tag:blogger.com,1999:blog-186699932009-07-18T01:37:06.637-12:00Pazarlama KöşesiGeleneksel anlayışta tezgahımızı köşe başlarına kurardık. Coğrafya , yer ve mekan pazarlamanın asıl ana unsurlarıydı. Yeni dünyada ise ancak pazarlama yaklaşımıyla bir köşe edinebiliyorsunuz. Mekan anlamsızlaşırken sizi bir köşede tutabilen unsurlar her gün yenileniyor. Pazarlama köşesi her gün bu yeni kavşakları sorguluyor. Bugünün pazarlama kavşakları nerede kesişiyor ?MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.comBlogger791125tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-73063333312210914952009-07-18T01:34:00.003-12:002009-07-18T01:37:06.646-12:00Bir pazarlıkta nedenlerin önemi...<div align="center">Nedenlerini bildiğiniz bir kabahate karşı daha hoşgörülü olursunuz<br /><br />Nedenlerini bilmediğiniz bir durumda ise direkt sonucu görürsünüz<br /><br />Bu yüzden , insanları ikna etmede kullanılacak en basit yöntem , nedenleri anlamalarını sağlamaktır<br /><br />İnsanın kendisine karşı gereğinden fazla hoşgörüsü vardır. Çünkü , tüm sürecin içerisinde olduklarından sonuçtan daha çok kendileriyle ilgili nedenleri görürler.<br /></div><div align="center">insan bu yüzden kendisine karşı hep iyimserdir</div><div align="center"><br />Bir insanla münakaşa ettiğinizi düşünelim. Nedenlerinizi dinlemiyorsa , karşınızda ikna etmede oldukça zorlanacağınız bir kişi var demektir . Karşıdaki insan nedenlerinizi dinliyorsa ikna olmaya meyilli birisi var demektir karşınızda , devam edebilirsiniz. <br /><br />Bir pazarlıkta nedenlerinizi anlatabilecek bir ortam yaratabiliyorsanız pazarlık bitmiş sayılır.<br /><br />Bu yüzden karşı tarafın beklentisini karşılamayacak , olumsuz reaksiyon verebileceği malzemelerle gidiyorsanız önce nedenlerle başlamalısınız.<br /> </div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-7306333331221091495?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-50852740191835936912009-07-06T08:31:00.002-12:002009-07-06T08:41:09.260-12:00"Basit ama etkili" eylemler<div align="center">İnsanlar , kendileri dışında meşgul olacakları bir nokta bulamadıklarında zihinleri kendilerine döner. Daha az iş yaptıkça daha çok duygusal ve karamsar olduğunuzu görürsünüz.<br /><br />Hobilerin bizi rahatlatmasının nedenlerinden bir tanesi de zihnimizi kendimizden uzaklaştırmasıdır.<br /><br />Eleştiri karşısında etkilenmeyen insanları kendisiyle barışık insanlar olarak düşünürüz ama bir kısmı için tam tersi doğrudur. Bu kayıtsızlık bir ön kabul ya da en olumsuzu zaten kendisi için düşünmesinin bir sonucu olabilir. <br /><br />İlişkilerde de sosyal bir yön , heyecan , farklılık katılmayıp durağanlaştığında ilişkide hasarlar ortaya çıkar. İlişki sorgulanmaya başlanır , muhakeme edilir…<br /><br />Satıcı – müşteri ilişkilerinde de yeniliğin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Yeni bir proje , yeni bir teklif oluşturamadığınızda , ilişkinin temelindeki menfaati besleyemediğinizde ilişkiniz ve dolayısıyla firmanız zarar görür.<br /><br />Hedefi olmayan bir satıcının yaptığı rutin ziyaret zamanla müşteri için bir meşguliyete dönüşür.<br /><br />İş hayatında “basit ama etkili “ olarak tanımladığınız eylemlere sık sık şahit olursunuz.<br /><br />Bu basit ama etkili olarak tabir ettiğimiz ufak ayrıntılar çoğu zaman çalışanlara yük olarak gözükür<br /><br />Bu ayrıntıları yerine getirirken bir formaliteyi yerine getirirmişçesine çalışırlar<br /><br />Eylemlerde ruh yoktur<br /><br />Bunun nedeni yöneticilerin “ basit ama etkili “ uygulamaları uygularken buradaki amacı anlatamamalarıdır.<br /><br />Altınızda çalışan 10 tane eleman olduğunu düşünelim. Bu çalışanlara amaçlarının ne olduğunu sorun , ortak bir yönü işaret eden yanıtlar alamıyorsanız koşuşturmacanızın büyük kısmı boşa gidiyor , demektir.<br /><br />İlişkinin sorgulanmaya başlanması , eleştirilerin gelmesi kopuş için ilk sinyallerdir.</div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-5085274019183593691?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-68897327787503979332009-06-27T10:53:00.001-12:002009-06-27T10:55:10.296-12:00ekonomide son durum ve piyasadaki hareket<div align="center">Home Trend yeni röpörtaj : </div><div align="center"> </div><div align="center"> </div><div align="center"> </div><div align="center"><span style="color:#ff0000;">Mustafa bey , sezonun ortasında sayılırız , hemen ilk sorumuzu soralım , bu sezonda beklentiler gerçekleşiyor mu , durum nedir ve önümüzdeki aylar nasıl olur ?<br /><br /></span>4. ay oldukça iyi geçti. 4 . aydaki satışlara bakarak 5. ve 6. aylarda işlerin daha hareketli olacağı tahminleri yapıldı ancak bu beklenti doğru çıkmadı. Ancak ,ben yine de işlerin 2-3 ay sonra hareketleneceğini düşünüyorum. Bu durumu şöyle açıklayım.<br /><br />İktisatçılar birçok tahminde bulunur ama çoğu yanlış çıkar. Bunun nedeni rakamlara göre yorum yapmalarıdır. Bu rakamları yorumlarken ekonominin temelindeki insan davranışlarını es geçerler ; piyasanın içinde olmadıkları için piyasaya yönelik öngörüleri zayıftır. İnsan davranışları ise duygusal , tepkisel ve öngörülemezdir. Bu yüzden bir şirketi de rakamlara göre yönetemezsiniz , öngörüde bulunacağınız , gidişatı görebileceğiniz bazı pratik noktalarınız olması gerekir.<br /><br />Piyasa işlerin duracağını ilk olarak yatırım sektörlerinde görürsünüz. Tüketim sektörlerinde bu durgunluk daha geç hissedilir. Tüketici kriz’e birden reaksiyon vermez , durumu hazmeder.Kriz durumunun ortaya çıktığı ilk günlerde biz de durgunluğu o kadar ağır hissetmedik.Durgunluk zamanla hissedildi. İşler düzelmeye başladığında ise tam tersi şekilde tüketim sektörleri geç reaksiyon verir , hareket yatırım sektörlerinden başlar. Şu an yatırım sektöründe bir kıpırdanma görüyoruz. Özellikle boya ve kimya sektöründe kıpırdanmalar dikkat çekici. Eğer , buralarda hareketlilik var ise yatırımcı harekete geçmiş diyebiliriz , buradaki hareket kısa vadede tüketim sektörlerine de yayılır. Bu benim pratik öngörüm , eylül ekim ayına doğru hareketliliğin başlayacağını düşünüyorum .<br /><br /><span style="color:#ff0000;">Dünya’nın küçülme eğrisinin , büyümeye geçeceği yönünde beklentiler var , Dünya 2010 yılında tekrar 2,7 oranında büyümeye geçecek. Bu rakamlara bakarak iönümüzdeki dönemlerin daha iyi geçeceğini söyleyebilir miyiz ? <br /></span><br /><br />Dünyanın ortalama olarak ne kadar büyüdüğü bizim için çok anlam ifade etmez. Kısa vadede Almanya, Rusya , ABD ne kadar büyüdü , İran ve Irak da ne kadar istikrar oluştu , bunlar Türkiye için daha önemli. Az gelişmiş ülkelerin sıçrayışları dünya ekonomisinin ortalama büyüklüğünü etkiliyor ama bu etkinin direkt rüzgarları buralara ulaşmaz. <br /><br />Bakın Derya hanım , aslında Başbakanın dediği gibi , krizin teğet geçmesi için bütün parametreler mevcut. Ben , her zaman şöyle derim ; bir yerde ekonomiden anlamayan ne kadar çok insan var ise, kriz o kadar derin olur. Rakamlar olmadığında kötü haber tez yayılır , kötü örnekler realite olarak algılanır. Kriz dönemlerinin kurtarıcıları , birikmiş parası olmayan ve işini kaybetmeyen kesimdir. Türkiye’de bu orta sınıfın sayısı çok fazla. Ancak , bu kesimin de kriz psikolojisinden çok fazla etkilendiklerini görüyoruz. Örneğin , Ankara’da şu an işlerin gayet iyi olması lazım. Çünkü , memur kesim çok fazla , yani işini kaybetme riski olmayan ve yatırıma yönelmeyen kesim bunlar. Ama Ankara şu an krizden en çok etkilenen illerin başında geliyor. Yani kısaca söylemek istediğim , çok kötü noktada değiliz , ufak bir psikolojik düzelme dahi kıvılcım için yeterli olacaktır.<br /><br /><span style="color:#ff0000;">Vatandaşın nasıl tepki verdiği önemli ama hükümet ne yapıyor sorusu da önemli. Yani , dünyada birçok hükümet reform yaptı , kredi musluklarını açtı ve birçok firmayı kurtardı. Böyle bir eylem ülkemizde gözükmüyor, bu tabloya bakarak “Dünya nereye biz nereye” sorusunu soruyor insan.<br /></span><br />Artık kapalı bir ekonomide yaşamıyoruz , ülkenin ekonomisini sadece hükümetler şekillendirmiyor. Son krizle birlikte gördük ki , Dünyanın bir noktasındaki tıkanma diğer noktalarda da kelebek etkisi yaratıyor. IMF Dünyanın bir köşesinden kalkıp niçin, Türkiye gibi ülkelere para yardımı yapıyor , sorusunun altında da bu etki yatıyor. IMF ‘nin asıl amacı etki global olacağı için tıkanmaları aşmaktır. Dolayısıyla Türkiye kendi haline bırakılacak bir ülke değil , dış dinamiklerin etkisini ileriki günlerde göreceğiz..<br /><br />Bakın , Bütün devletlerde mevduat devlet güvencesi altına alındı , bizde de zamanla alınacaktır. Bu krizden sonra artık ekonominizi kendi kendinize yönetemeyeceksiniz. Eğer, sizdeki bir tıkanma diğer ülkelere sirayet ediyorsa o halde ülke ekonominizi kendi başınıza yönetemezsiniz. Türkiye Avrupa ve Amerika için bir tüketici aynı zamanda bir tedarikçidir. Sizdeki bir tıkanma Amerikan sanayini zayıflatacaktır. Dolaytısıyla IMF ve dış güçler sizi yalnız bırakmaz.<br /><br />Geçmiş dönemde hükümet para bulmakta zorlanmamıştı. Dünya ekonomisi oldukça iyi bir seyir izlemişti , diğer ülkelerde başarısız olan IMF hatırı sayılır bir destek sağlamıştı , özelleştirmelerden yüklü miktarda para gelmişti. Şimdi ise bu 3 noktanın hemen hepsi sıfıra düşecektir.Diğer taraftan siyasette de istikrarı tehdit edebilecek gelişmeler yaşanıyor. Ergenekon olayları , darbe belgeleri istikrarı ve güveni önlüyor. Olumlu bir gelişme ise yabancı yatırımcının henüz ülke dışına kaçmamış olması. Krizin dünyada olması böyle bir kaçışı engelledi. Yani , önümüzdeki 2-3 yıl kolay olmayacak , zor süreçlerin içinden geçeceğiz ama korkulacak derecede de keskin iniş çıkışlar olmayacaktır.<br /><br /><span style="color:#ff0000;">Umarım öyle olur Mustafa bey , şimdilik bu röpörtaj için teşekür ediyoruz.<br /><br />Ben teşekkür ederim Derya hanım.<br /> </span></div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-6889732778750397933?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com1tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-89746870590429106602009-06-20T19:53:00.001-12:002009-06-20T19:55:57.808-12:00McDonald's etleri sağlıklı , mesajı...<div align="center">McDonald's etlerinin sağlıklı olduğunu vurgulamak için böyle bir çalışma yapmış. İnek spor yaparak gayet sağlıklı olduğunu gösteriyor. <a href="http://1.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/Sj3nIjtvzMI/AAAAAAAABbc/icrDxwEYqJQ/s1600-h/McDRealMilkshake-412x582.jpg"><img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 283px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5349686066598104258" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/Sj3nIjtvzMI/AAAAAAAABbc/icrDxwEYqJQ/s400/McDRealMilkshake-412x582.jpg" /></a><br /><br /></div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-8974687059042910660?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com2tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-18893985977608460172009-06-20T19:48:00.003-12:002009-06-20T19:52:39.896-12:00Sigara öldürür , mesajı nasıl verilir ?<div align="center"><a href="http://3.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/Sj3l5Z2C_RI/AAAAAAAABbU/c_P8-d1T9O0/s1600-h/hospitalcigarettes-412x515.jpg"><img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5349684706738896146" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/Sj3l5Z2C_RI/AAAAAAAABbU/c_P8-d1T9O0/s400/hospitalcigarettes-412x515.jpg" /></a> yukarıdaki basit ama etkileyici reklam Brezilya'da yapılmış bir çalışma. Sigara normal hayatınızın düzenini bozar mesajını akılda kalıcı biçimde veriyor. Çizgileri normal bir hayatın akışı gibi düşünürsek , bu akışı bozan sigara ve duman çizgileri etkileyici ve akılda kalıcı bir anlatım. </div><div align="center"> </div><div align="center">sigara paketlerinde " sigara öldürür " yazmak alışkanlığı ne kadar öldürür tartışılır. <br /></div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-1889398597760846017?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-64264284131427731412009-06-20T10:10:00.001-12:002009-06-20T18:33:45.907-12:00Banvit , Kırmızı et pazarında başarılı olabilir mi ?<div align="center"><br />Banvit , et sektörüne hızlı bir giriş yaptı. Gazetelerde gördüğümüz haberlerde 50 milyon dolar yatırım yaptıklarını okuduk.<br /><br />Yaptıkları yatırım miktarını vurgulamak ciddiyetlerini yansıtmak açısından olumlu ancak sadece bu noktada kalması yetersiz. Böyle bir geçiş ile haberlere konu olma ve reklam yapma fırsatı var iken, Banvit kendisini daha çok anlatabilir , kendisinden daha çok bahsedebilirdi. Ancak , konu sürekli 50 milyon dolar üzerinde dönüp dolaşıyor…<br /><br />Beyaz et ile bütünleşmiş bir markanın , bu marka üzerinden kırımızı et’i pazarlaması şu düşünceyi oluşturuyor : Banvit, zaten uzun vadede marka algılaması gibi değerleri önemsemiyor , bir markamız var , bu marka üzerinden kırmızı et de pazarlayalım , ciro artsın…<br /><br />Bu durumun başka bir mantığı gözükmüyor.<br /><br />Beyaz et ile özdeşleşmiş bir marka , ürün gamına , kırmızı et’i de eklediğinde, marka değerleri dağılıyor. Banvit , beyaz et ile daha sağlıklı yaşamı vurgularken kırmızı et ile kendisini nasıl anlatacak ? Hikayesindeki tutarlılığı nasıl koruyacak ?<br /><br />Bir marka aynı anda iki mesajı ilettiğinde tüketici sadece söylediğinizi duyar , akılda kalan ortak bir mesaj oluşmaz.<br /><br />Banvit , bu güne kadar sağlıklı beyaz et satan bir marka iken , bundan sonra et satan bilinir bir isim olacaktır.<br /><br />Güven ve tüketicide oluşan algının yerini bilinirlik alacaktır. </div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-6426428413142773141?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com1tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-61104585982126810772009-06-19T18:18:00.003-12:002009-06-19T18:20:16.103-12:00Satış analitik bir süreç değildir...<div align="center">“ Yine de ışıklar bu şehri güzelmiş gibi gösteriyor “ Ahmet Haşim’in şiirinden beğendiğim bir cümle bu satır. Ahmet Haşim , mısralarında ışığın yanıltıcı bir güzellik sergilediğini anlatıyor. Şehrin içerisine girdiğinizde ise bu güzellik bozuluyor…<br /><br />Gerçeğin hayali yok edici bir yönü vardır , yani güzelliği , yani sizin eklediğiniz , görmek istediğiniz artıları yok edici özelliği…<br /><br />tüketici bir ürüne bakarken şehrin ışıkları misali ürün etrafında yarattığınız karnavalı görmeli.<br /><br />Gerçek satın almaya değmeyecek kadar size yakındır.</div><div align="center"><br />bir şeyi satın alırken soğuk kanlı olmalısınız , satarken ise olabildiğince heyecanlı ve ateşli.<br /><br />Satın alırken soğukkanlı olmanız mantıklı düşünmenizi sağlar , satarken heyecanlı olmanız ise karşı tarafın soğuk kanlılığını ve mantığını aşarak duygularına ulaşmanızı…<br /><br />Bir mağazadan içeri girdiğinizde satıcının gülümsemesi , mağazadaki müzik , renklerin uyumu ve dizayn müşteriye heyecan vermek için tasarlanır.<br /><br />Heyecan olmadan satış da olmaz. Bir satıcı analitik , rakamlarla ilerleyen birisi asla değildir.<br /><br /> </div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-6110458598212681077?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-27732836625876193312009-06-12T23:47:00.001-12:002009-06-12T23:50:53.951-12:00Anonim Marka edebiyatı ...<div align="center">Birçok firmanın markasını konumlandırmak adına hiçbir şey yapmadığını görürsünüz. Ürün satar , ürün kendi işlevselliği ile suyun kendi kendine yol bulması gibi kendisine bir yol çizer.<br /><br />Marka mimarisi çoğu firmanın es geçtiği bir konudur. Çoğu marka parmağını ağzına sokar , parmağını yukarı doğru tutar , rüzgarın yönünü bulur ve saldırır.<br /><br />Windows , kendi markasını işleyememiştir. Bir mesajda ısrar edip , tüketici bilincinde bu mesaj ile tutunmayı başaramamıştır. Ancak , çok satmasından , işlevselliğinden ve rakipsizliğinden dolayı bir yere oturabilmiştir. Bu tüketicinin ona verdiği anonim bir kişiliktir. İntel ise Windows’un aksine marka mimarisine önem veren bir markadır.<br /><br />Keloglan, karakterini düşünün. Güncel hayattan ortaya çıkmış, anonim bir karakterdir. Keloglan karekteri bilinirlik ve sempati olarak üst seviyelerde bulunmasına rağmen marka olamamıştır. Hiçbir firma keloglan figürünü kullanarak ürün çıkartmaz , patentini satın almaz. Çünkü , keloglan figürü bilinçli biçimde işlenmemiştir. Bir değil birden fazla karmaşık hikayesi vardır. Bu hikayeler arasında bir tutarlılık yoktur.<br /><br />Geçen gün bir mağazada gördüğüm , Taç markasının patentini satın aldığı, Cinderella ise bir markadır. Hitap ettiği bir kitle vardır , hikayesi tutarlıdır.<br /><br />Cindrella karekterinin rakibi kimdir ? Aynı kitleye hitap eden , aynı değerleri vurgulayan bir diğer karekter. Keloglan karekterinin rakibi kimdir Herkes…<br /><br />Markanızı konumlandırdığınızda rakibinizi seçebilir ya da hedef olabilirsiniz. Diğer türlü herkes sizin rakibinizdir.<br /><br /></div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-2773283662587619331?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com2tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-24488072013440773022009-06-07T00:56:00.001-12:002009-06-07T00:57:20.978-12:00Yeni Teşvik Paketi Piyasaları ne kadar canlandırır ?<div align="center">Home Trend dergisi röpörtaj ; </div><div align="center"> </div><div align="center">Mustafa bey , geçen hafta yeni ekonomik teşvik paketi açıklandı , bu paket işleri biraz daha hareketlendirir mi , esnafın cebine buradan kaynaklı para girişi olur mu , bu paketin piyasalara etkisi ne kadar olur ?<br /><br />Bu paket orta ve uzun vadede sonuçlarını alabileceğimiz bir paket. Kısa vadede bu sezonu veya bu yılı kurtarabilecek bir paket değil. İstihdam artar , moraller düzelir ve bu vasıtayla olumlu bir rüzgar oluşturur ama bu paketin çok fazla güncel durgunlukla alakası yok. Bu paket uzun süreden beri yapılması gereken , Türkiye’nin rekabet üstünlüğünü korumaya yönelik , uzun vadeli bir yatırım paketi.<br /><br />Peki , zamanında alınmış doğru bir karar mı sizce , hükümet doğru bir adım mı attı ? <br /><br />Ben , bu paketin moral vermeye yönelik , bir şeyler yapıyor görüntüsü oluşturmak için atılmış bir adım olduğunu düşünüyorum. Bu paketin sonuçları zaten 3-4 yıl sonrasında görülür ve bu da seçim dönemine denk gelir. Hiç yapılmamasından iyidir ama Türkiye’yi 21. yüzyıla taşıyacak bir vizyon içermiyor bu paket.<br /><br />Problem paketin içeriğinde mi , yanlış olan ne ?<br /><br />Bakın , Ekonomiyi parasal değerle ölçmek artık yanıltıcıdır. Artık ne ürettiğiniz , ne kadar ürettiğinizden daha önemli. Doğu’ya yatırımlarınızı kaydırdınız diyelim , ne üreteceksiniz... Kalifiye işçiliğin gerekli olmadığı basit ve düz ürünler. Bunun sağladığı değer ise geçici , konjektürel bir avantaj sağlar. Bölge teşviki, ekonomide bildiğimiz en basit ve klasikleşmiş destek biçimi. Ancak , bir sonraki aşama yani teknoloji üretebilecek , innovasyon yaratabilecek bir altyapı hazırlayamadığınızda, buradaki yatırım kısa sürede atıl hale dönüşür. Mesele Denizli’deki , Bursa’daki fabrikayı Doğuya taşımak değil , Bursa’daki fabrikanın kaldığı yerde rekabet üstünlüğü sağlayabilmesidir. Yoksa Doğu’da da bir Bursa yaratmak sadece orta vadede kendi kendini amorti eden bir girişim olur. <br /><br />Nasıl tarım gibi bazı sektörleri teşvik ettiğinizde uzun vadede ortaya verimsiz , rekabet edemeyen bir tarım sektörü çıkıyorsa , bazı bölgeleri de teşvik ettiğinizde aynı verimsizlik o bölgede ortaya çıkıyor. Bölgenin nüfus yapısı , coğrafi özellikleri , kültürü verimlilik noktasında çok önemlidir. Verimliliği taşıyamazsınız , verimlilik zaten bu koşulların etkisiyle bir alanda oluşmuştur , siz Devlet olarak bu bölgeyi teşvik eder , alt yapısını kuvvetlendirirsiniz. Bu merkezin yapısı verimlilik için uygun olduğundan, buradaki etki çevre bölgelere de yayılır veya çevre bölgeden buraya göç olur.Diğer türlü verimliliği kontrol etmeye çalışmak kısa süreli bir moralin ötesine geçemez.<br /><br />Ancak , Mısır gibi ülkeler de bu tür bölgesel teşvikleri uyguluyor ve başarılılar , Mustafa bey…<br /><br />Bölge teşviki devletçilik ekonomisi gibi miladını tamamlamış bir politikadır. Bölge teşvikini diğer ülke yatırımcılarını çekmek için kullanırsanız anlamlı olur. Örneğin , Mısır Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin tekstil bilgi ve tecrübesini öğrenmek için teşvik uyguluyor. Siz de bilgisayar teknolojisini öğrenmek için teşvik uygularsanız bu anlamlı olur , ama bu teşvik, Denizli’deki fabrikayı, Doğuya taşımak dışında bir mantık içermezse bunun çok fazla faydalı olmayacağını düşünüyorum.<br /><br />İstanbul’daki fabrikayı , Doğuya taşıdığınızda , İstanbul’daki insan bu sefer işsiz kalacak. Ancak, pakette gördüğüm olumlu yön , sektörler arasında bir kümelenme düşünülmüş. Tekstil ve tarım gibi sektörler Doğu’da kümelensin gibi bir mantık doğrudur. Ancak, bu kümelenme zaten Bursa ve Denizli gibi illerde oluşmuştu. İşgücü maliyeti ve teşviklerden dolayı bir artı avantaj sağlar ancak bu da geçicidir. Bir süre sonra buralarda da sanayileşmenin oluşmasıyla maliyetler artacak ve durum tekrar tersine dönecektir , bu sefer nereye gideceksiniz. Bunlar Mikro-ekonomiyi iyileştirecek orta vadeli çözümler ama Makro-ekonomik getirisi çok değil. <br /><br />Daha önce Tayip Erdoğan , Siirt ilinde bir Kot fabrikasının açılışına katılmıştı , fabrika şu an çalışmıyor sanırım ?<br /><br />Evet , bildiğim kadarıyla bir işadamı 10 milyon dolar civarında para harcamıştı ve şu an kapalı duruyor fabrika. Piyasaya moral pompalamak için iş adamları şu an olumlu konuşuyor ama gerçekçi olmak lazım ki daha doğru çözümler üretilebilsin. Abdullah Kiğili , Lojistiğini Doğuya taşıyacağı yönünde bir açıklama yaptı. Bunun sağladığı avantaj sadece orta vadeli bir operasyon maliyet avantajı olur. Bunun maliyetini ise Devlet karşılar. Yani , bu denklemde kazananın getirisi , Devlet tarafından finanse edilir. Anadolu esnafı bu durumlar için ; Ali’nin külahını Veli’ye giydirmek , der.<br /><br />Sanırım , bu tür teşviklerde siyaset de devreye giriyor ve birçok usulsüzlük ve taraf tutma olayları gerçekleşiyor , bu tür teşviklere yönelik en ağır eleştiri de buradan geliyor.<br /><br /> Bir insanı üret , diye ödüllendirmezsin , ürettiği için ödüllendirirsiniz. Üreten insanı ödüllendirmenin en iyi yolu da önünü açmaktır , altyapı hazırlamaktır , teşvik’i zaten üretene vermektir. Bu tür teşvikler geride kendi Çin’ini de yaratır. Geride piyasa dengesini bozan , sektöre sonradan girmiş yok edici rakip yaratır. Asıl üretici firmalar da bunlarla rekabet edeyi derken , markalaşma , Ar-Ge yatırımları ,ihracat ve fuar gibi organizasyonları ihmal eder. Çin 80’li ve 90’lı yıllarda bu tür teşviklerle çok ileri gitti. Ancak , günümüzde çok daha verimli methodlar var , bunları da tartışıyor olabilmek lazım…<br /><br />Biz yine de bir iş adamının dediği gibi “1 “ her zaman “0” dan büyüktür diyelim ve bir şeyler yapılıyor olmasının, ekonominin gündeme gelmesinin dahi önemli olduğunun altını çizelim.<br /><br />O konuda mütabıkız…<br /><br />Bir sonraki yazıda görüşmek üzere , şimdilik teşekür ediyoruz Mustafa bey ,<br /><br />Ben teşekür ederim , Derya hanım</div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-2448807201344077302?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com1tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-23612555584736890782009-05-29T23:47:00.001-12:002009-05-29T23:49:06.777-12:00Çocuklarınızı koruyun...<a href="http://2.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/SiEc4pKwhbI/AAAAAAAABa0/MlW26IZFYSo/s1600-h/untitled.bmp"><img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 305px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5341582392487347634" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/SiEc4pKwhbI/AAAAAAAABa0/MlW26IZFYSo/s400/untitled.bmp" /></a> Yukarıdaki çalışma Çocuk Sağlık grubu tarafından yapılmış. İyi ebebeyn olmayı , çocukların hassas olduklarını bundan daha iyi anlatan bir çalışma olabilir mi ?<br /><div></div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-2361255558473689078?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-31646148947606657932009-05-29T23:06:00.000-12:002009-05-29T23:08:48.992-12:002009’un en rüküş reklamı… Seda Seyan ile Pepsi…<object width="480" height="414"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x9ff50_seda-sayan-pepsi-reklamy_shortfilms&amp;related=1"><param name="allowFullScreen" value="true"><param name="allowScriptAccess" value="always"><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x9ff50_seda-sayan-pepsi-reklamy_shortfilms&related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="414" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object><br /><br /><div align="center">Seda Sayan ,Nil Karaibrahimgil ve Sinan Çetin… Aklı olmayan ve parası olan bir kurumun aklına gelebilecek ilk isimler.<br /><br />Pepsi , gelecek nesil rüyasını , Seda Sayan’ın ev kadınlarının sofrasıyla değiştirmiş gözüküyor.<br /><br /> Yukarıdaki videoda görebileceğiniz reklamda Seda hanım ihtiyacı olanlara para ve kontör dağıtıyor. Akp’nin seçim başarısından etkilenmiş gibilerJ<br /><br />Pepsi , bu reklamında yurt parası ve geçim sıkıntısı temalarını işliyor.Bu reklamdan gelecek sene seçimlere katılabilir , gibi bir öngörü ediniyoruz. Pepsi , sponsorluğunda Ayşe Özgün programları düzenlenip , karı-koca ilişkilerine de değinerek , toplumsal sorumluluklarını yerine getirebilirler J<br /><br />Coca Cola , heyecan temasından mutluluk temasına doğru bir geçiş yaparken , Pepsi, bu reklamla nasıl bir algılama düzeyi yakalamayı hedefliyor ?<br /><br />Coc Cola , rekabetinde yarışı kaybettiğini kabullenip daha popüler olmaya ve Coca Cola’dan arta kalanları mı toplamaya çalışıyor. Klasik bir Kristal Kola tavrı…<br /><br />------ ***------<br /><br />genç kitleye hitap eden markaların güncel problemlere hiç dokunmaması gerektiğini düşünüyorum. Problemler ve güncel hayat imajınızı aşağı doğru çekebilir. Sınırsız eğlenceyi , gençliği , geleceği vurgulayan bir algılamanın güncel hayattan uzak durması gerekir. Coca Cola , tüketicinin güncel hayattan sıkıldığında, onu bu hayattan mutluluğa taşıyacak bir algılama oluşturmaya çalışırken , Pepsi’nin bu hayatın içerisine girmeye çalışması başarısız bir girişim. Dikkat ederseniz Coca Cola kendisini bu hayatın dışında, sürekli heyecanın olduğu ayrı bir dünya’da konumluyor. Bu Dünya ile kendi dünyası arasına sınır çizmeye çalışarak , kendisini bu dünyadan kaçış olarak anlatıyor.<br /> </div><a href="http://www.dailymotion.com/video/x9ff50_seda-sayan-pepsi-reklamy_shortfilms"></a><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-3164614894760665793?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-54921801475902959762009-05-28T09:41:00.004-12:002009-05-28T09:51:43.289-12:00İkna ederken , ikna cümleleri ne kadar kullanılmalı ?<div align="center"><br />Müşteriler vermekten , cebinden para çıkması fikrinden hoşlanmazlar. Bu yüzden satarken kullandığınız kelimeler iknada oldukça önemlidir.</div><div align="center"><br />Müşteri kendisini ikna etmeye çalıştığınızı anladığında karşı savunma geliştirecektir. İkna olmak mağlup olmak anlamına gelecektir. </div><div align="center">,<br />Müşteri , yüzüne kapıyı kapatırken , ayağınızı kapının arasına uzatan bir satıcı son hamlesini hangi cümlelerle yapmalı ? Hayır , yanıtını veren , satıcının teklifini reddeden bir müşteri karşısında tek bir cümle şansınız olsa hangi cümleyi kullanırdınız ?<br /><br />Çatının üzerine çıkıp intahara kalkışan bir kişinin yanıbaşında hangi cümleleri kurmayı tercih ederdiniz ?<br /></div><div align="center">psikologların intahar eden bir kişiyi ikna etmek için ilk uyguladıkları taktik sigara ikram etmektir.İkna etmeye çalışan taraf pozisyonundan sıyrılmak için böyle bir başlangıç yaparlar. İkna cümleleri gizlenir ve sona bırakılır. </div><div align="center"><br />Hastalarda şöyle bir psikoloji vardır ; yakınlarına , eşlerine hastalıkları konusunda yakınırlar. Aynı soruyu doktor sorduğunda ise gayet iyi olduklarını söyleyip , yakınmalarını dile getirmezler.<br /><br />Yakınlarına yakınarak normalin dışında bir durumda olduklarını sürekli hatırlatarak daha fazla ilgi talep ederken ; doktorlarına karşı güçlü bir imaj bırakmak isteyebilirler.<br /></div><div align="center">Hasta , doktorun otoriter , yöneten , güçlü tavrına karşı güçsüz ve zayıf anlamına gelebilecek pozisyonu reddederek direnebilir. </div><div align="center"><br />Bu yüzden bir psikolog arkadaşımın dediği gibi , doktorlar çoğu zaman hastanın durumunu kendileri tetkik ederler , hastalarını dinleme nedenleri kişiliklerini ön plana çıkartmalarına izin vererek rahatlamalarını sağlamaktır.</div><div align="center"></div><div align="center"></div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-5492180147590295976?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-59100713634020931622009-05-27T05:49:00.000-12:002009-05-27T05:51:39.346-12:00Home Trend dergisi röpörtaj --- 2009 evteks fuar değerlendirmesi<div align="center"><br /><span style="color:#ff0000;">Mustafa bey , 2009 Evteks fuarı bu yıl nasıl geçti , dikkat çekici ayrıntılar neydi sizce ?<br /></span><br />Genel olarak fuar’ın iyi geçtiğini , beklenti seviyesini aştığını söyleyebiliriz, Derya hanım. Bunu neye göre söylüyorum , birçok nedenden dolayı beklenti oldukça düşüktü , bu beklenti seviyesini düşündüğünüzde sonuç iyiydi, diyebiliriz. Büyük şehirlerden ilgi daha yoğun olurken , Anadolu’dan ve diğer illerden katılım oldukça az idi. Anadolu’da arayış henüz büyük illerdeki kadar yoğun değil. Bölgesellik ağır basıyor , birebir ilişkiler rasyonalitenin önüne geçiyor. Markalara olan ilgi fark edilir düzeydeydi. Bu durumu perakendecinin artan perakende enflasyonunda kimlik arayışı olarak okuyabiliriz.Ayrıca ,bu seneki müşteri sayısının daha az ama daha odaklı olduklarını söyleyebiliriz.<br /><br /><span style="color:#ff0000;">Ancak çoğu firmadan satışların düşük olduğu şeklinde duyumlar aldık, Mustafa bey ?<br /></span><br />Satış, artık fuar başarısının ölçütü olamaz. Satış ,belirli dönemlerdeki stok alımlardan daha ufak metrajlarda bütün bir yıla yayılmış durumda. Satıcının ve perakendecinin birebir pazarlığı dışında , tüketicinin de dahil olduğu , daha ufak metrajlarda bir akışkanlık oluştu. Asıl ölçüt bu akışkanlığın hacmidir.<br /><br />Dönem nakit dönemi. Nakit’de kalma durumu satış hacmini önlüyor , bu da çok normal. Bundan sonra bildiğimiz anlamdaki satışlar azalacak , satış kanalları artacaktır. Kriz , nakdin , risk analizinin , konservatif olmanın önemini daha da arttırdı. Sanayi şirketleri nakit tutmazlar çünkü nakit kar üretmez ancak şu durumda nakit riski kontrol ediyor ve önlüyor. Nakit şu an için kral…<br /><br /><span style="color:#ff0000;">Ben yine de sizin kadar pozitif değilim , durumu bu kadar nedenselleştiremiyorum , işlerin durgun olması perde’nin lüks tüketime giren bir ürün olmasıyla da ilgili sanırım.<br /><br /></span>Perde sektörü araştırılmamış , analiz edilmemiş ham bir Pazar. Satıcı deneyimlerine , diyaloglar , dedikodulara ve olaylara dayanıyor. Mağazanızdan içeri bugün 1 tane müşteri girmese işler çok kötü diye düşünürsünüz , yarın 10 tane girse moraliniz düzelir ve işler iyi dersiniz. Ancak bu gözlem geneli yansıtmaz , gözlem yanıltıcıdır. <br /><br />Teorik olarak baktığımızda işlerin şu an çok daha düşük olması gerekir. Çünkü , sizin de söylediğiniz gibi perde lüks tüketime giren bir üründür ve ihtiyaç sıralamasında en son sırada gelir. Ancak , insan davranışı şu şekilde işler. İnsanlar önce ev alır , sonra araba alır sonra da diğer almak istediklerine sıra gelir. Yani ,diğer eşyalara sıra ev ve arabadan sonra gelir. Bununla birlikte insanların ev ve araba almak umutlarının olmadığı durumlarda da diğer kalemleri satın almaya yöneldiklerini görüyoruz. Krizden önceki dönemde kredilerin gayet cazip olmasıyla perde gibi lüks tüketim ürünlerinin sirkülasyonunda yavaşlama hissedilir olmuştu. Şu anki kriz döneminde ise insanların ev ve araba alma oranları düşeceği için paranın kısmen buraya akacağını , tıkanmanın inşaat ve otomotiv sektöründe olduğu kadar olmayacağını söyleyebiliriz. Anadolu’da şöyle derler ; “ bir kapı kapanır , bir kapı açılır” bu söz çok doğrudur ; bu sözün ekonomi biliminde teorileşmiş bir yeri vardır. Para yok , bu krizde kim perde alır , doğrusal mantığı pratikte geçerli değil , bu kadar negatif olmamak lazım.<br /><br /><span style="color:#ff0000;">Bu teori , işler şu an biraz gergin ama bir kapı kapanır bir kapı açılır mı , diyor ?<br /></span><br />Peter drucker , kriz dönemlerinde en önemli problemin gerilimi yönetme olduğunu söylüyor. Daha önce kar marjının yüksekliği ve sirkülasyon hızı yöneticilerin sağlamadığı artı bir motivasyon veriyordu , hataların üzerini örtüyordu. Yeni milenyum’da Drucker’in kehaneti yöneticilerin önüne önemli bir problem çıkartıyor. Bir arada tutma ve gerilimi yönetme…Evet , piyasalar gergin ama bu gerginliği yönetebilme de ticaretin kendisi içerisinde bir rekabet unsuru.<br /><br />Şu an piyasalar gergin , bunu kabul etmek lazım. Ancak yeni düzenler de eski düzenlerin yıkıldığı dönemlerde ortaya çıkar. Emin olun 3 yıl sonra yıldızı parlayan yeni firmalar göreceğiz , bazı firmalar piyasada daha pasif konuma geçecek , boyamada , üretimin belirli alanlarında uzmanlaşan firmalar çıkacak , sadece pazarlamaya ağırlık veren firmalar doğacak , herhangi bir toptancının çantasıyla içeri girip satış yapamayacağı ,kendini bir firmaya bağlamış ,diğer satıcılara kapısını kapatan perakendeciler oluşacak. Yani , bu gerginlikten çok çocuk çıkar .<br /><br />Umarım piyasa bu yeni çocukları kaldırabilir , öksüz olmaz Mustafa bey.<br />Bir sonraki röportajda görüşmek üzere , Teşekkür ediyoruz</div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-5910071363402093162?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-20638499334602638862009-05-17T08:41:00.007-12:002009-05-17T08:50:42.158-12:00coca cola yazlık giysilerini çıkarttı<a href="http://3.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/ShB4IhJuoaI/AAAAAAAABak/McpX65fUUaI/s1600-h/6a00d8345250f069e20115706e76f5970b-550wi.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5336897646167499170" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 227px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/ShB4IhJuoaI/AAAAAAAABak/McpX65fUUaI/s400/6a00d8345250f069e20115706e76f5970b-550wi.jpg" border="0" /></a><br /><div><a href="http://3.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/ShB4Bh6KQbI/AAAAAAAABac/16OwnKt_e7o/s1600-h/6a00d8345250f069e201156f782de0970c-350wi.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5336897526111551922" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 227px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/ShB4Bh6KQbI/AAAAAAAABac/16OwnKt_e7o/s400/6a00d8345250f069e201156f782de0970c-350wi.jpg" border="0" /></a><br /><br /><div align="center">coca cola oldukça dinamik bir marka. son dönemlerdeki reklamlarında hissedilir bir eğlenceden mutluluğa doğru bir kayış var. Eğlence ve heyecan yerine huzur ve mutluluğu daha çok vurguluyor. Genç kitle kadar orta ve orta yaş üstünü hedefleyen bir çalışmaya başlıyor olabilirler. </div><div align="center"></div><br /><div align="center">enerji içeceklerinin genç kitleyi hedef alan heyecanı vurgulayan çalışmalarından sonra kola'nın bu alanda daha da yoğunlaşacağını tahmin ederken beklenmeyen bir kayış oldu " huzur " teması. burada kaybettiği pazar payını orta ve üstü kitlede telafi etmeye çalışıyor olabilir. </div><div align="center"><br />yukarıda yaz için tasarlanmış dizaynlardan iki tanesini görebilirsiniz. Mangal resimli olan benim en çok hoşuma giden ...<br /></div><div align="center"></div><br /><br /><div align="center"></div></div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-2063849933460263886?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-53547246857497333292009-05-16T21:05:00.001-12:002009-05-16T21:08:08.528-12:00Ermeni soykırımı konusunda Türk Resmi ideolojisinin inandırıcılığı...<div align="center"><br />Obama’nın “1915 olayları büyük bir felaket “ açıklamasından sonra Ermeni soykırımı iddiaları tekrar gündeme geldi. Bu vesileyle biz de pazarlama köşesi olarak resmi ideolojinin dünya kamuoyunu ikna etmede hangi noktalarda yanlış yaptığını irdelemeye çalışalım.<br /><br />Öncelikle her haber bülteninde “ ermeni soykırımı “ tabiri kullanılırken zorunlu olarak “ sözde” kelimesinin kullanılması , bunun resmi bir söylem haline getirilerek baskı oluşturulması daha inandırıcı değil , Dünya kamuoyunda bir önyargı oluşmasına neden olur. Bu baskıcı zihniyet , soykırım yapabilir , konusunda bir ön referans teşkil eder. Bu konuda farklı düşünenlerin konferanslarının iptali ve üzerinde oluşturulan baskı karşı tarafın tezlerini kuvvetlendirir , sizin iddialarınızın altının boş olduğu intibasını yaratır.<br /><br />Obama’nın sözlerini emperyalist bir oyun olarak görmek ve aşırı tepkiler vermek kamuoyunu ve sizi irrasyonel bir tepki noktasına taşır ki bu da karşı tarafın görmek istediği bir durumdur. Sizi tartışılamaz ve müzakere edilemez , katı bir pozisyona iterek , karşı tarafı ise haklı ve toleranslı gibi gösterir.<br /><br />Bu olaylar karşısında “ asıl biz soykırıma uğradık” karşı çıkışı , sizi daha mantıksız bir noktaya taşıyarak ,karşı tarafın duruşunu daha da kuvvetlendirir. Söylediğiniz haklı noktaların da gözden kaçmasına , es geçilmesine neden olur. Böyle bir irrasyonel çıkış sizin duygusal ve milliyetçi reaksiyonlar verdiğiniz intibasını yaratır.<br /><br />Oysa , en iyi ikna metodu karşı tarafın iddialarını yumşak bir geçişle kabul ederek kendi cümlelerinizle olayı tanımlamanızdır. Evet , bu olaylar yaşandı , ancak şu koşullarda , biz de şu kadar kayıp verdik … gibi bir savunma sizi daha haklı ve makul bir noktaya taşır. “Böyle bir olay olmadı” şeklindeki resmi tezin sonunda getireceği yer Ermeni iddialarının eninde sonunda kabul edilmesi sonucunu verecektir , aha buraya yazıyoruz…</div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-5354724685749733329?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-53554134553184813282009-05-16T20:20:00.000-12:002009-05-16T20:22:07.812-12:00sansüre karşı sansür<object height="520" width="425"><param name="movie" value="http://embedr.com/swf/slider/sansure-sansur/425/520/default/false/std"><param name="allowFullScreen" value="true"><param name="wmode" value="transparent"><embed src="http://embedr.com/swf/slider/sansure-sansur/425/520/default/false/std" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" width="425" height="520" wmode="transparent"></embed></object><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-5355413455318481328?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-71743695919128297852009-05-16T09:53:00.001-12:002009-05-16T09:53:47.273-12:00Yeni TTNET kampanyası ne kadar başarılı ?<div align="center">Ttnet yeni bir kampanya başlattı. Bu kampanyada fiyat indirmek yerine servisin hızını arttırıyor. Tüketiciye fiyat yerine hizmette avantaj sağlıyor.<br /><br />Aslında TTNET fiyat ve hizmet çeşitliliği şeklinde bir kampanyayla tüketici açısından daha çok fonksiyonellik sağlayacak , rakip firmalarla oluşan fiyat üzerine kurulu rekabette daha güçlü olacaktır.<br /><br />Ancak TTNET hizmet seviyesini yukarı taşıyarak , hizmet kalitesinde üstünlük sağlamaya çalışıyor. Tüketicisini daha çok gelir getiren , daha kaliteli hizmet alan bir üst baremde tutmaya çalışıyor.<br /><br />Peki , bu durumda mevcut abonelerini kaybetmeyecek ve yeni abone çekecek doğru bir iletişim çabası yürütüyor mu ?<br /><br />Bu tür kampanyalarda tüketici aynı bedeli ödediği için kampanya farklılığını hissetmeyecektir. Komşu bahçeden gelen cazip fiyatlar tüketicinin kafasını karıştıracaktır.<br /><br />Ttnet hizmet kalitesini yukarı taşıyor ama bunu tüketicinin fark edebileceği bir iletişim kampanyasıyla yürütmeliydi.<br /><br />Oysa , kampanya medyaya fiyat listelerinden ibaret bir tablo ile yansıdı.<br /><br />Fark edilirlik bakımından çok yetersiz , tüketiciye sağladığı faydayı vurgulayamayan başarısız bir kampanya oldu.<br /><br />Bu kampanyada sonuç olarak ; Tüketici Ttnet’de kalır , gözü komşu bahçede olur. </div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-7174369591912829785?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com3tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-61117591070165512442009-05-16T03:31:00.005-12:002009-05-16T09:38:14.850-12:00Kendime notlar...<div align="center">* İnsanın topluma karşı kendisini savunması mümkün değildir , asilik olur bunun adı , toplum ise bireye karşı kendisini savunur , ahlaktır bunun adı…<br /><br />* Bilinç sabit biçimde somut bir olay üzerine odaklanmazsa soyut bir boşlukta dolaşarak gereksiz biçimde yorulur.<br /><br />* Hayatta anlayamadığınız bir çok nokta olur ancak bunların çoğunu kabul edersiniz mutlu olmak için. Mutluluk böyle bir kabulü gerektirir.<br /><br />* Ne zaman kendinizi göstermeye çalışsanız aptallıklarınızı gösterirsiniz. Ne zaman saklamaya çalışsanız erdemleriniz gün yüzüne çıkar kendiliğinden. Bu yüzden mütevazilik en büyük küstahlıktır , derler<br /><br />* Yalan gerçeğe karşı bir sanattır.<br /></div><div align="center"></div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-6111759107016551244?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-70396560281672152702009-05-14T09:23:00.003-12:002009-05-16T03:40:17.508-12:00Bu yıl Fuar nasıl olur ? - Home trend dergisi röpörtaj<div align="center">Mustafa bey , bu sene fuarda nasıl bir hareket yoğunluğu , geçen senelere göre nasıl bir farklılık olur ?<br /><br />Aslında son 3 yıldır fuarlar oldukça durgun geçiyor , bu da gayet normal. Çünkü , sektörde önemli bir dönüşümün içerisinden geçiyoruz. Özellikle son 3 yıl , stok döneminden kartela sistemine geçişte en hissedilir dönemler oldu. Bu değişimin etkisiyle 3 yıldır stok miktarlarında sürekli bir azalma var. Satın alma azaldığı için fuar’a olan ilgi de , iş de aynı şekilde azaldı. Ancak , bu seneden sonra tekrar ilgi canlanacaktır. Top üründen kartela sistemine geçiş döneminin dibi göründü, bundan sonra seyir yukarı seyredecektir. Satın almadan bağlantı yapma yönünde bir değişimle ilgi tekrar hareketlenecektir.<br /><br />Bu değişimi biraz açarsak kesin biçimde artık stok döneminin bittiğini söyleyebilir miyiz ?<br /><br />Raflar birinci darbeyi ürün çeşidinin artmasıyla gördü. 2. darbe ise stok maliyetinin artmasıyla geldi ve raf ürün ikinci darbeyi buradan yedi.Kriz ve enflasyonsuz dönem bu sürecin gereğinden fazla hızlı ilerlemesine neden oldu ve bazı tıkanmalar yaşandı. Çoğu fabrika etkili bir stok yönetimine geçemedi.<br /><br />Son dönemlerde stok yönetimi en önemli gündem maddesi olmaya başladı , stok yönetimi deyince ne anlamalıyız ?<br /><br />Bir ürünün rafta kalma süresi uzadıkça stok oranı düşer , rafta kalma süresi arttıkça o ürünün maliyeti artar. Şu an her oyuncu için stoğun maliyeti giderek artıyor. Dolayısıyla tüm parametreler daha az stoğu işaret ediyor. Bu da etkili bir stok yönetimi ve piyasa analizi ile mevcut. Örneğin , Bim marketlerini ele alalım. Maliyetlerini kontrol etmelerinin bir yolu da belirli bir sirkülasyon hızının altına inen ürünü elemeleridir. Her ürünün belirli bir devir hızı vardır , ortalamanın altında kalan elenir. Yani , ürünün devir hızını ölçmek , ürünleri sınırlamak, belirli bir hızın altında kalan ürünlere yer vermemek gibi etkili bir piyasa analizi de stok kontrolünün içerisindedir. Çoğu firma stok kontrolünden , stoğa kontrollü mal çekmeyi anlar ancak bu doğru değildir.<br /><br />Bu dönemlerde stok yönetimi dışında hangi noktalara dikkat etmek gerekir ? Yönetimlerin ya da zihniyetlerin de değişmesi gerekmez mi ?<br /><br />Büyüyen bir sektördeki firmayı yönetmek ile küçülen bir sektördeki firmayı yönetmek çok farklıdır. Sektör küçülürken büyüdüğünüz dönemdeki parametrelerle hareket edemezsiniz. Büyürken dağılarak büyüyebilirsiniz , yönetim biraz daha rahat olabilir , ancak küçülürken bir çizginiz ve yönünüz olmalı. Yöneticilerin “nerede büyüyeceğiz” sorusunu sorması kritiktir ama ” nerede küçüleceğiz” sorusu hayatidir.<br /><br />Çok analiz yapıp , çok düşündüğünüzde , zeki olmaya çalıştığınızda akıllının köprüyü geçememesi misali hata yapabilir ve yolda kalabilirsiniz. Ticarette doğruyu gösteren en önemli parametre örnek modellerdir. Diğer sektördeki modelleri incelemek çok önemli. Ticarette gidişat her sektörde tek yönedir , benzer model işler , sadece zaman bakımından birisi bir adım öndedir , diğeri bir adım geride. Sirkülasyonun daha çok olduğu , büyük rakamların döndüğü , rekabetin yoğun olduğu sektörlerde durum daha hızlı değişir. Buradaki modeller , dağıtım sistem, markalaşma çalışmaları , müşteriyle iletişim gibi noktalar daha önemli ve gerçekçi parametreler. Avrupa’da ne oluyorsa 1 yıl sonra İstanbul’da olur , 6 ay sonra Ankara’da olur , bundan 6 ay sonra da Anadolu’ya iner. Bu gerçek sadece renk ve tasarımlar için değil iş yapış modellerinde de geçerlidir. Önümüzde duran modelleri daha dikkatli incelenmeli.<br /><br />Amerikalı bir lider , General Mobile için iyi olan ülkem için de iyidir, demişti. Bu değişim sanırım sadece üreticilerin çabasıyla gerçekleşmeyecek bir süreç , bir Devlet politikası olmalı.<br /><br />Dünya değişiyor , toplumlar değişiyor. Dünya iki kutuplu Amerika ve Sovyetler Birliğinin hakim olduğu çift kutuplu bir dünya’dan Avrupa Birliği , OECD ülkeleri gibi bölgesel ittifakların kurulduğu bir dünyaya doğru evrim geçirdi. Gelecekte bu bölgesel güçler de sarsılacak mikro kuvvetler ortaya çıkacaktır. Burada ne millet ne de sınırlar önemli bir etken olacaktır. Halklar , tüketim toplumundan tasarruf toplumuna yönelecektir. Bu dengede güçlü olmak için birçok fırsatınız var. Geçmişte bir coğrafi bölgeye yakın olmanız , Avrupa değerlerini içselleştirmeniz , askeri ya da hacim olarak ekonomik bir güç olmanız önemli idi. Artık bu dengeler sarsılacaktır. Daha farklı bir dinamik oluşturmanız şart. Hindistan yazılım alanına yatırım yaparak hangi alanda güçlü olacağının stratejisini çizdi , bunu bir devlet politikası olarak seçti ; sizin devlet politikanız nedir , hangi alanda güçlü olacaksınız ?<br /><br />Bu seneki fuar’ın açılışını Başbakanımız yapacak , umarım bu sorular yukarılarda da tartışılıyordur. Şimdilik Fuardan sonrası , fuar değerlendirmesi yapmak için görüşmek üzere diyoruz Mustafa bey ,<br /><br />Görüşmek üzere , herkese hayırlı fuarlar… </div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-7039656028167215270?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-14734770442603652882009-05-08T10:25:00.000-12:002009-05-08T10:26:27.845-12:00Dostoyevski'den iyi bir satıcı olur mu ?<div align="center"><br />Dostoyevski insan psikolojisinin derinliklerinde gezinebilen bir yazardı. Bu derece insanı tanıyan bir kişi kolaylıkla insanları ikna edebilir , inandırıcı olabilir yani iyi bir satıcı olabilir miydi ?<br /><br />Dostoyevski insanları iyi tanıyordu ve işte bu nedenden dolayı da insan yönetmede son derece başarısızdı. Bilmek sınırını aştığınızda geldiğiniz yer “olmak”dır.<br /><br />Müşteriyle samimi olma ve müşteri cephesinden bakma çizgisini açtığınızda durduğunuz yer “ karşı cephe “ olur.<br /><br />Peki , tam tersi mantıkla düşünürsek , bilmemek nasıl bir etki yaratabilir ?<br /><br />Bilmemenin gizli bir gücü olabilir. Bence Hitler insana dair hiçbir şeyden haberi olmayan bir ahmaktı, işte bu yüzden bu kadar cesaretli olabildi , bu kadar koşulsuzca inandı ve kitleleri peşinden sürükledi. İnsanlar gözlerinizde bir şeye inanmanın gücünü gördüklerinde bunun etkisine çabucak kapılıyorlar ; inanç söz konusu olduğunda bilgi ve tutarlılık bir ayrıntı olarak kalıyor.<br /> Bilgi çoğu zaman kuşkuyu doğurur , daha çok bilgi daha çok kuşku demektir. Yöneticisinin gözünde soru işaretlerini ve kuşkuları gören bir çalışan anlayabilir , motive olabilir , ilerleyebilir ama daha fazlası olmaz. Tek bir konuya hakim ve bu döngü içinde enerjisini yoğunlaştırmış kişilerin yarattığı etkiyi görüp de hayret etmemek imkansız. </div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-1473477044260365288?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com1tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-17123359599020556412009-05-03T04:00:00.004-12:002009-05-11T09:12:39.344-12:00Chery reklamı , Jeep imajı ve Şafak Sezer figürü uyumu<a href="http://3.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/SgiUrvuOL1I/AAAAAAAABaU/BepZxoWo270/s1600-h/517_l.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5334677237885972306" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 297px; CURSOR: hand; HEIGHT: 232px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/SgiUrvuOL1I/AAAAAAAABaU/BepZxoWo270/s400/517_l.jpg" border="0" /></a><br /><div><br /><div align="center">Chery reklamını izlediğimde şöyle düşündüm ; reklamcı ne yapması gerektiğini doğru kavramış ama yapmak istediğini yapamamış<br /><br />Elinizde chery ürünü olsaydı nasıl bir reklam düşünürdünüz ?<br /><br />Reklamcı Çin imajından dolayı chery ürününü güvenilir bir noktaya taşıması gerektiği tesbitini doğru yapmış. Reklam sonundaki “Mermerler güvencesi ile” vurgusu bunu amaçlıyor. Reklamda hamam tellallarının Jeep’i yıkaması da ürünün sağlamlığına ve dayanıklılığına gönderme yapıyor. Reklamda kullanılan Türklüğü çağrıştırıcı öğeler de ürünü Çin gibi uzak bilinmez bir uzaklıktan alıp yerelleştirme yönelik bir adım. Bu kadar Türklük öğeleriyle bezenmesi , artık bizden biri, çağrışımında bulunabilir.<br /><br />Bu reklamda bence parçalar doğru birleştirilmiş , tesbit doğru yapılmış ama ortaya çıkan bütün parçaların toplamını vermiyor.<br /><br />Jeep gibi üst seğmente hitap eden bir imaj ürünün daha hassas bir şekilde yerelleştirilmesi gerekirdi.<br /><br />Bir çiğ köfte reklamında kullanıldığında “ cuk” diye oturacak bu kadar yerel öğe Jeep söz konusu olduğunda sırıtıyor.<br /><br />Ürün Türk halkının kabul edebileceği değerlere indirgenirken Jeep ile uyuşmayan , anlamsız bir resim ortaya çıkıyor.<br /><br />Şafak Sezer burada seçilebilecek en yanlış kişidir. Ürünü kullanan ve temsil eden kişiliğin Tüketicinin kendisiyle özdeşleştirebileceği , daha artı değerler taşıyan bir figür olması gerekirdi.<br /><br />Mermerler güvencesiyle getirilen bu ürün reklamına , pazarlama köşesi güvencesiyle Tüketicide doğru etkiyi yaratmayacağını söylüyor ve 10 üzerinden 4 veriyoruz. </div><br /><param name="movie" value="http://www.izle.net/flvplayer.swf?file=http://www.izle.net/vdata/1632.flv&amp;skin=http://www.izle.net/skin.swf&amp;logo=http://www.izle.net/logo.png&amp;vid=1632&amp;baseurl=http://www.izle.net/&amp;e=y"><param name="wmode" value="transparent"></div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-1712335959902055641?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com2tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-9147340240553471792009-04-25T19:01:00.000-12:002009-04-25T19:28:24.057-12:00TÜRK HAVA YOLLARI VE ELİF ŞAFAK YALNIZLIĞI<div align="center"><br />THY’nin SKYLife adında bir dergi yayınlıyor. Geçen gün gördüğüm bir sayısında Elif Şafak’ın bir yazısını okudum. Elif Şafak bu yazısında uçakta yolculuk etmenin tatlı yalnızlığından bahsediyor. Elif Şafak bu yazısında başka bir konu seçse , edebi bir metni dergiye koymak istemişler , diye düşünebilirsiniz. Ancak , Şafak’ın kendisini zorlaya zorlaya konuyu uçakla seyahat etmeye getirmesi , buna edebi bir üslup yüklemeye çalışması komik duruyor.<br /><br />Buradaki anlam şudur ; THY yaratıcı ve dikkat çekici bir düşünce ortaya koyamamış , gündemde olan bir edebiyatçıya , parayı bastırarak , zorlama yazı yazdırmış.<br /><br />Burada yara alan sadece THY imajı değil , Elif Şafak’ın edebiyatçı kimliğidir de.<br /><br />Ahmet Altan’ın Coca Cola içerken aldığım haz adlı bir makale yazdığını , bu makalede Kola olmadan yemek yiyemediğini anlattığı bir yazı düşünebiliyor musunuz.<br /><br />Bunun olası olduğunu düşünelim ; ne kadar inandırıcı durur ?<br /><br />Oysa THY yolcu deneyimlerinin yer aldığı daha yaratıcı makaleler yayınlayabilir.<br /><br />Ünlü kişileri kullanmak , ünlü simalara yer vererek bilinen bir imaj üzerinden , kendi değerinizi bir konuma taşımak , geçmiş , TV döneminin iş görür bir stratejisiydi. THY ‘nin böyle bir bilinirlik üzerinden ilerlemeye ihtiyacı var mı ?<br /><br />THY en son deve keserek gündeme gelmişti , bu tercihi için biz de kendisine şöyle diyoruz : yok deve… </div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-914734024055347179?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com1tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-50308025489075785792009-04-18T20:38:00.003-12:002009-04-18T20:39:43.482-12:00<a href="http://2.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/SerjQixrdNI/AAAAAAAABaM/nDLTHAwal0k/s1600-h/7788465.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326319382671619282" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 230px; CURSOR: hand; HEIGHT: 226px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/SerjQixrdNI/AAAAAAAABaM/nDLTHAwal0k/s400/7788465.jpg" border="0" /></a><br /><div><a href="http://4.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/SerjLOCXDGI/AAAAAAAABaE/jUhNeipdRxU/s1600-h/7788467.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326319291205094498" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 222px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_es_Te7Sy-Mk/SerjLOCXDGI/AAAAAAAABaE/jUhNeipdRxU/s400/7788467.jpg" border="0" /></a><br /><br /><div align="center"><br />Markalar katalog çekimlerinde genellikle klasik mekanları ve öğrenilmiş bakışlarla pozlar veren mankenleri kullanıyorlar. Bu ise sahiciliği öldürüyor. Birbirini tekrar eden kompozisyonlar ise fark edilirlik açısından sınıfta kalıyor.<br /><br />Ben , fordist tarzda seri fotoğraflar yayınlayan bu çalışmalar yerine sahici ve gerçek olanların daha etkili olacağını düşünüyorum.<br /><br />Bu kataloglarda bir hikaye olmalı , mekan farklılaşmalı , fotoğraftaki duruş pozları hayata daha çok yaklaşmalı , birbirini bütünler tarzda olmalı.<br /><br />Aşağıdaki çalışma invincible adını alıyor , yani yenilmez anlamına geliyor. Hatice Gökçe bu çalışmayla erkeğin güçlü olma güdüsüne vurgu yapıyor. Fotoğrafta güçlü olmak ve özgür olmak için yapılan kavga hicvediliyor. Tebrikler diyoruz…</div><br /><br /><div align="center"></div><br /><br /><div align="center"></div></div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-5030802548907578579?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com1tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-16616628030093114842009-04-18T03:05:00.000-12:002009-04-18T03:06:23.805-12:00Müşterinize , müşteri olduğunu anımsatamadığınız bir satışın ruhu kaybolmuştur<div align="center">İnsanlar , alışveriş yaparken ihtiyaç gidermeyi sevdikleri kadar , satın alma sürecinden de hoşlanırlar.<br /><br /> Alışveriş sadece o nesneye sahip olmak için yapılır, diye düşünebilirsiniz ancak alışveriş süreci de müşteri için motive edicidir.<br /><br />Müşteri olmak ayrıcalıklı bir durumdur. İsteği yerine getirilen , karar veren , tercihte bulunan , ticari bir ilişkiye giren bir unsur olarak da müşteriyi düşünmek gerekir.<br /><br />Müşteri ihtiyacını alan ve sırf bununla tatmin olan kişi değildir.<br /><br />Bu sürecin de etkili olduğunu bilmek , bu süreci yönetmek müşteriyi daha fazla motive edecektir.<br /><br />Müşterinizin müşteri olduğunu , satın alma kararı verdiğini vurgulayacak uygulamalara yönelin. Müşterinin , müşteri rolüne bürünmesini sağlamak sizin için kazanç demektir.<br /><br />Bir süper markette güvenlik görevlisinin “hoş geldiniz , efendim “ demesi , müşteriye nasıl farklı bir ortama girdiğini ayırt etmesini sağlar. Kasiyerin yine aynı şekilde hitap etmesi müşteriye bir rol verecektir. Bu rol karşıdaki kişiye normal hayat ile farklı bir alana girdiğinin ayırt ediciliğini sağlayacaktır. <br /><br />Bir sipariş elemanın telefon açar açmaz “efendim” demesi ile “ ben A firmasından … “ diye , başlayan bir cümleyle , müşteriye rolünü anımsatan , farklı bir seviyeye taşıyan üslubun farklı etkileri olacaktır.<br /><br />Müşterinize , müşteri olduğunu anımsatamadığınız bir satışın ruhu kaybolmuştur. </div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-1661662803009311484?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0tag:blogger.com,1999:blog-18669993.post-57774534357732090092009-04-17T19:01:00.003-12:002009-04-17T19:06:04.376-12:00FLO , 1 ytl ye ayakkabı satarsa reklam olur mu ?<div align="center">FLO markası Gaziantep’teki bir mağazanın açılışında 1 ytl.’ye ayakkabı satmış. Yaşanan izdiham nedeniyle mağaza erkenden kapatılmış , bazı müşteriler içeride mahsur kalmış.<br /><br />Büyük marketlerin indirim furyası , bunun yarattığı izdiham ve sonucundaki reklam diğer firmaların da dikkatini çekiyor. Bu uygulamayı ilk yapan Media Markt ilk olduğu için istediği dikkati çekti , yeteri kadar ilgiyi topladı. İ-Phone satışlarında da aynı yoğunluk yaşandı ancak firma buradan gelen eleştirileri dikkate alarak daha düzenli bir organizasyon yaptı.<br /><br />Kanaatime göre bundan sonraki uygulamalar bir tekrar olacak , eleştiriler daha ön plana çıkacaktır. Bu tür uygulamalarda ilk organizasyonu yapan kazanır , tekrarlar ilk’i hatırlatır ve olumlu tarafları değil olumsuz yönleri daha çok dikkat çeker. Gören göz , olayın kendisine doymuştur daha farklı noktaları da görebilir artık.<br /></div><div align="center">1 milyoncu mağazalar açıldığında dikkati çekmişti , ancak merak tatmin edildikten sonra cazibesi kalmadı. </div><div align="center"><br />FLO , bunun sosyal bir proje , olduğunu söyleyerek komik bir açıklama yapmış. Bu organizasyon istedikleri etkiyi yaratmayacak , ilgiden çok eleştiri alacaklardır. </div><div class="blogger-post-footer">Pazarlama Kosesi , pazarlama , is dünyasi , ekonomi , insankaynaklari , satis , yönetim , yönetim süreçleri , CRM , toplam kalite yönetimi , günlük satış deneyimleri<img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18669993-5777453435773209009?l=pazarlamakosesi.blogspot.com'/></div>MUSTAFA ZEYREKhttp://www.blogger.com/profile/12284816306403066471pazarlamakosesi@hotmail.com0