tag:blogger.com,1999:blog-16413055095159946072009-02-21T05:51:18.375-08:00Bloguma Hoşgeldinizbenvenetnoreply@blogger.comBlogger10125tag:blogger.com,1999:blog-1641305509515994607.post-45175486632408955282007-09-16T06:14:00.000-07:002007-09-17T06:47:48.879-07:00kotu olum sekilleritam dergileri yaymis 31 cekerken aniden kalp krizi gecirip ertesi gun 31 cekerken oldu diye gaztelere cikmak. tuaregin gelip olayi resimlemesi.<br /><br />köpük banyosunda full 220v elektrikli güclü kalin tirtikli vibratör kullanmaya calisirken ölmek..hele bi de erkeksen ve aydin dogan en büyük düsmaninsa...<br /><br />yolda yuruken arkanizdan yaklasan ekmek kamyonunun koca yan aynasinin ense kokunuze vurmasi munasebetiyle vefat etmek...<br /><br />boguldu sanilirken basarisiz suni tenefus ve hayat opucugu girisimleri sonucunda ruhunu teslim etmek<br /><br />american history x deki gibi.. kaldirima agzinizi acarak dayiyosunuz.. arkadan biri gelio kafatasiniza tekme atio.. citirt diye bir ses gelio..hakki rahmetinize kavusuyosunuz..aci..<br /><br />bi orman yangınından sonra itfaiyeciler yangın sebebini araştırırken yanmış bi balıkadam cesedi bulmuşlar lan bunun burda ne işi var deyip araştırmışlar olay şööle olmuşyangını söndürmeye gelen helikopter denizden su almış fakat bizim gariban balıkadamla beraber ondan soora helikopter yanıgına suyu boşaltmış bizim balıkadamla beraber(olay gerçek yanılmıyorsam yunanistanda olmuştu)<br /><br />yagmurlu gunde denyonun birinin semsiyesinin metal uclarinin gozunuze kacip sizi kor etmesi ve o velvelede, kapagi disardan unutulmush mazgaldan dusup kanalizasyonda betonu kafayi vurup bayilmaniz ve daha soora ninja turtlelarin gelip size olene kadar mokoko yapmasi ve bu mokoko procesinin sonunda mokok olmak<br /><br />başını uzattığın yatak bazasının altında sıkışmasıyla ölmek yanılmıyorsam geçen aylarda 11 yaşında bir kız çocuğu bu şekilde ölmüştü<br /><br />tam zevkin doruklarindayken aninden kalbin durmasi ve kar$i tarafin ulan "bu da fos cikti, yuh bee" demesi.<br /><br />southpark'in her bolumunde ayri sekillerde gerceklesen, kenny'nin olme bicimleri. (patlayarak, parcalanarak, ezilerek, dogranarak... vs...)<br /><br />şehirlerarası bir otobüste, herhangi bir kavşak anında, palto, çanta vs koyduğumuz üst kısımda bulunan, yanında oturan öküz kasap diyeceğim kişiye ait olan satırın, naylon toranın içinden süzülerek kafana düşmesi sonucu.(hurriyet gazetesinde okuduğum bir haber)<br /><br />kıcınıza bir huni sokulup içine biraz süt döküldükten sonra bir yılanın içeriye bırakılması sonucu ölüm...<br /><br /><a class="url" href="http://www.rotten.com/" target="_blank" rel="nofollow">http://www.rotten.com/</a>'da görülebilecek türden ölümler.<br /><br />bir gun gazetede okumustum; adam merdivenlerden paldir kuldur inerken ayagi takiliyor ve beyin ustu yuvarlana yuvarlana asagiya iniyor... ohh bir sey yok, hala yasiyorum derken bir de bakiyor dili yok... adam duserken dislerinin arasinda dilini kesmis ve yutmus... yuttugu dil de soluk borusuna kaciyor ve adam bu sekilde oluyor... olabilecek en orijinal olum sekli sanirim...<br /><br />çimento fabrikalarında sıkça yaşanan şekli ile;<br />kişinin üzerinize hiç beklemediği bir anda bir kaç ton, yaklaşık 650 derece sıcaklıkta, toz halinde bulunan çimento hammaddesinin dökülmesi...aynı anda hem boğulmuş, hem yanmış, hem de ezilmiştir...ceset bir kalıp halinde çıkar, her yanı yanmıştır...yüzü tanınmaz halde olur...<br /><br />-tekerleğe bağlanan mahkumun demir sopayla kolları ve bacakları iki yerden kırıldıktan sonra coup de grace<a title="(bkz: son darbe)" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=son+darbe">*</a><a title="(bkz: kaburgalara)" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=kaburgalara">*</a>'ın vurulmaması.<br />-baldıran zehiriyle, kasılmalar ve acı dayanılmazdır, hiçbir şey de engellemez acıyı.<br />-kurşun bilyalı bir dokuz kamçılı ile dövülerek parçalanmak.<br />-boğa derisi işkencesiyle, yeni yüzülmüş bir boğa derisine sarılıp derinin kuruyup büzüşmesiyle yavaş yavaş boğulmak.<br />-peine forte et dure işkencesiyle, üzerine ağırlık yığılarak.<br />-kazığa oturtularak, kurban hemen ölmez, kazık hayati bir organı parçalayıncaya kadar saatler ve günler sürebilir.<br />-deri yüzülerek.<br /><br />kutu gibi bir bölüm yada oda gibi bi şeyin içinde yavaş yavaş suyun dolması sonucu boğularak<br /><br />vapurdan düşüp, kocaman pervanesinin girdabına direnirken yavaş yavaş içeri doğru çekilmek ve dakikalarca boğuştuktan sonra parçalanarak ölmek.<br /><br />duvarları hareket edebilen bir odanın duvarlarının yavaş yavaş üstünüze gelmesi sonucu ezilerek ölmek, hele bir de duvarlarda delici veya kesici aletler bulunuyorsa daha da kötü.<br /><br />gerizekalı cdromun cdyi çıkartmadan önce durdurmaması sonucu ışık hızıyla gelen cd'nin kafanızı ikiye biçmesi.<br /><br />yolda yürürken başınıza intihar etmek amacıyla kendini balkondan atan denyonun düşmesi sonucu ölmek.<br /><br />- erkekler icin: kendi kendilerine otuzbir cekerken "ben bunu agzima alip kendime oral yapabilir miyim acaba?" demeleri sonucu boyunlarini kirmalari, direk olmeleri. sonra anne iceriye girer, oglunu penisi agzinda yakalar, tabii polis cagirir, fotograf ceker polis, sonra bu fotograf spam-mailde etrafta dolasir, on sene sonra olen elemanin hoslandigi kiz fotografi gorur, vs vs..<br /><br />en kotu ve bir o kadar da komik olum bicimlerinden biride titanic faciasinda yasanmistir. onlarca insan bogularak, suyun soguklugundan donarak, gemi icinde mahzur kalarak vs. olurken bir grup bahtsiz bedevi ise icine burun tarafindan fazla su dolunca kic tarafi havaya kalkan geminin ortadan ikiye bolunmesi sonucunda bilmem kac tonluk bu parcanin kafalarina dusmesi sonucu olmuslerdir.<br /><br />osmanlı doneminde cellatların uzun arastırmalar ve denemeler sonucunda gelisdirdikleri amacı en uzun ve siddetli acıyı cektirmek olan yontemler vardır ki bunlardan bazıları<br />-ucları yukarı kıvrık olan buyuk cengellerin uzerine yukarıdan elemanı bırakmak suretiyle cengele saplanan kisinin asılı vaziyette olumu beklemesi,<br />-bilek kalınlıgındaki yaglı kazıga oturtulan kisinin bu sekilde sehirde dolastırılması yonteminde ic organlar parcalanır ve olum yavas yavas gelir<br />-carmıha civilenen kisinin sehirde gezdirilmesi ki bu son iki yontemde gelenek kaba etlerinin ve omuzlarının bıçakla oyularak kalın mumlar dikilmesidir<br /><br />kalp krizinden gitmişken, ilk yardim bilmeyen birinin size kalp masaji yaparken oldurmesi.adamin kalbi durmu$tur, amelenin biri gelir kalbi cali$tirir ama farketmez, boylece adami oldurur.bence hayata sikice baglanip kurtulabilecek bi adamin ba$ina gelebilecek en kotu olum $ekli<br /><br />kalabalik bir grup trafindan parmaklar kollar ve bacaklar kirilana kadar yerde tekmelenerek dovulmek ve en son iclerinden birinin belinden cikarttigi bicakla yavas yavas sahsin bogazini kesmeye baslamasi, yerde cirpinirken bile birilerinin gelip tekme atmaya devam etmesi.<br /><br />zımpara fabrikasında çalışırken bir zımpara rulosuyla duvar aarasında kafanın sıkışması sonucu kafanın zımparalanarak toz olanak kadar yavaş yavaş ölmek<br /><br />kafanıza damdan eşşek düşmesi herhald olabilecek en kötü bir o kadar da enteresan ölüm biçimlerindendir<br />.efendim mevzubahis olay malatyanın bir köyünde tezahur etmiştir. doğuda bazı köyler malum bayırlara kurulur. böyle olunca, evler aşağı doğru birbirleri peşisıra dizilirler. yani birinin evinin önünü, diğerinin çatısır. sahibinin evinin önünde otlayan eşşek alttaki evin damına doğru gitmektedir. bu sırada bir alt evin sahibi ise evinin önünde bulunmaktadır. hızını alamayan eşşek , tahmin edildiği gibi, damdan, evinin önünde bulunan vatandaşın üzerine düşer ve adam ölür.<br /><br />inşaat işçisinin biri inşaatin üst katından aşağı makara mekanizması kullanmak suretiyle tuğla indirecektir. üst katta tuğlaları yüklediği kasanın bağlı olduğu halat makarayı dolanmış ve zemin katta bir yere bağlanmıştır. eleman üst katta tuğlaları yükledikten sonra aşağı iner ve inşaatin kahramanı edasıyla halatı bağlı olduğu yerden çözer ve tuğlaların ağırlığıyla anında havaya fırlar. önce makaraya çarpar, sonra yere düşüp x olur.<br />inşaat işçilerine diploma sorulmasa da en azından bir basit makineler testine tabi olmalılar. ne biliyim el arabası kullanıyorlar, makara var, vida var.. bilinmeli bunlar.<br /><br />anlamsız bi şeklide buz yemeyi seven birinin büyük bir kalıp buzu ağzına tıkaması ve ertesinde buz kalıbının boğazına kaçması sonucu boğularak ölmek. olayın kötü yanı hem nefes alınamaması hem de buzun eriyip ciğerleri sulandırması şeklinde cereyan etmektedir.şanslı olanlar doğru anda öksürmeyi başarıp yaşama geri dönebilmişlerdir.<a title="(bkz: yaşadık ki biliyoruz)" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=yasadik+ki+biliyoruz">*</a><br /><br />yaşayanlada dehşet, korku, acı ve benzeri hisler uyandıracağı düşünülen, binlerce türü olan ölüm. bence yine de en beteri basit bir ameliyat için narkoz alıp asla uyanamamak. şaka gibi bir şey. ne ölen öldüğünden bir şey anlar ne de geride kalanlar. bana öyle geliyor ki insanlar bu şekilde ölen birini saygıyla anmakta zorlanırlar. durum sanki ölenin kabahatiymiş gibi alay bile edebilirler. tam bir acz içinde ve farkında bile olmadan ölüvermek.<br /><br />1-bu olay gercekten yasanilmistir. delikanli, merkez tren istasyonunun yurunmesi yasak olan raylarinin uzerinde yurumektedir. arkadan tren gelmektedir. perondakiler bagirarak onu uyarmak isterler ama o duyamaz cunku o an, kulaklikla yuksek volumde muzik dinliyordur.<br />2-buz tutmus gölun uzerinde paten yaparken buzun kirilmasi ve acilan delikten buz gibi suya dusmek, bir sure suyun altinda mucadele verdikten sonra dusulen ayni delikten disariya cikmak icin o deligi aramak ve bulamamak.<br />3- yurtdisinda, cuma gecesi metro treninde bir grup yabanci dusmani ile ayni kompartimana dusmek.<br /><br />arkadaşınızın şaka diye attığı çakıl taşının ensenize isabet etmesi sonucunda tam yeni sevgiliyle buluşmaya giderken yolda küt diye ölüvermek,ya da yine arkadaşınızın şaka diye götünüze soktuğu pompanın verdiği havanın basıncıyla bağırsaklarınız patlayarak ölmek,hijyen sağlamak için tuz ruhu, kireç sökücü, kezzap, çamaşır suyu, sabun, cillit bang, kosla oxi action, ace hödö hödö, hes bıdı bıdı... vb malzemeleri karıştırıp, içiniz piri pak bir şekilde zehirlenip ölmek.. (nur yağar anında valla adama)<br /><br />pimaş boru yöntemi ile ölmek.<br />açıklaması; mandalar yüzebilen memelilerdendir. trakyada bir köyde çoban mandalarını suyun kenarına getirirmiş. bunlardan biri de uyanık yüzerek ta uzaktaki mısır tarlasına gider ordaki mısırlara dadanırmış.aslında tarlanın her tarafı dikenli telle çevriliyken tarla sahibinin aklına göl tarafından bir saldırı geleceği gelmezmiş.adam nasıl oluyo da oluyor diye pusuya yatmış bir de bakmışki, akıllı manda gelmiş mısırları yemeye başlamış. sonrasında da geldiği yoldan geri dönmüş.adam mandaya ders vereyim ama ibretlik olsun, ne olsun diye düşünürken. pimaş boru(heryerde gördüğümüz 10-15 cm çapında alalelade plastik boru) gelmiş aklına.gene tarlaya gitmiş yanında 30 cmlik kestirmiş olduğu boruyla beraber.manda mısırları yerken boruyu nazikçe mandanın müsait yerine(popo) yerleştirmiş.manda yemesi bittikten sonra yüzerek geldiği yere dönmek için suya girmiş ama, su da boşdurmayıp borudan içeri girmiş,girmiş,girmiş artık girecek yer kalmayınca zaten manda yolun yarısında ve suyun 3 metre altında imiş.çıkarılacak ders:mısır yerken arkayı kollamak gerekir...<br /><br />uçaktan paraşütle atlayıp da paraşütün açılmadığında, paraşüt hocasının, kulaklığına "kusura bakma abi yaa, unutmuşuz biliyon mu..." demesi. derken can acısıyla birlikte bu tatsız kabustan uyanıp evin yandığının farkedilmesi, ve maalesef yanarak ölmek.<br /><br />geçmişte olan bir olay: balıkcının birisi sattığı balıkları havadan tablaya atar ve aynı anda "gel balığa gel" gibisinden bağırırmış. bu surada balıklardan bir tanesi adamın açık olan ağzından nefes borusuna girer ve pullarının yönü nedeni ile öksürerek çıkmaz, adam orda boğularak ölür. bu balık satıcısının cesedi tam ortadan kesilmiş olarak yemek borusundaki balık görülebilecek şekilde adli tıp kurumunda saklanmaktadır<br /><br />geçtiğimiz hafta gazetelere yansıyan iki olay:<br /><strong>*</strong>4 aylık hamile annenin karnında bebeğinin ölmesi sonrası ölü fetus yüzünden zehirlenerek ölümü,<br /><strong>*</strong>uyuşturucu kaçakcısı bir adamın midesinde sakladığı 4 kilo kokain dolu torbanın patlayıp adamın feci şekilde ölümü.<br /><br /><strong><em>Ekşisözlükten alıntıdır.</em></strong><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1641305509515994607-4517548663240895528?l=www.basari.org'/></div>benvenetnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1641305509515994607.post-35369377876675525772007-09-14T05:16:00.000-07:002007-09-14T05:18:20.303-07:00ADSL paylaşımına yasakTürk Telekom Sakarya İl Müdürü Ahmet Hamdi Zengin, adsl paylaşımının yasal olmadığını belirterek ADSL hattı paylaşımı yaptığı belirlenen abonelerin sözleşmelerini iptal ettiklerini söyledi. Zengin, yaptığı açıklamada, bir ADSL hattı ile birçok eve hat çekildiğini kaydederek vatandaşların buna izin vermemesi gerektiğini ifade etti. Aboneleriyle yaptıkların sözleşmelerde, bunun yasal olmadığının belirtildiğini ifade eden Zengin, şunları söyledi: <br /><br /><em>''ADSL hattı paylaşımı yapan abonelerimizin sözleşmelerini iptal ediyoruz. Şu ana kadar bununla ilgili yasal yola başvurduğumuz herhangi bir vaka gelişmedi. Kurum olarak bunları hukuki boyuta taşımadık. Zaten kurum olarak, ADSL ile ilgili birçok uygun kampanya yapıyoruz ki, insanlar evlerine internet bağlatabilsinler diye. Bu yola başvurmalarına gerek olmadığını düşünüyoruz.''</em><br /><em><strong>''Hayatınızı paylaştığınız insanların, internette neler yaptıklarını bilemesiniz''</strong> Vatandaşların ADSL hattı paylaşımına izin verdikleri zaman, gelebilecek her türlü olumsuz şeyi baştan kabul ettikleri anlamına geldiğini kaydeden Zengin şöyle devam etti: ''Kurum olarak vatandaşlarımızı uyarıyoruz. İnternette suç oranları arttı ve eğer ADSL paylaşımına izin veriyorsanız, hangi zorluklarla karşılaşacağınızı bilemezsiniz. Komşunuza, arkadaşınıza sizin IP numaranızla internete bağlanmasına izin veriyorsunuz ama güvendiğiniz insanların internette neler yapacağını bilemezsiniz. Bunu kontrol etmeniz ya da tehlikelerin önüne geçmeniz mümkün değil. </em><br /><em></em><br /><em>kaynak: <a href="http://www.sesebian.com/">www.sesebian.com</a></em><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1641305509515994607-3536937787667552577?l=www.basari.org'/></div>benvenetnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1641305509515994607.post-8313259074162508882007-09-14T05:14:00.000-07:002007-09-14T05:16:04.513-07:00ADSL için Telefon Şartmı?İnternet bağlantısı için illede bir telefon hattı almak zorundamıyız? Bu sorunun cevabı Türkiye şartlarında evet. Bir internet bağlantısı almak için öncelikle bir telefon hattı almamız gerekiyor, peki internet için aldığımız bu telefon hattını kullanıyormuyuz? örnek olarak ben kullanmıyorum ama her ay sabit ücret ödemek zorunda bırakılıyorum. Ucu ucuna aman kota dolmasın telaşıda bir başka olay. Dünyada internet bağlantısı farklı yollarlada yapılabiliyor, örnek elektrik hattından sinyal verilebiliyor. Buna benzer birçok yöntem var ama iş Türkiye'ye gelince paşa paşa telefon hatını almak zorundasınız. Bu konuda yazılmış <a title="Tekno ajan" href="http://teknoajan.com/adsl-icin-telefon-sart-degil-haber_798.html" target="_blank">şu</a> yazıda olduğu gibi!<br /><br /><em>Dünyanın hiçbir yerinde ADSL bağlantısı için telefon hattı almaya gerek yok. Fakat Türk Telekom tüketiciyi telefon hattı almaya zorluyor. Tüketiciler Birliği ayaklandı. Tüketiciler Birliği Genel Başkan Yardımcısı Kemal Özer, “Dünyanın hiçbir ülkesinde ADSL için telefon hattı gerekmiyor. Ancak Türk Telekom, ADSL'de tüketiciyi telefon hattı almaya zorluyor” dedi. Özer, yaptığı açıklamada, Türk Telekom'un kampanyalarının kabul edilemez olduğunu, yeni uygulamaya konulan ücretlendirmelerin tüketiciyi mağdur ettiğini ileri sürdü. Şehir merkezleri ile kırsal kesim arasında bile görüşme ücretleri arasında farklar bulunduğunu dile getiren Özer, ayrıca hafta sonu indirimlerinin gizlice kaldırıldığını, birçok tüketicinin bundan habersiz olduğunu iddia etti. Özer, ADSL hatlarında da tüketicinin mağdur edildiğini öne sürerek, şöyle devam etti: “Dünyanın hiçbir ülkesinde ADSL için telefon hattı gerekmiyor. Ancak Türk Telekom, ADSL'de tüketiciyi telefon hattı almaya zorluyor. ADSL için telefon hattı değil data hattı gerekiyor. Ama kimse bunu bilmediği için Türk Telekom tüketiciye zorla sabit ücret aldığı telefon hattı veriyor. Bu durumda en düşük aylık 29 YTL olan ADSL hattının bedeli 41 YTL'ye çıkıyor. Telekom'un 3,5 milyon ADSL abonesi var.” Özer, telefon hattı olmadan da ADSL kullanılabileceğini, bu konuyu her ortamda tartışmaya hazır olduğunu belirterek, Türk Telekom'un bu uygulamadan vazgeçmesi gerektiğini bildirdi.</em><br /><em></em><br /><em>kaynak: <a href="http://www.sesebian.com/">www.sesebian.com</a></em><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1641305509515994607-831325907416250888?l=www.basari.org'/></div>benvenetnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1641305509515994607.post-16042555719658898422007-09-14T04:35:00.000-07:002007-09-14T04:36:01.446-07:00Php İle Web Programcılığı - Mehmet ŞamlıEğer "Php İle Web Programcılığı" adlı kitabı almayı düşünüyorsanız hemen vazgeçin çünkü kitabın yarısına kadar Apache ve Mysql kurulumu anlatılmış.Onlarıda öğrenmeniz için bu kitaba para vermenize gerek yok, internette yüzlerce makale bulabilirsiniz.Mehmet Şamlı bence bu kitabı boşuna yazmış, kitabı sadece kitap yazmış olabilmek için yazmış amacı birşeyler öğretmek değil.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1641305509515994607-1604255571965889842?l=www.basari.org'/></div>benvenetnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1641305509515994607.post-20504058696964246552007-09-10T08:19:00.000-07:002007-09-10T08:30:33.995-07:00Google'da en iyi şekilde arama yapmakBu yazıyı bugün hurriyet.com.tr'nin teknoloji haberleri bölümünde buldum.Arama motorlarında aradığınızı daha çabuk bulmanıza yardımcı olabilir.<br /><br /><strong>İNTERNETTE SÖRF</strong><br /><br /><strong>İnternet'de arama yaparken yüzlerce sonuçla boğuşmadan aradığnız bilgiyi kolayca bulun!</strong><br /><br />Arama makinelerini kullanmak tek başına yetmiyor. Milyarlarca sayfa arasından en doğrularını seçebilmek için ise doğru yöntemleri kullanmak ve bazı püf noktalarını değerlendirmek gerekiyor.<br /><br />Kendi içlerinde milyarlarca bağlantıyla rasgele birleştirilmiş trilyonlarca sayfadan oluşan İnternet sitelerinin dünyası giderek devasa bir labirente benziyor. Her gün her hangi bir dilde, her hangi birine ait, her hangi sebepten ötürü 1 milyondan fazla sayfa İnternet'e ekleniyor. Dünya için bulunmaz bir paylaşım ve iletişim ortamı oluştursa da bazı sakıncaları da olabiliyor. Bilgi kirliliği bunlardan biri. İnternet'te aradığımızı bulmamız için yapılmış "arama motorları"nın dünyanın en çok ziyaret edilen siteleri olması, insanların bu kalabalıkta mutlaka bir rehbere ihtiyaç duyduğu gerçeğini gözler önüne seriyor. Bu siteleri doğru tekniklerle kullanmak ise en doğru sonuca erişmek ve zamandan kazanmak için şart.<br /><br />Arama motorlarının çoğu, İnternet'in içine girip tüm sayfaların bağlantılarını avlayan özel robot yazılımları kullanıyor. Bu robotlar sayfaları çiğneyip kendilerine gerekenleri ayıklıyorlar ve kelimelerin ve bağlantıların listelerini çıkarıyorlar.<br /><br /><strong>Doğru arama motoru</strong><br /><br />Arama yapmaya başlamadan önce, ilk olarak aranan şeye en uygun siteyi seçmek gerekiyor. Neredeyse arama konusunda tekel haline gelen "Google" gerçekten de İnternet'in en iyi arama motoru olarak tanımlanabilir. Hızlı ve detaylı arama yöntemi sayesinde her en milyonlarca kullanıcı aradığını bu site üzerinden buluyor.<br />Google'la birlikte Altavista'nın da dahil olduğu genel arama motorları, metin taraması için ideal siteler olarak tanımlanabilir. İnternet'in ilk meşhur arama sitesi olan Yahoo ise kategorik aramalarda uzmanlaşmış durumda. Kültür, spor, sinema, politika gibi kataloglar altında seçenekler inceltilerek doğru arama yapılabilir. Bir diğer alternatif de portallar olabilir.<br />Aslında arama motoru olmasalar da, bu devasa sitelerde pekçok kategori altında listelenmiş İnternet sitelerine kolaylıkla erişilebilir. Birden çok arama sitesini kullanan programlar da seçeneklerden biri. Örneğin Copernic'i kullanarak en popüler arama motorlarının tamamını taramak mümkün.<br /><br /><strong>Aramanın püf noktaları</strong><br /><br /><strong>- </strong>Anahtar kelime seçiminde dikkatli olun. En doğru sonuç için fazla sayıda anahtar kelime seçin.<br /><strong>- </strong>İki ya da daha fazla anahtar kelimeyi bağlarken aralarına 'and', '&' veya '+' işaretlerini yerleştirin.<br /><strong>- </strong>Kelimeleri parçalı olarak aramak için '?' ve '*' işaretleri kullanılabilir. Tek harfi değişken yaparken '?' (?özlük: gözlük ve sözlük); kelime tamamlamak için ise '*' (tele*: telefon ve televizyon) işaretleri kullanılabilir.<br /><strong>-</strong> Anahtar kelimelerden hepsini ayrı ayrı listelemesi için kelimelerin arasına "" işareti (Alt Gr+<) konmalıdır.<br /><strong>-</strong> Anahtar kelimeleri çoğul yazmak yerine tekil yazın.<br /><strong>- </strong>Anahtar kelimelerin yanyana bulunduğu sayfalara ulaşmak için kelimeleri çift tırnak ("Hakkı Devrim") içine alın.<br /><strong>- </strong>Anahtar kelimelerden, listelenmesini istemediklerinizi yazmak için başına '-' işareti koyun. Örneğin<br /><strong>-</strong>Hakkı Devrim yazarsak, içinde Hakkı kelimesi olmayan Devrim sonuçlarını listeler.<br /><strong>-</strong> İçerisinde mutlaka geçmesini istediğiniz kelimeleri yazarken başına '+' işaretini koyun.<br /><strong>-</strong> Hem Hakkı, hem de Devrim kelimelerini barındıra sayfaları listelemek için "+hakkı +devrim" yazmanız gerekir.<br /><br />kaynak: www.hurriyet.com.tr<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1641305509515994607-2050405869696424655?l=www.basari.org'/></div>benvenetnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1641305509515994607.post-3558739151531015642007-09-07T05:28:00.000-07:002007-09-07T05:31:44.351-07:00ASKERE GİDECEKLER ÖNERİLERForumlarda dolaşıyordu bu yazı.Arkadaş güzel anlatmış bende blogumda dursun istedim.<br /><br />1. Başınıza gelecek her zorluğun orada uyulması gereken bir kural olduğu psikolojisi ile gitmelisiniz. Çünkü sürekli berebar olan bu kalabalık grubun disiplini için bazı kırıcı tedbirler şart. Nasıl ki sivil hayatta üniversite mezunu olmayan bir polis memuru size tarfikte dur dediğinde durmak zorunda iseniz oradada emri veren komutanada tahsiline bakmadan uymak zorundasınız. Söyleyeceği hakaretin disiplin için gereklilik olduğunu bilmelisiniz. Yapılanlar şahsınıza oldupu müddetçe size özel olmadığı için gurur kırıcı da değildir aslında. Başka bir şahsa hakaret varsa iş değişir tabiki.<br /><br />2. Size bir işi yap denilince imkansız bile olsa sakın bu iş olmaz demeyin. Yapar gibi gözükün. Ardından gerekçeleriyle birlikte işin yapılamayacağını geri dönüp anlatın. Askerlere bütün işlerinizi zaman mekan sebep v.s. ayrıntıları ile anlatın kısacası. Asker netlik ister çünkü.<br /><br />3. Komutanlarınız size bir işi olması gerektiği gibi yaptırmayıp zor yolu seçiyorsa sakın itiraz etmeyin. Amaç savaş durumunda bilmediğiniz bir olumlu fikrin, başta yanlış gibi gözüktüğü durumlarda başarı için emre itaatın esasıdır. Aksi taktirde en iyi ihtmalde itirazlarınız size nöbet olarak döner. Ya da önce sizin isteğiniz yapılır ardından aynı işi ilaveten onların yolundan tekrar yapmak zorunda kalırsınız.<br /><br />4. Kalacağınız mekandaki zorlukları (Koku, horultu v.s.) vatanınız için savaş şartlarına alışmanız bakımından gerekli olduğunu bilin ve yakınmak yerine ülkeniz için hizmetin şerefi ile onurlandığınızı düşününün. Yani zevk almaya çalışın ki acıtmasın<br /><br />5. Her ne kadar iş bölümü yapılarak düzen idare ettiriliyorsada size gelecek iş ile diğerlerininki arasında küçük bir adaletsizlik olacaktır. Sürekli olmadığı sürece itiraz etmeyin.<br /><br />6. Karşınızdaki kişi rütbeli olmadığı halde size emir vermeye kalkıyorsa tavrınız gerekli sertlikte olsun. Siz eğildikçe üstünüze çıkmaya çalışan asalaklar oalcaktır çünkü.<br /><br />7.Zevkle çalışanı şevkle ...kerler ilkesi doğrultusunda size sorulmadıkça bilgilerinizi söylemeyin. Aksi taktirde ısrarla meteoroloji mühendisi olduğunu vurgulayan birinin çatıda anteni rüzgara göre değişmeyecek şekilde ayarlarken görebilrisiniz. Yada inglizcem iyi diyen birinin aylarca komutan çocuklarının toplamı gecede 300 sayfayı bulan çevirilerini yapabilir ve çenem tutulsaydı diyebilirsiniz.<br /><br />8. Komutanlarınıza asla şaka yapmayın. Unutmayın yaparsan şakayı yersin kakayı.<br /><br />9. Eğitimde kaytarmak için numara yapmayın. Koşarken bayılma numarası yaparsanız ayıldığınızda kaldığınız yerden devam edersiniz en iyi ihtimalle. Başladıkları işi yarım bıraktırmazlar size.<br /><br />Her ne kadar bu kurallara uyulduğu sürece sorun çıkmazsada unutmayın ki her bölüğün bir sorunlu komutanı olur. Ve bu kurallar o sorunlu insana pek sökmez. Onlardan uzak durun. Akılma gelenler ilk etapta bunlar<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1641305509515994607-355873915153101564?l=www.basari.org'/></div>benvenetnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1641305509515994607.post-67537342005019758972007-08-28T09:23:00.000-07:002007-08-28T09:25:58.084-07:00Tanrılar okulu Stefano E. D'ANNAİnsanın düşleyerek istediği herşeyi elde edebileceğini,ama her insanın bir I'm inin yani benliğinin genişliği düzeyince düşleyebileceğini,isteyebileceğini, insanın başına gelen ve gelecek olan bütün olaylardan sadece kendisinin sorumlu olduğunu anlatan, mutlaka okunması ve tavsiye edilmesi gereken mükemmel bir kitap.<br />Kitapta sıradan bir insan(kitaptaki söylemi ile) ve hayatına onu mükemmelleştirmek,özgürleştirmek ve düşleme sanatını öğretmek üzere giren Dreamer ile yaşadıkları roman şeklinde anlatılır.<br /><br />Hepsiburada.com da yeralan kitabın içinden alıntılanmış sözler:<br /><br />Size ‘öğretilen ve anlatılan dünyanın’, anlatıldığı gibi olduğunu söyleyenler sadece anlatanlardır. Korkmanız, çekinmeniz, endişe etmeniz gerektiği söylenen her şey, bu betimlemenin pençesindeki insanların fikirleridir. Oysa bunlar olumsuz duygulardır ve hiçbiri dünyaya geldiği haliyle insanın mayasında olan hisler değillerdir. İnsan korkusuz doğar. Korku, zorla ‘öğretilir’.<br />Hastalıklar ‘öğretilir’. Ne hastalıklar, ne ilaçlar, ne de tedaviler gerçektir. Hastalıklar, benlikteki olumsuz yöndeki değişimlere karşılık gelen semptomlardır. Onlar bizi ancak kendimizi kanalize etmemiz gereken düşünce şekli için uyarma amaçlı ortaya çıkabilirler. Bizi fiziken zor durumda bırakmak için değil.<br />Hayatınızda önünüze çıkan herkesin özel bir görev ile karşınıza geldiğine emin olun. Ve ona varlığı için teşekkür edin. Özellikle düşmanınızsa.<br />Herkes sizi gösterir. Çünkü herkesi siz yarattınız. Bu dünyayı siz yarattınız. Bu sizin dünyanız. Sizi arayan arkadaşınız sizsiniz. Çalışanlarınız, üstleriniz, aileniz, hepsi sizsiniz. Yay da, ok da, hedef tahtası da; hepsi sizsiniz.<br />Önünüzde gelecek varken, geçmişle uğraşmayın. Ama geleceği de yeni bir ‘eski geçmiş’ yaratmak için yaşamayın. Onu şekillendirin; bu kez şekillendirin; geçmişinizin tekrarlarından kurtulun.<br />Mea Culpa’ felsefesini inkar ederek yaşamaktan vazgeçin. Başınıza gelmiş ve gelecek her şeyin tek sorumlusunun kendiniz olduğu gerçeğiyle barışmayı reddettiğiniz her gün tedavi süreciniz gecikecek, ‘yeni bir eski geçmiş’ için her seferinde yeni bir adım attığınızla kalacaksınız.<br />Başınıza gelmiş ve gelecek her şey, düşünsel faaliyet kalitenizin, olaylar dünyasına uyarlanmış halidir. Düşlemezseniz, yaratamazsınız. Gerçek, düş artı zamandır. İnanmak için görmeyi beklemeyin. İnanın ki, görebilin.<br />Beden olmadan düşleyemezsiniz. Düşleyen bedendir. Ona çok iyi bakın.<br />Gereğinin ötesinde yiyecek, içecek, gereğinin ötesinde uyku, gereğinin ötesinde seks, hiçbir şeyin çözümü olmadığı gibi, çözümün üstünü örten uyuşturuculardır. Uyuşturucu almayın. Beyninizi örtmeyin. Orada geleceğiniz şekilleniyor.<br />Dünyadaki en büyük ekonomik gerçek ‘mutluluk’tur. Ekonominin tanımı Mutluluk’tan başka hiçbir şey değildir. Her zaman iyi bir ekonomist olun.<br />Düşleyin, düşleyin, düşleyin. Düş, var olan en gerçek şeydir.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1641305509515994607-6753734200501975897?l=www.basari.org'/></div>benvenetnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1641305509515994607.post-69504695047316779152007-08-28T09:17:00.000-07:002007-08-28T09:22:06.501-07:00İstanbul - Bağcılar10 senedir yaşadığım Bağcıların tarihi merak edenlere<br /><br />Bağcılar, Osmanlı döneminde Rum ahalinin yaşadığı Mahmutbey Nahiyesi'nin köylerinden biridir.<br /><br />Mahmutbey nahiyesi İstanbul'un en eski yerleşim merkezlerinden olup 11 köyün kendisine bağlı olduğu bir yerleşim merkezi idi. İstanbul Belediyesi İstatistik Müdürlüğü'nce "İstanbul Şehri İstatistik Yıllığı 1930-31" adlı eserde bu köylerden altı tanesinin isimleri şunlardır: Avaz Köyü, Ayapa Köyü, Ayayorgi Köyü, Çıfıtburgaz Köyü, Vidoz Köyü ve Yeni Bosna Köyü. Zamanla bu köylerin isimleri Ayaparazlı olarak, Litros Esenler; Vidos Güngören, Ayayorgi Kayabaşı, Nifos Kocasinan ve Çıfıtburgaz ise Bağcılar olarak değiştirilmiştir.<br /><br /> Mahmutbey Nahıyesi 1950'li yıllarda içinde jandarma karakolu, sağlık merkezi, eczanesi, postahanesi, Elektrik Birliği,sineması, misafirhanesi, köy muhtarlığı ve okul müdürlüğü lojmanı bulunan bir köy konağına sahipti. 1990'lı yıllara gelindiğinde hiç bir alt yapısı olmayan, çamur içinde yüzen sokakları ve caddeleriyle büyük bir köy hüviyetine bürünmüştür. Bu çarpık kentleşme 1992 yılından itibaren modern şehirciliğe geçiş sürecinde belediyemize çok büyük zorluklar yaşatmıştır.<br /><br /> Bağcılar, 1992 yılına kadar Bakırköy Belediyesi'ne bağlı bir yerleşim birimi iken Kirazlı, Güneşli ve Mahmutbey semtlerinin birleştirilmesi sonucu 3806 sayılı yasa ile müstakil belediye ve ilçe haline getirilmiştir.<br /><br /><strong>TARİHİ ESERLER</strong><br /><strong></strong><br /> Tarihi eser açısından çok zayıf bir beldedir. İlçemizde buna rağmen küçük de olsa belirli tarihi kalıntılara rastlamak mümkündür.<br /><br /><strong> Kaşıkçı Çeşmesi :</strong> Bugünkü Beltaş Kumaş Fabrikası'nın altında kalan bu çeşme, konaklama hanı, hamam ve su sarnıcı ile küçük bir külliye gibi idi. Avrupa'dan gelen tüccarlar ve gezginler burada konaklar ve bu konaklama esnasında İstanbul Şehremini'nden, şehre giriş izni aIırlardı.<br /><br /><strong> Çifte Gelinler Çeşmesi :</strong> Tarihi ipek yolu güzergâhında Mimar Sinan modeli kesme taştan yapılmış olan bu çeşmede birbirlerine ters istikamette hayvanların ve insanların ayrı ayrı su içebileceği bölümler bulunmaktaydı. Ayrıca bu çeşmenin yanında yolcuların Cuma ve bayram namazı kılması için bir minber de bulunmaktaydı. Bu çeşmeden bugün herhangi bir kalıntı mevcut değildir. Ayrıca Mahmutbey Mahallemizde Osmanlı Dönemi'nden kalma Acı Çeşme, Burmalı Çeşme, Hüseyin Ağa Çeşmesi ve Demirli Çeşmeleri hala hizmete devam etmektedir.<br /><br /><strong>Tavukçu Köprüsü :</strong> Bugünkü Tavukçu deresi üzerinde bulunan ve kesme taştan yapılmış kemerli bir köprü idi. <br /><br /><strong>Su Kemerleri :</strong> Askeri saha içinde kalan 2 adet su kemeri halen mevcuttur. <br /><br /><strong>Tarihi İpek Yolu :</strong> Tamamen düz kesme taşların yan yana dizilmesi ile asırlarca hizmet veren bu yol, köy cami ve okulu yapılırken taşları sökülerek cami ve okul duvarında kullanılmıştır.<br /><br /><strong> Su Yolları :</strong> Halkalı Suları adı altında İstanbul'a su taşıyan 17 su yolundan bir tanesi de Bağcılar'dan gitmekte olup Hekimoğlu Ali Paşa Vakıf Suları adı altında bilinmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin hazırlamış olduğu İstanbul Su külliyatı isimli eserin 13. cildinde bu sudan şöyle bahsedilmektedir:<br /><br /> " Çıfıt Burgazı'nın arkasında Ayazma yakınındaki menbadan hasıl olup mezkur karyenin cenup tarafında delme lağım mezra ile Vidos Karye'sindeki taş ocaklarına kadar delme hasılatını daki alarak Tavukçu yatağı denilen mahalde Küçük Hamam civarında Vaki Bâlâ Dergahı Suyu katmasını alarak Mevlevihane Kapısından şehre girerek altı mermerde Küçük Hamam yanındaki teraziden üç şubeye ayrılarak birisi Hekimoğlu Ali Paşa Camii ve Hayratına, ikincisi Kocamustafa Paşa tarafındaki hayratına, üçüncüsü ise Samatya civarında Çınar taraftarına cereyan eder" denilmektedir. Bu sular vakıf suları olup daima görevli memur tarafından korunmaktaydı.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1641305509515994607-6950469504731677915?l=www.basari.org'/></div>benvenetnoreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-1641305509515994607.post-41649213996521843862007-08-28T09:15:00.000-07:002007-08-28T09:17:18.294-07:00Olumlu düşünme üzerineİyi yada kötü birşey yoktur, sadece düşünce onu öyle yapar.<strong>Shakespeare</strong><br /><br />Ben hiçbir zaman başarısız olursam neler olacağını düşünmem.Çünkü bunları düşünmeye başladığınızda ister istemez olumsuz bir sonuca yoğunlaşırsınız.Eğer konunun üzerine atlıyorsam başarılı olacağımı düşünüyorumdur; başarısız olursam neler olacağını değil.<strong>Michael Jordan<br /></strong><br />Hayatı yaşamanın iki yolu vardır; Biri hiç birşeyin mucize olmadığına inanmak, diğeri her şeyin bir mucize olduğuna inanmaktır.<strong>Albert Einstein</strong><br /><br />Peşlerinden gidecek cesaretiniz varsa, bütün rüyalarınız gerçek olabilir.<strong>Walt Disney<br /></strong><br />Hiç düş kırıklığına uğramayanlar, hiç umut beslememiş olanlardır.<strong>Bernard Shaw</strong><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1641305509515994607-4164921399652184386?l=www.basari.org'/></div>benvenetnoreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1641305509515994607.post-76597501862708775222007-08-25T06:27:00.001-07:002007-08-25T06:32:54.861-07:00Bloguma HoşgeldinizDaha önce yazdığım blogumu çok saçma bulduğum için sildim.Hem de gpr4 gösterdiği halde.Bundan sonra kendi domainimde blog tutmaya karar verdim.Burada en iddialı olduğum konu olan Kişisel gelişim ve Başarı ağırlıklı yazılar olacak.Başka konularda olacak tabiki.İnternet, web, bilim vs... Tükiye'nin en büyük ve en bilinen bloglarından birisi yapmaya iddialıyım blogumu.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1641305509515994607-7659750186270877522?l=www.basari.org'/></div>benvenetnoreply@blogger.com0