tag:blogger.com,1999:blog-129166692009-07-13T22:01:55.333+03:00Bulunduğum Yerden Manzara...Baktığım yerden hayata, bildiklerime, bilemediklerime, yaptıklarıma, sevdiklerime dair gevezelik.Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.comBlogger224125tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-15110285061867884322009-06-28T10:09:00.002+03:002009-06-28T10:12:06.508+03:00Sevan Nişanyan - Cehennem / Taraf<a href="http://www.taraf.com.tr/makale/5726.htm">Taraf Gazetesi | Sevan Nişanyan - Cehennem</a><br /><br />Kudüs’e gitmiş olanınız varsa bilir, eski kentin güneyindeki dik vadi Hinnom Vadisidir. İçi tıklım tıkış Filistinli mahallesidir. İbranice ge vadi olduğu için Ge Hînnôm גהינום derler. <span class="fullpost"><br /><br />Tevrat’a göre burada vaktiyle putperestlerin tapınağı varmış, tanrı Moloh’a çocuk kurban ederlermiş, ne kadarı gerçektir ne kadarı Tektanrıcı propagandadır bilmem. Krallar 2.23’e göre kral Yosiah bu töreyi yasaklamış, tapınağı da yıktırmış. Ondan sonra burası Kudüs kentinin çöplüğü olmuş. Hayvan leşleri ve idam mahkûmlarının cesetleri buraya atılırmış. Sürekli ateş yanarmış. Kokuyu tahmin edebilirsiniz artık. <br /><br />Tevratta ge hînnôm veya gei ben-hînnôm (“Hinnom oğlu vadisi”) onbir yerde geçiyor. Hepsinde de somut bir yer sözkonusudur. Sadece Yeremya 7.31’de günah işleyip lanetlenen Yahuda halkının ölülerinin Hinnom vadisini dolduracağı, orada kurda kuşa yem olacağı, bundan dolayı vadinin adının “Gözyaşı Vadisi” olarak anılacağı bildirilir. Tevrat’ın Aramice tefsirlerinde sözcük Gehennâm şeklinde geçer. Allahın putperestlere yönelik gazabının simgesi olarak yorumlanır. <br /><br />Aramice /g/ = Arapça /c/ kuralından daha önce söz etmiştim, hatırlarsınız. İncil’de geçen sözcük Yunanca gehenna’dır. Hz. İsa bu sözü oniki yerde telaffuz eder. Her seferinde günahkâr bir kişiyi veya günah işleyen bir organı “Gehenna ateşine atmak” eylemi söz konusudur. İsa daima mecaz ve mesellerle konuşmayı sever, burada da mecazi bir anlam kastetmiştir sanırım. Ama ikibin senedir tartışılan bir konuyu ben çözecek değilim herhalde.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-1511028506186788432?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-24116756187065610692009-06-03T00:38:00.000+03:002009-06-03T00:39:20.606+03:00Boş Zamanlarınızda Ne Yaparsınız?<embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-274981837129821058&hl=en&fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"> </embed><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-2411675618706561069?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-2673944468461266182009-05-04T22:50:00.001+03:002009-05-04T22:52:23.612+03:00The Last Lecture<embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=8577255250907450469&hl=en&fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"> </embed><br /><embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-5700431505846055184&hl=en&fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"> </embed><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-267394446846126618?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-54585105760904655282009-05-04T22:05:00.005+03:002009-05-04T22:14:03.019+03:00TeknoKritik - 12:Sütlü İncir Tatlısı<img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 169px; height: 200px;" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/12-777912.JPG" border="0" alt="" /><div align="justify">Sosyal bilimlerde pek çok yaklaşım teknoloji kavramını kendi temel meselesine göre farklı tarif eder. Bu alanda dört ana perspektiften biri de yorumlayıcı (interpretive) yaklaşımdır. Gözlemciden bağımsız nesnel bir gerçekliğin var olmadığını savunan bu yaklaşıma göre her bir mesele ancak ilişkide olduğu kişi (kullanıcı, gözlemci, vs.) ile birlikte anlaşılabilir. Bu yaklaşıma göre “teknoloji”, kullanıcısı onu nasıl anlamlandırıyorsa ona göre var olur. Herhangi bir teknoloji yaşam çevrimi içinde farklı anlamlar kazanabilir. Kısacası bir teknolojiye insanlar günlük hayatta nasıl bir anlam yüklüyorsa o teknoloji toplumsal olarak odur.<span class="fullpost"><br><br />Örneğin Internet, hâkim kullanış biçimi olarak bilgiye ulaşmak, araştırma yapmak, yeni şeyler öğrenmek için kullanılıyorsa başka, birbirini tanıyan tanımayan kimseler arasında sosyalleşme ve sohbet amacıyla kullanılıyorsa başka bir toplumsal varlık kazanır. Dünya üzerindeki insanların bilgiye erişme fırsatlarını önemli ölçüde eşitleyen Internet’in bu devrim yaratan özelliği ancak o imkanı kullanırsanız vardır. Yanlış anlaşılmasın bu örneği “Internet üzerinde sosyalleşmek kötü, ilim irfan için kullanmak iyi” gibi basmakalıp bir duruşu yeniden üretmek için söylemiyorum. Esasen bu yazıda toplum olarak Internet ile kurduğumuz ilişkiyi anlamlandırmak yolunda sorular sordurmanın peşindeyim.<br><br />Gelelim incir tatlısına. Yıllardır yazdığım bir açıkgünlük (blog) sitem var. Yukarıdaki e-posta adresinden de görülebileceği gibi adresi www.deniztuncalp.com olan sitemde aklıma gelen her konuda bir şeyler yazıyorum. Tele.com.tr’de yazmaya başladıktan beri buradaki yazılarımı da siteye ekliyorum. Dolayısıyla site zamanla çok çeşitli içeriğin biriktiği bir yer oldu. Siteye arama motorlarından gelen ziyaretçilerin hangi anahtar kelimeleri arayarak geldiklerine baktığımda ise şaşırmadan edemiyorum.<br><br />Yıllar önce yazdığım bir yazıda sadece bir defa “porno” geçtiği için o yazıya takılan kişiler, arama motoru ile gelen site ziyaretçilerinin yaklaşık %15-20’sini oluşturuyor. Cinsel içeriğin Internet’te ne kadar talep gördüğünü düşününce bu çok şaşırtıcı değil. Beni esas şaşırtan yıllar önce aklıma esip denediğim ve sonra tarifini siteye koyduğum “Sütlü İncir Tatlısı” yazısının gördüğü büyük ilgi. Arama motorlarından siteye gelen ziyaretçilerin %50-%60’ı “Sütlü İncir Tatlısı” tarifine geliyor.<br><br />Tek örnekle sonuca varılmaz ama, bilişim ile ilgili kelimeler arayanlar en fazla %8 olurken sütlü incir tatlısına bu aşırı ilgi nasıl yorumlanmalı? A)Bilişimciler kendi konularında arama motorlarını aşçılardan çok daha az kullanıyor, B)Toplum olarak en çok yemek içmek meselesi ile ilgiliyiz, C) Akşama ne yapacağını bilemeyen ev hanımlarımız derdinin çözümünü Internet’te buldu, D)Hiçbiri. Türkçe yemek tarifeleri üzerine yazılan açıkgünlükler bilişim açıkgünlüklerini adet, içerik ve nitelik olarak çoktan geçtiğine göre sanırım bilgi toplumuna yemek tarifleri, amatör aşçılar ve ev hanımlarından başlayarak geçiyoruz. </div></span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-5458510576090465528?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-49081783774829399222009-04-11T17:34:00.007+03:002009-05-04T21:54:48.602+03:00TeknoKritik - 11:Küresel Krize Mobil Çözüm<a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/11-737027.JPG"><img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 169px; height: 200px;" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/11-737019.JPG" border="0" alt="" /></a><div align="justify"><a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/mart-762063.jpg"></a>Dünya finans sisteminin taşıdığı risklerin türev piyasaları sayesinde anlaşılamaz hale gelmiş olması ve ABD’deki “mortgage” sektöründen kaynaklanan değer balonunun patlaması tüm dünyayı bir ekonomik durgunluğun içine düşürdü. Gayrimenkul piyasalarının ünlü yatırımcısı Soros bu krizin tarihi büyük durgunluktan daha da büyük olduğunu (<a href="http://getir.net/mw4" target="new">http://getir.net/mw4</a>), pazar mekanizmalarının dengeye ulaşmaya doğru ilerlediği gibi temel pazar kabullerinin paradigmatik olarak yanlış olduğunu söylüyor (<a href="http://getir.net/mw5" target="new">http://getir.net/mw5</a>). Şimdiye kadar yaşananlar bu iddiaların doğruluğunu destekler yönde.<span class="fullpost"><br><br />Şubat ayında düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde küresel durgunluğa mobil sektörün ülke bazında çözüm olabileceği ifade edildi. Hazırlanan bir araştırma raporuna dayanarak, mobil internet için kullanıma açılacak yeni bir spektrum aralığının örneğin Çin ekonomisine $211 milyar Hindistan ekonomisine $95 milyar katkıda bulunabileceği söyleniyor. Bunun için hükümetlerin belirsiz ve değişken olmayan bir düzenleme ortamı sağlaması ve spektrum planlamasını yeniden gözden geçirmesi talep ediliyor Hatta ülkelerin spektrum yönetiminde benzer politikalar uygulamasının mobil cihazlarda yüksek hacimlerin ve düşük maliyetlerin sağlanabilmesinin önünü açacağını söyleniyor. Dünya GSM Birliği dijital TV yayınına geçilmesi ile boşa çıkacak 400 MHz’lik düşük frekans aralığının sadece 100 MHz’inin kullanılmasının bile herkes için ucuz ve kaliteli mobil internet hizmetini mümkün kılacağını söylüyor. Örneğin 2100 MHz bandı yerine 700 MHz üzerinden Mobil Internet servislerinin kurgulanması maliyetleri %70 daha ucuzlatacağından bugün için ticari görünmeyen en kırsal alanlara hizmet vermenin dahi ekonomik olacağı söyleniyor.<br><br />Türkiye’de 3G yatırımlarının bu yıla kadar gecikmiş olması tesadüfen bir fırsatı da beraberinde getirmiş olabilir. Bu yıl operatörler çok büyük paraları yatırıma dönüştürüyor ve bu da ekonomik yavaşlamayı önemli ölçüde frenliyor. Ancak bunun tek başına yeterli olmadığı da ortada. Türkiye’deki karasal dijital yayının içinde bulunduğu problem yumağının çözülmesinin frekans planlamasında önemli fırsatların önünü açacağı görünüyor. Marmara depreminden sonra “geçici” olarak gelip kalıcı hale gelen dünyanın en ağır vergi yükünün sektörün sırtından alınması ucuz ve yaygın Internet hizmetini tüm ülkeye taşıyabilir, ekonomiyi canlandırabilir.<br><br />Global krize olabildiğince yerel çözüm için elden geleni yapmak vaktidir. Yaşadığımız şey gerçekten büyük durgunluktan daha da büyük bir fenomen ise bu krizin sonunun ne olacağı hepimizi daha da yakından ilgilendiriyor. Geçen sefer büyük durgunluk, en çok etkilenen ülkelerin başına Hitler gibi demagog ve ultra-milliyetçi politikacıların gelmesine ve sonuç olarak dünya savaşına sebep olmuştu. Durgunluk ancak savaşla geçti. Ne dersiniz? Kısa dönemli hesaplar yapmak yerine teknolojiye bir şans vermeye değmez mi?</div></span><br /><a href="http://www.deniztuncalp.com/11.pdf" target="new"><img style="CURSOR: hand" alt="" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/pdf-756966.gif" border="0" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-4908178377482939922?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-50163225193171554952009-03-23T00:56:00.002+02:002009-03-23T00:58:25.765+02:00Engel Nerede?<object width="334" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param> <param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/embed/AimeeMullins_2009U-embed_high.flv&su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/AimeeMullins-2009U.embed_thumbnail.jpg&vw=320&vh=240&ap=0&ti=482" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="334" height="326" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/embed/AimeeMullins_2009U-embed_high.flv&su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/AimeeMullins-2009U.embed_thumbnail.jpg&vw=320&vh=240&ap=0&ti=482"></embed></object><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-5016322519317155495?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-61136035768045549332009-03-23T00:30:00.001+02:002009-03-23T00:30:27.232+02:00Teknolojinin Evrimi<object width="334" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param> <param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/embed/KevinKelly_2005-embed_high.flv&su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/KevinKelly-2005.embed_thumbnail.jpg&vw=320&vh=240&ap=0&ti=19" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="334" height="326" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/embed/KevinKelly_2005-embed_high.flv&su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/KevinKelly-2005.embed_thumbnail.jpg&vw=320&vh=240&ap=0&ti=19"></embed></object><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-6113603576804554933?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-74942552561192703632009-03-22T23:25:00.016+02:002009-03-22T23:56:51.540+02:00Predictably Irrational<object width="400" height="300"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/embed/DanAriely_2009-embed_high.flv&su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/DanAriely-2009.embed_thumbnail.jpg&vw=316&vh=211&ap=0&ti=470" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="400" height="300" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/embed/DanAriely_2009-embed_high.flv&su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/DanAriely-2009.embed_thumbnail.jpg&vw=316&vh=211&ap=0&ti=470"></embed></object><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-7494255256119270363?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-22955391816898927432009-03-15T23:35:00.004+02:002009-03-15T23:43:03.970+02:00Konuşma: MVNO Innovation Executive Forum 2009 / London<a href="http://www.marcusevans.com/html/eventdetail.asp?eventID=15298&SectorID=5&divisionID=" target="new"><img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 75px;" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/marcusevansmvno-726006.JPG" border="0" alt="" /></a><strong>MVNO Business Outlook: Barriers and Opportunities for Potential MVNOs in Turkey</strong><br />• Benchmarking with International examples and lessons learned from MVNO cases worldwide.<br />• Assessing the Turkish GSM market for establishing an MVNO in Turkey.<br />• Identifying barriers and opportunities that are critical for MVNO business plans.<br />• Creating MVNO business plans that create real value to the customer.<br /><br />Dr. Deniz Tunçalp, MVNO Business Manager, Turkcell<br /><br /><strong>Tarih:</strong> 6 - 8 May 2009<br /><strong>Yer: </strong>London, UK<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-2295539181689892743?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-77249674070370299222009-03-14T17:05:00.011+02:002009-03-15T20:58:20.942+02:00Kitabım çıktı :)<center><a href="http://www.amazon.com/Recursive-Dualism-Technology-Reconstructing-Organizations/dp/3639129156/" target="new"><img src="http://www.deniztuncalp.com/bookcoverRDT.JPG" width=272 height=400></a></center><br /><br><a href="http://www.amazon.com/s/ref=nb_ss_b?url=search-alias%3Dstripbooks&field-keywords=deniz+tuncalp" target="new"><img src="http://www.deniztuncalp.com/amazoncom.gif"/></a><br><br><br /><br><a href="http://www.amazon.co.uk/s/ref=nb_ss_b?url=search-alias%3Dstripbooks&field-keywords=deniz+tuncalp" target="new"><img src="http://www.deniztuncalp.com/amazoncouk.gif"/></a><br><br><br /><br><a href="http://www.amazon.de/s/ref=nb_ss_eb?__mk_de_DE=%C5M%C5Z%D5%D1&url=search-alias%3Denglish-books&field-keywords=deniz+tuncalp" target="new"><img src="http://www.deniztuncalp.com/amazonde.gif"/></a><br><br><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-7724967407037029922?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-55934612781371414852009-03-10T10:07:00.004+02:002009-03-10T10:17:09.119+02:00TeknoKritik - 10:Bir Hamburger Kaç Arkadaşınıza Eşdeğer?<div align="justify"><a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/mart-762063.jpg"><img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 168px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/mart-762058.jpg" border="0" /></a>Geçtiğimiz Ocak ayında Burger King, Facebook üzerinde “widget” uygulama ile bir kampanyaya başladı. Uygulamayı Facebook profilinize ekledikten sonra eğer 10 arkadaşınızı arkadaş listenizden çıkarırsanız Burger King size bedava 1 Whooper veriyordu. Üstelik uygulama, arkadaş listenizden çıkardığınız her bir kişiye de bir hamburgerin onda biri kıymetinde olduğunu bildiriyor ve onu da kampanyaya katılmaya davet ediyordu. Kampanyanın başlamasından sadece 8 gün sonra oluşan sonuçlar nedeniyle Facebook’un önlem alacağını açıklayınca kampanya zorunlu olarak sona erdi. Bu süre zarfında yaklaşık 23.000 “Whooper” değerinde toplam 234.000 kişi arkadaş listelerinden çıkarıldı. Böylece sosyal ağ arkadaşlığının kaç kuruş değerinde olduğunu da hesaplamak fırsatı doğdu.<span class="fullpost"><br /><br />Facebook’un Internet üzerindeki sosyal ağlar geri dönülmez bir biçimde hayatımıza sokması aslında bu teknoloji etrafındaki pek çok değer, algı ve kabulü de beraberinde değiştirdi. “Arkadaş” kelimesi Facebook’tan önce ve Facebook’tan sonra artık başka anlamlar taşıyor. Bu teknolojinin etrafında oluşturulan dili belirleyen, “arkadaş listesi”, “widget” ve benzeri pek yeni anlamlara sahip kavramları hayatımıza sokan Facebook, Internet üzerinde sosyal ağ denen teknolojinin nasıl şekil alacağını ve bu teknolojiyi anlatan dili oluşturmada çok önemli ve etkin bir rol aldı. Bu yılki Mobil Dünya Kongresi’nde Nokia standındaki Ovi servisini bir ziyaretçiye anlatan stand görevlisinin de ziyaretçiden aldığı yanıtta olduğu gibi artık Internet üzerindeki sosyal ağlar müşteri tarafından “Facebook gibi bir şey” olarak anlaşılıyor. Facebook tek başına bu oyunun kesin ve nihai galibi olmasa da, sosyal ağ teknolojisinin sahiplenmesi ve bu alanda hakimiyet oluşturması sayesinde çok ciddi bir avantaj elde etmiş durumda.<br /><br />Teknolojisini yaymak ve kullanıcılara kabullendirmek için pek çok başka teknoloji üreticisi durmaksızın birbiriyle rekabet halinde. Bu yılki Mobil Dünya Kongresinde yapılan açıklamalarla iyice görünür halen gelen mobil telefon işletim sistemleri arasındaki mücadele de buna güzel bir örnek. Bu yıl GSM kongresinde yapılmış önemli açıklamalardan birisi Microsoft Windows Mobile’ın yeni sürümünün LG’nin üreteceği 50 yeni akıllı telefon modelinde destekleneceğinin açıklaması oldu. Bu gerçekleştiğinde alışılmış Windows deneyiminin mobil ortamda yaygınlaşması için Microsoft önemli bir avantaj yakalayacak. Geçtiğimiz yıllarda telefon işletim sistemleri pazarın bir zamanlar tek hakimi gibi görünen Symbian, rekabet karşısında önemli pazar payı kaybetti (2005: %74.3, 2008: 52.4, Kaynak: Canalys). Bunun üzerine Symbian ticari bir ürün olmaktan vazgeçerek, Nokia’nın da desteği ile kurulan Symbian Vakfının ücretsiz sağladığı bir mobil işletim sistemi olmaya karar verdi. Sektörde ayrıca Apple iPhone işletim sistemini (2008: %9.6), Research in Motion, Blackberry işletim sistemini (2005: %8.6, 2008: %16.5) sahip oldukları başarılı telefon modelleriyle hâkim kılmaya ve kullanıcı deneyimini yeniden tanımlamaya çalışıyor. Bir yandan da Google, açık kaynak kodlu Android işletim sistemi ile mobil endüstrisinin ruhunu değiştirmenin, kendisine kataloglayıp arayacak yeni bilgiler oluşturmanın, lokasyon ve yön bilgisine “Google Maps” ve “Streetview”’i de katarak mobil cihazları yeniden tanımlamanın peşinde.<br /><br />Bir zamanlar tuttukları günlüklerini başkalarının okumasından çekinen gençler, artık günlüklerini Internet üzerinde tüm dünya ile paylaşmaktan kaçınmıyorlar. DOS temelli kişisel bilgisayarlardan, Windows’a oradan da Internet ortamına geçişte bilgiyi algılama ve yaşama şekillerimiz nasıl değiştiyse, mobil devrimin daha da derinleşmesi ile alışkanlıklarımız, teknolojiye ilişkin yargılarımız ve tanımlamalarımız tekrar dönüşecek. Kimsenin sonucu baştan tasarlayamayacağı bu fırtınalı ortam şirketler ve teknolojiler için pek çok varoluş riskini beraberinde taşısa da dümeni doğru tutup rotasını takip etmeyi başaranları teknoloji alanında dünya çapında üstünlük kurma fırsatları bekliyor. </div></span><br /><a href="http://www.deniztuncalp.com/mart.pdf" target="new"><img style="CURSOR: hand" alt="" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/pdf-756966.gif" border="0" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-5593461278137141485?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-40335377062559626542009-02-22T23:06:00.003+02:002009-02-22T23:13:05.022+02:00Konuşma: Yönetim ve Mühendislik Günleri / Ankara<div align="left"><a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/ymg-728035.jpg"><img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 141px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/ymg-727981.jpg" border="0" /></a><strong>Panel: Şirketlerin Değişim Stratejileri </strong><br />Şirketlerde Değişimin Mühendisliğini Yapmak Mümkün Mü?<br />Dr. Deniz Tunçalp<br /><br /><strong>Tarih:</strong> 22 Şubat 2009<br /><strong>Yer: </strong>ODTÜ Kültür Kongre Merkezi<br /><strong>Organizasyon: </strong><a href="http://www.odtuvt.org.tr/ymg/" target="new">ODTÜ Verimlilik Topluluğu</a></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-4033537706255962654?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-58997482128309322192009-02-19T21:06:00.002+02:002009-02-19T21:43:38.235+02:00Konuşma: Eurasia.com / Istanbul<a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/eurasiacom-732923.JPG"><img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 177px; CURSOR: hand; HEIGHT: 111px" alt="" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/eurasiacom-732921.JPG" border="0" /></a><strong>MVNO Business Outlook: Barriers and Opportunities for Potential MVNOs in Turkey</strong><br />• Benchmarking with International examples and lessons learned from MVNO cases worldwide.<br />• Assessing the Turkish GSM market for establishing an MVNO in Turkey.<br />• Identifying barriers and opportunities that are critical for MVNO business plans.<br />• Creating MVNO business plans that create real value to the customer.<br /><br />Dr. Deniz Tunçalp, MVNO Business Manager, Turkcell<br /><br /><strong>Tarih:</strong> 31 Mart - 1 Nisan 2009<br /><strong>Yer: </strong>Movenpick Hotel, Istanbul<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-5899748212830932219?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-8862163415466770482009-02-19T20:45:00.003+02:002009-02-19T21:04:14.383+02:00Konuşma: MVNOs Growth Markets / Dubai<img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 148px; height: 74px;" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/mvnodubai-784936.JPG" border="0" alt="" /><strong>Understanding the Benefits of the MVNO Proposition to the MNO</strong><br /><br />Dr. Deniz Tunçalp, MVNO Business Manager<br />Marketing, Turkcell<br /><br /><strong>Date: </strong>22-23 April 2009<br /><strong>Location: </strong>Radisson SAS Hotel<br /><div>Deira Creek, Dubai</div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-886216341546677048?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-18408073567691302242009-02-19T20:36:00.004+02:002009-02-19T20:42:38.375+02:00Em vi Ne O? Mobil Pazartesi'nin Ardından<img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/Momoresim-798814.jpg" border="0" alt="" />Mobile Monday'in İstanbul organizatörü arkadaşım <a href="https://www.xing.com/profile/Natali_Yesilbahar" target="new">Natali Yeşilbahar</a> bu ay düzenlenen ve benim de konuşmacı olduğum toplantının ardından blogunda toplantının resimlerini ve kendi notlarını <a href="http://www.nataliyesilbahar.com/MoMo/Em_vi_ne_o__ve_LB_Sosyal_Aglar.html" target="new">yayınlamış</a>. Hatta toplantıda göstermeye çalıştığım örnek MVNO reklamları da blogda yerini <a href="http://www.nataliyesilbahar.com/Aklimdakiler/Em_vi_ne_o__Izleyelim_Ogrenelim.html" target="new">almış</a>. Katılamadıysanız tavsiye ederim.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-1840807356769130224?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-34473093391587096772009-02-07T20:12:00.003+02:002009-02-07T20:25:39.940+02:00TeknoKritik - 9:SIM Kartımız Ne Zaman Cüzdan Olacak?<a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/9-760602.JPG"><img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 168px; height: 200px;" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/9-760588.JPG" border="0" alt="" /></a><div align="justify">Cep telefonu ile telefonda konuşmak ve SMS atmak dışında neler yapıyorsunuz? Giderek cebinizdeki bilgisayar dönüşen cep telefonları artık pek çok yeni işlevi yerine getirmeye başlamış durumda. Cep İnterneti pek çok uygulamayı ve bilgiyi cebinize getiriyor. Ancak bunun dışında da pek çok yeni işlev, kullanıma girmek için sırada bekliyor. 3N ihalesinin sonrasında yeni nesil şebekelerin devreye girmesi ile artacak Internet kapasitesi çok daha görsel deneyimlerin bizleri beklediğini müjdeliyor. DVB-H gibi adına pek çoğumuzun aşina olmadığı teknolojilerin de devre girmesi ile dijital TV yayınlarını telefonunuzla takip edebilir hale geleceksiniz. Peki ya başka?<span class="fullpost"><br /><br />Pek çok GSM operatörünün can attığı alanlardan birisi de, telefonların birer ödeme aracı haline gelmesi. Bugün Japonya’da binlerce kişi toplu taşım araçlarını kullanırken veya küçük çaplı alışverişlerinde para yerine SIM kartlarındaki ödeme bilgilerini veya yükledikleri elektronik paralarını kullanabiliyorlar. Ancak diğer operatörlerin bu konuda Japon operatör NTT DoCoMo kadar ileriye gidemediklerini görüyoruz. Dünya GSM Birliği bünyesinde organize olan pek çok operatör SIM kartlarını kredi kartı haline getirme çabasını bir arada yürütmeye başladılar (http://getir.net/nkv).<br /><br />Telefon ile ödeme yaparken gerekli güvenlik nasıl sağlanacak? Giderek herhangi bir bilgisayarın sahip olduğu işlevlere sahip olmak yönünde ilerleyen cep telefonları ne yazık ki ödeme işleri için gerekli güvenliği sağlayamıyorlar. Oysaki GSM operatörlerinin göz bebeği sayılan SIM kartları, sahip oldukları üstün güvenlik özellikleri ile ödeme endüstrisinin talep ettiği üst düzey güvenlik niteliklerini sağlayabiliyor ve aynı kredi kartlarının üzerindeki akıllı kartların sahip olduğu güvenlik seviyelerinde üretilebiliyorlar.<br /><br />Ödeme ve Telekom endüstrisindeki oyuncuların rol paylaşımlarını ve güç dengelerini ciddi oranda değiştirme potansiyeline sahip bu gelişme ne zaman gerçekleşecek? Bu değişimin yaşanması için teknik pek çok ön hazırlık ve standart neredeyse tamamlanmış durumda. Ancak değişimin gerçekten yaşanması ile ilgili gelecek, telefon üreticileri, bankalar ve GSM operatörleri arasında dünya çapında devam eden sektörel mücadele nedeniyle değişim bana göre yakın bir gelecekte olacakmış gibi görünmüyor.<br /><br />İlk mücadele bankalar ve operatörler arasında yaşanıyor. SIM kartların sahibi operatörler bu avantajlarını iyi kullanmak isterken, bankacılık lisansına sahip oyuncular, bankacılık düzenlemelerini gerekçe göstererek bu işi ancak kendilerinin yapabileceğini söylüyorlar. Diğer tartışma da operatörler ile Nokia’nın başını çektiği telefon üreticileri arasında sürüyor. Telefon üreticileri örneğin çok az kullanılan MMS teknolojisini telefonlardan çıkarmazken, SIM kartlar kredi kartı haline geldiğinde bu kartların POS cihazlarında işlem yapabilmesini sağlayacak arayüzlere (NFC) sahip telefon cihazları bir türlü ürün planlarına yaygın biçimde almıyorlar. Bunun yerine SanDisk benzeri firmalarla telefon üzerinde alternatif ortamlar yaratmak için çalışmalar yapıyorlar.<br /><br />Kendi telefon üretimini yapan ve kendi bankası bulunan NTT DoCoMo, mobil ödemeyi Japonya’nın tamamına hızla yayarken, diğer ülkeler, ya zaten büyük hacimlerde telefon siparişi veren global bir operatörün çıkıp üreticileri NFC destekli telefon üretmeye zorlamasını veya telefon üreticilerinin SIM kartları denklemin dışına atacak yeni bir güvenli ortamı kullanıma almasını bekliyor. Bu örnek bir teknolojinin yaygınlaşması ve yerleşmesinin nasıl rasyonel ve teknik bir süreç olmaktan çok taraflar arası güç mücadeleleri ve ilişkilerle belirlenen sosyal bir süreç olduğunu gösteriyor. </div></span><br /><a href="http://www.deniztuncalp.com/9.pdf" target="new"><img style="CURSOR: hand" alt="" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/pdf-756966.gif" border="0" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-3447309339158709677?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com2tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-62491025284891940052009-02-05T20:25:00.001+02:002009-02-19T20:30:41.215+02:00Konuşma: Mobile Monday / İstanbul<a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/momo-791772.jpg"><img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 59px" alt="" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/momo-791771.jpg" border="0" /></a><strong>MVNO: Em vi ne o? </strong><br /><ul><li>Sanal Mobil Şebeke Operatörlüğü nedir?</li><li>Taslak MVNO düzenlemesi neleri içeriyor?</li><li>Dünya'dan başarılı ve başarısız MVNO örnekleri</li><li>MVNO İş planı hazırlarken nelere dikkat etmeli?</li><li>MVNO'ları bekleyen fırsatlar ve tehditler</li></ul>Dr. Deniz Tunçalp, MVNO Business Manager<br />Marketing, Turkcell<br /><br /><strong>Tarih:</strong> 9 Şubat 2009<br /><strong>Yer:</strong> Sabancı Center<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-6249102528489194005?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-14111248938117308612009-01-30T20:26:00.001+02:002009-02-07T20:32:23.609+02:00TeknoKritik - 8:Teknolojiye Düzen Verelim Derken<div align="justify"><a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/8-728465.jpg"><img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 169px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/8-728455.jpg" border="0" /></a>Güneş ufukta yükseldikçe iletişim için yaklaşık otuz saniyede bir korna çalan sürücülerin çıkardıkları sesler Kahire sokaklarında yankılanmaya başladı. Bu sırada Bombay’da bir şoför sollayanlardan zamanında haberdar olmak için kamyonetinin arkasına büyük harflerle “LÜTFEN KORNA ÇALIN” yazdırıyordu. Aynı anda Kanada’da başka bir sürücü yoldaki tehlikeli bir durumu haber vermek için korna çalması gerektiğini fark ettiğinde, kornanın nerede olduğunu bir türlü hatırlayamadı. Öte yandan İstanbul’da trafikte işe varmaya çalışan bir sürücü, kırmızı ışığın yeşile döndüğünü önündeki sürücüye kornaya hafifçe basarak haber verdi. bu ülkelerin hepsinde trafik kurallarında “korna” aynı şekilde mi tarif ediliyor?<span class="fullpost"><br /><br />Bu basit örnekte görüldüğü gibi, kullanılan “araba kornası” gibi basit bir teknoloji olsa bile teknolojiler kullanımda çok farklı anlamlar ve fonksiyonlar kazanabiliyor. Hatta herhangi bir teknoloji tasarımından ve özelliklerinden neredeyse tamamen bağımsız bir sosyal varlık kazanabiliyor. Bunun en bilinen örneği de elbette Internet. ARPANET ile yola çıkanlar, MOSAIC nedir bilenler, e-posta göndermek için PINE kullanmış olanlar, INTERNET’in paralel bir gerçeklik oluşturduğu günümüzü ne kadar tahmin edebilirlerdi?<br /><br />Internet, tüm kullanıcıları için aynı anlama mı geliyor veya aynı anlamı (sizin anladığınız anlamı) ifade etmek zorunda mı? Teknoloji olgusunu anlamaya ve politikalar geliştirmeye çalışırken işin sosyal boyutunu unutarak sadece mühendisçe yaklaşmak işte bu nedenle zorluklar ve tehlikeler barındırıyor. Kafamızdaki teknoloji algısını ve kullanım sınırlarını diğer insanlara zorlamaya çalışmak, aslında o teknolojinin kullanımda yeni anlamlar kazanması ve yeni kullanımlarla dönüşmesini engellemek, giderek teknolojinin budanmasına sebep olmak anlamına geliyor olabilir.<br /><br />Teknolojiye yüklenen anlam ve fonksiyonlar, mutlaka rasyonel ve akla uygun olmak zorunda mıdır? Ön tekerleği ile arka tekerleği arasında büyük boy farkı olan tarihi bisikletlerin resimlerini hiç gördünüz mü? 1870li yıllarda, bir ulaşım aracından çok sirk gösterileri için yapılmış sayılan bisikletin dünya tarafından “normal” bisiklet (<a href="http://getir.net/g3g">http://getir.net/g3g</a>) sayıldığını ve bu “normal” bisiklete binmenin erkekliğin ispatı vesilesi olduğunu biliyor muydunuz? Günümüzün bisikletinin o yıllarda “güvenli bisiklet” (<a href="http://getir.net/g3f">http://getir.net/g3f</a>) denilerek bir miktar da küçümsendiğini düşününce, herhangi bir teknoloji ile ilgili mevcut norm ve sosyal kabullerin ne kadar değişken ve ne kadar zamana ve topluma bağımlı meseleler olduğu ortaya çıkıyor.<br /><br />Teknoloji ile ilgili sosyal meselelerin halledilmesi amacıyla düzenlenmesi, kanunlara, kurallara bağlanarak, teknolojinin insanlarca yorumlama esnekliğine sınır getirilmeye çalışılması çok ciddi hatalar içeren sonuçlar doğurabiliyor. Özellikle teknoloji söz konusu olduğunda, yorumlama esnekliği hiçbir zaman tamamen hesaba katılamayacağından, problemler çıkmadan problemleri öngörerek çözmeyi amaçlayan yaklaşımlar neredeyse her zaman istenen sonuçlara ulaşamıyor. Yapılması gereken teknolojiyi budamak yerine klasik hukuk ve düzenleme yaklaşımında olduğu gibi, gelişmenin önünde koşmaya çalışmadan, problemlerin oluşmasına ve toplumsal dengeler içerisinde kendi çözüm yolunu bulmasına katlanmaktır.<br /><br />Eğer toplumsal mekanizmalar oluşan ve derinleşen sorunlara çözüm getiremiyorsa, mevcut kurallarınız ve normlarınız sorunları katlanılır şekilde yönetmenize yaramıyorsa, o zaman durumlara özel hukuki düzenlemeler hazırlayıp kurallar koymak son çare olarak başvurulması gereken bir yol olmalıdır. Aksi takdirde bulduğunuz ve çözüm olduğunu sandığınız çözümler giderek sorunun kendisi haline gelebilir, özgürlükleri budayabilir ve yeniliğin önünü tıkayabilir. </div></span><br /><a href="http://www.deniztuncalp.com/8.pdf" target="new"><img style="CURSOR: hand" alt="" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/pdf-756966.gif" border="0" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-1411124893811730861?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-84699618528342593682009-01-25T23:33:00.007+02:002009-01-25T23:46:57.440+02:00Sevgili Babamın Anısına<div align="justify"><a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/hazirlik-778279.jpg"><img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 408px; CURSOR: hand; HEIGHT: 239px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/hazirlik-778276.jpg" border="0" /></a><br />Bugün eski DPT müsteşarı ve Türk siyasetinin önemli isimlerinden babamın ODTU Hazırlık sınıf arkadaşı İlhan Kesici'den bir eposta aldım. Kendisi de ODTU Endüstri mezunu olan Kesici, kendi web sitesindeki bir fotoğrafı görmemiş olabileceğimizi düşünerek bizimle paylaşmış. Resimde sevgili babamın hazırlık sınıfındaki tüm kalbiyle gülümseyen bir resmi var. Buraya not düşmek istedim. Bir de Ertuğrul Özkök'ün 4 Ocak yazısı var aşağıda. </div><br /><div align="justify">Bu resimleri, yazıları gördükçe giderek artan bir istekle babamın biyografisini yazmayı hayal ediyorum. "Bir gün oturup konuşalım da anlatayım" deyip anlatamadığı neler vardı acaba? Onun hayatında 68 kuşağının "şovalyelerinin" hikayesini bir gün kaleme alabilmeyi isterdim.<br /><br /><strong>Tesadüf biz de 7 kişiydik - Ertuğrul Özkök / Hürriyet (4 Ocak 2009)</strong><br /><br />HER erkeğin hayatında mutlaka bir bekár veya öğrenci evi vardır.Benimki, Ankara Bülten Sokak'taydı.<br /><span class="fullpost"><br />Tesadüf ya biz de 7 kişiydik.<br /><br />İçimizden biri galiba Antakyalıydı.<br /><br />Geriye kalan altımız ise İzmirli.<br /><br />Birimiz hariç hepimiz Türkiye İşçi Partisi sempatizanıydık.<br /><br />İki apartman ötemizde Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin kız öğrenci yurdu vardı.<br /><br />Orada da bazı İzmirli kızlar kalıyordu.<br /><br />Akşamları, Bülten Sokak ile Tunalı Hilmi'nin kesiştiği köşedeki "Hamdi'nin Lokantası"na giderdik.<br /><br />Orası üniversite yemekhanesi gibiydi.<br /><br />Haftada en az iki üç gün, lokantadan çıkınca ya sinemaya giderdik, ya da İzmirli kızlarla bizim eve.<br /><br />Evin en küçük odasını ODTÜ Mimari'de okuyan bir arkadaşımıza verdik.<br /><br />Öteki oda ise iki arkadaşımız tarafından paylaşılmıştı.<br /><br />Geriye kalan 4 kişi, L şeklindeki salonu bölüşmüştük.<br /><br />O evden Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni çıktı.<br /><br />Koleksiyon mağazalarının sahibi Faruk Malhan çıktı.<br /><br />İzmir'de Hilton Oteli'nin inşaatının denetimini yapan mühendis çıktı.<br /><br />Tekel Genel Müdürlüğü'nü, daha sonra Yaşar Holding CEO'luğunu yapan Mustafa Güçlü çıktı.<br /><br />Bir tiyatrocu çıktı:<br /><br />Ertuğrul Esençay.<br /><br />Başarılı bir mimar olan Önder Tunçalp çıktı.<br /><br />Yedinci arkadaşımızın ise izini kaybettim.<br /><br />Önder Tunçalp, üç yıl önce aramızdan ayrıldı.<br /><br />* * *<br /><br />Hayat bizi başka başka yerlere attı.<br /><br />Ama Bülten Sokak'taki o öğrenci evini hiçbir zaman unutamadık.<br /><br />O evden aklımda kalan epey hatıra var.<br /><br />Tuhaftır, hatırladığım hiçbir yılbaşı yok.<br /><br />Ya ailelerimizin yanına gitmişiz, ya da öylesine sıradan, tabii kanyakla kolanın karıştırıldığı sıradan yılbaşılar yaşamışız.<br /><br />Yedi çocuğun dramını öğrendiğimde aklıma Bülten Sokak'taki ev geldi.<br /><br />* * *<br /><br />Acaba bizim başımıza da böyle bir şey gelebilir miydi?<br /><br />Bina, kömürle çalışan kalorifer sistemine sahipti.<br /><br />Banyomuzun termosifonu ise havagazıyla çalışırdı.<br /><br />Hepimizde biraz havagazından zehirlenme korkusu vardı.<br /><br />O yıllarda havagazından zehirlenen öğrenci var mıydı, hiç hatırlamıyorum.<br /><br />Bir de şunu merak ediyorum.<br /><br />Bizim başımıza böyle bir şey gelseydi, acaba bir belediye yetkilisi veya siyasetçi çıkıp, üstümüzün çıplak olup olmamasına takar mıydı?<br /><br />Doğrusu o günlerde böyle tıynetsizlik yapacak bir siyasetçi de hatırlamıyorum.<br /><br />Eminim sadece içleri acırdı...<br /><br />"Yedi" rakamının bizim kuşağın hafızasında travmatik bir izi vardır.<br /><br />Ne zaman bir evde 7 gençten söz edilse, aklımıza hep Bahçelievler katliamı gelir.<br /><br />Türkiye İşçi Partili o 7 çocuğun katledildiği gün, hayatımızda bir şeylerin değiştiğini hissetmiştik.<br /><br />Şimdi 7 rakamı hayatımıza bir başka travmatik olayla giriyor.<br /><br />Üstelik bu defa sadece kaybolan hayatları değil, onların arkasından istifrağ edilen sözleri de hatırlayacağız.<br /><br />* * *<br /><br />Doğalgaz müdürünün hoyrat sözleri, eminim bekár evlerinde, öğrenci evlerinde kalan milyonlarca insanı çok üzmüştür.<br /><br />Çünkü o öğrenci evlerinde çok insani hayatlar yaşandı.<br /><br />O evlerden çok büyük dostluklar çıktı.<br /><br />Çok büyük aşklar yaşandı, çok büyük hüsranlar da.<br /><br />O evlerden benimki gibi çok uzun evlilikler de çıktı...<br /><br />Bu cümle, biz öğrenci evi çocuklarının kanına, işte bu hatıralar yüzünden de çok dokundu</span></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-8469961852834259368?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-6396146434979214752008-12-29T23:18:00.001+02:002009-01-01T23:21:11.269+02:00Unutamam<div><object width="400"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k2Wh8oLnKVYElhpsHy&related=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k2Wh8oLnKVYElhpsHy&related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="400" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"></embed></object><br /><b><a href="http://www.dailymotion.com/video/x3m2ic_enbe-orkestrasi-mustafa-ceceli-unut_music">ENBE ORKESTRASI & MUSTAFA CECELI - UNUTAMAM</a></b><br /><i>Yükleyen <a href="http://www.dailymotion.com/sayit">sayit</a></i></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-639614643497921475?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-14522968163430809142008-12-21T22:57:00.004+02:002008-12-21T23:11:53.601+02:00Reha Erdem FilmleriBeş Vakit<br /><br /><embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-8862135530786184780&hl=en&fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"> </embed><br /><br />***<br /><br />Korkuyorum Anne<br /><br /><embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4756093561355892877&hl=en&fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"> </embed><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-1452296816343080914?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-86074646171358399052008-12-12T19:18:00.003+02:002008-12-12T19:32:38.160+02:00Goa 604<object width="425" height="344"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/55mAxkspKoY&hl=en&fs=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/55mAxkspKoY&hl=en&fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"></embed></object><span class="fullpost"><br /><br /><object width="425" height="344"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ACP_Ohnlb4o&hl=en&fs=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/ACP_Ohnlb4o&hl=en&fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"></embed></object><br /><br /><object width="425" height="344"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/-2EYkP_eiXA&hl=en&fs=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/-2EYkP_eiXA&hl=en&fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"></embed></object></span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-8607464617135839905?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-43800797056039718252008-12-12T19:00:00.002+02:002008-12-12T20:28:00.533+02:00Goa 2008<a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/DSCF1669_small-701500.JPG"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/DSCF1669_small-701493.JPG" border="0" alt="" /></a><br>Vagator - Goa<br><br /><a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/DSCF1748_small-772711.JPG"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/DSCF1748_small-772706.JPG" border="0" alt="" /></a><br>Anjuna - Goa<br><br /><a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/DSCF1729_small-725512.JPG"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/DSCF1729_small-725509.JPG" border="0" alt="" /></a><br>Morjim - Goa<br><br /><a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/DSCF1738_small-717180.JPG"><img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/DSCF1738_small-717176.JPG" border="0" alt="" /></a><br>Arambol - Goa<br><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-4380079705603971825?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-72787454061563351502008-12-06T16:33:00.002+02:002008-12-06T16:37:13.210+02:00Internet Governance ForumHyderabad - India<a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/DSCF1662-730736.jpg"><img style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/DSCF1662-730178.jpg" border="0" /></a><br>Blrleşmiş Milletler IGF Zirvesi Türkiye Delegasyonu<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-7278745406156335150?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-12916669.post-12713851312684680782008-12-06T15:24:00.005+02:002008-12-12T20:27:02.923+02:00Haydarabad<a href="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/pleasehorn-725703.jpg"><img style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://www.deniztuncalp.com/uploaded_images/pleasehorn-725117.jpg" border="0" /></a><br> Araba kornasının bir teknoloji olarak Fransa, Türkiye, Mısır ve Hindistan'daki anlam ve kullanımı rahatlıkla akademik bir makaleye konu olabilir :)<br /><div></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12916669-1271385131268468078?l=www.deniztuncalp.com%2Findex.html'/></div>Deniz Tuncalphttp://www.blogger.com/profile/12903256001765912711noreply@blogger.com0