tag:blogger.com,1999:blog-19802976207347488732008-08-26T23:03:03.711-07:00Sosyal bilimler ansiklopedisi...Tarih, Coğrafya, Felsefe, Zooloji, Botanik, Genel Kültür, Biyografi, Turizm, Gezi, Seyahat...adminnoreply@blogger.comBlogger99125tag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-66610692540716130132008-02-10T05:04:00.000-08:002008-02-10T05:05:30.082-08:00Türkan ŞorayTürk Sinemasının Sultanı olarak tabir edilen Türkan Şoray 28 Haziran 1945 İstanbul'da doğdu.<br />Fatih Kız Lisesi'ni bitirdi. Sinemaya 1960 yılında giren Türkan Şoray 1964 1. Antalya Film<br />Festivali'nde Acı Hayat filmi ile en başarılı kadın oyuncu ödülünü aldı. Döneme Fatma Girik,<br />Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın ile birlikte damga vurmuş dört kadın oyuncudan biridir. Ayrıca bu<br />dörtlüden yönetmenlik yapmış tek oyuncudur. 90'lı yıllarda tv çalışmalarınada ağırlık verdi.<br />Ses getiren çalışmaları İkinci Bahar ve Tatlı Hayat oldu. 1983 yılında evlenip 1987 yılında<br />ayrıldığı Cihan Ünal'dan Yağmur adında bir kızı oldu. Sinema yaşamı boyunca 203 filmde oynadı.<br />Yönetmenliğini yaptığı filmler sırasıyla;<br />Dönüş (1972)<br />Azap (1973)<br />Bodrum Hakimi (1976)<br />Yılanı Öldürseler (1981) (Şerif Gören'le birlikte)<br />Buruk Acı adlı şarkınında güftesini yazmıştır.<br />Fİlmleri;<br /> * Suna - 2007<br /> * Hayatımın Kadınısın - 2006<br /> * Aşk Beklemez - 2006<br /> * Cemile - 2006<br /> * Mürüvvetsiz Mürüvvet - 2004<br /> * Gönderilmemiş Mektuplar - 2002<br /> * Tatlı Hayat - 2001<br /> * İkinci Bahar - 1998<br /> * Nihavend Mucize - 1997<br /> * Gözlerinde Son Gece - 1996<br /> * Yer Çekimli Aşklar - 1995<br /> * Bir Aşk Uğruna - 1994<br /> * Tatlı Betüş - 1993<br /> * Şahmaran - 1993<br /> * Menekşe Koyu - 1991<br /> * Soğuktu Ve Yağmur Çiseliyordu - 1990<br /> * Berdel - 1990<br /> * Ölü Bir Deniz -1989<br /> * Ada - 1988<br /> * Rumuz Goncagül - 1987<br /> * On Kadın - 1987<br /> * Gramofon Avrat - 1987<br /> * Hayallerim, Aşkım Ve Sen - 1987<br /> * Bir Kadın Bir Hayat - 1985<br /> * Körebe - 1985<br /> * Bir Sevgi İstiyorum - 1984<br /> * Seni Seviyorum - 1983<br /> * Metres -1983<br /> * Seni Kalbime Gömdüm - 1982<br /> * Mine - 1982<br /> * Yılanı Öldürseler - 1981<br /> * Tabancamın Sapını Gülle Donatacağım - 1980<br /> * Gurbetçiler - 1980<br /> * Küskün Çiçek - 1979<br /> * Hazal - 1979<br /> * Aşk ve Nefret - 1979<br /> * Tatlı Nigar - 1978<br /> * Cevriyem - 1978<br /> * Bir Aşk Masalı - 1978<br /> * Sultan - 1978<br /> * Dila Hanım - 1977<br /> * Baraj - 1977<br /> * Selvi Boylum, Al Yazmalım - 1977<br /> * Devlerin Aşkı - 1976<br /> * Bodrum Hakimi - 1976<br /> * Deprem - 1976<br /> * Acele Koca Aranıyor - 1975<br /> * Açlık - 1974<br /> * Çılgınlar - 1974<br /> * Yüreğimde Yare Var - 1974<br /> * Şenlik Var / Bal Kız - 1974<br /> * Dert Bende - 1973<br /> * Gazi Kadın / Nene Hatun - 1973<br /> * Namus Borcu - 1973<br /> * Yalancı / Çok Yalnızım - 1973<br /> * Asiye Nasıl Kurtulur? - 1973<br /> * Sultan Gelin - 1973<br /> * Azap - 1973<br /> * Güllü Geliyor Güllü - 1973<br /> * Mahpus - 1973<br /> * Çile - 1972<br /> * Vukuat Var - 1972<br /> * Sisli Hatıralar - 1972<br /> * Dönüş - 1972<br /> * Zulüm - 1972<br /> * Cemo - 1972<br /> * Bir Genç Kızın Romanı - 1971<br /> * Gülüm, Dalım, Çiçeğim - 1971<br /> * Bir Kadın Kayboldu - 1971<br /> * Güllü - 1971<br /> * Yedi Kocalı Hürmüz - 1971<br /> * Unutulan Kadın - 1971<br /> * Mavi Eşarp - 1971<br /> * Melek Mi Şeytan Mı? / Asrın Kadını - 1971<br /> * Ateş Parçası - 1971<br /> * Gelin Çiçeği - 1971<br /> * Sevmek Ve Ölmek Zamanı - 1971<br /> * Mağrur Kadın - 1970<br /> * Herkesin Sevgilisi - 1970<br /> * Merhamet - 1970<br /> * Birleşen Yollar - 1970<br /> * Mazi Kalbimde Yaradır - 1970<br /> * Tatlı Meleğim - 1970<br /> * Ağlayan Melek - 1970<br /> * Hayatım Sana Feda - 1970<br /> * Kara Gözlüm - 1970<br /> * Arım, Balım, Peteğim - 1970<br /> * Buğulu Gözler - 1970<br /> * Bülbül Yuvası - 1970<br /> * Günah Bende mi? - 1969<br /> * Ateşli Çingene - 1969<br /> * Seninle Ölmek İstiyorum - 1969<br /> * Sana Dönmeyeceğim - 1969<br /> * Sonbahar Rüzgarları - 1969<br /> * Kölen Olayım - 1969<br /> * Buruk Acı - 1969<br /> * Aşk Mabudesi - 1969<br /> * Bana Derler Fosforlu - 1969<br /> * Fosforlu Cevriyem - 1969<br /> * Kadın Değil, Baş Belası - 1968<br /> * Kadın İntikamı - 1968<br /> * Ağla Gözlerim - 1968<br /> * Artık Sevmeyeceğim - 1968<br /> * Aşk Eski Bir Yalan - 1968<br /> * Dünyanın En Güzel Kadını - 1968<br /> * Kadın Severse - 1968<br /> * Hapishane Gelini - 1968<br /> * Ayşem - 1968<br /> * Abbase Sultan - 1968<br /> * Vesikalı Yarim - 1968<br /> * Kahveci Güzeli - 1968<br /> * Tapılacak Kadın - 1967<br /> * Her Zaman Kalbimdesin - 1967<br /> * Kara Duvaklı Gelin - 1967<br /> * Kelepçeli Melek - 1967<br /> * Ölümsüz Kadın - 1967<br /> * Sinekli Bakkal - 1967<br /> * Ağlayan Kadın - 1967<br /> * Ana Döndü - 1967<br /> * Ayrılsak da Beraberiz - 1967<br /> * Bir Soförun Gizli Defteri - 1967<br /> * Bir Dağ Masalı - 1967<br /> * Çamaşırcı Güzeli - 1966<br /> * El Kızı - 1966<br /> * Eli Maşalı - 1966<br /> * Ferhat ile Şirin - 1966<br /> * Günahkar Kadın - 1966<br /> * Karanfilli Kadın - 1966<br /> * Meyhanenin Gülü - 1966<br /> * Siyah Gül - 1966<br /> * Düğün Gecesi - 1966<br /> * Anaların Günahı - 1966<br /> * Meleklerin İntikamı - 1966<br /> * Kenarın Dilberi - 1966<br /> * Çalıkuşu -1966<br /> * Akşam Güneşi - 1966<br /> * Sana Layık Değilim - 1966<br /> * Altın Küpeler - 1966<br /> * Vahşi Gelin - 1965<br /> * Veda Busesi - 1965<br /> * Garip Bir İzdivaç - 1965<br /> * Hayatımın Kadını - 1965<br /> * Siyah Gözler - 1965<br /> * Sürtük - 1965<br /> * Komşunun Tavuğu - 1965<br /> * Seven Kadın Unutmaz - 1965<br /> * Elveda Sevgilim - 1965<br /> * Ekmekçi Kadın - 1965<br /> * Öksüz Kız - 1964<br /> * Bomba Gibi Kız - 1964<br /> * Yılların Ardından - 1964<br /> * Bücür - 1964<br /> * Gençlik Rüzgarı - 1964<br /> * Gözleri Ömre Bedel - 1964<br /> * Kader Kapıyı Çaldı - 1964<br /> * Macera Kadını - 1964<br /> * Anasının Kuzusu - 1964<br /> * Kızgın Delikanlı - 1964<br /> * Fıstık Gibi Maşallah - 1964<br /> * Mualla - 1964<br /> * Dağların Aslanı - 1964<br /> * Adanalı Tayfur Kardeşler - 1964<br /> * Ayşecik Canımın İçi - 1963<br /> * Genç Kızlar - 1963<br /> * Badem Şekeri - 1963<br /> * Bütün Suçumuz Sevmek - 1963<br /> * Çalınan Aşk - 1963<br /> * İki Kocalı Kadın - 1963<br /> * Sayın Bayan - 1963<br /> * Küçük Beyin Kısmeti - 1963<br /> * Çapkın Kız - 1963<br /> * Acı Aşk - 1963<br /> * Beni Osman Öldürdü - 1963<br /> * Köroğlu-Dağlar Kralı - 1963<br /> * Adanalı Tayfur - 1963<br /> * Ne Şeker Şey - 1962<br /> * Ümitler Kırılınca - 1962<br /> * Dikmen Yıldızı - 1962<br /> * Kırmızı Karanfiller - 1962<br /> * Allah Seviniz Dedi - 1962<br /> * Zorlu Damat Gönül - 1962<br /> * Aşk Yarışı - 1962<br /> * Bardaktaki Adam - 1962<br /> * Bir Haydut Sevdim - 1962<br /> * Billur Köşk - 1962<br /> * Lekeli Kadın - 1962<br /> * Acı Hayat - 1962<br /> * Biz de Arkadaş mıyız? - 1962<br /> * Kardeş Uğruna - 1961<br /> * Afacan - 1961<br /> * Aşk Ve Yumruk - 1961<br /> * Dikenli Gül - 1961<br /> * Gönülden Gönüle - 1961<br /> * Kaderin Önüne Geçilmez - 1961<br /> * Sevimli Haydut - 1961<br /> * Utanmaz Adam - 1961<br /> * Hatırla Sevgilim - 1961<br /> * Siyah Melek (Zincirler Kırılırken) - 1961<br /> * Melekler Şahidimdir - 1961<br /> * Otobüs Yolcuları - 1961<br /> * Köyde Bir Kız Sevdim - 1960<br /> * Güzeller Resmi Geçidi - 1960<br /> * Aşk Rüzgarı – 1960<br />Ödülleri;<br /> * 1964 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Acı Hayat<br /> * 1968 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Vesikalı Yarim<br /> * 1973: 5. Adana Film Festivali - En başarılı kadın oyuncu, Mahpus<br /> * 1973: Moskova Film Şenliği (Rusya) - Özel Ödül, Dönüş<br /> * 1978: Taşkent Film Şenliği - Uluslararası Aytmatov Kulübü Geleneksel Ödülü, Selvi Boylum Al Yazmalım<br /> * 1987: 27. Antalya Film Festivali - En iyi kadın oyuncu, Hayallerim, Aşkın ve Sen<br /> * 1990: 2. İzmir Film Festiali - Altın Artemis Onur Ödülü<br /> * 1992: 8. Bastia Akdeniz Sinemaları Festivali - En iyi kadın oyuncu, Soğuktu Ve Yağmur Çiseliyordu<br /> * 1994: 6. Ankara Film Festivali - Emek Ödülü<br /> * 1994: 31. Antalya Film Festivali - En iyi kadın oyuncu, Bir Aşk Uğruna<br /> * 1996: 15. Uluslararası İstanbul Film Festivali - Sinema Onur Ödülü<br /> * 1999: Roma Film Festivali - Büyük Ödül<br /> * 1999: 2. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali - Kadın Yönetmen Ödülü<br /> * 2000: Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi - Zirvedekiler 2000 Ödülü<br /> * 2001: Akademi İstanbul - Yılın En Başarılı Sanatçısı Ödülüadminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-69229486011401438952008-02-06T08:33:00.001-08:002008-02-06T08:33:36.205-08:00Johann Wolfgang von GoetheDünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri olan Johann Wolfgang von Goethe 1749 yılında<br />Frankfurt am Main'de doğdu. Edebiyat dışında eğitim, doğa bilimleri ve felsefe gibi bir çok<br />alanda çalıştı. Annesi ve babası aydın ve zengin insanlardı. Wolfgang ve kız kardeşi Charlotte'un<br />büyüdükleri bu evde zengin bir kütüphane ve değerli bir resim koleksiyonu vardı. Goethe küçük yaşta<br />Latince, Fransızca ve Eski Yunanca öğrendi. Aynı zamanda Aydınlanma Çağının düşünceleri ile yetişti.<br />Frankfurt'un Fransız işgali altında bulunduğu yıllarda Fransız tiyatro topluluklarının şehirde<br />sergiledikleri küçük oyunlardan oldukça etkilenen Goethe Fransız edebiyatına ilgi duymaya başladı.<br />Babasının isteği üzerine 18 yaşındayken hukuk eğitim görmek üzere Leipzig'e gitti. Bu kentte dönemin<br />arkeologları, sanatçıları ve edebiyatçıları ile tanıştı. Bu dönemde Eski Yunan sanatına hayranlık<br />duymaya başladı. Gözlerini nesne ve insanlara bakıp geçmek yerine onları tanımak ve anlamak için<br />kullanmayı öğrendi. Başladığı işi en iyi şekilde sonuna kadar götüren bir yapısı vardı. Leipzig'de<br />geçirdiği üçüncü yılında ağır bir hastalığa yakalandı ve evine dönmek sorunda kaldı. Bu dönemde<br />simya ve astroloji ile ilgilendi. 1774'te Genç Werther'in Acıları (Die Leiden des jungen Werther)<br />adlı ilk romanını yazdı. Bu roman anlatımı ve duyguların çoşkunluğu ile gençliğin duygu ve düşüncelerini<br />yansıttığından evrensel bir üne kavuştu. Goethe bu romanı ile Alman edebiyatında coşkunluk akımı<br />diye isimlendirilen akımı başlattı. Aynı dönemlerde ilahiler ve kısa fakat özlü şiirler yazdı.<br />1775 yılında Goethe Weimar Dükü Karl August'un çağrısı ile Wiemar'a gitti. Dükün özel elçilik<br />danışmanı görevi ile maden ocakları, sulama projeleri, Weimar ordusunun askeri üniformalarının<br />seçimi gibi işlerle uğraştı. Bu şehirde tanıştığı ve aşık olduğu Charlotte von Stein Goetheyi<br />her yönden etkiledi. Aşık olduğu kadından esinlenerek bir çok şiir ve balad yazdı. İphigenie Tauris'ta<br />(İphigenie auf Tauris; 1787) ve Tarquato Tasso (1780-87) adlı yapıtlarındaki kadın kahramanlarda<br />Charlotte von Stein'ın özelliklerini işledi. 1786 yılında Weimar'dan aniden ayrılarak İtalya'ya gitti.<br />İtalya'ya kaçışı onun için yeniden doğuş anlamını taşıyordu. Duygusal ve sanatsal geçmişinden koparak<br />kendini yenilemeye kararlıydı. İtalya'da Eski Yunan ve Roma sanatını yakından tanıma fırsatı buldu.<br />Friedrich von Schiller ile 1794 yılında kurduğu dostluk ömür boyu sürecekti. Bu iki dost ve yazarın<br />dört ciltte toplanan mektupları Alman edebiyatının o dönemine ışık tutar. Schiller ve Goethe o dönemde<br />Alman edebiyatının Klasik döneminin en önde gelen temsiclileri idi. 1770'te yazmaya başladığı ve hayatının<br />sonuna dek yazmayı sürdürdüğü Faust adlı eseri Goethe'nin baş yapıtı sayılır. 1824'te ilk bölümü çıkan<br />kendi yaşam öyküsü Wilhelm Meister'in Seyahat Yılları (Wilhelm Meisters Wanderjahre) 1829 yılında<br />yayımlandı. Goethe toplumsal ve teknolojik ilerlemenin insani erdemler yadsınmadan doyasıya yaşanabileceğine<br />inanıyordu.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-88433672405713311132008-02-06T05:03:00.000-08:002008-02-06T05:05:59.904-08:00Süleyman DemirelSüleyman Demirel 1924 yılında Isparta'nın İslamköy bucağında dünyaya geldi. İlkokulu İslamköy'de,<br />ortaokulu Afyon'da okudu. 1949 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi inşaat mühendisliğinden mezun<br />olduktan sonra ABD'ye gitti. Orada sulama ve elektrik konularında araştırma yaptıktan sonra<br />Türkiye'ye döndü. 1955 yılında DSİ (Devlet Su İşleri)'de Barajlar Dairesi Başkanı oldu. 27 Mayıs 1960<br />yılında bu görevinden alındı ve sonrasında bir süre serbest mühendislik ve ODTÜ (Orta Doğu Teknik<br />Ünversitesi)'de öğretim üyeliği yaptı. Bu dönemde Boğaz Köprüsü'nün projesini hazırlayan ABD'li<br />Morrison Knudsen Şirketininde Türkiye temsilciliğini yaptı. Siyasal yaşama 1962 yılında üye olduğu<br />Adalet Partisi'nde başladı. Partinin 1964 kongresinde büyük çoğunlukla parti genel başkanlığına<br />seçildi. 1965 yılında Suat Hayri Ürgüplü'nün başkanlığını yaptığı koalisyon hükümetinde başbakan<br />yardımcılığı ve devlet bakanlığı yaptı. Bu dönemde milletvekili değildi. Fakat aynı yıl yapılan<br />seçimlerde Isparta milletvekili seçildi. Partisi TBMM'de çoğunluğu sağlayınca başbakan oldu.<br />27 Mayıs'tan sonra ilk kez koalisyona gidilmeden kurulan hükümetin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin<br />13. başbakanı oldu. Süleyman Demirel ve partisi 1969 seçimlerinde de çoğunluğu sağladı. Parti<br />içindeki huzursuzluktan dolayı oluşan muhalif cephe bütçe oylamasında karşı oy verince Demirel<br />başbakanlıktan çekildi. Mart 1970'te tekrar hükümet kurmakla görevlendirildi. Fakat 12 Mart 1971<br />darbesi ile görevinden çekilmek zorunda kaldı. Demirel'in başında bulunduğu Adalet partisi bu dönem<br />boyunca kurulan hükümetlere güven oyu verdi. 14 Ekim 1973 yılında yapılan seçimlerde Adalet Partisi<br />ilk kez Cumhuriyet Halk Partisi'nden sonra ikinci parti oldu. Fakat CHP'de çoğunluğu sağlayamayınca<br />1980'e kadar koalisyon ve azınlık hükümetleri dönemi sürdü. Demirel 1977 ve 1979 yıllarında iki kez<br />sağ partilerle "Milliyetçi Cephe" adı altında koalisyon hükümeti kurdu. 1979 yılında kurduğu azınlık<br />hükümetinde başbakanlık yaptı. 12 Eylül 1980'deki askeri darbe ile parlamento fesh edilince diğer<br />parti yöneticileri ile birlikte Gelibolu-Hamzaköy'de gözaltında tutuldu. 1982 Anayasası ile birlikte<br />yürürlüğe giren geçici dördüncü madde 10 yıl boyunca siyaset yapmasını yasakladı. Bu karar diğer siyasi<br />parti yöneticileri içinde geçerliydi. Demirel 1983'te bu yasağı çiğnediği gerekçesi ile Çanakkale-Zincirbozan'da<br />zorunlu ikamet etme cezasına çarptırıldı. 1987 yılında yapılan referandumla Demirel ve bazı eski siyasetçilerin<br />yasağı kaldırıldı. Demirel aynı yıl Doğru Yol Partisi genel başkanlığına seçildi ve aynı yıl yapılan seçimlerde<br />Ispart Milletvekili seçildi. Süleyman Demirel 7 defa başbakanlık ve 1 defada cumhurbaşkanlığı yaptı. Türkiye<br />Cumhuriyeti'nin 9. cumhurbaşkanıydı.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-21157306274467822322008-02-01T03:09:00.000-08:002008-02-01T03:10:13.817-08:00Boa YılanıHaklarında anlatılan korkunç öykülerin aksine boa yılanı (Constrictor constrictor) ne çok<br />büyük nede çok güçlüdür. Bu öyküler boanın yakın akrabaları anakonda ve pitonla karıştırılmasından<br />doğmuştur. Boanın uzunluğu ender olarak 3,5 metreyi geçer. Yaygın inanışın aksine kuzudan büyük<br />hayvanları öldürüp yutamaz, dolayısıylada insanlar için zararlı değildir. Boanın Orta ve Güney<br />Afrika'da yaşayan 60 kadar türü vardır. Anakonda ve piton ile birlikte boagiller (Boiade)<br />familyasını oluşturan yılanların tamamı zehirsizdir. Bu yılanların tümünde gittikçe küçülüp<br />körelmiş arka bacak kalıntıları görülür. Boaların yumurtaları çoğu zaman dişinin içinde<br />çatladığından yavrular canlı ve gelişmiş doğarlar. Üreme hızları oldukça yüksektir. Paraguay'dan<br />getirilen bir boa yılanının Londra Hayvanat Bahçesi'nde 42 yavru doğurduğu kayıtlara geçmiştir.<br />Boanın doğal yaşam alanı Meksika'nın kuzeyinden Arjantin'in içlerine kadar olan bölge ile<br />Batı Hint adalarıdır. Boanın rengi kızılımsı, derisi sarı ve kahverenginin farklı tonlarında<br />iri ve oval lekelerle kaplıdır. Boa yılanı avlanırken kamufle olmak için gövdesini ağaç dallarına<br />dolar ve küçük memeli ve kuşlara saldırır. Avını uzun ve kıvrık dişleriyle ısırır ve kalın gövdesi<br />ile boğuncaya kadar sıkar. Karadeniz bölgesi dışında Türkiye'nin her bölgesinde görülen bozyörük<br />(Eryx jaculus) de bir boa türüdür. Genelde Afrika'nın kuzeyi, Hindistan, Orta Asya gibi kurak yerlerde<br />yaşayan bu cinsin üyelerine kum boası denir. Kum boaları gündüzleri kayaların altına veya kumları<br />kazarak altına girerler. Boyları diğer boa türlerinden daha kısadır. Bozyörüğün uzunluğu çoğunlukla<br />bir metreden kısadır.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-50592903067269570622008-01-31T03:00:00.000-08:002008-01-31T03:01:13.234-08:00Kuş Avı KöpekleriEn tanınan kuş köpeklerinden üçü spanyel, seter ve puanterdir. Farklı büyüklükteki bir çok<br />soydan oluşan spanyeller sahiplerinin önünde koşarak kuşların uçmasını ve avlanmasını sağlarlar.<br />Spanyele nispeten daha iri olan puanter ve seter cinsi köpekler kuş gördüğünde yada hissettiğinde<br />hareketsiz kalarak sahibini uyarır. Ferma adı verilen bu hareket sırasında puanterler burunlarını<br />ava doğru yönelterek seterlerde ava doğru çökerek sahiplerinin saldırı komutunu beklerler. Kuş<br />avı için özel yetiştirilen köpek soyları su geçirmez postları ve iyi koku alan burunları sayesinde<br />vurulan kuşları suda kolayca bulur ve sahiplerine getirirler.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-64375069047163131172008-01-29T02:03:00.000-08:002008-01-29T02:04:06.738-08:00Yılmaz Güney1 Nisan 1937 yılında Urfa-Siverek'te dünyaya gelen Yılmaz Güney senaristlik, sinema<br />oyunculuğu ve yönetmenlik yaptı. Asıl adı Yılmaz Pütün'dür. Daha çok Cannes ödüllü Yol,<br />Sürü ve Umutsuzlar filmleriyle tanınır. Yumurtalık hakimini vurmaktan hapse girdi ve cezasını<br />doldurmadan hapisten kaçtı. Geri kalan hayatı yurtdışında kaçak olarak devam etti.<br />Duvar (1983), Yol (1982), Sürü (1978)(senarist), Ağıt (1971), Umutsuzlar (1971) önemli<br />filmlerindendir. Hudutların Kanunu filmi ile 1967 Antalya Altın Portakal Film Festivali<br />En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Bir Çirkin Adam filmi ile 1970 yılında aynı festivalde En İyi<br />Erkek Oyuncu Ödülü, aynı yıl aynı festivalde En iyi Birinci Film ödülü, 1971 Adana Altın<br />Koza Film Festivali En iyi Üçüncü Film (Ağıt), En İyi Yönetmen (Umutsuzlar), En İyi Senaryo<br />(Umutsuzlar), En İyi Erkek Oyuncu ödülleri (Umutsuzlar), 1975 Antalya Altın Portakal Film<br />Festivali En İyi İkinci Film (Arkadaş), En İyi Üçüncü Film (Zavallılar), En İyi Senaryo<br />(Endişe) ödüllerini aldı. En büyük ödülü ise 1982 Cannes Film Festivali'nde Yol filmi ile<br />kazandığı Altın Palmiye Ödülüdür. Hayatının son yıllarını Paris'te geçiren Yılmaz Güney 1984<br />yılında mide kanserinden öldü.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-42501439298277905272008-01-28T12:40:00.001-08:002008-01-28T12:40:54.568-08:00Bülent Ecevit1925 yılında İstanbul'da doğan Bülent Ecevit siyaset adamlığının yanı sıra gazeteciliği ve<br />şairliğiylede tanınır. Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanlığı ve beş kez başbakanlık<br />yapmıştır. Babası bir dönem Kastamonu milletvekilliği yapan hukuk profesörü Fahri Ecevit,<br />annesi ünlü bir ressam olan Nazlı Ecevit'tir. Ortaöğrenimini Robert Koleji'nde tamamlayan<br />Bülent Ecevit Ankara'da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İngiliz Filolojisi bölümünde okurken<br />bir yandanda Basın-Yayın Genel Müdürlüğü'nde çalışıyordu. Ecevit 1946'da Rahşan Aral ile<br />evlendi ve aynı yıl içersinde yüksek öğrenimini yarıda bırakarak Londra'da Türk Büyük Elçiliği<br />Basın Ateşeliği'nde görev aldı. 1950'de Türkiye'ye döndü ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin yayın<br />organı Ulus gazetesinde çalışmaya başladı. Yazarlık ve yöneticilik yaptığı Ulus gazetesi<br />kapatılınca Halkçı ve Yeni Ulus gazetelerinde çalıştı. 1954-55 yıllarında ABD'nin Kuzey Carolina<br />eyaletinde çıkan bir gazetede konuk yazarlık yaptı. 1957 yılında Rockefeller Bursu'nu kazanarak<br />ikinci kez ABD'ye gitti ve Harvard Üniversitesi'nde sosyal psikoloji ve Ortadoğu tarihi alanlarında<br />çalıştı. Aynı yıl Türkiye'ye dönen Ecevit Cumhuriyet Halk Partisi'nden Ankara milletvekili seçildi.<br />Ecevit 1959 yılında parti meclis üyeliğine seçildi ve 27 Mayıs 1960 yılından sonra oluşturulan<br />kurucu mecliste görev aldı. 1961'de meclise bu defa Zonguldak milletvekili olarak girdi. 1961-65<br />yılları arasında İsmet İnönü başkanlığındaki koalisyon hükümetlerinin üçünde de çalışma bakanı<br />olarak görev aldı. Bu dönemde işçilere yeni hakların tanınması, grev ve lokavt konusunda yeni<br />yasaların çıkarılması ve bu alanda yaptığı çalışmalarla geniş kitleler tarafından tanındı. İlerki<br />yıllarda parti içinde çıkan bölünmlerde sürekli olarak İsmet İnönü'nün yanında yer almasına rağmen<br />12 Mart 1971 askeri darbesinin ardından askeri yönetimin kurduğu yeni yönetimi İsmet İnönü'ye rağmen<br />desteklemeyerek genel sekreterlik görevini bıraktı. Soruna çözüm getirmek amacıyla toplanan parti<br />kurultayı Ecevit'i destekleyince İsmet İnönü görevden ayrıldı. Bülent Ecevit 1972'de genel başkanlığa<br />seçildi. Ekim 1973 seçimlerinde en çok oyu almasına rağmen Cumhuriyet Halk Partisi çoğunluğu<br />sağlayamayınca 1974'te Milli Selamet Partisi ile kurulan hükümette başbakanlık görevi Ecevit'indi.<br />Başbakanlığı 8 ay süren Ecevit bu dönemde ABD'nin isteğine uyarak yasaklanan haşhaş ekimini serbest<br />bıraktı. Aynı dönemde Yunan askeri cuntasının desteği ile Kıbrıs'ı Rum yönetimi altına almak<br />isteyen Simpson'a karşı 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Barış Harekatı'nı başlatarak Türk askerinin<br />adaya çıkmasını sağladı. 1977 yılında Cumhuriyet Halk Partisi azınlık hükümetinde yeniden başbakan<br />oldu. Kısa süren ikinci başbakanlık döneminde ülke karışılıklar ve yoğun ekonomik bunalımlar içindeydi.<br />12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra gözaltına alındı ve 1982 yılında 10 yıl boyunca siyasetten men<br />edildi. 1982 yılında dış basına verdiği demeçler yüzünden iki defa tutuklandı ve dört ay hapis yattı.<br />1985 yılında Demokratik Sol Parti kuruldu ve Bülent Ecevit bu partinin genel başkanı olan eşi Rahşan<br />Ecevit ile birlikte propaganda gezilerine çıktı. 1987'de referandum sonucu siyaset yasağı kaldırılınca<br />Demokratik Sol Parti genel başkanlığına getirildi. İlerleyen yaşıyla birlikte sağlığıda bozulan Ecevit<br />doktorların karşı çıkmasına rağmen 19 Mayıs 2006'da Danıştay saldırısında ölen Yücel Özbilgin'in<br />cenazesine katıldı. Törenin ardından sağlığı bozuldu ve aynı günün gecesi fenalaşarak beyin kanaması<br />geçirdi. 172 gün bitkisel hayatta kalan Ecevit 5 Kasım 2006 Pazar günü yaşamını yitirdi.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-42167101904185972022008-01-28T09:29:00.001-08:002008-01-28T09:29:26.209-08:00Atıf YılmazSoyadı Batıbeki olan Atıf Yılmaz 1925 yılında Mersin'de doğdu. 1947 yılında Tavanarası<br />Ressamlar Topluluğu'na katılan Atıf Yılmaz aynı yıl Beş Sanat dergisinde sinema ile ilgili<br />yazılar yazdı. 1950 yılında Semih Evin'in asistanı olarak girdiği sinema dünyasında her<br />türden filmi yönetirken gittikçe ustalaşan bir yönetmen olarak dikkat çekti. 1951 yılında<br />Kanlı Feryat adlı filmde ilk yönetmenlik çalışmasını yaptı. 1960 yılında Orhan Günşiray ile<br />Yerli Film şirketini kurdu. 1966 yılında Güneş Film'i 1980 yılında da Ömer Kavur ve Yavuz Özkan<br />ile birlikte ADAF'ı kurdu. 1996 yılındaki 33. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde<br />Yaşam Boyu Onur Ödülü'nü aldı. Hacettepe Üniversitesi tarafından kendisine Sanatta Onursal<br />Doktora Payesi verildi. 2003 yılında düzenlenen 40. Antalya Altın Protakal Film Festivali'nin<br />ilk onursal başkanlığını yaptı. 30 Eylül 2005 yılında Antalya Film Festivaline katılmak için<br />geldiği Antalya'da hastaneye kaldırılan Atıf Yılmaz 16-26 Mart 2006 Ankara Uluslararası Film<br />Festivalinde Aziz Nesin Emek Ödülü'nü aldıktan sonra 5 Mayıs 2006 yılında İstanbul'da hayatını<br />kaybetti. Antalya Altın Portakal Film Festivalinde 7 defa en iyi yönetmen kazanan Atıf Yılmaz<br />senaryo ve sinema eleştirileride yazdı.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-11032759955343882822008-01-28T09:27:00.000-08:002008-01-28T09:28:28.311-08:00Yezidiler1160 yılında ölen mutasavvıf Şeyh Adi bin Musafir'e dayanan dinsel akıma bağlı olanlara<br />verilen addır. Yezidilik Zerdüşt dini, Mani inancı, Musevilik ve İslam'ın bir karışımı<br />niteliğindedir. 500.000 civarında nüfusa sahip olan Yezidiler Türkiye, İran, Irak,<br />Gürcistan ve Ermenistan gibi ülkelerde yoğun olan Yezidiler'in 2 kutsal kitabı vardır. Bunlar<br />Kitabel Celve ve Mushaf-ı Reş'tir. Bu dinsel topluluğun tamamı Kürt olmakla beraber kutsal<br />kitaplarıda Kürtçe'dir. Son yıllarda yoğun olarak başta Almanya gibi Avrupa ülkelerine göçen<br />Yezidiler son derece kapalı ve geleneklerine bağlı şekilde yaşamlarını sürdürmektedirler.<br />Avrupa Parlamentosu üyesi Feleknas Uca'da bir Yezidi'dir.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-84530359674986288012007-09-17T05:00:00.000-07:002007-09-17T05:01:02.563-07:00OseloOselo Felis Pardalis türünün kedigiller (Felidae) familyasındandır. Bu yırtıcı memelinin uzunluğu kuyruğu ile beraber 130 santimetreye ulaşabilir. Oselolar Arjantin'in kuzeyinden Texas'a kadar<br />uzanan bölgedeki orman ve sık çalılıklarda yaşarlar. Postunun rengi soluk griden sarıya ve koyu<br />kahverengiye kadar değişebilen oselonun başında küçük siyah benekler dikine ve yanlara doğru ikişer siyah çizgi, boynunda uzunlamasına siyah çizgiler, gövdesinde dizili şekilde siyah halkalar ve benekler bulunur. Bu özelliklere sahip postu oseloyu ormandaki gölge kuytuluklarda ortama kamufle olmasını ve ayırt edilmesini sağlar. Oselo geceleri ava çıkar ve küçük memeliler, kuşlar ve sürüngenleri avlar. Oselo değerli kürkü için avlandığından soyu tükenme tehlikesi içindedir ve bu yüzden bir çok ülkede postunun alınıp satılması yasaklanmıştır.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-54438078628562801772007-09-02T02:12:00.000-07:002007-09-02T02:13:23.843-07:00Oder IrmağıAvrupa'nın ortalarından doğan Oder Irmağı kuzeydeki ovaları suladıktan sonra Baltık Denizi'ne<br />dökülür. Vistül nehrinden sonra Polonya'nın en uzun akarsuyu olan Oder Irmağı 912 km uzunluğundadır. Irmağın dağlardaki kolları bahar aylarında nehrin taşmasına neden olur. Bu kolların taşıdığı çamur nehrin geçtiği ovaların verimini arttırsada ulaşımı engeller. Buna rağmen 710 km boyunca ulaşım olanağı vardır. Oder Polonya'ya girdikten sonra kuzeydoğu yönünde akar. Wroclaw'u çevreleyen Silezya Ovası'ndan geçtinkten sonra geniş bir vadide akar. Bu bölge zengin kömür yatakları, çelik fabrikaları, dokuma fabrikaları, buğday ve çavdar tarlalarıyla en önemli bölgedir. Aşağı Oder ve onun bir kolu olan Neisse Irmağı Polonya Almanya sınırını çizerler. Oder'in bir diğer kolu olan Warta ırmağı Polonya'nın tam ortasından geçer. Warta aynı zamanda Oder'in en büyük koludur. Oder Baltık Denizi'ne döküldüğü Szczecin limanının bulunduğu bölgede geniş ve sığ bir haliç oluşturur. Denizden gelen gemiler Szczecin'e mavnalarda Oder'e bağlı kanallarla Elbe ve Vistül ırmağına ulaşırlar. Oder-Havel Kanalı Szczecin limanı ile Havel Irmağı kıyısındaki Berlin'i birbirine bağlar.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-13921772090778333762007-09-01T04:06:00.000-07:002007-09-01T04:07:16.092-07:00Nijer NehriDenizden 240 km uzaklıkta Sierra Leone sınırında doğan 4.200 km uzunluğundaki Nijer nehri uzunluk bakımından Afrika'nın 3. uzun nehridir. Gine ve Mali'den geçerek Segu dolaylarında bir çok kola ayrılan Nijer nehri üzerine kurulan baraj ve kanallar sayesinde bir çok bölgede tarım verimi arttırılmıştır. Yörede pamuk ve pirinç tarımı yapılır. Buradan sonra Sahra Çölü'nin güneyindeki tarihi Timbuktu kentinden geçen nehir güneydoğu yönünde büyük bir yay çizerek Nijerya'ya ulaşır. Nijerya topraklarında doğudan gelen Benue Irmağı ile birleşir. Denize dökülmeden öncede kollara ayrılarak bataklık bir delta oluşturur. Nehirde canlı yaşamı oldukça canlıdır. Yayın balığı, sazan, nillevreği gibi balık çeşitlerinin yanı sıra suaygırları ve kertenkelelerde nehirde yaşar. Nehir aynı zamanda çok kuş türünede ev sahipliği yapar. Daha önceleri bir bilinmez olan Nijer Irmağı'nın kaynağı 1805 yılında İskoç doktor Mungo Park tarafından bulunmuştur. Doktor Mungo Park Bamako'dan başlayıp Bussa'ya kadar 1.600 km yol katetti. Mungo Park Bussa'da yaşamını yitirince onun araştırmasını İskoç Hugh Clapperton sürdürdü. Clapperton'unda ölümü ile 1830'da Richard Lander kanoyla Bussa'dan aşağı inerek denize ulaştı.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-77863561227756383172007-09-01T04:04:00.000-07:002007-09-01T04:05:14.743-07:00NinovaİÖ 725'te Asur İmparatorluğu'nun başkenti olduktan sonra görkemli bir şehir haline geldi.<br />Bu günkü Musul'un karşısında Dicle'nin sağ kıyısında bulunuyordu. Daha önceleri küçük bir kent<br />olan Ninova İÖ 705'te Sinahheriba'nın tahta çıkışı ile önem kazandı. Kentin savunma planını<br />hazırlayan Sinehheriba tapınakları onartıp genişletti, güzel saraylar yaptırdı. Ninova'nın<br />en parlak dönemlerine ilişkin belge ve buluntular Londra'da British Museum'da korunmaktadır.<br />Kenti 25 km uzunluğunda bir tuğla duvarın çevrelediği söylenir. Kent yapılarında tuğla, çini<br />ve kenti uzağındaki dağlardan getirilmiş taşlar kullanılmıştır. Krallık sarayı insan başlı kanatlı<br />boğalar, aslanlar ve kanatlı sfenkslerle, duvarları kabartmalarla donatılmıştı. Ninova'nın en önemli<br />yağısı tüm tapınak ve türbelerden toplanan onbinlerce tabletin tutulduğu Asurbanipal tarafından<br />yaptırılan kütüphanedir. İÖ 627 yılında Asurbanipal ölünce Ninova'nın görkemi sona erdi. İÖ 612 yılında Medler'in saldırısına uğrayan kent yerle bir oldu. Kentin varlığı ve ihtişamı arkeologların kente ait yapı kalıntılarını ve kayıtları bulmaları ile anlaşıldı.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-25311935694001765372007-08-31T03:16:00.001-07:002007-08-31T03:16:26.418-07:00MarlinTuzlu sularda yaşayan marlinler uzun burunlu iri yapılıdırlar ve su yüzeyine yakın yerlerde<br />yaşarlar. Marlinler çok iyi yüzücülerdir. Sürü halinde yaşayan küçük balıkları izlerler. Bu<br />sürüleri kovalarken saatte 65 km hızla yüzer ve burunlarını sağa sola kıvırarak avlarını<br />şaşırtırlar. Mavi marlin (Makaira nigricans) denizlerde son derece yaygındır. Diğer türlerden<br />farklı olarak sırt yüzgeci önde belirgin değildir ve kuyruğa doğru uzar. Uzunlukları 4,6 metreyi<br />ağırlıkları 450 kg'yi bulur. Diğer bir tür kara marlin (Makaira indica) Hint Okyanusu ve Büyük<br />Okyanus'un sıcak sularında yaşar. 3,7 metre uzunluğu ile mavi marlinden daha kısa olsada gövdesi<br />daha kalındır. Gövdesinde dik ve sert göğüs yüzgeçleri vardır. Yine aynı sularada yaşayan çizgili<br />marlin daha ufak yapılı olmasına rağmen etinin lezzeti ile ünlüdür. Bir diğer türde yelkene benzeyen sırt yüzgeci nedeniyle ülkemizde yelkenbalığı olarak adlandırılan ve Akdeniz kıyılarında görülen Tetrapterus belone'dir.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-54681466003316835622007-08-31T02:43:00.000-07:002007-08-31T02:57:18.783-07:00Nelson Mandela (1918-....)Güney Afrika'da siyahlara karşı yürütülen ırkçı politikalara karşı direnişi ile sembolleşen,<br />tutuklu olduğu dönemde tüm dünyadaki insan hakları mücadelelerinin idolü haline gelen müebbet hapse çarptırılmış siyahi önderdir. Nelson Mandela afrikalı bir kabilenin şefi olarak 1918 yılında dünyaya geldi. 1942 yılında Witwatersrand Üniversitesi'nin hukuk bölümünü bitirdi. Bu dönemden sonra ırkçılığa karşı mücadelede etkin rol oynadı. 1944'te siyahların siyasal partisi olan Afrika Ulusal Kongresi'ne katıldı. Mandela'nın faaliyetleri Güney Afrika hükümetini rahatsız etmeye başlayınca vatana ihanetle suçlanıp yargılandıysada 1961 yılında aklandı. Mandela 1960 yılında Afrika Ulusal Kongresi yasadışı ilan edilince gerilla hareketi ile gelişen silahlı eylemleri destekledi. 1962 yılında tutuklanarak 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Hapiste bulunduğu sırada Johannesburg'taki bir örgüt merkezinde bulunan silah yüzünden, Mandela ve arkadaşlarının bu silahı saklayan örgütle ilişkisini ortaya çıkardı. Mandela Rivonia davası olarak bilinen davada yeniden yargılandı. Hükümeti devirmeye çalışmakla suçlanan Mandela, ırkçı yönetimin silahlı mücadeleden başka bir yol bırakmadığını savundu. Yargılama sonunda 1964 yılında ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Eşi Winnie Mandela kocasının davasını sürdürdü ve onun serbest bırakılması için yıllarca mücadele etti. Eylem ve konuşmaları sürekli kısıtlanan Bayan Mandela hakkında soruşturmalar açıldı. Bir buçuk yıla yakın hapiste kaldı ve uzun yıllar ülke içinde sürgünde tutuldu. 1980'lerde dünyanın her tarafında Mandela'nın serbest bırakılması için baskılar arttı. Bu baskılar sonucu Afrika Ulusal Kongresi ve öbür muhalefet grupları yasallaştı ve 27 yılını hapiste geçiren Mandela 72 yaşındayken 11 Şubat 1990 yılında serbest kaldı. Mandela hayatı boyunca 100'den fazla ödül aldı. <span class="text-ae">1962’de Lenin Barış Ödülü, 1979'da Nehrü Ödülü, 1981'de Bruno Kreisky İnsan Hakları Ödülü, 1983'de UNESCO'nun Simon Bolivar Ödülü, </span><span class="text-ae">1962’de Lenin Barış Ödülü, 1979'da Nehrü Ödülü, 1981'de Bruno Kreisky İnsan Hakları Ödülü, 1983'de UNESCO'nun Simon Bolivar Ödülü ve aynı yıl Nobel Barış Ödülü'nü aldı. Fakat Türkiye Cumhuriyeti'nin 1992 yılında kendisine vermek istediği Atatürk Barış Ödülü'nü kabul etmedi. 1996 yılında eşi Winnie Mandela'dan ayrıldı. Doğumunun 80. yıldönümünde evlendiği Graça Mandela ile halen evlidir.<br /></span>adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-49855523536743304242007-08-30T03:22:00.000-07:002007-08-30T03:23:28.510-07:00KikloplarTepe gözlü dev yaratıklar olan Kikloplar efsanevi Yunan yaratıklarıdır. Homeros Odysseia destanında Odysseus'un Kikloplar'la mücadelesini anlatır. Truva'dan İthake'ye dönmekte olan Odysseus denizcilerine erzak bulmak için Kikloplar'ın yaşadığı bir adaya çıkar. Gündüzleri koyun otlatan Kikloplar geceleri mağaralarına dönerler. Odysseus ve yanındaki arkadaşlarıda Polyphemos adında bir Kiklop'un mağarasına girerler. İçerde bolca süt ve peynir gören Odysseus ve arkadaşları mağaranın sahibini beklerken Polyphemos mağarasına döner ve mağaranın ağzını büyük bir kaya ile kapatır. Odysseus ve arkadaşları saklanmaya çalışsalarda<br />Polyphemos iki kişiyi yakalayıp yutar. Acıktıkça denizcileri yutmaya başlayan dev 6 tanesini yer. Odysses mağarada bir sopa bulur ve bu sopa ile Polyphemos'un gözünü kör eder. Polyphemos'un iniltisini duyan diğer Kikloplar mağaraya gelip neler olduğunu öğrenmeye çalışırlar. Odysseus kurnazca bir şekilde Polyphemos'a adının "Kimse" olduğunu söylemiştir. Kikloplar Polyphemos'a bunu kimin yaptığını sorduklarında kimse cevabını alınca dönüp giderler. Sabah olunca Polyphemos sürüsünü dışarı çıkarmak için kayayı mağaranın ağzında çeker. Tutsakların<br />kaçmaması için çıkan koyunların sırtlarını tek tek ellerken Odysseus ve arkadaşları koyunların altına gizlenir ve yünlerinden tutunarak dışarı çıkmayı başarırlar.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-35219902110219785192007-08-30T02:47:00.000-07:002007-08-30T02:48:44.586-07:00Meyve SineğiMeyvelerin kurtlanmasına yol açarak büyük zararlar veren bir sinek türüdür. Turuncu ve siyah<br />lekeleri ile karasineği andıran Akdeniz meyve sineği en tanınmışlarıdır. Dişiler 500'e kadar<br />ulaşabilen yumurtalarını meyvelerin içine bırakırlar. Yumurtalardan çıkan kurtçuklar meyveyi<br />içten oyarak yenemez hale getirirler. Akdeniz meyve sinekleri turunçgiller dışında kayısı ve<br />incir gibi meyveleride kurtlandırırlar. Elma sineği, kiraz sineği, zeytin sineği ve kavun sineği<br />diğer zararlı türlerdir. Bunlarda adlarını evrelerini içlerinde geçirdikleri meyvelerden alırlar.<br />Meyve sinekleri Trypetidae familyasındandırlar. Drosophilidae familyasında yer alıp yumurtalarını çürümek üzere olan meyvlere bıraktıklarından zararsız olan bazı küçük sineklerede meyve sineği<br />denir. Sirke sineği adı ile tanınan ve Drosophila cinsine giren sinekler bilimsel deneylerde çokça<br />kullanılır.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-12175438811161105142007-08-29T08:49:00.000-07:002007-08-29T08:50:07.304-07:00Karpat DağlarıOrta Avrupa'dan başlayan Karpat dağları Romanya içlerine kadar uzanırken Macar Ovası'nı kuzeyde Polonya Ovası'ndan, doğuda Ukrayna bozkırlarından ayıran doğal bir engeldir. Alp dağları ile aynı dağ sisteminde yer alan Karpatlar'ın uzunluğu 1.500 km'ye ulaşır. Alplere göre çok daha alçak olan Karpatlar'ın en yüksek noktası 2.655 metre yüksekliğindeki Gerlsdorf Tepesi'dir. Doğal güzellikler açısından oldukça zengin olan Karpat Dağları'nın üzerlerinde sık ormanlara ve güzel göllere rastlanır. Bu dağların çevresinde ormancılık önemli bir geçim kaynağıdır. Dağların yüksek yerlerinde yıl boyunca yeşil kalan kozalaklı ağaçlar, alçak yerlerinde de kayın ormanları bulunur. Küçükbaş besiciliği, buğday, mısır ve üzüm üretimide diğer önemli geçim kaynaklarıdır. YÜzyıllardır madencilik yapılan Karpatlar Avrupa'nın en zengin altın, gümüş, bakır, kurşun, çinko, demir, kömür ve petrol yataklarına sahiptir. Yaylarında kalınlığı 180 metreye varan tuz damarları mevcuttur. Karpatlar yüzyıllarca Orta Avrupa'yı istilalara karşı korusada kuzeydoğuda daralan dağ sıralarının arasındaki geçitleri aşan Hun, Macar ve Tatarlar 5., 7. ve 13. yüzyıllarda Macar Ovası'nı işgal ettiler.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-64803805885059859942007-08-29T08:48:00.001-07:002007-08-29T08:48:40.329-07:00MidasMidas, Frig kralıdır. Bir Yunan söylencesinde şarap tanrısı Dionysos'a yardım eder ve Dionysos<br />Midas'ın isteği üzerine ona dokunduğu her şeyi altına çevirme gücü verir. Dileği gerçekleşen Midas başta çok sevinsede yemek, içmek istediği her şey altın olur. Midas pişman olur ve Dionysos'a büyüyü bozması için yakarır. Dionysos ona Sart şehri yakınlarındaki Paktolos ırmağında yıkanmasını söyler. Midas Paktolos ırmağında yıkanır ve büyü bozulur. O günden sonra Paktolos ırmağının kumu altın olur. Bir başka hikayedede Pan ve Apollon arasındaki müzik yarışmasında hakemlik yapan Midas ödülü Pan'a verince Apollon buna kızar ve Midas'ın kulaklarını eşek kulağına çevirir. Midas utancından kulaklarını bir başlığın altına gizler. Bu sırrını sadece berberi bilmektedir. Berber artık sırrı daha fazla tutamaycak duruma gelince şehirden uzak bir yerde toprağı kazarak sırrını bu çukura fısıldar. Çukurun etrafında büyüyen sazlar rüzgar estikçe "Midas'ın kulakları eşşek kulakları." diye Midas'ın sırrını bütün dünyaya duyururlar. Güngör Dilmen Midas'ın hikayelerinden esinlenerek Midas'ın Kulakları, Midas'ın Altınları, Midas'ın Kördüğümü adlı tiyatro oyunlarını yazmıştır.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-6734485236171489832007-08-29T08:45:00.000-07:002007-08-29T08:46:55.964-07:00KatarArap Yarımadasının doğusundaki 200 km uzunluğunda bir yarımada üzerinde kurulu olan bağımsız bir devlettir. Batısında Bahrenyn, doğu ve kuzeyinde Basra körfezi, güneyinde Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile çevrilidir. 1940'larda ülkede petrol bulunmadan önce en önemli geçim kaynağı inci avcılığı, balıkçılık ve deve yetiştiriciliği idi. Petrol bulunduktan sonra Katar dünyanın en zengin ülkelerinden biri oldu. Ülkede güney bölgeler çöllerle, daha kuzey bölgeler ise çorak ve taşlık arazilerle kaplıdır. Kazılan kuyulardan içme suyu ihtiyacı yanı sıra meyve sebze yetiştiriciliğide yapılır. İklimi son derece sıcak olan Katar'da yaz aylarında gündüz sıcaklığı 44 dereceyi bulurken kışın geceler oldukça soğuktur. Yabanıl yaşamın son derece sınırlı olduğu ülkede yıllık yağış ortalaması 50-75 mm'dir. Ceylan, gerbil, tavşan, kirpi ve sakangur ülkedeki yabani hayvanlardır. Ayrıca 150'den fazla çöl bitkisi türü vardır. 420.000 nüfuslu ülkenin çoğunluğunu petrol sanayisinde çalışan işçiler oluşturur. Ülkede resmi<br />din İslam, dil Arapça'dır. İkinci dil olarak İngilizce kullanılır. Ülkenin en büyük kenti başkent Doha'dır. Bedevi geleneklerinin hala sürdüğü ülkede erkekler ayaklarına kadar entari giyer, kadınlar siyah peçe takarlar. Yerli halk dışarı çok seyrek çıkar.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-17949885524843428122007-08-28T03:08:00.000-07:002007-08-28T03:09:27.747-07:00Haile Selasiye (1892-1975)Asıl adı Tafari olan Haile Selasiye Etiyopya Harar'da soylu bir ailenin oğlu olarak doğdu. Babası<br />Etiyopya imparatoru II. Menelik'in başdanışmanıydı. Önceleri eyalet yönetiminde görev alan Tafari II. Menelik'in kızı Zauditu'nun 1917 yılında imparatoriçe olmasıyla naiplik görevini üstlendi ve tahtın varisi oldu. İmparatoriçe Zauditu'nun tutucu politikalarına karşı ilerici bir siyaset izledi. Bu sayede halkın desteğini kazanan Tafari 1928 yılında kral ünvanını aldı. 1930 yılında Zauditu ölünce Haile Selasiye "Üçlemenin Kudreti" adıyla imparator oldu. Ülkede ilk serbest seçimlere ve parlementonun kurulmasına izin verdi. Buna rağmen ülke baskı ile yönetiliyor, hükümet meclise değil imparatora karşı sorumlu tutuluyordu. Hiale Selasiye İtalya'nın Etiyopya'yı işgal ettiği 1936-1941 yılları arasında sürgünde yaşadıktan sonra İngiltere'nin desteği ile ülkesine tekrar döndü. Tarım son derece ilkel yöntemlerle yapılıyor, köylüler toprak sahiplerine yüksek kiralar ödüyorlardı. Halkın yüzde 95'i okuma yazma bilmiyor, hastalık ve açlıktan kırılıyordu. Buna rağmen imparator Haile Selasiye sarayında bolluk içerisinde yaşıyordu. Bunların sonucu olarak 1960 yılında çıkan ayaklanmalar tüm ülkeye<br />yayıldı. 1974 yılında Haile Selasiye askeri bir darbe ile indirildi. Yaşamının geri kalanını hapiste<br />geçiren Haile Selasiye 1975 yılında öldü.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-34749849128342516742007-08-27T05:15:00.000-07:002007-08-27T05:24:56.905-07:00Giyotinİdam cezalarının infazında kullanılan bir araçtı. İki direğin arasından yüksekten aşağı kaydırılarak mahkumun kafasının kopması sağlanıyordu. İlk kez 1792 yılında bir soyguncunun idamında Fransa'da kullanıldır. Bu dönemden 1977 yılına kadar Fransa'da kullanılan giyotin 1981 yılında ölüm cezasının kalkması ile tamamen kalktı. 18. yüzyılda Fransız doktor Joseph Ignace Guillotin daha az acı verdiği için idamlarda giyotin kullanılmasından yana tavır koymuş, fakat onun icadı olmadığı halde onun sanıldığından bu alet giyotin adını almıştır. Oysa giyotin benzeri aletler Avrupa'da ortaçağdan beri görülen bir aletti. Giyotin sözcüğü günümüzde cilt yapımında kağıt kesme amacıyla kullanılan araç için kullanılır.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-61799271756323967202007-08-26T10:05:00.001-07:002007-08-26T23:16:05.205-07:00SafirGenelde mavi renkli ve oldukça değerli bir taştır. Safire Türkçe'de gökyakutta denir. Safirde<br />tıpkı yakut gibi sert bir mineral olan korindonun bir çeşididir. Yakut ve safir arasında en önemli<br />fark yakutun kırmızı, safirin ise gök mavi olmasıdır. Safir türlerinin içinde en değerlisi Keşmir<br />safiridir. Keşmir safiri diğer safirlere göre ne çok koyu nede çok soluktur. Pembe, sarı, yeşil,<br />turuncu, kahverengi, menekşe, şeffaf ve siyah türleride görülmektedir. Bir diğer safir türüde<br />yıldız safirlerdir. Bu safir kubbe biçiminde kesildiğinde taşın yüzeyinde birbiri ile kesişen ve altı<br />köşeli bir yıldızı andıran üç ışık çizgisinin belirmesidir. Yıldız safirin saydamı olmamakla beraber<br />rengi mavi ile gri arasındadır. En değerli rengi duru mavisidir. Dünyanın farklı yerlerinde kayaç<br />ve çakılların içerisinde bulunabilen safirlerin en değerlileri Hindistan, Sri Lanka, Birmanya, Tayland, Avustralya ve ABD'nin Montana ile Kuzey Carolina eyaletlerinde bulunur.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-67043420633669632682007-08-26T10:04:00.001-07:002007-08-26T10:04:49.503-07:00Erwin Rommel (1891-1944)II. Dünya Savaşı sırasında Afrika orduları komutanı olarak usta savaş taktikleri ve beklenmedik<br />saldırılarından dolayı çöl tilkisi olarak adlandırılan Alman mareşaldir. Tam adı Erwin Johannes<br />Eugen Rommel'dir. Orduya 1910 yılında katıldı, I. Dünya Savaşı sırasında piyade alayında tepmen olarak savaştı. II. Dünya Savaşı'na kadar askeri akademilerde görev aldı. Piyade savaşı konusunda bir ders kitabı yazdı. 1941 yılında mareşla unvanı ile Afrika'daki kuvvetlerin komutanlığına atandı. 1942 yılında el-Alameyn Savaşı'nda Montgomery komutasındaki İngiliz 8. ordusuna yenilince Hitler tarafından Almanya'ya çağrıldı. 1943'te savaşın kaybedileceği düşüncesi ile Hitleri devirmeyi planlayan muhalif cephe içerisinde yer aldı. Bunun üzerine Hitler Rommel'i vatan haini olarak mahkemeye çıkarmayıp zehir içerek kendisini öldürmesini istedi. Rommel 1944 yılının Ekim ayında intihar etti. Rommel askeri bir törenle gömüldü.adminnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-1980297620734748873.post-76855938754092699702007-08-26T10:02:00.000-07:002007-08-26T10:03:39.378-07:00SaatböceğiSaate benzer sesler çıkardığından bu adı almıştır. Latince adı Xestobium refuvillosum'dur.<br />Üzerinde bulunduğu yüzeye başını vurarak ses çıkarır. Ölüm habercisi olarakta değerlendirilen<br />bu sesler aslında böceğin çiftleşmeye çağrı amacıyla çıkardığı bir sestir. Bu böcek bir kibrit<br />kutusu içersinde masaya konulup bir kurşun kalemle masaya vurulunca hemen karşılığını verir.<br />Uzunluğu 0,5 cm'yi geçebilir. Koyu kahverengi, kalın bir gövdesi vardır. Yumurtalarını genelde<br />çürümüş ağaç kabuklarına bırakır. Bu yumurtalardan çıkan beyaz larvalar, çürümüş haldeki ağacı<br />içe doğru oymaya başlarlar. 2-3 yıl boyunca bu şekilde devam edip yeterli olgunluğu erişince<br />dışarı çıkabilmek için yüzeye yakın bir yerde pupa evresine girerler. Saat böcekleri dünyanın<br />özellikler nemli bölgelerinde eski yapı ve ahşap mobilyalara zarar verirler.adminnoreply@blogger.com