tag:blogger.com,1999:blog-195260792009-02-25T03:31:37.820+02:00mikropyuvası | Fırat KÜÇÜKpismikrop'un mis mekanı ...pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.comBlogger85125tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-63583836062542561482007-09-26T23:41:00.000+03:002007-09-26T23:56:51.776+03:00turkcell müşteri hizmetleri<object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/a4j5UCB8mUY"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/a4j5UCB8mUY" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object><br /><br /><br />-- Merhaba Turkcell müşteri hizmetlerine hoş geldiniz. İbranice için 5'e, Aramice için 6'ya, Ku dili için 7'ye ................................................................................................ Türkçe için 186'ya .. yo yo 187'ye basınız. gnctrkcl hakkında bilgi almak için 1'e, gnctrkcll hakkında birazcık bilgi almak için 2'ye, gnctrkcll hakkında azcık bilgi almak için 3'e .................................................................................. gnctrkcll hakkında bilgi almamak için telefon'u kapattınız.<br /><br />-- 1<br /><br />-- Yanlış bir giriş yaptınız. Ana menüye dönmek için 8'i, alt menülerde gezinmek için 45'i ............................................... menünün ne demek olduğunu öğrenmek için 142'ye .......................... menünün tarihçesi için 1086'ya<br /><br />-- 1086<br /><br />-- Doğru bir giriş yaptınız ama bunu hiç beklemiyorduk. Çalıntı ve kayıp işlemleri için 1'e, tarife bilgileri için 2'ye, ..................... Müşteri hizmetleri için lütfen bekleyiniz. ..................................... TURKCELL'le bağlan hayata????, Hayata bağlan TURKCELL'le????? Bağlan TURKCELL'le hayata????? ............................. sıra numaranız 1118283 ............... Dııpp dııpp bir mesaj atarsın bağlanırsın, bir ses duyarsınnn bağlanırsııın TURKCELL'le bağlan hayata???, Hayata bağlan TURKCELL'le???? Bağlan TURKCELL'le hayata???? ................... Sıra numaranız 1118284 ............................................... ....................................... .............................. ................................ ............................ .................. ....................... Alo iyi akşamlar ben Tuğçe nasıl yardımcı olabilirim?<br /><br />-- Dıt Dıt Dıt Dıııııt, Dıt Dıt Dıt Dııııııt, Dıt Dıt Dıt Dııııııt, Dıt Dıt Dıt Dııııııt<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-6358383606254256148?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com3tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-31165222924768539332007-09-13T09:31:00.000+03:002007-09-13T09:34:54.320+03:00Hoşgeldin Ramazan<a href="http://www.btturk.net/">btturk</a>'de gördüğüm bu klibi paylaşayım dedim. Ben çok beğendim umarım yer yer İngilizce, Almanca, Arapça ve Türkçe seslendirilen bu klibi siz de beğenirsiniz.<br /><br /><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/0BtNv2eRwRc"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/0BtNv2eRwRc" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-3116522292476853933?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-64857439656556957672007-07-07T20:56:00.000+03:002007-07-11T15:10:09.293+03:00Bu aralar en çok sevdiğim reklamlarBen pek televizyon izlemem, hatta hiç diyebilirim. Internetten fırsat kalmıyor :) İzleyince de en heyecanlı yerinde reklamlarla bölünmüş bir dizi veya film izlemek pek hoş olmuyor. Televizyonda en çok reklamları izliyorum diyebilirim. Bence reklam yapımı ciddi bir sanat. az sürede çok iş anlatmanız gerekli. Etkili olmalı. Markanın akılda kalıcı olması gerekli.<br /><br />Bazen insanlar reklamı çok iyi hatırlıyor ama malesef hangi firmaya ait olduğunu bilmiyorlar :) Neyse uzun lafın kısası şimdi reklamalar:<br /><br /><p>Bu reklam'ı cidden çok seviyorum :) Ayrıca çocuğun hiçbir günahı yok burada. Sözde meksikalı şarkıcılarda şokoladaaa diye bir şarkı söylüyorlar. Harika olmuş. Tadından yenmeyecek bir reklam.</p><br /><br /><object width="352" height="308"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/w7kRk1YoJ1E"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/w7kRk1YoJ1E" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="352" height="308"></embed></object><br /><br /><p>Bu reklam'da da "sonuçta galakside yüzyüze bakıyoruz" kısmı harika :) Amerikalılar seneleridir "War Of Worlds" gibi dünyayı işgal eden uzaylılar hakkında film yapıyor. O iş öyle olmaz böyle olur dedirtecek nitelikte bir reklam.</p><br /><br /><object width="352" height="308"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/NgjuwRev094"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/NgjuwRev094" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="352" height="308"></embed></object><br /><br /><p>Bu reklam'ın alatım tarzı süper: Ama bir karadenizli olarak Fındık yağını tercih ederim :)</p><br /><br /><object width="352" height="308"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/DOJGJOmVexQ"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/DOJGJOmVexQ" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="352" height="308"></embed></object><br /><br /><p>Bunda ise bazen kızların erkekleri nasıl parmağında oynattığı gösteriliyor efenim :) Avrupa yakasındaki yaprak yani Hale'nin de oynadığı reklam filmi ders olarak okutulması gerekli. Nasıl oluyoki aşk öyle ... Bakar mısın şu ifadeye? Zavallı adam yandaki adamlara yaptığı karizmaya mı sevinsin? Yoksa bisküvisinin cebren ve hile ile ele geçirildiğine mi yansın?</p><br /><br /><object width="352" height="308"><param name="movie" value="http://www.zaplat.com/s/MzMxNDk="/><param name="menu" value="false"/><param name="quality" value="high"/><embed src="http://www.zaplat.com/s/MzMxNDk=" menu="false" quality="high" width="352" height="308"></embed></object><br /><br /><p>Bu sav'ı doğrulayan başka bir reklam daha:) Ayrıca bu reklam dini öğeler de barındırıyor. Adam sünnet olmadan evvel zaten yola gelmiş. Sürekli "Oh My God" diyor. Bence biz avrupa birliği için de bunu yapalım. Bi biskrem versek bizi avrupa birliğine alıp borçlarımızı da silerler mi acaba?</p><br /><br /><object width="352" height="308"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/CaH2jI4DVVI"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/CaH2jI4DVVI" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="352" height="308"></embed></object><br /><br /><p>Bu reklam'ın fon müziğine bayılıyorum :) Mustafaaaa, Vedat ... Bir de sonunda Ayşeeee var. En kısa zamanda kendime de böyle bir şarkı yapıcam. Fıııraaaat, tezine çaaaalışşşş.</p><br /><br /><object width="352" height="308"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/2H9JgDh14f4"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/2H9JgDh14f4" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="352" height="308"></embed></object><br /><br /><p>Godanüllü potanslarının kompleks parametrik inputsatörlerle güçlendirilmesi. Bu reklam pek yeni değil ama yine de seviyorum. Hatta sevmek kelimesi az kalır. Prospektüs gibi reklam.</p><br /><br /><object width="352" height="308"> <param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/WLDwaGv7jWQ"> </param> <embed src="http://www.youtube.com/v/WLDwaGv7jWQ" type="application/x-shockwave-flash" width="352" height="308"> </embed> </object><br /><br /><p>Ülker'in reklam ajansı kimse tebrik ediyorum :) Pixar'da işe giremezsem burada çalışabilirim.</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-6485743965655695767?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com9tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-8674391910123019952007-05-17T21:52:00.000+03:002007-05-17T22:14:21.954+03:00en sık işlediğimiz günah<p>Bugün duyduğum bir haberle canım sıkıldı. :) Ama hangimiz yapmıyoruz dedim sonra. Ve bu bazen masum kılıflar uydurduğumuz şeyi biraz araştırdım.</p><br /><br /><p>google'da aradım ilk çıkan sayfa oldukça faydalıydı ve bakın bilmediğim neler öğrendim.</p><br /><br /><b>Gıybet Türleri</b><br /><br /><p><b>Alenî sade gıybet:</b> Sevgili Peygamber (a.s.m.) gıybeti “<font color="red">Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!</font>” şeklinde tanımlamış; (1) “<font color="red">Din kardeşinin yüzüne karşı söylemediğin şeyi ardından söylemen gıybettir</font>” (2) demiştir. Bir kişinin gıyabında ondan hoşlanmayacağı şekilde, hakkında doğru olan birşeyi söylemek, alenî gıybetin ta kendisidir. Eğer hakkında konuştuğunuz kişi huzurda olsaydı, cümlelerinizi, hatta o andaki duruşunuzu değiştirme ihtiyacı duyar mıydınız? Eğer öyleyse—doğruları söylemeniz şartıyla—yaptığınızın adı gıybettir ve bu, gıybetin en sade formudur.</p><br /><br /><p><b>İftiralı gıybet:</b> Peygamber (a.s.m.) devam eder: “<font color="red">Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun; eğer yoksa bir de iftirada bulundun.</font>” (3) İftira, kusurların en çirkinidir. Eğer gıybet ederken kullandığımız bilgi bizzat kendi gözlemimize ait değilse, başkasından duymuşsak, dilden dile kesinlikle değişime uğramıştır ve tam olarak doğru değildir.</p><br /><br /><p><b>Gizli gıybet:</b> Çoğu zaman yaptığımız, kalbimizden geçirmek, yani zannetmek suretiyle gıybete girmektir. Gıybetin ne kadar kötü olduğunun vurgulandığı âyette, Kur’ân şöyle der: “<font color="red">Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın.</font>”(4) Bütün zanlar ve tahminler değil; ama kimi zanlar, gıybet hâlini almaktan kendini kurtaramaz. Hazret-i Gazalî, bunu ‘kalp ile gıybet’ şeklinde tanımlamış; ‘bir kimsenin ayıbını insanın kendi kendine söylemesini’ bile reddetmiş; kalp ile gıybeti, ‘gözü ile kötü birşeyi görmeden, kulağı ile duymadan, bir kimseye suizanda bulunmak’ şeklinde tarif etmiştir.</p><br /><br /><p>Peygamber (a.s.m.) der ki, “<font color="red">Bir kimse kardeşini bir kusur ile ayıplarsa, o kimse ölmeden o kusuru işler.</font>” Başkalarının hoşlanmadığımız özelliklerinin hangi şartlardan kaynaklandığını nereden biliyoruz? Kimlerin hangi zorluklar yoluyla kaderleri tarafından eğitildiklerini bilmeksizin, kimi kusurlu gözüken yönlerinin gizli bile olsa gıybetini yapmaya ne hakkımız var!</p><br /><br /><p><b>Münafıkâne/ikiyüzlü gıybet:</b> Gıybetin en utanç verici biçimidir ki, İmam Gazalî buna ‘münafıkâne gıybet’ demiştir. Gıybeti yapan şöyle der: “<font color="red">Allah affetsin, o da bizim gibi bazen karıştırıyor</font>”, “<font color="red">İnşaallah düzelir, daha iyi olur.</font>” Bu gibi sözlerle görünürde hakkında konuştuğu kişiyi sevdiğini, iyiliğini dilediğini demeye çalışmakta; ama gizliden gizliye de o kişinin bozulmuş olduğunu, yanlışlar yaptığını ima etmektedir. Dinleyenin ikiyüzlülüğü de şu şekildedir: “<font color="red">Boşver gitsin, gıybet oluyor.</font>” <font color="red">Bunlara benzer sözleri söylerken, aslında gıybeti gerçekten engellemek istemiyor; görünürde aksini savunsa da, içten içe o kişi hakkında gıybet yapılmasından hoşlanıyor.</font></p><br /><br /><p><b>Söz taşımalı gıybet:</b> İnsanların sözlerini muhataplarına ara bozmaya yol açacak şekilde taşımak biçimindeki gıybettir. Şöyle der Peygamber(a.s.m.): “<font color="red">(Arabozucu) söz taşıyan cennete giremeyecektir.</font>” (8) Kur’ân bizi uyarır: “<font color="red">Ey inananlar, eğer bir fasık size bir haber getirirse onu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.</font>” (9)</p><br /><br /><p>Hasan-ı Basrî şöyle der: “<font color="red">Başkalarının sözünü sana ileten, getiren, muhakkak senin sözünü de başkalarına iletir. ... Zira onun yaptığı hem gıybet, hem zulüm ve hıyanet, hem de aldatma ve haset, hem nifak, fitne ve hiledir.</font>” Elbette başkalarının sözlerini nakletme hakkımız var. Ama, “Sevgili arkadaşım veya aziz hocam şöyle demişti...” gibi bir dostluk ifadesiyle başlayacak isim zikrini, ancak sözün sahibinin güzel ve duyduğunda hoşuna gidecek olumlu sözleri takip edebilir. Yoksa, “Adam senin—veya filancanın—hakkında dedi ki...” şeklinde başlayıp, sözün sahibini üzecek bir cümle söyleyen, kendisini felaketler arasından felaket beğenmeye hazırlansın.<p><br /><br /><p><b>Kitlesel gıybet:</b> Yukarıda ayrımlaştırılan gıybet türleri tek tek bireyler hakkında olabileceği gibi kitleler ve insan toplulukları hakkında da olabilir. Bir topluluk hakkında gıybette bulunanın kurtulabilmesi için o topluluğun tümünden affedilme dilemesi gerekir. Kitlesel gıybet, bir insanın irtikap edebileceği, altından kalkılması en zor, en acınası, en dehşetli gıybettir. Yukarda geçen âyetin “...Yoksa bilmeyerek bir kavme sataşırsınız...”(11) şeklindeki bölümü, ‘bir kavme sataşma’ terimiyle suçun kitlesellik tehlikesine vurgu yapmaktadır.<p><br /><br /><p><b>Paylaşımlı/ortaklaşa gıybet:</b> Gıybeti yapan, sadece onu söyleyen veya ima eden değil, aynı zamanda rıza ile dinleyendir veya yapmasa da yapılmasından hoşlanandır. Cinayeti izlerken gücü yettiğince karşı koymayan da katil sayıldığı gibi, yanında gıybet yapıldığı halde müdahale etmeyen de tam olarak o gıybetin ortağı olacaktır. Gıybet bu yönüyle—gizli biçimi hariç—ancak birden fazla kişinin ortaklaşa irtikap edebileceği fuhuş gibidir.</p><br /><br /><p>Sevgili Peygamberin(a.s.m.) “<font color="red">Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken kardeşine yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar</font>” (12) şeklindeki sözü, gıybeti dinleyenin sorumluluğuna işaret eder. Hatta bu hadis, gıybeti yapandan çok, yanında gıybet yapıldığı halde derhal müdahale edip kardeşinin onurunu korumayanı tehdit ediyor.</p><br /><br /><p>Şu adresten buldum. Devamını incelemenizi tavsiye ederim.</p><br /><a href="http://www.biriz.biz/merak/giybet.htm">http://www.biriz.biz/merak/giybet.htm</a><br /><br /><p>Benim en çok etkilendiğim "Münafıkâne/ikiyüzlü gıybet". İmam Gazali harika bir psikolojik analiz yapmış. Allah bizi affetsin diyorum.</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-867439191012301995?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com4tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-44683644305629188122007-05-14T17:08:00.000+03:002007-05-14T20:20:44.059+03:00Kütahya II<img src="http://farm1.static.flickr.com/197/497605790_a238d4d1b5.jpg?v=0" /><br /><br /><p>Bu haftasonu kütahyadaydık. <a href="http://www.ozgurkaratas.com/">Özgür</a> ve ben linux hakkında konuştuk. Kütahya gerçekten güzel bir şehir! soğuk olmasa favori illerim arasına alırdım ama 20 senenin üzerinde Erzurum'da kalınca kriterlere sıcaklığı da ekliyorsunuz. :)</p><br /><br /><p>Dumlupınar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Kulubüne ve Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyeleri Eyüp ve Alparslan beye gösterdiği ilgi ve alakadan dolayı çok teşekkür ediyorum.</p><br /><br /><p>Seminer notlarını yakında <a href="http://www.penguenyuvasi.org/">penguenyuvasi.org</a> adresinden yayınlamayı düşünüyorum.</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-4468364430562918812?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com3tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-20116803471258377672007-05-09T21:47:00.000+03:002007-05-09T21:56:17.292+03:00lavaş ekmek, civil peynir, bir de çay<p>Erzurumluların çay konusundaki hassasiyetini duymuşsunuzdur. Ben de yarı buçuk erzurumlu sayılırım. Bu konudaki azami hassasiyetimizi aşağıdaki şiir özetliyor sanırım :)</p><br /><br /><pre><br />Bir mübarek nesnedir ki övülür<br />Erzurum'da her şeyden çok sevilir<br />Sıra sıra tepsilere çevrilir<br />Yakut renkli pırıl pırıl demli çay<br /><br />Akar gider Akpınar’ın suları,<br />Yazıcısı daha birçok pınarı,<br />Tabakhane, cennet çeşme suları,<br />İçmezler de ‘İlle olsun taze çay’<br /><br />Dilde destan kışları ve Barları<br />Yaylasında kısrakları, tayları<br />Sularında nefis olur çayları<br />Dadaşların tutkusudur burda çay<br /><br />Erzurum’un mutfakları düzenli,<br />Biçim biçim semaverle bezeli,<br />Eksik olmaz sofrasında ezeli,<br />Lavaş ekmek, civil peynir, birde çay<br /><br />Açma çörek, bohçe kete yenilir<br />Yenildikçe daha var mı denilir<br />Tazelenir tazelenir verilir<br />Ömürleri tazeleyen taze çay<br /><br />Ufak ufak kırılmakta şekerler<br />Dil üstünde kıtlamasın içerler<br />Limon, çayın namusunu lekeler<br />Bakiresi bir bardakta sade çay<br /><br />Düğün dernek, çalgı ahenk kurulur<br />Zurna çalar, davullar vurulur<br />Çok bar tutar, dadaşları yorulur<br />Her ne molada getiriler demli çay<br /><br />Gandara'da söğürtleri gövdeli<br />Gövdesinin altı koyu gölgeli<br />Küme küme çay içerler neş'eli<br />Her muhabbet aleminde vardır çay<br /><br />Bir tarafta tarla çayır biçilir<br />Bir tarafta buğday saman seçilir<br />Şeker yoksa zararı yok içilir<br />Kişmiş ile, temas ile orda çay<br /><br />Mantı ile turşu yedim yanmışam<br />Otuz içtim, şimdi ancak kanmışam<br />Semaverin tekendiğin sanmışam<br />Tazesinden hele doldur ver bir çay<br /><br />Semaverler sıra sıra dizili<br />Demlikleri nakış nakış yazılı<br />Akşam sabah Erzurum'da hasılı<br />Fokur fokur buğu buğu hazır çay<br /><br />Şair değil aşinadır fırçaya<br />Neler yazdı tiryakisi bu çaya<br />Gönül ister düşsem yollara yaya<br />Orda içsem birkaç bardak doğru çay<br /><br />İçkileri biraz sertçe taşladım<br />Çay içmeye kıtlamaya başladım<br />İhsan der ki vah ederim, yaşlandım<br />Doktor dedi: Açık olsun senin çay <br /></pre><br /><br />ÇAYNAME - İhsan Coşkun ATILCAN<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-2011680347125837767?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-84846585387620156682007-04-29T21:00:00.000+03:002007-05-09T11:00:47.756+03:001001 çocuk 1001 dilek<a href="http://www.denizfeneri.org.tr/">denizfeneri</a> derneği yine bir güzellik yapmış ve böyle bir siteye imza atmış. Bu siteyi ASP.NET olmasına rağmen sevdim. Özellikle çocukların yazdıklarına lütfen dikkat edin. Bir de güzel resimler çizmişlerki sormayın gitsin.<br /><br /><a href="http://www.1001dilek.com/">1001dilek.com</a><br /><br />Hele bazı çocuklar varki :( <a href="http://www.1001dilek.com/dilek.aspx?CocukID=2">*</a><br /><br /><br /><br />"Annemle babam ayrılacaklar çok üzülüyorum." Diyor Büşra. En sevdiği çizgifilm ise "Ton ve Çeri"ymiş.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-8484658538762015668?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-25337906746802924502007-04-18T23:53:00.000+03:002007-04-19T00:29:17.444+03:00ek$isozluk ve sansür ...İnternet ve sansür, bu aralar Türkiye gündeminden düşmeyen öğeler. Youtube'tan sonra şimdi de ek$isozluk kapatıldı. İnternet'te sansüre karşı olan birisi olarak (bunu az sonra izah edeceğim) ek$isozluk'un kapatılmasını doğru bulmuyorum. Lakin ek$isozluk yetkillieri kalkıp "internet özgürlüktür." savunmasını yapmasınlar lütfen!<br /><br />youtube dünyanın en çok ziyaret edilen sitelerinden birisi. Ve herkes haddi aşmadığı sürece üye olup kendini ifade edebiliyor. Peki ... ek$isozluk, "internet = özgürlük" kavramını kendi bünyesinde özümlemiş miydi? Şahsi görüşüm: hayır. Bir konuda biri ahkam kesiyor ise kalkıp üye olup ona cevap verme hakkınız var mı? Malesef.<br /><br />Peki özgürce cevap yazamadığınız, üye olamadığınız bir ortamın kalkıp internet = özgürlüktür demesi doğru mu? Bence yanlış. ek$isozluk, umarım bundan bir ders çıkarır. Ama neden çıkarsınki? Aldığı reklamlar ile gani para kazanıyor. Geyik olsun diye devlet büyüklerini, milli değerleri hiçe saymakla her zamanki gibi alkışlanıyor. Orda estetik küfreden de alkışlanıyor. Bir dialog yazıp sonunu estetik bir küfürle bitirirseniz şukela oluyorsunuz.<br /><br />Tabi bu, sitenin kendi konsepti. Her ne kadar kötü bulsam da! Ama bahsettiğim gibi kalkıp internet = özgürlüktür budalalığına düşmesinler komik oluyorlar.<br /><br />İnternet'te sansür konusuna gelince; İnternet'te herkes kendini özgürce ifade edebilmeli. Bir insan ateşe tapıyor ise, ya da bir şeye tapmıyor ise bunu özgürce dile getirebilmeli. Fakat ...... içerik kontrolü ile! Örneğin porno yayın yapan sitelerin .xxx üst seviye alan adı (TLD) altında birleştirilme planı vardı. Bu acilen uygulanmalı. Böylelikle içerik denetimi yapabilen cihazlar ve yazılımlar minik yavruları koruyabilirler. Bunun yanında site şiddet içeriyor ise yine World Wide Web consortium'un belirlediği standartlar çerçevesinde site içeriğine bu meta ifadesi olarak eklenmelidir. Aksi taktirde yaptırım olarak site'ye ait IP, RIPE'dan Alan Adı ise internic'ten iptal edilmelidir.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-2533790674680292450?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-53950782494541872002007-04-10T21:37:00.000+03:002007-04-10T23:43:13.091+03:00ete kemiğe büründüm, yûnus diye göründüm ...Matrix filmini izlemeyen yoktur heralde. Bazılarına göre iyi bir karate filmi, bazılarına göre bir bilgisayar korsanının hayatı, bazılarına göre ise bir felsefe. Bu bazıları arttırmak mümkün tabi. İş arkadaşlarımdan Ali YILMAZ ile bu konuda tartışıyorduk. Kendisi, filmdeki Zion kentinin de aslında var olmadığını, bu sayede Neo'nun gerçek dünyadaki sentinelleri ve bombaları durdurabildiğini söyledi. Valla mantıklı gelmiyor da değil hani. :) Ama sanırım Andy ve Larry WACHOWSKI'nin bir adım ötesine geçti :)<br /><br />Bu konuda kafa patlatırken biraz beyin jimnastiği yaptım. Efenim şöyle özetliyeyim: Filmde Nebuchadnezzar adlı hovercraft üzerinden Matrix'e kaçak giriş yapabiliyorlardı. Matrix, bir Simule edilmiş gerçeklik ortamıydı. (bknz: <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Simulated_reality">Simulated Reality</a>). İnsanlar gerçekte fanuslar içerisinde hayatlarını sürdürürken Matrix'te de yaşamlarını sürdürdüklerini, yandaki bakkaldan ekmek aldıklarını sanmaktaydılar.<br /><br />Senaryomuz şöyle Taife-i Nebuchadnezzar'dan bir arkadaş Matrix'e girer. Diğer arkadaşları ise banyo yaparken şofben zehirlenmesine maruz kalırlar. Ve bu arkadaşı kurtaracak kimse yoktur. Yani diğer Matrix'te yaşayan herkes gibi bu arkadaşta burada yaşamak zorunda kalır. Bu durumda yapacağı ilk şey nedir?<br /><br />Bence oradan kurtulmaya çalışmak! Bu duruma filmdeki "Cehalet Erdemdir" sözü en mantıklı yanıt sanırım. Bazı şeyleri bilmemek daha iyi. Gerçekte bir fanusta yaşıyorum ama Matrix'te bir Macintosh bilgisayarım ve Plazma TV'im var gibi. Örnekleri çoğaltmak mümkün :) Ve olaya "Being John Malkovich" filmi ile devam ediyorum. İzliyenleriniz var mı bilmiyorum ama yoksa da bence çok bişey kaybetmiş sayılmazsınız :) Bazılarına göre oldukça zeki kurgulanmış bu filme kısaca değineyim. Filmde bir dolabın içine girerek, John Malkovich'in bedenine girebiliyorsunuz. Hayata onun gözlerinden bakıyorsunuz. Filmde bir de kukla ustası arkadaş var. Ve filmin sonlarına doğru bu arkadaş ta John Malkovich'in bedenine giriyor ve kuklaları yönettiği şekilde John MALKOVICH'i yönetebiliyor.<br /><br />Eveeet kıssadan hisse durum şöyle: Eğer ruhumuzun bir beden içine hapsedildiğini bilseydik ne yapardık?<br /><br />Cevap sanırım aynı; Oradan kaçmak isterdik.<br /><br />Matrix filminden Morpheus'un şu sözleri de oldukça manidar: "Have you ever had a dream, Neo, that you were so sure was real? What if you were unable to wake from that dream? How would you know the difference between the dream world and the real world?"<br /><br />"Hiç gerçekliğine olabildiğince emin olduğun bir Rüya gördün mü Neo? Bu rüyadan uyanamasaydın ne olurdu? Gerçek dünya ve hayal dünyası arasındaki farkı nasıl anlardın?"<br /><br />ve başka bir yerde ise şunu söylemekte:<br />If real is what you can feel, smell, taste and see, then 'real' is simply electrical signals interpreted by your brain <br /><br />Eğer gerçek, hissettiğin, kokladığın, tattığın ve gördüğün şeyler ise o zaman gerçek, beynin tarafından tercüme edilen elektrik sinyalleridir.<br /><br />Aslında bu sözler, materyalist dünyanın tam da karın boşluğuna vuruyor. Bu içinde olduğumuz film seti, bizim imtihanımız için ise ve biz bu ruhu yöneten kukla oynatıcıları isek. Hayatı, oynadığımız bu filmin senaryosundaki somut denklemlerle ifade etmek, ayakkabılarımızın bağcıklarını tutup kendimizi havaya kaldırmak kadar mantıksızdır. Mesnetleri aynı grift bilmecenin içerisinde olan bir bilmeceye çözüm getirdiğini iddia etmek, ne derece doğru olabilir?<br /><br />Bir an bedeninizin sizin için bir hapisane olduğunu düşünün ve ruhunuzu dışarı çıkarmaya çalışın. Tüm diğer uğraşların ne kadar faydasız olduğunu göreceksiniz. Acaba hayata olduğundan fazla mı değer veriyoruz?<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-5395078249454187200?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-40156083309319751622007-03-20T13:39:00.000+02:002007-05-09T11:03:53.626+03:00sütlü kahveYeni bir günlük edindim adı <a href="http://www.milkycoffee.org/">milky coffee</a>. Bu günlüğü ingilizce tutmayı düşünüyorum. Bu sayede bir süre sonra java gezegeninde veya netbeans gezegeninde yazdıklarım görünebilir. Bu gidişle tüm işleri bırakıp günlük yazıcam sanırım :) Neyse vatana millete hayırlı olsun efenim.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-4015608330931975162?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com4tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-2540624044328523182007-03-15T22:31:00.000+02:002007-03-16T00:59:44.221+02:00vikipedi 50000 maddeyi geçtiÖzgür ansiklopedi <a href="http://wikipedia.org/">Wikipedia</a>'yı bilmeyen yoktur elbette. Herkesin özgürce katkıda bulunabildiği özgürce düzenleme yapabildiği dünyanın şimdiye kadar görmediği özgürlükte bir bilgi bankası. Özgürlük ve insanların birbirine olan saygısının mükemmel bir şekilde harmanlandığı yer. Özgür ansiklopedi <a href="http://wikipedia.org/">Wikipedia</a>'nın Türkçe hali olan <a href="http://tr.wikipedia.org/">Vikipedi</a> 50000 maddeyi geçti.<br /><br />Her Türk vatandaşı elinden geldiğince buraya katkıda bulunmalı zannımca. Günde bir kelime de olsa gördüğümüz yanlışları düzeltelim, yeni konular ekleyelim. Herkesin bir konuda mutlaka bilgisi vardır. Ve bu bilgisini paylaşmak kendi halkına karşı bir görevidir.<br /><br />Bazen bir konuyu aratırken hiçbir Türkçe kaynak bulamamanın ızdırabını çekiyoruz. Ancak bu şekilde bunun üstesinden gelebiliriz. Eminimki Allah (c.c.) katında da böyle bir paylaşım en güzel şekilde değerlendirilir. Siz de gördüğünüz herkese ama herkese yüzyılın hatta bin yılın bu bilgi paylaşımı hareketine katılmasını teşvik edin.<br /><br />Hadi hemen üye olup bir şeyler ekleyelim ...<br /><br /><a href="http://tr.wikipedia.org/">http://tr.wikipedia.org/</a><br />----------<br /><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kullan%C4%B1c%C4%B1:FIRAT_K%C3%9C%C3%87%C3%9CK">vikipedi sayfam</a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-254062404432852318?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-13030793519377758972007-02-19T00:05:00.000+02:002007-02-19T01:17:55.749+02:00safranboludaydık :)<p>Sevgili kardeşim <a href="http://web.sakarya.edu.tr/~tarhan/">Özgün</a>'ü asker'de ziyarek etmeye Boğaçla safranboluya gittik. Bir hayli zayıflamış gördük kendisini :) Bir penguene yakışmıo doğrusu. Safranbolu çok güzel bir yer. Herkese tavsiye ederim. UNESCO'nun koruması altındaymış zaten. Bu arada ayıptır söylemesi çifte kavrulmuş lokumu da bir harika :)</p><br /><br /><p>Özgün kardeşimin 87 günü kalmış. Sayılı gün tez bitermiş :) Gelişte de Boğaç ağamız bizi İsmail'in yeri diye Bolu dağında bir yere götürdü. Dolu dizgin yeme, gezme ve fotoğraf çekmesi aktivitesi oldu yani. Hep program yazılmaz ki biraz da gezmek lazım di mi ama? :)</p><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://farm1.static.flickr.com/135/394586516_ef1ad38547.jpg?v=1171839557"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://farm1.static.flickr.com/135/394586516_ef1ad38547.jpg?v=1171839557" border="0" alt="" /></a><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://farm1.static.flickr.com/187/394570941_4d80da1612.jpg?v=0"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://farm1.static.flickr.com/187/394570941_4d80da1612.jpg?v=0" border="0" alt="" /></a><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://farm1.static.flickr.com/168/394570929_5a99ae7a86.jpg?v=0"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://farm1.static.flickr.com/168/394570929_5a99ae7a86.jpg?v=0" border="0" alt="" /></a><br /><br /><p>Devamı için <a href="http://www.flickr.com/photos/pismikrop">flickr galerime</a> bakabilirsiniz ...</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-1303079351937775897?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-63808268546882212482007-02-11T15:13:00.000+02:002007-02-11T15:22:45.667+02:00bir sapanca gezisinin ardından<p>Hocam Gönül'le bu cumartesi sapanca gölüne fotoğraf çekmeye gittik. Bana fotoğraf çekmeyi öğretiyor. Tabi arada bir sıkı tut o makineyi o makine bilmem kaç milyar gibi laflar işitsekte. <a href="#" title="şaka şaka :)">*</a> Bir öğrenciye yakışan şekilde fotoğraflarımızı çektik.</p><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://farm1.static.flickr.com/146/386507900_8bd35a925b.jpg?v=0"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://farm1.static.flickr.com/146/386507900_8bd35a925b.jpg?v=0" border="0" alt="" /></a><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://farm1.static.flickr.com/178/386507895_998647ff75.jpg?v=0"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://farm1.static.flickr.com/178/386507895_998647ff75.jpg?v=0" border="0" alt="" /></a><br /><br /><p>diğer tüm resimler için <a href="http://www.flickr.com/photos/pismikrop/">flickr galerim</a>e baka bilirsiniz</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-6380826854688221248?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com8tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-19817379005496878442007-01-23T22:50:00.001+02:002008-08-28T02:50:13.669+03:00keşkül-ü fukaraKişisel günlük tutmayı sevmiyorum. Peki bu ne diyeceksiniz? Aslında burası penguenyuvasi.org'un bir uzantısı diye yanıt vericem bende :)<br /><br />Vakt-i evvelinde buraya giren arkadaşlarım; "Biz senin sitenden birşey anlamıyoruz." deyip haklı düşüncelerini belirtiyorlardı. Bunun üzerine düşündüm taşındım. Sonunda mikropyuvası'nı bu hale getirdim. Bilgisayar haricinde ve hatta bilişim haricinde bir şeyler karalayacaktım buralara. Ama acı gerçeği geçte olsa farkettim. Benim bilişimden başka bir düşüncem yok sanırım. :) Ya da diğer düşüncelerimi aktarma engelliyim. -Ki bilişimden gayrı düşüncelerim olsa dahi şahsen kimsenin benim bugün ne yaptığım ile ilgileneceğini düşünmüyorum da :)<br /><br />Bir de <b>günlük</b> kelimesinin bir antipatik yanı var bende. Günlük, denilince Bridget JONES'un günlüğü gözümde canlanıyor. Ya da ortaokulda bir grup ergenlik çağındaki kızın birbirleri arasında dolaşırdığı komplo teorileri, aşk, entrika ile bezenmiş kalbimiz kadar beyaz miktarda kotaya sahip olduğumuz, dönemde bir yayınlanan okunması için yazılan fakat okunulunca kıyamet kopan bültenler aklıma geliyor. Ben hiç bu rüzgarın içinde olmadım. Fakat insan ne oldum dememeli :) nohutu leblebi diye pazarlayanlar, günlüğü de blog diye pazarlayınca; biz de işin içine girmiş bulunduk.<br /><br />Neyse varsın böyle devam etsin. Biz adettendir deyip burayı boş bırakmayalım efendim. Hem mikropyuvası şanına yakışır mikropluklar ile devam etmeli di mi ama :)<br /><br />Uzuuuuun bir bekleyişten sonra bizim de ADSL'imiz oldu. Klavyesi ile karşılıklı inatlaşmalar yaşadığım yer yer benim kazandığım bazı bazı onun kazanamadığı yeni tablet PC'im ile bu meşakkatle kazanılmış ADSL bağlantısını kullanaraktan günlük pardon blog furyasına yarım gaz, tam laz devam etmeyi düşünmekteyim. Belirtmek isterimki bu yeni bilgisayarıma bilgisayar demekten esef duyuyorum çünkü onun adı "Minik". :) Adından da anlaşılacağı üzere ufacık, tefecik içi dolu linuxcuk bir şahsiyet kendisi. Tabi kendisini GNU/Linux ile tanıştırmam biraz zor oldu lakin sonunda o da sevdi penguenleri. :)<br /><br />Kendisi ile yakın zamanlarda <a href="http://www.javy.org/">javy</a> üzerinde çalışmalara başlamayı planlamaktayım. Ama kendisini ikna edemedim bir türlü.<br /><br />-------------------------------<br /><br />Bugün sevgili hocam Aysun SARIYER ile konuşurken keşkül muhabbeti açıldı. Ondan farklı bir hikaye dinledim. Ama hikayenin aslını internetten buldum. Hikaye şöyleymiş:<br /><br />KEŞKÜL: Hindistancevizinin içi oyularak yapılan bir tatlı çeşididir. Adalete ve halkın huzuruna çok önem veren Osmanlı kadıları, belirlenen bir zamanda halkın içine karışır ve dilencilik yaparlarmış. Bu iş için de keşkül denilen kaplardan yararlanırlarmış. Bu şekilde halkın durumunu görür, sıkıntılarını da anlarlarmış. Gayet doyurucu ve insanı tok tutan tatlının bu kaplarda fakir fukaraya dağıtılması da, adının bu şekilde anılmasına neden olmuştur.<a href="http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2003/HAZIRAN/16/yemek.html">*</a><br /><br />Olayın ehli tarik ve tasavvuf ehli ile de çok irtibatı bulunuyormuş. Meğersem bu keşkül ne edebi bir tatlıymış. :) Hatta keşkül adında bir edebiyat dergisi de bulunmakta. Keşkül esasında Farsça yemek kabı demekmiş. Fakirler bu kabı dilenmek için kullanırlarmış ve ehli tarik nefsini köreltmek için bu yemek kablarından yerlermiş.<br /><br />Acaba biz mi fakiriz yoksa bu kaptan yemek yiyenler mi?<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_A81MeCmETic/RbaBW3JI9DI/AAAAAAAAAAM/yYo3EdOr9EQ/s1600-h/3058.jpg"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_A81MeCmETic/RbaBW3JI9DI/AAAAAAAAAAM/yYo3EdOr9EQ/s400/3058.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5023344664137757746" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-1981737900549687844?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-9514269559114928282007-01-10T16:43:00.000+02:002007-01-10T17:24:41.289+02:00kötüyüm ben kötüyüm ....Türkiye'de Okan BAYÜLGEN'in sesi ile yurt dışında ise John MALKOVICH'in sesi ile izlediğimiz domestos reklamı en iyi animasyon reklam dalında da İngiltere'de 5. olmuş. Eee pismikrop olarak ilgimi çekti tabi :)<br /><br /><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/QV70UY0seLA"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/QV70UY0seLA" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object><br /><br />Reklamın orjinalini buradan görebilirsiniz:<br /><br /><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/77jmkKQ1YP8"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/77jmkKQ1YP8" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object><br /><br />Bu da John MALKOVICH'in ağzından şarkı sözleri.<br /><br /><blockquote>"I'm going to make some people vom,<br />People vom, people vom.<br />Spew their guts and cry to mom,<br />Ain't that pretty?<br />I'm going to give them diarrhoea, diarrhoea, diarrhoea..."</blockquote><br /><br />Şarkının orjinali London Bridge is Falling Down.<br /><br /><blockquote>London Bridge is falling down,<br />Falling down, Falling down.<br />London Bridge is falling down,<br />My fair lady. </blockquote><br /><br />Ee bu da Okan BAYÜLGEN'in ağzından :)<br /><blockquote><br />Kötüyüm ben, kötüyüm, kötüyüm<br />Herkesi hasta ederim, ederim ...<br />İshal yapar kustururum bezdiririm ...</blockquote><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-951426955911492828?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-68313898505771243122006-12-14T12:08:00.000+02:002006-12-14T12:49:24.968+02:00ben de web 2.0'lı oldum.<p>Bugün blogger amcam bana bir güzellik, bir şirinlik yaptı. Günlerdir içime dert olan kimseye söyleyemediğim. Web 2.0'a geçme sancımı anladı ve beni blogger beta'ya artık geçebilirsin sen erdin dedi. Ben de blogger amcaya buradan teşekkür ediyorum.</p><br /><br /><p>Efenim web 2.0 nedir? Bu konuda herkes bir şeyler söylüyor Ben de söyliyeyim o zaman. Aslında bu konunun yeri teknoloji günlüğüm olan <a href="http://www.penguenyuvasi.org/">penguenyuvası</a> ama madem konuya buradan başladık, devam edelim :)</p><br /><br /><p>Web 1.0'da insanlar kişisel siteler kuruyorlardı. (Bakınız internet mahir.) Ama artık günlükler var. (şu anda yazdığım yer gibi). Eskinini klişeleşmiş web resim galerilerinin yerini <a href="http://www.flickr.com/">flickr</a> ve <a href="http://picasaweb.google.com/">picasaweb</a> aldı. Artık janjanlı ajax, flash ve javascript ile bezenmiş resim galerinizde resimleri detaylandırıp. İnsanların yorum yapmalarını sağlıyabiliyorsunuz.</p><br /><br /><p>Aslında tüm mesele bu. İnsanlar'ın yorum yapabilmeleri veriyi sınıflandırmaları. Artık web 2.0'da veriyi klasörlere koymuyoruz. (taxonomy - sınıflandırma). Verileri etiketliyoruz. (tagging) Bu günlük girdisinin de altında bulunan etiketler gibi. Yahoo mail'i ve ya hotmail'i olanlar bilirler. E-postalarınıza klasörler oluşturup. Bunları bu klasörlerin içerisine koyabiliyoruz. Fakat gmail'de bunun yerine e-postalara etiketler veriyoruz. Web 2.0'da veriyi sadece biz etiketlendirmiyoruz. Ziyaretçilerin içeriği etiketlendirmesini istiyoruz. (folksonomy) (Bakınız digg.com, del.icio.us, youtube) Sanırım google bir çağı açıp bir çağı kapadı.</p><br /><br /><p>Eskiden insanlar sitelerine ziyaretçi çekmek için spekülasyon yaparlardı. Şimdi arama motorunda optimizasyona gidiyorlar. Etiketlendirmeler, anahtar kelimeler hepsi doğru verilere ulaşmamız için. Tabi web 2.0 bu kadar değil <b>RSS</b> dediğimiz "xml site özetleri" sayesinde sevdiğimiz gazeteler, arkadaşlarımızın günlükleri gibi sevdiğimiz sitelere sabah gazete okur gibi bakabiliyoruz. Sanırım bunun popülerliği de Internet Explorer'ın korkulu rüyası firefox ile geldi.</p><br /><br /><p>Artık gelişmiş bir site yapmak için içerik yönetim sistemleri kullanılmıyor. Wiki dediğimiz harika veri sınıflandırması yapan doğrudan paylaşıma yönelik platformlar kullanılıyor. Bunun en büyük örneği ise <a href="http://www.wikipedia.org/">wikipedia</a> Evet internet değişti ve bunun en büyük mimarları sanırım google, firefox, blogger, youtube, ajax, digg, flickr. Artık şirketler topluluğun gücüne inanıyor.</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-6831389850577124312?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-1162195751686807682006-10-30T09:45:00.000+02:002006-12-14T12:08:06.187+02:00biri bana anlatsın<p>Malumunuz saatleri bir saat geri aldık. Bu saatler ile oynama işlemi konusunda benim çekincelerim var. Galiba herkesi kandırıyorlar. Bir gizli dosyalar durumu söz konusu.</p><br /><br /><p>Saatler, geri veya ileri alınırlar çünkü gün ışığından faydalanmamız amaçlanır. Bu "Daylight Saving" diye geçiyor yabancı literatürde. Peki son 29 ekimdeki saatleri geri alma olayına bakarsak. Saat 18:00'da akşam oluyordu. Genelde insanların yatış saati 24:00 civarıdır. Şimdi toplam 6 saat hava karanlık olmuş oluyor. Elektrik saatleri en fazla bu 6 saat içerisinde çalışmaktadır.</p><br /><br /><p>Şimdi saatleri 1 saat geri alalım. Artık 17:00 civarında akşam oluyor. Ve insanlar saatler 1 saat geri alındı diye 11'de yatmıyorlar. Yine 24:00'da yatıyorlar. Yani elektrik saatlerinin çalışması 1 saat daha uzatılmış oluyor.</p><br /><br /><p>Peki bu ne biçim gün ışığından yararlanma? Saatleri 1 saat daha ileri alsaydık. Bu olayın tam tersi olacaktı. Bence kandırıldık. Saatlerinizi geri almayın!</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-116219575168680768?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com4tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-1161932924276391552006-10-27T10:07:00.000+03:002006-12-14T12:40:17.196+02:00paşa dediğin ...<object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/oUF3eyuwQXo"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/oUF3eyuwQXo" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-116193292427639155?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-1160989665156457802006-10-16T12:05:00.000+03:002006-12-14T12:40:35.911+02:00neşeli gmail<p>Gmail spam dizinimi boşalttım ve gmail'in bundan çok mutlu olduğunu gördüm :) E bundan sonra hep yapayım bari :)</p><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/1600/gmail_yasasin.png"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/320/gmail_yasasin.png" border="0" alt="" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-116098966515645780?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-1158592125778026432006-09-18T18:05:00.000+03:002006-12-14T12:40:51.301+02:00inşallah TEZ biter.<p>Yüksek lisans tezim olan <a href="http://www.javy.org/">JAVY</a>'e başladım. Olabildiğince çok vakit ayırmaya çalışıyorum. Bu manada üzerimdeki diğer projelerin önceliklerini arkaplana ittim. Bakalım yüzümüzün akıyla bu işten çıkabilecek miyiz? :)</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-115859212577802643?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-1154072047898184882006-07-28T10:32:00.000+03:002006-12-14T14:27:25.087+02:00yeter artık!<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/1600/yeter_artik.png"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/320/yeter_artik.png" border="0" alt="" /></a><br /><br /><p>Ortadoğu'da artık savaş istemiyoruz.</p><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/1600/beirut.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/320/beirut.jpg" border="0" alt="" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-115407204789818488?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-1153763908563451672006-07-24T20:35:00.000+03:002006-12-14T14:28:46.026+02:00saguar birinci oldu<p>Saguar, geçen izmir yarışında 3 dakika ceza almasına rağmen; 2. olmuştu. Bu yarışta ise sıralama turlarında benzinli arabaların kurallarına göre saf dışı edildi. Bükemediğin bileği dilekçe toplayarak saf dışı edeceksin mantığı ile çalışan ezik ODTÜ takımının sayesinde yarış dışı edildi. Tartışmasız en iyi tur zamanını yapan SAGUAR birincidir. Kimse aksini iddia edemez.</p><br /><br /><p>ODTÜ takımı bununla da yetinmedi. Formula tarihinde ilk defa bir şey oldu. 29. etapta kronometre durduruldu ve ODTÜ 3. ilan edilerek Yıldız Üniversitesinin hakkı da yenildi. Daha sonra Yıldız Üniversitesinin ODTÜ'ye bir etap fark attığı anlaşılarak, bu yakışıksız durum giderildi.</p><br /><br /><p><a href="http://ean.btturk.net/">Ersin</a>, bu fikirle ortaya çıktığında şimdi yanında gözüken çoğu kişi, bu çocukta boş işler ile uğraşıyor dedi. Bırakın arabasını yapsın dedi. İkimizin arası biraz internet standartlarına takıldığından biraz soğumuştu :) Fiziki olarak destek veremesem de doğru yaptığını biliyordum. Ve soranlara o doğru yapıyor diyordum. Gençliğini abidik gubidik devlet dairesi yazılımları yaparak geçirmesini istemedim ve o bildiği yolda gitti. Ne de iyi yaptı.</p><br /><br /><p>Kimse doğru düzgün parasal destek olmamıştı. Ama o inandı ve başardı. Tartışmasız en iyi arabayı yaptı. Bu nedenle saguar birincidir. Telemetri sistemi olan, 115 KM/ Saat hıza çıkabilen tek arabayı yapan Ersin'i tebrik ediyorum. Ödül her zaman yarışma ortamında verilmez.</p><br /><br /><p>Herkes elini vicdanına koysun ve birinciye saygı göstersin.</p><br /><br /><p>Bu arada birinci demişken, en büyük cimbom ;)</p><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/1600/DSC00196.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/320/DSC00196.jpg" border="0" alt="" /></a><br /><br /><p><b>Bunlar da Formula güzelleri :P</b> Efenim soldaki ablam sağdaki de ablam e-loo :)</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-115376390856345167?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com4tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-1152346818048161112006-07-08T11:18:00.000+03:002006-12-14T12:43:04.641+02:00saguar - SAkarya üniversitesi GÜneş ARabası<p><a href="http://ean.btturk.net/">Ersin</a> ve <a href="http://www.saitem.org/">arkadaşlarının</a> yaptığı <a href="http://www.solarcar.sakarya.edu.tr/">bu</a> güzel çalışmayı tebrik ediyor. Başarılarının devamını diliyorum. Hayırlısıyla <a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/etkinlikler/formulag/2006/index.htm">bugünkü yarışta</a> derece bekliyoruz kendisinden.</p><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/1600/vv.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/320/vv.jpg" border="0" alt="" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-115234681804816111?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-1152214622828555852006-07-06T22:20:00.000+03:002006-12-14T12:43:32.848+02:00doğan görünümlü şahin<p>Yarım saatte kapanan ve beni çıldırtan dizüstü bilgisayarıma (mikropyuvası) sonunda bir operasyon yaptım. Yaklaşık 100 vidadan oluşan kutunun her parçasını söküp temizledim. Ve yaklaşık bir hafta süreyle mesaiden artan zamanımla toparlamaya çalıştım. Ne diyeyim zaman zaman ben de umutsuzluğa kapıldım. Bu bitmez hayatta felan dedim kendi kendime.</p><br /><br /><p>Ama özellikle bilgsayar sektöründe işlerin sabır ile yürüdüğünü biliyorum. Bir yazılım yaparken tek bir sınıf dosyası için yüzlerce hatta binlerce derleme-test etme-derleme döngüsününü uygulandığını çoğu yazılımcı bilir.</p><br /><br /><p>Neyse El-hasıl yani uzun lafın kısası; apple görünümlü pc: <b>i-Mik</b> karşınızda. Temizleyip beyaza boyayıp, bir de apple etiketi yapıştırınca işte hayalimdeki mac oldu. :) Mikroplabs'ın ilk ürünü olan iMik çok profesyonel olmadı ama eylemlerimiz sürecek. Bir çok zihni sinir "proce"'sini hayata geçireceğim. İşte iMik'in fotoları. Sevgili kardeşim Boğaç'ın iPod Shuffle'ı ile güzel bir kompozisyon yakaladık. Tabi <a href="http://deligonul.blogspot.com/">profesyonel fotoğrafçı arkadaşlar</a>ınkisi gibi olmasa da fotolar fena olmadı hani :)</p><br /><br /><b>Apple'ım da hare var ...</b><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/1600/00008.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/320/00008.jpg" border="0" alt="" /></a><br /><br /><b>Yarım elma gönül alma:</b><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/1600/00009.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/320/00009.jpg" border="0" alt="" /></a><br /><br /><b>iMik'imin güğümleri kalaylı fistan giymiş etekleri alaylı:</b><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/1600/00011.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3341/1934/320/00011.jpg" border="0" alt="" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-115221462282855585?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com3tag:blogger.com,1999:blog-19526079.post-1151433404045065042006-06-27T21:21:00.000+03:002006-12-14T12:44:01.562+02:00herkes ölecek yaştatır ...<p>Dün gece bir vefat haberi aldım. <a href="http://deligonul.blogspot.com/">Gönüş</a>'ün babaannesi vefat etmişti. Zaten hasta olan kadıncağız çektiği acılara dayanamadı heralde!</p><br /><br /><p>Belki askere gidecek yaşta olmayabilirsiniz, belki üniversiteye gidecek yaşta, belki süt dişlerinizin çıkma yaşı gelmemiştir, belki de emeklilik yaşınız ama bir gerçek var ki herkes ölecek yaştadır. Alemin en güzel insanı şöyle buyurmuş: <b>"Üç şey ölünün ardından kabre gider: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi döner, birisi kalır. Dönenler: ailesi ve malı, kalan da: amelidir."</b> ve yine alemin en güzeli şöyle diyor: <b>İnsanlar uykudadır, öldükleri vakit uyanırlar.</b></p><br /><br /><p>Allah hepimize bu uykudan hayırlı amellerimizle uyanmayı nasip etsin.</p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19526079-115143340404506504?l=www.mikropyuvasi.net'/></div>pìsmíkrøphttp://www.blogger.com/profile/05604261011634906365noreply@blogger.com1