tag:blogger.com,1999:blog-154151202009-07-12T20:28:46.506+03:00sandaletliseyyah>borabilgin38 yaşında bir doktorum. Evliyim, bir oğlum var.18 yaşıma girdiğim yıldan beri otostopla geziyorum .Bazen bisikletle gezdiğim de oluyor.
Yavaş yavaş bu blogda yillardir gezdiğim yerleri, Tayland'dan Suriye'ye,Gökçeada'dan Diyarbakir'a paylaşmayi planliyorum. Sayfanin yüklenmesi uzun sürdüğünden profilin altindaki indeksten istediğiniz yaziyi seçebilir,fotoğraflari da üzerine çift tiklayarak buyutebilirsiniz.
Site 800x600 piksel'de daha iyi gözükür.ssbbnoreply@blogger.comBlogger50125tag:blogger.com,1999:blog-15415120.post-59303724922864359642009-06-11T12:59:00.001+03:002009-06-23T00:45:31.296+03:00<div><span style="font-size:180%;"><span style="font-family:arial;">SİNGAPUR-ENDONEZYA I</span> <span style="font-family:arial;"><br />(Şubat 2009)</span></span><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/l6zIGNl9g_5FXrc58V2pTA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDiDgRwO8I/AAAAAAAALpk/cpqapWB_7wk/s400/DSC00557.JPG" /></a><br /><br /><embed id="radioblog_player_0" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" bgcolor="#339900" flashvars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=18yck5WdvN3Ln9Gbi5ybpRWYy9ycjlGcyV2c19yctVnYsF2L5JXZsxWYn9icm5SZlJnZu0Wdy9mZklmcilHa/Bob%2520Marley%2520-%2520No%2520Woman%2520No%2520Cry.rbs&colors=body:#339900;border:#FF0000;button:#FFCC00;player_text:#FFCC00;playlist_text:#666666;" width="180" height="23"></embed><br /><br /><span style="font-style: italic;font-family:courier new;" >THY'nin, geleneksel hale getirdiği 14 Şubat Sevgililer Günü kampanyasını ancak biletler bittikten sonra ilan ettiğini bildiğimden bu sene Ocak başından itibaren internet sitelerini kontrol etmeye başladım. Gerçekten de kampanyayı internette, başladıktan neredeyse 10 gün sonra, biletlerin çoğu tükenince ilan ettiler. Trek Turizm’den Ebru’nun sayesinde bu sefer Singapur’a iki koltuk ayırtmayı başardım. Bu biletlerin özelliği birinci kişi tam ücret öderken ikincinin sadece 1 euro + vergileri ödemesi. Neşe izin alamadığından, yolcuların da karşı cinsten olması şart koşulmadığından lise yıllarında mahalleden arkadaşım olan, yıllarca görüşmeyip, 2-3 yıl önce yolda karşılaşınca arkadaşlığımıza kaldığımız yerden devam ettiğimiz Levent’e teklif götürdüm.<br /></span><a style="font-style: italic; font-family: courier new;" href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/dCwx2uZdQ106e5dd_CBs-Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjD9Pa3-fkI/AAAAAAAALq8/xuHX_v308WQ/s400/DSC00496.JPG" /></a> <span style="font-style: italic;font-family:courier new;" ><br /><br />Levent görüşmediğimiz yıllar içinde iş hayatında epey ileri gitmiş, büyük bir şirkette Genel Müdür olmuş, hayat standartı epey yükselmiş. Öyle ki tatillerde </span><span style="font-style: italic;font-family:courier new;" >aman kalabalık olmasın diye </span><span style="font-style: italic;font-family:courier new;" >kocaman bir tekneyi ailecek kapatıp Mavi Tur yapmaya başlamış, ama özünde bir değişiklik olmamış.</span> <span style="font-style: italic;font-family:courier new;" >Levent’e düşük bütçeli bir geziye hazır olup olmadığını, bunun demokratik bir gezi olmayacağını, eğer bu şekilde kimi zaman eziyetli, sürünerek gezmeye itirazı yoksa beraber gidebileceğimizi söyledim.<br /><br /></span><a style="font-style: italic; font-family: courier new;" href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/z7clVK2hIqYirKES1RTfYw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SeGuulN_UlI/AAAAAAAALUg/rZGzhawRge4/s400/IMG_0223.JPG" /></a> <span style="font-style: italic;font-family:courier new;" ><br /><br />Bir nevi bilgisayardaki sistem geri yükleme gibi, kafasını ve bütçesini 20 yıl öncesine alması gerektiğini de ekledim. </span><span style="font-style: italic;font-family:courier new;" >İkiletmeden hemen kabul etti, biletlerimizi aldık.<br />İş güç yüzünden ayrıntıları telefonda görüşerek 1 ay sonra İzmir Dış Hatlar terminalinde buluştuk. Amacımız Singapur'dan Endonezya'nın adalarına geçerek plajda kafa dinlemek.</span><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/cwiOHdr92hEo3zje9HmxFQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SaYcvVcvr8I/AAAAAAAAKs8/VgLQatGqt80/s400/IMG_0751.JPG" /></a><br /><br /><span style="font-style: italic;">(O sırada bu adalara ulaşmanın ne kadar zor olacağını bilmiyorduk)</span><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/jJMiHFfLNQWY5FS4hhZNLg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SaTtiwDdOmI/AAAAAAAAKro/QtyvtEmFYiE/s400/IMG_0771.JPG" /></a><br /><br />Gideceğimiz gün İzmir’e gökyüzü delinmiş gibi sağanak vardı.<br />Neşe beni havaalanına bıraktığında saat daha erkendi. Havaalanı çok kalabalık ve çok gürültülüydü.<br />Eskiden havaalanlarında çok elit, kürklü, parfümlü hanımlar olur, herkes gazete okurdu. Ucuz uçuşların yaygınlaşmasıyla birlikte iç hatlar terminali şehirlerarası otobüs garajına dönmüş. Sakin bir yer bulamadığımdan bir tuvalete kapanıp kitap okuyayım dedim. Orhan Pamuk’un Füsunla sevişmesini okudum ama askere giden gençler tuvalette o kadar şamata yaptılar ki devam edemedim, dışarıya kapının önüne çıktım, bir sigara içerek Levent’in gelişini bekledim.<br />Benimle birlikte sigara içen bir polis yerdeki izmaritleri göstererek,<br />“Şu hale bak, biz bu pislikle AB‘ye nah gireriz, nerede var böyle bir pislik” dedi<br />Ben de adetim olmadığı halde “Dünyanın her havaalanında bu kapıların önüne çöp tenekesi, kül tablası da koyuyorlar ama” dedim<br />“Burda da var!” dedi, yolun karşı tarafında sağanak yağmurun altında su dolmuş ayaklı kül tablalarını göstererek.<br />“Kapının önünde içilmesini istemediklerinden oraya koyuyorlar tabi” dedi<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/QQ1MH-tNa37PKG_ZkwCDmA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDhwCqySmI/AAAAAAAALoA/DrSGYLazULg/s400/DSC00433.JPG" /></a><br /><br />“Bu yağmurda kim saçak altından çıkıp karşıya geçer, zaten sigara ıslanır” dedim, baktım hala söyleniyor, konuşmayı kestim.<br />Kendisi de bir süre sonra izmaritini yere atıp içeri girdi.<br /><br />Uçak saati yaklaşınca Levent'ten ümidi kesip içeri girdim, meğer başka kapıdan girmiş, yarım saattir beni arıyormuş.<br />Yağmur nedeniyle İstanbul uçağı 1 saat geç kalktı, İstanbul dış hatlardaki <span style="font-style: italic;">‘lounge’</span>larda takılma hayalimiz suya düştü.<br />Beklerken temizlikçilerin köşeye yığdıkları gazeteleri okuduk, bir Penguen dergisini de yanıma aldım, fotoğraf çekildik, uçak geldi, bindik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/uwQZeNOriqiHL5XfRC4k9A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDhxFiDpiI/AAAAAAAALoE/R8V6G4tF3dk/s400/DSC00434.JPG" /></a><br /><br />Levent bir gün önce iş için günü birlik İstanbul’a gidip geldiğinden “Yol çok bozuk” dedi. Gerçekten de hava şartları değişmediğinden patates tarlasında traktörle gider gibi İstanbul havaalanına düştük (Azericede uçak indi yerine düştü diyorlar).<br />Haraç pulu, pasaport kontrolü derken banka salonlarında geçirilebilecek 10 dakikamız kaldı.<br />Neşe, Yapı Kredinin yeni tasarlattığı salonu merak edip buraya girebilmek için bir seyahat programına kaydolduğundan illa da 'oraya bir git gör' demişti. İşbankasınınkinin olduğu yere gidip sorduk, tam aksi istikametteki koridorun sonunda alt kattaymış (dış hatlar çıkış salonunu görmeyenler için neredeyse yarım kilometre uzaktaymış)<br />Levent’in 'uçağı kaçırcaz' itirazlarına aldırmadan koşar adımlarla dış hatları geçtik, salonu bulduk.<br />Kapıdaki Luc Besson tasarımlı kız Levent’in seyahat kulübüne üye olması gerektiğini söyledi<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/qMa7BaZX17BuVQPy_XwQWw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDhyLi2B-I/AAAAAAAALoI/O-MQsvTpS3o/s400/DSC00436.JPG" /></a><br /><br />(Ben sabah internette Endonezya’da iç hat bileti almaya çalışırken korsan bir siteye düştüğümden Yapı Kredi kartımı iptal ettirmek zorunda kalmıştım) Beş dakika girip çıkcaz dedik, daldık. Salon fotoğraflarda güzel gözüküyor ama gerçeği hoşuma gitmedi. Masaların üzerleri kırıntı doluydu, içerdeki tipler de ambiyansa katkıda bulunmuyorlardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/q2PvddQnD8k1HAji3Ti3Iw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDhzLjY1DI/AAAAAAAALoM/C76hccGCm9U/s400/DSC00437.jpg" /></a><br /><br />Derhal viski barına yöneldim. Bir garson barın üzerine tırmanmış buz makinesini tamir ediyordu. Vaktimiz olmadığından ayaklarına kafamı çarpmamaya dikkat ederek Famous Grouse şişesini çektim, ikimize de yarımşar su bardağı koydum, fondipleyip kendimizi dışarı attık.<br />Koridorun tam ters ucundaki (yani 500 metre uzaktaki) kapımıza doğru giderken biniş kartıma bakmayı akıl ettim. 23:55 sandığım uçak saati 23:45’miş!<br />Yürüyen bantlardan koşmaya başladık. 8 numaralı en uzaktaki kapıya vardığımda içtiğim yarım bardak viski çoktan ter olup buharlaşmıştı.<br />Biniş kartlarında uçağımızın yeni alınan (kiralanan) 777’lerden olduğunu görünce belki uçakta yer kalmaz, Uğur Cebeci’nin ballandıra ballandıra anlattığı First Class koltuklarına upgrade ediliriz diye umutlandım, ama nafile.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/_JOkHk5gwJwzf7iwTpZmIg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDh1AJ08rI/AAAAAAAALoY/6YRguZ1JUIk/s400/DSC00467.JPG" /></a><br /><br />Malezya’ya giderken ilk ve son kez başıma geldiğinden beri her uçağa binişimde kartımı görevliye uzatırken umarsızca onun biniş kartımı yırtıp sırıtarak 'sizi upgrade ettik' demesini bekliyorum, ama hiç olmuyor. Bence ellerinde kayıt var, herkesi hayatta bir kez upgrade edip tadını damağında bırakıyorlar.<br />Bu sefer de yerimize geçerken sağlı sollu yerleştirilmiş lüks koltuklara bakmakla yetindik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/8fgtykxyONCk_u7BjWYmxA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDhznGB3hI/AAAAAAAALoQ/TSzAph5v3UU/s400/DSC00445.JPG" /></a><br /><br />Bana pek rahat görünmedi aslında çapraz oturma şekli.<br />Yerimize yerleştik, önümüzdeki ekranı kurcalamaya başladık, bu şimdiye kadar bindiğim en lüks donanımlı uçak: Koltuğun arkasındaki dokunmatik ekranda pek çok film, dizi, müzik, oyun vs vardı. Ben bir Çanakkale belgeseli, bir de Bollywood filmi izledim, Levent araba yarışı oynadı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ndf2KMruoVO-4SdDPDMnPw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDh0bsdBmI/AAAAAAAALoU/ANtJd8D3W24/s400/DSC00454.JPG" /></a><br /><br />Son yıllarda hep ucuz hava yollarıyla uçup sudan başka bir şey ikram edilmediğinden THY’nin sınırsız hizmetini de özlemişim. Bir iki viski daha içtikte sonra koltuğumun yatmadığını farkettim.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/DJ61ILXTg74SrqRAvxHRvw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SeGupg3Ze7I/AAAAAAAALTw/nEF2D64PxK8/s400/DSC02915.JPG" /></a><br /><br />Hostes çağırma düğmesine bastım ama kimse gelmedi. Bir ara kabin amiri yanımdan hızla geçerken durdurup, derdimi arıza çıkarmaya hazır tarzda söyleyince, kaçın kurrası, uzun boylu eski hostes güleryüzle hemen koltuğumuzu değiştirmeyi telif etti ve bizi mutfağın arkasındaki önü geniş 52. sıraya aldı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zNsiA6qRf9gLyLsMHG_HqQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SeGurTGKR6I/AAAAAAAALUA/Pt98bsxaBg0/s400/DSC02921.JPG" /></a><br /><br />Zaten biz de Levent’le, eskiden hosteslerin ne kadar güzel, havalı olduğundan, son yıllarda biletlerin ucuzlamasından mı, uçak sayısının artmasından mı nedendir eski kalitenin kalmadığından bahsediyorduk; kabin amirinin bu şık davranışı bizi doğruladı.<br />Yemekler güzeldi, içkiler boldu, hele ben bize hizmet eden hostun tipine bakıp da İzmir’li olduğunu bilince ikramlar yağdı. 2 viski, 4 bira içtim.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SjFjyrZ2L_I/AAAAAAAALr8/0tIRVEurQVs/s1600-h/DSC00451.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5346163954961231858" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; cursor: pointer; height: 300px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SjFjyrZ2L_I/AAAAAAAALr8/0tIRVEurQVs/s400/DSC00451.JPG" border="0" /></a><br /><br />Hemşehrim ayrıca iki de açılmamış bira verdi, ki benim bildiğim uçakta açılmamış kutu vermek zinhar yasak. Görevliler fizyonomi olarak düşüşte olsalar da hizmet açısından kabin ekibini çok beğendik. Hepsi genç, kız ve oğlanlar işlerini neşe içinde, güleryüzle ve belli ki çok zevk alarak yapıyorlardı. Hepsinin adını alıp derginin içindeki dilek-şikayet formuna yazıp övdük.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Bjmop92TQ2H9ea5XdSADCQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SeGuqXsU6OI/AAAAAAAALT4/K2KCRmuy43A/s400/DSC02919.JPG" /></a><br /><br />Doğu’ya gittiğimizden, havalandıktan kısa süre sonra, saat 3 gibi güneş doğdu.<br />Hint Okyanusunda çok güzel tropik adaların üzerinden geçtik ama bunca donanıma karşın uçuşla ilgili ne harita, ne konuşma hiçbir bilgi verilmediğinden nerede olduğumuzu anlayamadık. Bence THY’nin en büyük eksiği buydu.<br />Saat 16 da Singapur havaalanına indik. Havaalanında her köşedeki standlarda yer alan bedava broşür ve haritalardan aldık<br />Pek medeni ve zengin bir ülkeye geldiğimiz hemen anlaşılıyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/GjIFkYbojqKw6AZrxvQEvg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDh2LdqUrI/AAAAAAAALoc/Bkjn9lvR5Z4/s400/DSC00478.JPG" /></a><br /><br />Singapur'a en yakın ada olan Sumatra için uçak bileti sorduk. Ucuz havayolları Budget terminalden (Bütçem terminali) kalktıkları için burada büroları yokmuş. Sadece Jet Ariways vardı, tek gidiş için kişi başı 160 Singapur doları (1SD= 0,67 USD= 1.1 lira) isteyince almadan çıktık.<br />Ben sigara içmek için havaalanının dışına çıktım, hava bunaltıcıydı, tişörtüm sırılsıklam olmasın diye hemen üstümü çıkardım. Uçaktan tanıştığımız, arkamızda oturan Türk kızlar da dışarda sigara içiyorlardı, garip garip baktılar.<br />Onlar da 14 Şubat promosyonundan bu bileti yakalayabilmişler, ama ne yapacakları hakkında hiçbir fikirleri yoktu, bize sordular.<br />Burada durulmaz, madem Endonezya vizeniz yok, Malezya’ya falan gidin dediysem de dönüşte öğrendiğimize göre 9 günün tamamını Singapur’da geçirip sıkıntıdan patlamışlar.<br /><br />Singapur’da, Couchsurfing aracılığıyla bulduğumuz, bizi ağırlayabileceğini söyleyen biri dişi, dört kişi arasından seçtiğim Carlo’nun evinde kalacağız. Biraz para bozdurup, Duty Free’den Levent’in favorisi Makers Mark bourbon aldık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/UG-Eoas9szCGG29GE9UlkA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDh5F1DUNI/AAAAAAAALow/G0IHg9z1BM8/s400/DSC00505.jpg" /></a><br /><br />Carlo’nun tarifine göre 1 saat mesafedeki evine gitmek için havaalanının metro istasyonuna indik.<br />Singapur metrosuna otomatik makineden alınan kredi kartı gibi bir kartla biniliyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/L4wBlTrj0NZ9JCSsZemwzw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SaTs-VA8B0I/AAAAAAAAKm4/FYtp4pJ-IOg/s400/DSC02731.JPG" /></a><br /><br />Fiyat yola göre değişmekle birlikte şehre gidiş için bir saatlik yola kart depoziti dahil 3,40 SD (3,75 lira) ödedik. Kartı makineye iade edince 1 SD depositi geri veriyor.<br />Singapur adını tüm dünyada duyurduğu ciklet yasağı gibi yasaklarıyla meşhur bir ülkecik. Özellikle çöp atma, sigara içme gibi konularda bir sürü yasak var, her tarafta 500 SD den başlayıp bir kaç bine ulaşan cezaların miktarı ilan edilmiş. Tabelaların uslubundan olayı ciddiye aldıkları anlaşılıyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/V1oM-czfx0lDkbYfU4b5UQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDh3t4aDpI/AAAAAAAALok/KuLDlEK_8iM/s400/DSC00488.JPG" /></a><br /><br />Ben tedirgin oldum, başkalarının yapmadığı şeyleri (Metro istasyonunda birşeyler yemek, sokakta sigara içmek vs) yapmadım. Sonradan anladığıma göre sahiden bunlara ceza keserken kimsenin gözünün yaşına bakmıyorlarmış.<br />Sokakta sigara içmek serbest ama izmariti yere atmak yasak, bu nedenle herkes çöp tenekelerinin başında içiyor.<br />Metrodan indiğimiz otobüs durağında bir ilan panosu ve panonun üzerinde de tehditkar bir havada ‘ilanlarınızı buraya asın, bu pano dışında ilan asanlara 500 SD ceza verilecektir’ yazıyordu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/i2f60QQ92M3oeBqY1fJC_A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SeGumHkp_uI/AAAAAAAALTI/opUk6yLo71o/s400/DSC02656.JPG" /></a><br /><br />Otobüs durağından Carlo’ya telefon ettik, '15 dk sonra oradayım' dedi, yarım saatte geldi. Takkeli, neşeli bir çocuk, anında kanım kaynadı.<br />Panama’lıymış, 5 yıldır burada internet güvenliği yazılımları konusunda çalışıyormuş.<br />Gerçi ben hiç çalıştığını görmedim.<br />Daha ziyade benim gençliğimi hatırlatır tarzda gündüzleri evde yayılıp geceleri parti insanı görüntüsü çiziyordu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/st2m8ps6oCcRVZOS5D7soQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDiFZV5TGI/AAAAAAAALps/3osrGp7rUR0/s400/DSC00573.JPG" /></a><br /><br />Evde Kathleen adında Singapurlu bir kız vardı. Sonra Yeni Zellanda’lı Rob, İsviçreli Andreas, ve Endonezyalı sevgilisi Lisa geldi.<br />Carlo ve arkadaş grubunda bir Seinfeld havası var. Sonradan öğrendiğimize göre Kathleen de Carlo’nun eski sevgilisiymiş, şimdi Seinfeld ile Elaine gibi arkadaş olmuşlar.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/MoShYFzixCyChBxnwvtsIA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDh4QmN3vI/AAAAAAAALoo/p8X5Eej1_tQ/s400/DSC00503.JPG" /></a><br /><br />Bu arkadaş grubu sürekli birlikte takılıyor, gündüzleri havadan sudan geyik yapıp, geceleri alemlere akıp, 80 liraya bira satılan barlarda yüksek maaşlarını yiyorlar. Carlo 5000 SD maaş alıyormuş, oturduğu evin kirası 3000 miş. Zemin katta, bahçeye bakan, güvenlilikli sitedeki daireye iki ev arkadaşı kızla birlikte 1000’er SD veriyorlarmış.<br />Kızlardan biri Hırvat, diğeri Çinliymiş. Hırvat seyahatteydi, Çinli odasından hiç çıkmadı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/G6O_s7tNijoIlyQDQjMc8Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjD9QCQAw5I/AAAAAAAALrA/zcB1WznY2P0/s400/DSC00504.JPG" /></a><br /><br />Eve girince Carlo hemen dolaptan bira getirdi, ben de uçaktan aldığım Efes Pilsen'i ve Türkiye'den hediye getirdiğim Bahadır Baruter albümünü verdim, çok sevindi hemen kitabı açıp cildini kokladı.<br />Levent de yanına bir sürü nazar boncuklu anahtarlık almış, herkese onlardan hediye etti.<br />Bir süre evde sohbet ettikten sonra ben sitenin havuzuna gitmeyi önerdim, hep beraber biraları ve bizim bourbonu alıp havuz başına gittik, bir yandan yüzerken bir yandan içmeye ve muhabbete devam ettik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/43BoHajEUS4Ih3BrAxcJtg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDh8I0UTlI/AAAAAAAALpA/U5QvkQvyMO4/s400/DSC00526.jpg" /></a><br /><br />Anladığım kadarıyla Singapur bayağı ciddi ve sert bir diktatörlükle yönetiliyor.<br />Demokrasi, insan hakkı falan burada pek popüler kavramlar değil. Polis istediği eve izinsiz girip arama hakkına sahipmiş.<br />Carlo bundan yakınırken Kathleen iyi bir Singapurlu olarak bunu gayet normal bulup, ‘Tabi şüpheli bir durum varsa polis evini arıyacak, sen suç işlemediysen neden bundan gocunuyorsun ki?’ diyordu.<br />Marihuana bulundurmanın cezası asılarak idammış ve , bu cezayı gerçekten, yabancılar dahil uyguluyorlarmış.<br /><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/P9dfKfQxa-vR6axPZhZGjA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDiHrZe2zI/AAAAAAAALp0/gWCVE1dgvR8/s400/DSC00576.JPG" /></a><br /><br /><br />Çalışanlara iyi maaş verildiğinden dünyanın her yerinden Dubai gibi beyin göçü alıyor. Büyük bir milli gelirleri var, yaşam standardı çok yüksek.<br />Carlo’nun anlattığına göre geçen yıl devletin elindeki para o kadar çok gelmiş ki vatandaşlarına karşılıksız dağıtmışlar. Düşük gelirlilere 5000 dolara kadar ödenirken, en iyi durumdakiler 100 SD almış. Kathleen peyzaj mimarı olarak çalıştığı belediyeden ayda 10 000 dolar maaş aldığından 200 dolar kadar alabilmiş. O dönemde millet havalı bir şekilde ‘Yaa bana 100 dolar verdiler’ diye birbirine sızlanıyormuş.<br />Ilık gece havasında, havuzda bir iç, bir yüz, bir iç derken epeyce kafayı bulduk.<br />Levent baştan beri Couchsurfing’e temkinli yaklaşıyordu ama hiç itiraz etmedi<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/_MdPlcwJIMx2PZJgGy4tTg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjD9Qo14h0I/AAAAAAAALrE/angdvs0IuLA/s400/DSC00506.JPG" /></a><br /><br />Havuzdan eve giderken,<br />"Nasıl buldun çocukları, için rahatladı mı?” dedim<br />“Dur bakalım, hele bir sabah olsun, buzlu küvette böbreğimiz alınmış olarak uyanmazsak o zaman konuşuruz” dedi.<br />Evde giyinip, ekibi bozmadan iki taksiyle şehir merkezine gittik, halk tipi bir restorana oturduk.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/WxwlZq7mvBLUATg1eag4pg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDh6u8YUGI/AAAAAAAALo4/26_n3PpGeEI/s400/DSC00516.JPG" /></a><br /><br />Fiyatlar ne ucuz ne pahalıydı, zaten Singapur’da hemen her şey Türkiye ile aynı fiyat denebilir. Biz deniz ürünlü erişte ve noodle (5+4 SD) söyledik, Carlo kurbağa (8) söyledi. Ortaya güveçte gelen salçalı kurbağa anladığımız kadarıyla burada tavuk kadar popüler bir yiyecek. Biz de yedik, çok lezzetliydi, bundan sonra kurbağa yemeye karar verdik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/JlzP5tmzObpJXv7EMFoTVg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDh5ztitfI/AAAAAAAALo0/KH6KKYYuBE0/s400/DSC00510.JPG" /></a><br /><br />Adam başı birer büyük Tiger (5) içtikten sonra kalkıp dolaşmaya başladık.<br />İzmir’in Kordon’u gibi lüks balık restoranlarının ve piyasanın olduğu bir yerden geçtik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/nfHRC0j4xXluJYXcLmGtRQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjD9Rcqrq1I/AAAAAAAALrM/xTnwrvSNoCg/s400/DSC00533.JPG" /></a><br /><br />Bir hint bakkalında epeydir özlediğim <span style="font-style: italic;">beedie</span> denen okaliptüs yaprağına sarılmış gariban sigaralarından gördüm. Hindistan’da neredeyse bedavaya satılan paketlere 2.5 SD deyince Endonezya’dan alırım diye almadım, ama orada da bulunmuyormuş.<br />Singapur’a vardığımızdan beri içtiğim içkilerin, yol yorgunluğunun ve jet lagin etkisiyle (İzmir'den ayrılalı henüz 24 saat olmamıştı) eve dönmek istedimse de benim dışımda Levent dahil herkes içmeye devam etmek istediğinden oy çokluğuyla İrish Pub’a gittik. Rob güzel, taze, pastörize biralar ısmarladı, bardağı 15 SD imiş.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/mqD2ENMhaSsVwF4KCbTWew?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDh83vzRkI/AAAAAAAALpE/nFmGmLzlxmE/s400/DSC00527.JPG" /></a><br /><br />Sokağın karşısındaki barın adı dikkatimi çekti, nedir bu 'Eski Bar' diye sordum. Eskimodan geliyormuş, içerisi eksi 5 derecede tutulan bir mekanmış.<br />Gidip baktım, sahiden çift kapıyla girilen barda devasa klimalar marifetiyle dışarsı gece 30 derece iken içerde bir kutup ambiyansı var.<br />Bar tamamen buzdan yapılmış, votka içiliyor falan...<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ZwkqprDZa3S3B7mJHKK9Jg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDh7R5MeUI/AAAAAAAALo8/PM-amXD2J2o/s400/DSC00524.JPG" /></a><br /><br /><br />Carlo’nun söylediğine göre 50 SD verip sınırsız votka içebiliyormuşsun. Tabi içerdeki kötü hava koşulları nedeniyle sınırlı süre durabildiğinden içebildiğin votka da sınırlı oluyormuş. Carlo en fazla altı şat içebilmiş.<br />Carlo ile Singapurlular hakkında biraz daha konuştuk: Halk çok muhafazakarmış. Ofis partilerine karılarını getirmezler, getirseler bile haremlik selamlık oturulur, kimse karısını iş arkadaşlarıyla tanıştırmazmış.<br />Hayat çalışma üzerine kuruluymuş. Carlo’nun Singapurlu bir kız arkadaşı varmış. Bir gün başarısız bir iş görüşmesi sonrasında Carlo’nun çalıştığı şirkete uğramış. Carlo da kızı öyle süslenmiş ve üzgün görünce jest olsun diye ‘Hadi seni yemeğe çıkartayım’ demiş.<br />Kız buna bir kızmış, ‘Sen nasıl mesai saatinde işini bırakıp çıkarsın’ diye azarlamış.<br /><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/FcuV9IyX-PeThQwvv9znnQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDh9y4JFII/AAAAAAAALpI/W4gQBPbfhsU/s400/DSC00535r.jpg" /></a><br /><br /><br />Zaten kıyafetlerini de sürekli eleştiriyor, Carlo gibi kariyeri olan birisinin şık takım elbiseler giymesi gerektiğini söylüyormuş. (Carlo sürekli bol kareli pantolonlar, kirli tişört, parmak arası terlikler ve el örgüsü turuncu bir takkeyle dolaşıyor)<br />Panama’dan ayrılırken annesi ‘Oğlum uzaklara gidiyorsun, sana beni hatırlatacak ne vereyim?’ demiş.<br />Carlo da ‘Annecim sen bana Smiley’li bir don al, giydikçe seni hatırlarım’ demiş.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/pxJ7YsMFR3D4HvWPjvLrKw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDh_vlaQZI/AAAAAAAALpQ/6iUIuwKhxhA/s400/DSC00541.jpg" /></a><br /><br />Bir gün eve geldiğinde kız arkadaşının bütün giysileriyle birlikte annesinin aldığı donu da çöpe attığını görünce canına tak edip kızdan ayrılmış.<br />Bardan çıkınca yine taksilere dağılıp eve döndük.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/wIFCZOP3q8bCidMp-r8BKw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDhrlCl1DI/AAAAAAAALno/95zMW7pAy7Y/s400/Yeni%20Resim.jpg" /></a><br /><br />Havuza bakan salondaki kanepelerde sızdık. Kanepeler geniş ve rahattı.<br />Zaten Couchsurfing’de herkes profiline dünyanın çeşitli köşelerinde çekçektirdiği kendi fotoğraflarını koyarken Carlo’nunkinde 10 fotoğraftan dokuzu kanepeler, havuz vs den oluşuyordu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/deMhAo0e6cNcb9AP-lO4Iw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDiEvDN8UI/AAAAAAAALpo/4TAheDkMkdc/s400/DSC00568.JPG" /></a><br /><br />Sabah kahve duş derken saat on oldu.<br />Balkondan Neşe’ye bir mail attım.<br />(Carlo’nun evinde internet olmadığından laptop ile balkonun belli bir köşesine gidip orda komuşların internetleri kullanılıyor. Bilgisayarında da Linux yüklüydü)<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/UXhA0jrqVT7o0xoaNIBDsg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDiGiOFglI/AAAAAAAALpw/KNtOmC-fgEA/s400/DSC00575.JPG" /></a><br /><br />Yağmurlu havalarda internete bağlanmak sorun olabiliyor. Acil mesaj göndermem gereken bir seferinde bir elimde şemsiye olduğundan tek elimle yazmak zorunda kaldım.<br />Levent kalkınca “Böbreğin nasıl, yerinde mi, halinden memnun musun, güvendin mi artık Carlo’ya?” dedim<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/xcx8UbloT2YwMIkd_6yUcw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDh-jlCdII/AAAAAAAALpM/x6tR1yQi3zQ/s400/DSC00539.JPG" /></a><br /><br />Ekşi bir suratla “Kalkar kalkmaz böbreğime baktım, onda bir sorun yok, ama ben bu adama güvenmedim. İnternet güvenliği üzerine çalıştığını iddia ediyor, evinde internet yok” dedi.<br />Carlo ile birlikte dışarı çıkıp metro durağının yanındaki <span style="font-style: italic;">food court</span>’a gittik.<br />Birer karidesli pişi ile zencefilli kahve, çay içerek kahvaltı etik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/AYsG81sKDxY5_rcle-zbIQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDiB3eotBI/AAAAAAAALpc/Vn7B2lhZvRs/s400/DSC00550.JPG" /></a><br /><br />Zencefilli kahveyi Hindistan usulü karıştırıyorlardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/fvG1Jn_5GLt9kfWfe3jYpg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDiBAnOdHI/AAAAAAAALpY/Ovf_cp8Hz-E/s400/DSC00548.jpg" /></a><br /><br />Kahvaltıdan sonra Endonezya’ya uçak bileti bakmak için otobüs ile Chinatown’daki seyahat acentelerinin bulunduğu bir alışveriş merkezine gittik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/RrbAAxsiCSWATrQERQMizA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDiASkpzgI/AAAAAAAALpU/PZN3QID8r8g/s400/DSC00547.JPG" /></a><br /><br />Metro istasyonunda yerdeki kabartma çizgiler dikkatimi çekti. Aslında körler için yapılmış ama şimdi sürekli cep telefonu ile uğraşıp önüne bakmayan gençler kullanıyormuş.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/MhRmxSMeJcV8hOMAS2iElw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDiC_5l9PI/AAAAAAAALpg/a_NH8AlE2xo/s400/DSC00552.jpg" /></a><br /><br />Günlerden Pazar olduğu için AVM’deki acentelerin tümü kapalıydı, saat 12 de açılacaklarmış.<br />Lüks çarşının içinde dolaşıp vakit öldürürken üst katta bir örnek giyinmiş balkona sıralanmış kızlar dikkatimi çekti.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/F-rtPorQBCbEunoEck-Y3g?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SeGumwlvNdI/AAAAAAAALTQ/xpeLdsejRJc/s400/DSC02716.JPG" /></a><br /><br />Neden beklediklerini sordum Carlo’ya.<br />Burada bir hizmetçilik ajansı varmış. Filipinler ve Vietnam’dan gelen yoksul kızlar bu ajansın önünde hizmetçi arayanlar tarafından seçilmek için sabahtan akşama kadar böyle ayakta bekliyorlarmış. Üstelik Carlo’nun söylediğine göre ayakta bekledikleri günler için ücret almadıkları gibi muhtemelen ajansa para da ödüyorlarmış. Alenen köle pazarı kurulmuş yani. Üst kata çıktık, kızların önünden geçtik. Bize ürkek ve meraklı gözlerle baktılar.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-x7gqfXxADcJAcP3g1SFyw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjD9R5BfmyI/AAAAAAAALrQ/uUwt8Ueqjqg/s400/DSC00563.JPG" /></a><br /><br />Ben de onları başımla selamladım, sevindiler.<br />Başka bir katta kafuru kokuları içinde masaj dükkanları vardı. Kapıların önünde işsiz oturan kaslı masörler önlerinden geçerken ellerini yumruk yapıp kollarını omuzdan aşağı yukarı sallayarak diğer eleriyle çıplak kola şap diye vurarak vakit geçiriyorlardı. Bunu burnuma doğru ilk yaptıklarında irkilerek döndüm, baktım adam yaptığı hareketin Türkiye’deki anlamının farkında değil, ben de sana diyerek aynen şaplattım. Bir de zevkliymiş, bütün katı kolumu salayıp şaplatarak dolaştım.<br />Bir dükkanda bizim Sivas’taki Balıklı Göl’den getirilmiş balıklar küvet içinde dakika hesabı tedavide kullanılıyordu. Kadın fotograf çekmeme izin vermedi.<br />Vakit geçsin diye dışarı çıkıp turistik dükkanlara şöyle bir baktık, suvenir fiyatları Türkiye ayarındaydı. Taze meyve suyu içtik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/TboZ_a_PwTWuzQZMm-LJcw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDhsvzJSOI/AAAAAAAALns/5y5KsxBnw-M/s400/3.JPG" /></a><br /><br />Acenteler açılınca bir ikisinden fiyat aldık. Buranın Pegasus’u Tiger Air’in 'bilet bedava sadece vergileri öde' kampanyasını İzmir’deyken keşfetmiştim. İki kişilik Singapur- Padang (Sumatra) bileti 62 liraydı ama virüs programı alarm verip, girdiğim sitenin sahte olduğunu söyleyince bileti alamadığım gibi kredi kartlarımı da iptal ettirmek zorunda kalmıştım. Burada kişi başı 20 lira enayi parası (acente komisyonu) ödedik ve Singapur’a dönüş için 121 liraya tek yön iki bilet aldık. Biletleri kız kesse canım yanmaz, bir de biz yardım ettik süslüye, şuraya bas, buraya tıkla diye.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/FPf8EilJPsqCoRxxzwsHpQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SeGunlpbA5I/AAAAAAAALTY/csZUaexXlFY/s400/DSC02717.JPG" /></a><br /><br />Gidiş için de aynı fiyata bilet vardı ama ilk uçak 2 gün sonra olduğundan sıkıcı Singapur’da beklemek istemedik, feribotla Sumatra’ya geçip oradan otobüsle devam etmeye karar verdik (Daha doğrusu Levent tüm kararları bana bırakıp itirazsız uyduğundan ben karar verdim). Feribot biletleri için Harbour Point denen iskeleye gittik.<br />Singapur’la Sumatra Adası arasında Endonezya’ya ait Batam ve Bintang adında iki küçük ada var. Sumatra’ya direk deniz ulaşımı yok, önce bu adalara geçip, oradan yeniden feribota binmek gerekiyormuş.<br />Singapur-Batam arası, aynı zamanda Sadun Boro ve eşi Oda'nın ilk dünya seyahatlerinde deniz korsanları tarafından taciz edildikleri bölge.<br /><br /><a href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SjYzRndFGUI/AAAAAAAALs0/veBw6E1-eSQ/s1600-h/Sumatra.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5347517985290787138" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; height: 384px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SjYzRndFGUI/AAAAAAAALs0/veBw6E1-eSQ/s400/Sumatra.JPG" border="0" /></a><br /><br />İnternetten okuduğuma göre Batam bu iş için daha uygunmuş ama Batam’dan Sumatra’ya son feribot sabah 8 de kalkıyormuş, yani Singapur’dan ya sabah en geç 7 de çıkmak ya da Batam’da bir gece geçirmek gerekiyor. Biz ikinci şıkkı seçip gece son feribota bilet aldık (2x21 =42 SD=46 lira)<br /><br />Carlo bizden ayrılıp Singapur havaalanından transit geçecek olan Panamalı bir arkadaşıyla buluşmak üzere havaalanına gitti, biz de elektronik alışverişi yapalım dedik ama ben fiyatları karşılaştıracağımız Teknosa broşürlerini çantada unuttuğumdan eve döndük, biraz dinlenip tekrar çıktık.<br />Carlo’nun evine girmekte hiç zorlanmadık, zira kapısı kilitli değil!<br />Singapur'a taşındı taşınalı kapısını hiç kilitlememiş, köy evi gibi mandala basıp giriyorsun. Zaten bahçeye bakan balkon kapıları da her daim açık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/F0uO-5-2h3yCqf6YuXN-Rw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SeGuoXOk_DI/AAAAAAAALTg/d9QkS9dWRhs/s400/DSC02734.JPG" /></a><br /><br />Evin içi dışında, üstelik lap top gibi elektronik eşyalar da ortalıkta, açıkta duruyor. Singapur bizim kavramakta zorlandığımız derecede güvenli bir şehir.<br /><br />Bu sefer amacımız Sim Lim Square denen buranın Doğubank işhanından kamera almak. Metro ile yarım saatlik yolculukla ulaştığımız büyük binada Uzakdoğudaki benzerleri gibi envai çeşit elektronik, bilgisayar parçası vs katlara dağılmış durumda. Daha eve dönüp, çantaları alıp feribota yetişeceğimizden 1 saatlik süremizde hızlıca dükkanları gezdik. Makinem yıllardır düşürülmekten feleği şaşırıp arada sırada çalışmadığından yeni bir makine alayım dedim, ama fiyatların Teknosa'ya göre %10-20 ucuz olduğunu görünce memleketimden alayım garantili olsun dedim.<br />Levent ise 18-55, ve 55-200 objektifleriyle güzel bir Canon EOS 40 D yi 1640 SD (1800 liraya) aldı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/T9fOpDOl7-VE0sx9OqPiXw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDiIhYT1wI/AAAAAAAALp4/WJuTy0s-KUQ/s400/DSC00581.JPG" /></a><br /><br />Aslında aynı makineyi 1650 liraya da teklif eden bir dükkan vardı ama satıcıların tipini ve ikna edici tavırlarını görünce, yıllar içinde yenilen kazıklarla oluşmuş olan 6. hissim “Dikat üçkağıtçı! Dikkat üçkağıtçı!” diye siren çalmaya başladı, Levent’e 'bırakalım bu adamları' dedim.<br />Alışveriş yaptığımız mağazanın yazar kasasının sağında solunda bereket getirsin diye sarımsaklar vardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/uYziwbYkjlFPuqtgUCS2jg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDiJeQzsUI/AAAAAAAALp8/_jLdEGk022g/s400/DSC00582.jpg" /></a><br /><br />Hızla eve döndük, çantalarımızı aldık, Carlo ile vedalaşıp taksi ile iskeleye geldik.<br />Feribot iskelesi ve gümrüğü havaalanı gibi düzenlenmiş. İçeriye elektronik biletlerle giriliyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/a-LDnvm5nwvXVAy5YzQKVQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDiJ6q-9aI/AAAAAAAALqA/d5WnTShM-es/s400/DSC00588.JPG" /></a><br /><br />Bizim feribotun çekin saati başlamadan kapıdan geçemedik, yarım saat bekledik. Pasaport işlemlerini halletikten sonra bekleme salonuna geçtik. Ben iki günün yorgunluğu ve saat farkı nedeniyle koltuklarda sızdım.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/HG8iEYLzEaEiRIUdNkJg8g?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SaTs_4SCn0I/AAAAAAAAKnI/1NHx80O6sD4/s400/DSC02735.JPG" /></a><br /><br />Levent de sadece lüks içkiler satan Singapur Dutyfree’sinden litrelik bir Jack Daniels alarak Singapur'da bir günde tükenen bourbon stoğumuzu tazeledi.<br />Feribot deniz otobüsü gibi birşeydi, ve tek tük yolcu vardı. Ben hiç uykumu açmadan bir saatlik yolculuk boyunca da uyumaya devam ettim, Levent karate filmi seyretti.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/qWj1x0-VUiNxvCXtGUA4PA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SaTtA3Ka3dI/AAAAAAAAKnQ/qKyrAGVmc7Q/s400/DSC02743.JPG" /></a><br /><br />Gece saat 10’da çıktığımız Batam’da iskelesinde bizim feribotu bekleyen iki gümrük memuru, ve iki taksiciden başka kimse yoktu. Gümrük memurları Levent’in vizesine bakıp damgayı bastılar, geçti. Sıra bana gelince, benim vizesiz yeşil pasaportu ilk defa gördüklerinden uzun süre incelediler, düşündüler, ben de biraz açıkladım, en sonunda bana vize gerekmediğine ikna olup damgayı bastılar, Endonezya'ya girdik.<br /><br />Sonuçta memurlar ilk defa gördükleri bir pasaportu kabul etmiş oldular. Acaba diyorum, kafadan mor bir <span style="font-style: italic;">“special”</span> pasaport üretsen kabul edecekler mi?<br />Bunu gerçekten çok merak ediyorum.<br />Gümrük memurları bizi ülkeye aldıktan sonra gümrüğü kapatıp evlerine gitmek için çıktılar. İngilizce bilen amire kalacak yer sordum, 20 kilometre ilerdeki şehir merkezindeymiş, bu satte toplu taşım da yokmuş. Mecburen taksiciye pazarlık ettik, 12 SD istedi, 10’a anlaştık.<br />Issız yollardan geçip şehir merkezine geldik, açık bir döviz bürosunda 100 dolar bozdurduk.1 USD=11 000, 1 Euro=15 000 rupi. Taksicinin götürdüğü ilk otel hem pahalıydı, hem de beğenmedim, Levent’i takside bırakarak çevredeki diğer otelleri gezmeye başladım.<br />Levent’in, yıllardır sürekli beş ve üzeri yıldızlı otellerde kalan bir insan olarak benden tek isteği böceksiz bir oda, temiz bir yatak, ve sıcak su oldu. Ben de bütçemizi zorlamadan (10 Euronun altında) buna uygun otel bulmaya çalışıyordum. En sonunda 12.000 rupiye (8 Euro) temiz bir otel buldum.<br />Taksciye parasını ödeyip otele girer girmez Levent lobide resepsiyonun hemen önünde cansız yatan 5 santimlik bir hamam böceğini gösterip “Bu mu abicim böceksiz otel” dedi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/eNNqVdzeS7tqaV1LZH7jyw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjEHtkGGDFI/AAAAAAAALrw/pGTTY8NFd38/s400/DSC00597.JPG" /></a><br /><br />Algıda seçicilik olsa gerek, insan neyi görmek istiyorsa onu görüyor. Ben o kadar dikkat ettiğim halde görmemiştim. Keza resepsiyondakiler de gözlerinin önündeki mevtayı görseler bir faraşla alırlardı herhalde. Allah’tan odada böcek çıkmadı. Çantaları bırakıp her yer kapanmadan bir şeyler yiyelim diye çıktık. Issız sokaklarda bir iki halk tipi seyyar lokanta açıktı, ama Levent benim ısrarıma karşın buralarda yemeyi reddetti.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Ns-mHGuLi9lrcEwOlxUePw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjFxYiH1bZI/AAAAAAAALsI/MGzRfQbqwnI/s400/DSC00688.JPG" /></a><br /><br />Gece gördüğümüz kadarıyla Batam çirkin, ufak bir kasaba. Bu adanın özelliği Singapur’lu erkeklerin buradan metres tutup hafta sonları kaçamak yaptıkları yer olmasıymış. Levent’in ısrarıyla dışında neonlar yanan bir bara girdik. Anlglosakson birinin işlettiği belli olan barın havası genelde iyiydi, dekorasyonu güzeldi, ama içeride, barda çalışan mini eteklileri saymazsan Endonezya’lı yoktu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/MbzsAu2NM_Vc5PHaF_dJwQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjDiK330kiI/AAAAAAAALqE/ce8I-3RqmZI/s400/DSC00601.JPG" /></a><br /><br />Yaşlı expatlar barda geyik çevirirken gençler bilardo oynuyordu. Biz de benim sokakta yiyelim ısrarlarıma karşın bara oturduk, Levent bonfileli bir sandviç söyledi (5 USD) , ben sadece bira içtim. (33lük Tiger, 2 USD) .<br />Yanımızda oturan yaşlı Hollandalı yıllardır bu adadaki bir santralde çalışıyormuş.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/KJKamhhYTIRQxZWGymaUig?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SjEHueBIADI/AAAAAAAALr0/3eohcOAKRiI/s400/DSC00602.JPG" /></a><br /><br />Sumatra’ya deniz ve kara yolu ile gideceğimizi duyunca<br />“Hiç tavsiye etmem, 20-30 dolar daha verin, uçağa binin, bu adadan da Sumatra’ya uçuş var” dedi.<br />Adamın tavrını görünce uçakla gitmeyi tekrar değerlendirdik ama bu saatte uçak günlerini ve fiyatlarını öğrenebileceğimiz açık acente olmadığı gibi yarın 9 gibi açılmalarını beklersek 8 de kalkacak feribot kaçırıp bu cenabet adada bir gün daha geçirecektik. Odaya döndük, Sumatra’da okumayı planladığım Masumiyet Müzesi’ni THY uçağında unuttuğumu dehşetle farkettim. Yanımda yedek olarak sadece 1915 Filistin’ini anlatan ince bir kitap daha var.<br />Biraz viski, çikolata, kitap yaptık, ve karar vermeyi sabaha bırakarak Endonezya'daki ilk gecemizde uykuya daldık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Ke1-_0u0QUWXqHy1DwjW4g?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SaF4VonFRpI/AAAAAAAAKiA/iDSdK3S0iws/s400/DSC01003.JPG" /></a><br />.<br /><span style="color: rgb(255, 102, 0); font-style: italic;">Endonezya'daki 27 saatlik yolculuk ve ıssız ada macerası yakında burada.</span><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/8quj5T3afH-H4vCZsIqXHg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SaF5Py-4JcI/AAAAAAAAKiY/XNyDbeaWVag/s400/DSC01285.JPG" /></a></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15415120-5930372492286435964?l=sandaletliseyahat.blogspot.com'/></div>ssbbnoreply@blogger.com18tag:blogger.com,1999:blog-15415120.post-49194732534219214152009-03-17T19:06:00.018+02:002009-04-06T12:41:01.801+03:00<span style="font-family:arial;font-size:180%;">BREZİLYA III</span><span style="font-size:180%;"><br /></span><span style="font-size:180%;"><span style="font-family:arial;">(Aralık 2008)</span></span><br /><br /><br /><br /><div><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/glz9C5vL-PpUS0y8qjJ5sA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT-MNJoQjI/AAAAAAAAK0Q/uoio8Y_AWi4/s400/DSC09239.jpg" /></a><br /><br /><embed id="radioblog_player_0" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" width="180" height="23" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" bgcolor="#FFCC00" flashvars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=2wLzRmb192cvc2bsJmLvlGZhJ3L0VmbuIWZ3lmdpZnL45Gb/Elis%2520Regina%2520-%2520Pente%2520Que%2520Penteia.rbs&colors=body:#FFCC00;border:#33CC00;button:#339900;player_text:#3333FF;playlist_text:#666666;"></embed><br /><br /><span style="FONT-STYLE: italic;font-family:courier new;" >Çıkan bölümün özeti: Brezilya'daki ilk ev sahibimiz Andrea'nın evinde üç gece kaldıktan sonra ikinci ev sahibimiz Lucia bizi Andrea'nın evinden almıştı</span><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/iWJjYVKz4LixK5ph9ZH6ww?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2E4D-_3fI/AAAAAAAAK-U/wwUg4qv5EwM/s400/DSC09842r.jpg" /></a><br /><br />Lucia arabaya biner binmez meme kanseri olduğunu ve tedavisinin yeni bittiğini söyledi. Couchsurfing'le de hastalığa yakalandıktan sonra tanışmış. Hep Couchsurfing ile konaklayarak gezen, gezi anılarını da Guardian gazetesine yazan İngiliz bir kız ilk misafiri olmuş. O sırada kemoterapinin en ağır devresindeymiş, sürekli kusuyormuş, ama kızı konuk etmek istemiş, moraline olumlu etkisi olmuş.<br />Kız bu deneyimini de <a href="http://www.guardian.co.uk/travel/2008/jun/21/brazil.salvador?page=2">yazmış</a>.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-vKVAyEa9JwWIaE7s-RP1Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb64Hv9Ra5I/AAAAAAAALIo/Vtw1058CFTQ/s400/PIC_0273.JPG" /></a><br /><br />Klinik psikolog olarak yoksullara bakan bir hastanede ve part time olarak zenginlere bakan özel bir klinikte çalışıyormuş. Birlikte deniz kıyısındaki Pituba semtindeki evlerine gittik. Evde eşi George vardı. George da üniversitede Maden Mühendisliğinde Profesör ve Bahia Komünist Partisinin başkanıymış. İkisi de çok cana yakın, bizimle aynı yaşlarda, aynı meşrepten insanlardı. Lucia iyi derecede Almanca ve İngilizce konuşmasına karşın, George Rusça ve çok az İngilizce biliyordu. Üniveristeyi Rusya’da okumuş.<br />Başbaşa epeyce sohbet etsek de sıkışınca Lucia tercümanlık yaptı.<br /><br /><span style="FONT-STYLE: italic">Bu, duvardaki evlilik resimlerinde 8 yıl önceki halleri</span><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/GxST1Vfhcej4cmB5Bi3DXw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb64EQAuppI/AAAAAAAALIg/O62P0Aqk6FE/s400/PIC_0261r.jpg" /></a><br /><br />Can’la yaşıt oğulları Theo tatil okulundaymış.<br />Evde birer kahve içtikten sonra arabaya binip şehir dışındaki tatil okuluna gittik.<br />Yolda anlattıklarına göre okulu işleten Amerikalı bir kadınmış, okul çok güzelmiş.<br />Gerçekten şehir dışında büyükçe bir bahçenin içindeki okul, girişindeki pet şişelerden yapılmış taktan başlayarak farklı olduğunu gösteriyordu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/lty2bmwMLcpT-LnFU3rnxw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT8nRlITJI/AAAAAAAAKzE/ORz5TltTXmU/s400/DSC09176.JPG" /></a><br /><br />İçinde çocukları çıldırtacak pek çok oyun ve oyuncak bulunan tek katlı, yerleri şaplı beton basit bir binanın yanı sıra bahçede tırmanılacak platformlu kocaman bir ağaç, tebeşirle yazmak için boyalı duvar, ufak bir hayvanat bahçesi de vardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/wg2s1Fdrft0DAKVV2Jh70w?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT8_BcEWLI/AAAAAAAAKzY/1L6BqF1B4SI/s400/DSC09190.JPG" /></a><br /><br />Okulu işleten Susan, 1967’de evlenerek Brezilya’ya yerleşmiş, 60 yaşlarında, Tuğba Özay’ın yaşlılığını andıran, biraz kırık gibi görünen upuzun bir kadın.<br />Memleketinde pedagoji tahsil etmiş, 15 yıl önce de bu okulu açmış. Amerika’da çocuğun becerilerini oyunla geliştirecek bu tip kurumlar her kasabada varmış. Brezilya'lılara biraz yukardan bakan bir havası vardı.<br />"Aileler çocuklarıyla oynamıyorlar, burada beraber oynamalarını istiyoruz ama bırakıp gidiyorlar" diyordu.<br />Gittiğimizde çocuklar renkli hamurdan şekilli kurabiyeler pişirmekle meşguldüler, pişenlerden bize de ikram ettiler.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zg4m4lfKLZPg4fOovdYfgg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT9GoGI0EI/AAAAAAAAKzg/uBKkiVJLOPA/s400/DSC09200.JPG" /></a><br /><br />Can kesilmiş kamyon lastiğinden hulahupla çekilen kocaman sabun köpüğüne bayıldı. Özellikle sabun köpüğünde beni bile heyecanlandıran varyasyonlar vardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/h0zLEyvsKNMKPhJLYg1PqA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT8uARdPVI/AAAAAAAAKzQ/-Mu66vFIzw8/s400/DSC09179.JPG" /></a><br /><br />Haftalık, onbeş günlük programlar olduğu gibi günlük olarak da katılmak mümkünmüş, günlük ücret 10 dolarmış.<br />Theo ile Can tanıştılar, çocukların evrensel dilinde hemen anlaştılar.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/FXQ6x8o-GoAmaBVKk2X6vg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT90mPH7DI/AAAAAAAAK0A/bAIkjqD_8OQ/s400/DSC09206.JPG" /></a><br /><br />Biraz daha oynayıp okuldan çıktık, eve geldik.<br />Hizmetçi kız tavuk, patates, makarna pişirmişti, birlikte yedik.<br />Lucia'larda Andrea'ların aksine yemek pişiyor ama sofra kuralım, oturalım yiyelim yok. Acıkan ya mutfakta, ya tabağı eline alıp salonda karnını doyuruyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/H0SCoopUN2Qu7DOngft7fg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT9Rls5GfI/AAAAAAAAKzo/zE7nXh3z8-E/s400/DSC09203.JPG" /></a><br /><br />George da, Andrea gibi neden Brezilya’yı tercih ettiğimizi sordu, ona da müziklerine hayran olduğumu, uzun süredir Caetano Veloso, Tom Zé dinlediğimi söyleyince bu müzisyenleri ta Türkiye’den bilmem ve beğenmeme çok şaşırdı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/eJXD6eovbRz-YHuTJrmnSA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT9an5_WxI/AAAAAAAAKzw/ZUKXNmHPGP8/s400/DSC09204.JPG" /></a><br /><br />Zira ikisi de Bahia’lı olmasına karşın Salvador'lu işporta CD satıcıları Tom Zé’yi hiç duymamışlardı, korsan MP3’lerini bulmam mümkün olmadı . George ise Tom Zé ile ahbapmış! Caetano ile de tanışıyormuş. <span style="FONT-STYLE: italic">“Occasionally they share a beer”</span> (arada takılırlar) dedi, Lucia. George gitti, içerden açılmamış, gıcır gıcır bir Caetano CD’si getirdi, hediye etti.<br />Biz de bizi davet eden maillerini Brezilya’da alıp, hazırlıksız geldiğimizden yanımzdaki kahvaltılık zeytin peynirleri hediye ettik.<br />Zeytinler yine hemen kayboldu. Caetano CD'si ile biraz dansettikten sonra herkes öğlen uykusuna yattı. Kalkınca diğerlerini uyandırmadan hemen evin yüz metre altındaki plaja indik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/5goP7G7p-cideztDqYkeeQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT-x2AHdHI/AAAAAAAAK0w/uGspobfnG3E/s400/DSC09286r.jpg" /></a><br /><br />Bütün plajlar aynı, hiç uzaklara gitmeye gerek yok.<br />Aynı barakalar, aynı hafif içki ve yemekleri satıyor, deniz (okyanus) üç aşağı, beş yukarı aynı.<br />Merdivenden plaja inince şezlogcular ve barakacılar 'buyrun, buyrun' diye atlıyor.<br />Biz de kalender yaşlı bir Brezilyalı’nın işlettiği barakayı seçtik, caipirinhaları söyledik (2x4 real).<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/sajN7ApPQA16Hy5V9Qc7Eg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT_7WtAYNI/AAAAAAAAK1I/CHcBZh8IW1U/s400/DSC09313.JPG" /></a><br /><br />Can da kendine bebida (gazoz) söyledi (1 real; 1 euro = 2.80 real).<br />Kendine güveni gelsin diye biz hiç karışmıyoruz, o gidip Türkçe “Amcacım bebida verir misin” diyor, kutuları gösteriyorlar, rengini beğendiğini seçiyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ZGhE7SOK67yZ8aB8nEjEdA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT-C0N8bbI/AAAAAAAAK0I/gAYOn1XfZsU/s400/DSC09235.JPG" /></a><br /><br />Seinfeld’in dediği gibi: ‘Büyükler için bütün bonibonların tadı aynıdır ama çocuklar sarı ile kahverenginin çok farklı olduğunu bilirler!’<br />Hava kararana kadar aynı minvalde caipirinhaları götürerek yüzdük, güneşlendik, kitap okuduk. Önümüzdeki masada gençler öpüşme işini abarttılar.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/1NOUAFDHgYJToLDDa8KtMg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT-cKJwRDI/AAAAAAAAK0g/81sP1-w6pTA/s400/DSC09245r.jpg" /></a><br /><br />Yaşlı amca müesseseden papalina benzeri kızarmış balık getirdi.<br />Hemen her yemeğin yanında olduğu gibi balığın yanında da tapioca dedikleri tatsız, kokusuz galeta ununa, irmiğe benzer bir şey vardı. Bu sanırım <span style="FONT-STYLE: italic">yuka</span> veya <span style="FONT-STYLE: italic">kasava</span> denen patatese bezer köklerin kurutulup öğütülmesiyle elde ediliyor ve ekmek niyetine her yemeğin yanına ekleniyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/A_tbqmw3ocAP1jXkmHWcDA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT_L9LYGfI/AAAAAAAAK1A/Zvke3XEl594/s400/DSC09306.JPG" /></a><br /><br />Denizde iyice acıkmış olan Can’dan kurtarabildiğimiz balıkları tapiokaya banıp yedik, eve döndük.<br />Duş aldıktan sonra hep beraber sahildeki parkta yapılacak gösterilere gitmek için evden çıktık. Deniz kıyısında genişçe bir konser alanı ve etrafında panayır tarzı kurulmuş standlarda hediyelik yiyecek içecekler satılıyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/VkFt1-l2iP_mv4-ADY6sSA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUHJ24r3aI/AAAAAAAAK3Y/uZQKGv9wNh4/s400/DSC09497.JPG" /></a><br /><br />Oraya varınca Lucia'larla evde buluşmak üzere ayrılıp, biraz alışveriş yaptık. Büyük ahşap meyve çanakları hoşumuza gitti (20-30 real) ama taşımaya üşendik.<br />Suriye’den aldığım sandaletlerim deniz suyunda epey perişan olduğundan ben de bir tokyo terlik (başka türlüsü satılmadığından Neşe’nin hayret dolu bakışlarına aldırmadan parmakarası İpanema) aldım .<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/QL69n85HWhRjU4JeEgXDIA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT_CQrbtVI/AAAAAAAAK04/bm0xzmcrc20/s400/DSC09299.JPG" /></a><br /><br />Brezilya'da milli kıyafet sayıdığından garip gelmedi de Türkiye'de yine ölsem giymem!<br />(zaten Sumatra'da çalındı)<br />Davul sesleri duyulunca konser alanına gittik.<br />Önce animist kostümlerle bir takım folklör oyunları oynadılar.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/V6DRD_pbe3xNf1qAAeX1Rw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUAQZNuEtI/AAAAAAAAK1Q/4KgzTkGWefA/s400/DSC09336.JPG" /></a><br /><br />Sona yerliler şortlarının üzerlerine giydikleri tüylü kostümlerle bir kızılderili dansı yaptılar.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/XapMAvndVvWgizMi9K7srg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUBKKh8OKI/AAAAAAAAK1Y/dDU7TpGG3CA/s400/DSC09339.JPG" /></a><br /><br />Seyircileri de çağırdılar, biz de halkaya katıldık, kızılderili halayı çektik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/H94rO_K3pk--vSK6sagq_Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUBU7aN9aI/AAAAAAAAK1g/8HJu3aQplHQ/s400/DSC09349.JPG" /></a><br /><br />Dönüşte evde pek yemek olmadığından yiyip de dönelim dedik ama hiç tanımadığımız bir çevrede olduğumuzdan bir tek Habib’s adlı Lübnan fastfoodu satan bir restoran zincirini bulabildik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Yzu6tQGcdESrL1m4PJ4KCg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUBqbKP5bI/AAAAAAAAK1o/pOhgWe2u__k/s400/DSC09360.JPG" /></a><br /><br />Noel şapkası takmış garson çocuklardan hiç birisi tek kelime İngilizce bilmediğinden resimlere bakarak felafel, kibbeh(içli köfte), fındık lahmacun gibi set menülerden söyledik, birer bira içtik, (30 real) bütün fast foodlar gibi tatsız ve pahalıydı.<br />Eve dönüp Lucia'larla, ertesi sabah (Pazar sabahı) 90 kilometre mesafedeki Praia do Forte adlı tatil kasabasına gitmek için plan yaptık. George klasik aile babası olarak:<br />"Sabah 7 de çıkalım, serinlikte gidelim" dedi, 8 de uyandı.<br />Gece hizmetçinin bizim için düzenlediği odada yattık.<br />Sivrisinek ve sıcak yüzünden pek iyi uyuyamadım.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ng8IUE42kCqvu9DjdMPnKQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT9gpRPHLI/AAAAAAAAKz4/sAEtEvrGo5E/s400/DSC09205.JPG" /></a><br /><br />Sabah mango ile kahvaltı edip saat 9 gibi yola çıktık.<br />Önce şehir dışındaki evlerine uğradık. Burası şehrin varoşlarında, yüksek duvarlar ve güvenlik ile korunan çok lüks bir site. Evimiz dedikleri de, bir dönümden fazla alanda kendilerine ait yüzme havuzu, voleybol sahası, kocaman kakao vs meyve ağaçları içeren bir büyük, bir de küçük misafir evinden oluşan bir yermiş.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/3d4cHI-VejPQAfXhOhYxbg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb1_YO9iraI/AAAAAAAAK6A/GIWWlrU0WDg/s400/DSC09396.JPG" /></a><br /><br />Aslında burada oturuyorlarmış ama Lucia’nın hastalığı çıkınca tedavisini daha rahat sürdürebilmek için doktor olan abisinin evinin karşısında yer alan, şimdiki apartmana taşınmışlar.<br />Apartmanlarının bulunduğu Pituba da Bostanlı muadili (plajı saymazsak sahil düzenlemesi de benziyor) oldukça lüks bir semt.<br />“Ne kadar bu evin değeri?” diye sordum bahçeden topladığımız mango ve kakaoları yerken.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/16EQrygAhVHgcXwbA4Em4g?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUDWzrpT-I/AAAAAAAAK2A/roFv4bZLTfw/s400/DSC09401.JPG" /></a><br /><br />400 bin euroya almışlar, şimdi kiraya veriyorlarmış.<br />100 den fazla konut içeren sitede geçenlerde Brezilya milli takım oyuncularından bir grup gelip ev kiralamış, çok şamata yapmışlar.<br />Evlerinin karşısında yol üstünde yer alan <span style="FONT-STYLE: italic">Bompreço</span> (iyi fiyat) market zincirinden birer Algida (buradaki adı Kibon, kıta değiştirince herşeyin adı değişiyor) aldık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/guOGsVKlncHwOBIy43KsJA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUDpQBDo1I/AAAAAAAAK2I/O-q_ldXJnts/s400/DSC09415.JPG" /></a><br /><br />Mesela burada Opel’in adı Chevrolet!<br />Bu araba da Chevrolet Vectra<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/U76d63Z6nj8bEjlV5789Wg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUB6pG6ygI/AAAAAAAAK1w/_42WYKENmYE/s400/DSC09375.JPG" /></a><br /><br />Marlboro'lar da Kuzey Amerika'daki gibi beyaz uçlu.<br />Eski bir şakaya göre bu farklılığın sebebi Rolling Stones'un gitaristi Keith Richards'ın kafası güzelken hangi kıtada olduğunu anlaması içinmiş.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/w6u57DzCNRGwK7X4apWMNw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb64t859rNI/AAAAAAAALJg/C9gl3okHDQU/s400/PIC_0315.JPG" /></a><br /><br />Saat 12 gibi Praia do Forte’ye vardık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/cF6E6cVUO71CH_f2ncx6MQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2BWIoMkKI/AAAAAAAAK7w/P5sUhr10g38/s400/DSC09627.JPG" /></a><br /><br />Burası Lucia’ların çok sevdiği sık sık geldikleri bir yermiş.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/lzG8Lst6Hie0G4gsN5FdgA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb1_gXQVUXI/AAAAAAAAK6I/i21DFpcH_xU/s400/DSC09501.JPG" /></a><br /><br />Brezilya standartlarının üzerinde, temiz, turistik bir yer olmasının yanı sıra Tamar denen, bizdeki Caretta’ların benzerlerini korumak için kurulmuş bir organizasyonun merkezi de burada.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ZeBJtJ6PZldTYC9_TXE7Lw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUGEADYStI/AAAAAAAAK3A/WTIfEy2Zc6c/s400/DSC09466.JPG" /></a><br /><br />Türkiye’deki 'yumurtaların üstüne yatma, gece plajda ışık yakma' kampanyalarının aynısını burada yürütüyorlar. Ayrıca müze gibi bir yer düzenlenmiş, havuzlarda çeşit çeşit kaplumbağalar, köpek balıkları vs sergileniyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/I3mcS-fGEONysNGSItCPqw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUE7CLnvKI/AAAAAAAAK2c/jgfGWK-96TE/s400/DSC09433.JPG" /></a><br /><br />Nasıl çevreci bir organizasyonsa sergilenen kaplumbağaların nasıl yakaladıklarının fotoğraflarını da koymuşlar, kocaman kanca tosbağanın ağzından girmiş, gözünden çıkmış vs. Hoş kocaman hayvanların küvet kadar havuzlarda dönüp durması da ayrı gaddarlık ya...<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/NljTushDizedpF_M_0vGmw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUFMEFISlI/AAAAAAAAK2k/4r0KCarQ7Wk/s400/DSC09442.JPG" /></a><br /><br />Tabi bu havuzların olduğu bölgeye giriş biletli.<br />Kişi başı 10 real, çocuklar bedavaymış.<br />Lucia ile George daha önce çok girdiklerinden daha girmeyip dışardaki kafede bira içerken biz içeriyi gezdik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/3NTo3YgzxHRbQuWvPRK2XA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUFsF6si-I/AAAAAAAAK24/h0CDGLujjqE/s400/DSC09454.JPG" /></a><br /><br />Can kaplumbağalardan çok köpek balıklarına heyecanlandı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/dczUK9vouf3LoGhS-koG2g?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUFX8YTVQI/AAAAAAAAK2s/TVI8fk9q1dI/s400/DSC09447.JPG" /></a><br /><br />Çıkışta biz de George’ların yanına çöktük. Tamar’ın kafesinde Bahia’ya özgü ufak, balıklı, peynirli içli köfteler yiyip bira içerek sohbet ettik, kafenin yanından denize girdik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ac57qghTmeb-p1M_7pPmmg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUGPADyvdI/AAAAAAAAK3I/DwBXHXsGJpQ/s400/DSC09474.JPG" /></a><br /><br />Pazar günü olduğundan gariban Brezilya'lılar da bizim haftasonu pikniği misali cümbür cemaat sahili doldurmuş, plastik masalarda bira içiyor yemek yiyorlardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/mhBSfnB2fOupnfroWXaMfQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUGyMLR9SI/AAAAAAAAK3Q/frSAF9Dmljs/s400/DSC09492.JPG" /></a><br /><br />Kafeden kalktıktan sonra kasabanın ana caddesinde yürüdük, bir restorana oturduk.<br />Onlar moqueca denen, buraya özgü, hindistancevizi sütlü, karidesli yemeği söylediler.<br />Bu yemek yanında pilav, tapioca, ve topik gibi bir sosla, büyük toprak bir çanak içinde fokurdayarak geliyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/dkjc1-MdB8OOJhZwoRUh9A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2JRLVyp5I/AAAAAAAALC4/K_V1nr8iVp4/s400/DSC00189.JPG" /></a><br /><br />Karides dışında yengeçten tavuğa her türlü varyasyonu da mevcut.<br />İki kişilik böyle bir yemeğin fiyatı turistik bölgelerde 30 ile 50 real arasında değişiyor.<br />Biz de sarımsaklı, soğanlı güzel bir ızgara et söyledik, altında yanan mumlarla fondü gibi bir demir tavada geldi, lezzetliydi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/PoTYRMrY-5doD-BhfwIZDQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb1_t8WFslI/AAAAAAAAK6Y/YqjplDl94L4/s400/DSC09520.JPG" /></a><br /><br />Toplam 140 real (50 euro) hesap geldi. Daha önceki kafeyi onlar ödediğinden bu sefer hesabın 100 realini ben verdim.<br />Pazartesi günü için Salvador'dan çıkmayı planlıyorduk ama nereye gideceğimize bir türlü karar verememiştik.<br />Bu turistik ama sakin kasabayı sevdiğimizden yarın önce buraya gelip bir gece kalmaya karar verdik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/F-b5bdHqru_OCTaiqULEDw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2BQCKy7SI/AAAAAAAAK7o/ellLb7nw1lU/s400/DSC09611.JPG" /></a><br /><br />Geldiğimizde çantayla kalacak yer aramak zor olur diye biraz pansiyon baktım.<br />Yaşlı bir Alman çiftin işlettiği Montrö Pansiyonu beğendim, gecelik oda fiyatı 80 realmiş. Lucia'lar burada yaygın olan bisikletli fayton gibi araçla döndüler biz yürüdük, otoparkta buluştuk.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/TJtSFV6JwZSQ7KjWmJH8gw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb1_4rCt1uI/AAAAAAAAK6g/AqPiAW7BAgs/s400/DSC09532.JPG" /></a><br /><br />Bugünden sonra kalan 5 günümüz var.<br />Lucia’ların evinde maillerimi kontrol ederken Couchsurfing’den bir davet daha aldım. (Lucia'nın davetini de Salvador'da, Andrea'nın bilgisayarında almıştım)<br />Bir aile daha bizi Porto de Barra plajındaki evlerine davet ediyordu. Artık biraz da kendi başımıza otel tatili yapmak, Brezilya taşrasını da görmek istediğimizden teşekkür edip reddettim.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/WQ3nN_9jWpnc8diIbX6b3A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2FDbS93AI/AAAAAAAAK-k/CJLN9v22L8A/s400/DSC09845.jpg" /></a><br /><br />Salvador'dan 200 kilometre kadar Kuzey’de Aracaju diye bir kent olduğunu, burda Kerala’daki gibi nehirde tekne turları yapıldığını okumuştum. Oraya gitmeyi, giderken de yol sahili takip ettiğinden yoldaki plajlardan beğendiklerimizde kalmayı planlamıştık, ama Brezilya'da otobüs fiyatları çok pahalıymış. ( Aracaju’ya bir kişi 65 real)<br />Hem inip binmek daha da pahalı olacağından, hem de otobüsün bıraktığı yerden plajlara ulaşmak için 3 ile 10 kilometre arasında yürümek gerektiğinden bundan vazgeçtik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/u8PeQQxItLIYuP61KdpW4A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2BNFbTdII/AAAAAAAAK7g/XVuJPaePABE/s400/DSC09595.JPG" /></a><br /><br /><br />Lucia’ya araba kiralama fiyatlarını sordum, ucuzmuş, araba kiralamaya karar verdik.<br />Eve dönünce yol yorgunluğuyla erkenden yattık ama dışardan güzel bir müzik sesi geliyordu. Çok merak ettim, dayanamayıp kalktım, üzerime fotğraf makinesi, cüzdan gibi çalınabilecek bir şey almadan tek başıma dışarı çıktım. Sesleri takip ederek ıssız sokaklardan sahildeki konser alanına geldim. Lokal bir Reggae grubu konser veriyormuş. Ses düzeni sağlamdı, grup da bayağı iyi çalıyordu ama izleyici sayısı nedense 20-30 kişi ya var, ya yoktu.<br />Aslında reggae Brezilya’da çok seviliyor ve dinleniyor, adeta kendi halk müzikleri gibi popüler.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/bPtTqG5tx2UUc8Stbt1tbw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2EzSDh-II/AAAAAAAAK-M/0fRWK6C0yaQ/s400/DSC09839.JPG" /></a><br /><br />CD satanlarda rasta saçlı, çakma Jamaikalı havasında pek çok yerel reggae grubunun albümünü gördüm.<br />Bu grup İngilizce cover yapıyordu, ama oldukça iyiydiler. Cebimdeki bozuk paralarla bir bardak konyak(2.5 real) aldım, saat 10 da konser bitene kadar sallanarak dinledim, sonra eve döndüm.<br />Sabah uyandığımızda evde kimse yoktu. Kahve yaptık( burada kahveyi herkes akvaryum süzgeci gibi bez bir süzgeçin içine koyup, sıcak suyun içinde 2-3 dk bekleterek yapıyor. Biz süzgeçi bulamadığımızdan Türk kahvesi şeklinde yaptık)<br />İçerken önce hizmetçi kız, sonra George ve Lucia sahildeki sabah yürüyüşlerinden geldiler.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/yLFtZz2Wr3YQQ04ccdHQJg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbT-ohhBfdI/AAAAAAAAK0o/ZsEbVbwZiRo/s400/DSC09260.JPG" /></a><br /><br />İnternetten Salvador’daki araba kiralama şirketlerini buldum, elbette hiç biri İngilizce bilmediğinden Lucia bizim adımıza telefonda konuştu, pazarlık etti.<br />En iyi fiyatı veren JBrasil şirketiyle klimalı, 2007 model Palio için günlük 75 realden 4 günlük anlaştık. Arabayı saat 11 de eve getireceklerini söylediler. 2 saate yakın vaktimiz olduğundan oralarda bozduramayız diye para bozdurmak için İguatemi adlı büyük alışveriş merkezine gittik. 2,25 ten 400 dolar daha bozdurdum.<br />Şimdiye kadar Brezilya'da geçirdiğimiz 5 günde 200 dolar harcadık.<br />11’de evdeydik ama arabayı getirecek olan kız ancak 12 de geldi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/H9zw_UiDnW4ePGxQZFuuBg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2ATctDHcI/AAAAAAAAK6w/oQu9fiR4-ms/s400/DSC09567.JPG" /></a><br /><br />Bir takım formlar doldurdu, parayı nakit vermemize karşın kredi kartı numaramızı da aldı, arabayı teslim etti.<br />Kışlık kıyafetlerle hediyeler gibi lüzumsuz ağırlıkları bir çantaya doldurup evde bıraktık, Lucia’larla 4 gün sonra görüşmek üzere vedalaşıp yola çıktık.<br />Önce alkol aldık.<br />Yani arabaya aldık.<br />Burada arabalar hem alkol hem benzinle çalışıyor, buna da flex deniyor ve arabanın üzerindeki bir etiketle gösteriliyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/AsBKHYgfHHXaJDkg9cjQmw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2AV02mUrI/AAAAAAAAK64/BJyhy5QKkIk/s400/DSC09569.JPG" /></a><br /><br />Benzinin litresi 1, alkolünki 0,65 euro. Genelde yarı yarıya karıştırarak kullanıyorlar. Biz çoğunlukla alkol kullandık. Alkol benzinden daha ucuz olamakla birlikte bir litre benzinle gittiğin yol bir litre alkolle gidilmiyor. Brezilya'da şeker kamışı bol olduğundan bundan üretilen alkol yakıt olarak kullanılınca para ülkede kalıyor.<br />Benzincide sattıkları alkolü merak edip baktım, renksiz ve<br />ispirto kokuyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/kfPvfk0Tx_ZIpt-0p6OVOA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2ApNlLTRI/AAAAAAAAK7I/comt5-4R8ro/s400/DSC09574.JPG" /></a><br /><br /><br />Sahil yolundan Kuzey’e doğru giderken dün uğradığımız Bompreço markete bir daha girdik, Cachasa (Kaşasa, Brezilya’ya özgü şeker kamışından yapılan bir rom, caipirinha denen limonlu kokteyl de bununla yapılıyor), limon, biraz bisküvi, içecek falan aldık.<br />Raflarda Şölen marka bisküviler vardı, üzerlerinde de Türkçe yazıyordu.<br />Su Brezilya'da diğer mallara göre çok pahalı: 1,5 litre su 1.80 , 1 litre rom 2,20 real.<br />Neşe en ucuz mavi şişeli sudan üç litre aldı, meğer sodaymış.<br />İki litresini içtik, sonuncuyu "Eeeh" deyip attık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/wALNovL13R5MJZSDCRz-cA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2Ab7ztIlI/AAAAAAAAK7A/ki8vcX9FrPg/s400/DSC09571.JPG" /></a><br /><br />Şansımıza bizim yola çıktığımız gün Şavez, Mavez bütün Latin Amerika liderleri Salvador'da toplanıyorlarmış. Uluslararası havaalanı yolumuzun üstünde olduğundan yolun kapatılabileceğini söylediler. Elimizde sadece turizm bürosundan aldığımız Salvador civarındaki plajları gösteren karikatürize edilmiş bir harita ve George'un verdiği Portekizce Bahia rehberi var. Kitabın dilinden anlamadığımız için resimlere bakarak plajların önünden geçen tali yoldan, resmini beğendiğimiz plajlara girip çıkarak Kuzey’e doğru devam etik. Yollarda kontrol noktaları oluşturulmuşsa da kimse bizi durdurmadı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/kfPvfk0Tx_ZIpt-0p6OVOA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2ApNlLTRI/AAAAAAAAK7I/comt5-4R8ro/s400/DSC09574.JPG" /></a><br /><br />Önce Salvadorda tanıştığımız Türk'lerin tavsiye ettiği Stella Mares’e girdik, fena değildi. Burada güzel bir çadır kampı vardı.<br />Gölge yapan ağaçların çam değil palmiye olması dışında bizim kamplardan farkı yoktu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/kT4hMjvNs5U15sBNwXvPEA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2Axs1ap_I/AAAAAAAAK7Q/EUC5NHaLMRI/s400/DSC09579.JPG" /></a><br /><br />Bir sonraki Jaua plajında mercan resifleri doğal bir dalgakıran oluşturmuş, kıyıya sert dalgaların gelmesini önlüyordu ama plajda erkek kalabalığı fazlaydı ve epey sarhoştular. Caetano CD’sini evde bıraktığımız çantada unuttuğumuzdan bu köyün meydanındaki çerçiden korsan bir CD alayım dedim. Adamdaki işe yarar tek albüm Best of Bob Marley’di, mecburen onu aldım (3 r)<br />Brezilya köylülerinin kıyafetleri bizim köylülere hiç benzemiyor, kadınlar bikini üstüyle mini etek giyiyorlar (belki de tek kıyafetleri)<br />Bu kızın fotoğrafını çok yoksul bir köyün içinden geçerken çektik, evlerinde su olmadığından derede bulaşık yıkıyordu.<br /><br /><embed id="radioblog_player_0" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" width="180" height="23" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=2wLzRmb192cvMXZuEmbhB3cllmLvRXasx2bwFmbvVGb/caetano.veloso-Garota.de.Ipanema.swf&colors=body:#FFCC00;border:#339900;button:#339900;player_text:#330066;playlist_text:#666666;" bgcolor="#FFCC00" allowscriptaccess="always"></embed><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ykuXUgCcd5G7abM57QSnWg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2FvboAofI/AAAAAAAAK_U/8dh29SyGk4Q/s400/DSC09860.JPG" /></a><br /><br />İtaparica güzel sakin bir plajdı ama sadece lüks oteller vardı.<br />Akşamüzeri Praia do Forte’ye vardık. Dünden kalmayı planladığımız Montrö Pansiyona gittik, güzel odaları kalmamış, pansiyoncu kadın da çok bağırarak konuşuyordu, eşyaları indirmişken vaz geçtik.<br />Araya araya Algas Marinhas diye bir pousada (pansiyon) bulduk.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/1rqwcoeGi6JpPbY0RZbU6w?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2DOaldowI/AAAAAAAAK80/qhvSeH4BjJc/s400/DSC09687.JPG" /></a><br /><br />Sahibi Ejivaldo yaşlı ve tatlı bir adam, hem de İngilizce biliyor!<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/kMFxtiqXiV1NXqzUYFJZ3A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2DdGBK0-I/AAAAAAAAK88/SveXPyKEc8c/s400/DSC09694.JPG" /></a><br /><br />Oda da güzeldi, iki günlüğüne oda kahvaltı 150 reale anlaştık.<br />Otel deniz kıyısında sayılır, plaja 50 metre mesafede.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/WHWzON1RLDTCCBrttZK0bw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2CTLbOCYI/AAAAAAAAK8c/ZQMMf-W9jBo/s400/DSC09650.JPG" /></a><br /><br />İçecekleri odadaki buzdolabına bırakıp doğru sahile çıktık.<br />Epeyce yüzüp dalgalarla oynadık, su sıcacıktı.<br />Odada Ejivaldo’nun verdiği limon sıkacağı ve buzlarla caipirinha hazırlayıp balkonda hamak keyfi yaptık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/V7CBEzUMMvoDmf8YBGVXsw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2CXqBM-9I/AAAAAAAAK8k/fuYO_T4mYHE/s400/DSC09666.JPG" /></a><br /><br />Akşam yemeği için mütevazi bir restoranda karidesli ve sebzeli moqueca yedik, biralarla birlikte 41 real hesap geldi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/NSGKOpMPbWinIQW9TGWnhw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2Cz981cDI/AAAAAAAAK8s/aHhAE4eulzY/s400/DSC09671.JPG" /></a><br /><br />Sabah kalkar kalkmaz 20 dakika yüzüp geldim.<br />Kahvaltıyı otelin arka bahçesinde yaptık; süt, kahve, meyve suyu, papaya, kavun, peynir jambon, kek vardı. Radyoda Carlos Jobim çalıyordu, çok güzel bir kahvaltı oldu.<br />Ejivaldo dün 73 yaşına girdiğini söyledi, kalemimi hediye ettim sevindi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/HV9vhJmJduPT9PNN0sdgGQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2DlOvYHhI/AAAAAAAAK9E/-Y_W-zaVV8k/s400/DSC09695.JPG" /></a><br /><br />Kızı 10 yaşında karısı da 42 yaşındaymış .<br />Kadın pek suratsız, domuz gibi, Ejivaldo’ya da kötü davranıyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/7oPC8xjzRt7tYo5IzzJkLA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2EPq-uxxI/AAAAAAAAK90/9RSN-eaMjj4/s400/DSC09810.JPG" /></a><br /><br />Kahvaltıdan sonra gelgitle kayaların arasında oluşan havuzcuklara gittik. Bu Praia do Forte’nin turizm broşürlerinde kaplumbağalarla birlikte vurgulanan bir özelliği.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/1l8YasEVcopDskD_rnGo7Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2DtsoNN_I/AAAAAAAAK9M/4iwCY8DDPLU/s400/DSC09729.JPG" /></a><br /><br />Şnorlkelle dalıp mercan kayalıklarındaki renkli balıkları izledik, özellikle Can bu işe bayıldı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/S6giHtcxFXg5as3crG1oLQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62JSpQy6I/AAAAAAAALEc/BVG0UDMjHzY/s400/PIC_0138.JPG" /></a><br /><br />Denizin suyu durgun yerlerde zaman zaman insanı yakacak kadar sıcak olabiliyor.<br />Praia do Forte aslında ufak bir köy.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/_RZsITjet8KtPzr8H67oTQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUD7Jhuj2I/AAAAAAAAK2Q/1VV3AgiIrYM/s400/DSC09422.JPG" /></a><br /><br />Deniz kıyısındaki ufak meydanında eski hoş bir kilise,<br />halk tipi kafeler, ve denizden çıkanlar için duş var.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Ilfl66LKWZz09kj_Qoi0TQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2BxhKeQeI/AAAAAAAAK8M/abZzkHuQH-I/s400/DSC09637.JPG" /></a><br /><br />Yalnız duşun elektrikli motoru meydanın öbür ucunda olduğundan ilk başta açmayı başaramadık, başkası duş yaparken araya kaynadık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/XEJeCdgW-PM5ktUk90d7Ww?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2Bo0i3ddI/AAAAAAAAK8A/uFscwbdQj2w/s400/DSC09636.JPG" /></a><br /><br />Öğlen yemeğini yine çarşıda çeşitli sosis ızgaraları ve bira ile geçiştirdik.<br />Yanımızdaki masada şişman ailesiyle oturan Kayahan kılıklı bir abi ya zevkine, ya da sosisine güzel gitar çalıp şarkı söylüyordu, bizden birşey istemedi.<br /><br /></div><br /><br /><object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-7c0e52e6e7cf121b" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="movie" value="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAAHfApvOOOB_WlESfHfM9b01ae_ngM518UIXu2UbzMVKH2LktOgz2pnyYWhkNfRKYPQjWEyXmWDLKdoVGLNzwGny7bnqhqWS-oAsOoDfMx4ExnMi7onlQLpdxRgvLRQJA7-N03sLyR39cGDOhk5VHf72mO6CozbUuHBIiVt-ibSOePCi1dW4rDnkexhUysB66bfuvmpB6Ju6RtZD6oNiOsVk3WEtZWduuWxZlDnFwsfWo%26sigh%3DrH6rv47FIiV4fD8_w2EYjH1KiA0%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&nogvlm=1&thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3D7c0e52e6e7cf121b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3DU4Fg0mTAit6YVmm5mqUKbwRwbvI&messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den"><param name="bgcolor" value="#FFFFFF"><embed width="320" height="266" src="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAAHfApvOOOB_WlESfHfM9b01ae_ngM518UIXu2UbzMVKH2LktOgz2pnyYWhkNfRKYPQjWEyXmWDLKdoVGLNzwGny7bnqhqWS-oAsOoDfMx4ExnMi7onlQLpdxRgvLRQJA7-N03sLyR39cGDOhk5VHf72mO6CozbUuHBIiVt-ibSOePCi1dW4rDnkexhUysB66bfuvmpB6Ju6RtZD6oNiOsVk3WEtZWduuWxZlDnFwsfWo%26sigh%3DrH6rv47FIiV4fD8_w2EYjH1KiA0%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&nogvlm=1&thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3D7c0e52e6e7cf121b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3DU4Fg0mTAit6YVmm5mqUKbwRwbvI&messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object><br /><br />Öğleden sonra biraz odada dinlenip tekrar yüzmeye gittik. Benim biraz midem bulanıyordu. Denizin tadını en çok Can çıkardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/lYvx94HF_tdsoKF4VIHC9A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2BfTR-lzI/AAAAAAAAK74/YnBScKIhm34/s400/DSC09629.JPG" /></a><br /><br />Bir de kuma gömdük, çok hoşuna gitti.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/QWNnkYeuLz2Xnx-H2Mn2PQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2D-2LU6aI/AAAAAAAAK9c/m8Cs8FDBxlw/s400/DSC09783.JPG" /></a><br /><br />Can'ın Türkiye'de kış iken burada yaz olmasına şaşıracağını düşünüyorduk, ama olağan karşıladı. Ben tabi öğreten adam olarak yine de mevsimlerin oluşumunu ayrıntılı olarak anlattım.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/gYYxVPdBz9flHZ38LZLtzg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2ED13Wr8I/AAAAAAAAK9k/sRsn2lWoYz0/s400/DSC09787.JPG" /></a><br /><br />Kendimi sık sık Kaan Ertem'in bu karakteri gibi konuşurken yakalıyorum, ama yapacak bir şey yok, çocuğa hayatı öğretmek lazım.<br />İnşallah Can da içinden o karakterin oğlu gibi konuşmuyordur .<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/FGmL0OxSUNEihy0x_s84kg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2A_E4ZoRI/AAAAAAAAK7Y/M2YNUGLWTGY/s400/DSC09591.JPG" /></a><br /><br />Akşam hamak keyfinden sonra bu sefer lüks bir restorana oturduk.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/3juBOHrfOUvlXAyqO2bJZw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2EWpIjWuI/AAAAAAAAK98/oEU34BTpYHI/s400/DSC09813.JPG" /></a><br /><br />Ben midem bulandığından meyve suyu içmekle yetindim, Neşe balık yedi, Can biftek filaminyon (toplam 78 real). Balık pek lezzetli değildi, herhalde dondurulmuştu.<br /><br /><span style="FONT-STYLE: italic">(fotoğraf Can'ın makinesinden)</span><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/awqP4ejTbiXcQunszfazbw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62LEj8_6I/AAAAAAAALEk/UeFtQ5LQ3H8/s400/PIC_0161.JPG" /></a><br /><br />Üstelik bir porsiyon ısmarladığımız halde iki porsiyon getirmişler. Allahtan yiyecek halim yoktu da birini geri gönderdik.<br />Gece rüyamda Abdullah Gül ile canciğer arkadaşmışız.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/qsOAzxic6EbZwxQqZk0X0w?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2EuPfEtGI/AAAAAAAAK-E/LRhb4szTdhE/s400/DSC09818.JPG" /></a><br /><br />Sabah yine kahvaltıdan önce biraz yüzüp geldim. Bugünkü kahvaltıda kek yerine kızarmış muz vardı.<br />Saat 10 gibi Praia Do Forte’den çıktık, Kuzey’e doğru yola devam ettik.<br />Elimizdeki harita Bahia eyaletinin sınırına kadar olan yolu ve plajları karikatürize edilmiş şekilde gösteriyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/2erWBm0qql-6ijz6oPcs2Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2HjIaKheI/AAAAAAAALBw/34g8fNZapac/s400/DSC00014.JPG" /></a><br /><br />Yolumuzun üstünde Massarandupio diye çıplak güneşlenenlerin karikatürleri çizilmiş bir <span style="FONT-STYLE: italic">Praia de Naturismo</span> olduğunu görünce her Türk evladının yapacağı gibi yolunun bozuk olmasına aldırmadan tabelayı görünce saptım.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/wshbWCIW4lF0nw19mtGzcg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT_MGi_3WI/AAAAAAAAKSQ/2vga9fzzRRg/s400/DSC09869.JPG" /></a><br /><br />Toprak yoldan 15 kilometre kadar gittikten sonra yolun bittiği yerde arabayı park edip, yürüyüp karşıki tepeyi aşınca gerçekten göz alabildiğine uzanan, kocaman, ıpıssız bir plaja indik. Çıplaklar plajına yakışacak bir lokasyon seçmişler ama ortalıkta hiç kimse olmayınca çıplak da yoktu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/y8-ujJIi3OW96HgWSFunPQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2F6hspk9I/AAAAAAAAK_o/REj50Kph57Y/s400/DSC09884.JPG" /></a><br /><br />Taa uzaklardan iki atlı geliyordu, yanımıza gelince ellerindeki sopaların ne olduğunu sordum. GSM şebekesinin kapsama alanını kontrol ediyorlarmış.<br /><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/0H5vxGil0Hi1jLAAABcVOw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb1_l3nUgkI/AAAAAAAAK6Q/MHFFr139HL0/s400/DSC09515.JPG" /></a><br /><br />Kıyıdaki tek çardakta oturup <span style="FONT-STYLE: italic">batata frita</span> (pomfrit) söyledik, yanımızdaki sabah buzdolabından çıktığı için hala soğuk olan tropik meyve suyu ile götürdük.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/xJply2egvXxwAuGTxWnxXw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2F2cwcccI/AAAAAAAAK_g/Ck9GTNYa5OY/s400/DSC09875.JPG" /></a><br /><br />Mayolu olarak biraz dalgalarla oynaştıktan sonra arabaya dönüp tekrar yola çıktık.<br />Bir dahaki hedefimiz beyaz kumsallarıyla meşhur bir yarımada olan Mangue Seco.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/BvseEBYHCFDHCKxdcbWwsA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SbUCOgAFCBI/AAAAAAAAK14/Mx2pzEt5SB8/s400/DSC09392.JPG" /></a><br /><br />Praia do Forte’den yola çıktığımızda benzinimiz bitmek üzereydi, nasıl olsa buluruz diye üzerinde durmadım, ama 30 km gitmemize karşın hiç benzinliğe rastlamadık. Meğer Praia do<br />Forte’ye kadar olan yol Salvador’a yakın olduğundan ve sık kullanıldığından benzinci bolmuş, ben de nasıl olsa sık sık benzinci var diye 20 litre 20 litre alıyordum.<br />Brezilya'da belki de ükenin büyüklüğünden, yollar pek tenha.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/JLMfxDbht9LM7VNMaBwv6Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2FIf8OCyI/AAAAAAAAK-s/JVYYgkApF0M/s400/DSC09849.JPG" /></a><br /><br />Palmiye ormanlarının arasında uzayıp giden yoldan 5 dakikada bir araba geçiyor.<br />Tabela, işaret hemen hemen yok gibi. Ufak tabelalarda 117, 120 gibi üçer beşer artan bir rakam var ama ne olduğunu ancak Salvador’a dönerken anlayabildim: Salvadordan ne kadar uzaklaştığımızı gösteriyormuş. Ebette bizim konumumuzda son derece geresiz bir bilgi. Bunun yerine önümüzde hangi şehir var, kaç km kaldı gibi bir şey yazsalar çok daha makbule geçerdi.<br />Neşe'yle neşeyle çıktığımız yolda yakıt lambasının yanmasıyla gerginliğimiz artmaya başladı, radyoyu kapattım.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/MErZEruUxB8A36y8mvOPew?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2FM5s_rZI/AAAAAAAAK-0/lazI8G9YnX4/s400/DSC09850.JPG" /></a><br /><br />Yakıt lambası yanık vaziyette 50 kilometre gittikten sonra artık tepelerden inerken kontağı kapatıp el freni ile inmeye başladım. Bir yandan da yanımızdaki bir litre cachasayı depoya koysam işe yarayıp yaramayacğını düşünüyordum. Rom 45 derece, nereden baksan yarı yarıya su içeriyor, bir de motoru bozarsak halimiz iyice harap olacaktı.<br />Sonradan George'a sordum, çalışabilirdi dedi.<br />İki üç evlik bir mezradan geçerken Neşe ağlamaklı “Nasıl olsa yolda kalacağız, bari burada duralım da sen benzin aramaya git, ıssız yerde beklemeyelim” dedi<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/TGYKoZcKMATpIcfO-7kSHg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2FQaL1tyI/AAAAAAAAK-8/dAGVAKRgV14/s400/DSC09851.JPG" /></a><br /><br />Arabayı parkedip evlerin kapısını çaldım, işaret diliyle benzinci sordum. İşaret diliyle 6 kilometre ilerde olduğunu söylediler. Yine kontağı kapata kapata 6 kilometre daha gittikten sonra sağda benzinliği görünce bayram ettik. Daha önce Ilgaz dağının tepesinde benzer bir gerilimi yaşamıştım, ama gurbette, hele hiç de tekin olmayan bir yerde stres katlanıyor!<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/0uXsy5AYniEolfGQLyuKRA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2FV1IvYrI/AAAAAAAAK_E/AWZ2v8IcdAU/s400/DSC09852.JPG" /></a><br /><br />Benzincide 50 reallik alkol aldıktan sonra pompacı çocuğa Mangue Seco’yu sorduk, "18 kilometre ilerden sağa girceksiniz" dedi (işaret diliyle). Elimizdeki haritanın sınırlarının dışına çıktığımızdan ve yolda hiç tabela olmadığından tarif üzerine seyahat etmeye başladık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/jBpZli_Eah-CbhM-_2oFQg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2F-t_o2CI/AAAAAAAAK_w/Emia8BhHtHA/s400/DSC09902.JPG" /></a><br /><br />Benzincinin söylediğine göre gidip 8 km ilerde okunur okunmaz, elle yazılmış tabeladan içeri girdik, 12 km daha gittikten sonra hiç de turistik sayılamayacak, balçık gibi denizin kıyısında bir köye geldik ve yol bitti.<br />Issız plajda geleceğin Ronaldinho'ları top koşturuyorlardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/S1pgGyYYmEDFbyhyYHctug?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2GCjKOoUI/AAAAAAAAK_4/RIyMrKoqtxM/s400/DSC09906.JPG" /></a><br /><br />Brezilya'da da çocuklar aynı Türkiye'deki gibi sürekli futbol topu peşindeler.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/SiK3LSi-0fYEuoR4pgJFmg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2GIDfcn7I/AAAAAAAALAA/ZRukZ4B7CjU/s400/DSC09908.JPG" /></a><br /><br />Uyuklayan köylülerle iletişim kurmaya çalıştık, köyün en entellektüelini uyandırıp getirdiler.<br />Adam "İspanyolca biliyor musunuz?” dedi<br />Ben "İngilizce biliyor musunuz?” dedim<br />Adam "Fransızca?” dedi<br />Ben “Almanca?” diye sordum<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/xM6TQCoSjhh4A1HY-zp21w?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2GSeLnYdI/AAAAAAAALAQ/i2g6T0IatMM/s400/DSC09912.JPG" /></a><br /><br />Sonuçta ikimizin de multilingual olduğu ancak çakışan ortak bir dilimiz olmadığını anlayınca bu kez Fransızca katkılı işaret diliyle bize Mangue Seco’nun hemen karşıda 500 metre ilerde görünen beyaz kumlu yer olduğunu, oraya ancak kayıkla geçebileceğimizi, arabayı köylerinde bırakmamız gerektiğini söyledi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/E0yzF92zqQ2hDXKJatbZkA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2GMQgBLoI/AAAAAAAALAI/9KnftV55-r8/s400/DSC09911.JPG" /></a><br /><br />Kayıkla geçiş de 40 realmiş. “Daha neler, yol yok mu oraya” diye işaret ettim<br />Geldiğimiz 12 km. yi geri gidip Salvador'a doğru geri giderek oraya giden yola girebileceimizi ama yolun kötü olduğunu işaret etti<br />'Kötü olsun, nasıl olsa araba kiralık' diye düşünerek geri döndük, kavşağa çıktık, Salvador'a doğru gitmeye başladık. 10 kilometre gidip hala benzinciye gelmeyince ben kıllanmaya başladım. Yolda da Aracaju’daki eviniz 15 km yazan (yani tahminen öyle yazan) bir otel tabelası görünce Neşe’ye “Biz kavşaktan yanlış yöne dönmüşüz bak Aracaju’ya 15 kilometre var yazıyor, oraya gidelim bari” dedim. Biraz daha gittikten sonra karşıdan gelen bir traktör görünce arabadan inip kollarımı açarak durdurdum. Çamurlukta oturup sigara içen kaygısız adama traktörün gürültüsü arasında “Aracaju bu tarafta mı?” diye işaret ettim, başını olumlu anlamda salladı.<br />"Kaç kilometre?" diye sordum (bunu biliyorum, ‘quanto kilometer?’)<br />"25" dedi<br />Adama pek güvenmediğimden kulağındaki gürültü kulaklığını çıkarmaya zahmet etmeyen gençten, meraksız şöföre kulaklığını çıkarmasını işaret ederek aynı soruları sordum, o da<br />“Evet Aracaju gittiğiniz tarafta, evet 25 kilometre” dedi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/em3UbiEUeO_qQlbopIaGpQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2FbTqFQYI/AAAAAAAAK_M/U82ojlDLzoQ/s400/DSC09855.JPG" /></a><br /><br />Yapacak fazla birşey olmadığından yola devam ettik, bir süre gittikten sonra “Aracaju’daki eviniz 15 km” tabelasını tekrar görünce meali doğru olsa bile 15 km'nin otelin Aracaju’ya mesafesi olduğunu anladık. 25 kilometre dedikleri yerden 40 km daha gittikten sona akşamüstü saat 4 gibi büyük bir şehre geldik.<br />Yol kenarındaki bir benzinciye girdik, “Burası Aracaju mu?” dedik<br />Hayır burası Estancia’ymış, Aracaju daha 75 kilometre ilerdeymiş!<br />Yıkıldık. Sabahtan beri aç duruyorduk, benzincinin restoranının önündeki mangalda pişen et parçalarından gözüme kestirdiklerimi işaret etim, bir de litrelik kola açtırdık, biraz aklımız başımıza geldi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/2r5N5fAWODdvinVetMEvHQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2GarZgHJI/AAAAAAAALAY/bSj6fu5zxZw/s400/DSC09915.JPG" /></a><br /><br />İki saat sonra hava kararacağından ve yarından sonra da dönüşe geçeceğimizden yol yakınken geri dönmenin daha hayırlı olacağına karar verdik, bir U dönüşü ile tekrar Salvador yönüne döndük.<br />30 kilometre gittik, geçtiğimiz yerler hiç tanıdık değil, bir bizon çiftliği vardı onu görmedik falan derken yol kıyısında hindistan cevizi satan bir adama sordum.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/XPaFG7MMS9ZBvUBdiBpwzw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2ICMcKnHI/AAAAAAAALB4/BBGBsC9bxxU/s400/DSC00020.JPG" /></a><br /><br />Bu sefer de Estancia girişindeki hiç tabela içermeyen kavşağı atladığımızdan Salvador’a giden, demin geldiğimiz sahil yolu yerine içerden giden devlet yoluna girmişiz.<br />Bir U dönüşü daha; olay artık sinirlenme sınırını aştığından, 'belki de bizi böyle sarhoş gibi davranmaya iten arabanın alkolle çalışması ya da Bob Marley' dedik , Buffalo Soldier şarkısını sonuna kadar kökleyip üçümüz birlikte bağırara bağıra eşlik ederek Estancia’ya döndük,<br /><br /><embed id="radioblog_player_0" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" width="180" height="23" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=2wLvlGZhJHdl5WYq9SbvNmLud3b0JWZ3VWZyZmL3d3d/Bob%2520Marley%2520-%2520Buffalo%2520Soldier.rbs&colors=body:#339900;border:#FF0000;button:#FF3300;player_text:#FFFF00;playlist_text:#666666;" bgcolor="#339900" allowscriptaccess="always"></embed><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/FPrnFKbguX9BvKbfBuiinQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2D0x8UikI/AAAAAAAAK9U/3cHKtYFCgVw/s400/DSC09763.JPG" /></a><br /><br />kaçırdığımız kavşaktan girdik, 30 kilometre sonra sabahtan beri aradığımız Mangue Seco’ya giden yolu bulduk.<br />Sabah görmememiz normalmiş çünkü daracık bir toprak yol ve elle yazılmış ufak tabela sadece Salvador yönüne giderken görünüyormuş.<br />Bir kaç kilometre önce kontrol noktasındaki polise yolu tekrar sorduğumuzda arabaya bakıp "Bu arabayla oraya gidemezsiniz” dediğinden inat etmedik, Mangue Seco’yu bundan sonraki hayatımızda <span style="FONT-STYLE: italic">‘ulaşılamayan yer’</span> anlamında kullanmaya karar vererek Salvador yönüne devam ettik. Hava iyice kararmaya yüz tuttuğundan önümüzdeki ilk köy olan Costa Azul yoluna girdik. 12 kilometrelik tozlu yoldan sonra deniz kıyısındaki 30-40 hanelik köye vardığımızda hava kararmıştı. Alah’tan köyün tek oteli açıkmış.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/BVUVdql3AaeW3_BHjguRIA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2HOhxXLeI/AAAAAAAALBg/XvA2-9Ci9mI/s400/DSC09989.JPG" /></a><br /><br />Açık koridora açılan pencerelerinde cam yerine ahşap kepenk olan, karyolası betonerme oteli yaşlı bir çift işletiyormuş, ve yes-no kadar İngilizceleri yokmuş.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/qiwLlbzG3SFnzHacsUdSuQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2HITL9igI/AAAAAAAALBY/izWaoWaGTAQ/s400/DSC09988.JPG" /></a><br /><br />60 istediler, üç aşağı beş yukarı kahvaltı dahil 45 reale anlaştık.<br />Çantaları odaya bıraktıktan sonra sahildeki köyün tek restoranına gittik, bizden başka müşteri yoktu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/eFZc8013A9qrnuBupiM4Ag?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2Gl-o6LwI/AAAAAAAALAo/_s6BSdw448s/s400/DSC09940.JPG" /></a><br /><br />Patates kızartması ve bira ile akşam yemeğini halletik.<br />Can restoranı işleten kadının kızı ile hemen arkadaş oldu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/5x5x62mRq6wyJd-ZbDH_NQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2GpGp5x2I/AAAAAAAALAw/B1bpqz8W5_E/s400/DSC09955.JPG" /></a><br /><br />Kız da pek arkadaş canlısıymış, Can’a sarılıp sarılıp öptükçe Neşe’ni suratı asıldı.<br />“Hayırdır karıcım?” dedim<br />Sinirle “Şu kıza bak, oğlumun içine düşecek nerdeyse” dedi<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/EAG6FjI47z0LtTzyfRDI0g?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2Gec61yYI/AAAAAAAALAg/8g9tvofq76A/s400/DSC09928.JPG" /></a><br /><br />“Pes” dedim, “senin kayınvalideliğinden korkulur!”<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/jY1VNEUBX5l7YUuRYwm0Ow?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62NR7hS_I/AAAAAAAALEs/F9yM91hMSHY/s400/PIC_0169.JPG" /></a><br /><br />Issız köy sokaklarından el feneri ile geçip odaya geldik, Neşe yattı, biz Can'la sıcaktan uyuyamadık, koridorda sohbet ettik.<br />Can'dan keni çocuğunu bu yaşlarda yurtdışına götüreceği konusunda söz aldım. Belki böyle bir aile geleneği oluşur.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/LwHtFTumtIeD2K45kEdybA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2G0slGt3I/AAAAAAAALA4/wdh9p5v0Px4/s400/DSC09973.JPG" /></a><br /><br />Sabah panjurların arasından sızan ışıkla uyandım.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/OLra8vwOOGgZqC_GzgKNHg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2G6giJe9I/AAAAAAAALBA/SqR4qMOp2NU/s400/DSC09976.JPG" /></a><br /><br />Sahile gittim, deniz çok dalgalıydı, yüzmeden geri döndüm.<br />Köyün üç beş genci dışında sahilde kimse yoktu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/M-440cGuDjiEVjmO6-G69A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2HemwifMI/AAAAAAAALBo/yE01J-nh9GE/s400/DSC00009.JPG" /></a><br /><br />Balıktan dönen köylüler teknelerini (Bunlara tekne denebilir mi bilemiyorum: İki kalasın birbirine bağlanmasıyla yapılmış bir sal, üstünde uzun bir dala bağlı yırtık pırtık yelken, bir de oturmak için çakılmış bir tahta parçası! Benim ayağımı sokmaya çekindiğim sert dalgalı okyanusa bununla açılıp, balık tutup, bir de geri dönmeleri inanılmaz) kıyıya çekiyorlardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/EJA0FbVAACnQHu_9qqz5Hw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2IKsWk5oI/AAAAAAAALCA/8l3YnMXFgO0/s400/DSC00032.JPG" /></a><br /><br />Otele vardığımda yaşlı kadının kahvaltı sofrasını hazıradığını görünce sevindim, zira akşam ben kahvaltı dahil anlamıştım ama onların ne anladığından emin değildim.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/GR_37ktfTPKXMqQl0085UQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2HFG9a0iI/AAAAAAAALBQ/v7PI0ZS09p8/s400/DSC09985.JPG" /></a><br /><br />Kadının adı Delilah kocasının adı Muassilmiş, İtalyan kökenliymişler, çocukları da Suudi Arabistanda çalışıyormuş. Taze meyve suyu, kahve, süt, peynir, jambon ve bir kavanoz bisküvitle kahvaltı ettikten sonra Salvador’a doğru yola çıktık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/KvmTuY6aD3tsGV78CyHU9w?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2G_yxw_iI/AAAAAAAALBI/L4GJRBsHaJs/s400/DSC09984.JPG" /></a><br /><br />'Tekrar Praia do Forte de mi kalsak, orası iyiydi' diye düşünürken daha önce atladığımız İmbassai adlı köye girdik. Hem toprak sokaklarıyla falan bayağı bir köy, hem de turistik aktivite, restoran, hediyelikçi falan var, çok hoşumuza gitti.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/uEFmu7PUTfpwe02Qkjck7A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2JMCEWztI/AAAAAAAALCw/aH5w8dWPfyw/s400/DSC00175.JPG" /></a><br /><br />Köyün içinden bir dere geçiyor, derenin ucu 500 metre ilerde denize kavuşuyor ve aynı İztuzu plajındaki gibi iki yanında da yüzülebilen ince uzun bir yarımada oluşturuyor.<br />Köyün merkezinde havuzlu güzel bir otel bulduk, sahibi havuz başındaki lüks odaya 70 real dedi, ekstra yatak için de para istemedi, anlaştık yerleştik, kendimizi havuza attık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/SAOapxdbnaBAdUxuZ6ueJg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62QPH9vzI/AAAAAAAALE0/Q7-3EQeNgRU/s400/DSC00041.JPG" /></a><br /><br />Can biraz da kazanacağı hakların gazıyla ilk defa burada simitsiz yüzmeyi başardı.<br />Kısa kenar bir , uzun kenar 2 hak derken bir anda 15 hak biriktirdi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Z-gb0m5-b7JHa9IS8k4pLg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62SoLy8nI/AAAAAAAALE8/_RFE8nL8VJE/s400/DSC00062.JPG" /></a><br /><br />Öğleden sonra yürüyerek İztuzu muadili plaja gittik. Köyden plaja 1 real karşılığı turistik sallarla da gitmek mümkün.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/yc5XL4jpWSnEWlCZdNKFng?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62u8FdkbI/AAAAAAAALGM/Z-aIJqSUAjY/s400/DSC00160.JPG" /></a><br /><br />Tatlı suya bakan sakin tarafta 7-8 baraka masaları şezlongları suyun içine atmışlar, deniz tarafında hava sert olduğundan herkes bu tarafta bira içiyor, tıkınıyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-4NGrwL6jFo-uubQXdCM7w?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62lcgIu3I/AAAAAAAALF0/Y2TXpwoAdak/s400/DSC00113.JPG" /></a><br /><br />Biz de İngilizce konuşan garsonu olan birine oturuk, bira ve kızarmış papalina söyledik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/hR4bvgi6Xv0o1SO26NIXWA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62XVXIP3I/AAAAAAAALFM/6c0MlTyJBao/s400/DSC00092.JPG" /></a><br /><br />Garson Çagu çok efendi bir çocuktu, bas çalıyormuş, yazları burada çalışıp ayda 400 real kazanıyormuş. Maaş yokmuş da bütün restoranlarda hesaba düzenli olarak eklenen %10 garsoniyeleri alıyorlarmış.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/BCuLVcI_gFqkrdsdFjOfpQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2IXS14rRI/AAAAAAAALCQ/GkKYqEirMJE/s400/DSC00132.JPG" /></a><br /><br />Kışın özellikle Temmuz Ağustos aylarında her yer kapalıymış, çünkü çok feci fırtına oluyormuş.<br />Sığ, tatlı suda Can yine oynayacak zenci bir kız buldu, yüzme denemeleri yaptı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/gfK0hXX1laV2LeVOyGgOEw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62VM0QOCI/AAAAAAAALFE/5hlilezV1d4/s400/DSC00065.JPG" /></a><br /><br />Biz de kıyıda ayaklar suyun içinde biraları devirdik.<br />NovoSchin’in siyah birasını ilk kez burada gördüm, küçük bir kutu söyledim.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/3ezSDtOgOBGGCCvxAdEwig?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62pGcgjtI/AAAAAAAALF8/ycjeZUXRYkM/s400/DSC00116.JPG" /></a><br /><br />Çagu "Pek ağız tadınıza uymaz efendim” diye uyardıysa da ısrarla istedim. Pek tatlıymış, beğenmedim, bıraktım. Efendi garson Çagu yine de "Beğenmediyseniz ödemek zorunda değilsiniz” dedi<br />Pljda bizden başka yabancı yoktu. Suda sohbet ettiğimiz yan masadaki komşular Rio de Jenerio’dan arabayla gelmişler, yol 18 saat sürüyormuş, Sao Paolo’da mola verip gece yatmışlar.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/c5SqQSdbc9ibD4y6HxdaJw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62hmMOKaI/AAAAAAAALFs/zUtihNcILKk/s400/DSC00104.JPG" /></a><br /><br />Oysa ki haritada ikisinin arası İzmir-Balıkesir kadar görünüyor. Biz de bu görünüme aldanıp ilk biletleri aldığımızda 'herhalde otobüsle 2-3 saatlik mesafe, Rio'ya da gidelim' diye düşünmüş ancak biraz okuyup da otobüsle 24 saat sürdüğünü ve otobüs biletlerinin bir servete mal olduğunu öğrenince vaz geçmiştik.<br />İç hat uçuşları saat olarak makul olmakla beraber onlar da çok pahalıydı (kişi başı 300 dolar gibi fiyatlar vardı).<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/i6VMLZeNgrsDrSKaPPd-rA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62e2dcqOI/AAAAAAAALFk/qcKKgXBGMrk/s400/DSC00101.jpg" /></a><br /><br />Brezilya’ya gelirken nereyi görmek istiyorsan oraya gitmek lazımmış, iç hatlarda aktarma yaparım düşüncesi yanlışmış; en azından biz öyle ucuz bir bilet bulamadık.<br />Herkes Rio’nun da çok güzel olduğunu, ama Salvador’a göre daha büyük ve tehlikeli olduğunu söyledi. Aradaki Sao Paolo ise pek güzel bir şehir değilmiş. (En önemli özelliği 29 Mart’tan sonra THY nin direk uçtuğu destinasyonların arasına katılması.)<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/3IhVMKu0BOHU7ylhHKeLqQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62ZbkLFgI/AAAAAAAALFU/dXZsoIeQBdY/s400/DSC00097.JPG" /></a><br /><br />Ben biraz da yarımadanın öbür yanına geçtim, (ölçüleri İztuzu’ndan bile küçük).<br />Hava bu tarafta rüzgarlı olduğundan denizde dalgalarla oynayan bir çift dışında pek kimse yoktu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/6yBQEsvWtHL132MbXE2J4Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62rmf_vKI/AAAAAAAALGE/THnplZ753Wk/s400/DSC00138.JPG" /></a><br /><br />Tekrar geri döndüm, masaları dolaşan bir ressamı izledim.<br />Kendine çok güvenli bir havası vardı ama çizdikleri ilkokul öğrencisinden halliceydi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/GRHfTMOl8j8no1ggtuqzmQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2IRIXiaQI/AAAAAAAALCI/71sGjke4r8w/s400/DSC00145.JPG" /></a><br /><br />Eğer bu çizdiği resimler karşılığında; miktarı önemli değil, para alabiliyorsa büyük başarı.<br />Güneş batana dek suya ve biraya doyduk, restoranlarda kalan son müşterilerle birlikte biz de kalktık, son tekneye atladık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/K_0zDdqZFTOfgR9dt9zkqA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2I9HaDEjI/AAAAAAAALCg/AtlWTtEFUZU/s400/DSC00173.JPG" /></a><br /><br />Tekneleri Venedik'teki gondollar gibi sırıkla ittirerek sürüyorlar.<br />Tekne arkadaşlarımız Türk olduğumuzu öğrenince hemen Fenerbahçeee, Alex de Souza, dediler (erkekler).<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/hiNcYg2BLq46J0TXxEHZaA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62xbeYLpI/AAAAAAAALGU/1JOdgYL3KH4/s400/DSC00171.JPG" /></a><br /><br />Roberto Carlos neyse de, ben Alex’i bilmelerine şaştım.<br />Brezilya gibi her ülkede topçusu olan bir memlekette sanki hiç tanınmayan biriymiş gibi geliyordu bizim Cuma (saçları uzatıca Cuma’ya benziyor)<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/KuuascYBrOoiOh1WVcEYHA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb62cxTbrhI/AAAAAAAALFc/vEemmvlxHF8/s400/DSC00100.JPG" /></a><br /><br />Hava kararmaya başladığından gündüz gözüyle köyün meydanına çıkıp restoran aramaya başladık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/gqO_guJM8wY2Q_87eI6nXw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb623qiiZvI/AAAAAAAALGk/07ABgPOodBk/s400/DSC00178.JPG" /></a><br /><br />Imbassai’yi çok beğendik, kırmızı toprak yolları, tek katlı binalarıyla sanki Hindistan ya da Afrika’da bir köyü andırıyor.<br />Köy möy diyorum ama çok prensipliler: Restoranların, bahçelerin kapısını bir değnekle kapatmışlar, 18 de açacaklarmış, girelim yemek çıkana kadar bir şey içelim yokmuş.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/IsRPdsI6W77-vCTMcIVhDA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb627ydruKI/AAAAAAAALGs/9SHCKjUH1C8/s400/DSC00182.jpg" /></a><br /><br />Güzel bir lokal restoranda karar kıldık, odaya dönüp duş aldıktan sonra saati doldurduk. Yemek olarak hem tadı güzel olduğundan, hem de pek başka birşey olmadığından elbette ki yine moqueca söyledik, bu sefer ahtapotlu (polvo).<br />Yemek 36, batata frita 8, bira, meye suları, hindistancevizli dondurma derken 56 real (20 euro) hesap ödedik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/5MQ38lMZuDZfLB98_gCKuQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb63BbM8pXI/AAAAAAAALG0/WDBkbd12cFU/s400/DSC00188.JPG" /></a><br /><br />Köyün dükkanlarını biraz dolaştık. Bakkalda, köyde yapılmış, boş şişelere doldurulmuş çeşitli meyve likörleri vardı. Etiket de standart basılmış, hangi meyvenin yanına çentik koyulmuşsa onun likörü. Ben bir şişe Mangaba likörü aldım, (1 euro), votkalı meyve suyu gibi bir şeymiş, hemen içtim bitti.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/sW0PN2YuIv5BFlC6DrtfjA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb620k8QfBI/AAAAAAAALGc/bPpXKukE-HU/s400/DSC00172.JPG" /></a><br /><br />Odada otelciden buz alıp caipirinha hazırlayıp hamak keyfi yaparak geceyi sonlandırdık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/2mLVT2_rPN5xxMudMtxbtA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb63Fei1dNI/AAAAAAAALG8/Ly34zpSp1bQ/s400/DSC00193.JPG" /></a><br /><br />Sabah yine havuz ve kahvaltıdan sonra arabayı 12 de teslim edeceğimiz için 10’da yola çıktık. Yoldaki kilometre tabelaları bu kez Salvador’a kaç kilometre kaldığını gösterdiğinden işe yaradı, ama gösterdiği rakam şehrin dış sınırına olan mesafeymiş.<br />Ben hesabımı tabelalara göre yaptığımdan şehir girişinde 5 reallik daha alkol almak zorunda kaldım.<br />Salvador’a girişte sahil yolunun başını kaçırdığımızdan otobana girmek zorunda kaldık. Hiç bilmediğimiz bir şehirde 120 ile giden arabaların ve sağımızdan solumuzdan vızır vızır geçen motosikletlerin arasında çıkacağımız yolu bulmak için epey panik yaşadık, çünkü otobandan çıkışlar bizdeki gibi sadece sağdan değil her iki taraftandı.<br />Yolun ortasından giderken, tabelaları okumaya çalışıp, motosikletlere çarpmadan sağa ya da sola yanaşmaya çalışmak sırtımdan soğuk terler akıttı.<br />En sonunda elimizdeki haritadan tanıdık bir çıkış bulup sağ salim evi bulduk, arabayı evin altına parkettik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/w-YUbkqJsbJxdwqGnc-k0g?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2JZPYQflI/AAAAAAAALDA/Fhmp6rZCNQk/s400/DSC00201.JPG" /></a><br /><br />Evde sadece hizmetçi kız vardı, hiç İngilizce bilmediğinden Lucia’ların nerede olduğunu öğrenemedik. Yemek yedik, internete girdik.<br />Kardeşimin yazdığına göre Skyturk ’teki bir programda Sandaletliseyahat’i tanıtmışlar, internet sitesine baktım bişey göremedim.<br />Arabayı almaya gelecek elemanı bekledik. Yine geç , saat 2 de geldi.<br />Arabayı teslim edince omuzlarımdan bir yük kalktı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Iyk8kcTwJGqf3yitiBB9kQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb63xyMOVYI/AAAAAAAALII/W6wamhK1a1Q/s400/DSC00276.JPG" /></a><br /><br />Hemen dışarı çıktık, şehir merkezinde içinde şişman heykeller bulunan yapay bir göl varmış, Neşe görmeye heves ediyordu, otobüsle oraya gittik. Hiç bir numara yokmuş, sağından solundan trafik akan yapay bir göl.<br />Yüzmeye doyamadığımızdan plaja gidelim dedik, artık otobüs beklemeyip taksiye bindik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/YAqrxUaHB0clUzfPZg4mQg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb63jzDacBI/AAAAAAAALHs/6eZbJ7HLQ3Q/s400/DSC00266.JPG" /></a><br /><br />Taksi şöförü üniversite öğrencisine benzeyen pek temiz bir çocuktu, ön koltukta da kalın bir roman vardı. Adını sordum, orjinali Book Thief’miş, sonradan internetten öğrendiğime göre Nazi döneminde geçen bir best sellermış.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ExYQBmm3idtqPYZL09u6zQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb63sxr6ReI/AAAAAAAALIA/09K2lRJ2gTo/s400/DSC00273.jpg" /></a><br /><br />Şöföre daha önce gittiğimiz Barra plajına ancak bu kez fenerin sağ tarafına Porto de Barra’ya (Couchsurfing aracılığıyla bizi davet eden, ancak refüze ettiğimiz üçüncü evin bulunduğu plaja) gitmek istediğimizi söyledik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/GDv17qmTfvzbkleOKYMPuQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb63pb15qjI/AAAAAAAALH0/zsMDavHkk1U/s400/DSC00279.JPG" /></a><br /><br />Ben de şehir içindeki bu plajlar neden bu kadar tenha diye düşünüyordum: Meğer bütün millet buradaymış!<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/obIQ_17VDfxunXycVWC9Qw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb63JKbdr2I/AAAAAAAALHE/4eLPekBz4bU/s400/DSC00218.JPG" /></a><br /><br />Biz de hemen sahile indik, buradaki şezlongcular da diğer boş plajlara göre daha cabbar, arkadaki şezlonglar ucuz, öndekiler daha pahalıymış.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/W0gze26C-tkyaMFGuIceZw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb63coYRUUI/AAAAAAAALHk/xjlI-gg7f68/s400/DSC00265.JPG" /></a><br /><br />Sıkı pazarlıkla 4 real'e en önden şezlong ve şemsiye kiraladıktan sonra caipirinha'ları ısmarladık, etrafı seyre daldık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/VC0cW41LdYNuwAzzUfZeRA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXbAE17xTGI/AAAAAAAAKUc/z8B4zM1GTQo/s400/DSC00235.JPG" /></a><br /><br />Plajdaki kalabalığın çoğunluğunu gençler oluşturuyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Uo2D7k6SZSs2NkxARPyv4w?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb63WJkyB3I/AAAAAAAALHc/kTrU3mrJ5B4/s400/DSC00260.JPG" /></a><br /><br />Belli ki grupları da var, ayaküstü flörtler, akşam planları yapıldığı hemen anlaşılıyor.<br />Kız erkek herkes futbol oynuyor, ayrıca tahta raketle oynanan tenis gibi şey de Brezilya'da çok popüler.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/BenSV99CAxV8w8iimDUCkw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb63RvxYLiI/AAAAAAAALHU/VraYom3gm44/s400/DSC00234.JPG" /></a><br /><br />Bu gece son gecemiz olduğundan neredeyse hava kararana kadar plajda kaldık. Güneşi yine ilk günkü gibi Barra Fenerinde batırdıktan sonra eve döndük.<br />George ve Lucia'yı grand tuvalet giyinmiş bulduk, resmi bir davete gidiyorlarmış.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/AljshsJFNUAvog2VDK_KVQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb_AKgwUedI/AAAAAAAALKI/FwHlm2nhfAY/s400/PIC_0182.JPG" /></a><br /><br />Evde yemek yedikten sonra Can'ı hizmetçi kız, ağzı var dili yok Olivia'ya emanet edip yakındaki bir süpermarkete gittik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/hmokKRvVc_v_S7Gy9EnWoA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb2ARv-GlII/AAAAAAAAK6o/GWb9AB_oXCU/s400/DSC09563.JPG" /></a><br /><br />Kendimizce Brezilya'dan götürülmesi gerekenleri toparladık . Elbette bol bol rom, (Romu 33o mllik teneke kutulara koymuşlar, çok pratik!) Caipirinha yapmak için iki kilo limon, füme etler, sosisler, hediyelik kahve, parmak arası terlik vs., 126 real tuttu, kredi kartı ile ödedim.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/S2LMklJAEW0ZnwjzDmdwzg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb_AMPoVgyI/AAAAAAAALKg/oDckWkdMMNk/s400/PIC_0186.JPG" /></a><br /><br />Eve dönüşte Can uyumuş.<br />Olivia'ya teşekkür ettik, bir de 5 euro verdik, sevindi.<br />Sabah erkenden kalktım, Neşe'nin tüm itirazlarına karşın (mayoları kaldırdım, havlular kurumaz, vs.) sahile gidip son bir kez okyanusa daldım.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/UHsseXJCw-TOHw7wx_Y6-w?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb64L1M9_YI/AAAAAAAALIw/zy1GV465nt0/s400/PIC_0274.JPG" /></a><br /><br />Sabah saat 7 de bir seyyar kahveci, nefis bir reggae çalarak sessiz sokaktan geçiyordu.<br />Burada her köşede bizim ayakkabı boyası kutuları gibi suntadan çakılmış, ince uzun , tekerlekli kahveci arabaları var. İçinde termoslarla kahvenin yanı sıra mutlaka bir müzikçalar ve önüne yerleştirilmiş kocaman hoperlör mevcut.<br />Paso müzik yayını yapıyorlar<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/4M8i7DcId241LNoTIxgSbA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb_ALLxyeDI/AAAAAAAALKQ/RuWDAZLl0Bc/s400/PIC_0217.JPG" /></a><br /><br />Kahveciyi durdurup çalan müziği sordum.<br />Benimle hiç ilgilenmedi, 'Kahve almıycaksan beni meşgul etme' havasında otobüs durağına doğru yoluna devam etti.<br />Evde yine ayaküstü kahvaltı ettik. Uçağımız akşamüstü olduğundan evden çıkmadan belki karşılaşamayız diye George ve Lucia ile vedalaştık, videolarını çektim.<br />George Portekizce konuştu. Lucia'nın söylediğine göre "Bu couchsurfing çok ilginç bir şey, belki de dünya barışı bu yolla gelecek" minvalinde kendine yakışır tarzda, politik bir konuşma yapmış.<br />Lucia ile sanki birbirimizi yıllardır tanıyor gibi olduğumuz konusunda hemfikir olduk.<br />Benim bu konudaki korteks teorime göre birbirine benzeyen insanlar dünya üzerinde sanki beynin korteksi(zarı) gibi bir katman oluşturuyor ve aynı sinir hücrelerinin ta uzaktaki bir hücreye akson atması gibi birbirleriyle bağlantı kuruyorlar, bir ağ oluşuyor.<br />Bu yüzden birbirinden çok uzak yerlerde yaşayan arkadaşlarımız bizden bağımsız olarak birbirlerini tanıyor ve iyi anlaşıyorlar.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/wYT7iV0by73DPaJFNgM6aw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb64RGHQkpI/AAAAAAAALI4/q9T9rEFwmTM/s400/PIC_0290.JPG" /></a><br /><br />Otobüsle son kez hediyelik vs almak için Pelorinho'ya gittik.<br />Realimiz bittiğinden 20 euro daha bozdurdum. Mercado Modelo'yu ve önündeki açık hava pazarını bu sefer daha detaylı gezdik, ıvır zıvır aldık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/tiKMuyqWRRQQ4lU_wcrq6Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb_ALty9G_I/AAAAAAAALKY/Dg8Y7II8hk8/s400/PIC_0221.JPG" /></a><br /><br />Benim İzmir'de Yeni Karamürsel'in önünde işportadan 5 liraya aldığım Brezilya formalarının aynısı 30 liraya satılıyordu. Öğlen yemeğini yine güzel bir halk tipi lokantada yedik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/dJIpImSQMdAu1JSvwwC-IQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb634uZFsRI/AAAAAAAALIQ/dSBtzziiWik/s400/PIC_0237.JPG" /></a><br /><br />Ufak meydana atılmış masalarda ben peixa (peyşa=balık) mouqeca (8), Neşe Beef Milanese (6.5) yedi. Yanında getirdikleri garnitür, salata, pilav vs ile sofra doldu, toplam 19,5 real hesap geldi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/LBcNYpdvgbhQ4bGiOlUEdg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb64BZ3_rPI/AAAAAAAALIY/vsGirhsGSuE/s400/PIC_0238.JPG" /></a><br /><br />Saat 2 de eve döndük, Lucia bizi havaalanına götürmek için dönmüş.<br />Havaalanı uzak ve çantalar ağır olduğundan bu çok makbule geçti.<br />Gelirken de havaaalanında Andrea karşılayıp şehre getirmişti. Couchsurfing harika bir şey!<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/hD0GXMt8nAPyCullzeTVyQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb_AMo6jOWI/AAAAAAAALKo/rrW884Kjvak/s400/PIC_0277.JPG" /></a><br /><br />Havaalanında gümrükten ve bagaj kontrolünden geçmek için 1 saatten fazla bekledik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/PHvRyxuoktL6WxhBhepdRw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV9f_3unA8I/AAAAAAAAJ6k/mHlRpEnPvlI/s400/PIC_0280.JPG" /></a><br /><br />Uçakta Can rahat yatsın diye ben arkalarda bir koltuğa geçtim.<br />Yanındaki boş koltuğa oturduğum Thomas önce bozuldu, sonra yol boyu güzel sohbet etik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/xHUL1T2aWNiEGKx5g3BmTw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb64XVJjUNI/AAAAAAAALJA/CEN_xLj9djg/s400/PIC_0293.JPG" /></a><br /><br />Almanya'da tanıştığı Brezilya'lı kız arkadaşını ziyaret için gelmiş, dönüyormuş.<br />Condor'un servisi yine iyiydi. Uyku ilacımı Thomas'la paylaşmama rağmen, deliksiz uyudum.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/AynQyTR3YMWogPqZGv4gHQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb64ek_P68I/AAAAAAAALJI/Gm8ycqCT8r0/s400/PIC_0306.JPG" /></a><br /><br />Hatta Frankfurt'ta da uyumaya devam ettik, Can çantalara göz kulak oldu.<br />Frankfurt Havaalanında 5 saat beklememiz gerekiyordu.<br /><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/msMjv36oc82--U1G28AMVg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb64jtMigtI/AAAAAAAALJQ/qDkdPAledHw/s400/PIC_0310.JPG" /></a><br /><br />Uykumuz açılınca vakit geçsin diye dışarı Almanya'ya çıktık, havaalanının karşısındaki Mc Donalds'ta kahve içtik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/xoTrq4DLz5J9OP0n6IuEbw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb64pHGfAxI/AAAAAAAALJY/shgF_j8wqWI/s400/PIC_0312.JPG" /></a><br /><br />Çok soğuktu, hemen geri içeri girdik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/OdgQZMSUVBYIRNz0TW49hw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb640F-BLsI/AAAAAAAALJo/yYRr5TMM9vo/s400/PIC_0321.JPG" /></a><br /><br />Dönüş uçağımız Sunexpress'de vakitlice kalktı, sorunsuzca İzmir'imize döndük.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/D7XYRurtmRFT06qZxpasqA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/Sb64_cA9-2I/AAAAAAAALJ4/uLw2Rp3NmxE/s400/PIC_0333.JPG" /></a><br /><br /><br />Trenden atılan taşın hemen düşmeyip bir süre treni takip etmesi gibi, ben de döndükten sonra üstüste yedi gece daha rüyalarımda gitmeye devam ettim.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Sm0wbCvXVCFhQ85XZtQn6Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/ScCSu5NDd6I/AAAAAAAALK0/mA9hQMMAJZo/s288/IMG_0284.JPG" /></a><br /><br />İlk gece Süpermen gibi havadan Brezilya sahillerini seyrettim, plajların üzerinden kilometrelerce uçtum.<br />İkinci gece İzmir'in yüzyılın başındaki halindeydim, Pasaport'ta arnavut kaldırımlarında dolaştım.<br />Üçüncü gece Las Vegas'ta kumarhaneler turu yaptım.<br />Dördüncü gece Eski Doğu Almanya'daydım.<br />Beşinci gece yine Salvador'a döndüm, Lucia'larla bir gün daha geçirdim.<br />Altıncı gece en heyecanlısıydı; Irak'ta bir Amerikan üssünde Irak adına casusluk yapıyor, üsten çaldığım parçaları birleştirerek Irak için uçak yapmaya çalışıyordum.<br />Son olarak yedinci gece paraşütle atladığım Amazon Ormanları'nın ortasında Mimar Sinan'ın yaptığı bir kemeri seyrediyordum.<br />Yattığın yerden bilet almadan gezmesi çok zevkliydi ama ne yazık ki sekizinci gece durdum.<span style="font-size:180%;"><br />...</span><br /><br />Biz Brezilya'yı çok sevdik, yine bilet bulsak, yine gideriz.<br />Bu Kıbrıs'ı saymazsak Can'la çıktığımız ilk yurtdışı gezisi olduğundan başta biraz tedirginlik yaşadık ama Can ilk günkü uyarımdan sonra şartlara iyi uyum sağladı, bize en ufak bir sorun yaşatmadı.<br />Bu seyahatin en büyük kazancı da bu oldu.<br /><br /><span style="COLOR: rgb(255,204,51); FONT-STYLE: italic">Uçak (3x 780) 2300 €</span><br /><span style="COLOR: rgb(255,204,51); FONT-STYLE: italic">Harcama 650 $</span><br /><span style="COLOR: rgb(255,204,51); FONT-STYLE: italic">10 gün toplam masraf 2850 €</span><br /><br /><span style="COLOR: rgb(255,255,0); FONT-STYLE: italic">Kitap: Murat Belge, Başka Kentler Başka Denizler II</span><br /><span style="COLOR: rgb(153,255,153); FONT-STYLE: italic">Müzik: Caetano Veloso, Elis Regina, Bob Marley, Ümmü Gülsüm</span><span style="COLOR: rgb(255,204,51); FONT-STYLE: italic"><br /><br /><br /></span><span style="COLOR: rgb(255,204,51); FONT-STYLE: italic"></span><br /><p><br /><span style="font-family:georgia;"><span style="font-size:180%;"><em><span style="color:#ffccff;">Brezilya'dan tarantula transferi:</span></em><br /></span></span>İzmir'e döndükten iki gün sonra Neşe beni yatak odasına çağırdı. Yatak odasının banyosunda avuç içi kadar kıllı bir örümcek vardı.<br /><br /></p><p><a href="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SdmY9Tq6U4I/AAAAAAAALSE/Nelqe49rK3I/s1600-h/DSC00006.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321452613734650754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SdmY9Tq6U4I/AAAAAAAALSE/Nelqe49rK3I/s400/DSC00006.JPG" border="0" /></a><br /><br />Önce öldüreyim demiş, sonra korkup bana seslenmiş. </p><p>Daha önce hiç görmediğim bir tür olduğundan fotografını çekip zarar vermeden bir kavanoza aldım, ve internetten bulduğum araknoloji ile adreslere durumu anlatan birer mail attım. Geceyarısından sonra attığım maile hemen yanıt veren Araknoloji Derneği Başkanı, genç ve heyecanlı biyolog, Kadir Boğaç Kunt oldu. Sabah ilk iş İzmir'deki bir doktora öğrencisini gönderip işyerimden hayvanı aldıracağını söylüyordu. Örneği sabah işyerime götürdüm. Muayeneye gelen çocuklar çok ilgilendiler. Gerçekten de saat 9 da bir genç gelip kavanozu aldı.<br />Ertesi gün bir iki devlet üniversitesinden daha örneği kendilerine kargo ile yollamamı isteyen yanıtlar geldi.<br /><br /><br />Kadir Boğaç Kunt'tun örneği inceledikten sonra bana yazdığı maili de ilginç bulduğumdan buraya alıyorum:<br /><br /><br /><em><span style="font-family:courier new;">Merhaba Bora Bey,<br /><br />Oncelikle ilgi ve paylasiminiz icin cok tesekkur ederim. Ornek dun sabah sularinda elime gecti. Ne yazik ki yari olu vaziyette. Yasatabilmek icin elimden gelen tum cabayi sarfediyorum. Cok usumus ve trake sisteminde mantar enfeksiyonu gelismis.<br /><br />Tahmininiz dogru cikti. Yerli tarantula turlerimizden degil. Turkiye'de dagilim gosteren Chaetopelma olivaceum ve Chaetopelma concolor adli iki tarantula turumuz var. Bir ucuncusunun varligindan supheleniyoruz. Belki odur diye heyecanladim ama olmadi.<br /><br />Sizden aldigimiz ornegi ben teshis etmeye calisacagim. Lakin sayet basaramazsam (teshis icin ornegin ergin erkek ya da disi olmasi gerekiyor ve kuvvetle muhtemel ornek subadult, bu da teshisin beni asmasina sebebiyet verecek) tarantulalar uzerinde uzman Ingiliz bir meslektasima (Dr. Richard Gallon) gondermeyi dusunuyorum.<br /><br />Tur tayininden sonra izniniz olursa vakayi case report olarak Acta Parasitologica Turcica'da yayinlamak istiyorum. Elbette sizin de isminizle birlikte. Lakin bunun icin biraz daha ayrintiya ihtiyacim var. Bazi sorularima yanit verebilmeniz mumkun mu acaba?<br /><br />1. Hangi tarihler arasinda Brezilya'daydiniz?<br />2. Hangi sehir? Otel adi? Odaniz kacinci kattaydi? Otel ve cevresinin bir fotografi mevcut mu elinizde acaba?<br />3. Hangi hava yollari ile seyahat ettiniz? Seyahat esnasinda yaniniza aldiginiz bir el cantasi mevcut muydu?<br />4. Tarantulayi seyahatten dondukten ne kadar zaman sonra evinizin neresinde tespit ettiniz? Tepkiniz ne oldu?<br /><br />Bu sorular ilk etapta aklima gelenler.<br /><br />Bora bey sayet yayinlamayin ya da yonelttiginiz sorular benim mahremimdir, afise olmak istemiyorum derseniz (-ki bu dogal hakkinizdir) bunu anlayisla karsilar ve saygi duyarim. Bu durumda sizden sadece tarantula ornegini Araknoloji Derneginin muzesine kaydetmek ve icabi durumunda teshis ettirmeye yurt disina yollamak icin izin isterim efendim.<br /><br />Cevabinizi sabirsizlikla bekledigimi ifade eder, saygilar sunar, kolayliklar dilerim<br /></span></em></p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15415120-4919473253421921415?l=sandaletliseyahat.blogspot.com'/></div>ssbbnoreply@blogger.com17tag:blogger.com,1999:blog-15415120.post-28206569496079370622009-02-26T06:15:00.004+02:002009-02-26T16:53:33.423+02:00<span style="font-size:180%;"><span style="font-family:arial;">PAGANG ADASI</span><br /><span style="font-family:arial;">Sumatra / Endonezya</span><br /><span style="font-family:arial;">Şubat 2009<br /><br /></span></span><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/qJwslhSc2UfTL9oo2hJlLQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SaF6TycdliI/AAAAAAAAKjI/ObHk_MqLOss/s400/DSC01401.JPG" /></a><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/UVtIUEWsvFb9TRuK2f-8fg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SaTtdv88ulI/AAAAAAAAKrA/qq3JRMPAWDM/s400/IMG_0662.JPG" /></a><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/L2QjkAFWGlphkXo6kCUvAg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SaTtiDewYWI/AAAAAAAAKrg/x11C8FOY5k4/s400/IMG_0753.JPG" /></a><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/QM8e_yiAAPaX2D9JuOHf6Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SaTtbX4QxXI/AAAAAAAAKqs/i9LJjGzLDeQ/s400/IMG_0593.JPG" /></a><br /><br /><br /><br /><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" allowscriptaccess="always" bgcolor="#33FFFF" id="radioblog_player_0" flashvars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=2wLzRmb192cvc2bsJ2bpRWYSVWaoN2bvN1LyZmLlVmcm5SN3U3bhlWb/Koop%2520-%2520Island%2520Blues.rbs&colors=body:#33FFFF;border:#336600;button:#339900;player_text:#330066;playlist_text:#666666;" width="180" height="23"></embed><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15415120-2820656949607937062?l=sandaletliseyahat.blogspot.com'/></div>ssbbnoreply@blogger.com12tag:blogger.com,1999:blog-15415120.post-73038926207297884862009-01-20T17:09:00.026+02:002009-01-27T17:42:46.718+02:00<span style="font-size:180%;"><span style="font-family:arial;">BREZİLYA II</span><br /><span style="font-family:arial;">Salvador de Bahia (Aralık 2008)</span></span><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/S7Hd1zV2eg4fIQi1Zr7_zw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOsL9gKsLI/AAAAAAAAKOY/TASORBEn884/s400/DSC09093.JPG" /></a><br /><br /><span style="font-size:130%;"><span style="font-style: italic;font-family:courier new;" >Çıkan kısmın özeti:</span><br /><span style="font-style: italic;font-family:courier new;" >Brezilya'ya geldik. İlk sabahımızda, evinde kaldığımız Andrea bizi şehir merkezinde bıraktı, işe gitti.</span></span><br /><br /><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" allowscriptaccess="always" bgcolor="#FFCC00" id="radioblog_player_0" flashvars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=18iN2ACbpNXYyJEIuByclRmbl1EIvl2ZyV2UgMHduV2clJHUgQnclBHbBBiYyVGSvMHZuV3bz9Sdo5yd15SYuFmYhNWYw92Y/06%2520-%2520Daytropper.mp3&colors=body:#FFCC00;border:#339900;button:#339900;player_text:#339900;playlist_text:#666666;" width="180" height="23"></embed><br /><br />Havaalanında acil gerekir diye 20 euro bozdurmuştum. Havaalanındaki kurla şehirdeki pek farklı değilmiş: USD 2.25, Euro 2.80 real . Banko do Brasil'in kurları daha kötü, bir de komisyon alıyorlarmış. Bizim memleketteki çapraz kura göre dolar daha avantajlı olduğundan döviz büfesinde 100 dolar bozdurdum. Burası Amerika’nın hinterlandı sayıldığından dolar biraz daha kıymetli sanırım.<br />Pelorinho’yu (<span style="font-style: italic;">Pelorinyo</span> okunuyor, Portekizce çok hoş bir dil, çaya da<span style="font-style: italic;"> 'şa'</span> deniyor) dolaşmaya başladık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/SwQLCyXAKelsHVVDlHAr-A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOZjE4NdXI/AAAAAAAAKE8/EpZaSMhM4aY/s400/DSC08570.JPG" /></a><br /><br />Arnavut kaldırımı yollar, siyah beyaz taşlarla döşeli kaldırımlarla sevimli bir yer. Bu siyah beyaz desenli kaldırımlar tüm Brezilya’da, hatta Murat Belge’den öğrendiğime göre tüm Portekiz’de karakteristikmiş.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/bJPV0-6tRI24PXKzR6v-yA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT_IeSv19I/AAAAAAAAKSI/MEvkuiwuqjg/s400/DSC09368.jpg" /></a><br /><br />Pelorinho’da önce asansörün üstündeki turizm bürosunu ziyaret ettik. Aynen İzmir'deki asansör gibi şehrin üst kısmını deniz kıyısına bağlayan bir asansör var: “Elevador”<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/fQs1kiDgs5i4STJfaMnedA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT8dYgVIcI/AAAAAAAAKQw/SzWNsKY5U3E/s400/DSC08666.JPG" /></a><br /><br />Eskiden İzmir’de olduğu gibi para ile çalışıyor ama çok ucuz, kişi başı 5 kuruş<br />(İzmir'de 1 liraydı).<br />Özellikle çıkışta epey sıra da var.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYf1ea-OgI/AAAAAAAAKT0/YfK1EAxBv7g/s1600-h/PIC_0055.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYf1ea-OgI/AAAAAAAAKT0/YfK1EAxBv7g/s400/PIC_0055.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293453415580318210" border="0" /></a><br />Turizm bürosunda Salvador'la ilgili broşür harita vs sorduk, dün havaalanında verdikleri kuzey sahilini ve eski şehir merkezini gösteren iki harita ve bir buklet dışında başka birşey yokmuş.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/WtorAq74ePbXFo3mP7G9kQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOZTJV1rQI/AAAAAAAAKE0/I2mS1LC39Pw/s400/DSC08569.JPG" /></a><br /><br />Brezilya, ya da Salvador’la ilgili ikinci el rehber bulmak için eski kitapçı aradık. Bir tane kitapçı bulduk ama sadece Portekizce rehber vardı, Brezilya haritaları da kalitesiz ve pahalıydı, almadık (sonradan başımıza bu yüzden işler geldi).<br />Pilleri şarj etmek için 110 voltluk bir şarj aleti aldım(25 Real). Markası Elgin, sanki Türkçe gibi geldi. Buranın popüler bir markası ama içinden çıkan 2 tane 4700 amperlik pil şarj ettikten sonra maşallah, 15 dakika dayanmıyor.<br />Yarım saat yürüdükten sonra Can, “Yoruldum, eve ne zaman döncez" diye mızıldanmaya başladı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/YIgEG-FLJaCJbq9BM_MoSA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXObJazBEVI/AAAAAAAAKFs/ZVW_MIHc5MA/s400/DSC08600.JPG" /></a><br /><br />Kendisine seyahatte eve dönülmeyeceğini, sabahtan akşama kadar dışarıda dolaşacağımızı, yorulursak bir yerde dinlenip yine dolaşmaya devam edeceğimizi, baştan pazarlığımızda yoruldum diye vızıldamanın olmadığını anlattım; anladı; bir daha da on gün boyunca hiç sorun çıkartmadı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/wrgi7oS_u8iQocgL5LK1Eg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOb-9BOsEI/AAAAAAAAKGI/4tUdqpyjwKM/s400/DSC08612.JPG" /></a><br /><br />Salvador’da bulunduğumuz ilk günlerde hava genelde kapalıydı, sabahları ara ara yağmur indirdi, sonraki günler hiç yağmadı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/AOwlcM2kBDAoioy0CtkbRQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOgKJiBUYI/AAAAAAAAKHg/xD1_wtgb600/s400/DSC08654.JPG" /></a><br /><br />15-20 dakikalık yağmurdan sonra yerler 5 dakikada sıcaktan kupkuru oluyor. Hava bulutsuz olunca ise güneş dayanılmaz bir hal alıyor, çok yakıyor.<br />Can güneşin tepemizde olduğu bir an “Biraz daha güneşin altında kalırsak biz de zenci olcaz herhalde” dedi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/zPgHplIp6cAoIhl0JBj6dw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOg5yBJTwI/AAAAAAAAKHw/SeMxwBtDB9M/s400/DSC08671.JPG" /></a><br /><br />Salvador Brezilya’nın Afrika etkisindeki bir bölgesi. Nüfusun çoğunluğu ataları Afrika'dan getirilmiş karaderililer.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/JrBn4gqFjhPxwE6JvuUPsg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXObWsyZ1dI/AAAAAAAAKF0/p1KkO8z95NQ/s400/DSC08604.JPG" /></a><br /><br />Afrika’nın adetleri, dini törenleri, yemekleri bu bölgenin karakteristiğini oluşturuyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/ANCify7GGxEOQ_zphu1Abg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOd6u5SVKI/AAAAAAAAKG4/UIIIIMd4tjY/s400/DSC08639.JPG" /></a><br /><br />Karayipler havası belirgin, arada esmerler, sarışınlar da var ama sokakta çoğunluk zenci.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/CPMATih27bVJ5oBcIb11Pw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOgc4-uyVI/AAAAAAAAKHo/Iib7fYIKDlA/s400/DSC08667.JPG" /></a><br /><br />Brezilya çok kozmopolit bir ülke, her renkten, her cinsten insan var ve çok iyi kaynaşmışlar. Brezilya’lı tipi denebilecek belli bir tip olmadığından bize de hep Brezilya’lıymışız gibi davrandılar, Portekizce konuştular.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/z3aZx_LEzU_GaGyGDWdloQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOetVFks7I/AAAAAAAAKHA/FwrA2VWTgaU/s400/DSC08641.JPG" /></a><br /><br />Pelorinho’nun arka sokaklarında dolaşırken aniden şiddetli bir yağmur bastırdı, biz de şemsiyemiz olmadığından hemen önünde bulunduğumuz binanın açık kapısından içeri dalıverdik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/ry2NfPy7YKqfvey_HVOZ3Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOaaKkczRI/AAAAAAAAKFU/OCy-lr-Z2Yk/s400/DSC08590.JPG" /></a><br /><br />Meğer girdiğimiz yer bir müzeymiş, hem de giriş bedavaymış.<br />Böylece Brezilya’daki ilk ve tek müze gezimizi gerçekleştirmiş olduk.<br />Abelardo Rodrigues diye bir adamın yıllar boyunca topladığı Hristiyanlıkla ilgili biblolar, tapınma dolapları, ikonalar vs. eski bir evde sergileniyordu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/5v7e-gwwjUgvODrDT8JNFw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOpcTgSiwI/AAAAAAAAKM4/153N3FXcr1c/s400/DSC09002.JPG" /></a><br /><br />Bizim çok ilgimizi çekmedi ama Can, İsa’yı çarmıhta gösteren fildişi biblolara çok ilgilendi, ben de öğreten adam olarak konuyu ayrrıntılı bir şekilde açıklamak zorunda kaldım. Yağmur dinince müzenin bahçesine de çıktık. Pırıl pırıl parlayan güneşin altında çok bakımlı, güzel bir bahçeydi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/qJkRLtE76u8X_Utr704dqw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOamYxdU4I/AAAAAAAAKFc/qaly8ggItHs/s400/DSC08594.JPG" /></a><br /><br />Müzeden çıkınca Pelorinho’dan yokuş aşağı indik, kemeraltı gibi bir yere geldik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/_w7O_efLDPMFsZCM7qmPHg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXObqCy7NyI/AAAAAAAAKF8/ptb_3fWjbdg/s400/DSC08610.JPG" /></a><br /><br />Salvador’da da esnaf Kemeraltı gibi iş kollarına göre belli bölgelerde toplanmış. Elektronikçilerin hepsi bir sokakta, yanındaki sokakta müzik malzemeleri, bir başka bölgede kumaşçılar, züccaciye vs.<br />Bir köşedeki açık lokantaya girdik. Tropikal iklimden dolayı burada cam çerçeve kullanılmıyor, köşeyi demir kafesle çevirdin mi havadar bir dükkan oluyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/xB2AVqCHRKNmnIvDU1X4qQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOcoQDqteI/AAAAAAAAKGg/l9vhMq1P1RA/s400/DSC08625.JPG" /></a><br /><br />Oturanların tabaklarına, ve köşedeki büfeye baınca buranın açık büfe bir yer olduğunu tahmin ettik. Tahmin ettik diyorum, zira Brezilya’lılar pek İngilizce konuşmuyorlar.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/NmMsgx0Ox7yZxyGufWE9IQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOo3kKmaII/AAAAAAAAKMg/RVkAEidIkv4/s400/DSC08978.JPG" /></a><br /><br />O kadar konuşmuyorlar ki yes-no’yu bile anlamıyorlar. Ben evden çıkmadan Andrea’ya sorarak merhaba , teşekkür ederim, kaç para gibi esansiyel kelimeleri , ve sayıları okunuşlarıyla defterime yazıp ezberlediğimden iletişim kurabiliyoruz.<br />Kurduğum iletişim sonucu buranın gerçekten açık büfe olduğunu, duvardaki ecza dolabından tabak, çatal, kaşık alıp, istediğimiz yemekleri tabağa doldurduktan sonra kilo üzerinden para ödeyeceğimizi öğrendik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/mvcHvnHdFYX8kxM_dH_kUw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOcWklNqlI/AAAAAAAAKGY/cWqR8l5YZTk/s400/DSC08620.JPG" /></a><br /><br />Yemeğin kilosu et olsun, makarna olsun 14 realmiş. (10 lira) Birer tabak doldurduk, bu tabak 6 real (4 lira) tuttu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/V1nAgCeJ5tx87WegoU0XmA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOooFWWTeI/AAAAAAAAKMY/jzLITM3jszM/s400/DSC08976.JPG" /></a><br /><br />Büyük bira da 3 real (1 Euro). Burada belli başlı üç bira markası var. Skol ve Nova Schin her yerde bulunan iki marka, 33 ve 66’lık şişelerde satılıyor ve ısınmasın diye her yerde bir termos içinde servis ediliyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/fTK0Gy1b3lR9YytnpfCu9A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT-psqhhvI/AAAAAAAAKR4/46kUOFA1qL4/s400/DSC09248.JPG" /></a><br /><br />Bir de Brahma var biraz daha kaliteli. İşin ilginç yanı Brezilya’da bira fiyatı en lüks restoranla en salaş arasında pek farketmiyor, 3-4 real arası. Öte yandan su çok pahalı, ufak şişe su markette bile 1,5 real( 1 lira)<br />Yemekler lezzetliydi, ben körili, taze kişnişli biftekle pilav, bir de buraya özgü ufak barbunyaya benzer esmer fasulyeden aldım, ahaliyle yemekhane usulü masalarda yedik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/o3LCyTCR6d_nCarnVczQog?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOpGelg99I/AAAAAAAAKMo/lviOvNOPlHI/s400/DSC08982.JPG" /></a><br /><br />Yemekten sonra biraz daha çarşı pazar dolaştık.<br />Bizdeki 1 milyoncunun Brezilya versiyonu olan 1 realciyi gezdik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo%20/jB6Hg_pi_jk535qPOemWHg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOdIyvmEXI/AAAAAAAAKGw/T7P2FvhQZ-U/s400/DSC08629.JPG" /></a><br /><br />Aynı kalitesiz Çin mallarıyla dolu dükkanda Can hakkını kullanabileceği bir oyuncak buldu. Pilsiz tetris gibi, suyun içindeki ufak halkaları suyu pompalayarak direğe geçirmeye çalıştığın bir şey aldı, çok işe yararadı, bu oyuncakla epey oyalandı.<br />Can’la uyguladığımız bir hak sistemi var, olumlu davranışlarında istediği gibi harcayabileceği 1 lira değerinde bir hak kazanıyor, olumsuz davranışlarında, burnunu karıştırırsa falan ise bir hak kaybediyor, sonuçta bir balans oluşuyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/A5ZXMGi4sfGOHs4dz4Yo7Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOc7rOsaiI/AAAAAAAAKGo/AHNPGMhyZP0/s400/DSC08627.JPG" /></a><br /><br />Brezilya tatili boyunca hakları biraz bol keseden dağıttık, hatta son günlerde havuzda yüzmeyi öğrenirken havuzu baştan başa kolluksuz yüzerek kazandığı haklarla bir ara balansı 15 ‘e kadar çıkarttı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/VAWSNzC_s1v_SCSk2ZiGiA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOfEQmjfXI/AAAAAAAAKHI/TJKi_OK0puU/s400/DSC08645.JPG" /></a><br /><br />Neşe’nin sandaleti ayağını vurduğundan ona İpanema marka bir parmak arası terlik aldık (15 real) Burada spor ayakkabı giyenlerin dışında erkek olsun, kadın olsun istisnasız herkes bu terliklerden giyiyor. Gerçekten Brezilya’lıların alameti farikası gibi bir şey!<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYSi9fu3aI/AAAAAAAAKTQ/uJ0ROpdfm3M/s1600-h/DSC09142.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYSi9fu3aI/AAAAAAAAKTQ/uJ0ROpdfm3M/s400/DSC09142.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293438803853106594" border="0" /></a><br /><br />Plajda yürürken de terliği ellerinde taşımayıp halkasından ayak bileğine geçirip yalınayak yürüyorlar. Ben de bunun, ve Neşe’nin gazına gelerek Türkiye’de böyle terlik giyen erkekleri hakir gördüğüm halde kimsenin görmeyeceği bir köşede denedim, parmaklarımın arasını, sanki gözüme bir şey kaçmış kadar rahatsız etti.<br />Neşe’ye kesin bir dille, benim bu terlikleri hayatım boyunca asla giymeyeceğimi tebliğ ettim.<br />Pelorinho’ya doyunca asansörle aşağıya, deniz kıyısına indik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/iKis3-5RtV8Jv5gzLTe2qQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOaE62xRZI/AAAAAAAAKFM/NTZ8IgegpBE/s400/DSC08579.JPG" /></a><br /><br />Hemen asansörün altındaki turistik Pazar Mercado Modelo’ya şöyle bir baktık. Çarşının çıkışındaki kafede hanımlar müşteri bekliyorlardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/1A6sFlDRCT4LhLzt45Bqpw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOhIze1coI/AAAAAAAAKH4/KyKX_KUvOQg/s400/DSC08679.JPG" /></a><br /><br />Yüzecek bir plaj bulmak üzere sahil boyunca yürümeye başladık.<br />Hava bunaltıcı derecede sıcaktı, şapkalarımızı giydik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/tusEorZ7g1ocGkFX6jZXCQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT8qG2mdWI/AAAAAAAAKQ4/8cn3QlKWtJE/s400/DSC08707.JPG" /></a><br /><br />Elimizdeki haritaya göre biraz kuzeyimizde Porto de Barra plajı var ama ne kadar kuzeyimizde kestirmek mümkün değil.<br />Yol tırmanmaya başladı. Manzara güzeldi ama yolun sonu görünmüyordu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/2GX9cVcnwKNYpER6E9Ofew?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOio9r8PYI/AAAAAAAAKIg/mvtk-C_j6mw/s400/DSC08715.JPG" /></a><br /><br />Yürü yürü bir duvarla yoldan ayrılmış beton bir yola geldik, ama yol iyice ısssızlaştı, duvar diplerinde insan yadigarları görünmeye başlayıp, bir de köşede yere oturmuş bir zencinin yola serdiği sigara kağıtlarına alenen fabrikasyon esrar sardığını görünce iyiyce tırstık, duvarın öbür tarafına atlayıp bir taksi durdurduk, çek praiayaya (plaja) dedik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/nIm5FsSgKBhAC7E-mRQSTQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOiTCDVfrI/AAAAAAAAKIY/kardvSVGkKc/s400/DSC08714.JPG" /></a><br /><br />Taksici taksimetreyi gece tarifesiyle 3,45 ten açtı.<br />Neden böyle açıyorsun dedim, arka kapının camına yapıştırılmış bir tarifeyi gösterdi. Elbetteki Portekizce yazılmış olan yazıda 15 December dışında anlaşılan bir taraf yoktu, ama çat pat anladığım kadarıyla bu tarihten sonra yüksek tarife açılacağını iddia ediyordu.<br />Tipini sevdiğimden itiraz etmedim, taksimetrede yazan 15 reali ödeyip Faroe de Barra (Barra feneri) plajında indik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/dhrqLRuE0VCSDgz6XjKyMg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOi8YuAndI/AAAAAAAAKI0/qSCKrC7x24E/s400/DSC08751.JPG" /></a><br /><br />Şimdi Brezilya’daki plajları anlatmak için bir örnek vermek gerekirse Çanakkale’den Adana’ya kadar bir sahil şeridi tamamen kaliteli plajlardan oluşuyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/wshbWCIW4lF0nw19mtGzcg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT_MGi_3WI/AAAAAAAAKSQ/2vga9fzzRRg/s400/DSC09869.JPG" /></a><br /><br />Bu plaj bandı şehirlerin içinde de devam ediyor ve altyapıları sağlam olsa gerek ki ( ya da direk okyanusa açıldığından) şehir içinde de denize giriliyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/3YauNDaj7SPZxXONawktiA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT-A071BDI/AAAAAAAAKRg/5k_bIxDjOPQ/s400/DSC09213.JPG" /></a><br /><br />Örneğin İzmir’in içinde Kuzey'den Güney'e gelirken Bostanlı, Karşıyaka, Bayraklı, Alsancak, Konak, Karataş, Güzelyalı, Narlıdere gibi adlandırılan yanyana bir sürü plaj var.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/weEe0f6xVW6GohNUbIONwQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT_YwSbhWI/AAAAAAAAKSY/BX--dzAdBBw/s400/DSC00150.JPG" /></a><br /><br />Hepsi aynı kalitede, şemsiyesi, şezlongu, büfesi, birası mevcut. Bu plajların hemen üzerinden de işlek bir yol geçiyor, sahil boyunca devam ediyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/CrFn9vaODlh9HfRFQetpBw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOlJsSQSiI/AAAAAAAAKKM/XEwPjfebZCw/s400/DSC08842.JPG" /></a><br /><br />Bu yolu kullanan belediye otobüslerine milet bikiniyle, ıslak pareoyla biniyor, kimse de garipsemiyor. (belediye otobüsü 2 real)<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/30unIcNIBEwzq0CtnU9GIQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT_nyUxsuI/AAAAAAAAKSg/tZdgDk_KTLs/s400/DSC00205.JPG" /></a><br /><br />Brezilya’da açık saçık giyinmek garipsenmiyor ancak hiç çıplak görmedim. Plajlarda bikinisinin altını araya kaçırmayanı (tek parça mayo diye birşey zaten bilinmiyor) dövüyorlar ama hiç kimse üstsüz güneşlenmeye kalkmıyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/3SWXGx-K1-lewVcMHWgXcg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT_70bBiXI/AAAAAAAAKSo/bhGYcpnnFpM/s400/DSC00210.JPG" /></a><br /><br />Taksinin indirdiği yerden plaja girdik. Şezlongcu parça başı 2 real olamak üzere üç şezlong ve bir şemsiyeye 8 real istedi, 2 ye anlaştık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/71do4kLKem6fDcsdJ9osMw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOjnYDFcpI/AAAAAAAAKJM/F1tj7pmrnl0/s400/DSC08767.JPG" /></a><br /><br />Önce Neşe okyanusa daldı, biz de Can’la mayolarımızı giydik. Can’ı burada, Brezilya’da plajda soyunurken görünce içim sevinç doldu, gözlerim yaşardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/6fnNVp0-Otxhfpm23iHPoQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOkOlDopVI/AAAAAAAAKJk/bha4nkl_sEU/s400/DSC08800.JPG" /></a><br /><br />Plaj hafta arası olduğundan tenhaydı, gerçi o kadar büyüktü ki kalabalıklaşması da zor göründü bana. Okyanus hemen her saat çok ve sert dalgalı, su ılık, yer yer sıcak bile denebilir. Hava kararana kadar plajda şezlong, bira keyfi yaptık.<br />Ben Murat Belge’nin Güney Afrika seyahatini okudum. Gezi yazısı açısından uslubumuz oldukça benziyor. O elbette ki benden fersah fersah ilerde ve bilgili, müzeleri de kaçırmıyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/ZVUXl85uzJQMMLztUt_eUw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOjwfnDdcI/AAAAAAAAKJU/QyEhFkvX5fk/s400/DSC08787.JPG" /></a><br /><br />Can da haklarıyla bol bol gazoz içti.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/5BY6vlyDSRYXs0UQkt724Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOixESUEBI/AAAAAAAAKIs/L42cQZgWmBA/s400/DSC08728.JPG" /></a><br /><br />Bütün plajlarda olduğu gibi burada da dolaşan bir sürü satıcı kajudan meyve salatasına herşeyi ayağına getiriyorlar.<br />İlk defa gördüğümüz peynir ızgarasını tattık. Bizim İzmir tulumunu uzun parçalar halinde çöp şişe takmışlar, ellerinde taşıdıkları ufak mangalda eritip, istersen kekikleyip, ya da pekmez gibi bir sos döküp veriyorlar (tanesi 2, pazarlıkla 1 real) . Çok popüler birşey.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/J9DDE59zbXG0T374BVHxNg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOkAgYWpiI/AAAAAAAAKJc/67VfgCxhPEg/s400/DSC08791.JPG" /></a><br /><br />Plajda ayrıca ayak masajı hizmeti var.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/2Ra2OZHnJbtDdV4fdpFn-A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOjJksfSJI/AAAAAAAAKI8/TkvVZMum-us/s400/DSC08764.JPG" /></a><br /><br />Gündüz feneri gibi bir arkadaş denizden su taşıyıp ayakları yıkayıp bol bol ovuşturuyor, bize de teklif etti, reddettik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/de6GzD5owNletfAoX7Fjsw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOjWe-LZQI/AAAAAAAAKJE/kO8QmffBHUk/s400/DSC08765.JPG" /></a><br /><br />İki genç gelip önümüzde kızlara caporeira şovu yaptılar.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/nSz5BXddOvwrHPhd4xnlUg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOkWa-u1dI/AAAAAAAAKJs/1N-ufzLGpV0/s400/DSC08811.JPG" /></a><br /><br />Bu Bahia’ya (bulunduğumuz eyaletin adı ) özgü bir dans egzersiz karışımı, aikidoya, gölge boksuna falan benziyor, bol bol da amuda kalkılıyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Q4u8l8YVtCeZdYDF9Y4vwQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOkfnsTJuI/AAAAAAAAKJ0/6L3iyOp0rvM/s400/DSC08820.JPG" /></a><br /><br />Kadınlar tek parça mayoyu tanımadıkları gibi erkekler için de şort mayo burada henüz icat edilmemiş.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/iJkmvJQw1URqI3FAX_egzw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXUA3xk5sbI/AAAAAAAAKTA/txfkNzxo-ss/s400/DSC00254.JPG" /></a><br /><br />Bütün erkekler kalın kenarlı slip mayo giyiyorlar, ve hepsi çok yapılı, kadınlara göre erkekler daha yakışıklı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/rjuphCSqGcjwRCLxNL9jFA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT8tpJvKVI/AAAAAAAAKRA/GRajCy7FMEs/s400/DSC08739.JPG" /></a><br /><br />Kadınlar P harfi şeklinde. Hatta mankenleri bile buraya uyumlu üretmişler.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Uz_SBOifIZbNU0Q0g7cg-A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOnBh8Oy7I/AAAAAAAAKLc/2T7Y6Zn2SQo/s400/DSC08938.JPG" /></a><br /><br />İnsan şort mayo ile sanki 80'lerde Çeşme Şantiye plajında donla denize giren inşaat işçileri gibi hissediyor. Allah'tan benim yanımda slip mayom vardı, zaten son yıllarda güç bela ısındığım şort mayoyu mümkün mertebe kullanmadım.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/i5CSd3zCi_wbrfMHTU2-Iw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT9HWSUmZI/AAAAAAAAKRI/LbT4_5Aswys/s400/DSC08758.JPG" /></a><br /><br />Akşamüstü Neşe ben yüzerken yanımızdan geçen bir grubun Türkçe konuştuğunu söyledi.<br />Burası Türkiye’den uçuş olmayan bir bölge olduğundan biraz şaşırdım ama dünyanın heryerinde bir Türk'le karşılaştığımdan olağan karşıladım.<br />“Ne diyorlardı?” dedim<br />“Taş gibi diyorlardı" dedi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/O3MvOP_Un-_FayQZHDWQuw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXUAQbefc3I/AAAAAAAAKSw/d75fWqJK3Fk/s400/DSC00221.JPG" /></a><br /><br />Havanın kararmasına yakın biz de kalkıp fenere doğru yürüdük, baktık fenerin dibinde bir kalabalık var, biz de sokulduk.<br /><br /><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOkxoPdtrI/AAAAAAAAKJ8/Yrb0IgwLyzo/s400/DSC08833.JPG" /><br /><br />Tam batıya bakan bir tepede fenerin altında güneşi batırmak buranın adetiymiş.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/kLkZ2Du1pePoaR8kbc50iA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT9V-W2uKI/AAAAAAAAKRQ/DOF_IymlAu4/s400/DSC08855.JPG" /></a><br /><br />Nemrut misali 100 kadar kişi burada toplanmış grubu seyrediyordu, gitar çalıp şarkı söyleyen Elis Regina havasında kızlar,<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/kffFD8VKUzVAYZBWWVi18A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOlSHAMWgI/AAAAAAAAKKU/puwyrWuv-Xw/s400/DSC08875.JPG" /></a><br /><br />öpüşen sevgililer vardı, güzel bir ortamdı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/R3ZMPSJnJoqOjdDvI9u5ag?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXUBFv6VYGI/AAAAAAAAKTI/JqQk0DPSuTg/s400/DSC00286.JPG" /></a><br /><br />Brezilya'da sokakta sevişme işini bazen abartanlarda oluyor, ama kimse garipsemiyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/RG8-JFC-YQcorxqLis3uDQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT9zTnVoeI/AAAAAAAAKRY/S3GaSV4GJHw/s400/DSC08862.JPG" /></a><br /><br />Biz de güneş iyice batıncaya kadar oturduk, sonra kalkıp sahil yolundan yürüdük.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/-8LfJq-lNSIMQ_AoLMS6Uw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOlmuMih2I/AAAAAAAAKKc/mP3KRo6WtdY/s400/DSC08884.JPG" /></a><br /><br />Bahia kıyafetli (kabarık beyaz etekli elbise ve kafaya sarılmış beyaz sarık)<br />seyyar satıcıdan herkesin yediği felafel gibi bir şey aldık.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYeHI74QoI/AAAAAAAAKTo/J-hXlVTE4Eo/s1600-h/PIC_0219.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYeHI74QoI/AAAAAAAAKTo/J-hXlVTE4Eo/s400/PIC_0219.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293451520027148930" border="0" /></a><br />Hamburger ekmeğinden biraz küçük boyutta felafel misali kızarmış nohut unundan bir ekmeğin içine fıstık ezmesine benzer bir şey sürüp, çok küçük, kabuğuyla kızarmış çimçim karidesleri doldurdu, salata ekledi (3 real).<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/EG9qSzM-tRdMZqD7k2WOog?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOl05FUjwI/AAAAAAAAKKk/uEwCpcW9bGw/s400/DSC08892.JPG" /></a><br /><br />Can’la ben beğendik, Neşe iştahını methini duyduğumuz yengeçlere sakladı.<br />Sahilde kalabalık güzel bir restorana oturduk, menüden anlayabildiğimiz kadarıyla iki çeşit yengeç söyledik. Önce pate gibi baharatla ezilmiş yengeç eti geldi, pek damak tadımıza uygun değildi, ayrıca içinde kalan ufak tefek kabuklar dişimizi acıttı.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYn2aMG_II/AAAAAAAAKUE/5DXHQyb8yqY/s1600-h/DSC08906.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYn2aMG_II/AAAAAAAAKUE/5DXHQyb8yqY/s400/DSC08906.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293462227717127298" border="0" /></a><br />Sonra ikimize de birer tahta çekiç, kesme tahtası ve çöp kovası getirdiler, büyük bir tabakta yengeçler geldi (tanesi 2, bira 4 real).<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYrDlUXn_I/AAAAAAAAKUM/9nHrqtiLQhg/s1600-h/DSC08909.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYrDlUXn_I/AAAAAAAAKUM/9nHrqtiLQhg/s400/DSC08909.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293465752577744882" border="0" /></a><br />Bizim Dalyan'dakilere benziyordu ama bütün bütün haşlamışlar, ayıklaya ayıklaya güzelce yedik .<br />Bu sırada Can çoktan sandalyeleri birleştirip uyumuştu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/P4uoSObwmTg3rEUYjHlbvA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOmGEY8edI/AAAAAAAAKKs/9rqJtsEKZDk/s400/DSC08913.JPG" /></a><br /><br />Bir taksi bulalım diye bakınırken, plajdaki Türkler beraberlerinde zenci kızlarla gelip yanımızdaki masaya oturdular, kızlarla iletişim kurduklarına bakılırsa Portekizce'de biliyorlardı.<br />Kısa bir tereddütten sonra “Siz Türk müsünüz?” dedim.<br />Evet dediler, konuşmaya başladık.<br />Ufuk (uzun saçlı olan) İzmir Üçkuyular’danmış ama Almanya’da yaşıyormuş.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/UHsuKhZNatkz-ErVjLpqKA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOmTUFoguI/AAAAAAAAKK0/KtE6jHlw5Us/s400/DSC08914.JPG" /></a><br /><br />Serdar ise İstanbul’luymuş, benzin istasyonu işletiyormuş. Yıllardır, yılın altı ayını Brezilya’da geçiriyorlarmış ( tabii ki kış aylarını, ne akıllılar var!) 5 yıl önce burada tanışmışlar. Şimdi her yıl birlikte ev tutuyorlarmış.<br />Ufuk daha tecrübeliydi, annesini falan da getiriyormuş. Rio’da da yaşamış ama Salvador’u daha çok seviyormuş, yaşamak daha rahatmış, daha güvenliymiş. Adresini "Yahudi hastanesine yakın oturuyorum, oraya gelin kime sorsanız gösterir" diye tarif etti.<br />Gezilecek yerler konusunda biraz fikir aldıktan sonra bir taksi durdurduk, Serdar bizim için “Amigo, amigo” diyerek Portekizce pazarlık etti, 25 reallik yolu 15 reale gittik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/LaJmzJ8uRQ-z2rBo93yMPg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOk-5fsPqI/AAAAAAAAKKE/2-DrZ-4jCgs/s400/DSC08841.JPG" /></a><br /><br />Ben nedense taksiler pek düzgün gözüktüğünden taksimetre açtırmadan pazarlık edilebileceğini düşünmemiştim, herhalde yaşlanmaktan olsa gerek. Oysa ki 10 yıl önce bir gece New York taksileriyle epey pazarlık etmiş, 7 dolarlık yolu 2 dolara gitmiştim.<br />New York’lu taksiciler pazarlık edilince çok şaşırıyor, anlayamıyorlar.<br />Evi kazasız belasız bulduk. Andrea dışarda arkadaşlarıyla buluşmaya çıkmış, Alanna uyukluyordu, kapıyı Brezilya dizisi izleyen zenci hizmetçi kız açtı. Biz de yatıp uyuduk.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/_MPjUJ9fEOPWxmoRAMANNw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOmgwtR4vI/AAAAAAAAKK8/VAggamCpoTg/s400/DSC08916.JPG" /></a><br /><br />Sabah Andrea’nın acelesi vardı, hizmetçi kız izinli olduğundan bize anahtarı verip çıktı.<br />Yanımızdaki poşet çaylarla termosta çay demledik.<br /><br /><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" allowscriptaccess="always" bgcolor="#FFCC00" id="radioblog_player_0" flashvars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=18iN2ACbpNXYyJEIuByclRmbl1EIvl2ZyV2UgMHduV2clJHUgQnclBHbBBiYyVGSvMHZuV3bz9Sdo5yd15SYuFmYhNWYw92Y/07%2520-%2520Agua%2520De%2520Beber.mp3&colors=body:#FFCC00;border:#339900;button:#339900;player_text:#339900;playlist_text:#666666;" width="180" height="23"></embed><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/P0n4QCS0mIzlenrjewr6YQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOmnutpcNI/AAAAAAAAKLE/Frp84EuZDNc/s400/DSC08919.JPG" /></a><br /><br />(Andrea’nın evinde su ısıtacak ne demlik, ne de kettle olmadığından suyu mikrodalgada ısıtıyoruz) Yanımızdaki börek, kurabiyelerle kahvaltı edip çıktık, evin önündeki otobüs durağından merkeze giden bir otobüse bindik. Dün sabah Andrea bizi götürürken geçtiğimiz civcivli bir caddeyi (adı 7 Eylül’müş, Salvador’un Portekiz’lilerden kurtuluş günü mü neymiş) çok beğenmiştim ama Andrea burası sizin için tekin değil demişti.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYjTrhCY4I/AAAAAAAAKT8/nfHx1jU0jUQ/s1600-h/PIC_0206.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYjTrhCY4I/AAAAAAAAKT8/nfHx1jU0jUQ/s400/PIC_0206.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293457233026376578" border="0" /></a><br />Otobüsten geçerken iyice baktım, gayet normal geldi, inip Pelorinho’ya kadar yürümeye karar verdik. Özellikle fotoğraf çekerken (her ne kadar bozuk, kapağı selobantla tutturulmuş perişan görünse de) makinemi kaparlar diye sıkı sıkı tutuyorum, çıkartmadan önce de etrafı kolaçan ediyorum.<br />Söylemeye gerek yok, Can’ın fotoğraf çekme işi de Brezilya’da yattı (Onun makinesi daha parlak).<br />Yılbaşı alışverişi yapan halkın arasına karıştık, biz de biraz ıvır zıvır aldık.<br />Bir adam kola kutularından yaptığı envai çeşit oyuncağı satıyordu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/nkqsBzZ3tINuXjmeNSdbsQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOnjA4dH6I/AAAAAAAAKLs/6WSJFb4Vkmk/s400/DSC08948.JPG" /></a><br /><br />Pelorinho’ya çıkan yokuşun altında sandaletçiler loncasını bulduk, biraz da sandalet terlik aldık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/I-dOYHIWZbBfgI5vqJYDFg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOnQmaWL5I/AAAAAAAAKLk/ZZ5xnCVdeVg/s400/DSC08945.JPG" /></a><br /><br />Praça Se’ye çıkınca yağmur yağmaya başladı, meydana bakan bir kafeye oturduk.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/PcQkhP5mS7AnOA1PYuy-yA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOfsXoDWLI/AAAAAAAAKHY/57AHlN3vEAg/s400/DSC08653.JPG" /></a><br /><br />Biz Küba’nın Mohitosu misali hep adını duyduğumuz buranın meşhur kokteyli Caipirinho (Kaypirinya diye okunuyor) , Can da limonata söyledik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/6vQmUqkf5KkoaVcUqj93QA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOn8SQqozI/AAAAAAAAKL8/Ylah-ox43xY/s400/DSC08963.JPG" /></a><br /><br />Bu kokteyl mohitonun nane yerine limonlusu denebilir, diğer komponentler aynı, şeker rom ve buz. Buradaki lime denen yeşil kokulu ufak limonlarla yapılıyor, plajlar dahil her yerde satılıyor, çok lezzetli (5 real).<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/VC0cW41LdYNuwAzzUfZeRA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXbAE17xTGI/AAAAAAAAKUc/z8B4zM1GTQo/s400/DSC00235.JPG" /></a><br /><br />Meydanda dolaşan hamakçılardan birsi masamıza musallat oldu, 'İlla da, al illa da al, abi bir bak ne kadar şahane’ diye o kadar ısrar edip hamaklarını açıp gösterdi ki, gitsin diye evde iki hamağımızı olduğu halde 95 dediği çift kişilik bir hamağa 30 real verdim.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/50wz5mTVkKcTij-lxb_oCA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOobsdZDUI/AAAAAAAAKMQ/H1Qd4mNpmk0/s400/DSC08968.JPG" /></a><br /><br />Sırasıyla 60, 50, 40, 35, 34’e indi, acıdım ama taşımak da istemediğimden teklifimi değiştirmedim. En sonunda gitti geldi, verdi. Güzel işlemeli falan bir hamak ama hem gerçekten ihtiyacımız yoktu hem de bütün öğleden sonra plajda sırtımızda taşıyacağız.<br />Bu fotoğrafı alışveriş bittikten sonra çektim, herhalde içinden beddua etmiş olacak ki, daha kafeden kalkmadan Can tuvalette gözlüğünü kırdı. Allah'tan çantada bir yedek vardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/-4fz0P8U967SLgLSI-vpuA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOoK6FLEMI/AAAAAAAAKMI/0PzMtjOpXFI/s400/DSC08966.JPG" /></a><br /><br />Bugün şehir merkezinden 25 kilometre kadar uzaktaki meşhur İtapua plajına gitmeye niyetlendik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/EkzeBWhIS3UsaQxTuUHgCA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOqqfwV7II/AAAAAAAAKNg/XoykckvTbH0/s400/DSC09044.JPG" /></a><br /><br />Yine kiloyla satılan yemeklerle karnımızı doyurduktan sonra meydandan kalkan belediye otobüslerine bindik.<br />Otobüslere arka kapıdan biniliyor, biletçinin önünde bir turnike var, kişi başı 2 real verip geçiyorsun. Yalnız bu sefer Can turnikeden tek başına geçtiği için biletçi üç kişi parası aldı. Para vermemek için kucağımıza alıp geçirmemiz lazımmış.<br />Otobüste cam kenarına oturdum, açılan camdan makineyi kaptırma korkusu olmadan yol boyunca fotoğraf çektim.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/sW6EDfM115iBRbmUPwBr_A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOpSO7HkeI/AAAAAAAAKMw/u3-0odrCP5k/s400/DSC08999.JPG" /></a><br /><br />Yol sürekli deniz kıyısından, plajların üzerinden gidiyor. Belediyenin 'Farol a farol' diye ilanları asılı (fenerden fenere demek olduğunu tahmin ediyorum) bir projesi var, dün yüzdüğümüz Barra'daki deniz fenerinden İtapua’daki fenere kadar 25 kilometrelik sahil şeridini islah edip mevcut binaları yıkarak yürüme yolları, parklar falan yapıyorlar.<br />Yalnız bu kadar mesafede klasik siyah beyaz mozaik zor gelmiş olacak ki ince bir granit bant koyup şaplı beton döküyorlar.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/73ApcZFw9CnGIF706wmJrA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOps2m8gjI/AAAAAAAAKNA/67RxxvtBnPQ/s400/DSC09003.JPG" /></a><br /><br />Anlattıklarına göre bu büyük tartışma konusu olmuş, sivil toplum örgütleri siyah beyaz kaldırımdan vazgeçilmesine itiraz ediyorlarmış. Burada çevrecilik falan epey kuvvetli bir akım. Bu noel çamlarının biri teneke kutulardan, biri yeşil pet şişelerden yapılmış.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/_Tfkv-pF75Q2jNiLyLSGQw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOqCnNdZzI/AAAAAAAAKNQ/cb-YhwPosDI/s400/DSC09033.JPG" /></a><br /><br />Yoldaki zenci işçiler üzerlerinden dökülen işçi kıyafetleriyle, tepelerine oturttukları baretleri, ve eksik etmedikleri güneş gözlükleri ile evlere şenlikti.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/PuuydnTjSDi0IvlxDujU0w?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOp5A7PwhI/AAAAAAAAKNI/WPDNHT6ZZhA/s400/DSC09024.JPG" /></a><br /><br />Kanımca zencilere hiç bir üniforma olmuyor, naturalarına uygun değil!<br />İçlerinde olmayınca da üzerlerinden dökülüyor, sakil duruyor.<br />Yaklaşık 1 saatte İtapuna’ya vardık.<br />Köyün merkezinde otobüsün bıraktığı yerden adını bir türlü öğrenemediğimiz tropikal meyvelerden biraz aldıktan sonra hemen sahile çıktık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/iBP9yNQ6W6HbZ2C_-vbEAQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOqNqqT1DI/AAAAAAAAKNY/LRw62CfDmqU/s400/DSC09038.JPG" /></a><br /><br />1 kilometre kadar uzunluktaki plajda yan yana pek çok baraka ( Onlar da barraca diyorlar plajdaki kafe restoranlara, bunlar bira, caipirinha vs dışında yemek de satıyor) var.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/2OrCJWwDloou5PQuQo4m_w?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOrihdTRcI/AAAAAAAAKOA/UB_3TcZVeyU/s400/DSC09073.JPG" /></a><br /><br />Biz de yüksek müzik çalmayan birine oturduk. Kıyıdan açıktaki mercan kayaları nedeniyle burada dalga biraz daha az.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/l4TfSDzJsBOHKImjiRe8XQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOsxzmX1iI/AAAAAAAAKOw/lYlHPgfu4UQ/s400/DSC09128.JPG" /></a><br /><br />Hafta içi olması nedeniyle kalabalık değildi. İşs,z güçsüz Brezilyalılar bira içerek keyif yapıyorlardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/hDClOuP4S1STExiYZ-dYwA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOq8KMd-EI/AAAAAAAAKNo/bynJf_jj_XM/s400/DSC09046.JPG" /></a><br /><br />Neşe’yle ben caipirinhaları götürürken (burada 2 lira) Can da bol bol yüzdü,<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/NJOexDAEWixhYqcXEobSBQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOrV9xCFII/AAAAAAAAKN4/Pj074iNan5E/s400/DSC09058.JPG" /></a><br /><br />Gazoz isterken garson kızla ahbap oldu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/zRSPbYpONc-QChQ3PZnUlg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOslI98WLI/AAAAAAAAKOo/vnN8MpGibs4/s400/DSC09123.JPG" /></a><br /><br />Ben fenere doğru yürüdüm. Önünde kırmızı mayolu küçük bir kızla fenerin fotoğrafını çekmiştim ki kızın babası arkadan yetişip "Sen bizim fotoğrafımızı niye çektin" diye takaza etti.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/BN-2roqIWT0vXNggGpCfmQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOr5Z4pWsI/AAAAAAAAKOQ/xBaTiXsZ9eE/s400/DSC09088.JPG" /></a><br /><br />Onların değil fenerin resmini çektiğimi, kızının da kırmızı mayo ile güzel göründüğünü söyledim ( Portekizce ve panik içindeki bedenin diliyle konuşuyoruz).<br />Allah Allah, hemen ikna oldu, bir de özür diledi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/eyKRl6KCLe8ZjyAEhSJBtA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOsadVYKZI/AAAAAAAAKOg/46Yruhyy9R8/s400/DSC09110.JPG" /></a><br /><br />Akşam olunca geldiğimiz yollardan geçip otobüs durağına geldik.<br />Buradaki evlerin yüksek duvarlarının üzerine keskin bıçaklar koyup bir de elektrikli tel çekmişler.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/7SJ-FOgGQCPgWYEcYw-HdA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOtItv40oI/AAAAAAAAKO4/PkyfaFDygLc/s400/DSC09141.JPG" /></a><br /><br />Eve dönmeden önce şehir içindeki Rio Velmeho plajına da bir uğrayalım, yemek yiyip eve çıkarız diye plan yapmıştık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/yehDlvFGsyOcdqTLG9rjvg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOrtv0_4WI/AAAAAAAAKOI/FGrAdUPToRw/s400/DSC09087r.jpg" /></a><br /><br />Şehire girince otobüsün Andrea’nın evinin bulunduğu Candeal’den geçip geçmediğini merak ettim. Biletçiye sordum, o da elimdeki kağıda herhalde bunlar Candeal’de inmek istiyorlar gibi bir şey yazıp beni şöföre gönderdi. Şöförün yanına gittim, şöför çat diye durdu, bu arada biletçinin boşboğazlığı yüzünden bütün otobüs ahalisinin tek amacı bizi Candeal’e göndermek oldu. Hep bir ağızdan burada inin burada inin diye bağırdılar, eleriyle gideceğimiz yönü işaret ettiler. Mecburen paldır küldür hiç bilmediğimiz bir yerde indik, kaldırımda kalakaldık.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYsWVjz_uI/AAAAAAAAKUU/B_9X6TGIHVw/s1600-h/PIC_0205.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYsWVjz_uI/AAAAAAAAKUU/B_9X6TGIHVw/s400/PIC_0205.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293467174276693730" border="0" /></a><br />Yolcuların ortak iradesiyle otobüsten indirilmiştik, nerede olduğumuz hakkında hiç bir fikrimiz yoktu, uykumuz vardı. Rio Velmelho’yu boşverip bir taksiyle pazarlık edip 10 real‘e eve döndük. Evde pek yiyecek olmadığından aşağıdaki benzinliğin marketinden süt ekmek aldık. Benzincinin çalışanları Noel Baba kukuletası giymişler.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/FmOTI61Al6XomMny_TSWpQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOm2Df5u5I/AAAAAAAAKLU/lhKXUXNHtIk/s400/DSC08929.JPG" /></a><br /><br />Burada noel hep yazın göbeğinde kutlandığı halde bu nasıl bir Kuzey yarıküre egemenliğidir ki Noel Baba mayolu değil paltolu, kukuletalı tasvir edilmeye devam ediyor.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYW8ASlngI/AAAAAAAAKTY/Jd3nSoLCTBY/s1600-h/DSC09504.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYW8ASlngI/AAAAAAAAKTY/Jd3nSoLCTBY/s400/DSC09504.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293443632146521602" border="0" /></a><br /><br />Andrea ile kapıda karşılaştık, çıkıyormuş, yarın Cumartesi olduğundan birlikte plaja gidebileceğimizi söyledi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/coqBXOBwLE4pwpUN579MzA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXT-0ncyrWI/AAAAAAAAKSA/SodRhnvCVek/s400/DSC09259.JPG" /></a><br /><br />Evde yine Brezilya dizisi seyreden hizmetçi kızla uykusu gelen Alanna vardı.<br />Andreanın bilgisayarından internete girdim, Hospitality club’da Salvador’dan psikolog bir hanım da mailimi yeni gördüğünü, bizi mutlaka evlerine beklediklerini yazmış.<br />Verdiği telefon numarasını aradım. Onların da Can yaşında oğulları varmış ve heyecanla gelmemizi bekliyormuş.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYZ7GFVG7I/AAAAAAAAKTg/RSbxqq-6ukk/s1600-h/DSC09161.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SXYZ7GFVG7I/AAAAAAAAKTg/RSbxqq-6ukk/s400/DSC09161.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293446915056540594" border="0" /></a><br />Yarın, ya da öbür gün geliriz dedim.<br />Bizden önce Andrea’nın evinde kalan Avustralyalılar bir hafta kalmışlar, Andrea bize de istediğimiz kadar kalabileceğimizi söylemişti ama 3 günden fazla misafirlik bence çok.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/KIa2ZHdYkN1AHK8D33DT8A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOhQi3RlvI/AAAAAAAAKIA/vWQ8khPTcW8/s400/DSC08688.JPG" /></a><br /><br />Sabah Andrea öğleden sonraya kadar çalışmak zorunda olduğunu söyleyince ikinci ev sahibimiz olacak olan Lucia’yı aradım. Adresi aldı, yarım saat sonra geliyorum dedi. Gerçekten de yarım saat sonra aşağıdan bekçi telefon etti, Andrea ve Alanna ile vedalaştık, indik. Andera ile çok vakit geçirememize karşın birbirimizi sevdik, bir daha görüşeceğimizi düşünüyorum.<br />Bu Alanna'nın küçüklüğüne ait duvardaki fotoğrafları.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/daVgccl9GHbSgMECYzHT0g?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXbAFHz85EI/AAAAAAAAKUk/Zf-nZ8lKT14/s400/DSC09151.JPG" /></a><br /><br />Çantalarımızı Lucia’nın bagajına yerleştirip evlerine doğru yola koyulduk.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Vzm0NFwTIMJR-r9P4cz2tQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SXOtVX6SznI/AAAAAAAAKPE/jRdjO0qiP9s/s400/DSC09154.JPG" /></a><br /><br /><span style="font-style: italic; color: rgb(255, 204, 51);">devamı ve sonu yakında burada...</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15415120-7303892620729788486?l=sandaletliseyahat.blogspot.com'/></div>ssbbnoreply@blogger.com15tag:blogger.com,1999:blog-15415120.post-1241876162814246812009-01-09T00:01:00.004+02:002009-01-09T16:19:18.533+02:00<span style="font-size:180%;"><span style="font-family:arial;">BREZİLYA / ALMANYA</span><br /><span style="font-family:arial;">(Salvador, Frankfurt)<br />Aralık 2008</span></span><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/thb6PjTuQDUlS_tCcLkqOQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV02tOp0GmI/AAAAAAAAJ4c/RCBya3Rsd_Y/s400/DSC00278.JPG" /></a><br /><br /><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" allowscriptaccess="always" bgcolor="#FFCC00" id="radioblog_player_0" flashvars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=2wLzRmb192cvc2bsJmLvlGZhJ3L0VmbuIWZ3lmdpZnL45Gb/Elis%2520Regina%2520-%2520Pente%2520Que%2520Penteia.rbs&colors=body:#FFCC00;border:#339900;button:#339900;player_text:#330099;playlist_text:#666666;" height="23" width="180"></embed><br /><br />Seyahat'e meraklı her Türk evladı gibi bizim de yıllardır Güney Amerika’ya gitme planımız vardı ancak Türkiye çıkışlı bilet fiyatlarının el yakması nedeniyle plan olarak saklıyorduk.<br />Geçenlerde aklıma bir fikir geldi: Avrupa’dan G. Amerika’ya mutlaka charter şirketleri vardır, buradan da Avrupa’ya charter var, neden ben bunları kombine etmiyorum dedim, ve ettim. Olmuşken de son yıllarda sürekli müziklerini dinlediğim Brezilya olsun bari dedim, zira kulağımda Antonio Carlos Jobim, İzmir kıyılarında bisikletle dolaşırken kendimi hep Copacabana’da hayal ediyordum.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Rlrj6B6Go-BEDZCfNCsLZw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV_R6_7OLGI/AAAAAAAAJ7c/25KJNI0-aHI/s400/DSC00138.JPG" /></a><br /><br />İlk denememde Lufthansa’dan 3 kişilik bileti 4500 liraya buldum<br />( Bu sefer Can’ın da yurtdışına gidebilecek kadar büyüdüğüne karar verdiğimizden beraber gideceğiz)<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/1Uuv_fpDlFwouvhfIAlXFw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV0vEFu73iI/AAAAAAAAJ14/GsC5dCaBOtk/s400/DSC08375.JPG" /></a><br /><br />Hatta arkadaşım Elif'in önerisiyle Can için ayrı bir fotoğraf makinesi ayarladık, o da kendi gördüğü Brezilya'yı çekecek.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/fgrBaQlgVD6ZL8IhGrkjmw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV0vWWGyjbI/AAAAAAAAJ2A/Fw7YSUMLTmA/s400/DSC08383.JPG" /></a><br /><br />Ertesi sabah Trek Turizmi aradığımda öyle bir bilet olmadığını söylediler, “Olur mu ben ekrada görüyorum” diye sayfayı tekrar açtım, bir de ne göreyim; benim 4500 okuduğum fiyat 45 000 liraymış, yıkıldım!<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/ffAlHw168Iay1NZ4e5jRfw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV0urW5IOYI/AAAAAAAAJ1w/LfGNJm0fz-w/s400/DSC08373.JPG" /></a><br /><span style="font-size:85%;"><span style="font-style: italic;">Yeni İzmir Dış Hatlar Terminali</span></span><br /><br />Depresyonum geçince bir gayret aramaya devam ettim.<br />Bir hafta boyunca her boş vaktimde gözlerim ve beynim sulanana kadar ekran başında çeşitli ülkelerden çeşitli ülkelere, çeşitli tarihlerde promosyonlu bilet baktım, en sonunda Condor Air’da 580 euro’ya Frankfurt çıkışlı bir Salvador (Bahia-Brezilya) uçuşu buldum.<br />Sunexpress’ten de İzmir Frankfurt uçuşunu 220 euroya ayarlayınca tek sorun kaldı: Bu biletler sadece kredi kartıyla alınabiliyor ve benim kartımın limiti elbette ki yetmiyordu. Harun’un platin kartıyla biletleri alıp parayı elden verdim ve hazırlıklara başladık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/cPKBKwmNDI8oqs1K1ueMWQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV9efgVyrAI/AAAAAAAAJ6U/G95f2RJM97Y/s400/DSC00250.JPG" /></a><br /><br /><a href="http://www.couchsurfing.com/">Couchsurfing</a>, <a href="http://www.hospitalityclub.org/">Hospitalityclub</a> gibi site ve organizasyonlar dünya çapında insanların birbirinin evinde kalmasını, birlikte vakit geçirmesini hedefliyor. Bu sitelerde ücretsiz olarak kendini tanıtan bir profil oluşturduktan sonra gideceğin şehirdeki üyelere yazıp kabul ederlerse evlerinde kalıyorsun. Bunun karşılığında senin birisini ağırlama zorunluluğun yok, tamamen gönüllülük esasına dayanıyor, hatta sitenin çalışanları da gönüllü.<br />Bence dünya barışına, halkların birbirini tanımasına yönelik çok parlak bir fikir. Uzun süredir bu organizasyonları bildiğim halde hem tembellikten, hem de seyahate hep son anda karar verdiğimizden daha önce bu yolu hiç denememiştim. Aslında yabancı birinin evinde kalma konusunda anlaşabilecek miyiz vs gibi tereddütlerim de vardı. Seyahate 20 gün zamanımız olduğundan <a href="http://mutfaktazen.blogspot.com/">Tijen</a>’den aldığım gazla populasyonu bizim kafamıza daha yakın görünen Couchsurfing’i denemeye karar verdim.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/7u88S-rqmaNrQoE4_Yb0FQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV_RoksKrDI/AAAAAAAAJ7U/t44IAEenP9g/s400/DSC09255dik.jpg" /></a><br /><br />Biletleri aynı güne denk getiremediğimden giderken bir gece Almanya’da kalmamız gerekiyordu. İnternetten anlaşıldığı kadarıyla havaalanına yakın en ucuz otel de 70 euro ydu. Frankfurt ve Salvador’da kayıtlı, tipi düzgün 40-50 kişiye mail atıp kendimizi tanıttım, evlerinde kalıp kalamayacağımızı sordum. İki şehirden de de üçer kişi olumlu yanıt verdi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/8R2xewDeeq86leqkJz6T8Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV_STbT2gjI/AAAAAAAAJ7k/8R1diSH_pYs/s400/DSC09138.jpg" /></a><br /><br />Bayramın 2. günü İzmir dış hatlar’dan, sevgili İşbankası’ında kahvaltı ederek havalandık, saat farkıyla akşamüstü Frankfurt havaalanına indik. Özellikle Sırbistan ve Avusturya üzerinde havada çok fazla askeri jet gördük.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/nL_0yzvrsirZ-2qJvIv2iw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV0wGk97bDI/AAAAAAAAJ2I/eAHlSboV2OE/s400/DSC08392.JPG" /></a><br /><br />Bazıları bayağı yakından, altımızdan geçti. Yerden jet seyretmesi zevkli ama havada bir başka oluyor(biraz da tırsıtıyor) Evinde kalacağımız Silke’nin tarifiyle önce havalanından trene binip Hauptbahnhof’a, sonra da tramvayla 40 dk uzaklıktaki Fechenheim Post’a vardık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/CgesvVrfR0DJ4TfhEMB_Iw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV0zmDrH1RI/AAAAAAAAJ3Q/PcuhsloEtm4/s400/DSC08480.JPG" /></a><br /><br />Trene binerken bilet alıp almama konusunda yine tereddüt yaşadım, istasyonda fikrini sorduğum bir Türk, ilerdeki izbandut gibi üniformalı görevlileri gösterip ‘işte bunlar kontrol ediyor bazen biletleri’ deyince kombine olarak iki bilet aldım(2 x 3,60), yine kontrol olmadı, gitti 15 lira.<br />Silke bizi 1.5 yaşındaki oğlu Liam ile tramvay durağında karşıladı,<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/h7_1nhFZKAKgDYcyFwEbwA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV9cbdBWyWI/AAAAAAAAJ5s/YGa8N65t9jo/s400/DSC08403.JPG" /></a><br /><br />Eve gittik, çay içip sohbet etik. Can'la Liam hemen çocukların evrensel dilinde kaynaştı<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/LEklzZcj0A6PGBhYmKlrLQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV0wRielANI/AAAAAAAAJ2Q/92ZavhQyM1Y/s400/DSC08404.JPG" /></a><br /><br />Silke yoga öğretmeni, eşi Paul ise Amerika’lı bir IT mühendisiymiş.<br />Sıcak samimi bir genç hanımdı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/-l_bnyNcXs2e5HcKMQ4K6A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV0zErdMMjI/AAAAAAAAJ3I/XCHEG0fIqPk/s400/DSC08465.JPG" /></a><br /><br />Biraz dinlendikten, hediyelerimizi verdikten sonra (Biraz incili kaftan gibi gittik, bir Bahadır Baruter albümü, bir sufi müzik CD’si, Silke için amatist bir kolye ve 250 gram zeytin) Frankfurt’un meşhur Christmas Market’ine gitmek üzere evden çıktık. Bu sefer cebimde kalan bozuk parayla tramvay için tek bilet aldım (2,20, aslında cezası da çok korkulacak birşey değilmiş, kişi başı 40 euro, ama insan yakalanıp mahçup olcam diye geriliyor; en azından bir yaştan sonra...) Bu sefer de kontrol olmadı, 5 lira daha boşa gitti.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/c_3ytMYIiI2atDwaw-I-cA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV0wm5kC_yI/AAAAAAAAJ2Y/XIoIKe3JIHc/s400/DSC08409.JPG" /></a><br /><br />Meydan çok kalabalık, anacık babacık günüydü.<br />Ortasında büyük şatafatlı bir karusel<br />(atlıkarınca) vardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/lMaZN6Klj1_1KiPhwwXe4A?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV9c1dq5M6I/AAAAAAAAJ50/_R1nmGSYN9w/s400/DSC08417.JPG" /></a><br /><br />Her yıl aynı yere kurulurmuş, bu yılbaşı marketi de çok eskilerden beri süren bir adetmiş (Sunexpresin uçak dergisinden öğrendik).<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/wjcP0xoSljWGuNf0LhiQUQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV0xCJhnolI/AAAAAAAAJ2g/jAAmBIbLnL4/s400/DSC08420.JPG" /></a><br /><br />Bir sürü tezgahta incik boncuk, yılbaşı süsü vs. nin yanı sıra<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/gSpRDDa4gcXEkMbr4BFMHQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV0x3h5939I/AAAAAAAAJ2w/hHJ0AN0tVEI/s400/DSC08433.JPG" /></a><br /><br />İmbiss dene ayaküstü atıştırma büfelerinde kestane kebap, muhtelif sosis, tatlılar, ve glüchwein dedikleri sıcak şarap satılıyor, millet de buz gibi havada ayakta bunları götürüyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/unBtKV9cv3Fx75kuTjZRdQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV9dlLEhWhI/AAAAAAAAJ58/ZGaOI3T-XaE/s400/DSC08453.JPG" /></a><br /><br />Bir büfede kocaman salıncaklı bir ızgarada muhtelif ızgaraları odun ateşinde pişirip satıyorlardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/LC3Y1xbmjQjfvXfYU6dfUw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV0yNGCDE0I/AAAAAAAAJ24/jXkIqsiN6zI/s400/DSC08450.JPG" /></a><br /><br />Çocukların dünyayı nasıl gördüğü konusunda bir fikir vermesi açısından aşağıdaki fotoğraf da aynı tezgahın Can'ın bakış açısından görüntüsü.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/ZtXvLKA0dC0V_S7U0UKy8w?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV9b3E2H7ZI/AAAAAAAAJ5c/rdoDatA0Tvg/s400/PIC_0032.JPG" /></a><br /><br />Biz de ufak tefek hatıralık aldıktan sonra bir tezgahın önündeki masaya dayanıp birer şarapla sosisli (frankfurter) yedik ( her biri 2.5 euro)<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/x123PjNd_PZ4a_NIBwrbgw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV0yxh_U5NI/AAAAAAAAJ3A/3khcjzz5XMU/s400/DSC08457.JPG" /></a><br /><br />Şarapları koydukları seramik kupalara da 2.5 euro depozit alıyorlarmış, ben de millet bunları asla geri vermiyordur diye düşünmüştüm.<br />Eve dönerken artık bilet almadım.<br />Silke "Şu çocuğa bakıver ben otomattan bilet alayım geleyim” dedi, boşver sen de almayıver dedim, onun da hoşuna gitti, “Ben zaten öğrenciyken hiç almazdım" dedi, eve biletsiz geldik.<br />Silke’nin eşi Paul işten gelmiş, bol sarımsaklı soslu spagetti yapıyordu.<br />Bize aç mısınız diye sordular. Biz de kibarlık olsun diye<br />"Pek değil” dedik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/daDygENtQ85VReMJa9S3ag?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV0xTuyjmMI/AAAAAAAAJ2o/yKImx2TILcs/s400/DSC08429.JPG" /></a><br /><br />Aaaa! Hiç ısrar etmediler, bir daha da sormadılar, oturdular bize vermeden bir güzel yemeklerini yediler.<br />Paul zeki olduğu halinden tavrından belli olan bir arkadaştı, baştan bizimle hemen hiç konuşmadı ama ben bizim konuşmaya değer olup olmadığımızı tarttığını hissettim, uykum olmasına rağmen Neşe gibi erkenden yatmadım.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/XkZoEsQFB5wFPPGEsb48Og?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SWZuYtvB47I/AAAAAAAAJ-g/LJTalHB0WM0/s400/DSC08467.JPG" /></a><br /><br />Sohbet edeceğim diye uğraşmadan kitap okuyarak yemeklerini bitirmelerini bekledim. Hiç sohbet etmeden yatsak onlar kötü bir misafirperverlik örneği göstermiş olacak, ben de evlerinde kaldığım için rahatsızlık hissedecektim. Üzerine düşmeyince biraz sonra geldi şarap ikram etti, hayat, doktorluk vs üzerine epey sohbet ettik.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/cdQ94OAZldZalGaqL2BTRg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SWZuL-z180I/AAAAAAAAJ-Y/536QKnLxLjQ/s400/DSC08462.JPG" /></a><br /><br />Amerika’da, Burning Man festivalinde tanışıp, evlenmek için de yine aynı festivale gitmişler.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/FgDUGeZbcwX0Hay6nyKEvw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SWZt1oeZamI/AAAAAAAAJ-Q/NyqF1liH8CI/s400/DSC08427.JPG" /></a><br /><br />İkinci kadeh şaraptan sonra midem acımaya başladığından ben de kibarlığı bırakıp aç olduğumu söyledim, spagettinin kalanını ısıttık, yedim.<br />İki şişe şarabın üzerine bir de grappa içip vedalaşıp yattık.<br />Sabah 5 te kalktık, birer kahve içip kapıyı çekip çıktık, tramvay durağına geldik, yine bilet almadım.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/EpWNm2wf0px5XPA-qSLkRQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV9d0pPNbOI/AAAAAAAAJ6E/NzSuRbBiSgA/s400/DSC08472.JPG" /></a><br /><br />Totalde 25 euro’luk şehir içi seyahatimiz için 10 euroluk bilet almış oldum, yurtdışı çıkış haracını Almanlara yüklemiş olduk.<br />Tramvayda sabahın köründe fabrikaya giden işçiler vardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/T9MbV2iGpzvKaB7PZeg7pg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV9eOgYXV2I/AAAAAAAAJ6M/1MNrSbDLnUA/s400/DSC08478.JPG" /></a><br /><br />Havaalanına giderken önlü arkalı iki cam kenarı birden alalım, 11 saatlik gündüz uçuşu, hem Almanya'yı hem Brezilya'yı seyrederiz diye havalı havalı plan yaparken Condor'un check in görevlisi Can’ın Neşenin pasaportuna işlenme tarihinin eski olmasına taktı, usulsüz yolcu gönderirlerse Brezilya uçak şirketine ceza kesiyormuş, falan filan, telefonlar etti, bizi epeyce bekletti.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/iA8s69BQJ5QJKnj3p4rq5w?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV9gb6U9FBI/AAAAAAAAJ6s/KzFmRT1wzOs/s400/PIC_0301.JPG" /></a><br /><br />Sonunda gidebileceğimizi aklı kesti ama elbette hiçbiri cam kenarı olmayan üç ayrı koltuk verdi, "Kapıda birleştirirsiniz” dedi.<br />Nitekim kapıdaki görevli Türk genç kızlar bize ortada sıradaki yanyana üç koltuğu verdiler.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Ns-cp0ZOe_8q5OuG4NqH_g?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV00GP4HKCI/AAAAAAAAJ3g/uLBcfUF-WUE/s400/DSC08511.JPG" /></a><br /><br />Uçak sabah 9 da kalktı, önce bedava birer içki (bizim için campari-portakal), sonra yemek, snack, ve bir daha yemek verdiler, üç film gösterdiler.<br />İlki iyiydi ama ben uyuyakaldım. Sonuncusu karısını öldürmeye çalışan bir adamla ilgili bir komediydi, fena değildi.<br />Condor’un uçakları yeni, hizmeti güzel, charter gibi değil. Ancak ilk içkiden sonraki alkollü içkiler ve kulaklık paralı (3 euro)<br />Yanında kulaklık götürmek isteyenlere uyarı: Condor’da tek jacklı kulaklık kullanılıyor.<br />Uzun uçak yolculuklarınında millet o kadar sıkılıyor ki uçağın içi bir süre sonra Çarşamba pazarı gibi oluyor, herkes ayakta birbiriyle muhabbet ediyor, yeni arkadaşlıklar kuruluyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/bsq29zU4rv54i64LykwjNw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV00XiGivPI/AAAAAAAAJ3o/QvCJjPZKx7w/s400/DSC08521.JPG" /></a><br /><br />Uçaktaki bidolu çocuk da birbirleriyle kaynaştı, yol boyunca çeşitli oyunlar oynadılar, uçak battaniyeleriyle kral oldular.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/85HtgXVFfVuey_Cp-mOJIA?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV9cFyHpQkI/AAAAAAAAJ5k/BRyeNPDJa4g/s400/PIC_0047.JPG" /></a><br /><br />4 saat farkıyla ( Almanya ile olan 1 saati de katınca 5 ) akşamüstü 4 30 gibi Salvador havaalanına indik. Buradaki Couchsurfing evsahibimiz Andrea bizi havaalanında karşılayacağını, ancak aynı gün evinde kalmak için iki İspanyol kızın da bizimle aynı saatlerde Salvador’a geleceğini, sorun olup olmayacağını yazmıştı, biz de tabi “ne sorun olcak” demiş idik.<br />Bagajlarımızın gelmesi 1 saati buldu.<br />Luís Eduardo Magalhães Havaalanı hizmet açısından berbat bir yer:<br />Uçağa binmek de, inmek de çok eziyetli.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/PHvRyxuoktL6WxhBhepdRw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV9f_3unA8I/AAAAAAAAJ6k/mHlRpEnPvlI/s400/PIC_0280.JPG" /></a><br /><br />Andrea’yı kapıdan çıkışta, Can’la yaşıt olan kızı Alanna’nın yaptığı resmin arkasına kendi adını yazmış bizi bekler bulduk. Ayaküstü tanıştıktan sonra 1 saat daha bizim hemen ardımızdan inen Portekiz Havayollarının uçağıyla gelecek İspanyol kızları bekledik ama kapıdan çıkmadılar.<br />Hatta Andrea soruşturmaya gittiğinde resmi Neşe tuttu.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/0HoqPYZKmLK5hxyu7YsMVQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV00yc0NxWI/AAAAAAAAJ30/XnvtbHfaZFo/s400/DSC08547.JPG" /></a><br /><br />Sonuçta kızlar haber vermeden gelmediler ve ayıp ettiler, inşallah başlarına bir iş gelmemiştir.<br />Saat 18 30 gibi havaalanından çıkabildik, hava kararıyordu. (Burada hava sabah 5 gibi aydınlanıp çok erken kararıyor, halk da biraz buna göre yaşıyor. Sabah 7 de herkes ayakta, gece 10'dan sonra da sokaklar boşalıyor, dolayısı ile Türkiye ile aradaki 5 saatlik farkı çok hissedilmiyor.<br />Havaalanının çıkışında bambularla örtülmüş güzel bir yol var.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/w3oJEoQFavYy3PSG1EE5jw?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV9fROIRNbI/AAAAAAAAJ6c/E4nGlKxQv-c/s400/PIC_0267.JPG" /></a><br /><br />Ben havanın sıcaklığı ve üzerimdeki eşofman altıyla sucuk gibi terlemiştim.<br />Arabada Andrea hemen klimayı çalıştırınca “Klimayı kapatıp camları açsak...” dedim.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/0PSaKUteLxWjV-jGUxb7BQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV_RSFWHw_I/AAAAAAAAJ7M/GPzQP27DYb4/s400/DSC08550r.jpg" /></a><br /><br />“Camları açmak pek iyi değil” dedi<br />“Hava kirliliği mi?” dedim<br />“Yok kapkaç açısından, otobana çıkana kadar açmayalım” dedi ve ilk sorusunu sordu:<br />“Neden Brezilya?”<br />Dilimin döndüğü kadarıyla son yıllarda hep Brezilya müziğini dinlediğimi ve bu müziğin yapıldığı yeri görmeyi istediğimi, müziği dinlerken buraları hayal ettiğimi anlattım, çok ilgisini çekti. Çocuklar eve varamadan arabada uyudular.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/RcnJ8zsbGhyPTgjgGNbyvg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV01ik_GA0I/AAAAAAAAJ38/dPmC4GuJ9OU/s400/DSC08549.JPG" /></a><br /><br />Andrea 33 yaşında teknolojik ürünler pazarlayan cıvıl cıvıl bir kadın. Kökenleri İtalyanmış, ama İtalya'ya hiç gitmemiş, İtalyanca da bilmiyormuş.<br />2 yıl önce eşinden ayrılmış, kızıyla birlikte yaşıyor.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/a1k88e97p0idlil0Pt-W0Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV013vLG34I/AAAAAAAAJ4E/aJZDFWyHmpI/s400/DSC08554.JPG" /></a><br /><br />Hayatını kızı üzerine kurmuş, babasının maddi desteğiyle onu Amerikan Kolejine göndermiş. İki yaşından beri sürekli İngilizce eğitim alan Alanna da ana dili gibi İngilizce konuşuyor. Anladığım kadarıyla Andrea evde yabancı konuk misafir etmeyi diğer sebeplerin yanı sıra kızının İngilizce pratik yapması açısından da önemsiyor. Biz ikinci konuklarıymışız, bizden önce evinde 1 hafta kalan Avustralyalı bir çiftten çok memnun kalmış<br />“Alanna’yı onlarla konuşurken gördüğüm anda çektiğim bütün zorlukları unuttum” dedi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/vz7smoa2LoYpJkddLQ7Jdg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SWZvlNZ2Y4I/AAAAAAAAJ_A/o3FLuLNCmP4/s400/DSC09146.JPG" /></a><br /><br />Andrea’ya da yanımızda getirdiğimiz incili kaftan setini verdik.<br />Yalnız profilinden edindiğim izlenim sonucu ona sufi müzik değil, göbek dansları CD’si aldım, çok hoşuna gitti.<br />Eve girince “Aç mısınız?” diye sordu<br />Almanya’da yaşadığımız acı deneyimden sonra pek aç olmamamıza karşın hiç kibarlık etmeye kalkmadan, “Evet açız” dedik.<br />Bize ekmek peynir, kek ve meyve suyu çıkardı.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/1RK9MQK4_1xMCgmTkv4rZQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV02FukYI5I/AAAAAAAAJ4M/82bSAQha3eE/s400/DSC08562.JPG" /></a><br /><br />Gördüğümüz kadarıyla buralarda doğru düzgün yemek yenmiyor, millet ayaküstü atıştırıp çıkıyor.<br />Biz evde konuk ettiğimiz yabancıları (daha önceden tanmadığımız, arkadaşlarımızın ağırlamamızı rica ettikleri arkadaşlarını) standart olarak 8 çeşit soğuk meze, ara sıcaklar , iki çeşit ana yemek ve bol içki menüsüyle ağırlayıp bir de üstüne kendi yatağımızı verdiğimizden biraz yadırgadık ama antropologların sözünü dinleyerek başka toplumların davranış biçimlerini yargılamadık, olduğu gibi kabul ettik.<br />Ancak bir dahaki ev sahipliğimizde biz de yabancılara ağır yemek hazırlamadan evde ne varsa onu çıkarmaya, misafirperverliği abartmamaya karar verdik.<br />Andrea'nın evi Brezilya'daki bütün lüks konutlar gibi tel örgüyle korunmuş, bekçisi olan, içeriye referanssız kimsenin alınmadığı yüksek bloklardan oluşan bir sitede 11. katta, 2 oda bir salonluk küçük bir daire.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/xltPQiF3YbwU44Mc1WlAeg?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SWZpxWz18OI/AAAAAAAAJ9g/Bj6P1aTV3KM/s400/DSC08923.JPG" /></a><br /><br />Bir de hizmetçinin kalacağı ardiye gibi mutfağa bitişik bir yatak odası daha var.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/pzRsDzmswRvAkY-BvaGWPQ?feat=embedwebsite"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SWZqGOwgZoI/AAAAAAAAJ9w/PT8lUCb7xaE/s400/DSC09152.JPG" /></a><br /><br />Gördüğümüz kadarıyla Brezilya'da ortadirek insanların dahi yatılı zenci hizmetçileri var. Hizmetçi maaşları 250 dolar civarındaymış.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SWZ-YrbmEhI/AAAAAAAAJ_c/zfSSy8vuU0w/s1600-h/DSC09563.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SWZ-YrbmEhI/AAAAAAAAJ_c/zfSSy8vuU0w/s400/DSC09563.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289053774833652242" border="0" /></a><br />Akşam yemeğinden sonra biraz sohbet edip Andrea'nın bizim için ayırdığı Alanna'nın odasında yattık. Saat farkı nedeniyle (5saat) sabah 5 te kalktım, biraz kitap okudum.<br />Akşam pilleri şarja koymak isteyince elektriğin 110 volt olduğunu gördüm. Evde 110 volt adaptörü olduğu halde Brezilya gibi yoksul bir ülkenin 110 volt kullanacağına ihtimal vermediğimden internetten araştırmamış, sadece priz adaptörü getirmiştm. Mecburen 110 voltluk pil şarj aleti bulup almamız gerekecek. Murat Belge de okuduğum Başka Kentler, Başka Denizler2 kitabında benzer bir ahmaklık yapıp sonra "Bu kadar seyahat eden bir insan olarak bazen inanılmaz saçma işler yapıyorum. Belki de bu çok seyahat etmekten kaynaklanan bir pervasızlıktan kaynaklanıyor ama aynı zamanda bir acemilik ya da köylülük gibi görünüyor" diyordu tam da okuduğum sayfada.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/PAxZFwKCVTdecBUgt9ml8g?feat=embedwebsite"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SWZu-1jjBSI/AAAAAAAAJ-w/qd1MZhB8vXk/s400/DSC08561.JPG" /></a><br /><br />Balkonlar çoğu dairede çocukların güvenliği için ağla kapatılmış.<br />Türkiye'den getirdiğimiz börekler ve tropik meyvelerle ayaküstü kahvaltı edip şehre çıkmaya hazırlandık. Andrea işe giderken arabasyla bizi eski şehir merkezi olan turistik Pelorinho bölgesine bıraktı. Para bozdurup dolaşmaya başladık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/B4P6MB3W4d7eGpA-IpK89Q?feat=embedwebsite"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SV02dMDMPhI/AAAAAAAAJ4U/Z7QlCZMOiTU/s400/DSC08572.JPG" /></a><br /><br /><span style="font-style: italic; color: rgb(255, 204, 51);font-family:georgia;" >Devamı yakında burada</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15415120-124187616281424681?l=sandaletliseyahat.blogspot.com'/></div>ssbbnoreply@blogger.com20tag:blogger.com,1999:blog-15415120.post-36461501210365596612008-12-06T22:04:00.012+02:002008-12-11T10:52:05.620+02:00<span style="font-size:180%;"><span style="font-family:arial;">KI<span style="FONT-STYLE: italic">P</span>RIS </span>
<br /><span style="font-family:arial;">(Lefkoşa,Girne, Karpaz, Gazimagosa ) Ekim2008</span>
<br /></span>
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/QhPyH_NSrok9QyVrfScoCA"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqjVuw8CUI/AAAAAAAAJs8/2MM_5-HSMX0/s400/DSC01563r.jpg" /></a>
<br /><span style="font-size:130%;"><span style="FONT-STYLE: italic;font-family:courier new;" >Memleketimizde izan boyutlarının dışında seyreden rakı fiyatları ve eldeki rakı stoğunun tükenmesi sonucu kafamda bir Kıbrıs gezisi planı oluştu.</span>
<br /><span style="FONT-STYLE: italic;font-family:courier new;" >Şaka şaka...</span>
<br /><span style="FONT-STYLE: italic;font-family:courier new;" >Yaz başında Neşe Pegasus Hava yollarının sitesinde gezerken Sonbahar için gidiş 9 dönüş 19 liralık Kıbrıs biletleri bulunca gidelim mi dedi, gidelim dedim ve biletleri aldık.</span></span> <a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/9d6riHzyug6S0JK2jWZqCg"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqlnvHps3I/AAAAAAAAJuE/7XC2QtzM4G8/s400/DSC01634.JPG" /></a>
<br />İlk defa bu kadar uzun vadeli plan yaptığımızdan bir aksaklık yaşar mıyız diye korktuk ama korktuğumuz başımıza gelmedi, Ekim ayında bir haftasonu, nefis bir havada ilk defa gittiğimiz Kıbrıs’ta çok da güzel üç gün geçirdik.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/ggudrCGoM7rJ0InKz7MH0A"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqXttePYqI/AAAAAAAAJoQ/0DMjn2Flcyw/s400/DSC01198r.jpg" /></a>
<br />Yumurta kapıya gelince internette yaptığım aramalarda Kıbrıs’la ilgili hiç hoş şeyler okumadım, Anladığım kadarıyla kıbrıslılar türkleri sevmiyormuş, ada çok çorakmış, hiç plaj yokmuş, kıyılar hep kayalıkmış, büyük yeni rakı 11 liraymış onun dışında
<br />sebze meyve herşey çok pahalıymış, trafik soldan akıyormuş, kıbrıslılar türkleri hiç sevmiyorlarmış, kıbrıslılar türkleri hiç sevmiyorlarmış.
<br />Yeni açılan İzmir Dış Hatlar Terminalini ilk kez kullandık, pek şık olmuş, epeyce uçuş da vardı.<a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/e90X7ATW3cKSap0qEoP5tg"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqNYjTfRKI/AAAAAAAAJjg/DSdKbe8XgZ0/s400/DSC00930.JPG" /></a>
<br />Kıbrıs’a giderken kimlik ya da pasaportla çıkış yapmak mümkün. Farkı var mı diye sordum polise,”Pasaportla çıkarsanız çıkış harcı yatırmanız lazım” dedi. Sadece uzun süre kalacakların pasaportla çıkması gerekiyormuş. Pasaportun arka sayfasına benzeyen yırtık bir fotokopiyi doldurup, damgalatıp çıktık.
<br />Sevgili İşbankası da Milenyum Lounge'unu açmış, İstanbul’dakinden farklı olarak burası self servis, olanca yabanci içki, çerez, pasta vs ortada duruyor, dilediğin kadar yiyip içebiliyorsun.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/9PI1ADPhL6rthxuOJEbh8g"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqNlSL30II/AAAAAAAAJjo/EBnBnjd7r3k/s400/DSC00931.JPG" /></a> Üstelik İstanbul’da çekinle uçağa biniş arasında en fazla yarım saat geçirebilirken, burada havaalanı nispeten küçük olduğundan çekin de erken yapıldığından uçuşa 10 dk kalana kadar 1-1,5 saat yararlanmak mümkün.
<br />1,5 saatlik uçuşla 22 30’da Ercan Havaalanına indik.
<br />Daha önce mailleşerek rezervasyon yaptırdığımız Sun Rent a car servisinin elemanı havaalanındaki büroda bizi bekliyordu. Araba kiraları 60 lira/gün civarında. Biz üç gün için 2007 model Opel Corsaya 150 lira ödedik (Biraz daha ucuz Panda ve Getz’de vardı), ayrıca depoya 25 liralık da benzin koyup parasını alıyorlarmış. (Benzinin litresi 2 lira idi)
<br />0<a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/pLyjWWj_n3PTquZKxl7Taw"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqOKTIleCI/AAAAAAAAJj4/uezud4BY78M/s400/DSC00955.JPG" /></a>
<br />Görevli sözleşmeyi doldururken sabit radarlara dikkat etmemizi sınırı aşanlara ciddi cezalar yazıldığını ve kutular geç açıldığı için bir daha Kıbrıs’a girerken tahsil edildiğini söyledi.
<br />“Sabit radar olduğunu nasıl anlıycaz?” dedim
<br />“Yol kenarında tabelalar oluyor, kaçla gidileceği yazıyor, emniyet kemerini de sakın unutmayın asla affetmezler” dedi.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/-nfXSy-tWQ7JQ8Yg8gNN1Q"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqk6PMFYLI/AAAAAAAAJts/u3jkyBD043c/s400/DSC01606.jpg" /></a>
<br />Polisler hakkında 3 çoğul şahısla konuşunca nereli olduğunu sordum, Antakya’lıymış
<br />Arabaya bindik, direksiyon sağda, vites ve trafik solda. Hindistan’da falan soldan trafikte motorsiklet kullanmıştım ama otomobili ilk kez deniyordum.<a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/zdJiGzJGaUPQKOlXKeErPQ"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqQ_Xq7S2I/AAAAAAAAJlc/EMU1d2RRszw/s400/DSC01008.JPG" /></a> İnsana herşey ters geliyor, havaalanından çıkıp çift şeritli yolda soldan soldan yavaş yavaş gitmeye başladık. Niyetimiz Girne’ye gitmekti ama Tabelalarda Lefkoşa’dan başka bir yer yazmıyordu. Ben havaalanının Lefkoşa ile Girne arasında olduğunu sandığımdan ters yöne gidiyoruz dedim, gece karanlığında epeyce gittikten sonra bir benzin istasyonuna girip sorduk, Girne Lefkoşa’dan sonraymış, bir dağ yolu bir de çift şeritli yol varmış, havaalanına 44, Lefkoşaya 27 kilometreymiş. Ben sağdaki direksiyona hala alışamadığımdan, ve sevgili İşbankası’nın etkisi ile uykum da geldiğinden Lefkoşa’da kalalım dedim. Neşe bir seyahat acentasının sayfasında Lefkoşa’da iki eski ve lüks otel dışında kalacak yer olmadığını okuduğundan itiraz etti ama ben mutlaka başka otel ve pansiyonlar olacağını söyleyerek geceyarısı şehir merkezine girdim.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/KXBcP6tTcWPYyHsO-iJ8Gw"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqiipFf7EI/AAAAAAAAJsk/oJnuJHZS56I/s400/DSC01486.JPG" /></a>
<br />Etraftaki tek tük kişiye sorarak bir iki pansiyon bulduk, ilki Altun Pansiyon 50 liraya çok vasat bir oda gösterdi, Saray otelinin karşısındaki sokakta sistemli Pansiyon eski bir binada, nispeten temiz televizyonlu odalar 60 liraymış.
<br />Pazarlıkla 50 liraya yerleştik. Kayıt yapılırken “Ne demek sistemli Pansiyon?” dedim
<br />“Aslında orada ‘otel sistemli pansiyon’ yazıyordu, belediye otel kelimesini sildirtince öyle oldu” dedi.
<br />Sabah 9 da, gece arabayı önüne bıraktığımız kapalı ve bakımsız kepengin açılıp mobilya mağazası olduğunu gördük. Grand tuvalet tiril tiril giyinmiş 70 yaşlarındaki Kıbrıslı mağaza sahibi mobilya yükleyemediklerinden şikayet edince özür dileyip arabayı başka bir sokağa çektik, kent merkezinde yürüyerek bir tur attık.<a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/iha82XCymHtXyCqKoPlHYw"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqN4Vy0fMI/AAAAAAAAJjw/38r4p6uo7D8/s400/DSC00950.JPG" /></a> Eski ve güzel binalarla değişik bir havası var. İnsanlar gayet yardımcıydı.
<br />Kahvaltı için Neşe’ye söz verdiğim gibi Girne Limanına gitmek için Lefkoşa’dan çıkarken sağda barbarlık müzesi diye bir tabela gördüm. Neymiş diye sokağa girdik, tek katlı , bahçeli, evlerin sokağa taşan begonvillerin arasından geçip arabayı parkettik, girişin ücretsiz olduğu müzeyi ziyaret ettik.<a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/r5IdMAgVrlD9xQyxEQfuog"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqOo_HFzGI/AAAAAAAAJkI/mVZfY1s_1hQ/s400/DSC00960.JPG" /></a> Burası 1963 yılında kanlı noel katliamının yaşandığı, <a href="http://www.mucahit.net/Dergiler/Dergi62/images/Sayfa_24_1.gif">karısı ve üç çocuğu banyoda öldürülen</a> askeri doktor Nihat İlhan’ın eviymiş. Evin arka tarafında katliamın yaşandığı banyo ve tuvalet olduğu gibi korunmuş,
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/TT8zpp5zBYJJEVR7gQmZFw"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqOu33HKpI/AAAAAAAAJkQ/LfSnmkB1-lI/s400/DSC00963.JPG" /></a> duvarlarda o günlere ait gazete küpürleri, fotoğraflar, tanıkların anlatımları vs var. Soldaki son odayı görünce Can'ı uzak tuttuk, zira odanın duvarları rum çetecilerce katledilmiş türk köylülerinin ceset fotoğraflarıyla doluydu.
<br />Moralimiz bozulmuş şekilde Lefkoşa'dan ayrılıp 27 kilometre sonra Girne'ye girdik ve buradaki Simit Dünyası'nda Kıbrıs’taki fiyatlar hakkında ilk dersimizi aldık. Allah için Girne limanının en mostralık köşelerinden birine yerleşmişler ama Türkiye’de 5-6 lira tutacak alışverişimiz 21 lira tuttu. Son derece kötü 1 liralık börekler 4 liraymış. <a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/F5iIzjEiJWgwMVm_Hr-9SQ"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqPC2cXwRI/AAAAAAAAJkY/v6Uc-LGydEg/s400/DSC00966.JPG" /></a> Kahvaltı için bir gazete almaya gazeteciye gittim. Hafta içi 35 kuruşa satılan Hürriyet 1 liraymış, o gazetelerin dergilerin üzerinde yazan KKTC’de 1 lira lafı gerçekmiş! Hürriyet’in 1 lira etmeyeceğin düşündüğümden tekrar Simit Dünyası’na dönüp tabloid Kıbrıs gazetesini okudum, iyi de etmişim.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/fUhGYuAMQXiloKcfj3ayMQ"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqPa6wq_aI/AAAAAAAAJkg/Uv_CvS1TfV4/s400/DSC00979.JPG" /></a>
<br />Gazetedeki yazılar sanki Kıbrıs lehçesiyle yazılmış, devrik cümleler, garip bir cümle yapısı. Kıbrıs’ta pek olay da olmuyor olacak ki basit hafif yaralanmalı bir trafik kazasına tam sayfa ayırmışlar, çarpışan arabalar hangi göbeği dönüyorlarmış, nasıl çarpışmışlar, kazadan sonra nasıl konuşmalar geçmiş, hangi hastaneye gidip nasıl tedavi olmuşlar ayrıntılı bir şekilde anlatılmış.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/90SYFnGOMKHlFlWQMVbqcg"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqQP1UqX-I/AAAAAAAAJk8/jtgTEXKHLm0/s400/DSC00995.JPG" /></a>
<br />Bir de bizim Türkiye’de başlığını bile okumadığımız Talat’ın ve rum liderlerin sade suya tirit demeçleri bol bol yer almış.
<br />Kahvaltıdan sonra limanı kaleye dek şöyle bir turaladık, son derece sıcak, güzel, sessiz bir kent.<a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Oljm9TLp2l9hPScNpNDohw"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqPo0LpCFI/AAAAAAAAJko/KJf_AcNKwLI/s400/DSC00981.JPG" /></a> Ahali kordonda uzun kamışlarla balık tutuyor, tuttukları kara bir balık. Herkesin yanında kovada poşette bulamaç halinde ekmek, pilav, akşamdan kalan yemek ne varsa arada denize bir avuç fırlatıp balıkları yemliyorlar.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/FaTf2K8TvDzZMKNWeb-AuQ"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STrFl1tEugI/AAAAAAAAJvQ/L6Wx-gjPp9k/s400/DSC00970.JPG" /></a> Oltaya da ekmek takıyorlarmış.
<br />Korsan gemisi gibi bir sürü tekne vardı, tur tekneleriydi herhalde.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/AkDA1DdnTdrFZfFhRoO2sg"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqQBJ1_HRI/AAAAAAAAJkw/IZPCax77jX8/s400/DSC00987.JPG" /></a>
<br />
<br />Henüz kalacak yer ayarlamadığımızdan fazla oyalanmadan bir otel bakalım dedik. Niyetimiz altımızda araba varken üç gün içinde adanın mümkün mertebe her köşesini gezmek.(nitekim 500 kilometre yaptık)
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/gBqTRa_8cpiV3x3TX1Vr8w"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqkSx3MJDI/AAAAAAAAJtU/PnAyZEWAX6w/s400/DSC01572.JPG" /></a>
<br />Okuduklarımdan pek kimsenin gitmediği ve yazmadığı Karpaz yarımadası sanki bize daha uygun bir yer gibi geldi, Önce Girne’nin batısındaki Alsancak denen plajların ve ucuz otellerin yer aldığı bölgeye gidelim, orası hakkında bir fikir edindikten sonra Karpaz’a gidelim, beğenmezsek ya da kalacak yer bulamazsak yine döneriz dedik.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/QJvYX5IsBKLUwXSB62iFmQ"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqS7QI4i5I/AAAAAAAAJmU/jHrRQAuXOB4/s400/DSC01083.JPG" /></a>
<br />Girne’den çıktıktan sonra iki şeritli sahil yolunda kalabalık trafik içinde 5-6 kilometre gittik. Sahilde sadece Yasmin Court gibi magazin programlarında İbrahim Tatlıses, Seda Sayan, Mali Erbil gibi meşhurların program yaptığını izlediğimiz otel, ve benzerlerini gördük.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/90SYFnGOMKHlFlWQMVbqcg"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqQP1UqX-I/AAAAAAAAJk8/jtgTEXKHLm0/s400/DSC00995.JPG" /></a>
<br />Yolun sağında güzel bir plaj ve bina görünce sola çektim, bina barmış. Yola devam edip başka bir beach clubda çalışan bir çocukla konuştuk, “Sahilde 4 yıldızın altında otel bulamazsınız, hükumetin politikası böyle” dedi. Sahil de bir iki plaj dışında tatsız ve kirli gözüküyordu, geri dönmeye karar verdik , o sırada aklıma geldi “çıkartma plajı neresi? diye sordum, meğer demin bakıp beğendiğim yol üzerindeki anıtın hemen altına düşen nefis plajmış.<a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/DVC70nPLGfFXNJPR29UTLw"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqQpAq2pxI/AAAAAAAAJlE/W-y6WycdIzs/s400/DSC01000.JPG" /></a>
<br />Dönüşte tekrar sola çektim, plajı uzun uzun seyrettim. Çıkartma ile ilgili kitaplarda sık sık anıldığı şekliyle, aynen çıkarmadan bir gün önceki gibi İngiliz turistler güneşlenip denize giriyorlardı. <a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/9Mpjgl-n23lWca3JFOSbZA"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqQ1Yr56jI/AAAAAAAAJlM/KPpG6XkDwkA/s400/DSC01001.JPG" /></a>
<br />Plaja arkamı dönünce sahili boydan boya kaplayan Beşparmak Dağları bütün ufku kapladı. Askerlerimizin o ufacık plajdan, karşı muhkim tepelerden açılan ateşe karşı nasıl çıkabildiklerine şaştım.
<br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/ST2QjM4MYPI/AAAAAAAAJwo/x-2K4EU4wHw/s1600-h/DSC01599.JPG">
<br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/ST2QjM4MYPI/AAAAAAAAJwo/x-2K4EU4wHw/s1600-h/DSC01599.JPG"><p><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277533272774828274" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/ST2QjM4MYPI/AAAAAAAAJwo/x-2K4EU4wHw/s400/DSC01599.JPG" border="0" /></a>
<br />Plajın hemen üzerinde yer alan Karaoğlanoğlu Şehitliği’ni gezdim.
<br />Önce şehitliğin adı Ecevit’in lakabından geliyor sandım ama Albay İbrahim Karaoğlanoğlu savaşta şehit olan en yüksek rütbeli subayımızmış.
<br />Mezar taşları rütbeye göre dizilmiş, en başta O’nunki var.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/G6hi3TV6Y9sSJOtmxEmjeA"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqQ59OSGNI/AAAAAAAAJlU/jBG8ANsZSRM/s400/DSC01007.JPG" /></a>
<br />Şehitlik fena değildi ama taşlarda sadece şehitlerin adları ve “Ölüm tarihi: 1974” yazması beni hayal kırıklığına uğrattı.
<br />Şehitlikte de adanın her yerinde olduğu gibi Türk ve KKTC bayrakları yanyana dalgalanıyordu.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/ST2PCdAEj_I/AAAAAAAAJwg/ivHAuMjBj-0/s1600-h/DSC01605.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277531610655526898" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/ST2PCdAEj_I/AAAAAAAAJwg/ivHAuMjBj-0/s400/DSC01605.JPG" border="0" /></a> Kıbrıs insanda sürekli kafa karışıklığı yaratıyor, gelmeden önce buranın Türkiye’den farkının olmadığını düşünüyordum. Zaten bu nedenle ‘anakaradan farkı olmayan yere gitmek için niye o kadar masraf edelim’ diye düşünüp bunca yıldır gitmemiştim ( Aslında bir kez; 1992 yılında, otostopla Taşucu’ndan geçerken, feribota kaçak binmeye çalışırken yakalanmış, ancak duty freeden rakı almaya muvafak olmuştum)
<br />Geldikten sonra pasaport kontrolleri, polislerin farklı üniformaları,
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/KZjN9GJph7PS-6ZbplTDSw"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqlfGRud0I/AAAAAAAAJt8/H3JDRGncB0E/s400/DSC01616.JPG" /></a>
<br />trafiğin soldan akması, değişik kurallar, fiyatlar, aksanlar derken buranın basbayağı başka bir ülke olduğunu hissettim. Bu nedenle her KKTC bayrağının yanında bizim bayrağı da gördüğümde şaşırdım desem yeri var. (Ara sokaklardaki KKTC bayraklarını ilk anda hastane sanmam da cabası)
<br />Girne’yi pas geçip sahili takip eden yoldan Karpaz Yarımadasına (Kıbrıs’ın sivri ucuna) doğru geçtik. Yol önce Kuzey’deki sahili takip etti, sonra Güney’e inip tekrar Kuzeye çıktı. Adanın daralan ucuna ilerledikçe Kuzey’den Güney’e geçmek iyice kolaylaştı, çevre iyice tenhalaştı. Yol yer yer inşaatlar dışında tek şeritli asfalt, tek tük araba geçiyor.
<br />Tatlısu’da sahilde Belediye’nin işlettiği tesislerde durduk. Daha ilerde kalacak yer bulamazsak diye sahildeki bungalowları sorduk. En ucuz tip bungalowda oda kahvaltı hafta içi 80, haftasonu 90 liraymış. Denizin hemen üstünde yer alan restoran neredeyse doluydu. Bu kadar insanın ıssız yollardan geçerek buraya kadar 40 kilometre gelmelerine şaştım. Yemek fiyatlarını sordum, çupra 17, kupa(gopez)12 liraymış.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/JKyRQrPUV0N_-fK76nqnxA"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqSlLlZQ_I/AAAAAAAAJmM/GP1RPjM0hss/s400/DSC01079r.jpg" /></a>
<br />Girnede de farkettiğim gibi burada yiyecek fiyatları şapka uçuracak kadar pahalı, ancak tek sıcak olarak verilen fiyatlar genelde salata pomfrit, ve üç beş meze tabağını da içeren bir paketin fiyatı oluyor. Örneğin tavuk şiş 20 lira, ama yanında 5-6 çeşit zeytinyağlı meze bedava (Kıbrıslılar “beleş” diyor).
<br />Yola devam ettik , sahilde otel sorduğumuz köylülerin tavsiye ettiği Yeni Erenköy’e geldik. Yol üzerinde tabelasını gördüğümüz ilk otele girdim. Begonvillerle bezenmiş girişten güzel bir bahçeye girdik. Çok kıt Türkçe bilen yaşlı otel sahibi gecelik oda kahvaltının 30 pound , ancak otelin dolu olduğunu söyledi.
<br />Sahildeki diğer otelleri tavsiye etti.
<br />Köy merkezini geçip 3-4 kilometre gittikten sonra Malibu Otel’e geldik. Lüks görünümlü lobiye girdim, seslendim seslendim, kimse çıkmadı. Sesleri takip edip merdivenlerden plajın üstündeki restorana indim, servis yapan garsona otele kimin baktığını sordum. “Ben bakıyorum” dedi.
<br />Yarım pansiyon 140 liraymış, akşam yemeği alakartmış.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/7WglJOBseRS5WUgIzYVcjg"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqTLSkCISI/AAAAAAAAJmc/KXFkhk4X1DA/s400/DSC01095.JPG" /></a>
<br />Garsona kanım kaynadı, bir de aklıma arkadaşım Çağlar’ın İzmir’de bilgisayar alırken fazla ince eleyip sık dokumamama bakıp “Abi zaten çok araştırma yapanın en sonunda kafası karışır, gider en kötü seçeneği tercih eder” demesi geldi, diğer tavsiye edilen otellere bakmadan kalmaya karar verdim. Odaya yerleşip sabahtan beri sabırsızlandığımız denize girmek için otelin plajına indik.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/00DxBDlFCQ8SchQr6dj-TQ"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqVQ9mLuTI/AAAAAAAAJnE/UT2TimRx0zw/s400/DSC01144.jpg" /></a> Plaj iri taneli kumlu, asude nefis bir yer. 5-6 yaşlı ingiliz şezlonglarda uyukluyor, 3-4’ü de restoranda bira şişelerini boşaltıyorlardı. <a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/yNfBRv0zvSSKmmJsJC3UTg"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqRUvjYn8I/AAAAAAAAJls/3wcEfwIRH-Y/s400/DSC01035.JPG" /></a>Etrafta başka kimse yoktu, zaten söylediklerine göre Karpaz’a yazın Kıbrıslı türkler, kışın ingilizlerden başka kimse gelmiyormuş. Yol boyunca pek çok yazlık site villa inşaatının reklam panolarında da 40-50 bin sterline satılık yazlıkların ilanları vardı. Zaten plajda uyuklayan ve restoranda bira içen ingilizler de otel müşterisi değil evlerinden günübirlik gelen kişilerdi, garsonla şakalaşmalarından sık sık geldikleri de belliydi.
<br />Saat 4 olduğundan aceleyle denize koştuk.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/DCrKqGp5QxyLVO6fP76siw"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqT3PEqDSI/AAAAAAAAJm0/UxHbS80GjzY/s400/DSC01133.JPG" /></a>
<br />Ben bir saat kadar yüzdüm. Denizin rengi Türkiye kıyılarından değişik bir turkuaz tonuydu ve çok berraktı.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/f5zfa_L3DfFJEEF6KOw--A"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqUJTLCPgI/AAAAAAAAJm8/E5HnFeQEn5Y/s400/DSC01139.JPG" /></a>
<br />10 metreden derin yerlerde dip gayet net seçilebiliyordu. Daha önce Çiftlik plajında görüp de tanıyamadığım tropik balıklardan bu kez çubuk gibi olanlarından gördüm.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/-HBB5L6hlPmq2rsCQFklpg"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqTVM1LPtI/AAAAAAAAJmk/mopu-10UIo0/s400/DSC01099.JPG" /></a>
<br />Akşamüstü odanın plajın hemen üstündeki balkonunda güneşi batırıp restorana indik.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/x48FzhzMtTYZ5oRCwen7EQ"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqRiEjLwtI/AAAAAAAAJl0/RYvrFs5cyzA/s400/DSC01043.JPG" /></a>
<br />Aynı zamanda hem resepsiyonst, hem şef, hem garson, hem de aşçı olan Hamit
<br />"Ne pişireyim size?" diye sordu.
<br />Ben şefin tavsiyesi palamut istedim, Neşe de gelmeden önce adını çok duyduğumuz şeftali kebabından istedi. Sofraya önce 8-10 meze geldi. Bir de rakı söyledik, elinde sadece Yeşil Efe varmış, mecburen onu içtik.<a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/9f_VYJn5vd2228GJaAjGOQ"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqRslv5QAI/AAAAAAAAJl8/7E9QIWf66Ug/s400/DSC01049.JPG" /></a> Hamit’in iddiasına göre direr bütün rakılar sahteymiş (Türkiye’dekinden farklıymış), ama bir bu Yeşil Efe Türkiye’dekiyle aynıymış. Aslında kendisi hiç içki kullanmazmış, ancak personel gecelerinde yılda bir kez viski içermiş.
<br />Rakı meselesi müşterilerden duyduğu kadarıyla böyleymiş.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/LlXVc73jY124EWif1GX-kg"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqRydDz-YI/AAAAAAAAJmE/Vgx6p-hap9I/s400/DSC01055.JPG" /></a>
<br />Mezeler güzeldi, palamut ızgaralar nefisti( palamutu bu sabah kilosu altı liradan almış, yerli palamutmuş ama boğaz palamutu gibi lezzetliydi, bazıları oldukça küçüktü) Kıbrıs’ta balık durumunu sordum. En çok kupa(gopez) varmış. Kefali kimse yemezmiş, barbun çok pahalıymış, zaten pek bulunmuyormuş. Kıbrısta olmayan balıklar, Lüfer falan, Girne’deki restoranlara İstanbul’dan uçakla günlük geliyormuş. Şeftali Kebabı periton zarına (gömlek) sarılı bildiğin köfteymiş, kızarınca dışındaki yağ turuncu renk aldığından bu ad veriliyormuş, o da lezzetliydi.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/BI7A868SXo8IL1wBiCZMXQ"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqV4azShAI/AAAAAAAAJnc/y_yQvu3W9Ak/s400/DSC01162.JPG" /></a>
<br />Neşe Can’ı yatırmak için odaya çıkınca biz de Hamit’le epey sohbet ettik. Hafif bir Kıbrıs aksanı olmasına karşın Kıbrıslılar’dan üçüncü şahıs olarak söz edince nereli olduğunu sordum. “Karadenizliyim” dedi
<br />Trabzon Araklı’danmış, ama esas ataları Erzincanlı’ymış. Fatih SultanMehmet Trabzon’u fethedince Erzincan’dan Trabzon’a göç etmişler. Babası 1975 te savaştan hemen sonra gönüllü göç edenlere katılarak adaya gelmiş, Hamit o sırada 5 yaşındaymış. Yolculuk hakkında sadece onları adaya getiren Yeşil Ada gemisinin lumbozlarına çarpan dalgaları hayal meyal hatırlıyormuş.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/3RD2t58CGtJ-lMA8ATOBmg"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqVsX64B0I/AAAAAAAAJnU/7zxLjbxSRzo/s400/DSC01159.JPG" /></a> Yeşil Ada hala Magusa limanına bağlı faal bir gemiymiş. O zaman babasına rumların terk ettiği bir ev ve 40 dönüm arazi vermişler. Şimdi 6 kardeş o araziyi 7 şer dönüm olarak paylaşmışlar. Ayrıca 10 yıl kadar önce sahipsiz bir ev bulup gerekli şartlara sahipsen o evi almana olanak sağlayan yasaya dayanarak, köyün dışında bulduğu bir Rum evine talip olmuş ve devlet o evi küçük bir ücret karşılığında Hamit’e vermiş.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/L8gqZpH31aAEOx4wT0fqTg"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqjoVPoU7I/AAAAAAAAJtE/ivGW1i5Qiac/s400/DSC01570.JPG" /></a>
<br />Ayrıca evin etrafındaki sahipsiz araziyi de 10 yıllığına cüzi bir kira ile devletten kiralamış, biz süre sonra o arazi de kendisinin olacakmış.
<br />Rumlar şimdi mahkeme açıp evleri geri istiyorlar, seninkini de isterlerse ne olacak?diye sordum<a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/17Oira2Sa9VGFkkt6JR5jg"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqXNi--z2I/AAAAAAAAJoI/2aap79F7GTI/s400/DSC01188.JPG" /></a>
<br />“Devlet bana sattı, ev benim, onlara tazminatı devlet ödeycek” dedi.
<br />Uzun yıllar Girne’deki restoranlarda garsonluk yaptıktan sonra köyüne yakın olduğundan daha az para vermelerine karşın bu otelin teklifini kabul etmiş. Yazın 1400 lira şimdi sezon dışı diye 1200 lira alıyormuş, zaten Kıbrıs’ta asgari ücret de 1195 liraymış.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/-dtjgEmw08QeXVcZwrTz-Q"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqWEakseRI/AAAAAAAAJnk/f9WtTA1JHUI/s400/DSC01166.JPG" /></a>
<br />Girne’deyken evine iki haftada bir, iki gün gelebiliyormuş, şimdiyse 3 bin lirayaaldığı reno flaş ile her akşam köydeki evine gidip yatıyormuş. Hanımı da karadeniz kökenli KKTC vatandaşıymış, beş de kızı varmış.
<br />“Adada hala rum var mı?” diye sordum
<br />“Bizim köyde 70 hane var, ama Erenköy’de hiç yok; varmış da bu Erenköylüler biraz hırçın, savaştan sonra her akşam baskın baskın, en sonunda kaçırmışlar buradaki rumları. Bizim köy daha çok Türkiye’den gelenler, daha mülayim, hiç sorun yok aramızda gidip geliriz, sohbet ederiz, ama rumlar eskiden de hep böyleymiş , arkalarını kuvvetli hissederlerse gene huzursuzluk çıkarabilirler. Eskiler anlatıyor, dün beraber sohbet ettiği komşusu ertesi gün boğazını kesmeye kalkmış” dedi
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/kUEq32i_SFI9w_AB8ljWCQ"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqXBvB0HCI/AAAAAAAAJoA/0QQn9M2i8DI/s400/DSC01186.JPG" /></a>
<br />Rum tarafına hiç geçip geçmediğini sordum, geçemezmiş. Rum tarafına sadece savaştan önceki cumhuriyetin vatandaşları geçebiliyormuş. Sınırda eski kayıtlara bakıp ona göre geçiriyorlarmış. Peki adada doğan kızın , o da mı geçemiyor?” dedim
<br />“O da geçemiyor, babası türk diye” dedi
<br />Bu rumlardan alınan yerlere göç etmek sizin ailenin genlerinde var herhalde, şimdi Girit de bize geçse, adaya yerleşecek adam arasalar gider misin?” dedim
<br />“Giderim tabi şahane ada, niye gitmeyeyim!”dedi.
<br />Sabah yüzdükten sonra denize karşı güzel bir kahvaltı yaptık. <a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/sbSVyBhgCoiC3EldP0fCaA"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqWXr1eWaI/AAAAAAAAJns/w_aeR-E3ulU/s400/DSC01170.JPG" /></a>
<br />Hamit akşam meze olarak bolca verdiği, ve hepsini tükettiğimiz kekikli sarımsaklı Mardin zeytini gibi ufacık kırma zeytinlerden bir büyük tabak daha verdi, yine hepsini bitirdik. Niyetimiz bu son günümüzde hem Karpaz yarımadasını hem Gazi Magosa’yı dolaşmak olduğundan fazla oyalanmadan otelden çıktık.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/KOCNo95H0xx6wCsZI2DIRw"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqWwSLJ8cI/AAAAAAAAJn0/7kGZt8I_mEY/s400/DSC01180.JPG" /></a>
<br />Ayrılırken çaışkanlığı samimiyeti ve dürüstlüğünden çok etkilendiğim Hamit’e hayatımda verdiğim tüm bahşişlerin toplamın kadar bir bahşiş vermek istedim, ama özellikle ona vermek istediğimden bahşiş kutusuna atmadım eline verdim. Kibarca teşekkür edip dürüstlüğünü yine gösterdi, parayı kutuya attı.
<br />YeniErenköyü terk etikten sonra hemen çocukkken haberlerden adının Dik karpaz olduğunu sandığımız Dip karpaz köyüne vardık.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/5bCYnz2R0-j_wpAicYL1dw"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqY9HALglI/AAAAAAAAJog/cs5jInl1XeU/s400/DSC01229.JPG" /></a> Burası Ayvalık Cunda havasında ufarak bir köycük. Meydanında kocaman beyaz bir tapınak ve Aynı Cunda’daki kahveye benzeyen eski, tarihe tanıklık ettiği belli bir kahve var.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/94AfYwF5PYAJdZlJdAHLxg"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqZbBHJScI/AAAAAAAAJo4/mwQuckGYgwg/s400/DSC01236.JPG" /></a>
<br />Kıbrısta her yerde gördüğümüz gibi burada da insanlar gevşek gevşek oturup kahve içiyorlar, sohbet ediyorlar
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/uNejkryGPjnqci6VL2csQA"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqZH3UBaLI/AAAAAAAAJoo/6H42JuH2Cuk/s400/DSC01234.jpg" /></a>
<br />(Kıbrıs’ta kahve fiyatı da Türkiye’ye oranla ucuz. Çayın 1 liraya satıldığı yerlerde Türk kahvesi 1,5 lira)
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/3Llv1JOSJKkb6VYllz0L6w"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqZPc1lpPI/AAAAAAAAJow/N0yyX9_Zf5g/s400/DSC01235.JPG" /></a>
<br />Meydandaki Kırboğa ucuzluk bakkaliyesinden biraz meyve ve su alıp yarımadanın sivri ucuna doğru devam ettik. . Karpaz yarımadası Kıbrıs’ın geri kalanı gibi çorak, arada tek tük zeytin ağaçlarının görüntüyü tekdüzelikten kurtardığı geniş bozkırlar içeriyor. Yolda bir tarlanın kıyısında eşekleriyle oynayan iki çocuk dışında kimseyi görmedik.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/xFoHSzZ2ceXdDP1EuWG72g"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqZyJHvkvI/AAAAAAAAJpI/Oo1w_uNU-gs/s400/DSC01254.jpg" /></a>
<br />Yol Güney sahiline indikten sonra oteller başladı. Buradaki oteller daha ziyade bungalov şeklinde. Sahilde ilk gördüğümüze girip baktık, çorak bir deniz kıyısında denize bakan tarafı açık merdivenli ahşap kulübelerin geceliği 70 liraymış. <a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/uMXcHpTfuyBNMeeHhEC8rA"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqZkHjlRKI/AAAAAAAAJpA/9ZxrsYL2WPI/s400/DSC01239.JPG" /></a>
<br />Yemekler de yanındaki restorandan yenecek ama fiyatlar uçuk. Izgaralar 20-25 lira. Yola biraz daha devam ettikten sonra adını çok duyduğumuz Altın Kumsal’a vardık. Gerçekten meşhur olduğu kadar varmış,neredeyse İztuzu kadar, belki daha büyük ve güzel bir plaj. Bu fotoğraf çok uzaktan çekildiğinden büyüklüğü pek anlaşılamıyor.<a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/97E0H3Mr4NDdG4gtKVGl3A"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqctuyph5I/AAAAAAAAJqQ/dwzC-XYU-I4/s400/DSC01345.JPG" /></a>
<br />Sabah otelde epey yüzdüğümüzden plaja inmedik yukardaki bir kafeden seyrettik.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/r6skHJxo0Lx8HRfVP--kTA"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqaKLGoqXI/AAAAAAAAJpQ/N-b3aYGVz9E/s400/DSC01262.JPG" /></a>
<br />Sonra da bir tabelayı takip ederek sahildeki Hasan’s Turtle beach kampına gittik.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/ldonSMhgbswh9p-zbGZKXA"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqdN8vlOWI/AAAAAAAAJqg/3pDKh5hyCe4/s400/DSC01360.JPG" /></a>
<br />Kamp Tayland havasında kumsala sıfır bungalovlardan ve çadır yerlerinden oluşuyor. Gecelik bungalow ücreti oda kahvaltı 60 liraymış. Restorandaki fiyatlar yine dudak uçuklatacak kadar yüksekti, ama bunlara da ücretsiz mezeler dahilmiş.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/pCvfYwbgiobsEih4f7QSWg"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqdX1UILnI/AAAAAAAAJqo/5ner2iRl_Wk/s400/DSC01361.jpg" /></a>
<br />Kamp otobüsün geçtiği yoldan epey içerde, arabasız gelirsen sırt çantasıyla yürümek zor olacak gibi ama kamp sahibi Hasan’ın söylediğine göre haber verirsen benzin parasına Ercan havaalanında karşılayıp kampa kadar getiriyorlarmış (yanılmıyorsam benzin parası 120 lira tutuyormuş, sahiden de 2 saatlik yol)
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/lrDGar6MhYC6tW7uaLS8cg"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqdshU1FKI/AAAAAAAAJqw/dsfSlkUekjY/s400/DSC01362.jpg" /></a>
<br />Sezon sonu diye kimse yoktu ama değişik güzel bir yerdi. Biz bungalovlardan denize en yakın ve diğerlerine en uzak birini bir dahaki gelişimiz için gözümüze kestirdik, gelmeden önce arayıp ayırtmak için numarasına baktık (9). (Hasan'ın telefonu:00 90 533 8641063)
<br />Tekrar yola çıkıp Karpaz Yarımadasının en ucundaki Aposotolos Andreas manastırına doğru yola koyulduk. Yolda Tekos place diye daha düzgün, tuvaletli, banyolu falan bungalovları olan bir kamping daha vardı.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/vJiSaFPjillFEGDOtzGUqg"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqd_ZfCBrI/AAAAAAAAJq4/byHiK1ZIQnE/s400/DSC01364.JPG" /></a>
<br />Bize odaları gezdiren işçi kadına nereli olduğunu sordum, Uşak’lıymış, bir yıldır burada çalışıyormuş, maaş fena değilmiş ama vatandaşlık olmayınca asgari ücret de olmuyormuş, çünkü yabancılar için daha fazla vergi ödeniyormuş.
<br />Vatandaşlık da daha önce 5 yıl ikamette verilirken şimdi 10 yıla çıkmış, nereye gideceği de belli değilmiş. Buradaki bungalovlar 80 liraydı ama plajın kalitesi daha düşüktü.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/WhlpWc2eWtiniHAi32z1xw"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqeIrDf5jI/AAAAAAAAJrA/eDC9fV8Oh2c/s400/DSC01369.JPG" /></a>
<br />Otelin kartını istedim kasadaki çocuk bir kağıda mailini yazdı verdi: duygusalcocuk@live.com
<br />Git git en sonunda Dipkarpaz milli parkına geldik.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/dNxkqfWFIatz3xUB9ep4Gg"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqdBrtrm3I/AAAAAAAAJqY/37iNWZKslgA/s400/DSC01347.JPG" /></a>
<br />Burası eşekleri koruma alanıymış, meşhur eşekler serbestçe geziniyormuş. Parkın içinde yol genişçe bir alanda sonlanıyor, burada belediyenin işlettiği bir otel, manastır ve bir takım devlet daireleri var.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/c3WGC2ijzSSDDWD3gAR37w"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqac80tSKI/AAAAAAAAJpY/lLFywwXyt4U/s400/DSC01273.JPG" /></a>
<br />Daha ilerde sadece yarımadanın en ucunda yer alan bir nöbet kulübesi varmış, oraya araba yolu da bozukmuş, gitmedik, meydana bakan otele girdik. Oteli bize gezdiren hamile hanım Bursa’dan buraya göçmüş gelmiş. Çok memnunmuş, sakinliği sevenler için ideal bir yermiş.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/_GfpCDdMnWXiJjoh1r2ehw"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqasz9KQwI/AAAAAAAAJpg/dwVZ0kUr5RM/s400/DSC01280.JPG" /></a>
<br />Otel biraz eskiydi ama yemek yenen terasları fena değildi, iki kişi yarım pansiyon 120 liraymış. Önce manastırı çevreleyen tarihi binaları gezdik, burası hristiyanlar için hac yeri gibi bir şey olsa gerek,
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/qWJFTn36BvHs5hdqFTJlGg"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqb2c-xxWI/AAAAAAAAJp4/a6LoV7BtPPY/s400/DSC01321.JPG" /></a>
<br />otobüslerle gelmiş pek çok Doğu Avrupa’lı Ortodoks başlarını örtüp kiliseyi ziyaret ediyor, mum dikip, ikonaları resimleri öpüyorlardı.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/25W6rzpOdqXcgsAYQ5pNSw"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqbb1lDVCI/AAAAAAAAJpw/EaArRjPOGfY/s400/DSC01312.JPG" /></a>
<br />Manastırın çevresindeki harap tek katlı binlar sanki daha önceden pansiyon olarak kullanılmak için yapılmıştı oda kapılarında numaralar vardı ama kapılar kilitliydi.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/AF4SmASxhdFxd_fbfMkRBw"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqbAiAqKyI/AAAAAAAAJpo/1EVKuOgUapo/s400/DSC01289.JPG" /></a>
<br />Yabancı bir vakıf binalardan birini restore etmiş ama orası da kilitliydi.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/E28GArWVndRk51a2g-8VjA"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqcfNC8dnI/AAAAAAAAJqI/Kwz8ke0oQ58/s400/DSC01339.JPG" /></a>
<br />Manstırın çıkışında turistik eşya Pazar yerinde Doğu illerimizden gelmiş gençler hediyelik Kıbrıs tepsilerinin yanı sıra oyuncak kalaşnikoflar satıyorlardı. Kiliseyi gezdikten sonra hızla geldiğimiz yollardan geri dönüp Magosa yoluna saptık.
<br />Saat 3 gibi Magusa’ya vardık. Önce sora sora garson Hamit’in mutlaka görün dediği Maraş’a gittik. Hamit terkedilmiş mahallenin gezilebildiğini çok etkileyici olduğunu söylemişti.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/STuNvol1DvI/AAAAAAAAJvY/ujixLV1q-I8/s1600-h/DSC01389.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276967237884120818" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/STuNvol1DvI/AAAAAAAAJvY/ujixLV1q-I8/s400/DSC01389.JPG" border="0" /></a>
<br />O’na güvenerek yasak şehirn kapısındaki askeri kontrol noktasına gittim, Maraş’ı gezmek istiyoruz dedim. Kapıdaki barikatta bekleyen er :
<br />“Askeri kimliğiniz var mı?” dedi
<br />“Yok” dedim doğal olarak
<br />“Askeri kimliğiniz yok, olsa da sakalınız uygun değil giremezsiniz” dedi
<br />Biraz ısrar ettim, Burhan Altıntop misali ‘Bir bakıp çıksak hacı’ dedim, baktım olacak gibi birşey değil, arabayı parkedip etrafa göz attım. <a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/STuO4zjHnBI/AAAAAAAAJvg/p-Jn8n1fTJk/s1600-h/DSC01390.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276968494955994130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/STuO4zjHnBI/AAAAAAAAJvg/p-Jn8n1fTJk/s400/DSC01390.JPG" border="0" /></a>Oradaki bir tabeladan anladığım kadarıyla içerde, hemen girişte bir orduevi varmış, sadece oraya kadar girilebiliyormuş, giren araçların orduevinden başka yerde durması falan zinhar yasakmış. Hamit bizi fena kandırdın dedim içimden. Döndük, Magosa kalesinin girişini bulup arabayı içeri parkettik, yürüyerek araç girmeyen eski şehre girdik.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/EaBoHLfMTWOGiLv1RQE3Lg"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqelOUYO3I/AAAAAAAAJrI/ILzh-N71eho/s400/DSC01401.JPG" /></a>
<br />Çok değişik havası olan bir kentmiş Gazimağusa.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/wupd9tBJjgGSGFQboZudvA"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqe7flx_yI/AAAAAAAAJrU/1si0qr_7c5c/s400/DSC01403.JPG" /></a>
<br />Çok düzenli temiz sokaklar turistik bir çarşı, avrupai bir meydana çıkan dar sokaklar, meydanda tarihi kalıntılar, kocaman bir kilise/camii,
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/qNNMP5D78CnuJ8iNmR2vCQ"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqgaS6av2I/AAAAAAAAJrs/2bdvMtOAJtc/s400/DSC01426.JPG" /></a>
<br />bir nev’i Ayasofya, ama şekilsiz Ayasofya.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/vfwkD7Ap74a6y7aZu_E8Yw"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqfMQKMSoI/AAAAAAAAJrc/XjE2PHStqeU/s400/DSC01414.jpg" /></a>
<br />Görkemli barok binann simetrisini bozarak kulelerden birine minare dikmişler, kapıya da dandirikten bir tabela asmışlar, adı yazıyor: Lala Mustafa Paşa Camii’ymiş.
<br />Neşe” Bir şu adamların iptidai şartlarda yaptığı binaya bak, bir de bizim yüzyıllar sonraki teknolojimizle kapıya reva gördüğümğüz tabelaya, herşeyi anlatıyor” dedi.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/bKghnrIywYzN0LIGOcbKug"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqfjDMg9PI/AAAAAAAAJrk/QPxeDnaf2qc/s400/DSC01423.JPG" /></a>
<br />Caminin yanından yürüyüp daha önce adını duyduğumuz Bandabulya çarşısına girdik, eskiden hal gibi bir yermiş, <a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/SD8BMU3bNRs0rjK0SCSnFw"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqhDDke32I/AAAAAAAAJr8/aoc0N6G8eYc/s400/DSC01443.JPG" /></a>
<br />kendine has bir havası varmış, şimdi restore etmişler, lüks hediyelikçiler, ortada kafe falan var, son derece karaktersiz bir yer olmuş, sanırım bu nedenle içerde tek kişi de yoktu, ama sokaklardaki kafeler doluydu.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Md-Lucy4eXTwPjABCIJOgg"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqgxlKdYTI/AAAAAAAAJr0/PJvUOmXFTcY/s400/DSC01436.JPG" /></a>
<br />Magusa üniversitelerin bulunduğu kent olduğundan genç nüfus yoğun, şehir merkezi cıvıl cıvıldı. Biz daha Girne’ye dönüp otel bulacağımızdan üstelik yolları da bilmediğimizden karanlığa kalmamak için fazla oyalanmadan arabaya döndük. Kaleden nasıl çıkacağımızı sorduğumuz külüstür Broadway’li gençler bizi şehir çıkışına kadar götürdüler, Girne yoluna revan olduk.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/VoIxlM83WPObUqwoIMeobw"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqhJT6LYYI/AAAAAAAAJsE/7j4osDGeptY/s400/DSC01451.jpg" /></a>
<br />Girne girişinde bir market gördük, biraz alışveriş (rakı viski) yaptık. Girne merkezine daracık tek şeritli bir yoldan giriliyor, epey bekledikten sonra bir ara sokağa parkedip otel bakmaya başladık. <a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Pr8ipSfquOkwqPVInB4mjg"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqjG6tAxhI/AAAAAAAAJs0/e0uJptKcAB0/s400/DSC01542.JPG" /></a>
<br />Arka sokaklardaki oteller 50 liraydı ama içimize pek sinmedi. Yürü yürü arka sokaklardan birinde Atlantis oteli bulduk, diğerlerine göre daha iyiydi, üstelik biz arka sokaktan girdiğimizden farketmemişiz ama lebi derya, liman manzaralıymış.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/8cJQAqoks-EOsNF1fU4V2w"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqkpNgLScI/AAAAAAAAJtc/lT9HjYUfq_k/s400/DSC01587.JPG" /></a>
<br />80 liraya anlaştık, komiyle beraber arabayı almaya gittik. Ankara Beypazar’lı komi de vatandaşlık alamadığından şikayetçiyid. Onun tarifiyle parkettiğim sokaktan çıktık , bir de baktım beni Girne’nin girişine çıkarmış. “Sen ne yaptın şimdi bir daha aynı trafikte bir saat bekleyeceğiz , başka yol yok mu?“dedim.
<br />“Şöförlüğünüze güveniyorsanız bir yol var ama biraz dar herkes geçemiyor” dedi
<br />Full güvenle: “Araba sığıyorsa geçerim” dedim.
<br />Tarifine göre daracık ara sokaklardan başarıyla dolaştık, ben geçtiğimiz yerlerden bahsediyor sanıyordum.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/VA-LDu-gpPdLff26d5nhSQ"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqi3Wr728I/AAAAAAAAJss/rdOfoMRr1Ao/s400/DSC01532.JPG" /></a>
<br />Git git bir köşeye geldik, “İşte burası, geçebilecek misiniz?” dedi. Geçemesek ne olacak, o dar sokaklardan geri geri gitmek daha zor ama baktım baktım “Burdan araba geçmez!” dedim. Beypazarlı
<br />“Geçiyorlar” dedi.
<br />Tekrar ölçtüm biçtim, araba daha geniş geldi, bu sırada oradan geçen bir genç de “Geçer geçer, geçiyor dümdüz yürüyün” deyince aynaları kapatıp dar geçite girdim, mucizevi bir şekilde geçtik. Kapıyı açamadığımdan geçidin fotoğrafını çekemedim.
<br />
<br />Otele yerleştikten sonra hemen, iki gün önce çok hoşumuza giden aşağıdaki limana indik, restoranlar oldukça doluydu. Genelde kişi başı set menüler vardı. Saat geç olduğundan ve yorulduğumuzdan, fazla dolaşmadan Sudan’lı sempatik garsonun tavırlarına tav olup 10-12 çeşit meze + ana sıcak, kişi başı 25 lira olan birine oturduk. Önce sahilde deniz kıyısındaki masalardaydık ama denizden gelen feci lağım kokusunu duyunca kara tarafına geçtik.<a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/8q7rVKkp2HsEk76LmyF4Jw"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqiJZ6JHgI/AAAAAAAAJsc/d3HGcG5j_jQ/s400/DSC01485.JPG" /></a>
<br />Bakkallarda büyük rakı 11 lira ama restoranlarda ufak rakı 25 liraya satılıyor. Bu oturduğumuz iyicene insafsızmış ufak rakıya 35 dedi, 30’da anlaştık. Restoranın sahipleri de yanımızdaki masada oturan bir karı kocaymış, ama nasıl meymenetsiz insanlardı. Aralarındaki konuşmalara ister istemez kulak misafiri olduk, sanki Jan Valjean’ın Cosette’i emanet ettiği hancı Thénardier çifti canlanmış karşımızdaydı. Adam ikide bir kalkıp yoldan geçen turistleri masaya oturtmaya çalışıyordu, beceremeyince gelip karısına, garsonlara, talihine her şeye kızıyordu.
<br />Siparişlerimiz geldiğinden kalkamadık da keyfimizi kaçırmadan güzelce yedik içtik, yemekler fena değildi. (80)
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/8t8oiUtGXjkjxaM9-O2Yfw"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqhsbouHsI/AAAAAAAAJsU/--RiwghnVjY/s400/DSC01472.JPG" /></a>
<br />Can trafiğe kapalı limanda epeyce koştu oynadı.
<br />Denizden gelen koku o kadar fenaydı ki ben bir daha Girne'ye gelmem dedim ama kalktıktan sonra diğer restoranların yanından yürürken dehşetle farkettik ki sadece bizim oturduğumuz restoranın altındaki kanal tıkandığından koku sınırlı bir alandaymış, belediyenin gelip arızayı düzeltmesini bekliyorlarmış. Biz ilk beğendiğimiz yere oturduğumuzdan bunu anlamamışız. Çağlar'ın çok araştıran yanılır teorisi burada çuvallamış.
<br />Sabah Neşe ile sırayla çıkıp Girne’nin tenha sokaklarını dolaştık. Pazar sabahı ortalıkta sadece yaşlılar vardı, ben bir iki fotoğraf çektim. Tam güzel bir şapel fotoğrafı çekiyordum ki sigara içen bir arkadaş geldi kadraja girdi, bir de poz verdi. <a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/lZHSsbqZy6LkHuVTH8MhPw"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqj1WAzjRI/AAAAAAAAJtM/EKYHKNrQht8/s400/DSC01571.jpg" /></a>
<br />Açık bir marketten dayanamayıp 3şişe daha rakı aldım. Merketçi döviz kurundaki yükselişle bilikte duty free'deki rakıların daha pahalıya geldiğini söyledi, gerçekten de haklıymış. (Büyük yeni rakı 11,5 lira)
<br />Otelde kahvaltıdan sonra 10:30 gibi öğlen saatindeki Lefkoşa Ercan’dan kalkacak uçağımızı yakalamak için yola koyulduk.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/neUo7xVQsKdhD3Gocfn8Ow"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqkzhCyJyI/AAAAAAAAJtk/ZNd4dflkNYw/s400/DSC01593.JPG" /></a>
<br />Havaalanında kapıda bizi bekleyen bir adam arabayı teslim aldı sağına soluna baktı, iyi yolculuklar diledi.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/07hagWkFn-u4XYSj6YeiKA"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqlLwWGS0I/AAAAAAAAJt0/FoqNY82MVpA/s400/DSC01607.JPG" /></a>
<br />Uçak boştu, iki cam kenarını birden işgal ettik.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/ze799ujvAFTUMwiGXldszQ"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqlyr75aRI/AAAAAAAAJuM/LGbuQIpKuio/s400/DSC01641.JPG" /></a>
<br />Uçaktan Kıbrıs çok güzel görünüyordu, karpazın tamamını gördük, hatta ortada bir noktada hem Anadolu hem Kıbrıs aynı anda penceremizden görünüyordu ama kadraja girmiyordu.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/zmTZ3nIHwzyfH3g4hohcGg"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqmFeHlcjI/AAAAAAAAJuU/8d6UKT-gDLs/s400/DSC01645.jpg" /></a>
<br />İzmir dış hatlar terminalinin gümrük çıkışında daha önce hep duyup da hiç rastlamadığım bir uygulamayla karşılaştık: Bütün çantaları x-rayden geçiriyorlardı. Bizim bagajlar cephanelik gibiydi ama şişeler çantalara eşit dağıtıldığından çok dikkat çekmedi, nasıl olduysa sorunsuz havaalanından çıktık.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/dEbblxRM08Zg2EzKlizinQ"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqmZTENT1I/AAAAAAAAJuk/IuzbGnxnaWE/s400/DSC01675.jpg" /></a>
<br />Saat daha 13:30 olduğundan Pazar günü daha bitmedi diyerek önce semt pazarına sonra da anne babalarımızla Çiçekli köye pikniğe giderek haftasonu tatilimizi bitirdik.
<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/jdUSpdLzwj59lzcNzXzl8Q"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/STqnBL4IsuI/AAAAAAAAJuw/BAd7BwXts-0/s400/DSC01681.JPG" /></a>
<br />Biz Kıbrıs'ı çok beğendik, insanları cana yakın', doğası özellikle Karpaz Yarımadasında etkileyici idi. Kibrislilar turkleri sevmez dedirtecek hic bir olayla karsilasmadik,herkes cok kibar ve yardimciydi. Sanirim bu lafin asli kibrislilar hoyrat kaba bencilce davranan turkleri sevmiyorlar olabilir, ki biz de bu tip insanlari hangi milletten olularsa olsunlar sevmiyoruz.</p><p>Kibrista savaştan kaynaklanan bir bungunluk hissetmekle birlikte ilk fırsatta (rakılar bitince) tekrar gitmeyi planlıyoruz.
<br /><span style="TEXT-DECORATION: underline">
<br /><span style="COLOR: rgb(255,102,0); FONT-STYLE: italic"><span style="FONT-WEIGHT: bold">Bütçe :</span> </span><span style="COLOR: rgb(255,102,0); FONT-STYLE: italic">3kişi uçak 480 ytl</span>
<br /><span style="COLOR: rgb(255,102,0); FONT-STYLE: italic">Oto kiralama 150+ Benzin 70 lira(500 kilometre)</span>
<br /><span style="COLOR: rgb(255,102,0); FONT-STYLE: italic">Herşey dahil toplam: 1000 lira</span>
<br /><span style="COLOR: rgb(255,102,0); FONT-STYLE: italic"><span style="FONT-WEIGHT: bold">Okunan kitap: </span>Barış için oradaydılar, Türk ve Amerikan gizli belgelerinde 20 Temmuz1974 ve sonrası/Yılmaz Polat</span>
<br /><span style="COLOR: rgb(255,102,0); FONT-STYLE: italic"><span style="FONT-WEIGHT: bold">Müzik: </span>Santana, Feyruz, Nina Simone</span>
<br /></span></p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15415120-3646150121036559661?l=sandaletliseyahat.blogspot.com'/></div>ssbbnoreply@blogger.com11tag:blogger.com,1999:blog-15415120.post-75762723073557497172008-11-09T19:36:00.023+02:002009-03-23T08:47:05.203+02:00<span style="font-size:180%;"><span style="font-family:arial;">BİSİKLETLE SEYAHAT<br />Gökova / Marmaris / Dalyan<br />Kasım 2008<br /></span></span><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Qh6tl_Ev6sQufUbqMJ09ew"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcr0jUtc7I/AAAAAAAAHgI/b8ZeLwVoqaA/s400/DSC02500.JPG" /></a><br /><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" allowscriptaccess="always" bgcolor="#663399" id="radioblog_player_0" flashvars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=18yck5WdvN3Ln9Gbi5ybpRWYy9icm5ibppnbh1mL3d3d/David%2520Bowie%2520-%2520The%2520Man%2520Who%2520Sold%2520The%2520World.rbs&colors=body:#663399;border:#99FFCC;button:#99FFFF;player_text:#66FFFF;playlist_text:#666666;" height="23" width="180"></embed><br /><span style="font-size:130%;"><span style="font-style: italic;font-family:courier new;" >Ortaokuldayken dünyayı bisikletle gezmenin ne kadar şahane birşey olacağını düşünürdüm.</span><br /><span style="font-style: italic;font-family:courier new;" >O sırada bunu yapan insanlar olabileceğini hiç düşünmemiştim. Şimdiye dek bisikletle 100-150 kilometrelik kısa yolculuklar yaptıysam da üst üste günlerce bisiklete binip binemeyeceğimi merak ediyordum.</span><br /><span style="font-style: italic;font-family:courier new;" >Neşe’nin çalışmak zorunda olduğu bir hafta izin alarak deneyip görmeye karar verdim.</span></span><br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/uaQlOoz8vKpDHY2fO5di4A"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcmduoZ2II/AAAAAAAAHd8/edMTPQD9MJc/s400/L1050124.JPG" /></a><br /><br /><span style="font-style: italic;">"Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır.<br />Bir şey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır."<br />Milan Kundera, <span style="font-style: italic;">Yavaşlık</span></span><br /><br /><br />Yola çıkmadan önce emektar bisikletlerimin yolda bırakma olasılığı çok yüksek olduğundan 440 liraya yeni bir bisiklet aldım.<br />Arkadaşım Harun’dan da uzunyol çantalarını ve bisiklet tamir kitini almak için evine uğradım.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/v_2FAYNltAZGrFDSsU1lzw"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcncIW26bI/AAAAAAAAHeM/0gOYfKNjzE8/s400/DSC02392.JPG" /></a><br />Ertesi sabah saat 7 de Bornova’dan yola çıktım. Eski bisikletimden söktüğüm kilometre saati bir garip çalışıyor, sanki üç gidip iki yazıyordu. Gaziemir’e girip yenisini almak için bisikletçi ararken biraz daha kurcaladım ve sorunu buldum, meğer mile ayarlıymış.Yol çok sarsıntı yaptığından ve bisiklet eldivenim de olmadığından Kipa'dan eldiven alsam mı diye düşündüm, üşendim.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-4fusn8XwjqoySnZ6HIg-g"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRgO8ajS1ZI/AAAAAAAAHpo/kHhwF_9kEQA/s400/DSC02409.JPG" /></a><br />(Asfalt diye döktükleri zift üzeri çakıl süspansiyonsuz bisikletimde sürekli elleri titrettiğinden bir süre sonra parmaklar uyuşmaya, bilekler feci ağrımaya başlıyor)<br />Yanıma aldığım bir paket kapı süngerini el tutacaklarına çift kat sarıp yumuşattım,<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SRiZHumODeI/AAAAAAAAHqo/hz6bdhWz1cM/s1600-h/DSC02427.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SRiZHumODeI/AAAAAAAAHqo/hz6bdhWz1cM/s400/DSC02427.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267128122256264674" border="0" /></a><br />kalan süngeri de kaskın içine döşedim.<br />Yıllar önce Ege Tıp'ta öğrenciyken, görmüş geçirmiş bir hemşire elindeki rulo flasteri göstererek: "Bu hastane bunun sayesinde çalışıyor. Kırılan ameliyat lambalarını, kopan ameliyat önlüklerini, kapanmayan kapıları, panoya asılacak kağıtları, sökülen paçalarımızı hep bununla tutturuyoruz" demişti, ben de hak vermiştim. <br />Kapı süngeri de bisikleti ayakta tutan birşey!<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/NgKPQ8Nsh-5uewtP3Eog7A"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRgPRXh3MPI/AAAAAAAAHpw/5Hhg1AHSg0I/s400/DSC02459.JPG" /></a><br />Gaziemir BİM’den iki şişe su, 1 şişe boza aldım, sabah sabah buz gibi çok hoşuma gitti.<br />Sıvı yakıt gibi birşey oldu.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/5uu-MqJLhN6z_4c7BtRGVg"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcovIhSYNI/AAAAAAAAHes/gS_EI1pjk70/s400/DSC02421.JPG" /></a><br />İki hafta önce aynı yolun üçte ikisini, Selçuk’a kadar Harunla gidip geldiğimizden yol ve üzerindeki mola yerleri hakkında epey fikrim vardı<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-K0Hc2S824fR6J7Cbdy4vQ"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcnINevdBI/AAAAAAAAHeE/KDHx3xbb8QY/s400/L1050128.JPG" /></a><br />ama ben Aydın'a hep otobandan gidip geldiğimden mesafeyi 110 kilometre sanıyordum, halbuki eski yol epey dolaşıyormuş ve 137 kilometreymiş.<br />Bu kez akşam olmadan Aydın’a varmaya kararlı olduğumdan Selçuk’a kadar tek mola verdim, Bayındır kavşağında bir kahveye girdim.<br />Kahvede oturan 8-10 kişiden hiçbiri selam vermedi, selamımı da yarısı aldı.<br />Daha sonraki molalarımda da benzerini göreceğim şekilde bu seyahatimde Türk köylüsünü iyice apatikleşmiş (kayıtsızlaşmış) buldum.<br />Kahveye orasından burasından kablolar çıkan, garip kasklı bir adam bisikletiyle geliyor, kimse kafasını kaldırıp bakmıyor.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/e-nOhzpcU9gKFmsL01O6Bw"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcqfI6fWwI/AAAAAAAAHfg/h0z7hhyL3DM/s400/DSC02463.JPG" /></a><br />Kendi aralarında da konuşmuyorlar.<br />Sigara içip Posta, Sözcü, Gözcü gibi gazeteleri okuyor, ya da bizzat boş boş bakıyorlar.<br />Türkiye'nin en çok satan gazetesi Posta ve diğer Sözcü, Gözcü taifesi internette yer almıyor ama her kahvede mevcut.<br />Ben de bir masada boşta duran Posta’yı okudum, içim karardı.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/mkJQGdk1pjGm6XIa3qJGqA"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcoaN6ZgFI/AAAAAAAAHek/xaKpVXqEPOM/s400/DSC02412.JPG" /></a><br />Bütün gazete haber olarak çocuklara taciz, tecavüz, cinayet gibi ufak ufak 3. sayfa olaylarıyla dolu. Yarınki ABD seçimlerine ise iç sayfalarda kibrit kutusu kadar yer ayırmışlar. Tuğçe Baran benzeri Ahu Özutan gibi bir sanal köşe yazarı var, paso biz şehirli kadınlar nasıl aşkta hür, sekste hürüz yazıyor.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/nsQxr-vaWakQ8TpuJSQ1aQ"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRgQLLvHpdI/AAAAAAAAHqA/DqiRCHuwCgg/s400/DSC02578.JPG" /></a><br />Kalbi kırıklara Oya Abla (Neco’nun terkettiği karısı), cinsel sorunlara da Haydar Dümen , basur tedavisi, kanaryam, aslanım, kartalım derken bitti gitti işte. Hele öbür küfürbaz gazeteleri 1 hafta düzenli okusan, akşamları da Acun’u atlamadan izlesen kim olsa apatikleşir.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/tanvK5dbYI-_3DVw0yc6EA"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2PG5BJcI/AAAAAAAAHkU/M9_w5vyS2Eo/s400/DSC02660.JPG" /></a><br />Seçim öncesi halka karışan, nabız tutan köşe yazarı misali bir haftalık ‘yol üstü kahvesinde oturan köylüler araştırmama’ göre Ergenekoncular eğer bu halkla ihtilal yapmayı düşünüyordularsa ham hayal peşindelermiş.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/uq8hns8m7UqG3PEazX2A0g"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcrS0au3pI/AAAAAAAAHf4/LtWzXL3J3Gc/s400/DSC02479.JPG" /></a><br />Çay parasını verip Selçuk’a kadar Ayrancılar dışında hiç durmadım. Geçen sefer Ayrancılardan geçerken yol kenarında oturan kör bir ninenin yardım istediğini ama etrafta kimse olmadığını görünce durup derdini sormuş, soba yakmak için çırası olmadığını çıra istediğini öğrenince oradan geçen çocuklara para verip teyzeye çıra ve yiyecek birşeyler almalarını söylemiş, teyzenin eline de biraz para vermiştik ama içime sinmemişti.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Q1fzxMXmF2yYrmcGXXY35A"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcn0TlKf7I/AAAAAAAAHeU/EIdU3vO9hD8/s400/DSC02404.JPG" /></a><br />Teyze o gün aç olduğunu ve çökelek ekmek istediğini söylediğinden bu kez marketten bir ekmek ve çökelek aldım, hayatı kulübesi ile bir ip sayesinde yolunu bulduğu yol kenarındaki tahta sıra arasında geçen, kimsesiz, gözleri şeker hastalığından kör olmuş teyzeye götürdüm. Çok dua etti “Bir liran varsa ver, yoksa canın sağolsun” dedi, verdim.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/C8QoA32ch0ulSdX5tRKeVQ"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcoK11APvI/AAAAAAAAHec/luYL7c2oUEo/s400/DSC02407.JPG" /></a><br />Geçen sefer çocukların çıra, yiyecek getirip getirmediklerini sordum,<br />“Kimse birşey getirmedi” dedi<br />Öğlen 1 de Selçuk pazarının içindeki daha önceden namını duyduğum Selçuk Köftecisine oturdum, bir porsiyon köfte yedim, iki ayran içtim .(6+2 TL)<br />Köftesi güzeldi ama yanındaki aksesuarlar zayıftı.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/N8TnSfXE-Bfaw7nWKlRCiw"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRco_0yx3oI/AAAAAAAAHe0/sHuoeDFtMSQ/s400/DSC02423.JPG" /></a><br />Geçen hafta Antalya'dayken Faselis’e girişin 8 lira olduğunu öğrenince 20’şer liraya aldığımız geçici müze kartlarını kalıcılarıyla değiştirmek için Selçuk müzesine gittim. Herhangi bir kimlikten fotoğrafını tarayıp karta aktarıyorlarmış, Neşe’nin kimliği olmadığından sadece benimkini değiştirdiler. Yeni kartın geçerlilik süresine sadece Kasım 2009 yazdılar, anlaşılan bizim yaptığımız gibi geçici kartı 1 Kasım’da almak 1 ay ekstra süre sağlıyor<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ZKX34Cb4P9dn_G1uuJfXqw"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcwhWnk1ZI/AAAAAAAAHiA/W_4SJQ_rl8Y/s400/DSC02567.JPG" /></a><br />Saat 14:30 gibi yola koyuldum.<br />Hemen Selçuk çıkışındaki 5 kilometrelik Çamlık rampası iflahımı kesti. Sonra 2 km indim, 2 km çıktım, 8650 metrelik inişi görünce gözlerim parladı!<br />Tepeden aşağı 59 km süratle indim, sonrasında yol nispeten düzdü.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/rd_WGoucWZ-8nDOZba96Ng"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRgQ2vFnbrI/AAAAAAAAHqI/3NTjiLwqWwM/s400/DSC02465.JPG" /></a><br />İncirliova’da deve sucukları nedense büyük bir sektör oluşturmuş. Serinhsarın leblebicileri gibi yol üstünde pek çok dükkan deve sucuğu satıyor, dikkat çekmek için sürreel ambiyanslar yaratmaktan da kaçınmamışlar.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/2QN5IEyaWuKTJ3PIyWr9tA"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcpj0DWwyI/AAAAAAAAHfE/q2_g1_oBbGI/s400/DSC02448.jpg" /></a><br />Yine İncirliova’nın girişindeki incir geliştirme enstitüsünün bakımlı bahçesine kimbilir ne güzel incir ağaçları vardır diye baktım ama ziraatçiler incirden bıkmış olacaklar ki bol bol narenciye ve palmiye dikmişler.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/6dD0aH4a6IBzPFVHOjH4QQ"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcpQ4jb1tI/AAAAAAAAHe8/uQnTbQF0NQY/s400/DSC02446.JPG" /></a><br />Görünürdeki tek incir ağacı geniş bahçenin dışında, kaldırımdaydı, herhalde onun üzerinde çalışıyorlar.<br />Saat 5’i geçince hava kararmaya başladı, dinamomu çalıştırıp farlarımı yaktım.<br />Mevsim hava sıcaklığı itibarıyle bisiklete çok elverişli olmasına karşın günlerin kısalığı alınan mesafeyi azaltıyor<br />(Sabah 7 den akşam 5 e kadar ancak 10 saat gün ışığı var)<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/gVHziAQ-UpwF8NB2I54FVg"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcpvyjhn_I/AAAAAAAAHfM/DFXf-nnxn8I/s400/DSC02451.jpg" /></a><br />Son kilometrelerde bacaklarımdaki tüm güç tükendi, 17:30 da 137 kilometreyi tamamlayarak Aydın’daki sınıf arkadaşım Yakup’le eşi Sema’nın evine vardım.<br />Hemen bir duş alıp Kor Bebeği sevdikten sonra Yakup ve arkadaşı Yunus ile birer kadeh rakı içtik, bayılır gibi uyudum. İzmir'den çıkarken unuttuğum kalın üst, mayo, havlu gibi eksiklerimi sağolsun Sema'dan tamamladım.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/3JhXhk0Vq7n8_0PDvKZ7OA"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcqEIbIQtI/AAAAAAAAHfY/PNLb1dgVpbk/s400/DSC02454.JPG" /></a><br />Sabah 6 30 da kalkıp hafif bir kahvaltıdan sonra bisikleti yükleyip 7’de , 100 kilometre ilerde sandığım Muğla’ya varmayı hedefleyerek yola çıktım. (Muğla’da 110 kilometre imiş üsteli son 10 kilometre rampaymış, bu kadar plansızlık da kötü) Çine’ye kadar yol rahattı.<br />İki gündür radyodan şehirlerarasında başka işe yarar kanal çıkmadığından Amerikan seçimleri hakkında bilgilenmek için TRT’nin sabah programı Gündem’i dinliyorum, ama o da iç bulantısı yaptı. Benim de TRT spikerleri gibi tane tane, diksiyonlu-artikülasyonlu, şen-şakrak, hükumeti eleştirmemeye özen göstererek konuşmaya başladığımı farkedince MP3 dinlemeye başladım. ,<br />30. kilometrede bir çay bahçesinde mola verip çay içtim, Sözcü/Gözcü okudum.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/vUWueHrOSCKyup6-CGJrJw"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcq_D_e1DI/AAAAAAAAHfw/zh1OxSXLE0U/s400/DSC02478.JPG" /></a><br />Tekrar yola çıkınca arka lastiğin inmiş olduğunu farkettim, yanımda yedek lastik vardı ama sibopları farklı olduğundan değiştirmek mümkün değildi, lasstiği pompa ile şişirip Çine’ye kadar tam gaz gittim, inmedi. Çine’de ilk girdiğim tamircinin tipini beğenmedim, ikincisi Hacı abi efendiden bir adam, lastiği tamir ettirdim, artık yassılmış olan kapı süngerlerini söküp attım, sürüş rahatlığı için boynuz ve sünger elcikler taktırdım<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/5EBJxhKWYoM4n9FAwEBQNQ"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcrjdbYcSI/AAAAAAAAHgA/ZdmcWGW_4rg/s400/DSC02482.JPG" /></a><br /><br />bir de matara, ince sibop adaptörü, ve lastik tamir takımıyla birlikte 10 lira tuttu.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/TsA_9-TxgdS5zc7odLSdlw"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc216hE9xI/AAAAAAAAHmA/eJaX2SIBkzw/s400/DSC02732.JPG" /></a><br />Beklerken bir kahve içmiştim, 35 kuruşmuş, onu da Hacı Abi verdi.<br />Çine’yi geçince yolun başından beri gözümde büyüyen Gökbel rampaları geldi. <a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/a8GCSGxrcN9hpHQYR6pXyA"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRgRB-lTm2I/AAAAAAAAHqQ/Ldpzq6x2tZI/s400/DSC02491.JPG" /></a><br />Yaklaşık 15 kilometre tırmandım, yolları kan ter ve gözyaşıyla suladım<br />(Rampayı çıkmak ayrı, inmek ayrı dert, hız 50 km/s üzerine çıkınca insanın gözünden şeker kız Candy gibi yaşlar fışkırıyor, önünü göremiyorsun)<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/DuBlX3ZsTlgAZr7zb0rHEg"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcsres5zNI/AAAAAAAAHgg/NDjBEu1Pm3A/s400/DSC02511r.jpg" /></a><br />Hele büyük bir rampa inişinde 63 km süratle iki tepe arasındaki tünele girince, gözlerim karanlığa alışmadığından yarı kör oldum.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Edm9-Hby7spHEIWfGhYCsQ"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcsbY70AhI/AAAAAAAAHgY/mPQZMvqSXro/s400/DSC02509r.jpg" /></a><br />Arkamda kocaman bir kamyonla adrenalin depolarımı boşaltarak tünelden çıktım ama 100 metrelik tünelden çıkmam sanki saatler sürdü. Bir daha tünellere yavaş ve arkadan kamyon gelmezken girmeye karar verdim.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/tD_qDyy6pXGAHdcHgkisZA"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRctaxO2qyI/AAAAAAAAHg4/1-tEEPUUjSA/s400/DSC02516.JPG" /></a><br />Aynı rampadaki baraj inşaatında bana hep sorulan “ssbb ne anlama geliyor?” sorusunun yanıtını da buldum:<br />“Silindirle sıkıştırılmış beton baraj” demekmiş.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/gPX9K3OWJxNTcimCuctZNQ"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRctJLzaUuI/AAAAAAAAHgw/yQ0zvq_K1iA/s400/DSC02515.JPG" /></a><br />Tırman tırman, saat öğleden sonra 2 oldu, ben hala sabah 7 deki iki börekle durduğumdan açlıktan bacaklarımda derman kalmadı, etrafta hiç yerleşim de yok, yanıma Yakup’un annesi Ayşe Teyze’nin teklif ettiği kekleri almadığıma pişman oldum. Dünden kalma bir çikolatalı barım vardı ama iştahımı kaçırmak istemediğimden yemedim. En sonunda tepenin başında bir kamyoncu lokantası buldum.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/qp33yACQoGyJDZ8ZHQdg3w"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcuHClpPPI/AAAAAAAAHhI/-65PzBuARdg/s400/DSC02522.JPG" /></a><br />Yine selamsız karşılandığım lokantada sadece kavurma, pilav ve yoğurt varmış. Hepsini yedim, kavurmanın suyundan iki defa koydurttum, bol bol şamandıra yaptım,<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/00Ui3QCw5oa9UvJoPQ64gg"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcu1_Ve7AI/AAAAAAAAHhY/g-APuN2pXNk/s400/DSC02527.JPG" /></a><br />üstüne çikolatayı da yiyince gözüm açıldı, bir de çay patlattım.(9 lira)<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/LSQcnUXol0HlnHh2YsWTow"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcuhItvn-I/AAAAAAAAHhQ/6lnp_Y6YaUA/s400/DSC02524.JPG" /></a><br />Benden sonra gelen yaşlı bir amca yağ şişesine benzeyen su matarasını işaret ederek<br />“Bunda mazot mu var, dişlileri mi yağlıyor” dedi.<br />“Yok amca bunun motoru benim, onda da motoru soğutan su var” dedim.<br />Yemekten sonra yol epey düz devam etti, moralim düzeldi.<br />Yatağan’a 66 kilometre süratle inip kendi hız rekorumu kırdıktan sonra bir benzincide mola verdim, epeydir canımın çektiği 1 litre vişne suyunu bir dikişte içtim, nasıl tatlı geldi anlatamam.<br /><br />Benzinlikte bedava Radikal dağıtıyorlardı ama kimse rağbet etmiyor olmalı ki akşamüstü olmasına karşın her masada beşer onar kalmıştı.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/28cgnUD2uwtgWoRr8R3jhg"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcvHMNAfgI/AAAAAAAAHhg/tIr984Afia4/s400/DSC02544.JPG" /></a><br />Sözcü dağıtsan öğleye kalmazdı bence.<br />Muğla’ya 10 kilometre kala karanlık indirmeye başladı, kilometre tabelaları da seyrek ve tutarsız olduğundan iki şehrin arasının kaç kilometre olduğunu kesin olarak bilmek imkansız. Muğla’ya yaklaşırken yine rampalar başladı. Çine’de lastik tamirine harcadığım saatler yüzünden son 3-4 kilometreyi zifiri karnlıkta, bisiklet elde, iki günlük eforun ardından gücümü son kertesine kadar tüketmiş, her tepeyi aşınca Muğla girişindeki kavşağı görme umudu ile tırmandım, ancak her tepede yeni rampalarla karşılaştım. Hele uzaktan, bir rampanın tepesinde ışıklandırılmış yolu görünce artık vardığıma inanıp oturup ışıklara bakarak biraz dinlendim. Işıklı tepeye varınca ne göreyim, bir benzinci önündeki 100 metrelik yolu ışıklandırmış, sonrası yine karanlık, yine sonu görünmez rampalar! Bisikletin önünde yanıp sönen flaşör olduğundan ters şeritten yürüyor, benim ne olduğumu anlamaya çalışan sürücülerin yaktıkları uzun farlar gözümü alıyordu.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/E2du-8T4GPCAu1ITiuX6EA"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2KT6kOhI/AAAAAAAAHkM/6jQAQKwDbHo/s400/DSC02659.JPG" /></a><br />Karşı şeritten giden bir motorsiklet az ilerde durdu, geri dönüp yanıma geldi. Ben hadi hayırlısı deyip iyice tırsmıştım ki, Petrol Ofisi montlu bir genç kaskı çıkartıp eksik dişleriyle gülümsedi, beni motoru bozulmuş iten biri sandığını, halatım varsa çekebileceğini söyledi. Teşekkür ettim “Muğla nerede söyle yeter, daha kaç tepe var” dedim.<br />“Bu son, arkası Muğla” dedi.<br />Bunu duyunca biraz daha hızlanıp tepeye çıktım, gerçekten saatlerdir özlediğim kavşak karşımdaydı, bisikleti koyuverdim, terimi gecenin serinliğinde dondurarak kavşağı geçtim.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/qDAZhqgsej9-ZXKo-dqIvg"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcvPqKs9MI/AAAAAAAAHho/-2TpORXLN8o/s400/DSC02550.JPG" /></a><br />Şehir girişinde inen bir rampa ve yanından karanlığa doğru giden bir yol görünce öğrenci evinde kalmayı planladığım yeğenim Yağız’ı arayıp evin tarifini sordum. Allah muhafaza yanlışlıkla inip sonra rampayı bir daha çıkmanın düşüncesi bile beni titretiti. Gerçekten de o karanlık yola, Cumhuriyet mahallesine gidecekmişim. Kısa süre sonra Yağız’ın evinde duş almış, annesi Türkan ablanın zeytinyağlılarını yiyerek sorularına cevap vermeye çalışıyordum, ama konuşacak halim yoktu.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/QzhlRT6acMZ0JDwanZzKKw"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcveqJKtNI/AAAAAAAAHhw/dLp1tyx0n2s/s400/DSC02557.JPG" /></a><br />Yemekten sonra çay içip yattım.<br />Sabah yine yedide kalktım ama bisiklete binecek halim yoktu, bugün kendimi çok zorlamamaya karar verdim.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/4JNmHOB2sKTVupVZysfRVQ"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcv5ZjaTLI/AAAAAAAAHh4/WjjSK-V1jxw/s400/DSC02566.JPG" /></a><br />İlk iş kulaklıktan bulduğum kanaldan Obama’nın seçildiğini öğrendim, kendisini pek gözüm tutmamakla birlikte yine de böyle bir devrimden şaşkına döndüm. Sıkı bir kahvaltıdan sonra vedalaşıp TürkanAbla ile Yağız’dan ayrıldım, yeni aldığım bisikletin ücretsiz ikinci bakımını yaptırmak için servis kitapçığından bulduğum Muğla servisine gittim.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/CcrAyRO4Ajnjj_JElIFNZw"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcwywMGHSI/AAAAAAAAHiI/0qDM_xir-80/s400/DSC02569.JPG" /></a><br />Pervez Müşerref’e benzeyen bisikletçi garanti kapsamında bakım yaptırmak istediğimi söyleyince şüpheli gözlerle bisikletime bakıp,<br />“Biz Atalay bisikletlerine bakmıyoruz, Bianchi servisiyiz” dedi<br />“Atala” diye düzelttim<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/WDVrSB_H7RAZMo6LkLK6BQ"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcxJXHajrI/AAAAAAAAHiQ/PzW6fyybSQo/s400/DSC02574.JPG" /></a><br />“Bakayım şu kitapçığa” dedi, adını basılı görünce ikna oldu,<br />“Tamam bırak öğleden sonra 1 de alırsın” dedi. O kadar vaktim yok dediysem de<br />“Daha çabuk olmaz, her yanı sıkıştırılacak” dedi.<br />“O zaman sadece rampalarda kaçan vites ayarını düzeltiver, yolda kalmayayım” dedim<br />İki saat uğraştı, en sonunda tuturdu, para da almadı Pervez abi.<br />Saat 9 da Muğla’dan çıktım.<br />Çıkışıtaki meydanda eski bir uçak modeli gördüm, geçen hafta, Cumhuriyet bayramında yerleştirilmiş. Önündeki plakete göre Kuşadası’na zorunlu iniş yapan bir yunan tayyaresi Muğla’lılar tarafından tamir edilip Ankara’ya gönderilmiş ve uçağa Atatürk tarafından<br /><a href="http://www.tayyareci.com/bagisucak/ismet.asp">İsmet</a> adı verilmiş, Kurtuluş Savaşında faal olarak görev yapmış.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/RRCrxv8HI0Kld56IdoA7ZA"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcxa0PRJtI/AAAAAAAAHic/95wDeWF932U/s400/DSC02577.JPG" /></a><br />Model de ODTÜ’nün desteği ile Muğla Belediyesi işçilerince yapılmış. Fena görünmüyordu. Muğla çıkışındaki rampayı kulağımda A hard day’s night ile ile tırmandım, Get back şarkısı ile indim. Düzlükte ise, rampa tırmanmak zihin açıyor olsa gerek ki yıllardır kafamı kurcalayan Can’t buy me love’ın anlamını çözdüm. Ben yıllardır “Aşkım, para beni satın alamaz” diye anlıyor ve pek bir anlam veremiyordum, meğer “Para bana aşk satın alamaz” demek istiyormuş.<br />Çetibelinde bir kahvede mola verdim. Buradaki köylüler yine selam vermediler ama aldılar, turizmin etkisiyle olsa gerek aralarında da konuşuyorlardı. Aralarındaki tek kravatlı çok iddiacı bir adamdı.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/wlW5Ux0SHqQ46P6WGJr5_g"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcxofIFigI/AAAAAAAAHik/1HBNofobuNc/s400/DSC02581.JPG" /></a><br />Ben gittiğimde masadakilerle bir karton kutuya iki gaz tenekesi sığar mı diye bir büyük rakısına iddaya girmeye çalışıyordu. Kimse yanaşmayınca dünkü macerasını anlattı. Bir arkadaşı ile közün üzerine naylon bidonla su koysan kaynar mı diye iki birasına iddaya girmişler, adam 5 dakika duracak, demiş bizimki 'hadi 3 de benden sekiz olsun ama bir şartım var, bira yetmez , içindeki suyla elini yıkayacaksın' diye karşılık vermiş.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/P7chQHN8G7eS4qnOxbSS6g"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRgP2ztdj5I/AAAAAAAAHp4/1seo0NBrw20/s400/DSC02543.JPG" /></a><br />Tabi adamın hikayeyi kahvede anlatmasından tahmin edileceği gibi bidon erimemiş, su kaynamış, adamın eli yıkarken yanmış.<br />İddiacı gevrek gevrek gülerken kahvedekiler konu üzerinde uzun uzun fikir yürüttüler.<br />Bugünkü yolumu planlarken bir tek Muğla çıkışında rampa var ondan sonra hemen Sakar, sonra dümdüz Marmaris yolu sonra iniş diye düşünüyordum, ne gaflet! Bir kere rampayı çıkınca Sakar hemen orada değil epey ilerdeymiş, Marmaris yolunda ise kilometrelerce tırmanış varmış. Neyse Sakar’ı fren fren indim, kuzucuda fotoğrafçekilmeyi ihmal etmedim.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ePeFzCri3vGWXlo-zyAYLA"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcx_i9vx6I/AAAAAAAAHis/APbkJc4tpUI/s400/DSC02587.JPG" /></a><br />Saat 12 de yokuşun dibine varınca hava belirgin derecede ısındı, çam kokuları deniz kokusunda karıştı, Gökova burnumda tüttü, Akyaka’dan içeri girdim, orman kampına gittim. Kampta in cin top oynuyordu, ne çadırda kalan, ne de görevli kimse vardı.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/DirdbNoklbbltbcF-ieKdw"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRczHm7k6LI/AAAAAAAAHi0/RrWdNnpHw6I/s400/DSC02595.JPG" /></a><br />Bisikleti emanet edebileceğim biri olmadığından restoranın altındaki merdivenli koyda yüzme planımdan vazgeçip sahildeki kafelere indim. Kafeye bakan gençlere bisikleti emanet edip denize daldım.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Uzx_26NtWHKGrv0xHA9KQQ"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcz3HEkrBI/AAAAAAAAHjE/VWSD9YE888w/s400/DSC02605.JPG" /></a><br />Kasım ayında bu kadar güzel bir hava, bu kadar güzel bir deniz beni mest etti. Uzun uzun yüzdüm, kıyıda kitap okuyarak kurudum.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/958e74Pl8Z9UWuSlCmHCTg"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRczmiGjJeI/AAAAAAAAHi8/DhQr9ftTqOE/s400/DSC02599.JPG" /></a><br />Marmaris yolunda hiç rampa olmadığını düşünsem de, ne olur ne olmaz diye saat 2 de kalktım, yokuştan kaçmak için azmak kıyısından Marmaris kavşağına çıktım,<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Bffisrdyh1FWd68rrC-Y1A"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc0lv7vUsI/AAAAAAAAHjU/vd_am1v2IPQ/s400/DSC02616.JPG" /></a><br />Kulağımda Erkin Koray, “Live in Nazilli” kaydıyla eski ağaçlı yola girdim. Yol o kadar tenha ve güzeldi ki müzik kötü kaydın da etkisi ile yola gitmedi, sert geldi.<br />Antonio Carlos Jobim açtım.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/LT7nvAjNmMhQWuHMyn1yFg"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc1CU0cm-I/AAAAAAAAHjc/EfLXNMrJw0Q/s400/DSC02637.JPG" /></a><br />Bir süre sonra normal yola kavuşup, yeni yoldaki inşaatın toz dumanına girince yine Nazilli konserine döndüm. Benim dümdüz sandığım Marmaris yolundaki uçsuz bucaksız rampalar bu yolculukta en canımı sıkan yer oldu.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/YwXAWh6IehGGxKy16CX0hg"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2C7jRD2I/AAAAAAAAHj0/6CQuG-LONy0/s400/DSC02648.JPG" /></a><br />Yolun iki şeritli olduğunu gösteren trafik levhasından nefret ettim, tırmanma şeridinin bittiğini gösteren levhayı ise çölde su arayan Mecnun misali kolladım.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/3XQ67D9GOup9H_gS_NAWDg"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2HCJTQeI/AAAAAAAAHkE/bdveDuD3TSA/s400/DSC02657.JPG" /></a><br />Marmaris yolundaki rampalar ormanın içinde döne döne çıktığından her virajı geçtiğimde bitiş levhasını arayan gözlerim taa uzaklarda çift şeridin devam ettiğini gösteren levhayı görünce karardı, sinirimden çikolataları üstüste yedim, kağıtlarını da her zamanki gibi cebime sokuşturmayıp küfrederek fırlatıp attım.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/fLdHB1I69Py6o10oOIBPTA"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2AbF-mkI/AAAAAAAAHjs/TQbVIia7kDE/s400/DSC02647.JPG" /></a><br />Rampanın ıssız bir yerinde sigara içerek portakal satan biri vardı,”Kaça portakal?” dedim<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-B6lzpuwGcG4cV4KlM1IhQ"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc1i-Mam7I/AAAAAAAAHjk/PUu15O24Ifs/s400/DSC02644.JPG" /></a><br />“Birbutuk” dedi<br />“Bir olmuyo mu?” dedim<br />“Bendin yakıyos” dedi motorunu işaret ederek, selam verip devam ettim.<br />Marmaris yolunda çamların arasından Gökova görünüyormuş, daha önce hiç farketmemiştim.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/vPZYW-E7heP6hSGxXmXt_Q"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2Eu2_yiI/AAAAAAAAHj8/DtqkUOglU8I/s400/DSC02650.JPG" /></a><br />En geç dörtte varırım dediğim Marmaris’e ancak saat beş buçukta, hava kararırken indim.<br />İzmir’e döndükten sonra bu durumdan bahsettiğim Neşe ve Harun’da 'Aa, o yolda rampa mı varmış, hiç farkında değilim' dediler. Sanırım Marmaris’e varma heyecanı ile , altında 100 beygirlik araba da olunca insan yol iniş mi çıkış mı hiç farketmiyormuş. Benim gibi yarım beygirlik bisikletle ise ne kadar heyecanlı olursan ol yoldaki en ufak eğim bile hissediliyor!<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/PXj0osteQ5UXmWpRBLGurQ"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRct09XwbVI/AAAAAAAAHhA/JgNuJD0aIew/s400/DSC02521.JPG" /></a><br />Eski dostum Güven’in çalıştığı özel hastane kapanmış, bir eczane muayenehanesini tarif etti.<br />Şık muayenehanede çocuklarıyla sıra bekleyen anneleri terli orman kaçkını görüntümle ürkütmek istemediğimden sekreterini çağırıp hastası çıkınca Doktor beye haber vermesini söyledim, bahçeye çıktım, hemen arkamdan Güven geldi yıllardır görüşmemiştik, kucaklaştık. Bir saat içinde işinin biteceğini söyledi. Yakındaki Daisy Apart’a yerleştim (20 lira), duş aldım biraz dinlenip çıktım.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/0kDeW112wq-ZTSTxzgvfOw"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2TmDv0VI/AAAAAAAAHkk/taWq7vcRv3M/s400/DSC02672.JPG" /></a><br />Güven’le bir kebapçıya gittik, kebapçının bütün personelinin çocuklarının iştahsızlık şikayetlerini dinleyerek yemek yedik, eski günleri andık.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ZugHrBEJ5lTQI0pU3RlH0Q"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2R9Lj5-I/AAAAAAAAHkc/muqrK7Gwr6U/s400/DSC02670.JPG" /></a><br />TV’de Fener-Arsenal maçı vardı ama gözümden uyku damladığından odaya döndüm, sızdım.<br />Sabah hem yokuşlar, hem de inşaat nedeniyle daralan yol gözümü korkuttuğundan Neşe’nin verdiği akılla limana gidip Dalyan’a tekne olup olmadığını sordum. Sezon bitmiş, Dalyan turu kalmamış. İş başa düştü, psikolojik ve fiziksel hazırlık için bir gazete alıp çıkıştaki Sarıyer börekçisine oturdum, Obama haberlerini okudum, sabahları kıymalı çarşı böreği yemenin insanda bütün gün mide yanmasına yol açacağını bilmeme rağmen mazoşistik bir tavırla bunu yemeden duramadığımdan bir porsiyon kıymalıyla kahvaltı keyfi yaptım.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/U-T9zzX8BrHmoT6NYFuNYA"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2WYrrx1I/AAAAAAAAHks/UxryD3P-zYY/s400/DSC02680.JPG" /></a><br />(Böreğin kilosu 14 liraymış ama hayatımda yediğim en güzel kıymalı çarşı böreğiydi. İçinde bol kuş üzümü ve çam fıstığı vardı, mideme de hiçbirşey yapmadı)<br />Kendimi hazır hissedince Marmaris çıkışındaki kavşağa kadar geldim. Kırmızı ışıkta bekleyen servis otobüsündeki kadınlar yokuşu bisikletle çıkmaya hazırlanan bana hayran hayran baktıklarından (ya da bana öyle geldiğinden), otobüs gözden kaybolana kadar 20-30 metre yavaş yavaş bisikletin üstünde trımandım, sonra hemen atladım. Bulutsuz gökyüzünde yükselen güneşle birlikte bu 20-30 metrelik pedal çabası ter fışkırtmama neden olduğundan üzerimdeki son temiz tişörtümü korumak için çıkartıp arkadaki çantanın üzerine serdim elde bisiklet 5 kilometrelik rampaya vurdum.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/keFcnsUjwkk_5_aiYfxKcA"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2aEFdCNI/AAAAAAAAHlA/DPFX-m21UL8/s400/DSC02683.JPG" /></a><br />Tepeye varmak 1 saat 15 dakikamı aldı, sonra 3 km indim, 12 km düz gidip 1 km çıktım, 2 km indim. Püfür püfür çıplak gitmek çok hoşuma gitti, baktım köylüler de turiste alışkın olduklarından yadırgamıyorlar, Dalyan’a kadar bir daha giyinmedim.<br />Düzlükte giderken yol kenarında elinde torba çöp toplayan, kıçına sarı pankart bağlamış bir adam dikkatimi çekti.<br />Pankartta “BU TOPRAKLARI KİRLETENLERİN ELLERİ KIRILSIN” yazıyordu.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/gLSOMpnKzCpIu7WHaDvJrA"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2kkJJ8iI/AAAAAAAAHlY/oX9fXn8NrsI/s400/DSC02695.JPG" /></a><br />Gerçekten de İzmir’den beri yol kenarları insanı zıvanadan çıkartacak kadar arabalardan atılmış çöplerle doluydu.<br />Hele yol kenarında durup toprağı sulamak yerine, kim icat etmişse daha kibar bir yol bulunmuş ki, arabayı durdurmadan pet şişeye yapıp kapağını kapatıp yolun kenarına fırlatıyorsun. Hem kokmuyor, hem de 10 yıl sonra bile gitsen idrarını attığın yerde bulabiliyorsun.<br />İyice eskiyenler kararmış, şeker hastalarınınki yeşile dönmüş...<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/l5bXpKi-ofbztYdDcahvQg"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2XtpiIhI/AAAAAAAAHk4/cYvl_-ofgeE/s400/DSC02682.JPG" /></a><br />İnsanın aklına gelebilecek herşey yol kenarına atılmış, ancak idrar numuneleri dışında Redbull kutularının diğerlerine karşı bariz bir üstünlüğü var. Bunlar da sanırım kamyon şöförlerinin uyumamak için içip, kafeinin verdiği enerji ile yolun kıyısına fırlattıkları kutular.<br />Her neyse bu işi gönüllü, bilabedel yaptığı belli olduğundan emekli olduğunu düşündüğüm çöp toplayan abinin yanında durdum, selam verdim.<br />İşini bıraktı ayaküstü sohbet ettik:<br />Adı <a href="http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&Kategori=yasam&ArticleID=979613&Date=18.08.2008&b=Aile%20boyu%20%C3%A7evreciler">İmdat Avcı</a>'ymış. Emekli değil tur teknesi sahibiymiş, 25 senedir sezon kapanınca bu işi yapıyormuş.<br />Gazetelere de çok çıkmış. “Benim 20 den fazla direnişim oldu” dedi.<br />Yıllar önce, memleketi olan Artvin Yusufeli’nden Marmaris’e gelip teknelerde aşçı olarak çalışmaya başlamış. İlk seferinde teknede biriken iki torba çöpü Karacasöğüt’te denize atınca köylüler bunu bir güzel dövmüşler. “Ne bileyim, bilmiyordum ki o zaman çevre nedir” dedi.<br />Bu yediği dayak ve yaptığı davranış onu o kadar üzmüş ve utandırmış ki işten ayrılmış, Marmaris’in karşısındaki adalara geçip üç ay boyunca anakaraya dönememiş, gelen tekneler ekmek getirmiş, balık tutmuş yemiş, bu arada adalarda biriken çöpleri toplamış.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/a8GCSGxrcN9hpHQYR6pXyA"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRgRB-lTm2I/AAAAAAAAHqQ/Ldpzq6x2tZI/s400/DSC02491.JPG" /></a><br />3 ay sonunda 3 kamyon çöp birikince belediyeye haber salmış ‘gelin alın bunları’ diye, kimse ilgilenmemiş. Rica minnet- ”Para nerde bende tekne tutacak”, üç tekne dolusu çöpü Marmaris limanına getirmiş yığmış, belediyenin gönderdiği kamyonların da kaldırmasına izin vermemiş.<br />‘Ordan almadınız, burdan da alamazsınız, vermem’ diye gece yarısına kadar direnmiş, Kaymakam gelip ikna etmiş de vermiş.<br />“Bu benim ilk direnişimdi” dedi<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/RwAdEsrIWkBKShxj0tBe-A"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2g0U7X3I/AAAAAAAAHlQ/ufFis_GNlUI/s400/DSC02692.JPG" /></a><br /><br />Daha sonra belediye madem sen bu işi seviyorsun gel seni işe alalım bir de çıkartma gemisi verelim sen çevreyi çöplerden temizle demiş, bir süre bu düzende gitmiş ama belediye seçimlerini CHP kazanınca karısını tazminatsız işten atmışlar, buna karşı çıkıp açlık grevine gidince kendisini de tazminatsız atmışlar. Yine de bisikletiyle tüm Marmaris civarının çöplerini toplamaya devam ediyormuş ki, bisikletini çalmışlar. Valilik bir bisiklet vermiş ama onun da dün vitesi kırılmış, Akyaka’dan Marmaris’e yürümek zorunda kalmış, yolda polislere söylemiş de bir kamyonete bindirmişler. Şimdi bisiklet tamirdeymiş ama bugün de yatayım , dinleneyim dememiş, yayan çalışıyormuş. Son zamanlarda, Gandhi’nin anılarını okuduğumdan beri, beni bu abi kadar etkileyen birisi olmamıştı.<br />Kimsenin dediğine, yaptığına ırgalanmadan , bu memleketi ben mi kurtaracağım demeden, övgü ödül beklemeden, bir yandan yanından geçen arabalar çöp atmaya devam ederken bir nev’i modern çağ <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=sisyphos">Sisyphos</a>’luğuna gönüllü soyunmuş bu abiye ağzıma gelen en güzel sözleri söyledim, elini öpmek istedim, bırakmadı.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/GhqMAwkkLwcqfSgYR9mUpw"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2oeH19jI/AAAAAAAAHlg/vfrTVw-byVM/s400/DSC02696.JPG" /></a><br />Teknesinin adı Özgür’müş, elinde kitapla gelene%50 indirim, pop arabesk dinleyene % 100 bindirim yapıyormuş. Bir dahaki gelişimde teknesiyle tur yapmayı planlayarak cep telefonunu aldım.(535 7956422)<br />Sabah Marmaris’ten yola çıkarken, şöyle bir uzunyol bisikletçisiyle karşılaşsam, aynı yola gidiyor olsak, ben anlatsam o dinlese, o anlatsa ben dinlesem diye aklımdan geçirmiştim. Marmaris kavşağına yaklaşırken aynamda geriden gelen bir uzunyol bisikletçisi gördüm, gözlerime inananmayıp döndüm baktım (Bende aynalara karşı bir güvensizlik var, kritik yerlerde aynadan her yeri görüyor olsam da yine de dönüp arkama bakıyorum) , gerçekmiş.<br />Durdum, o da durdu. Meğer erkekmiş, arkadan gelen eşini bekliyormuş.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zDmB09RsunguKKKxJwXKfg"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2ry5EAjI/AAAAAAAAHlo/dQkOUuQfsyU/s400/DSC02701.JPG" /></a><br />Peter ve Wendy Ağustos başında Liverpool’dan yola çıkmışlar, bütün Avrupa’yı bisikletle katederek dün Rodos’tan Marmaris’e geçmişler. Peter kuyumcuymuş, Wendy de sosyal hizmet uzmanıymış, ama ikisi de işlerinden istifa etmişler, yerleşmek için Avustralya’ya gidiyorlarmış.<br />Bisikletle gidiyorlarmış!<br />“Ne zaman varmayı planlıyorsunuz?” dedim<br />“Bugün varamayız” dedi Peter.<br />Şaka bir yana paraları da yokmuş, çalışıp kazanarak gidiyorlarmış. Daha önce motorsikletle aynı yolu gidip Avustralya’da otobüs şöförü olarak çalışmışlar.<br />Türkiye’den kıyı kıyı geçip daha sonra Suriye, Ürdün. İran, Pakistan, Çin, Tibet yolunu takip edeceklermiş. Bisikletleri sağlam yüklüydü, çadırlar falan her biri 40-50 kilo varmış.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/tQJ2mZzGHMie2_rWjU6URg"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2u_cFQVI/AAAAAAAAHlw/h_ly1oWYZVk/s400/DSC02702.JPG" /></a><br />“Sizin bacaklar da akşamları ağrıyor mu?” diye sordum.<br />İlk 1000 kilometrede ağrıyor sonra birşey kalmıyormuş, ama kendilerinin geçen 2 haftada yunan adalarında yaptıkları gibi bütün gün plajda yatıp bisiklete ara verirsen hamlık oluşuyor, tekrar forma girmek bir kaç gün alıyormuş.<br />Mamaris kavşağına çıktıktan sonra Fethiye yönündeki ilk rampaya kadar sohbet ederek gittik, biraz yavaş gidiyorlardı. Benim 60 kilometre ilerdeki Dalyan’a gitmeyi planladığımı ve havanın kararmasına da 4 saat kaldığını söyledim biraz hızlandık. Rampada bisikletlerden indik, tepeye ilk Peter vardı (Ben fotoğraf çekiyordum) ardından ben varınca bana henüz epey aşağıda olan Wendy’i beklemeden yola devam etmemi, onların beni yakalayacaklarını söyledi. Ben de fazla oyalanmak istemediğimden tamam deyip bastırdım, yol da çok güzeldi, 60 km boyunca ancak üç hafif eğimli rampa vardı, onun dışında yol dümdüzdü.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/DJZjAFhsrBmJ_QbMetSHWQ"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRcsJoawONI/AAAAAAAAHgQ/Z0wlHnLQQ80/s400/DSC02505.JPG" /></a><br />2 km gerisinin göründüğü ( tek başına bisiklet yolculuğunda düşünmek, müzik dinlemek ve etrafı izlemek dışında yapılabilecek tek aktivite ilerdeki benzinlik ne kadar mesafededir oyunu. Tahmin edilen mesafe kilometre saatince doğrulanınca ödül olarak mesafe tayin yeteneğinde artış veriliyor) bir yerde 15 dakika mola verip bekledim, görünmediler.<br />Belki de bir yerde takıldılar diye düşünüp yola devam ettim.<br />Yol inşaatı olan bir yerde bisikletin geçebileceği tek noktada çalışan bir yol işçisine, bir not yazıp, Dalyan’a varabilirlerse beni Zakkum Pansiyonda bulmalarını aksi taktirde irtibat kurabilmemiz için mail adresimi ekledim, yarım saat sonra geçecek iki bisikletliye vermesini rica ettim,<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/odQsnXeTgrsBOGJQ__qYCw"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc2ytEh99I/AAAAAAAAHl4/Pq7fmIVEBxY/s400/DSC02723.JPG" /></a><br />“Olur” dedi, kağıdı cebine koydu.<br />Biraz daha gittikten sonra yol kenarında portakal satan bir köylü “Eskuyz mi “ diye beni durdurup nereli olduğumu sordu, baktım İngilizce biliyor (Yazın Dalyan’da çalışmış, şimdi kilosu 0,75’den alıp 1,5’a portakal satıyormuş,<br />"Frii takılıyorsun haa, memursundur sen” dedi, başımı sallayıp onaylayınca,<br />“Biz nasıl işi gücü bırakıp gidelim, ama çok özeniyorum” diye ekledi)<br />Ona da bir şifahi not bıraktım.<br />Daha sonra Peter bir mail atıp iki habercinin de işlerini yaptıklarını bildirdi ve <a href="http://www.crazyguyonabike.com/doc/page/?o=3Tzut&page_id=96710&v=D8">sitelerinin adresini</a> verdi. Onlar da kendi sitelerinde karşılaşmamızdan bahsetmişler.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/oD0sYb1PJ5lKAlr2UHe6YA"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc25MvGOBI/AAAAAAAAHmI/4lY_y2YwoFA/s400/DSC02739.JPG" /></a><br />Bana 1 portakal, iki mandalin verdi,<br />“Al yolda yersin” dedi, teşekkür edip aldım, hemen yedim.<br />Sandras'ın altında her zaman yanından arabayla yavaş yavaş geçtiğimiz radarı görünce açık camına yanaşıp selam verdim. Sıkıntıyla geçen arabaları seyreden sivil polis memuru Türk olduğumu öğrenince hemen arka koltuktaki torbadan portakal, mandalin ve hatta bir de limon verdi.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Y1mnSv2ITZCFvnfDX11tRg"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc3BWzIznI/AAAAAAAAHmY/g2re3ROELqY/s400/DSC02742.JPG" /></a><br />“Nasıl çalışıyor bu radar?” diye sordum, gösterdi. Kamerayla geçen araçları kaydediyor, sürati fazla olan ya da hatalı sollama yapan olursa kamerayı eliyle çevirerek plakasına zum yapıyormuş.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Xtn6Q5Jy9irQX40WpQzZfA"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc3JManpcI/AAAAAAAAHmg/FjMel6TBhCs/s400/DSC02746.JPG" /></a><br />Açık olan bagajı ağzına kadar kocaman VHS kasetlerle doluydu.<br />Zeytinbağında bir caddeye ! verilen ad hoşuma gitti.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ip1KuDFIquRbxHCCIB7AXg"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc29Ls3CUI/AAAAAAAAHmQ/utDeZAWUTfU/s400/DSC02741.JPG" /></a><br />Dalyan yoluna saptığım köşede kurumuş susamlar tarlaya atılmıştı. Aylardır buradan her geçişimizde şu susam bitkisi nasıl bir şey tarlaya girip bakalım diyor, ama Dalyan'a varma heyecanı ile boşveriyoruz.<br />Bu sefer de aman ilerde bakarım dedim, başka tarla da göremedim.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/OwnWqkSMcYDhkGRfWSYCXA"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc3Q1HUEvI/AAAAAAAAHmo/M4UWzI4xCbk/s400/DSC02748.JPG" /></a><br />Bir köylünün bahçesinde nefis kasımpatılar açmıştı.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-qJ9JjzVSjc0pUCX1G2wEg"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc3eu_Je1I/AAAAAAAAHmw/x1Scdo4ui6g/s400/DSC02749.JPG" /></a><br /><br />Bir demet toplayıp çantamın önüne yerleştirdim. (daha sonra Can fotoğraflara bakarken baba niye çiçekleri su şişesine koymadın diye akıl etti)<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/n7yV4-9XSwLaDZc4-EH-BQ"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc3kicl-SI/AAAAAAAAHm4/djlrGwxGVfs/s400/DSC02779.JPG" /></a><br />Ali abinin iskelesinde buz gibi rakı hayali ile bastıkça bastım, saat 16 da güneş batmadan yetiştim.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zuXul9l9jE7NFBBsIWRvuA"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc36Gg-OVI/AAAAAAAAHnI/o1OXqNQUsrk/s400/DSC02808.JPG" /></a><br />Ali abi ve eşi Sevim abla beni öyle kasklı bisikletli görünce kalakaldılar, sonra toparlanıp bir oda açtılar, hemen duş yapıp, iskeleye indim.<br />Beyaz leblebiyle bir kadeh içip güneşi batırdım.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/1uEB1pO9fGhxpKmeR6C__A"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc3tUSuY4I/AAAAAAAAHnA/54FrfUPPv4s/s400/DSC02802r.jpg" /></a><br />Çarşıdan biraz çimçim, bir de palamut aldım geldim. Ali abinin ikramı tütsülenmiş mumlu kefal yumurtaları ve haşlanmış çimçimle bir güzel demlendik.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/2iOiZw8lwSZgREOkOzjJ7Q"><img src="http://lh6.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc4CWiVucI/AAAAAAAAHnU/7T_75C-S6KQ/s400/DSC02816.JPG" /></a><br />Ali abinin yeğeni yandaki Önder Pansiyonun sahibi İlker de arkadaşlarıyla bir yandan demlenip bir yandan balık tutuyordu.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/fEV-V7ODG-0DX3jZ7Hg5Rw"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc4xoAXz3I/AAAAAAAAHn0/Vyhj9XErfdw/s400/DSC02845.JPG" /></a><br />Oturdukları yerden bir çupra, bir mercan bir iki tane de yılan balığı tuttular.<br />Hava öyle kalmıştı, su öylesine dalgasızdı ki ki İlker'in teknesini çektiğim bu fotoğrafta objektif 30 saniye açık kalmasına rağmen teknenin sudaki aksi gayet net çıktı.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/dK7meT1Y1MqvxtbwRGfEHQ"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc4QEQ3IyI/AAAAAAAAHnc/AgyCIkse1P0/s400/DSC02829.JPG" /></a><br />Ali abi mangal yaktı et pişirdi, yanında bir de sarımsakları olduğu gibi folyoya sarıp kebap yaptı ki parmaklarımı yedim.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/nq7c4zXr916oB8VMINzcog"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc4k9jeuII/AAAAAAAAHns/7WLhulv-h48/s400/DSC02839.JPG" /></a><br />Galatasaray’ın Benfica’yı yendiği maçı da Ali abinin evinde izledik, arada uyukladım ama maçı bitirdim, “Obama başkan, Galatasaray şampiyon” diye huzur içinde yattım uyudum.<br />(Ben maçın 3-0 bittiğini sanıyordum, hatta o kadar emindim ki sabah gazetede 2-0’ı görünce ‘Bunlar erken baskıya girmişler herhalde’ diye düşündüm.Sanırım son golü ben rüyamda görmüşüm)<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/_b3UVEvNsJBBHLyPd2gWzw"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc4eNBQvAI/AAAAAAAAHnk/4ZjK9DkQiAk/s400/DSC02836.JPG" /></a><br />Sabah son dört gündür olduğu gibi 7’de gözümü açtım, Marmaris’tekinin aksine içimde bisiklete binme isteğivardı ama bugün dinlenmeye karar verdim. Çarşıdan börek alıp pansiyon komşularının çayından bir tutam ödünç alıp çay demledim. Benden başka pansiyonda kalan dört (iki çift) emekli öğretmen var, sürekli gazete okuyup marketlerdeki fiyatları karşılaştırıyorlar, fiyatları da hep milyonlu. Biz de yaşlanınca böyle olacağız herhade dedim.<br />Günlerdir ilk kez biraz kitap okuyabildim (<a href="http://www.amazon.com/Maiden-Voyage-Tania-Aebi/dp/0345410122">Maiden Voyage</a>, Harun’dan ödünç aldığım bir kitap: Babasının iteklemesiyle denizcilik hakkında çok sınırlı bilgisi olan 18 yaşında bir kızın, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Tania_Aebi">Tania Aebi</a>'nin, 8 metrelik yelkenlisi ile dünya turu yapmasının anıları, çok akıcı bir anlatım ve inanılmaz bir macera!)<br />Tekneyle İztuzu’na gitmek için dolmuşların kalktığı yere gittim, dolmuş seferleri sezonla birlikte bitmiş. Kös kös geri döndüm, yattım biraz daha uyudum. Dün gece yemeye fırsat kalmayan palamutu iskelede ızgara yaptık, Ali abiyle yedik.<br />Ali abi “Bu rakısız olmaz” dedi, bana normal kadehte kendine Sevim abladan korkusuna nescafe fincanında birer rakı koydu geldi.<br />“Yaa Boracım, belki de bu iskelede son oturuşumuz” dedi.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/xXhm8_tUnueqKO-ciSNe5A"><img src="http://lh4.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc5EQt_FiI/AAAAAAAAHn8/rQdv7YqJF7E/s400/DSC02851.JPG" /></a><br />Belediye sahili kamulaştırıp yol geçirmeyi planlıyormuş, zorla terk ettirdikleri yerlere para da vermiyormuş, dava açmışlar ama yürütmeyi durdurma kararı çıkartamamışlar. Dalyan’da yaşayan İngilizler biz kendimizi zincirleriz bu yolu yaptırmayız diyorlarmış. Bana tam İzmir’de 1.Kordonun doldurulup yol geçirilmeye çalışılması olayını hatırlattı, bu asude sarmaşıklı, ağaçlı 50 yıllık bahçenin yıkılacak olmasından dehşete kapıldım.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SRgV7YVZanI/AAAAAAAAHqg/jUucX1Kfa6o/s1600-h/DSC02843.JPG"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SRgV7YVZanI/AAAAAAAAHqg/jUucX1Kfa6o/s400/DSC02843.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266983874098457202" border="0" /></a><br />Meğer bu mücadele yıllardır devam ediyormuş, Ali abiyle İlker’in verdikleri mahkeme avukat parası 10 milyarı bulmuş.<br />“Abi kusura bakma bahçenden yol geçerse arada sırada seni görmeye uğrarız ama biz artık burada kalmayız, Dalyan’a da gelmeyiz” dedim.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/0Phm26ANzCC1tcJPIBbhQA"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc5fOjjGAI/AAAAAAAAHoE/u8xCr1GbBFU/s400/DSC02860.JPG" /></a><br />“Ben de pansiyonu dükkana çevireceğim o zaman, ne yapayım” dedi<br />Güzel olan herşeyin yıkılmasına, bozulmasına çok canım sıkıldı, inşallah mücadelenizde başarılı olursunuz dedim ve İzmir’e dönmeye karar verdim.<br />Bisikleti yükledim, saat 16 daki otobüse yetişmek üzere yola çıktım.<br />Yoldaki seralarda domatesler çok azgındı!<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/QijGyk46yqDj5gjx8Y7esA"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc5riwBrqI/AAAAAAAAHoM/umgW3rTWBKw/s400/DSC02862.JPG" /></a><br />12 kilometre ötedeki Ortaca garajına erken varınca bisikleti yazıhaneye bırakıp Ortaca’da dahiliyecilik yapan asistanlık arkadaşım Kemal’i, aradım, hemen otogara geldi, otobüs gelene kadar 15 dakika da onunla hasret giderdik.<a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/f0xiGInVJceGauano1W_RQ"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc55TrilNI/AAAAAAAAHoU/U3Z5niheq8s/s400/DSC02864.JPG" /></a><br />Kemal’in arkadaşı olduğumu gören yazıhaneci, otobüs şöförüyle konuşup bisikletten bagaj parası almamasını sağladı. Bileti de indirimli kesti (30Lira).<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/5x9LmMYMYkk-mXxmMGRecw"><img src="http://lh5.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc6KdN0qYI/AAAAAAAAHoc/ZEVlZRp3zz0/s400/DSC02866.JPG" /></a><br />Gece vardığım İzmir’de, elbette otogar’da servis aramayıp bisiklete atladığım gibi 15 dakikada eve geldim, sağ salim aileme kavuştum, iki gün evden çıkmadım, bu arada da bu yazıyı yazdım.<br /><a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/G6R5VtR74M1OHWe6xWV5tg"><img src="http://lh3.ggpht.com/__wpjdLo-yUs/SRc6UBIL7WI/AAAAAAAAHok/i1-9dBCmFvY/s400/DSC02868.JPG" /></a><br />Sonuç olarak ben bu seyahatten çok zevk aldım, bisiklet konusunda kendime güvenim arttı, çok daha uzun bir yolu bisikletle alabileceğime de kanaat getirdim.<br /><br /><span style="font-size:130%;"><span style="font-style: italic; font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 0);">Toplam km: 430 </span><br /><span style="font-style: italic; font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 0);">Ortalama sürat: 15 km/s<br />Max. sürat: 66,3 km/s<br />Bisiklet üstünde geçen süre: 29 saat<br /></span><span style="font-style: italic; font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 0);">Bütçe: 5 gün/110 lira</span></span><br /><iframe marginheight="0" marginwidth="0" src="http://maps.google.com/maps/ms?ie=UTF8&hl=en&s=AARTsJojNCF0W3IHZX-wCMfC3FftdtDh5g&msa=0&msid=117287687697062788817.00045b6eb4168990414f7&ll=37.766372,27.883301&spn=3.039734,4.669189&z=7&output=embed" frameborder="0" height="350" scrolling="no" width="425"></iframe><br /><small><a href="http://maps.google.com/maps/ms?ie=UTF8&hl=en&msa=0&msid=117287687697062788817.00045b6eb4168990414f7&ll=37.766372,27.883301&spn=3.039734,4.669189&z=7&source=embed" style="color: rgb(0, 0, 255); text-align: left;">View Larger Map</a></small><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15415120-7576272307355749717?l=sandaletliseyahat.blogspot.com'/></div>ssbbnoreply@blogger.com32tag:blogger.com,1999:blog-15415120.post-5751182098055667152008-09-20T23:28:00.027+03:002008-10-05T12:15:59.586+03:00<span style=";font-family:arial;font-size:100%;" ><span style="font-size:180%;">DALYAN DELTASI<br />Eylül 2008<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/JPuLc0IIKfx3jteyUnys9Q?authkey=ew0FLkR2bn4"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SNTmmGVpI8I/AAAAAAAAHPM/NkAQCYRxvTw/s400/2007.jpg" /></a><br /><br /></span></span><span style="font-size:100%;"><span style="font-style: italic;font-size:130%;" ><span style="font-family:courier new;">Marmara Adası yazımda sadece manzarası güzel diye bahsettiğim bir otele giden bir okurumun hizmetten memnun kallmayıp yakınması, yakınırken de otelde aynı yazıyı okuyup gelen başka müşteriler de olduğunu belirtmesi beni çok şaşırttı. Böyle bir etkim olabileceği hiç aklıma gelmemişti.</span></span></span><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SOiDklrBX8I/AAAAAAAAHZ8/tW0-34X0jd8/s1600-h/Eylul2008+263rr.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SOiDklrBX8I/AAAAAAAAHZ8/tW0-34X0jd8/s400/Eylul2008+263rr.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253593629938769858" border="0" /></a><span style="font-size:100%;"><span style="font-style: italic;font-size:130%;" ><span style="font-family:courier new;"> </span><span style="font-family:courier new;">Beğendiğimiz yerleri kıskançlıkla, kalabalıklaşmasın diye yazmadığım ve tavsiye vermekten hiç hoşlanmadığım halde bu kez bir kereliğine, tavsiye edeceğim üç kişinin bunu hakkettiğini düşündüğümden, gerçekten tavsiye amacı ile bir yazı yazacağım.<br /><br /></span></span></span><span style=";font-family:arial;font-size:100%;" ><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/1SfA7BqkZEzEQBc7igisGg"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SNTk7s5rFxI/AAAAAAAAHM4/7gH1YB41op8/s400/IMAG0072.JPG" /></a><br /></span><span style="font-size:100%;"><span style="font-style: italic;font-size:130%;" ><span style="font-family:courier new;">Yazıdaki fotoğrafların tümü son 4 yıl içindeki Dalyan seyahatlerimizden.</span></span><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/TB7zDmWrcr4SQQjIz3Te-g?authkey=ew0FLkR2bn4"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SNTk_ZmxV_I/AAAAAAAAHNA/-R4jL5sAPc8/s400/dalyan.JPG" /></a><br /></span><span style=";font-family:arial;font-size:100%;" >(Bizim Güney sezonu açılışı yılda iki defa oluyor, Mart gibi ilkbahar, Eylül’de de sonbahar açılışı. Okullar kapanınca İzmir çevresinden fazla uzaklaşmıyoruz)<br />Akşamüstü Sandras’ta Yeşil Vadi restoran’a vardık<br />Sandras kimilerinin su markası olarak hatırlayacağı bir yer, tarifi şöyle:<br />Köyceğiz’den Doğu’ya, Göcek yönüne giderken solda Beyobası tabelasından içeri girilip, 10-12 km tırmanılıyor. Burada Yuvarlak Çay adında gürül gürül bir akarsu ve kıyısında 5-6 restoran, bir de iptidai otel var.<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/u-OIMWRADjZrpVYmSZmf-A"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SNTm4OCXtkI/AAAAAAAAHPs/XBTBCldbPHE/s400/RES%C4%B0M%20244.jpg" /></a><br /><br />Bu restoranların en mütevazı ve güzeli ise Yeşil Vadi restoran. Komşusu Çınar gibi, diğer meşhur ve turist dolu restoranların yol boyu kocaman tabelaları varken Yeşil Vadi’nin küçücük tabelası restorana sapan toprak yoldan az önce yer alıyor.<br />Yeşil Vadi akarsuyun kenarında buz gibi sularla havası serinleyen, ağaçlar altında asude bir restoran.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SNarWgiVnvI/AAAAAAAAHV4/Kbh5wl9c00c/s1600-h/RES%C3%84%C2%B0M+081.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248570818926321394" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SNarWgiVnvI/AAAAAAAAHV4/Kbh5wl9c00c/s400/RES%C4%B0M+081.jpg" border="0" /></a><br />Cesareti olanlar karpuz çatlatan bu suya girip yüzebiliyor. Ben biraz grip olmama karşın bu sefer de dayanamadım girdim, kafamı ıslatmadan bir çırpınıp çıktım.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SNaqqV2zbgI/AAAAAAAAHVw/vwUWVyEXv_s/s1600-h/RES%C3%84%C2%B0M+079.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248570060145126914" style="margin: 0px auto 10px; display: block; cursor: pointer; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SNaqqV2zbgI/AAAAAAAAHVw/vwUWVyEXv_s/s400/RES%C4%B0M+079.jpg" border="0" /></a><br />Neşe suyun üzerindeki salıncakta sallanırken momentini kaybedip ortada kaldı, ip atıp kurtardık.<br /><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/cQhKrBeBBh-4pA8UYarcCA"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SNTnGESkA3I/AAAAAAAAHQM/XyeTiIwERzE/s400/Eylul2008%20052.jpg" /></a><br /><br /><br />Yiyecek olarak kızartmalar ve tandır var.<br />Tandır pek sürüm olmadığından tereyağı ile ısıtılmış olarak geliyor. Biz sadece abur cubur ( kaşarlı mantar, sigara böreği, patates) yedik ve bira(4) içtik. Hesap 35 lira geldi, kredi kartı var.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/ktgjRLWcI4m9XYCV2IkPZA"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SNTmy1HSybI/AAAAAAAAHPk/IXvHfVRfSYY/s400/RES%C4%B0M%20202.jpg" /></a><br /><br />Restoranın işletmecisi pala bıyıklı Salih Abi, kayınvalidemin İzmir’deki arsenikli su meselesi yüzünden ısmarladığı Sandras sularını bahçeyi suladığı hortumdan doldurdu arabaya kadar taşımama yardım etti.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SNVbJ8pNjvI/AAAAAAAAHS4/3ft3wnFA9V0/s1600-h/12092008014.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248201167226113778" style="margin: 0px auto 10px; display: block; cursor: pointer; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SNVbJ8pNjvI/AAAAAAAAHS4/3ft3wnFA9V0/s400/12092008014.jpg" border="0" /></a><span style="font-style: italic;">(Yukarıdaki fotoğrafı bizim fotoğraf makinesinin pili bittiğinden cep telefonu ile çekmemize izin verip, daha sonra maille atan masa komşumuz Süleyman İlter'e teşekkür ederiz)</span><br />Restoran kışın da açık, daha doğrusu telefon edince Salih Abi yakındaki evinden çıkıp geliyor.<a href="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SOfOP5vVCdI/AAAAAAAAHZM/854n79ET9yk/s1600-h/Eylul2008+236.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253394262943664594" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SOfOP5vVCdI/AAAAAAAAHZM/854n79ET9yk/s400/Eylul2008+236.JPG" border="0" /></a><br /><br />Hava kararmadan Dalyan’a indik, yıllardır kaldığımız Zakkum Pansiyon’a vardık.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/H-JQTIMpUN4hVaonxLn3Vg"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SNTlWnMbP5I/AAAAAAAAHNo/0t34vrqNFYw/s400/IMAG0035.jpg" /></a><br />Aile ve mahalle baskısı yüzünden Neskafe fincanında iki cin yuvarlamış olan pansiyonun sahibi Ali Abi bahçedeki kanepede üstü çıplak uyuyordu. Uyandırıp odamızın anahtarını aldık, o sırada oğlu Murat da turistleri gezdirdiği tekne turundan döndü.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/gTJ6aYYAXjU4I5u2kYiSUg"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SNTmDLfIh0I/AAAAAAAAHOk/gTzupi-RQEU/s400/Resim%20391.jpg" /></a><br />Sezonun sonu gelmiş olmasına karşın Ali abinin 5 odasının 4’ü doluydu, bize en arkadaki, yandaki Beyaz Gül restoranın mutfağına bakan odayı verdi. (40 lira/oda)<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/UI5qCkvLwctlK5SWjyE2iQ"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SNToswGKlyI/AAAAAAAAHSI/WHJ7FUn5g2E/s400/Eylul2008%20236.jpg" /></a><br /><br /><br />Zakkum, Ali abinin yörük dedesinin sahildeki elli yıllık evini pansiyon haline getirmesiyle 20 yıldır hizmet veren bir pansiyon.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/BQL2nidHdsmj9bVzfKgVrg"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SNTojik1ZxI/AAAAAAAAHSA/oVv5LpwQRbI/s400/Eylul2008%20233.jpg" /></a><br /><br />Ali Abi eşi Sevim Hanımla birlikte çalışıyor.<a href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SOfMZbVaCGI/AAAAAAAAHZE/i3xcYHhsU_4/s1600-h/Eylul2008+309.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253392227557312610" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SOfMZbVaCGI/AAAAAAAAHZE/i3xcYHhsU_4/s400/Eylul2008+309.jpg" border="0" /></a><br /><br />Oğulları Murat da yazları okuldan gelince tekneyle gezi işlerine bakıyor.<br /><br /><br /><a href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SOfLcnhQDuI/AAAAAAAAHY8/PUZ0mmspdAI/s1600-h/Eylul2008+306r.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253391182856195810" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SOfLcnhQDuI/AAAAAAAAHY8/PUZ0mmspdAI/s400/Eylul2008+306r.jpg" border="0" /></a><br /><br />Ali abi yılın onbir ayı içiyor, Ramazanda içmiyor(bu sene nedense içiyor).<br />Bu fotoğrafta iki yıl önce, son gün okunan ezanla birlikte bir dubleyi fondiplerken.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/wV3IbL3fkXwAj_EB934lDQ"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SNTltanc8xI/AAAAAAAAHOM/S_NRFv9CGE4/s400/Resim%20340.jpg" /></a><br />Yan komşusu Önder Pansiyon da yeğeni İlker'e ait ve aynı kalitede hizmet veriyor.<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/ypQkbfLpNtxdKdg8ioRwDA"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SNTmeZ02Z3I/AAAAAAAAHPE/yAzC6K0e7xM/s400/Resim%20330.jpg" /></a><br />Biz ilk baştan Ali Abi'ye bağlandığımızdan yer bulamazsak İlker'de kalıyoruz.<br />İkisinde de müsterilerin kullanımına açık mutfak, buzdolabı ve mangal mevcut.(İlker'in rakı bardakları daha güzel)<br /><span style="font-style: italic;">Zakkum ve yanında Önder Pansiyon'un tekneden görünümü.</span><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/PQEfWqM6Vz9ZI25YxqO-FQ"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SNToQnrUIeI/AAAAAAAAHRw/Z2k5FSkUKiQ/s400/Eylul2008%20222.jpg" /></a><br />Yolda Migros’a uğrayıp aldığımız şarküteri nevalesiyle sahilde güzel bir sofra kurduk, rakı içtik, yattık.<br />Sabah 10 da bir başka Ali abi’nin yeni yaptırdığı Özalp 10 teknesi ile Ekincik turuna çıktık.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/A23IPKnw9Nb9oyIl8p3Gyw"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SNVgzubNO_I/AAAAAAAAHTg/I_PgBpGVD38/s400/Eylul2008%20085.jpg" /></a><br />Kaptan Ali abiyi Neşe çok eskiden tanıyor, apart otellerinde kalırken tanışmış. <a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/OWNHKg7qhMRJ0a8Rml_DDA"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SNVg6HSAJuI/AAAAAAAAHTo/9FG_EuMADsE/s400/Eylul2008%20087.jpg" /></a><br />Çok çalışkan ve dürüst, ve güleryüzlü insanlar.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/sWr6y3XHyQCZbTV8OVCdgA"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SNVhAgpPPGI/AAAAAAAAHTw/oVLyNNZwi5w/s400/Eylul2008%20088.jpg" /></a><br />Eşi Suzan Hanım ile birlikte 20 yıldır turizm işindeler.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/KRX2MCmG-d8HR7mucEUxRg"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SNVgoZ88mvI/AAAAAAAAHTY/bz1odAfRQGI/s400/Eylul2008%20082.jpg" /></a><br />Suzan abla “Ali geçen gün hesap etti , teknede şimdiye kadar 100 bin kişiye yemek vermişiz” dedi.<br />Yemek ama ne yemek!<br />Dalyan’dan çıktıktan sonra önce doğal çamur kaynaklarına sabah bıraktıkları bir grup müşteriyi aldık. Burada kayaların altında gerçek, doğal kükürtlü su ve çamur varmış, hem de ücretsizmiş, ama duş yokmuş. Biletle girilen meşhur çamur banyolarındaki çamur ise taşıma toprağın suyla ve klorla karıştırılmasıyla yapılıyormuş, hem de binlerce insan aynı yere girdiğinden çok pismiş!<a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/b5IO9Oo4f91mC_NTgui5XQ"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SNTlTgepuEI/AAAAAAAAHNg/Nmk2heOox1o/s400/IMAG0006.JPG" /></a><br />Kanaldan denize çıkılan yerde, sazlıkların arasına bir tekne sanki içinde yaşanıyor gibiparketmiş(demir atmış diyemedim).<br /><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/JZ-y2iD3Kwxk2nGFXiPxVQ"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SNToAoqPw_I/AAAAAAAAHRg/ad1cM84vZd0/s400/Eylul2008%20202.jpg" /></a><br /><br />İztuzu’nun arkasındaki sığlıkta bir sürü kayık yengeç tutuyor ve satıyor. Aynı zamanda suya şap şap vurarak oralarda takılan kocaman bir carettayı çağırıp, yengeçle besleyip turistik atraksiyon yaratıyorlar.<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/WTDMS3IFiP23HiaLYwbrjQ"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SNVhHJYPLmI/AAAAAAAAHT4/9QMvISioc7k/s400/Eylul2008%20096.jpg" /></a><br />Caretta bizim kayıkçıları değil az ilerdeki başka birini tercih edince ben de caretta yerine onun fotoğrafını çekenleri çekmekle yetindim. <a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/DHjJgKP38tzJMNb1qSiNhg"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SNVhP-SdW5I/AAAAAAAAHUA/E5pWRao1e04/s400/Eylul2008%20098.jpg" /></a><br />Mavi yengeçler benim bildiğim sadece bu bölgede yaşıyor ve çok lezzetliler. Canlısı 4, haşlanmışı 5 lira. Yengeçlerin bacakları dolunayda dolu, hilalde boş oluyormuş, şansımıza ben hep dolunayda yiyorum dolu dolu...<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/LjRDUQuu4EoBws48ds3i9Q"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SNTmZWNClPI/AAAAAAAAHO8/QM3_0IPSdZE/s400/Resim%20326.jpg" /></a><br /><br />Nerede, nasıl kolayca avlanabileceklerini de biliyorum ama onu yazmayacağım!<br /><br /><br /><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/4DYlBt1I_Bk9B0R3lompVA"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SNTmtY-HIgI/AAAAAAAAHPU/dcq3hKbl5r4/s400/RES%C4%B0M%20235.jpg" /></a><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/DALYANDELTASI">I</a>Biz iki tane canlı yengeç alınca, ikircikli duran tekne arkadaşlarımız da aldı.<br />Kayıkçı çok temkinli bir şekilde yengeçleri arka ayaklarından tutatarak bir bisküvi kutusuna koydu, kaçırmamamız ve elimizi kaptırmamız konusunda uyararak verdi.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/vpXIRhBVFOCbIaB7t8JOxg"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SNTnOwxbrdI/AAAAAAAAHQc/9sNozPTdbDE/s400/Eylul2008%20094.jpg" /></a><br /><br />Kıstırdığı yeri ciddi yara yapıyormuş, yara işliyormuş.<br />Boğazdan çıkmadan az önce Can benim güneş gözlüğümle oynarken suya düşürdü.<br />Kaptan Ali abiye söyledim, hemen kıyıya çekti, maske ile daldım. Suya atlar atlamaz burnumun dibinde kuma saplanmış bir 10 lira buldum, Can’a fazla kızmadığım için gönderilmiş bir karma ikramiyesi olarak değerlendirip cebime attım.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/2fBfwKjIQN_2LT2RWM07ow"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SNTl5n2dkPI/AAAAAAAAHOc/Ll-DK9w8whE/s400/Resim%20377.jpg" /></a><br />Biraz aranıp tekneye döndüm, bir baktım herkes teknenin maskelerini takmış, suda benim gözlüğü arıyor. Meğer Ali abi gözlüğü bulana bedava bira vaat ederek herkesi suya sokmuş.<br />Sonuçta gözlüğü bulamadık ama epeyce akıntıda yüzme tecrübesi edindik.<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/Pl3VvIIXu4q7nxArNuGTyw"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SNVhc874GWI/AAAAAAAAHUI/itGkcnYhDlc/s400/Eylul2008%20122.jpg" /></a><br />Sahili tarayarak giderken Ali abi turistlere olta dağıttı, sırtı çektik, bir çingen palamutu yakaladık.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/IM6L3u1qnQhuHt7UUXTS0g"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SNTnXbebBaI/AAAAAAAAHQk/qm1TcBFiwt8/s400/Eylul2008%20125.jpg" /></a><br /><br />Öğlen yemeği için Ekincik koyuna yanaştık, Ali abi sahilde mangalı yakarken Suzan abla salata yaptı, biz yüzdük.<br /><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/HxDYPO51ez8xDJtTPl-Y4w"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SNTngObxgjI/AAAAAAAAHQs/-3Jf89sT_qw/s400/Eylul2008%20126.jpg" /></a><br /><br /><br />Mangalda önce patlıcan biberler, sonra yengeçler, sonra balıklar ve en son da baharatla, sarımsakla marine ettikleri tavuk kanatları pişti. Izgara yengeçleri hemen soğuk bira ile (4 lira) götürdük, kabuklarını Ali abinin talimatıyla denize attık, zira arılar yengeç kabuğu kokusunu çok seviyorlarmış ( Can kendine bir kıskaç ayırdı).<a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/8bu2z0xI6iZCw1W_Ml93Vg"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SNVhjTfQCNI/AAAAAAAAHUQ/TcT344kbTbo/s400/Eylul2008%20130.jpg" /></a><br />Yemekte, bazıları 1 kiloya yakın büyüklükte kefaller ve tavuk kanatları vardı. Turistler ‘bir balığı kaç kişi yiyecek?’ diye sordular, ‘balık çok istediğinizi alın’ cevabını aldılar.<br /><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/0jR7Y9ugAn_VdwKQay39tQ"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SNTnljpoVwI/AAAAAAAAHQ0/iPTy2zI8zEc/s400/Eylul2008%20132.jpg" /></a><br /><br />Balık yemek isteyen herkes birer balık aldı, ben yeni kefal yediğimden kanat yedim.<br />Bir kiloluk kefali biz Karaburun’da Ergin’in yerinde 30 liraya yiyoruz, burada 25 liralık tekne gezisinde yemek diye veriliyor.<br />Yemekten sonra biraz daha mayışıp yüzdükten sonra saat 5 gibi Dalyan’a döndük.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/-yfzbiS--tUHw9ofBgKgFw"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SNTn9GtCqcI/AAAAAAAAHRY/4hfqic65Teg/s400/Eylul2008%20196.jpg" /></a><br /><br />Ali abi ve eşi çok samimi ve işlerini düzgün yapan insanlar. Onların bu samimiyeti teknedeki misafirlerine de sirayet ediyor. Bir diğer öğlen menüleri olan meşhur saç kavurmanın yapımına bizzat turistler yardım ediyor, domates biber doğruyorlar, öksüz doyuran miktardaki kavurma ortadan hep birlikte yeniyor. <a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SNVndVkXwoI/AAAAAAAAHUY/Zaq-C4L6Ae8/s1600-h/Eylul2008+078.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248214694473745026" style="margin: 0px auto 10px; display: block; cursor: pointer; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SNVndVkXwoI/AAAAAAAAHUY/Zaq-C4L6Ae8/s400/Eylul2008+078.jpg" border="0" /></a>Birbirini hiç tanımayan insanlar gün boyu sohbet etmeseler dahi tekneden inerken birbirlerine sevgiyle veda ediyorlar. Tekne turları ile ilgili olarak çarşıdakşi Özalp Turizm'den bilgi alınabilir.<br /><br />Odaya dönünce Ali abinin yeni yaptığı iskelede biraz şarap içip kitap okuduk.<br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/gnQexLCtBcagWW_06eIWOQ"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SNTn0v-oR2I/AAAAAAAAHRE/7MtuYhsuUhE/s400/Eylul2008%20159.jpg" /></a><br /><br /><br />Yan odada kalan Hollandalı turistler gece kanala girip yüzdüler.<br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SNVoUae6lJI/AAAAAAAAHUg/Ii6fh5TvxG4/s1600-h/Eylul2008+160.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248215640685843602" style="margin: 0px auto 10px; display: block; cursor: pointer; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SNVoUae6lJI/AAAAAAAAHUg/Ii6fh5TvxG4/s400/Eylul2008+160.jpg" border="0" /></a><br />Bu iki Hollandalı kadın 14 yıldır her yıl düzenli olarak 2 hafta gelip kalıyorlarmış. Eski okul arkadaşıymışlar. Birisi türk yemekleri kitabı yayınlamış, türk lokantası açmış..<br /><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/1i1FXr3B9XIDkaOp4Cjeeg"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SNTnut0e0HI/AAAAAAAAHQ8/ECbInKCt7Qs/s400/Eylul2008%20153.jpg" /></a><br /><br /><br />Ali abiden öğrendiği testi kebabını Ali kebabı diye tanıtıyormuş. Hollandaya dönerken yanında binlerce el yapımı çöpşiş götürüyormuş. <a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/_P7MMriFhYAmt0t3D8aaGg"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SNTmISCUK9I/AAAAAAAAHOs/27NARCwcQ0g/s400/Resim%20297.jpg" /></a><br />Ali abi Ortaca’daki bir arkadaşına söylüyormuş, o hazırlıyormuş.<br /><br />Can Kayıktan balık tutmaya çalıştı,<a href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SOfT0P4qu3I/AAAAAAAAHZU/k7qPVwdIqfc/s1600-h/Eylul2008+305.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253400384921844594" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SOfT0P4qu3I/AAAAAAAAHZU/k7qPVwdIqfc/s400/Eylul2008+305.jpg" border="0" /></a><br /><br />gece de kayığın tüplü mangalında ızgara yapıp rakı içtik.<br /><br />Neşe erkenden yattı, ben de bir bira içmek için dışarı çıktım. <a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/cfzBSV4l2DGpU1Dl6pu4EQ"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SNTlaHquhwI/AAAAAAAAHNw/DjWeIh7_toE/s400/DSC03787.JPG" /></a><br />Barda yan masada oturan arkadaş Sri Lanka tişörtümü işaret edip “Gittin mi?” diye sordu. İrlandaliymış, adı Con’muş,<br />O da beş kez gitmiş. Beraber birer bira içtik. Sudi Arabistan’da çalışan biseksüel bir mühendismiş, orayı çok seviyormuş, hiç bir şeyi,n eksikliğini hissetmiyormuş. Evde üzüm suyundan şarap yapıyorlarmış. Yakalanan yabancılar bir iki gün nezarette kalıp, şirketleri tarafından kurtarılıp sınırdışı ediliyorlarmış.<br /><br /><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/PqoR4WPy92wP8Ztt9HFfRg"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SNTn4qUNT7I/AAAAAAAAHRQ/LBHegQW7PBk/s400/Eylul2008%20167.jpg" /></a><br /><br /><br />Sabahleyin yandaki restoranın mutfağına bakan vasistandan gelen seslerle uyandık.<br />Garsonla aşçı arasında şöyle bir diyalog yaşandı:<br />-Deniz kıyısındaki koca kafa omlet istiyor<br />-Onu da s, seni de s.<br />-Öyle deme ya , iyi bahşiş veriyo adam<br />-Naapcakmış omleti, normal kahvaltı nesine yetmiyo aq.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/veIIQfLHPAaLL8F2jJntlw"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SNTlPENSvrI/AAAAAAAAHNY/r_gusUdujGM/s400/IMAG0201.JPG" /></a><br />-Abi çok çırp Yaşar abi çok çırpıyo ondan güzel oluyo<br />- Onun bahşişini de s., kafasını da s., seni de s., aq.<br />-Hass. yandı omlet aq.<br />-Ya niye attın onu, ben yerdim<br />…<br />-Bak omlet nasıl çevirlir(Şap), hep ikincisinde çok güzel çeviriyorum havada<br /><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/p_lXcn-AbpUsYkJq9WRp6Q"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SNTlFyP4npI/AAAAAAAAHNI/Ow4SRV8aMEc/s400/IMAG0134.JPG" /></a><br /><br />Kahvaltıda omlet pişirdik, Pazar gazetesi keyfini öğlene kadar uzattık.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/5dtZWR_5GkkdtBxvbdz_FQ"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SNTmvqNGcuI/AAAAAAAAHPc/3hqx3JJsnVs/s400/RES%C4%B0M%20254.jpg" /></a><br />12 gibi dolmuş teknelerle İztuzu’na gittik(gidiş dönüş 7 lira/kişi),<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SNVsBS9i3RI/AAAAAAAAHVQ/roWFS41b33s/s1600-h/Eylul2008+174.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248219710295825682" style="margin: 0px auto 10px; display: block; cursor: pointer; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SNVsBS9i3RI/AAAAAAAAHVQ/roWFS41b33s/s400/Eylul2008+174.jpg" border="0" /></a><br />Şezlong şemsiye kiralayıp(2x2,5) akşama kadar yattık, kitap okuduk, yüzdük.<br /><br /><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/HQzMxBYLdLfTysRYZdog7w"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SNTo1as5eJI/AAAAAAAAHSQ/NDdYW04Hq78/s400/Eylul2008%20193.jpg" /></a><br /><br /><br />Ben plajın öbür ucuna kadar koştum.<br />Plajda bir an nerey baksam fotoğraf çekenleri gördüm. Kadınlar hususi şuh pozlar verip amorstan fotoğraf çektiriyorlardı. Acaba bugün bu plajda kaç bin poz dijital fotoğraf çekilmiştir merak ettim.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SNVqe3DejfI/AAAAAAAAHVA/4VEcL-ONJtw/s1600-h/Eylul2008+175.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248218019177336306" style="margin: 0px auto 10px; display: block; cursor: pointer; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SNVqe3DejfI/AAAAAAAAHVA/4VEcL-ONJtw/s400/Eylul2008+175.jpg" border="0" /></a><br />17 30 da plajdan ayrıldık, tekneyle pansiyona döndük.<br /><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/lh/photo/wH-UKDdGnE1AnpmxqS2BHw"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SNToZmONCdI/AAAAAAAAHR4/DFVpcxtIEK4/s400/Eylul2008%20226.jpg" /></a><br /><br /><br /><br />Saat 18 30 gibi Ali ağabeylerle vedalaşarak yola koyulduk, saat 22 de İzmir’e vardık.<br /><br /><span style="color: rgb(51, 204, 0); font-style: italic;">Bütçe: Benzin hariç, 2 gece, her şey dahil, 220 lira</span></span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15415120-575118209805566715?l=sandaletliseyahat.blogspot.com'/></div>ssbbnoreply@blogger.com10tag:blogger.com,1999:blog-15415120.post-59626271182537914682008-08-18T13:45:00.022+03:002008-08-20T07:47:15.181+03:00<span style=";font-family:arial;font-size:180%;" >OTOSTOPLA GÜRCİSTAN<br />Batum, Tiflis (Mart 2000) </span><br /><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235833547208193954"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SKlq3txq96I/AAAAAAAAHIg/iz0RvwbUQeU/s400/cicek.jpg" /></a><br /><br /><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" allowscriptaccess="always" bgcolor="#330000" id="radioblog_player_0" flashvars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=0vMHZuV3bz9yZvxmYu8WakFmcvgXaN9yZvxmQvInZuUWZyZmLyMXZoNWdvR3clRGc/Ray%2520Charles%2520-%2520Georgia%2520On%2520My%2520Mind.rbs&colors=body:#330000;border:#339900;button:#33CC00;player_text:#33FF00;playlist_text:#666666;" height="23" width="180"></embed><br /><br /><span style="font-size:130%;"><span style="font-style: italic;font-family:courier new;" >Geçmişe dair düzenli yazı yazan, ve sağlam arşivi olan insanlarda bir süre sonra gündemi yakalama konusunda bir heves gelişiyor. Örneğin sauna çetesi mi yakalandı, Murat Bardakçı hemen o hafta <a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=3990261&yazarid=28" target="_blank">tarihimizdeki hamam çeteleri</a> diye bir yazı attırıyor, ya da ilk defa bir orgeneral mi tutuklandı, ertesi gün Soner Yalçın 'Hayır efendim daha önce şunlar da tutuklanmıştı' diyerek ziyayı üzerimize çeviriyor.</span><br /><span style="font-style: italic;font-family:courier new;" >Bende de sanırım bu heves gelişti ki, Kerala seyahatinin son bölümünü yazmaya üşenirken Saakaşvili’nin Deve Dilaver'e bulaşan Avanak Avni misali savaşı patlatmasıyla, geçen hafta Gürcistan, olimpiyatları da sollayarak gündemin ilk sırasına oturunca, bundan sekiz yıl önce bir Kurban Bayramı tatilini geçirdiğim Gürcistanı yazmaya karar verdim.</span></span><br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235833465925521122"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SKlqy--XzuI/AAAAAAAAHIY/OWHxDOR1EJg/s400/sohbet.jpg" /></a><br />Değerli dostum ve Tıp Fakültesinden sınıf arkadaşım <a style="font-style: italic;" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=yakup+yurekli" target="_blank">Yakup</a>’la komşularımızı ziyaret babında otostopla pek çok seyahat gerçekleştirdik. Gitmediğimiz bir Irak bir de Gürcistan kalmıştı.<br />2000 yılının soğuk bir Mart günü Gürcistan’a gitmek amacıyla İzmir’den Ankara otobüsüne (bayram kalabalığı nedeniyle daha uzak bir noktaya bilet bulamadığımızdan) bindik.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235832424386402594"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SKlp2W8GGSI/AAAAAAAAHGM/CAEK_5cXTU0/s400/minareli.jpg" /></a><br />Akşamüstü vardığımız Ankara otogarından Kuzey'e giden otobüslerde ayakta dahi yer bulamadık, otostop çekmeye başladık. Gece yarısı önümüzde duran külüstür ve ağzına kadar dolu bir Pejo minibüs 5 er milyon lira karşılığında bizi Samsun’a kadar götürmeyi önerince soğuktan donduğumuzdan hemen atladık. Genelde askerlerden oluşan yolcuların kolileri üzerinde, askerlerin barsak gazlarıyla ısınarak sabah 5’te Samsun’a vardık.<br />Oradan da Trabzon-Artvin yönüne bilet yokmuş.<br />Naapalım dedik, güneş doğunca otostopa başladık, bütün gün aralıksız otostop yaparak gece Hopa’ya vardık. Sınırı gece geçmemek için bir otele yerleşmeye karar verdik. <a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235833106640478034"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SKlqeEiJH1I/AAAAAAAAHHg/8ULxtSnWrqw/s400/parka.jpg" /></a><br />Hopa’da epeyce otel vardı ama bizi parkalı ve sırt çantalı gören her otel katibi ağzımızı açmadan “Yer yok!” dedi. 6-7 otel gezdikten sonra meseleyi anladık:<br />Bu oteller bütün gece yatılıp uyunan cinsten değil, bir iki saatlik kiralanan cinstenmiş.<br />Bir iki otelden daha refüze olduktan sonra ben iki günün, soğuğun ve saatlerdir sırt çantasıyla dolaşmanın yorgunluğu ile son otel katibine<br />“Allahaşkına bu Hopa’da kalabileceğimiz şöyle namuslu bir aile oteli yok mu yani” diye bağırdım. (Böyle bir istekte bulunacağımı hiç ummazdım, hayatta insanın başına her şey geliyor).<br />Utanıp bir otel tarif ettiler, gittik yattık.<br /><br />Sabah erkenden otelden çıkıp sınır kapısına doğru otostopa devam ettik. Mesaiye giden bir gümrük memuru Tempra’sıyla bizi aldı.<br />Sınır kapısı Hopa’ya epey uzak ama yol çok manzaralı, bir taraf Karadeniz, karşı tarafta sarp kayalardan şelaleler akıyor.<br /><br />Sınırdan sorunsuzca geçtik. Vizeyi İstanbul'dan kardeşim Tayfun'a aldırmıştık, ama sınırdan da veriliyormuş. Gürcistan tarafına geçince Batum’a giden bir dolmuşa atladık.<br />Batum’a girer girmez kovadan boşalırcasına bir sağanak indirdi. İlk bulduğumuz restoran-bara girdik ve uzun süredir hasret kaldığımız Doğu Bloğu yemek ve içkilerine kavuştuk.<br />(Bunlar tümü ucuz olmak üzere lezzetli ızgaralar ve sulu yemekler, kaliteli votka, konyak, şarap ve kalitesiz biradan oluşmaktadır) Restoranı işleten ablalar bize iyi baktılar.<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235832295471816738"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SKlpu2sdoCI/AAAAAAAAHF0/wsKYRF1Ar-c/s400/kadinlar.jpg" /></a><br />Konyaklarla ısınıp sulu köfteyle karnımızı doyurduktan sonra ben her yurtdışına çıkışımda eninde sonunda memlekette bırakmış olduğum sigaraya başladığımdan Yakup’a ”Ben hiç kastırmadan şuradan iki paket sigara kapıp geleyim” dedim, bir mentollü, bir filtresiz sigara aldım, içmeye başladım, Yakup içmedi (şimdi içiyor).<br />Akşama kadar Batum’da dolaştık, kapalı Pazar yerini gezdik, tüysüz haşlanmış domuzlara hayret ettik.<br />Gürcü pazarcı kadınlar bize çok yakınlık gösterdi, seyyar satıcıdan Türk kahvesi ikram ettiler.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235833411041235458"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SKlqvyg8EgI/AAAAAAAAHIQ/QosCZsydQ24/s400/pazar.jpg" /></a><br />En son ,Bulgaristanda içtiğim Kırcaali gazozlarından içtik.<br />(Bir bardağa kalitesiz, suni aromalı, boyalı şuruptan bir ölçek koyulup üzerine ev yapımı soda basılıyor)<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235832727424526146"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SKlqH_2A50I/AAAAAAAAHG0/XZuPHQSiKrc/s400/gazoz.jpg" /></a><br />Gece treni ile Tiflis’e geçtik.<br />Trende içtiğimiz votka ve Jack Daniels’lardan sonrasını pek hatırlamadığımdan burada geçenlerde izlediğim bir videomuzdan bahsetmek istiyorum: 4 yataklı lüks kompartımanımızda yemiş içmişiz ve oda arkadaşımız olan 50 yaşlarındaki Gürcü’yle birlikte ‘Sorma bana kimim, nerden geldim buraya’ adlı Yeni Türkü şarkısını söylüyoruz. Kompartman arkadaşımız sözleri yazdığı kağıttan okuma çalışıyor, biraz ürkmüş, ama hoşuna da gidiyor gibi.<br />Daha ziyade ben pazularımı gösterip gösterip ”I’m doktor! Türk doktor!” diye horozlandıkça ürküyor.<br />Sabah uyanınca karşımdaki yerdeki boş şişeden ve daha sonra video kayıtlarından anlaşıldığı üzere ben sızdıktan sonra Yakup yan kompartmandaki kızlı erkekli gençlerin eğlencesine katılmış, şarkılar türkülerle bizim Jack'i iyi etmişler.<br />Doğu bloğunda trenlerde sigara içmek zinhar yasak ama içki içmek serbest<br />(O zaman bizim trenlerde tam tersi geçerliydi)<br />Kompartmanlarda genellikle gençler trenin hareketi ile içmeye başlayıp gece dağıtana kadar içip çok şamata yapıyorlar. Bir tarihte Sovyetler’de 4 kişilik bir grubun altı şişe votka içtiğini gözümle gördüm.<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235833178188409634"><img style="width: 404px; height: 266px;" src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SKlqiPEf6yI/AAAAAAAAHHw/KquXPblOJgE/s400/vino.jpg" /></a><br />(Eskiden Rus votka şişelerinin kapakları hem fakirlikten, hem de yarım bırakıp da kapatma ihtiyacı duyan olmadığından, vidalı değil bizim şişe suları gibi yırtılarak açılan alüminyum folyodandı)<br />Sabah kafamız kazan gibi indiğimiz Tiflis tren garında kafamızı toparladıktan sonra kalacak yer sormaya başladık, ama yabancı dil bilen kimse yoktu. En sonunda bir öğrenci bize bir öğrenci yurdunun bulunduğu metro istasyonunun adını yazdı. Sırt çantalarını yüklenip metroya bindik, bir saat kadar gittikten sonra son durak olan istasyonda indik. Etrafta değil öğrenci yurdu doğru düzgün bina bile yoktu, tren bakım istasyonu gibi bir yerdeydik.<br />Biraz dinlenip, bizi merakla izleyenlere derdimizi anlatınca bizi 1,5 km kadar uzaktaki yurda yönlendirdiler. İzmir’den beri sırtımızda yer etmiş çantalarla o mesafeyi de yürüyüp yurda vardığımızda buranın uzun süreli kalan öğrenciler için pansiyon gibi bir yer olduğunu gördük.<br />Türkiye’de Polis Akademisine devam eden genç irisi, mafya tetikçisi kılıklı bir arkadaş kırık türkçesiyle iletişim kurmamıza yardımcı oldu, silahını da gösterdi.<br />Gürcüler sert mizaçlı bir Kafkas ırkı<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235833158872718226"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SKlqhHHR25I/AAAAAAAAHHo/dm3dAUJ6XqI/s400/g%C3%BCrc%C3%BC.jpg" /></a><br />Özellikle gençler pek şaka kaldıracak gibi durmuyorlar. Ayrıca şimdi durum nedir bilemiyorum ama o zaman Tiflis oldukça tekinsiz bir yerdi, 50 dolar için cinayet işlenildiğini pek çok kişiden duydum.<br />Bizim üstümüz başımız çok döküldüğünden pek bir tehlike ile karşılaşmadık.<br />Yurtta kalmamızı binbir nazla kabul edip 40 Lari (1 dolar=1.7 Lari) gibi olmayacak bir fiyat söylediler. Merkeze gitmek için sabah akşam 1 saatlik metro yolculuğunu da düşününce kös kös çantaları sırtlanıp geri döndük. Metro istasyonuna geldiğimizde benim askerlikten kalma botum 3 gündür ayağımda olmanın da etkisi ile ayağımı feci vurmuştu. Merkezde bir taksiye binip bizi ucuz bir otele götürmesini söyledik. Şehir merkezinde zamanında lüks otel olarak yapıldığı belli olan ancak şimdi mültecilerin yerleştirildiği, sanki bombalanmış gibi duran çok karakteristik bir binaya götürdü.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SKnDw1bO87I/AAAAAAAAHJA/0nHVC84vRzk/s1600-h/Resim73.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SKnDw1bO87I/AAAAAAAAHJA/0nHVC84vRzk/s400/Resim73.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5235931285537354674" border="0" /></a>Otelin içi, asansörleri dışından beterdi, yayları fırlamış koltuklu kat sahanlıklarında çamaşır kurutuluyordu. Mültecilerle biraz sohbet ettik, orada kalmamıza imkan yokmuş, bunu öğrendik. Ben botumu çıkartıp ayağımı yıkadım, ilaç sürdüm, çorabımı değiştirdim.<br />Aşağıda bekleyen taksicinin götürdüğü ikinci otel sokak arasındaydı, parasına bakmadan sanıyorum 50 Lari gibi bir fiyata yerleştik.<br />Güzelce yıkanıp, uyuyup, dinlenip, şehri gezdikten sonra akşam yemeğinde koca bir tabak ızgara et ile karnımızı doyurduk. Etlerin üzerine nar taneleri ve kıyılmış taze kişniş serpilmişti, yanında salatalık turşusuyla çok lezzetliydi.<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235833245524144418"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SKlqmJ6lsSI/AAAAAAAAHH4/OsiEidPWQwI/s400/meydan.jpg" /></a><br />Gece fazla ara sokaklara girmeden şehri dolaşmaya çıktık, sokaklar tenhaydı, bar mar yoktu.<br />Bir köşeden gelen sesi takip ederek yer altında kırmızı ışıklı bir bar bulduk, tırsarak içeri girdik, fiyatını sorup birer votka kola söyledik.<br />Masa komşularımız Türk olduğumuzu öğrenince bizi bardaki diğer Türklerle tanıştırdılar. Zaten barın sahibi de Kürtmüş. Aslında Kürt de değilmiş de Yezidiymiş, güneşe mi ne tapıyorlarmış, o gürültüde o kadar anlayabildim.<br />Ortamda yüksek volümlü müzik, pek çok kadın, ve bunları bir araya getirecek bir de dans pisti vardı. Masamızdaki Türkler bize çok ilgi gösterdiler, hemen hepsi oraya çalışmaya gelmiş arkadaşlardı, bir sürü içki ısmarladılar, çok içtik, çok dans ettik, çok güldük. <a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SKnUpu22f4I/AAAAAAAAHJI/SRTb0Fuab6c/s1600-h/titrektek.jpg"><img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SKnUpu22f4I/AAAAAAAAHJI/SRTb0Fuab6c/s200/titrektek.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5235949855212732290" border="0" /></a>Bizden sonra masaya gelip karşımıza oturan upuzun saçlı-sakallı, sarışın bir Gürcü aniden Türkçe konuşmaya başlayıp divan edebiyatından beyitler okuyunca <span style="font-style: italic;">Titrek Peygamber Hüdaver</span> ile tanışmış olduk.<br />Yüksek müziğin elverdiği ölçüde sohbeti koyultup birbirimizden hoşlanınca, ertesi gün onun evinde kalmak üzere anlaştık.<br />Hep beraber bardan çıktığımızda içtiğimiz içkilerin etkisiyle iyice acıkmıştık. Hüdaver’den bize yiyecek bir şeyler bulmasını istedik, ancak saat gece yarısını çoktan geçmiş her yer kapanmıştı.<br />Hüdaver “Ben böyle durumlarda Türklerin işlettiği kumarhaneye gidiyorum, geceyarısından sonra güzel çorba çıkarıyorlar” dedi, üçümüz hep beraber kumarhaneye yollandık.<br />Kapıdaki Gürcü badigard arkadaşlara Türk olduğumuzu ve müdürle görüşmek istediğimizi belirttik. İçeriye telefon açtılar, müdür geldi, kendimizi tanıtıp şehirde misafir olduğumuzu ve yiyecek bir şey bulamadığımız söyledik.<br />“Buyrun” dedi, bize izzet ikramda bulunmalarını söyledi.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235832364309339634"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SKlpy3Im3fI/AAAAAAAAHGE/PXkQEjklZrw/s400/kitapci.jpg" /></a><br />İçersi sıcacık, ve tenhaydı.<br />Güzel halıların üzerinden çorba tenceresinin bulunduğu köşeye yürüdük, kana kana sıcak domates çorbası içtik, ekmek de istedik bandık, bandık, bandık!<br />Karnımız doyunca Hüdaver rahat bir havada, etrafta dolaşan mikro etekli Gürcü garson kızlardan viski istedi,<br />“Siz de içer misiniz?” diye bize de sordu.<br />Biz de içtik. Sigaramı yakmak için çakmak istedim, kumarhanenin adı yazılı çakmaklardan verdiler. Uykumuz gelinceye kadar içip sonra tekrar buz gibi soğuğa çıkıp otele yollandık.<br />Şimdi bu yazıyı yazarken eski kamera çantamın içinde o zamandan beri sakladığım çakmağı buldum, üzerinde 'CASINO ASTORIA, 14 Rustaveli Ave. Tiblisi' yazıyor. Demek adı buymuş, o zamanki Türk müdürü tanıyan varsa konukseverliği için teşekkür etmek isterim.<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235832335588017330"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SKlpxMI6RLI/AAAAAAAAHF8/coSbak8W2iA/s400/sokakta1.jpg" /></a><br />Sabah otelle hesabı kesip Hüdaver’le sözleştiğimiz yerde buluştuk, çantaları evine götürdük.<br />Evi mültecilerin kaldığı otelin karşısındaki sokaktaymış, gide gele otelin görüntüsü beynimize kazındı. Bina o kadar karakteristikti ki yıllar sonra TV’de zap yaparken bir anda CNBC-e’de binayı görüp çakıldım kaldım, üstelik gördüğüm sahnede kızla erkek Hüdaver’in evinden otele doğru sabah akşam geçtiğimiz Arnavut kaldırımı sokaktan iniyorlardı. Güzel bir Gürcü filmiydi.<a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235833360746472930"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SKlqs3Ju5eI/AAAAAAAAHII/K2QI0fSQZF0/s400/yokus.jpg" /></a><br />Hüdaver Ordu’lu, bizim yaşlarda bir kardeşimiz. Türkiye’de gazetecilik tahsil etmiş, bir baltaya sap olamamış (aslında böyle dememek lazım, Hüdaver’in olayı bambaşka) , gelmiş 2-3 yıl önce nedense Tiflis’e yerleşmiş.<br />Anadili olan Lazca’ya çok benzeyen Gürcüce’yi şıkır şıkır konuşuyor ama geçimi için bir işte çalışmıyor, prensip olarak çalışmıyor.<br />(Benim bildiğim orada yaşadığı yıllar içinde sadece Ali Özgentürk'ün Balalayka filminin setinde tercümanlık yaptı, bir de otobüslü bir sahnede Gürcü rahip figürasyonuna çıktı, 300 dolar vermişler)<br />Ucuz bir gecekonduda oturuyor, para Türkiye’den gelirse ne ala, gelmezse borç arıyor. Gecekondu dedim ama evde faal bir duvar piyanosu var, (burada her evde standart olarak bulunurmuş) başka da pek bir şey yok: İki koltuk, bir yatak, girişteki mutfak olarak kullanılan masanın üzerinde kirli iki tencere, bir bardak ve kolilerce kitap.<br />Ha bir de satranç takımı. Hüdaver iyi bir satranççı, en son İzmir’de turnuvaya geldiğinde görüştük.<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235832656122040418"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SKlqD2OLUGI/AAAAAAAAHGs/LNLDDqfVM7I/s400/satran.jpg" /></a><br />Hüdaver hiç susmuyor, sürekli konuşuyor, biraz fikir uçuşması da var. İlk gün gece yarısına kadar sohbet ettik satranç oynadık, hayali olan Trans-sibirya ekspresi ile Sibirya’ya gitme konusunda ilke birliğine vardık ama ben Sibirya’ya kadar ne kadar çok konuşacağını düşündükçe zamanla olaydan soğudum.<br />Gece yarısı biz çantalarımızdaki matları uyku tulumlarını çıkartıp aynı odada yattık, O "Ben biraz daha okuyacağım" dedi. Sabaha karşı uyandığımda hala gaz lambasının ışığında okuyordu- O tarihte Tiflis’te elektrik ve su sadece belli saatlerde veriliyordu ve geceyarısından sonra ikisi de kesikti. Sonuçta sabah biz kalktık o uyudu. Sabah temizliği sırasında Yakup’la burunlarımızın içinin gaz lambasının isinden simsiyah olduğunu görüp şaşırdık.<br />Tiflis’te iki gün daha kaldık, genelde kendi başımıza gezdik, lokal barlara takıldık, Gürcülerle ahbap olduk kadeh tokuşturduk, birbirimizin resmini çizdik.<br />Hüdaver de bizi gezdirdi; eskiden kiracı olduğu eve götürdü,<a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235832460469966210"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SKlp4dXFlYI/AAAAAAAAHGU/M9OhD2czGN4/s400/balkonda.jpg" /></a><br />platonik aşık olduğu ev sahibinin kızı ile tanıştırdı; pek tanıştırdı da denemez aslında çünkü kızı görünce eli ayağına dolaştı. Kızın ablası Sofi İngiliz dili edebiyatı okuyormuş, çok hanım bir kızdı, bize Tiflis’i tanıttı, tepedeki kiliseye çıktık, bir ayine katıldık. Tiflis güzel bir şehir.<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235833297490455282"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SKlqpLgUqvI/AAAAAAAAHIA/GhfNt22Z6VM/s400/nehir.jpg" /></a><br />Son gün Tren saatine yarım saat kala Hüdaverin evinden birlikte çıktık, çantaları bir taksiye yükleyip gara doğru yola koyulduk ki ben aniden video kameramı evde unuttuğumu fark ettim. Panik içinde taksiciye geri dönmesini söylerken Hüdaver gayet sakin, kendisinin kamerayı bana dayılarının otobüs firması ile göndereceğini söyledi.<br />Şimdi; <span style="font-style: italic;">Titrek Peygamber Hüdaver</span>’i anlatabilmek çok zor ama bu örnekten yararlanmaya çalışacağım:<br />Hüdaver kamerayı göndereceğini söylerken buna gerçekten inanıyordu, ama adım gibi biliyorum ki asla göndermeyecek , evden para gelmediği bir ay satıp kirayı ödeyecek, ve bunun için de en ufak bir suçluluk duygusu duymayacaktı.<br />Tren garında ayrılırken de “Abi 5 Lari varsa versenize” dedi, gülerek verdik.<br />Hüdaver benim hayatım boyunca tanıdığım en saf, en temiz, gerçekten peygamber gibi dünyevi meselelerle ilgisi sınırlı bir insandır (kolunun altında hep bir gazete olur o ayrı).<a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235832513857145650"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SKlp7kPlSzI/AAAAAAAAHGc/5Lh1rc7EbAQ/s400/titrek.jpg" /></a><br />Daha sonraki yıllarda memlekete döndü, en son birlikte Tepekule’deki satranç turnuvası çıkışında Bayraklı’da uykuluk yedik, rakı içtik .<br />Her görüşmemizde ben kendimi onun yanında çok kirli, dünyevi meselelere gark olmuş, onulmaz derecede hesapçı, çıkarcı, bencil hissediyorum. O ise hiç şaşmadan:<br />“Bora yaa, abi bi ellilik çıksana, dün otobüsü kaçırdım verdiğinin hepsi taksiye gitti “ diyor.<br />Neyse hikayeye dönüyorum; unuttuğum kamerayı almak için eve döndük, ama kapının kilidi bozuldu. Tren kaçmak üzere, günde tek tren var, biz Pazartesi hastanede olmak zorundayız, kamera içerde kilitli. Ben can havliyle tuvaletin vasistasını açtım, tırmanıp içeri girdim, kameramı alıp kapıdan çıktım.<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235832606196611746"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SKlqA8PBuqI/AAAAAAAAHGk/UYimHsWSHls/s400/vasistas.jpg" /></a><br />Kilitlenemeyen kapıyı olay yerine toplanan komşulara emanet edip taksiciye ekstra bahşiş vaat ederek son sürat gara gittik ama tren gözümüzün önünde kaçtı. Taksiciye 20 Lari daha vererek bir sonraki istasyonda treni yakaladık, Batum’a vardık.<br />Sabah Batum Limanı’na bakan bir çay bahçesinde alttan ısıtılan kumda pişirilmiş birer Türk kahvesi içtikten sonra sınıra vardık. <a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235832965788898130"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SKlqV30gk1I/AAAAAAAAHHY/ukAbpe1bo5I/s400/kahve.jpg" /></a><br />Gümrük görevlisi KGB kılıklı Gürcü, video kameramı görünce çektiğim kasetleri izlemek istedi, ancak kameranın pilinin şarjı bitmişti ve yanımda şarj aleti yoktu.<br />"O zaman kasedi bırakacaksın" dedi Putin .<br />Aklım gitti, “Bırakamam içinde kız arkadaşımın görüntüleri var, bizim meşrebimizce siz namahrem sayılırsınız” anlamında bir şeyler uydurdum. Karakoldan bir kamera buldular , biraz seyrettiler, baktılar hep yeme içme; rüşvet istemeden saldılar geçtik.<br />Otostop ve kısa otobüs yolculukları ile Ankara’ya kadar vardık ama bu kez de Bayramın son günü olduğundan İzmir’e otobüs yoktu.<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235832849289499010"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SKlqPF040YI/AAAAAAAAHHE/XkscflkUc44/s400/otostop2.jpg" /></a><br />Mecburen Eskişehir yoluna çıkıp otostop yapmaya başladık. Sabahın köründen akşama kadar ancak Uşak-Banaz’a gelebildik.<br />Sırtımızda külçe gibi ağır çantalar (içleri Gürcü votkaları, kılıç şeklindeki süslü şişelerde Ermeni konyakları dolu) sürekli yağan sulu sepkenin altında perişan olduk. <a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235832915181470242"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SKlqS7SwgiI/AAAAAAAAHHM/sYpzuXIIt3g/s400/kar.jpg" /></a><br />Banaz'da üç saat bekleyip kimse durmayınca Yakup isyan etti, “Bu son abicim ben artık otostop yapmıyorum” dedi, garaja doğru yürümeye başladı. Ben de ne yapayım peşinden gittim, bir dolmuş bulduk kendimizi İzmir’e getirdik.<br /><a href="http://picasaweb.google.co.uk/drborabilgin/GRcistan/photo#5235832780966272146"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SKlqLHTXHJI/AAAAAAAAHG8/wkgCjHxdGtc/s400/otostop.jpg" /></a><br />Tiflis'ten İzmir'e ulaşmamız, hiç durmadan tam 51 saat sürdü.<br />Yakup’un anlattığına göre kapıyı açıp da kendisini o halde gören annesi içeriye girmeden kapının önünde soyunmasını istemiş.<br /><span style="font-style: italic; color: rgb(255, 255, 51);font-family:georgia;" ><br />Yakup: O günden sonra bir daha otostop yapmadı, kürsü başkanı oldu.</span><br /><span style="font-style: italic; color: rgb(255, 255, 51);font-family:georgia;" >Hüdaver: İstanbul'da satranç kulüplerine takılıyor, çok projesi var. En son bir gazetede köşe yazacağını düşünüyordu.</span><br /><span style="font-style: italic; color: rgb(255, 255, 51);font-family:georgia;" >Bora: Hala arada sırada otostop yapıyor ama sadece sıcak havalarda.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15415120-5962627118253791468?l=sandaletliseyahat.blogspot.com'/></div>ssbbnoreply@blogger.com24tag:blogger.com,1999:blog-15415120.post-41693778664529866772008-07-23T08:05:00.007+03:002008-07-23T11:42:57.865+03:00<span style=";font-family:arial;font-size:100%;" ><span style="font-size:180%;">MARMARA ADASI (Temmuz 2008)<br /><br /></span><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SIa7OtPKv8I/AAAAAAAAHAY/70VBa7Z13MY/s1600-h/Temmuz2008+313.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SIa7OtPKv8I/AAAAAAAAHAY/70VBa7Z13MY/s400/Temmuz2008+313.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5226070278945816514" border="0" /></a></span><span style=";font-family:arial;font-size:100%;" ><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" allowScriptAccess="always" width="180" height="23" bgcolor="#990066" id="radioblog_player_0" FlashVars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=0vMHZuV3bz9yZvxmYu8WakFmcv02bj5Cdu9WbllmdlhGcs9GZvJnL3d3d/DAVID%2520BOWIE%2520-%2520The%2520man%2520who%2520sold%2520the%2520world.rbs&colors=body:#990066;border:#CCCCCC;button:#CCCCFF;player_text:#FFCCFF;playlist_text:#666666;" ></embed><br />..<br />Bundan 6-7 yıl önce çocuksuzken Neşe ile otostopla ada temalı bir Marmara gezisi yapmış, bir hafta içinde Bozcada, Gökçeada, Marmara, ve Avşa adalarını ziyaret etmiştik. Süremiz sınırlı olduğundan Marmara Adasında iki gece kalmış, arabamız olmadığından diğer köyleri gezemeyip hep merkezde kalmamıza rağmen yine de doyamamıştık<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SIZDgU6LfMI/AAAAAAAAG84/nzf2vEG9Wl0/s1600-h/Temmuz2008+328.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SIZDgU6LfMI/AAAAAAAAG84/nzf2vEG9Wl0/s400/Temmuz2008+328.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5225938640257645762" border="0" /></a>4 günlük bir boşluk yakalayınca bunu Marmara Adasında değerlendirmeye karar verdik. Sıcak bir Temmuz günü, akşam saat 7 de Erdek’ten kalkan Marmara feribotuna yetişmek üzere öğleyin İzmir’den yola çıktık. Yolda pek oyalanmadık, Kapıdağına giderken kavun yediğimiz tezgahlar Akhisar çıkışında yerlerini almışlardı, ama kilosu 1,5 lira deyince arabadan bile inmedim.<br />Bandırma yoluna döndükten sonra günaşık tarlaları başladı. Anlamadığım günaşıkların güneşe sırtlarını dönmeleriydi.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224076306892600498"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SH-luQfeNLI/AAAAAAAAG1A/6O-466BIuzg/s400/Temmuz2008%20002.jpg" /></a><br />Bandırmaya inerken nefis manzaralı bir tepede sanki grotesk filmlerden fırlamış korkunç bir fabrika gördük. Acaba ne fabrikası diye tartışarak sırttan inerken girişinde tabelasını okuduk: Sülfirik Asit Fabrikasıymış!<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224076364129817170"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SH-lxlt40lI/AAAAAAAAG1I/kchzw44Li-M/s400/Temmuz2008%20009.jpg" /></a><br />Bandırma’ya girmeden Erdek’e döndük, saat 17 gibi arabayı Erdek feribot iskelesine park ettik(3 lira) Geçen sefer Neşe yürümeye üşendiğinden tek başıma gezip hayran kaldığım Erdek sahilindeki yazlık apartmanları bu sefer beraber gezdik. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224076515513159650"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SH-l6ZqfT-I/AAAAAAAAG1Q/hje_GiGdPPA/s400/Temmuz2008%20011.jpg" /></a><br />Bu kadar güzel apartmanlar, bakımlı bahçeler, insanda acaba Marsilya’ya mı gedldim duygusu uyandırıyor.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224076601422020770"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SH-l_ZswgKI/AAAAAAAAG1Y/Qtk1E1XmCZ8/s400/Temmuz2008%20040.jpg" /></a><br />Apartmanların kapılarının önünde denize giren, evlerinden indirdikleri şezlonglarda sohbet ederek vakit öldüren, sanki Koç holdingte orta düzeyde yöneticilikten emekli beyzbol şapkalı beyler<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5225945341342931122"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SIZJmYZaWLI/AAAAAAAAG9w/L8ZsJkMomJ0/s400/Temmuz2008%20039.jpg" /></a><br />ve plajda konken oynayan, torun bakan hanımları sahilin Batı'sında yer alırken, Doğu ucunda gençler müzik yayını da yapan büfeden aldıkları bira dondurmalarla yazlık komşularıyla eğleniyorlar<br />.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5225945291978256258"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SIZJjgf9L4I/AAAAAAAAG9o/_QugpBRYZMY/s400/Temmuz2008%20032.jpg" /></a><br />Fiyatlar da bu elit ortama rağmen son derece makul, bira 2, haşlanmış darı 1 lira.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5225945241987772274"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SIZJgmRS73I/AAAAAAAAG9g/zPOjgcCl8Ik/s400/Temmuz2008%20023.jpg" /></a><br />Geri dönüp iskeleye bakan çınaraltı kahvelerinde birer şerbet içip feribotun gelmesini bekledik. Neşe karadut, Can limon(4 günde 10 bardak), ben de koruk istedim.<br />Erdek’te ve Marmara adasında her çınaraltı kahvesinde bu şerbet çeşitleri mevcut.(1lira)<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224076689934492146"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SH-mEjbxofI/AAAAAAAAG1g/MtZtBgEXl8E/s400/Temmuz2008%20056.jpg" /></a><br />Marmara’dan gelen feribot gecikince iskeleye gidip bilet aldık (otomobil 25+1 kişi 6,5lira), balık tutanları izledik.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224076762867253474"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SH-mIzITQOI/AAAAAAAAG1o/pFUipUKjEjU/s400/Temmuz2008%20081.jpg" /></a><br />Pek birşey tutamıyorlardı.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5225945373867429474"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SIZJoRj2zmI/AAAAAAAAG94/-W9DVwSB1go/s400/Temmuz2008%20091.jpg" /></a><br />Saat 7 30 gibi arabayı gemiye yükleyip yola çıktık.<br />Epeydir arabalıya arabayla binmemiştim.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224076921808254002"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SH-mSDOydDI/AAAAAAAAG2A/XKnJnMpKHaQ/s400/Temmuz2008%20160.jpg" /></a><br />Güneş etkisini yitirene kadar arabada oturup buzluktan bira içtik, sonra çıkıp dolaştık.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224077041099649986"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SH-mY_oEs8I/AAAAAAAAG2M/lfS3-eSCRmE/s400/Temmuz2008%20164.jpg" /></a><br />Can aşağıdan el sallayarak kalbini kazandığı kaptanın davetlisi olarak kaptan köşküne çıktı,<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224076817434308002"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SH-mL-aGbaI/AAAAAAAAG1w/i7rrd3V8mS0/s400/Temmuz2008%20128.jpg" /></a><br />dümeni tuttu, az daha karşıdan gelen bir gemiyle çarpışıyorduk, bizi kurtardı.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224076860707889410"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SH-mOfnU4QI/AAAAAAAAG14/qaEo-RrAZQA/s400/Temmuz2008%20140.jpg" /></a><br />Saat 9 30 gibi Marmara adasına yanaştık.<br />İskeleyi izlerken, yanımdaki askerden yeni terhis olmuş adalı gencin 'Rambo İlk Kan' havasında köyüne dönerken arkadaşına anlattığı askerlik hikayelerine kulak misafiri oldum.<br />“Biz adalıyız, deniz göremedik mi şaşırıyoruz” diyordu Doğu'daki askerliği hakkında.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224077113419179058"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SH-mdNCZJDI/AAAAAAAAG2U/wgeckH_l1Ik/s400/Temmuz2008%20226.jpg" /></a><br />Kıyıya çıkınca saat zaten geç olduğundan fazla uğraşmadan merkezdeki Adapalas’ta kalalım dedim (klimalı TV’li oda 50 lira) , ama Neşe geçen sefer kaldığımız Mola motel’e gitmekte ısrar etti. 7 yıl önce yine böyle karanlıkta indiğimiz iskelenin hemen karşısındaki arsaya çadır kurmuş, gece boyunca yanımıza bağladıkları eşekten rahatsız olduğumuzdan ikinci geceyi Mola’da geçirmiştik.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5225945409119727618"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SIZJqU4qMAI/AAAAAAAAG-A/JQPEyHL-3a0/s400/Temmuz2008%20249.jpg" /></a><br />Trafiğe kapalı sokaklar yüzünden tepelerden dar sokaklardan geçerek ulaştığımız Mola Motel gecelik kişi başı YP 65 liraymış.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224077947220369330"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SH-nNvMFn7I/AAAAAAAAG3E/43L8-dxvJlE/s400/Temmuz2008%20309.jpg" /></a> Oteli işleten Nadir ile 3 yataklı oda için yemeksiz 50 liraya anlaştık. Odamız plaja asmaların ve çamların arasından bakıyor, balkonda koruklar sallanıyor.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224079354093965906"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SH-ofoM5ElI/AAAAAAAAG4c/3VUSgS_pfFI/s400/Temmuz2008%20458.jpg" /></a><br />Can koruklara saldırınca, daha önce odada kalan çocuklar da onun gibi yemiş olsalar şimdi hiç kalmamış olacağını söyledim, bir iki taneyle yetindi.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224080144067187074"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SH-pNnFL0YI/AAAAAAAAG5Q/_rWMPg-oKCY/s400/Temmuz2008%20572.jpg" /></a><br />Odaya yerleştikten sonra çıkıp yürüyerek 2 dakika mesafedeki çarşıya çıktık.<br />Burası tam emekli ve kadın cenneti. Sahil boyunca yan yana sıralanmış çınaraltı kahvelerinde erkekler okey oynuyor, kadınlar kağıt. Gündüzleri kaveleri dolaşan beyaz giyinmiş tansiyoncu bile var.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5225945439052947874"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SIZJsEZS4aI/AAAAAAAAG-I/eqo_Me1qByY/s400/Temmuz2008%20250.jpg" /></a><br />Orta yaşlardaki kadın kesafeti belki eşlerinin hafta içi çalışmalarıyla açıklanabilir ama gençler arasında da bir erkeğe iki genç kız düşmesi nasıl açıklanır bilemedim.<br />Çay 50 kuruş, dışardan yiyecek getirmek serbest.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5225945474033985874"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SIZJuGtbKVI/AAAAAAAAG-Q/KusH7SE5c04/s400/Temmuz2008%20251.jpg" /></a><br />Serbest ne kelime, ibadullah!<br />Gece 10 30 da yemek yediğimiz pideciden dışarı çıkardıkları açma tepsilerini görünce garsona sabah için mi hazırlık yaptıklarını sordum. Gülerek “Hayır burada gece 11 de sıcak açma yeme adeti var” dedi.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224080377070751618"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SH-pbLFkD4I/AAAAAAAAG5g/jETN9YXB4yg/s400/Temmuz2008%20609.jpg" /></a><br />Gerçekten bizim oturduğumuz süre içinde sadece pideci 2 tepsi açma sattı, bunun gibi gece gündüz sıcak açma çıkartan 3-4 fırın daha var. Tıkınmak için açmanın yanı sıra ekler, çiğ börek, gözleme gibi hamurlu, midye tava ve dolma gibi deniz mahsüllü opsiyonlar da mevcut. Biz de birer dondurma yiyip otele döndük.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5225945625351797378"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SIZJ26aZuoI/AAAAAAAAG-g/wmWIN0h6HdY/s400/Temmuz2008%20295.jpg" /></a><br />Sabah adayı gezmeye çok hevesli olduğumuzdan belki başka bir köyü beğenip kalmak isteriz diye eşyalarımızı toplayıp odayı boşalttık. Nadirin eşi Ayşe bize duvardaki haritadan köyleri gösterdi, elimizde adayı gösteren hiç harita olmadığından bir kroki çizip köyleri işaretledim.<br />Nadir Mola Motel'le yaşıtmış. Babası 1972'de oteli açmış, ve oğlu olmuş. Şimdi işleri oğluna ve gelinine devretmiş. Onlar da bütün gün telefonda müşterilere laf anlatıyorlar.<br />Bir müşteri havluların kaçar santim olduğunu bile sordu, duyduk!<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224080535189895218"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SH-pkYIGuDI/AAAAAAAAG5w/a6wVq9lw-2Y/s400/Temmuz2008%20623.jpg" /></a><br />Çınaraltı kahvelerinde açma poğaçalı kahvaltıdan sonra belediyeye uğrayıp BİM ile ortak hazırladıkları ada broşüründen alınca benim krokiye gerek kalmadı. (Adanın marketleri bile ekonomik biri BİM diğeri DiaSA)<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224080689918556210"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SH-ptYiSuDI/AAAAAAAAG54/NO2lvC0mxJY/s400/Temmuz2008%20626.jpg" /></a><br />Önce sol tarafa doğru Çınarlı köyüne gitmeye karar verdik.<br />Yolda, deniz kıyısındaki Nergis Otel ilgimizi çekti. Marmarayı seyreden nefis bir terası olan otelde oda fiyatı 40 liraymış.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224078010889092482"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SH-nRcX5PYI/AAAAAAAAG3M/Tj35HxFyW2w/s400/Temmuz2008%20315.jpg" /></a> Bir oda görmek isteyince resepsiyondan 3 kat aşağı, bodruma doğru indik. Odanın balkonunda yine süper bir manzara vardı. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5225945674404470098"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SIZJ5xJeHVI/AAAAAAAAG-o/CBjRpcAVw-M/s400/Temmuz2008%20311.jpg" /></a><br />Sonradan broşürü alınca uyandık; yoldan hiç görünmüyor ama deniz tarafından çekilen fotoğrafında kocaman otelmiş. Giriş ve resepsiyon otelin çatısındaymış.<br />Yola devam edip Çınarlı’ya vardık. Sahilin hemen arkasında, biri gerçekten devasa 3-5 çınarın kapladığı, futbol sahası kadar, masaları seyrek bir kahve var, millet uyukluyor.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224078148118785538"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SH-nZbmALgI/AAAAAAAAG3U/9r4VVo3XgFU/s400/Temmuz2008%20318.jpg" /></a><br />Köşeden kıvrılıp sahile çıktık, küçük bir plaj bir iki çiğ börekçi falan pek hoşumuza gitmedi.<br />Çiğ börekçiden direk buradan, Çınarlı Köyü'nden kalkıp Tekirdağ’a giden hususi feribotların ilanı vardı.<br />Yol teorik olarak adayı çepeçevre dolaşıyor ama herkes Çinarlı ile öbür uçtaki Saraylar arasının çok bozuk olduğunu söylüyor.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5225945746943006402"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SIZJ9_YAVsI/AAAAAAAAG-w/_ZujhnZHyy4/s400/Temmuz2008%20317.jpg" /></a> Çınaraltındaki kahvede çalışan çocuğa Saraylara giden yolu sorunca geldiğimiz yolu gösterdi.<br />“Adanın kuzeyinden giden yol" deyince çıldırmışız gibi bakıp<br />“Ordan gidilmez abi, yol var ama kamyonlar çalışıyor, mermer ocaklarında bir iki bin kürt çalışıyor, başınıza bir iş gelir, haber verseniz bile yetişemeyiz kurtarmaya” dedi. Yolu tekrar sorunca gösterdi.<br />Neşe “Gidecek miyiz yani, bak tehlikeliymiş” dedi korkuyla.<br />“Bu çocuk kendini vahşi batıda, Kürtleri de Kızılderili sanıyor heralde, gider bakarız yol bozuksa döneriz” dedim. Nitekim yol sahiden bozuk, un gibi kumluymuş biraz gidip geri döndük, merkez üzerinden Gündoğdu Köyüne geçtik.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SIa513kT52I/AAAAAAAAHAI/NfI9_3K8EW4/s1600-h/Temmuz2008+335.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SIa513kT52I/AAAAAAAAHAI/NfI9_3K8EW4/s400/Temmuz2008+335.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5226068752710494050" border="0" /></a>Yolda adada hiç bir yerdegörmediğim ve duymadığım kadar bol olan Ağustos böceklerinden bir koro eşliğinde karşı adaları izledik.<br /><object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-89b76ce5cc963c90" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="movie" value="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAADbdx0ctBZ6r0jjgHMEoxaZlhemOPANpTvMe-N1i_KhdOr1vT1BHa-02XCr76ijV2tqpc-pkg3kyySBOsD3H6sjuCh2k-Zs0d88nnYE2alpDluEigo1qbFmXWHnoPp16VfEc38st4rGJn-pml5U57lpXU7sdGmuPhc5McZIHe0F6psUUZtQcVzNJjO9W1vE1mu7oCS-chICLOkKPQAFMaNw81Tl4CGkFUfD3SP1I02vF%26sigh%3D4928ZnRALt532i81fiP3VPmssdQ%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&nogvlm=1&thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3D89b76ce5cc963c90%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3DC01sHDUJkYWNSdPyfzjw-sgerrc&messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den"><param name="bgcolor" value="#FFFFFF"><embed width="320" height="266" src="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAADbdx0ctBZ6r0jjgHMEoxaZlhemOPANpTvMe-N1i_KhdOr1vT1BHa-02XCr76ijV2tqpc-pkg3kyySBOsD3H6sjuCh2k-Zs0d88nnYE2alpDluEigo1qbFmXWHnoPp16VfEc38st4rGJn-pml5U57lpXU7sdGmuPhc5McZIHe0F6psUUZtQcVzNJjO9W1vE1mu7oCS-chICLOkKPQAFMaNw81Tl4CGkFUfD3SP1I02vF%26sigh%3D4928ZnRALt532i81fiP3VPmssdQ%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&nogvlm=1&thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3D89b76ce5cc963c90%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3DC01sHDUJkYWNSdPyfzjw-sgerrc&messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object><br />Köyler merkezden de sakin, herkes birbirini tanıyor. Bizi her gören hoşgeldiniz dedi.<br />Aynı çınarlı kahveler daha da ucuz fiyatlarıyla buralarda da mevcut. Erdek ve civarındaki bu ulu çınarlar insanı rahatlatıyor, mutluluk veriyor.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224078311043400786"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SH-ni6iQhFI/AAAAAAAAG3c/IPevcDT-nCw/s400/Temmuz2008%20346.jpg" /></a><br />Yol en sonunda Saraylar köyüne çıktı. Köye girmeden Urla’dakine benzer güzel bir yarımada ve boynunda rüzgardan etkilenmeyen bir plaj var.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224078694092877570"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SH-n5NgXrwI/AAAAAAAAG30/13w_dtwUwxQ/s400/Temmuz2008%20356.jpg" /></a><br />Saraylar mermerciliğin merkezi olsa gerek,<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224078611969436466"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SH-n0bknazI/AAAAAAAAG3s/u_bOX1of1Ig/s400/Temmuz2008%20354.jpg" /></a><br />yol boyunca pek çok ocak olduğu gibi köyün iskelesini de mermerden oyulmuş heykeller süslüyor, herahalde burada heykel workshop’ı gibi bişeyler olmuş. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224078764178450754"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SH-n9SmEqUI/AAAAAAAAG38/5Rg_w1zCawU/s400/Temmuz2008%20360.jpg" /></a><br />Ben Saraylar’ı çok beğendim, kalalım dedim ama Neşe merkezdeki tek oteli beğenmeyince tekrar çarşıya dönmeye karar verdik.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SIa6ZDtNQTI/AAAAAAAAHAQ/p-dRKbc8nfE/s1600-h/Temmuz2008+358.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SIa6ZDtNQTI/AAAAAAAAHAQ/p-dRKbc8nfE/s400/Temmuz2008+358.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5226069357264453938" border="0" /></a> Dönüş, oyalanmayınca yarım saat kadar sürdü.<br />Mola Motel’e tekrar yerleştik, odamızı temizlemişler biraz ayıp oldu ama biz de odadan çıkarken ne yapacağımızı bilmiyorduk.<br />Akşamüstü denize girip yüzdük. Su Ege’ye göre daha sıcak ve bulanık, ama deniz hoşumuza gitti. Sabah deniz daha durgunken ufak deniz anaları da gördüm.<br />Adadan İstanbul'a, hem de Sarayburnu'na deniz otobüsleri çalışıyor.<br />Günübirlik İstanbul'u gezsek mi dedik, bir kişinin 40 lira olduğunu duyunca hemen vazgeçtik. Nerdeyse uçak fiyatı olmasına rağmen İstanbul'lular deniz otobüslerini dolduruyorlar, akıl alır gibi değil!<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5225946005150108098"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SIZKNBRYCcI/AAAAAAAAG_k/SmSyUSm_wb0/s400/Temmuz2008%20643.jpg" /></a><br />Deniz sonrası akşam yemeği için en çok reklam yapan ve canlı fasılı olan Birol Restoranı değil, çarşının öbür ucunda yer alan, masalarını ortancalarla süslemiş olan Kemal Restoran’ı tercih ettik. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224079077182889394"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SH-oPgoJXbI/AAAAAAAAG4M/HUKH4OF2wKg/s400/Temmuz2008%20444.jpg" /></a><br />Ufak rakı, bol yeme içmeye 90 lira hesap geldi.<br />İkinci sabah kahvaltımızı balkonda etmeye karar verdik. Sabah yüzmeye gitmeden önce termosta çayı demledim, çarşıdan açma, poğaça, çatal, peynir, ada zeytini, kiraz domates aldım, dezenformasyondan beynim döndüğünden gazete almadım.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224079199625052994"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SH-oWowog0I/AAAAAAAAG4U/5C4RIV7RfFk/s400/Temmuz2008%20452.jpg" /></a><br />Alışveriş yaparken burasının gerçekten hiçbir yere benzemeyen, nevi şahsına münhasır bir ada olduğunu düşündüm:<br />Sabahın köründe çarşıda iki adam midye ayıklıyor, bir kemancı da onlara destek olarak keman çalıp şarkı (Hançeri aşkınla ey yar) </span><span style=";font-family:arial;font-size:100%;" ></span><span style=";font-family:arial;font-size:100%;" >söylüyor, </span><span style=";font-family:arial;font-size:100%;" >ancak kimseden para beklemiyordu. </span><br /><span style=";font-family:arial;font-size:100%;" ><object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-c5936c4bf1e75f64" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="movie" value="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAAHZQAKfu6jF-JfdYz_38VlgwHYtt6lBkms2hLsZ97JFEwd7fOAPIyM7lCBz73ZZH7MegA1VXpa9m7QC0ehE-i7diT-KoMDRm0Weq6AOSuK-eFAMmDNUnHdvSOmqeS3DlbDfdbea4SXC42UCjNWCU2Ry6vdw-3VfHEsZwT9thAPZc3njLm99K7GtFoZXVveFC65YvfbYG39LFVGP5yt6luoQCsMya6T8Bx1guOvd6CY5G%26sigh%3DFPoTySMZIOUjKw08DIcP_8WsjsY%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&nogvlm=1&thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3Dc5936c4bf1e75f64%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3D6L4XJJj_s8sQDsSr3CX-qq3YSU8&messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den"><param name="bgcolor" value="#FFFFFF"><embed width="320" height="266" src="http://www.blogger.com/img/videoplayer.swf?videoUrl=http%3A%2F%2Fvp.video.google.com%2Fvideodownload%3Fversion%3D0%26secureurl%3DqAAAAHZQAKfu6jF-JfdYz_38VlgwHYtt6lBkms2hLsZ97JFEwd7fOAPIyM7lCBz73ZZH7MegA1VXpa9m7QC0ehE-i7diT-KoMDRm0Weq6AOSuK-eFAMmDNUnHdvSOmqeS3DlbDfdbea4SXC42UCjNWCU2Ry6vdw-3VfHEsZwT9thAPZc3njLm99K7GtFoZXVveFC65YvfbYG39LFVGP5yt6luoQCsMya6T8Bx1guOvd6CY5G%26sigh%3DFPoTySMZIOUjKw08DIcP_8WsjsY%26begin%3D0%26len%3D86400000%26docid%3D0&nogvlm=1&thumbnailUrl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3Dc5936c4bf1e75f64%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3D6L4XJJj_s8sQDsSr3CX-qq3YSU8&messagesUrl=video.google.com%2FFlashUiStrings.xlb%3Fframe%3Dflashstrings%26hl%3Den" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object><br />Profesyonel bir kemancının bedava çalmasına şaşırıp, öte yana döndüm ki, bir travesti ıncık cıncık kılık kıyafet dükkanını açıyordu. Daha sonra da gözlemlediğime göre halk bu iriyarı hanımkızı gayet benimsemiş, adalı hanımlar bütün gün dükkanın önünde gölgeye masa atıp laklak ediyorlardı.<br />Kahvaltıdan sonra bütün günümüzü geçireceğimiz otelin plajına indik. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224078998573082818"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SH-oK7yG6MI/AAAAAAAAG4E/StriY4oS5_c/s400/Temmuz2008%20374.jpg" /></a><br />Otelin garip bir uygulaması olarak müşterilerden şezlong parası 3 er lira alıyorlar. Otel işletmecilerine bunun saçma olduğunu anlatsam da inanmadılar. Ben de uzatmadım, 6 lira verip iki şezlong aldık, akşama kadar getir oğlum, götür yavrum plajda yatarak kitap okuyup yüzdük.<br />Ben okumak için Charles Bukowski’nin biyografisini seçtiğimden ve sabahtan akşama kadar okuyup bitirdiğimden bütün gün bira içmek zorunda kaldım.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224079482079682386"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SH-onE_EH1I/AAAAAAAAG4k/3yyIE-c7_Qw/s400/Temmuz2008%20499.jpg" /></a><br />Bir Tekirdağ feribotu her sabah plajı tarayarak Çınarlı'ya doğru giderken sesi sonuna dek açarak Barış Manço'nun "El salla, el salla" şarkısını çalıyor,<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5225945847790355714"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SIZKD3D4xQI/AAAAAAAAG_E/6gE0A_9ZR6A/s400/Temmuz2008%20494.jpg" /></a><br />denizdeki ve plajdakiler de tabii ki el sallayarak egzersiz yapmış oluyorlar.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224080457131594754"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SH-pf1VjlAI/AAAAAAAAG5o/rGW6R_mRiYY/s400/Temmuz2008%20620.jpg" /></a><br />Plajdaki tıkınmaların da etklisi ile akşam yemeğini midye tava ve midye dolma ile geçiştirdik. Daha geçen hafta 'Eskiden Kordon'da biranın yanında midye tava, salatalık turşusu yenirdi, şimdi hiç kalmadı, herkes patates yiyor' diye konuşmuştuk,<br />Erdek'te midyeye doyduk (şişi 1,5)<br />.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224080251178966050"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SH-pT2Gn3CI/AAAAAAAAG5Y/B8sydT8RY7A/s400/Temmuz2008%20585.jpg" /></a><br />Üçüncü sabah kalkıp yüzdükten sonra kahvaltı olarak çiğbörek yemeye karar verdik. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224080935087347634"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SH-p7p3Fl7I/AAAAAAAAG6I/7QQFAIA3d-8/s400/Temmuz2008%20633.jpg" /></a><br />Tanesi 1.75 olan böreklerden 5 ini hızla sıcak sıcak gövdeye indirince ağırlık çöktü, odaya döndük.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224081032087405554"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SH-qBTNtA_I/AAAAAAAAG6Q/d9wbnfg5ghs/s400/Temmuz2008%20635.jpg" /></a><br />Neşe eşyaları toplarken ben de Can’ı yüzmeye plaja indirdim, ben girmedim gölgeden izledim. Hemen iki kızla arkadaş olup beraber denizde oynamaya başladılar.<br />Çocuklar ne kadar kolay arkadaş ediniyorlar.<br />Kızlarla tanışıp samimi olmak hangi yaşta birden zorlaşıyor acaba? (Çetin Altan misali retorik soru)<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224079711658583282"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SH-o0cO8JPI/AAAAAAAAG44/C3XTepyVPkE/s400/Temmuz2008%20516.jpg" /></a><br />Feribot akşamüstü 4 te olduğundan öğleden sonrayı çarşıda ara sokaklarda gezerek değerlendirdik.<br />Ozan Orhon’u gördük, hala inanılmayacak kadar zayıftı.<br />Geldiğimizden beri 3 gündür, sahiplerinden başka kimsenin oturmadığı Baba Zula şarapevine her önünden geçişimizde içimiz parçalanarak bakıyorduk.<br />Benim en büyük kabusum; hiç öyle bir niyetim olmamasına rağmen, bir mekan açıp boş boş oturarak komşu mekanlardaki müşterileri izlemektir.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SIZajIfB5yI/AAAAAAAAHAA/AbDHS4kIpW8/s1600-h/Temmuz2008+706.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SIZajIfB5yI/AAAAAAAAHAA/AbDHS4kIpW8/s400/Temmuz2008+706.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5225963977229592354" border="0" /></a> Gerçi sahipleri 50-60 yaşındaki ağabeyler pek dert eder havada değillerdi, ama bizim içimize sinmedi, gitmeden öğlen sıcağında oturup birer kadeh şarap içtik.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224081216077071810"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SH-qMAoQhcI/AAAAAAAAG6g/ZtGipXJ2qps/s400/Temmuz2008%20698.jpg" /></a> Marmara Adasında şarap üretilmiyor ama Avşa’nın şarapları meşhur. Bortaçina diye bilindik bir markaları da var ve çok ucuz. Bizim otelin lebi derya barında mesela, bir şişe şarap 14-18 lira arasında bir kadehi de 3-4 lira. Bar sahibi <a href="http://benbugunbunuogrendim.blogspot.com/2008/07/baba-zula.html" target="_blank">İsmail Abi</a> açık şaraplardan verdi, ben kırmızı içtim, Gökçeada’nın ev şaraplarına benzer kokulu bir şaraptı, beğendim.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224081135471781682"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SH-qHUWdZzI/AAAAAAAAG6Y/mNbrcqCZJh4/s400/Temmuz2008%20694.jpg" /></a><br />Şarabın kadehi 5 lira imiş ki bu da neden 3 gündür tek bir kişinin mekana oturmadığını açıklıyor. Buralar o kadar ucuz ki 5 liraya 3 öğün karnını doyurur bir de sarhoş olursun.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SIZZrLRg_xI/AAAAAAAAG_4/C-VsQfbOC70/s1600-h/Temmuz2008+886.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SIZZrLRg_xI/AAAAAAAAG_4/C-VsQfbOC70/s400/Temmuz2008+886.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5225963015905541906" border="0" /></a>Saat 16'da, 31,5 lira daha verip arabamızı feribota yükledik. Vapur önce Avşa’ya uğrayacağından adaları izlemek için üst güverteye çıktık. Yanına oturduğumuz hem tipi, hem konuşması, tavrı Kaynana Semra Hanım’ın aynısı bir hanım dakikasında sohbete başladı.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224081359750396594"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SH-qUX2perI/AAAAAAAAG6o/mcRoeYXq9_E/s400/Temmuz2008%20750.jpg" /></a><br />Önce o sırada yanından geçtiğimiz Kaşık Adası'nı, namı diğer Ekinlik Adası'nı anlattı:<br />Eskiden çok güzel şaraphaneli köşkler olan adada şimdi pek az kişi kalmış. Ramsey’in villası varmış, Başbakan dinlenmeye oraya geliyormuş. Sakin bir yermiş, vapur haftada iki üç gün uğruyormuş.<br />Sonra babasını anlattı, Karadenizli kaptanmış. Karadenizli kaptanlar sürekli yolda oldukları için 'Yarim İstanbulu mesken mi tuttun, gördün güzelleri beni unuttun' diye şikayet eden hanımlarını getirip Marmara adasının Gündoğan köyüne yerleştirmişler, gelip geçerken uğrarlarmış.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SIbJlUIJ46I/AAAAAAAAHAg/kWg7Kn4gm8k/s1600-h/Temmuz2008+725.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SIbJlUIJ46I/AAAAAAAAHAg/kWg7Kn4gm8k/s400/Temmuz2008+725.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5226086060505293730" border="0" /></a> Can’a da bir takım efsaneler anlattıktan sonra vapur Marmaranın Bodrum’u haline gelmiş olan Avşa’dan ayrılınca biz de buzluktaki soğuk şarabımızı içmek üzere aşağıya indik. Erdek'li bir hastamın anlattığına göre, geçen sefer gelişimizde ortamı Bodrum'a benzetip hiç hazzetmediğimiz Avşa, Bodrum Bodrum olmadan önce de böyleymiş, şarabı içen köşeye çekilirmiş.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224081497996698770"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SH-qca3IpJI/AAAAAAAAG6w/y1qXeQ2Ar9M/s400/Temmuz2008%20765.jpg" /></a><br />Saat 6 30 da vardığımız Erdek’te merkezde otel aradık bulamadık. Birisi öğretmenevini tavsiye etti, gittik havalı resepsiyonist otelin dolu olduğunu, ama bir rezervasyon iptali olduğunu fakat bizden hemen önce gelen iki kişiye vereceğini söyledi.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224082306062288770"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SH-rLdI_B4I/AAAAAAAAG70/p8tbIP4yZY8/s400/Temmuz2008%20870.jpg" /></a><br />67,5 liralık oda fiyatını duyunca hem önümüzdekiler, hem de biz vazgeçtik, zira iki adım ilerde Zeki Otel’in havuza bakan odaları tam pansiyon 80 liraydı. Bu fiyatlarla emekli öğretmenler nasıl kalıyor anlayamadım, herhalde fiyatlar özel okullarda çalışanlara göre ayarlanmış.<br />Merkezden umudumuzu kesince sahile doğru gittik, ve ilk pansiyona yerleştik. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224081934657950162"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SH-q11jSkdI/AAAAAAAAG7k/bXnMROhpX8Q/s400/Temmuz2008%20859.jpg" /></a><br />Buzdolabı balkonda olan deniz kıyısındaki odamız 45 lira.<br />Akşam yemeği için yürüyerek sahile gittik. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5225945178380321234"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SIZJc5UGQdI/AAAAAAAAG9Y/kxVifB-b9fM/s400/Temmuz2008%20015.jpg" /></a><br />Erdek sahil yolu bir tarafı plaj öbür tarafı otellerden oluşan kalabalık bir yol, ucu çarşıya bağlanıyor. Yol üzerinde trambolin, havada zıplama lastiği ve rodeo atı da var. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224081691620533682"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SH-qnsKp5bI/AAAAAAAAG7A/HvmDitk51x8/s400/Temmuz2008%20788.jpg" /></a><br />Kızları biraz daha uzun süre zıplatıyorlar.<br />Erdek’te de aynı mütevazi ve çınarlı tatil beldesi havası var,<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224081739420731090"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SH-qqePHBtI/AAAAAAAAG7I/Oo8s1Z55AKw/s400/Temmuz2008%20792.jpg" /></a><br />ama buraya Tarkan geliyormuş (Biletler 40-125 ).<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224082107213082642"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SH-q_4Xo8BI/AAAAAAAAG7s/-G7HchAVe1Y/s400/Temmuz2008%20866.jpg" /></a><br />Yine sahildeki midye tava balık vs satan bir birahaneye oturduk. Midye tava ve Lüfer söyledik.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224081872713738370"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SH-qyOyo6II/AAAAAAAAG7c/2LafaSqPYnA/s400/Temmuz2008%20804.jpg" /></a><br />Lüferden menun kalmayınca garsona söyledim hemen götürdü, yerine kalamar söyledik onu da beğenmedik ama geri de göndermedik. Hesabı öderken kalamarın da kötü olduğunu söyleyince garson çocuk “Niye söylemediniz, yenisini yaptırırdık, ya da hesaptan düşerdik” dedi, “Sağol söylemen yeter” dedim ki gerçekten de öyleydi.<br />Yemekten sonra 3-5 liralık yasal kitap sergilerini gezip otele döndük.<br />Sabah sahilde kahvaltıdan sonra yola koyulduk.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5225945552996363682"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SIZJys3hbaI/AAAAAAAAG-Y/EuirkofnA_E/s400/Temmuz2008%20283.jpg" /></a><br />Geze geze akşamüstü İzmir’e vasıl oduk.<br />Yolda oturup yemek yediğimiz ve fiş vermeyen Susurluk tostçusunu ve Akhisar köftecisini maliyeye şikayet ederek bu seyahatimizi de sağ salim tamamlamış olduk.<br />..<br />Marmara Adası sakin, serin bir tatil yapmak, çınarlar altında ucuz çay içip kitap okumak isteyenler için ideal bir belde.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224077217490444290"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SH-mjQu6oAI/AAAAAAAAG2c/4UxpPAR7IbA/s400/Temmuz2008%20262.jpg" /></a><br /><span style="color: rgb(255, 204, 204);font-size:130%;" ><a style="font-style: italic;" href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/MARMARA/photo#5224077217490444290">Bütçe: 4 gün her şey dahil, benzin hariç 450 lira</a></span></span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15415120-4169377866452986677?l=sandaletliseyahat.blogspot.com'/></div>ssbbnoreply@blogger.com20tag:blogger.com,1999:blog-15415120.post-72396700453060352502008-06-13T01:39:00.017+03:002008-06-15T14:16:04.424+03:00<span style="font-size:180%;"><span style="font-family:arial;">DOĞU KARADENİZ IV</span><br /><span style="font-family:arial;">Macahel (Temmuz 2006)</span></span><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGmYQlc_OI/AAAAAAAAGpg/m2Qb5jFdtik/s1600-h/Resim+133.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGmYQlc_OI/AAAAAAAAGpg/m2Qb5jFdtik/s400/Resim+133.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5211129179543502050" border="0" /></a><span style="color: rgb(51, 255, 51);font-size:130%;" ><span style="font-style: italic;font-family:courier new;" ><br /><a style="font-family: lucida grande; font-weight: bold;" href="http://sandaletliseyahat.blogspot.com/2006/09/dou-karadeniz-i-temmuz-06-trabzon-rize.html" target="_blank">Doğu Karadeniz 1 için tıklayınız</a><br /></span></span><a style="color: rgb(51, 255, 51); font-family: lucida grande; font-weight: bold; font-style: italic;" href="http://sandaletliseyahat.blogspot.com/2006/11/dou-karadeniz-ii-trabzon-uzungl.html" target="_blank"><span style="font-size:130%;"><span>Doğu Karadeniz 2 için tıklayınız</span></span></a><br /><span style="color: rgb(51, 255, 51);"><span><a style="font-family: lucida grande; font-weight: bold; font-style: italic;" href="http://sandaletliseyahat.blogspot.com/2007/08/dou-karadeniz-iii-rize-artvin-temmuz.html" target="_blank"><span style="font-size:130%;"><span>Doğu Karadeniz 3 için tıklayınız</span></span></a></span></span><br /><br /><span style="font-size:130%;"><span style="font-style: italic;font-family:courier new;" >Çıkan kısmın özeti: Uçakla Trabzon'a geldik. Araba kiralayıp doğuya doğru devam ediyoruz.</span></span><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210592570383389778"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SE--Vfr91FI/AAAAAAAAGls/cF-k-iqZVrw/s400/Resim%201070.jpg" /></a><br /><br /><span style="font-size:130%;"><span style="font-style: italic;font-family:courier new;" ></span><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" allowscriptaccess="always" bgcolor="#669900" id="radioblog_player_0" flashvars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=18yck5WdvN3Ln9Gbi5ybpRWYy9icm5CdlJ3buRnL3d3d/The%2520Animals%2520-%2520House%2520Of%2520The%2520Rising%2520Sun.mp3.rbs&colors=body:#669900;border:#FFCC00;button:#FFCC00;player_text:#FFCC00;playlist_text:#666666;" height="23" width="180"></embed></span><br />Borçka Karagöl’den çıkınca kendimizi Macahel yoluna vurduk. Haritaya göre Macahel’e 50 km.den az yol var, yarım depodan biraz az benzin yeter diye düşündüm, benzin almadım. Ne gaflet!<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210418005237190402"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SE8fkd12TwI/AAAAAAAAGeQ/FqQHXfk13MY/s400/Resim%20876.jpg" /></a><br />Yol önce epeyce tırmandı, asfalt giderek yerini stabilize yola bıraktı. Dağın tepesine vardığımızda sisin içinde bir inşaatla karşılaştık.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210597412909588882"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SE_CvXgLoZI/AAAAAAAAGm0/soCR04qbVVo/s400/Resim%201095.jpg" /></a><br />İşin başındakilerin söylediğine göre kuş gözlem evi inşa ediyorlarmış. Gözlem evinden sonra yol inişe geçti, stabilize yol da toprak yola dönüştü.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210598331371364818"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SE_Dk1CiIdI/AAAAAAAAGnM/P9HqEEmrJNM/s400/Resim%201098.jpg" /></a> Issız köylerin, ışık girmez ormanların arasından geçtik, az gittik uz gittik dere tepe düz gittik, etrafta yol soracak kimse de bulamadığımızdan acaba doğru yolda mıyız diye tedirgin gittik.<br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFJ6bPQ2BeI/AAAAAAAAGqY/zmxRMasOf74/s1600-h/Resim+052.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFJ6bPQ2BeI/AAAAAAAAGqY/zmxRMasOf74/s400/Resim+052.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5211362327193322978" border="0" /></a>En sonunda bir köyün girişindeki köprünün üzerinde oturan bir baba- kız ve torununa rastladık. Hemen durup Macahel’e nasıl gideceğimizi sordum.<br />“Macahel burası, siz hangi köye gitmek istiyorsunuz?” dediler.<br />Macahel bu bölgedeki 9 köye verilen admış. Sınır oluşturulurken bu köylerden 5’i Türkiye’de, 4’ü Gürcistan tarafında kalmış. Bizim taraftaki köylerin merkezi ve rakımı en düşük olanı Camili. Bu zamanda TEMA vakfının işlettiği otelin de bulunduğu köy. Kulağımızda onun adı kaldığından<br />“Camili’ye gitmek istiyoruz” dedik.<br />“Burası Camili, hoş geldiniz” dediler.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210418050971488466"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SE8fnINwUNI/AAAAAAAAGeY/zapJbtju7DU/s400/Resim%20877.jpg" /></a>Teşekkür edip yola devam edecektimki bu insanların, bu ıssız, kuş uçmaz kervan geçmez yolda ne beklediklerini merak ettim. Meğer çocuk hastaymış, ateşlenmiş, onu doktora götürmeye çalışıyorlarmış.<br />”E araba geçiyor mu ki buradan?” dedim<br />“Belki posta arabası geçer diye bekliyoruz” dediler.<br />Doktor olduğumu söyleyip çocuğu yolun kıyısında muayene ettim, yanımızdaki ilaçların uygun olanlarından verdim. Çok sevindiler, biraz daha sohbet ettik. Şaban Abi, kızı Hatice, ve torunu Talha esasen İstanbul’da yaşıyorlarmış. Yazları bir iki ayı memleketlerinde geçirmeye geliyorlarmış. Bize bölge hakkında bilgi verirlerken baba kız fısıldaşıyorlardı. En sonunda Hatice “Babam sizi bizim köye davet etmek istiyor ama çekiniyor, evimiz biraz eski, tuvaleti dışarıda” dedi.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFIEMM9sOXI/AAAAAAAAGp4/32qdIfJJE04/s1600-h/Resim+949.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFIEMM9sOXI/AAAAAAAAGp4/32qdIfJJE04/s400/Resim+949.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5211232326506002802" border="0" /></a> Köyleri Camili’den biraz daha ilerdeymiş. “Kaç kilometre yani?” dedim<br />Şaban Abi ısrarla kilometre telaffuz etmekten kaçınarak 15-20 dakika dedi. Benzinimiz Camili’den geri dönmeye ancak yeteceğinden gitme konusunda tereddüt yaşadığımı söyledim.<br />“Bizim köyün dolmuşu var, akşamüstü Borçka’dan kalkacak, ona cepten ısmarlarız getirir” deyince Neşe’yle birbirimize baktık, davetlerini kabul ettik.<br />Onlar alışveriş yaparken biz de Camili’de biraz dolaştık. Fotoğraf makinem bir önceki geceyi geçirdiğimiz Karagöl'de dolduğundan boşaltmak için bir bilgisayar ve CD aradım, köyün her şey satan bakkalına sordum, elbetteki yokmuş. Bir umut, kapısı açık olan okula gittim. Okul müdürü Ziyaeddin adındaki genç lojmanından çıktı geldi.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210418152224274370"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SE8ftBaTN8I/AAAAAAAAGeo/YqQCB7B47_Y/s400/Resim%20885.jpg" /></a><br />Okulda bilgisayar varmış da CD si yokmuş.<br />TEMA’nın otelini gezdik, güzel ahşap bir bina, geceliği 60 liraymış. Daha ziyade entel dantel kişilerin toplantı yaptıkları bir yere benziyordu. Köylüler de TEMA’dan hiç hazzetmiyorlar. Şaban Abi’nin anlattığına göre köyde her ailenin tapusuz da olsa belli bir orman bölgesi varmış, o bölgeyi onlar bilir, kuruyan ağacını kendileri kesip kullanırlarmış.<br />TEMA geldikten sonra ne olursa olsun ağaç kesmek yasaklanmış. Kestane ağacından yaptıkları geleneksel evleri için bile ağaç kesmelerine izin vermiyorlarmış. Şaban Abi geçen yıl evinde yapacağı bir tadilat için kendi ormanından kaçak ağaç kesmiş. TEMA cıları pek ciddiye almadan bıyık altından kim takar onları gibi konuştu.<br />Alışverişimizi tamamladıktan sonra dolmuşun şöförünü arayıp 10 litre kadar da benzin ısmarlayıp, süper bozuk dağ yoluna vurduk.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210417962910273858"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SE8fiAKU0UI/AAAAAAAAGeI/uBe3aD2FGdE/s400/Resim%20839.jpg" /></a><br />Yine olmayacak yolardan, derelerin içinden geçip 10-15 dakika kadar yol almıştık ki yanımda oturan Şaban Abi sevinçle taaa uzaktaki bir tepenin üzerindeki nokta gibi iki üç ev ile, bir minareyi gösterip “İşte bizim köy orası” dedi. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210418211810729986"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SE8fwfY0YAI/AAAAAAAAGew/CffQXoTgXrc/s400/Resim%20886.jpg" /></a><br />Ben de içimden “İnşallah şöför benzini unutmaz” dedim.<br />Bir tarafı uçurum, bir tarafı dağ ancak tek arabanın geçebileceği yollardan tırmanıp Uğurlu Köyü’ne vardık. Yol o kadar dar ki, maazallah iki araba karşılaşsa birinin genişçe bir yer bulana kadar epeyce geri gitmesi gerekecek. Ayrıca virajlar da bir hayli tehlikeli: <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210418506655117474"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SE8gBpxMsKI/AAAAAAAAGfY/cxozLqcNdxU/s400/Resim%20903.jpg" /></a><br />Birkaç yıl önce bir düğünden köye dönerken kasasına bindikleri kamyon virajı alamayıp aşağıya uçmuş. Şaban Abi de kamyon aşağı uçmadan 200 metre önce bir yemek yiyeyim de sonra meydana gelirim diye evinin önünde inmişmiş. Jandarma gelmiş ama kamyona ulaşmayı başaramamış, köylüler birlik olup halatlarla aşağıya inmişler, sabah kadar cesetleri ağaçların tepesinden toplayıp yukarıya taşımışlar, kamyonda kalan 13 köylü de ölmüş.<br />Şaban Ağabeylerin evine vardık. Ev kartal yuvası gibi uçurumun kıyısında direkler üzerinde yükseliyor.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210418411172733570"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SE8f8GEbIoI/AAAAAAAAGfI/sMK4lkRVVdA/s400/Resim%20896.jpg" /></a><br /><span style="font-style: italic;">(Bu fotoğraftaki Şaban Abi'lerin evi) </span><br />Müthiş bir manzarası var, taa uzakta başka bir sırtta evler görünüyor, onlar da köylerinin mahallesiymiş! <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210418592235820770"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SE8gGolOluI/AAAAAAAAGfg/yLcGnhNXHA4/s400/Resim%20904.jpg" /></a><br />Evin verandası bir armut ağacını yaprakları arasında bu muhteşem manzaraya bakıyor, hava serin. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210419273105119970"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SE8guRBHmuI/AAAAAAAAGgo/Bd4CbkAgE2I/s400/Resim%20920.jpg" /></a><br />Şaban Abi kendi yaptığı armut koparıp yakalamaya yarayan kepçesiyle armut kopardı, ikram etti.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210419186477253058"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SE8gpOTbQcI/AAAAAAAAGgg/Dj6dOc7mZqs/s400/Resim%20919.jpg" /></a><br />Tuvalet gerçekten de evin arka tarafında dört tarafı kapalı, altı iğ şeklinde kesilmiş tahtalardan oluşuyor.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210419081122182098"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SE8gjF00c9I/AAAAAAAAGgY/_3Iedm8tUBs/s400/Resim%20917.jpg" /></a><br />Defekasyon direk metrelerce aşağıdaki ormana gübre yazılıyor. Şaban ağabeyin hanımı, kızı Hatice ve Neşe yemek işine giriştiler, biz de akşamüstü gelecek olan köy dolmuşunun geçebilmesi için bizim arabayı içeri sokmaya çalıştık.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210418454729320434"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SE8f-oVH5_I/AAAAAAAAGfQ/EOtwK82G0MA/s400/Resim%20901.jpg" /></a><br />Bu kolay bir iş değildi, zira arabayı 45 derce açıyla dikine bahçe yoluna sokabilmek için girişi epeyce genişletmek gerekti. Şaban Abi ısrarla yardım teklifimi reddetti, kazma küreği kapıp girişi tek başına açtı.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210418299226343394"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SE8f1lCUx-I/AAAAAAAAGfA/AGK9yIl_T-U/s400/Resim%20894.jpg" /></a><br />Neşe bu arada mısır ekmeği yapımını öğrendi. Mısır ununu, su, biraz tuz, ve kabartma tozu ile karıştırıp değirmen taşı gibi büyükçe ortası oyuk antika bir taşın içine doldurup, tenekeden uydurulmuş kapağını kapatıp ateşin üzerine oturtuyorsun, üzerine de köz koyuyorsun, iki üç saatte pişiyor.<br />Evde ısınma (Temmuz ayında) ve pişirme için kuzineli soba sürekli yakıldığı gibi salonun bir köşesindeki ocakta ateş de yanıyor.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210418231993327330"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SE8fxqkuXuI/AAAAAAAAGe4/VD8w62bGQZ8/s400/Resim%20889.jpg" /></a> Şaban Abi'nin hanımı ve annesi İstanbul’da yaşamalarına rağmen pek az Türkçe biliyorlardı, ancak tercüman vasıtası ile anlaşabildik. Hatice bizi köye gezmeye götürdü.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210528647170306882"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SE-EMrKVM0I/AAAAAAAAGjg/0r6PwvXRfQE/s400/Resim%20909.jpg" /></a><br />10-15 dakika fındık bahçelerinin arasından yürüdükten ve kamyonun uçtuğu köşeyi gördükten sonra galvanizli tenekeden mamul minareli, ahşap caminin ve herşeysatanbakkalın bulunduğu küçücük köy meydanına vardık.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210418737185384130"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SE8gPEj5ZsI/AAAAAAAAGfw/g0oblHlTY3w/s400/Resim%20910.jpg" /></a><br />Ortadaki kamelya benzeri, galvanizli tenekeyle kaplı genel toplanma odasında Hatice’nin kayınpederi bizi karşıladı, ayran ve fındık ikram etti.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210418796084632882"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SE8gSf-knTI/AAAAAAAAGf4/Kzi0gOBGf68/s400/Resim%20911.jpg" /></a><br />Burada fındık günün her saatinde çerez niyetine yeniyor, sürekli yeniyor. Bir de lezzetli!<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210419578539465298"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SE8hAC2V2lI/AAAAAAAAGhI/JA9xfhixyR8/s400/Resim%20932.jpg" /></a><br />Ayakkabılarımı çıkartıp tadilattaki camiyi gezdim, daha önce gördüğüm camilere hiç benzemiyordu, ahşaptan yapılıp maviye boyanmış olan minber, söylediklerine göre birkaç yüzyıllık varmış.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210418838006385714"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SE8gU8JfzDI/AAAAAAAAGgA/DCde0vA5Zgw/s400/Resim%20913.jpg" /></a><br />Hatice’nin kayınpederinin vadinin dibindeki dereden tuttuğu kırmızı benekli doğal alabalıkları da alıp eve döndük.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210418942397557186"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SE8gbBCSqcI/AAAAAAAAGgI/Wdb3Oum3Z_E/s400/Resim%20915.jpg" /></a><br />Bizim benzin gelmiş ama 5 litre kadar bir şey almış şöför, depoya ekledim.<br />Yemekte yayla çorbası, ısırgan kavurma, kaşarlı lahana, fasulye , lahana sarma, patates salatası ve tabi mısır ekmeği vardı.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210419383556526594"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SE8g0seyUgI/AAAAAAAAGgw/osg33uARHAI/s400/Resim%20922.jpg" /></a><br />Bir de damat aşı dedikleri kavrulmuş tereyağında çevrilip sulandırılmış peynir vardı, hepsi çok lezzetliydi.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210419451598171858"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SE8g4p9LbtI/AAAAAAAAGg4/CoqnD_la958/s400/Resim%20923.jpg" /></a><br />Yemekten sonra bol bol çay içtik sohbet ettik, alabalıkları tutan dünür de geldi, tavla oynadık, fındık yedik.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210419702641394850"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SE8hHRKjBKI/AAAAAAAAGhY/Emi0ZLw12og/s400/Resim%20936.jpg" /></a> Şaban Abi ve Damadı diğer Macahel’liler gibi İstanbul’da Zeytinburnu’nda naylon poşet toptancılığı yapıyorlarmış.<br />Gece İstanbul’da işlerin başında kalan beyini aramak için kızıyla birlikte Şaban abi de telefonun çektiği biraz ilerideki viraja kadar çıktı. Biz de hava alalım diye çıktık, hayretler içinde kaldık, etraf pırıl pırıl parlayan binlerce ateş böceği ile aydınlanıyordu. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210419506205845330"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SE8g71YqZ1I/AAAAAAAAGhA/0sEu-W8Rg4s/s400/Resim%20928.jpg" /></a><br />Bize misafir odasına güzel bir yatak yaptılar. Gece dağ başında benzinimin bittiği kabusu ile başladı. Makedonya başbakanı olarak Mesut Yılmaz’la görüşme yaparken idrar zoruyla uyandım. Bilmediğim evde zifiri karanlıkta yerini tam hatırlayamadığım tuvaleti aramaya çok üşendim. Sonuçta nasıl olsa hepsi aynı yere gidecek diye tepemizdeki camdan aşağıdaki uçuruma hacetimi gidermeye karar verdim. Uyku sersemi yatakta ayağa kalkıp tepemizdeki camı araladım.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210419797280159202"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SE8hMxuL9eI/AAAAAAAAGho/vrrEv_caPqI/s400/Resim%20942.jpg" /></a> Bir yandan hacet giderirken bir yandan da içeriye doğru açılan camı kazara kapatacak şekilde dengemi kaybedersem olacakları (uçurumun dibindeki ormanda kopan parçayı aramak!) dehşet içinde düşünüp sağa sola sağlamca tutunarak işimi başarıyla gördüm.<br />Sabah kahvaltıdan önce biraz dolaştık. Yeni olmaya başlayan taze fındıklardan yedik.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGlnSRvnxI/AAAAAAAAGpY/ufg26yLMU4I/s1600-h/Resim+119.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGlnSRvnxI/AAAAAAAAGpY/ufg26yLMU4I/s400/Resim+119.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5211128338184118034" border="0" /></a><br />Şaban ağabeynin kendi üretimi tek kütükten mamül merdivenden evin altındaki bahçesine indik.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210420086964080610"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SE8hdo4Nz-I/AAAAAAAAGiA/Mlyh_pdRBNw/s400/Resim%20956.jpg" /></a> Evin altındaki yüklükte kütükten oyulmuş arı kovanları vardı. Yüklüğün ayaklarının üstündeki tekerlekler dikkatimi çekti, ambara fare girmesin diyeymiş. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210420336950850002"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SE8hsMJtMdI/AAAAAAAAGiY/xVkqeddzY5M/s400/Resim%20964.jpg" /></a><br />Kahvaltı yine süperdi. Hatice yaktığı ateşte açtığı börekleri çiçekyağında ve dün kayınpederinin verdiği alabalıkları kuzinenin üstünde tereyağında kızarttı.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210420181194376850"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SE8hjH6eBpI/AAAAAAAAGiI/6LnaPytrDc0/s400/Resim%20957.jpg" /></a><br />Bol kaşar, tereyağı, mısır ekmeğiyle karnımızı doyurduk.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210420394924483122"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SE8hvkHsojI/AAAAAAAAGig/GLCb0NYJToY/s400/Resim%20969.jpg" /></a><br />Saat 10:30 gibi bu güzel ve konuksever insanlara veda ederek köyden ayrıldık. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210420443119071826"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SE8hyXqLslI/AAAAAAAAGio/40_QsE8is2Y/s400/Resim%20971.jpg" /></a><br />Benzinin yetip yemeyeceği hiç belli değildi, mümkün olduğunca tasarruflu giderek kuş gözlem evi inşaatına vardık. Buradan sonrası genelde iniş ve medeniyete kavuşma olduğundan bu zirve anını soğuk su içerek kutladık.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210420495612225458"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SE8h1bNhp7I/AAAAAAAAGiw/qQDyRNnvSg8/s400/Resim%20974.jpg" /></a><br />Borçka’ya inince önce depoyu doldurdum, sonra fotoğraf makinesini boşalttım.<br />Araba fabrikadan çıkalı böyle eziyet görmemiştir, acıdım bir de yıkattım.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210420564252716946"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SE8h5a6sb5I/AAAAAAAAGi4/HNa6wr8eE4g/s400/Resim%20982.jpg" /></a><br />Saat 14 gibi Artvin’e vardık.<br />Artvini 30 yıl önceki aile gezimize nazaran epey gelişmiş buldum. Artvinliler Başbakan’ı bekliyorlardı.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210420707037824594"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SE8iBu1URlI/AAAAAAAAGjA/SxJbGAQkjA8/s400/Resim%20987.jpg" /></a><br />Kiloluk teker kaşarlardan hediyelik 5-6 tane aldık. Mandırada bir de epeydir görmediğim çam sakızı, ufak poşetler halinde 1 liraydı, onları da toparladık. Merkezdeki parkta biraz oturduk, Can oyuncaklarla oynadı.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210590991135559058"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SE-85kh8TZI/AAAAAAAAGkw/4Q7ukR77ZFg/s400/Resim%20990.jpg" /></a><br />Artvin çıkışında yolu şaşırıp 7 km gittik, geri geldik.<br />Saat 18’de Yusufeli'ne, 20’de bulanık akan Çoruh nehrini takip ederek İspir’e vardık.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210591666806334050"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SE-9g5maImI/AAAAAAAAGlM/KjOFxYtPAOs/s400/Resim%201034.jpg" /></a><br />Yolda Narlık Beldesinde suyun üzerine oturmuş bir kahvede süper bir düzenek gördüm.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210591784653284466"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SE-9nwnT5HI/AAAAAAAAGlU/Q2ajN9rRe1o/s400/Resim%201038.jpg" /></a><br />Altta gürül gürül akan suya indirilmiş çarklı bir mile bağlı çaputlarla otomatik serinletici ve sinek kovucu yapılmış.<br />Dağ yollarında bir de bisikletçi İsviçreli çifte rastladık; ağızlarının tadını biliyorlar! <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210591168310088034"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SE-9D4jpEWI/AAAAAAAAGk8/e8kg2YeF16k/s400/Resim%201025.jpg" /></a><br />İspir'de mevcut bir iki otele baktıktan sonra öğretmenevinde kalmaya karar verdik.<br />İlçe merkezindeki çay bahçesinde çay içip dondurma yediikten sonra marketten aldığımız kavunu odada Karagöl'den artan rakı ile halledip yattık.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFKZZs0lKJI/AAAAAAAAGqg/eupTQ4OCM3E/s1600-h/Resim+1052.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFKZZs0lKJI/AAAAAAAAGqg/eupTQ4OCM3E/s400/Resim+1052.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5211396385628563602" border="0" /></a><br />Sivrisinekler sayesinde sabah 7 de kalktık, Rize'ye doğru yola çıktık.<br />Rize ile Erzurum'u birbirine bağlayan Ovit Geçidi, dağ silsilesinin zirvesini ve iki iklim türünün sınırını oluşturuyor. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210598499591060338"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SE_DuntO-3I/AAAAAAAAGnU/oWaueRH6IaE/s400/Resim%201109.jpg" /></a><br />Geçidin güneyi tamamen çorak neredeyse hiç ot bitmez taşlıtarla halinde iken <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210595690665816658"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SE_BLHpRMlI/AAAAAAAAGmU/ui_uY2e4nhE/s400/Resim%201089.jpg" /></a><br />sisler içindeki dağın öbür tarafına geçince ortam bir anda değişiyor. <a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGfA9LYCjI/AAAAAAAAGoo/GwCxDsSy_1o/s1600-h/Resim+1093.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGfA9LYCjI/AAAAAAAAGoo/GwCxDsSy_1o/s400/Resim+1093.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5211121082615466546" border="0" /></a>Karadeniz bitki örtüsü, yemyeşil çam ormanları, gürül gürül akan derelerin etrafında adeta fışkıran yeşillik başlıyor.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGiJTKYEZI/AAAAAAAAGo4/knKOzPKqpLM/s1600-h/Resim+1124.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGiJTKYEZI/AAAAAAAAGo4/knKOzPKqpLM/s400/Resim+1124.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5211124524490690962" border="0" /></a> Ovit geçidi insana gerçekten etkileyici bir deneyim yaşatıyor.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210591888411876546"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SE-9tzJSXMI/AAAAAAAAGlc/LYgyNYVuAFU/s400/Resim%201054.jpg" /></a><br />Geçitten İkizdere'ye kadar yol süperdi.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGhUbjN9nI/AAAAAAAAGow/1f5gYj54ZT8/s1600-h/Resim+1120.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGhUbjN9nI/AAAAAAAAGow/1f5gYj54ZT8/s400/Resim+1120.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5211123616209303154" border="0" /></a> Dönüşte tekrar Sabahat teyzeye uğradık.<br />Bizi bekliyormuş, hazırlık yapmış. Karalahana sarması muhlama bal sütlaç derken patlayana kadar yedim.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGkWg0dp-I/AAAAAAAAGpI/OjfDAm-EQe8/s1600-h/Resim+1137.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGkWg0dp-I/AAAAAAAAGpI/OjfDAm-EQe8/s400/Resim+1137.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5211126950518433762" border="0" /></a> Ortaköy'ün yaylası olan Handüzü'ne çıkmaya çalıştık ama yol bir yerden sonra balçık çamur oldu, güç bela geri döndük.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGjpekIyfI/AAAAAAAAGpA/v0Oczg6o1pY/s1600-h/Resim+1148.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGjpekIyfI/AAAAAAAAGpA/v0Oczg6o1pY/s400/Resim+1148.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5211126176818973170" border="0" /></a> Bahçeden erik topladık, saat 18 gibi yavaş yavaş Trabzon'a doğru yola koyulduk.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGk-25SLmI/AAAAAAAAGpQ/ttz3YiiqcgI/s1600-h/Resim+1173.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGk-25SLmI/AAAAAAAAGpQ/ttz3YiiqcgI/s400/Resim+1173.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5211127643639000674" border="0" /></a> Dedeman Otelinin bahçesinde arabayı temizledik, çantaları yerleştirdik.<br />Trabzon merkeze varınca İzmir'e götürmek için tereyağı sorduğum mağazanın tezgahtarı önce bizimki yaramaz yarın iyisi gelecek dedi, sonra benimle birlikte civardaki bütün mandıraları dolaştı, İzmir'e gidecek yağ arıyoruz dedi, benim yerime bütün tereyağlarını tattı, en sonunda beğendiği birini almama karar verdi. Havaalanı otoparkında arabayı teslim ettik. Trabzon Havaalanının otoparkında çok güzel bir uygulama var, 15 dakikalık park ücretsiz. Yani yolcunu rahatlıkla ücret ödemeden indirip bindirebiliyorsun.<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGnnG7TVLI/AAAAAAAAGpo/O9wFsGmd2eU/s1600-h/Resim+1223.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/__wpjdLo-yUs/SFGnnG7TVLI/AAAAAAAAGpo/O9wFsGmd2eU/s400/Resim+1223.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5211130534160454834" border="0" /></a>Dahası İzmir Adnan Menderes Havalimanında onbeş dakika için 7 lira ücret alan, fiş vermeyen otopark işletmecilerine, hatta bunu alabilmek için de havaalanında ıssız yollarda parketmiş yolcusunu bekleyen insanlara arabalarını otoparka çekmeleri yönünde sürekli anons yapan sevgili polislerimize örnek olmasını diliyor, ve Doğu Karadeniz çok acayip bir memleket diyerek sözümü burada bağlıyorum.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Macahel/photo#5210594200739656354"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SE-_0ZPMMqI/AAAAAAAAGl8/-OspKGrgLxE/s400/Resim%201082.jpg" /></a><br /><span style="font-style: italic; color: rgb(255, 204, 204);font-family:georgia;" >Yolda dinlenen müzik:</span> Piryoz, Orhan Gencebay, Ümmü Gülsüm<br /><span style="font-style: italic; color: rgb(51, 255, 51);font-family:georgia;" >Kitap: </span>Güneş Karabuda'nın anıları <a href="http://www.netkitap.com/arabul2.asp?kisiID=3305">İndim Zaman Bahçesine</a><br /><span style="font-style: italic; color: rgb(255, 0, 0);font-family:georgia;" >Bütçe: </span>600 uçak+500 araba+400 benzin+300 harcama= (8 gün) 1800 YTL<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15415120-7239670045306035250?l=sandaletliseyahat.blogspot.com'/></div>ssbbnoreply@blogger.com9tag:blogger.com,1999:blog-15415120.post-66392331491777059232008-05-22T12:40:00.012+03:002008-06-03T18:22:20.902+03:00<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202581467723516866"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDNIR8qwy8I/AAAAAAAAGRk/3BMYl5XSdfk/s400/mayis2008%20492.jpg" /></a><br /><span style="font-size:180%;"><span style="font-family:arial;">RAİNBOW</span><br /><span style="font-family:arial;">Middle East Gathering<br />(Fethiye, Mayıs '08)</span></span><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202929725146713650"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SDSFBMqwzjI/AAAAAAAAGXY/Dh-8QSLyV8U/s400/mayis2008%20643r.jpg" /></a><br /><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" allowscriptaccess="always" bgcolor="#663399" id="radioblog_player_0" flashvars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=2wLzRmb192cvUHaucXduQXavRGdzVna/Hair%2520-%2520Aquarius.rbs&colors=body:#663399;border:#FFCC00;button:#FFCC00;player_text:#FFCC00;playlist_text:#666666;" height="23" width="180"></embed><br /><br />Rainbow'u (gökkuşağı) tarif etmek gerekirse, kısaca eski hippi ruhunu yaşatanların dünyanın çeşitli ülkelerinde toplanıp bir ay kadar süreyle birlikte komün hayatı yaşaması denebilir.<br />Middleeast Gathering ( Ortadoğu Buluşması) ise adı üzerinde, bu buluşmaların Ortadoğuda olanı.<br />Bu toplantıların resmi yönetimi, yazılı kuralları, bütçesi, web sitesi vb yok.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202582021774298114"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDNIyMqwzAI/AAAAAAAAGSI/dCCo_egC3qg/s400/mayis2008%20513.jpg" /></a><br />Resmi olmayan haberleşme gruplarıyla nerede toplanacağı kararlaştırılıyor, ve çok muğlak bir tarif veriliyor. Örneğin bu yılki tarif şöyleydi: Fethiye’den Arsaköy dolmuşuna binilecek, Arsaköy’de Şevki’nin kahvesine gidilip Şevki’ye yol sorulacak, dağda 5 saat çiçekli beyaz bezleri takip ederek yürünecek (tırmanılacak), işte oralarda bir yerlerde...<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202580784823716738"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDNHqMqwy4I/AAAAAAAAGRE/fAqo10Fr-LU/s400/mayis2008%20474.jpg" /></a><br />Bundan iki yıl önceki ilk toplanma sırasında Bingöl’de geçici görevliydim, ikincisinde yurtdışındaydım. Bu sene katılmaya kesin kararlıydım ki buluşmanın zirvesi olan ve en çok insanın bulunduğu dolunay gecesi 20 Mayıs’a denk geldi, ben de 19 Mayıs tatilinden yararlanarak gece 12 de Fethiye otobüsüne bindim (30YTL). Otobüs sabah 5 45 te Fethiye'ye vardı, şehriçi servisle şehir merkezine gittim. Sahildeki çay bahçeleri henüz açılmamıştı. Sessiz sahilde oturup belediye çay bahçesinin tuvaletinden faydalandıktan sonra eski garaja doğru yürüdüm. Arsaköy’e dolmuş öğleden sonra 2 deymiş. O yöne giden ilk araba da 7 45 te kalkan Kadıköy dolmuşuymuş. Biraz Kemer tarafına otostop çektim, kimse durmadı. Dolmuş saati yaklaşınca ben de garaja gittim, bir mercimek çorbası içtim, çayla beraber 2 lira aldılar. Kadıköy dolmuşu da 1 saatlik yola 3 liraymış, Fethiye’nin ucuzluğu na şapka çıkarıyorum!<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202579182800915170"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDNGM8qwyuI/AAAAAAAAGP0/uxItA-xXRqQ/s400/mayis2008%20442.jpg" /></a><br />Kadıköy dolmuşu beni Arsaköy’e 13 Km kala sapakta indirdi. Köşedeki kahvede otostop çekerek bir çay içtim, çay da 25 kuruşmuş. İkinciyi söyledim, içmeye fırsat kalmadan bir kamyonet durdu. Yarı yoldaki yol inşaatına gidiyormuş.<br />Şöför dağlara tırmanırken, perişan olmuş asfaltı gösterip “Bu yolu bizim yukardaki yolu yapan kamyonlar bozdu. Seneye ihalesi olur burayı da yaparız, bu devletin ne çok parası var!” dedi. Beni indirdiği yerde sarı dikenli adını bilmediğim çiçeklerden vardı.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202579483448625906"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SDNGecqwyvI/AAAAAAAAGP8/-kMrds5rjtE/s400/mayis2008%20445.jpg" /></a><br />Mis gibi kokuların altında biraz daha okuyarak bekledim, bu sefer bir çiftçi aldı, Arsa’ya kadar getirdi. Köylerin yerleşimi ve arazinin genel havası Doğu Karadeniz’i andırıyor.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202579036772027090"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SDNGEcqwytI/AAAAAAAAGPs/DfBadHLYsaU/s400/mayis2008%20440.jpg" /></a> Buralarda böyle bir tabiat olduğunu tahmin edemezdim. Köy meydanına inince <span style="font-style: italic;">Şavkı</span>’yı bulamadan meydandakiler çeşitli taşıt teklifleriyle etrafımı çevirdiler. Köylüler dağın en tepesindeki köylerinin başına gelen bu işe; birden garip kıyafetli insanların yaylalarına gelmesine çok şaşmışlardı. Yukarda neredeyse 500 kişi biriktiğini söyleyerek orada ne yaptıklarını bana sordular, “Kamp herhalde, ben de gidince göreceğim” dedim. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202579659542285058"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SDNGosqwywI/AAAAAAAAGQE/lV5_A2WMIck/s400/mayis2008%20448.jpg" /></a><br />Motorcu Nasıf ile 10 liraya anlaştık. Kardeşim Tayfun’un, nişanlısı Umut ve arkadaşı Cem le birlikte bir gün önce Şevki’nin arabasıyla yarı yola kadar 20 liraya çıktığını biliyordum, fiyat iyi geldi, hem motorsiklet yaylaya kadar çıkabilecekmiş. Sırtımdaki 20 kiloluk çantayla tırmanmayacağımı öğrenince yanımdaki makarna, kuru üzüm vs. nin yanına 1 kilo leblebi, ikişer kilo kabak ve soğan da aldım. Nasıf çantayı motorun arkasına bağladı, nevaleyi de aramıza sıkıştırdım, dağ yoluna vurduk. Yol bir süre sonra iyice bozuldu ama <a href="http://gokhanucar.blogspot.com/" target="_blank">Gökhan</a>’ın hep yazdığı gibi böyle yolda motorla gitmesi pek zevkli oluyormuş.<br />Yarım saatte Çukurardıç yaylasına vardık. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202580046089341746"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDNG_MqwyzI/AAAAAAAAGQc/A3fg8_cgh3w/s400/mayis2008%20455.jpg" /></a><br />Buluşma yerinin hemen yakınında Nasıf’ın anason tarlası ve bağ evi varmış. Varır varmaz hemen Fethiye’de güneş çıkınca çıkardığım pantolon ve kazağımı geri giydim, zira yaylada hava aşağıya göre buz gibi soğuktu. Nasıf bana bağ evini gösterdi: kapısı açıkmış, gece ıslanırsan, üşürsen gel kal dedi.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202579904355420962"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDNG28qwyyI/AAAAAAAAGQU/0RevhC4kId4/s400/mayis2008%20453.jpg" /></a><br />Teşekkür ettim, dönerken çağırmak için telefon numarasını istedim. Bu buluşuma çok sevindi, telefonunu çıkartıp “Sen numaranı söyle ben arayayım, numaram çıksın” dedi. Benim telefonum olmadığından dağda acil bir durum olur diye anneminkini ödünç almıştım ama ben de annemin numarasını bilmiyordum. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202579814161107730"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SDNGxsqwyxI/AAAAAAAAGQM/QtMxjsukrqs/s400/mayis2008%20452.jpg" /></a><br />Nasıf da kendi numarasını bilmiyormuş, ıssız dağın başında çaresiz kaldık. Cebinden bir sürü not kağıdı çıkarttı, silinmiş bir numara buldu, “Bak bakalım bu olabilir” dedi, çaldırmaya çalıştım ama o noktada telefon da çekmiyormuş, numarayı defterime kaydettim. 200-300 metre yürüyüp kampa girdim.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202928737304235490"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDSEHsqwzeI/AAAAAAAAGWs/QZs3vF9kdyU/s400/mayis2008%20469.jpg" /></a><br />Tayfun uzaktan ben görüp yanıma geldi, çadır için yer seçmeme yardım etti. Kampın merkezinde <span style="font-style: italic;">Main Circle</span> denen bir buluşma noktası, kapalı çadır ve mutfak var. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202585144215522562"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDNLn8qwzQI/AAAAAAAAGUM/Uudq_NaWv8E/s400/mayis2008%20584.jpg" /></a><br />Çadırlar etrafa ağaçların arasına dağılmış. Ben de ortak alana yakın ve hamağımı asabileceğim iki ağaç olan bir köşe bulup çadırımı kurdum. Tayfun’un çadırının önündeki ateşte demlediği melisa çayından alıp ortadaki büyük ateşin başına çöktüm.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202584323876768962"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDNK4MqwzMI/AAAAAAAAGTo/l9DbBSCTY_w/s400/mayis2008%20574.jpg" /></a><br />Diğer kardeşlerle ( Bu toplanmanın değişik bir terminolojisi var: Herkes birbirine kardeş diyor) tanıştık, kaynaştık. Ortada sönmeyen bir ateş olduğu gibi herkes kendi çadırının önünde de ocak yapıp ateş yakıyor. Etraf tükenmeyecek kadar çok ardıç dalı dolu. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202583125580893282"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SDNJycqwzGI/AAAAAAAAGS4/YfhYpPa5wIU/s400/mayis2008%20531.jpg" /></a><br />Merkezdeki büyük ateş için gönüllüler devrilmiş büyük kütükleri sırtlayıp getiriyorlar. Yemekte saydığıma göre kampta kalan yaklaşık 100 kişi var ve 30 kadarı Türk; diğerleri çeşiti milletlerden. En çok İsrail’li, İran’lı, ve Amerika’lı . Sakallı, çok sevimli ve zeki bir İtalyan ateşin küllerinin arasından pişirdiği kocaman ekmeği çıkardı, bir sacayağının üzerine de bir tabak zeytinyağı koydu. Bana bana sıcak ekmeği yedik, çok başarılıydı. Yemek günde iki öğün olarak ortaklaşa üretiliyor ve bir ayin şeklinde yeniyor. Kimse herhangi birşey yapmak zorunda değil ama herkes bir şeyler yapıyor. Kimisi de Tayfun, Umut ve Cem gibi karıncaları inceliyor.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202585870064995634"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDNMSMqwzTI/AAAAAAAAGUk/jkPnwTlfajs/s400/mayis2008%20612.jpg" /></a><br />Arada bu ekmek gibi güzellikler de olmuyor değil. Mesela öğleden sonra ben hamakta kitap okurken Tayfun’un beraber geldiği arkadaşı Cem Durdu gelip “Bora abi çok güzel masala çayı yaptılar gel” diye haber verdi. Gittim, yeni kardeşlerle tanıştım. Ortadaki ateşte orta boy bir kazanda sütlü masala çayı (Hintlilerin baharat çayı, Türkiye’de hiç görmemiştim ama Cem’in söylediğine göre aktarlarda hazır karışım olarak satılıyormuş) kaynıyor, herkes kendi halinde.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202580522830711650"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDNHa8qwy2I/AAAAAAAAGQ0/G1XHpc9oex8/s400/mayis2008%20470.jpg" /></a><br />Kimi yazı yazıyor, kimi örgü örüyor, kimi müzik yapıyor, sohbet ediyor. Müzik en önemli şey denebilir, sürekli müzik yapılıyor, herkes değişik aletleri çalmaya çalışıyor. Örneğin gönüllüler yemek yaparken bir gönüllü de onlara müzik yapıyor. Gitar, cura, mızıka, ney, flüt gibi bildik sazların yanı sıra santur, rebap, daire, bendir, parmak piyanosu, ağız teli, kaşık, tar, ve üflemek için çeşitli boyda PVC borular da mevcut. Tayfun’la Umut içtikleri melisa çaylarının etkisi ile paso uyuduklarından <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202585376143756562"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SDNL1cqwzRI/AAAAAAAAGUU/LUUR1tRmNmI/s400/mayis2008%20603.jpg" /></a><br />masala çayını onlar da tatsın diye kapaklı bardağımda biraz ayırıp Cem’le benim odaya döndük. Az sonra iki köylü geldi, yaylaya giriş yolu benim çadırın yanından geçtiğinden Türkçe konuştuğumuzu duyunca sevinçle yanaştılar.<br />“Ooo abi siz Türkçe biliyorsunuz, biz de nasıl anlaşcaz diyorduk” deyip teklifsizce yanımıza çöktüler. “Ee naapıyonuz burda şimdi?” dediler. Genç olanı Türkçe bilgi almanın öforisi ile benim kapaklı bardağı alıp “Bu neymiş yaa” diye ters çevirip altına baktı, çay dökülünce bir şey olmamış gibi geri bıraktı.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202580205003131714"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SDNHIcqwy0I/AAAAAAAAGQk/yPMpHc_Gdyw/s400/mayis2008%20460.jpg" /></a><br />Dertleri yaylaya market açmakmış, tutar mı diye akıl danışmak istiyorlarmış. Kamyonetle mal getireceklermiş, ne getirelim diye sordular, uygun şeyleri söyledik , akıllarına yattı.<br />Cem’le biraz çevreyi dolaştık. Bir tepenin üzerine çıktığımızda üzerinde <span style="font-style: italic;">US Airforce</span> yazan yağmurluklu yaşlı bir abiyle karşılaştık. Bizi karşıladı, uzun uzun sarıldı( Bu sarılma işi de ilginç, öyle alelade değil bayağı uzun süre görüşmemişsin, ya da birini kaybetmişsin de teselli eder gibi uzun uzun sarılıp başını omzunda yatırıyorsun). <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202929132441226754"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDSEesqwzgI/AAAAAAAAGXA/qpnCcOIBreM/s400/mayis2008%20506.jpg" /></a><br />Yapmaya başladığı güneş saatini gösterdi, vakit olmuyor bitiremedim deyince ben de yeni geldi sandım 1 haftadır oradaymış. Biraz Türkçe konuşuyordu, nerden biliyorsun diye sorunca Amerikan Dışişleri Bakanlığın’ın Federal Servisinde görevli olarak 4 yıl Ankara’da çalışmış, şimdi de Riyad’daymış, oradan sırf bu buluşma için gelmiş. Biz bunu duyunca nemelazım diye abinin yanından uzaklaştık.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202580333852150610"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDNHP8qwy1I/AAAAAAAAGQs/h3JR_vPfzdo/s400/mayis2008%20461.jpg" /></a><br />Daha sonra Tayfun anlattı: İlk buluşmada hep beraber “Peace in the Middle East” diye bağrılan food circle’da yan yana düşüp de ne iş yaptığını öğrenince adama “ Ohoo abi sen naapıyosun, iş arkadaşlarına söyle biraz az mesai yapsınlar, Ortadoğuda süper barış olur!” demiş de abi bozulmuş cevap vermemiş.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202581089766394786"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDNH78qwy6I/AAAAAAAAGRU/mwloahaL9Js/s400/mayis2008%20484.jpg" /></a><br />Çadırımdayken sık sık bağrışlar duyuyordum da bir anlam veremiyordum. Meğer burada iletişim bu şekilde sağlanıyormuş. Mesela yemek hazırlığına başlanacak, bir grup hepbir ağızdan “fuuud sörkııııl” diye bağırıyor, ilerdeki başka gruplar da aynı şekilde bağırarak mesajı yayıyorlar. Bir şeyin istenmesine connection (bağlantı) deniyor. Mesela yemek çemberinde tuz mu isteyeceksin, “Solt konnekşııın” diye bağırıyorsun, tuz torbası nerdeyse gelip seni buluyor, hatta bir keresinde Gabriel diye bir çocuğu çağırmak için “Gabriel konnekşıııın” diye bağrıldığını duydum.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202580982392212370"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SDNH1sqwy5I/AAAAAAAAGRM/MrM7KkIynrU/s400/mayis2008%20482.jpg" /></a><br />Yemek yeneceği zaman “fuuud sörkııııl, (es) naaaaaw” diye bağrılıyor, herkes ‘now’ kelimesini duyunca çok seviniyor.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202581609457437650"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDNIaMqwy9I/AAAAAAAAGRs/Qrome7uFS4k/s400/mayis2008%20498.jpg" /></a><br />Dağda dolaşırken “İnşallah Jandarma basmaz burayı” dedim Tayfun’a, “Yok canım daha neler” dedi.<br />Aradan 1 saat geçmeden bir minibüs Jandarma geldi. Önce araziye yayılıp etrafta tertibat aldılar. Silahlar çapraz tutuşta bizi geniş bir çembere aldılar ama çember dışındaki çadırlarına gidenlere karışmadılar. Başlarındaki uzman Çavuş herkesin ortaya toplanmasını söyledi, lideriniz kim dedi.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202934213387538002"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SDSJGcqwzlI/AAAAAAAAGYE/OjhPlTYi3A4/s400/mayis2008%20528.jpg" /></a><br />Lider falan olmadığı, herkesi ortaya toplamak istiyorsa bunu kendisinin yapacağı söylendi. Türklerden yardım istedi, herkesin ortaya gelmesi bir iki defa bağırıldı ama zaten otorite ile sorunu olan gruptan kimse çağrıyı iplemedi. Minibüsün arkasında uzun eşek oynamaya devam ettiler.<br /><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" allowscriptaccess="always" bgcolor="#FFCCFF" id="radioblog_player_0" flashvars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=2wLzRmb192cvc2bsJmLvlGZhJ3L1hmL3VnLyVGZpB3clxGduV2Z/Hair%2520-%2520I%2520Got%2520Life.rbs&colors=body:#FFCCFF;border:#0066FF;button:#FFFF00;player_text:#FF00FF;playlist_text:#666666;" height="23" width="180"></embed><br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202582635954621490"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDNJV8qwzDI/AAAAAAAAGSg/4sRaR4fKkTM/s400/mayis2008%20521.jpg" /></a><br />Bir kare gördüm: Jandarma komutanı herkes toplansın pasaportlarınızı getirin derken bir zenci tam onun önünde lobutlarla jonglörlük yapıyordu.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202582781983509570"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SDNJecqwzEI/AAAAAAAAGSo/qXM7ysMWMzw/s400/mayis2008%20525.jpg" /></a><br />Anladığıma göre yayla tapulu araziymiş ve sahipleri de bizim çıktığımız Arsaköy’de değil yamacın öbür tarafındaki Sütleğen’deymiş. Sütleğenli 2-3 köylü de Jandarma baskınını neşeyle izlemeye gelmişlerdi zaten. Neyse “fuud sörkııl ; naaw” diye bağrıldı, herkes toplandı. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202587012526296434"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SDNNUsqwzXI/AAAAAAAAGVE/z84oaVZFxF0/s400/mayis2008%20649.jpg" /></a><br />Ben Federal Servisten Louis abinin yanına düştüm. El ele tutuştuk, güzel şarkılar söyledik, Louis abi birden şap diye beni yanağımdan öptü. Soran gözlerle yüzüne bakınca “Geçir geçir, öpücüğü geçir” dedi, meğer Meksika dalgası gibi öpücük halkasıymış, sağıma bir döndüm ki bol sakallı bir İran’lı, yapacak bir şey yoktu, en kardeşane duygularımı toplayıp sakallarından öptüm.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202588245181910466"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SDNOccqwzcI/AAAAAAAAGVs/4Ddcb7_gosk/s400/543111147_d6a024b522.jpg" /></a><br />Az sonra çembere geç kalan Cem gelince bir tur daha öpüş olur korkusuyla “gel Cem’cim burada yer var” diye onu İran’lıyla arama aldım.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202580651679730546"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SDNHicqwy3I/AAAAAAAAGQ8/j6aDR5UsPqY/s400/mayis2008%20473.jpg" /></a><br />Sonra Om çektik. Herkes Ommmmmm deyip uzatabildiği kadar uzatıyor. Susup da dinleyince nefis bir ses çıkıyor, hele bitişi; sanki piyanoda bir nota telde titreşiyormuş gibi azalarak bitiyor. Sonra oturup yemek dağıtımını bekledik. Üç kazanda patlıcan közleme salata ve çapati gönüllüler tarafından dağıtıldı. Söylediklerine göre bugünkü yemeği İran’lılar yapmış. Közleme, safranlı sarımsaklı güzel bir sosla karıştırılmıştı, çok lezzetliydi. Çapatileri de tek tek açıp sacta pişirirken izlemiştim, adam başı 1,5 tane düştü.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202582197867957266"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SDNI8cqwzBI/AAAAAAAAGSQ/RiSsimb9ijA/s400/mayis2008%20519.jpg" /></a><br />Yemekten sonra bir grup kalktı gitarla çok neşeli bir şarkı çalarak dansederek çemberin içinde dönmeye başladılar.<br />Birisi şapkasını çıkartıp sıradan önümüzde tuttu. Genelde bozuk para atılıyordu, hiç atmayan da çoktu. Ben on lira attım, Louis abi avcunda sakladığı 50 lirayı attı.<br />Sonra ortaya bir kız çıktı, bugün kahvaltının çok geç kaldığını yarın daha erken toparlanmak gerektiğini bunun için yarına bir yemek sorumlusu gönüllüsü aradığını söyledi.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202581729716521954"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDNIhMqwy-I/AAAAAAAAGR0/iE58ROByMm4/s400/mayis2008%20500.jpg" /></a><br />İsrailli bir kız gönüllü oldu, çalışmak isteyenlerin onu bulması söylendi.<br />Ben Cem’e “Ben 12 de geldim kahvaltıyı görmedim, kaçta oldu ki?” dedim.<br />Cem: “Bu kahvaltı, daha önce bir şey yemedik” dedi (saat akşamüstü 18 30 du)<br />"Sahiden geç kalmış o zaman" dedim.<br />Bir daha yemek isteyen var mı dediler, eller kalkınca akşam yemeği için bir grup daha oluşturuldu, ve hemen çalışmalara başladı, akşam yemeği de 22 30 da çıktı.<br />Yemekten önce toplanınca hepbir ağızdan iki tane güzel şarkı söyleniyor.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202928879038156274"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDSEP8qwzfI/AAAAAAAAGW4/5OHAYfQFZwo/s400/mayis2008%20476.jpg" /></a><br />Birinin sözleri şöyle:<br /><span style="font-style: italic;">Every little cell in my body is happy, every little cell in my body is well</span><br />Şarkıların melodileri güzel, ayrıca peace in the mişddle east, peace in the middle east diye üst üste yüz defa tekrarlanıyor, bu kadar çok söylemenin barışa katkısı olur mu bilmem ama hafif bir kafa yapıyor.<br />Yemekten sonra, en sonunda herkes kimliğini pasaportunu getirdi, tek tek kaydettiler, ama beyhude bir çabaydı, zira hergün 10 kişi gelip gidiyor.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202582434091158562"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDNJKMqwzCI/AAAAAAAAGSY/8OVr5wido18/s400/mayis2008%20520.jpg" /></a><br />Cem kara kara ne yapacağını düşünen komutana "Muhtara vazife verin, yeni gelenleri kaydedip bildirsin" demiş. Komutan bu zekice ve işi kendi üzerinden atan fikre çok sevinmiş. İşi muhtara havale edip yayladan ayrıldılar. Allah için Jandarma çok olumlu davrandı, hiç eziyet etmedi.<br />Gece yemekten sonra değişik ateş başlarını ziyaret edip sohbet ettik, müzik dinledik.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202583288789650562"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDNJ78qwzII/AAAAAAAAGTI/y_NWQiBBQtM/s400/mayis2008%20551.jpg" /></a><br />Dolunay olduğundan heryer gündüz gibi, ateşten ateşe el feneri kullanmadan yürünebiliyor. İsrail'li bir grubun yanında epeyce oturdum. Ohad isimli gitarist pek içli çalıyor, hep beraber İbranice şarkılar söylüyorlardı. Sözleri anlamayan tek ben olduğumdan şarkının neden bahsettiğini sordum. Kabala fesefesine göre bir ayinin şarkılarıymış. Daha sonra Ohad her şarkının başında Bülent Ortaçgil havasında şarkının sözlerini açıkladı, hatta bir de prensese aşık olan aptal bir adam hakkında kabala meseli anlattı.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202583185710435442"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDNJ18qwzHI/AAAAAAAAGTA/C8V-NGZikBY/s400/mayis2008%20549.jpg" /></a><br />Ertesi gün Cumartesi onların inanışına göre Şabat olduğundan bu gece bizim mübarek Perşembe gecesi gibi mübarek Cumalarıymış, o yüzden ayin yapıyorlarmış. Şabat’ta çalışmak yasakmış ama gitar çalmak çalışmaktan sayılmıyormuş. Eşi Donna da gözlerini kapatıp şarkılara eşlik etti, hatta bir ara o kadar duygulandı ki "Eğer çok ilham gelen varsa çadırda mumlarım var getirebilirim" dedi ama kimse onun kadar inspire olmamış ki ses çıkmadı.<br />Saat 1 gibi uykum geldi, yattım.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202929450268806690"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SDSExMqwziI/AAAAAAAAGXQ/i2GUI5Wf3G8/s400/mayis2008%20558r.jpg" /></a><br />Gece kabanla yatmama karşın çok üşüdüm. Kışlık uyku tulumu yerine yazlığı getirdiğime pişman oldum.<br />Sabah 8 gibi kalktım, ortalık sakin, ayakta tek tük kişi var, herkes uyuyor.<br />Çay demledim, dünden kalan yarım simitle kahvaltı edip hamakta Gandi’nin anılarına daldım. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202585646726696226"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDNMFMqwzSI/AAAAAAAAGUc/ZZEti_aJ6_8/s400/mayis2008%20607.jpg" /></a><br />Bir süre sonra dün bana kabala anlatan Ohad ve eşi Dona çok ağır iki hurç ve bir çantayı taşıyarak geldiler. Ayrılıyorlarmış, yarın Antalya’dan uçakları varmış. Nasıl gidebilecekleri hakkında hiçbir fikirleri yoktu. Bende bir şöförün telefon numarası olduğunu söyleyip Nasıf’ı aradım, ama telefonunu evde bırakıp bahçeye elmaları ilaçlamaya gitmiş. Eşine gelince aramasını söyledim, bu arada ben de soğuğun ve Neşe’yi özlememin etkisi ile hazır araba gelecekken aşağıya inmeye karar verdim.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202583963099516082"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDNKjMqwzLI/AAAAAAAAGTg/lkBie8Fhsxo/s400/mayis2008%20571.jpg" /></a> Neşe’yi aradım, arabayı alıp Dalyan’a gelmesini benim de akşama geleceğimi söyledim. Rainbow güzel bir toplantı ama bana çok hitap etmedi. Yirmili yaşlarımda katılsaydım daha farklı algılayabilirdim ama bu yaştan sonra dünyaya barışın geleceğine inanmak zor! Katılanların çoğunun da benim gibi düşündüğünü sanıyorum, bu kuralsızlık gibi güzel kuralları olan değişik bir tatil şekli, sanki tatil köyü gibi. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202583679631674530"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SDNKSsqwzKI/AAAAAAAAGTY/Zz6l7_J9dq8/s400/mayis2008%20565.jpg" /></a><br />Belli bir süre için gündelik yaşamla, teknloji ile ilgini kesip doğada iptidai, paylaşımcı, bencillikten uzak bir hayat sürüyorsun, dönünce eski hayatına, gündelik hayhuya kaldığın yerden devam ediyorsun.<br />Ohad ve Donna’yı benim avluda misafir ettim, başkaları da geldi, çay içtik, çerez yedik, sohbet ettik.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202584525740231890"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDNLD8qwzNI/AAAAAAAAGTw/Uw9B2fCMNCo/s400/mayis2008%20577.jpg" /></a><br /><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" allowscriptaccess="always" bgcolor="#FF3300" id="radioblog_player_0" flashvars="id=0&filepath=http://www.radioblogclub.com/listen2?u=0vMHZuV3bz9yZvxmYu8WakFmcvInZuUWZyZmLlxGbpV3bilmcn5Wa0VHb/Hair%2520-%2520Sodomy.rbs&colors=body:#FF3300;border:#FFCCFF;button:#FFCCFF;player_text:#FFCCFF;playlist_text:#666666;" height="23" width="180"></embed><br />Ohad din öğretmeniymiş, Donna da tiyatrocu gibi bir şeymiş, esasen Amerikalıymış, iki yıldır İsrail’de yaşıyormuş. Öğleye doğru food circle diye bağrılınca Cem’le beraber gidip yardım etmeye karar verdik. Mutfak çadırına gidip o günkü mutfak sorumlusuna ne yapabileceğimizi sorduk. Önce dünden kalan kazanlar yıkanacak dedi. Kazan yıkama lafını duyunca ben tersyüz olup geri dönecektim ama utandım, bir kazan alıp derede yıkamaya başladım.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202584684654021858"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDNLNMqwzOI/AAAAAAAAGT4/2w3AiKYh4ao/s400/mayis2008%20579.jpg" /></a><br />Deterjan ve sünger olmasına rağmen genelde bulaşık için kül ve ardıç dalları kullanılıyor. Şansıma benim kazan da dibini fena tutmuş, dallarla süngerle yarım saat çabaladıkta sonra epey temizledim. Çalışmak hoşuma gitti, şimdi ne yapayım diye gidip sordum. Sırasıyla sebzeleri yıkadım, iki üç kişi bir arada Şili’deki kuş gübresi savaşlarından bahsederek 1 kilo sarımsak soyduk, 10 kilo kabak havuç doğradık, bu arada birisi de bize müzik yaptı.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202584886517484786"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDNLY8qwzPI/AAAAAAAAGUE/w6Kk94AbmnQ/s400/mayis2008%20581.jpg" /></a><br />Vicdanımızı yeterince temizlediğimize kanaat getirince istirahat için çadrılara döndük.<br />Nasıf saat 3 gibi çadırın yanına kadar araba ile geldi. Köye kadar 20, Kemer’e kavşağa kadar 35 km kadar yol için 50 liraya anlaştık. Nasıf daha fazla istiyordu ama ben pazarlık ettim, "Sana bir akıl vercem, hergün para kazanacaksın" dedim, ve bir ağaca TAXİ ve telefon numarası yazan bir tabela asmasını söyledim. Aklına yattı, çok heyecanlandı, “Sen yazarsın di mi?” dedi, olur dedim.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202586411230874962"><img src="http://lh6.ggpht.com/drborabilgin/SDNMxsqwzVI/AAAAAAAAGU0/fWFDqSSDTRs/s400/mayis2008%20618.jpg" /></a><br />Kahvaltı bizim de katkılarımızla bugün erkenden çıktığından yayladan ayrılmadan yemeklerimizi kaplarımıza aldık, food circle’ı tepeden izleyerek yedik.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202586157827804482"><img src="http://lh3.ggpht.com/drborabilgin/SDNMi8qwzUI/AAAAAAAAGUs/LXXrEgVp0us/s400/mayis2008%20615.jpg" /></a><br />Nasıf da ilk defa böyle bir şey gördüğünden çok ilgilendi.<br />Nasıf'a Sütleğen'lilerin yaptığı çiğliği anlattım, çok hoşuna gitti komşu köylülerin onların köyünü kıskanması, "Hepsi onların değil ya yarısı da bizim köyün" dedi.<br />Ohad bana Nasıf,'ın kendilerini Antalya’ya kadar kaça götüreceğini sordu. Soruyu ilettim, “Hiç bilmiyorum, aşaada babam var ona sorayım söyleyeyim” dedi.<br />Antalya kaç km dedim, onu da bilmiyormuş.<br />Çantaları yükledik, Ohad’ların çantaları Kartal’ın bütün bagajını doldurduğu gibi arka koltuğa da taştı. Nasıl çıkarttınız bunları dedim, traktörle gelmişler.<br />Hep beraber dağ yollarından tarlaların ortasından inmeye başladık, bir arığı geçerken tekerlek taştan düştü, patinaj yapmaya başladı. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202587283109236098"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SDNNkcqwzYI/AAAAAAAAGVM/gmlnmu4ZaFQ/s400/mayis2008%20652.jpg" /></a>İndik biraz ittirdik, olmadı.<br />Donna çantaları indirelim dedi, indirdik, tekerleğe çomak soktuk, ittirdik kurtardık ama patinaj sırasında üstümüz başımız ve hemen arabanın arkasına indirdiğimiz çantalar biraz çamur oldu. Ben hiç umursamadım fakat Donna çok sinirlendi, Nasıf’a kızdı, bu hiç sorumluluklu bir davranış değil dedi, ben tercüme etmedim. Epey söylendi. Ohad anadan doğma soyunup üstünü değiştirdi, Donna da akan suya eğilip eteğini başına çekerek çitiledi, Allahtan Nasıf çantaları yüklüyordu, farketmedi. Arabaya bindik, tekrar yola koyulduk. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202930425226382914"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDSFp8qwzkI/AAAAAAAAGXg/P-s0IeEYwJo/s400/mayis2008%20658.jpg" /></a><br />Nasıf ezik bir havayla <span style="font-style: italic;">“Olmayaydı iyiydi emme...”</span> dedi.<br />Ben özür diliyor dedim, kadın yine atıp tutunca dayanamadım, "Adamın ne suçu var, dağın tepesindeyiz çamur olabiliriz, üstelik çantalar indirmek de arabayı itmek de bizim fikrimizdi” dedim, sustu.<br />Biraz sonra bana “Sor bakalım evinde televizyonu var mıymış?” dedi.<br />Türkiyede evinde televizyonu olmayan insan bulunmadığını söyledim.<br />"O halde hangi Amerikan dizilerini seyrediyormuş?" diye sordu.<br />Sordum, yerli dizileri seyrediyormuş, bir de <span style="font-style: italic;">makkatları</span> seyretmeyi çok severim dedi. Muppetları mı dedim, mahlukatları yani hayvanlı belgeselleri kastediyormuş.<br />Arsa’ya inince bir kahveye yanaştık, çay söyledik, bu sırada Nasif babasını aradı, yokmuş, abisini aldı geldi.<br /><a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202587588051914130"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDNN2MqwzZI/AAAAAAAAGVU/Y83qgsnFMR4/s400/mayis2008%20657.jpg" /></a><br />Abisi bana sordu kaç para isteyelim Antalya’ya kadar diye.<br />“Ben bilmem, kaç kilometre ki?” dedim, O da bilmiyormuş. En sonunda herhalde 150 lirayı geçkince benzin gider sen 250 de çok derlerse 200’e in dediler. Söyledim, çok geldi, otobüsle gitmeye karar verdiler.<br />Nasıf bana tabelaya yazılacakları yazdırdı, 'TAXİ, sadece Türkçe' yazdım, telefon numarasını da 537…. Şeklinde belirttim. Israrla numarayı da yaz dedi. Sonradan anladım numarasını bilmediğinden ısrar ediyormuş, defterimi çıkartıp numarasını da yazdım.<br />Nasıf ve abisi kanımca sahildeki köylülerin 50 yıl önceki halleri gibilerdi. Dünyadan haberleri yoktu. Bbir yandan çok saf ve yardımseverler, bir yandan da elimize böyle bir fırsat geçti, kaçırmayalım, mümkün olduğunca küpümüzü dolduralım derdindelerdi. Benden sonra dönen Tayfun’dan öğrendiğime göre ertesi gün tabelasını atığı gibi bir de ‘focus focus’ diye anons yaptırmış ve köye iniş fiyatını 60 lira olarak ilan etmiş.<a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202587811390213538"><img src="http://lh4.ggpht.com/drborabilgin/SDNODMqwzaI/AAAAAAAAGVc/6ylNDPwH0iQ/s400/mayis2008%20659.jpg" /></a><br /><br />Sahil yoluna inince Ohad’ları bir ağaç gölgesine bıraktık, yukarda sevgi küpü olan Donna'nın aşağıya inince, Malezya dönüşü havaalanında karşılaştığım kokona <a href="http://sandaletliseyahat.blogspot.com/2005/08/tsunamiden-nceki-hafta-malezya-ve.html#testA" target="_blank">kadına</a> dönüşmesini hayretle izledim.<br />Ayrıldıktan sonra otostop yaparak 3 saatte Dalyan'a ve aileme kavuştum. <a href="http://picasaweb.google.com/drborabilgin/Rainbow/photo#5202588193642302898"><img src="http://lh5.ggpht.com/drborabilgin/SDNOZcqwzbI/AAAAAAAAGVk/VbHiHwMFF64/s400/mayis2008%20663.jpg" /></a><br />İzmir'den gelirken Can çok istemiş, Neşe de ona Sakar'daki meşhur kuzulardan almış.<br /><br /><span style="font-size:130%;"><span style="color: rgb(255, 153, 255); font-style: italic;font-family:georgia;" >Bütçe: 70 YTL</span></span><br /><br /><span style="font-style: italic; color: rgb(255, 255, 153);">Sakallı İran'lı fotoğrafı </span><span style="font-style: italic; color: rgb(255, 255, 153);font-size:180%;" ><a href="http://www.flickr.com/photos/nuwah/543111147/in/set-72157600359735889/" target="_blank">bu</a></span><span style="font-style: italic; color: rgb(255, 255, 153);"> arkadaşın.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15415120-6639233149177705923?l=sandaletliseyahat.blogspot.com'/></div>