tag:blogger.com,1999:blog-264929332009-07-02T15:24:28.185+03:00BLOGLASAM DA SAKLASAM DEYİP KENDİME SAKLAMADIKLARIMCHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.comBlogger138125tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-10123192569412419282009-07-01T13:22:00.002+03:002009-07-01T13:25:15.185+03:00O'na<div align="center"><a href="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SksHnrv2ZuI/AAAAAAAAAek/ZzB11skzd4I/s1600-h/od.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353380960399681250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 265px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SksHnrv2ZuI/AAAAAAAAAek/ZzB11skzd4I/s400/od.jpg" border="0" /></a><br /><br /><table cellspacing="0" cellpadding="0" bgcolor="#000000"><tbody><tr><td><embed pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" src="http://www.esnips.com//escentral/images/widgets/flash/esnips_player.swf" width="328" height="94" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="theTheme=blue&autoPlay=true&theFile=http://www.esnips.com//nsdoc/a86fc0d8-e207-4d70-b543-e395780ebe11&theName=The Cure - Love Song&thePlayerURL=http://www.esnips.com//escentral/images/widgets/flash/mp3WidgetPlayer.swf" bgcolor="#000" quality="high"></embed></td></tr><tr><td><table style="PADDING-LEFT: 2px; FONT-WEIGHT: bold; FONT-SIZE: 10px; COLOR: #ffffff; FONT-FAMILY: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; TEXT-DECORATION: none" cellpadding="2"><tbody><tr><td><a style="COLOR: #ffffff; TEXT-DECORATION: none" href="http://www.esnips.com/CreateWidgetAction.ns?type=0&objectid=a86fc0d8-e207-4d70-b543-e395780ebe11">Get this widget </a></td><td style="FONT-WEIGHT: normal; FONT-SIZE: 7px"></td><td align="middle"><a style="COLOR: #ffffff; TEXT-DECORATION: none" href="http://www.esnips.com/doc/a86fc0d8-e207-4d70-b543-e395780ebe11/The-Cure---Love-Song/?widget=flash_player_esnips_blue" align="center">Track details </a></td><td style="FONT-WEIGHT: normal; FONT-SIZE: 7px"></td><td><a style="COLOR: #ff6600; TEXT-DECORATION: none" href="http://www.esnips.com//adserver/?action=visit&cid=player_dna&url=/socialdna" align="center">eSnips Social DNA </a></td></tr></tbody></table></td></tr></tbody></table><br /><br /><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em>Whenever i'm alone with you, you make me feel like i am home again. </em></span></div><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em>Whenever i'm alone with you, you make me feel like i am whole again. </em></span></div><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em>Whenever i'm alone with you, you make me feel like i am young again. </em></span></div><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em>Whenever i'm alone with you, you make me feel like i am fun again. </em></span></div><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em></em></span></div><br /><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em>However far away i will always love you </em></span></div><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em>However long i stay i will always love you </em></span></div><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em>Whatever words i say i will always love you, </em></span></div><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em>I will always love you </em></span></div><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em></em></span></div><br /><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em>Whenever i'm alone with you,you make me feel like i am free again. </em></span></div><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em>Whenever i'm alone with you,you make me feel like i am clean again. </em></span></div><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em></em></span></div><br /><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em>However far away i will always love you</em></span></div><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em>However long i stay i will always love you </em></span></div><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em>Whatever words i say i will always love you, </em></span></div><div align="center"><span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#3366ff;"><em>I will always love you</em></span></div><br /><br /><div align="center"></div><div align="center"></div><div align="center"></div><div align="right">2 sene önce bugün, bu şarkı eşliğinde, hiçbir baskı altında kalmadan, iyi günde ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta O'nu eşim olarak kabul ettiğimi cümle aleme ilan ettim. İyi ki de etmişim. </div><div align="right"></div><br /><div align="right">Gerçek şu ki ben, 16 Aralık 2005'de, yani birlikte birşeyler yaptığımız ilk gün, hayatımın o günden sonraki dönemini hep O'nunla geçireceğimi hissetmiştim. Artık herşeyin farklı olacağını, eksik parçaların tamamlandığını, kendimi hiç yalnız hissetmeyeceğimi daha o akşam anlamıştım. Yaptığı herşey, söylediği her söz, dinlediği şarkılar, yaşam tarzı, düşünceleri o kadar tanıdık ve o kadar "benim gibi"ydi ki, daha o akşam kendi kendime "demek bugüne kadar yaptığım, yaşadığım herşey O'na hazırlık içinmiş" diye düşünmüştüm. </div><br /><div align="right">Geçen zaman hislerimi azaltamadı, aksine O'na olan sevgim ve ihtiyacım her geçen gün biraz daha artıyor. </div><div align="right"><br />Hayatıma girdiği ilk günden beri en ufak bir pişmanlık hissetmedim. Elbette herşey hep güllük gülistanlık, toz pembe ilerlemedi ama yaşadığımız hiçbir sorun moralimizi 1 saatten fazla bozmayı da beceremedi. Gelecek ne getirir bilemeyiz elbet ama içimden bir his daha uzuuun yıllar hep daha iyiye doğru ilerleyeceğimizi söylüyor. Tıpkı ilk akşam "sen bu adamla çok mutlu ve huzurlu olacaksın" diyen ses gibi.</div><div align="right"></div><div align="right"><em><span style="font-size:85%;">Fotografı Lomo Action Sampler ile çektim.</span></em></div></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-1012319256941241928?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-51599338297766293462009-06-22T12:47:00.008+03:002009-06-25T15:44:27.137+03:00Dünya dönüyor sen ne dersen de, yıllar geçiyor farketmesen de<div align="right">Son zamanlarda bir geç kalmışlık, bir yetiştirememe korkusu, bir herşeyi yapma, her yere gitme hevesi kapladı beni. İlk ne zaman bu hissiyata kapıldım hatırlamıyorum.<br />1978 doğumluyum. Yani, yaş olmuş 31. 1-2 sene öncesine kadar "daha çok gencim" duygusu varken, şimdi ise zaman hızla geçmekteymiş, bir takım şeyleri yapmak için artık çok geç olmuş gibi hissediyorum.<br /></div><div align="right">Metabolizmamın yavaşladığını ve yaşlanmaya başladığımı gün geçtikçe artan kilodan farkediyorum mesela. 8 sene önce 53 idim. Her istediğimi yer, diyet yapanlara şaka yollu takılırdım. 5 sene önce 56 idim, aradaki 3 kiloyu sıkça yediğim Adana kebaba bağlardım. Şu anda 60 oldum. Üstelik de ayda bir kebap yiyorum, ekmeği neredeyse tamamen bıraktım vs vs. Ama aynen annemin yıllardır dediği gibi: "Artık ne yesem yarıyor!" </div><div align="right"> </div><div align="right"></div><div align="right">Amaaan, ne demiş şair: <em>Yıllar geçermiş, geçsin, ruhumuz genç ya</em> :))<br /><br />-------------------------------------------------------------</div><br /><br /><div align="right"><a href="http://bloglasakdasaklasak.blogspot.com/2008/07/haydi-hayrls.html" target="_blank">Henüz gebe değilim</a>, bazı ufak sağlık problemleri nedeniyle biraz ertelemek zorunda kaldık. Çok şükür şu an iyiyim ama öyle hemen olmuyormuş bu iş. Her an olabilir ama aylarca olmayadabilir :) 5 ay, 6 ay, 1 sene veya daha uzun sürebiliyormuş. (Zaten doktorlar 1 hatta 2 sene boyunca herhangi bir tedavi uygulamayı uygun bulmuyor.)</div><br /><br /><div align="right">Aslında oluşması gereken şartların tümünü düşününce hakikaten bir "mucize" bu gebelik. Olmaması, erkekte veya kadında herhangi fizyolojik bir sağlık problemine bağlı olmayabilir, psikoloji de pek önemli. Hiç bir sorun olmadığı halde yıllarca hamile kalamayan, "amaan, yetti artık istemiyorum" dediği ay hamile kalan yüzlerce kadın var.</div><div align="right"></div><div align="right">Biz de moralimizi bozmamaya çalışıyoruz. Durmak yok, yola devam! Ve hatta, en az 3 tane!</div><br /><br /><div align="right">Hamile kalmak yetmiyor, doğuma kadar geçen sürede de birçok problem yaşanabiliyor. İlk 3 ay pek kritik. Düşüklerin büyük kısmı bu dönemde oluyormuş (Ki benim çevremde de var böyle kötü tecrübeler yaşayan sevdiğim insanlar).</div><div align="right"> </div><div align="right"></div><div align="right">-------------------------------------------------------------</div><div align="right"><br />Uzunca bir süredir kedi sevesim var, hatta eve getiresim vardı. <a href="http://www.anneoluncaanladim.com/yazi.asp?id=377" target="_blank">Toxoplazma IgM ve IgG </a>negatif çıktığı için herhangi bir gebelik ihtimaline karşı sokak kedilerini sevemiyorum. Bir dönem kedi beslemiş, aynı yatağı paylaşmış, bir sürüyü kediyi öpüp okşamış bir insan olmama rağmen toxo ile hiç karşılaşmamışım, dolayısıyla bağışıklık sağlamamışım. Ama <a href="http://www.kedigen.com/forum/viewtopic.php?t=39530&highlight=adana" target="_blank">şu ilanı</a> görünce güzelliğe dayanamadım ve hemen mesaj gönderdim. </div><div align="right"><br /></div><a href="http://img36.imageshack.us/img36/6192/spa4202.jpg"><img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img36.imageshack.us/img36/6192/spa4202.jpg" border="0" /> <p align="right"></a><br />Eğer kedicik evde kuru mama ile besleniyorsa, çiğ et yemiyorsa, parazit aşıları düzenli yaptırılıyor ve de hiç sokağa çıkmıyorsa o kedicikten insana toxo bulaşma riski neredeyse "<em>SIFIR</em>". Çiğ ete dokunmak, iyi yıkanmamış meyve sebze yemek çok daha tehlikeli aslında toxo açısından. <a href="http://www.mumcu.com/html/article.php?sid=399" target="_blank">Şurda</a>, <a href="http://www.mumcu.com/html/article.php?sid=400" target="_blank">şurda</a>, <a href="http://www.hamilebilgi.com/gebelikte_evcil_hayvanlar.html">şurda</a> ve <a href="http://www.kedimveben.com/kapak9.htm">şurda</a> bu konuyla ilgili bazı yazılar var. Yani evde kedi besleme konusunda benim içim çook rahattı. Ancak çevremdekilerin (özellikle de 2 annenin) olumsuz tavır ve düşüncelerinden dolayı vazgeçmek zorunda kaldım :( Kimse benimle aynı görüşte değildi. Anlatmaya çalışsam da nafile. </p><div align="right"></div><div align="right">Minik Duman halen ilan sahibinde. Telefonla konuştuk, istediğim zaman gidip sevebileceğimi söyledi. Sıpaya o kadar alışmışlar ki, muhtemelen vermekten vazgeçeceklermiş. </div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-5159933829776629346?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-47417756908734067502009-06-10T11:23:00.010+03:002009-06-10T23:34:46.392+03:00Yaz geldi<div style="text-align: right;">Tatil planları sarpasardı. İngiltere iptal. Şu an hiçbir karar alamıyoruz. Başka ihtimaller çıktı ortaya ama şartlardan biri için sınırdayız, nihai karar için YÖK'ü bekliyoruz (zira, sevgilim eşim bir arş. gör.). Yıllık izin hakkımı harcamak istemiyorum çünkü eğer tamam derlerse bir müddet yurtdışında olabiliriz.<br /></div><br /><div style="text-align: right;">7 yıldır Adana'dayım, ilk 4 sene alışamamıştım, sevememiştim burayı. Sonra kabullenip sevmeye başladım. Bu sene ise bir başka güzel sanki buralar. Bahar dönemi müthişti. Bol yağmuru görünce toprak coştu kudurdu resmen! Her yer rengarenk çiçekler, yemyeşil bitkilerle doldu bu bahar. Sanki bıraksan Amazon ormanlarına dönecekmiş havası vardı Adana'nın. Şimdi diyeceksiniz ki, e bir foto koy da görelim. Haklısınız, lakin ben bu güzellikleri mest halde izler iken fotograf çekmeyi hiç akıl edemedim! Sıcaklar kendini iyice hissettirmeye başladı, bitkiler sıcaktan sararmadan bir fotograf çekip koyacağım buraya.<br /></div><br /><div style="text-align: right;">Fotograf demişken, fotograftan hiç anlamayan ben geçen hafta gittim bir Lomo action sampler aldım. (Aslında bi yere gitmedim, <a href="http://www.sahibinden.com/" target="_blank">sahibinden.com</a>'dan aldım.) Basit makineler olduğunu biliyordum da bu kadar basit olduğunu tahmin etmemiştim :) Basitlikten kastım kullanım kolaylığı değil, bildiğiniz eski tip analog makinelerden. Klasik fotograf filmi takılan, düğmeye bastıktan sonra cırt cırt sarmayı gerektiren bir makine (makine de denmez buna, basbayağı oyuncak, o kadar basit yani yapısı). Dijitalden sonra bunu kullanmak zor geldi. İlk birkaç çekimden sonra yanlışlıkla makinenin altındaki düğmeye basıp içteki filmi serbest bıraktım, noluyo yahu diyerek kurtarmaya çalıştım, iyice saçmalayınca kapağı açıp çekilen pozları yaktım vs.<br /></div><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SjAQr8M9AqI/AAAAAAAAAeA/47RSsDC3k_Q/s1600-h/LAS.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 232px; height: 272px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SjAQr8M9AqI/AAAAAAAAAeA/47RSsDC3k_Q/s400/LAS.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345791104769655458" border="0" /></a><br /><div style="text-align: right;">Lomo'yu şurda anlatmış <a href="http://www.dinemiz.com/2009/05/22/lomography/" target="_blank">Dinemiz</a>, zaten ben de ondan sonra heves ettim (<span style="font-style: italic;">yazıya "Lomo alacağına iki çeyrek al" diye yorum yapan şahsiyet benim</span>). Dinemiz'deki balık gözü modeli, bendeki ise tek çekimde birbirini takip eden 4 minik foto elde edilen "action sampler". Alette vizör yok. Tam olarak neyi çektiğinizi bilmiyorsunuz. Flash, diyafram, ISO miso ayarı yok. O nedenle gündüz vakti gün ışığında, hatta öğlen 1-4 arası çekmek gerekiyormuş. <a href="http://www.deviantart.com/#order=9&q=action+sampler" target="_blank">Şurda</a> birkaç örnek var. Bakalım, becerebilirsem eğer çekmeyi, bastıktan sonra paylaşırım burada.<br /></div><br /><div style="text-align: right;">Çok sevdiğimiz iki arkadaşı ("kanka" da diyebiliriz kendilerine) evlendirdik hafta sonu. Üstelik de komşu olduk :) Ee, kankalık kolay değil, epey bi koşturduk haftasonu ama güzel oldu. Şöyle kocaman bir ekip olduk artık:<br /></div><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SjAS-nP0HXI/AAAAAAAAAeI/-3bj4Ur_c4g/s1600-h/IMG_2552.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 187px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SjAS-nP0HXI/AAAAAAAAAeI/-3bj4Ur_c4g/s400/IMG_2552.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345793624585280882" border="0" /></a><br /><div style="text-align: right;">Ekipte gözüken hatunlardan biri bugün-yarın doğuracak. Diğer 3 hatun ise 6 ay evvel 1'er hafta ara ile doğum yaptılar. Düğüne gelmektense büyükannelerinde viyaklamayı tercih eden bu 3 küçük adam bizi son 6 aydır en çok güldüren kişiler olarak blog arşivine girmeyi hakettiler:<br /></div><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SjAW7U_RxNI/AAAAAAAAAeQ/lsoOFdsDBDE/s1600-h/3b.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SjAW7U_RxNI/AAAAAAAAAeQ/lsoOFdsDBDE/s400/3b.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345797966190986450" border="0" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-4741775690873406750?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-74101497469255595312009-05-24T08:26:00.002+03:002009-05-24T08:45:21.186+03:00Üstümden koca bir yük kalktı1 yıldan fazla bir süredir laboratuvarı akredite etmek için hazırlanıyorduk. Hem atıksu analizleri teknik sorumlusu hem de lab kalite sorumlusu olmamdan dolayı işin büyük kısmı benim üzerimdeydi. Evet bir danışman da vardı ama danışmanlar sadece yol gösteriyor, herşeyi hazırlayıp önünüze koymuyor :)<br />Biz bütün <a href="http://www.turkak.org.tr/lab.htm#"target="_blank">başvuru evraklarını</a> hazırlayıp Şubat sonunda TURKAK'a teslim ettik. Yoğunluktan dolayı en erken 6-7 ay sonra denetlemeye gelebileceklerini söylemişlerdi. Ancak Nisan sonunda yaptığımız görüşmede Mayıs'ta da gelebileceklerini, aksi halde denetlemenin Kasım'a kalacağını belirttiler. Fazla bir eksik yoktu ve tamam dedik, Mayıs'ta gelin. Üstelik böylece rahat bir yaz tatili geçirebilecektik.<br /><a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=velhasil+kelam&nr=y&pt=velhas%C4%B1l+kelam"target="_blank">Velhasıl kelam</a>, 21-22 Mayıs'ta denetleme gerçekleşti. Tüm dokumantasyon sistemi, işleyiş, analiz teknikleri, teknisyenlerin bilgi ve beceri düzeyleri, bizim bilgi düzeyimiz, validasyon raporları vs sorgulandı ve nihayetinde bize "oww, evet, siz bu işi biliyorsunuz ve de pek güzel beceriyorsunuz" dendi! :)) Üstelik hiç de korktuğumuz gibi olmadı, gelen 3 denetçi de şeker gibi insanlardı.<br />Takip denetlemesi gerektirmeyen ve hemen hepsi dokuman revizyonuyla düzeltilebilecek toplam 11 uygunsuzlukla belgelendirme denetlemesini tamamladık.<br />Kendimi kuş gibi hafif hissediyorum.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-7410149746925559531?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com4tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-35656225331249081192009-05-05T10:23:00.004+03:002009-05-05T10:42:17.152+03:00İçim dışım standart & eğitim oldu<div align="right">16-17 Nisan: :TS EN ISO/IEC 17025 iç tetkik<br />28 Nisan: ISO 14001 & OHSAS 18001 Periyodik Eğitim<br />7-8 Mayıs: TS EN 450-2 İç tetkikçi eğitimi<br />12-13 Mayıs: Sunum teknikleri eğitimi<br />21-22 Mayıs: 17025 TURKAK sertifikasyon denetlemesi<br /><br />Sonra Çevre Orman Bak. Laboratuvar Yetkilendirmesi çalışmaları.<br />Şimdilik Haziran'a birşey yok görünürde.<br />Temmuzda kurumiçi 14001 - 18001 iç denetimleri<br />Ve döngü böyle devam edip gider... </div><br /><br /><a href="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/Sf_tlNsUBEI/AAAAAAAAAd4/VfkSHWRZj90/s1600-h/PDCA.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 275px; height: 274px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/Sf_tlNsUBEI/AAAAAAAAAd4/VfkSHWRZj90/s400/PDCA.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332241707416421442" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-3565622533124908119?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com4tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-50864467830060532192009-04-21T08:45:00.005+03:002009-04-21T09:31:09.328+03:00Dişeti Flap Operasyonu<div align="right">Baştan söyleyeyim: Korktuğum gibi olmadı.<br /><br />En ufak bir rahatsızlıkta internetten araştırma yapmak, oluşabilecek komplikasyonlar ve bu rahatsızlığı yaşamış insanların düşünceleri hakkında bilgi toplamaya çalışmak gibi bir alışkanlığım var. Sanırım internete ulaşabilen herkes için aynı durum sözkonusudur.<br />Genelde de irili ufaklı yüzlerce yorum, açıklama, fotograf bulurum ama flap operasyonu ile ilgili 1-2 cümle dışında hiçbirşey bulamadım. Çevremde daha önce yaptıranlar vardı. Hepsi farklı şeyler söylediler. Biri çok sancılı bir süreç, doğru düzgün bir şey yiyemeyeceksin derken diğeri hiçbirşey hissetmediğini, normal hayatına devam ettiğini söylüyordu. Diş hekimi (-ki bundan sonra kendisinden Dt. diye bahsedeceğim) de sorularıma aynı belirsizlikle cevap verdi. Herkesin bünyesi farklı, kimi hasta 2-3 gün sürekli ağrı kesicilerle dururken kimisi hiç ağrı kesici kullanmadan geçiriyor bu süreci demişti. Bu nedenle de benim aklıma hep en kötüsü geliyordu! Yüzüm şişecek, konuşamayacağım, yemek yiyemeyeceğim, pudingle besleneceğim gibi düşüncelere gark olmuştum!<br />Ve nihayet 11 Nisan cumartesi sabahı sağ üst çene ile işleme başladık. O gün sabah Dt.'nin verdiği antibiyotikten 1 adet aldım. Dudak arkasından ve damaktan yapılan uyuşturucu ile sağ üst çene bölgesi tamamen hissizleşti. Operasyon yaklaşık 40 dk. sürdü. Arka dişetlerine dikiş atılırken, ön dişlere estetik amaçlarla, ip gözükmesin diye dikiş atılmadı. Sonrasında 10 dk. buz tuttum ve eve geçtim. Dt.nin söylediği gibi her saat başı 10 dk. olmak üzere 2-3 kere daha buz tuttum. Uyuşturunun etkisi geçmeye başlarken bir tane de ağrı kesici aldım ve o kadar! Akşama hiç birşey kalmamıştı :) Ne bir ağrı, ne bir şişlik! 1-2 gün sıcak içecekler içmedim. Günde 1 adet akşamları olmak üzere antibiyotiğe devam ettim. Bir de ağzın sağ tarafını hiç kullanmadım. </div><br /><div align="right"><br /><a href="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/Se1mBawaHdI/AAAAAAAAAdw/2xnE8Nf8cxo/s1600-h/sensodynef.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327026108797427154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 170px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/Se1mBawaHdI/AAAAAAAAAdw/2xnE8Nf8cxo/s320/sensodynef.jpg" border="0" /></a> <p align="right"></p>Bu arada Dt tavsiyesi, hassas dişetleri için Sensodyne F ve yumuşak uçlu diş fırçası kullanıyorum. Operasyon geçiren bölgeyi yaklaşık 10-12 gün fırçalayamadığım için antiseptik ağız gargarası kullanıyorum. Sol taraf dişleri fırçalarken mutlaka diş etlerine de diş fırçası ile hafif hafif masaj yapıyorum.<br /><br />Geçtiğimiz cumartesi günü saat 12'de sağ üst çene dikişleri alındı ve flap işlemi alt çeneye uygulandı. Gün içerisinde 2 buz, 1 ağrı kesici sonucu akşam 4'ten sonra gayet iyiydim.<br /><br />Şimdi 2 hafta mola vereceğiz. Ağzımın sağ tarafı kendine gelsin ki sol bölgeye geçebilelim. Her bölgenin operasyondan sonra normal haline gelmesi için yaklaşık 45 gün gerekiyormuş. </div><div align="right"> </div><div align="right"> </div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-5086446783006053219?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-62670233444759142132009-04-03T10:06:00.007+03:002009-04-03T11:03:41.297+03:00Anneme sevgilerle<div align="right">Efendim bir süredir diş fırçalarken dişeti kanaması oluyordu, ayrıca bir kaç dişimde de hafiften bir sallanma vardı. Tanıdığımız bir dişhekimine gittim, önce gargara verdi, diştaşı temizliği yaptı. Baktı ki kanama geçmiyor ve de dişlerde sallanma benim düşündüğümden daha ciddi boyutlarda, panaromik diş filmi çektirip bir dişeti uzmanına (periodontolog) gönderdi. O da filme baktı, dişlere baktı şu konuşma geçti aramızda:<br /><em>Periodontolog</em>: <em>Annenizde dişeti sorunu var, muhtemelen de takma diş takıyor değil mi dedi? </em><br /><em>Hasta kişi (Ben)</em>: Evet de ne alakası var?<br /><em>P: Bu durum genetiktir, annenizden kötü bir miras almışsınız.</em><br />B: Hımmm.<br /><em>P: Sigara içiyor musunuz? Dişleri gıcırdatır mısınız?</em><br />B: Günde bir iki tane akşamları içerim, o da hergün değil. Ve evet, diş sıkma, gıcırdatma alışkanlığım var.<br /><em>P: Dişetleriniz çok kötü durumda, hatta biraz daha gecikseniz sağlam dişlerinizi çekmek zorunda kalacaktık, şu anda bile yapacağımız işlemin sonuçları garanti değil.</em><br />B: Nasıl yani? Ne işlemi?<br /><em>P: 30 yaşa göre çok ekstrem bir durum, herhangi bir gebelik, doğum da olmamış. Buna rağmen dişi tutan kemikler hadsafhada erimiş, kökler plaka kaplamış, onları temizlemezsek durum daha da kötüye gider.</em><br />B: Ne kadar ömrüm kalmış, ölecek miyim?<br /><em>P: Yok ölmeyeceksin ama birsüre daha sık görüşmemiz gerekiyor.</em><br />B: Ne yapacaksınız o görüşmelerde?<br /><em>P: Dişetlerini kesip kaldıracağız, diş köklerini temizleyeceğiz, etleri geri dikeceğiz. Bunu tüm ağıza uygulayacağız. </em><br />B: O my god!<br /><em>P: Malesef, başka şansımız yok.</em><br />B: Bunun bana maliyeti ne olacak?<br /><em>P: Dişler düştükten sonra ortaya çıkacak olan takma diş, porselen vs maliyetinden daha düşük olacağına emin olabilirsin.</em><br />B: Pöfff.. Madem annemden geçti, tedavi masrafını da o ödesin.<br /><em>P: Benim için farketmez :) </em><br /><br /></div><a href="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SdW85l3XDKI/AAAAAAAAAdY/-Q5sqw4rPi4/s1600-h/disetihst3.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320366232410983586" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 144px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SdW85l3XDKI/AAAAAAAAAdY/-Q5sqw4rPi4/s320/disetihst3.jpg" border="0" /> <p align="right"></a>Benim durumum sondaki "ilerlemiş periodontitis" oluyor. Yapılacak işlem de "flap operasyonu". Ayrıntılı bilgi <a href="http://www.creadenta.com/dis.asp?kid=2&mk=17" target="_blank">şurada</a>.<br />Tabi tek bir günde olmayacak bu operasyon. Sağ üst çene ile başlanacak, dişeti kesilip kaldırılacak, temizlik yapılacak ve tekrar dikilecek. Ertesi hafta sağ üst çene dikişleri alınıp sol üst çeneye geçilecek. Sonra 2 kere de alt çene için gideceğim. Kontrol vs derken 1-2 ay her cumartesi sabahı diş hekiminin muayenehanesinde olacağım. Tedavi sürecinde sigara kesinlikle yasak, sert şeyler yiyemeyeceğim. Tedavi ücreti yaklaşık 1500 TL.<br /><br />Bununla beraber, geçen hafta sırtım ağrıyordu salı günü de hafif bir boğaz ağrısı vardı. Çarşamba sabaha doğru ise boğazımda bir acı ile uyandım. Bademcikler şişmiş, birbirine yapışmıştı. Yutkunamıyordum. Sabah derhal doktora gittim. Owww dedi, coşmuş buralar! Hemen antibiyotik iğnesi yaptı. 5 gün sabah akşam bu iğneyi olacaksın dedi. Bugün (cuma) itibariyle şişlik yok ama boğazda yanma ve yutkunma zorluğu devam ediyor.<br /><br />Geçen sene nisan başında (daha doğrusu 30 Mart akşamı) sandalyeden düşmüş ve 3 hafta yürüyememiş idim (<a href="http://bloglasakdasaklasak.blogspot.com/2008/04/5-dakkada-deiir-btn-iler.html" target="_blank">Şuraya</a> bloglayıp saklamışım). Mümkünse önümüzdeki yıl Nisan'ı atlayıp, 30 Mart'tan direk 1 Mayıs'a geçiş yapmak istiyorum.</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-6267023344475914213?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-91263703965874710862009-03-24T17:10:00.020+02:002009-03-27T19:50:26.642+02:00Ailenizin turizm danışmanı<p align="right"><a href="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/ScngfZySKBI/AAAAAAAAAcg/-Nb0n8m-eC4/s1600-h/tatil.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317027665189939218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 187px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/ScngfZySKBI/AAAAAAAAAcg/-Nb0n8m-eC4/s320/tatil.jpg" border="0" /></a><br />Tatil programı yapma çabası içerisindeyim.<br />Doğuştan bronz bir kişi olmamdan dolayı vıcık vıcık kalabalıkta deniz-güneş ikilisi beni cezbetmediği gibi, tatili öyle sabahtan akşama yatarak geçirmeyi de sevmem (Gerçi yukarıdaki gibi bir bölge teklif edilirse gidebilirim tabi, neden olmasın?).<br />Henüz çocuk sahibi olmadığım için de bu vakitleri iyi değerlendirip, mümkün mertebe hareketli tatil planları yapma gayretindeyim.<br />Sonra, yaşadığımız şehrin (Adana) zaten sıcak ve nemli olmasından dolayı tatil için gideceğimiz bölgenin hafiften serin (en azından nemsiz) olmasını tercih edeceğim. Ama soğuk da olmamalı, zira o zaman da mont, yağmurluk, bot vs gibi hacim kaplayan şeyleri de valize atmak gerekir.<br />Çocukken ebeveynlerin tercihine uymak zorunluluğundan hep deniz kenarına giderdim. Sonra bi 5-6 yıl hiç tatil yapamadım. Sonra gene anne ve kardeşi memnun etme amacıyla deniz kenarına gittim.<br />Gerçekten istediğim ve beni tatmin eden ilk tatilimi geçen sene Doğu Karadeniz yaylalarına giderek yaptım. (Biliyorum, anlatacağım dedim ama anlatmadım. Tek kelimeyle muhteşemdi. Çok yorucuydu ama o güzellikleri ancak yürüyerek görebilirdik.) </p><p align="right"><a href="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/ScniOHZaHJI/AAAAAAAAAco/hyxNh7nAse0/s1600-h/KRDNZ+524.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317029567219244178" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/ScniOHZaHJI/AAAAAAAAAco/hyxNh7nAse0/s320/KRDNZ+524.jpg" border="0" /></a>Bu sene ise limitleri biraz daha zorlayıp yurtdışına çıkma niyetindeyiz. </p><p><a href="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/ScnpBtvFCII/AAAAAAAAAc4/QN-CK9EpyVs/s1600-h/mongolia.bmp"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317037050753779842" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/ScnpBtvFCII/AAAAAAAAAc4/QN-CK9EpyVs/s200/mongolia.bmp" border="0" /></a> <a href="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/ScnshHW2ELI/AAAAAAAAAdA/3Yvvm8DjFWM/s1600-h/kenya4-full.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317040888742285490" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 134px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/ScnshHW2ELI/AAAAAAAAAdA/3Yvvm8DjFWM/s200/kenya4-full.jpg" border="0" /></a> </p><p></p><p></p><p></p><p></p><p align="right">Benim ilk tercihlerim <a href="http://www.discovermongolia.mn/" target="_blank">Moğolistan</a> veya <a href="http://www.magicalkenya.com/"target="_blank">Kenya</a> idi. Ama hem çok pahalı (adambaşı en az 4000TL), hem de koca kişisi pek heveslenmedi oralara. </p><p></p><p></p><p></p><p align="right"></p><p align="right"></p><p align="right"><br /><br />Sonra değişik bölgelere <a href="http://www.gemiturlari.com/tr/"target="_blank">gemi turlarını</a> araştırayım dedim. Alaska veya Norveç fiyortları veya Tuna nehri çok keyifli gözüktü. Gerçi Alaska yöreleri son derece soğuk olacak ve almamız gereken eşya boyutlarını arttıracak ama gemi içinde valiz, çanta taşıma derdi olmayacağı için çok sorun olmaz diye düşündüm. Ama gemi turları da bizim bütçeyi zorlayacaktı (Adam başı en az 2000-2500 TL). <a href="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/Scntzp1C2tI/AAAAAAAAAdI/IbYMW88wTbc/s1600-h/alaska.jpg"></p><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317042306745031378" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 218px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/Scntzp1C2tI/AAAAAAAAAdI/IbYMW88wTbc/s320/alaska.jpg" border="0" /> <p align="right"></a>Sonra, ucuz uçak bilebileceğimiz ve böylece maliyetleri düşürebileceğimiz, Avrupa'da gidilebilecek yerleri araştırayım dedim ki kendileri tercih sırasına göre şöyle sıralandılar:<br /><br />1. Edinburgh (İskoçya) - Londra<br />2. Madrid - Barcelona (İspanya)<br />3. Roma-Napoli (İtalya)<br />4. Prag-Budapeşte<br /><br />Şimdilik en kuvvetli ihtimal Ağustos'ta 4 gün İskoçya, 4 gün Londra şeklinde. <a href="http://www.easyjet.com/en/book/index.asp" target="_blank">EasyJet'in </a>şaka gibi fiyatları nedeniyle ulaşım masrafı "affordable" oluyor.<br />Ancak araştırma yapınca öğrendim ki, Ağustos Edinburgh'ta <a href="http://www.edinburghfestivals.co.uk" target="_blank">festivaller</a> ayıymış. O tarihlerde yer bulmak neredeyse imkansızmış. Bir kaç post öncesinde yazdığım gibi, para konularında şans pek benden yana değildir. Zira 2 hafta önce geceliği £50'a şehir merkezinde 2 kişilik WC'li-banyolu oda bulunurken, dün bunların hepsi dolmuştu. Ben de her ihtimale karşı uygun fiyatlı bulabildiğim tek yer olan <a href="http://www.themeadowsbandb.co.uk/" target="_blank">şu pansiyondan</a> yer ayırttım. Şehir merkezine biraz uzak (25 km) ama olsun, zeten bizim de amacımız festival görmek değil, İskoç yaylalarını görmek, <a href="http://www.sinemalar.com/film/595/Cesur-Yurek/" target="_blank">William Wallace'ı</a> anmak :)<br /><br /></p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/Scn4o_BtsQI/AAAAAAAAAdQ/AWuM-UV-Y3g/s1600-h/edinburgh-castle.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317054218084659458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 396px; CURSOR: hand; HEIGHT: 273px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/Scn4o_BtsQI/AAAAAAAAAdQ/AWuM-UV-Y3g/s400/edinburgh-castle.jpg" border="0" /> <p align="right"></a>Londra kısmı ise başlı başına ayrı bir post konusu. Zone'lar, metro istasyonları, Luton havaalanına ulaşım vs bayağı bir başımı ağrıttı ama sanırım çözdüm. Biraz daha araştırıp, netleştireyim onları da yazarım.<br /><br />Gidilecek bölgeyi araştırma, izlenim alma konusunda "<a href="http://blogsearch.google.com.tr/blogsearch?hl=tr&ie=UTF-8&q=Edinburgh&btnG=Bloglarda+Ara&lr=lang_tr" target="_blank">google blog search</a>" ve "<a href="http://sozluk.sourtimes.org/Default.asp?" target="_blank">Ekşi Sözlük</a>" hakikaten kutsal bilgi kaynakları. Allah eksikliklerini göstermesin :))<br /><br />Tabi bir de vize konusu var. Umarım bir problem çıkmaz.<br /><br />Bu arada öğrendiğim bazı şeyleri sizlerle paylaşmak isterim:<br />Uçuş planlaması için: <a href="http://www.skyscanner.com/" target="_blank">www.skyscanner.com</a><br />Otel ayırtmak için: <a href="http://www.hrs.com/"target="_blank">www.hrs.com</a> veya <a href="http://www.booking.com/"target="_blank">www.booking.com</a><br />Dünyanın her bölgesi hakkında bilgi almak, gezginlerin önerilerini okumak için: <a href="http://www.lonelyplanet.com/" target="_blank">www.lonelyplanet.com</a> (forum kısmı çok faydalı)<br /><br />Otel odası ayrıntıları;<br />Double room: Çift kişilik bir tane yatak olan oda,<br />Twin room: İki tane tek kişilik yatak olan oda,<br />WC/shower ensuite: İçerisinde WC/duş olan oda (eğer ensuite yazmıyorsa muhtemelen 4-5 odanın ortak kullandığı bir tuvalet/banyo sözkonusudur)<br /><br /><em><span style="font-size:85%;">İlk foto </span></em><a href="http://www.guzelresimler.net/r-tatil-resimleri-189-tatil-resimleri-6540.htm" target="_blank"><em><span style="font-size:85%;">şurdan</span></em></a><em><span style="font-size:85%;">, ikinci foto benden (Çaymakçur'dan Ayder yaylasına doğru inerken çekildi), üçüncü foto </span></em><a href="http://silkroadfreeways.wordpress.com/2007/05/" target="_blank"><em><span style="font-size:85%;">burdan</span></em></a><em><span style="font-size:85%;">, dördüncü foto </span></em><a href="http://www.earthexpeditions.org/field_expeditions/kenya/index.php" target="_blank"><em><span style="font-size:85%;">şurdan</span></em></a><em><span style="font-size:85%;">, beşinci foto </span></em><a href="http://www.directlinecruises.com/2007/05/alaska-cruise-family-adventure.html" target="_blank"><em><span style="font-size:85%;">burdan</span></em></a><em><span style="font-size:85%;"> ve de altıncı foto </span></em><a href="http://www.airflights.to/Edinburgh/flights-to-Edinburgh/flights-Manchester-Edinburgh.php5" target="_blank"><em><span style="font-size:85%;">şuradan</span></em></a><em><span style="font-size:85%;"> alındı.</span></em><br /></p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-9126370396587471086?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-69320331172422379102009-03-24T09:30:00.003+02:002009-03-24T09:56:35.598+02:00Lanet kırıldıHani bir süre önce <a href="http://bloglasakdasaklasak.blogspot.com/2009/01/ben-de-bireyler-var.html"target="_blank">üstüme bi lanet, garip bir güç var demiştim ya</a>, geçen haftalarda garip bir şey oldu ve sistem bu sefer tersine işledi! İş dışında tanıdığımız, bildiğimiz, görüştüğümüz & <a href="http://backgroundprocesses.blogspot.com/"target="_blank">sevdiğimiz bir arkadaşımız</a> önümüzdeki haftadan itibaren iş arkadaşım olacak :)<br />Olayın benimle hiçbir bağlantısı yok.<br /><br />Bir de Ankara'daki finans müdürümüzün de bir <a href="http://www.cheetos-cheetos.blogspot.com/"target="_blank">blogger olduğunu</a> keşfettim. Aynı zamanda <a href="http://www.cigdematabey.blogspot.com/"target="_blank">yaşam koçuymuş</a> kendisi.<br /><br />ISO 17025 danışmanımızın <a href="http://berkeasti.blogspot.com/"target="_blank">oğluşu için açtığı blogu</a> da keşfetmiş bulunuyorum :)<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-6932033117242237910?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-91092736858430103872009-03-10T09:04:00.006+02:002009-03-12T15:34:42.481+02:00Bu sefer gerçekten korkmaya başladım<div align="right">Babam emekli bir TUBİTAK personeli. Çocukluğum TUBİTAK koridorlarında geçti. Kendisi, çok değerli bilim insanlarının yanında sıradan bir memur olarak çalışmanın ezikliğini yaşadı hep. Aklımın ermeye başladığı dönemden beri beni bilime, bilimsel düşünceye, akademisyenlere saygı duyarak, gıpta ederek yetiştirdi. İlkokul çağlarından beri Bilim Teknik eve her ay girebilen tek dergiydi. En büyük emeli birgün benim de hurafelere, dogmalara, hacı hoca safsatalara kulan asmayan, bilimi temel alan, aydınlık bir Atatürk çocuğu olmamdı. Çok şükür ki bunu nispeten de olsa başardım.<br /><br />Bugün öğrendiğim <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11173176.asp?gid=229" target="_blank">haber</a> ben ve benim gibi Bilim Teknik'i kendine referans almış pek çok kişinin beyninde eminim ki bomba etkisi yarattı. Milyonlarca bilimsel kanıta sahip olan Darwin teorisinin ülkenin en uzun soluklu, en saygın bilim dergisinde sansüre uğradığı düşüncesi geleceğe dair endişelerimi biraz daha derinleştirdi.<br /><a href="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SbYXWHxbjtI/AAAAAAAAAcY/VSy-HRop0Xg/s1600-h/untitled.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311458479341014738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 277px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SbYXWHxbjtI/AAAAAAAAAcY/VSy-HRop0Xg/s400/untitled.jpg" border="0" /></a><br />Olayın sebebinin sansür olmadığını, konunun tamamen teknik bir sebepten kaynaklandığını, Nisan sayısının derginin adına ve saygınlığına yakışır şekilde "Darwin Teorisi" ile ilgili çok daha geniş ve kapsamlı bilgilerle basılacağı konusunda açıklama yapmalarını ümit ediyorum.<br /><br />not: Yukarıdaki yazıyı aynen e-posta ile kendilerine de gönderdim. </div><p align="right"><span style="color:#660000;">Edit 12.03.09 Perşembe; TUBİTAK'ın konuyla ilgili açıklaması </span><a href="http://www.tubitak.gov.tr/home.do;jsessionid=CDB1040E0F69D448EEE1BA79ACA61DCE?ot=5&rt=&sid=0&pid=0&cid=13654" target="_blank"><span style="color:#000099;">şurada</span></a><span style="color:#660000;">.<br /><br />Açıkcası, devlet kurumu tarafından çıkartılan bir dergide, Dr. Atakuman’ın kimseye bilgi vermeden, 3 gün içerisinde kafasına göre içerik ekleyip bastırtabileceğine ben pek inanmadım. Öte yandan “evet biz Darwin’i sansürledik” demelerini de beklemiyordum.<br />Mart sayısını almamakla birlikte, “Darwin” sayısını sabırsızlıkla bekleyeceğim.<br /></span><br /></p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-9109273685843010387?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com3tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-30887261957394971772009-03-04T13:26:00.009+02:002009-03-04T15:20:43.749+02:00Şans Kader Kısmet<div align="right">2-3 yıl öncesinden beri okumak istiyordum <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=ursula+k+le+guin&nr=y&pt=ursula+k+leguin" target="_blank">Ursule K. Le Guin</a>'in <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yerdeniz" target="_blank">Yerdeniz seri</a>sini. Serinin ilki olan <a href="http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Book.asp?ID=1045" target="_blank">Yerdeniz Büyücüsü</a>'nü Çukurova kitap fuarında alıverdim. Artık zamanı gelmişti, daha fazla ertelemenin manası yoktu. Daha önce bahsettiğim Kimya Hatun'dan sonra ona başladım. Tam bitimine az bir süre kalmıştı ki, bugün <a href="http://www.ideefixe.com/vitrin/default.asp" target="_blank">Ideefix</a>'de Ursula K. Le Guin kampanyası başladığını gördüm :))<br /><br /></div><a href="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/Sa5mvygavVI/AAAAAAAAAcA/oZaOdKoK2fM/s1600-h/ideefix.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309293981914021202" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 291px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/Sa5mvygavVI/AAAAAAAAAcA/oZaOdKoK2fM/s400/ideefix.jpg" border="0" /> <p align="right"></a>2 kitap alana 1 bedava. Hemen serinin devamının siparişi verildi, hediyeler de seçildi. Yaklaşık 45 TL kazançlıyım :))<br /><br />Ekonomik konularda şans pek az benden yana davranır. Misal, hayatımda ilk kez 5 sene önce yatırım amaçlı dolar aldım, ertesi gün dolar düşmeye başladı. Benim aldığım fiyata yükselmesi yaklaşık 6 ay sürdü. 4 sene önce paramın bir kısmını B tipi fona yatırayım dedim, 3 gün sonra fon düşmeye başladı, 1 yılda ancak kendini topladı. Neyse ki öyle yüksek rakamlar değildi de fazla canım yanmadı. Bunun gibi bir kaç ufak olay daha yaşadığım için temkinli davranmaya çalışırım para konularında. Borsa, şans oyunları felan kesinlikle oynamam. Kaybedeceğimi biliyorum çünkü :))<br /><br /><a href="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/Sa5vVCJVLeI/AAAAAAAAAcI/SLQqIosc60s/s1600-h/g12.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309303417860337122" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 152px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/Sa5vVCJVLeI/AAAAAAAAAcI/SLQqIosc60s/s320/g12.jpg" border="0" /></a>Geçen haftalarda Ankara'ya gittik. Gitmişken koca kişisine gitar da bakalım dedik. O da yıllardır erteliyordu bu isteğini. Mağazalardan birine girmiş incelerken, eleman bir elektrogitar getirdi, <a href="http://www.muzikenstrumani.com/index.php?p=show&pid=4228&k_id=5&kn=Elektro+Gitarlar">Gibson Les Paul Standard</a>. Şu anda kampanyada, alırsanız karlı çıkarsınız dedi. Denedi, beğendik (hatta bayıldık) ama kampanyalı fiyatı bile biraz yüksek geldiği için ve de elemanı tanımıyoruz, gerçek fiyatı konusunda bilgimiz yok, kazıklanmayalım durduk yere diye almadan çıktık. Ertesi günlerde internetten biraz araştırdıktan sonra, söylenen rakamın gerçekten çok düşük olduğunu gördük. Bu arada gitar koca kişisinin rüyalarına girmeye başlamış, vücudunda kıpırtılar oluşmuştu. Ve mağazada denedikten 3 gün sonra biz Ankara'ya tekrar gidip gitarı almayı kafaya koyduk. Firmaya "ayırtın, satmayın biz geliyoruz" demek için aradığımızda ise kampanyanın günlük olduğunu ve zaten bizim baktığımız gün bir başkası tarafından alındığını öğrendik :((( Hevesimiz kursağımızda kaldı. Evet fiyatı biraz yüksekti, bizi zorlayacaktı ama çok keyif alacaktık. Üstelik de yaklaşık 1000 TL kazançlı çıkacaktık. Kısmet değilmiş, ayağımıza gelen şansı tepmişiz.<br /><br />Uzun süredir Ankara'ya hep haftasonları veya bayram tatillerinde gittiğimiz için çok istememe rağmen Beytepe'ye gidemiyordum. Bu sefer hafta içine denk getirdik ve yıllar sonra karlı bir Ankara gününde Beytepe'ye tekrar gidebildim. Eskiden olduğu gibi gene güzeldi. Eski dostlara süpriz yaptım, yarım gün kadar <a href="http://www.sadeyasam.org/icerik.cfm?icerikId=535764931&gunc=20051030" target="">zaman hırsızları </a>oldum :)) Ayrıca, <a href="http://dogailehayat.blogspot.com/2009/02/chroma.html"target="_blank">Dodik</a>'le tanışmaya da pek niyetliydim ama olmadı, tanışamadık. Bir daha ki sefere önceden haber vereceğim gidişimizi ki o da ayarlayabilsin programını :P<br /></p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-3088726195739497177?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-67613904019228068972009-02-16T22:51:00.012+02:002009-02-16T23:34:11.685+02:00Nuray Mert<div align="right"><br />Nuray Mert'i daha çok televizyondaki tartışma programlarından bilirim. Her ne kadar biraz hırçın olduğunu düşünsem de, kendinden emin duruşu, mantıklı soruları ve farklı bakış açısıyla verdiği cevapları hep hoşuma gitmiştir. Ama açıkcası öyle uzun uzadıya siyasi tartışma programlarını sabırla ve sukunetle izleyemediğim için hiç bir programını sonuna kadar izlemedim. 15-20 dk sonra "vay be, ne kadınlar var" deyip kendimi küçük ve bilgisiz hissederek kanalı değiştiririm.<br /><br />Daha önceleri <a href="http://www.radikal.com.tr/yazar_arsiv.php?yazarno=61&ek=&tarih=16/02/2009&sonuc_sayfasi=0" target="_blank">Radikal</a>'de yazardı. Son 3 haftadır pazartesi günleri Hürriyet'te yazmaya başladı. Kendisinin bazı düşünceleri duygularıma tercüman oldu diyebilirim. O nedenle lafı hiç uzatmadan buraya 1-2 alıntı yapmak istiyorum.</div><div align="right"><em></em></div><div align="right"><em></em></div><div align="right"><em><br /><br /><a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11010310.asp?yazarid=323&gid=61" target="_blank">Sıkıcı Batı’dansa karmaşık Doğu</a></em><br /><span style="font-family:courier new;"><em>.<br />...<br />Batı ülkelerinin, ununu elemiş, eleğini asmış, her şeyin en doğrusunu keşfetmiş havası ruhumu sıkıyor.<br /><br />Batılıların, bir yandan küreselleşmenin doğal sonucu, ama biraz da sıkıcılıklarını fark etmiş olmalarından ve nihayet yine çokbilmişlikten ödün vermemek adına dört elle sarıldıkları "çokkültürlülük"leri bile bana fazlasıyla hesabi, fazlasıyla ölçülü, fazlasıyla kurmaca geliyor.<br /><br />Dünyanın bütün mutfaklarını, güzel ve zengin şehirlerinde buluşturmaları bile bana, çeşitlilik merakından ziyade açgözlülük gibi geliyor.<br /><br />Dünyanın her yerinden tarih hazinelerini yerinde görmek ile, büyük müzelerde seyretmek ne duygu veriyorsa, farklı yemekleri, yerlerinden yurtlarından uzak, harika dekore edilmiş lokantalarda tatmak aynı tadı veriyor.<br /><br />Şansa, tesadüfe yer vermeyen, her şeyi istediğiniz anda, iyi bir paketle önünüze sunan ve tam da bu nedenle işin tadını kaçıran, üstelik bunu bir eksiklik değil, zenginlik olarak görenlerin dünyası Batı.<br /><br />Batı dışındaki diğer dünyaları bilmiyorum, benim Batı dışında tanıdığım tek "Doğu", Ortadoğu. Ortadoğu'daki hemen her yer, tüm bu saydıklarımın tersine bir dünya olduğu için bana çok iyi geliyor. Evet, tabii, artık dünyanın hiçbir yeri sadece kendisi değil, aslında kendisi olmak diye bir şey de yok belki.<br /><br />Dahası ben, pek de mistik, egzotik düşkünü, sahicilik peşinde romantik biri değilim. Yine de belli ki hayatın karmaşık, çelişik, kaotik yanlarının örtbas edilmeden doğrudan karşımıza çıktığı yerleri daha ikna edici, daha çekici buluyorum<br />...<br />.<br /><br /></em></span><br /><a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=10957761&yazarid=323" target="_blank">Sade bir itiraf</a><br /><em><span style="font-family:courier new;">.<br />...<br />Öncelikle, doğduğum sosyal şartlar dolayısıyla çevremdeki birçok insana göre daha konforlu, daha ayrıcalıklı bir hayatım olması beni ilkokul yıllarından itibaren hep rahatsız etti.<br /><br />Sonra, ben yaşadığım, hissettiğim, gözlediğim eşitsizliklere gerekçe bulma yolunu tutmadım. Zekámı, bilgimi bu yönde gerekçe üretmek için kullanamadım. Böylesi içime sinmedi.<br /><br />Çocukluğumda içime işleyen "suçluluk duygusu"nu yenmek istemedim, tam tersine onu canlı tutmaya özen gösterdim. Hala bu duygu benim için bana ait en önemli şeylerden biri. Solculuğu tanımlayan da bu duygu.<br /><br />"Aydın", "siyasetbilimci" veya "siyaset gözlemcisi" gibi sıfatlar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bunların yaydığı havada ciddi bir sevimsizlik var. Bu durumda, "siyaset denilen ve insanların hayatını tanzim eden alana dair, birikimimiz bir şekilde sıradan biriden fazla olduğu için, her şeye burnumuzu sokma, ahkám kesme hakkımız, hatta sorumluluğumuz var" gibi bir gerekçeye sığınmaya çalışıyorum.<br />Ama içim çok rahat değil. Başta, kendi ülkemizde olmak üzere, dünyanın dört bir yanında olana bitene dair, sürekli köşelerde yazı, televizyonlarda lafla fikir beyan etmeyi veya ahkám kesmeyi itici bulmaktan kurtulamıyorum. Siyasi duruşumu kendime izah edebileceğim kadar sade bir gerekçe bulmak peşindeyim.<br /><br />Geçenlerde, yeni tanıştığım birine, bu konuda bir izah bulmak için kem küm ederken, bana "Sokakta tanık olduğun bir kavgaya hemen karışır mısın?" dedi. "Evet" demem yeterli bir izah oldu gibi geldi. Her şeyden önce kendim için rahatlatıcı bir gerekçe oldu. Belki hepsi bundan ibarettir diye düşündüm.<br /><br />Nedense, tanık veya haberdar olduğum her ihtilafı üzerime almak, kendimce haklı/haksız ayrımı yapmak, hemen ardından haklı bulduğumla beraber kavgaya dahil olmak gibi tuhaf bir huy veya gayretimin olduğunun farkına vardım<br />...<br />. </span></em></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-6761390401922806897?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-62057451365556860252009-01-19T15:26:00.009+02:002009-01-19T16:20:30.692+02:00Kısa Kısa<div align="right"><a href="http://bloglasakdasaklasak.blogspot.com/2008/06/creative-zen.html" target="_blank">Creative Zen'le </a>serviste haftada en az 2 film izliyorum. Akşam evde izlediklerimi de sayarsak eğer, haftada en azından 4 film izlemiş oluyorum. Bayağı ciddi bir arşiv yaptım sayılır. Fantastik öğeler taşıyan filmler favorim olsa da, fazla ayrım yapmadan ne bulursam izlemeye çalışıyorum. Ancak şu 3 film var ki kesinlikle muhteşem: 1. <a href="http://www.sinemalar.com/film/263/Kaynak/" target="_blank">The Fountain</a> (Kaynak), 2. <a href="http://www.sinemalar.com/film/8488/Dusus/" target="_blank">The Fall</a>, (Düşüş) 3. <a href="http://www.sinemalar.com/film/265/Panin-Labirenti/" target="_blank">Pan's Labyrinth </a>(Pan'ın Labirenti).<br />Her 3ünde de gerçek hayatla masal içiçe geçmiş ve çok güzel harmanlanmış. Herkesin sinemadan beklentisi farklı olabilir elbet, ben daha çok gerçek hayatta göremeyeceğimiz cinsten öğeler içeren filmlere bayılıyorum.<br /><br />Bunlar dışında son dönemde izlediğim ve tavsiye edeceğim diğer filmler ise: <a href="http://www.sinemalar.com/film/408/Kucuk-Gun-Isigim/" target="_blank">Little Miss Sunshine</a>, <a href="http://www.sinemalar.com/film/2114/Manhattanda-Sihir/" target="_blank">Enchanted</a>, <a href="http://www.sinemalar.com/film/199/Apokalipto/" target="_blank">Apocalypto</a>. İzleyin, pişman olmazsınız.<br /><br /></div><a href="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SXSDcwkSghI/AAAAAAAAAbE/I4vU4d0_XS8/s1600-h/The_Fountain_4.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5292999992163861010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SXSDcwkSghI/AAAAAAAAAbE/I4vU4d0_XS8/s320/The_Fountain_4.jpg" border="0" /></a><br /><br /><a href="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SXSDmp5u3LI/AAAAAAAAAbM/aRLca9SthN0/s1600-h/the+fall.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293000162173443250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 198px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SXSDmp5u3LI/AAAAAAAAAbM/aRLca9SthN0/s320/the+fall.jpg" border="0" /></a><br /><br /><a href="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SXSDvKOCQ8I/AAAAAAAAAbU/wJfNUhzg6Ok/s1600-h/pans_labyrinth.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293000308287488962" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 234px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SXSDvKOCQ8I/AAAAAAAAAbU/wJfNUhzg6Ok/s320/pans_labyrinth.jpg" border="0" /> <p align="right"></a><br /><br />Geçen hafta kitap fuarı vardı Adana'da. Geçen sene olduğu gibi bu sene de fuar tıklım tıklım doluydu! Özellikle çocukların ve gençlerin fuara böylesine ilgi göstermesi çok sevindirici! Kuru kalabalık dahi olsalar (ki sanmıyorum, fuar alanından çıkan hemen herkesin elinde torbalar vardı) oraya gelmeleri, havayı solumaları çok güzel. Bir sürü kitap aldık biz de. Kısmetse okuyacağız. Standlar arasında dolaşırken bir kitabın ismi ilgimi çekti: "<a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=HGSV253PZH2H3CW9BCJ3" target="_blank">Kimya Hatun</a>". Hatun bir kimyager kişisi olarak o da neymiş diye inceledim. Aslında kitabın kimya bilimi ile hiç ilgisi yokmuş. Kimya Hatun, Mevlana'nın üvey kızı imiş. Kitap da Kimya Hatun'un hayatı hakkında. Aldım, okuyorum, henüz 40. sayfadayım.<br />Dini duyguları çok kuvvetli bir kişi değilimdir ama küçüklüğümden beri şunu biliyorum ki eğer bir gün nur inerse yakınlaşacağım tek dini akım sufizm olacaktır. Ama o gün henüz gelmedi. Belki bu kitap bu sebepten karşıma çıkmıştır, kim bilir? :) Gerçi, ideefixe'deki yorumları okuyunca biraz tereddüte düştüm kitap hakkında ama dur hele bir bitireyim bakalım neler olacak?<br /><br /></p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SXSIdXJGAlI/AAAAAAAAAbc/q6AUYk37Bmk/s1600-h/Kimya+Hatun.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293005500076917330" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 222px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SXSIdXJGAlI/AAAAAAAAAbc/q6AUYk37Bmk/s320/Kimya+Hatun.jpg" border="0" /> <p align="right"></a><br /><br />Yıllardır ertelediğim direksiyon derslerine nihayet 2009 itibariyle başladım. 2001'de ehliyeti aldıktan ve trafiğe ilk çıktığım gün kaza yaptıktan sonra(!) hiç oturmamıştım sürücü koltuğuna. 8 yıl sonra ilk kez cesaret geldi ve 10 saatlik geliştirme kursuna katıldım (not: 10 saat için 200 YTL ödedik; onların arabası ile, çift debriyaj, çift fren vs). Dün de ilk kez kendi arabamızla trafiğe çıktım! Ancak halen tek başıma yola çıkmaya hazır hissetmiyorum kendimi. Arabaya tam olarak hakim olabildiğim söylenemez. Biraz daha pratik yaptıktan sonra alışırım herhalde.<br />.<br />.<br />.<br /><br />ISO 17025 dökümanları ve belirsizlik hesaplamaları da sonunda bitti (sayılır). Ocak sonunda TURKAK başvurusunu yapmayı planlıyoruz. Umuyorum bir aksilik çıkmaz da yıl sonu itibariyle akredite bir laboratuvar oluruz :)) Lütfen, bol şans dileyin bana...</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-6205745136555686025?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com4tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-38524674054676521352009-01-08T17:41:00.003+02:002009-03-27T19:50:45.604+02:00Bende birşeyler var!<div align="right">Artık şuna inandım ki, bazı garip güçlere sahibim!! </div><div align="right"> </div><div align="right">Daha önce bahsetmiştim, işte tanıştıklarım işyerinde kalır, özel hayatımda görüşmem. Uyumsuz birisi değilim, aksine çok sevilen bir kişiyim işyerinde ama böyle bir prensibim var işte. Ve şu ana kadar şirkette kiminle samimileşsem, mesai saatleri dışında görüşsem, hepsi biryerlere gidiyor!!!! 6 yılda 5 kişi ile santral sahası dışında görüştüm, 5'i de ayrıldı buradan. İstisnasız hep böyle oldu, vallahi billahi! 5.cisinin ayrıldığını da az önce öğrendim. </div><div align="right"> </div><div align="right">Biri TOBB'a geçti, biri aile hekimi oldu, biri emekli oldu, biri Antalya'ya gitti. Serap da TAEK'e geçiyormuş. Dün istifasını vermiş. </div><div align="right"> </div><div align="right">Hayırdır inşallah...</div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-3852467405467652135?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-40901389658262070162009-01-05T09:44:00.003+02:002009-01-05T09:52:09.348+02:00Tak Takın Takıntı<div align="right"><a href="http://www.benimgizlibahcem.blogspot.com/" target="_blank">Tabiat Ana</a> sormuş, gecikmeli olarak cevaplıyorum. Aslında çok takıntılı bir insan değilim. Son 6-7 yıldır mümkün olduğunca kolay ve relax yaşamaya, takıntılardan vazgeçmeye çalışsam da arada takıldığım bazı şeyler varmış, düşününce farkettim.</div><p align="right"><br /><a href="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SWG5-8iavNI/AAAAAAAAAaI/Hp413N-0o7c/s1600-h/mandal.gif"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287711928563186898" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 154px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SWG5-8iavNI/AAAAAAAAAaI/Hp413N-0o7c/s200/mandal.gif" border="0" /></a> İlk aklıma gelen ve bence en komik takıntım <strong><em>MANDAL RENGİ</em></strong> takıntısı. Çamaşır asarken, mutlaka asılan parçanın ana renginde mandal kullanmam lazım, o renk yoksa da parçanın içindeki bir renk olmalı mandal. 2-3 mandalla asılan parçalarda mandal rengi ve modeli aynı olmalı. Siyah çamaşırlar için de ya kırmızı ya da pembe mandal kullanmalıyım!<br /></p><p align="right"></p><p align="right"><br /><a href="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SWG6tv0mskI/AAAAAAAAAaQ/Ek0GhU2SDLg/s1600-h/bepanthene.gif"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287712732603658818" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 199px; CURSOR: hand; HEIGHT: 86px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SWG6tv0mskI/AAAAAAAAAaQ/Ek0GhU2SDLg/s200/bepanthene.gif" border="0" /></a> Bir diğer takıntım ise çantamda gezdirdiğim mini ecza dolabım. İçinde "<strong><em>bepanthen, fenistil, ağrı kesici, theraflu (veya kongest), kas gevşetici, vitamin ve yarabandı</em></strong>" bulunan mini bir çanta hep yanımdadır. Es kaza unuttuysam ilaç çantamı, içim rahat etmez. En ufak bir kızarıklıkta bepanthen, ufacık bir kaşıntı veya böcek ısırığında da fenistili sürüveririm kendime veya etrafımdakilere :))<br /><br /><br /><a href="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SWG5efs-NgI/AAAAAAAAAaA/osWZTFUP8bA/s1600-h/sepet.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287711371067012610" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 181px; CURSOR: hand; HEIGHT: 169px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SWG5efs-NgI/AAAAAAAAAaA/osWZTFUP8bA/s200/sepet.jpg" border="0" /></a> Benim aklıma gelenler bunlardı. Fazla birşey bulamayınca eşime sordum "benim bir takıntım var mı?" diye. Pek yok herhalde dedi ve ekledi: <em><strong>"Sepet takıntın"</strong></em> var! :)) Haksız da sayılmaz, evde her odada bir hasır veya bambu veya plastik sepet var. Sepete konulamayanlar için de cam kavanozlar. Ortada bi dağınıklık varsa, hemen gidip sepet alıp onun içine dolduruyorum dağılanları: Gazeteler, dergiler, kirliler, deterjanlar, çoraplar, paketli cipsler, çerezler vs vs vs... Ekmeklik bile hasır sepetten.<br /></p><p align="right"><br />Bir sobeyi daha böyle atlattık. Ama ben kimseyi sobelemek istemiyorum. Çünkü takipçilerim, düzenli ziyaretçilerim konusunda bilgim olmadığı gibi, ben de iyi bir blog takipçisi sayılmam. Ama çok isterse <a href="http://cekirge.soylence.net/" target="_blank">çekirge</a> ve <a href="http://www.dinemiz.com/">dinemiz</a> üzerlerine alınabilirler :)</p><p align="right">Fotograflar için google görsellere teşekkür ederim. </p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-4090138965826207016?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-63524049119214303912008-12-19T08:50:00.003+02:002008-12-19T09:37:29.685+02:00<div align="right"><a href="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SUtOuOcqqQI/AAAAAAAAAZQ/haApmvQAexc/s1600-h/cilek.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281401544081320194" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 271px; CURSOR: hand; HEIGHT: 297px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SUtOuOcqqQI/AAAAAAAAAZQ/haApmvQAexc/s400/cilek.jpg" border="0" /></a>Sevgili okur, sen bakma aşağıda yazdığım bunalık yazılara, ara sıra gelse de öyle anlar genelde fazla durmam o psikolojide. Baktım ki sinirlerim geriliyor hemen şöyle şeyler düşünürüm (biliyorum, çok klişe cümleler ama "it works")<br /><br />1. Allahım çok şükür ki değiştirebileceğim durumları değiştirmek için cesaretim, değiştiremeyeceklerimi kabullenmek için sabrım ve ikisi arasındaki farkı belirleyebileceğim aklım var. Gelecekte herşeyin daha güzel olacağına dair umudum da var. Evelallah bunu da atlatırım.<br /><br />2. Sakin ol! Zaman herşeyin ilacı, biliyorum ki bu durum geçici, 5 ay sonra gülerek anacağım şu an yaşadığım durumu ve 2 sene sonra neden gerildiğimi bile net olarak hatırlamayacağım,<br /><br />3. Yahu nice aptallar başedebiliyor da ben niye yapamayayım? Yaparım, hem de aslanlar gibi yaparım!<br /><br />İşte bu üç cümle beni kendime getirir çoğu zaman. Bunlara rağmen "başarısız" oluyorsam eğer diyeceğim şey şu olur: "İnsanım lan ben, doğa üstü bir yaratık değil, olmuyorsa olmuyor. Ben elimden geleni yaptım, tamam burada bırakıyom."<br /><br />Farklı düşünenler olabilir elbet ama ben şimdilik böyle huzurluyum. </div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-6352404911921430391?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-28567821809646654942008-11-24T13:54:00.002+02:002008-11-24T14:03:45.862+02:00....Yağmurlar başladı, haftasonu aralıksız yağmur yağdı Adana'da. Benim de içimde bir sıkıntı var, daralıyorum birkaç gündür. Nefes almakta zorlanıyorum bazen. Dün gece uyuyamadım doğru düzgün, gece gece balkona çıkıp nefes aldım. Düşündüm biraz, neler oluyor, nereye gidiyorum diye? Niye yetişemiyorum, zaman neden bu kadar çabuk geçiyor diye? İstediğim kadar vakit ayıramıyorum pek çok şeye. Ayırabildiğim vakitler yetmiyor bana. Herkes, herşey hep daha fazlasını istiyor. Bunalıyorum bazen... Mola vermek istiyorum hayata, işe ama mola vermeye vaktim yok...<br />Bebek yok daha ortada, bazı sağlık sorunları çıktı, basit kistler ama işte engelliyor istekleri. İlaç kullanıyorum. Belki de ondan oluyor bu bunaltı, sıkıntı halleri, bilmiyorum. <br />Aksilikler de üstüste geliyor bir kaç haftadır. Küçük küçük şeyler ama hep üstüste geliyor işte. <br />Depresyona girmeye bile vaktim yok şu aralar :))<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-2856782180964665494?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-5451016645863944262008-11-13T16:00:00.012+02:002008-11-13T17:42:48.295+02:00Sağ beyin sorunsalı<div align="right"><a href="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SRw5RYLBg2I/AAAAAAAAAS4/jh7RazzmfR8/s1600-h/Human+brain.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268148634825884514" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 247px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SRw5RYLBg2I/AAAAAAAAAS4/jh7RazzmfR8/s400/Human+brain.jpg" border="0" /></a>Bu görmüş olduğunuz şey gerçek bir insan beyni. Herkeste var. Aynı yaşta ve aynı cinste olan insanlar için beyin boyutu, kütlesi felan hemen hemen aynı. Ama tabi kullanım kapasiteleri farklı oluyor. Neyse, bugün bahsedeceğim şey bu değil.</div><div align="right"></div><div align="right"></div><div align="right"></div><div align="right"></div><div align="right"></div><div align="right"></div><div align="right"><br /><br />Değerleri bilim adamları-bilim kadınları beyin üzerinde bazı çalışmalar yapmışlar ve bugün artık biz biliyoruz ki beyin kıvrımları arasında oluşan şu mini mikro elektrik akımları aslında bütün hayatımızı, düşünce yapımızı, karar verme mekanizmamızı yönlendiriyor. Bu akımda anlık, ufacık, minicik bir şok yaşanması ise bir anda bizim için herşeyin değişmesine sebep olabiliyor. Bu durumda ki kişiyi ise kısaca "Kafayı sıyırdı" diye nitelendiriyoruz. Beynin çalışma sistemi, öğrenme, düşünme yöntemleri ve kapasitesi, vücudu nasıl kontrol ettiği felan az çok açıklanabilse de, "nasıl oluyor da oluyor?" kısmı halen büyük bir muamma. Ama bugün ki konum bu da değil.</div><div align="right"></div><div align="right"></div><div align="right"></div><br /><div align="right"></div><div align="right">Görüldüğü üzere beyin 2 lobdan oluşuyor. Her iki lob arasında elektriksel geçişlerin olduğu bağlantı noktaları mevcut ama bu noktalar kesilse dahi kişi normal yaşamına devam edebiliyormuş. (Hatta epilepsi hastalarında krizlerin işte bu loblar arası transmisyon esnasında bir problem meydana gelmesi sonucu oluştuğu tespit edilmiş ve tedavi olarak da bazı hastalarda iki lobu tamamen birbirinden ayırıyorlarmış). </div><br /><div align="right"></div><div align="right">Beynin sol lobunun vücudun sağ tarafını yönlendirdiğini, sağ lobunun ise sol tarafı yönlendirdiğini hepimiz biliyoruz. Yani sol kolumuzu kaldırmak için aslında komutu beynin sağ tarafında ki lobdan alıyoruz. Ayrıca, beynin sol tarafı daha bilimsel, daha analitik, daha rasyonel, mantıklı davranmamızı sağlarken; sağ taraf daha duygusal, daha sanatsal olmamızı, hayal gücümüzü kullanmamızı sağlıyor. Ve bizim yaşam tarzımız, bakış açımız, yeteneklerimiz aslında beynin hangi tarafını daha yoğun kullandığımıza göre değişiyor. </div><br /><div align="right"></div><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268160327385252418" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 207px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SRxD5-WagkI/AAAAAAAAATA/ZoMwoDf3P-E/s320/mona+lisa.jpg" border="0" /><br /><div align="right"></div><div align="right">Aslında herkes hem sağı hem solu kullanıyor ama sol lobu daha aktif çalışan kişiler daha çok matematik-fen dallarında başarılı olurken sağ lobu daha aktif kullanabilenler ise yaratıcılık, duygusallık gerektiren sanatsal faaliyetlerde bulunuyorlar. Bu nedenledir ki, solak kişiler aslında daha duygusal, daha hayal gücü yüksek insanlar oluyorlar. Her iki lobun da aktif çalışması ise "tadından yenmez" durumunu ortaya çıkartıyor ki sanırım 10 parmağında 10 marifet kişiler işte bu gruptan oluşuyor. </div><br /><div align="right"></div><div align="right"></div><div align="right">Olayı kendime döndürecek olursam eğer, ben galiba sol lobu aktif kullanıpta sağ lobunu hiç kullanamayan gruptayım. Konu sanat oldu mu açık söylemek gerekirse tam bir "odun" olabiliyorum. Fazla duygusal değilimdir, yaratıcı olduğum söylenemez, resim yeteneğim hiç yok, estetik kavramım pek gelişmiş değildir, müzik kulağım çok kötüdür, ritm duygum düm-tekten öteye gitmez, dans edemem vs vs vs..</div><br /><div align="right"></div><div align="right">Hatırlıyorum, çocukken de çok farklı değildim, fazla heyecansızdım mesela. İlkokulda felan güzel flüt çalardım ama çok da umrumda değildi bu. Matematik çalışmayı daha çok severdim mesela. Oldum olası hayallere dalıp gittiğimi hatırlamam. Çocukken çok kitap okurdum ama bu durum bile hayalgücümün, yaratıcılığımın gelişmesine yeterli olamadı. <strong><span style="color:#ff0000;">Ve gerçek şu ki bu durumda olmaktan hiç ama hiç hoşlanmıyorum</span></strong>. Sanatın herhangi bir dalına karşı az biraz da olsa yeteneği olan kişilere hep imrenmişimdir.</div><div align="right"></div><div align="right">Hep aynı stil giyinmekten, hep aynı renkleri kullanmaktan, hep aynı saç modeli ile dolaşmaktan gerçekten sıkılıyorum ama başka türlüsünü yapabileceğimi, taşıyabileceğimi de düşünemiyorum. Olay işte hep beyinde bitiyor. Azıcık değiştirebilsem şu nöronların yerlerini herşey düzelecek aslında.</div><div align="right"><br /></div><div align="right">"<em>Acaba diyorum, küçükken şu an hatırlayamadığım bir travma geçirdim de duygusal bağlarımı köreltme ihtiyacı mı hissettim?</em>" diye düşünüyorum bazen. Hani bilinçaltında kapalı kalan bir yerlerde nöro-transmitterleri oynatmamı engelleyen bir şeyler mi var acaba?<br /></div><br /><div align="right"></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-545101664586394426?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-41329346225628210302008-11-06T16:37:00.003+02:002008-11-06T16:43:57.466+02:00Öküz altı buzağı mı arıyorum acaba???<div align="right"><a href="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SRMCSoJ3DII/AAAAAAAAASw/YpczQMoBNQw/s1600-h/obama.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265554908365917314" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 229px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SRMCSoJ3DII/AAAAAAAAASw/YpczQMoBNQw/s400/obama.jpg" border="0" /></a><br /><br />Bilmiyorum, ben mi çok pimpirikliyim acaba ama Amerika deyince 3 kere düşünmek gerektiğine inanıyorum. Sanki herşey bir projenin parçası gibi geliyor bana. Bush yönetimi çok antipati topladı, Amerika'ya olan ilgiyi, sempatiyi, güveni azalttı. Sanki bu imajı toplamak için karizmatik, güven veren görünümüyle -ve de özellikle zenci olması sebebiyle- Obama gibi bir figür yaratıldı, karşısına da hiçbir karizması olmayan McCain konuldu gibi geliyor bana, naçizane. Çok sevinemiyorum yani. Umarım yanılıyorumdur :)</div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-4132934622562821030?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-48920642072355861702008-11-01T10:57:00.009+02:002008-11-06T16:46:09.004+02:00Ev Hali<div align="right"><a href="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SQwcuZJbWwI/AAAAAAAAASo/hN6z621DS6A/s1600-h/IMG_1541.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5263613647839255298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SQwcuZJbWwI/AAAAAAAAASo/hN6z621DS6A/s320/IMG_1541.jpg" border="0" /></a><br /><br />Cumartesi sabahı... Dün gece film izlerken uyuyakaldığım için erken kalkmışım... Etrafı toparlayıp, halen uyumakta olan kocaya kahvaltı hazırlamışım*... Ev tertemiz zira çarşamba günü tatil olduğu için temizlik yapılmış, halılar serilmiş**... Hava yazdan kalma gibi, sıcacık ve de nem yok... Bi de dün maaş yatmış... 3-4 aydır ilk kez bomboş bir haftasonu... Zorunlu bir iş yok... Çok şükür ki uzun süredir sevdiklerimle ilgili kötü bir haber alınmıyor... Keyfim yerinde...<br /><br /></div><div align="right"></div><div align="right"></div><div align="right"><span style="font-size:85%;"><em>* Fotograftaki meyve suyu kendi spesiyalim: Elma, armut, havuç, portakal, siyah üzüm, beyaz üzüm....</em></span></div><br /><div align="right"></div><div align="right"></div><div align="right"><span style="font-size:85%;"><em>** Adana'da yazın halılardan ateş fışkırdığı için mayıs-haziran gibi halılar kaldırılır, ekim -kasım aylarında yıkanmış halılar geri serilir.</em></span></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-4892064207235586170?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com3tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-24108504631058506832008-10-07T09:19:00.003+03:002008-10-07T09:39:57.860+03:002750Tam da "terör örgütü dağılıyor, parçalanıyor" masallarından bıkmış ve bunalmışken, "keşke bir imkan olsada son 15-20 yılın gazeteleri toplansa ve PKK ile ilgili haberler bi derlense" derken, şehit haberi duymaya alışmış ve bunu artık normal bir olaymış gibi karşılamaya başlamışken, <a href="http://www.meren.org/"target="_blank">Murat Eren</a> tarafından yazılmış olan yazıyı okudum <a href="http://www.moleschino.org/2008/10/05/turk-insaninin-benligine-kazinmis-sehit-haberleri/"target="_blank">Moleschino</a>'da! Murat üşenmemiş, bir de grafik çıkartmış bu haberlerden.<br /><br /><a href="http://lh6.ggpht.com/a.murat.eren/SOkQTcnvhUI/AAAAAAAADu4/Eopwb5pO_9s/s800/sehit_sayisi.png"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://lh6.ggpht.com/a.murat.eren/SOkQTcnvhUI/AAAAAAAADu4/Eopwb5pO_9s/s800/sehit_sayisi.png" border="0" alt="" /></a><br /><br />Toplam sayı yaklaşık 2750! Başımız sağolsun...<br /><br />`1988`<br />- Güneydoğu’ da Suriye sınırından giren 1O kişilik PKK milikanları ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada bir pilot binbaşı iki jandarma eri şehit oldu.<br />- Hakkari’nin Şemdinli ilçesi Yeşilova mevkiinde güvenlik güçleriyle PKK’lı teröristler arasında çıkan çatışmada bir komando eri şehit oldu.<br />- Mardin’in Derik ilçesine bağlı Bayraklı köyü yakınlarında güvenlik güçleriyle silahlı çatışmaya giren PKK’lı teröristlerden 7’si ölü olarak ele geçirildi, olayda bir er de şehit oldu.<br />- Gaziantep’in Kilis ilçesi yakınlarında sınırı geçmeye çalışan teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada bir çavuş ile bir onbaşı şehit oldu.<br />- Siirt ilinin Şırnak ilçesi yakınlarındaki Cudi Dağı eteklerinde güvenlik güçleri ile PKK’lılar arasında çıkan çatışmada bir astsubay şehit oldu, bir er yaralandı.<br />- Van’ın Gelenler köyü Kaşkol mezrası yakınlarında sınır bölgesinde devriye görevi yapan iki jandarma erinin dün Iran topraklarından açılan ateş sonucu şehit edildiği, Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Elçi Nazım Berger tarafından açıklandı.<br />- Erzincan’ın Kemah ilçesine bağlı Dervişören Köyü yakınlarında bir askeri aracın bir grup terörist tarafından taranması sonucu 8 er şehit olurken, 1 astsubay ve 1 çavuş da yaralandı.<br />- Mardin’in Gercüş ilçesine bağlı Basar köyü yakınlarında bir grup teröristle güvenlik kuvvetleri arasında çıkarı çatışmada bir polis şehit oldu, bir terörist ölü olarak ele geçirildi.<br />- Siirt’in Şırnak ve Silopi ilçeleri arasındaki Cudi Dağı’nda bir grup PKK’lı teröristle çarpışan güvenlik kuvvetlerinden bir üsteğmen şehit oldu, bir astsubay ve üç er yaralandı.<br />- Siirt ilinin Şırnak ilçesine bağlı Boyunkara köyü’nde PKK’nın güvenlik güçlerine pusu kurmasıyla çıkan çatışmada 11 güvenlik görevlisi şehit oldu.<br />- Siirt’in Şırnak ilçesinde PKK militanlarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada ter şehit oldu, 1 üsteğmen ile 1 er ağır yaralandı.<br /><br />Devamı <a href="http://www.moleschino.org/son-20-yilin-pkk-ile-ilintili-sehit-haberleri/"target="_blank">burada</a>...<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-2410850463105850683?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com5tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-13823858281310695212008-09-23T08:18:00.005+03:002008-09-23T09:15:08.272+03:00Özeleştiri<div align="right">Kurtlar Vadisi'nden yıllarca imtinayla kaçtım, küçümsedim. Her bölümde silahların patladığı, onlarca insanın öldüğü bir dizinin yayınlanmasını hep eleştirdim, ben böyle şey izlemem kardeşim dedim. Çoluğa çocuğa kötü örnek oluyor, kültür düzeyi düşük alt gelir grubu yeni yetmeleri beyaz gömlek-siyah pantalon sokaklarda Polatvari dolanıyor deyip durdum. İzlemiyor olmaktan ve bunu ifade etmekten de içten içe gurur duydum.</div><br /><a href="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SNiIkT4BHaI/AAAAAAAAASQ/f1zERY_357o/s1600-h/Polat.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249095523092209058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SNiIkT4BHaI/AAAAAAAAASQ/f1zERY_357o/s400/Polat.jpg" border="0" /></a><br /><div align="right">Fakat sonradan farkettim ki mesela Pulp Fiction'ı gözümü kırpmadan izliyorum. Kill Bill serisini top ten listeme koymuşum, Fight Clup en çok seyrettiğim ve milyon kere de izlesem bıkmayacağım film olmuş, Matrix serisini ezberlemişim vs vs vs. Şu saydığım toplam 8 filmde sıkılan kurşun sayısı ve görülen kan hacmi herhalde Kurtlar Vadisi'nin tüm bölümlerinin toplamından daha fazladır. </div><br /><a href="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SNiIwbx7ZrI/AAAAAAAAASY/pr0gCMBQ9B4/s1600-h/Bride.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249095731372582578" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SNiIwbx7ZrI/AAAAAAAAASY/pr0gCMBQ9B4/s400/Bride.jpg" border="0" /></a><br /><div align="right"><span style="color:#000000;">Trinity'ye, Beatrix Kiddo'ya özenmedim mi, elbette özendim ama hiçbirini izledikten sonra elime silah / kılıç alıp birilerini öldürmeyi düşünmedim.</span></div><p align="right"><span style="color:#000000;">Demek ki Kurtlar Vadi'siyle gerçek sorunum dizide silahın yaygın olarak kullanılması değilmiş, başka bir şeymiş</span>. </p><br /><a href="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SNiI6Csqy3I/AAAAAAAAASg/kmyNQ-hctbs/s1600-h/Trinity.bmp"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249095896438328178" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SNiI6Csqy3I/AAAAAAAAASg/kmyNQ-hctbs/s400/Trinity.bmp" border="0" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-1382385828131069521?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-6972892666547018022008-09-17T09:08:00.005+03:002008-09-17T10:20:42.974+03:00Kocamın yanında & İşimin başındayım<div align="right">Döndüm ben. Günlük gibi kullanacağım dedim ama ikinci günden sonra hiç fırsatım olmadı oturup bir şeyler yazmaya.<br /><br />Berlin'le ilgili bir kaç bir şey söyleyip bu konuyu burada kapatacağım.<br /><br />1. Doğu Berlin'in kendine has trafik ışıkları var, Ampelmann diyorlar:<br /><br /></div><a href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/0/04/Ampelmaenner.jpg"><img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/0/04/Ampelmaenner.jpg" border="0" /> <p align="right"></a><br />2. Berlin'in bayrağında bir ayı simgesi var. O nedenle şehrin neredeyse tüm sokaklarında renk renk desen desen ayı heykelleri var.<br /><br /><a href="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SNChZ9wOeTI/AAAAAAAAASA/57oVdsW5j-8/s1600-h/IMG_1325i.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246871033332267314" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SNChZ9wOeTI/AAAAAAAAASA/57oVdsW5j-8/s320/IMG_1325i.jpg" border="0" /> </p><p align="right"></a><br />3. Şehirde neredeyse hemen hiç yokuş, tepe, yükselti yok. Dümdüz.<br /><br />4. Mimari Berlinliler için çok önemli. Dümdüz ve sıradan bir bina bulmak pek kolay değil. Bugünde yaşıyor ama gelecek için inşaa ediyorlar (Tabi ben hep turistik bölgeleri gördüm. Yaşam alanları konusunda yorum yapamayacağım).<br /><br />5. Egoist bir şehir denilebilir. Her 20 adımda bir "Berlin" isimli dükkanlar bulunuyor. Bu dükkanlarda üzerinde Berlin yazan t-shirtler, kıyafetler, çantalar, buzdolabı magnetleri, bardaklar, anahtarlıklar, ayı figürlü magnetler vs vs gibi hatıralar alabilirsiniz.<br /><br />6. 3 gün boyunca iki büyük merkezi -Alexander Plazt ve Kurfürstendamm- fırsat buldukça dolanmama rağmen bir Pink Floyd t-shirtü bulamadım! Bir çok kişiye sordum, cevap veremediler. En son sabahın 10'unda konferanstan kaçıp Hard Rock Cafe Berlin'e gittim.<br /></p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SNCnr2b-wHI/AAAAAAAAASI/4d-crERn-TE/s1600-h/IMG_1276i.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246877937675714674" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SNCnr2b-wHI/AAAAAAAAASI/4d-crERn-TE/s320/IMG_1276i.jpg" border="0" /> <p align="right"></a><br />Malesef orada da yoktu! Onlardan bir dükkan adresi alıp (Cover Music -ki burası acaip meşhur bir yermiş, eski yeni yüzlerce DVD, albüm, CD, plak vardı.) oraya gittim. Ama onlarda da yoktu :( Nasıl olur diye kafayı yedim. The Wall'un konseri bu kadar ünlüyken, Pink Floyd tarihinde Berlin böylesine önemli bir şehirken, nasıl olur da bir Pink Floyd t-shirtü bulamam diye elemanlara söylendim. Ya evet haklısınız türünden bir şeyler söyleyip bir başka dükkana gönderdiler. Nihayetinde 2 ayrı Pink Floyd t-shirtü bulabildim kocam için (Evet, koca Berlin'de sadece 2 tane). Ama ikisi de "The Wall" veya Berlin'le ilgili değildi :( Yine de bu kadar çabaya değsin bari deyip ikisini de aldım :))<br /><br />7. Berlin duvarı tamamen yıkılmış. Geriye sadece tabela ve kontrol noktasındaki klubeler (checkpoint charlie) kalmış. </p><img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://media-cdn.tripadvisor.com/media/photo-s/01/01/c1/af/checkpoint-charlie.jpg" border="0" /> <p align="right"> <em><span style="font-size:85%;">Üstteki foto bana ait değil, </span></em><a href="http://americangurlinitaly.blogspot.com/2008_07_01_archive.html" target="_blank"><em><span style="font-size:85%;">şuradan</span></em></a><em><span style="font-size:85%;"> aldım. Zira ben arabanın içindeydim tabelayı gördüğümde ve makineyi çıkartana kadar geçtik gittik oradan.</span></em></p><p align="right">Minik minik duvar parçalarını hatıra olarak satıyorlar. Hatta sertifikaları bile var. Ben de aldım evime bir parça duvar. </p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-697289266654701802?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com3tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-58026558501345207962008-09-09T00:22:00.003+03:002008-09-09T01:14:16.390+03:00Berlin Günlüğü_2<div align="right">Bugün gezmek için fazla vaktim olmadı. Sabahtan akşama kadar konferans nedeniyle oteldeydim.<br /></div><a href="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMWdUP9S4KI/AAAAAAAAAR4/D3Xgjur4Vcc/s1600-h/IMG_1195.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243770312349376674" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMWdUP9S4KI/AAAAAAAAAR4/D3Xgjur4Vcc/s320/IMG_1195.jpg" border="0" /> <p align="right"></a><br />Akşamsa otobüse atlayıp <a href="http://www.berlin.de/tourismus/sehenswuerdigkeiten.en/00219.html" target="_blank">Kurfürstndamm'a </a>geçtim (Otobüs 2,1€). Ulaştığımda saat sekize geliyordu ve malesef dükkanların hemen hepsi 20:00'de kapandığı için bir anlamı olmadı buraya gelmemin. Yine de biraz dolaşıp, sokaklarda turladıktan sonra otobüsle geri otele dönmeyi ve kocamla msn'de konuşmayı tercih ettim :) Berlin'de gece hayatının çok hareketli ve eğlenceli olduğunu, çok sayıda disko, cafe vs olduğunu biliyorum ama yanımda sevgili yoksa ve de kendisi evde yalnızsa yemişim eğlencesini :(<br /><br />Trafik problemi hiç yok gibi, arabalar akıp geçiyor sanki. Bisiklet kullanımı da çok yaygın. Akşam vakti takım elbiseli bir sürü bisikletli erkek-kadın vardı yollarda.<br /><br />Şehrin kendisi (en azından benim gördüğüm kısımları) aslında kocaman, yaşayan bir müze gibi. Her tarafta tarihi bir bina görmek mümkün. Binaların hepsi çok güzel korunmuş veya restore edilmiş ve halen kullanılıyorlar. Ve bu binaların arasına yeni, modern yapılar yerleştirilmiş. İçiçe geçmişler ama şahane bir uyum içindeler.<br />Şehirde görülmesi gereken pek çok yer var ama hepsiyle tek tek uğraşamayacağım için 2 saat süren "otobüsle turistik şehir turu"na katılmayı düşünüyorum çarşamba günü. Zaten o gün öğleden sonraki oturumlar benim işimle çok alakalı değil, rahatlıkla kaçabilirim yani :)</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-5802655850134520796?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-26492933.post-62648594374501666442008-09-07T19:37:00.015+03:002008-09-07T22:50:21.250+03:00Berlin günlüğü_1Önümüzdeki 5 gün boyunca blogu gerçek anlamda bir günlük gibi kullanacağım. Bilgilerinize.<br /><br />Sabah 04:50 de kalkan uçağa binebilmek için gece 3:30 da kalkıp havaalanına gittik. İstanbul üzerinden Berlin'e ulaştığımda saat Almanya saati ile 10:30 civarıydı. Tegel havaalanından çıkıp taksiye bindim. Şöförün "where are you from" sorusuna "Turkiye" diye cevap verince beni hiç de şaşırtmayan bir şekilde Türkçe olarak "E hoşgeldiniz o zaman, ilk gelişiniz mi?" diye sordu şöför :)) Kısa bir Türkiye sohbetinden sonra taksiyle ufak bir Berlin turu yapıp otele geldim. Odaya yerleştim ve ilk hedefim olan Müzeler bölgesine geçtim. Otel yeri konusunda şanslıyım zira müzeler otelin hemen yanında. 15€ verip tüm müzeler için günlük giriş kartı aldıktan sonra başladım dolaşmaya. <br /><a href="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQrvEpkaYI/AAAAAAAAAQo/iJHdU6ZLN0M/s1600-h/Berlin+006.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQrvEpkaYI/AAAAAAAAAQo/iJHdU6ZLN0M/s320/Berlin+006.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243363953868040578" /></a><br /><br />İlk müze Antik Yunan idi, oradan aynı binada bulunan eski Mısır müzesine geçtim. Nefertiti ile fotograf çekindim :) <br /><br /><a href="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQr7NPYP8I/AAAAAAAAAQw/M-mTJDwoyYk/s1600-h/Berlin+016.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQr7NPYP8I/AAAAAAAAAQw/M-mTJDwoyYk/s320/Berlin+016.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243364162332540866" /></a><br /><br /><a href="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQsHkTsyDI/AAAAAAAAAQ4/YIAimUW73nc/s1600-h/Berlin+028.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQsHkTsyDI/AAAAAAAAAQ4/YIAimUW73nc/s320/Berlin+028.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243364374683109426" /></a><br /><br />Peşinden Pergamon (yani Bergama) müzesine geçtim. Koca sunağı, devasa sütünları ve heykelleri bizim oralardan getirip burada muhteşem bir müze yapmışlar. "Yemeyenin malını yerler" diyerek ve iç geçirerek dolandım müzede.<br /><br /><a href="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQsahRavCI/AAAAAAAAARA/WYLHy_wsK_w/s1600-h/Berlin+042.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQsahRavCI/AAAAAAAAARA/WYLHy_wsK_w/s320/Berlin+042.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243364700285746210" /></a><br /><br /><a href="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQtJwvjGyI/AAAAAAAAARQ/KtYPFrzjThs/s1600-h/Berlin+076.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQtJwvjGyI/AAAAAAAAARQ/KtYPFrzjThs/s320/Berlin+076.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243365511892507426" /></a><br /><br /><a href="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQspoPtV2I/AAAAAAAAARI/KP7vtjuqPsg/s1600-h/Berlin+045.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQspoPtV2I/AAAAAAAAARI/KP7vtjuqPsg/s320/Berlin+045.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243364959855662946" /></a><br /><br />Sonraki hedef kısa bür süreliğine ziyaretçilere açılan Babil sergisi oldu. Sanırım bugün son gündü çünkü çok kalabalık bir bilet kuyruğu vardı girişte. Ama ben günlük giriş kartı aldığım için sıra beklemeden girdim:)) Ancak, malesef orada fotograf çekmek yasaktı :(<br /><br />Ardından İslami Sanatlar müzesine geçiş yaptım. Burada da Türkiye'den, Suriye'den, Ürdün'den getirtilmiş çok değerli parçalar vardı. <br /><br /><a href="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQu-lXIMPI/AAAAAAAAARg/h7sATmFO0uI/s1600-h/Berlin+068.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQu-lXIMPI/AAAAAAAAARg/h7sATmFO0uI/s320/Berlin+068.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243367518881984754" /></a><br /><br />Sonra koştura koştura resim-heykel müzesine geçtim. Çünkü giriş kapanmak üzereydi. <br /><br /><a href="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQvfO8zqQI/AAAAAAAAARo/z37FCqg_tGM/s1600-h/Berlin+091.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQvfO8zqQI/AAAAAAAAARo/z37FCqg_tGM/s320/Berlin+091.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243368079801690370" /></a><br /><br /><a href="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQvxGZvXAI/AAAAAAAAARw/4N1EcaKi8qc/s1600-h/Berlin+090.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_FZ9XXNdeh9c/SMQvxGZvXAI/AAAAAAAAARw/4N1EcaKi8qc/s320/Berlin+090.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243368386744769538" /></a><br /><br />Hızlıca tur atıp otele geldim ve buraya esas geliş sebebim olan konferansın açılış yemeğine katıldım. <br /><br />Şu an yaklaşık 20 saattir uyanığım ve başım ağrıyor. Sanırım gece deliksiz uyuyacağım :)<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/26492933-6264859437450166644?l=bloglasakdasaklasak.blogspot.com'/></div>CHROMAhttp://www.blogger.com/profile/01620467505880448922noreply@blogger.com0