tag:blogger.com,1999:blog-10038623760312212252009-06-15T13:44:56.316+03:00Bakış AçısıSıradan bir bilişimcinin hayata bakış açısıSeyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.comBlogger65125tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-46743227722522217102009-06-11T02:14:00.005+03:002009-06-15T13:34:36.706+03:00CehennemYurdun diğer yanlarını düşünmeye fırsatım yok ama Kıbrıs yanıyor.<br /><br />Öyle ki, özellikle öğle saatlerinde temel ihtiyaçlarımı karşılayacak hevesi bile bulamıyorum kendimde.<br /><br />Geceleri ise tam dışarı çıkıp gezesim veya serin bir ortamda kitap okuyasım varken beyin aktivitelerim normalleşiyor ve sorumluluklar üstüme üstüme geliyor...<br /><br />Bahar dönemleri hep facia olmuştur benim için. Mayıs ayının ortalarıyla beraber, ders dahil tüm yapılması gereken işlerden bağlarım kopar ve Haziran'ın ortasına kadar sürecek bir karanlık dönem başlar.. Çoğu kişi için de aynı durum söz konusudur.<br /><br />Bu zamanlarda gün boyunca en ufak bir esintinin yolunu gözlerken bilgisayarın sıcaklığı müthiş bir rahatsızlık verir. Sonuçta bilgisayar işlerinden hafif bir soğuma belirtisi baş gösterir. Ancak bu sene bir değişiklik yapıyorum. Bir nebze daha rahat olacağım ve kafamı sürekli meşgul eden fikirlerimi somutlaştırabileceğim.<br /><br />En baştaki hedeflerimde ise; -önümüzdeki bir yılın çoğunu farklı yerlerde geçireceğimin etkisiyle- daha sadık takipçisi olan, daha zevkli ve istikrarlı bir <span style="font-weight: bold;">gezi blogu</span> açmak var.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-4674322772252221710?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-90035514904401989022009-06-06T23:28:00.006+03:002009-06-15T13:35:33.802+03:00Bilgisayar Ağları<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.ilknokta.com/urun/B/9789752979239.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 288px;" src="http://www.ilknokta.com/urun/B/9789752979239.jpg" alt="" border="0" /></a><br />Yaklaşan finaller, hiçbir şeyde zevk bırakmayan sıcaklar derken hayat yine sıkıcı hale gelmeye başladı.<br /><br />Sonraki on gün, gün boyu sürecek ders metni okuma çabalarıyla geçecek...<br /><br />Ancak daha işin başındayken ve iyice depresifleşmeden Alfa Yayınları'nın "<span style="font-weight: bold;">Bilgisayar Ağları</span>" adlı çevirisinden bahsetmek istiyorum.<br /><br />Kitabın orjinal adı "<span style="font-weight: bold;">Computer Networking: A top-down Approach</span>". Ağ konusunda eğitmenlik alanında yeni açılımlar getiren <span style="font-weight: bold;">James F. Kurose</span> ve <span style="font-weight: bold;">Keith W. Ross</span>'ın ortaklaşa yazdığı bu kitap ABD'de oldukça popüler. Benim de bu dönem ikincisini aldığım ağ dersinin ana kitabı...<br /><br />Dolasıyla kitabın orjinali ve çevirisini aynı anda kullanıyorum.<br /><br />***<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Alfa Yayınları'</span>nın çeviri konusunda harikalar yaratmadığından herkes haberdar zaten. Ben daha önceleri mecburiyetten macromedia flash, dreamweaver ve php ile ilgili kitaplardan almıştım. Kütüphanemde sadece Alfa yayınlarından bilgisayarla ilgili sayısı onu geçen kitap var. Bunlardan beğendiğim 3ü geçmez... Neden beğenmediğimi de şu an masamın yanında duran kitapla daha da çok anladım... Çeviriler o kadar özensiz ki, bir cümleyi bitirdiğinizde diğerine geçerken bir öncekinin anlamsızlığını düşünüyorsunuz.<br /><br />Açıkcası bir daha çeviri kitapları almayacağıma yemin ettim diyebilirim... İmkamın olduğu kadar orijinal dilinde ya da Türk yazarlarından alacağım...<br /><br />Konusu açılmışken şu ana kadar okuduğum en güzel bilgisayar kitabı, 2003 ya da 2004 yılında aldığım <span style="font-weight: bold;">Cenk Tarhan</span>'ın <span style="font-weight: bold;">Kim Korkar Bilgisayardan? Dream Weaver</span> adlı kitabıydı.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-9003551490440198902?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-84851971488247674882009-05-28T21:07:00.005+03:002009-06-15T13:36:48.546+03:00Twilight<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/Sh7dIu0e9HI/AAAAAAAAADs/1PxWKfHdXAE/s1600-h/twilight.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 230px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/Sh7dIu0e9HI/AAAAAAAAADs/1PxWKfHdXAE/s320/twilight.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5340949350184842354" border="0" /></a><br />Kitap olarak ilk 1897 yılında yayınlanan <a style="font-weight: bold;" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bram_Stoker" title="Bram Stoker">Bram Stoker</a>'ın kült kitabı Drakula da rastladık vampirlere...<br /><br />Film olarak da, bundan 35 yıl sonra, <span style="font-weight: bold;">1922</span>'de yine günümüzde kült olarak kabul edilen <a style="font-weight: bold;" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Nosferatu" title="Nosferatu">Nosferatu</a>, sinema dünyasında yerini aldı...<br /><br />Bu iki eser çoğu kişi tarafından ilk olmanın etkisiyle en iyi olarak nitelendirilir. O günden bu güne gerek kitap, gerek film olarak vampirler bir çok hikayeye konu oldu..<br /><br />Her hikayede vampirlerin temel bir özelliği var: insan kanıyla beslenmek... bunun dışında bu olguyu irdeleyen her yazar vampirlere özgün olmak adında ilginç özellikler eklemişlerdir. Bazı serilerde eserin anakahramanı olan vampir entellüktüel, bazısında ölümsüzlüğün getirdiği görmüş geçirmişlikle tarihe ve olaylara hüküm getiren bir bilge, kiminde ise sadece bir canavar...<br /><span style="font-weight: bold;">Stephenie Meyer</span>'ın serisini okumamama rağmen, -<span style="font-weight: bold;">Twilight</span>'ı izlediğim kadarıyla- daha önceki olayların ve kahramanların bir koleksiyonunu toplamış diyebilirim.<br /><br />Kuşkusuz Twilight'ın en önemli özelliği kadın bir anakarakterin gözünden olayları izliyor olmamız... Dolayısıyla çoğu erkeğin filme veya kitaba ısınmadığı veya önyargıyla yaklaştığı tahmin de öte sık sık karşılaştığım bir durum...<br /><br />Kitap olarak en ufak bir yorum yapacak kadar bilgimin olmadığı <span style="font-weight: bold;">Twilight</span>'ı, film olarak değerlendirecek olursam özellikle ana karaktermiz <span style="font-weight: bold;">Bella Swan</span>'ın karakter gelişimi -herşeyi hemencecik kabul etmesi gibi- ve görsel açıdan vasat bulduğumu söylemeliyim...<br /><br />Genç kızların beğendiği<span style="font-weight: bold;"> Robert Pattinson</span> ise <span style="font-weight: bold;">Edward Cullen</span> rolünde resmen şov yapıyor... Yiğidi öldürüp hakkını vermek lazım.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-8485197148824767488?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-90012439408339965682009-05-19T22:10:00.005+03:002009-06-15T13:37:55.370+03:00Take Down<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/ShMNFEFFnlI/AAAAAAAAADk/U0NLOuFSPSg/s1600-h/takedown.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 245px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/ShMNFEFFnlI/AAAAAAAAADk/U0NLOuFSPSg/s320/takedown.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337624364009758290" border="0" /></a><br /><br />Daha çok <span style="font-weight: bold;">Hackers 2 </span>diye bilinen ve yakın zamanlarda Türk TVlerinde Sanal Korsan adıyla yayınlanan "<span style="font-weight: bold;">Take Down</span>", ünlü hacker <span style="font-weight: bold;">Kevin Mitnick</span>'in hayatını konu alıyor...<br /><br />***<br /><br />Günümüzde gazete, dergi, TV gibi yayınlarda daha çok bilgisayar korsanı, bilgi hırsızı gibi kelimelerle kullanılan hacker kelimesinin bilgisayar dünyasında çok daha farklı anlamları vardır.<br />Genelde programcılık ve network konularında ortalamanın çok üstünde -dahi sıfatıyla nitelendirelecek kadar- bilgisi olan, bunun yanında bu bilgileri kullanarak devrimci işler yapmış kişilere hacker deniliyor.<br /><br />Başkalarının yazdığı kodu kullanarak bilgi çalanlar cracker olarak adlandırılırken, hackerlar ise ne yaptıklarını bilirler ve daha idealist amaçları vardır...<br /><br />Ve yine bilgisayar dünyasında yaygın olan bir inanış daha vardır...<br />"İyi hackerler istediğini hacklerler ama en iyileri bunu yaparken yakalanmazlar."<br /><br />Dolayısıyla, filmimize konu olan <a style="font-weight: bold;" href="http://www.olympos.org/blog/aesen/kevin-mitnick-efsane-hackerin-oykusu-22650.html">Kevin Mitnick</a>'in büyütüldüğünü düşünenlerin sayısı da hiç az değildir...<br /><br />***<br /><br />Düşük bütçeyle çekildiği her yerinden belli olan<span style="font-weight: bold;"> Take Down</span>, buna rağmen heyecan unsurunu yüksek tutmada başarılı... Bazı sahnelerde oha nidaları atabiliyorsunuz...<br /><br />Senaryonun işleyişinde ve kurguda da göze çarpan bir kusur yok...<br /><br />Kısacası bilgisayar bilgisi msn-facebook-winamp üçlüsünden ileri gitmeyenler için kodların ekranda yığın halinde dolaştığı sahneler pek birşey ifade etmese de, bizler için heyecanlı ve izlenesi bir film <span style="font-weight: bold;">Take Down</span>...<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-9001243940833996568?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-12583461742512236942009-05-18T14:09:00.003+03:002009-05-18T14:10:59.922+03:00Başımız Sağolsun<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/ShFCNwxtK0I/AAAAAAAAADc/XGi4BrGDcvo/s1600-h/turkan_saylan.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/ShFCNwxtK0I/AAAAAAAAADc/XGi4BrGDcvo/s400/turkan_saylan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337119837609864002" border="0" /></a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-1258346174251223694?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-36720832607580842582009-05-17T22:22:00.006+03:002009-06-15T13:38:55.403+03:00Requiem for a Dream<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/ShBprIeItnI/AAAAAAAAADM/wXigxq3ytFs/s1600-h/image.axd.jpeg"><img style="cursor: pointer; width: 222px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/ShBprIeItnI/AAAAAAAAADM/wXigxq3ytFs/s320/image.axd.jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5336881748163212914" border="0" /></a><br /><br />Daha önce methini defalarca duymuştum <span style="font-weight: bold;">Requiem for A Dream</span>'in...<br /><br />Farklı...<br /><br />İbretlik...<br /><br />Muhteşem müziklere sahip...<br /><br />Farklı yerlerde, farklı kişilerden duydum bu sıfatları...<br /><br />"Çok film izleyen biri olarak nasıl da seyretmemiş olursun" gibi hayret dolu sorularla da karşılaştım.<br /><br />Benim bu tarz durumlara karşı bir alışkanlığım vardır.<br /><br />Karşıma daha önce izlemediğim ama çok popüler olmuş bu tarz filmler çıkınca, eğer hemen zaman ayırabileceğim durumda değilsem, uygun bir zamana ertelerim filmi izlemeyi... Elime kaliteli bir cd/dvd, divx geçince ve kafamın uygun olduğu bir zamandaysam hemen izlerim. Bu zamana kadar da filmle ilgili her türlü sohbet ve yazılardan kendimi alıkoyarım ki yorumlama açısından daha önyargısız yaklaşayım...<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Requirem For a Dream</span> da bu tür duruma örneklerden... (<span style="font-weight: bold;">Pulp Fiction</span>, <span style="font-weight: bold;">Citizen Kane</span>, <span style="font-weight: bold;">Schinlerd's List</span> gibi klasikler de sırada...)<br /><br />Film hakkında söyleyebileceklerim, söylenmiş olanlardan çok farklı olmadığı için ayrıntılara girmeyeceğim.<br /><br />Ama izlemeden önce daha farklı bir yapım beklemiş olduğumu açıklayayım... Baştan sona etkileyicilik bekliyordum ama filmi bu kadar ünlü yapan galiba ikinci yarısı...Ayrıca bu kadar karakter tabanlı olması çok fazla olmasa da biraz şaşırttı; zira beğeni toplayan filmlerin çoğu böyle... Sara Goldfarb karakteri ve güzel oyuncu <span style="font-weight: bold;">Jennifer Connely</span>'nin canlandırdığı <span style="font-weight: bold;">Marion Silver</span> karakteri özellikle beni etkiledi... Müzikleri ise filmi izlemeden aylar önce hatmetmiştim...<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-3672083260758084258?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-1672576439908584432009-05-15T20:22:00.004+03:002009-06-15T13:39:17.247+03:00Devrim Arabaları<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.enversalih.com/wp/wp-content/devrim-arabalari.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 300px; height: 432px;" src="http://www.enversalih.com/wp/wp-content/devrim-arabalari.jpg" alt="" border="0" /></a><br />İkinci kez, -tam da filmin adına ve anlamına yakışan 1 Mayıs'ta- vizyona girdiğinde izledim <span style="font-weight: bold;">Devrim Arabaları</span>'nı...<br /><br />Hikayeyle ilgili bir yazıyı daha önce Aydınlık dergisinde okumuştum. Ve çok etkilenmiştim... Filmi izlerken de aynı duyguları yaşadım.<br /><br />Şuna eminim hangi alanda olursan olsun her mühendis gencin hayalidir...<br />Türkiye'nin ilk otomobili yapmak...<br />ilk bilgisayar... ilk işlemci...<br />ilk uçak... ilk helikopter...<br />Hepimizin hayallerini süslemiştir ülkemizin ilklerinde görev almak... dahası da alanımızla ilgili ülkemiz adına bir şeyler yapmış olmak... bununla anılmak... bununla gurur duymak...<br /><br />İşte Devrim Arabaları tam da bu hayallerimizi aktarıyor beyaz perdeden...<br />Üstelik yaşanmış bir hikayeyle.<br /><br />Bir şeyi başarmak için sadece bilgi ve çalışkanlığın değil aynı zamanda umudunu yitirmemenin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz...<br /><br />Ve büyük hayallerimiz varsa bunları gerçekleştirmenin sadece bir hayalden ibaret olmadığını anlıyoruz.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-167257643990858443?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-75663207696224819152009-04-17T23:23:00.004+03:002009-04-17T23:35:48.990+03:00Gülün Ölüm Yüzyılı<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/Sejn0-gbtbI/AAAAAAAAACk/LXZ1ls5rhUE/s1600-h/183987_2.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 222px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/Sejn0-gbtbI/AAAAAAAAACk/LXZ1ls5rhUE/s320/183987_2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5325761456683857330" border="0" /></a><br />Hikmet Çetinkaya'nın hayat ve edebiyat üzerine Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan köşe yazılarının yer aldığı Gülün Ölüm Yüzyılı adlı kitabını bitirmek üzereyim.<br /><br />Boş zamanlarda veya yolculuklarda okunabilecek; ama günlük streslerden uzaklaşmak yerine düşünmemizi ve sorgulamımızı sağlayacak kısa ama dolu dolu bu kitabı okurken, kitap isimlerini ve yazarların altını çizmenizi öneriyorum. Zira zaman zaman acaba hangi kitabı okusam sorusuna güzel cevaplar bulabilirsiniz.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-7566320769622481915?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-50289983973302293422009-04-15T10:44:00.005+03:002009-04-15T11:37:58.516+03:00EngelleriKaldir.com<object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6" width="300" height="250"><param name="movie" value="http://www.engellerikaldir.com/images/banners/300x250.swf" /><param name="scale" value="exactfit" /><param name="AllowScriptAccess" value="always" /><embed src="http://www.engellerikaldir.com/images/banners/300x250.swf" width="300" height="250" scale="exactfit" allowscriptaccess="always" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" /></embed></embed></embed></object>
<br />Bir tez projesinden doğan ve bir bilinç, bir farkındalık duygusuyla büyüyen <a href="http://www.engellerikaldir.com/">Engelleri Kaldır</a> hareketi gün geçtikçe güçleniyor.
<br />
<br />Mart 2009 itibariyle bu oluşum dernekleşti.
<br />Haziran 2009'da da somutlaşan projeleri hayata geçecek.
<br />
<br />Gerekli bilgileri <a href="http://www.engellerikaldir.com/" target="_blank">internet sitesinden</a> veya sürekli güncellenen <a href="http://www.engellerikaldir.com/blog" target="_blank">blog</a>'undan takip edebilirsiniz...
<br />
<br />
<br />
<br />
<br /><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-5028998397330229342?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-17637029344058327382009-04-13T23:45:00.004+03:002009-04-15T11:38:59.254+03:00Mind Mapping - Zihin haritalama<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.12manage.com/images/picture_mind_mapping_process.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 345px; height: 232px;" src="http://www.12manage.com/images/picture_mind_mapping_process.jpg" alt="" border="0" /></a><br />Rahatlıkla söyleyebilirim ki, son CeTürk etkinliğinde en ilgi çeken bölümdü Mind Mapping...<br /><br />Mind Mapping tekniğinin avantajlarıyla beraber bu tekniği kullanmak için ücretlilerinden çok daha iyi FreeMind, xMind gibi açık kaynak kodlu pratik yazılımların var oluşu, sınavların yaklaştığı şu günlerde ilaç gibi geldi bize doğrusu...<br /><br />Daha yeni tanıştığım bu teknikle çok fazla ayrıntıya girmeden çeşitli kaynakları yazayım.<br /><br />Mind Mappingl'le ilgili genel bilgi: <a target="_blank" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Mind_map">http://en.wikipedia.org/wiki/Mind_map</a> (İngilizce)<br />Tekniğin yaratıcısı Tony Buzel'in vidyosu <a target="_blank" href="http://www.blogger.com/www.youtube.com/watch?v=MlabrWv25qQ"><cite>www.youtube.com/watch?v=MlabrWv25qQ</cite></a> (İngilizce)<br /><br />veTürk bloglarında yer alan çeşitli bilgiler...<br /><a href="http://www.yesiltas.net/sezer/2006/03/mind-mapping-zihin-haritalama.html" target="_blank">http://www.yesiltas.net/sezer/2006/03/mind-mapping-zihin-haritalama.html</a><br /><a href="http://gokhandogan.blogspot.com/2006/06/zihin-haritalama-yntemi-hakkinda.html" target="_blank">http://gokhandogan.blogspot.com/2006/06/zihin-haritalama-yntemi-hakkinda.html</a><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-1763702934405832738?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-59753870027012566252009-04-13T23:02:00.004+03:002009-04-17T01:30:38.637+03:00Underworld: Rise of the Lycans<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/SeOjihNPUuI/AAAAAAAAACc/yaEZtwIoxqc/s1600-h/underworld_risingofthelycans.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 261px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/SeOjihNPUuI/AAAAAAAAACc/yaEZtwIoxqc/s320/underworld_risingofthelycans.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5324278997906838242" border="0" /></a><br />Seri filmlerinde moda oldu artık; olayların kökenine inip bir de ordan milyon dolarları kapıyorlar...<br /><br />Rise of the Lycans da bu duruma örneklerden...<br /><br />***<br /><br />İlk iki filmi ilk yönetmenlik deneyimini yaşayan ve genç yaşına rağmen güzel işler yapan <a target="_blank" href="http://www.imdb.com/name/nm0936482/">Len Wiseman</a> yönetirken son filmi I Robot, I am Legend, 10000 B.C gibi fimlerin özel efektlerini hazırlayan <a href="http://www.imdb.com/name/nm0851281/" target="_blank">Patrick Tatopoulos</a> yönetiyor.<br /><br />Seri filmlerde kadro sıkıntısı her zaman sorun olmuştur kanımca. Oyuncu kadrosu konusunda Rise of the Lycans'ın bir sorunu yokken, yönetmenlerin tarz olarak farkları filme bariz bir şekilde yansımış. Ama, zaten proje olarak bile müthiş bir potansiyeli olan film -zira hatırlarsanız kısıtlı bütçesine rağmen ilk film gişede Matrix ile kapışmıştı-, bir şekilde kendini kurtarmayı başarıyor. Bunu vampirlerin ve kurt adamların o karanlık ve depresif ortamının müthiş bir şekilde yansıtılmasına bağlayabiliriz sanırım.<br /><br />Oyunculara gelirsek Selene karakterinde <a target="_blank" href="http://www.imdb.com/name/nm0000295/">Kate Beckinsale</a>'i göremiyoruz doğal olarak. Ama benzer kadere, kötü sona sahip Sonja rolünde <a target="_blank" href="http://www.imdb.com/name/nm0593961/">Rhona Mitra</a> yer alıyor. İkisi arasındaki fiziksel benzerlik de makyaj ekibinin gayretiyle sağlam bir şekilde kurulmuş.<br /><br />Bunların dışında Lucian'ın karakter gelişimine tanık olmak ise filmin bir diğer güzel yanıydı.<br /><br /><br /><object width="350" height="196"><param name="movie" value="http://www.traileraddict.com/emd/7067"><param name="allowscriptaccess" value="always"><param name="wmode" value="transparent"><param name="allowfullscreen" value="true"><embed src="http://www.traileraddict.com/emd/7067" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="450" height="252"></embed></object><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-5975387002701256625?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-48937352395722886482009-04-12T20:32:00.007+03:002009-06-15T13:44:56.327+03:00Empati - Adam Fawer<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/SeIs5mwZStI/AAAAAAAAACU/rEGT8Yoi7yg/s1600-h/83c3cec124a24843f559cdc6a6958ed5.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 307px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/SeIs5mwZStI/AAAAAAAAACU/rEGT8Yoi7yg/s320/83c3cec124a24843f559cdc6a6958ed5.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323867077673044690" border="0" /></a><br /><br /><br /><span style="font-weight: bold;">Olasılıksız </span>adlı ilk kitabıyla beğeni toplayan <span style="font-weight: bold;">Adam Fawer</span>'in ikinci kitabı Empati'yi yeni bitirdim.<br /><br />Empati, ABD'nin de içerisinde bulunduğu onlarca ülke arasından yabancı dile çevirisi ilk olarak Türkçe'de yapılan ender kitaplardan... büyük ihtimalle de ilk...<br /><br />Bariz bir şekilde okuma kıtlığı olan Türkiye'de <span style="font-weight: bold;">Empati</span> ve <span style="font-weight: bold;">Harry Potter</span> gibi popüler kitapların Türkçe'ye erkenden çevrilmesi son zamanlarda dikkatimi çeken ilginç olaylardan. Pazarlama anlayışında bunun illa ki bir açıklaması vardır ama yüzeysel bakıldığında Türkiye'ye özgü ironik özelliklerden biri gibi görünüyor; gelin görün ki, insan yine de bunun kaymağını yemeden duramıyor... ne de olsa iflah olmaz kitap kurtlarından biriyim ben...<br /><br />***<br /><br />Kitabın konusu, insanın duygularını sezebilen ve yönlendirebilen; -her insanda bulanan ama beyin kimyası farklılaşmış ender olanlarında daha güçlü olan- empati özelliğine sahip insanlar üzerine kurulu... daha fazla ayrıntı aşırı derecede bilgi olacağı ve sürpriz duygusunu yok edeceği için konudan daha fazla bahsetmeden direk Adam Fawer'a odaklanıyorum.<br /><br />Söylentilere göre Adam Fawer Olasılıksız kitabıyla ilgili Türkiye'den gelen beğenilerle dolu okuyucu e-postalarına jest olarak ilk olarak Türkçe çevirisini yayınlama kararını yayıncına iletmiş ve bu karar da onaylanmış.<br />Bunun ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum ama bir kıyak olduğu kesin...<br /><br />***<br /><br />Fawer'in müthiş bir bağlayıcılığı var. Belki de üslubunun Türkçe'ye uymasından dolayı, belki de konu bize ilgi çekici geliyor ama bildiğim bir tek şey var; <span style="font-weight: bold;">Dan Brown</span> olsun, <span style="font-weight: bold;">Grange</span> olsun; olay bazlı durağan olmayan hikayelerde şimdiye kadar okuduğum hiçbir yazar Adam Fawer'in yanına yaklaşamaz.<br />Fawer'in potansiyel tek eksik yanı karakterler arası diyaloglarda bilgilendirici metinlerin wikipedia'dan alınmış gibi olması ama o akıcılık içerisinde, bu pek rahatsızlık vermiyor, tam tersine bu bilgileri kullanarak olayları birbirine bağlamaya çalışıyor ve gelecek olayları tahmin etmeye çalışıyorsunuz, gelin görün ki -yine diğer yazarların kitaplarından farklı olarak- 20 sayfa sonrasını bile çıkaramıyorsunuz...<br /><br />Bu da 640 sayfalık bir kitabı çok kısa süre içerisinde bitirmenize neden oluyor...<br /><br />***<br /><br />Burdan da Adam Fawer'e bir mesaj, belki ajansının bilgi yakalayıcıları görür de bir kıyak daha geçerler... "Go on Fawer, nobody can catch you" :)<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-4893735239572288648?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-66731102389988704502009-04-11T22:28:00.005+03:002009-04-15T11:41:22.815+03:00Fear and Loathing In Las Vegas<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/SeD1ysuN-bI/AAAAAAAAACM/gR4fZz6yLyE/s1600-h/falinlasvegas.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 237px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/SeD1ysuN-bI/AAAAAAAAACM/gR4fZz6yLyE/s320/falinlasvegas.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323525010899204530" border="0" /></a><br /><object width="425" height="360"></object>Film <a href="http://www.imdb.com/name/nm0860219/" target="_blank">Hunter S. Thompson</a>'ın aynı adlı romanından uzun isimli filmlerde çalışmayı alışkanlık etmiş <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000416/" target="_blank">Terry Gilliam</a>'ın kalemiyle uyarlama.<br /><br /><object width="425" height="360">Yeryüzünde insan eliyle üretilmiş tüm uyarıcı maddeleri bünyelerine almış iki emekli hippinin anlamsız, tamamıyle farklı ve sürükleyici hikayesi, karakterlerin müthiş ilgi çekiciliğiyle bezenmiş. Üstüne de tuz biber olarak müthiş komik halüsinasyonlar...<br /></object><br />Tüm figüranlardan ana karakterlere kadar kimse normal değil filmde. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000136/" target="_blank">Johnny Depp</a> kel ve pasaklı, <a href="http://www.imdb.com/name/nm0001125/" target="_blank">Benicio Del Toro</a> göbekli haliyle bile karizmasını koruyor. Sırf bu ikilinin enerjisini görmek için bile güzel bir deneyim.<br /><br />Sonuç olarak, bittiğinde ayırdığınız vakti sorgulamanızın pek uzun sürmeyeceği eğlencelik ama tekrar izlemelik bir film Fear and Loathing in Las Vegas.<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Not: </span>Ganzo gazeteciliği denilen bir gazetecilik terimi var filmle ilgili. Uyuşturucu kullanan gazetecileri olay yerlerine gönderiyorlar ve uyuşturunun etkisiyle abartma duyguları artan gazeteciler sıradan bir olayı bile ilginç hale getirebiliyor.<br /><object width="425" height="360"><param name="allowFullScreen" value="true"><param name="movie" value="http://mediaservices.myspace.com/services/media/embed.aspx/m=634428,t=1,mt=video"><embed src="http://mediaservices.myspace.com/services/media/embed.aspx/m=634428,t=1,mt=video" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="360"></embed></object><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-6673110238998870450?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-83375129266575817092009-04-10T21:31:00.006+03:002009-04-15T11:41:47.583+03:00Juno<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://blog.afi.com/main/wp-content/uploads/2007/12/juno-poster2-big.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 226px; height: 352px;" src="http://blog.afi.com/main/wp-content/uploads/2007/12/juno-poster2-big.jpg" alt="" border="0" /></a><br />Maddelerle filmden bahsedersek -ki içimden öyle geldi, kelimeleri düz yazıya çevirmek zor geldi :):<br /><ul><li>16 yaşında daha ilk cinsel deneyiminde hamile kalmış akıllı, farklı ve ufak tefek bir kızın dünyasına giriyorsunuz Juno'yla.</li></ul><ul><li>Filmde genel olarak kürtaj karşıtı bir hava hakim. Bu konuda film direk izleyiciye kendi fikrini benimsetmese de Juno'nın bebeği doğurmayı seçmesiyle ve genel olarak "<span style="font-style: italic;">bebek şans getirir</span>" fikrinin bütün karakterlerde hakim olmasıyla bunu anlıyorsunuz.</li></ul><ul><li>Müzikler kesinlikle genel beğeniye hitap ediyor. </li></ul><ul><li>Yönetmen <a href="http://www.imdb.com/name/nm0718646/" target="_blank">Jason Reitman</a>'ın diğer filmlerini, özellikle güzel eleştiriler alan Thank You For Smoking'i takip etmeyi rahatlıkla düşünebilirsiniz.<br /></li></ul><ul><li>Ellen Page'in samimi ve tatlı havası birçok kişinin bu ismi hatırlamasına neden olacaktır. Bu tarz karakterlerde sık sık bu ismi göreceğiz.</li></ul><object width="425" height="360"><param name="allowFullScreen" value="true"><param name="wmode" value="transparent"><param name="movie" value="http://mediaservices.myspace.com/services/media/embed.aspx/m=22943174,t=1,mt=video,searchID=35df9a84-0c61-4f44-a143-59b837d966ef,primarycolor=,secondarycolor="><embed src="http://mediaservices.myspace.com/services/media/embed.aspx/m=22943174,t=1,mt=video,searchID=35df9a84-0c61-4f44-a143-59b837d966ef,primarycolor=,secondarycolor=" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="360"></embed></object><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-8337512926657581709?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-57238733693693984572009-04-09T22:57:00.007+03:002009-04-17T01:28:12.174+03:00Hunger<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img300.imageshack.us/img300/4267/hunger2008.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 340px; height: 500px;" src="http://img300.imageshack.us/img300/4267/hunger2008.jpg" alt="" border="0" /></a><br />Hunger Londra doğumlu siyahi yönetmen Steve McQueen'in ilk filmi...<br /><br />Sadece bu bile filmin ne kadar değerli olduğunu gösteriyor aslında. Zira dakikalar ilerlerken -ki film genelde ağır tempoda ilerliyor- filmin deneyimli bir yönetmenin elinden çıktığını düşünebilirsiniz ancak Hunger herşeyiyle ilklerini yaşayan birinin eseri.<br /><br />Yapımda sadece yönetmenden değil aynı zamanda genel sanat yönetmeni Brendan Rankin'den de burada bahsetmek gerekiyor. Zira kameraların genel kullanımı olsun, hapishane ortamının ve açlık grevlerinin ekrana yansıtılması olsun Rankin mükemmel bir iş çıkarmış.<br /><br />Hikaye'den ise, tek cümleyle bahsetmek gerekirse; IRA ile İngiltere arasındaki anlaşmazlıkların arttığı 80li yılların başında IRA liderlerinden Bobby Sands'in açlık grevinin gerçek öyküsü anlatılıyor. Yalın bir şekilde hapishanede süregelen hikaye haddini aşmadan sona eriyor. Bu da filmin bir diğer güzel yanı.<br /><div><object width="480" height="293"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x8n6v7_hunger-movie-trailer&related=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x8n6v7_hunger-movie-trailer&related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="320" height="186" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"></embed></object><br /><b><a href="http://www.dailymotion.com/video/x8n6v7_hunger-movie-trailer">Hunger - Movie Trailer</a></b><br /><i>Yükleyen <a href="http://www.dailymotion.com/movietrailer09">movietrailer09</a></i></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-5723873369369398457?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-63659596522806313752009-04-08T23:25:00.009+03:002009-04-15T11:42:42.484+03:00Ip Man<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Y_8rEscDsic/SWwnv-4mAGI/AAAAAAAABD4/MSybNhx53Gw/s400/ip+man.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 355px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Y_8rEscDsic/SWwnv-4mAGI/AAAAAAAABD4/MSybNhx53Gw/s400/ip+man.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><br /><span style="font-weight: bold;">"Savaş sanatları kaba kuvvet uygulaması gibi görünebilir ama Çin savaş sanatları sisteminin</span> <span style="font-weight: bold;">arkasında bir çok ülkü ve felsefe yatar. Savaş sanatlarında kurallar vardır, şefkat, başkalarına yardım etmek. Siz Japonlar'ın anlayamayacağı şey budur. Çünkü siz zor kullanıyorsunuz ve başkalarını sindirmek için kaba kuvvete dönüştürüyorsunuz. Bu yüzden Çin savaş sanatlarını</span> <span style="font-weight: bold;">öğrenmeye uygun değilsiniz."<br /></span><br />Filmin son sahnelerini oluşturan bu sözler belki de Çin dövüş sanatlarını en iyi anlatan sözlerdir.<br /><br />Dövüş sanatları, sevmeyenlerince sadece bir kaba kuvvet gösterisi ve musabakası olarak görülür.<br />Dövüş sanatlarını anlatan filmler de sadece insanların birbirine vurduğu basit ve gereksiz yapımlardır. Neyseki son dönem Uzak Doğu filmleriyle bu anlayış biraz olsun değişti de insanlar artık daha farklı bakış açısına sahip oldular.<br /><br />***<br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_PuilEZs64ro/SW4iMTLRVeI/AAAAAAAAA2I/9wLjyiK7K34/s400/Donnie_IpMan.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 380px; height: 252px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PuilEZs64ro/SW4iMTLRVeI/AAAAAAAAA2I/9wLjyiK7K34/s400/Donnie_IpMan.jpg" alt="" border="0" /></a><br />Çin dövüş sanatlarında insanları etkilemiş birçok öğreti vardır.<br /><br />Bunlardan şimdiye kadar duyduğum ikisi Shaolin ve Wing Chun'dur. Shaolin çok kapsamlı ve öğrenmek isteyenin hayatını adaması gereken bir öğretiyken, Wing Chun, Shaolin'in bu zorluğundan dolayı ortaya çıkmış sade ama etkili bir sistemdir.<br /><br />Filmde Wing Chun felsefesinin yaygınlaşmasını sağlayan, aynı zamanda Bruce Lee'nin hocalığını yapmış Ip Man'in (Yip Man diye okunuyor) hikayesi anlatılmakta.<br /><br />Daha önce Hero'da, Seven Swords'ta ve Flash Point'te gördüğümüz son zamanlarda ismi sıkça duyulan ve görülen o ki önümüzdeki zaman diliminde de kendisini Uzak Doğu filmlerinde sıkça göreceğimiz Donnie Yen, başrolde, Ip Man ustamızı canlandırmakta. Ve bunu da bir hayli güzel yapmakta.<br />Filmi izledikten sonra insan ister istemez o role daha uygun bir aday gösteremiyor doğrusu.<br /><br />***<br /><br />Hikaye ise, yine ve yeniden savaşa ve umuda dayalı...<br /><br />1930lı yıllarda Japonya güçlenen sanayisiyle bölgenin saldırgan gücüyken Çin milli olarak bütünlüğünü sağlayamamış birçok kitleye bölünmüş ve Japonya için görece olarak hazmedilebilir lokmadır.<br />Japonya <a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Kant%C3%B4_Ordusu&action=edit&redlink=1" class="new" title="Kantô Ordusu (sayfa mevcut değil)" target="_blank">Kantô Ordusu</a>yla Çin'e girmeden önce Fuoshan, dövüş sanatları okullarıyla ünlü küçük bir kasabadır. Ip Man ise Wing Chun öğretisini benimsemiş bölgenin en iyi hocasıdır.<br />Ancak savaşın tüm etkisiyle vurduğu bu kasabada dövüş sanatları sadece Japon dövüş sanatları öğrencileriyle bir çuval pirinç için musabakaya girilmek için kullanılan bir araç haline getirilmiştir.<br /><br />Ip Man ise ilk başlarda kendini bu ortamdan soyutlamış ama savaşın içine çekildikçe halka umut vermekle görevli bir kahraman olmak durumunda kalmıştır.<br /><div><object width="480" height="405"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x741qu_hk-movie-ip-man-trailer_shortfilms&related=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x741qu_hk-movie-ip-man-trailer_shortfilms&related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="405" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"></embed></object><br /><b><a href="http://www.dailymotion.com/video/x741qu_hk-movie-ip-man-trailer_shortfilms">HK movie - Ip Man Trailer</a></b><br /><i>Yükleyen <a href="http://www.dailymotion.com/CharlieluvM">CharlieluvM</a></i></div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-6365959652280631375?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-68366233276465706912009-04-08T22:16:00.006+03:002009-04-08T22:47:39.540+03:00Linux yalnızca eğlenmek için mi?<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://static.ideefixe.com/images/202/202005_2.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 270px; height: 390px;" src="http://static.ideefixe.com/images/202/202005_2.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><br />Linus Torvalds'ın 2002 basımı -orjinal ismiyle- "<span style="font-weight: bold;">Just for Fun</span>" kitabı sadece Linux'a ve açık kaynak dünyasına ilgili duyanların değil gönlünü veya zamanını programcılığa vermiş herkesin okuması gereken bir kitap. Öyle ki fizikte, matematikte her daim başarılı olan Linus'un, işletim sistemlerinin temelini ünlü yazar ve öğretmen Tanenbaum'un "<span style="font-weight: bold;">Operating Systems Concepts</span>" kitabını roman gibi okuyarak öğrenmiş olması herkesi şaşırtacaktır.<br /><br />Linux gibi bilişim dünyasının en çok gelişme gösteren sisteminin yaratıcından kimse daha az yetenek beklemez tabii ki de, ama Linus'un Tanenbaum'un kitabında örnek olarak verilmiş işletim sistemi Minix'in eksikliklerini gidermek amacıyla bir işletim sistemi yazmaya koyulması ve sonunda yarattığı işletim sisteminin Tanenbaum'unkiyle rekabet içerisine girmesi; kısacası öğretmen-öğrenci rekabeti bir hayli ilgi çekici.<br /><br />Linus'un Linux'tan sevdiğim başka bir yönü varsa o da hayat felsefesi...<br />Hayatta sadece eğlence amaçlı işler yapması...<br /><br />Linus'a göre hayatı sadece eğlence yaşanabilir kılar.<br />İnsanın sosyal evrimi de bunun kanıtıdır.<br />Örnek olarak yemeği ele alırsak; önceleri yemek hayatta kalmak için bir ihtiyaçken şimdi insanların eğlendiği bir aktivite olmuştur. Aynı şey seks içinde geçerlidir.<br />Seks yaşamın devamı için bir gereklilik iken, yıllar içinde toplumlar geliştikçe eğlence amacını edinmiştir.<br />Seks'ten konu açılmışken, açık kaynağın sloganı haline gelmiş, Linus'un şu sözünü de unutmamak lazım: "<span style="font-weight: bold;">yazılım sekse benzer; bedava olunca daha güzeldir</span>"<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-6836623327646570691?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-52963421489875412252009-04-08T11:55:00.001+03:002009-04-08T11:57:24.884+03:00CETURK Java Teknoloji Günü – Kıbrıs<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.ceturk.com/images/Etkinlik/71-CETURK-Kibris-Java-Gunu/CETURK-Java-Tekonolojileri-Gunu-Kibris.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 362px; height: 238px;" src="http://www.ceturk.com/images/Etkinlik/71-CETURK-Kibris-Java-Gunu/CETURK-Java-Tekonolojileri-Gunu-Kibris.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><p> Bugüne kadar çok farklı konu ve teknoloji ile ilgili yaptığı ücretsiz etkinliklerle sektörünün gelişmesine katkıda bulunan <a href="http://www.ceturk.com/" target="_blank"> CETURK</a> etkinliklerine devam ediyor. </p> <p> İstanbul'da <a href="http://www.ceturk.com/etkinlikkayit.asp?id=64" target="_blank"> IBM</a>, <a href="http://www.ceturk.com/etkinlikkayit.asp?id=63" target="_blank">Microsoft</a>, <a href="http://www.ceturk.com/etkinlikkayit.asp?id=33" target="_blank">Yıldız Teknik Üniversitesi</a>, <a href="http://www.ceturk.com/etkinlikkayit.asp?id=65" target="_blank"> Bahçeşehir Üniversitesi </a>ve özel bir çok kurumda ücretsiz etkinlikler düzenleyen <a href="http://www.ceturk.com/" target="_blank">CETURK</a>, 2009 yılında "<strong>CETURK Anadolu Bilişim Turu</strong>" başlıklı organizasyonda <strong>ülkemizin 7 bölgesinde en az 1 kere bilişim etkinliği</strong> hedeflemektedir. CETURK Anadolu Bilişim Turu <a href="http://www.ceturk.com/etkinlikkayit.asp?id=62" target="_blank"> 3 Ocak 2009'da Ankara'da Çankaya Üniversitesi'nde yapılan Java Teknolojileri Etkinliği</a> ile başladı.<strong> Elazığ'ta</strong> Fırat Üniversitesi Atatürk Kültür Merkazi'nde yapılan "<a href="http://www.ceturk.com/haberoku.asp?id=347" target="_blank">CETURK Yazılım Mimarisi Tasarımı Günü</a>" etkinliği ile devam etti. <strong> <br /> <br /> CETURK Anadolu Bilişim Turu'nun 3. Durağı Kıbrıs... </strong><a href="http://www.emusoftwareclub.com/" target="_blank">Doğu Akdeniz Üniversitesi Yazılım Kulübü</a><strong> işbirliği ile 11 ve 12 Nisan'da <a href="http://www.ceturk.com/etkinlikkayit.asp?id=71" target="_blank"> "CETURK Java Teknoloji Günleri – Kıbrıs"</a></strong> etkinliği gerçekleşiyor. Etkinliğe 1 Almanya'dan, 2 İstanbul'dan ve 2 Ankara olmak üzere toplam 5 konuşmacı katılıyor.</p> <ul><li>Altuğ B. Altuntaş - Yazılım testlerinin önemi ve sürekli bütünlük </li><li>Furkan Horasan - Volantis</li><li>Kenan Sevindik - Spring (Acegi) security framework</li><li>Mehmet Gursul - Zihin Haritası(Mind Map) yöntemi ile çalışmak</li><li>Özcan Acar - Java ile yüksek performanslı web platformlarının oluşturulması</li></ul> <p> Etkinliğe katılım her zamanki gibi <strong>ücretsiz</strong> olacak. Ayrıca her zaman olduğu gibi etkinliğe katılan kişilere çekiliş ile kitap hediye edilecek ve katılım sertifikası verilecek. Etkinliğe katılamayanlar için video kaydı yapılarak <a href="http://www.ceturk.tv/" target="_blank">CETURK.TV</a> 'de yayınlanacak.</p> <p><a href="http://www.ceturk.com/etkinlikkayit.asp?id=71">Ayrintılı bilgi ve kayıt</a></p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-5296342148987541225?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-60306658052319683782009-04-07T15:29:00.004+03:002009-04-10T22:43:41.619+03:00Ne olacak bu SUN'ın hali?<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.computerworlduk.com/cmsdata/news/13786/sun%20microsystems.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 289px; height: 260px;" src="http://www.computerworlduk.com/cmsdata/news/13786/sun%20microsystems.jpg" alt="" border="0" /></a><br />Malum son zamanlarda IBM'in, SUN'ı satın alma çabalarının ardından SUN'ın kötüleşen ekonomik durumu bir hayli göze çarpmaya başladı.<br /><br />Peki ne oldu da "Networks of Networks" sloganıyla ünlenen, vizyon ve geliştirdiği teknolojiler açısından bilişim dünyasının en sağlam firmalarından biri olan SUN Microsystems bu hale geldi?<br />Kötü yönetim denildi, az reklam denildi ancak tam ayrıntılarıyla bunu birinin araştırması lazım. Zira Java teknolojisi olsun, sunucu işlemcileri olsun birçok firma SUN'ın açtığı yolda ilerliyor ve en azından benim açımdan söyleyebilirim ki bu teknolojilerin geleceği muamma...<br /><br />Bir diğer sorun da krizin bilişime gün geçtikçe artan etkisi. Onca işten çıkartmaların olduğu bir ortamda mezun olma fikri bir hayli korkutucu geliyor bana.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-6030665805231968378?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-2039875889890266632009-04-07T15:03:00.005+03:002009-04-13T15:49:32.399+03:00Pardon ObamaABD'nin ilk siyahi başbakanı, herşeyiyle sempati ikonu olan Obama'nın ziyareti an itibariyle bitti.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.hussoloji.com/wp-content/uploads/2008/11/obama_mh.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 321px; height: 349px;" src="http://www.hussoloji.com/wp-content/uploads/2008/11/obama_mh.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><br />Can Dündar'ın <a href="http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1080175&AuthorID=75&Date=07.04.2009&b=Ilimsiz%20Islam%20donemi&a=Can%20Dundar&ver=16">Milliyet</a>'teki köşesinde yazdığı gibi Kurtlar Vadisi Irak'ta her Amerikalı askerin ölmesiyle okşanan egomuz şimdilerde Obama'nın bol süslü laflarıyla şımardı.<br />ABD'nin en azından halk tabanında bozulan imajı bu ziyaretle zaman içinde bir hayli düzelecek gibi.<br />Kuşkusuz bu ziyaret gündemi seçimler kadar meşgul edecek ve önem itibariyle seçimlerle de yarışacak düzeyde ama yine de oturup düşünmek gerekiyor.<br />Obama gerçekten ne kadar değişimci? Veya değişimden kasıt ne? Söylenen güzel sözlerle icraatlar ne kadar uyuşacak?<br />Önümüzdeki yıllar tam olarak bunun cevabını verecek... herşeye rağmen karamsar olamıyor insan.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-203987588989026663?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-85007602754291590102009-03-30T21:09:00.003+03:002009-03-30T21:23:32.346+03:00Sevdalım Hayat<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.artvindernegi.com/sanatcilarresimler/Z%C3%9CLF%C3%9C%20L%C4%B0VANEL%C4%B0.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 223px; height: 326px;" src="http://www.artvindernegi.com/sanatcilarresimler/Z%C3%9CLF%C3%9C%20L%C4%B0VANEL%C4%B0.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><br />430 sayfalık Sevdalım Hayat'ı bitirdiğimde aklıma gelen tek bir şey vardı.<br />Ben de böyle dolu dolu yaşamak istiyorum...<br /><br />Yaşar Kemal gibi yakın çevresi olsun, iyi ya da kötü tanışmış oldukları olsun Livaneli'nin yaşamına girmiş insanların çoğu eserlerinin hayranı olduğum kişiler. Abidin Dino, Uğur Mumcu, Yılmaz Güney bunlardan sadece birkaçı... Edebiyat, müzik, sinema çevreleri; kısacası tüm kültür-sanat dünyasının içinde devleşen isimleri...<br /><br />Livaneli sadece Türkiye'nin son yarım yüzyılındaki kültür-sanat alanındaki popülerleşmiş isimlerinden biri değil ona yön verenlerden...<br /><br />Bir hazine...<br /><br />Sevdalım Hayat da bu hazinenin sadece bir parçası... ve bir bakıma Livaneli'nin meşru müdafası...<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-8500760275429159010?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-81029660478220863972009-02-28T23:05:00.005+03:002009-03-01T02:30:17.636+03:00Uzakdoğu Sineması: Çin'in Savaşları20. yüzyılda Çinliler 3 büyük savaş yaşamıştır: 2. Dünya Savaşı kapsamında Çin-Japon Savaşı, 1950'li yıllara damgasını vuran Milliyetçiler ve Komünistler arasındaki iç savaş, ve Komünistlerin egemen olmasıyla Kuzeylilerin yanında yer alınan Kore Savaşı.<br /><br />Çin halkı ilk ikisinin etkilerini doğrudan yaşarken, Kore Savaşı daha çok bölgedeki menfaatlerden kaynaklanmıştır.<br /><br />Savaşın tarihi ayrıntılarına fazla girmeden mevzu bahis izlediğim iki filme gelelim:<br />"<a href="http://www.imdb.com/title/tt0881200/">Assembly</a>" (Ji jie hao), ve Uzakdoğu kategoresine koymakta tereddüt etsem de incelemekte karar kıldığım "<a href="http://www.imdb.com/title/tt0889588/">The Children of Huang-Shi</a>"...<br /><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.avistaz.com/wp-content/2008/01/assembly.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 202px; height: 313px;" src="http://www.avistaz.com/wp-content/2008/01/assembly.jpg" alt="" border="0" /></a><br />Her yönüyle Uzakdoğu nitelikleri taşıyan Assembly'nin ilk yarım saatini izlediğinizde Hollywoodvari bir savaş filmi izleyeceğinizi varsayabilirsiniz ama metnin en başında saydığım 3 büyük savaşı yaşamış yüzbaşı Gu Zudi'nin hayatını izlediğinizde aslında bir milletin kısa tarihine tanık olmuş oluyorsunuz.<br />Uzakdoğu sinemasına aşina olmayanlar için filmdeki oyunculuk ve abartılı duygusal sahneler biraz itici gelebilir ama öykü özetleyiciliğiyle beğeni kazanacaktır.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.trailer2008.com/wp-content/uploads/2008/05/thechildrenofhuangshi2008.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 182px; height: 268px;" src="http://www.trailer2008.com/wp-content/uploads/2008/05/thechildrenofhuangshi2008.jpg" alt="" border="0" /></a><br />Gerçek bir hikayeden alıntı The Children of Huang-Shi'de ise İngiliz bir gazetecinin Huang-Shi bölgesinde mecburen bir yetimhanenin öğretmeni olmasını, daha sonra yetimleri benimsemesini ve modernlikten nasibini almamış yetimhaneyi Robinson Crusoe misali kalkındırmasını izliyoruz.<br /><br />Film, oyunculuk bakımdan çocuklar dahil övgüyü hak ediyor. Yan rollerde iki güzel insan <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000706/">Michelle Yeoh</a> ve <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000334/">Yun-Fat Chow</a> i görmek de bir hayli güzeldi.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-8102966047822086397?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-52872165590391007372009-02-25T14:56:00.007+03:002009-04-09T00:19:19.031+03:00RuandaRuanda, orta Afrika'da Hutu ve Tutsi gruplarının yaşadığı küçük bir ülkedir.<br /><br />Hutu ve Tutsi'ler aynı dili konuşmakta, aynı dine ve çok benzer kültüre sahip iki etnik gruptur. 1900 yıllarının başlarında Belçika, Ruanda'yı işgal etmeden önce bu iki grubun 600 yıllık tarihi vardır.<br />Belçika yönetime el koyduktan sonra, Ruanda'lıların kimliğine Hutu ve Tutsi ayrımı koyar ve ülke yönetiminde Tutsilere ağırlık verir. Yıllarca Belçika yönetiminde Tutsiler daha eğitilmiş ve daha egemenken, Hutu'lar ülkenin alt kesimini oluşturmuştur.<br /><br />Belçika ülkeyi terk ettiğinde ise yönetimi Hutulara verir ve Hutular onlarca yıllık nefreti ortaya çıkarırlar.<br /><br />Başarısız birkaç anayasa ve birleşme hareketinden sonra, 1994 yılının Nisan ayında ırkçı-radikal örgüt Hutu Gücü, sistematik bir biçimde kıyıma başlar. 100 günde yaklaşık 800000 Tutsi Asya yapımı kalın bıçaklar ve bombalarla, Avrupa yapımı ateşli silahlarla katledilir. Tutsilere yardım eden orta gelirli Hutuların da öldürülmesiyle ülkedeki genel kayıp 1 milyonu bulur.<br /><br />Bu 100 gün süresince bölgeden sorumlu Birleşmiş Milletler cemiyeti olayları yönetemez ve kıyıma seyirci kalır.<br /><br />***<br /><br />"Hotel Rwanda" ve "Sometimes in April", soykırımı anlatan en önemli iki film.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://notquiteamerican.files.wordpress.com/2008/05/hotel_rwanda_verdvd.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 165px; height: 234px;" src="http://notquiteamerican.files.wordpress.com/2008/05/hotel_rwanda_verdvd.jpg" alt="" border="0" /></a><br />Hotel Rwanda tamamiyle gerçek bir hikayeden alıntı... Rwanda'da direnişin simgesi haline gelmiş "Sabena Hôtel des Mille Collines" adlı otelde yönetici olarak çalışan ve aynı zamanda bir Tutsiyle evli Hutu olan Paul Rusesabagina'in kendi imkanlarıyla sayısı 1200ü geçen Tutsi'yi korumasının hikayesi.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://actioninsudan.rso.wisc.edu/images/rwandaapril.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 153px; height: 207px;" src="http://actioninsudan.rso.wisc.edu/images/rwandaapril.jpg" alt="" border="0" /></a><br />Sometimes in April ise farklı düşüncelere sahip iki kardeş arasında savaş sırasında ve sonrasında geçen hikayeyi konu alıyor.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-5287216559039100737?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-82227985144126454302009-02-10T12:21:00.005+03:002009-02-10T12:49:31.179+03:00Ubuntu 8.04 "Hardy Heron"<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/SZFNBcTMMNI/AAAAAAAAABg/FFVrLUIe0BQ/s1600-h/ubuntu_8-04_hardy_heron_screenshot.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_a7s0GnuLk7w/SZFNBcTMMNI/AAAAAAAAABg/FFVrLUIe0BQ/s320/ubuntu_8-04_hardy_heron_screenshot.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5301102923563675858" border="0" /></a><br />Uzun zamandır kalıcı bir şekilde Linux sürümlerinden bir tanesini kullanmayı düşünüyordum. Daha önce farklı Linux dağıtımlarının CD'den çalıştırılabilir sürümlerini denemiş, bilgisayar konusunda çok acemi ve heyecanlı olduğum ilk zamanlarımda da makineme Mandrive, Red Hat, Open Suse dağıtımlarını kurmuş ama hiçbir şekilde beni kendine bağlayan bir dağıtımla karşılaşmamıştım. İlla ki donanımlardan birinde sorun çıkıyor, sürekli kullandığım yazılımlarının Linux benzerleri tatmin etmiyordu.<br />Ancak methini duyduğum ve denemek için sabırsazlığım Ubuntu'nun 8.04 sürümünü, internetsiz kaldığım ve birşeyler kurcalamak istediğim bir anda yükleme kararı verdim.<br /><br />En başta kurulumun zahmetsizliği beni o kadar şaşırttı ki sistemin yüklenmiş hali karşıma çıktığımda inanamadım. Yarım saatte işim bitmiş ve Linux'un tüm dünyası deneyime hazırdı.<br />Ve kullandıkça şunu fark ettim. Ubuntu sadece biz programcılıkla alakalı olanlara sonsuz fırsatlar yaratmakla kalmıyor aynı zamanda son kullanıcılar, yani bilgisayarı internetten herhangi bir bilgi almak isteyen, aynı zamanda müziğini dinleyen, msnsine giren kullanıcılar için de farklı bir deneyim yaşatıyor. Ki şu anda sistemi çözmekle meşgulken ben de Ubuntu'yu bir son kullanıcı olarak kullanıyor ve en iyi geliştirme ortamını kurmak için forumlardan bilgi topluyorum.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-8222798514412645430?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-1003862376031221225.post-25149167992841851422008-12-26T15:05:00.007+03:002008-12-26T18:08:09.568+03:00Yeni yıla girerkenHemen söyleyeyim arkadaşlarla eğlenmek, sevgiliyle beraber olmak dışında -ki hemen söylemişken hemen şunu da belirteyim bunların anlamı hiç bir şeyle kıyaslamaz- diğer günlerden pek bir farkı yok yılbaşının benim için... hı bir de daha fazla kültürel aktivite içerisinde bulunmak, vücuda şekil vermek, bölümümde kendimi ilerletmek gibi her gece verdiğim kararlar var, bunlar yeni yıla girerken daha bir fazla oluyor ancak bu sene durum biraz daha farklı... zira, teslim edilecek projeler, yapılacak sunumlar ve bunların hemen ardından gelecek final sınavları... okul bitince ayarlanacak yurt dışı sıtajı, yazın gidilecek work and travel için belge ve bilgi toplanması vs. beyinde yeni kararlara pek yer kalmadı.<br /><br />Bunun yanında hazır bu yoğunluğun içinde vakit yaratmışken, blogumla ilgili birkaç hedefimi yazayım ki bir elin parmağını geçmeyen sabit okuyuculara biraz bilgi vereyim...<br /><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img250.imageshack.us/img250/645/29546606vy1.jpg"><img style="cursor: pointer; width: 419px; height: 154px;" src="http://img250.imageshack.us/img250/645/29546606vy1.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><br /><span style="font-weight: bold;">Google Analytics</span> sağolsun blogumla ilgili ziyaretçi ve kullanım sıklığına dayalı güzel istatistikler edinebiliyorum. Google'ın bu hizmeti, hangi sayfalar daha çok ziyaret edilmiş, hangileri ne kadar ziyaret edilmiş gibi blogun talep edilirliğiyle ilgili çok önemli bilgileri kullanıcıya sunabiliyor; hedefler de buna bilgilere dayanarak daha iyi verilebiliyor.<br /><br />Kendi blogumla ilgili örnek vermek gerekirse bilgi verici nitelikteki yazılarım çok daha talep ediliyor. Özellikle<span style="font-weight: bold;"> Kore Sineması</span> ile ilgili iki yazım da çok okunuyor. Sinemadan sonra yine bilgi verici nitelikteki <span style="font-weight: bold;">kitap eleştirilerim</span> ve <span style="font-weight: bold;">fikirlerim</span> de sık okunuyor diyebilirim. Bu sayfalara google'ın arama motorundan erişildiğini görmek ve üst sıralarda olduğumu bilmek de ayrı bir sevindirici.<br /><br />Projeler ve diğer sorumluluklardan kurtulunca Uzakdoğu sinemasına efsanevi bir dönüşle sanırım daha bir okunacağım.<br /><br />Günlük niteliğinde, kişisel duygu ve düşüncelerime yer verdiğim yazılarım da pek sallanmıyor açıkcası... ama bu benim herhangi bir kararımı değiştirmeyecek... durmak yok okumaya, izlemeye ve yazmaya devam...<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1003862376031221225-2514916799284185142?l=seyfiaslan.blogspot.com'/></div>Seyfi Aslangeçinenhttp://www.blogger.com/profile/02002028185117223795noreply@blogger.com0