan insan türünün sayısı az değil:)<br />Herhangi bir kokarcanın milyonların önünde aptal bir yarışma programında para için sunucuya yalvardığını aklınıza getirebilir misiniz?<br />Örnekler çoğaltılabilir ama bugün pazar… Tembellik günüm:) Çalışmak yoruyor…</p>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-29514494325819954422008-04-10T11:04:00.003+03:002008-07-03T13:28:48.090+03:00Yaşanılır bir dünya tasavvuru...<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/R_3KRJMX-zI/AAAAAAAAADk/yzZecYiO95M/s1600-h/delinw0.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/R_3KRJMX-zI/AAAAAAAAADk/yzZecYiO95M/s400/delinw0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187524741675088690" border="0" /></a><br /> <p class="MsoNormal">Düşünün siyaset meslek olmaktan çıkmış, insanlar dönüşümlü veya gönüllülük esasına dayalı olarak ülke yönetiminde yer alıyorlar ve bundan herhangi bir maaş, çıkar veya avanta gelmiyor… Kahvede siyaset konuşmak gibi…<br />Futbol sadece futbol olmuş, insanlar hafta sonu sinemaya gider gibi maça gidiyorlar ve hoş vakit geçiriyorlar. Zaten futbolcular da keyif için oynuyorlar… Mafyalar, bahisçiler, cemaat/mürit vaziyetleri yok.<br />Nüfusumuz seksen milyona dayanmamış ve ülke kaynakları hepimize yetiyor. Kapkaç, hırsızlık vs yok gibi; komşuya giderken kapıyı kilitlemeye bile gerek duymuyorsunuz…<br />Sevdiğiniz bir alanda ve istediğiniz okulda eğitim almışsınız ve yine sevdiğiniz bir iştesiniz. İşiniz size eğlence gibi geliyor…<br />Ormanlar yanmıyor, yediğiniz besinler sağlıklı ve hava temiz… Balık yiyorum diye, denizde yaşadığını zanneden ama aslında denizin küçük bir bölümünde suni bir havuzda suni yemlerle büyütülmüş bir balıkımsıyı yemiyorsunuz, gerçek balık yiyorsunuz… ‘What is the matrix?’ durumu yok yani ne beslenmemizde ne hayatımızda… Her şey sade ve gerçek…<br />Feysbok henüz bulunmamış ve mertlik bozulmamış… Özel hayat hala özel ve yalnızca özel kişilerle paylaşılıyor… Sevgilinizi internet sitelerinden takip etmenize gerek yok:)<br />Okullarımızda nasıl iyi bir mürit olunurdan ziyade nasıl insan olunur, insan olmanın sorumlulukları nelerdir gibi şeyler öğretiliyor minik beyinlere…<br />İnsanlar kendisi gibi düşünmeyen, bambaşka fikirleri savunan birileriyle karşılaşınca seviniyor, konuşacak tartışacak daha ilginç şeyler vardır diye…<br />Trafikte insanlar bindikleri aracın onları yalnızca ve yalnızca bir yerden başka yere daha zahmetsiz taşımaya yaradığının bilincinde… Bindikleri aracın şekline veya yapabildiği sürate göre psikolojileri değişmiyor…<br />Abarttım mı acaba?</p>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-6569076814687029312008-04-07T01:55:00.003+03:002008-07-03T13:29:13.252+03:00Beyin jimnastiği dediğin böyle olur!<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_cbn5tCCt60k/Rdq8tByodsI/AAAAAAAAAOo/GWUtFAxFMYk/s1600/paranoia3.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 202px; height: 195px;" src="http://bp0.blogger.com/_cbn5tCCt60k/Rdq8tByodsI/AAAAAAAAAOo/GWUtFAxFMYk/s1600/paranoia3.jpg" alt="" border="0" /></a><br /> <p class="MsoNormal">Teknolojiden geri kalmayayım diye feysboktan profiller yaptım kendime, sohbetlerin dışında kalmayayım diye binbeşyüz bölümü bin <span style=""></span>sezona yayan diziler takibeyledim ama beyhude çabalardı hepsi… Zamanın önüne geçilemiyor…<br />Takım tuttum ait olayım bişeylere diye, aşık oldum şiirden anlayayım diye… Yoksa şiir mi okumuştum aşık olayım diye?<br />Sap olayım dedim balta yok, develere hendek atlatırım da hendekleri kazanlara acırım…<br />Bo Derek gelir gözümün önüne çocukluğumun en ıslak hayallerine dönsem; şöyle sahilde atına binmiş ıslak tişörtüyle… Biz aşkı hep sahilde yaşanan ıslak bir şey diye öğrenmiştik ondan:)))<br />‘Life is life!’ idi o zamanlar, bu kadar paranoya yoktu, küre bu kadar ısınmamıştı, ozonun ırzına bu denli geçmemiştik, hala mutlu bir yuva hayalindeydi atmosferimizin kimi katmanları…<br />Ne oldu da bugünlere bu şekilde geldik biz?<br />Şimdi kabuslarımda dünyalar yıkılır, kıyametler koparken uyandığımda ‘Oh be sadece rüyaymış.’ diyemiyorum, gerçeklik payı var artık her kabusun…<br />Balkona çıksam UFO görür müyüm? Bu iyi ihtimal; balkonda Saadettin Teksoy’u görsem daha korkunç olurdu<span style="font-family:Wingdings;"><span style="">:)))</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Wingdings;"><span style=""><br /></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Wingdings;"><span style=""><br /></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:Wingdings;"><span style=""><br /></span></span></p>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-30888323749286499282008-03-26T18:02:00.005+02:002008-07-03T13:51:13.062+03:00AŞKŞAM SEFASI<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/R_k5PZ0BjPI/AAAAAAAAADc/UUjb12h2kFc/s1600-h/persistence.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/R_k5PZ0BjPI/AAAAAAAAADc/UUjb12h2kFc/s400/persistence.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5186239382683749618" border="0" /></a><br /><p class="MsoNormal"><br /></p><p class="MsoNormal">Dünyanın ve ülkemizin hali malum, ekonomik kriziydi, siyasal krizleriydi, bir oradan bir buradan gelen Gooollll çığlıkları arasında şöyle bir kenara çekilip nefes alma şansımız kalmamışken bir bakıyorsunuz aşkşam güneşi balkonunuza vurmuş, hava serin ama inceden içiniz ısınıyor… Sevgilinizi düşünüyorsunuz<span style=""> </span>içiniz biraz daha ısındı…</p> <p class="MsoNormal">Güneş birazdan gidecek, rakı sofrası kurmaya fırsat yok ama orta şeker Türk kahvesi keyfine vakit var.</p> <p class="MsoNormal">Bir anda kötü giden her şey anlamını yitiriyor, içinizde aşkınıza, güneşe ve sevdiğiniz her şeye kocaman bir yer açılıyor… Bir kahve içimlik, bir güneş batışı anı kadar… Olsun…</p> <p class="MsoNormal">Hayat ne kadar ki zaten?</p>Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-73175263481188042352008-03-21T22:47:00.006+02:002008-07-03T13:30:02.799+03:00HİÇ<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/R-QtWZ0BjOI/AAAAAAAAADU/lvGfYVywYN8/s1600-h/sacma2.bmp"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/R-QtWZ0BjOI/AAAAAAAAADU/lvGfYVywYN8/s400/sacma2.bmp" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5180315334292376802" border="0" /></a><br />Sevgi de aşk da tüketilebilen birşey... Zaten aşk, aşıksanız bir anlam ifade ediyor, değilseniz aptal bir şarkının sözleri arasında geçen bir kelimenin ötesine geçemiyor...<br />Muhtemelen olabilecek en kötü zamanında yaşıyoruz yaşlı gezegenimizin... Hoş her gelen gün bir öncekini aratıyor her anlamda...<br />Ben kendi adıma yorulduğumu itiraf etmeliyim. Yaşadığım ilişkiden, kendimden, etrafımdan işimden, siyasetten, noolcak bu ülkenin hali sorunsalından.... Ve daha bir sürü şeyden...<br />Bana umut veren, geleceğe güvenle bakmama neden olabilen hiçbir şey yok. Ne ülkemde ne dünyamda ne de özel hayatımda...<br />Blog bir miktar sığınak görevi görmüştü aslında, ya da kaçışdı belki de...<br />Teknoloji gelişiyor, dünya dönüyor, hayat bilemediğimiz bir yere kadar devam edecek vs vs vs...<br />Her şey akıyor gibi... Ta ki ne anlamı var sorusunu sorana kadar?<br />Acaba bu gece gelip beni de alırlar mı Ergenekon soruşturması kapsamında? Nihayetinde hayatımın hiç bir döneminde diniyle ya da milliyetiyle öne çıkmaya çalışan bir partiden hazzetmişliğim yok.<br />Hiç kimselerin müridi ya da fanatiği ya da tebaası olmadım hayatımda... Hayranlık benden uzak bir duygu. Kimseyi kendimden yukarıda veya aşağıda görmedim. İşini iyi yapan bir marangozla, görevini layıkıyla yapan bir din adamı ya da devlet adamı arasında fark görmedim. Ya da iyi bir sanatçıyla iyi bir tesisatçı arasında.... Bir marangoza ne kadar hayran olup adam işin yaparken çığlık çığlığa kalırsam bir konserde de o kadar kendimden geçerim.<br />Ne alaka? Bu ne biçim yazı derseniz, gülerim sadece... Çünkü başka bir şey gelmez elimden. Gülerim ağlanacak halimize. Benim de saçmalama özgürlüğüm var diye düşünüyorum.<br />'Ne ararsan kendinde ara!' diyen Yunus Emre ile rüyasında gördüğü hazineyi aramak için çeşitli coğrafyaları dolaşıp sonunda hazinenin kendi bahçesinde olduğunu keşfeden bildik hikayenin kahramanını düşünün. Tekerleği yeniden keşfedip durmak bize mahsus... Bir hayvan yüzmeyi öğrenince tekrar tekrar öğrenmiyor. Genlerine yazılıyor bu.<br />Kısacası benim canım sıkkın. Ve saçmalama özgürlüğü bu kadar yeterli.<br />İlhan Selçuk'u Ergenekon adlı ne olduğu belirsiz örgüte dahil edenlere ise bir şey söylemeyeceğim... Ben bilmem şeyhim bilir diyenlere ise söyleyeceğim bir şey var; Yaratıcı hiç kimseyi birilerinin müridi olsun diye yaratmadı!Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-36697683979500189562008-03-18T22:42:00.005+02:002008-07-03T13:30:20.661+03:00Çocuk İstismarı<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/R-ApXwXTyiI/AAAAAAAAADM/sW_ZZjhGYSU/s1600-h/banner300x250.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/R-ApXwXTyiI/AAAAAAAAADM/sW_ZZjhGYSU/s400/banner300x250.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179185059572468258" border="0" /></a><br />Blogunu ilgi ve beğeniyle takip ettiğimiz <a href="http://www.flynxs.blogspot.com/">Lynist</a> mimlemiş bizi... Konu bu defa ciddi bir insanlık problemi; Çocuk istismarı!<br />Takip edebildiğim kadarıyla birçok blog bu konuya yer vermiş. Bu nedenle söylenebilecek yeni bir şey yok aslında...Cinsel istismar en bilindik vahşet örneği... Bir çocukta açacağı yaraların tamiri son derece zor olmalı... Dediğim gibi konunun bu yönüne blogların hemen hepsi değinmiş zaten. Ben biraz daha farklı bir açıdan yaklaşmak istiyorum bu istismar konusuna...<br />Çocuk istismarının öyle geniş boyutları var ki; çocuk işçilerden tutun da, bir partiye veya dünya görüşüne veya herhangi bir dine asker yetiştirmek için dünyaya getirilen çocukların yaşadığı da bir istismar değil midir? Pek Sayın Başbakanımız üç tane beş tane doğurun derken, seslendiği kesimin çocuk sevgisini bildiğinden ve ülkemizdeki refahın pek yüksek oluşundan mı cesaret alıyordu sizce?<br />Ya da bir dönem , belki hala devam ediyor, Siyasal İslamcılar'ın 'Doğurun Allah rızkını verir!' sloganının nedeni neydi?<br />Hemen her diktatörün minicik bir çocukla çekilmiş fotoğrafına rastlamamış olmanız pek mümkün değildir mesela... Bu da siyasal istismara girmez mi?<br />Bir çocuğu dünyaya getirirken, onun geleceğini, eğitimini ve ekonomik koşulları düşünmek yerine on çocuk yapıp birazını kapkaç sektörüne verip kalanının eline kağıt mendil tutuşturup yollara salan zihniyete ne demeli? Küçükken TRT'de adını hatırlamadığım bir belgesel izlemiştim ki hiç unutamam; Doğu kökenli ve 40 civarında çocuğu olan bir adamla röportaj yapılıyordu ve çocuklarının sayısını bir türlü tutturamıyordu adam, sonradan anlaşıldı ki kız çocukları saymıyor... Çoğunun adını da hatırlamıyordu... Buna ne denir?<br />Evet belki cinsel istismar en ağırı ama yukarıda saydıklarım da bence ağır bir istismar örneğidir...<br />Ve ben Pek Sayın Başbakanımızın aksine güvenli bir gelecek ve sevgiyi tadabileceği bir aile ortamı sağlayamayacağınız durumlarda değil üç beş bir tane bile çocuk yapmayınız diyorum haddim olamayarak...<br />Bu mimi de herkese paslıyorum... Varsa bir blogunuz veya siteniz küçük bir not dahi olsa konuya değinmenizi rica ediyorum... Veya yorumlarınızı bırakabilirsiniz...Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-55301037128435201172008-03-16T19:08:00.005+02:002008-07-03T13:46:34.592+03:00Sorular, sorular, sorular...<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://carpediems.files.wordpress.com/2007/11/soru_isareti.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 211px; height: 224px;" src="http://carpediems.files.wordpress.com/2007/11/soru_isareti.jpg" alt="" border="0" /></a>Fenerbahçe Chelsea'yi eleyebilir mi?<br />Savcı AKP'ni kapatabilir mi yoksa AKP Savcıyı kapatıp ulemayı mı getirir?<br />Bu yaz son kaç yılın en sıcak yazı yaşanır?<br />Babalar böyle pasta yapmayı nereden öğreniyorlar?<br />Bir Türk'ün Oscar ödülü aldığını görebilecek miyiz?<br />Lost ne zaman biter?<br />Aranızda üzerinde yaşadığı dünya için endişeleri olan var mı?<br />Ya ülkesi için?<br />Boşverelim siyaseti, bir gün herkes Fenerbahçeli olacak mı gerçekten?<br />Olursa Galatasarayı yine yeniden yendiğimizde kimle dalga geçicez?<br />Milli takımın başına cemaatten biri gelse Avrupa Şampiyonu olur muyuz?<br />Takiyye taktiği ile Dünya Kupasını kazanabilir miyiz?Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-53784571655381682422008-03-06T10:06:00.005+02:002008-07-03T13:46:56.092+03:00CUMHURİYETİ KİM KORUSUN?<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/R8-pkQFck7I/AAAAAAAAACw/fgEESC6oDnk/s1600-h/49.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/R8-pkQFck7I/AAAAAAAAACw/fgEESC6oDnk/s400/49.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5174540937130185650" border="0" /></a><br />Hilafetten Cumhuriyete geçişi Atatürk yoluyla olan, Cumhuriyet için herhangi bir mücadelesi olmayan bir teba..<br />Tebadan birey olmaya giden yolda elle tutulur bir toplumsal mücadele verildi mi bu ülkede bilmiyorum. Şimdi Atatürk'ün hediyesi diyebileceğimiz çağdaşlığın en büyük göstergeleri birer birer yıkılmakta. Halktan tebaya, bireyden müride koşuyor ülke insanı...<br />Peki Cumhuriyet kazanımlarını benimsemiş bizler neler yapıyoruz? Kimimiz Türk Silahlı Kuvvetleri buna izin vermez diyerek rahatlatıyor kendisini ki demokrasinin güvencesi halk olmalıdır, Silahlı Kuvvetler değil...<br />Kimimiz AB veya ABD böyle bir Türkiye'yi istemez derdi ki Ilımına ABD'nin karar verdiği bir din devletine koşturduğumuz ortaya çıkınca bu ihtimal kendiliğinden yokoldu.<br />Cumhuriyet yürüyüşleri yapıldı ama sonuç vermeyince bir yenilmişlik hissi kapladı herkesi...<br />Atatürk Cumhuriyeti gençlere emanet etmişti ama artık neredeyse cumhuriyet okullarından daha fazla sayıya ulaşacak mürit yetiştiren cemaat okullarının sayısı...<br />Öyle cahil bırakıldık ki özgürlüklerden vazgeçmeyi de bir özgürlük zannedebiliyoruz artık...<br />Demokrasiye zarar veren, hatta kaldırmak isteyen bir partinin kurulması da demokrasi gereği gibi gösterilebilir bizlere bir iki reklam filmiyle... Yeter ki metin yazarı zeki olsun...<br />Bence devletin ya da ordunun güvencesi olduğu bir demokrasi halk adına utanılası bir demokrasidir...<br />Demokrasinin gerçek güvencesi halk olmalıdır!Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-68721428293859277452008-02-29T08:09:00.004+02:002008-02-29T08:26:50.490+02:00MİM<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/R8eh3lkqGPI/AAAAAAAAACo/3_FB3goQJCk/s1600-h/01.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/R8eh3lkqGPI/AAAAAAAAACo/3_FB3goQJCk/s400/01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5172280673409046770" border="0" /></a><br /><a href="http://alargu.blogspot.com/2008/02/mim-mim-mim.html">Pandora</a> mimlemiş bizi... Zamanda yolculuk olsaydı hangi tarihe gitmek isterdin? Evet mim konumuz budur...<br />Ben kendi adıma çok eskilere ya da fantastik bir tarihe gitmek istemezdim. Çocukluk yıllarımı bir de şimdiki halimle yaşamak isterdim. Ülkemiz açısında çok da hoş olmayan yıllardı belki; 12 Eylül darbesi ve öncesindeki anarşi ve sonrasında Özal dönemiyle başlayan yozlaşma vs...<br />Ama benim çocukluğum bir kasabada geçtiği için bunların uzunca bir süre dışında kalabildik veya çocuk olduğumuz için dışında tutulduk...<br />Televizyon bu kadar hayatımızın parçası değildi, imece denen kültür hala hayattaydı, komşu olmak bir anlam ifade ederdi, akşam yemeğinde mutlaka komşunuzun yaptığı yemekten de bir tabak olurdu:)<br />Yaz gelince Dalyan İztuzu sahilinde çadır hayatı başlardı, bütün mahalle yerleşirdik sahile. Bir teknemiz vardı, okul zamanı sabah kalkmaya üşenen ben erkenden kalkar balığa çıkmak için hazırlık yapardım... Kahvaltı dışındaki bütün öğünlerde balık, yengeç vb deniz ürünleri olurdu. Akşam kızlar kampın arkasındaki dağdan kamp ateşi için odun toplarken bizler gölden yengeç avlardık; ilkel komünal hayat pratiği:)))<br />Gece samanyolunu en ince ayrıntısıyla izleyebilirdik, elektrik yoktu sahilde...<br />Evet ben o zamanlara dönmek isterdim...<br />Sıra geldi pas atmaya:)) <a href="http://www.burakdogan10.blogspot.com/">Günlerden Bugün</a> bloguna paslıyorum ben de bu mimi...Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-56339239278588300332008-02-21T00:33:00.008+02:002008-07-03T13:46:14.181+03:00Sağlıklı Beslenme ya da Dengeli Demlenme...<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.hafif.org/imaj/badoer1/raki.JPG"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.hafif.org/imaj/badoer1/raki.JPG" alt="" border="0" /></a><br />Zeytinyağsız bir sağlıklı beslenme türünü aklından bile geçirmeyen bizler için bu fotoğraf muhteşem bir kare:)))<br />Rakıyı abartmamak koşuluyla, deniz mahsulleri ve türlü yeşillikle donatılmış deniz kenarında bir masa ve güneş ışığı... Hoş sohbet ortamını oluşturacak eş dost...<br />Bu arada bir siteden bahsetmeden geçmek ayıp olur; değerli üstad Vefa Zat'ın yazılar yazdığı ve sorularınıza cevaplar verdiği, muhteşem meze tariflerinin yer aldığı <a href="http://www.buyukkeyif.com/">www.buyukkeyif.com</a> sitesini mutlaka ziyaret etmelisiniz...<br />Yorumlarınızı, yazılarınızı yayınlayabildiğiniz, kendinize özel bir blog sayfası kurabildiğiniz bu sitede Emrah ve ben özellikle Vefa Zat'ın yazılarını takip ediyoruz...<br />Emrah 'Egeliyiz Biz' yazısını koydu siteye ve Vefa Bey bu yazıya güzel bir yorum yazınca resmen 'çocuklar gibi şen' bir halde dolandı bir süre:)<br />Konumuza dönersek, ben uzman değilim ama sanırım her bölgenin ve her iklimin farklı bir sağlıklı beslenme formatı vardır. Deniz kenarında ve sıcak iklimde kırmızı et ve katı yağlar ne kadar zararlıysa, soğuk iklimde belki bir o kadar gereklidir. Biz zeytinyağı, yeşillik ve deniz ürünleri olmadan yaşanacak hayatı pek tatsız tuzsuz olarak niteliyoruz:) Hal böyle olunca arada iki kadeh rakı da vazgeçilmez oluyor. Bu durumda da dengeli demlenmek, meze hazırlamak, sofra kurmak da bir sanatmış gibi görünüyor...<br />Burada bir de anımızdan bahsetmek istiyorum; İzmir Sahilevleri'nde arada gittiğimiz, mezeleri gayet güzel bir mekan vardı. Bir gün yine gidip balığımızı seçip içeceğimizi söylediğimizde, garson ters bir bakışla ''Burası eldeğiştirdi, artık alkol yok!' dedi. Bunun günümüzde yürütülen din devleti tartışmalarına zihin açıcı bir örnek olduğunu düşünüyorum. Çünkü herhangi bir alkollü restorana gidip alkol almadan da balığınızı yeme özgürlüğünüz vardır. Kimse de size bir şey demez alkol almıyorsunuz diye... Ama aksi bir durum sözkonusu değil. Biraz garip bir örnek ama özgürlüklere bakış açısını gösteriyor... Laik bir ülkede inançlarınızı gerektiği gibi yaşamanıza bir engel yoktur hatta devlet bunun güvencesidir. Ama bir din devletinde yaşayabileceğiniz tek bir şekil vardır ve dışına çıkamazsınız...<br />Bazı şeylerin değerini ve önemini anlamak için kaybetmeyi beklemeyelim...Requiem for a dream...http://www.blogger.com/profile/16002116080186819054noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-88410917912966810162008-02-20T18:29:00.005+02:002008-07-03T13:44:54.564+03:00ALMA VERME DÜNYASI<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/R7xX4liAKaI/AAAAAAAAACg/5C4buFdaNdk/s1600-h/windowslivewriterwhowhatdoeseducationhavearelationshipwit-9016shopping-trolley21.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_cqVSzOKh6v8/R7xX4liAKaI/AAAAAAAAACg/5C4buFdaNdk/s400/windowslivewriterwhowhatdoeseducationhavearelationshipwit-9016shopping-trolley21.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5169103101973506466" border="0" /></a><br /><br />Kız çocukların Barbie'lerle erkeklerin bilgisayar başında savaş oyunlarıyla temel eğitimini tamamladıkları günümüz dünyasından ne beklenir? Biraz büyüyünce ya bir şeyhin müridi, ya alkole esir ya da psikolog kapısında varoluşuna bir anlam arayan, bulamazsa şansını kişisel gelişim saçmalığında ya da parapsikoloji derneklerinde arayan ve en nihayet Sirius'tan geldiği için dünyaya uyum sağlayamadığı düşüncesiyle huzura eren bir vatandaşımızı düşünün...<br />Tüketim kültürü içinde kendisini de tüketen, tükettikçe mutlu olup tükendikçe açılan yaralarını yine tüketerek iyileştirmeye çalışan türümüz dünyanın tükenişine nasıl bir çözüm bulacak veya bulabilecek mi bilmiyorum ama ben dahil ülkenin tamamına yakınının herhangi bir bankaya ya da birden çok bankaya sağlam borcu olduğunu ve emeğinin bir bölümünü bu bankalara faiz adı altında heba ettiğini istatistikler söylüyor... Eh, nihayetinde alma verme dünyası, aldığınız kadar verebiliyorsanız sorun yok.<br />Aurasıyla, çekim yasasıyla ya da çenealtı başörtüsüyle dünyanın kötü gidişatına son verebileceğini düşünen, veya ülkemizin iktidarına aşık olan mutlu % 50'lik kesime bir lafım yok. Allah mutluluklarını daim kılsın...<br />Sorunlara dünya ve üzerinde yaşayan canlıların ortak meseleleri olarak bakabilen biz bedbaht azınlığı oldukça kötü günler bekliyor sanırım. Bizler biliyoruz ki 'Secret' okuyarak ya da başımızı örterek küresel ısınmanın da çılgınca ve gereksizce artan nüfusun da, dünyanın kaynaklarının hızla tükenmesinin de önüne geçilemez. Ve eğer inançlıysanız Allah'ın yarattığı dünyanın böyle düşüncesizce içine ederken kişisel kurtuluş ne kadar kurtuluştur? İbadet yalnızca kutsal kitaplarda yazılı olanlar mıdır? Veya her türden inanışınızı bir yana bırakın, bizlerden sonraki nesillerin suçu nedir ki böyle bir dünyaya geliyorlar?Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-304875661651708192.post-71848170396060529242008-02-18T12:18:00.005+02:002008-02-20T01:56:56.383+02:00SORULMAYAN SORULAR<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.heryerdenhaber.com/images/Image/4aa/4aa9582bea8142969a17ee075c524d7a.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 321px; height: 318px;" src="http://www.heryerdenhaber.com/images/Image/4aa/4aa9582bea8142969a17ee075c524d7a.jpg" alt="" border="0" /></a><br />Sayın başbakan geçenlerde yola kefenle çıktığını söyleyerek yapmak istedikleri uğruna idam cezasını göze aldığını ve bu konudaki kararlılığını vurguladı... Genelde söylemek istediğinden çok üslubuna takıldı insanlar ama benim asıl merak ettiğim; yapmak istedikleri nedir ki cezasının idam olma olasılığı vardır?<br />Asabiyetin de bir hitabet sanatı olabileceğini belirtti sanırım aynı konuşmasında ya da bir sonrakinde... Tarihte bu tarz hitabet sanatını kullanan devlet başkanları var mıdır bildiğiniz? Benim aklıma bazı isimler geliyor ama burada o isimleri vermek abartılı kaçabilir...<br />Asıl merak ettiğim ise her söyleneni alkışlayan, önlerine koyulan her kağıda imzayı sorgusuz sualsiz atan, Sayın Başbakanın bir sözüyle ağlayıp başka bir sözüyle gülen, milletin vekili sıfatını taşıyan ve bu nedenle küçümsenmeyecek bir maaş alan insanlar eve döndüklerinde yaptıkları şeyleri, attıkları imzaları kısacası günün nasıl geçtiğini değerlendiriyorlar mı, yoksa böyle bir şeye gerek duymuyorlar mı?<br />Mesela AKP içerisinde yeralıp da Sayın Başbakandan herhangi bir konuda farklı düşünüp, bu düşüncesini dilegetiren ve kabulettiren birisi var mıdır?<br />Mesela 'Hayır Başbakanım bu konuda yanlış düşünüyorsunuz!' diyebilme cesareti kaç AKP'li milletvekilinde vardır? Ve böyle birşey yaşansa sonuçları ne olur?<br />Ve konuyla biraz ilgisiz gibi duracak ama bu da merak ettiklerim arasında; Sayın Fethullah Gülen'i Mevlana'ya benzetenler Mesnevi'yi okumuşlar mıdır? Ve herhangi bir araştırmalarında Mevlana'nın siyaset, medya ve ticaret alanında herhangi bir faaliyetine rastlamışlar mıdır? Ruhani olduğu iddia edilen bir cemaat için siyaset, medya veya ticaret Allah'a yakınlaşmak için bir vesile olabilir mi?<br />Öğretmen veya doktor yetiştirmek iddiasındaki bir okul öğretmen veya doktor ihtiyacına göre kontenjan belirlerken, imam yetiştirme iddiasındaki İmam Hatip Okulları neden imam ihtiyacı doğrultusunda bir kontenjan belirleme yoluna gitmez? Bu soruyu şöyle de sorabiliriz; İmam olabilmek için İmam Hatip Lisesine giden bir öğrenci ne gibi bir düşünce değişikliğine uğrayıp başka mesleklere yönelir? Mesela politika çok popüler şu aralar...<br />Din devletine mi gidiyoruz sorusu bu kadar gündemdeyken ve Sayın Başbakan ve etrafındakilerin söyledikleri azımsanamayacak bir kitle tarafından inandırıcı bulunmazken, Sayın Başbakanın % 50'lik oy potansiyeli nedeniyle bu endişelere aldırış etmemesi doğru mudur? O'na oy vermeyen % 50 önemsiz midir? Bu endişelerin giderilmesi gerekmez mi? Mesela Sayın Başbakan bir ara gömlek değişikliğine gitti kendi tabiriyle. Peki bu gömlek neden değiştirildi, eski gömlekteki hatalar nelerdi ve yeni gömleğin doğruları nedir konusunda bir açıklama duyan var mı Sayın Başbakanımızdan?<br />Sorular çoğaltılabilir. Benim ilk planda aklıma gelenler bunlar.Emrah ATİKhttp://www.blogger.com/profile/00440715809592818682noreply@blogger.com