tag:blogger.com,1999:blog-13513350.post-35564646489869362282008-01-25T19:00:00.000+02:002008-01-26T17:09:45.106+02:00George vs. George*Son zamanlarda üye olup vakit geçirdiğim bir internet sitesi var. (<em>site ismini yazmıyorum, aman deyim polemik olmasın</em>) Fotoğraf bölümü ve forum bölümünden oluşuyor. Fotoğraflar güzel ama malesef forum bölümü tam bir rezalet. Önderliğini bir kaç ırkçı, diktatörlük hayranı insanın yaptığı bu sitede kimler var, kimler yok? saymakla bitmez. Bu gaz verenlerin peşinden koşan, onların gazıyla forum başlıkları açan, ülke içi ve dışından bir dolu cahil-i cühela, kendini bilmez, milliyetçi görünümlü ırkçılara laf etseniz, hemen pattadanak susturuluyorsunuz. Olayın ilginç yanı, temel birleşim noktası AB, ABD, Yahudi karşıtı olmanız. Sitede kendine solcu diyen, en mülayim Müslüman gözüken, ülküm-mülküm diyene bir bakıyorsunuz aynı noktada birleşmişler ve açtıkları başlıklar altında dünya gerçeklerinden uzak, kendi ütopik projelerinin tartışmalarını yapıyorlar. Tabi bu sırada mide bulandırıcı ırkçı fikirlerinide ortaya kusuveriyorlar. Arkadaşların çoğuda yurtdışında yaşayanlardan oluşuyor. Ah, birde "Türkiye'nin en fazla kayıtlı üyesi bizde var" diye de övünüyorlar. Ama bir defa kayıt olup tek mesaj yazmış ve bir daha da siteye uğramamış 2 yıl önceki aktif olmayan bir hesabıda bu sayıya katıyorlar. Birde üye olduktan sonra çıkmak istiyorum, silin gibi bir alternatif yok :p İleri zekalılığın son noktalarındalar anlaşılacağı üzre. Neyse, şimdi buradan nereye geçeceğim. Irkçılık dedim aklıma güzel bir anım geldi.<br /><br />Yıl 1996. Almanya Heidelberg'deyim. George isimli iki tane arkadaşım var. Biri, tipik Türkiye'de yetişmiş milliyetçi-muhafazakar bir Türk gencinin kopyası, Yunan genci. Diğeri ise Güney Kıbrıs'ta yetimiş. Buna rağmen Türklerle diyaloğa girmekten çekinmemiş bir Kıbrıslı Rum. İlk başlarda onlarda birbirlerini tanımıyorlardı. Arasıra üçümüz dışarda takılır gezerdik. Bazen dikkat ederdim. Kendi aralarında Yunanca, bazı şeyleri hararetli tartışırlardı; kısa süreli de olsa. Yunanistan'dan gelen George, aldığı eğitim, yaşadığı bölge (<em>varoş değil, aksine zengin denebilir</em>) ve iletişimde bulunduğu sosyal çevre itibarıyla, Türkiye'den gelen insanlara karşı hasmane tavırlar içerisinde olabiliyordu. Standart önyargıları vardı. Tıpkı bazı ülkemiz insanlarının, Yunanistan'daki insanlara karşı önyargılarında olduğu gibi, onun da aklında tek bir Türk tipi ve klasik kalıplaşmış davranışı vardı. Kıbrıs'tan gelen George'da ise daha önce Kıbrıs'taki Türklerle irtibat içinde olmasından dolayı (<em>hatta annesinin Rum polisinde çalıştığını söylemişti</em>), farklı bir yaklaşım mevcuttu. Bazen konuşmalar arasında George, kendini bilmeden en uç noktalara geliyordu. Bunu Kıbrıslı George ve ben fark ediyorduk ama verdiğimiz tepkiler asla onun gibi sert söylemler ve politik mesajlarla olmuyordu. Birgün Kıbrıslı George'la beraber oturup konuşurken şunu öğrendim. Ara sıra kendi aralarında yaptıkları tartışmalar hep bu sert söylem ve mesajlar yüzünden oluyormuş. George, aşırı söylem ve imalarda bulunan arkadaşını hep uyarıyormuş. Banada bu söylemlere karşı düşmanca karşılık vermediğim için teşekkür etti. Konuştuk ve karar verdik. Sertliğe ve ırkçı yaklaşımlara aynı karşılığı vermek çözüm olmaz. Aynı ölçüde verilen karşılık daha büyük ölçüde başka bir tepki ile geri dönüyor. O halde ne yapmamız gerekirdi? Tabikide Yunanistan'dan gelen George'un ırkçı ve hasmane mesaj içeren konuşma bölümlerini, günlük yaşam içerisinde duymamazlıktan gelip, onun fikirlerini izole edecektik, ilgilenmeyerek.<br /><br />Eğer üç kişiyseniz ve bir kişi size karşı hasmane tavırlar içerisindeyse, sizde bu kişiye aynı şekilde hasmane davranırsanız, şiddete pirim vermiş olursunuz. Üçüncü kişi yanlız kalır yada taraf seçmek durumunda kalır. İster-istemez, onuda şiddete yönlendirmiş olursunuz. Fakat, hasmane tavır gösteren kişiyi kale almaz ve ona karşı şiddet yerine diğer üçüncü kişiyle iyi ilişkiler kurarsanız, bu hasmane tavrı olan kişiyi yanlız bırakırsınız.<br /><br />Bu yalnızlık ve karşılık bulamamazlık, Yunanistan'dan gelen George'un bir süre sonra konuşmalarının arasına serpiştirdiği söylemlerden vazgeçmesine sebep oldu. Sonraları, sorduğu sorular ile Türkiye ve insanlar hakkında benden bilgi edinmeye başladı. Bu da önyargılarını sorgulamaya başlamasının bir işaretiydi.<br /><br />Sonra ne mi oldu? Sonra ben Heidelberg'den ayrıldım. Yunanistan'dan gelen George Amerikaya gidip müzik okumak istiyordu. Umarım okumuştur. Kıbrıstan gelen gelen George ise İngiltere'ye gidecekti. Belki dünyanın bir yerinde bir gün karşılaşırız tekrar. Yiati ohi? vre malaka!! yiati ohi?** :)<br /><br />*George George'a karşı<br />** Neden olmasın? lan!! neden olmasın?Kaanhttp://www.blogger.com/profile/00845735892298146234noreply@blogger.com