tag:blogger.com,1999:blog-296973772007-07-21T22:42:21.525+02:00Bilgi TürkBilgi türk.noreply@blogger.comBlogger18125tag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-74644292643708583162007-07-21T22:39:00.000+02:002007-07-21T22:42:21.556+02:00Yazın beslenme alışkanlıklarınızı değiştirin<h2><div class="deckStory" style="margin-top: 10px;">Yaz sıcaklarının olumsuz etkilerinden korunabilmek için uzmanlar, enerji ve vitamin deposu olan karpuz, üzüm ve şeftali gibi yaz meyvelerinden bol bol tüketilmesi gerektiği yönünde uyarıyor.</div></h2><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_c0WQllM3rbE/RqJvHDkarxI/AAAAAAAAAjY/ft68jFZLDbA/s1600-h/cocukarpuz.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_c0WQllM3rbE/RqJvHDkarxI/AAAAAAAAAjY/ft68jFZLDbA/s320/cocukarpuz.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5089752695889899282" border="0" /></a>Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Beslenme ve Diyet Bölümü Diyet Uzmanı Melek Türkmen, yaz sıcaklarına karşı vatandaşların dikkatli olması, beslenme alışkanlıklarında ufak bazı değişiklikleri gitmesi gerektiğini belirtti.<br /><br />Yazın sıcakların da etkisiyle vücutta fazla su kaybı meydana gelmesi sonucu bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemlerinin baş gösterebileceğini ifade eden Türkmen, artan sıvı kaybını önlemenin en kolay yolunun su içmek olduğunu, bu nedenle günde en az 2-2,5 litre su tüketilmesine özen gösterilmesi gerektiğini bildirdi.<br /><br />Türkmen, yaz sıcaklarından korunabilmek için enerji ve vitamin deposu olan karpuz, üzüm, çilek, kiraz ve şeftali gibi yaz meyvelerinin bol bol tüketilmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:<br />“Yüzde 90’ı su olan karpuz, tüketildiğinde tokluk hissi verir. İyi bir lif kaynağı olduğu için de bağırsak hareketlerini düzenler. Ayrıca karpuz protein, yağ, karbonhidrat ve fosforun yanı sıra A ve C vitamini de içeriyor. Karpuz gibi diğer yaz meyveleri de vitamin ve mineraller açısından çok zengin bir içeriğe sahip. Bu nedenle tüketilmesini önerdiğimiz yaz meyveleri, sıcaklığın neden olduğu sıvı kaybını önlemesinin yanı sıra vücuda vitamin ve mineral desteği de sağlar.”<br /><br />Yaz aylarında tüketilen yağlı ve hamurlu yiyeceklerin ise aşırı sıcaklarda vücutta yorgunluğa, baş ağrısı ve tansiyona neden olduğunu anlatan Türkmen, bu nedenle özellikle sıcakların fazla olduğu yaz aylarında hamurlu, yağlı yiyeceklerden şiddetle kaçınılması gerektiğini bildirdi.<br /><br />Türkmen, yaz aylarında içinde salatalık, domates, marul gibi sebzelerin bulunduğu salata türü hafif yemeklerin, tatlı türü olarak da kalsiyum açısından zengin olan taze sıkılmış meyve suyu, süt ve dondurma gibi gıdaları önerdiklerini dile getirerek “Bu gıdalarda, bulunan kalsiyum da kalbin düzenli olarak atmasını sağladığı gibi, sinir sistemine de yardımcı olur. Uykusuzluğa da iyi gelir. Vücudun su ihtiyacını da karşılar” diye konuştu.<br /><br />Türkmen, her şeyin aşırısının zararlı olabileceği gibi bu önerilen yiyeceklerde de aşırıya gidilmemesi gerektiğini, özellikle kilo sorunu olanların süt, ayran, dondurma gibi yiyecekleri fazla tüketmekten kaçınması gerektiğini sözlerine ekledi..noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-4394002458046465642007-07-21T22:27:00.000+02:002007-07-21T22:32:45.311+02:00Mamografi hayat kurtarıyorKadınlarda ölüm nedenlerinde ikinci sırada yer alan meme kanserinin erken dönem teşhisinde en etkili görüntüleme yöntemi olan mamografi hayat kurtarıyor.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_c0WQllM3rbE/RqJs3jkarwI/AAAAAAAAAjQ/6WT5CMWfqfA/s1600-h/mamog.jpg"><img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_c0WQllM3rbE/RqJs3jkarwI/AAAAAAAAAjQ/6WT5CMWfqfA/s320/mamog.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5089750230578671362" border="0" /></a>Yapılan araştırmalara göre, vücudun başka bölgelerine yayılmadan erken dönemde teşhis edilerek tedavisi gerçekleştirilen meme kanseri vakalarının sadece yüzde 5’i, ilk beş yıl içinde hayatını kaybediyor. Akciğer kanserinin ardından kadınların ölüm nedenleri arasında ikinci sırada bulunan meme kanseri 35-55 yaş arasında daha sık rastlanıyor. Anadolu Sağlık Merkezi Tıbbi Hizmetler Direktör Yardımcısı ve Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Selçuk Kihtir, meme kanserinin erken teşhisi ve tedavisinin iyi bir merkezde yapılmasının hastanın hayatta kalma şansını artırdığını vurguluyor.<br /><br />Meme kanserinin multi-disipliner bir bakış açısıyla tedavi edildiğini anlatan Op. Dr. Kihtir, “Meme kanseri diğer kanser türlerine göre daha yavaş ilerliyor ve tümör biyolojisi daha iyi biliniyor” diyor.<br /><br />Erken teşhisin memeye yapılacak cerrahi müdahalenin boyutunu da küçülttüğünü kaydeden Op. Dr. Kihtir, meme kanseri belirtilerini şöyle sıralıyor:<br />“Memede kitle hissedilmesi, memeden bulanık ya da kanlı akıntı gelmesi, meme başında çekilme, meme derisi üzerinde çekilme, memede büyüme, ödem, kızarıklık ya da derisinin portakal kabuğu görünümünde olması, meme başında iyileşmeyen yara ya da memede daha önceden olmayan, gözle fark edilebilen herhangi bir değişiklik önemli.”<br /><br />Op. Dr. Selçuk Kihtir, “Nasıl cerrahide alt branşlar oluştuysa bugün radyolojide de alt branşlar oluşuyor. Meme radyoloğu gibi. Biz kliniğimizde böyle bir sistem oluşturduk. Çünkü, meme mamografisini, ultrasonunu okumak özel olmalı” diyor.<br /><br /><span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;" ><b> EN ETKİN TANI YÖNTEMİ MAMOGRAFİ </b></span><br />Meme kanserinin teşhisinde en etkin görüntüleme yönteminin ise mamografi olduğu konusunda uzmanlar görüş birliği sağlamış durumda. Anadolu Sağlık Merkezi radyoloji uzmanları Dr. Ömer Aydıner ve Dr. Tuğser Hakan Doğan; kadınların mamografiden ağrılı bir işlem olduğu düşüncesi ile çekinerek, ultrason veya MR talep ettiklerini belirterek, “Mamografi meme kanseri tanısında altın standart görüntüleme yöntemidir” diye konuşuyor.<br /><br /><span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;" ><b> ABD’DE 8 KADINDAN 1’İ MEME KANSERİ</b></span><br />Dr. Ömer Aydıner, ABD’de 80 yaşına ulaşmış her 8 kadından 1’inde meme kanseri geliştiğini belirterek “Ancak Türkiye’ye ait net veriler yok.” diyor. Hastalığa yakalanmada en önemli risk faktörlerinin; kadın cinsiyet ve ileri yaş olduğunu belirten Dr. Aydıner “Daha önce meme kanseri tanısı almış olmak, ailede meme kanseri tanısı alan kadınların varlığı, erken adet görmek, geç menopoza girmek, çocuk sahibi olmamak veya 30 yaşından sonra çocuk doğurmuş olmak, emzirmemek, beslenme alışkanlıkları ve alkol de riski artıran diğer etmenler” diye devam ediyor.<br /><br /><span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;" ><b> YATKINLIK YARATAN GENLER</b></span><br />Son yıllarda yapılan çalışmalar ışığında meme kanserine yatkınlık yaratan genler de tespit edilmiştir diyen Dr. Aydıner BRCA1 genini taşıyan bir kadının 70 yaşına dek meme kanseri olma riskinin yüzde 85 olduğunu söylüyor. Dr. Aydıner, mamografinin düşük dozda çekilen meme röntgen filmi olduğunu ifade ederek, bu yöntemin 2 amaçla uygulandığını söylüyor:<br />“Herhangi bir belirtisi olmayan kadınlara tarama amacıyla yapıldığı gibi memede akıntı, meme başında çekilme gibi şikayetlerle gelen kadınlara yönelik tanısal amaçlı kullanılmaktadır.”<br /><br /><span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;" ><b> 40 YAŞINDAN SONRA SENEDE BİR </b></span><br />Amerikan Radyoloji Birliği’nin 40 yaşını geçen her kadının senede bir kez tarama amaçlı mamografi çektirmesi tavsiyesinde bulunduğunu kaydeden Dr. Aydıner, şöyle devam ediyor:<br />“Eğer kişinin ailesinde erken yaşta meme kanseri olan kadınların bulunması veya Hodgkin Lenfoma gibi nedenlerle önceden radyoterapiye maruz kalması halinde tarama amaçlı çekimlere daha erken yaşlarda başlanmalıdır.”<br /><br /><span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;" ><b> AYLIK MEME MUAYENESİ ÖNEM TAŞIYOR</b></span><br />Dr. Doğan da ailede bir kişinin 40 yaşından önce meme kanserine yakalanması durumunda, 1. derecede akrabası olan bayanların onun yakalandığı yaştan beş yıl önce mamografi çekimlerine başlaması gerektiğini vurguluyor. Kadınların kendilerini aylık muayene etmesinin önemini belirtiyor. 20-30 yaş arasındaki kadınların her ay kendi muayenelerini yapmanın yanı sıra üç yılda bir bu konuda tecrübeli bir uzman tarafından muayene edilmesinin de gereği üzerinde duruyor.<br /><br /><span style="font-size:85%;"><span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;" ><b> ÇEKİM VE DEĞERLENDİRME ÇOK ÖNEMLİ </b></span>40 yaşından sonra ise kişinin yaptığı aylık muayenelerin yanı sıra yıllık doktor kontrolü ve yıllık mamografi incelemesi gerektiği belirtiliyor. Meme dokusunun adet dönemlerinde hormonlardan etkilendiğini kaydeden Dr. Doğan, mamografi çekimi için en uygun dönemin adet bitiminden sonraki hafta olduğunu söylüyor. Bu zaman diliminde memenin daha az hassas olacağını kaydeden Dr. Doğan, “Mamografiyi memenin tüm özellikleriyle topografisini çıkarmak gibi düşünebilirsiniz; asimetriler, yoğunluk dağılımları, doku kompozisyonunda değişiklikler, çok erken dönem kanser belirtisi olabilen mikrokalsifikasyon denilen kireçlenmeler ve eski incelemelerine göre oluşabilecek değişiklikler. Bu nedenle doğru çekim tekniği, zamanı ve doğru değerlendirme ve yorum çok önemlidir” diyor.<br /><br /><span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;" ><b> KAR ZARAR DENGESİNE BAKIN</b></span><br />Dr. Doğan ayrıca iyi bir çekim tekniği için memeyi bir miktar sıkıştırmak gerektiğini ve bayanların en çok bundan yakındığını belirtiyor. Ancak işlemin kazançları göz önüne alındığında, bundan çekinilmemesi gerektiğini söylüyor. Ayrıca alınan radyasyon dozunun oldukça düşük olduğu ve kar/zarar dengesi gözönüne alındığında, kabul edilebilir olduğunu belirtiyor. Dr. Aydıner de, şunları söylüyor:<br />“Çekim sırasında yaklaşık 0.2 Rad dozunda ışın alınmaktadır. Bu da uçakla Amerikanın bir ucundan diğer ucuna seyahat edilirken alınan doza denktir. Bu nedenle kanserin erken tanısı ile elde edilecek yararlar ile kıyaslandığında ihmal edilebilecek bir dozdur.”<br /><br /><span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;" ><b> DOKTOR MEME RADYOLOJİSİNE HAKİM OLMALI</b></span><br />Mamografi cihazının son teknolojiyi kullanan iyi bir cihaz olması, iyi çalıştığı ya da çekilen filmin iyi okunacağı anlamına gelmiyor. Cihazın kalibrasyonu ve rutin kontrollerinin yapılıyor olması kadar mamografiyi değerlendiren uzmanın meme radyolojisine hakim ve bu konuda deneyimli olması gerekiyor.<br /><br />Dr. Aydıner’in mamografi çektirecek kadınlara iki önerisi daha var; rahat etmek için iki parçalı giysileri tercih edebilirsiniz, deodorant kullanacaksanız pudrasız olmasına dikkat edin çünkü, meme dokusunda kireçlenme yanılgısına neden olabiliyor. Dr. Hakan Doğan da son olarak kadınlara önceki yıllarda çektirdikleri mamografileri mutlaka yanlarında getirmesi çağrısında bulunuyor:<br />“Eski filmleri ile karşılaştırma, mammografik değerlendirmenin oldukça önemli bir parçasıdır. Yıllık takip yapmanın temeli budur. Eski tetkiklerin getirilmesi mammografik değerlendirmenin duyarlılığını arttıracağı gibi, çoğu zaman hastayı gereksiz ek tetkiklerden korur.”</span>.noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-83610138569034117902007-06-22T17:53:00.000+02:002007-06-22T17:57:53.135+02:00İnsan klonlamada yeni gelişme!<h2>Amerikalı araştırmacılar, maymun embriyonlarından embriyonik kök hücre oluşturmayı başararak, tedavi amacıyla insan klonlama yönünde bir adım daha attılar.<br /></h2><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_c0WQllM3rbE/Rnvw4vIT6KI/AAAAAAAAAXQ/28CEDZcbUXg/s1600-h/klon.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_c0WQllM3rbE/Rnvw4vIT6KI/AAAAAAAAAXQ/28CEDZcbUXg/s320/klon.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5078917862305032354" border="0" /></a><br /><br />Avustralya’da yapılan kök hücre araştırmaları toplantısında konuşan bilim adamları, klonlanmış rhesus maymunlarından (al yanaklı şebek) embriyonik kök hücre oluşturduklarını açıkladı.<br /><br />ABD’deki Ulusal Primat Araştırma Merkezinden Shoukhrat Mitalipov, yenilenmiş Somatik Hücre Çekirdek Naklini kullanarak bu çalışmayı yaptıklarını söyledi. Mitalipov’un henüz onaylanmamış bu çalışması, insanlar dahil yetişkin primatların klonlanmasına bilim adamlarını bir adım daha yaklaştırıyor.<br /><br />Melbourne’daki Monash Üniversitesinden kök hücre araştırmacısı Alan Trounson, "Uzun zamandır bu kanıtı bekliyorduk" dedi.<br /><br />Bu araştırmaya kadar, klonlanmış primat embriyonlarından embriyonik kök hücre oluşturma çalışmalarının başarısız olduğu belirtiliyor. Güney Koreli bilim adamı Woo Sook Hwang, insan yumurtaları kullanarak bunu başardığını açıklamış, ancak bu açıklamanın doğru olmadığı ortaya çıkmıştı..noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-53506506142823524862007-06-22T16:16:00.000+02:002007-06-22T16:18:59.640+02:00Japonya'da, erken uyarı sistemi<h1>Depremden 20 saniye önce uyarı</h1> <h2>Japonya'da, erken uyarı sistemiyle halka deprem öncesinde korunma tedbirleri alabilmesi için 20 saniye kadar süre tanınması hedefleniyor.</h2><br /><br />Meteoroloji Ajansı'nın erken uyarı sisteminin, öncül ya da ilk deprem dalgasını tespit ettiğinde alarm vereceği bildirildi.<br /> <br />Bir depremin öncül dalgası, büyük sarsıntıya yol açmazken, sarsıntıya neden olan ikincil dalgadan daha hızlı ilerliyor.<br /> <br />Ajansın bir yetkilisinin açıklamasına göre, televizyon ve radyoda yayınlanacak uyarıyla insanların masa altlarına girmek, binalardan uzaklaşmak ya da araç kullanmayı bırakmak için 20 saniyeye kadar zamanları olacak.<br /> <br />Yetkili, uyarıları alabilmesi için gerekli donanımları yapılmış yeni cep telefonlarının da bu yıl bitmeden satışa sunulacağını söyledi.<br /> <br />Deprem uyarısının, sarsıntıdan 10-20 saniye önce verilebileceği, ancak depremin merkezinin yakında olması durumunda bu sürenin çok daha kısa olabileceği ya da bazen uyarı verilmesinin mümkün olamayabileceği belirtildi.<br /> <br />Japonya'da deprem öncesi uyarı, acil durum personeli, inşaat alanlarındaki görevliler ve makinistlere geçen yıl ağustos ayından bu yana verilirken, sistemi tam olarak henüz anlamamış olanlar bulunabileceği ve insanlarda paniğe neden olmasının önüne geçmek için daha geniş kamuoyunun uyarıdan haberdar edilmesi ertelenmişti.<br /> <br />Halkın uyarıyı aldıktan sonra temel olarak, sakinliğini koruması ve önce kendi güvenliğini sağlaması hedefleniyor.<br /><br />Ajans, deprem uyarısının alınmasından sonra sağlam masaların altına girilmesini, binaların terkedilmesini ve asansörlerden çıkılmasını tavsiye ediyor. Dünyadaki 6 ve üzerindeki depremlerin, yaklaşık yüzde 20'si Japonya'da meydana geliyor..noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-59521525530873689522007-03-24T21:41:00.000+02:002007-03-24T21:43:35.991+02:00Korsanlara dikkat!<h2>Bilgisayar korsanlarınca "hack"lenerek dışarıya spam ve virüs gönderen bilgisayar sayısının geçen yıl, yüzde 30 arttığı belirlendi.</h2><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_c0WQllM3rbE/RgV_RoTxi4I/AAAAAAAAADM/2F9ucfiUlb8/s1600-h/bilgi.jpg"><img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_c0WQllM3rbE/RgV_RoTxi4I/AAAAAAAAADM/2F9ucfiUlb8/s320/bilgi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5045578898393369474" border="0" /></a><br />Bilgisayar güvenlik firması Symantec'in araştırmasına göre, şu anda 6 milyondan fazla bilgisayar, bu virüs ve spam ağının bir parçası olarak çalışırken, kullanıcaları da tipik olarak bilgisayarların "hack"lendiğinin farkına varmıyor.<br /><br />2006'nın ikinci yarısındaki bilgisayar saldırılarının üçte birinden<br />fazlasının, ABD'deki bilgisayarlardan kaynaklandığını belirten Symantec şirketi raporunda, virüs ve spam ağındaki PC sayısı artarken, bunları kontrol eden sunucu sayısının, yüzde 25 azaldığının belirlendiğini, kaydetti. Bilgisayar güvenliği uzmanları, kontrol eden sunucu sayısındaki bu azalmanın, virüs ve spam ağının yönlendiricilerinin, saldırıları için daha merkezi bir yapı oluşturarak, ağlarını yayma işini sağlamlaştırdıklarını gösterdiğini, belirttiler..noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-48102840335321960012007-03-24T21:39:00.000+02:002007-03-24T21:40:29.312+02:00ABD Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, güneşin daha önce hiç görülmemiş görüntülerini yayınladı.<br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_c0WQllM3rbE/RgV-GYTxi3I/AAAAAAAAADE/csTlh3POL4Y/s1600-h/gunes.jpg"><img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_c0WQllM3rbE/RgV-GYTxi3I/AAAAAAAAADE/csTlh3POL4Y/s320/gunes.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5045577605608213362" border="0" /></a><br />Görüntüler güneşin manyetik alanının düşünülenden çok daha dinamik olduğunu ortaya koyuyor.<br /><br />Yeni görüntüler altı ay önce fırlatılan 'Hinode' uydusundan alındı.<br /><br />Konuya ilişkin bilgi veren NASA yetkilileri, görüntülerin güneşin farklı katmanlarını yansıttığını belirtti.<br /><br />Görüntüler, güneş üzerinde meydana gelen manyetik kasırgaları gözler önüne seriyor.<br /><br />8 kilometre uzunluğunda olduğu tahmin edilen manyetik dokular, birkaç dakikalık süre içerisinde büyük bir hızla yer değiştiriyor.<br /><br />Yetkililer bunun ilk kez görüntülendiğini belirtiyor.<br /><br />Uzmanlara göre bu görüntüler güneşin manyetik alanının sanıldığından çok daha dinamik olduğunun kanıtı..noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-1159901924930449752006-10-03T20:51:00.000+02:002006-10-03T20:58:45.083+02:00Bi komik fıkra temelle ilgiliÇıplak Gösteren Gözlük<br /><br />Temel Uzak Dogu'ya fuara geziye gider. Fuarda insanı çıplak gösteren gözlüklerden satmaktadırlar.<br /><br />Temel'de 250 $ verip gözlüğü takıp bakinca insanlari çiplak gösteren gözlüklerden alir. Takar bakar o ne herkes çiplak, çikarir bakar herkes giyinik.Bu temelin çok hoşuna gider.Gözlüğü ikide bir gözüne takip, çikarir.Nihayetinde geziden tekrar evine geri döner. Eve gözünde gözlük gider,bi bakar karısı Fadime'yle sütçü çiplak bir vaziyette yatakta. Gözlügü çikarir bakar yine çiplak. Takar bakar çiplak. Müthis cani sıkılır ve Fadime'ye der ki:<br /><br />-Ula Fadime bu gözlüge 250$ verdim ama hemen bozuldu..!!!!.noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-1159895087771832052006-10-03T18:48:00.000+02:002006-10-03T20:48:48.230+02:00İnanılmaz ama gerçek olaylarÇıplak gösteren cep telefonu<br /><br />Çocukluk fotoğrafları siyah-beyaz olanlar mutlaka hatırlayacaktır.<br /><br />Eskiden, 'Japonlar çıplak gösteren gözlük yapmış. Kime baksan anadan doğma görüyormuşsun' şeklinde bir şehir efsanesi vardı.<br /><a href="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/1600/goster00.jpg"><img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/320/goster00.jpg" border="0" /></a><br /><br />Doğru olmasını can-ı gönülden istiyorduk elbette ama maalesef geyikten ibaretti.<br /><br />Gerçi o kadar da desteksiz bir atış değilmiş. Japonlar zamanla ilerleme kaydetti ve gözlüğünü olmasa da -kazara- video kamerasını yaptılar.<br /><br />Bu teknoloji şimdi de cep telefonlarında kullanılmaya başlanmış.<br /><br />Üretici firma yine Japon.<br /><br />Fotoğraf çekme özelliği olan telefonunuza, 150 dolar değerindeki bir parçayı taktığınız vakit etrafınızdaki herkes bir anda anadan üryan oluyormuş!<br /><br />Ohh ne ala.Şimdi siz diyorsunuz ki...<br /><br />Bu haber doğru mu? Hakikaten çıplak mı gösteriyor? Bu kadar ucuzsa neden peynir-ekmek gibi yaygınlaşmadı? Yoksa yaygınlaştı da benim mi haberim yok? Yengeni o ahlaksız heriflerden nasıl koruyabilirim? Bir de, o telefondan ben nerden bulabilirim?<br /><br />Sony'nin marifeti<br /><br /><br />ŞİMDİ bu 'çıplak gösterme' hadisesinin ilk nasıl ortaya çıktığını anlatayım.<br /><br />Japon firması Sony, 1998'de piyasaya sunduğu bir kameraya, gece (yani çok az ışıkta) çekim yapma imkanı veren bir özellik ekledi.<br /><br />Hani geceyi gündüz yapan kızıl ötesi dürbünler var ya. İşte burada da aynı teknolojiden faydalanılmıştı.<br /><br />Japon gazeteciler kamerayı test ederken bir şey keşfettiler. 'Nightshot' adı verilen bu özelliği gündüz vakti devreye sokarsanız, insan gözünün algılayamadığı birtakım 'detayları' görebiliyordunuz.<br /><br />Mesela etek giymiş bir kadının iç çamaşırı gibi!<br /><br />Bunun üzerine Sony, HEMEN BU kameraları apar topar piyasadan topladı.<br /><br />Ancak 'nightshot'ı yeni modellerde kullanmaya devam etti. Tabii önlemini alarak: Artık bu özelliği gündüz ışığında devreye sokamıyordunuz.<br /><br />İyi de, bunu delmek hiç zor değil ki! Objektifin önüne bir fotoğraf negatifi veya fotoğraf mağazalarında satılan 'IR' filtre koyduğunuz zaman, gündüz de olsa yine devreye giriyor.<br /><br />Ve güzel haber: Şu anda satışta olan bütün Sony kameralar 'nightshot' özellikli!<br /><br />Keçi boynuzu<br /><br />Yok yok. Boş yere heveslenmeyin. Bu sayede kimseyi anadan doğma göremiyorsunuz.<br /><br />Hatta 'eteğin altındaki külodu' görmek için bile bütün koşulların uygun olması gerekiyor.<br /><br />Işığın yoğunluğu, eteğin rengi, kumaşın cinsi. Hepsi birer etken.<br /><br />Öğleden sonraki yumuşak güneş ışığında çekim yaparsanız, 'kurbanınız' koyu renk (kahverengi, lacivert vb.) etek giymişse ve eteğin kumaşı da polyester veya likralı ise 'başarı' şansınız artıyor.<br /><br />Gerçi bu konuda başarılı olsanız da sonuçta renkli değil, yeşile çalan, epey kalitesiz bir görüntü oluyor.<br /><br />Yani bir nevi keçi boynuzu. Onca emekten sonra hiç de öyle 'hayatınızı değiştirecek' sonuçlar elde edemiyorsunuz.<br /><br />Ama malum: 'Bu Japonlardan korkulur!'<br /><br />Bir gün -ki o gün kesinlikle uzak değil- gerçekten de çıplak gösteren gözlüğü yapacaklarına artık adım gibi eminim.<br /><br /><br />Patates cipsini kim buldu.<br /><br />Patates çipsi kötü niyetli bir aşçı tarafından bulunmuş.1853'te NewYork'taki bir restoranın şefiGeorge Crumun hazırladığı patatesleri bir müşteri tarafından"kalın ,yumuşak ve tuzsuz oldukları gerekcesi ile beğenilmeyip geri gönderilmiş.Sinirlenen şefdepatetesleri kağıt gibi incecik kesmiş kızgın yagda uzunca bir süre kızartmış ve patatesin üzerinede kalın birtabaka oluşturacak kadar tuzlamış.İşn acaibi müşteride bu şekil patatesi çok sevmiş.Crum'un istemeden yarattığı buspesiyalede 'saratoga cipsi' denmiş.Bir pazarlamacı ise bu cipsleri paketleyip satmaya karar vermiş.Üstüne birde bu cipsler afrodizyak etkisi gösterir deyince cipsin ünü iyice yaygınlaşmış.<br /><br /><br />Coca cola formülü:<br /><br />Hani derler yaa coca cola'nın formülünü sadece iki kişi biliyormuş.Onun için ikisi aynı uçağa binmezlermiş.Hani uçak düşerde ikiside ölür formülü bilen kalmaz.Aslında bu yalanmış.<br /><br /><br />İnanılmaz ama gerçek...Avusturya Prensi Franz Ferdinand'ın limuzinine kim sahip olursa başına kötü şeyler gelmiş. Avusturya prensi bu arabada vurulmuş. Limuzinin sonraki sahibi Bosnalı general Potiorek delirmiş.<br />Daha sonra arabayı kullanan Potiorek'in yardımcısı iki kişiyi ezmiş ve intihar etmiş.<br />Arabanın sonraki sahibi Yugoslav bir valiymiş, dört ayda dört kaza yapmış, sonuncusunda kolunu kaybetmiş. Arabanın bir sonraki sahibi olan doktor, bir hendeğe uçarak hayatını kaybetmiş.<br />Daha sonraki sahibi zengin bir mücevher satıcısıymış, uçurumdan düşerek ölmüş. Daha sonra arabayı alan İsviçreli yarışçı duvara çarparak ölmüş.<br />Daha sonra arabayı tarihi değeri için alan çiftçi filan diye uzayıp giden hikaye bir yerden sonra inandırıcılığını yitiriyor tabii.Limuzin şu an Viyana müzesinde sessizce bir sonraki kurbanını bekliyormuş.Öyle Diyorlar...<br /><br />Haliçin dibi altın dolu<br />Bedrettin Dalan’ın Büyükşehir Belediyesi Başkanı olduğu zamanlar... Hani “Haliç’in suyu benim gözlerimin rengiyle aynı olacak” filan da demişti. İşte tam o sıralarda Caponlar Dalan’a gelip, “Bey’fendi bizim teknolojimizle Haliç’i temizlemek çocuk oyuncağı. Burayı 6 ayda temizleriz ama tek şartımız var: Haliç’in dibinden çıkan heeerşey bizim olacak” demiş. Taabi Dalan yılların kurdu, yutar mı hiç küçücük Capon’un cinliğini. “Olmaz” demiş, “Gidin kendinize başka bi aptal bulun!”<br /><a href="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/1600/halic00.jpg"><img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/320/halic00.jpg" border="0" /></a><br /><br />Neden? Çünkü Dalan da Caponlar gibi biliyomuş ki Haliç’in dibi silme, tonlarca altınla dolu. Zamanında Fatih İstanbul’u fethettiğinde bütün Bizanslılar altınlarını, “Türko’lara yedireceğime denize atarım daha iyi” diyerek Haliç’e sallamış. Osmanlı’dan kaçmaya çalışan o zamanın Bizans İmparatoru Justinyen’in gemisi de Haliç’ten çıkamadan batırılmış. Bizans sarayının büttüüün hazineleri denizin dibini boylamış.<br /><br />Yine Osmanlı zamanında seferden dönen bi’kaç kalyon da getirdikleri ganimetleri boşaltamadan batmışlar Haliç’te. Yağni yer gök altınmış dipte. Bu altınların şimdiki değeri de öyle böyle değil, bizim hazineyi yüze katlarmış. E altın bu, çamurun içinde de olsa paslanacak değil ya, hala ilk günkü değerindeymiş hepsi.<br /><br /><br />Dünyanın ilk metrosu<br /><a href="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/1600/metro00.jpg"><img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/320/metro00.jpg" border="0" /></a><br /><br />Aslında dünyanın ilk metrosu bizim Karaköy’deki tünelmiş. İstanbul’un işgalinde Fransızlar, İngilizler falan tüneli görüp fikrimizi çalmışlar. “Biz bari bunun büyüğünü yapalım” deyip şimdiki metroları kurmuşlar. Zamanında metronun telif hakkını alabilseymişiz bugün Avrupalının, Amarikalının ayağındaki donu bile alabilirmişiz.<br /><br />yamyamlık serbestmiş.<br />Çarlık döneminde Rusya’da yamyamlık serbestmiş. Hatta Leningrad’da vitrinlerinde kancalara asılı çocukların olduğu onlarca kasap varmış.<br /><br />1001 gece masalları<br />Eski zamanlarda çift sayılar uğursuz diye bilinirmiş. Aslında 1001 gece masalları normalde 1000 taneymiş ama uğursuz sayı olmasın diye bi tane daha ekleyip 1001 yapmışlar.<br /><br /><br />külkedisinin ayakkabısı camdanmıymış.<br />Külkedisi masalının orjinalinde kızın ayakkabısı camdan değil tahtadanmış. Ama Fransızca’dan İngilizce’ye ilk çevrildiğinde yanlışlıkla cam diye çevrilince öyle kalmış ve bütün dünyaya da öyle yayılmış.<br /><br />Marie antoinette ekmek bulamıyorsanız pasta yesinler dedi mi demedi mi<br />“Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” (Kimin söylediği belli değil ama bilinen şu ki; Marie Antoinette hayatı boyunca böyle bir laf etmedi.)<br /><br />Karya prensesi tacını kim buldu.<br />Bodrum kalesinde (müzesinde) sergilenen paha biçilmez Karya Prensesi tacını zamanında Barlar Sokağı'na su borusu döşeyen ameleler bulup müzeye teslim etmiş.<br /><br />Lanetli bir hikaye<br /><br />Cheyenneler batıdaki sioux kabilesi ile çok yakındılar küçük boynuz da custer 'e karşı birlikte savaştılar. Ama beyaz adam kurnazdı adil değildi 'adam gibi döğüşmesini bile bilmiyordu' 1848 yılındaliderleri kör bıçak lanetledi bir beyaz adamı ' Kalleşce kan akıttın bu kutsal topraklarda gereksiz ölümlere neden oldun seni en az senin kadar kötü ve lanetlenmiş biri gelene kadar ailenle birlikte lanetliyorum... manitu seni affetmeyecek... Kaderiniz aynı olacak..'der....<br />Sisli puslu iğrenç bir hava İrlanda'nın o alışılmış küf kokusunu iyice ağırlaştırıyor bastırıyordu kesafet. Bir şilebin pis hangarında fakir bir aile İrlanda'dan amerikaya yeni dünyaya yeni umutlarla aslında kaçmaktadır. Ama tarih nedense bunu daha sonra amerikaya göç diye anacak ve öyle kabul edecektir. Ağır bir yolculuk sonunda fakir İrlanda ailesi Yeni dünyaya ayak basmış yeni umutlar filizlenmiştir. Aile para ve güç kazanmak için hertürlü pis işe bulaşıp insanlara zarar verince ispanyol göçmeni çingeneler tarafından 'Siz çok pis işler yapıp gereksiz ölüme neden oldunuz elinizdeki iktidar sizi koruyamayacak sizleri ... nesil lanetliyorum ' der.<br />Buraya kadar okudunuz mu? Ne deli saçması dediniz değil mi? Bu çağda bu devirde kim inanır bu saçmalığa... Neyse ben size o zaman şimdi başka bir hikaye anlatayım...Daha doğrusu size bir kronolojik ve alfabetik bilgi eşliğinde anlatayım...<br /><br />Abraham Lincoln Kongreye 1846 yılında seçildi...<br />John F. Kennedy ise 1946 ;<br />Lincoln'un ABD başkanı olduğu yil 1860<br />Kennedy ise 1960<br />Her iki başkan da bir Cuma günü suikaste kurban gitti. Her iki başkan da başlarına isabet eden bir kurşunla öldü.<br />Lincoln'un sekreterinin soyadı Kennedy idi<br />Kennedy 'in sekreterinin soyadı Lincoln idi.<br />Lincoln ve kennedy güneyliler tarafından öldürüldü. Lincoln ve Kennedy 'nin koltuğuna güneyliler oturdu. Her iki başkanında yerine gelen yeni başkanın soyadı Johnson'du.<br />Lincoln'den sonra başkan olan Andrew Johnson 'un doğum yılı 1808'di ;<br />Kennedy 'den sonra başkan olan Lyndon Johnson'un doğum yılı 1908'di.<br />Lincoln'u vuran John Wilkes Booth'un doğum yılı 1839'du;<br />Kennedy 'i vuran Lee Harvey Oswald 'ın doğum yılı 1939.<br />Her iki suikastçinin de üç ismi ve isimlerinde 15 harf vardı.<br />Lincoln ''Kennedy''isimli bir tiyatroda vuruldu. Kennedy ''lincoln'' marka bir otomobilde vuruldu.<br />Lincoln 'ü varan bir tiyatrodan kaçtı bir depoda yakalandı;<br />Kennedy'i vuran depodan kaçtı bir tiyatroda yakalandı.<br />Her ikiside davaları başlamadan öldürüldü..<br />VE son olarak<br />Lincoln ölmeden bir hafta önce Maryland Monreo ile birlikteydi;<br />Kennedy ölmeden bir hafta önce Marilyn Monreo ile birlikteydi....<br />Buraya kadar okumayı başarabildiniz mi bıkmadan ? Amma garip tesadüf haaa diyorsunuz değil mi? Siz öyle demeye devam edin ama en baştaki lanetli hikayeyide unutmayın neden mi?<br />Cheyenne lideri Kör Bıçak ın 1848 de lanetlediği Abraham Lincoln; İspanyol çingenenin lanetlediği İrlandalı ise John F. Kennedy'di de ondan ....noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-1154731233621231532006-08-05T00:40:00.000+02:002006-08-07T16:32:03.486+02:00Anahtar Sözcük Arama Aracı(İnternette geçen ay kim ve ne kaç kez arandı?)<br /><br />Bilindigi gibi sitenizin arama motorlarinin üst siralarinda yer alabilmesi için dogru sözcüklerin seçilmesi büyük önem tasimaktadir (Her ne kadar bu tek önemli kriter degilse de). Pek çok arama motoru, siteyi basta metatag içinde yer alan anahtar sözcükler ve hatta dosya adlari (evet tecrübeyle sabit) kullanarak indekslemektedir. Eger hatali anahtar sözcükleri seçerseniz çabalariniz bosa gidebilecektir.<br /><br />Burada linki verilen ücretsiz program, verdiginiz sözcük için Overture arama motorunu tarayarak bu kelimenin önceki aylarda kaç kez arandigini göstermektedir. Yazinin devaminda bu programin nasil ve hangi amaçlarla kullanilabilecegi anlatilmaktadir... Bilindigi gibi Overture, Yahoo'nun sahip oldugu bir firmadir.<br /><br />Linkte verilen ücretsiz araç,sonuçlariOverture, Yahoo ve önceki aylardaki MSN aramalarindan getirilmektedir.<br />Kullanim çok basittir...<br />1) Bir anahtar sözcük giriniz<br />2) 'Go' dügmesine basiniz Birkaç saniye içinde tüm ilgili kelimelerle ilgili sonuçlar getirilecektir.<br /><br />Asagidaki resimde, 'travel' kelimesiyle arama yapildiginda getirilen sonuçlar yer almaktadir. Görüldügü üzere 'travel asia' sözcükleri, 3223277 ile en çok aranan durumundadir (salt travel sözcügünden daha fazla).<br /><br /><br /><p><a href="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/1600/anahtar_arama_araci.gif"><img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/320/anahtar_arama_araci.png" border="0" /></a> Tüketicilerin ne aradığını merak eden pazarlamacı arkadaşlar, web tasarımı yapanlar, yeni alan (domain) adı alacak arkadaşlar velhasıl herkes yararlanabilir. Bu aracı her ay kullandığınızda başka sonuçlar getirdiğini göreceksiniz. Çünkü getirilen sonuçlar önceki aya ait sonuçlardır. Geçen ay (2006 Mayıs sonu itibariyle) bazılarının aranma istatistiğini merak edenler için aşağıda verilmiştir. Diğerleri ve aradığınız başka kelimeler için programı indirip çalıştırınız. </p><p>Ücretsizdir istediğiniz gibi dağıtabilirsiniz.</p><p>turkey 127021</p><p>map of turkey 9171</p><p>Antalya turkey 4908</p><p>İstanbul turkey 4002</p><p>iddaa 9088</p><p>fenerbahçe 9535</p><p>galatasaray 5069</p><p>futbol 73556</p><p>banka 916</p><p>kredi 368</p><p>yapı kredi bankası 1121</p><p>emlak 1857</p>gazete 8555<br /><br />okul 2523<br /><br />kolej 1619.noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-1154731194433966872006-08-05T00:32:00.000+02:002006-08-05T00:40:17.046+02:00msn şifreleriMsn de Dikkatli olun Bugünlerde yoğun biçimde uygulanan msn sifre çalma yöntemi uygulanmakta.Sizinde sifreniz çalınabilir.Mutlaka okuyunuz.<br /><br />.<br />Sizin sifrenizi çalabilmek için size bir mail geliyor.Örnegin "eylemimize sizde katilin sessiz kalmayin" türünde mesaj atılıyor ve size bir adres veriliyor.O adrese girdiğiniz an şifreniz karşı tarafa gidiyor.Çıkan sayfa zaten beyaz ve hiçbirsey yok.Boş sayfa yani karşınıza çıkan sayfa.Eğer böyle bir sayfaya kazayla girerseniz hemen msn şifrenizi değiştiriniz.<br /><br />Kesinlikle mailinize gelen bu tür uyarıları ve yollanan site adreslerini dikkate almayiniz.Şu anda cok büyük bir XSS saldirisi geliyor arkada$lar dikkat etmenizi öneririz özellikle saldıriyı yapanlar bu i$ten para kazananlari yani bizleri hedef aliyor. XSS nin amaci girdiginiz herhangi bir adres ile cookie bilgilerinizi alip $ifresiz login olmak.bunun icin ya cookielere izin vermiyeceksiniz (bu $ekilde bircok hizmetten yararlanamazsiniz) veya bilmediginiz adresleri kesinlikle acmiyacaksiniz.noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-1154643358572058142006-08-04T00:02:00.000+02:002006-08-04T00:24:19.386+02:00SSK ile ilgili bilgilerNe zaman emekli olabilirim.<br /><a href="http://app.ssk.gov.tr/nezaman/sskform1.jsp">http://app.ssk.gov.tr/nezaman/sskform1.jsp</a><br /><br />Avea aboneleri artık, SSK hizmetleri ile ilgili bilgilere bir kısa mesaj ile ulaşılabiliyorlar.<br /><a href="http://www.ssk.gov.tr/sskdownloads/anasayfa/duyurular/sskavea180706.doc">Avea için</a> linkindeki dosyayı kaydederek açmanız gerekiyor.<br /><br />SSK ile ilgili duyurular için:<br /><a href="http://www.ssk.gov.tr/">http://www.ssk.gov.tr/</a><br /><br />SSK ile anlaşmalı eczanelerin il bazında listesi<br /><a href="http://www.ssk.gov.tr/wps/portal/!ut/p/.cmd/cs/.ce/7_0_A/.s/7_0_5S0/_th/J_0_CH/_s.7_0_A/7_0_5RS/_s.7_0_A/7_0_5S0">Anlaşmalı eczaneler</a><br /><br /><br />Sigortalı hizmet dökümü için sicil numarasından sorgulama<br /><a href="http://app.ssk.gov.tr/hizmet/jsp/sicilgir.jsp">http://app.ssk.gov.tr/hizmet/jsp/sicilgir.jsp</a><br /><br />Emekliler için:<br />Emekli maaşım bağlandımı?<br /><a href="http://www.ssk.gov.tr/wps/portal/!ut/p/_s.7_0_A/7_0_18N">http://www.ssk.gov.tr/wps/portal/!ut/p/_s.7_0_A/7_0_18N</a><br /><br />1 ocak 2000 den sonra işe girenler için tahmini emekli aylığı:<br /><a href="http://app.ssk.gov.tr/kazanchesap/kazanc.jsp">http://app.ssk.gov.tr/kazanchesap/kazanc.jsp</a><br /><br />İşveren<br /><br />İşveren Sicil Numarası İçin Kontrol Numarası Sorgulama<br /><a href="http://app.ssk.gov.tr/geczam/jsp/chkdgt.jsp">http://app.ssk.gov.tr/geczam/jsp/chkdgt.jsp</a><br /><br />Online banka tahsilat bilgi servisi:<br /><a href="http://obt.ssk.gov.tr/OnlineTahsilat/default.aspx">http://obt.ssk.gov.tr/OnlineTahsilat/default.aspx</a>.noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-1154469727626995122006-08-01T23:43:00.000+02:002006-08-02T00:02:07.696+02:00Maria sarapova kortların kralicesi<a href="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/1600/sharapovagog-byk.0.jpg"><img style="CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/320/sharapovagog-byk.0.jpg" border="0" /></a> <a title=" hakkında bilgi" href="http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/"></a>Maria Şarapova . Maria Şarapova <a title="19 Nisan hakkında bilgi" href="http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/19_Nisan">19 Nisan</a> <a title="1987 hakkında bilgi" href="http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/1987">1987</a>'de <a title="Rusya hakkında bilgi" href="http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/Rusya">Rusya</a>'nın Nyagan kentinde doğdu. Nick Bollettieri Tenis Akademisi'nde oynamak için 8 yaşındayken <a title="ABD hakkında bilgi" href="http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/ABD">ABD</a>'ye göç etti.<br /><a title="3 Temmuz hakkında bilgi" href="http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/3_Temmuz">3 Temmuz</a> <a title="2004 hakkında bilgi" href="http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/2004">2004</a>'te <a title="Serena Williams hakkında bilgi" href="http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/Serena_Williams">Serena Williams</a>'ı 6-1 ve 6-4'lük setlerle 2-0 yenerek <a title="Wimbledon Tenis Turnuvası hakkında bilgi" href="http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/Wimbledon_Tenis_Turnuvası">Wimbledon Tenis Turnuvası</a>'nı kazanan Şarapova, bu turnuvayı kazanan en genç ikinci tenisçi oldu.<br /><a href="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/1600/sharapovagog-.0.jpg"><img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/320/sharapovagog-.0.jpg" border="0" /></a><br /><a href="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/1600/shara1.jpg"><img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/320/shara1.jpg" border="0" /></a> Tenisin yenilmez ismi Serena Williams'ı korttan silen, 17 yaşında Wimbledon'ın yıldızı olan Rus Maria Sharapova'nın hazin bir öyküsü var. Anne karnında Çernobil faciasını yaşadı, annesi onu Sibirya'ya kaçırdı, babası cebinde bin dolarla ABD'ye taşıdı...<br /><br />Çernobil'den kaçtı tenise merak sardı<br />Helal olsun sana Sharapova. Henüz 17 yaşında. Wimbledon'ı kazanan ilk Rus bayan tenisçi. Üstelik çok güzel. Sharapova'nın hayatı ise tam bir başarı öyküsü.<br /><a href="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/1600/sharmuz.jpg"><img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/136/3171/320/sharmuz.jpg" border="0" /></a><br /><br />Ayrıca dünyaca ünlü İsviçreli raket Martina Hingis'ten sonra bu turnuvada yarışan en genç tenisçi unvanının da sahibi.. İngiltere'de düzenlenen 118'inci Wimbledon Tenis Turnuvası'nda, iki kez üst üste Grand Slam şampiyonu olan Amerikalı Serena Williams'ı adeta korttan silip atan, 'Tek Bayanlar Şampiyonu' Maria Sharapova'dan bahsediyoruz. 6-1 ve 6-4'lük setlerle Serena Williams'ı deviren Sharapova, 26.5 trilyon liralık ödülün de sahibi oldu.<br />İşte güzel yıldızın en güzel pozları: Best of Maria Sharapova:<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />Gerçek Başarı Hikayesi<br />Ancak son günlerde başarısıyla olduğu kadar güzelliğiyle de dünya basınının gündeminden düşmeyen Rus yıldızın bugünlere gelişi hiç de kolay olmamış. O'nunki "gerçek" bir başarı hikayesi. 1986 yılında meydana gelen nükleer facianın yaşandığı Çernobil'den 320 kilometre uzaklıktaki bir köyde oturan Sharapova'nın ailesi, küçük kızları Maria'nın doğumunu bekliyorlardı.<br /><br />Nükleer kazadan sonra kızlarının sağlığını düşünen aile, herşeylerini bırakarak Sibirya'ya taşındı. Ardından 19 Nisan 1987'de Maria Sharapova dünyaya geldi. Ailesiyle birlikte 1989 yılında Rusya'ya geri dönen Maria'nın hayatı 4 yaşında değişmeye başladı. Dünyaca ünlü Rus tenisçi Yevgeny Kafelnikov'un Maria'nın babasına hediye ettiği tenis raketi, Sharapova'yı Wimbledon şampiyonu yapacak yolun ilk adımı oldu. Sharapova o günden sonra raketini bir daha elinden düşürmedi ve tenis onda bir tutku haline geldi. Ancak işçi olan babasının çocuklara göre raket alacak parası yoktu. Çareyi büyükler için olan raketi küçültmekte bulup, Maria'yı tenis okuluna gönderdi.<br /><br /><br />İki Yıl Annesini Göremedi<br />Babası da Amerika'da bir iş bularak çalışmaya başladı. Güzel tenisçi vize alamayan annesine ise ancak iki yıl sonra kavuşabildi. 2001 yılında ise resmi tenis kariyerine başladı. Küçükler turnuvasında 25 maç kazanırken sadece üç maç kaybetti. Daha sonra galibiyetler ardı ardına geldi..noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-1152384872268963892006-07-08T20:52:00.000+02:002006-07-08T20:54:32.270+02:00hostbul.net<iframe src="http://www.hostbul.net/pps/120x360.asp?id=808" width="120" height="360" marginwidth="0" marginheight="0" hspace="0" vspace="0" frameborder="0" scrolling="NO"></iframe>.noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-1150930593101090172006-06-22T00:52:00.000+02:002006-06-22T00:56:33.113+02:00Türkiye Bilişim'le, Bilişim Açık Kaynak Yazılımlarla Gelişir !Türkiye Bilişim'le, Bilişim Açık Kaynak Yazılımlarla Gelişir !<br />İnsanlık, Bilim, Teknoloji, Bilgi, Bilişim ve İnternetin başını çektiği yeni bir toplum biçimine geçişin sancılarını çekiyor: Bilgi Toplumu. Bilgi Toplumuna giden yolda ulaşımdan savunmaya, üretimden dağıtıma, eğitimden sağlığa, ticaretten kamu yönetimine, iletişimden eğlenceye yaşamın tüm boyutlarını düzenleyen akılllı cihaz ve sistemlerin önemli bir bileşeni yazılımdır. <br /><br />Açık kaynak kod yazılımlar, adı üstünde, kaynak kodları herkesin incelemesine ve kullanımına açık yazılımlardır. Bu tür yazılımların ayıredici özelliği kullanıcıya yazılımı değiştirme özgürlüğü sağlamasıdır. Acık kaynak kod yazılımlar, ücretsiz, uyarlanabilir, sağlam, hızlı ve güvenlidir. Açık kaynak kod dünyası, yeni bir yazılım üretme biçimi, yeni iş modelleri sunmaktadır. Dünyanın her tarafından bilişim uzmanlarınca imece yöntemi ile endüstri standartlarında geliştirilen açık kaynak kod yazılımları, insanlığın ortak malıdır.<br /><br /> <a href="http://acik-kaynak.org.tr/">http://acik-kaynak.org.tr/</a><br /><br /><a href="http://acik-kaynak.org.tr" target="_blank"><img src="http://acik-kaynak.org.tr/resimler/b_120x240.gif" alt="" width="120" height="240" border="0" /></a>.noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-1150912324216443052006-06-21T19:47:00.000+02:002006-07-11T23:11:38.153+02:00Baş belası Trojan ve virüsler----------Bilgisayarımızda Trojan Var mı ?<br />İlk önce şunu belirteyim ; eğer internetten dosya download etmiyorsanız , chatte herhangi birisinden dosya almıyorsanız ve bilmediğiniz disketlerden veya cdlerden bir şeyler yüklemiyorsanız bilgisayarınıza trojan kesinlikle yoktur sizde. Yani programlarınızı veya oyunlarınızı dergi cdlerinden veya güvenilir yerlerden kuruyorsanız kesinlikle yoktur. Ama eğer siz nette önünüze gelen siteden ve önünüze gelen disket/cd den program vs.. yüklüyorsanız büyük ihtimalle pc nizde trojan virüs vs.. vardır.<br /><br />Kesinlikle korkulacak bir şey yok. Çünkü trojanlardan kurtulmak artık çok basit.<br />İlk önce makinemizde trojan var mı yok mu onu kontrol edelim;<br />· İlk önce şunu bir düşünün. Bilgisayarınızda sizin isteminiz dışında herhangi bir şeyler oluyor mu.(cd sürücünüz kendiliğinden açılıp kapanıyor mu,ekran koruyucunuz değişiyor mu,duvar kağıdınız kendiliğinden değişiyor mu vs.. )<br /><br /> Trojan ve virüslerden korunma yolları:<br /><br />1. İnternetten ne indirdiğinize ve bilgasayarınız da çalıştırdığınıza dikkat edin. Eğer ilginç yeni bir program görürseniz, kendiniz kullanmadan önce başkalarının ne düşündüğünü görmek için internet ve haber gruplarını iyice araştırın.<br />2. Trojanların, virüsler gibi, tamamen masum programlara ek olarak iliştirilebileceğini asla unutmayın. İstediğiniz program bilinen ve saygı duyulan bir program olsa bile,programları CuteFTP örneğinde olduğu gibi, birilerinin kişisel sayfasından ziyade, yapımcının sayfasından edinin.<br />3. Kazara bir şey indiricek olursanız her ihtimale karşı ikinci bir koruma hattı şarttır. İyi bir anti-virüs programı edinin (bunlar Trojan’ları da kontrol edenler) ve güncel tuttuğunuzdan emin olun.<br />4. Ayrıca Trojan dedektörü kurmakta iyi bir fikir olabilir. Bu konuda da çok dikkatli olmanız gerekecek, Trojan’ların güvenlik programları kılığında sürülmeleri görülmemiş bir şey değildir.<br />5. Portlarınıza izin verilmeyen girişleri engellemek hacker’ların sisteminize ulaşmalarını engeller ve Trojan’ların da dışarı veri göndermelerini önler. ZoneAlarm (http://www.zonelabs.com/) ya da Black Ice Defender (http://www.networkice.com/) gibi kişisel firewall’ları denemenizi tavsiye ederiz.<br />6. Internet’te paylaşmanız gerekenden fazlasını kesinlikle paylaşmayın. Gerçekten ihtiyacınız olmadıkça ıvır zıvır birsürü programları olur olmaz i yüklemeyin.<br />7. Bir network üzerindeyseniz ve dosyalarınızdan bir kısmını teşhir etmeliyseniz, onları düzgün şekilde şifre korumalı yaptığınızdan emin olun ‘8g677edkm6’ gibi böyle uzun ve rasgele bir şifre kullanmak faydalı olacaktır.Ve bu tip şifrelerinizi düzenli olarak değiştirmelisiniz.<br /><br />PC’NİZDE ALABİLECEĞİNİZ ÖNLEMLER<br /><br />1. Denetim Masası’ndaki Network simgesini çift tıklayın. Listelenmiş NetBEUI yoksa, Add>Protocol seçin, üretici Microsoft’u, profil NetBEUI’i seçin ve OK’a tıklayın<br /><br />2. Bir kez NetBEUI listelelendimi, üzerine tıklayın ve Propeties’i (özellikler) seçin. Burda listelenmiş olarak Microsoft Networks ya da Microsoft Family Logon için Client varsa, bu seçeneklerin de işaretli olduklarından emin olun. OK’a basın.<br /><br />3. Listedeki her TCP/IP kopyasına tıklayın (birden fazla varsa), Properties>Bindings seçin (Windows’un verdiği her türlü uyarıyı görmezden gelerek) ve orada listelenmiş olarak gördüğünüz her şeydeki işaretleri kaldırın.<br /><br />4. OK’a tıkladıktan sonra Windows sizi hiç bir ‘binding’ seçmediğiniz için muhtemelen uyaracaktır. Endişelenmeyin, bu tam da istediğimiz şey, bu yüzden NO’ya tıklayın.<br /><br />5. Herşeyin çalışmış olduğunu doğrulamak için TCP/IP>Properties’i tekrar seçin ve NetBIOS’a tıklayın. ‘I want to enable NetBIOS over TCP/IP’ işaretlenmemiş olmalı. Eğer öyleyse işareti kaldırın ve sonra da OK’a tıklayıp, bilgisayarı tekrar başlatın.<br /><br />SubSeven bu tür becerileri olan programlardan yalnızca biri Back Orifice 2000, Netbus ve diğerleri de aynı şekilde başka insanlara PC’nizdeki dosyalara erişim sağlamaya izin verme konusunda becerikliler. Bu tür Trojanlar sisteminizin güvenliğine en büyük tehdidi oluştururlar, o halde kendinizi bunlardan korumak için ne yapabilirsiniz?<br />Yapmanız gereken bir şey varsa o da imlecinizin denk geldiği ilk Trojan belirleme programını indirip kullanmak olacaktır.<br /><br />Hatırlanması gereken en önemli faktör Trojan’lar sizin onları dikkatsizce yüklemenizden dolayı sisteminize girerler, bu yüzden indirmek ve yüklemek üzere seçtiğiniz yazılımlar konusunda çok çok dikkatli davranırsanız, onlardan korunma konusunda daha çok şansınız olur.<br /><br />· Eğer yukarıdaki olaylar oluyorsa birisi sizi oynatıyor olabilir .O zaman şimdi bakalım pc mizde trojan varmı? Başlat / Bul / Dosyalar ve Klasörler yolunu izleyin ve açılan pencerede Ad kutucuğuna *.exe yazın ve entere basın. Şimdi pcmizde ne kadar exe uzantılı dosya varsa görüyoruz. Tabi trojanda exe uzantılı olduğu için onu da göreceğiz. Peki dosyanın trojan olup olmadığını nasıl anlayacaksınız.<br /><br />Şöyle;Meşale resimli bir simge varsa bu NetBus denen programın simgesidir. Birde boş bir exe dosyası olabilir yani simgesiz bir exe . Buda Bo trojanının dosyasıdır.<br /><br />Bir Trojan virüsten farklı olarak kullanışlı bir program gibi görünebilir ve makinenize yükleyip onu kullanabilirsiniz. Aslında asıl işlevi bu değildir, bu program yalnızca asıl amacı gizlemektedir. Bizim ilgilendiğimiz belirli program tipi ‘backdoor trojan’ yani ‘arka kapı trojanı’ olarak bilinir. En kötülerinden birinin adı SubSeven. Bir kez aktif bölümünü yüklerseniz (herhangi bir EXE dosyasına bağlı olabilen bir ‘sunucu’) her on-line olduğunuzda IRC yoluyla yapımcısına yayın yapmaya teşebbüs eder. Programın ‘client’ bölümünü pratik olarak PC’nizi ele geçirmek için kulanabilirler. Tabii ki, bunu anında yapmak pek mümkün değil ama potansiyel özellikler gerçekten de oldukça tehlikeli.<br /><br />Internette kesinlikle kimseden ama kimseden exe ini uzantılı dosya almayın(babanızdan bile).Belki dosya aldığınız kişiden normal bir dosya alacak olabilirsiniz. Ama dosya aldığınız kişinin bilgisayarında bo veya başka bir trojan varsa size de kesinlikle bulaşacaktır. Tabi bunun yanında size trojanı kasıtlı yollayanlarda çıkabilir.<br /><br />Tüm bunlardan başından kurtulmak için hiç kimseden kesinlikle dosya almayın. Hem artık meşhur programların hemen hepsi dergi cd leri ile bizlere ulaşıyor. Bunun yanında programları güvenilir sitelerden de download edebilirsiniz ...noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-1150555498927673262006-06-17T16:38:00.000+02:002006-06-17T18:20:20.696+02:00Internet Explorer ana sayfa ayarları-Geçen gün internete bağlanmak için ana sayfamı açtığımda bir baktım ana sayfam değişmiş.Yerine "about blank" diye yazan bir reklam sayfası gelmiş.Ne yapsam değiştiremedim.<br /><br />-Meğer bazı zararlı web siteleri veya programlar,Internet Explorer ayarlarını ele geçirerek IE'nin ana sayfasını reklam amaçlı başka bir sayfa ile değiştimiş.<br /><br />-Bu sorunun kolay bir çözümü olduğunu öğrendim.Bunu unutmamak için buraya yazmak istedim.Nolur nolmaz ileride yine ihtiyaç duyabilirim.<br /><br />-İki Kayıt defteri değişikliğine ihtiyaç var.Böylece IE ayarlarının izinsiz değişimine karşı bir koruma sağlayabilirsiniz.<br />-Kayıt defterinde 'HKEY_CURRENT_USER\Software\Policies\Microsoft\Internet Explorer\Restrictions' yolunu izleyerek NoBrowserOptions adlı DWORD değerini bulun. Yoksa kendinizde oluşturabilirsiniz. Değere çift tıklayın ve veri alanını 1 olarak ayarlayın.<br /><br />-Şimdi hemen altındaki 'HKEY_CURRENT_USER\Software\Policies\Microsoft\Internet Explorer\Control Panel' klasörüne gelin. HomePage adlı DWORD değerini bulun veya oluşturun ve yine veri alanını 1 olarak ayarayın. Bundan sonra Internet seç§eneklerinde değişiklik yapmak veya ansayfanızı değiştirmek isterseniz, bu değerleri geçici olarak 0 (sıfır) yapmanız gerekecektir..noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-1150529786533900692006-06-17T09:30:00.000+02:002006-06-17T18:51:30.796+02:00Moğol usulü kavurmaBu sabah erken uyanmışım.Kalktım henüz kahvaltıyı yapmadan Milliyet gazetesini okumaya başladım.Gazetenin Cumartesi ilavesindeki Ali Rıza Kardüz'ün "Moğol usulü kavurma!"adlı yazısı dikkatimi çekti.Baştan sona bir solukta okumuşum.<br />Aslında bu tip yemek olsun restoran olsun gibi konuları ele alan yazıları pek okumam.İlgimi de çekmez. Sabah mahmurluğu ve kahvaltıyı henüz yapmadığımdan açlığın verdiği bir istekle olsa gerek "Moğol usulü kavurma" yazısı ilgimi çekti.Şöyleki.<br /><br />Sayın Kardüz'ün yazısından aynen aktarayım.<br /><br /><em>" Moğol usulü kavurma</em><br /><em>Suadiye'deki Go Mongo'da müşterilere Moğol usulü sac üstünde et ve sebze kavurması sunuluyor. Doğrusu kavurmaları pek lezzetli yapıyorlar Bugün Kadıköy'deki bir lokantayı anlatacağım. </em><br /><em>Son zamanlarda gittiğim en neşeli, yemekleri en lezzetli, servisi en güzel, fiyatı en makul lokantalardan biri. Bu lokantada Moğol usulü sac üstü et-sebze kavurması yeniliyor.Rivayete göre, Moğol savaşçılar acıktıklarında ağalık bölgelerde avlanır, avladıkları hayvanların etini küçük parçalara ayırır, bir ateş yakar, ateşin üzerine kalkanlarını koyar, etleri çevreden topladıkları yenilebilir otlarla karıştırarak kalkanlarının üzerinde kavururlarmış.Bu Moğol geleneği zamanımıza kadar gelmiş. Batılılar da bu Moğol usulü sac üstünde et ve sebze kavurmasına "The Mongolian barbeque" (Moğol barbeküsü / Moğol kebabı / Moğol kavurması) adını vererek ticari hale getirmişler.</em><br /><em></em><br /><em>.............</em><br /><em></em><br /><em>Å?arap listesinde ÅŸarap fiyatları benzer lokantalardaki fiyatların altındaydı. Güzel ÅŸarap bardaklarını masamıza dizdiler. Å?arabımızı (Sarafin Cabernet Sauvignon, 59 YTL) usulüyle açtılar.Noyan Ersolmaz'ın tavsiyesiyle, lokantanın özel mönüsünden kıymalı Çin mantısı (12 YTL) ile sebzeli Çin böreÄŸini (14 YTL) tattık. Acı-tatlı soslarla börekleri paylaÅŸtık.Kaseler ve bayraklarDerken sıra geldi MoÄŸol kavurmasına... Masamızda bulunanların her birinin önüne birer boÅŸ çanak ve de üstünde isimlerimizin yazılı olduÄŸu birer küçük bayrak getirdiler. Bayrak dediysem, incecik bir tahta sapı olan ufacık bir kağıt parçasından yapılmış bayrak... Masamızdan kalktık. Camlı bölümün arkasındaki upuzun tezgahın başına dizildik.Restoran Müdür Yardımcısı Hande Kes isimli güler yüzlü zarif bir hanım, bizim gibi ilk defa gelenlere tezgah önünde bilgi veriyor.Tezgah buz parçalarıyla dolu. İnce ince (salam gibi) kesilmiÅŸ yuvarlanmış çiÄŸ dana, kuzu, hindi, tavuk etleri ve karidesler büyük çanaklarda tezgahın üstüne dizilmiÅŸ. İstediÄŸiniz eti, istediÄŸiniz kadar kasenize dolduruyorsunuz. Sonra sıra geliyor sebze çanaklarından seçim yapmanıza. 25 çeÅŸit sebzeyi tezgahın üstüne istif etmiÅŸler. Maydanoz, kabak, kereviz, yeÅŸil fasulye, havuç, domates... Sebzelerden istediÄŸinizi de kaseye ekliyorsunuz. Sos tezgahında da 20 çeÅŸit sos var. Acı-tatlı soslar, yaÄŸlar, baharatlar...Bütün bunlar bol ama kasenizin bir "yüklenme sınırı" var. Kasenizi doldurabileceÄŸiniz kadar dolduruyorsunuz. Kase dolunca, kaseye bayrağınızı dikiyor, sonra götürüp kavurma tezgahına bırakıyorsunuz.</em><br /><em></em><br /><em>..............</em><br /><em></em><br /><em>Kavurma tezgahının gerisinde koskocaman bir kavurma sacı var. Altında harlı ateÅŸ yanıyor. Başında biri Çinli, biri yerli iki usta duruyor. Ustalar sizin içini doldurduÄŸunuz kaseleri sacın üstüne boca ediyor. Ellerindeki uzun tahta karıştırıcılarla sac üstünde çevirip tabaÄŸa dolduruyor. Harlı ateÅŸ ve kızgın sacda etler, sebzeler ve makarna çabucak piÅŸiyor.Yemesi pek lezzetli. Mideyi yormuyor. </em><br /><em>Bir defa kase doldurmanın ücreti 16,90 YTL. "Ben doymam, istediÄŸim kadar kase doldururum" diyenlerden 24,90 YTL alıyorlar.</em><br /><em>Yemek üstüne biz kızarmış dondurma (9 YTL) ile "Kırmızı Kahraman" (9 YTL) denilen tatlıları paylaÅŸtık. Tatlılar da pek güzeldi."</em><br /><em></em><br /><em>..............</em>.noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-29697377.post-1150283587158610692006-06-14T13:06:00.001+02:002006-06-17T18:22:19.360+02:00Bilgi Türk paylaşım rehberiİnternet bilgi denizi.Onda yol almak fırtınalı bir denizde küçük bir sandal ile gezintiye çıkmak gibidir.Engin bir denizde salına salına gezdiÄŸinizi sandığınız anda bir bakarsınız kara bir girdap içinde kaybolmuÅŸsunuz.Ya ben ne için sörf yapıyordum geldiÄŸim yere bak hayıflanması bir anda benliÄŸinizi sarar.<br /><br />Ehh iÅŸte internette kaybolmamak için birbirimizin elini tutalım bilgiyi paylaÅŸalım.<br /><br />Bilgi paylaÅŸtıkca çoÄŸalır ve gerçek deÄŸerini bulur bunu göz ardı etmeyelim.<br /><br />Hepinize Bilgi Türk'e HOÅ?GELDİNİZ diyorum.noreply@blogger.com