tag:blogger.com,1999:blog-126535922008-07-18T00:08:26.439+03:00ekon-elekAYKUT KİBRİTÇİOĞLUhttp://www.blogger.com/profile/13969281864219932728noreply@blogger.comBlogger12125tag:blogger.com,1999:blog-12653592.post-17080194664921216782008-06-13T12:35:00.010+03:002008-06-16T21:01:05.986+03:00MEP10 Endeksine Göre AKP Hükümeti Ekonomik Bakımdan Temmuz 2006'dan Beri Adeta "Yerinde Sayıyor"<span style="font-size:85%;"></span><br /><span style="font-size:85%;">22 Temmuz 2007 erken genel seçimleri yaklaşırken, Türkiye'de Aralık 1987 - Nisan 2007 döneminde iktidarda bulunan hükümetlerin makroekonomik performanslarını "</span><a href="http://mpra.ub.uni-muenchen.de/3962/01/MPRA_paper_3962.pdf"><span style="font-size:85%;">Türkiye'deki Hükümetlerin Makroekonomik Performanslarının Bir Karşılaştırması, 1987-2007</span></a><span style="font-size:85%;">" başlıklı makalemde kullandığım çeşitli endeksler yardımıyla karşılaştırmıştım. Çalışmada kullandığım temel endeksi (<strong><span style="color:#cc0000;">MEP10</span></strong>), Mart 2008 verileri itibariyle güncelleştirdim. İşte son durum:<br /><br /></span><a href="http://bp3.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/SFIttRuO3sI/AAAAAAAAAHw/qL5znuA8QRs/s1600-h/mep10-200803.bmp"><span style="font-size:85%;"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5211277974695763650" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/SFIttRuO3sI/AAAAAAAAAHw/qL5znuA8QRs/s400/mep10-200803.bmp" border="0" /></span></a><span style="font-size:85%;"><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />Şekile göre, MEP10 eğrisindeki (<span style="color:#cc0000;">kırmızı eğri</span>) artışlar, kabaca, ilgili hükümetin makroekonomik performansının seçilmiş 10 temel göstergenin ortalaması itibariyle <em>iyileştiği</em>, düşüşler ise <em>kötüleştiği</em> anlamına geliyor. Öte yandan, "sıfır" düzeyi, MEP10 endeksinin 1987-2008 için "tarihî ortalamasını" (vasat performans) gösteriyor.<br /><br />MEP10 endeksinin yukarıdaki şekildeki seyri (Ocak 1987 - Mart 2008), Kasım 2002'den bu yana iktidarda bulunan AKP hükümetlerinin (</span><a href="http://www.basbakanlik.gov.tr/sour.ce/index.asp?wpg=hukumetler"><span style="font-size:85%;">58, 59 ve 60. hükümetlerin</span></a><span style="font-size:85%;">) makroekonomik performanslarının Temmuz 2006'dan bu yana iyice "vasat"a yaklaştığına, hatta Kasım 2007'den sonra kaygı verici biçimde kötüleşmeye başladığına işaret ediyor.<br /><br />Bu olumsuz gidiş, bazı politikacıların iddia ettiği gibi, AKP'ye karşı </span><a href="http://www.anayasa.gov.tr/general/"><span style="font-size:85%;">Anayasa Mahkemesi</span></a><span style="font-size:85%;">'nde açılan davalar ile ilişkili olamaz. Çünkü, bilindiği üzere, CHP ve DSP henüz </span><a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/437189.asp"><span style="font-size:85%;">27 Şubat 2008</span></a><span style="font-size:85%;"> tarihinde Anayasa Mahkemesi'ne başvurarak TBMM tarafından anayasada yapılan türban düzenlemesi konusunda </span><a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/449024.asp"><span style="font-size:85%;">iptal davası açtı</span></a><span style="font-size:85%;">, Yargıtay Başsavcısı ise AKP'ye karşı kapatma davasını </span><a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/439256.asp"><span style="font-size:85%;">17 Mart 2008</span></a><span style="font-size:85%;"> tarihinde açtı. Bu durumda, eğer Anayasa Mahkemesi Temmuz 2008'de AKP'nin kapatılmasına ve/veya 71 AKP'linin siyasetten beş yıllığına men edilmesine karar verecek ve ortaya çıkacak siyasi belirsizlik ve boşluk ortamının da etkisiyle ekonomideki kötüleşme şiddetlenecek olursa, bu kötüleşmenin asıl sebebi Anayasa Mahkemesi'ne açılan davalar ve bu mahkeme tarafından alınan kararlar olmayacaktır, gibi gözüküyor.<br /><br />AKP hükümet(ler)inin makroekonomik performansının veya başka bir deyişle Türkiye ekonomisinin bir türlü yeterince iyileş(e)memesinin (örneğin işsizliğin bir türlü ciddi biçimde geriletilememesinin ve cari hesap açıklarının yarattığı ekonomik tehdidin sürmesinin) asıl sebebi, kanımca, son 24 aydır bir türlü yeni ve gerekli mikro ve makroekonomik önlemleri alma ve yapısal reformları tamamlama/güçlendirme/sürdürme istek, kararlılık, beceri, cesaret ve başarısını göster(e)meyen ve <em>ilgisini</em> özellikle 22 Temmuz 2007 seçimlerindeki başarısından sonra hızla ekonomiden toplumsal-dinsel bazı siyasi tercih ve hedeflerine kaydıran 59. ve 60. Recep Tayyip Erdoğan hükümetlerinin bu davranışı olacaktır.<br /><br />Son olarak, eklemek gerekir ki, mevcut ekonomik durumun ortaya çıkmasında (veya en azından, yukarıda dikkat çekilen makroekonomik kötüleşme sürecine "girilmesinde") dünya ham petrol piyasalarındaki (</span><a href="http://www.wtrg.com/prices.htm"><span style="font-size:85%;">zaten 2004 yılından bu yana sürmekte olan</span></a><span style="font-size:85%;">) büyük fiyat artışları ve/veya </span><a href="http://aydinonat.blogspot.com/2008/04/finansal-piyasalarda-neler-oluyor.html"><span style="font-size:85%;">ABD</span></a><span style="font-size:85%;">'deki derinleşen </span><a href="http://aydinonat.blogspot.com/2008/03/abd-emlak-piyasas-ve-kresel-kriz.html"><span style="font-size:85%;">finansal kriz</span></a><span style="font-size:85%;"> gibi "dışsal etkenlerin" ciddi katkıları bulunduğunu iddia etmek de oldukça güçtür, güç olacaktır.<br /><br />Not: MEP10 endeksinin hesaplanma metodolojisi hakkında ayrıntılı bilgi için </span><a href="http://mpra.ub.uni-muenchen.de/3962/01/MPRA_paper_3962.pdf"><span style="font-size:85%;">buraya</span></a><span style="font-size:85%;"> veya </span><a href="http://ekon-elek.blogspot.com/2007/07/hkmetlerin-makroekonomik.html"><span style="font-size:85%;">buraya</span></a><span style="font-size:85%;"> tıklayabilirsiniz. Bu kısa notla ilgili olarak Sn. Uğur Gürses'in Radikal Gazetesi'ndeki köşe yazısı (16.2.2008) için ise <a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&ArticleID=883544&Yazar=UĞUR%20GÜRSES&Date=16.06.2008&CategoryID=101">buraya</a> tıklayınız.</span><br /><br /><span style="font-size:85%;"></span>AYKUT KİBRİTÇİOĞLUhttp://www.blogger.com/profile/13969281864219932728noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-12653592.post-88501101560031363692008-06-10T12:29:00.008+03:002008-06-13T13:02:22.037+03:002008 Yılı Mart Ayı İtibariyle Türk Bankacılık Sektöründe "Kırılganlık"<span style="font-size:85%;">Ocak 1979 - Mart 2008 itibariyle Türk bankacılık sektörü kırılganlık endeksinin seyri aşağıda gösterilmiştir:<br /><br /></span><span ><span style="font-size:85%;"><strong><span style="font-size:78%;">Şekil 1: Bankacılık Sektörü Kırılganlık Endeksi, Ocak 1979 - Mart 2008</span></strong><br /></span></span><a href="http://bp3.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/SE5J7EU7bHI/AAAAAAAAAHo/su8STa9C_70/s1600-h/bsf-1979-200803.bmp"><span style="font-size:85%;"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5210183098036874354" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/SE5J7EU7bHI/AAAAAAAAAHo/su8STa9C_70/s400/bsf-1979-200803.bmp" border="0" /></span></a><span style="font-size:85%;"><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />2008 yılı Mart ayı itibariyle Türk bankacılık sektöründe ciddi bir (genel) risk-alıcı davranış eğilimi ve dolayısıyla kriz riski gözlemlenmiyor. Endeksin bileşenleri, hesaplanma yöntemi ve endeksteki değişmelerin yorumlanması hakkında ayrıntılı bilgi için şu linklere tıklamanızı tavsiye ederim:<br /></span><ul><li><span style="font-size:85%;"><a href="http://ekon-elek.blogspot.com/2007/06/trk-bankaclk-sektrnde-krlganlk-1979.html">Önceki duyuru</a></span></li><li><a href="http://129.3.20.41/eps/mac/papers/0206/0206004.pdf"><span style="font-size:85%;">Özgün makale (Kibritçioğlu, 2003)</span></a></li></ul><p><span style="font-family:trebuchet ms;"><span style="font-size:85%;"></span></p></span>AYKUT KİBRİTÇİOĞLUhttp://www.blogger.com/profile/13969281864219932728noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-12653592.post-217144723483349772008-01-25T17:12:00.000+02:002008-01-28T10:25:05.827+02:00Yeni "Blog": Enerji İktisadı ve Küresel Isınma<span style="font-size:85%;">"Enerji İktisadı ve Küresel Isınma" konulu günlük notlarımı (artık) yeni açtığım bir "blog"da arşivleyeceğim: </span><a href="http://economics-of-energy.blogspot.com/"><span style="font-size:85%;">http://economics-of-energy.blogspot.com</span></a>AYKUT KİBRİTÇİOĞLUhttp://www.blogger.com/profile/13969281864219932728noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-12653592.post-75689483836814846722007-10-23T17:35:00.000+03:002008-01-28T10:25:28.278+02:00İktisatla İlgili Makaleleri İnternette Nerede Aramalı?<span ><span style="font-size:85%;">İktisat öğrencileri ve araştırmacılarının ödev veya araştırmalarıyla ilgili kaynak (özellikle makale) araştırırken başvurabilecekleri temel (internet) kaynakları bence şunlar:</span><br /></span><ul><li><span style="font-size:85%;"><span style="color:#000000;"><span ><strong><em>JEL</em> EconLit</strong>, </span></span><a href="http://www.econlit.org/"><span style="color:#000000;">http://www.econlit.org</span></a></span></li><li><span style="font-size:85%;"><span style="color:#000000;"><span ><strong>EconPapers</strong>, </span></span></span><a href="http://econpapers.repec.org/"><span style="font-size:85%;color:#000000;">http://econpapers.repec.org</span></a></li><li><span style="font-size:85%;"><span style="color:#000000;"><span ><strong>SSRN Economics Research Network</strong>, </span></span></span><a href="http://ssrn.com/ern/index.html"><span style="font-size:85%;color:#000000;">http://ssrn.com/ern/index.html</span></a></li><li><span style="font-size:85%;"><span style="color:#000000;"><span ><strong>Turkish Economy Research (Econtürk)</strong>, </span></span></span><a href="http://www.econturk.org/"><span style="font-size:85%;color:#000000;">http://www.econturk.org</span></a></li><li><span style="font-size:85%;"><span style="color:#000000;"><span ><strong>Ceteris Paribus</strong>, </span></span></span><a href="http://www.ceterisparibus.net/"><span style="font-size:85%;color:#000000;">http://www.ceterisparibus.net</span></a></li></ul><p><span style="font-size:85%;"><span >Bizim lisans ve yüksek lisans öğrenciliğimiz döneminde (1981-1988) <em><a href="http://www.aeaweb.org/journal.html">Journal of Economic Literature</a></em> (<em>JEL</em>) dergisinin kütüphanedeki basılı nüshalarını inceler veya doğrudan doğruya kütüphanedeki dergilerde kaynak araştırması yapardık. Oysa artık <em>JEL</em>'deki (</span><a href="http://www.aeaweb.org/journal/jel_class_system.html"><span ><em>JEL</em> sınıflandırma sistemi</span></a><span >ne göre endekslenen) makale/kitap künyelerine üniversite kütüphanelerindeki hazır CD-Rom'lardan (abone olmak kaydıyla) veya arşive abone olunan üniversitelerdeki bilgisayarlardan online olarak (1969-2007) kolayca ulaşılabiliyor.(<strong><span style="color:#cc0000;">*</span></strong>) Dahası, aynı yolla, pek çok makalenin kendisine pdf formatında da ulaşılabiliyor.</span></span></p><p><span style="font-size:85%;"><span >Son yıllarda, </span><a href="http://econpapers.repec.org/"><span >EconPapers</span></a><span >, öğrencilerime tavsiye ettiğim en önemli makale tarama kaynağı durumunda. Çünkü bu arşivden, (en azından tarama aşaması itibariyle) üniversite dışındaki bilgisayarlardan da ücretsiz biçimde yararlanılabiliyor. EconLit'ten farklı olarak bu arşivde, tartışma/çalışma makaleleri (discussion/working papers) de (yani henüz yayınlanmamış olan makaleler (articles) de) endeksleniyor. SSRN/ERN arşivi ise, ücretli olduğu için EconPapers karşısında kullanıcılar açısından biraz dezavantajlı bir arşiv.</span></span></p><p><span style="font-size:85%;"><a href="http://www.econturk.org/"><span >Econtürk</span></a><span > ve </span><a href="http://www.ceterisparibus.net/"><span >Ceteris Paribus</span></a><span > ise, özellikle Türkiye ekonomisiyle ilgili ve Türkçe makaleler açısından göreli üstünlüğe sahip iki yerli internet arşivi. </span></span></p><p><span style="font-size:85%;"><span >Bu ve diğer makale araştırma kaynakları hakkında çok daha ayrıntılı bilgi almak için, mutlaka Dr. </span><a href="http://politics.ankara.edu.tr/~aydinona/"><span >Emrah Aydınonat</span></a><span >'ın "</span><a href="http://politics.ankara.edu.tr/~aydinona/rehber/"><span >İktisat Öğrencileri için Ödev Yazma Rehberi</span></a><span >" adlı çalışmasına bakmanızı öneririm.</span></span></p><p><span style="font-size:85%;"><span >(<strong><span style="color:#cc0000;">*</span></strong>) <span style="font-size:78%;">Örneğin, Ankara Üniversitesi'ne bağlı fakültelerden ulaşılabilecek veritabanlarının bir listesine, </span></span><a href="http://www.ankara.edu.tr/kutuphane/e_kutuphane.html"><span style="font-size:78%;">http://www.ankara.edu.tr/kutuphane/e_kutuphane.html</span></a><span style="font-size:78%;"> adresinden ulaşılabilir. Bu veritabanlarından </span><a href="http://search.ebscohost.com/"><span style="font-size:78%;">EbscoHost</span></a><span style="font-size:78%;"><span > içinde, online tarama yapılabilecek EconLit arşivi de yer alıyor. Listedeki iktisatçılar için önemli veritabanlarından bir diğeri de </span><a href="http://www.jstor.org/"><span >JSTOR</span></a><span >.</span></span></span></p>AYKUT KİBRİTÇİOĞLUhttp://www.blogger.com/profile/13969281864219932728noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-12653592.post-84826854523880420592007-10-02T12:08:00.000+03:002007-10-02T12:24:47.752+03:00TÜİK Veri Tabanı Uygulamaları<span style="font-size:85%;">TÜİK'in bugün abonelerine gönderdiği bir duyuru emailine göre, kurum tarafından yapılan çeşitli araştırma sonuçlarına ayrıntılı bir şekilde, istenilen kapsam ve zaman serisinde ulaşılabilmesine olanak sağlayan dağıtım veri tabanlarına ve istatistiki tablolara TÜİK'in şu sayfasından erişilebiliyor:</span><br /><span style="font-size:85%;"></span><br /><a href="http://www.tuik.gov.tr/jsp/duyuru/upload/vt.html"><span style="font-size:85%;">http://www.tuik.gov.tr/jsp/duyuru/upload/vt.html</span></a><br /><span style="font-size:85%;"></span><br /><span style="font-size:85%;">Daha önceki bir <a href="http://ekon-elek.blogspot.com/2007/05/trkiye-ekonomisi-istatistikleri.html">değerlendirmemde</a> dikkat çektiğim bazı eksikliklerin giderilmesi yönünde önemli bir adım olduğunu düşündüğüm bu çaba nedeniyle, yakında TÜİK'in kullanıcılara/araştırmacılara daha yararlı bir veri dağıtım hizmeti sunacağını ümit etmek için elimize (nihayet) bir fırsat geçmiş gibi gözüküyor.</span>AYKUT KİBRİTÇİOĞLUhttp://www.blogger.com/profile/13969281864219932728noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-12653592.post-19740438802627106732007-07-13T18:32:00.000+03:002007-07-31T16:53:16.636+03:00Hükümet Karşılaştırmalarında Ortalama Ekonomik Göstergeler Niçin Yanıltıcıdır?<span style="font-size:85%;"></span><br /><span style="font-size:85%;">Yaklaşan erken genel seçimler nedeniyle, medyada, son 19-20 yıla ilişkin bazı hükümet karşılaştırmaları yayınlanmaya başlandı (bak. <a href="http://www.google.com/search?q=h%C3%BCk%C3%BCmetlerin+ekonomik+performans%C4%B1+-%C3%B6l%C3%A7%C3%BCm%C3%BC&hl=tr">örnekler</a>). Bu makroekonomik karşılaştırmalarda hükümetler birbirleriyle, genellikle, belki de hesaplama kolaylığı da dikkate alınarak, iktidarda bulundukları dönemlerdeki göstergelerin <em>ortalama (yıllık) değerleri</em> itibariyle "yarıştırılıyor". Oysa, bu tür (yani dönem ortalamaları cinsinden yapılan) kıyaslamaların, birden fazla <em>yanıltıcı</em> yönü bulunmaktadır (bak. <a href="http://mpra.ub.uni-muenchen.de/3962/01/MPRA_paper_3962.pdf"><strong><span style="color:#cc0000;">Kibritçioğlu, 2007</span></strong></a>). Bunlardan birini, anlaşılırlığını kolaylaştırmak için şu basit (uç) örnekle açıklayabiliriz:</span><br /><br /><span style="font-size:85%;">Varsayalım ki, bir ülkede geçmişte aynı uzunlukta (diyelim ki 45'er ay) görev yapmış olan iki hükümet olsun. Bunlardan birincisi X gibi (artması ekonomik açıdan olumlu karşılanan) varsayımsal bir değişkenin değerini hep artırırken, diğeri bunun tam tersi bir sonuç elde edebilmiş olsun. Ayrıca, varsayalım ki, iki hükümetin X performansları <strong>Şekil 1</strong>'deki gibi tamamen ters gelişmiş olsun ve böylece X'in iki hükümet dönemindeki ortalama değeri de tümüyle aynı olsun (örnekte: 84.4). Şimdi, eğer değerlendirmeyi sadece dönem ortalamalarına göre yapacak olursak, her iki hükümetin de X performansı aynıdır. Yani bu durumda hükümetlerin biri diğerinden daha başarılı değildir. Oysa, birinci hükümet X'i düşük bir değerde (10) teslim alıp 160'a dek artırmış, ama diğeri yüksek bir değerde (160) teslim aldığı X göstergesini 10'a kadar düşürüp gelecek hükümete öyle teslim etmiştir. Bu nedenle, gerçekte daha başarılı sayılması gereken hükümet birinci hükümettir, ama X'in dönem ortalamalarına baktığımız için bunu fark edemeyiz.</span>(<strong><span style="color:#cc0000;">*</span></strong>)<span style="font-size:85%;"><br /></span><span style="font-size:85%;"></span><br /><span style="font-size:85%;">Türkiye'de, örneğin 1990'ların ilk yarısında, iktidarda bulunduğu dönem için</span> <span style="font-size:85%;">başarılı dönem ortalamaları tutturduğu halde, aslında devir aldığı göstergeleri olağanüstü bozarak gelecek hükümetlere teslim eden <a href="http://mpra.ub.uni-muenchen.de/3962/01/MPRA_paper_3962.pdf">en az iki hükümet</a> bulunduğu da dikkate alınacak olursa, bu noktanın neden görmemezlikten gelinebilecek basit bir nokta olmadığı daha iyi anlaşılır.</span><br /><br /><br /><p><span style="font-size:85%;"><strong>Şekil 1: Varsayımsal İki Hükümetin 45 Aylık X Değişkeni Performansları</strong><br /></span><a href="http://bp0.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/Rpehf77U_MI/AAAAAAAAADc/hxSgShr5ZFA/s1600-h/hukumetler-ortalamalar.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5086711874172812482" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/Rpehf77U_MI/AAAAAAAAADc/hxSgShr5ZFA/s400/hukumetler-ortalamalar.jpg" border="0" /></a><br /><span style="font-size:78%;">Açıklama: Yukarıdaki şekilde dikey eksende X, yatay eksende ise iktidarda geçirilen ay sayıları gösterilmiştir.</span></p><span style="font-size:85%;">(<span style="color:#cc0000;">*</span>) R. J. Barro (</span><a href="http://www.google.com/search?hl=tr&q=Barro+1996+Getting+It+Right%3A+Markets+and+Choices+in+a+Free+Society&lr="><span style="font-size:85%;">1996</span></a><span style="font-size:85%;">, </span><a href="http://www.economics.harvard.edu/faculty/barro/bw/bw99_02_22.pdf"><span style="font-size:85%;">1999</span></a><span style="font-size:85%;">); A. Okun'un (</span><a href="http://www.google.com/search?hl=tr&q=Okun+%22The+Political+Economy+of+Prosperity%22&lr="><span style="font-size:85%;">1970</span></a><span style="font-size:85%;">) ünlü "hoşnutsuzluk endeksi"nin (misery index) hükümetler arası karşılaştırmalarda kullanılabilmesi için, dönem ortalamalarına değil göreve başlangıç ve görevi teslim tarihleri arasındaki farka bakılarak hesaplanması gerektiği uyarısını yaparken işte tam da bu örnekteki gibi durumlara dikkat çekmiştir.</span>AYKUT KİBRİTÇİOĞLUhttp://www.blogger.com/profile/13969281864219932728noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-12653592.post-50704463932452040662007-07-10T14:00:00.000+03:002007-07-20T09:25:30.159+03:00Hükümetlerin Makroekonomik Performanslarının Karşılaştırması, 1987-2007<span style="font-size:85%;"></span><br /><span style="font-size:85%;">22 Temmuz 2007'deki erken genel seçimler yaklaşırken, Aralık 1987 - Nisan 2007 arasında Türkiye'de iktidarda bulunan hükümetlerin makroekonomik performanslarının karşılaştırması hakkında yazdığım makaleyi geçenlerde tamamladım: "<strong><span style="color:#cc0000;">Türkiye'deki Hükümetlerin Makroekonomik Performanslarının Bir Karşılaştırması, 1987-2007</span></strong>". İlk olarak, 1999-2000 yıllarında üzerinde çalışmaya başladığım, ama o günlerde bir türlü tamamlamaya fırsat bulamadığım araştırmanın özetini aşağıda okuyabilirsiniz. Eğer doğrudan doğruya makaleyi okumak istiyorsanız, dosyaya "</span><a href="http://mpra.ub.uni-muenchen.de/3962/01/MPRA_paper_3962.pdf"><span style="font-size:85%;color:#cc0000;"><strong>buraya</strong></span></a><span style="font-size:85%;">" tıklayarak (pdf formatında, 572 KB) ulaşabilirsiniz.<br /><br /></span><span style="font-size:85%;"><span style="color:#000066;"><strong>Makalenin Özeti:</strong><br /></span><br />Belirli bir dönemde farklı ülkelerde veya belirli bir ülkede farklı dönemlerde iktidarda bulunan hükümetlerin makroekonomik performanslarının çok bileşenli endeksler yardımıyla karşılaştırılması, uzun yıllardan beridir iktisatçıların, politikacıların ve kamuoyunun ilgisini çekmektedir. Bu çalışmada, son 20 yılda Türkiye’yi yöneten </span><a href="http://www.basbakanlik.gov.tr/sour.ce/index.asp?wpg=hukumetler"><span style="font-size:85%;">14 hükümetin</span></a><span style="font-size:85%;"> (</span><a href="http://www.tbmm.gov.tr/hukumetler/hukumetler.htm"><span style="font-size:85%;">46.-59. hükümetler</span></a><span style="font-size:85%;">) ekonomi alanındaki politika başarılarının, seçilmiş 10 temel makroekonomik göstergeden türetilen alternatif aylık genel endeksler yardımıyla ayrıntılı bir biçimde karşılaştırılması amaçlanmıştır. Literatürdeki </span><a href="http://www.google.com/search?hl=tr&q=Okun+%22The+Political+Economy+of+Prosperity%22&lr="><span style="font-size:85%;">Okun</span></a><span style="font-size:85%;">, </span><a href="http://www.economics.harvard.edu/faculty/barro/bw/bw99_02_22.pdf"><span style="font-size:85%;">Barro</span></a><span style="font-size:85%;"> veya </span><a href="http://www.google.com/search?hl=tr&q=LIMEP+Melyn+Moesen&lr="><span style="font-size:85%;">LIMEP</span></a><span style="font-size:85%;"> türü performans endekslerinden farklı olarak bu çalışmadaki endeksler belirli bir hükümet ve iktidarda bulunduğu dönem için tek bir "yıllık ortalama endeks rakamı"ndan oluşmak yerine, tarihî ortalaması sıfır olan "aylık birer zaman serisi" biçiminde tasarlanmıştır. Çalışmada oluşturulan en kapsamlı performans endeksiyle (MEP10) ilgili ayrıntılı değerlendirmelere göre, son 20 yılda, devir aldığı kötü makroekonomik verileri en başarılı biçimde düzelten hükümetler olarak bir yıllık Refahyol hükümeti (Haziran 1996 – Haziran 1997) ve beş aylık 1. Yılmaz hükümeti (Haziran 1991 – Kasım 1991); göstergeleri gelecek hükümete en iyi durumda devreden hükümet olarak ise 23 ay ömürlü 2. Özal hükümeti (Aralık 1987 – Kasım 1989) öne çıkmaktadır. Başta 1994 döviz krizinin yaratıcısı Çiller (Haziran 1993 – Mart 1996) ve 2000-2001 ekonomik krizlerinin yaratıcısı Ecevit (Ocak 1999 – Kasım 2002) hükümetleri olmak üzere, onların döneminde kriz çıkmasına giden süreci kötü yönetimleriyle adeta önceden hazırlayan Akbulut (Kasım 1989 – Haziran 1991), 7. Demirel (Kasım 1991 – Haziran 1993), 3. Yılmaz (Haziran 1997 – Ocak 1999) ve 2. Yılmaz (Mart 1996 – Haziran 1996) hükümetleri makroekonomik performansları oldukça başarısız hükümetler olarak dikkat çekmektedir. Kasım 2002’den bu yana görev başında bulunan AKP hükümetleri ise, özellikle Nisan 2003 – Nisan 2006 döneminde sağlanan makroekonomik başarıyı iktidarlarının son aylarında (Mayıs 2006 – Nisan 2007) yüksek işsizlik oranı, cari hesap açıkları ve toplam dış borç artışları gibi olumsuz gelişmeler nedeniyle sürdürememiş ve başlangıçta MEP10’u iyileştirerek elde ettikleri krediyi, 22 Temmuz 2007 seçimlerine doğru yaklaşılırken neredeyse tümüyle tüketmiş gibi gözükmektedir. Ayrıca, bu çalışmanın diğer önemli bulgularına göre, (i) Türkiye’de hükümetlerin daha uzun ömürlü oldukları ölçüde daha başarılı olduklarına, (ii) görece daha iyi MEP10 mirası devir alan hükümetlerin daha uzun süre iktidarda kalabildiklerine, (iii) görece daha kötü miras devralan hükümetlerin iktidar süresinin daha kısa olduğuna ve (iv) iktidarda daha uzun süre kalmayı başarabilen hükümetlerin gelecek hükümete daha iyi MEP10 mirası devir edebildiklerine dair hipotezler ampirik olarak desteklenmemektedir. </span><br /><span style="font-size:85%;"><br /><br /><span style="color:#000099;"><strong>Konuyla İlgili Bazı İnternet Bağlantıları:</strong></span><br /></span><span style="font-size:85%;"></span><ul><li><a href="http://www.miseryindex.us/"><span style="font-size:85%;">The US Misery Index</span></a></li><li><a href="http://economist.com/finance/PrinterFriendly.cfm?story_id=5389316"><span style="font-size:85%;">Les misérables</span></a></li><li><a href="http://blogs.businessweek.com/the_thread/economicsunbound/archives/2006/11/watch_out_for_w.html"><span style="font-size:85%;">Watch out for Wikipedia</span></a></li><li><span style="font-size:85%;">Çevik, S. (2007): "</span><a href="http://www.morganstanley.com/views/gef/archive/2007/20070517-Thu.html#anchor4909"><span style="font-size:85%;">The Politics of Misery and Expectations</span></a><span style="font-size:85%;">"</span></li><li><span style="font-size:85%;">AKP: "</span><a href="http://www.akparti.org.tr/ekonomikisler/program.asp?dizin=0&hangisi=0"><span style="font-size:85%;">Makroekonomik Performansın Bileşenleri</span></a><span style="font-size:85%;">"</span></li></ul><p><span style="font-size:85%;color:#000099;"><strong></strong></span> </p><p><span style="font-size:85%;color:#000099;"><strong>Araştırmayla İlgili Bazı Değerlendirme ve Yorumlar:</strong></span></p><ul><li><span style="font-size:85%;"><a href="http://aydinonat.blogspot.com/2007/07/akp-ekonomiyi-iyi-ynetti-mi.html">N. Emrah Aydınonat, 18.7.2007</a></span></li><li><span style="font-size:85%;"><a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=227438">Uğur Gürses, 20.7.2007</a></span></li></ul><p><span style="font-size:85%;"></span> </p>AYKUT KİBRİTÇİOĞLUhttp://www.blogger.com/profile/13969281864219932728noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-12653592.post-81326471849323149272007-06-18T16:35:00.000+03:002007-06-19T10:57:16.014+03:00Türk Bankacılık Sektöründe Kırılganlık, 1979-2007<span style="font-size:85%;"></span><br /><span style="font-size:85%;">Bankacılık sektöründeki finansal kırılganlık dalgalanmalarının izlenmesi amacıyla kullanılabileceğini düşündüğüm ve </span><a href="http://129.3.20.41/eps/mac/papers/0206/0206004.pdf"><span style="font-size:85%;">Kibritçioğlu (2003)</span></a><span style="font-size:85%;">'te açıkladığım üç (ve iki) değişkenli yönteme göre Türkiye için Ocak 1979 - Ocak 2007 aylık verilerini kullanarak hesapladığım "bankacılık sektöründe kırılganlık endeksi"nin (<strong>BSF</strong>) güncel görünümü aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.</span><br /><span style="font-size:85%;"></span><br /><span style="font-size:85%;"><strong>Şekil 1: Bankacılık Sektörü Kırılganlık Endeksi</strong></span><br /><a href="http://bp0.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/RnaLwXuTXhI/AAAAAAAAADU/2bW_aNrnm3w/s1600-h/bsf-1979-2007.bmp"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5077399293025017362" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/RnaLwXuTXhI/AAAAAAAAADU/2bW_aNrnm3w/s400/bsf-1979-2007.bmp" border="0" /></a><br /><span style="font-size:78%;">Kaynak: <a href="http://tcmbf40.tcmb.gov.tr/cbt.html">TCMB-EVDS</a>; kendi hesaplamalarım.</span><br /><br /><span style="font-size:85%;">Şekildeki BSF endeksindeki artışlar sektördeki bankaların genelde aşırı derecede risk almaya başladıklarını, azalışlar ise riskten kaçındıklarını (üzerlerindeki mevcut riski azalttıklarını) göstermektedir. Endeks değerinin -0.5'in altına inişi ise, sektörün yüksek kırlganlık dönemine girdiğinin bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Buna göre, Ocak 2007 verileri itibariyle Türk bankacılık sektöründe herhangi bir yüksek kırılganlık veya sistemik kriz tehlikesi gözükmemektedir; ancak, bankalar Mayıs 2006'dan bu yana genelde bir riskten kaçınma eğilimi sergilemektedir.</span><br /><span style="font-size:85%;"></span><br /><span style="font-size:85%;">İleride, BSF endeksi değerlerini güncelleştirerek, bankacılık sektöründeki genel gelişmeleri zaman zaman yeniden değerlendireceğim.</span><br /><br /><p></p>AYKUT KİBRİTÇİOĞLUhttp://www.blogger.com/profile/13969281864219932728noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-12653592.post-46734017772202457482007-05-28T21:50:00.000+03:002007-07-01T18:32:47.225+03:00Türkiye Ekonomisi İstatistikleri İnternette Nereden ve Nasıl Bulunur?<span style="font-size:85%;"></span><strong><span style="font-size:85%;"></span></strong><br /><span style="font-size:85%;">İktisat öğrenimi görmekte olan lisans, yüksek lisans, hatta doktora öğrencilerinden sık sık elektronik mektup alırım. Bunların önemli bir bölümü, Türkiye ekonomisiyle ilgili (belirli) istatistiklerin nereden bulunacağına ilişkindir. Verdiğim yanıt genelde aynıdır. O bakımdan "o yanıtımı" biraz daha genelleştirip burada daha kolay ulaşılabilir hale getirmek istiyorum. Bu notun amacı, bu konudaki kendi bireysel bilgi, tercih ve deneyimlerimi ve bazı yorumlarımı okuyucularla paylaşmakla sınırlıdır. Aşağıda sözü edilen kaynaklar, sadece, benim kullanmayı tercih ettiğim "temel" kaynaklardandır ve Türkiye ekonomisiyle ilgili verilere, elbette ki sadece bu yollarla ulaşıl(a)mayacağı da açıktır. Bu nedenle, yazının sonunda, bazı ek linklere de yer verilmiştir.</span><br /><br /><span style="font-size:85%;"><strong>(1) TCMB Elektronik Veri Dağıtım Sistemi (EVDS)</strong></span><br /><span style="font-size:85%;">Türkiye (ekonomisi) ile ilgili istatistikler, <a href="http://www.tuik.gov.tr/">TÜİK</a> (eski adıyla DİE) tarafından yıllardır bir türlü internet kullanıcılarının kolay, düzenli, periyodik ve ücretsiz erişimine <em>sunulamamıştır</em>. Bu nedenle, ben Türkiye ekonomisiyle ilgili istatistiklere (günlük/haftalık/üç aylık/aylık/yıllık verilere) gereksinim duyduğumda, esas olarak <a href="http://www.tcmb.gov.tr/">Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası</a>'nın "<a href="http://evds.tcmb.gov.tr/">Elektronik Veri Dağıtım Sistemi</a>"ne (EVDS) başvururum. Aradığım ve sizin de arayabileceğiniz pek çok veri, TCMB'nin </span><span style="font-size:85%;">EVDS'inde (özellikle, "<a href="http://tcmbf40.tcmb.gov.tr//cgi-bin/famecgi?cgi=$cbtweb">Genel İstatistikler</a>" bölümünde) 4 Ocak 1995'ten bu yana kullanıma hazır vaziyettedir. Sistemin en eski kullanıcılarından birisi olduğum için, TCMB'nin bu alanda geçen 12 yılda gösterdiği son derece başarılı gelişimi de yakından izleyebilme şansım oldu. Sistem zaman içinde giderek daha da "kullanıcı dostu" hale getirildi. Aradan geçen bunca yıla rağmen, asıl işi istatistik derlemek, üretmek ve dağıtmak olan TÜİK'in hala kullanışlı bir veri dağıtım sisteminin bulunmaması gerçekten çok üzücü. </span><br /><span style="font-size:85%;"><br /><strong>(2) TÜİK'in "Dağınık ve Karmaşık" Veri Dağıtım Sistemi</strong><br />Bazen, TCMB'nin EVDS'sinde bir eksiklik veya sorun varsa, TÜİK'in sayfalarına başvurduğum da oluyor:<br /><strong>(a)</strong> TÜİK'in <a href="http://www.tuik.gov.tr/Start.do">ana sayfasında, sol tarafta</a>, konulara göre istatistik başlıkları yer almaktadır. O başlıklardan ilgili olana girince, her bir başlık için şu dört alt başlıkla karşılaşılır: "Son Haber Bülteni", "Veri", "Metaveri" ve "Yayınlar". Bu dört başlıktan "Veri" kısmına tıklandığında, "İstatistiksel Tablolar" listesine ve dolayısıyla nihayet verilere (MS Excel) formatında ulaşılabilir. Birkaç denemeden sonra göreceğiniz gibi, peşpeşe açılan yeni sayfalar, verilerin kendi bilgisayarınıza aktarılmasında karşılaşılan güçlükler ve ulaşılabilen verilerin çoğu değişken için sadece son birkaç yıl için ve sadece yıllık bazda olması, sizi kolayca canınızdan bezdirebilir. Eklemek gerekir ki, kullanıcıların işini kolaylaştırmak amacıyla "Veriler" başlığı altına yerleştirilen "Dinamik Sorgulama" seçeneği ise, maalesef aramayı iyice içinden çıkılmaz derecede karmaşıklaştıracak kadar kötü ve sistematiklikten uzak bir biçimde tasarlanmış.<br /><strong>(b)</strong> TÜİK verilerine ulaşmak için kullanabileceğiniz bir başka (kullanışsız?) yöntem ise şu: Aradığınız veriyle ilgili "<a href="http://www.tuik.gov.tr/OncekiHB.do">son bülten</a>"e giriyor ve eğer aradığınız veri (tesadüfen) son günlerde yayınlandıysa, ilk sayfada ilgili bültene ulaşıyorsunuz. Sonra, açılan bülten sayfasının dibinde çoğu kez var olan "eski" (yıllık?) verilere (şansınız yaver giderse) yine MS Excel formatında ulaşıyorsunuz. Elbette veri sıklığını seçme ve uzun bir dönem için veri bulabilme şansınız olmayacaktır, bu yolda da.<br /><strong>(c)</strong> Başka bazı ayrıntılı TÜİK verilerine ise, özel sipariş yoluyla (e-mail veya posta yoluyla) ulaşılabiliyor. Bunun için, TÜİK ana sayfasındaki "Bilgi Talebi" linkinde belirtilen adres ve koşullara uygun biçimde iletişim kurularak veri talebinde bulunuluyor. Fakat çoğu kez, veri elde edebilmek için ücret ödemiş olsanız bile, size gönderilen veriler istediğiniz dönem, sıklık ve ayrıntıda olmayabiliyor.</span><br /><span style="font-size:85%;"><strong>(d)</strong> Sonuç olarak, TÜİK'in internet sitesinin, istatistiksel veri temini açısından (hâlâ) oldukça kullanışsız olduğunu söyleyebilirim. Bu nedenle, sanırım siz de, birkaç denemeden/kullanımdan sonra "bunalacak" ve tekrar bağlanmak için birkaç yıl daha geçmesini ve bu arada TÜİK'in istatistik dağıtım sisteminin gerçekten "iyileştirilmesini" ümit eder hale geleceksiniz.<br /><br /></span></span><span style="font-size:85%;"></span><strong><span style="font-size:85%;">(3) DPT'nin "Temel Ekonomik Göstergeler"i</span></strong><br /><span style="font-size:85%;">Bazen, "yıllık" verilere gereksinim duyduğumda, </span><a href="http://www.dpt.gov.tr/"><span style="font-size:85%;">Devlet Planlama Teşkilatı</span></a><span style="font-size:85%;">'nın (DPT) "</span><a href="http://ekutup.dpt.gov.tr/tg/index.asp?yayin=teg&yil=0&ay=0"><span style="font-size:85%;">Temel Ekonomik Göstergeler</span></a><span style="font-size:85%;">"ine (TEG) baktığım da oluyor. Sayfadaki DPT verileri MS Excel formatında ve çoğu kez eski verilerin olduğu sütun veya satırları "kapatmış/gizlemiş" (hide) oluyorlar. Onları "açınca", genelde eski verilere de ulaşılabiliyor. Bu "ipucu", sanırım geçmişte pek çok öğrencime yardımcı oldu. Ama, yine de, "hide" edilmiş sütun veya satırlardaki verileri kullanırken oldukça şüpheci olmakta ve ulaşılan bu "gizli" verileri mutlaka en az bir başka kaynaktan daha kontrol etmekte fayda var. (Bu uyarımın sebebini, TEG'e giren şüpheci kullanıcılar bir gün mutlaka anlayacaktır.)</span><br /><span style="font-size:85%;"></span><br /><span style="font-size:85%;">DPT'nin bu basılı ve online erişime açık veri arşivine kısmen rakip olabilecek görece yeni bir sayfayı da, burada belirtmek gerekir: <a href="http://www.hazine.gov.tr/">Hazine Müsteşarlığı</a>'nın "<a href="http://www.hazine.gov.tr/stat/e-gosterge.htm">Ekonomik Göstergeler</a>" başlıklı derlemesi.<br /></span><br /><strong><span style="font-size:85%;">(4) IMF'nin IFS CD-ROM'u</span></strong><br /><span style="font-size:85%;">Eğer çalıştığınız kurumun veya okuduğunuz üniversitenin kütüphanesinin internet üzerinden (online) veya CD-ROM aboneliği varsa, </span><a href="http://www.imf.org/"><span style="font-size:85%;">Uluslararası Para Fonu</span></a><span style="font-size:85%;">'nun (IMF) "<a href="http://ifs.apdi.net/imf/logon.aspx">International Financial Statistics</a>" (IFS) CD-ROM'larından da yararlanabilirsiniz. IFS'nin Türkiye bölümünde; ilgili Türk kurumlarından sağlanan aylık veya yıllık makroekonomik veriler, ki bazı değişkenlerin verileri yıllık olarak 1950 veya 1946'ya dek geri gider, kolayca ulaşılabilir formatta sunulmuştur. Ancak, IFS'den veri temin ederken dikkat edilecek önemli bir nokta, hele çalışılan dönem uzunluğu fazlaysa, verilerde ulusal tasnif, birim veya sistem değişikliği gibi nedenlerle oluşabilen kırılma noktalarının (veri bankasında kalın mavi rakamlarla vurgulanmıştır), ilgili seriyi bir bütün olarak kullanamayabileceğiniz anlamına gelip gelmediğidir.</span><br /><br /><p><strong><span style="font-size:85%;">(5) DİE/TÜİK, DPT ve HM'nin Uzun Dönemleri Kapsayan Yıllık Verileri</span></strong></p><p><span style="font-size:85%;">1920'lerden başlayan yıllık makroekonomik verilere gereksinim duyulduğunda, TÜİK, DPT ve HM'nin şu istatistikleri sanırım rakipsiz ve en güvenilir kaynaklar:</span></p><ul><li><span style="font-size:85%;"><a href="http://www.tuik.gov.tr/">TÜİK</a>: <a href="http://www.tuik.gov.tr/yillik/Ist_gostergeler.pdf"><em>İstatistik Göstergeler, 1923-2005</em></a> [<span style="font-size:78%;">CD-ROM olarak da mevcut</span>]</span></li><li><span style="font-size:85%;"><a href="http://www.dpt.gov.tr/">DPT</a>: <em><a href="http://ekutup.dpt.gov.tr/ekonomi/gosterge/tr/esg.asp">Ekonomik ve Sosyal Göstergeler, 1950-2004</a></em></span></li><li><span style="font-size:85%;"><a href="http://www.hazine.gov.tr/">HM</a>: <em><a href="http://www.hazine.gov.tr/yayin/hazineistatistikleri/">Hazine İstatistikleri, 1980-2003</a></em></span></li></ul><p><span style="font-size:85%;">Bu iki yayının basılı versiyonlarına da bazı kütüphanelerden ulaşılabilir. Yeri gelmişken, Türkiye'nin 1949 öncesindeki milli gelir hesapları için tek ayrıntılı (basılı) kaynağın "Bulutay, Tuncer, <a href="http://www.yahyasezaitezel.com/">Yahya S. Tezel</a> ve Nuri Yıldırım (1974), <em>Türkiye Milli Geliri : 1923-1948</em>, Ankara: <a href="http://www.politics.ankara.edu.tr/">AÜSBF Yayınları</a>" olduğunu da belirtmek gerekir.</span></p><span style="font-size:85%;"><p><br /></span></p><span style="font-size:85%;"><strong>(6) Geleneksel/Basılı İstatistik Yayınlarının Vazgeçilmezliği</strong></span><br /><span style="font-size:85%;">Türkiye ekonomisiyle ilgili çok eski (özellikle 1984'ten önceki) istatistiksel veriler gerektiğinde, bizim Ankara'daki <a href="http://www.politics.ankara.edu.tr/kutuphane.php?baslik=Kutuphane">SBF Kütüphanesi</a> gibi, eski/köklü fakülte kütüphanelerindeki istatistik odalarına/bölümlerine gitmek ve "tozlu" istatistik yayınlarına başvurmak gerçekten kaçınılmaz hale gelebilir. Bu yol, benim 1996'dan sonra, giderek seyrekleşse de, hâlâ başvurduğum "nostaljik" ve güzel bir yoldur.</span><br /><strong><span style="font-size:78%;"></span></strong><p><br /><span style="font-size:85%;"><strong>Yazıyla İlgili Yararlı Bazı Linkler</strong></p></span><ul><li><span style="font-size:78%;"><a href="https://tuikapp.tuik.gov.tr/takvim/tkvim.zul#tb1">Ulusal Veri Yayımlama Takvimi</a></span></li><li><span style="font-size:78%;"><a href="http://kibritcioglu.com/iktisat/turkiye.html#data">Türkiye Ekonomisiyle İlgili Ekonomik Veri Kaynakları</a></span></li><li><a href="http://kibritcioglu.com/iktisat/world.html#data"><span style="font-size:78%;">Dünya Ekonomisiyle İlgili Ekonomik Veri Kaynakları</span></a></li><li><a href="http://www.library.auckland.ac.nz/subjects/stats/offstats/"><span style="font-size:78%;">OFFSTATS: Official Statistics on the Web</span></a></li><li><span style="font-size:78%;"><a href="http://epp.eurostat.ec.europa.eu/">Eurostat</a></span></li><li><span style="font-size:78%;"><a href="http://www.oecd.org/statsportal/0,3352,en_2825_293564_1_1_1_1_1,00.html">OECD's Statistics Portal</a></span></li><li><span style="font-size:78%;"><a href="http://www.imf.org/external/ns/cs.aspx?id=28">IMF's World Economic Outlook Databases</a></span></li></ul><p><span style="font-size:78%;"></span></p>AYKUT KİBRİTÇİOĞLUhttp://www.blogger.com/profile/13969281864219932728noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-12653592.post-38492896275107959512007-05-18T12:30:00.000+03:002007-05-18T22:07:13.860+03:00Döviz Krizlerinin Başlıca "Habercileri"<p><span style="font-size:85%;"></span></p><p></p><br /><span style="font-size:85%;">2004 yılında yaptığım bir </span><a href="http://kibritcioglu.com/iktisat/Signals.ppt"><span style="font-size:85%;">araştırma</span></a><span style="font-size:85%;">nın sonuçlarına göre, Türkiye için "döviz krizleri"nin (currency crises) en önemli habercilerinin başında</span><br /><ol><li><span style="font-size:85%;">ihracatın ithalatı karşılama oranındaki (<strong>XM</strong>) ciddi düşüşler,<br /></span></li><li><span style="font-size:85%;">ihracatçıların yeni dış sipariş beklentilerindeki büyük gerilemeler ve<br /></span></li><li><span style="font-size:85%;">reel döviz kurunun aşırı değerlenmesi (<strong>M</strong>)</span></li></ol><p><span style="font-size:85%;">geliyordu. Buna göre, ihracatın ithalatı karşılama oranı <strong>% 56</strong>'nın altına indiğinde, Türk Lirası ise <strong>% 6.8</strong>'den daha fazla "aşırı reel değerlenme" gösterdiğinde, ilgili değişkenler yaklaşan (en geç 12 ay içinde ortaya çıkabilecek) bir döviz krizi için "erken uyarı sinyali" veriyordu. 46 farklı değişkenin erken uyarı performansının sınandığı o çalışmada; ayrıca, bir veya birkaç değişkenin sinyal vermesi gerçekten bir kriz çıkmasını beklemek için yeterli kabul edilemeyeceğinden, en başarılı 15 değişken saptanmış ve onlar kullanılarak bir de bileşik "erken uyarı endeksi" oluşturulmuştu.<br /><br />Bu kısa notta, yalnızca, XM ve M değişkenlerinin Mart 2007 itibariyle ulaştığı değerlere bakılarak söz konusu iki değişkenin 2007 yılı başı itibariyle herhangi bir ciddi kriz sinyali verip vermediği kısaca gözden geçirilecektir.<br /><br /><strong>Şekil 1</strong>'de XM, <strong>Şekil 2</strong>'de ise M değişkenlerinin Mart 2007'ye kadarki değerleri gösterilmiş ve herbiri yukarıda belirtilen kendi eşik değerleri (yani sırasıyla % 56 ve % -6.8) ile karşılaştırılmıştır. <strong>Şekil 1</strong>'e göre, XM değişkeni 2000-2001 finansal krizinden sonra Ağustos 2005, Mayıs 2006 ve Ağustos 2006'da üç kez çok kısa süreli kriz sinyalleri vermiş, ama XM değeri her seferinde hemen yeniden eşik değerinin üstüne çıkmıştır. M değeri ise (bak. <strong>Şekil 2</strong>); Temmuz-Ekim 2003, Şubat-Mayıs 2004 ve Kasım 2005 - Mart 2006 dönemlerinde (yani üç kez) görece daha uzun süreli erken uyarı sinyalleri vermiş, ama diğer temel makroekonomik göstergelerin görece iyi gitmesinin ve herhangi bir ciddi siyasal sorun yaşanmamasının da etkisiyle ülke ekonomisi yeni bir döviz krizine girmemiştir.<br /><br />Bu ve diğer bazı kriz habercilerinin gelişmelerine, ileride gerek duyuldukça bu sayfada yeniden değinilecektir.<br /><strong></strong></span><br /><strong><span style="font-size:85%;"></span></strong><br /><strong><span style="font-size:85%;">Şekil 1: Türkiye'de Aylık İhracatın İthalatı Karşılama Oranı</span></strong><br /><strong><span style="font-size:78%;">(XM, %, Ocak 1989 - Mart 2007)</span></strong><br /><a href="http://bp0.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/Rk1ovmBT9eI/AAAAAAAAACI/2WwUEHJ9nDs/s1600-h/xm-ratio.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5065820322730866146" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/Rk1ovmBT9eI/AAAAAAAAACI/2WwUEHJ9nDs/s400/xm-ratio.jpg" border="0" /></a><br /><span style="font-size:78%;">Kaynak: DİE (TCMB-EVDS); kendi hesaplamalarım.<br />Not: Yukarıdaki şekildeki yatay kesikli çizgi, % 56'lık kritik eşik değerini göstermektedir.</span><br /><br /><strong><span style="font-size:85%;">Şekil 2: Reel Efektif Döviz Kurunun Uzun Dönem Dengesinden Sapma Derecesi</span></strong><br /><strong><span style="font-size:85%;"><span style="font-size:78%;">(M, %, Ocak 1980 - Mart 2007)</span><br /></span></strong><strong><span style="font-size:85%;"></span></strong><a href="http://bp2.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/Rk1zvGBT9hI/AAAAAAAAACg/rnneiJdGdGI/s1600-h/misal.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5065832408768837138" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/Rk1zvGBT9hI/AAAAAAAAACg/rnneiJdGdGI/s400/misal.jpg" border="0" /></a><br /><span style="font-size:78%;">Kaynak: TCMB-EVDS; kendi hesaplamalarım.</span><br /><span style="font-size:78%;">Not: hesaplama yöntemi olarak <a href="http://129.3.20.41/eps/mac/papers/0403/0403006.pdf">Kibritçioğlu & Kibritçioğlu (2004)</a>'te anlatılan ikinci yöntem kullanılmıştır.</span></p><p></p>AYKUT KİBRİTÇİOĞLUhttp://www.blogger.com/profile/13969281864219932728noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-12653592.post-28985817500625133612007-05-16T11:00:00.001+03:002007-05-18T19:40:39.782+03:00"Finansal İktisatçılık" ve "İktisatçılık"<span style="font-size:85%;"></span><br /><span style="font-size:85%;">Türkiye'de gazetelerde ekonomiyle ilgili günlük/haftalık köşe yazıları yazanların ve çeşitli televizyon programlarında yorum yapanların büyük bir bölümünün dikkat çekici bir ortak özelliği var: Bunların büyük bir bölümü, aslında (geçmişte iktisat okumuş olsalar bile) "iktisatçı" veya "ekonomist" değil, "finansçı" veya "finansal iktisatçı". Öyle olunca da, doğal olarak, bu yazar ve yorumcuların ufukları aşırı derecede dar ve kısa. Yani kur, faiz, borsa endeksi değişmelerini, makroekonomik temel büyüklüklerdeki değişmelere dayandırarak açıklamak yerine, (sadece) ilgilendikleri değişkenin bugünkü değişmelerini kendi eski/geçmiş değerlerine bakarak açıklamaya çalışıyorlar. Başka bir deyişle, finansal iktisatçılar o kadar kısa vadeli meselelerle (haftalık, günlük, hatta saatlik veya dakikalık) ilgileniyorlar ki, (doğal olarak) genelde henüz hiçbir makroekonomik temel değişkenin yeni değerleri açıklan(a)madığı ve/veya çoğu kez etkileri henüz açıkça hissedilemeyeceği için ilgilendikleri birkaç zaman serisinin değişmelerini kendi geçmiş değerlerindeki değişmelerle ve eğilimlerle açıklamaya çalışıyorlar.</span> <span style="font-size:85%;">(<span style="color:#cc0000;">*</span>)</span><br /><span style="font-size:85%;"></span><br /><span style="font-size:85%;">Bu meselenin, örneğin döviz kuru oluşum teorilerine yansıması bizi ünlü "fundamentalists" - "chartists" ayrımına götürüyor. Yani bir yanda kurların oluşumunda temel makroekonomik temel değişkenleri (fundamentals) açıklayıcı değişkenler olarak kullananlar, diğer yanda ise grafiklere/"chart"lara bakarak açıklama veya tahmin yapan grafik yorumcuları veya "teknik analizciler" var. Biz; (genel) iktisatçılar olarak daha çok ilkine yakın duruyoruz. Oysa çok kısa vadeli kur/faiz/borsa analizi yapanlar ikincisine yakın duruyorlar. Finans piyasalarında; uzun vadede (yani fiyatlar tamamen esnek hale gelip bütün makroekonomik uyumlar tamamlanınca) bizim dediğimiz, çok kısa vadede ise onların dedikleri (her ne kadar ciddi bir iktisat teorisi temelinden yola çık(a)mıyorlarsa da) daha fazla haklılık payı kazanıyor. Finans piyasalarında ekonomik aktörler geçmişte "fundamental"lara bakarak döviz/senet alış-verişi yaparken, bugün pek çok büyük aktör ya sadece teknik analiz ya da "temel analiz"le birlikte "teknik analiz" de yaparak işlem (al/sat/bekle) kararları alıyor. Böyle olunca da, en azından bu sebeple, finansal iktisatçıların dediklerini kuramsal temellerinin zayıflığı nedeniyle bence pek önemsemek zorunda olmasak da, (özellikle borsada/döviz piyasasında "oynuyorsak"(!)) onları dinlemekte fayda var. Bizim iktisatçılar olarak uzun vadede gidişatını makroekonomik büyükleklerin seyrine göre tahmin ettiğimiz kur/faiz/borsa değişkenlerinin çok kısa vadede nasıl olup da o uzun vadeli (denge) değerinden uzaklaştığını onlar teknik analizleriyle açıklamaya çalışıyor. Bir yerde, finansal iktisatçıların başka seçeneği de yok zaten. Çünkü, aksi takdirde, hiç bir şey söyleyemezler o açıklamak istedikleri konularda; yani gelişmeleri izlemekle yetinirler yalnızca. (<span style="color:#cc0000;">**</span>) O bakımdan; güncel haberleri, dedikoduları, (ekonomik/siyasi) skandalları, vb. yakından takip etmek zorundadır finansal iktisatçılar, ki aslında gazete okuma, televizyonda haber izleme alışkanlığı olan (ama iktisatçı olmayan) kişiler de pekala yapabilirler onların çoğunun gazte köşelerinde veya ekranlarda yaptığı yorumların. Hem de hiç bir "teknik analiz" yöntemi/terimi kullanmayı bilmeseler de! (<span style="color:#cc0000;">***</span>)<br /></span><br /><span style="font-size:85%;">Gerçekte, buradaki temel sorun; finansal iktisatçılığın "varlığı" veya "kalitesi" değil, borsa-döviz-faiz iktisatçılığının ülkemiz medyasında bu denli geniş yer buluyor, "kabul görüyor" (gibi görünüyor?) olması. Çünkü, medyada/kamuoyunda hak ettiğinden çok daha fazla yer ayırılan bu "finansal iktisat yorumcululuğu", pek çok bakımdan ciddi çarpıklıklar yaratmaktadır. Bir defa, mevcut haliyle, medyada yapılan finansal analizler, finansal iktisadın sadece belirli bir alt alanı ile ilgilidir. Öte yandan, finansal analiz bolluğunun yarattığı çarpıklığın mutlaka (artık) "düzeltilmesi" ve iktisat tartışmalarının odağının bence <em><strong>eğitim-nüfus-sağlık-teknoloji-çevre-enerji sorunları</strong></em>na kay(dırıl)ması gerekiyor. (<span style="color:#cc0000;">****</span>) Yoksa insanlara ellerindeki "kıt" verilerle/enformasyonla yaptıkları sıradan kısa vadeli finans yorumlarını satarak/pazarlayarak hayatını sürdüren ve gündemi abartılı bir biçimde işgal eden ve kendilerine olan "(aşırı) talebi" adeta kendileri yapay olarak yaratan finansal iktisatçılar, sanki "gerçek/tek iktisatçılar"mış ve onların yaptıkları şey de "gerçek/tek iktisatçılık"mış gibi algılanmaya devam edecek Türkiye'de.</span><br /><span style="font-size:85%;"></span><br /><span style="font-size:85%;">(<span style="color:#cc0000;">*</span>) </span><span style="font-size:78%;"><span style="font-family:arial;">İktisat teorisini (kısmen haklı gerekçelerle) adeta hiçe sayarak yapılan "teknik" yaklaşımların ulaştığı başka bir üç noktası da, Mandelbrot'un finans piyasalarına "fraktal" yaklaşımı. Bu notta sözü edilen konulara ilgi duyan bütün iktisat öğrencilerine mutlaka öneririm Türkçe'ye de çevirilen "</span><a href="http://www.mde.com.tr/kitap6.htm"><span style="font-family:arial;">Finans Piyasalarında (Saklı) Düzen</span></a><span style="font-family:arial;">" adlı kitabı okumalarını. Bu kitapta ileri sürülen görüşler, bence, iktisadın altının iktisat ve tarih bilgisi sınırlı mühendis/matematikçiler tarafından nasıl etkili bir biçimde "oyulabileceği"nin tipik bir örneğidir.</span></span><br /><span style="font-family:Arial;font-size:78%;"></span><br /><span style="font-family:Arial;font-size:78%;"><span style="font-size:85%;">(<span style="color:#cc0000;">**</span>) </span>Bu konuyla ilgili güncel ve eğlendirici bir değerlendirme için, N. Emrah Aydınonat'ın "<a href="http://aydinonat.blogspot.com/2007/05/ekonominin-gizemli-dnyas.html">blog</a>"una bakılabilir.</span> <span style="font-size:78%;"><span style="font-family:arial;">Öte yandan, bu kısa notu yazdıktan sonra görüp okuduğum, K. İlkorur'un "<a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=219950">Türkiye'de İktisat Öldü mü?</a>" başlıklı köşe yazısını ve onun hakkında D. Gökçe'nin yaptığı değerlendirmeyi ("<a href="http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=76148,10,12">Hepsi Kısa Vadeci!</a>") okumak da yararlı olabilir.<br /></span><span style="font-family:Arial;"></span><br /><span style="font-family:Arial;">(<span style="color:#cc0000;">***</span>) Teknik analiz ve terminolojisi hakkında giriş düzeyinde bilgi almak için şu web sayfalarından yararlanılabilir: <a href="http://www.forex-turkce.com/analiz_genel.htm">forex-turkce.com</a>, <a href="http://www.ekonorm.com/teknik_analiz.asp">ekonorm.com</a>, <a href="http://www.borsanaliz.com/teknik/kurallar.shtml">Borsaanaliz.com</a>, <a href="http://www.teknikyorum.com/Articles/borsateknikanaliz.asp">teknikyorum.com</a> veya <a href="http://www.google.com/search?q=%22teknik+analiz%22+destek+diren%C3%A7&hl=en&start=0&sa=N">Google</a>,</span></span><br /><span style="font-family:Arial;font-size:78%;"></span><br /><span style="font-family:Arial;font-size:78%;"><span style="font-size:85%;">(<span style="color:#cc0000;">****</span>) </span>Bir görüşe göre, "<a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/403716.asp">yabancı yatırımcıların borsadaki payının yüzde 69.3’le tarihin en yüksek seviyesine ulaştığı</a>" bir ülkenin yerli medyasında bu denli yoğun finans yorumu yapılması sırf bu sebeple şaşırtıcıdır.</span>AYKUT KİBRİTÇİOĞLUhttp://www.blogger.com/profile/13969281864219932728noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-12653592.post-14219703670843303302007-03-02T13:30:00.000+02:002008-01-28T10:24:08.164+02:00Türkiye'nin Enerji Güvenliği ve Enerji Politikaları<p><span style="font-size:85%;"></span></p><p><span style="font-size:85%;"></span></p><p><span style="font-size:85%;"></span></p><p><span style="font-size:78%;"></span></p><p><span style="font-size:85%;"></span></p><p><span style="font-size:85%;"></span></p><p><span style="font-size:85%;"></span></p><p><span style="font-size:85%;"></span></p><p><span style="font-size:85%;"></span></p><p><span style="font-size:85%;">Gerek dünyada gerekse Türkiye'de, "<a href="http://www.google.com/search?hl=en&q=enerji+arz+g%C3%BCvenli%C4%9Fi">enerji güvenliği</a>" kavramı giderek daha çok üzerinde konuşulan bir kavram haline geliyor son yıllarda. İthal enerji kaynaklarına bağımlılığı yüksek olan ülkeler açısından "<a href="http://www.google.com/search?hl=en&q=security+of+energy+supply">enerji arz güvenliği</a>", yani enerji kaynaklarının sürekli, güvenilir, temiz ve çeşitli kaynaklardan / ülkelerden olabildiğince uygun fiyatlarla sağlanması ve yüksek verimlilikle tüketilmesi sorunu büyük önem taşırken; genelde enerji ihracatçısı olan ülkeler açısından, kendi enerji kaynaklarına uluslararası piyasalarda çeşitli ülkelerden kesintisiz ve yeterli talebin var olması ve yeterince yüksek fiyatlardan satılabilmesi anlamında "<a href="http://www.google.com/search?hl=en&q=%22security+of+energy+demand%22">enerji talep güvenliği</a>" kavramı daha fazla ön plana çıkıyor. Dolayısıyla, ister net enerji ithalatçısı isterse ihracatçısı olsun, bütün ülkelerin enerji politikalarının tasarlanması ve uygulanmasında "enerji güvenliği" konusu gerçekten de kritik bir öneme sahip.</span></p><p><span style="font-size:85%;">Siyasi iktidarlar çoğu kez yalanlasa da, uygulamada enerji ithalatı, üretimi ve tüketimi ile ilgili kolayca gözlemlenebilen aksaklıkların ve yanlışlıkların da açıkça gösterdiği gibi, Türkiye'nin uzun yıllardır (başarılı ve) somut bir enerji politikası yok. Türkiye'deki çok sayıdaki mühendis, jeolog, uluslararası ilişkilerci ve iktisatçı gibi çeşitli disiplinlerden enerji uzmanlarının bu (ortak) eleştirisinin hafiflemesi veya ortadan kalkması için, Türkiye'nin geleceğe yönelik enerji politikalarının özetle şu noktalar dikkate alınarak (yeniden) tasarlanması gerektiğini düşünüyorum:</span></p><ol><li><span style="font-size:85%;"><strong>Enerji tüketiminde verimliliğin ve tasarrufun artırılması</strong>: Bir birim GSYİH üretmek için kullanılan enerji miktarını gösteren "enerji yoğunluğu" göstergesi, Türkiye'de 1970'den bu yana istikrarsız salınımalarla giderek artmıştır (bak. <strong>Şekil 1</strong>). Hemen her ülke için olduğu gibi Türkiye için de, enerji (arz) güvenliğinin sağlanmasında en öncelikli (ve belki de en "ucuz") enerji politikası olarak, sanayide enerji kullanımındaki verimliliğin artırılması ve genelde tüketimdeki savurganlığın azaltılması geliyor. Bu arada, popülist korkaklığa/kolaycılığa kaçmadan ve sanki gerçekten de "gelir dağılımı bozukluğundan" kaynaklandığı için göz yumulmalıymış gibi bir hava yaratmadan, Türkiye'deki yaygın "kaçak elektrik kullanımı"nın üzerine gidilmesi gerektiği de ortadadır. Uzmanların tahminlerine göre, Türkiye'de enerji tüketiminde verimliliğinin artırılması yoluyla yıllık enerji tasarrufu potansiyelinin en az yüzde 15-20'yi (= 14 Mtep) bulacağı hesaplanmaktadır. Bu bakımdan, "</span><a href="http://mevzuat.basbakanlik.gov.tr/mevzuat/metinx.asp?MevzuatKod=1.5.5627"><span style="font-size:85%;">Enerji Verimliliği Kanunu</span></a><span style="font-size:85%;">" adlı bir yasanın 18 Nisan 2007'de TBMM'de kabul edilmiş olması Türkiye'nin geleceği açısından oldukça umut vericidir.</span></li><li><span style="font-size:85%;"><strong>Fosil yakıtlarla ilgili stratejik depolama olanaklarının geliştirilmesi</strong>: Mevcut duruma göre, Türkiye'nin ne doğalgazda ne de ham petrolde (mevcut taşıma boruları ve rafineri stoklarından başka!) herhangi bir stratejik depolama kapasitesine sahip olduğu görülmektedir. Bu bakımdan, Türkiye'de enerji ithalatında ülke ve/veya ürün bağımlılığından doğabilecek (2005 ve 2006 kışlarında doğalgaz ithalatında yaşandığı gibi) darlıklara veya aksamalara karşı stratejik depolama olanaklarının mutlaka bir an önce geliştirilmesi gerektiği ortadadır. Buna dest/ek olacak biçimde, enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden (güvenli) taşınması olanaklarının geliştirilmesi de yararlı olabilir.</span></li><li><span style="font-size:85%;"><strong>Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve yenilenilebilir enerji kaynaklarına (YEK) artan bir ağırlık verilmesi</strong>: Türkiye için; sera gazı emisyonu, küresel ısınma ve iklim değişikliği olgusunu dikkate/ciddiye alan temiz enerji politikalarının geliştirilmesi gerektiği ve ilgili uluslararası anlaşmalara (örn. <a href="http://www.gezegenimiz.com/kyototr.asp">Kyoto Protokolü</a>) bir an önce taraf olunması gerektiği açıktır. Bu bağlamda, fosil yakıt ağırlıklı enerji politikalarından olabildiğince çabuk vazgeçilmesi gerektiği ve enerji ithalatındaki ülke ve ürün bağımlılığının elden geldiğince azaltılması gerektiği de ortadadır (bak. <strong>Şekil 2</strong>). Ülkenin bütün enerji gereksiniminin yakın bir gelecekte sadece hidroelektrik, jeotermal, güneş, hidrojen ve rüzgar enerjileri gibi YEK tarafından karşılanamayacağı kabul edilse bile, YEK'e bugüne kadar olduğundan kesinlikle çok daha fazla önem verilmeli ve çeşitli YEK alternatifleri arasında da kaynak çeşitliliğine gidilmelidir. Bu arada, özellikle kuruluş maliyetlerinin düşüklüğü ve doğalgazın görece temiz bir fosil yakıt kaynağı olması nedeniyle 1990'ların başından bu yana Türkiye'de kurulması yoğun biçimde teşvik ve tercih edilen doğalgazla çalışan termik santrallerin, teknik açıdan mümkünse ve olabildiğince çabuk YEK’le çalışır hale getirilmesi düşünülmelidir (bak. <strong>Şekil 3</strong>). Aksi takdirde, Türkiye'nin doğalgaz ithalatında Rusya ve İran gibi az sayıdaki ve siyasi açıdan sorunlu ülkelere olan bağımlılığı ciddi ekonomik sorunlar yaratmaya devam edecektir ve dahası, kısa vadede doğalgaz tercihinden kaynaklanan maliyet tasarrufları, en azından aşırı fiyat yüksekliği/yükselişleri ve zaman zaman karşılaşılan yurtdışından temin aksamaları nedeniyle sonuçta net olarak zarara dönüşecektir. Ayrıca, “kendimizi küçümsemeden”, YEK’e yönelik (ulusal) teknoloji geliştirme çabalarımız da güçlendirilmelidir. Bütün bu başlık altında belirtilenler, örneğin İsveç'in 2005 yılında aldığı bir kararla <a href="http://www.google.com/search?sourceid=gmail&q=Sweden%20plans%20to%20be%20world%E2%80%99s%20first%20oil-free%20economy%20in%202020">15 yıl içinde ülke ekonomisini tamamen petrolden bağımsızlaştırma hedefine yöneldiği</a> dikkate alındığında, daha da büyük aciliyet ve önem kazanmaktadır.</span></li><li><span style="font-size:85%;"><strong>Nükleer enerjiden yararlanılması</strong>: Türkiye'nin YEK'lerin yanı sıra nükleer enerji olanağından da artık yararlanmaya başlaması gerektiği açıktır. Çünkü, Türkiye'nin (yakın) gelecekte artması beklenen enerji talebinin sadece YEK'lere önem verilerek kapatılabilmesi mümkün değilmiş gibi gözükmektedir. Ancak, bu konuda yine de şu dört noktaya dikkat edilmelidir. (<strong>a</strong>) Günümüzde, nükleer reaktörlerin kullanımı sırasında doğabilecek kaza risklerinin düşük olduğu uzmanlarca iddia edilmekle birlikte, kanımca yine de bu riskler ülkemiz koşulları dikkate alındığında mutlaka ciddiye alınmalıdır. (<strong>b</strong>) Nükleer atıkların yaratacağı imha/depolama/kirlilik sorunu görmemezlikten gelinmemeli, tam tersine önemsenmelidir. Kanımca, modern teknolojilerin ortaya çıkan atıkların küçümsenmeyecek bir bölümünü yeniden kullanılabilir hale getirilebiliyor olması da, bence bu sorunu tümüyle ortadan kaldırmamaktadır. (<strong>c</strong>) Seçim ve kullanım aşamasında teknolojik açıdan “dışa bağımlılık”a dikkat edilmesi gereklidir. Çünkü, sonuçta, nükleer santrallerde kullanılacak teknolojinin ithal edilmesi gerekecektir. (<strong>d</strong>) Meclis'te şu sıralarda yapılan çalışmalara göre, Türkiye'de nükleer enerji üretiminin, dünyadaki yaygın uygulamanın aksine, özel sektöre bırakılması planlanmaktadır. Ancak, bu tercihin olası olumsuz sonuçları üzerinde maalesef yeterince tartışılmamıştır.</span></li></ol><p><br /><strong><span style="font-size:85%;">Şekil 1: Türkiye'de Enerji Tüketimi ve Yoğunluğu</span></strong><br /><a href="http://bp3.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/RkyEfmBT9bI/AAAAAAAAABw/4rmeaE_7ujo/s1600-h/enerji-yogunlugu.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5065569359201826226" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/RkyEfmBT9bI/AAAAAAAAABw/4rmeaE_7ujo/s400/enerji-yogunlugu.jpg" border="0" /></a><br /><span style="font-size:78%;">Kaynak: ETKB ve TÜİK; kendi hesaplamalarım.</span></p><p><strong><span style="font-size:85%;">Şekil 2: Türkiye'de Yerli Enerji Üretiminin Toplam Tüketime Oranı</span></strong><br /><a href="http://bp2.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/RkyEZWBT9aI/AAAAAAAAABo/ELx5vTRpeyk/s1600-h/yerli-enerji-payi.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5065569251827643810" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/RkyEZWBT9aI/AAAAAAAAABo/ELx5vTRpeyk/s400/yerli-enerji-payi.jpg" border="0" /></a><br /><span style="font-size:78%;">Kaynak: ETKB ve TÜİK; kendi hesaplamalarım.</span></p><p><span style="font-size:78%;"></span></p><p><span style="font-size:78%;"></span></p><p><strong><span style="font-size:85%;"></span></strong></p><p><strong><span style="font-size:85%;">Şekil 3: Enerji Kaynaklarına Göre Brüt Elektrik Enerjisi Üretimi (%, 2006-III)</span></strong><a href="http://bp1.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/RkyEHGBT9ZI/AAAAAAAAABg/cBm41mdK-lI/s1600-h/elektrik-uretimi.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5065568938295031186" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_bqp7uE1bXMs/RkyEHGBT9ZI/AAAAAAAAABg/cBm41mdK-lI/s400/elektrik-uretimi.jpg" border="0" /></a><br /><span style="font-size:78%;">Kaynak: TÜİK.</span></p><p><span style="font-size:78%;"></span></p><p><span style="font-size:78%;"></span></p><p></p><p><span style="font-size:85%;"></span></p><p><span style="font-size:85%;"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size:85%;"><span style="font-family:arial;"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family:arial;"><span style="font-size:78%;"><strong></strong></span></span> </p><p><span style="font-family:arial;"><span style="font-size:78%;"><strong>Not:</strong> Konuyla ilgili bazı yararlı internet bağlantıları için "</span></span><a href="http://www.kibritcioglu.com/iktisat/dunya-ekonomisi.html"><span style="font-family:arial;font-size:78%;">Sürdürülebilir Büyüme, Enerji, Çevre İktisadı ve Uluslararası Ticaret</span></a><span style="font-family:arial;"><span style="font-size:78%;">" adresine bakılabilir. "Enerji İktisadı ve Küresel Isınma" konulu bir blog için ise, </span><a href="http://economics-of-energy.blogspot.com/"><span style="font-size:78%;">http://economics-of-energy.blogspot.com</span></a><span style="font-size:78%;"> adresine girmenizi öneririm.</span></span></p><p></p>AYKUT KİBRİTÇİOĞLUhttp://www.blogger.com/profile/13969281864219932728noreply@blogger.com