tag:blogger.com,1999:blog-206328512009-07-10T15:14:54.179+03:00ilker ARABACIPıtır'a ayakizleri...ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comBlogger172125tag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-67116737233578601342009-07-09T22:20:00.000+03:002009-07-09T22:20:00.284+03:00Wireless Technology for Social ChangeMustafa Akgül Hoca'nın periyodik duyurularından kayda değer bilgi havuzu... e-postayı aynen alıntılıyorum:<br /><br />-----------<br /><br /><br />I.Bazi Önemli dokumanlar:(Öneriler)<br /><br />Unesco: Open Educational Resources<br />http://akgul.bilkent.edu.tr/egitim/unesco-oer/<br /><br />MIT: Opening Up Education: a collection of essays<br />http://akgul.bilkent.edu.tr/egitim/mit/<br /><br />Acik Erisim Elkitabi<br />http://akgul.bilkent.edu.tr/Handbook_of_Open_Access_English.pdf <http:><br /><br />Safer Internet: ABD eyaletler raporu<br />http://akgul.bilkent.edu.tr/ISTTF_Final_Report.pdf<br /><br />Mobil Aglar ve sosyal degisim -- 11 vaka calismasi<br />http://akgul.bilkent.edu.tr/MobilizingSocialChange_full.pdf<br /><br />ITU: Bilgi Toplumu Gelismesi olcmek<br />http://akgul.bilkent.edu.tr/ICT_Development_Index_2009.pdf<br /><br />WorldBank: Dünya yönetişim indeksleri<br />http://akgul.bilkent.edu.tr/Governance/wgidataset-2009.xls<br />http://akgul.bilkent.edu.tr/Governance/GovMatters-2009.pdf<br /><br />Canada: İnternetin sosyal etkileri<br />http://akgul.bilkent.edu.tr/canadian-internet-social-effects-eng.pdf<br /><br />Japonya: ICT Strategy Raporu<br />http://akgul.bilkent.edu.tr/Japan-Overview_of_ICT_Strategy.pdf<br /><br /><br /><br />==================================<br /><br />Aktif katılım cagrisi pdf olarak da eklenmiştir. pdf'i bastirip, A4 yada A3'e büyüterek uygun yerlere asmanizi ria ediyoruz.<br /><br />-----------------------------------------------<br /><br /><br />XII. Akademik Bilişim 2010<br />10-12 Şubat 2010<br />Muğla Üniversitesi, Muğla<br /><br /><br />Üniversitelerde bilgi teknolojileri konusunda ilgili grupları biraraya getirerek, bilgi teknolojileri altyapısı, kullanımı, eğitimi ve üretimini tüm boyutlarıyla tanıtmak, tartışmak, tecrubeleri paylasmak, ve ortak politika olusturmak amaclariyla ulusal boyutta Akademik Bilisim 2010 konferansi, bu yil 10-12 Şubat tarihlerinde Muğla Üniversitesinde yapilacaktir. Konferansta davetli bildiriler, eğitim seminerleri ve yapilandirilmis calisma grubu/açık oturum türü etkinlikler yapılacaktir. Konferans ilgili herkese açıktır; ve bu konularda katki bekliyoruz.<br /><br />Konferansın Ana KonularI:<br /><br />Bilgi Ekonomisi ve Bilgi Toplumu<br />Yeni Nesil Internet: internet2, Ipv6, Gelecek İnternet<br />Mobil Ağlar, Teknolojiler ve Uygulamalar<br />İnternet Yasakları, Sansür ve Zararlı İçerik<br />Internet, Demokrasi, Katılım ve Saydamlık<br />Gizlilik, Bireysel haklar, kişisel verilerin korunması<br />Web.20 ve Sosyal Ağlar<br />Yeni Internet teknolojileri<br />Wiki, RSS ve Birlikte Çalışma Ortamları<br />Semantik Web ve Xml<br />E-öğrenme, uzaktan-eğitim, karma eğitim<br />Coğrafi Bilgi Sistemleri, Haritalar ve Mashup<br />e-çevre, e-atık, yeşil BT<br />E-tarım, Tarımsal Bilişim<br />İnternet ve Medikal Bilişim<br />İnşaat Bilişimi, Kent Bilgi Sistemleri<br />Mekansal Bilişim<br />Özgür Yazılım, Açık Kaynak, e-devlet ve e-türkiye<br />Açık Kaynak Ders Araçları<br />Açık Erişim, Bilgiye Erişim ve İfade Özgürlüğü<br />Bilişim Hukuku ve Fikri Haklar<br />E-kütüphanecilik, Enformasyon kaynakları, İndeksleme ve Tarama<br />Altyapı, Yeni Teknoloiler ve Serbestleşme<br />Ulusal, Kurumsal ve Kampus Ağları<br />3G, 4G Teknolojileri<br />Wifi, WiMax, Mesh Ağları<br />Kurumsal İnternet Politikaları<br />Üniversite Bilişim Sistemleri<br />İnternet Yönetişimi ve STK'lar<br />Türkiyenin Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı<br />E-devlet, Kamu Ağları ve Etkin Devlet: Türkiye Deneyimleri<br />E-İş, M-İş ve Yeni Ekonomi<br />Ağ Teknolojileri ve Güvenliği<br />Nesneler ve Kullanıcılar için Kimlik Yönetim<br />Bilişim Güvenliği ve Güvenlik Sistemleri<br />Kriptoloji ve E-imza<br />Yazılım Mühendisliği<br />Yazılım Geliştirme Ortamları<br />Gömülü Sistemler<br />Sistem ve Ağ Yönetimi<br />Eğitim Yönetimi ve Bilişim<br />Veri Madenciliği<br />Veri Tabanı ve Yönetimi<br />Web Servisleri<br />Internet Servislerinin Çalıştırılması<br />İnternet'te Türkçe kullanımı ve İçerik<br />İçerik Ağları<br />İnternet ve Sosyal Bilimler<br />İnternet ve Sanat<br />E-kültür E-kültür, Sayısal Bölünme, Kiem, icafe<br />Bulut Hesaplama<br />Kuantum Hesaplama<br />Yüksek Başarımlı Hesaplama<br />İstenmeyen Trafik: Spam, Virüs, P2P<br />Araştırma ve İnnovasyon Ağları, 7. Çerçeve ve Teknoparklar<br />Temel Bilişim Eğitimi<br /><br /><br />Egitim Seminer Konuları<br /><br /># Ag ve Sistem Yonetimi<br /># Bilgi ve Bilisim Guvenligi<br /># Web Servisleri<br /># Acik kaynak yazilimlari<br /># DNS ve E-posta sistemleri<br /># Icerik Yonetim Sistemleri<br /># Web - Veritabani arayuzu ve CORBA<br /># Perl, Python, F<br /># PHP<br /># Java<br /># C, C++, C#<br /># Tarama Mekanizmalari<br /># Samba<br /># Squid<br /># SGML, HTML, TeX, pdf<br /># XML<br /># Ruby On Rail<br /># Virus ve Spam Filtreleme<br /># P2P ve Istenmeyen Trafik<br /># Kriptoloji ve e-imza<br /># Kumeleme mimarileri<br /># Yazilim guvenligi<br /># Linux<br /><br /><br />- Konferans dili Türkçe'dir. Yurt dışından gelen<br />konuklar Ingilizce konuşabileceklerdir.<br /><br />- Davetli Bildiri: Akademik Bilişim konusunda son<br />gelişmeleri, eğilimleri özetleyecek dinleyicilerin<br />ufkunu açacak konuşmalar,<br /><br />- Bildiri: Deneyimleri, kuramsal katkıları, yeni ve<br />farklı uygulamaları anlatan kısa sunumlar<br /><br />- Egitim semineri önerisi : Yeni teknolojiler veya çok<br />ihtiyac duyulan konularda notlarla desteklenen<br />tanıtıcı, pratik yönü olan seminerler<br /><br />- Tartışma grubu/açık oturum önerisi :<br />Karşılaşılan sorunlar, ortak çözüm arayışları, tecrübe paylaşımına<br />yönelik, katılımcıların hazırlıklı<br />olarak geldiği yapılandırılmış ortamlar.<br /><br />- Tüm bildiriler ve sahiplerinin izni varsa eğitim<br />seminerleri notları elektronik ortamda sunulacaktır.<br /><br />- Bildiri özetleri, Tam Bildiri Metinleri ve Oturum<br />önerileri 1 Kasın 2009 tarihine kadar<br />openconf.ab.org.tr webinden gönderilmelidir.<br />Tüm öneri yapacak kişilerin<br />http://ab.org.tr/ab10/yazar.html <http:><br />Sayfasını dikkatle okumasını bekliyoruz.<br /><br />- Konferansa sponsor aranmaktadir. Konferans alanı<br />içinde Bilişim Fuarı açılacaktır. Sponsor olmak isteyenler bizimle<br />bilgiy_at_ab.org.tr<br />yoluyla temasa geçsinler.<br /><br />-Konferansa katılmak isteyenlerin<br />http://ab2010.mugla.edu.tr/ <http:><br />adresindeki Muğla Üniversitesi webinde kayit olmaları, konaklama,<br />ulaşım ve benzeri konular icin bu webi takip etmelerini bekliyoruz.<br /><br />Her türlü iletişim icin:<br />bilgiy at ab dot org dot tr http://ab.org.tr/<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-6711673723357860134?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-54847472246110014082009-07-06T20:44:00.001+03:002009-07-06T15:49:24.913+03:00Mesnevi<div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">Mesnevi referanslı iki kitap, iki alıntı + yorum(um) :</div><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"> </div><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"></div><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"></div><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"><span style="font-size:130%;"><span style="font-size:180%;">1.</span> </span>Aşk - Elif Şafak'tan kalanlar;</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"></div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">""Söyle bana Bistami mi daha ileride yoksa Peygamber Efendimiz mi?" Bu soruyu elinin tersiyle itmek ya da geçiştirmek kolay. Hiddetlenip karşıdakini susturmak kolay. Zor olan ne sorulduğunu anlamaya çalışmak ve tabii bir de yanıtı bulmak.</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">İnsan hayatı daimi bir seyr ü sefer. Beşikten mezara yolculuk halinde, seferdeyiz. Önümüzde uzanan yedi ayrı merhale, yedi ayrı basamak. Bilenler güzergahtaki her menzile bir isim vermiş. Nefsimiz buralardan bir bir geçmeden, kendini ayrı bir varlık sanmaktan vazgeçmeden yolculuğunu tamamlayıp Hak ile bütünleşemez. İnsan yalandadır, ziyandadır, zandadır. Yedi basamağı çıkmadıkça hakikate eremez.</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">İlk mertebenin adı <em>Nefs-i Emmare</em>. Yoz, ham ve daima başkalarını suçlayan nefs merhalesi....</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">....</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">Bu makam bir bakıma öncekinin tam tersidir. Burada kişi hep başkalarını suçlayacağına, sürekli kendinde kusur bulur. Olan biten her şeyde kendini didik didik inceleyerek eleştirir. "Alem güzel ben çirkin" aşamasıdır bu. İşte bu safhada nefs, <em>Nefs-i Levvame </em>olur. Yani suçlanan yahut kınanan nefs.</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">Üçüncü mertebede kişi biraz daha pişer. <em>Nefs-i mülhime</em>ye erişir. ... esinlenir... Zira bu aşamaya gelenlerin çoğu buradan çıkmak istemez. Zanneder ki yolun sonuna gelindi. Oysa yol daha uzun ve çetindir. </div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">....</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">Buradan öteye geçmeyi başaran kişi İlim Şehri'ni kat eder ve <em>Nefs-i Mutmaine</em> safhasına ulaşır. ... Gözü doymuş, gönlü genişlemiştir... Daimi namazdadır. Kalp kırmaz, kul hakkı yemekten gözü gibi sakınır ve kimsenin kusuruna bakmaz, ....</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">Buradan ötesi Tevhid Şehridir. ...</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">Son üç safhadan ilkinde <em>Nefs-i Raziye</em>'ye erdiklerinden dünyevi meselelere aldırmaz, aldanmazlar.</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">Sonraki makam <em>Nefs-i Mazriye</em>'dir. Bu safhadan Allah razı olduğu için ona Razı Olunmuş Nefs de denir. ....</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">Yedinci ve sonuncu makamda kişi <em>Nefs-i Kamile</em>'ye ulaşır. Burada ayrı bir benlik zannı toz duman olur. </div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">.......</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">...</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">..</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"></div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">Şeriat der ki: "Seninki senin, benimki benim." Tarikat der ki: "Seninki senin, benimki de senin". Marifet der ki: "Ne benimki var ne seninki". Hakikat der ki: "Ne sen varsın, ne ben"</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"></div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">.......</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">....</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">...</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"></div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">Sevdiğin birini yitirince bir yanın onunla beraber kaybolur. Terk edilmiş hayaletli bir ev gibi buruk bir yalnızlığa esir olur, eksik kalırsın. İçinde bir sır gibi, giden sevgilinin yokluğunu taşırsın. Öyle bir yara ki üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin gene de canını yakar. Öyle bir yara ki iyileştiğinde bile kanar. Bir daha gülemeyeceğini, asla hafifleyemeyeceğini sanırsın. Karanlıkta el yordamıyla ilerler gibi akar hayat. Önünü göremeden, yönünü bilemeden, sadece şu anı kurtararak... Gönlünün kandili sönmüş, zifiri gecede kalmışsındır. Ama işte ancak böyle durumlarda, yani iki göz birden karanlıkta kalınca, bir üçüncü göz açılır insanda. Kapanmayan bir göz... Ve ancak o zaman anlarsın ki bu elem sonsuza dek sürmeyecek. Hazandan sonra başka mevsimler, bu çölden geçince nice vadiler gelecek; bu ayrılığın ardından ebedi bir vuslat.</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">Yeni kaybettiğin kişiyi manevi gözle bakınca her yerde görmeye başlarsın. Denize düşen katrede, dolunayla hareketlenen med-cezirde, esen her esintide ona rastlarsın. Kuma çizili remilde, güneşte parlayan kristal tanesinde, yeni doğmuş bebeğin tebessümünde, bileğinde atan nabzında onu seyredersin. Her yerde, her şeyde onu görürken nasıl derim ki Şems gitti?"</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"></div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">Gerçek yolculuğun istikametini göstermesiyle ve Mevlana Hazretleri'ne nurlu bir kapı açmasıyla, ayrıca üslubu ve akıcılığıyla da her türlü olumlu eleştiriyi sonuna kadar hak eden kitap, herkese şiddetle değil muhabbetle :) tavsiye olunur...</div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"></div><br /><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify">---------------------------------------</div><div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"></div><span style="font-size:180%;">2.</span> Ahmet Ümit, Bab-ı Esrar'dan bakiye*;<br /><br />Mesnevi'den:<br /><br />Ey sırrı arayan kişi<br />Can var can içinde, kalbine inde ara<br />Sen kendi özünü kendinde ara<br />Ey sırrı araştıran kişi her yerde ara<br />Lakin o değil dışarıda kendi içinde ara<br /><br />Çünkü hayat bir köprüdür denmişti,<br />Sırra erenler bu dünyada geçer onun üzerinden, sırra ermeyenler ahirette...<br /><br /><br />*: Bu bakiye dışında ne heyecanlı bir polisiye-gerilim, ne de yüksek kalitede bir kurgu ile karşıladı beni Ahmet Ümit... Belki de abartılı yorumlar ve reklamların etkisi ile beklentimi yükseltmiştim...<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-5484747224611001408?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-8886412989083272652009-06-28T16:51:00.003+03:002009-06-28T17:01:48.591+03:00A Guide to the Project Management Body of Knowledge (PMBOK® Guide) - Fourth EditionPMI proje yönetimi referans kitabı <a href="http://www.pmi.org/Marketplace/Pages/ProductDetail.aspx?GMProduct=00101095501">PMBOK</a>'ı güncelledi. 44 olan süreç sayısının 42 ye inmesi dışındaki değişiklikler için güzel bir çalışmanın linki:<br /><br /><a href="http://www.pmivancouverisland.com/Portals/0/Professinal%20Development/Lunch%20and%20Learn%20PMBOK%204%20Edition.pdf">Overview of A Guide to the Project Management Body of Knowledge (PMBOK® Guide)—Fourth Edition</a><br /><br />Sınava bu yakınlarda girecekler için önemli ayrıntı sınavın haziran sonu itibarı ile yeni kitabı baz alacak şekilde güncellenecek olması...<br /><br />ilgililere duyurulur...<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-888641298908327265?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-90424484480952767752009-06-20T21:59:00.001+03:002009-06-20T21:59:00.368+03:00Assume nothing<div align="justify">Lisans eğitimim kabullenmelerle geçti. Hayat ise kabullenmek ve kabullenmemek arasında :) Beklentilerle zehir olan hayatlarla, beklentilerini bertaraf edenlerin ermişlikleri, yukarıdakilerle aşağıdakiler arasındaki görüntü farkı...</div><div align="justify"> </div><div align="justify">Nasıl bilirdiniz dediklerinde iyi bilirdik demeleri için dikkat edilesi 3 şey şudur diyen Amerikan Kaosçusu "assume nothing" kelimeleri ile yazarak paylaşma dürtümü tetikledi. </div><div align="justify"> </div><div align="center"><em><strong>Beklentilerini sıfırla...</strong></em></div><div align="justify"> </div><div align="justify">Neymiş o 3 şey:</div><ol><li><div align="justify"><em>Kaydadeğer bişey yap ...</em> Ama hemen, yarın çok geç olabilir... Aya 2. çıkan kimdi, hatırlıyormusun?</div></li><li><div align="justify"><em>İyi bişey yap ...</em> karşılıksız yap, beklentisiz yap... Beklentilerini sıfırla...</div></li><li><div align="justify"><em>Başarısız ol ...</em> Tabi kimse isteyerek başarısız olmaz ama bu kaçınılmaz gerçekle yüzleş, azmini asla yitirme...</div></li></ol><div align="justify"> </div><div align="justify">Tereciye tere satmak gibi di mi?... Elin kaosçusu, öz değerlerimizi ısıtıp ısıtıp bize servis yapıyor ... </div><div align="justify">Bizim de ihtiyacımız varmış ki kaynağı elimizin altındayken ta oralara tıklamışız..</div><div align="justify"> </div><div align="justify">Ne diyelim hayır olsun...</div><div align="justify"> </div><div align="justify">Esin kaynağı : <a href="http://www.chaosscenario.com/main/2009/05/3-ways-to-build-a-good-reputation.html">3 Ways to Build a Good Reputation</a> (<a href="http://chaosscenario.com/">chaosscenario.com</a>)</div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-9042448448095276775?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-24686624604289233622009-06-07T21:25:00.001+03:002009-06-07T21:25:00.803+03:00flokka.com<div style="text-align: justify;">Çalışan hatun kitlesine yönelik güzel bir blog site:<br /><br /><a href="http://flokka.com/">http://flokka.com/</a><br /><br />Siteden faydalı bir saat-maliyet analizi ve neden sizin tükkanın para kazanmıyor olabileceğine ilişkin bir çalışma:<br /><br /></div><h1 style="text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"><span style="font-size:100%;"><a href="http://flokka.com/your-business/why-your-business-isnt-making-money/" rel="bookmark" title="Why your business isn’t making money">Why your business isn’t making money</a></span></h1><div style="text-align: justify;"><br /></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-2468662460428923362?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-12162941690737412792009-05-31T22:11:00.003+03:002009-06-02T13:27:20.007+03:00global future<div style="text-align: justify;">Stanford Üniversitesi'nin çok faydalı paylaşımı Girişimci Köşesi'nde John Doerr'i izlemenizi tavsiye ederim. Doerr 70'li yılların başında İntel'de zamanın meşhur 8080 işlemcilerini keşfeden kişi.. Videoyu izlerken kısa biyografisi üzerinde de farenizi dolaştırmanız tavsiye olunur:<br /><br /><a href="http://ecorner.stanford.edu/authorMaterialInfo.html?mid=1282">The Global Future</a> @ <a href="http://ecorner.stanford.edu/">Stanford.edu</a><br /><br />"When asked what the future of technology and venture capital will look like, Doerr frames it as career advice for his daughters: learn Mandarin and earn a degree in a biotechnology related field."<br /><span style="text-decoration: underline;"></span><br /><br />Bir başka güzel videoda <a href="http://www.entrepreneurship.org/">entrepreneurship.org</a>'dan... Sahnedeki isim Steve Ballmer, <a href="http://video.kauffman.org/services/player/bcpid10109314001?bclid=21788484001&bctid=22909901001">mevzu </a>Microsoft ve Teknoloji'nin geleceği...<br /><br /><embed src="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f8/1564494258" bgcolor="#FFFFFF" flashvars="videoId=22909901001&playerId=1564494258&viewerSecureGatewayURL=https://console.brightcove.com/services/amfgateway&servicesURL=http://services.brightcove.com/services&cdnURL=http://admin.brightcove.com&domain=embed&autoStart=false&" base="http://admin.brightcove.com" name="flashObj" seamlesstabbing="false" type="application/x-shockwave-flash" swliveconnect="true" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash" width="440" height="373"></embed><br /><br /><span style="text-decoration: underline;"></span></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-1216294169073741279?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-17478146422882912612009-05-31T19:47:00.000+03:002009-05-31T19:47:00.557+03:00creative usb drives<div style="text-align: justify;">ThinkGeek ve RevolveClothing'de iki güzel USB bellek. Biri göze, diğeri burna hitap ediyor:<br /><br /><a href="http://www.revolveclothing.com/DisplayProduct.jsp?product=MIMO-UA14&c=Tech&s=C&d=Culture&sc=USB+Drives">Star Wars </a><span class="subtext"><a href="http://www.revolveclothing.com/DisplayProduct.jsp?product=MIMO-UA14&c=Tech&s=C&d=Culture&sc=USB+Drives">Emperor's Royal Guard</a> olanı 55 USD (2 GB), <a href="http://www.thinkgeek.com/interests/giftsforher/a26a/">diğeri ise 6 USD</a> (X ile gösterilen bölgeye esansı döküyorsunuz ve ortama güzel kokular yayılmaya başlıyor - sitede ürünün kapasite bilgisi yok :))</span><br /></div><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.revolveclothing.com/DisplayProduct.jsp?product=MIMO-UA14&c=Tech&s=C&d=Culture&sc=USB+Drives"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 335px; height: 297px;" src="http://web152.revolveclothing.com/images/p/w/r/MIMO-UA14_V1.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.thinkgeek.com/interests/giftsforher/a26a/"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 220px; height: 144px;" src="http://www.thinkgeek.com/images/products/front/usb_oil_burner.jpg" alt="" border="0" /></a><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.thinkgeek.com/images/products/additional/large/a26a_usb_oil_burner_quarter.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 268px; height: 217px;" src="http://www.thinkgeek.com/images/products/additional/large/a26a_usb_oil_burner_quarter.jpg" alt="" border="0" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-1747814642288291261?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-32322149017638467102009-05-30T22:36:00.001+03:002009-05-30T22:36:01.836+03:00araGONEs<div style="text-align: justify;">Sezon başında dedenin gelişinde bu muhabbeti yapmıştık. Sezon sonunda da aynı şeyi söylüyorsak adam istikrarlıdır denilebilir... (başka şeylerde!!!)<br /><br />Geçen sene şanlı Fenerbahçe'miz hakkında güzel haberleri kayıt altına alırken bu sene koca bir sıfır çektik...<br /><br />Sonra dönüp neden acaba diyeceğimiz zaman hatırlamak için;<br /><a href="http://papazincayiri.blogspot.com/2009/03/daum-zico-aragones.html">Papazın Çayırı</a>'nda rastladığım (orjini <a href="http://forum2007.antu.com/KonuOkuZiyaretci.aspx?gID=4&fID=9&kID=30987&sayfa=2">Antu</a> olan) faideli bir eseri paylaşayım:<br /><br /></div><h1 style="text-align: justify;"><span style="font-size:100%;"><a href="http://papazincayiri.blogspot.com/2009/03/daum-zico-aragones.html">Daum - Zico - Aragones<br /></a></span></h1><div style="text-align: justify;"><br /></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-3232214901763846710?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-81250573120038224062009-05-24T22:30:00.002+03:002009-05-24T22:30:00.599+03:00Risk - blog - life<div style="text-align: justify;">Odtü'de ekonomi dersinde (felsefe dersi olduğu yolunda da rivayet mevcuttur) hoca sınavda risk nedir? diye sorar... Öğrenci, boş kağıt verir ve kağıdın altına sadece "this is risk" notunu düşer. Rivayet bu ya vatandaş sınavdan tam puan alır...<br /><br /><a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/04/05/sen-terfi-beklerken-onlar-facebook-profiline-bakiyor/">Fikir Atölyesi</a>'nde hayata (özellikle iş hayatına) dair güzel tespitlerin yer aldığı başarılı bir çalışma var. <a href="http://www.fikiratolyesi.com/tunc-kilinc">Tunç Kılınç</a>'ın, içinden risk geçen, gerçek yaşam deneyimini, teknik olarakta iyi işleyen bir blogda anlatması, bu yazımın başlığına bir neden oluşturdu...<br /><br />Aşağıdaki alıntı sonrasındaki <a href="http://selimtuncer.blogspot.com/">Selim Tuncer günlüğü</a>ndeki, <a href="http://selimtuncer.blogspot.com/2009/04/gun-gelecek-blogger-diye-bisey.html">blogların (blogger-ların) geleceği tartışması</a> ise, blogun gündelik hayattaki yeri, yerli blogosferde neler yaşadığı ve benimde bu günlükteki duruşuma olumlu yönde katkı sağlayacak malzemeler barındırması açısından kayıtlarıma girdi...<br /><br />Önce Tunç Kılınç'tan alıntı;<br /></div><br />"<br /><span style="color: rgb(102, 102, 102);">.....</span><br /><br /><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">Bu kurumsal şirketlerin çoğunda olan bir “performans değerlendirme” sistemi var. Bağlı olduğunuz yöneticinin bir form eşliğinde sizinle bire bir yaptığı görüşmeler… Genelde senede bir yapılan, not pazarlığı şeklinde geçen, gelişime açık alanların atlandığı, atlanmasa bile “şu yönlerini geliştir” demenin ötesine geçmeyen konuşmalar bunlar…<br /><br />.....<br /><br /></div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">Uzun yıllar bu konularda karar veren, şimdi de dışardan bu “karar vericilere” destek olan bir iş yapan bir adam olarak diyorum ki size: bu iş kocaman bir balon! İstisnalar var, ancak genelde balon.</p><div style="color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">Peki, nasıl karar veriliyor? İşte kolay kolay <strong>itiraf edilmeyecek</strong> acımasız gerçekler burada başlıyor.</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">Tespitlerim şunlar:</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">> Senin düşünce şeklini yakından tanıması gereken (ve doğal olarak seni önerecek kişi olan) ilk yöneticin, seni yeteri kadar tanımayacak. Tanıdığını sanacak ama nafile. Onun öncelikleri hep senin işe kaçta gelip kaçta çıktığın, dış görünümün, raporları ne kadar zamanında verdiğin olacak.</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">> Yöneticilerin çoğu için “iş hayatı” ve “özel hayat” ayrımı vardır. İki ayrı kişiliği yaşarlar! [<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/11/26/richard-branson-is-firsatlari-otobus-gibidir-her-zaman-bir-digeri-gelir/" target="_blank">Richard Branson</a> gibi, "işi iş, oyunu da oyun olarak görmüyorum; <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/04/10/istersen-yaparsin/" target="_blank">her şey hayatın ta kendisi</a>" diyebilen bir yöneticiniz varsa da aman değerini bilin.]</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">> Kişiler arası iletişimine aşırı dikkat edecek. Ne demek istediğinden çok, “nasıl” dediğine odaklanacak.</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">> Seni ne kadar kendine rakip gördüğüne bakacak. Onun koltuğunu riske atıyor musun?</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">> Departmana, şirkete, müşterilere ve hatta sektöre kazandırmaya çalıştığın katma değer “zaten işinin parçası olarak” algılanacak ve takdir görmeyecek. Sen de bir müddet sonra, sadece senden beklenilen işi yapmanın yettiğini görüp, kendi potansiyelini unutmaya başlayacaksın.</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">> Eleştirmenin ne kadar tehlikeli olduğunu çok kısa bir süre içinde anlayacak ve hataları kanıksamaya başlayacaksın. Hatta kendi hatalarını bile!</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">> Üst yöneticilerin aldıkları kararları sadece “uygulaman” gerektiğini öğreneceksin. “Neden” sorusunu sık sorarsan yöneticinin işini zorlaştırıyorsun! Bu onların kendi “iş yeterliliğinin” de sorgulanması sanılacak ki bu da seni “potansiyel bir risk” haline getirecek. <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/01/04/kurumsal-hayat-ve-yaraticilik/" target="_blank">Yaratıcılıktan</a> çok senden beklenilenin “<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/" target="_self">denge</a>” olduğunu öğrenmek uzun sürmeyecek.</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">> Şirkette kimlerle arkadaş olduğuna bakılacak. Sonra da iş dışı arkadaşlarına… Kendi elinle <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/10/13/facebook-yeni-nesil-oyuncagimiz/" target="_blank">Facebook</a>‘a eklediğin yöneticin, daha sonra sık sık senin profiline, duvarına, resimlerine, üye olduğun gruplara bakacak. Bizim şirketin kurumsal kültürüne uygun hareket ediyor musun dışarıda? [Çoğu şirkette çalışanlara "yasak" olsa da Facebook, yöneticilere değil! Bu da ayrı bir komedi. "<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/09/26/msn-yasak-internet-yasak-bak-sevgili-patronum/" target="_blank">Msn Yasak. İnternet Yasak. Bak Sevgili Patronum!</a>" yazısına dilerseniz bir ara göz atın.]</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">.................</p><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">Sen bütün bu tespitleri ve fazlasını zaman içinde deneyimleyerek öğrenmiş ve <strong>kurumsal hayatın bir tiyatro sahnesi</strong> olduğunu kabullenmişsin (zaten kabullenmezsen ömrün çok kısa). Kısaca oyunu kuralına göre oynuyorsun.</p><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">......</p><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"><strong>Peki, tüm bunlardan ne çıkıyor:</strong></p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">> Kurumsal şirketlerde çalışmayı bir <strong>okul gibi</strong> görmek gerek. Çok iyi bir “deneyim.” Çünkü burada yazılanlar gibi şeyleri okumakla anlaşılmıyor hemen. Yaşamak gerek.</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">> İş yapış şekilleri, prosedürler, şirket kültürü, kişiler arası iletişim, sunum yapma, ast-üst ilişkisini yönetme, yöneticiler arası rekabeti gözlemleme, baskı altındaki insanların tutumları, çatışmalar, dış dünya ilişkileri, koltuk, oda sevdası… Anlatmakla bitmez. “Deneyimden” kastım bunlar.</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">> Ancak <strong>çalışma süresini</strong> iyi ayarlamak gerek (bende çok uzun sürdü örneğin bu: 16 yıl. Şaka gibi! :) Bir saatten sonra deneyim eğrisi gerçekten aşağı doğru kayıyor ve olay patinaja dönüyor. Kaybedilen ise hayatın kendisi. Farkında olmadan hem de.</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">> Şirkette hep başka departman veya bölümlere <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/" target="_blank">yatay geçiş</a> zorlanmalı. Ne kadar çok farklı iş ve farklı kişilerle çalışılırsa bu deneyim o kadar zenginleşiyor.</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">> Bu dönemdeki kazanılacak en büyük değer ise oluşturulacak <strong>sosyal ilişkiler</strong>. İçeride ve dışarıda. Doğru insanlarla kurulan dostluklar, keyif verme dışında ileride olası işbirlikleri için de müthiş bir artı kazandırıyor. Dışa dönük kişiler, hele bir de empati becerileri yüksekse, bir adım önde oluyorlar hep.</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">> Sizi hayata bağlacak “<strong>tutkuyu</strong>” aramak için iyi bir dönem bu. Nasıl olsa çoğumuz bu tutkuyu henüz keşfedemeden bir bölümleri okuyor ve bir yerlerde işe başlıyoruz. Tıpkı <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/11/10/tum-gonul-meseleleri-gibi-onu-buldugunuz-zaman-anlayacaksiniz/" target="_blank">Paul Potts</a> gibi.</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">Fikir Atölyesi’nde “<a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/03/14/ac-kal-budala-kal/" target="_blank">Aç Kal Budala Kal</a>” yazısıyla kaleme aldığımız, başarı ve tükenişi uç noktalarda yaşamış olan Steve Jobs’ın şu sözlerini hatırladım tekrar:</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"><em>“Gerekirse dünyanın sana sunduklarından vazgeç, hatta okula bile gitmeyebilirsin ancak asla maceracı ruhundan taviz verme. Yüreğinin ve sezgilerinin sesini dinle; onlar seni yanıltmaz. Neyi sevdiğini bul. Aşık olacağın, büyük bir tutkuyla inanacağın işin sana zaten istediğin başarıları getirecek.”</em></p><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">.....</p><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">Burada ufak bir not eklemeliyim:</p><div style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);"> </div><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">İçinde olduğumuz ekonomik krizde bırakın standart performans gösterenleri, gerçekten başarılı bulunanlar bile işten çıkartılıyor. Ve bu dönemde yeni bir iş bulmak gerçekten çok zor. Şu an evde oturan ve iş arayan müthiş insanlar var. O yüzden yapılacak her değişikliğin “zamanlamasını” iyi ayarlamak gerek.</p><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">....</p><p style="text-align: justify; color: rgb(102, 102, 102);">En büyük risk, tabii ki <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/09/20/robin-sharma-en-buyuk-risk-risk-almamaktir/" target="_blank">risk almamak</a>. Yoksa harcanacak en kötü şey, <strong>hayatın ta kendisi </strong>olur ki, sanırım alınabilecek bundan daha büyük de bir risk yok.</p><div style="text-align: justify;">"<br /><div style="text-align: justify;">Bu doğru tespitlere, yaptığı işi önemseyen, üretme kaygısı içinde olan ve faydalı olmayı amaç edinenlerin çokta endişelenmemeleri düşüncesi ile yaklaşmaları gerektiği notunu eklemek istiyorum.<br /><br />Üzerinde çokça konuşulabilecek bu mevzuya, <a href="http://selimtuncer.blogspot.com/2009/04/gun-gelecek-blogger-diye-bisey.html">Selim Abi'nin gün gelecek "blogger" kalmayacak</a> öngörüsü ile bir parantez açıp, sonrasında da iki konuyu bir nokta ile nihayete erdirmek hedefi ile devam edelim (iki müstakil konu olarak ele alınacak çapta da olsalar şu an itibarı ile bununla kifayet edile :)) ;<br /><br />Sadece bloggerların değil, blogların bile 2020'lere yaklaşıldığında yok olacağına dair görüşler, konunun ABD de bu işe ciddi kafa yoranları tarafından, son bir-iki senedir dillendirilmeye başladı zaten.. Kendi uzmanlığım olan teknoloji perspektifinden ve 2004'ten bu yana <a href="http://radar.oreilly.com/tim/">O'Reilly</a>, <a href="http://andrewmcafee.org/">McAfee</a> gibi konunun liderlerini de yakından takip etmenin verdiği birikimle, değişimin şimdiden başladığını söyleyebilirim. Bloglar, mikro blog platformlarına yakınsamaya başladılar. Ülkemizde bile Twitter üzerinde pazarlama eksenli faaliyetler yapılır hale gelmeye başladı. Dolayısıyla bu ürünler, gelişen yeni nesil donanım bileşenleri ile (yeni nesil PDA'lar, iPhone türevi akıllı telefonlar ve ötesindeki konsept ürünlerle) birlikte başka, yeni ve kolay kullanılır araç setlerine dönüşerek, kendi jargon ve standartlarını oluşturacaklar.<br /><br />Benim bu tartışmadan kendime çıkardığım ise farklı birşey... İşin içinde pazarlama kaygısı varsa, ödül varsa, teknoloji amaç olmaktan çok araç olmaya başlar. Bu adreste yorumları kapalı tutmamın -kendimce- nedenlerinden biri de buydu. Burdaki asıl amaç, bu adresin sadece Pıtır bir gün dönüp babamda nelerle uğraşmış, neler yapmış dediğinde bulabileceği izler bırakabilmek.. Bu detayı bir kere daha <a href="http://www.ilkerarabaci.com/2007/09/elektronik-i-rehberi.html">hatırlamama</a> yardımcı olan Selim Abi ve yazısına yorumlarıyla katkıda bulunanlara teşekkür ederek, noktaya varıyorum.<br /></div><br /><br /></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-8125057312003822406?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-83545157648130104442009-05-21T21:11:00.001+03:002009-05-22T15:32:16.864+03:00information on the net - a reliability perspective<div style="text-align: justify;">İnternette yer alan bilgilerin güvenilirliği, ciddi tartışma konularından biridir. Aşağıda, sağlık perspektifinden yaklaşılarak, ABD Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından hazırlanan değerlendirme kriterlerini bulabilirsiniz. Webde bulduğunuz-incelediğiniz bilgileri asgari olarak bu ölçülerle değerlendirmenizde fayda var...<br /></div><a href="http://www.cancer.gov/cancertopics/factsheet/Information/internet"><span class="page-title"></span></a><ol><li>Web sitesi kime (ya da hangi kuruma) ait?</li><li>Web sitesinin giderlerini kim karşılıyor?</li><li>Web sitesinin amacı ne?</li><li>Bu sitede sunulan bilginin referansı/kaynağı neresi?</li><li>Bu sitede sunulan bilgi nasıl dokümante edilmiş? (tıbbi bilgiler, örneğin, bol miktarda atıflar ve referanslarla başka akademik kaynaklara link vermelidir)</li><li>Sitenin sunduğu bilgileri yayınlama politikası var mı?</li><li>Sitede sunulan bilgi ne kadar güncel?</li><li>Site başka sitelere nasıl link veriyor? </li><li>Site kullanıcılardan nasıl bilgiler topluyor ve bunları ne amaçla kullanıyor?</li><li>Site kullanıcılarla etkileşimini nasıl sağlıyor?</li></ol>Diğerleri için tıklayınız: <a href="http://www.cancer.gov/cancertopics/factsheet/Information/internet"><span class="page-title">Evaluating Health Information on the Internet</span></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-8354515764813010444?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-4654374747660839642009-05-19T22:55:00.004+03:002009-05-22T15:58:12.498+03:00Safranbolu<div style="text-align: justify;">Biz Türklerin dünya mirasına katkıda bulunmak adına, güzelce korumayı başardığımız bir eser - mekan var mı diyenlere, gitte gör diyeceğimiz şirin ilçemiz...<br /><br />Bu şirin mekanı (ve civarını) iki araba, bir tura tabi olmadan, ama onların yaptıkları planları tırtıklayarak gezdik. Aşağıda tırtıkladığımız bilgileri sizlerinde tırtıklaması amacıyla paylaşırken, Safranbolu'lu idarecileri ören yerleri giriş ücretleri üzerinde bir kere daha düşünmeye davet ediyorum :)<br /><br />Nerede kalırım diye düşünenlere, referans üzerine gittiğimiz ve misafirperverliklerinden son derece memnun kaldığımız Özlem Hanım'ların <a href="http://www.safranbolucamlica.com/">Çamlıca Konağı</a> tavsiye olunur:<br /><br /><a href="http://www.safranbolucamlica.com/">www.safranbolucamlica.com</a><br /><br />--------------------<br /><br /><span style="font-size:85%;"><span style="font-style: italic;">C.tesi: TARİHİ KONAKLAR -ARASTALAR -SAFRANBOLU -İNCEKAYA SU KEMERİ -BULAK MAĞARASI</span><br /><br /><span style="font-style: italic;">Bolu Gerede Karabük güzergahını izleyerek İstanbuldan Safranbolu'ya sabah erken saatlerde ulaşıyoruz. Kahvaltı ardından Rehberimizle Safranbolu Turumuza başlıyoruz. Safranbolu ruhunu hissedebileceğimiz sokaklardan geçerek Kaymakamlar evi, Cinci Hanı ve Hamamı, İzzet Mehmet Paşa Camii, Köprülü Mehmet Paşa Camii'ni gezip, avlusundaki Güneş saati hakkında bilgi alıyoruz. Öğle yemeğinde yöresel lezzetleri tadıyoruz. . Daha sonra eski bir Bektaşi köyü olan Yörük Köyüne ulaşıp sırasıyla Sipahi konağını, Hacı kavas ve kaymakçıoğlu evlerini, bir dönemin çamaşırhanesi; şimdilerin sanat galerisini geziyoruz. Sonrasında İncekaya Su Kemeri ve Bulak Mağarasını görmek üzere aracımıza biniyoruz. Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarfından yaptırılan 6 kemerli görkemli bir yapı olan İncekaya köprüsünün üzerinde yürüyüp fotoğraf çektiriyoruz. Sonrasında Bulak Mağarası tüm ihtişamıyla bizi bekliyor. Bekir Amcanın anlatımıyla Mağara bir başka anlam kazanıyor. Bu güzelliklerin ardından konağımıza dönüyor ve dinleniyoruz. Akşam yemeğimiz otelde.</span><br /><br /><span style="font-style: italic;">Pazar: KENT TARİHİ MÜZESİ-SAFRANBOLU – AMASRA</span><br /><br /><span style="font-style: italic;">Açık Büfe Sabah kahvaltımızı aldıktan sonra , Safranbolu merkeze gidip İlk olarak şehri panoramik olarak görebileceğiz Hükümet Konağı ve Saat kulesinin bulunduğu kale mevkiine çıkıyoruz. Kent Tarihi müzesi tüm fotoğraf ve tanıtımlarla Safranbolu'nun geçmişine ışık tutuyor. Bu Tarihi şehri ve konakları ardımızda bırakıp Bartın üzerinden Amasra’ya doğru yol alıyoruz. 1,5-2 saatlik otobüs yolculuğumuz sonunda Çeşmi-Cihan (Dünyanın Gözü) olarak nitelendirilen limanı ve balığıyla ünlü Karadeniz’in şirin beldesi Amasra’ya geliyoruz.Öğle yemeğimiz(Ekstra) tabiiki muhteşem balık, tablo niteliğinde meşhur Amasra salatası. Yemek sonrası müzeyi, Amasra Kalesini, surlar, oymacılar çarşısını ve limanı geziyoruz. Yemek sonrası alışveriş için serbest zaman verip, 16:00 gibi Amasra’dan istemeye, istemeye ayrılıyoruz ve İstanbul’a doğru yola koyuluyoruz.Yaklaşık 22:00-23:00 gibi İstanbul’a varıyoruz.</span><br /><br /><span style="font-style: italic;">P.tesi: KASTAMONU -ILGAZ</span><br /><br /><span style="font-style: italic;">Sabah kahvaltımızı aldıktan sonra , Kastamonu'ya hareket ediyoruz. Kastamonu’da Nasrullah Meydanı, Şerife Bacı Anıtı, Liva Paşa Konağı ve Etnoğrafya Müzesi ve Münire Medresesinde El sanatları çarşısında yöreye özgü dibek kahvesi, çekme helvası alışverişi için mola veriyoruz. Öğle yemeğinde Kastamonu'ya özgü yöresel lezzetleri tadıyoruz. Yemek sorası Kastamonu Kalesinden kuşbakışı şehri izliyoruz. Fotoğraf çekebilir, tarihi havayı soluyabilir, kendinizi dinleyebilirsiniz. Sonrasında Ilgaz Dağı Milli Parkına çıkmak üzere yola koyuluyoruz. Ilgaz Dağı ormanları zengin doğal örtüsüyle yürüyüşe uygun panoramalar sunuyor bizlere. İsteyenlerle doğa yürüyüşü yapıyoruz. İstemeyenler Ilgazdaki otellerin restaurantında çay –kahve içebilir. Serbest zaman geçirebilir. Günümüzü tamamladıktan sonra otelimize dönüyoruz. Akşam yemeği otelimizde.</span><br /><br /><span style="font-style: italic;">Salı: ABANT GÖLÜ -GÖLCÜK GÖLÜ</span><br /><br /><span style="font-style: italic;">Otelimizde alacağımız doyurucu kahvaltı ardından eşyalarımızı aracımıza yerleştirip konaklama yerimizden ayrılıyoruz. Ressamlara konu olacak güzellikte olan Gölcük gölüne varıyoruz. Göl etrafında yorucu olmayan kısa yürüyüşün ardından kır kahvesinde şömine başında çaylarımızı yudumluyoruz. Dileyenler bol bol fotoğraf çekip gölün tadını çıkarabilir. Sonrasında Abant Gölü Milli Parkına geçiyoruz. Kış aylarında güzelliğiyle gelenleri kendine hayran bırakan Abant bahar ve yaz aylarında da etrafındaki Çam ağaçlarının yeşilliğiyle ve Gölün rengiyle bir başka güzel. Burada göl etrafında yapacağımız yürüyüşün ardından Göl çevresindeki nefis manzaralı Restaurantlardan birinde öğle yemeğimizi (ekstra) alıyoruz. Öğle yemeği sonrası vereceğimiz serbest zamanı, Faytona veya ata binerek, yürüyüş yaparak değerlendirebilirsiniz. Abant’a veda etmeden önce son olarak göl kenarındaki köylü pazarında dileyenler alış-verişlerini yapıyor . Sonrasında İstanbul'a dönüş yoluna geçiyoruz. Tahmini 20:00 -21:00 civarı İstanbul'da sizleri almış olduğumuz noktalara bırakıyoruz.</span><br /><br /><span style="font-style: italic;">İstanbul- Safranbolu arası yaklaşık 410 km.(6-7 saat) İst.-Gebze-Düzce-Bolu-Karabük-S.bolu:(5-6 saat) Safranbolu’ya karayolu ile üç ayrı yönden ulaşmak mümkündür. Ankara-İstanbul karayolunun Gerede kesiminden ayrılarak 82 km. sonra Karabük’e, Karabük’ten 8 km sonra da Safranbolu’ya varılır. İlçenin kuzey yönünde bulunan Bartın’a uzaklığı 74 km., doğusunda bulunan Kastamonu’ya uzaklığı 105 km.dir.</span><br /><br /><span style="font-style: italic;">Yapmadan Dönme</span><br /><br /><span style="font-style: italic;">Hıdırlık tepesi ve Kale’den (Eski Hükümet Konağı) fotoğraf çekmeden,</span><br /><span style="font-style: italic;">Müze evleri, Yemeniciler Arastası’nı, Demirciler ve Bakırcılar Çarşısını gezmeden,</span><br /><span style="font-style: italic;">Tarihi evlerde konaklamadan,</span><br /><span style="font-style: italic;">Kent Tarihi Müzesini Gezmeden,</span><br /><span style="font-style: italic;">İncekaya su kemeri ve Bulak (Mencilis) Mağarasını görmeden,</span><br /><span style="font-style: italic;">Safranlı Zerde Tatlısı Yemeden, Safranbolu bükmesi, baklavası, ve lokumunu yemeden,</span><br /><span style="font-style: italic;">Mini Gezi Araçlarıyla Safranbolu’yu gezmeden,</span><br /><span style="font-style: italic;">Havuzlu bir konakta kahve içmeden</span><br /><span style="font-style: italic;">dönmeyin...</span><br /><br /><span style="font-style: italic;">YÖRESEL TATLAR VE YEMEKLER</span><br /><br /><span style="font-style: italic;">Sarma, Kuyu Kebabı, Gözleme, Ev Baklavası, Yayım Makarnası, Su Böreği, Lokum</span></span><br />-------------------------------------------<br /><br /></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-465437474766083964?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-78585009721715997652009-05-11T21:59:00.001+03:002009-05-12T17:04:32.171+03:00Enterprise 2.0Kurum içinde Web 2.0 uygulamaları nasıl algılanıyor, ne kadar yaygın kullanılıyor?<br /><br />aiim.org'un araştırması ile mevcut duruma ilişkin genel bir fikir edinmek mümkün:<br /><br /><a href="http://www.aiim.org/Research/MarketIQ/Enterprise-2.0-Agile-Emergent-Integrated.aspx?path=/resourcecenter/research/marketiq&">AIIM Market IQ<br />Enterprise 2.0: Agile, Emergent, and Integrated</a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-7858500972171599765?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-68309894608863319702009-04-15T08:38:00.000+03:002009-04-15T09:45:35.149+03:00Google<div style="text-align: justify;">1,6 milyar dolara youtube'u satın alması çok konuşulmuştu. Bugünlerde ise youtube yüzünden günde zarar ettiği yaklaşık 1,6 milyon dolarla çok konuşulur durumda. <br /></div><br /><div style="text-align: justify;">Ben ise farklı bir detayı kayda geçmenin derdindeyim...<br /><br />Google'ın farklı duruşu ve interneti internet yapan değerlere, özgürlüğe, üretkenliğe, sanatseverliğe yaptığı vurguyu bir kere daha takdir ettim. Bu sefer kendi özümüzden bir değere vurgu yaptığı bu anlamlı logo ile...<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.google.com.tr/logos/mimarsinan09.gif"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 291px; height: 130px;" src="http://www.google.com.tr/logos/mimarsinan09.gif" alt="" border="0" /></a><br />Evet bugün Mimar Sinan'ın doğum günü... 1489-1588 yılları arasındaki 99 yıla yüzlerce eser, onlarca başyapıt bırakan büyük üstada saygı ve rahmet dileklerimizi sunarız.<br /><br /><br /><br /></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-6830989460886331970?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-35884423510187980962009-04-06T21:14:00.002+03:002009-04-07T18:25:34.638+03:00Do schools kill creativity<div style="text-align: justify;">Avam tabiri ile soracak olursak okul yaratıcılığı öldürür mü?<br /><br />Dünyadaki tüm eğitim sistemlerinde matematik ve dil eğitimi üstte olmak üzere hiyerarşik bir dizilim var. Picasso, her insanın sanatçı olarak doğduğunu iddia eder. Fakat insanoğlu kurduğu eğitim sistemi sonucunda sanatçı yeteneklerini körelterek bambaşka bir hedefe yönelebilir. Özellikle sanayi devrimi sonrası inşa edilen ve tüm dünyada geçerli olan genel akademik yaklaşım sonucunda, lisans dereceleri ile mezun olmak artık iş sahibi olabilmek anlamına gelmiyor. Bugünün gençleri yüksek lisans, doktora ve ötesini düşünmek zorunda...<br /><br />Bundan 30 yıl sonrasında çocuklarımız ne durumda olacaklar hiç düşündük mü? Ken Robinson bu konudaki görüşlerini çok net bir şekilde ifade ediyor;<br /><br />izlemek isteyenler <a href="http://www.ted.com/index.php/talks/ken_robinson_says_schools_kill_creativity.html">buraya</a>, okumak isteyenler <a href="http://www.schoolskillcreativity.com/sir-ken-robinson-ted-speech-transcript.pdf">buraya</a> tıklayabilirler...<br /></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-3588442351018798096?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-77058321454382275952009-03-23T21:52:00.004+02:002009-03-24T18:07:40.190+02:00AcademicEarth.org<div align="justify">Yale ve Stanford mezunu iki genç tarafından kurulan Akademik Dünya'da herkes için kaliteli eğitim içeriği mevcut. Daha önce kendisinden övgü ile bahsettiğim <a href="http://www.ilkerarabaci.com/2007/09/e-learning-20-ok-baarl-bir-uzaktan.html">Nuvvo</a> gibi selefleri ile aynı kaderi paylaşmaması dileğiyle, yeni web dünyasının başarılı uygulamasından birkaç güzel ders:<br /></div><div align="justify"> </div><div align="justify"><a href="http://academicearth.org/lectures/the-world-is-flat">The World is Flat 3.0</a><br /><a href="http://academicearth.org/lectures/david-swensen">Investing for the Long Run</a><br /><a href="http://academicearth.org/lectures/entrepreneurs-then-and-now">Entrepreneurs: Then and Now</a><br /><br />Tümü için:<br /><a href="http://academicearth.org/">http://academicearth.org/</a></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-7705832145438227595?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-59352053082780319542009-03-22T18:11:00.000+02:002009-03-22T18:11:01.132+02:00New Definition of WWWWorld Wide Web'in muciti Tim Berners Lee'den webin geleceğine dair yeni fikirler:<br /><br />Kendi konuşması için :<br /><a href="http://www.ted.com/index.php/talks/tim_berners_lee_on_the_next_web.html">http://www.ted.com/index.php/talks/tim_berners_lee_on_the_next_web.html</a><br /><br />Konuşmanın özeti için:<br /><a href="http://computemagazine.com/man-who-invented-world-wide-web-gives-new-definition">http://computemagazine.com/man-who-invented-world-wide-web-gives-new-definition </a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-5935205308278031954?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-86101605076959238002009-03-17T21:49:00.000+02:002009-03-17T21:49:00.265+02:00Fenerbahçe bayrağı<div style="text-align: justify;">Yıl 2009, Halk takımı Fenerbahçemiz, halk takımı olmasına rağmen para-pul yerine sportif başarıya odaklanmışken, elit cimbom yani asilzadelerin takımı zimzom yeni stadını inşa ederken, işçilerin parasını ödeyemediği için inşaata Fenerbahçe Bayrağı dikilmekle tehdit ediliyor...<br /><br />Tarihe not düşülecek bir başarısızlık :<br /><br /><a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/24947417/">http://www.ntvmsnbc.com/id/24947417/</a><br /></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-8610160507695923800?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-18011586539055374872009-03-09T22:52:00.004+02:002009-03-10T16:25:04.254+02:00SingaporeSingapur;<br /><ul><li>Tertemiz, Yemyeşil,</li><li>Sakin, düzenli, yasalara riayet edilen,</li><li>Sıcak ama, ansızın yağan tropikal yağmurlu,</li><li>Alışveriş merkezi dolu,</li><li>Chinatown'da pazarlık edilmeli, </li><li>Müslümanı da var budisti de hristiyanı da... (ve dahi yahudisi)</li><li>Limanı, sentosa'sı, little indisa'sı, budist tapınakları,</li><li>İlginç yemekleri,</li><li>İlginç komşuları,<br /></li></ul><div style="text-align: right;">Malezya, Kamboçya, Endonezya, Tayland, Filipinler, Burma, Laos, ve hatta Hong Kong ya da Papua Yeni Gine,<br />Biraz daha uzağı göze alırsan, Çin, Hindistan, Avusturalya, biraz daha dersen Kore-ler ve Japonya<br /></div><ul><li>İngiliz izleri ve soldan akan trafiği ile Asya'nın en küçük ikinci ülkesi...</li></ul><div style="text-align: right;"><br /></div><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_50aX-W1GaA8/SbZxJl3-_OI/AAAAAAAAADk/CoatChtjlBM/s1600-h/DSCN3168.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_50aX-W1GaA8/SbZxJl3-_OI/AAAAAAAAADk/CoatChtjlBM/s200/DSCN3168.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311557220129766626" border="0" /></a><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_50aX-W1GaA8/SbZxS2LaaaI/AAAAAAAAADs/Ahm4Mjw5LUk/s1600-h/DSCN3468.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_50aX-W1GaA8/SbZxS2LaaaI/AAAAAAAAADs/Ahm4Mjw5LUk/s200/DSCN3468.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311557379125045666" border="0" /></a><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_50aX-W1GaA8/SbZw9D9FDuI/AAAAAAAAADc/Np8is26fjBA/s1600-h/DSCN3440.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_50aX-W1GaA8/SbZw9D9FDuI/AAAAAAAAADc/Np8is26fjBA/s200/DSCN3440.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311557004865900258" border="0" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-1801158653905537487?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-44106939041049722942009-03-04T22:46:00.001+02:002009-03-05T12:04:41.738+02:00Netbook<div style="text-align: justify;">Evdeki laptopların hırsızların azizliğine uğraması sonucu, sanal alemle bağları zayıflayan aile fertlerinin baskılarına daha fazla dayanamayacağım... Ucuz ve küçük bir çözüm için bu yılın popüler kelimesinin peşine düştüm : netbooklar<br /><br />Gözümüze ilk kestirdiğimiz ürün olan Asus Aspire One'ı incelerken bir netbookta dikkat edilesi özelliklerin kısaca şunlar olduğunu gördük:<br /><br />1. Ekran boyutu<br />2. Klavye, mouse ergonomisi, boyutları<br />3. Pilin 6 hücreli olup olmadığı<br />4. Üzerinde Windows ya da Linux olması<br />5. Şarj aletinin boyutları (ilginç görünse de forumlarda insanların üzerinde durduğu bir mevzu)<br />6. Belleğin yükseltilebilir olup olmaması<br />7. Sabit diskin varlığı ve kapasitesi<br />8. Tabi ki işlemci hızı<br /><br />Bu kıstaslardan özellikle 1,2,3,6,7 ve 8'i baz aldığımda şu an itibarı ile fiyat - performans açısından <a href="http://www.laptopmag.com/review/laptops/samsung-nc20.aspx">Samsung NC 20</a> öne çıkan ürün oldu...<br /><br />İlgilenenlere mevzu ile ilgili faideli ve detaylı iki kaynak :<br /><br />1. <a href="http://shopping.yahoo.com/articles/yshoppingarticles/209/netbook-buying-guide">Yahoo Netbook Guide</a><br />2. <a href="http://www.laptopmag.com/l/netbooks.aspx">LaptopMag Netbook Reviews</a></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-4410693904104972294?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-17114174198151157382009-03-04T22:16:00.000+02:002009-03-05T11:23:41.094+02:00Anonim<div style="text-align: justify; font-family: verdana;"><span style="font-size:100%;">Koibitosunun internette dolaşan anonim e-postalardan ilettiği bir eşek hikayesi :<br /><br />"</span><span style="font-size:100%;">Günlerden bir gün, köylerden birinde, bir adamın eşeği kör kuyulardan birinin içine düşmüş. </span><span style="font-size:100%;">Niye düşer, nasıl düşer diye sormayın. Eşek bu, düşmüş işte. </span><span style="font-size:100%;">Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranmış, anırmış, sesini duyurmaya çalışmış.<br /><br />Derken eşeğin sahibi gelmiş kuyunun başına. <span class="yshortcuts" id="lw_1236244558_0">Bir</span> hal çaresi düşünürken bir koşu gidip köylüleri yardıma çağırmak gelmiş aklına.<span class="573102908-26012009"> </span>Bakmışlar ki hayvan zaten yaralı, belki de kırık çıkığı da var, çok acı çektiği de belli, artık kurtarılsa da işe yaramaz düşüncesiyle çıkarmaktan vazgeçmişler ve üzerini toprakla doldurmaya karar vermişler. Herkes eline geçirebildiği ne varsa başlamışlar kuyuyu toprakla doldurmaya.<span class="573102908-26012009"> </span>Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları her seferinde silkinerek üzerinden atmış. Onlar yukarıdan atmış, eşek silkelenerek her defasında toprağı altına almış.<span class="573102908-26012009"> </span>Derken, ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her defasında biraz daha yükselmiş ve giderek yukarıya çıkmaya başlamış eşek. Köylüler de şaşırmışlar hayvanın giderek yükselmesine. Onlar atmış eşek yükselmiş derken neticede hayvan yukarıya çıkmayı başarmış...<span class="573102908-26012009"><br /><br /></span>Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır. Üstümüzü toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla baş etmenin tek yolu sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmaktır. Aydınlığa bir adım daha yaklaşmaktır. Kör kuyuda olsak bile!"<br /><br />Kıssadan kısalar;<br />Kendini eşek yerine koymak insana ağır gelir (mi?)...<br />Eşek kurtuldum derken, geldiği seviyede aslında daha farklı tehlikelerle karşılaşır mı? Yoksa önemli olan çabadır, gerisi tevekkül müdür?<br />Köylülerin davranışı ile muasır medeniyetler arasında ne gibi paralellikler vardır?<br />.......<br />....<br />.<br /><br /></span></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-1711417419815115738?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-43220881649100523152009-02-20T22:00:00.003+02:002009-02-20T22:00:18.709+02:00Liderlik<div style="text-align: justify;">Kusursuz Liderlik kitabının girişinden alıntı:<br /><br /><br /><span style="font-size:85%;"><span style="font-family: verdana;">"Teksas Üniversitesi'nden araştırmacılar, yoldan geçen vasat giysiler içindeki bir yayadan kentin işlek bir caddesinde "kırmızı" ışığı ihlal ederek karşıdan karşıya geçmesini istediler. Onun ardından giden kişi sayısı oldukça azdı. Sonra takım elbiseli şık görünümlü birine aynı şeyi yaptırdılar. Bu kez düzinelerce insan takip etti. Araştırma, otoritenin üzerindeki giyim kuşamın onu izleme eğilimini yüzde 350 oranında arttırdığını gösterdi. "</span></span><br /></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-4322088164910052315?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-69489683094276847282009-02-13T21:41:00.000+02:002009-02-13T21:41:06.642+02:00Grokdot.com selectionsGrokdot.com'un yakaladığı güzel linklerden;<br /><br /><a href="http://www.retailerdaily.com/entry/valentines-day-index-down-15/">http://www.retailerdaily.com/entry/valentines-day-index-down-15/</a><br /><a href="http://www.brandkeys.com/">http://www.brandkeys.com/</a><br /><a href="http://www.creatingresults.com/photofinish/">http://www.creatingresults.com/photofinish/</a><br /><a href="http://www.marketingcharts.com/topics/behavioral-marketing/mature-consumers-prefer-vibrant-single-image-ads-7835">http://www.marketingcharts.com</a><br /><a href="http://www.youtube.com/websiteoptimizer">http://www.youtube.com/websiteoptimizer</a><br /><br />Referans: <a href="http://www.grokdotcom.com/2009/02/08/thegrok%E2%80%99s-not-to-miss-links-for-the-week-2809/">grokdotcom.com</a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-6948968309427684728?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-53156110920806375552009-02-02T21:31:00.002+02:002009-02-03T17:52:23.382+02:00Make Me SustainableBu aralar yeşil BT (green IT) üzerinde fazlaca konuşmaya başlayınca ilgi alanımıza giren ürünlere de daha sık rastlar hale gelmeye başladık. (algıda seçicilik) Make Me Sustainable, enerji konusunda duyarlı olan kişilerin oluşturduğu sosyal bir ağ : <a href="http://makemesustainable.com/">makemesustainable.com</a><br /><br />Sosyal ağlar, web 2.0 ve enterprise 2.0'ın iki yıllık bir aradan sonra gündemime tekrar girmesiyle gözüme çarpan iki güzel çalışmada aşağıda:<br /><br />İlkinde 80 ile 95 yılları arasında doğan ve Y-Gen adı verilen kitlenin en çok rağbet gösterdiği 10 adres: <a href="http://mashable.com/2009/01/30/generation-y-social-networks/">mashable.com'dan....</a><br /><br />İkincisinde ise Enterprise 2.0 dediğimizde aklımıza gelen ilk isimlerden biri olan Dion Hinchcliffe ve başarılı bir Web 2.0 uygulaması inşasında gerekecek <a href="http://web2.socialcomputingmagazine.com/50_essential_strategies_for_creating_a_successful_web_20_pr.htm?disqus_reply=5577078#comment-5577078">50 Temel Strateji</a> ve buna yorumları ile katkıda bulunan Gartner'dan <a href="http://blogs.gartner.com/anthony_bradley/2009/01/27/less-than-50-essential-strategies-for-creating-a-social-application/">Anthnoy Bradley...</a><br /><br /><span style="font-style: italic;">Hatırlayalım :</span><br />Şu vakte kadar Web 2.0 adına neler karalamışım ;<br /><ul><li><a href="http://www.ilkerarabaci.com/search/label/web%202.0">Web 2.0 Etiketli Yazılar</a>, </li><li><a href="http://www.ilkerarabaci.com/search/label/enterprise%202.0">Enterprise 2.0 Etiketli Yazılar</a></li><li><a href="http://www.ilkerarabaci.com/search/label/elektronik%20i%C5%9F%20rehberi">Elektronik İş Rehberi adı altında yazıpta sonrasında kendi alan adıma park ettiğim yazılar</a></li></ul><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-5315611092080637555?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-59280351607142508632009-01-31T14:35:00.003+02:002009-01-31T14:54:31.878+02:00Honor of Turkish Nation<div style="text-align: justify;">Geçtiğimiz perşembe akşamı, Başbakan Davos'ta başta Türk halkı olmak üzere, tüm müslüman milletlerin hatta Atina'nın bile takdirini toplayacak bir duruş sergiledi. Peres'in yüksek perdeden ahkam kesmesi ve moderatörün kendini bilmez tutumuna içinden geldiği gibi, daha doğrusu her onurlu insanın davranacağı gibi tepki vererek vakur ve dik bir şekilde ortamı terk etti. Sonrasında kimilerinin üslubunu eleştirdiği, kimi insanlıktan nasibini almamışların da Peres'i haklı bulmasının aksine, başta Filistin olmak üzere tüm dünya, Türk Başbakanı'nı ayakta alkışladı. (Gazze'de cuma sonrası Tayyip Erdoğan posterli ve Türkiye Bayraklı miting düzenlendi)<br /><br />Dış politikada Özal'dan bugüne bu kadar, net ve onurlu bir tavır sergilemeyi başaramayan diğerlerinin aksine Tayyip Erdoğan'ın duruşu aslında, 1200'den fazla insanı öldüren (yarısı kadın ve çocuk) bir cani kitleye karşı, haksızlığa tahammül edemeyen bir insanın tutumu idi. Bu açıdan bence her türlü politik kaygıdan ve yapmacıklıktan uzak, içinden geldiği gibi bir davranıştı. Tarihin dikkatle not alacağı bu tepkinin, başta Türk ve müslüman milletlerine örnek olması temennisi ile dış politikada yılların deneyimli ismi Cengiz Çandar'ın konu ile ilgili yazısını alıntılayarak kişisel kayıtlarımı güncelliyorum:<br /><br />"<br />Tayyip Erdoğan, Ortadoğu'nun "kimsesizlerinin kimi" artık<br /><br />Ortadoğu'nun yetimleri, Nasır'dan bu yana özlemini çektikleri liderlerini buldu: Recep Tayyip Erdoğan!<br /><br />Türkiye'nin Başbakanı, 29 Ocak 2009 gecesinden itibaren sadece Türkiye halkına seslenen, gücünü sadece Türkiye'deki yandaşlarından alan bir siyaset adamı değil artık. İsmi, Türkiye sınırlarının çok ötelerinde, Ortadoğu'nun sokaklarında, Gazze'nin mülteci kamplarındaki bir İsrail bombardımanıyla yarın yerlerinde yeller esebilecek evlerin küçük odalarında, Kudüs'ün Filistinli her köşesinde, İslam dünyasının sathında dalgalanan bir bayrak haline geldi. Beş dakika içinde.<br /><br /><br />Tayyip Erdoğan'ın ister sevelim ister sevmeyelim, ister beğenelim ister beğenmeyelim, ister kızalım, ister eleştirelim; bu böyle. Birey iradelerinden bağımsız bir gerçeklik.<br /><br /><br />Bugüne dek, hiçbir lider, İsrail'in, üstelik tarihi bir şahsiyeti olan Cumhurbaşkanı'na tüm dünyanın gözleri önünde "Sizin insanları nasıl öldürdüğünüzü biz çok iyi biliriz" diye haykırarak, BM Genel Sekreteri ve Arap Birliği Genel Sekreteri'nin önünde kâğıtlarını toplayarak uzun boyu, gösterişli görüntüsü ile hem de Davos gibi dünya egemenlerinin forumunda podyumu öfke-vakar karışımı bir halde terk ettiğine tanık olmamıştı. Tanık olması düşünülemezdi.<br /><br /><br />İsrail Cumhurbaşkanı'na bu sözlerle posta koymak ha! Roket atmadan, intihar saldırısına girişmeden, Arap olmadan ve hem de 72 milyonluk büyük bir ulusun, Osmanlı imparatorluk mirasının en önemli parçası üzerinde oturan, Batı sistemi içinde yer alan, NATO üyesi, AB katılımcı üyesi büyük bir ülkenin lideri tarafından İsrail'e konulan bir posta bu. Görülmemiş şey.<br /><br />* * *<br />Evet, Nasır'ın 1970'ten beri yetim bıraktığı on milyonlarca Arap, altlarına sığınacakları ismi Tayyip Erdoğan'ın şahsında önceki geceden itibaren buldular. Nasır, 1952'den bu dünyadan ayrıldığı 1970 yılına kadar tüm Ortadoğu'da ve hatta Üçüncü Dünya'nın tümünde esen bir rüzgârdı. 1967'de İsrail'e karşı alınan büyük hezimetten sonra gerçi süngüsü çok düşmüştü ama Nasır, yine Nasır'dı ve Mısır'ın sınırları çok aşan ve bir bireyin üzerine çok çıkan etkisi yine sürüyordu.<br /><br /><br />Ölümünden sonra, Ortadoğu Yasir Arafat'ın şahsında bir "efsanevi lider" gördü. Ama Arafat Filistinlilerin "ulusal simgesi" olan bir kahramandı. Suriye'de Hafız Esad, siyaset ustalığında yanına yaklaşılamayan bir liderdi, ama sonuçta Suriye Devlet Başkanı idi. Ayetullah Humeyni, büyük bir devrimle sahneye çıktı, ama muazzam etkisi Şii haritasının ötesine geçmedi. Nasır fotoğrafı farklıydı.<br /><br /><br />Tayyip Erdoğan, İsviçre'nin Alp Dağları'nda "dünya egemenlerinin ve zenginlerinin uğrağı" Davos'ta beş dramatik dakika içinde Ortadoğu'nun ve oradan sıçrayarak tüm İslam dünyasının "kahramanı" oluverdi.<br /><br /><br />Sabaha karşı saat 3'te kendisini saatlerdir İstanbul'da havaalanının önünde bekleyen on binlerce kişiye hitap ederken söylediği "sessizlerin sesi, kimsesizlerin kimi" olduğu, kendiliğinden evet kendiliğinden Türkiye halkının çok ötesine, bu özelliğiyle kendisini taşıyıverdi. Gecenin o saatinde Gazze'de Türk bayraklarıyla gösteri yapanları, El-Cezire televizyonunun muhteşem İstanbul karşılamasını on milyonlarca kişiye canlı yayımlamasını nasıl açıklayabiliriz, nasıl açıklamalıyız ki?<br /><br /><br />Davos'ta Tayyip Erdoğan ile Şimon Peres'i, Türkiye ile İsrail'i bugüne dek Ortadoğu'nun savaş ve barış tarihinde görülmemiş biçimde karşı karşıya getiren dramanın, bölge siyasetinde ve uluslararası siyasetin dengelerinde yol açacağı "politik ve sosyolojik tektonik değişiklikler"in boyutlarını olayın sıcaklığı içinde tümüyle kavrayacak durumda değiliz. Gelişme hâlâ fazlasıyla sıcak ve taze. Ama değişiklik mutlaka olacak. Barack Obama'nın Amerika başkanlığına seçilmesi ve Beyaz Saray'a oturmasıyla kendiliğinden ivme kazanan dünya (ve dolayısıyla başta Ortadoğu) çapındaki değişim süreci, Tayyip Erdoğan'ın İsrail'e bugüne dek bir Batı sistemi ülkesi liderinden işitmediği, büyük ölçüde duygusallık taşıyan ama "sahici" öfkesiyle yeni bir ivme daha kazandı.<br /><br /><br />Tayyip Erdoğan, farkında olmadan ve amaçlamadan öyle bir işin altına kendisini ve Türkiye'yi sokmuş oldu ki, bundan sonra yaşanacak ve izlenecek gelişmelere "konvansiyonel" bakış açısıyla açıklama getirmek havada kalacak.<br /><br />Bundan sonra ne mi olacak? Bilmiyoruz. Ancak, "konvansiyonel" bakış açısı ve yöntemlerin Ortadoğu'yu ele alışta geçerliliğini yitireceğini seziyoruz.<br /><br />* * *<br />Birkaç gündür Brüksel'deyim. Avrupa Parlamentosu'nda Avrupa Birleşik Solu ile Kuzey Yeşilleri ve Solu'nun gözetiminde düzenlenen, Harold Pinter'ın anısına ithaf edilen "AB, Türkiye ve Kürtler" başlıklı konferansa katıldım. Konferansın sloganı "Türkiye'de Değişim Vakti!" Geçen hafta sonu bulunduğum Beyrut'un tozu ayağımda duruyor. Türkiye algılaması ve Tayyip Erdoğan isminin Ortadoğu'daki çağrışımını Beyrut'ta gözlemiştim ve bunu yazılarıma da yansıttım.<br /><br /><br />Brüksel'de bir otel odasında televizyonda tümüyle bir rastlantı eseri olarak TRT'de Ban ki-Moon'u konuşurken görünce, paneli izlemeye başladım. Ban ki-Moon'un dinlerken, Amr Musa'yı, Şimon Peres'i, moderatör David Ignatius ile Başbakan Tayyip Erdoğan'a gözüm takıldığı anda birkaç dakika sonra "tarihi an"ın geleceğini bilmeden ekrana kilitlendim. BM Genel Sekreteri hariç, sahnedekilerin hepsini değişik düzeylerde de olsa tanımıştım, tanıyordum.<br /><br /><br />"Türkiye'de Değişim Vakti!"nin çalan ziline, Avrupa Parlamentosu'nun Avrupalı eski komünistlerin salonundaki konferansta değil, yine Brüksel'de bir otel odasında TRT ekranında tanık oldum.<br /><br /><br />Gözlerime ve kulaklarıma inanamadım. Tayyip Erdoğan, diplomasi ve devletler arası ilişkilerini en temel kurallarını -haklı gerekçelere dayansa bile- ayaklarının altına alıp çiğnemişti.<br /><br /><br />Kendi kendime, "Normalde, tarihe bakıldığında bu, herhangi iki ülke arasında bir savaş ilanı gibi algılanmaya uygun bir görüntü" diye söyleniyordum. Zihnime hızla Beyrut izlenimlerim geldi. Cabaliye Mülteci Kampı'ndan, en yukarıdaki Erez Kapısı'ndan en güneydeki Rafah'a bildiğim Gazze'de anonim insan görüntüleri ulaştı. Bu kez, yine kendi kendime "Tayyip Erdoğan, Arap dünyasında bu andan itibaren kahraman oldu" diye söylendim. Artık sadece Türkiye başbakanlığı değil, çok geniş bir coğrafyada kendisi hakkındaki algılama Tayyip Erdoğan'ı zorunlu olarak yönetecek diye düşündüm.<br /><br /><br />Ortaya çıkan durumun muhtemel ve ilk bakışta Türkiye aleyhinde olacak olumsuz "diplomatik boyutları"nı beni arayan BBC'ye ifade ettim. BBC ile sohbet ederken, "Siz Tayyip Erdoğan'ı iyi tanıyorsunuz. Şaşırdınız mı" sorusuna muhatap oldum. Evet, hem de çok şaşırmıştım. Ama ardından hemen sonra "Tam Tayyip Bey işte bu. Kendisini gerçekten iyi tanıyorsanız şaşıracak bir şey de olmaz" duygusunu edindiğimi aktardım. Şaşkınlığın üzerinden çok geçmeden, özellikle Arap dünyasında bir "kahraman" konumuna yükseleceğini de adım gibi biliyordum.<br /><br /><br />Ortaya çıkan durumun tekrar tekrar üzerinde düşünülmesi gereken bambaşka boyutları da olacaktı. Onları düşünmeye çalışırken, Tayyip Erdoğan'ı karşılamak üzere İstanbul'da havaalanına akan ateşli on binlerce kişinin hareketini, Gazze'de Türk bayraklarıyla gösteri yapan insanları izledim.<br /><br /><br />Ortaya çıkan durumun bir de bu boyutu vardı.<br /><br /><br />Brüksel'de dün sabah kahvaltıda aynı zamanda Fransız vatandaşı olan, çok uzun yıllar Paris'te AFP'de çalışmış olan Mısırlı yaşlı bir gazeteci Doreya Avni ile karşılaştım. Heyecanla yanıma koştu, "Neler olmuş dün gece" diye söze girdi ve bana söz bırakmadan "Tayyip Erdoğan, Nasır'ın yerine geçti. Eğer içerde güçlü olursa aynı zamanda bölge için hem Nasır hem de De Gaulle olur. Nasır, dışarıda büyük bir bayraktı ama içerde, çevresinden ötürü zayıftı. Tayyip Erdoğan Türkiye'de sadece İslamcıların değil diğerlerinin de desteğini alırsa, Nasır-De Gaulle konumunda birisi olabilir" dedi.<br /><br /><br />Türkiye'nin iç politikası, anlaşılıyor ki, dünyada çok geniş bir çevrenin ilgi ve çıkar alanına ister istemez girecek artık.<br /><br />Türkiye-İsrail ilişkilerinin bozulmaması için büyük çaba gösterilecek, işte Genelkurmay açıklaması ve işte Şimon Peres'in alttan alan, olgun sözleri; tamam. Ama, kim ne derse desin, ne olursa olsun; Türkiye-İsrail ilişkileri adındaki sürahi artık çatlamıştır.<br /><br />Türkiye'nin dış siyasetinde de onun iç politikaya izdüşümünde de bundan böyle yeni parametreler kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır.<br /><br /><br />Türkiye, 29 Ocak 2009'a kadar olan Türkiye'den zorunlu olarak farklı olacak. Çünkü, Tayyip Erdoğan artık sadece Tayyip Erdoğan olarak kalamayacak.<br /><br /><br />Tam da Tayyip Erdoğan, aslında hep kendisi olarak kaldığı için!<br /><br />Referans için <a href="http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?YZR_KOD=151&HBR_KOD=115996">tıklayınız.</a><br />"<br /><br /></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-5928035160714250863?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-20632851.post-86336500909721771052009-01-28T21:15:00.000+02:002009-01-28T21:15:02.338+02:00Fener mi zimzom mu?Cici bir uygulama yaptım, asil Fenerbahçemize... Daha fanatik kitlenin daha iyilerini yapması temennisi ile:<br /><br /><br /><embed pluginspage=" http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" src="http://www.amap.org.uk/viewer.swf" flashvars="map_id=675&base_url=http://www.amap.org.uk/" type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="300"></embed><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20632851-8633650090972177105?l=www.ilkerarabaci.com'/></div>ilker ARABACIhttp://www.blogger.com/profile/08599430896069868158noreply@blogger.com