tag:blogger.com,1999:blog-2376533208565425722008-07-24T13:01:33.521-07:00laleninbahcesilaleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comBlogger124125tag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-85910931253091681552008-07-24T06:18:00.000-07:002008-07-24T06:59:16.618-07:00evden mevden, fındıktan fıstıktanYazasım mı ?yok, aksiyon mu? yok, havadan mı?, sudan mı? bilmem. Kaç kez açtım sayfayı yazmak için sonra bön bön baktım kapattım. Coşamadım, akamadım. Daha da bi anladım ki ben kış insanıyım.<br /><br />yazamadığım günler de ne yaptığımı hatırlamadığımı söylesem ayıp olur mu?. En yakın tarih dün. Sabah Meralin telefonu ile uyandım, -Meral ablamlar (biz ge gelin Meral, kızımız Meral muhabbeti var , karışmasın diye:))ve Şule ablam (kayınbiraderimin kızı) geliyo geliyo yenge siz de gelin dedi. Kızların da hayret ki hayret programları yoktu. Gittik .<br /><br />Valla kalabalık ama çok eğlenceli bir ekip olduk. Kızlar bile akşam babalarına halamların bu kadar eğlenceli olduğunu bilmiyorduk dediler. Tabii kızlar iş ve okul dolayısıyla pek birlikte olamıyorlar ama halalar yani görümcelerim benim okey grubumdalar hehehee. Bir gün resimlerini koyayaım size . yedik içtik güldük eğlendik akşam oldu evlerimize dağıldık tabii. Çocukken akşama kadar oynar oynar akşam evlere dağılırken - evli evine , köylü köyüne , evi olmayan sıçan deliğine der evlerimize koşardık. Bilen var mı bu tekerlemeyi.<br /><br /><br /><br />Bu gün günlerdir beklediğimiz aksiyon geldi. Hala kızı Meral ile Cevahire alış- verişe giden Gamsegamse kolunu çöp konteynerine çarpmış, çizilmiş. Hemen Cevahir de sabunlu suyla çok çok yıkamış, eczaneye gitmişer, eczacı steril etmiş, temizlemiş yarayı tetanos aşısı olsanız iyi olur demiş. Zataen Zuzun iş yeri yakınlarında , dönüşte birlikte eve döneceklerdi. O hemen tanidık yer ayarlamış aşı olmaya gideceklerdi. Ben de onları bekliyorum şimdi.<br /><br /><br /><br />Zuzun Ordu seyehati bitti ve geldi. Resimdeki fındıkları o getirdi Ordudan. Kendi bahçemizden. Yılın ilk mahsulatı. Kocam bir tek bu haldeyken yer fındığı sonra ağzına koymaz. Biz fındığı genelde kavrulmuş tüketiriz. Gamze çok küçükken bahçeye gitmiştik. Demek ki ilk kez taze fındık yediriyordum. Kırdım ağzına verdim , aa pişmemiş daha demişti.<br /><br /><br /><br /><br />Bu yıl fındık rekoltesi çok yüksekmiş. Dayım- artık pırasa fiyatına satarız diyor. Dedemin vefatından sonra ihracat işini bıraktık çünkü artık biz de üretici olarak satıyoruz fındığı. Aganigi maganigi diyerek olmuyo bu işler. Dünya fındık ihracatının 4/3 ünü karşılayan Türkiyede sağlam bir fındık politikası gerekiyor. Çünkü ne kadar alternatif denenirse denensin çikolata yapımın da fındığın yerini hiç bir şey alamadı. Ay yeter bu kadar bu konu<br /><a href="http://bp0.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SIiHHZG5ahI/AAAAAAAAATg/91ZGBsZurFw/s1600-h/fındık+001.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5226575928632109586" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SIiHHZG5ahI/AAAAAAAAATg/91ZGBsZurFw/s400/f%C4%B1nd%C4%B1k+001.jpg" border="0" /></a><br /><br /><br />Akşam yemeğinde Zuz var. Pancar çorbası ve Karnı yarık yaptim. Yanında halis muhlis ev yapımı erişte. Ordu'dan gelme. Bi de cacık. Verdiğim linkte pancar çorbası tarifi ve Ordu var . Eğer üşenmesseniz bakın Ordulular nasıl birileri, Ordu nasıl bir yer.. Video muhteşem bana göre.<br /><br /><a href="http://www.cnnturk.com/VIDEO/index.asp?pn=1&amp;prid=1688">http://www.cnnturk.com/VIDEO/index.asp?pn=1&amp;prid=1688</a>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-4218114974571498692008-07-19T11:07:00.000-07:002008-07-19T12:07:59.488-07:00akşam akşamyani laf olsun , torba dolsun kabilinden bir yazı olacak bu. Aynı dar alanda kısa paslaşmalar gibi bir hayatım var bu günler de. Çok kısa mesafelerde geziniyorum. Mesala dün yine hala görümce muhabbeti yaptık kızlarla. Görümce ile aynı mahallede oturmak süper valla. Geçen sabah dışarı çıkmıştım henüz kahvaltı bile yapmamıştım üstelik , hatta ve hatta kızlarda kahvaltıya dışarı kaçmışlardı. Baktım uzaktan görümcem görünüyor. Beni görünce beklemiş. Dönüşte gel kahvaltı edelim dedi. Balıklama atladım. Kızı Meral de tam kafa dengimdir. Gittiğimde süper bir kahvaltı beni bekliyordu.<br /><br />İstanbul, dilim taş altına, Allah nazarlardan saklasın, sıcak bile olsa akşamları çıkan hafif rüzgarla tadına doyulmaz bir halde. Hani öle boğucu sıcaklar, insanı daraltan nem falan yok. Yok dimi bana öyle gelmiyor yani. Dün akşam kocam bile geçen yıl bu zamanlar daha sıcaktı diye bir hatırlatma yaptı. Gerçi geçen yıl ben bu zamanlar kirişi kırmıştım İstanbuldan. Ayyy ne güzeldi Ordu ve Niksar gezilerim. Gelirgelmez de Bodruma gitmek kaymaklı ekmek kadayıfı gibi olmuştu. Geri döndüğüm de artık sonbahardı İstanbul.<br /><br />Tamam hepiniz ağız birliği etmişcesine beni tiye aldınız, bir önceki yazımdaki yemek yapma modumla ilgili. Ama ayol ben size dememdim mi, buğday haşlanmış vardı, sarmaları Naziş sardı, içi de zaten yine dondurucu da vardı. Neyse gün olur devran döner sıra bana gelir.<br /><br />Gamsegamse tatil için gün saymakta, Nazlı hanımefendiler ise tatilin ikinci yarısı katılacakmış bize:)). Gamsegamse ile biz lastik gibi uzatabileceğimiz kadar uzatma kararı aldık bakalım ne kadar ne yapabileceğiz.<br /><a href="http://bp1.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SII5yFSFqRI/AAAAAAAAATE/zwTUDHIugxw/s1600-h/blog.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224802050277484818" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SII5yFSFqRI/AAAAAAAAATE/zwTUDHIugxw/s400/blog.JPG" border="0" /></a>resimler Gamsegamsenin bu günkü Oyuncak müzesi gezisinden. Kahramanımız masal ve çizgi film kahramanları ile<br /><br /><br /><br />Geçen gün yine bir hoş olay yaşadım blog sayesinde. Kapı çaldı , posta diye bir ses, gerisi yok. Aşağıya indim koca bir zarf. Üstünde ismim yazılı gönderen mavianne yazıyor. İçini nasıl heyecanla açtım anlatamam. Taa Hollanda da beni hatırlamış, lale şeklinde bir yelpaze, şık bir anahtarlık ve esliğinde çok zarif bir kart göndermiş. Çok duygulandım. Ne güzel insanlar tanıyıp , ne güzel olaylar yaşıyorum burada hep daim olsun inşallah.<br /><a href="http://bp1.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SII6Sd-8MfI/AAAAAAAAATM/5g5PU_17X2c/s1600-h/gmz+039.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224802606663873010" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SII6Sd-8MfI/AAAAAAAAATM/5g5PU_17X2c/s400/gmz+039.jpg" border="0" /></a><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />Şimdi ben kocamla dans yarışması izlemek üzere salona yol alıyorum. Tatsız çıkan kavunun üstüne dondurma koyup servis edicem hehehee. Benim anneannem siz seferberlik görmedinizmi derdi bize:)). Ay kız anneanne nerden görelim deyince de kızardı. Yani hiç bir şey ziyan edilmez , kavun tatsız mı çıktı üstüne dondurma koy, koca pazı yemiyomu, gözlemenin arasına koy ıspanaklı gözleme diye yuttur. Dünden kalan makarnanın üstüne sarımsaklı yoğurt koy , üstüne de azcık kıyma kavur, nane ve kırmızı biber ekle cos diye gezdir üstüne . Kapış kapış yensin. Anneannemin seferberlik tarifleriyle yine aranızda olucam söz:))laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-16796660555492645412008-07-17T05:45:00.000-07:002008-07-17T07:16:50.963-07:00Evden bi r de , bir hatta iki sivrisinek hikayesi<div><br /><br /><div><strong>Biz İstanbulular olarak iyice bir serinledik dün. Yağan yağmur çok güzeldi, ammaa akşam haberlerinde bu yağmurun herkes için aynı anlamı taşımadığını bir kez daha anladık. Yine alt yapısı olmayan seçim semtleri için kabus oldu. Hava öyle bir karardı ki bir ara ev de ışık yakmak zorunda kaldık. Bu gün de dünün serinliği var biraz .<br /></strong><a href="http://bp0.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SH8_yp7Z49I/AAAAAAAAASs/7cl9egfXUgI/s1600-h/paulinevetosbaalarjh6.JPG"><strong><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5223964232254088146" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SH8_yp7Z49I/AAAAAAAAASs/7cl9egfXUgI/s400/paulinevetosbaalarjh6.JPG" border="0" /></strong></a><strong>Bu gördüğünüz karikatür, bizim banyoyu tasvir etmekte. Nazlının arkadaşı tarafından çizildi. Baktım sürekli firar etmekte bizim kamlumbağagiller , nam-ı diger gamsegiller attım onları banyoya. Kendileri istedi bunu, geçen yıl bizimle Bodrum tatili bile yapmışlardı, ama bu sene hiç heveslenmesinler çünkü dana kadar oldular artık.<br /><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5223985011633479794" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SH9SsLJg4HI/AAAAAAAAAS0/lwXwy7he0r8/s400/blzk+007.jpg" border="0" />resimde ki bileklikler Gamzenin geceleri yaptığı takı üretiminden örnekler. Uçlarına gümüş objeler ve minik kurdeler bağlıyor ve çok şık oluyorlar. Resimde tam çıkmadı haliyle.<br /></strong><br /><br /><p><strong>Ev de bir yaz rehaveti var. Mesela ben daha fazla evdeyim hehee. Kızlar da daha çok sokakta. Bu ara , yemek yapma modumdan da çıktım. Ama ev halkı daha memnun. Dün mesela patates köftesi yaptım yanına da domates biber ızgara. Yanına yoğurtlu soğuk buğday çorba ve zeytinyağlı yaprak sarma. Ama hemen açıklayayım. Dondurucuda haşlanmış buğday vardı. Hafif ısıtılıp üstüne yoğurt ve hafif bir sos gezdirildi. Yaprak sarmanın içi ise yine dondurucuda bir önceki sarmadan kalma içdi veeee vay anasını sayın seyirciler Naziş>le birlikte sarıldı. Kızımın ellerine sağlık olsunnn.. Ama patetes köftesi taze tazeydi bakın. Bir kaç haşlanmış patatesi(soğuk olsun). İyice ezin ya da rendeleyin, istediğiniz baharatları katın. Karabiber , kırmızı biber kimyon ve tuz koydum ben. Sonra bir yumurta kırın içine, biraz kaşar rendeleyin, iki kaşık nişasta koyun. Ele yapışırsa biraz daha nişasta ekleyebilirsiniz. Köfte şekilleri verin. Önce una sonra yumurtaya batırın kızartın. Affiyetler olsun. Bir nevi patates kroket gibi işte. Bizim yumurtalı ekmeğin Fransız tostu olması hikayesi. Ben size istesem köfte şekli verin pane edin de derdim hehehheeehe,</strong></p><br /><br /><p><strong>Dün geceden bir sivrisinek hikayem var bi de. Tam yatıyordum, kocam- lale galiba sivrisinek var dedi. Nassı yani dedim. Nerden girecek, hem her gün ilaçlanıyoruz alimallah, semtte bile yok o dediğinden. Hemi de pencerede tel var. Acaba rüyamı gördüm dedi. He he he öyledir dedim. Gece bir uyandım parmağım hem kaşınıyo hem de tepem de bir vızıltı. Işığı yaktım yok aradım taradım yok. Biliyorum o benim tepemden gitmez. Mal bulmuş mağribi gibi saldırır. Aklıma geçen yaz Orduya giderken aldığımız sinek - böcek kovucu geldi. Hemen ondan sürdüm koluma bacağıma, gizlice kocamın üstüne de sıktım yattım. Sabah bi baktım tv nin üstünde ama kaçtı elimden namussuz. . Şimdi onu geceye kadar bulup haklamam lazım. Bunu anlatırken aklıma geçen yaz ki sivrisinek olayım geldi. E akla geldi bi kez anlatıcaz. </strong></p><br /><br /><p><strong>Geçen yıl Orduya gittiğimde bir gecede köyde yatalım dedim. Herkesi kandırdım. Sülalece gittik . Harmanda oturduk. Sütlaçlar , 150 yıllık sahanlarda sahanda yumurtalar pişti, helvalar kavruldu. Cümbürcemaat okeyler oynandı. Sıra geldi yatmaya. Ben Mecbure Teyzemle aynı odada yatıyorum. Gece yatarken sinek kovucu sıktım, istermisin diye de sordum teyzeme, o da deodorant sıkıyorum sanmış- yok , dedi. Ben gece misler gibi uyudum. Teyzem mahvolmuş, sana baktım hiç gelmiyolar diyo, hepsi benim başıma çöktüler)). İşte böyle bir sivrisinek hikayesinden sonra da bilmem okurmusunuz bir de Ezop tan gelsin</strong></p><strong><br /><br /><p><br /><span style="font-family:arial;"><span style="font-size:130%;color:#990000;">Sivrisineğin Aslan Karşısındaki Galibiyeti</span><br /></span></p><br /><br /><blockquote><span style="font-family:courier new;color:#993399;">Sivrisinek vız vız uçarken, ,aslanı görmüş. Aslan da kurum kurum<br />kurumlanıyormuş. Kolay mı bunca hayvanın kralı olmak? Kurumlanır elbette.<br />Sivrisinek, aslanın bu kurumuna bozulmuş. Karşısına dikilmiş, elleri belinde<br />meydan okumuş: - Ne kurum kurum kurumlanıyorsun? demiş. Aslansan aslanlığını<br />bil. Önüne geleni pençelemek, ona buna homurdanıp kükremek de ne oluyormuş?<br />İşte; evlerde kanlar kocalarına da aynı şeyi yapıyorlar. Aslan mı onlar da<br />şimdi? Senin bu ettiklerin canımıza tak dedi artık. Erkeksen çık karşıma da<br />dövüşelim, bakalım kim kimden yavuzmuş? Kanatlarını germiş, iğnesini sivriltmiş,<br />vız vız diye saldırmış aslana. Aslanın en yumuşak yeri burnu ya, ordan sokmuş<br />iğnesini, şişirtmiş. Aslan, sivrisinekten kurtulayım derken pençeleriyle burnunu<br />paralamış, kan içinde komuş. Bakmış sivrisinek zorlu, bir şey yapamıyor ona.<br />-Tamam, sensin! demiş. Sivrisinek, aslanı yendim diye bir gönenmiş, bir<br />sevinmiş, sormayın. Başı dönmüş uçarken, örümceğin ağına düşmüş. Çabalayıp<br />durmuş, canını kurtaramamış. İnim inim inlerken: - Hey yüce Tanrım! demiş. Şu<br />işe bak, koskoca aslanı pes ettirdim de, şimdi şuracıkta pis bir örümceğin<br />ağında can veriyorum. Hak reva mı yani? Güçlülerin de mutlaka bir zayıf yanı<br />vardır. Onu bulup güçlüyü yenince insanın başı dönmemeli. Kendi gücünü bilmeli,<br />ona göre davranmalı.</span> </blockquote></strong><br /><br /><p><strong>Bu günlük yeter bu kadar.</strong> </p></div></div>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-22812533140691964502008-07-15T08:06:00.000-07:002008-07-15T08:37:29.613-07:00Sıccak çok sıccakEvet sıcak bir gün. Ve ben klimayı dumura uğratmış durumdayım. Aç kapa aç kapa artema durumları.Yarın sıcaklık sekiz derece birden düşecekmiş. Yani düşe kalka gidecek bu yaz.<br />Bu sıcak günlerde tatile gideceğimiz güne kadar şöle bi rehavet içinde geçireyim diyorum. Ülke gündemi yeterince hararetli zaten; bi de ben hararet yapmayayım luzumsuz hareketlerle.<br /><br />Ama bir depresif hailim de yok değil. Dün gece yok bunu izleyelim, olmadı şunu izleyelim, ben gazete okuyayım kaşur kuşur derken , kocam soluğu yatak odasında aldı. Üç dizi ve bir yarışmayı bir arada götürmeye kalktım, e performansları ancak bir araya gelince bi işe yarıyordu :)). O arada da gazetelere bakıyodum hehehe. En sonunda koca kaçtı işte.<br /><br />Sonra Gamsegamse ile takı olayına girdik. Çok güzel bilezikler yaptı. Sabah kalktığımda ayağımın altına batan boncuklar da olmasa daha iyi olacak ama. . Bu kızın kışın kağıtlarında yüzeriz, yazın boncuklarında. Ona ayrı oda değil ayrı bir kat vereceğim bir evimiz olmalı bizim.<br /><br />Nazlı kendi aleminde hafta sonları Zuza kaçıyor. Biz yatınca da salona kurulup yabancı kanallarını izliyor.<br /><br />Bu arada tatile götüreceğim kitapları ayırıyorum. Biraz hafif kitapları tercih ederim tatilde. Kocam da tam tersi ağır ağır takılır. Nalan da Kaştan bildiriyor, onu okudukça sabırsızlanıyorum.<br /><br />Bizde kayda değer bir şey yok anlayacağınız.Iscak ıscak takılıyoruz. Hadi kalın sağlıcakla ve serinliklelaleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-12616876680159766332008-07-11T01:33:00.000-07:002008-07-11T03:15:20.982-07:00keyifli bir gece, mutlu bir sabah<div><strong>Dün geceyi anlatmak üzere başlayacaktım yazıma ama, bir bebek haberi bunun önüne geçti.Beklediğimiz bebek geldi iki saat önce. Zuz'un ortağı Berfu'nun oğlu CAN bey dünyamızı şereflendirdi. İnşalah dünya onun gelişiyle daha bi renklensin, barış dolu olsun.Bu arada Zuz doğum günümü kapacak diye ödü kopuyodu:)). Onun doğum gününden iki gün önce ama bu kez de erkek kardeşimin doğum gününde doğdu. Tabii buradan kardeşime , METİN'e de mutlu sağlıklı nice yıllar. İyi ki doğdun kardeşim , iyiki benim kardeşimsin.</strong></div><br /><div><strong></strong></div><br /><div><strong>Gelelim dün geceye. Biz yani, ben , Zuz, Nazlı, Gamze, Nalan , Nurdanacar hep birlikte zeya'nın evindeydik. Yine çok güzel saatler geçirdik. zeyanın enfes yemekleri eşliğinde. Gamze yemekler talana uğrarken son anda bir resim çekebildi)). Zuzun yaklaşan doğum günü ve benim de geçen doğum günün için hediye bombardımanına uğradık eh bu kısmıda pek keyifliydi tahmin edersiniz ki. Nalan daha altı ha<a href="http://bp2.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SHcueCMNmMI/AAAAAAAAASc/D0Nf0jRqiMg/s1600-h/10.07.08+blog+buluşması.JPG"></a>fta burada fırsat buldukça planlar yapacağız yine. </strong></div><br /><div></div><br /><br /><div></div><br /><div><a href="http://bp2.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SHcueCMNmMI/AAAAAAAAASc/D0Nf0jRqiMg/s1600-h/10.07.08+blog+buluşması.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221693386478426306" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SHcueCMNmMI/AAAAAAAAASc/D0Nf0jRqiMg/s400/10.07.08+blog+bulu%C5%9Fmas%C4%B1.JPG" border="0" /></a><br /><strong>Gece Nalan bizi eve bıraktı. Kocam henüz daha yatmamıştı geldiğimizde zeyanın gönderdiği ekşi karadutlara daldı. Zeya sevaba girdin valla en sevdiği şeylerden biridir. Ben de oturdum zeyanın hediyesi olan kitaba baktım biraz, o kadar almak istediğim bir kitaptı ki, sanki içimi okudu. Acaba diyorum önceki gün birlikte yaptığımız motor yolculuğunda benim denizin iki yakasına bakarak , çok seviyorum bu şehri demem seçiminde etkli olmuş mudur. Kitabın adı ''İSTANBUL da ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey''. Yanında da buraları gezip gördükçe izlenimlerimi yazmam için çok şık bir defter var. Hemen karıştırdım , yaptıklarım var mı ? diye. E olmaz mı? var tabi. Ama daha çoook var gezmem , görmem yapmam gereken şey. Ben şimdi pazartesinden itibaren vira bismillah derim))</strong></div><div><strong><a href="http://bp3.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SHcyHJOOlaI/AAAAAAAAASk/N5An57u-0EE/s1600-h/zBK337841JG567_250.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221697391275447714" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SHcyHJOOlaI/AAAAAAAAASk/N5An57u-0EE/s400/zBK337841JG567_250.jpg" border="0" /></a></strong></div><div><strong><em><span style="color:#cc0000;">2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul İçin Keşif Planı.Akdoğan Özkan'ın 2007 yılının satış rekorları kıran "Türkiye'de Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey" kitabından sonra, serinin ikinci kitabı...Özkan bu kez bizi 2010 yılının Avrupa Kültür Başkenti İstanbul'a götürüyor... Hayata ilişkin beklenti ve arzularını İstanbul'la buluşturmak isteyenler için. Hayatlarını bu şehirde olağandışı kültürel lezzetlerle ve keyifli aktivitelerle zenginleştirmek isteyenler için... En iyi bildiğimizi sandığımız şehrin şifresini kırıp sırlarını bize açıyor. Bir dünya başkentinin pek bilinmeyen kıymet ve harikalarına çeviriyor dikkatlerimizi Özkan. İstanbul'un en romantik koordinatlarının izini sürüyor... En gizemli durakların, en güzel kültür rotalarının, "çok yıldızlı" maceraların, olağandışı lezzetlerin... Hayatın hayhuyu arasında İstanbul'un belki kucaklama fırsatı bulamadığımız zenginlikleri için bir keşif planı sunuyor... 2010'dan önce herkes şehre yabancılığını atsın diye...</span></em></strong></div><br /><div><br /><strong>Keyiflli bir gece geçirdim, sabah da bir bebek haberiyle mutlu uyandım , gerisi de inşallah öyle gelsin.</strong></div>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-20528657523334411722008-07-09T05:27:00.000-07:002008-07-09T07:42:03.553-07:00taze taze<strong>Evet hem de çok taze, hepsi bir kaç saat önce yaşandı çünkü. Ececimle tanıştık bu gün, o bizi sevdimi bilmem ama biz onu çok ama çok sevdik. Kim bu biz. Nalan , zeya ve ben.</strong><br /><strong></strong><br /><strong>Günler öncesinden yapılmış bu programı gerçekleştirmek için sabah evden çıktım. Meteorolojiye göre oldukça sıvcak bir gün olması gerekiyordu ama püfür püfür bir rüzgar eşliğinde ben Beşiktaşa geçtim. Zeya ile iskelede buluşacaktık; vapurlarımız neredeyse yanyana ulaştı iskeleye. Hemen buluşma yerimize gittik. Gittiğimizde Ece bizden önce gelmiş, çayını yudumluyordu bile. Uzaktan el salladık birbirimize, hayır hayır daha önce hiç karşılaşmadık. Ama bilmem bu blog dünyasının sihri galiba. Hemen arkamızdan Nalan da katıldı bize. Birlikte sabah kahvaltısı yaptık. Huuuu Özsüt sakinleri , peyniriniz çok tuzlu. Ben bir şeye tuzlu diyorsam o tuzludur; nokta. Neyse biz dolu dolu muhabbet ettik. Ah Ecenin bize hediyelerini görmeliydiniz. Hepsi göz nuru. Fotoğraf makinesini kızlar alıp çıkmasaydı resmini koyacaktım ama mutlaka ekleyeceğim bu yazıya sonra .Her şey çok ama çok güzeldi.</strong><br /><br /><br /><strong>Ece o kadar işinizn içinde bize vakit ayırdı, kızına da buradan sonsuz teşekkürler, annesini tanıma imkanı verdi bize.<br /><br />Daha sonra Nalan ben ve zeya güne biraz daha devam ettik. Beşiktaş sahilindeki Beltaş da oturduk, sohbetimize devam ettik. Daha daha sonra da zeya ve ben Nalan dan ayrılıp motorla Üsküdara geçtik. Üstt kata çıktık hemen. Denizin havasını içimize çeke çeke Üsküdara geldik.<br /></strong><br /><br /><strong>Eve gelince kızlar Ecenin marifetlerine bayıldılar. Düşündüm neler kattı bu blog hayatıma , ne güzel insanlar tanıdım. Bir kaç gün yazmayınca Nalan taa Dubaiden panik yaptı, Monitörümüz servise gidince zeya hemen monitör getirdi eve. Mavianne Ankaradan sağlığımla ilgili endişelendi. Annem yapardı , 20 yıldır yemedim dediğim yemeği ,petunya uçakla bana ulaştırdı. Hem de acaip bir insan zinciri kurarak. Öhö dedik mesir macunu tadında ve kokusunda mesir çayını şekerimpembem yetiştirdi. yani daha hatırlayamadığım bir sürü güzellik yaşadım. HEPİNİZ SAĞOLUN , VAR OLUN....</strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-42213534680399833512008-07-06T12:00:00.000-07:002008-07-06T13:43:16.170-07:00kon kon kelebek o kanatlar , İlkbaharın gülü yapraklar , bak ne güzel olmuşlar , bir çiçek üstüne konmuşlar.<strong>Geçen sabah uyandım , balkona çıktım ne güzel bir sabah dedim, hava pırıl pırıl , hafiften rüzgarlı, çiçeklerim coşmuşta coşmuş. Tüm sevdiklerim evde, çayım demli , ekmeğim sıcak. Hah sen bunu mu dedin kon kon Ergenekon. Ülkenin havası değişti.<br /><br />Bir haftadır evdeyim, hadi itiraf edeyim güçcücük bir operasyon geçirdim. Bir tek mavianne önceden biliyordu. Geçen hafta geldiğinde ; buluştuğumuzda konuşmuştuk. Çok eften püften bir şey bence ama kocam ve Gamsegamse ikilisi neredeyse bakınca bile enfeksiyon kapacağım vehametine kapıldılar. Operasyon sonrası Ordu^'ya giden Kuzen tayfasının da olayı abartması ve akrabaların gece gündüz araması sonucu az kala ben bile ben bile önemli bir olay var sanacaktım. Yav , ben doğum yaptıktan sonra , doktor beni muayeneye gelmişti de, oda da bulamayınca yaygarayı koparmıştı hastam nerde diye. Hemşireler odaya doluşunca ben perdenin altından çıkmıştım. Pencereden bakıyordum da:)). Sonra eve çıkınca da aynı şeyi yapınca, kayınvalidem bari misafir gelince yat da nazar değmesin derdi. Hey gidi günler hey.<br /><br />Bu gün ilk kez dışarı çıktım. Gamsegamse ile Capitole gittik. Hem biraz alışveriş yaptık hem yemek yedik.Erken ,indirim dolayısıyla mağazaların salı pazarından farkı yoktu. Hatta yerde denenip denenenip yerlere saçılan , ezilen ayakkabıları görünce , yani dünya para verip bu ezilen büzülen ayakkabıları mı alacağım dedim. E capitol de bizim mahallede olunca , bi sürü tanıdık çıkıyo tabi. Bir ara yemek masasında beş kişi oluverdik. Sohbet muhabbet derken , bir baktım saat altı olmuş. Koşalım eve dedinm hiç yemek yok. Hemen susuz tavuk pişirdim. Tarifini birazdan vericem. Bir de kocamın sevdiği bir yaz yemeğimiz var onu yaptım. <span style="color:#6600cc;">Biraz kıyma ile soğanı soteliyoruz. Sonra bir tatlı kaşığı kadar da salça. Bir kaç adet de sivri biber doğrayın atın içine. Bu arada bir kaç adet de domatesi rendeleyin salın içine . Domatesler iyice pişince iki üç çorba kaşığı pirinç ve sıcak su ilave edin pişirin.</span> Ne çorba gibi sulu ne de çok koyu olsun. Anladınız siz onu.<br /><br />Gelelim sususz tavuğa , bu aslında Ruhat Menginin yılbaşı hindisi tarifinden bozma bir tarif. Hehe şaşırmayın valla geçen yılbaşında vermişti köşesinde tarifi. Şimdi efenim <span style="color:#6600cc;">tavuğunuzu bi güzel yıkayın. İçini dışını tuzla ovun. Üstüne küçük çentikler atın. Soyduğunuz sarmısak dişlerini bu çentiklerin içine yerleştirin. Biraz da sevdiğiniz baharatları katın, ben tane karabiber falan da koyuyorum. Tencereye tavuğunuzu oturtun, ağzını kapatın. Hiç su koymayın sakın. Tencerenin kapağı ısınana kadar kuvvetli ateşte pişirin. Kapak ısınınca altını kısabildiğiniz kadar kısın 45 dk ya da tavuğun cinsine göre bir saat pişirin. İçindeki su nerden geldi diye de bana sormayın. Çorba, pilav yapacak kadar su çıkacaktır size. Hatta tavuk yarı pişince ben kapağı açtım bir kaç bütün patates attım içine.</span> Yerken de limon ilave edip haşlama olarak yedik. Resim koymak aklıma geldiğinde , tavuk tavukluktan çıkmıştı. Bir tavuk resmi aparayım dedim netten, sonra aklıma annemin sözü geldi.'' kırk yılda bir hırsızlığa çıktım, ay akşamdan doğdu''. Şimdi neme lazım , millet kapıma dayanır benim tavuğum , benim resmim, eser hırsızı diye . Ağır ol molla desinler aha da bu da kocamın lafı pek sever niyeyse bu sözü.<br /><br /><br />Havalar oldukça iyi gidiyor gibi. Ya da bizi biraz boğaza yakın olmanın ve de ceviz ağacının sefasını sürüyoruz. Henüz klimayı bir kez çalıştırdık.<br /><br />Durum bundan ibarettir ...</strong><br /><strong> hamiş: Bazen yeni isimler görünce yorum sayfam da memnun oluyorum tabii, ama bakayım kimmiş diye gittiğimde bu blog yalnızca davetli okuyuculara açıktır diyor. Ne yapalım öle olsun. </strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-66696945173456193242008-07-04T06:23:00.000-07:002008-07-04T06:47:38.353-07:00yaza yaz geldi çarşıya kiraz geldi<strong> Biz evcek evdeyiz bu gün. Ama yarım saate kalmaz dağılırız. Kızların ayrı ayrı programları var. Kocam şimdi dışardan geldi çok sıcakmış hava.<br /><br /> Şimdi kızlar bi taraftan vız vız konuşarak hazırlanıyorlar. Konuları geçen yıl ,Gamsegamsenin bir ay bile kullanmadan çalınan telefonu. Tatile gitmeden bir gün önce Adaya gitmesinin sonucu. Sizin ev de bazı konular temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp ortaya gelir mi böle. Gamse seneye Sosyal Beceri dersine , hocasından izin alıp bizi de davet edecekmiş. Ne amaçla anlamadık. Bir de yanlış anlama notları varmış onları okumamızı tavsiye etti:)).<br /><br /> Yine bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete günlerini yaşıyoruz. Sabah ola hayrola. Kapıyı kim çalar bilinmez. İnşallah gelen sütçüdür)).Henry Jeanson olayı yaşadık blogca biliyosunuz. Yine aynısı olmasın temkinli oalyım. Ülen herkes ağzına geleni yazar burada, ben bişe yazarım hemen biri damlar niye , o demedi bu dedi, niye dedi. O kitabı niye beğenmedin bi daha oku ya da aa neresini beğendin. Artık karar verdim.Bi tek Ayşegülleri yazıcam burada. Mesela Ayşegül tatilde durumları yaşamak istiyorum bu ara. Gerçi bu ara Ayşegül Sirkte gibiyiz aynen.<br /><br /> Bu hafta farkındasınız umarım hep evden seslendim size, ama haftaya tutmayın beni. Şimdiden iki programım var , Nalan taa Dubaiden hazırladı. Ya da ortak hazırladık diyelim)). Her seferinde Nalanın gelmesine 10 gün kala falan biz başlıyoruz mail fırtınasına)<br /><br /> Benden bu günlük de bu kadar , hoş kalın hoşcakalın , nasıl isterseniz aynen öyle kalın...</strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-8991632885521955892008-07-01T01:08:00.000-07:002008-07-01T01:24:58.395-07:00sabbah sabbah<strong>aaa sabah olmuş dedim. Küp gibi uyumuşum demek. Naziş yürüyüşe çıkmış, Gamsegamse uyumaya devam. Kocam sabah erken gitti zaten. Ben de gözümü açmadan klavye başına oyurdum. Dün bütün gün ev de yoktum. Maillerime neyin baktım. Eve almadığımız bazı gazetelere göz attım. Teknolojik bir kadınım vesselam.<br /> <br /> Ben yazın bir tek tatile gittiğimiz dönemlerini sevdiğime karar verdim. Yaz mevsimi doğumlu olduğum halde( uuuy ne dolaştı cümle, kurallara uygun yazılacak diye, şöyle diyebirdim, yazın doğdum), kışı seviyorum ben. Nasılda canlı oluyor insan. Daha yazın başında ben böyle konuştuğunma göre , bütün yaz bu sazı çalacağım anlayın işte.<br /><br /> Kızlar, okul dolayısıyla halalarına gidemiyorlardı. Dün msn de hala kzıyla yazışırken Nazlı,- biz hepimiz evdeyiz bu gün, size geliyoruz demiş. Gittik. Breh, breh , hala da yeğenlerine bir hazırlanmıştı anlatamam. Meral , o kadar merak etmiş ki, bahsettiğim kitabı, - yenge ille bana getir dedi. Götürdüm. Yani görüldüğü üzre , reklamın iyisi kötüsü olmuyor tezi doğrulandı.<br /><br /> Biz de ne piştiyi yazmıyorum ama, bu günlerde sıkça yaptığım bir şey var. Akşamları tv karşısında keşküllü dondurma keyfi. Hazır paketlerde satılan keşküllerden alıp pişiriyorum. Kaseler bölüyorum. Akşam dondurmaları bunun üzerine koyup servis ediyorum. Bolulu Hasan Usta' nın ki gibi olmasa , idare ediyor işte. Geçen yıl Bodrum - Turgut Reis de ki akşam yürüyüşlerinin çoğu O' na doğru olurdu))<br /> <br /> Şimdi gidip çayımızın suyunu kaoyayım, Gamsegamse ile şöle güzel bir kahvaltı edelim. Naziş Corn-flakes yiyip işi bitirmiş...</strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-61978986121423081622008-06-29T04:21:00.000-07:002008-06-29T06:09:19.915-07:00pazar pazar<strong><br />Rüzgarlı bir hava var dışarda, perdeler uçuşuyor, kahvaltı masası hala toplanacak. Gamsegiller yine firar da balkonda geziyorlar. Gamze onları yaz tatilinde bir arkadaşına bırakacağını müjdeledi bana. Geçen yıl Bodrum da bir ay fink attılar bizimle.<br />Ev ahalisi de firar da bu gün, kocam da dahil. Ama o bir farkla, çalışıyor bu gün ))). Gamze arkadaşlarıyla buluştu, Nazlı taa perşembe gününden beri Zuz da. Zuz da havuza gitmiş. Beni de İlmiyem aradı ama yok dedim; bu gün yatıp yuvarlanıcam.Yani vaziyet kısaca böyle. <br /><br />O bahsettiğim garip ötesi kitap bitti. Yine aynı şeyi söyledim kitabı bitirince ; niye yazmış ki bu kitabı, Hadi yazan yazmış da basan niye basmış. Hadi yazan parayı verdi bastırdı. Peki alan niye aldı . Ben niye okudum bi kitabı yaaaaaaaaaaaaaaaa. Peki sonun da ne oldu. O kadın niye öldüktaen sonra hortlak gibi gezdi durdu. O adam niye o kadar salaktı. Erotik desen erotik değildi kitap, e niye o kadar yatak olayı detayına girilmişti.Şimdi diyorum ki ; bir başlık açayım, ''BEN BU KİTABI NİYE OKUDUM''.. Varsa yazın üle, ben şimdi bu kitabı niye okudum, eee noldu lenn şimdi. Yoksa devamını yazacakta , kıtır mı atıyo. Yani ticari kurnazlık mı??. Yazın ki yalnız olamdığımı bileyim. Hatta facebook ta bu başlık altında grup kurayım)). Alemlere yayılayım, şan vereyim, ünüm dünya durdukça sölensin he!!<br /><br /><br />Bizde bu sıralarda ne piştiyi , uzun zamandır yazmıyorum. Hiç bişe pişmiyo aç bilaç geziyos dermişim, ortamı gerermişim. Hep bilindik şeyler pişiyo da ondan yav. Yeni denemeler modunda değilim. Aslına bakarsanız hiç bir şeyin modunda değilim. Üzerime serpilen bu miskinlik havası bir geçsin. Bakarız o zaman <br /><br /> Bu pazar pazar yazılan yazı burada bitsin artık, ben de gideyim, yatayım yuvarlanayım. </strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-18235731039659341692008-06-27T02:31:00.000-07:002008-06-27T02:52:06.487-07:00OLSUN BE!!! ŞEKERİMAvrupa maceramız sona erdi. O kadar bağırdık ki Avrupa Avrupa duy sesimiz diye, duymuştur herhalde.<br /><br /> Çarşamba akşamı finükülerden inip Taksim Meydanına çıktığımda, gözlerime inanamadım. Ayyy ya finale kalırsak demişimm, birden. Manzara şuydu. Akşamın yedisiydi ve iğne atsan yere düşmüyordu. Her yer forma satıcıları ve satın alıp bunları giyenlerle doluydu. Yaşlısı genci, çolu çocuğu tekmil Türk Halkı formalıydı. Kocamın oturduğun yerden kalkmak yok, meydana çıkmak yok sesi kulağımda yankılandı. Hatta ilk golü attığımızda yine aynı şeyi söyledi. Neyse zaten oturduğumuz yere çakıldık sonun da. Ama mazallah finale kalsaydık halimiz niceydi , söyliyeyim size.<br /><br /> Geceyi kuzende geçirdik. Akşam dönüşte, Taksim bu kez miliileri karşılamaya hazırlanıyordu. Demet Akalın eşliğinde. Biz Hemen Üsküdarın yolunu tuttuk. Balık pazarına uğrayıp, çupra aldık. Evimize geldik. Sonra ben o çupraları yeniden bir sudan geçirip kuruladım, karınlarına maydonoz demetleri koyup , yağsız tavada ızgara yapar gibi kızarttım. Pek bi enfes oldular. <br /> <br /> Geceleri tam gaz okumaya başladım. Garip bi kitap okuyorum. Daha önce bir kitabını okuyup da , Alah Allah bu kitabı neden yazma gereğini duymuş dediğim bir yazarın kitabı. Neyse bu seferkinde biraz aksiyon var)). Zuza arkadaşı getirmiş, ilk sayfasında nefret ettim dedi)). Boşuna uğraşmayın sölemem. Sora bu yazarlar bana tebelleş oluyo. Anam şimdi google denen bi şey var, hiç bişe gizli kalmıyo. Bi keresinde bir dr. un metabolizma çayını yazdım , iki yıldır ondan gelen e-bültenlerle doluyo mail kutum. Sonra bi köşe yazarından alıntı yaptım sayfam da tam iki kez teşekkür maili ve başarılarımın devamı)) temennisi aldım. <br /><br /> Gamsegamsenin sınavları bu gün son işalah maşallah. Vtana millete bizim evin her köşesine geçmiş olsun. Yarın belediyeden ekip çağırıp evdeki kağıtları attırmayı düşünüyorum.<br /> <br /> Bu arada Zuz tatilden döndü. Muhteşem geçmiş. Geldiği gün ona kahvaltıya gittik. Tabii adı kahvaltı akşam yemeğimizi de yiyip öyle döndük. <br /> <br /> Hadi şimdi misafirim gelecek. Biraz hazırlık mazırlık yapayım. Arzu eden buyursun biliyosunuz adres ceviz ağacını bulun yeter.laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-91043471285742220052008-06-24T02:17:00.000-07:002008-06-24T02:43:19.639-07:00Nostalji günü, Nalan öle buyurdu)))<strong>Sıcak çok sıcak günlere doğru derce derece gidiyoruz:)). Naziş raporu verdi sabah, bu hafta beş derece daha ısınacakmış hava. <br />Beni tanıyanlar bilir, sıcakla başım hiç hoş değildir, tatilde şemsiye altından ve denizden hiç çıkmam. Hep sotelerdedir yerim. <br />Serde Karadenizli olmak var tabii. Ilık iklimlerin insanlarıyız. Bizim Ordu'da ayy bu gün hava ne kadar sıcak dediğimiz hava da siz denize girmezsiniz. <br /> Bi de meeşhur alamuğumuz var. Hava tatamen bulutla kaplıdır. Hafiften rüzgar eser, güneş hiç ama hiç görünmez. Bulutların rasından bazen kafayı uzatır gibi olur o kadar. Ama siz buna aldanır da ohh hava bulutlu, ne gerek yağa korunmaya falan derseniz ; yandınız ki ne yandınız hem de Marmara çırası gibi. Hariçten gazel atmıyoruz burada , biliyoruz ki söylüyoruz. Yıllar önce Ordu^'da denize giriyoruz , hava da alamuk(muş). Ben işte artık yazları başka tatil yörelerinde geçirmekten, yazlıktı falan derken unutmuşum bu havayı. Bir yanayım cayır cayır. Gece titreme falan geliyo. Dayım da geçmiş karşıma - Gız, gızım sen alamuğu bilmiyon mu yav, acemi olsan neyse. İşte böyle . Google ye baktım alamuk için tam 40 sayfa açılıyor. Sözlük anlamı , güneşin bulutlar arasından tesirli bir şekilde vurmasıymış. Yani Karadenizde denize girerken alamuğa dikkat. <br /><br /> Bu gün nereden çıktı şimdi bunlar derseniz, Nalan bu gün nostalji yapmış. Nasıl hoşuma gitti, çocukluğumu Orduyu düşündüm. Evdeki annemin bizi yemek yedirmek için yaptığı yemek savaşlarını. Erkek kardeşimin(METİN), yemek yemeyi de kim icat etti, her gün yemek yenirmi diye dillere destan olup, tarihe kazınan sözünü.<br /> <br /> Yazlığa taşınırken , babamın ve bizim tüm eşyaları indirip arabaya yerleştirip , sonrada yine annemi arabada abartısız bir saat daha beklememizi. Hala merak ederim ne yapardı o kadar süre evde . Biz in artık diye zile basardık , pencereye çıkıp kızar içeri girer yine yarım saat ortadan kaybolurdu.<br /> Nalan yav , nelere götürdün bu sıcakta bu gün bizi. Ordu, Kumburgaz , Fındıkzade gittim geldim...</strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-68887573908446388452008-06-21T12:53:00.000-07:002008-06-21T13:20:31.073-07:00Bu mudur? bu dur<strong><a href="http://bp1.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SF1iIdo1WQI/AAAAAAAAASA/l8K7dQUKpO0/s1600-h/milli+tak%C4%B1m.jpg"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SF1iIdo1WQI/AAAAAAAAASA/l8K7dQUKpO0/s400/milli+tak%C4%B1m.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214431841099274498" /></a><br /><a href="http://bp0.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SF1gUGOJuSI/AAAAAAAAAR4/KzQor3xkowQ/s1600-h/semih.jpg"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SF1gUGOJuSI/AAAAAAAAAR4/KzQor3xkowQ/s200/semih.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214429841948522786" /></a><br /><br />Dün geceki milli maç heyecanını sanırım herkes yaşamıştır. Biliyorum Temel bana çok kızıyo ama; ne yapayım ki futbol sevdalısı bir aile içinde büyüyüp bi de öle bi kocaya sahip olunca yapacak başka bir şey yok. Benim son derece cool, usturuplu koca bile kendini tutamayıp balkondan Türkiye diye bağırdıktan kelli yapacak hiç bir şey yok. <br /> <br /> Valla sabah kalkıp Gamsegamse ile golleri, penaltıları internetten bir daha izledik. Aşağıdaki anekdotu Temel senin için koydum.<br /><br /><em> Diktatör Franco'nun 3 F’Sİ! ni <br />Bilirsiniz, İspanyol diktatör General Francisco Franco’ya şöyle bir soru sormuşlar:<br />"Yahu ülkenin yapısı bozuk!.. Ekonomi kötü, halk perişan!.. Herkes adaletsizlikten yakınıyor... Ama, hiç isyan yok!.. Bunu nasıl sağlıyorsun?"<br />İspanyol diktatör şu cevabı vermiş:<br /><br /><br />"Bunu 3 F ile sağlıyorum... Yani Franko, Futbol ve Fiesta ile... Onları yüz binlik beşiklerde uyutuyorum!"<br /><br />Diktatör Franko’nun "yüz binlik beşik" olarak nitelendirdiği yerler, "stadyum"lardı. </em><br /> <br /> Yani uyanık olarak da, neyin ne olduğunu bilerek de bu güzellikleri yaşamak çok mu zor. Şimdi kaynayıp gitmeden araya gündem mündem bu keyfin tadını da çıkaralım bi güzel. <br />Ben Almanya maçında Taksim deyim yine. Beyoğlu ekibimle sezonun son Beyoğlu buluşması olacak. Sonraki buluşma Orduda İnşallah. Ben Beyoğlu sezonunu Nalan(Desertwind) gelince kapatıcam. Sonra taaaa Ekime kadar vedalaşacağım Beyoğlu ile. Tatiller , Ramazan, bayram derken ekimi bulur artık. <br /> <br /><br /> Maç nedeniyle yazılan bu hafta sonu yazısı burada sona ermiştiiir. Herkese iyi pazarlar olsun ...</strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-45319925790875182242008-06-20T01:39:00.001-07:002008-06-20T02:05:34.015-07:00bizden, sıcaktan , havadan sudan yani<strong> Başım ağrıyor diyerek başlasam yazıma çok mu ayıp olur. Dün geceden beri ağrımakta, hatta mengeneker de sıkılmakta . E bu kadar sılılırken ne kadar can sıkıcı soru varsa , kafa içinde o da akıp gitse.<br /><br />E kafam ağrıyodu ağrıyodu bi de üstüne ev de düşmek neydi yarabbi. Dün evcek evdeydik. Hava çok sıcak herkes evde olsun dedim. Evdeler ya güzel mönüler hazırlıyorum. Gamsecan ders çalışıyo, Naziş bilgisayar da, kocamda o da da yokluğumdan istifade garip bi belgesel izliyo. Geçen gün yeni bir sos tarifi almıştım kızarmış patates üstüne dökülen. Onu denedim. Patatesler kızardı, sos hazır. Karpuz buz gibi soğumuş. Köfteler kızarmış. Tam masa hazır diye bağıracakken , onun yerine ayyyyy diye bağırıp bir parende atıp düştüm. Düşerken de kolumun yan tarafını kapının metal kısmına sürtünerek aşağı indim. İl görüntü korkunçtu deri tamamen sıyrılmış, kolum omzum kıpkırmızı. Kırıldı sandık resmen. Neyse ucuz atlattım. Kaza geliyorum demiyor arkadaşlar , direk geliyo. <br /><br /> Tabii bu ufak kazanın ardından ben yemekten kalkıp gidip yatağıma uzandım. Çünkü yatak odası hariç her yer işgal altında. Tv izleyeyim bari dedim. Neler var diyerek gezinirken bir de baktım tanıdık bir yüz. Ama nereden. Arabesk bir şarkı söylüyor, güzel de söylüyor ha. Sonra anladım ki, eski iş yerim de ki ütücümüz. Modelleri hep ona veridim ütülemesi için. O yüzden çok iyi tanıyorum.Geceleri düğün salonlarında şarkı söylediğini anlatırdı bana. Şu izdivaç programlarından birine çıkmış. Evlenmek istiyor. Evlenmek istiyor.Kaldım orada. Esmer sarışın farketmez, çocuklu çocuksuz farketmez, yaş önemli değil diyor. Kulaklarıma inanamadım. Evliydi, ayrılmış, bir kızı varmış. Annesindeymiş. Bana karısının resmini göstermişti, - bak lale abla , benim manita demişti. Manita deyince sevgili sanmıştım hatta. Öyle üsüzüldüm ki , belki de ondan başım o kadar ağrıdı. Yani evlenmek istemesine , oraya çıkmasına değil, farketmez farketmez deyişine. <br /><br /><br /> Libya sıcakları yaşıyormuşuz İstanbul da. Yav İstanbul dışında yaşayanlara soruyorum. Sizin sıcaklarında , yok Libya sıcağı, yok Mısır sıcağı gibi isimleri var mı. Yoksa bildiğin sıcak mı, kendine özgü yani . Sabah kalkınca bu gün hava çok sıcak dersiniz mesela onun gibi. Dün benim kuzen - lale yarın Libya sıcağı var , dışarı çıkmayalım dedi de. Anladık Libya üzeri gelen bir sıcak hava dalgasıdır da...Deyin ki , yarın Libya üzerinden gelen , bir sıcak hava dalgası var. İyiki Kaddafi sıcağı demedik. <br /><br /> Bu yazı burada bitsin, çünkü nerede başladı nerede bitecek artık ben de bilemiyorum çünkü.</strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-37459721896383092292008-06-17T23:53:00.000-07:002008-06-18T01:15:19.639-07:00BEYOĞLU REHBERİ))))<strong>İki gündür blogcudaki arkadaşlarla irtibatımız kesildi. Sanırım blogcu malı mülkü toplayıp kaçtı. Benim bile malım mülküm var orada. Arşivi ufak ufak taşıyordum ama...<br /><br /> Son yazımın üstünden koca bir Milli Maç geçti.Biz maçı kuzen tayfası ile Beyoğlunda izledik. 70. dakika da hadi çıkalım dedim , ne tatsız tutsuz bir maç oldu, eh atı alan da Üsküdarı geçti zaten. Dışarı çıktık, tam Balık Pazarı girişine gelmiştik ki , ortalık yıkıldı. Ben Güllüye bir şaplak atmışım o ara. Sonra İstiklale çıktık ki ikinci kez yer yerinden oynadı. Çabuk olun berabere kaldık penaltıları izleyecek yer bulalım derken ben, baktık ilerde topluluk var, büyük ekrandan maç izliyorlar. Hemen konuşlandık oraya üçüncü gol geldi. Bizim Güllü havaya zıplarken ,önümüzdeki İngilizi yere çaktı. Şimdi golü üçledik ya, hep birden bağırıyoruz hakemmm maç bitti , düdüğü çal diye. Volkan da çıkınca son iki dakika İstiklali görseydiniz millet saniyeleri bağıra bağıra saydı. Sonra Taksime insan seli aktı neredeyse. Geri kalanı TV lerde görmüşünüzdür zati.<br /><br /><br /> Ertesi gün de yine aynı grupla takıldım. Çukurcuma ve Fransız sokağını (asıl adı Cezayir sokağı biliyosunuz) mesken tuttum. Sonra Atlas pasajı ve İş Merkezinden biraz alış veriş yaptım.Terkos pasajına da uğradım ama ben burada sadece bakınmayı seviyorum. Tam üç saat gezinmişim oralarda fark etmeden. Eve geldiğimde ayaklarımı yere basamıyordum resmen.Çukurcumayı bilmeyen, sokaklarında gezinmeyen için sadece bir semt adı Çukurcuma. Ama bilenler için bir zamansızlık ortamı değil mi ?<strong>atalettt</strong> . Nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan bu bölgede eskiciler, antikacılar, galeriler, hamamlar, cafe’ler var.Eski ve yeni bir arada. Orada her şeyin bir hikayesi var.Çukurcuma’yı Çukurcuma yapan sokaklardan biri, hatta en önemlisi, adını 1800’lü yıllarda İstanbul’da yaşamış Francesco della Suda isimli İtalyan bir eczacıdan alan Faik Paşa Sokağı. Burayı adım adım dolaşmanız gerek. Yokuş boyunca sıralanan taş binalardan sol taraftakiler daha gösterişli, sağ taraftakiler ise daha mütevazıdır; bunun nedeni geçmişte solda aristokratların, sağda ise onların hizmetkarları ya da sıradan halkın oturmasıymış. Kısaca yolunuz buralara düşerse aman gezinmek için bile olsa sakın burayı atlamayın.<br /> <em>Bir de İş merkezinden söz edelim</em>. İstanbullu olmayanlar için;Odakule'nin tam karşısında bulunan üç katlı bir alışveriş merkezi burası. <br /><a href="http://bp2.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SFjAru1aJpI/AAAAAAAAAQY/LVtPjBKzCNo/s1600-h/i%C5%9F+merkezi.jpg"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SFjAru1aJpI/AAAAAAAAAQY/LVtPjBKzCNo/s200/i%C5%9F+merkezi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5213128426220299922" /></a><br />Beyoğlu İş Merkezi'nde 170'in üzerinde mağaza bulunuyor. Pasaj haftanın yedi günü 09.00 - 21.30 saatleri arasında açık.Beyoğlu İş Merkezi'nde alışveriş yapmanın şöyle de bir avantajı var; hem aradığınız ürünler tek bir adreste toplanmış oluyor hem de size büyük gelen ya da daraltmak istediğiniz bir kıyafeti aldığınız gibi ikinci katta bulunan terziye verebiliyorsunuz.<br /> <br /> Beyoğlu'na uğrayıp da Terkos'a uğramadan olmaz...<br /><a href="http://bp3.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SFjA5ZjUjFI/AAAAAAAAAQg/SLUx0Yvfgkg/s1600-h/terkos+pasaj%C4%B1.jpg"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SFjA5ZjUjFI/AAAAAAAAAQg/SLUx0Yvfgkg/s200/terkos+pasaj%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5213128661025459282" /></a><br /> Çünkü burada başlı başına bir moda var. Terkos Pasajı'nın girişinde bir simitçi bulunuyor.Buradan mutlaka bir simit alın sonra dolaşmaya başlayın. Gün içerisinde en yoğun saatlerini öğlen yaşıyor. Burada ünlü isimlerle sıkça karşılaşmanız mümkün. Aysel Gürel sağlığında buranın müdavimlerinden di. . Onun dışında pek çok manken de buradan alışveriş yapıyor.<br /><br /> Tanıtıma başlamışken Atlas pasajından bahdedeyim bari. Burası tarihi bir pasaj. Osmanlı mimarisine sahip. İçinde sinema var.<br /><a href="http://bp3.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SFjAb50eWeI/AAAAAAAAAQQ/87nO2PqvEuQ/s1600-h/atlas+pasaj%C4%B1.jpg"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SFjAb50eWeI/AAAAAAAAAQQ/87nO2PqvEuQ/s200/atlas+pasaj%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5213128154291263970" /></a><br /> Giysi, hediyelik eşya, ev eşyaları, orjinal giysiler satılmakta. Sabah 9.30’dan gece 23.00’e kadar açık. tiyatro oyuncularını buluşturan Kulis adlı barlar pasajın girişinde. İki kapılı, ön kapı İstiklal Caddesi’ne, arka kapı Aşağı Çeşme Sokak’a açılıyor. <br /><br /><br /> Akşam yürüyüşlerine devam. Artık vitrinlerin önünde durmuyorum. Geçerken göz atıyorum sadece)). <br /> <br /> Sıcaklar bastırmaya başladı. Biz temmuz ortasına kadar İstanbuldayız. Ondan sonra Allah kerim. Zuz. Marmaris-Selimiye de. Çok güzelmiş.<br /><br /><br /> Benden şimdilik bu kadar. ..</strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-36244773641160306802008-06-14T08:04:00.000-07:002008-06-15T06:28:50.220-07:00paldıradak küldüredek bir doom günü ve mavianne ile buluşma<strong> Nereden başlasam , hemen de başlamalıyım çünkü acelem var, daha et sote pişecek:)), pilav yapılacak . Ev temizlendi paklandı hijyen hale geldi. Acele ediyorum çünkü yarından sonra salı gününe kadar yokum, merak etmeyin. Ev de benim yokluğum da aynen varmışım gibi devam edecek şekilde planlandı. <br /><br /> Mavianneden başlayalım. Perşembe günü Capitolde buluştuk. İlk görüşmemizdi ama , yıllardır tanıyormuşcasına su gibi akan bir sohbet ettik. Kardeşi ile de tanıştım. Zaten bir aile gibi olduk burada bi çok arkadaşla. Hep tahmin ettiğim gibiydi sıcak , samimi, güler yüzlü. Kısaca biz birbirimizi daha da sevdik...<br /><a href="http://bp1.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SFTXGNZDXGI/AAAAAAAAAQI/2yCSvFWHmQk/s1600-h/lalenj2.jpg"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SFTXGNZDXGI/AAAAAAAAAQI/2yCSvFWHmQk/s200/lalenj2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5212027170448432226" /></a><br /><br /><br /> Cuma gününe gelelim, Naziş ve kocam işe gitti, Gamsegamse de okula gitmek için hazırlanıyordu ki kapı çaldı, uy kim bu dedik, sabbah sabbah . Gelen bizim Oya idi. Kuzenim. Bna tip olarak da huy olarak da en benzeyen kuzenim. Hayırdır yav dedim. Zuz la anlaşmışlar, Zuz akşam tatile çıkacağı için , o gün de benim doğum günüm olduğu için sabahın köründe daha kargalar kahvaltı etmeden doğum günü partisi düzenlemişler. Birlikte kahvaltı ettik ve getirdikleri pastayı kestik. Gülmekten öle öle resimler çektik. Ama resimleri çeken Oya olduğu için ve gider gitmez hemen gönderirim dediği halde hala göndermeyince bizim üç kişilik partinin resimlerini koyamadım buraya.Kaç yaşına girdiğime gelince. Kırk yaşıma girdiğim gün dedim ki kendime. Valla iyi bi yaş bu . Ortadır, karardır. Çocuklarının elinden artık tutmadan yürüdüğü, eteğini çekiştirmediği senin de kendini hala genç ve güzel hissettiğin bir yaştır. İş hayatın parlaktır. Herkes sağlıklıdır. Evet evet iyi bi yaş bu. Hem de her sene her sene yok şu yaşa , yok bu yaşa girdim diye uğraşmassın. Söylenişi de kolay, dört harflik bir kelime, kırk dedin bitti.Sonra kırk yaş partisi de çok güzeldi, Zuz sürpriz parti hazırlamış ta çocukluk arkadaşlarımı bile çağırmıştı. Gelen hediyeleri az kaldı kamyonla getirecektim eve. Yani işin özü sözün kısası budur yaşım da kırktır. Ne eksik ne fazla tamı tamamına kırk. <br /> <br /> Nazişle her akşam yürüyüşe çıkıyoruz , ama ben vitrinlere bakmaktan yürümeyi unutuyorum. O da - anne dün akşam bakmıştın ya bunlara diyo. Kocam maçlara dalmış durum da. Bizim maçlarda özel maç mönüsü hazırlıyoruz ve hep birlikte izliyoruz. Eh herkesin pencereleri açık olduğu için her golde mahalle ayağa kalkıyoruz aynı tribünde gibi maç izliyoruz. . Gamsegamse ye gelince büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öper, finaller bitene kadar çekecek ve çektirecek)). <br /> herkese iyi bir hafta sonu olsun, salıya kadar adios hadi gidiyos<br />Not- Babalar günü tüm babalara kutlu olsun mutlu olsun. ÖSS ye katılan tüm öğrencilere başarılar</strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-69020117640366718452008-06-12T03:00:00.000-07:002008-06-12T05:51:20.692-07:00evden<strong>Yine günler olmuş yazmayalı. Yazma , okuma modundan çıktım arkadaşlar. Sayfayı açıp bön bön ya da mel mel , ya da mal mal bakmaktayım. Açayım bir sayfayı ne gele ne gele dedim . Bakalım ne çıkacak.<br /> Bu sabah bir müzik sesi il e fırladık. Baktık ki sevimli küçücük iki araba sokağı paspaslıyor, yeşil beyaz giysili adamlar karınca gibi dağılmışlar her bi tarafı temizliyor. Sonra anladık ki Üsküdar Belediyesinin yeni etkinliği, sokakları temizliyor ''AK'' lıyor)). Ama ne yalan sölim çok şirindiler.<br /> Ev harıl harıl eğitim yılı sonuna hazırlanıyor. Gamsegamse hem yaklaşan finaller hem de her gün yaptığı sunumlar yüzünden pek yoğun. Sanırım çok yakında sunucu olur)). Dün arkadaşlarıyla biz de hazırlık yaptılar. Anlamadım artık zaman çok değişti. Kafalarına peruklar şapkalar giyiyorlar, Gamze bir Roamalı kadın gibi giyiniyor, sunumunu öle yapıyor. Ben de onları yedir içir durumlarındayım. E biz öle gördük anamızdan atamızdan. Neydi parola 'Kıza dokunma , yeter ki okusun''. Tepsi tepsi pizzalar yaptım, sandwiçler , kekler yaptım onlara. Arada soğuk içecekler de cabası. Gamsegamse -anne bu gün için teşekkür ederim dedi, yorgunluk gitti.<br /> Akşam maç izledik. Artık yaz geldi herkesin pencerelerde açık ya, sanki tribünde maç izliyoruz. Her golde mahalle ayağa kalkıyor. Alem milletiz valla. Ben maç bitince mahzun mahzun bakan İsviçre Teknik Direktörü ve diğerlerine - napalım biz bakacağımıza siz bakın öyle töz tös deyip geceye noktayı koydum ve çok destek aldım hehehe.<br /> Bu gün mavianne den haber bekliyorum, eğer işini erken bitirirse buluşacağız. İş dolayısıyla İstanbul da çünkü...</strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-5102776950070271252008-06-06T15:44:00.000-07:002008-06-07T03:46:39.977-07:00GECE GECE -GECEDEN GÜNDÜZE<strong>Şimdi saat gecenin bi yarısı. Hatırla Sevgilinin finalini izledim. Şimdi herkes bir kulp bulur ama bence bitmesi gerektiği gibi bitti.<br />Zeynepe hazırlanan sahte pasaport ekranda yakın plan gösterilince Gamze - anne aaa senin doğum tarihin dedi. O sırada ben zaten zırıl zırıl ağlamakla meşguldüm. <br /><br /> Kocam sizin dizi olarak izlediğiniz şeyi biz yaşadık dedi , bir final de o yaptı. Savrulduk ey halkım, yerden yere vurulduk, bir nesil kayboldu, unutma bizi .<br />********************************************************************************<br /><br />İki gündür evde yoktum ben, önceki gün kuzen Fato'da buluştuk, benim ekiple.Ben evdekileri yolcu eder etmez biraz toparlanıp çıktım.Bilindik yoldan Kabataş sonra Kurtuluş. Fatolar kahvaltı etmeden onlara yetiştim. Ama çıkmadan bir fincan yeşil çayımı içtim.<br /> <br />Ertesi gün de sabah erkenden benim kuzenim, ilkokul arkadaşım, belalım Güldenle işim vardı. Sabah bir daha yollara düşme kal dediler. Bana da daha makul geldi. Eve dönme işi olmayınca, tabi biz cozuttuk. Nişantaşında alışverişin dibine vurduk. Hatta Zuzu aradım yaklaşan doğum günüm dolayısıyla bazı şeyleri ona ihale ettim:)).Akşam Güldene dödük .Kocası ve çocukları dışardaydı. Ben Yaprak Dökümü falan izlemem dedim. Bir odada ben Avrupa Yakasını , o Yaprak Dökümü izledi. Gece bir Beyoğlu yürüyüşü yaptık. Baktım Gülden de kalsam uyuyamayacğım, Cihangirde oturan teyzeme kaçtım, gece yarısı.Bir uyumuşum pes düşmüşüm resmen. Sabah kocamın telefonu ile uyandım. Biz hepimiz kalktık evden çıkıyoruz dedi.Haydi güle güleyin dedim.<br /><br /> Kahvaltı bile etmeden dışarı çıkıp, yapacağımız işi hallettik. Sonra fırından tazecik ekmekler alıp geldik , sucuklu yumurtanın gözüne gözüne vurduk. Eniştem sağolsun, biz eve gelene kadar kim var kim yok kahvaltıya çağırmıştı.Sonra bir kahve faslı yaptık ve ben eve döndüm.Sigara yasağından bi memnunum anlatamam. Vapurda açık havada geleyim derken, milletin sigara dumanını yutuyorduk.Bazen düşünüyorum da İstanbulun tüm ulaşım araçlarını kullanıyorum, bir dışarı çıkınca, karadan denizden, yerin altından. Ha bi helikopter olsa ona da hayır demicem.<br /><br /> Akşam geç olmadan evime vasıl oldum. Kızlarla hemen aynı saatte evde olduk. <br />Bu sabah biraz geç kalkmak istedim, biraz yatak keyfi yapmak istedim ama kargo geldi. Gelen de çok önemli bir şey olsa bari, lüzümsuz tanıtım dergilerinden biri. Onun için iki saat çantadan kimlik çıkar, imza at.<br /> <br />Gamze okul çıkışı aradı, öğleden sonra-anne Kadıköyde buluşalım, bir şeyler yiyeylim, Alkıma gidelim dedi. Iııh eve gel dedim. Akşama doğru Fethi Paşa korusuna gittik, yürüyüş yaptık. Aletli jimnastik yaptık.Bu günlerde İstanbulun havası süper, hafif rüzgarlı, akşamları serin. Bu günleri çok arayacağız.<br /><a href="http://bp2.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SEpEQeSV5dI/AAAAAAAAAPg/C-TlPnVF87g/s1600-h/06.06.08+spor+031.jpg"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SEpEQeSV5dI/AAAAAAAAAPg/C-TlPnVF87g/s400/06.06.08+spor+031.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5209050968805991890" /></a> ben burada yorgunluktan ölmüş vaziyette boğaza bakarkene, foto Gamsegamse<br /> Koru da muhteşemdi. Biraz da oturup Boğazı seyrettik.<br /><br /><a href="http://bp0.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SEpE02MZ0fI/AAAAAAAAAPo/dxpEggvciDc/s1600-h/06.06.08+spor+018.jpg"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SEpE02MZ0fI/AAAAAAAAAPo/dxpEggvciDc/s400/06.06.08+spor+018.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5209051593698824690" /></a> korudan bir boğaz manzarası daha.<br /><a href="http://bp1.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SEpFaLs9XSI/AAAAAAAAAPw/8Rzz8cQ8P4Q/s1600-h/06.06.08+spor+056.jpg"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SEpFaLs9XSI/AAAAAAAAAPw/8Rzz8cQ8P4Q/s400/06.06.08+spor+056.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5209052235127676194" /></a>Gamsegamseye yakalan bir kedicik<br /> Gece ne kadar güzel yağmur yağdı, balkona çıkıp izledim yağmuru, yağmur yağarken bizim balkondan bir gece mnzarası , manzarada sadece bir rüzgar gülü var ama idare edin. O rüzgar gülünü dün korudan gelirken aldım. Tam gece manzaralık simli mimli))<br /><a href="http://bp3.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SEpGrIAPYgI/AAAAAAAAAP4/WQfWY_qMPsc/s1600-h/06.06.08+spor+064.jpg"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SEpGrIAPYgI/AAAAAAAAAP4/WQfWY_qMPsc/s400/06.06.08+spor+064.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5209053625704210946" /></a><br /><br /><br />Şimdi gecenin notu ; Bir kez daha karar verdim ki bu şehri sevmemek mümkün değil... <br /> </strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-54311715991117421042008-06-01T23:01:00.000-07:002008-06-01T23:26:32.930-07:00Kendine güvenen okumaya başlasın, abuk subuk, dereden tepeden hendekten çorttan bi yazı<strong> Günlerdir yazma moduna giremedim. Yazılarınızı okudum yorum yazamadım. Bilmem , yine ruh hallerim değişti benim. <br /><br /> Bu coğrafya hiç bir zaman , yaşayanlarına tam bir huzur vermez. Bir yerden hep bir şeyler çıkar. Devletinin Dışişleri Bakanı gider , ülkesini dışarıya şikayet eder. Belki adamın Dışişerinden anladığı bu ne karışıyosunuz di' mi. Koca Türkiye bir BBG evi gibiymiş ne gam. Birbirimizden saklımız gizlimiz mi? var<br />. <br /> Bu arada bir Beyoğlu yaptım ben de. Duruyo yerin de aynı. Kestaneciler gitmiş mısırcılar gelmiş. Karanfil yerine margaritalar gelmiş. Havalar ısındı ya daha bi kalabalık. Artık ara sokaklardaki cafeler sokaklara masaları atmaya başlamışlar. Her yer Japon dolu. Geçen gün bi tanesi metronun resmini çekiyodu üle siz yaptınız zati, alası var memleketiniz de , çekilsene önümdenn diyecektim. Yol vermedi ki geçelim. Zaten Türkiyedeki yabancıların , kendi ülkelerinde olamadıkları kadar rahat olmaları beni hep şaşırtır. Geçen yıl Bodrum - Turgut Reis de ki Almanları bir görmeliydiniz. Gerçi ayık olanına hiç rastlamadım ama.Ya misaperver ülkeyiz diyoruz da bize kendi ülkemizde misafir muamelesi yapın demiyoruz ya. E adamlar da haklı bunu diyenler de var. <br /><br /> Cumartesi günü bir kaç yıldır görmediğim bir arkadaşımla buluştum. Sonra birlikte İlmiyeme gittik. Balkona çok güzel bir masa hazırlamıştı bize. Geç vakit döndüm eve.<br /><br /> İstanbulda hava tam benim tarzım bu ara. Gündüzleri ılık, akşamları serin. İtirazı olan var mıııı. <br /><br /> Valla biliyorum çok abuk subuk bir yazı oldu. Hatta izlediğim bir filmden de söz edecektim. Gözü Tamamen Kapalı da. Tom Cruise ve Nicole Kidman ın.Film hakkındaki görüşüm , her zaman söylenildiği gibi, "Bir Kubrick filmini tam olarak kavramak için bir kere izlemek yetmez."<br /> <br /> Şimdi gelelim sonuca, azcık memleket meselelrine değindik, evden mevden , gezdiğimiz tozduğumuz yerlerden yazdık. Hava durumunu verdik. E araya bi de film soktuk. Daha ne olsun bundan iyisi Şamda kaysı. Gayet de doyurucu bi yazı olmuş bence... </strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-37247091130663999462008-05-29T04:37:00.000-07:002008-05-29T13:19:30.079-07:00iki sobe<strong>İki tane sobe ödevim var. İlki <a href="http://www.cocuklacocuk.com/">çocuklaçocuktan </a>gelmişti. Takdir ettiğim , saygı duyduğum kadınlardı konusu. İkincisi Desertwind den yani <a href="http://www.nalangoksu.blogspot.com/">Nalandan.</a> Konu ;cocuklugunuz da ya da gencliginizde yasadiginiz kendinizce en tehlikeli, en komik macera?<br /><br /> Takdir ettiğm , saygı duyduğum bi' dolu Türk Kadını var. Bilimde , ilimde çığır açmış. İlklere imza atmış, Türk Kadınına önder olmuş. Bunların çoğunu biliyoruz. Ansiklopedilerde ya da yazılı ve görsel kaynaklarda yeterince bilgi var haklarında. Tabii hak ettiği değer verilmemiş, sağlıklarında kıymeti bilinmemişler de var. Vefasızlık en başta gelen özelliklerimizden biri olma yolunda. En sonuncusunu da Leyla Gencer'e yapıp kendimizi ispatladık. Külleri boğaza döküldüğü için denizin kirlendiğini söyleyenler bile çıktı ne acı ki. <br /> <br /> Benim sözünü edeceğim saygı duyduğum kadın. ANNEM. O' iyi bir eş, iyi bir evlat, iyi bir abla, iyi bir kardeş , iyi bir komşu, arkadaş, dost ve en nihayetin de çok iyi bir Anne oldu hem de karşındakilere bunların nasıl olacağının örneğini verdi.Hep dik oldu, hep güçlü. Kendini bir tek gözlerinde ele verdi. Hiç unutmam bir gün Nazlı , bir komşumuzun canını sıkacak bir şey yapmış. Aslında haklı da. Ama ben , o çocuk ya azarlamaya kalktım. Annem bana- hiç kimsenin gönlünü yapmak için çocuğunun kalbini kırma dedi, komşuda eğdi başını gitti.Annemin bilime ,edebiyata bir katkısı yok.Ama kendi evlatlarına kattıklarıyla , onların da annelerinden aldıklarını kendinden sonrakilere aktarmasıyla gelecek nesillere kadar gidecek iylikler bıraktığını düşünüyorum. <br /><br /> Gelelim çocukluğumda ve gençliğimdeki komik ve tehlikeli anılara.<br /> Şu anda bana en komik gelen anım. Bir gösteriye Kelebek olarak çıkacaktım. Kocaman kanatlar yapılmıştı bana. Annemde çok güzel ışıltılı pırıltılı bir kostüm diktirmişti. Ben de tam gösteriye çıkarken üşüdüm, o arada nereden bulduysan eski yırtık pırtık üstelik de kocaman bir hırkayı elbisemin üstüne giyip kanatları takıp gösteriye çıktım. Annemin faltaşı gibi açılmış gözleri hala gözümün önünde , hatta resmim bile var o kılıkta çiçekten çiçeğe konarken:)).Annem senelerce söylendi öğretmenime, nasıl farketmedi diye.<br /><br /> Çocukluktaki en tehlikeli anım, daha doğrusu bunu hep yapardım. bilirsiniz, Karadeniz hep dalgalı olur. Dalgaların boyu bir iki metreyi bulur. Ben , daha 7-8 yaşlarındayken bile can simitini takar o dev dalgaları aşa aşa bir güzel açılırdım. Sonra dalgalardan geri dönmek için canım çıkardı. Ne kadar yapmayacağıma dair söz versem de bunu sürekli tekrarlardım. Şimdi hala rüyalarımda bile yaparım o işi. Tatillerde ille dubaların altından geçip biraz açılmazssam, kapana kısılmış gibi hissederim kendimi <br /> <br /> Gençlik yıllarım da ise. Benim kuşağım bilir. En tehlikeli şey zaten o yıllarda öğrenci olmaktı. Hep kelle koltukta okula git gel. Maceraların çoğu da zaten illegaldir. <br /> Yalnız denizle ilgili bir olayım daha var. O yıllarda yazları Kumburgazda ki evimizde geçiriyoruz. Okul tatil olunca git, tekrar açılana kadar oradasın. Tabii zamanla sıkılmaya , kendi kumsalın sana yetmemeye başlıyor. Biz de arkadaşlarla önce yakınımızdaki bir özel bankanın sosyal tesİslerinin havuzuna dadandık. Denizden yüzerek tesislere çık millete havuzda fırsat bırakma. Tramplenden cap cap atla. En sonun da bir gün tesisin müdürü bizi toplantıya çağırdı. resmen toplantı ha. - Bakın çocuklar dedi, hepinizin evi var burada , aylarca tatil yapıyorsunuz. Buraya gelen insanlar, burada 15 gün kalabilmek için aylar öncesinden sıraya girip kuraya katılıyorlar. Biz bir utandık anlatamam. Sonra Hotel Marini keşfettik. Oraya da turistler çok gelirdi. Açıkta bağlı salları vardı , orada üstsüz güneşlenirlerdi. Biz tekneyle burunlarının dibine kadar girerdik, onlarda önlerine dönüp hello diye bağırışırlardı. Ne anlıyosak. Sonra onun trampleninden atlama yarışları. Ben en üste çıkardım ama atlarken kollarımı kuş gibi açıyormuşum iki yanıma suya bir çarpardı , kollarım kpkırmızı olurdu. <br /> Bir kez de tekneyle 15- 20 kız açıldık. Bu olayda Zuz vardı. Açıkta demirledik denize girdik çıktık , şamata yaptık. Sonra tekneyi çalıştıramadık. Ne yapalım ne yapalım derken. Baktık az önümüzde bir balıkçı teknesi var. Eskiden Mekap spor ayakkabiları vardı. Sahibi Kaya Bey balığa çok meraklıydı ve bizim site de oturuyordu. Simin diye şimdi doktor ve ABD de olan bir arkadaş la ben atladık o tekneye kadar yüzdük. Anlattık. Biz çekelim tekneyi dediler. Biz tekneye çıkmadık, kumsal görünüyo ya biz yüzeriz dedik. Ama yüz yüz bitmez. Neyse uzun mesafe yüzücülüğümü de böylece ispatlamış oldum :)))))<br /> Nalancım seninkiler kadar adrenalin yüklü değil benim anılar gördüğün gibi)))) </strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-10364184634992276582008-05-27T06:12:00.000-07:002008-05-28T00:30:24.978-07:00Günlerden sonra bizden<strong> Günlerdir yazamadığımı görenler ooooh Lale Hanfendi gezmeler de gibi izlenimlere kapılmışlar ama yok valla .Evdeyim ev de. Bahar temizliği muhabbetleri.<br />Neyseki bitti. Şimdi gayet de hijyenik bir eve sahibiz]]. Bütün kışlıklar yıkandı ütülendi kalktı. Battaniyeler ona keza. Zuz yeter artık evi kazıdınız dedi hatta.<br /><br /> Bu temizlik aşamasında ne bir kitap okundu ne de doğru dürüst bir film izlendi. Kayda değer bir şey yok benden yana. Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok yani deyip Erich Maria Remarque gibi bir savaş karşıtını da burada analım.Ne güzel bir kitaptı. Tam sırasıdır yeniden yeniden okumanın . Savaşın bir strateji oyunu sananların özellikle okuması gerekir. Bu notu da satır arası düşelim ve bizim evden devam edelim.<br /> <br />Ev ahalisi çok yoğun. Nazlı harıl harıl karne yazıyor. 3 Haziran da yapılacak mezuniyet töreninde yapılacak gösteri için öğrencilerini hazırlıyor. Gamze uuuuy , her gün bir sunumu var. Her gün ödev teslimi var. Bu hareketlilik temmuz ayına kadar sürer bizde. Ha bir de kaplumbağa peşindeyiz. Gamsegiller sürekli firarda. Artık aramıyoruz. Kendiliğinden çıkıp geliyorlar. Geçen gün baktım biri kaçmış yine. Ne halin varsa gör, dedim. O gece Gamze Zuz da kalmıştı. Ertesi gün geldiğinde kapıyı çaldı, açtım. Anah diye bağırdı. Koştu. Kapıyı açar açmaz önüne çıkmış. O da yakaladığı gibi suya atmış. O koşturmaca ondanmış. Geçen gün halılar siliniyor, onca işin arasında tam dört kez kaçıp anında yakalandılar. En son onları küvete attım. <br /> <br /> Tatil programı yapmaya başlayan var mı?. Bize sormayın , benim kocam tatil dönüşünün ertesi günü başlar plan yapmaya. <br /> <br /> Dün bizim ev de işlere paydos dendi ya, e zamanıdır artık bir Beyoğlu seferine çıkmanın. Şimdi şu yazıyı bitirip, fincanımdaki son yudum çayımı da aldım mı, ver elini yollar...</strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-12932439391641051732008-05-20T23:58:00.000-07:002008-05-21T23:17:31.424-07:00bizim evin halları ve Ordu da Mayıs Yedisi yani 20 Mayıs şenlikleri<strong> Azcık ısındık ya hemen dağıldık blog ahalisi olarak. Sanırsınız şezlonglara kurulduk, sahillere döküldük. Ben iki üç gündür evciyim mesela örneğin misal. (ha şimdi bir TDK cı çıkıpta , bunların üçüde aynı anlama geliyor, yanyana kullanılmaz derse şakkadanak bayılırım ona göre:O)<br /><br />Evde olmadığım günler de bolca misafir ağırladım. Bir gün Beyoğlu ekibim geldi . Bir gün geceden İlmiyem geldi, kaldı. Tam çayımızı almış, Hatırla Sevgili izlemeye başlayacaktık. Ben de çayımızın yanına bişe istedi canım derken, İlmiyem pastasıyla kapımızı çaldı. Kocası Bursa 'daymış, kız da bir kaç arkadaşı ile ev de şamata yapıyormuş, sınav öncesi, o da bize kaçmış.<br /><br /> Bu sıralarda biz de ne piştiyi ihmal ettim . Bu kısmı merak eden arkadaşlar var. Önce kavanozlar dolusu çilek reçeli yaptım. Pazartesi günü kocam, - lale çok güzel çilek gördüm, alayım mı? diye telefon açtı. - çok güzelse al tabii dedim. Ama bir kasa alacağını tahmin etmedim tabiki. Bir iki saat sonra kapı çalınıp, eve bir kasa çilek gelince, aslın da tahmnin etmeliydim dedim. Yıllar önce de - lale çok güzel vişne var , alayım mı deyip, bir kasa vişne göndermişti eve de Semoşumla onları şurup, reçel ve kompostoya dönüştürmüştük. Her gittiğim yere vişne şurubu götürmüştüm hediye. Neyse çilekler de Zuz ve bizim evin kışlık çilek reçeline dönüştü. Çok da güzel oldu. Gamze bu işin ticaretini yapsam , para kazanabileceğimi bile söyledi.<br /> <br /> Bir de poğaça denedim. Sizin de denemenizi şiddetle öneririm. Tarif , baharçiçeğinden. Hem mayalı hem sodalı. Lezzetinin yanın da en büyük özelliği çabuk bayatlamaması. Tarif için bir zahmet oraya gideceksiniz.Arkadaşlarımdan tıklayabilirsiniz, link veremedim , çünkü sağ tuşum çalışmıyor. Artık kızlar akşam mouse değiştirir. Poğaça etkinliği- pazar poğaçası başlıklı yazı.<br /> <br /> Dün kocam evdeydi, dışarı çıkmıştı gelirken benim işim olduğunu bilip dışardan yemek getirmişti. Nasılda acıkmıştım , sanırsınız Haymana Ovasından gelmiştim. Öğle yemeğini fazla kaçırınca akşama şöle hafif bir şeyler yiyelim dedim ve benim defalarca tarifini verdiğim meeeşur kabak kemanemden pişirdim. Aslında bilirsiniz kabak kemane bir müzik aleti ama ben ilk kez pişirdiğim de ne pişiriyorsun denince bu cavabı verdiğimde dolayı ismi böyle kaldı. Sanırım Kabak Kemane çalanlar kızmaz bana)))<br /> <br /> Bu gün ev de yokum , gezmeler de tozmalardayım. Hava da çok sıcak. Yazlıklara başladık. Ama iki gün sonra 5-6 derece düşecekmiş.<br /> <br /> haftanın ortasından yaptığım bu sesleniş burada sona erdi, bir dahaki yazı gününde buluşmak üzere şen ve esen kalın. Sağlıcakla kalın, hoşcakalın. Nasıl isterseniz öyle kalın. Hatta kalmayın yürüyün koşun gezin tozun ay ne istiyorsanız onu yapın...<br /> <br /><em> not- Dün Orduda Mayıs yedisi denilen bir şenlik vardır. Yüzlerce yıllık geçmişe sahiptir. Hızır ve İlyas peygamberin, dalgaların kırıldıktan sonra , denzi sularının karayla temas ettiği nokta da buluştukları gün olarak bilinir. Eski takvime göre mayısın yedisi , 20 mayısa denk geliyor. Baharın gelişi kutlanır. Deniz kıyısına gidilir, yedi dalgadan atlanıp dilek dilenir. Derdim belam denize diyerek denize yedi tek bir çift taş atılır. Tekneler doluşulup gezilir. Gece yedi köprüden geçilir, yine dilekler dilenir. Ha yedi köprü nereden mi bulunur. İlahi, boşa mı türkü yakılmış Ordunun derlerine. Köprüden bol ne var. Her mahalleyi neredeyse bir dere ayırır, mahallleden mahalleye geçerken köprüden geçersiniz. Biz çocukken bütün mahalle deniz kıyısına pikniğe giderdik. Annemin zeytinyağlı biber dolmalarını elime alıp elma gibi ısıra ısıra denize ayaklarımı sokar, sezonu açardım.Sonra bir de delikanlılar arasında yağlı direğin ucunda en fazla durabilme yarışması yapılır. Bir tekneden yağlı direk uzatılır denize doğru onun en ucuna kadar gidebilen ve denize düşmeden en fazla kalabilen kazanır. Ve buna çok önem verilir. Acaba yine aynı coşku var mı? merak ediyorum. </strong></em>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-80304626060485139182008-05-16T04:15:00.001-07:002008-05-16T07:55:34.748-07:00bu günden, dünden falan filan<strong>Dün evden çıkarken yazdığım yazıdan hemen sonra çıktım. Akşamdan biraz yağmur yağmış onun serinliği vardı. Üsküdara yürüyecektim vaz geçtim. Arabayala indim. Oradan motor sonra finüküler tabii. <br /> İHE çok güzel bir ekmek standı açmış metroya. Üzümlü ekmek aldım. Geçen seferde ruşeymli ekmek almıştım. Ruşeym buğdayın filizlendiği yermiş. Ve buğdayın asıl özü orasıymış. İyi de o zaman niye ayrılır buğday öğütülürken.Yazının sonuna bu ruşeym ile ilgili bilgi koyacağım ilgilenenlerin ilgilerine bilgilerine .Üzümlü ekmek de süperdi.<br /> Kraliçe ile karşılaşmadık. Ben her ihtimale karşı tacımı yanıma almıştım. Neyse kısmet değilmiş bir dahaki sefere inşalah ya da benim İngiltere seferime .<br /><br /> Taksime çıktığım da hani yol soranlar beni bulur ya bu kez de Taksim İlkyardım Hastanesini arayan iki kadını taktım peşime götürdüm. İlk kez gelmişler, ara sokakları görünce şok oldular. Ayyyy burasımıymış Taksim Taksim dedikleri dediler. Hastanenin olduğu yerde gerçekten leş gibiydi. <br /><br /> Evdekilere geç dönerim demiştim ama, akşam olunca hadi ben kaçtım dedim millete. Birden evve dönmek istedim. Dönüşte balık pazarına uğrayıp çupra aldım. Tava yaptım onları bir de çoban salata çektim ortaya . Oldu da bitti maşallah.<br /> <br /> Kitap okuma modumdan çıktım duyrulur. Nedenini bilmiyorum. Erkenden uykum geliyor. <br /> <br /> Bu güne gelince evdeyim, bir ara bankaya gittim geldim. Hava çok güzeldi ama biraz rüzgarlı. Hadi iyi bir hafta sonu olsun, keyifli olsun, eğlenceli olsun...<br /><blockquote><br /> <em><br /> RUŞEYMLİ EKMEK<br /><a href="http://bp3.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SC1xiJ5clGI/AAAAAAAAAPM/S9WWBZJDPDQ/s1600-h/ruseym.jpg"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_EvuTojIlIG4/SC1xiJ5clGI/AAAAAAAAAPM/S9WWBZJDPDQ/s400/ruseym.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200937976269149282" /></a><br /><br />Buğday ruşeymi, tanenin filizlendiği bölgedir. Muhteviyatında yüksek miktarda A,E ve B1 vitamini, lesitin, esansiyel yağ asitleri ve proteinler ile minerallerden çinko, manganez ve krom bulunmaktadır. Döllenmeden sonra oluşan tohumda bitki embriyosu ile beraber besin deposu bulunur. Embriyo, bitkinin küçük bir kopyasını içinde barındırır. Besin deposu ise, bitki kendi besinini üretebilecek hale gelene kadar embriyonun büyümesini sağlayacaktır. <br />Döllenmeden sonra tohum oluşurken bitki türüne göre nişasta ve protein ile birlikte şeker ve yağ da tohumla birlikte besin olarak depolanır. Nişasta tohum için gerekli olan enerji kaynağını sağlar. Depolanmış proteinler de bitki açısından önemli olan diğer proteinleri inşa etmek için embriyonun ihtiyaç duyacağı aminoasitleri sağlayacaktır. Buğdaydaki toplam proteinin yaklaşık % 8’ini içeren ruşeymin protein miktarı % 30 civarındadır. <br />Buğday ruşeymi tüm tanenin % 2-3’ünü oluşturur ve gıdalarda, kozmetikte aranan bir üründür. Gıda kullanımına uygun olan ruşeym oranı en fazla % 0,5’tir. Geleneksel bir değirmen sisteminde ruşeym, kepek azaltma pasajlarında elde edilir.<br /><br />İçinde vücut için gerekli besin öğelerinin bir çoğunu yüksek miktarda içeren buğday ruşeymi, değerli bir maddedir. Bu maddenin % 15 oranında ekmeğe ilave edilmesi ile besin değeri yüksek, oldukça lezzetli ve iç yapısı homojen bir ekmek elde edilmiştir. Bu ekmeğin yeni bir çeşit ekmek olarak piyasaya sunulması, yeterli ve dengeli beslenme konusunda tüketiciye bir katkı olmuştur. <br /><br /><br />İçindekiler<br />Buğday unu, içme suyu, ruşeym, kepek, gluten, ekmek hamur mayası, Gıda sanayi tuzu, sirke, Ekmek katkı maddesi [Emülgatör (mono ve digliseridlerin diasetil tartarik asit esterleri), şeker, enzim (fungal hemiselülaz, fungal alfa amilaz), antioksidan (askorbik asit)] ve koruyucu (kalsiyum propiyonat) <br /><br />100 gr. Ruşeymli Ekmeği'n Besin Değeri <br />Enerji 224 kcal <br />Protein 9,5 gr. <br />Toplam Yağ 1,85 gr. <br />Diyet Lif 6,9 gr. <br />Karbonhidrat 42 gr. </strong> </blockquote></em>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-71024908399448342342008-05-14T23:44:00.000-07:002008-05-15T00:05:57.773-07:00Evden çıkarken<strong>Birazdan evden çıkacağım ama çıkmadan hadi bir yazı attırayım dedim. Herkesi işine okuluna uğurladım. Yeşil çayımı hatta kahvemi bile içtim. Blkonda çiçeklerimi izledim. Yenileri katıldı pazartesi. Kocam karşı balkonun çiçeklerini kıskanıp duruyordu. Sardunya ama ne sardunyalar. Çiçekten görünmüyorlar.Ben de Pzartesi çiçekçime gittim. Bana güzel bir dizayn yap, dönüşte alıcam dedim. Gamze ile renklerini de beğendik. Fiatını duyunca anam o da ne dedim. Hollanda dan ithalmiş. Ülen sardunya bile ithal oldu bu memlekette. Annem sardunyaya para verdiğimi duysa sanırım çok şaşardı. Kır komşunun saksısından bir dal bir iki gün suda beklet, sonra sok toprağa. Eski metot böyleydi. Ne yapalım tüfek icat oldu mertlik bozuldu. Şimdi benim sardunyalar ve petunyalar komşu balkona nazire yaparcasına salınıyorlar )). Akşam kocam eve gelince balkona çık dedim. Hemen anladı olayı. <br /><br />Dün tam filmmanya oldum. tam üç film izledim. İlki ''Zambaklar Açarken'' .Altın Küre ödüllü bir film. Babaları ölen dört çocuğun yetimhaneye verilmemek için bablarının öldüğünü herkesten gizleyip , verdikleri yaşam mücadelesiydi konusu. İkincisi ''Fransız Teğmenin Kadını''. Merly Streep 'in bir filmi. O da çok güzeldi. Üçüncüsü yerli bir filmdi. ''Saklı Yüzler''. Bir töre filmiydi o da fena değildi.Bu filmler izlenirken de bi sürü yemek yaptım. Köfteler hazırladım dondurucuya koydum. Akşam yemeğimizi hazırladım. Kızlar gelince çayın yanına eşlik etmesi için kabak mücveri yaptım. <br /><br />Benim ekip beni Beyoğlunda kahvaltıya bekleye dursun. Ben güne onlardan erken başladığım için onlarla kahvaltım ikinci fasıl olacak. Öğle yemeği niyetine.İngiltere Kraliçesi de bu gün İstanbulda. Sabah kalkınca internetten kraliçenin programına bakıyorum. Gamze gülüyor bana. Kızım şimdi ayağıma dolaşır. Bakayım nerelerde dedim. Vay anasını sayın seyrciler tam da yolumun üstünde . Ben Kabataşa geçicem, o da Kabataş da bir okulu ziyaret edip İstanbul Moderne uğrayacakmış. Bakalım ne etcez. Bir yola çıkalımda. Yani ben yolumu değiştiremem gerekirse o değiştirsin)).<br />Şimdi çıkmak zorundayım, herkese iyi bir gün olsun...</strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-237653320856542572.post-47946131191615387382008-05-13T11:35:00.000-07:002008-05-14T12:57:35.435-07:00dünden münden<strong>Adettendir İstanbulun havasıyla başlayalım, zeya da değinmiş bu gün. Senelerdir ilk kez bahar gibi bahar yaşıyoruz. Bu gün palto ertesi gün askılı bluzlara geçmedik. Hafif kazaklar, ceketler giyiyoruz, gündüz yanmasa da akşamları kombiyi yakıyoruz. Sabahları serin, öğleden sonra ısınıyor, akşamlar yine serin. Acep recep bu iyiye işaret mi?. <br /><br /> Dün biraz bahar temizliğine başladım. İlk önce atılacakları , giyilmeyenleri ayırdım. Biraz da hijyenik çalışmalar. Hani erkeklerin aklına gelmeyen yerler, dolap arkaları, kapı kolları, dolap yüzeyleri, ocak içleri. Tüm erkekler ev işini yemek bulaşık ve ortalık toplama olarak algılarlar kimse itiraz etmesin.<br /> Bu gün çok eski bir iş arkadaşıma gittim. Başbakanın İstanbul'da ki mahallesine . Boğaz manzaralı ve uyanıklar tarafından her yeri kapılmış. Oraya giden tek bir araç var. Bilmem kaç nolu otobüs. Bindiğim de boş yer yoktu. Bir durak gittik , türbanlı bir hanım bindi, hemen biri kalktı yer verdi. Acaba yaşlı mı dedim yoooo gençti. Birazdan bir öğrenci kız, tüm itirazlarıma rağmen oturmayıp, boşalan bir koltuğa oturttu beni. Gittiğim de arkadaşıma anlattım bu konuyu. Bunu bana bir kaç kişi daha söyledi biliyomusun dedi. Bilemiyorum gayri. RTE' ye selam olsun buradan. <br /><br /> Arkadaşımla sadece ikimizdik. Urfa'lıdır. Bayılırım oranın yemeklerine, ağzım yana yana her şeyden yedim. En sevdiğim yiyecekleri, yumurtalı çiğ köftedir. Akşam dönüşte, balkondan bağırıyordu arkamdan yarın yine gellll diye. Yarın canım Beyoğlu çekiyor aslında bir yandan da üşeniyorum. Sabah ola , hayrola bakalım.<br /> Bu sıralar yemek yapma isteğim kaçtı, bu akşam ton balıklı makarna ve üstüne sızma yağ gezdirilmiş domates dilimleriydi yemeğimiz. Valla herkes memnun kaldı. Biraz bu tarz , basit şeyler yiyelim dediler. Eyvallah dedim. Yarın akşamda bir menemen istediler, yanın da çay ve kahvaltı. Baharlık yemekler yani. Şimdi dondurma servisi yapmam gerek arzu eden varsa buyursun. Ceviz ağacını buldunuz mu tamam demektir. <br /></strong>laleninbahcesi.blogspot.comhttp://www.blogger.com/profile/01798085455902536791noreply@blogger.com